Muhteşem Yüzyıl Star Tv


DerindirSiyahlar
1-07-11, 17:07
Amann..Hangi kanala geçerse geçsin..para bizim cebimize mi iniyor..İzlerizzz..:KK9:

nilim
1-07-11, 20:07
TNT, Muhteşem Yüzyıl'ı çatısı altına almak için, Tims Production'a 39 bölüme 54 Milyon Dolar teklifte bulunarak, Türk televizyonlarında bir dizi için ödenecek en yüksek miktarı vereceğini taahhüt etmiş oldu; ancak Tims Production bu rekor teklife "Hayır" diyerek, Muhteşem Yüzyıl'ı yine Show Tv ekranlarında devam ettirme kararı aldı.

Eğer Tims Production, TNT'nin teklifini kabul etseydi, Muhteşem Yüzyıl'ın bir bölümünden 2 Milyon TL. kazanacaktı.

tweetysale
1-07-11, 20:07
nilim
TNT, Muhteşem Yüzyıl'ı çatısı altına almak için, Tims Production'a 39 bölüme 54 Milyon Dolar teklifte bulunarak, Türk televizyonlarında bir dizi için ödenecek en yüksek miktarı vereceğini taahhüt etmiş oldu; ancak Tims Production bu rekor teklife "Hayır" diyerek, Muhteşem Yüzyıl'ı yine Show Tv ekranlarında devam ettirme kararı aldı.

Eğer Tims Production, TNT'nin teklifini kabul etseydi, Muhteşem Yüzyıl'ın bir bölümünden 2 Milyon TL. kazanacaktı.
simdi okudum haberi muhtesem transfer yaziyordu muhtesem yuzyil artik tnt de:KK34:

tweetysale
1-07-11, 20:07
aynisini yazmislar zaten:))

Meg
1-07-11, 21:07
MeLeZGuZeL
Çok şaşırdımmm Kanal D nasıl bırakmış kiii:KK53::KK53::KK53::KK53::44:
TNT izlemem hiç normalde, çarşamba günleri katlanıcaz artık:KK53:
aynennn :13::92:

nilim
1-07-11, 21:07
tweetysale
simdi okudum haberi muhtesem transfer yaziyordu muhtesem yuzyil artik tnt de:KK34:
bu en son haber canim dizi showda kaldi..teklifi kabul etmemis timur savci

nicksiz
1-07-11, 23:07
yeni sezon başlayana kadar dizi ile kanalın halvetini konuşacağız sanırım:KK1:

besteee
5-07-11, 15:07
internette bir haber sitesinde okudum dizi tekrardan show tvde yayınlanacakmış hangi kanalda yayınlanırsa yayınlansın ben her şekilde izlerim :KK1::KK1: ama benim ilgimi çeken hürremin kanuniyi yeni sezonda aldatacağı oldu.. hürremin leodan bir bebeği olacakmış ve bu tarihte de varmış.. Meral Okay böyle diyor haydi hayırlısı diyelim bizde.. heyecanlı bir sezon olacağı şimdiden belli oldu :KK34:

olympias
7-07-11, 03:07
Yazar Aslı Sancar'ın yeni kitabı Harem yayımlandı. Sarayda ve toplumdaki haremi bir arada anlatan yazar bu kez ezber bozuyor. Okuyucuya farklı bir harem portresi sunan ve o haremde yaşamak istediğini belirten Sancar, bunun sebebini ise "Haremde yaşayan her üç kadından biri vakıf kuruyordu. Elbette öyle güzel insanların içerisinde yaşamak isterdim. Ben hala bir vakıf bile kuramadım" sözleriyle açıklıyor

Osmanlı'da Kadın kitabıyla Benjamin Franklin ödülünü alan Aslı Sancar Timaş Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı Harem'le karşımızda. Bugüne dek anlatılanların ötesinde bir harem kitabı yazan Sancar, oryantalistlere bu kitabıyla iyi bir cevap vermiş oluyor. Sancar'la Kilyos'taki evinde buluşup içimizdeki ve dışımızdaki haremi konuştuk.

İyi okumalar!

Daha önce Osmanlı ve Kadın isminde bir kitap yazdınız ve ödül aldı. Neden bu kadar ilgileniyorsunuz Osmanlı kadınıyla?

İstanbul'a geldiğimden bu yana yazı işleriyle ilgileniyorum. Bir dönem Kadın ve Aile dergisinde yazılar yazdım. Bilhassa kadınla ilgili meseleler ilgimi çekiyordu. O dönemde Müslüman değildim. Sonradan Müslüman oldum. Yani her şeyi sıfırdan öğrenmeye başladım.

Bu yüzden buradaki kadınların yaşantıları da dikkatimi çekmeye başladı. Bilmediğim bir tarzdı. Müslüman kadınların geçmişi, kimliği, hakları gibi konuları her zaman ilgimi çekiyordu.

Harem herkesçe merak edilen ve oryantalistlerin elinden kurtulamayan bir yer. Siz bu gizemli mekana farklı bir yerden bakmaya mı çalıştınız?

1990'ların başında çok güzel bir kitap geçti elime. Kapak tasarımı, grafiği müthiş bir harem kitabıydı bu. Oryantalistlerin yazdığı bir kitaptı ama. Bu nedenle tam içime sinmemişti. Ben uzun senelerdir burada yaşıyorum. Bu zaman zarfında Osmanlı hanımefendilerine yakın birkaç kişiyle tanıştım. Onların şahsiyetleriyle o kitapta anlatılan kadınların hiçbir alakası yoktu. Fakat elimde kanıt yoktu. Kesinlikle reddediyorum diyemedim ve araştırmaya karar verdim. Bu araştırmalar sonucunda Harem ortaya çıktı

Araştırmalar esnasında beni çok şaşırtan şeyler oldu. Beklediğimden çok fazla belge buldum. Güzel kanıtlar bulunca ilgim daha da artmaya başladı. Ben en fazla şaşırtan konu Osmanlı'daki kadın hakları oldu. Çünkü bu zamana kadar hiç kimse bundan bahsetmedi. Sanki kadınların hukukta hiç sözü geçmiyordu. Fakat sonra gördüm ki hakikaten o zamana göre dünyada en fazla hakka sahip kadınlar Osmanlı'daydı. Başka ülkelerde bu kadar fazla hak verilmemişti.

Batıyı görmüş biri olarak kıyaslama imkanınız daha fazla

Hukuki haklar batılı kadınlara çok geç gelmiş. İngiltere 1882'de bir kanun geçti. O zaman ilk defa, evli bir kadın mal sahibi olabilme hakkını kazanmıştı. Daha önce ne dava açabiliyordu, ne de başkaları ona dava açıyordu. Her şey eşi üzerinden yapılıyordu. Hukuki şahsiyeti yoktu kadının. Boşanma hakkı bile yoktu. Ne evlilik, ne de ticari kontrat yapamazdı. Ama Osmanlı kadınında durum böyle değil.

Kitapta bilinenin dışında farklı ifadeler de var. Mesela evlilik kontratı. Bu pek bilinmiyordu Evet, unutulmuştu. Şimdi batı bunu yeni keşfediyor. Oysa seneler evvel Osmanlı kadını bu kontratı yapıyordu.

Hareme girmek sizin için zor oldu mu? Nasıl bir yolculuktu bu?

1990'larda başladı bu yolculuk. İlk başlarda yakınlarımdan bilgiler buldum. Bir de Avrupalı seyyahların yazdığı, Türkçeye çevrilen eserlerden başladım. Sonra nasip oldu kızım o sıralarda Kanada'da master yapıyordu. Onun yanında kalırken kütüphanelerde araştırma yaptım. Seyyahların orijinal kitaplarını okudum. Osmanlı kadınının hukuki hakları konusunda yeni bir pencere açıldı. Bir de romanı yazmadan önce Dolmabahçe Sarayı'na gittim. Odaları görmek istedim.

HAREM ÇOK ABARTILMIŞ

Haremi yazmak için birçok sebebiniz olabilir. Bugüne dek anlatılan yanlışları düzeltmek, bilinmeyenleri anlatmak...

İlk yazdığım kitap bir araştırma ürünüydü. Bunu daha fazla insana ulaştırma niyetindeydim. Hikaye şeklinde daha fazla dikkat çeker diye düşündüm. Aynı gerçeklere farklı bir elbise giyindirerek sunmak istedim. Ana amacım buydu. Yerleri, sarayı tarif ederken roman daha fazla fırsat sunuyor size.

Harem kapalı bir kutu. Ama o dönemde seyyahların anlattığı bir yığın harem öyküsü var. Bilgiler dışarıya nasıl aktarılmış?

İlk asırlarda dışarıya bilgi sızmamış. Tabii ki o insanların hiçbiri saraydaki hareme girememiştir. Daha ziyade duyduklarını yazmışlar. Hiçbiri gerçeğe dayanmıyor. İlk yazılan kitaplar fantezi ve dedikoduya dayanıyor. Ondan sonra yol ikiye ayrılıyor. Bir yandan bu eski eserlere dayanarak ilerleyen grup, diğer tarafta Avrupa'dan gelen hanımlar. Bunlar toplumdaki hareme girmişler ve görmüşler ki efsaneler Osmanlı kadınını yansıtmıyor.

Oryantalistlerin bu farklı anlatımlarının altında kasıt aranabilir mi?

Tabii aranabilir. Çok abartmışlar bir kere. Bugün araştırmak isteyen insanlar kayıtları, dokümanları bulabiliyor ve gerçeği görüyorlar. Bu bir dini kasıt olabilir. Her toplum bunu yapar. Haremde uzun asırlardır devam eden oryantalistlerin tezi var. Doğulu kadını egzotik, miskin, bastırılmış kadınlar gibi anlatmışlar. Dünya da haremi böyle biliyor. Bu konuda çok efor sarf edildi. Asırlardır birbirini destekleyen kitaplar yazılmış. Hala daha yazılıyor. Son 10 sene içerisinde aynı temayla işlenmiş romanlar var.

Siz bu imajı yıkmaya mı çalıştınız?

Sorgulamaya diyelim. Yıkmak gibi bir iddiam yok. Asırlardır devam eden ve yanlış anlatılan bu bilgileri biri sorgulamalıydı. Benim de bunu devam ettirme niyetim var.

Bu kitap tarihi bir perspektif gözetilerek mi yazıldı yoksa kadınlara bakışı mı ortaya koymak istediniz?

Daha ziyade kadınları anlatmak istedim. Beni ilgilendiren de kadınlar. Tarih onun fonu diyebiliriz. Çünkü ben tarihçi değilim. Böyle bir iddiam da yok. Fakat tarihi enteresan bir fon olarak gördüm. Kadınlar bu tarih içerisinde, buna bağlı olarak yaşamış. Kadının toplumda, haremde statüsü ne? Münasebetleri nasıl? Bunları incelemeliyim dedim. Dertleri, hakları neydi bilmek istedim.

Ne kadar kurgu ne kadarı gerçek Harem'in?

Yarı yarıya diyelim. Tarifler, adetler, günlük hayat, münasebetler, bunlar gerçek. Fakat padişah, kızları, valide sultan gerçek değil.

Siz o haremde yaşamak ister miydiniz?

Bunu düşünüyorum hep. Osmanlı toplumunda hayat çok farklı yaşanıyor. Mesela vakıf çalışmaları çok güzel yürümüş. Dünyada eşine az rastlanır çalışmalar bunlar. Başkalarına yardım etmek, medresedeki talebelerin okuması için çalışmak... Mesela Kösem Sultan Ramazan'da hapishaneye gidip, mahkumların borçlarını ödeyip onların özgürlüğüne kavuşmasını sağlarmış. Böyle güzel vasıflı insanların arasında yaşamak fena olmazdı herhalde.

Osmanlı kadınıyla şimdiki Türk kadını arasında ne gibi farklar var?

20. asrın başında Alman bir aile hukukçusu "Dünyanın en sağlam aile ocağı Osmanlı'da" dedi. Bu çok kolay elde edilen bir şey değil. Şimdi biraz bunun uzağındayız. Tarihsel doku ve zaman değişti. İkisini kıyaslamak mümkün değil. Fakat bakıyorum ki o dönemde üç kadından biri vakıf kuruyordu, şimdi böyle bir şey yok. Osmanlı'da kadınların çoğu ev sahibiydi. Bugünse statü ve güç olarak çok farklı. Bunu düşününce Osmanlı kadınına hayranlığım artıyor. Çünkü ben de hala bir vakıf kuramadım.

İSTANBUL'UN HER SEMTİ AYRI BİR İKLİM

Amerikalı bir Müslümansınız. Zor oldu mu örtünmek, yeni bir dini kabul etmek?

Zor olmadı. Çok yavaş işledi süreç. Ani bir baskı, mecburiyet olmadı. Geldiğimde örtülü değildim, hayatımda birçok şey yavaş yavaş değişti. Baskı yapılmaması çok önemli. Bu yüzden yaşadığım değişimlerin hiçbiri ne bana ne de nefsime ağır geldi.

Aileniz Müslüman olduğunuzu öğrenince nasıl bir tepki verdi?

Ailem çok saygılıydı. Annem rahmetli oldu şimdi. Adımı değiştirdim, yenisini hemen kabul ettiler. Herkes benim kadar şanslı değil. Ailem Müslüman olmadı ama bana da hiçbir tenkitte bulunmadı. Annem namaz kıldığımız zaman çok saygılı olurdu, radyo açıksa hemen kapatırdı.

Siz seneler önce Türkiye'ye gelmiş bir Amerikalısınız. İstanbul size göre nasıl bir şehir?

Çok büyülü bir yer. Güzel ve özel. Tabii birçok problemi var. Trafik, kalabalık, kirlilik... Büyükşehirlerde yaşanan birçok problem burada da mevcut. Fakat çok özel bir konumu var. Bu da kötülükleri kapatıyor. Türkiye batı ve doğu arasında bir köprü, İstanbul ise bunun tam ortasında. Jeofizik konumundan dolayı da ilgi çekici. Ben İstanbul'u çok seviyorum. Hem geleneksel hem modern bir şehir. Semtlerin her biri birbirinden farklı. Her semtte farklı bir iklim yaşanıyor. Köklü bir şehir, derin ve zengin bir kültürü var. Burası her şeyiyle Osmanlı'yı hissedebileceğiniz bir yer.

İstanbul'da nereleri seversiniz?

En çok Boğaz'ı severim. Çay bahçesinde oturmak, kahvaltı yapmak bambaşka. Biz uzun yıllar oralarda oturduk. Şimdi evim Kilyos'ta. Burada da Karadeniz var ama Boğaz'ın yerini tutamaz.

olympias
7-07-11, 03:07
Muhteşem Yüzyıl dizisiyle yeniden alevlenen 'Osmanlı'da Harem' tartışmalarına, bu başlıkla bir kitabı bulunan Prof. Dr. Ahmet Akgündüz de katkı yaptı. Akgündüz, "Harem konusunda asıl üzüldüğümüz nokta, ülkemizde yetişen Cumhuriyet dönemi yazarlarının da, belgelere dayalı ilmî araştırma yapmak yerine, yabancı yazarları aratmayacak şekilde ve onların yazdıklarını yahut çizdiklerini aynen taklit ederek yazılar kaleme almalarıdır. Bunların hemen hemen tamamı, doğru olmayan bilgilerdir." dedi. Hürem Sultan'ın bugünkü ilahiyatçılara taş çıkaracak bilgiye sahip olduğunu kaydeden Akgündüz, "cariyelerle halvet" konusuna da açıklık getirdi.

Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Cihan Haber Ajansı'na verdiği mülakatta 'Muhteşem yüzyıl' dizisiyle yeniden gündeme gelen tartışmaları değerlendirdi. Osmanlı'da saray hayatının Batıdakilerle karıştırıldığını ifade eden Akgündüz, şu ifadeleri kullandı: "Maalesef Türkiye'de televizyon dizileri, sanatçılar, romancılar ya da basın mensupları Osmanlı'yı değerlendirirken Batıdaki tarzlara bakarak değerlendirme yapıyorlar. Harem ile ilgili Batı'da ya da Türkiye'de yapılan müstehcen yayınların hiçbiri doğru ya da orijinal değil. Bunlar Batılı ressamların vs. hayal ürünleridir."

Osmanlı sarayında hareme padişahın ailesi ve hizmetçiler dışında kimsenin girmediğini vurgulayan Akgündüz, "Tanzimat dönemine yani 1839 yılına kadar hiçbir Batılı ve gayrimüslim buraya girmemiştir... Tamamen kendi krallarının veya kendi toplumlarındaki gayrimeşru işleri nakleden insanlara nasıl inanabilirsiniz. Bunlara göre Haremi nasıl değerlendirebilirsiniz?" diye sordu.

Ömrü at sırtında geçti

Osmanlı Devleti'nde 46 sene padişahlık yapan Kanuni Sultan Süleyman'ın 20'ye yakın büyük sefere çıktığını hatırlatan Ahmet Akgündüz, şunları söyledi: "Ömrünün üçte biri zaten İstanbul dışında, seferlerde geçti. Geriye kalan kısımda ise büyük tarihçiler ve şeyhülislamlar ile sohbetler ettiğini, onlar ile müzakerelerde bulunduğunu, tarih kitapları bize anlatıyor. Padişah da bir insandır. Akşam da hanımı ile beraber olması gayet normaldir. Kaldı ki nikâhlı hanımları arasında adalete riayet etmesi de dini bir görevdir. Ancak Osmanlı padişahlarının eşlerine çok az zaman ayırdığını çok rahatlıkla söyleyebilirim." Kanuni'nin edebiyatçı yönüne dikkat çeken Akgündüz, "Ömrünün yarısı cephede geçen bu padişah Muhibbi adıyla önemli bir divan kaleme alacak kadar alim." dedi. Kanuni'nin vefat ettikten sonra kabrine Ebu's-Suud Efendi'den aldığı fetvaların konulması talimatını verdiğini hatırlatan Akgündüz, "Şayet Cenab-ı Allah hesap sorar ise 'Ben fetvasını aldım Yarabbi' diyeceğini söylüyor. Böyle bir insanın gayri İslami bir hayat yaşaması mümkün mü?" ifadelerini kullandı.

En fazla 4 cariyeyle nikah kıyılabilir

Prof. Ahmet Akgündüz, padişahların 'çok eşliliği' ve cariyelerle halveti konusuna ise şöyle açıklık getirdi: "Bir padişah, veya siz, isteseniz İslam'a göre, İslam hukukuna göre bir cariye ile de nikah kıyabilirsiniz. Nikah kıydığınız an, o cariye sizin hanımız olur. Nikah kıydığınız cariyelerin sayısı dördü geçemez. Bu önemli bir hukuki statü. Şayet bir çocuğu olur ise o cariyeyi hür hale getirmek mecburiyetindesiniz."

Akgündüz, harem mektebine alınan cariyelerin zekâlarına, ahlaklarına ve güzelliklerine göre, evvela haremin hizmetçi statüsündeki grubu olan cariye, kalfa ve ustalar makamlarına ve sonra da Padişahlar tarafından seçilmeleri halinde Padişah ile karı koca hayatı yaşayan gözde, ikbal, kadın efendi ve neticede valide sultan payelerine kadar yükselme imkânlarına kavuşabildiğini anlattı. Akgündüz, sarayda sayıları bazı dönemler 500'e kadar ulaşan cariyelerin çok büyük bir kısmının hizmetçi grubundan olduğunu dile getirdi.

Prof. Akgündüz, Hürrem Sultan konusunda bazı yanlış anlaşılmaları giderecek şu değerlendirmeyi yaptı: "Aslı ne olur ise olsun. Osmanlı Devleti'nin haremine alınan ve İslami bir manevi terbiyeden geçen çok kıymetli bir hanımefendi. Ben bu hanımefendinin birkaç tane "aşk mektubu" diye tabir edilen mektuplarını da yayımladım. Bir mektubunda şunu diyor: "Efendi, Hoca Sadettin Efendi'nin eserini okuyorum. Bu gece birinci cildi bitirmek istiyorum. Bu gün teravih namazına gelemeyeceğim." Ben şunu açıkça ifade edeyim ki bu eserin bir iki sayfasını bir iki saat içinde çözebilecek çok az ilahiyat profesörü var. Bunu üzülerek ifade ediyorum. Yani Hürrem Sultan da böylesine bir kültürlü hanımefendidir".

Bu tür diziler kafa karıştırma operasyonu

Son dönemde Türk gençliğinin, tarihini doğru olarak öğrenmeye yöneldiğini vurgulayan Prof. Akgündüz, dizideki sanatçıları suçlamadığını; fakat bu tür projelere yatırım yapan insanlarda iyi niyet aramadığını söyledi. Ahmet Akgündüz, "Bu gibi diziler, son zamanlarda Türk gençliğinin Osmanlı'yı doğru öğrenmesine karşı başlatılan bir kafa karıştırma projesidir." Birden fazla hanımla aynı anda münasebetin İslam'a aykırı olduğunu ve padişahın da bu tür alemler düzenlemesinin mümkün olmadığını vurgulayan Akgündüz, "Bu İslam'a da hakarettir. Osmanlı'ya da hakarettir. Zihinleri de bozmak için müthiş bir kasıt vardır. Bu kastı filmi çevirenlerde aramıyorum. Çünkü onların bir kısmının hayatı böyle. Bu diziyi yönetenlerde ve yayınlayanlarda çok ciddi manada bir kasıt hissediyorum." ifadelerini kullandı.

olympias
7-07-11, 03:07
Osmanlı Padişahları, Harem dâirelerinde istihdam ettikleri veya karı-koca hayatı yaşadıkları cariyelere şer’-i şerifin hükümlerini aynen tatbik etmişlerdir. Osmanlı Hareminde Orhan Bey zamanından beri cariyelerin bulunduğu ve istihdam edildiği ifade edilmektedir.

Ancak harem’deki cariyelerin sayıca artması, Fâtih döneminden itibaren başlar. Zira Fâtih devrinde devlet idaresi devşirmelerin eline geçtiği gibi, harem’de de böyle olmuştur. Nasıl devşirilen erkekler, Enderun Mektebinde terbiye edilerek Osmanlı Devleti’nin askerî ve idâri üst makamlarına yükselme imkânlarını elde etmişlerse, Harem Mektebine alınan cariyeler de zekâlarına, ahlaklarına ve güzelliklerine göre, evvela haremin hizmetçi statüsündeki grubu olan câriye, kalfa ve ustalar makamlarına ve sonra da Padişahlar tarafından seçilmeleri halinde Padişah ile karı koca hayatı yaşayan gözde, ikbal ve Kadın Efendi ve neticede valide sultân payelerine kadar yükselme imkânlarına kavuşabilmektedirler.

O halde harem mektebinde yetişen cariyeleri iki gruba ayırmak icabedecektir:

Birinci Grup, asıl haremin ve Padişah ile ailesinin hizmetlerini gören cariyeler grubudur ki, haremde sayıları bazan 400’e ve 500’e ulaşan cariyelerin %90’ını bunlar teşkil etmektedir. Bunların, haremin ve Padişah ailesinin hizmetlerini ifa dışında her hangi bir şekilde Padişah ile karı koca hayatları mevzu bahis değildir.

Haremin ve Padişah ailesinin hizmetlerini ifa ile mükellef olan ve hizmetçi kadınlar statüsünde bulunan saray cariyelerini dört ayrı grubta toplamak mümkündür:

1-Acemiler.

2-Câriyeler.

3-Kalfalar (Şâkirdler).

4-Ustalar (Gedikli Cariyeler).

Bu dört grub incelenince görülecektir ki, haremdeki cariyelerin % 9O’ı tamamen bugünkü kadın hizmetçi grubundadırlar ve bunlar aldıkları belli ücretler karşılığında harem’de hizmet etmektedirler. Ancak bunların bekâr olmaları ve harem’de bulundukları müddetçe evlenmelerinin fiilen mümkün olmaması sebebiyle, her an şehzade veya Padişah’ın haremi arasına girmesi mümkündür. Padişah’ın haremi arasına girmediğinden veya giremediğinden dışarıdan evlenmek isteyenler, çırağ edilme adı altında evlendirilip haremden çıkarılırlardı.

İkinci Grup ise, Padişahın ailesi arasında yer alan gözdeler, ikballer ve ka-dınefendiler grubu idi

olympias
7-07-11, 03:07
Buraya hatıralarına ve mahremiyetlerine hürmetsizlik olmasın diye isimlerini yazmayacağımız bir hükümdarımızın gözdesi ile arasında geçenleri de almak durumunda kalacağız. Zira köle bile olsa, rızası olmadan padişah ile karı-koca hayatı yaşamadıklarının pratikte delili gibidir bu hatıra.
Koca Sultan'ın aziz ruhundan özür dileyerek;
Kızı anlatır padişahımızın: "........... kumraldı, ela gözlü idi, 23 yaşında kadardı. Gayet de iyi tahsil görmüş, son derece zarifti. Daha saraya intisab ettiği (girdiği) günden itibaren babam kendisinden pek hoşlanmıştı. Artık, daima onu yanında gezdiriyor, kendisi ile uzun uzun, tatlı tatlı konuşuyordu. Lakin bütün bu "iltifatı şahaneye" rağmen elâ gözlü dünya güzeli, hükümdarın bazı arzularına "evet" demiyordu. Onun bu şiddetli mukavemeti babamın kendisine karşı alâkasını daha ziyade arttırıyordu. Bu hal böyle tam beş sene devam etti. Elâ gözlü güzelde hiç bir değişiklik yoktu..........".
Bir bayram günü, çok güzel görünen kız padişahın huzuruna girer tebrikini yapar. Hünkar "Hâlâ inadında devam mısın?" diye sorar. Genç kız gözlerini yere indirip susar. Bunun üzerine Hakan " Hem sen bugün ne kadar güzelsin!" der. Genç kızın bu iltifata cevabı şu olur: "Efendimiz!! Ömrüm oldukça size canımı feda etmeye daima hazır olacağım. Yanınızdan ayrılmam. Fakat bütün dünyayı bağışlasanız asla hareminiz olmam!.. Çünkü kocam olacak erkeğin yalnız ve yalnız bir karısı, yani tamamen bana ait olmasını isterim, aksi halde kimse ile evlenmem....."
Güzelden ümidini kesen Hükümdar ona bir konak alır, içini donatır. 45 Yasında gayet dindar bir kıranta (oturaklı, gösterişli, bakımlı, orta yaşlı) zatla evlendirir. Kocasının tek eşi olarak hayatını devam ettirir.
Binyediyüzlü yılların başında İstanbul'a gelen İngiltere Büyükelçisi'nin eşi Lady Montague'nin hatıraları batılıların pek hoşuna gitmedi. Hareme girebilen Lady'nin yazdıkları daha önceki ve sonraki batılıların yazdıklarına ters düştüğü için, gerek o dönemde, gerekse daha sonra Lady Montague'yi yalancılıkla itham eden pek çok yazar çıkacaktı. O'nun ülkesi olan İngiltere'de üstelik de 1800'lü yıllarda, evli bir erkek çok rahatlıkla karısını gazeteye "ihtiyaçtan satılık ev kadını" ilanı vererek satabildiği için, Osmanlının saraya giren kadın köleye maaş bağlamasını, eğitim vermesini, sonra da değerli çeyiz ve mücevherleri ile saraydan âzâd etmesini elbette anlamakta zorlanacak ve inkâr yolunu tercih edeceklerdi.

Aşağıda, onun mektuplarından yaptığımız alıntı, ne demek istediğimizi daha da iyi izah edecektir:

"Bu milletin din ve töreleri hakkında eksik bilgimiz var. Dünyanın bu tarafına seyrek geliniyor. Gelenler de ticaretten başka bir şey düşünmeyen tüccarlar. Türkler ise, bunlarla yüz-göz olmayacak kadar ağırbaşlılar. Bu sebeple tüccarların getirdikleri bilgiler yalan yanlış oluyor.

Belki de dünyanın bütün kadınlarından daha hür..... Hayatı hiç aksatmadan, zevkle süren, kaygılardan uzak yaşayan, boş vaktini komşu ziyaretleriyle, hamamlarda yıkanmakla, ya da bol para harcayıp yeni yeni modalar çıkarmakla geçiren yeryüzündeki tek kadın.

Avrupa'da hiç bir saray düşünemem ki, orada yabancı bir kadına karşı bu kadar namusluca davranılsın.

Hamamda ikiyüz kadar kadın vardı. Hiç birinde bizdeki gibi alaycı gülüşmeler ve fısıldaşmalara rastlamadım. Üstelik benim için "güzel, çok güzel" dediklerini işittim. Bir kadının, bir başka kadın için "güzel" diyebilmesi hâyâl bile edilemez.
Konakların hepsinde bir harem dairesi ve cariyeler var. Ancak bu cariyeler evin hanımına âit hizmetçiler. Evin erkeği ömrü boyunca bunları yolda görse tanımaz. Ne kadar garip değil mi?
Kış geceleri toplanıyorlar, geç vakitlere kadar öyle güzel ve saf eğleniyorlar ki zamanın nasıl geçtiği hissedilmiyor. Her evde misafir odaları var. İkram ve misafirperverlik Türklerin yaşama kudreti gibi bir şey......."
Çok zor ve ağır bir konu olan Harem'i böyle bir kaç satırda özetlemek elbetteki mümkün değil. Ancak kendimizle, geçmişimizle barışma çabasının içinde küçük bir damla olmaktı niyetimiz.
Yazımıza bir soru ile son vermek istiyoruz:
Biz, zamanın hiç bir diliminde ve dünyanın hiç bir coğrafyasında sarayına aldığı bir köleden "valide sultan" dediğimiz zamanının "first lady"sini çıkaran bir başka medeniyet bilmiyoruz.
Siz biliyor musunuz?

azul
7-07-11, 07:07
Biz, zamanın hiç bir diliminde ve dünyanın hiç bir coğrafyasında sarayına aldığı bir köleden "valide sultan"

dediğimiz zamanının "first lady"sini çıkaran bir başka medeniyet bilmiyoruz.

Siz biliyor musunuz?


:KK9::KK9::KK9::KK9::KK9:

Meg
7-07-11, 20:07
[​IMG]



ben özledim muhteşem yüzyıllı çarşamba gecelerini ya :KK5:

_Zebos_
8-07-11, 14:07
sanki kanuni hürremi aldatmıyoda:63: hürrem az bile yapmış. insanları köle yaparsn ha...sende köle oldun sülüman:KK8:
neyse yaaa çok özledm diziyi:KK24:

DerindirSiyahlar
8-07-11, 14:07
zhebani
sanki kanuni hürremi aldatmıyoda:63: hürrem az bile yapmış. insanları köle yaparsn ha...sende köle oldun sülüman:KK8:
neyse yaaa çok özledm diziyi:KK24:
Kanuni Hürrem i defalarca aldatıyordu..Hem de gözünün içine baka baka.....Hürrem aldatmış 1 kez çok mu :KK60:

_Zebos_
8-07-11, 14:07
AlminaCinar
Kanuni Hürrem i defalarca aldatıyordu..Hem de gözünün içine baka baka.....Hürrem aldatmış 1 kez çok mu :KK60:
yani...
ortada zaten aşk,aile kurumu yokmuş ki:KK6: bildiğimiz serbest ilişki:KK23:
az bile yapmış:KK53:

sevgidemir
10-07-11, 08:07
selam kıslar dizimiz kanal değiştiriyormuş ntv ye geçiyormuş

UfuruktenPrenses
10-07-11, 09:07
ladyfujx
selam kıslar dizimiz kanal değiştiriyormuş ntv ye geçiyormuş
tnt olmasın o :KK37:

sevgidemir
10-07-11, 09:07
yok ondan vazgeçmişler ntv çok para teklif etmiş

_Zebos_
10-07-11, 11:07
uff şu para yok mu:KK6:

Jennifer
10-07-11, 12:07
bence izleyici sayısını düşürür bu kanal değiştirme durumu:26:

elif190
10-07-11, 12:07
kızlar selvi boylm al yazmalım ı dizeye uyarlıyolrmış kadir inanırın rolünü leo ya vermişler. yani leo bence kesn ölck bu dizide.

pasaklitanrica
10-07-11, 12:07
ladyfujx
selam kıslar dizimiz kanal değiştiriyormuş ntv ye geçiyormuş
ntv mi:KK53: ntv'de genellile böyle şeyler yayınlanmaz,yanlış anlaşılma falan olabilir mi:44: ya da ntv vizyonunu değiştiriyor olabilir:KK61:

aswang
10-07-11, 12:07
pasaklitanrica
ntv mi:KK53: ntv'de genellile böyle şeyler yayınlanmaz,yanlış anlaşılma falan olabilir mi:44: ya da ntv vizyonunu değiştiriyor olabilir:KK61:
Aradım taradım ntv ile alakalı mini minnacık bir haber bile yok. Tnt ye geçtiği yazıyor heryerde. Belki arkadaş tnt yi yanlış anlamış olabilir :44: