PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 2009 temmuz annelerı icin faydalı bilgiler..



Rosem
14-05-2009, 20:04
hanımlar ,hepımıze kolaylık olsun dıye bu baslıkta bugune kadar sizınle paylastıgım bilgılerı aktarayım ıstedım.hihoyyyt
sizlerde dogum ve sonrası ıcın, bebek bakımı vs. icin elinize gecen bılgılerı burada paylasırsanız cok sevınırım.yerimseniben

Rosem
14-05-2009, 20:06
3. trimesterde, normal biyolojik değişkenliklerden ötürü gebelik yaşını saptamak zorlaşabilir. Yine de abdominal çevre, BPD, FL ve baş çevreleri ölçümleri yardımıyla bebeğin tahmini ağırlığı saptanabilmektedir

Bebeğin rahim içindeki gelişiminin değerlendirilmesinde sıklıkla kullanılan parametreler :
. CRL (Crown-rump lenght): Popo ile baş tepesi arası uzunluk.
. BPD (Biparietal diameter): Başın enlilemesine çapı.
. HC (Head circumference): Baş çevresi.
. OFD (Occipitofrontal diameter): Başın uzunlamasına çapı.
. TCD (Transvers cerebellar diameter): Beyinciğin enlilemesine çapı.
. FL (Femur lenght): Uyluk kemiğinin uzunluğu.
. AC ( Abdominal circumference): Karın çevresi.
. Diğer: Ulna, Tibia, Humerus, Klavikula kemiklerinin uzunlukları ve her iki göz arası mesafenin ölçülmesi.

Rosem
14-05-2009, 20:08
ıHTıYAC LıSTESı

KENDıNıZ ıÇıN NELER ALACAKSINIZ ?
• Kolay emzirmeyi sağlayan önü açık gecelikler
 • Emzirme sütyeni
 • Göğüs pedleri
 • ıç çamaşırları
 • Hijyenik pedler
 • Lohusa külodu
 • Göğüs koruyucular
 • Göğüs pompası
 • Emzirme sütyenleri
 • Göğüs koruması ve göğüs kremi
 • Emzirmek için yastık



BEBEK ıÇıN NELER ALACAKSINIZ?
 • Tulumlar
 • Bodyler
 • Temizleme havluları
 • Anakucağı 
 • Patik, eldiven, bere, çorap
 • Mendil, önlük
 • Hırka, yelek
 • Minik boy bebek bezleri
 • Battaniye
 • Biberon
 • Emzik
 • Toz mamalar
 • Önlük
 • Biberon ısıtıcısı
 • Biberon fırçası
 • Dişlik
 • Tırnak Makası
 • ılaç kaşığı
 • Vücut termometresi
 • Göbek bağı bandı
 • Burun aspiratörü
 • Islak mendil
 • Çocuk bezi
 • Kulak pamuğu
 • Pişik kremi
 • Şampuan, bebek sabun, bebek kremi
 • Küvet ve filesi
 • Bebek banyo süngeri
 • Banyo termometresi
 • Oyuncak
 • Başlıklı havlu
 • Mama tabağı ve kaşığı
 • Bebek bardağı
 • Babycook
 • Mama sandalyesi
 • Önlük

Rosem
14-05-2009, 20:10
Anne Sütünü Arttıran Gıdalar

1 – Anne hamileyken ayva yerse,kan dolaşımına faydalı olur.
2 – Marul yemek, anne sütünü arttırır
3 – Nohut yemek, anne sütünü arttırır
4 – Bal şerbeti, tıkanan damarları açar,sütü arttırır
5 – Yoğurt, üzüm, hurma, kuru incir, doğum yapan kadınların vazgeçilmez gıdasıdır.Hurma ve bal, lohusalık yaralarının tedavisini kolaylaştırır.
6 – Mürver çiçeği, biberiya anne sütünü arttırır
7 – Çakal eriği ( dağ eriği ) suda kaynatılıp, günde 3 kere 1’er çay kaşığı içilir.( Kabızlık yapmaması için sinameki ilave edilir )
8 – Havuç tohumu, su ile kaynatılıp içilir
9 – Funda, su ile kaynatılıp içilir
10 – Rezene, su ile kaynatılıp içilir
11 – Anason, su ile kaynatılıp içilir
12 – Turp tohumu, su ile kaynatılıp içilir
13 – Isırgan otu, su ile kaynatılıp içilir
14 – Kırmızı mercimek, mısır unu, yulaf unu, kimyon, çorba yapılıp içilir.
15 –Turp, badem, tavuk eti, yerelması, şalgam, enginar, muz, elma
16 – Şalgam suyu, anne sütünü arttırır
17 – Adaçayı, anne sütünü arttırır
18 – Maydanoz, anne sütünü arttırır
19 – Süt düğümlenmesinden, tıkanmasından şişen , sertleşen memeye nane lapası konursa tıkanıklığı giderir,şişi indirir
20 – 2 yaşına kadar bebek emzirilir.Bu zaman içinde beyni çok gelişir.Beyin için gerekli olan gümüş iyonu, cevizde bol miktarda vardır.Anne çokça ceviz yerse, sütten bebeğe geçer.Bebek, hariçten yemeye başladığında da ceviz yedirmek gerekir.Cevizi bal, azıcık sirke ile macun yapıp yedirmek yan tesirini telafi eder.Anne de ceviz yiyince bal şerbetine sirke katıp içerse daha aydalı olur.
21 – Çörek otu, ılık bal şerbetiyle içilirse anne sütünü arttırır
22 – Antep fıstığı, anne sütünü arttırır.Fazlası baş ağrısı yapar.Şeker telafi eder
23 – Soğan, anne sütünü arttırır.Fazlası bebekte karın ağrısı yapar
24 – Kara lahana ( Karadenizlilerin çok sevdiği lahana ) yemek, yemeğini yemek, anne sütünü arttırır
25 – Enginar yemek, her türlü yemeğini yemek anne sütünü arttırır
26 – Ayva, balla pişirilip lapa olarak ğöğüse bağlanırsa süt yollarını açar.
TAVSİYE : Sütümüz olmuyor, az oluyor diye, bebekler suni gıdalara mahkum edlmemelidir.Siz de 26 formülden birini seçip, deneyebilirsiniz.Anne sütüyle beslenen bebek, hem gıdalanır, hem de anneye karşı olan sevg bağı artar

Rosem
14-05-2009, 20:11
Krampları önlemek için;
Bol bol su için.
Hergün yürüyüş yapın.
Kalsiyumdan açısından zengin bir beslenme uygulayın. Günde en az 2 bardak süt, bir kase yoğurt ve bol peynir tüketin.
Egzersiz yaparak kan dolaşımı hızlandırın. Özellikle uyumadan önce 10 dakikalık küçük bacak egzersizleri yapın.
Bol meyve yiyin, özellikle muz ve kivi gibi potasyum açısından zengin meyveleri tüketin.
Yeşil yapraklı sebzeler ve baklagiller gibi magnezyum ve potasyum açısından zengin besinleri pişirin.
Balık, kırmızı ve beyaz et gibi mineralleri yüksek yiyecekleri alın.
Ayaklara ve baldırlara masaj yapın ya da yaptırın.
Uzun süre ayakta kalmayın ve çok uzun süre hareketsiz oturmayın.
Yüksek topuklu ayakkabı giyemeyin ve dar giysilerden kaçının.
Yatmadan önce duş alın.
Uyurken sol yanınıza yatın.
Alkol, kahve ve özellikle sigaradan uzak durun.

Rosem
14-05-2009, 20:13
Nasıl Emzirmeli ?
Bebeğe önce bir memenizi verin ve 10 dakika emzirin, sonra diğerini vererek 10 dakika daha emzirin. Bir sonraki emzirmeyi, bebeğin en son emdiği göğüsten başlatın. Bebeğiniz, süt gereksinmesinin önemli bir bölümünü emzirmenin ilk bir kaç dakikasında alacaktır. Fakat, sütün devamlı oluşabilmesi için bebeğin her iki göğüsle de emzirilmesi şarttır. Meme verirken göğsünüzün bebeğin nefes almasını engellememesine dikkat edin. Emzirdiğiniz memeyi alttan destekleyerek biraz yukarı kaldırın. Bebeğiniz her ağladığında memeye tutuyorsanız ve kilo alımı normal ise yeterince besleniyor demektir.Bebeğiniz ne zaman acıkırsa o zaman emmek isteyecektir.  Bunuda size ağlıyarak belli edecektir.  Zaten bir süre sonra ağlama şekillerinden bebeğinizin ne istediğini anlar duruma geleceksiniz.  Günde 8 kez beslemek en normalidir. Bebekler genelde mideleri boş olarak 5 saatten fazla uyuyamazlar. Anne sütü ile beslenen bebekler ,anne sütü daha çabuk sindirildiği için mama ile beslenen bebeklere göre daha çabuk acıkırlar.
alıntıdır.

Rosem
14-05-2009, 20:14
Bebeği Emzirdikten Sonra
Her emzirmeden sonra ve gerekiyorsa emzirme sırasında bebeğinizin gaz çıkarmasını sağlayın. Bunun en kolay yolu, onu midesi omuzunuza değecek biçimde yatırmak ve hafifçe sırtına vurmaktır. Bebeğiniz gaz çıkarırken, emdiği sütün birazını da kusabileceğinden omuzunuza ufak bir havlu veya temiz bir bez parçası koymayı unutmayın. Bebeğinizi emzirdikten sonra meme uçlarınızı sıcak su ile silin. Sabun kullanmaktan kaçının. Meme uçlarının temiz havada tamamen kurumasını bekleyin. Sızabilecek sütü emmesi için sütyeninizin içine temiz bir tampon veya bez parçası koyun. Emzirmeye başladığınız ilk günlerde göğüs uçlarınız biraz acırsa hafif bir krem veya losyonla yumuşak bir biçimde ovun.
Emzirme anne ile bebek arasında yakın, sevgi dolu bir ilişki kurulmasına yardım eder. Anne duygusal olarak tatmin olur. Doğumdan sonraki yakın temas anne – bebek arasındaki ilişkinin gelişmesine yardım eder.Bebekler doğumdan hemen sonra annenin yanında kalırlarsa ve emzirilirlerse daha az ağlarlar.Emziren anneler bebeklerine daha şefkatli davranırlar. Uykusuz kalmaktan vb. daha az yakınırlar. Emziren annelerin çocuklarını terk etme ya da çocuklarına kötü davranma olasılığı emzirmeyen annelere göre daha azdır.Bazı çalışmalarda anne sütü ile beslenmenin bebeğin zeka gelişimine, entellektüel yapısına olumlu etki yaptığı bildirilmektedir. Yaşamın ilk haftalarında anne sütü ile beslenen düşük doğum tartılı bebekler yapay beslenen çocuklara göre ileri yaşlarda zeka testlerinde daha başarılı olurlar.
alıntıdır.

sibel07
14-05-2009, 22:37
saol canım bilgiler için çok iyi oldu bu sayfa devamını bekliyoruz

huri37
14-05-2009, 23:05
Biberonların Temizliği

Bebeğinizin beslenmesinde kullanılan tüm malzemeler sıcak suyla yıkanmalı ve ardından steril edilmelidir. Sterilizasyon üç şekilde yapılabilir;

1 ) Kaynatma: Büyük bir tencereye bol su konup kaynatılır. Su kaynadıktan sonra tüm malzemeler suya iyice daldırılarak 10 dakika kaynatılır.


2 ) Kimyasal malzemeler: Kapaklı bir kaba soğuk su koyup sterilizasyon sıvısını ya da tableti iyice karıştırın. Steril edeceğiniz malzemeleri suya iyice batırın. Biberonların içinde hava kabarcığı kalmamasına dikkat edin. 4-6 saat kadar malzemeleri suyun içinde bırakın. Çıkardıktan sonra kaynamış su ile iyice durulayın.


3) Elektrikli Sterilizatör: Bebeğinizin biberonlarını ve biberon emziklerini sterilize etmek için elektrikli sterilizatör de kullanabilirsiniz. Hem çok pratik, hem de çok hızlıdır.

Bulaşık makinesi biberonları steril etmek için yeterli değildir, sadece temizlemek için kullanılabilir.

Biberonla Beslemenin Avantajları

Emziren annenin mutlaka her öğün bebekle birlikte olması gerekir. Halbuki, biberon ile beslenen bebeklerde, bazı öğünlerde başka biri veya baba bu işi üstlenebilir.
Annenin sütünün yetersiz olması halinde sadece anne sütü ile beslenme kafi gelmeyebilir, ilave biberonla beslenme gerekebilir.
Bazen de tıbbi engellerden dolayı anne sütü ile beslenme imkansız hale gelebilir.
Emziren anneler için normal yaşama ve iş hayatına dönüş yavaş gerçekleşmektedir.
Emziren annelerde adet görme geciktiğinden, doğum kontrol önlemlerinin alınması da gecikmektedir.
Babalar , anne ve bebek arasında emzirmenin yarattığı özel ve yakın ilişkinin dışında kaldıklarından, bazen anne sütü ile beslenmeye karşı çıkabilmektedirler.

Bebeğin Biberonla Beslenmesi

Bebeğiniz için en ideali, anne sütüdür. Ancak eğer bebek anneden emmeyi reddediyorsa, anne sütü yeterli değilse, ya da anne çalışıyor ve bebeği emziremiyorsa, bebeği biberonla beslemek gerekir. Bebeğin biberonla beslenmesi gereken bir diğer durum da annenin ilaç almasıdır. İlacın etkisi anne sütüyle bebeğe de geçebileceği için annenin bu durumda emzirmesi sakıncalıdır.

Bebeği biberonla besleme kararını almadan önce bazı noktalar gözden geçirilmelidir.


Anne sütü ile emzirme ile başlanıp daha sonra biberonla beslenmeye geçilebilir. Ancak biberonla başlanıp daha sonra emzirmeye geçiş zor, bazen de mümkün olmayabilir. Çünkü annenin memeleri düzenli emzirilmediği takdirde bir süre sonra gereken miktarda süt sağlayamayabilir. Bu nedenle bebek beslenmeye emzirme ile başlanmalıdır. İstenildiği zaman emzirme durdurulup biberonla beslenmeye geçilebilir.
Ancak bebek için beslenme kadar önemli olan diğer bir husus ise beslenme anında annesi ile kuracağı sıkı duygusal bağ ve ikisinin arasındaki sevgidir. İstemeyerek meme vermektense, sevgi ile biberonu vermek bebek için çok daha yararlıdır.

Memeden Biberona Geçiş

Memeden biberona geçiş yavaş yavaş olmalıdır. Bebeği birden her öğünde biberonla beslemeye başlamak yerine her gün bir öğünü biberonla vererek bebeğinizi alıştırabilirsiniz. Anne sütünün miktarını azaltırken mamanın miktarını çoğaltmalısınız.

Emzirmeyi aniden kesmek sizin göğüslerinizde de rahatsızlanmaya sebep olabilir. Geçişi yavaş yavaş yapmak hem bebek için, hem de sizin için daha iyi olacaktır.

huri37
14-05-2009, 23:08
Bebeğiniz Hazır mı?



Bebeğinize katı yiyecek vermeye başladığınızda bebeğiniz anne sütünü daha az tüketecek anlamına gelir. Henüz sindirim sistemi gelişmediğinden, katı yiyecekler midesine zarar verebilir, alerjik reaksiyonlara ve geceleri uykusundan uyanmasına neden olabilir. Bu yüzden 4 ay bu tür yiyecekler için çok erkendir; uygun olan, bebeğiniz 6 aylıkken katı yiyeceklere başlamanızdır. Ayrıca, bebeğiniz doğduğunda verdiğiniz herhangi bir yiyeceği ağzına koyar koymaz diliyle tekrar dışarı çıkarma refleksine sahiptir. Bu refleks yaklaşık 4 ay boyunca devam eder. Bu nedenle de 4 aydan önce katı yiyecekleri ağzına almayacaktır.

Bebeğinizin katı yiyecekler için hazır olduğunu şu şekilde de anlayabilirsiniz: sık sık anne sütü ister ve daha çok süt için ağlar. Bazı bebekler geceleri sık uyanırlar. Ayrıca siz yemek yerken sizin tabağınızdakilere uzun uzun gözünü dikip bakar.

6-7 aylıkken bebeğiniz yardım olmadan oturmaya başlar, yiyeceklere yetişebilir ve dişleri çıkar, nesneleri tutabilir ve onları ağzına alabilir, işte bu dönemde bebeğinizi katı yiyeceklerle besleyebilirsiniz.

Bebeğiniz tatmadan ve yutmadan önce yeni yemeğine 8-10 kez süren sıklıklarla bakar, dokunur ve koklar. Bu nedenle, yapılması gereken en iyi şey, 3-5 günlük periyotlarla bebeğinize yeni yemeğini bir kez tanıtmanızdır. Bebekler en büyük taklitçi olduklarından sizin ifadelerinizi dikkatle izlerler.

Bebeğiniz rahat ve bildiği aktiviteleri yapmayı tercih ettiğinden, bebeğinizi beslenme saatlerinde yüksek bir sandalyede oturtup besleyin. Böylece sandalyeye oturduğunda beslenme saatinin geldiğini anlayacaktır.

Bebeğinizin yemeğini hazırlarken onun dikkatini çekmek için ve otururken onu sakin ve sessiz tutmak için aynı zamanda bebeğinizle konuşun ve hazırladığınız yemekleri ona da gösterin. Yemek yemesini eğlenceli bir aktivite haline getirmek için bebeğinizi yüzü dönük göz hizasında oturtun. Bebeğinizin ifadelerini ve davranışlarını izleyin. Bebekler artık yemek istemediklerinde bunu çeşitli şekillerde ifade ederler; örneğin, ellerini kaldırırlar, başka tarafa dönerler, kafalarını sallarlar ya da ağızlarını açmazlar.



İlk Yiyecekler



Zamanı geldiğinde, sütle beraber pirinç muhallebisine başlayabilirsiniz. Birkaç denemeden sonra bebeğiniz muhallebiyi istemediyse, birkaç hafta ara verin ve sonra tekrar deneyin. Yemeye başladıktan birkaç hafta sonra tek çeşit bir meyve ve sebzeye başlayabilirsiniz. Ezilip lapa haline getirilmiş muz, havuç veya patatesten yapılmış sebze püresi ya da elma, armut veya şeftaliden yapılmış meyve püresi verebilirsiniz. Bazı doktorlar önce meyveyle başlanmayı önerir, çünkü tatlıdır ve bebeğiniz de meyveyi daha çok kabul eder. Bazı doktorlar ise, öncelikli olarak sebzeyle başlamayı önerir, çünkü ilk olarak meyveye alışınca sebzeyi sevmeyebilir. Yeni bir yiyecekle tanıştıktan sonra 3-5 gün beklemeniz önemlidir, çünkü yiyeceğin bebeğinizde herhangi bir alerjik reaksiyona neden olup olmadığını kolayca fark edebilirsiniz.

Bütün bunları takip etmeniz sizi 2 aya kadar meşgul edecektir. Meyve ve sebzeye başlarken izlediğiniz yaklaşımın aynısını tek tip bir ete başlarken de uygulayabilirsiniz.



Parmak Biçimli Gıdalara Geçiş



Bebeğiniz mama sandalyesinde güzel bir şekilde oturuyorsa, kaşığını tutuyorsa, parmaklarını yemeğine sokup, parmaklarını yalıyorsa bebeğiniz artık kendi kendini besleyebilir demektir.

Bebeğiniz en az 7 aylık olunca, 2 ya da 4 dişi çıkmış olur, böylelikle ağızda çabukça dağılan ve boğulma tehlikesi olmayan parmak biçimli gıdalara geçebilirsiniz. Bebeğinize uygun parmak biçimli gıdalar; buharda haşlanmış brokoli çiçekleri, çubuk şeklinde doğranıp buharda haşlanmış havuç, buharda haşlanmış taze fasulye, muz parçaları, karpuz, elma, şeftali, armut parçaları, ekmek ve yağ, çubuk biçimli ekmek parçaları ve pidedir.

Bebeklerin çoğu parmak biçimli gıdalarla ilk kez karşılaştıklarında ağızlarını açmak istemezler ve bu doğal olarak gösterdikleri bir reflekstir. Çocuğunuza tehlikeli yiyecekler vermediğiniz sürece ve o da ilgili kaldığı sürece; yapacağınız en iyi şey bu konuda yavaş yavaş ilerleme kaydetmenizdir.

Bebeğiniz, bunları yemeyi başardıktan sonra dilimlenmiş muz, haşlanmış havuç ve patates, peynir, iyi pişmiş pasta, yağda pişmiş yumurtanın sarısı, haşlanmış ve küçük parçalara ayrılmış et gibi gıdaları vermeye başlayabilirsiniz.

Daha kolay yutması için yiyecekleri 1-1.50 cm olacak şekilde küçük parçalara ayırın. Dolaşarak yemek yemesine izin vermeyin, mama sandalyesine doğru bir şekilde oturtun.

Elinizden geldiğince bebeğinize belli bir yemek programı uygulamaya çalışın. Sabahları taze turunçgillerden bir meyve ve yoğurt, öğleden sonra turunçgillerden olmayan, protein içeren meyve, bebeğinizin bisküvi ve şeker gibi yiyeceklerden uzak tutmanızı sağlayacaktır. Beslenmeleri arasında düzenli bir şekilde bu meyvelerden verirseniz, bebeğinizin yemek için yeterli ihtiyacını karşılamış olursunuz. Bebeklerin ve çocukların aynı yemeği bir öğünde az, sonraki öğünde çok yemesi olağandır.

Bebeğin Masadaki Yiyeceklerle Tanışması



Bir sonraki adımda bebek yumuşak yumru yiyeceklerle tanışır. Bu yiyecekler küçük parçalar halinde ve az çiğnemeyle kolayca yutulan yiyecekler olmalıdır. Yiyecekleri kaşıkla ezerek ya da küçük parçalara bölerek bebeğinize verebilirsiniz (makarna, peynir, ezilmiş muz veya ezilmiş patates).

Bebeğiniz karışmış yiyecekleri sevmeyebilir, yoğurt ile meyveyi ayrı olarak yemeyi tercih edebilir. Bebeğinize farklı tercihler sunarken acele etmenizde fayda var, yeni bir yiyecekle beraber, ona benzer başka bir yiyeceği de verebilirsiniz. Bebeğiniz yeni bir yiyeceği denediğinde onu çiğnedikten sonra ağzından çıkarıyorsa, cesaretini kırmayın, belli bir süre sonra aynı yiyeceği tekrar vermeyi deneyin. Bebeğinizin yemek saatlerinde size katılmasına izin verin ve yemek yerken nasıl zevk aldığınızı gösterin. Böylece sizi taklit etmeye çalışacak ve yemek saatlerinden hoşlanmaya başlayacaktır.

Katı Besinlere Geçişte Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar



Katı yiyeceklere geçişte bebeğiniz yiyeceklere karşı alerjik reaksiyon gösterebilir. İnek sütü, yumurtanın beyazı, balık, fıstık, turunçgiller bebekler yediğinde en çok alerjiye neden olan yiyeceklerdir. Bebeğinize yeni yiyecekleri yavaş yavaş tanıtmalı ve yeni bir yiyeceği vermeden önce 3-5 gün beklemelisiniz, böylece yeni maddelere karşı vücudu antikor üretebilir ve siz de olası reaksiyonları farkedebilirsiniz. Eğer ailenizde alerji sık görülen bir vakaysa o zaman daha çok dikkat etmeniz gerekir. Alerjik reaksiyonların belirtileri şöyledir:


Deride kurdeşenlere benzer kızarıklıklar ve lekeler
Yemesinin hemen ardından kusma
Yemekten birkaç saat sonra ishal
Dışkısında kan
Nefes almada zorluk

Bebeğinizi katı yiyeceklerle tanıştırırken nefes borusuna kolayca kaçabilecek aşağıdaki gıdalardan da kaçınmalısın

huri37
14-05-2009, 23:09
-6 Aylık Bebeğin Beslenmesi:
İlk 6 ay bebekler anne sütü ile beslenmelidir.

İlk 6 ayda sadece anne sütü ile beslenen bebekler ishal, zatürre gibi bulaşıcı hastalıklara, allerjik hastalıklara daha az yakalanırlar ve daha sağlıklı büyürler.

Bu aylarda anne sütü ile birlikte verilen ek besinler bebeğin emme gereksinimini azaltacağından anne sütünden yeterince yararlanmasını engeller.

Dört aydan önce bebeğinizin anne sütü dışında suya ya da başka sıvılara (bitkisel çaylar, meyve suyu, vb.) ihtiyacı yoktur.

Doğumdan sonra ilk günlerde salgılanan anne sütü çok besleyicidir.

Bebeğinizi sık sık (1-2 saat aralarla veya her ağladığında) emzirerek bu sütten faydalanmasını sağlayınız.

Anne sütü ile beslenen bebeklere 4. haftadan başlayarak D vitamini içeren damla ya da şurubu düzenli kullanınız.

Bebeğinizi emzirirken rahat bir pozisyonda oturunuz.

Bebeğinizin yalnız meme ucunu değil, meme ucu etrafındaki koyu renkli bölümü de kavramasına dikkat ediniz.

Göğüs uçlarında acıma, çatlak gibi durumlar görülebilir.

Böyle bir durumda bebeğinizi doğru teknikle emzirmeye devam ediniz. Göğüslerinizi kuru tutun , geçmezse doktorunuza başvurunuz.

Bebeğiniz bir meme ile beslenmiş ise bir sonraki emzirmede diğer meme verilmelidir. İki meme verilmişse bir sonraki öğüne son verilen taraftan başlanır.

Tüm annelerin sütü yararlıdır. Anne sütü ile beslenen bebekler her beslenmeden sonra kaka yapabilirler. Bu durum normaldir.

Emziren anneler her zaman sütyen giymelidir.

Bebeğinizi sık besleyiniz çünkü göğüslerin boşalması ile süt yapımı artar. Emzirmediğiniz durumlarda göğsünüzü elle sağarak veya süt pompası yardımıyla mutlaka boşaltın.

Bebeğin yeterince anne sütü aldığı , haftada en az 150 gr. kilo alması ve günde en az 6-7 kez bezini ıslatması ile anlaşılır.

Emziren anneler günde en az 2 su bardağı süt veya yoğurt tüketmeli , tüm besin gruplarından düzenli olarak yemelidir. Emziren anneler SİGARA İÇMEMELİDİRLER!!! Çay ve kahve içilmemeli veya az tüketilmelidir.

Çalışan anneler sütlerini sağarak saklayabilirler. Anne sütü oda ısısında 6 saat, buzdolabı rafında 24 saat, derin dondurucuda 6 ay değerini kaybetmeden bekletilebilir. Saklanan anne sütü hiç bir zaman kaynatılmamalıdır. Kullanmadan önce kavanoz sıcak suda bekletilerek ısıtılmalıdır.

huri37
14-05-2009, 23:11
Yenidoğanlar ve uyku
Doğum olayı sona erip, sıra hastaneden eve dönmeye geldi mi, anne-babaların çoğu bebeklerinin evde nasıl uyuyacağını merak etmeye başlarlar. Şunu bilmelisiniz ki, yenidoğanlar, kendilerini rahatsız edebilecek ses ve ışık uyaranlarını etkisiz kılacak bir doğal yetiye sahiptirler. Bu yetenek, kısa sürede alışkanlığa dönüşecektir. Biz hekimler, bir takım basit testlerle, bebeklerin bu yeteneklerini tespit ederiz. Örneğin, uyuyan bebeğin gözlerine fenerle kuvvetli bir ışık tutulması onun bir takım hareketler yapmasına neden olur. Aynı ışığı, kısa aralıklarla bir kaç kez daha tutalım, dördüncü, beşinci seferde artık bebeğin ışığa hiç tepki göstermeyip mışıl mışıl uyuduğunu görürüz. Benzer test, bir minik çan kullanılarak bebeğin sese tepkisi sırasında da yapılabilir. Örnekteki bebek, uykusunu koruyacak bir takım doğal yollar geliştirmiştir. Ses ve ışık, onları rahatsız eder ve kolayca uyanabilirler. Böylesi bebekler, tıpkı erken doğmuş bebekler gibi dış uyaranların olabildiğince azaltıldığı sessiz ve loş bir odada uyutulmalıdırlar.
Üç-dört haftalık bebek ve uyku
Bu dönemde bir bebeğin en önemli görevi, uyku hali, uyanıklık hali gibi değişik durumları kontrol yeteneği kazanmaktır. Bu süreçte, anne babanın da iyi bir gözlemle öğreneceği çok şey vardır.

Kalabalık ve gürültülü bir ortamda uyuyabilmek, herhangi bir dış uyaranla tam uyanırken tekrar uykuya dalmak üzere kendi kendini sakinleştirmek, yukarıda sözettiğimiz kontrol sürecinin aşamalarıdır.

İyi bir gözlem, bebeğin farklı bilinç durumları arasındaki geçiş dönemlerindeki davranışlarından önemli çıkarımlar yapmanızı sağlayacaktır. Aktif ve gergin bebek, geçiş dönemlerini daha hızlı, sakin bebek ise daha yavaş ve sancısız yaşayacaktır.

Huysuzluk anında, bazı hareketleriniz onun ağlamaya başlamasına neden olurken, başka kimi davranışlar da bebeği sakinleştirecektir. Üç dört saatlik sıklılarla, bebek bu geçiş dönemlerini yaşar. Yeni anne-babanın ilk görevi, bu bağlamda bebeklerinin davranışlarını "tanımaktır".Temel sorun, ağlamaya başlayan bebeğin, kısa süre sonra sakinleşip uykuya devam mı edeceği, yoksa acıktığı için mi ağladığının ayırdedilmesidir. Emzirmek ya da mama vermek işe yaramıyorsa –ki genellikle bu durumda ilk yapılan iş bebeği beslemektir– bu huzursuzluk hali bir süre devam edecek ve bebek bir süre sonra sakinleşecektir. Bu olay yaklaşık hergün yaşanır. Bebek, bu dönemde, ortalama rakamlarla söylersek, 3-4 saatlik dilimler halinde 16-18 saat uyur.

Birbuçuk- iki aylık bebek ve uyku
Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazlasına uzar. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar. İkinci ay artık bebeğinizi günlük aile düzeninize alıştırma zamanının da başlangıcıdır. Artık, geceleri yatmadan önce bebeğinizi uyandırıp son bir kez besleyebilir, sabahları onu uyandırarak güne sizin uygun gördüğünüz zamanda başlamasını sağlayabilirsiniz. Bebeğinizin, huzursuzluk ve ağlama dönemleri de artık daha düzenlidir; genellikle günün sonundadır ve huzursuzluğu kaka yapmayla sona erer. Bebeğiniz emmeye ve uyumaya kendini hazırlamıştır.

Dört aylık bebek ve uyku
Bu dönemde uyku konusunda temel sorun bebeğinizin gece uyku düzenidir. Dört aylık bebek, bırakıldığı yerde uyumalı, ve uykusu ortalama 8 saat kesintisiz sürmelidir. Bebek için "kesintisiz uyku" nun anlamı, derin uykudan hafif/yüzeyel uykuya geçiş aşamalarını uyanmadan atlatmasıdır. Hafif uykuya geçen bebek, ağlar, sesler çıkarır, yatakta döner, ama unutmayın, tüm bunlar olurken hala uyumaktadır ve uyku içi bu geçiş aşamalarında kendi kendini sakinleştirerek/rahatlatarak derin uykuya geçmeyi öğrenmelidir. Bebeğin uyumayı “öğrenmesi” konusunda ailelere önemli bir görev düşüyor; bebeklerin mutlak anne baba desteğine ihtiyaçları vardır, ama anne-babaların genellikle yaptıkları, bebeğin sesini duyar duymaz onu kucaklarına alıp, kendi kendilerine derin uykuya geçmelerine engel olmaktır. Bu tür yanlış yaklaşım, 3-4 saatte bir hafif uykuya geçen bebeğin her seferinde uyanma ve beslenmeye alışması ve bunu rutin uykunun bir parçası olarak algılamasıdır. Bu alışkanlık bir yerleşti mi, ilerleyen aylarda değiştirmek çok daha zordur.

Yedi aylık bebek ve uyku
Her ne kadar bebeğiniz 7. Aya kadar geceleri kesintisiz 8-12 saat uyumayı "öğrenmiş" de olsa, oturmak, sürünmek, emeklemek gibi bu dönemde kazandığı yeni yetenekler, geceye de taşınacak ve kimi sorunlar çıkaracaktır. Yeni durum, gece uyanmalarını kolaylaştıracak, tekrar uykuya dalmayı güçleştirecektir.

Benzer güçlükler, gündüz uykuları için de geçerlidir. Anne-babaya düşen, 4. ayda yaptığımız önerileri tekrar uygulamaktır. 7 aylık bebek, kesintisiz gece uykusu yanında öğleden önce ve sonra birer kez olmak üzere toplam en az iki gündüz uykusu uyumalıdır. Uyumasa bile, bu saatleri yatakta kendi başına geçirmeyi öğrenmelidir. Buna sadece bebeğin değil, anne-babanın da ihtiyacı vardır.

Dokuz aylık bebek ve uyku
Daha önce söylediğimiz gibi, kazanılmış yeni yetenekler, uyumayı güçleştirmektedir. Dokuz aylık bebek, artık kendi kendine ayağa kalkabilir, geceleri de kalkacaktır, hem de siz onu uyuması için yatağına bırakıp odasından çıkar çıkmaz! Bu olay, belki on defa tekrarlanacaktır! Bu durumun üstesinden gelebilmek için "kararlı" olmalısınız. Tekrar tekrar ayağa kalkma ve ağlamalar üzerine onu yatağından alıp salona geçmeyin. Kesinlikle yataktan kalkmasına izin vermeyin, kararlılığınızı görsün, uyuması gerektiğini anlasın. Gece uyanmaları sırasında da aynı yöntemi uygulamalısınız.

9-12 ay
Bu aylarda muhtemelen bebeğiniz geceleri 10-12 saat ve gündüzleri iki kez yarım-2 saat uyuyor olacaktır. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.

12-18 ay
Bu aylarda bebeğiniz günde 13-14 saat uyuyacaktır. 18 aylık olduğunda günde iki kez olan kısa gündüz uykularını öğleden sonraları yarım-iki saatlik tek uykuya indirebilir. Size düşen ise yatma zamanı alışkanlıklarını bozmamasını sağlamak, kendi kendine uyuması için gerekenleri yapmak olmalıdır.

18- 24 ay
Geceleri 10-12 saat, gündüzleri 2 saatlik bir öğlen uykusu yeterli olacaktır. Bu aylarda çocuğunuz oluşturduğunuz alışkanlıkları yıkabilmek için çeşitli hilelere başvurabilir.

huri37
14-05-2009, 23:11
Göbek Bağının Temizlenmesi




Göbek bağı, genelde doğumdan sonraki ikinci hafta içinde düşer. Hastaneden ayrılmadan önce size göbek bağına pansuman yapmanız için bir sıvı verilecektir. Göbek bağının kuru kalması, düşmesini çabuklaştıracaktır. Bu nedenle düşene kadar bebeğinizi küvette yıkamaya başlamamanız ya da bu bölgeyi ıslatmamanız, göbek bağının daha kolay düşmesini sağlar. Göbek bağının havayla temas etmesi de daha çabuk iyileşmesini sağlayacağı için bu bölgeyi bebek bezi ya da naylon külot ile kapatmamaya çalışın. Göbek bağının çevresinde iltihap sızıntısı ya da kanama olursa veya kızarıp şişerse, enfeksiyon belirtisi olabileceği için doktorunuza danışmalısınız.

Göbek bağı düştükten sonra bu bölgeyi her gün kaynamış ılık su ve pamukla silip iyice kurulamalısınız.

huri37
14-05-2009, 23:12
Bebeğin Jimnastiği



Bebeğin kaslarının gelişimi için yaptığı tüm hareketler sağlığı için faydalıdır. Jimnastik için en uygun zaman, bezini değiştirdiğiniz zamandır. Yatağa yatırarak veya üzerinde rahat edebileceği bir yere yatırarak kollarından ya da ayaklarından tutup hareket ettirerek jimnastik yaptırabilirsiniz. Ancak, bebeğinizin hiçbir yerini zorlamamaya özen göstermelisiniz.

Ayrıca, banyo da jimnastik için uygun bir zaman olabilir. Suyun içinde onu sıkı bir şekilde tutarak, kol ve bacaklarını hareket ettirmek, oturup kaldırmak ve iki tarafa döndürmek bebeğinizin gelişimi için yararlıdır.

huri37
14-05-2009, 23:13
Bebeğin Bezini Değiştirirken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar



1 ) Bebeğinizin altını değiştirirken hijyen çok önemlidir. Önce geniş bir yüzey üzerine pamuklu bir kumaş ya da temiz bir havlu serin. Daha sonra altını silmek için temiz bez, kağıt havlu, ıslak mendil, merhem gibi kullanacağınız malzemeleri hazırlayın. Sonra ellerinizi mutlaka yıkayıp kurulayın ve bebeğinizi serdiğiniz örtünün üzerine yatırın. Gözünüzü bebeğinizden ayırmayın. Kirli bezi yanlardaki bantları açarak çıkardıktan sonra ıslak pamuk, mendil ya da bezle altını iyice silin ve kurulayın. Tahriş olmuşsa merhem ya da pudra sürebilirsiniz. Yeni bezi koymak için bir elinizle bebeğinizin ayak bileklerini tutup poposunu havaya kaldırın ve bezi altına yerleştirin.

2 ) Bacaklarını aşağıya indirin ve bezi bacaklarının arasından geçirerek beline kadar çekin. Erkek çocukların karnını ıslatmaması için penisini aşağıya doğru indirin.

3 ) Bezi karnının üzerinde düzleyin ve arka kenarını belinin ortasına getirin, yapışkan bandı açın ve yapıştırın. Bezin çok sıkı olmayacak şekilde üzerine oturduğundan emin olduktan sonra diğer kenarı da aynı şekilde yapıştırın. Eliniz kremliyse, bantlara dokunmadan önce elinizi silin, üzerinde krem olursa bantlar yapışmaz.

Bebeğin Altını Değiştirmek




Yaşamının ilk birkaç haftasında, bebeğinizin altını sık sık değiştirmeniz gerekecektir. ıdrar torbası küçük olduğu için altını çok sık ıslatacaktır. Bu nedenle en azından her öğün sonrasında, sabahları uyandığında, gece uyumadan önce ve gece beslenmesinden sonra altını değiştirmeniz gerekir. Bebeğinizin altı her ıslandığında ve kirlendiğinde, derhal değiştirmeniz, bebeğin cildinin zarar görmesini önler.

Altını çok sık değiştireceğinizden dolayı bu işi onun için eğlenceli bir hale getirebilirsiniz. Bebeğin başının üstünde asılı hareketli bir oyuncak, yanındaki ayıcık ya da duvarlara yapıştırılmış renkli resimler ilgisini başka yönlere çekerek siz altını değiştirirken rahat durmasını sağlayacaktır. Altını yüksek bir yerde değiştiriyorsanız, kısa bir süre için bile arkanızı dönmemelisiniz, ani bir dönüş yaparak düşebilir.

Aylar geçtikçe bebeğin altını değiştirmeniz daha seyrekleşecek, iki yaşına gelmeden çişinin geldiğini anlayabilecek durumda olacaktır.

Bebeğinizin dışkısı aldığı gıdalara göre değişir. Bebeğinizin bezini açtığınızda aşağıdakilerle karşılaşabilirsiniz:

Yeşilimsi siyah, yapışkan, katransı dışkı: Mekonyum denilen bu dışkıyı yalnızca ilk iki üç günde görebilirsiniz.Sindirim başlamadan önce atılır.
Yeşilimsi kahverengi ya da açık yeşil renkli, topaklar içeren yarı sıvı dışkı: Sindirim sisteminin beslenmeyle uyumunu gösteren geçiş kakasıdır ve ilk haftada gözlenir.
Sarı renkli, hardalsı, içinde süt kesikleri olan sulu dışkı: Anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkısıdır.
Açık kahverengi, katı, kokulu dışkı: Bebeğin mamayla beslenmesinde görülen dışkıdır.
Yeşil renkli dışkı: Genel olarak normaldir, ancak günlerce devam etmesi bebeğinizin yetersiz beslendiğine işarettir.
Eğer bebeğinizin dışkısı çok sulu ve kokuluysa, bebeğiniz kusuyor ise ve iştahı azalmış ise, veya bezinde kan var ise bir doktora başvurmanız gerekir.

huri37
14-05-2009, 23:16
Bebeği Silerek Temizleme

Soğuk kış günlerinde bebeği her gün yıkamak anneyi kaygılandırabilir.Ayrıca her bebek yıkanmaktan çok zevk almayabilir. Bebekler haftada 3-4 kere tepeden tırnağa silerek de temizlenebilir ve rahatlatılabilir.

Öncelikle bebek silinmek için soyunması gerektiğinden oda sıcaklığı 24 derecenin üstüne çıkarılmalıdır.Düzgün bir yere bir havlu veya uygun bir örtü serilerek bebek üzerine yatırılmalıdır.

Bebeğin, uykusunu almış ve karnı tokken silinmesi daha uygundur.Bebek bundan zevk alacaktır.Ancak yeni doyurulmuş bebek hemen temizlenmemelidir.Meydana gelecek hareketten dolayı kusabilir.

Bebeği temizlemek için pamuk ve daha önceden kaynatılmış bir bez veya tülbent kullanılmalıdır.

Temizlemede , bezlenen kısımlar yoğun kir içerme ihtimalinden dolayı, vücudun diğer kısımlarına bulaştırmaması için ,en sona bırakılmalıdır.

İşte silerek temizlerken dikkat etmeniz gereken noktalar.

1- Ellerden başlanmalıÇevredekiler bebeği sevmek isterken ellerine dokunurlar. Mikroplarda en kolay bu yolla bulaşır. Çünkü bebek sık sık elleriyle gözlerini ovuşturur ve parmaklarını ağzına sokar. Bu yüzden her gün yeni bir bezle bebeğin elleri sabunlanıp durulanmalıdır.Elleri açılarak kıvrımları ve parmak araları dikkatle temizlenmelidir. Sokakta ve acil durumlarda ıslak mendillerden faydalanabilir.

2-Yüz ve Boyun bakımı
Süt mama artıkları bebeğin yüz ve boynundaki kıvrımlarda kolaylıkla gizlenebilir. Ayrıca boyun bölgesi hava almadığı için çok kolay tahriş olabilir. Bebeğin alnından başlayarak boynundaki kıvrımları tek tek açılarak nemli bir tülbent ya da pamukla temizlenmelidir. Sonra da kurulanması unutulmamalıdır.

3- Gözlerde temizlenmeli
Bebeğin gözünden sarımsı bir akıntı gelebilir. Pamuk kaynamış ılık suya batırılarak bebeğin gözleri dikkatlice temizlenmelidir. Temizleme işlemi içeriden dışarı doğru, gözün burun tarafından şakak tarafına doğru yapılmalı ve her göz için ayrı temiz bir pamuk kullanılmalıdır.Bu şekilde bir gözdeki enfeksiyon diğerine bulaşmamış olacaktır.

4- Kulaklara özen gösterilmeli
Kulaklar çok hassas olduğundan asla diplerine kadar temizleye çalışılmamalı ve içine bir şey sokulmamalıdır.Sadece kulağın arkası ve kepçe kısmının iç kıvrımları silinmelidir. Pamuklu çubuklar da bebekler için sakıncalıdır, kesinlikle kullanılmamalıdır.Bu çubuklar hem tehlikeli hem de daha çok pisliğin içeri kaçmasına neden olmaktadır. Kulak sıvısının kendi kendine dışarı çıkmasına izin verilmelidir.

5- Konak için masaj
Bebeğin başında bir türlü egzama olan konak oluşabilir. Özellikle konağa yeni doğan bebeklerde rastlanır. Akşam bebek uyumadan önce konak olan bölgeye zeytinyağı ile masaj yapılır. Ertesi sabah ise bebek şampuanıyla yıkanıp, durulanır. Bebeğin başıyla uğraşırken bıngıldağına çok dikkat edilmelidir.

6-Koltuk altları ve ayakları unutulmamalı
Koltuk altı rahat hava almadığı için sık sık tahriş olabilir. Bebek bir süre çıplak bırakılmalı ve koltuk altları bir pamukla temizlenmelidir.Kıvrımların temizlendiğinden emin olunmalıdır. Aynı şekilde ayak parmak aralarıda iyice temizlenmeli ve bebek losyonu ile nemlendirilmelidir.

7-Tırnaklar ihmal edilmemeli
Bebeğin tırnakları sık sık kontrol edilmeli ve düzenli aralıklarla kesilmelidir. Bebek büyüdükçe tırnakları arasında kir birikmeye başlayacaktır.Banyo sırasında tırnak araları bir tülbentle yavaşca temizlenmelidir.Bebeğin ayak ve el tırnaklarının banyodan sonra yumuşamış halde iken kesilmesi daha kolay ve doğrudur. Tırnakları kesmek için küçük çıt çıt tırnak makasları daha uygundur.

8- Göbek deliği kuru kalmalıdır
Göbek bağı bebeğin ilk günlerinde en çok dikkat edilmesi gereken bölgesidirYeni doğan bebeğinizin göbeği yaklaşık 2 hafta içinde tamamen iyileşir. Bu dönemde göbek bölgesini kuru tutmak gerekir. Göbek kısmında iltihabı bir durum görülürse hemen doktora başvurulmalıdır.

9- Alt temizliği
Yeni doğanların cildi çok ince ve hassastır.Bu nedenle dışkı ile uzun süre temas etmesi halinde tahriş olabilir.Bebeğin poposunun arası ve diğer bölgeleri gayet yumuşak silinmelidir. Kızlarda silme önden arkaya doğru yapılmalıdır.Erkeklerde pipinin sünnet derisi açılmamalıdır. Temizlik için ıslak mendiller çok kullanışlı olsa da kimilerinde alkol ve parfüm bulunabilir. Bu nedenle ilk 2 ayında bebeğin altı sadece pamuk ve suyla temizlenmelidir.
Pişik oluşmaması için bebeğin sık sık altı değiştirilmeli, her seferinde bebeğin altı 5-10 dakika havalandırılmalı ve silinmelidir.Bunlara rağmen ciltte kızarma yani pişik olursa pişik kremi kullanabilir.

10-Fazla sabun kullanılmamlıdır
Sabun cildi kurutur ve özellikle yeni doğanlar için zararlı olabilir.Bu nedenle parfümlü sabunlar yerine nemlendirici sabun kullanılmalıdır. Gereken yerlerde bebek losyonu ile nemlendirme yapılabilir.

Bebeğin Yıkanması

Bebek İlk Defa Ne Zaman Yıkanır?
Bebek doğumdan sonra ilk 12 saat yıkanmamalıdır. Vücudun yumuşak bir bezle kurulanması yeterlidir. Tam bir banyo, doğumdan sonraki 2 veya 3’üncü güne bırakılabilir. Bunu izleyen günlerde bebek her gün ya da günaşırı yıkanabilir.

Bebeğin sağlıklı bir cilde sahip olması cildinin temiz tutulması ile yakından ilişkilidir. Bebeğin banyosu titizlikle yapılmalıdır. Bu durum aynı zamanda anne ile bebek arasında sevgi ve iletişim bağlarının kuvvetlenmesi açısından da önemlidir. Bebeğin günaşırı yıkanması yeterlidir. Ancak, temizliğin aşırı boyutlara getirilmemesi gerekir. Her mamadan sonra yüzünün ve her alt değiştirmeden sonra bezli bölgenin temizlenmesi yeterlidir.

Bebeğin aç iken banyo yaptırılması da çok önemli bir konudur. Eğer tok karnınayken banyo yaptırırsanız bebeğin kusmasına neden olabilirsiniz.

Bazı aileler bebeklerini sabahları yıkarken, bazıları da akşamları son emzirmeden önce yıkamayı tercih ederler. Hepsi de uygundur, çünkü böylelikle bebeğiniz belli bir tempoya alışır. Ama bazen koşullara göre değişiklik yapmak gerekebilir.

Yıkamaya Başlamadan Önce Yapılacaklar:

Banyo için gereksinim duyabileceğiniz her şeyi elinizin altında hazır bulundurun.


Küvet bel hizanızda olsun. Oturmak ya da çömelmek yerine ayakta durmayı bel sağlığınız için tercih edin.
Banyo suyunun uygun sıcaklıkta olduğundan emin olmak için bileğinizin içi veya dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol edin.
Bebeğinizi soyun ve havluya sarın, henüz alt bezini çıkartmayın.
Bebeğinizi kesinlikle suyun yanında yalnız bırakmayın.
Başını ve Vücudunu Yıkama:

Bebeğinizi bir havlu üzerine yatırarak soyun. İdrar ve kaka gibi sürprizlerden korunmak için alt bezini hala çıkartmanıza gerek yok. Havluyu vücuduna sararak, sol elinizle boynunu destekleyip, vücudunu kolunuzun üstüne yaslayarak koltuğunuzun altından destekleyin ve yüzü yukarı bakar şekilde banyo küvetinin üzerine alın, saçlarını bebeğe uygun, gözünü yakmayan bir bebe şampuanı kullanarak, küvetteki suyla veya yanınızda hazır bulundurduğunuz durulama suyunu dökerek durulayın. Ardından sert olmayan, yumuşak dokunuşlarla kurulayın.

Yere yatırıp havlusunu açın, bezini çıkarıp gerekiyorsa alt temizliğini yapın. Banyo süngerini bebe sabunu veya bebe banyo köpüğü ile köpürtün ve havlu üzerinde vücudunun her yanını, özellikle cilt kıvrımlarının arasını iyice silin. Kolunuzla omzu ve boynu destekleyerek, elinizle koltuk altından kavrayın. Diğer elinizle ya kalçalarından destek alarak veya bacaklarından kavrayın ve banyo küveti içindeki suya, önce ayak ve bacaklarını daldırarak yavaşca tüm vücudunu başı dışarıda kalacak gibi sokun. Suyla vücudunu durularken bebeğinizin rahatlamasını sağlayın. Aynı şekilde tutarak temiz havlu üzerine alın. Tüm vücudunu yumuşak hareketlerle kurulayın. Cilt boğumlarını iyi kurulamayı unutmayın. Bebeğinizin büyüyüp aşırı hareketlendikten sonra havlu üzerinde sabunlamak daha zor hale geleceğinden bu işlemi banyo küveti içinde yapabilirsiniz.

Bebeğin Küvette Yıkanması
8 ayla 1 yaş arasında bebek, banyoda daha büyük bir küvette yıkanmaya başlayabilir. Bu banyo ona daha zevkli gelirken, sizin daha çok dikkatli olmanızı gerektirecektir.

Bebek banyo yaparken; kayıp düşmemesi, bir yere çarpmaması ve su yutmaması için her an tetikte olmalısınız. Küvetin yüzeyine yapışabilen yumuşak bir sünger koymanız ve içinde 10 cm den fazla su bulundurmamanız tehlikelerden uzak durmanızı sağlayacaktır. Ayrıca bebeğinizi banyo yaptırırken hem siz hem de bebeğiniz birlikte güzel zaman geçirebilirsiniz.

huri37
14-05-2009, 23:17
Bebeğin Diş Çıkarması



Bebeğin süt dişleri, henüz doğmamışken oluşur ve bebeğiniz yaklaşık 6 aylıkken 20 bebek dişinden ilkini çıkarır. Dişler, diş etlerinin altında, beyaz bir tümsek olarak gözükür, daha sonra damağı patlatarak çıkarlar. Bu, bebeğinizin canını acıtabilir. Genelde ilk dişler değil, iki yaşından sonra çıkan arka dişler daha çok ağrı yapabilir. Bütün süt dişleri 2,5-3 yaşına kadar tamamlanır. Kalıcı dişler 6-7 yaşları arasında tamamlanır.

Bebeğinizin diş çıkaracağının belirtileri; ağız çevresini ve çenesini tahriş edecek kadar çok salya akıtması, bağırsak bozukluğu, hafif ateş ve sert bir şeyler çiğneme ve ısırma isteğidir.

Bebeğiniz diş çıkarırken ona yardımcı olabilirsiniz. Küçük parmağınızla diş etlerini ovuşturabilirsiniz. Hatta parmağınızı musluğun altında tuttuktan sonra ovarsanız, serinleyerek ferahlayacaktır. İçi suyla dolu, buzdolabında soğutulan diş kaşıyıcıları da bu dönemde bebeğinizin en büyük yardımcılarından biri olacaktır.

Doktorunuza danışarak diş çıkarma ilacı ya da jeli de kullanabilirsiniz. Diş çıkarırken dikkat etmeniz gereken bir husus, oynadığı oyuncakların sivri çıkıntıları olup olmadığıdır. Sivri çıkıntılar, bebeğiniz her şeyi ısırmak istediğinden diş etini zedeleyerek canını acıtabilir.

Bebeğiniz diş çıkarır çıkarmaz diş temizliğine özen göstermeye başlamalısınız.

Dilara80
15-05-2009, 09:01
rosemm ellerine sağlık canımm bilgiler içinn:1hug:

Dilara80
15-05-2009, 09:02
huricim sende sağol tatlımm güzel konuları toplamışsınız:1hug:

Rosem
15-05-2009, 11:42
saol canım bilgiler için çok iyi oldu bu sayfa devamını bekliyoruz


rosemm ellerine sağlık canımm bilgiler içinn:1hug:


huricim sende sağol tatlımm güzel konuları toplamışsınız:1hug:
tesekkurler kıslar.
sızlerde buldugunuz yada duydugunuz bılgılerı burda paylasırsanız sevınırız.alkisalkisalkis

Rosem
15-05-2009, 11:43
huricim paylasımın süper..alkisalkisalkis

Rosem
15-05-2009, 11:44
Gebelik ve ılaç Kullanımı
Pek çok ilacı kullanabilirsiniz ,ama mutlaka doktorunuza danışın


40 hafta süren uzun bir dönem olan gebelik süresince pek çok nedenlerle çeşitli ilaçlar kullanılması söz konusu olabilir.Bunun dışızere kalsiyum ve diğer minerallerin ve vitaminlerin desteği çoğu kez gereklidir. ıstatistiklere göre hamilelik sırasında herhangi bir nedenle ilaç kullanma sıklığı %80leri aşmaktadır..

FDA Sınıflaması
Sağlık istatistiklerinin en düzenli tutulduğu ve ilaç kullanımında en titiz davranan ülke olarak kabul edilen ABD de tüm besin ve ilaçları denetleyen kurum olan FDA (Food and Drug Administration) ilaçları gebelikte bebek üzerinde etkileri açısından beş ayrı gruba ayırmıştır.Pekçok açıdan yetersiz kalmasına karşın bugün için dünya çapında en sık kullanılan sınıflamadır. ılaçlar beş ayrı kategoriye ayrıldığı bu sınıflamada gebeliği sırasında söz konusu ilacı bilerek ya da bilmeyerek kullananlardan elde edilen bilgilerin yeraldığı bir veri bankası kullanılmaktadır.ılaçların kullanıldığı gebelik haftasının dikkate alınmaması bu sınıflamanın en zayıf kısmıdır çünkü organlarda yapısal bozukluk yaptığı kesinlikle bilinen ilaçların büyük bir kısmının kritik devre (yani organ gelişiminin olduğu devre) atlatıldıktan sonra genellikle bu etkiyi göstermemesidir.Bilgi birikimi arttıkça ilaçların kategori değiştirmesi de söz konusu olabilmektedir.

A Kategorisi: ınsanlarda yapılan çalışmalarda fetus üzerine olumsuz bir etki saptanmamıştır. Bu gruba dahil olan çok az sayıda ilaç vardır. Gebelikte kullanılan vitaminler bu gruptadır.

B Kategorisi: -Hayvanlarda yapılan çalışmalarda hayvan fetusları üzerinde olumsuz bir etki saptanmamıştır, ancak insanlarda yapılan çalışmalar mevcut değildir.
-Hayvanlarda yapılan çalışmalarda olumsuz etkiler saptanmış, ancak insanlarda yapılan çalışmalarda bu olumsuzlukların doğrulanmamıştır.
Penisilin grubu antibiotikler bu grupta yer alır.

C Kategorisi: -Hayvan ve/veya insanlarda yapılan çalışmalar yetersizdir.
-Hayvan deneylerinde olumsuz etkiler saptanmış, ancak insanlara ait veri yoktur.
Gebelikte kullanılan ilaçların çoğu bu grupta yer alır.

D Kategorisi: -ılaçlarda insan fetusu üzerine olumsuz etki bulunmuştur. Bu gruptaki ilaçlar kar/zarar oranı kar lehine olduğunda kullanılabilecek ilaçlardır.

X Kategorisi: bu gruptaki ilaçlarda da insan fetusu üzerine olumsuz etki bulunmuştur. Ancak bu gruptaki ilaçlar gebelikte kullanıldığında kar/zarar oranı her zaman zarar lehine olan ilaçlardır. Bu yüzden hiç bir şekilde gebelikte kullanılmamalıdır

Doğal olarak tüm gebeler de gebe olmayan diğer insanların maruz kalabileceği hastalıklara açıktır.Ayrıca şeker hastalığı, epilepsi (sara) , tiroid bezi hastalıkları gibi pek çok kronik hastalık gebelik sırasında da ilaç kullanımını gerekli kılabilir.


Genel olarak gebelik planlansın ya da planlanmasın adet döngüsünün son haftasında (beklenen adet kanamasına bir hafta kalmasından itibaren) tüm ilaçların dikkatli kullanılması uygun olacaktır. Buna karşılık gebelik sırasında herhangi bir sağlık sorununda
‘’Nasıl olsa ilaç kullanamam’’ düşüncesi ile tedaviden kaçınmak ta daha büyük zararlar doğurabilir.Örneğin yüksek ateş bebek için zararlı olabilir.Güvenli ateş düşürücülerin kullanımından kaçınmak bebeğin yüksek ateşe daha çok maruz kalmasına yol açabilir.ıdrar yolu enfeksiyonunda kullanımı gerekli olan antibiotikleri kullanmamak anne hayatını dahi tehlikeye sokan ağır tabloların oluşmasına neden olabilir.

eftelyaaa
17-05-2009, 03:05
canımm bilgiler için teşekkürler inşallah faydasını göreceğiz

yserez
18-05-2009, 20:11
MIDE YANMASINDA: Maden sodası,Beyaz leblebi,Bir caybargının bır buyugu su bardağı değil!kahvaltı bardağına 2 .ay kaşığı karbonat atıp bı dikişte içmek,talcid ağızda emme tableti,
MıDE BULANTISINA:Bir parca ekmek,Galeta(grissini olmaz!),temiz hava düzenli bi şekilde içe çekilmeli,Adaçayı mide bulantısını keser.Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar(yanlız 1 çay bardağından fazla içilmemeli!!!)

kikoleyim
18-05-2009, 23:29
bende bugün topiklerde gezinirken bişiler öğrendim sizle paylaşmak istedim
*sarılık olan bebek bolbol emzirilirse daha çabuk iğleşirmiş
*bebeğin sarılık olmaması için güneş ışığı görmesinde fayda varmış 1.5dk ön 1.5dk arka yönünü hergün güneşe göstermek gerekiyomuş tabi gözlerini koruyarak
*özellikle kız bebişlerinde yeni doğduklarında altlarına ıslak mendil yerine pamuk ıslatıp silmek gerekiyomuş mazallah idrar yolu enfeksiyonu yaparmış
*dışarda satılan bildiğimiz helvalar sütü arttırırmış
*bebeklerin ilk günlerde yıkandıkça derileri pul pul dökülürmüş ama bu çok normalmiş bi çok doktor bişe kullanılmamasından yanaymış bebe yağı ve krem gerektirmiyomuş yani
ama ayda bi kere kayısı yağıyla yağlanabiliyomuş


şimdilik bukadar

Rosem
19-05-2009, 16:10
kikoleyim ve yserez paylasımınız ıcın cok tesekkurler kıslar.a.s.

Rosem
20-05-2009, 16:13
Epiduralli normal doğum , doğumda ortaya çıkan rahim kasılmalarının ağrılı olması durumunda belinizden ince bir iğne yerleştirilerek omurilik zarının etrafına verilen anestezi ilacıyla ağrınızı hafifletme yöntemidir. Bebeğiniz vajinal yoldan dünyaya gelir. Normal doğumda epidural dışında damardan veya kalçadan veya ender durumlarda rahimağzından verilen ilaçlarla da ağrının hafifletilmesi söz konusu olabilmektedir.

Epiduralli sezaryan ise yine aynı yöntemin biraz daha farklı dozlarda anestezi ilacı verilmesiyle siz uyanıkken bebeğinizin karnınıza yapılan bir kesiden sezaryan ile doğurtulması işlemidir. Sezaryan, epidural dışında spinal anestezi, kombine epidural anestezi ve genel anestezi kullanılarak da gerçekleştirilebilir.

Spinal anestezide anestezi ilacı direkt omurilik sıvısı içine, kombine epiduralde hem omurilik zarı etrafına, hem de omurilik sıvısı içine verilir. Omurilik sıvısı içine anestezi ilacı verildiğinde istemli çalışan kaslar da geçici olarak uyuşur. ıstemli kaslarınız çalışmadığında ıkınmanız da mümkün olamayacağından spinal ve kombine anestezi normal doğumda tercih edilmez.

Genel anestezi bilincinizin ve ağrı duyunuzun geçici olarak tümüyle ortadan kalktığı bir anestezi şeklidir. Bu anestezi şekli solunum yolunuza yerleştirilen plastik bir borudan size solutulan anestezi ilaçlarıyla gerçekleştirilir. Sadece sezaryan ile doğumda kullanıldığı gibi bazı doktorlar normal doğumda bebeğin başının doğması esnasında kısa süreli genel anestezi uygulamasını tercih edebilmektedirler.

Rosem
20-05-2009, 16:21
DOĞUM ÇANTASI
Kendiniz ıçin

Anne adayı, bebeği için hazırlayacağı bavula kendi kişisel bazı eşyalarını da ilave etmeli veya ayrı bir valiz yapmalıdır.

Mutlaka Gerekenler

Bunlar 2-3 takım gecelik veya pijama (bebeğinizi emzireceğinizden önden düğmeli olanları tercih edilmelidir), sabahlık, çorap, terlik, bol miktarda iç çamaşırı, kişisel temizlik ürünleri (diş fırçası, diş macunu, sabun, havlu, tarak, deodorant, kolonya, vs.), küçük el aynası, bol miktarda hijyenik ped, en az iki adet emzirme sütyeni, meme uçlarını korumak için hazır satılan kompresler, meme ucunuza sürmek için krem, meme ucunuzu temizlemek için kullanacağınız mendiller, kirli çamaşır torbası.

ınce detaylar

Ses kayıt eden cihazınız varsa, yanınızda götürerek bebeğinizin ilk ağlamalarını kaydedebilirsiniz. Varsa video kamera veya fotoğraf makinenizi de yanınızda götürmeniz, ilk günün o güzelliği ve mutluluğunu ileride tekrar yaşama imkanı sunacaktır… Eğer bebeğiniz için günlük tutmayı planlıyorsanız, yanınızda bir defter ve kalem götürmeyi de ihmal etmeyin. ılk günün heyecanı ve mutluluğunu anında aktarma imkanınız olmuş olur.

Güzel görünmek sizin de hakkınız

Doğumdan sonra solan cildinizi biraz olsun canlandırmak, eşinize ve gelen ziyaretçilere daha güzel ve bakımlı görünebilmek için, en önemlisi kendiniz için birkaç makyaj malzemenizi de yanınızda götürebilirsiniz.

Ayrıca bir paket peçete veya rulo havlu da çok işinize yarayabilir.

Hastaneden çıkarken giyeceğiniz kıyafeti doğumdan önce hazırlayıp, yerini eşinize göstermenizde çok büyük fayda var. Tabiki önceden hazırladığınız valizinize de koyabilirsiniz. Yanlız hazırlayacağınız kıyafetin bedeninin, doğum öncesi kıyafetlerinizden en az bir beden daha geniş olmasına dikkat edin veya bol elbiseleri tercih edin. Ya da hamileyken giydiğiniz hamile kıyafetlerinizden bir takım koyabilirsiniz.


Bebeğiniz için



Bebeğiniz için götürmeniz gereken birçok eşya var…

En küçük boy çocuk bezi (1 paket)
Islak mendil (allerjik testi yapılmış olan markalar tercih edilmelidir)
Zıbın (3 adet)
Uzun kollu, bacaklı body (tulum) veya pijama (3 adet)
Başlık (2 adet)
Patik (2 çift)
Çorap (3 çift)
Eldiven (2 çift)
Mevsime uygun yelek veya hırka (1-2 adet)
Bebek battaniyesi (1-2 adet)
Yumuşak küçük havlu (4-5 adet)
Bebek mendili (Bol miktarda)
Mama önlüğü (3-4 adet)
Kirli çamaşır torbası (1 adet)
Hastaneden çıkarken bebeğinizi taşıyabileceğiniz bir portbebe ve bebek bakım çantası da listeye dahil edilmelidir. Hastaneden çıkarken bebeğinize giydirmek istediğiniz özel bir giysi varsa onu da unutmayın…


alıntıdır..

kikoleyim
20-05-2009, 22:08
Gebeliğin ilk üç ayında kilo alınmadığı gibi zayıflama dahi olabilir. Bundan sonraki aylarda haftada 250 gr, ayda bir kg almak uygundur. Gebeliğin son zamanlarında bu kilo alma miktarı artar. Sonuç olarak, gebelik müddetince alınan kilonun 9-12 kg civarında olması iyidir. Daha fazla kilo almak, hem bebek için hem de anne için zararlı olabilir. Kötü beslenme de yine aynı şekildedir. İşte bu sebepten, gebe bir hanımın beslenmesini iyi ayarlaması gerekir.

Dış gebelik durumunu gösteren bir görüntü; görüntüdeki embriyo Fallop kanalında bulunmaktadır.Gebe kadın her çeşit besini yiyebilir. Fakat bunların içinde Özellikle yenmesi ve içmesi gerekenler vardır: Süt, yumurta, et ve sebzeler en iyi besin kaynaklarıdır. Çok yemek değil; öz yemek, az yemek güzeldir. Diğer taraftan eğer havanın, suyun ve yağın güzeli bulunabiliyorsa beslenme probleminin büyük bir kısmı halledilmiş sayılır. Her öğünde nebati (bitkisel) yiyecekler sofrada bulunmalıdır. Sevmek, alışkanlık meselesidir. Pırasa, enginar, ıspanak faydalı ve şifalı yiyeceklerdir. En mühimi, sofrada çok çeşitli yemeklerden ziyade mes’ud aile tablosunun olmasıdır.

Döğmeden yapılan keşkek, biramayası (bira ile alakası yok) ve pirinç, B vitaminlerinin en güzel kaynağıdır. Siyah ekmek beyaz ekmekten çok daha güzeldir. Oğlak etinin hazmı kolaydır.Kümes hayvanlarından en iyisi tavuktur. Her türlü meyve yenmelidir. Ceviz, peynir ile beraber yenirse en güzel kalsiyum ve fosfor kaynağıdır. Ayva, kalbten sıkıntıyı giderir, hamile kadın yerse çocuğu güzel olur. Elma dişlerin çürümesine manidir. Balda şifa ve besleyici kuvvet çoktur.

Açık çay, ıhlamur, anason, papatya, ada çayı demleyip içmekte çok fayda vardır.
ALINTIDIR

kikoleyim
20-05-2009, 22:15
Gebelik zehirlenmesi: Gebelik toksemisi, eklampsi gibi isimler alan ve hamile hanımlarda, tansiyon yüksekliği, ödem (vücutta su toplanması) ve proteinüri (idrarda protein çıkması) ile başlayan ve havalelere yol açıp anne ve çocuk sağlığını tehdid eden bir hastalık.

Vücudunda fazla şişlikler meydana gelen bir gebe mutlaka hekime başvurmalıdır. Tansiyonu yüksek bulunan ve idrarında albümin cinsi proteinler tesbit edilen gebelere “Preeklampsi” teşhisi konur. Preeklamptik gebede havaleler ortaya çıkarsa buna “Eklampsi” denir.

Eklampsi krizleri (havaleler) gebelikte, doğum sırasında ve doğumdan hemen sonra ortaya çıkabilir. Bu havaleler hem annenin, hem de doğacak çocuğun hayatı için tehlike arz eder. Bu sebepten böyle gebeler, mutlaka doktor takibinde olmalı ve hastahanede doğum yapmalıdır.

Hastaya tedavi olarak, havale önleyici ilaçlar, sakinleştiriciler verilir. Aynı zamanda tansiyon düşürücü ve idrar miktarını arttırıcı ilaçlar da verilebilir. Vak’aların çoğunda, hasta kısa zamanda iyileşir. Hastanın tedaviye cevap vermediği durumlarda gebelik sonlandırılır. Doğumla birlikte eklampsi ortadan kalkar.
ALINTIDIR

kikoleyim
20-05-2009, 22:20
Erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi olmayan kadınlar da aşağıdaki önlemleri gözönünde bulundurmalıdır:

1. Cinsel ilişki; 4. ayın sonuna kadar ortalama haftada bir kez; 7. aya kadar, ayda üç ile dört kez ve 8. ayda iki kez yapılmalıdır. 9. ayda cinsel birleşimden kaçınılmalıdır.

2. Cinsel pozisyonlar gebelik ilerledikçe değiştirmelidir. Fazla derine girmemeyi ve ihtiraslı hareketler yapmamayı, erkek kendisine kural edinmelidir, kadın da hareketlere katılmalıdır.

3. Cinsel organlar kesinlikle uyarılmamalı; bunun yerine göğüsler okşanabilir. Göğüs uyarılmaları rahmin kasılmasını sağlar, fakat kadın eğer gebelikten önce buna alışıksa, erken doğum ve düşük yapmak tehlikesi hemen hemen yoktur. Gebelik sırasında göğüs uyarılmaları özellikle meme uçlarının emilmesi, kadını çocuğu emzirmeye hazırlar. Emmek, meme ucu derisini kuvvetlendirir ve uçları belirginleşir. Gebeliğin ileri devrelerinde hiç bir şekilde parmaklar vaginaya sokulmamalıdır.

4. Erkek cinsel birleşimi, yukarda önerilen sayılardan daha sık yapmakta diretirse ya da kadının canı ilişkide bulunmak istemezse, kadın durumun üstesinden ustalıkla gelmeli, erkeği kabaca reddetmemelidir. Karşılıklı uyarma sırasında, konuşma konusunu değiştirmeli ve erkeğin arzularını hafifletmelidir. Bunda başarılı olamazsa, kocasın okşamayla orgazma ulaştırmalıdır.

Bazen ağız-cinsel organlar pozisyonu olan M'F uygulanabilir. Bu durumda erkek cinsel organlarını çok temiz tutmalıdır ve kadın, spermleri yuttuğunda endişeye kapılmamalıdır. Bunun kadına bir zararı yoktur. Yalnız kadın erkeğe derin bir sevgiyle bağlı değilse, bu ona zor gelebilir.
ALINTIDIR

Rosem
23-05-2009, 11:29
Braxton Hicks kasılmaları
Belki bu kulağa tuhaf gelen sözcüğü daha önceden duydunuz belki de ilk defa duyuyorsunuz. Ancak durum nasıl olursa olsun eğer bebek bekleyen bir anne adayıysanız anlamını bran önce öğrenmenizde yarar var. Bundan yaklaşık 150 yıl kadar önce ıngiliz doktor John Braxton Hicks gerçek doğum kasılmaları başlamadan önce rahim kaslarında meydana gelen bazı kasılmalar olduğunu fark etti ve o güne kadar hem doktorların hem de anne adaylarının yaşadığı karmaşa ve heyecana açıklık getirdi.

Günümüzde zaman zaman yalanci kasılmalar olarak da adlandırılan Braxton Hicks kontraksiyonları genelde gebeliğin son trimesterında başlamakla birlikte zaman zaman ikinci trimseterda da gözlenebilir. Rahiminizi oluşturan kaslar 30-60 saniye kadar kasılarak daha snra gevşer. Bu kasılmaların süresi zaman zaman iki dakikaya kadar uzayabilir. Braxton Hicks kontraksionları sizi ve rahiminizi gerçek doğuma hazırladığından alıştırma kasılmaları olarak da adlandırılmaktadır.

Braxton Hicks kasılmalarının bazı özellikleri vardır:

Şiddeti sabit olmayıp değişkendir.
ıki kasılma arasındaki süre çok kısa değildir.
Olup olmayacağı ya da ne zaman geleceği önceden tahmin edilemez.
Ritmik yani düzenli değildir.
Ağrı vermekten çok rahatsızlık yaratıcıdır.
Sıklığı ve şiddeti giderek artmaz
Neden olur?
Braxton Hicks kasılmalarına neden olan olayların mekanizması açık değildir ancak bu konuda bazı spekülasyonlar vardır. En sık kabul edilen görüş bu kasılmaların rahimin kendi sertliğini sağlamasına yardımcı olduğu ve plasentaya kan akımını kolaylaştırdığıdır. Braxton Hicks kasılmaları rahim ağzında açılma ya da incelmeye neden olmazlar. Bununla birlikte doğum zamanı yaklaştıkça kasılmaların şiddetinde ve sıklığında bir artış görülebilir.Bu kasılmalar yalancı doğum sancıları olarak adlandırılır ve rahim ağzının doğuma hazırlanması ile açılması ve incelmesine yardımcı olailirler.

Braxton Hicks kontraksiyonlarını tetikleyebilen durumlar?

Bebeğiniz ya da siz çok hareketli ve aktifseniz
Birisi karnınıza sertçe dokunursa
Mesaneniz çok dolu ise
Cinsel ilişki sonrasında
Uzun süre susuz kalmışsanız
Braxton hicks kontraksiyonları tetiklenebilir.

Nasıl baş edilebilir?
Braxton Hicks kasılmaları genelde zararsız ve ağrısız kasılmalardır ancak yine de bu durum sizi rahatsız ediyorsa önüne geçmek için bazı basit öneriler işe yarayabilir.

Pozisyon değiştirin. Eğer uzun süredir ayakta ve dolaşıyorsanız uzanın ya da eğer kasılmalar siz oturur ya da uzanırken başlamışsa kısa bir yürüyüşe çıkın.
Ilık bir duş yapın
4-5 bardak su için. Eğerkasılmaları başlatan durum dehidratasyon ise su içmek çok işe yarayacaktır.
Bu bast önlemler ile kasılmlar geçmiyor, sıklığı, şiddeti ve yarattığı rahatsılık giderek artıyorsa mutlaka zaman kaybetmeden doktorunuza haber verin.


alıntı

Rosem
26-05-2009, 17:19
güncel

gaydin58
27-05-2009, 09:37
Erken Doğumun Önlenmesi

Erken doğumun başlamasını ilk etapta önlemeye yardımcı olabilecek bu önlemleri de alabilirsiniz:


Rahiminizi daha “uyarılabilir” yapan dehidratasyonu önlemek için her birkaç saatte 200 ml meyve suyu için.

Sağlıklı beslenin ve hamileliğiniz sırasında 12 - 16 kilo alın.

Erken doğum kasılmalarını arttırma riski olan idrar yolu enfeksiyonu (İYE) olasılığını azaltmak için mesanenizi boş tutun.

İdrarınızı ve dışkınızı yaptıktan sonra, bir İYE’ yi önlemek için her zaman önden arkaya doğru silinin.

Pamuklu iç çamaşırları giyin. Pamuk diğer kumaşlara kıyasla daha iyi “nefes alır” ve daha fazla hava girdikçe, bakteriyel gelişim riski azalır.

Sigarayı bırakın ve uyuşturucu veya alkol kullanmayın.

Yaklaşık olarak her saatte bir bacaklarınızı kaldırarak oturun ve ağır nesneleri kaldırmayın.

Eğer kısa süre içinde geçmeyen bir kasılma yaşarsanız fiziksel aktivitelerinizi durdurun ve dinlenin.

Yaşamınızdaki stresi azaltmaya çalışın.

Erken doğum olasılığı korkutucudur fakat çoğu kadın sadece Braxton-Hicks kasılmalarını yaşar. Şu anda yapacağınız en iyi şey uterus aktivitenize çok dikkat etmek ve kendinize iyi bakmaktır. Olağandışı herhangi bir şey geliştiğinde doktorunuzu arayın.

gaydin58
27-05-2009, 09:44
Erken Doğumun Önlenmesi

Erken doğumun başlamasını ilk etapta önlemeye yardımcı olabilecek bu önlemleri de alabilirsiniz:


Rahiminizi daha “uyarılabilir” yapan dehidratasyonu önlemek için her birkaç saatte 200 ml meyve suyu için.

Sağlıklı beslenin ve hamileliğiniz sırasında 12 - 16 kilo alın.

Erken doğum kasılmalarını arttırma riski olan idrar yolu enfeksiyonu (İYE) olasılığını azaltmak için mesanenizi boş tutun.

İdrarınızı ve dışkınızı yaptıktan sonra, bir İYE’ yi önlemek için her zaman önden arkaya doğru silinin.

Pamuklu iç çamaşırları giyin. Pamuk diğer kumaşlara kıyasla daha iyi “nefes alır” ve daha fazla hava girdikçe, bakteriyel gelişim riski azalır.

Sigarayı bırakın ve uyuşturucu veya alkol kullanmayın.

Yaklaşık olarak her saatte bir bacaklarınızı kaldırarak oturun ve ağır nesneleri kaldırmayın.

Eğer kısa süre içinde geçmeyen bir kasılma yaşarsanız fiziksel aktivitelerinizi durdurun ve dinlenin.

Yaşamınızdaki stresi azaltmaya çalışın.

Erken doğum olasılığı korkutucudur fakat çoğu kadın sadece Braxton-Hicks kasılmalarını yaşar. Şu anda yapacağınız en iyi şey uterus aktivitenize çok dikkat etmek ve kendinize iyi bakmaktır. Olağandışı herhangi bir şey geliştiğinde doktorunuzu arayın.

Rosem
27-05-2009, 14:56
YENıDOĞAN BEBEK BAKIMI




Yenidoğan bebek bakımı - Bebeğinizi nasıl tutacaksınız ? Boyun kasları henüz yeterince gelişmediği için, bebeğiniz üç aylık olana kadar,kucağınızda sırtını ve başını destekleyecek şekilde tutmalısınız.




GÖBEK BAKIMI : Göbek kordonu ve çevresini günde 2-3 kere alkol ile temizlemelisiniz.Göbeğin temiz ve kuru kalması gerekmektedir.Göbek bağı kullanmayın.Bebek bezinin göbekle temas etmemesine dikkat edin.

-Bebeğinizin ateşi yükselirse,
-Göbek çevresinde kırmızılık oluşursa,
-Göbekte irin gözlenirse doktorunuza başvurun.

Göbek 10-21 gün içinde düşer.Bu süre içinde bebeğinizi sünger banyosu ile temizleyebilirsiniz.Göbek düştükten sonra küvet banyosu yaptırabilirsiniz.

SÜNGER BANYOSU : Bebeğin soğuktan etkilendiğini hatırlayarak oda ısınının 25°C civarında olmasını sağlayınız ve banyosunu yaptıracağınız yerin cereyandan uzak olması gerektiğini unutmayınız.





Gereken Malzemeler
-Kaynatılmış su dolu küvet (36,5° C - 37° C )
-Maşrapa
-Bebek termometresi
-Bebek şampuanı
-3 adet yumuşak bez veya bir yıkama süngeri ve 2 yumuşak bez
-Pamuk
-2 adet havlu
-Göbek bakımı malzemeleri
-Bebek losyonu
-Bebek saç fırçası
-Bebek bezi
-Bebeğin giysileri





Yıkama Şekli
-ılk önce,ellerinizi iyice yıkayın




-Bebeğinizin giysilerini çıkarın ve onu bir havluya sarın. Beklenmedik sürprizlerden kaçınmak için alt bezini hemen çıkarmayın





-Yüzünü yumuşak ve nemli bir bezle sadece su kullanarak silin





-Her göze ayrı pamuk kullanmak suretiyle,gözleri,burun kenarından göze doğru silip göz kapaklarını temizleyin.Burun ve kulak çevresini ve kulaklarının arkasını temizleyin. Kulak arkalarına ve boyundaki cilt boğumlarına özellikle özen gösterin.Bebeklerin sadece görünen kulak kepçesinin içi temizlenmelidir.Kulak deliğinden içeriye herhangi bir cisim sokmayın





-Bebeğinizi içine sardığınız havluyu açmadan,başını ve boynunu destekleyerek,bebek şampuanını gözlerine kaçırmamaya dikkat ederek, bebeğinizin başını yıkayın. Durulamayı saf su ile yapın.Sonra bebeğinizi sırtüstü yatırın ve başını kurulayın. Saçları için kurutma makinası kullanmayın.Yumuşak bebek fırçasıyla hafifçe fırçalayın.Sıcak tutmak için başını kuru bir havlu ile kapatın.





-Vücuduna sardığınız havluyu açın.Bir miktar bebek sabunu ile ıslattığınız bez ile göbek bağını ıslatmadan vücudunu silip ayrı bir ıslak bezle durulayın.Ve tüm vücudunu kurulayın.Sonra tekrar havluya sarın





-Son olarak,bebeğinizin bezini açıp(kız bebekler için bölgeyi önden arkaya doğru)jenital bölgeyi nemli bir pamukla ya da yumuşak bir yıkama beziyle temizleyin.Bebeğin altını yeniden bezlemeden önce pişik kremi sürün.





-Göbek bakımını da yaptıktan sonra,(Bebeğin cildi kuru olmadıkça losyon kullanmaya gerek yoktur.ıstiyorsanız kullanabilirsiniz.) bebeğinizi giydirebilirsiniz.

KÜVET BANYOSU : Bebeğinizi mutlaka karnı açken ya da beslenmeden en az 1.5 saat sonra yıkayın. Çünkü tok karınla yıkadığınızda midesine basınç yapıp kusmasına neden olabilirsiniz.

Gereken Malzemeler
-Bebek termometresi
-Su dolu küvet (36,5° C - 37° C )
-Maşrapa
-Bebek şampuanı
-Yıkama süngeri
-Havlu
-Bebek kremi losyonu
-Bebek saç fırçası
-Bebek bezi
-Bebeğin giysileri
-Tırnak makası





Yıkama Şekli
-Küveti yarısına kadar (37°) sıcak su ile doldurun.
-Bebeğinizi yavaş yavaş alıştırarak suya sokun
-Önce bebeğinizin ön tarafını bebek sabunu kullanarak bebek süngeriyle sabunlayın
-Sırtını sabunlayıp vücudunu su ile durulayın
-Başını nazikçe sabunlayıp kulaklarına su kaçırmamaya dikkat ederek başını durulayın
-Jenital bölge temizliğini en sona bırakın (Kız bebeklerde jenital organların en iç kısmı sabunla yıkanmamalıdır.)
-Bebeğin tüm vücudunu durulayın
-Bebeğinizi havlusuna sarın,kurulayıp saçlarını fırçalayın ve giydirin.El ve ayak tırnaklarını özel bebek makasıyla kesebilirsiniz.

CıLT BAKIMI : Bebeğin cildi kuru ise günde iki kez bebek losyonu sürün. Pudra kullanmaktan kesinlikle kaçının.Giysilerini mutlaka bebeklere özel üretilmiş deterjanlarla yıkayın.

YATIRMA ŞEKLı : Bebeğinizi yan veya sırtüstü yatırmalısınız. Bebek uyanıkken ve siz yanındayken yüz üstü yatabilir.Bu şekilde bebeğin omuzlan kuvvetlenir ve baş arkasında sürekli yatmaya bağlı düzleşme olması önlenebilir.Bebeğinizi yatırmak için sert yatakları tercih edin.Yastık,yorgan gibi yumuşak yüzeylere yatırmaktan kaçının. Battaniyenin bebeğin yüzünü kapamasını önlemek için, battaniyeyi göğüs seviyesine kadar getirin ve uçlannı çarşafla birlikte yatağın kenarlarına sıkıştırın.

GıYıM : Pamuklu veya yünlü kumaştan,hava alabilen, terletmeyen, teri emebilen giysileri tercih etmelisiniz.Oda sıcaklığının 22-24 (yenidoğanlar için 24-26) derece olduğu durumlarda normal giyinik bir bebek üşümez. Gereğinden fazla giydirilen süt çocuklarının solunum yolları rahatsızlıklarına yakalanma riskleri artar.


alıntıdır.

kikoleyim
28-05-2009, 00:49
rosemcim paylaşımın için çok saol.bak ben şimdi senden bişe daha öğrendim
bebeğin saçlarına kurutma makinesiyle kurutulmıcakmış çok saol okumasam yapardım valla demekki bi zararı var
işte bu paylaşımlar nekadar yararlı bizler iiçin ben bide 2 bebeğimi bekliyorum ama tabi bi 5 yıl olmuş haliyle unutuyo insan

sila_84
30-05-2009, 09:12
tesekkurler rosemcimm... cok faydalanacagım bu bılgılerdenn ıns......

Rosem
01-06-2009, 15:13
rosemcim paylaşımın için çok saol.bak ben şimdi senden bişe daha öğrendim
bebeğin saçlarına kurutma makinesiyle kurutulmıcakmış çok saol okumasam yapardım valla demekki bi zararı var
işte bu paylaşımlar nekadar yararlı bizler iiçin ben bide 2 bebeğimi bekliyorum ama tabi bi 5 yıl olmuş haliyle unutuyo insan


tesekkurler rosemcimm... cok faydalanacagım bu bılgılerdenn ıns......
rica ederım kıslar.bırbırimize yardımcı olabılıyorsak ne mulu bana.opuyorumnanaktan

Rosem
01-06-2009, 15:14
37.gebelik haftası
Bu haftada doktorunuz size "çatı muayenesi" veya "pelvis muayenesi" adı verilen bir muayene yapılmasını önerebilir.
Bu muayene doğum kanalınızda normal doğuma engel olabilecek herhangi bir "çatı darlığının" önceden tespit edilmesi amacıyla yapılır.
Bazı doktorlar ise bu muayeneyi doğum sancıları başladıktan sonra yapmanın daha net bilgi verdiğini düşünürler.

Rosem
05-06-2009, 20:41
Yenidoğan bebeklerin çok ağlamasının bir sebebi var mıdır?



Bebekler sıkıntı veren her durumda teselli bulmak için yardım aramaya programlanmıştır. Bebeğinizin ağlaması, beyni henüz yeterince gelişmediği için tek başına başa çıkamadığı bedensel hisler için sizden yardım istemesi anlamına gelir. Bebekler ciğerlerini geliştirmek, sizi kontrol etmek için ya da hiçbir neden olmadan boşu boşuna ağlamazlar. Bir şey onlara rahatsızlık verdiğinde size haber vermek ve sizin yardımınızı almak için ağlarlar.

Tüm türler arasında doğduğunda en olgunlaşmamış durumda olan insan yavrusudur. Aslında bebeklerin gebelik süresini anne karnının dışında tamamladığını söyleyebiliriz. Freud’un insan yavrusu için ‘dünyaya tamamlanmamış olarak gelir’ demesi doğrudur. Yeni doğmuş bir bebeği dışarıdaki bir fetus gibi düşünebiliriz. ışte bu nedenle yani doğduklarında yeterince olgunlaşmış durumda olmadıkları için bebekler çok hassastırlar. Sıkıntıya karşı çok duyarlıdırlar
Bebekler daha çok fiziksel nedenlerden ötürü ağlarlar. Bir bebek, yorgun ya da aç olduğu ya da bir yetişkinin çok mırıldanması dolayısıyla fazla uyarıldığı için ağlayabilir. Ayrıca bebekler; çok parlak, çok sert, çok soğuk, çok sıcak, çok ani uyaranlar, durumlar ve olayları şok olarak algılayıp ağlayabilirler.



Ebeveynlerin ağlamanın ne anlama geldiğini anlama şansı var mıdır?

ılk başlarda ağlamanın ne anlama geldiğini çözmek zor olabilir ama zamanla ebeveynler ağlamaları çok daha doğru bir şekilde okumayı öğrenirler. Örneğin; zamanla açlık ağlamasını yorgunluk ağlamasından ayırt etmek kolaylaşır. Bazen ise ebeveynler ağlamanın nedenini kesinlikle bilemezler. Ama bunun bir önemi yoktur. Önemli olan bebeğin sakinleşmesi için ona yardımcı olmaktır.



Bebekler en çok ne zaman ağlar?

Ağlama bebek 3-6 haftalık olduğunda en yüksek seviyededir. Bebek, 12-16 haftalık olduğunda ise azalır. Bunun nedeni bu dönemde bebeklerin hareket kabiliyetinin yükselmesi, bir şeyleri tutup onlarla oyun oynayabilmeleri dolayısıyla artık daha az sıkılma ve engellenme yaşıyor olmalarıdır.



Daha büyük bebekler ve 3-4 yaşına kadar çocuklar, dünyaya geçişin yarattığı değişime uyumlanmalarına rağmen açlık, soğuk, yorgunluk, hastalık gibi sebepler yüzünde hala ağlamaya devam ederler. Bunun yanında, ağlamaya neden olan yeni hisler eklenmiştir. Bağ kurduğu ebeveynden ayrılma korkusunun yarattığı panik yüzünden ağlayabilirler. Büyüdükçe hoşlandıkları ve hoşlanmadıkları şeyler; onları korkutan ya da huzursuz eden şeyler netleşir ve her biri bir ağlama nedeni olabilir. Konuşamayan bir çocuk için ağlama genelde ‘hayır’ anlamına gelir. ‘Hayır bir başkasının kucağına gitmek istemiyorum’ ‘Hayır bu tulumu giydirmenden hoşlanmıyorum.’



Bebek ağladığında ne yapmak gerekir?

Özellikle yaşamın ilk aylarında, bebeklere her ağladıklarında müdahale etmek, sakinleşmeleri için yardımcı olmak gerekir. Yeni doğmuş bir bebek, ağlamayla kaybettiği kontrolünü kendisi yerine getiremez, bunu sadece siz yapabilirsiniz. O nedenle bebeklerin ağlamalarına tutarlı şekilde cevap vermek önemlidir. Araştırma ve gözlemler göstermekte ki ağlamalarına tutarlı şekilde cevap verilen bebekler ilerleyen zamanda daha az ağlayan, daha mutlu ve daha kolay sakinleştirilebilen çocuklar oluyorlar.


alıntıdır..

Rosem
05-06-2009, 20:44
Kucağa almak bebeği şımartır mı?
Yeni anneler bebeklerini şımartıyor olduklarına dair pek çok uyarı alırlar. Başkaları bunu söylemese bile bir anne kendisi, bebeğini her ağlayışında kucağına aldığı için ya da bebeğini uyutmak için salladığı için acaba bebeğimi şımartıyor muyum diye endişe edebilir.



Oysaki ilgi ve sevgi görmesi bir bebeği kesinlikle şımartmaz. Ayrıca oluşmuş olan her davranış biçimi ya da alışkanlık bebek büyüdükçe gerekirse değiştirilebilir. Bebeklerin bağ kurmaya ihtiyacı vardır. Özellikle ilk aylarda ağlamalarına tutarlı ve sevgi dolu bir şekilde cevap almaları gerekir. Konu bebeğinize sevgi göstermek ise asla kendinizi durdurmayın. Bebeğinize her dokunuşunuz, her yatıştırma girişiminiz, her besleyişiniz, her sallamanız, her öpücüğünüz, her ilgi ve dikkat gösterişiniz ona yeni tanıştığı dünyanın sevgi dolu, besleyici, iyi bir yer olduğunu öğretir. Böyle yaparak bebeğinizin insanlarla temas kurmanın rahatlatıcı ve iyilik getiren bir durum olduğunu içselleştirmesine yardımcı olursunuz.

Bu söylenenler size mantıklı geliyor olmasına rağmen yine de ‘bebeğin her küçük öksürüğüne ya da ağlamasına cevap vermek bebeği kendimize bağımlı hale getirmek olmuyor mu’ diye düşünebilirsiniz. ışte bu noktada önemli bir soru çıkıyor ortaya. Duyarlı ebeveyn ne demektir? Duyarlı ebeveyn bebeğin her ağlayışına cevap veren ebeveyn midir?

Evet, duyarlı bir ebeveyn bebeğin her ağlayışına cevap vermelidir. Ama bebeğin ağlayışı karşısında yapılacak en doğru hareket pek çok farklı şey olabilir: bebeği kucağa almak ya da beslemek, ağlaması artacak mı yoksa azalacak mı diye birkaç dakika beklemek, ya da her hangi başka bir müdahale…. Duyalı ebeveynlik yapılacak en doğru hareketin ne olduğu konusunda karar vermektir. Bu bebeğin yanına gitmek ya da gitmemek olabilir. Eğer duyarlılığı bu şekilde değerlendirir ve uygularsanız bebeğinizin kapasitesi ve ihtiyaçlarına daha çok uyumlanırsınız.

Bebeğin bize bağımlı hale gelmesi ise tamamen farklı bir konudur: bebekler tanım gereği zaten yardıma muhtaç ve bağımlıdır. Ayrıca, bağımlı olmak kötü bir şey değildir. Aslında, bebeğinizin sizinle kurduğu güvenli bağ yaşam boyu tatmin edici ilişkiler kurabilme becerisinin temelini oluşturur. Bağımsızlaşma (otonomi) zaman içinde gelecektir.

Bazı bebekler daha çok ten temasına ihtiyaç duyabilir. Bu bebekler, sıkça onu kucağınıza alıp yürümenizi ya da onu sallamanızı isterler. Eğer bebeğiniz bu tip bir bebekse ilk aylarda mümkün olduğunca çok onu kucağınıza alın. Bebeğinizle yakın teması korumanıza yararken ellerinizin serbest kalmasını da sağladığı için bebeğinizi kapalı ortamlarda bile bir askı içinde önünüzde taşımak size yardımcı olabilir. Bebeklerin emme ihtiyacı gibi, tensel temasta kalma ihtiyacı da zamanla azalacak ve bebeğiniz kısa bir zamanda daha bağımsız olmayı başaracaktır. Bu süre içerisinde, daha fazla hareket özgürlüğü istiyorsanız, bebeğinizi bir bebek koltuğuna ya da salıncağına koyabilirsiniz. En başta bebeğinizin bu durumu çok büyük bir değişiklik olarak algılamaması açısından yakınında kalın. Zaman içinde bu tip bir bağımsızlığa toleransı artacaktır.

alıntıdır..

Rosem
05-06-2009, 20:49
NASIL UYUTMALI?



Bebeğinizin doğru uyku alışkanlıklarını şimdiden edinmesi ileride karşılaşabileceğiniz uyku problemlerinin birçoğunu önleyecektir. ılk aylardan bebekler günün çoğunu uykuda geçirir, uykuya kendi kendine geçmeyi bu dönemde öğretmeye başlayabilirsiniz.



- Emerken uykuya dalarsa omzunuza alıp sırtını sıvazlayarak yavaşça uyandırın

- Uykulu halde fakat uykuya dalmadan önce yatağına yatırın

- Üstünü örtüp kendi kendine uykuya geçmesini bekleyin. Böylece ileride gece uykusu bölündüğünde uykulu halde yatağında olması uykuya geçmesi için yeterli olacak; uyuyabilmek için emmeye veya sallanmaya ihtiyacı olmayacaktır.


alıntıdır..

Rosem
05-06-2009, 20:56
YENİDOĞANDA SARILIK



Yenidoğanda cilt ve gözaklarının (sklera) sarı bir renk almasıdır. Kan bilirubin düzeylerinin yükselmesi ile oluşur. Yaşlanmış ve bozulmuş kırmızı kan hücreleri tarafından üretilen sarı pigmente bilirubin denir. Biluribin normalde karaciğer tarafından barsak sistemine verilerek atılır. Ancak karaciğer bilirubini yeterli oranda barsağa veremezse kanda birikir ve sarılık oluşur.

YENİDOĞAN SARILIĞININ SEBEPLERİ

1. Fizyolojik (normal) sarılık:

Fizyolojik sarılık vaktinde doğan bebeklerin yaklaşık % 50 sinde, erken doğan bebeklerde ise daha yüksek oranlarda görülür. İlk 24 saatten sonra, genellikle doğumdan sonraki 2.veya 3. günde ortaya çıkar. Karaciğerin henüz olgunlaşmaması ve yeterince bilirubin atamamasına bağlı olarak sarılık oluşur. Genellikle ilk bir-iki hafta içinde kendiliğinden kaybolur ve bilirubin düzeyleri zararsızdır.

2.Yetersiz anne sütü alımına bağlı sarılık:

Yetersiz anne sütü alımına bağlı olarak yenidoğanların yaklaşık % 5-10 unda gelişir. Belirtileri fizyolojik sarılığınkine benzer ancak biraz daha şiddetlidir.

3.Anne sütüne bağlı sarılık:

Anne sütü alan bebeklerin yaklaşık % 1-2 sinde görülür. Bazı annelerin sütlerinde ürettikleri özel bir inhibitör madde sebep olmaktadır. Bu madde ( enzim ) bebeğin barsaklarından normalden çok daha fazla bilirubini geri emmesine sebep olur. Bu tip sarılık doğumdan sonraki 4-7. günde başlar ; 3.-10.haftaya kadar sürebilir. Genellikle zararsızdır.


4.Kan grubu uyuşmazlığı: ( Rh veya ABO uyuşmazlığı)

Rh negatif (-) bir kadının bebeği Rh pozitifse (+) gebelik esnasında bebeğe ait eritrositlerin plasentayı aşarak anne kanında bağışıklık cevabına yol açması ile oluşur. Bu bağışıklık cevabı ancak Rh pozitif bir bebeğin doğumundan veya yapılan düşükten sonra ortaya çıkar. Bağışıklık cevabının şiddeti bundan sonra yapılacak her doğumla birlikte giderek artar.

ABO uyuşmazlığında ise hemen her zaman anenin kan grubu O, bebeğin kan grubu ise A veya B dir. ( Anti A duyarlılığı daha sık, Anti B duyarlılığı daha ağır seyirlidir.)

Kan grubu uyuşmazlığında annenin kanında oluşan antikorlar bebeğin kanını yabancı madde olarak algılar ve eritrositlerini parçalar. Eritrositlerin parçalanması ile bol miktarda bilirubin oluşur ve bu da sarılığa sebep olur. Sarılık fizyolojik sarılıktan farklı olarak ilk 24 saatte başlar. Çok ağır tablolara sebep olabilir. Ancak ilk yapılan doğum veya düşükten sonraki 72 saat içinde RhoGam enjeksiyonunun yapılması daha sonra doğurulacak bebeklerin yaşamını tehlikeye atacak antikorların oluşmasını engelleyebilmektedir.

TEDAVİ

1.Fizyolojik sarılıkta tedavi:

Eğer bebeğinizi biberonla besliyorsanız her 2-3 saatte bir beslemeyi deneyin.

2.Yetersiz anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

Asıl tedavi anne sütü miktarını arttırmak olmalıdır. Bebek daha sık emzirilmelidir.( Her saat gibi ) Böylece mide barsak sisteminin hareketliliği arttırılır ve bilirubinin gaita yolu ile vücuttan daha çabuk atılması sağlanır. Uyuyan bebeğin de 4 saatlik aralarla uyandırılıp beslenmesi faydalı olacaktır. Sık sık kilo alımı kontrol edilmelidir. Anne sütünün yetmediği durumlarda bir miktar formül mama verilebilir ancak şekerli suyun faydası yoktur.

3.Anne sütüne bağlı sarılıkta tedavi:

2-3 gün için anne sütünü keserek formül mama ile beslemek yararlı olabilir. Ancak bu süre içerisinde anne sütünün azalmasını engellemek için annenin göğsü sağılmalıdır. Hiçbirzaman için sarılığı engellemek için anne sütü tam olarak kesilmez. 2-3 gün sonra tekrar anne sütüne başlanır. Şekerli suyun formül mamadan daha fazla bilirubin uzaklaştırıcı etkisi olduğu kanıtlanmamıştır.

4.Ağır sarılıklarda tedavi: ( Kan uyuşmazlıklarında tedavi)

Kandaki bilirubin seviyesinin 20 mg/dl nin üzerine çıkması sağırlık beyin felci ( cerebral palsy) veya beyin harabiyetine neden olabilir. Bu kadar yüksek seviyeler genellikle kan grubu uyuşmazlıklarında görülür.

Bu komplikasyonlar fototerapi uygulanarak önlenebilir. Mavi ışık deride biriken bilirubini parçalar ve bilirubin düzeylerini düşürür.

Bazı nadir durumlarda ise kan değişimine gitmek gerekebilir. Bebeğin kanı taze kan ile değiştirilir. Ancak fizyolojik sarılıklar bu kadar ağır duruma dönüşmezler.

COLOR]
ALINTIDIR

Rosem
09-06-2009, 20:56
Kolik nedir?
Kolik; sağlıklı büyüyen ve genellikle küçük bebeklerin belirgin bir sebep olmaksızın aşırı ağlamalarıdır. Ağlama, günde 3 saati geçtiğinde kolik özelliği olarak kabul edilir. Ancak ağlamanın ölçüsü her anne baba için değişebilmektedir. Bu nedenle en basit tanım; belli aralıklarla oluşan ve ilk üç ay boyunca süren sebebi belli olmayan ve aileyi rahatsız edecek düzeydeki ağlamalar olarak yapılabilir.

Koliğin en yaygın ve geçerli tanımı Wessel’in 3’ler kuralıdır. Bu tanıma göre; gelişimi normal olan, sağlıklı 0-3 aylık bebeklerde görülen, en az 3 hafta süren, haftada 3 günden ve günde 3 saatten fazla süreli ve başka bir nedenle açıklanamayan biçimde huzursuzluk, ajitasyon ve ağlamaların olduğu tabloya kolik denir.

Sağlıklı bebekler yaşamın ilk birkaç ayında çeşitli nedenlerden dolayı ağlarlar. Bebeklerin günlük ağlama süresi, iki haftalık bir bebekte ortalama 1 saat 45 dakika, 6 haftalık bebekte 2 saat 45 dakika iken, 12 haftalık bebekte 1 saatin altına iner. Normal sürede ağlayan bebeklerde de eğer huzursuzluk, uzun süreli şiddetli ağlama, dalgınlık, ishal, kusma gibi bulgular varsa altta yatan neden hastalık açısından değerlendirilmelidir.

Doktoru tarafından bebeğin ağlama nedeni kolik olarak gösterilmişse, bu durumun bebek için hiçbir tehlikesi yoktur. Koliğin büyük ölçüde etkisi, o bebeğe bakan yetişkinleredir. Yorgunluk, uykusuzluk, stres, endişe, kaygı, kendini suçlama gibi belirtilere neden olabilmektedir.


Koliğin nedeni
Bebeklik koliğinin kesin nedeni tıp için hala bilinmeyen bir bilmecedir. Nedeni bilinmese de kolikli bebeklerin kucağa alınmaya ya da uykuya kucakta dalmaya daha fazla gereksinimleri vardır. Bu bebeklerin daha hassas ve duygusal olduğu tahmin edilmektedir.

Koliğin neden kaynaklanabileceği hakkında pek çok teori var. Bunlardan en önemlileri;
Besin alerjisi veya intoleransı
İntestinal hiperperistaltizm veya gastrointestinal düzensizlik
Ailede stres ve anne bebek ilişkisinde bozukluk

Besin Alerjisi veya İntoleransı
Burada ailelerin endişe duydukları nokta, mama ile beslenen bebeklerde kolik görülme oranın yüksek olup olmadığının cevabıdır. Kolik ve süt proteinleri arasındaki ilişki net değildir; çünkü yapılan birçok çalışma birbiriyle çelişmektedir. Yapılan araştırmalarda meme emen ve biberonla beslenen bebeklerde kolik oranı eşit bulunmuştur.

İntestinal Hiperperistaltizm ve Gastrointestinal Rahatsızlık
Kolik denilince akla ilk gelen tanımlama yaygın olarak gaz sancılarıdır. Etiolojiye göre de en çok araştırılmış teori gastrointestinal rahatsızlığa yöneliktir. Hemen belirtilelim ki kolik ve karın ağrısı farklı tanımlamalardır.

Bebeklerin nefes alma ve beslenme koordinasyonu tam olmadığı için, emme esnasında gaz girişi olmaktadır. Bebek geğirmezse ve gaz çıkışı olmazsa gaz bağırsaklara doğru geçer. Kalın bağırsak fazla şiştiğinde karın ağrısı tıkayıcı kolon spazmına sebep olur. Böylece aşırı gaz kolik semptomlarının başlangıcı olabilir.

Ancak; koliğin etiolojisine yönelik bağırsakta gaz birikimi, bağırsakların olgunlaşması, spastik kolon ve aşırı/az beslenme gibi birçok sebep incelenmiştir. Gastrointestinal rahatsızlık açısından birçok çalışma yapılmış ve anlaşmaya varılamamıştır.

1990 yılında Matheson tarafından yapılan bir çalışmada bebeklerin ağlama esnasında, öncesinde ve sonrasında bağırsak hareketlerini X-ray cihazı ile görüntülenmiştir. Görüntüleme sonucunda bağırsaktaki gaz miktarının ağlama esnasında arttığı gözlemlenmiş ve gaz birikmesinin ağlamanın sebebi olmaktan çok bir sonucu olduğu kanısına varılmıştır .

Ailede Stres ve Bebek Aile İlişkisinde Bozukluk
Ev halkının stres derecesi koliği etkileyen bir faktördür. Yapılan çalışmalarda kolikli bebeklerin ailelerinde daha yüksek duygusal telaş ve stresin görüldüğü; annedeki depresyon veya hamilelikteki duygusal telaş ve stres gibi faktörlerin kolik riskini artırdığı ortaya çıkmıştır.

Yapılan bir çalışmada ; bebeğin neden ağladığını anlayamayan ailelerin kaygısının arttığı, bu durumun üstesinden gelememelerinin de bebekteki ağlama süresi ve ağlama yoğunluğunu artırdığı gözlemlemiştir.

Sıklıkla kabul edilen görüş; kolik deneyimsiz, tedirgin ebeveynlerin özellikle annelerin oluşturduğu bir durumun sonucudur. Bazı araştırmalar, kolikli bebek annelerinin kendilerini daha az becerikli, acemi hissetmeleri ve yüksek stresli olmaları, diğer annelere nazaran daha bitkin olduklarını göstermektedir. Ama bu sonuç problemin sebebi de olabilir.


Tedavi ve bakım
Belki de en önemli tedavi kalemi bebeğin fiziksel ve gelişimsel olarak normal olduğunun aileye kanıtlanması ve ailenin buna ikna edilmesidir.
Yapılan araştırmalar göstermektedir ki, günümüze kadar pek çok tedavi yöntemi denenmiş ancak etkili ve aynı zamanda güvenli bir tedavi biçimi henüz bulunamamıştır.Kolik atağında yapabileceğiniz tavsiyeler:


Bir ağlama atağında yapılacak en etkili ve uygun hareket bebeğin kucaklanıp sakinleştirilmesidir.
Bebeğin ağlarken kucaklanmasının, şımarmasına sebep olmayacağına aile ikna edilmelidir.
Bebeklerine karşı duyarlı ve yanıt verici olma yeteneklerinin ideal hale getirilmesi için anne-babanın iyice dinlenmesi ve kendilerine ayıracak zamanları olması gerekir.
Ağlama atağı sırasında bebeğin rahat ve tok olması sağlanmalıdır.
Ebeveynler, akraba, eş dost ve çocuk bakıcılarından yardım almaya cesaretlendirilmelidir.
Bebek, dik olarak kucağa alınmalı ve sırtına minik darbeler vurarak sakinleştirilmeye çalışılmalıdır.
Bebek kucağa alınarak veya bir sallanma koltuğuna oturarak yavaşça sallanılabilir.
Vibrasyon yaratan ya da bebeği otomatik sallayan koltuklardan yararlanılabilinir.
Sessiz ve daha az aydınlık bir odada dış uyaranları azaltmak sakinleşmesine yardımcı olabilir.
Yüzüstü yatırma denenebilir.
Çok aktif bebeklerde bebeğin bir battaniye ile sallanması işe yarayabilir.
Yararlı olabilen diğer yöntemler arasında yumuşak hareketler (örn.otomatik salıncak, bebek arabası ya da arabayla dolaştırma), sürekli monoton ses ya da müzik (örn.mekanik alarmlı saat, radyo), emzik ve karına yakın tutulan sıcak su şişesi bulunur.
Bitkisel çaylar (papatya, güvercin otu, meyan kökü, rezene, oğulotu, nane v.b.) verilebilir
Bebeği daha sık beslemek ve emzik kullanmak yararlı olabilir. Emme bebeğin gaz çıkarmasını kolaylaştırabilmektedir.
Bebeğin karnına, tenini yakmayacak sıcaklıkta olduğundan emin olunan ılık bir havlu koyup, yüzüstü yatırarak sırt ve belini okşayarak masaj yapmak yararlı olabilir.
Göbek masajı, bebeğin yüzü yere doğru bakar pozisyonda ve bir el ile tutularak yapılır; popo en yüksek pozisyondadır.Ebeveyn; göbekten başlayarak, karnı yumuşak hareketlerle ve de saat yönünde dairesel hareketlerle masaj yapar. Masaj devam ederken, ebeveyn masajı nazikçe serleştirir ve daha büyük daireler yapar. Masaj bebeğin beslenmesinden 15-30 dk sonra yapılmalıdır. Yüzeysel masaj bağırsakları rahatlatan viseral refleksi oluşturur, bu da gazın ve dışkının kolayca ilerlemesine izin vermektedir.
Bazı bebekler araba yolculuğu ile bazıları da belirli ritimdeki seslerin dinletilmesi (saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesi sesi), hafif, klasik müzik ya da kaydedilmiş rahimdeki ultrason sesi dinletilmesi ile sakinleşebilmektedir. Araba ile yolculukta motor sesinin anne karnındaki sese benzemesi nedeniyle, bebek anne karnında güvende hissettiği için bebeğin rahatlamasını sağlamaktadır.
Emziren annenin turunçgillerden, soyadan ve baharatlı yiyeceklerden uzaklaştırılması, kısa bir süre için (bir hafta) anne diyetinden inek sütü ve ürünlerinin çıkarılması denenebilir.
Anne sigara içiyorsa, bırakmasını, en azından 10 adet/gün’ün altına indirmesini, bırakamıyorsa , evin dışında ve bebeğini besledikten sonra içmesi önerilmelidir.
Aşırı kahve tüketen annelere günde üç fincandan az içmesi önerilmelidir.
Simetikon (hafif gaz önleyici ilaç) drajeleri, alkolsüz anason suyu, camomile çayı bazen yararlı olabilir ancak güçlü antispazmodik/sedatif ilaçların kullanımından kaçınılmalıdır.
Ailelere ısıtıcı pedlerin kullanılması öğretilmelidir.

alıntıdır.

kikoleyim
10-06-2009, 03:01
rosemcim saol paylaşımların için

Rosem
11-06-2009, 15:01
rosemcim saol paylaşımların için
rica ederim canım.hepimize yararlı olur insallah bilgiler.

kikoleyim
13-06-2009, 16:44
Anne sütünü azaltan bitkiler (Galactofuge)

Galactofoge, emziren annelerin sütünü azaltan veya tamamen durmasına neden olan anlamına gelir. Bu nedenle emziren annelerin erken dönemde sütlerinin azlamasına neden olan bitkileri ayrı bir bölümde toplamayı uygun buldum. Bu bitkilerden en önemlilerini aşağıda belirtmiş bulunuyorum,

• Nane
• Maydanoz
• Nışasta unu
• Adaçayı
• Şeker kamışı
• Ararot
• Arpa ve arpa unundan yapılmış besinler
• Şalgam
• Mısır
• Salamurası yapılmış besinler
• Aşırı tuz tüketimi
• Turşusu yapılmış besinler
• Sirke ve limon suyunun fazlaca kullanılması

Adaçayı, memleketimizde fazlaca tüketilen bitkisel bir çaydır. Hamile bayanların ve emziren anne adaylarının kesin olarak uzak durması gereken bir bitkidir. Tüp bebek veya aşılama yöntemi uygulanacak olan bayanların adaçayından uzak durmaları gerekir. Söz adaçayından açılmışken, epilepsi hastalarının da kesin olarak uzak durması gereken bir bitkidir. Çocuk yapmaya karar vermiş olan eşler adaçayı tüketmemelidirler. Bu kural sadece kadınlar için değil, aynı zamanda erkekler için de geçerlidir. Adaçayı içme alışkanlığı olan erkeklerin sperm sayıları azalır.

Adaçayının kurutulmuş sap ve yaprakları ortaçağda evlerin içerisinde yakılarak, tütsüsü yapılırdı (fumigate), bu adet halen daha Avrupa’nın bir çok köyünde uygulanmaktadır. Adaçayının tütsü olarak kullanılmasının nedeni, evlerin odalarını dezenfekte etmek içindir. Lahana ve havuç yetiştirilen tarlalara adaçayı serpilerek, ürüne zarar veren bakteri ve böcekleri uzaklaştırmak amaçlı uzun yıllar kullanılmıştır. Bu sayede tarlalarda yetiştirilen lahana ve havuç, parazitlere karşı mükemmel bir şekilde korunma altına alınıyordu. Teknolojinin gelişmesi ile geliştirilen kimyasal zirai ilaçlar bu muhteşem doğal korunma yöntemlerini tarihe gömerek unutulmasına neden olmuştur. Buna benzer daha bir çok yöntem ne yazık ki kayıp olup gitmiştir. Doğal yaşam tarihi içerisinde insan, öylesine güçlü yöntemler ve teknikler geliştirmiş ki, günümüzün modern ziraatçiliğinin başaramadığı bazı sorunlar, geçmiş tarihte kolayca ve doğal olarak çözülüyor idi. Ne acıdır ki, bu yöntemler unutulmuş ve bir çoğu da kayıp olup gitmiştir.

Günümüzde, yeni yetişmekte olan araştırmacı genç bilim adamları, doğal yaşamın geçmiş tarihini bilmeden, tanımadan, modern ve yapay kimyanın uygulamasına geçerek, insanı doğanın düşmanı haline getirmektedirler. Bu konuda modern kimyanın ağır ve yıkıcı sonuçlarını görmeye başlayan insan, katkısız ve içeriğinde kimya olmayan doğal ürünleri aramaya başladı. Daha onyıl öncesine kadar, zirai ilaçtan nasibini almamış görüntüsü bozuk meyveler tercih edilmezken, şimdilerde bu görüntüsü bozuk doğal meyveler ve sebzeler aranır oldu. Belki görüntü kaliteleri bozuk, ama doğal ve zararsızlar. Ve günümüzde giderek onları bulmak zorlaştı. Hem de görüntüsü güzel, sebze ve meyvelerden daha pahalılar…

Ortaçağın insanları kimyayı bilmiyor olabilirler. Ama biz bugünün modern kimyası ile antik çağdan beri uygulanmış yöntemleri araştırarak açıklığa kavuşturur isek, doğadan ve doğallıktan uzaklaşmamış oluruz.

Bazı herbalistler, bitkisel karışımların içerisine bir miktar öğütülmüş adaçayı ilave ederler, bunun da sebebi hazırladıkları bitkilerin böceklenmemesi içindir.

Nane, hamile bayanların, bebek yapmayı düşünen kadınların, bebeklerini emziren annelerin, bu dönemlerde nane tüketmemelerini öneririm. Nane tüketiminin alışkanlık haline getirilmemesi gerekir. Nane, hamile bayanlarda düşük yapma riskini artırır, emziren annelerin sütlerinin azalmasına neden olur.

Dikkat:
Anne sütünün azalmasının arkasında tiroidin normal çalışmaması yatabilir. Arka arkaya doğum yapmış kadınlarda sık görülen bir rahatsızlık da tiroid hormon dengesizliğinin gelişmesidir. Emziren annelerin sütlerinin azalmasının sebebi, tiroid bezinin sağlıklı çalışmaması da olabilir. Mutlaka hekimilerine danışmaları gerekir. Çünkü, anne sütü üzerinden bebeğin alacağı iyot çok önemlidir. Bebeğin beyin gelişimi iyota doğrudan bağlıdır. Unutmamalıdır ki, emziren annenin tiroid bezinin dengeli ve sağlıklı çalışması çok çok önemlidir. ıyot, tiroid bezinin sağlıklı çalışmasında birinci derecede önemlidir. Mutlaka, hekiminize danışınız.




Not:Hekiminizin önerdiği ilaçlar var ise, mutlaka kullanınız. Bu bitkiye karşı alerjiniz olup olmadığını öğreniniz. Bu kitaptaki tüm bitkisel kürler ancak ve ancak yetişkinler içindir. Burada okuduğunuz bilgilerin, yardımcı ve destekleyici olduğunu gözardı etmeyiniz. Hekiminize danışmadan buradaki bilgiler ile kendi kendinize kesinlikle teşhis koymayınız ve uygulamayınız. Unutmayınız ki, hastalık yoktur, hasta vardır. Her hastalığın seyri insandan insana değişir.
ağustos annelerinden alıntıdır

eftelyaaa
13-06-2009, 20:17
canım çok güzel bilgiler yazmışsın bizim için emeğine ellerine sağlık

cgulistan
18-06-2009, 20:29
YENİ DOĞAN BEBEK BAKIMI


BEBEĞİN AĞIRLIĞI

Her bebekte farklılık göstermekle birlikte ortalama bebek ağırlığı 3.4 kg.‘ dır. Erkek bebeklerin ağırlığı kız bebeklere göre biraz daha fazladır.

Ağır bebekler: 4.5 kg. Üzerinde doğum ağırlığı olan bebekler normalden ağır olarak kabul edilirler. Ama bilinenin aksine bu bebekler ekstra sağlıklı olarak kabul edilmezler. Şeker hastası olan annelerin bebekleri normalden daha ağır olabilirler.

Hafif bebekler: Eğer bebeğin doğum ağırlığı 2.5 kg dan daha az ise bu bebekler düşük doğum ağırlıklı bebekler olarak adlandırılırlar. Bu bebeklerin normal bebeklerden tek farkı daha sık beslenmeye ihtiyaçları olmasıdır. Eğer bebeğin ağırlığı 2.3 ile 2.5 kg. Arasında sağlıklı görünse bile önlem olarak özel bakıma alınabilir. Bu bebeklerde en sık görülen sorunlar nefes alma, emme problemleri ve vücut sıcaklığı sorunlarıdır.

Eğer bebek 2.3 kg. Altında bir doğum ağırlığında ise özel bakım gereklidir.

İLK MUAYENE

Doğumdan 24 saat sonra bebek tıbbi bir kontrolden geçirilir. Bu muayenenin ailenin yanında yapılmasının aileyi tatmin emektedir. Bu muayenede sırasıyla bebeğin kilosu, ve vücut ölçümleri (baş çevresi,boyu) yapılmaktadır. Sonra sırasıyla kalp ve akciğerleri dinlenmekte, iç organlarının elle muayenesi yapılmaktadır. Ayakları, bacak boyu, kalça çıkığı muayenesi ayrıca yapılmaktadır. Daha sonra erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı kontrol edilmektedir. En sonda bebeğin omurgası ve makatı kontrol edilmektedir. Bu muayene sırasında merak edilen her soru sorulmalıdır.

cgulistan
18-06-2009, 20:34
YENİ DOĞAN BEBEKTEKİ ALIŞILMADIK ANCAK NORMAL OLAN DURUMLAR:

Deri:

Yeni doğanın derisini rengi pembe-kırmızıdır. Bu derinin inceliğinden kaynaklanmaktadır.

Renk değişimi:

Bebeğin kan dolaşımı henüz çok düzenli olmadığından elleri ve ayakları mavi-mor görünebilir.

Noktalar(spot):

Genellikle burun çevresinde görülen beyaz noktalar henüz tam olarak çalışmayan ter bezlerinden kaynaklanmaktadır. Bu birkaç hafta kalabilir. Yine yüzde kırmazı plakalar halinde olan döküntüye “toksik eritem” olarak adlandırılır ve tedavi gerekmeden kendiliğinden düzelir.

Mavi yamalar:

Bunlar mongol lekeleri olarak ta bilinir ve deri altında mavi pigmenti n geçici birikiminden kaynaklanır.

Soyulma:

İlk günlerde bebeğin derisi soyulabilir. Bu özellikle avuç içi ve ayaklarda görülür. Bu hafif nemlendiriciler ile çözümlenebilir.

Saç:

Bebeklerin saç miktarı çok farklı olabilir. Ama genellikle doğum sırasındaki saçlar dökülür. Vücuttaki siyah tüyler ise zamanla dökülür.

Konak (saçlı derideki kepek benzeri birikim) :Konak
Bebeğin saç diplerinde görülen kirli sarı renkte kabuklu bir deri hastalığıdır.
Bebeğin başına banyo yapmadan önce temiz bir tülbente kızdırılıp soğutulmuş zeytin yağını sürüp, hafifçe ovalayıp yumuşamasını bekleyin.
Banyo esnasında o bölgeyi hafifçe ovarak yıkayın.Bu işlemi kabuklar kayboluncaya dek birkaç kez tekrarlayın.

Bu da deri soyulmasının bir türüdür ve temizlikle bir ilgisi yoktur

BAŞ

Biçimi:

Bebeğin başı doğum sırasındaki travmalara uygun olarak değişik bir şekilde görülebilir. Bu kafanın hasarlandığı anlamına gelmez.

Bıngıldaklar:

Bunlar henüz kafa kemiklerinin birleşmediği yerlerdir. Bıngıldaklar sağlam bir zar ile kaplıdırlar ve normal temas ile hasar görmezler. Bazen nabız atışı şeklinde bıngıldakta hareketlenme olabilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Eğer bıngıldak içeri basık görünüyorsa bebeğin nispeten susuz kaldığının bir bulgusu olabilir. Eğer bıngıldak dışarı doğru çıkık ve bebek ağlamıyorsa, bu bir hastalık göstergesi olabilir ve doktora görünmek gereklidir.

GÖZLER

Şaşılık:

İlk günlerde olan şaşılık normaldir. Bebek gözlerini hareket ettirirler. Ak onları kontrol edinceye kadar gözleri kayabilir. Bu durum 6. Ayda düzelir. Ancak sabit bir şaşılık varsa doktora görünmek gereklidir.

KULAKLAR

Akıntı:

Kulak yolu kendi ürettiği balmumu benzeri bir salgıyla kendi kendini temizler. Ancak bu salgı ile iltihap akıntısının karıştırılmaması önemlidir.

Ağız:

Bebeğin dili altındaki doku nedeniyle erişkinlere göre daha hareketsizdir. Bu dilin hareket etmediği kanaatini doğurabilir. Bu zamanla düzelir. Ve gerçekten bağlı dil olarak adlandırılan durum az görülen bir durumdur. İlk yaş günüde dil tamamen hareket etmelidir.

Üst dudaktaki kabarcıklar:

Bunlar emme sonucunda oluşan kabarcıklardır ve bebek emdiği sürece görülebilirler.

Beyaz dil:

Yalnızca anne sütüyle beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normal bir durumdur.

Pamukçuk:

Ağız içinde oluşan beyaz lekelerdir. Ağrı nedeniyle bebeğin emmesini engeller. Bunu gidermek için;

Bir fincan suya bir çay kaşığı karbonat atıp karıştırın.
Parmağınıza temiz tülbent sararak, bu karbonatlı su ile bebeğin ağzını bastırarak günde üç dört kez temizleyin.
Her emzirmeden önce göğüslerinizi silin ve kaynamış soğumuş su ile durulayın.

Sıvı dolu keseler:

Bunlar damakta görülebilen zararsız kistlerdir.

Memeler:

Yeni doğan kız ve erkek bebeklerde memelerin şişkin olması hormonlara bağlı bir durumdur ve doğumdan 3-5 gün içinde belli olurlar. Bazen az miktarda süt benzeri salgı da gelebilir. Bunun kesinlikle sıkılmaması gereklidir.

Göbek Bakımı:

Bebeklerde yeterli göbek bakımı yapılmaması ölümle sonuçlanabilecek hastalıklara neden olabilir. Bunu önlemek için:

Bebeğe mikrop bulaştırmamak için elerinizi yıkayın.
Mersollü veya alkollü bir pamukla göbek kordonunu ve çevresini iyice silin.
Göbek kordonunu içine alacak biçimde hazır sargı bezi veya ütülenmiş bir bez ya da tülbentle göbeği sarın.
Göbeğe kesinlikle lokum,hamur,pudra gibi şeyler koymayın.
Bebeğinizi, göbeği düşünceye kadar silerek temizleyin ve göbeği düşdükten sonra banyo yaptırın
Eger göbek ve çevresi kızarık, şiş ve göbekten akıntı geliyorsa en yakın sağlık kuruluşuna, başvurun.

Cinsel organlar:

Erkek ve kız bebeklerin cinsel organları hormonlar etkisiyle büyük görünebilir. Cinsel organlarda kızarıklık, şekil değişiklikleri bulunabilir bunlar ilk muayene sırasında doktor tarafından kontrol edilecektir ancak bu sırada merak edilen her şey doktora sorulmalıdır.

İnmemiş testis:

Erkek çocukların testisleri karın içinde gelişir ve torbaya doğum öncesinde inerler. Eğer ilk muayene sırasında doktor torba içinde testisleri hissetmezse bu her zaman inmemiş testis anlamına gelmez testisler hareketli-retraktil- de olabilirler. Eğer testis gerçekten inmemişse gerekli tıbbi müdahale zaman içinde yapılacaktır.

Kapalı sünnet derisi-fimozis:

Yeni doğanların sünnet derisi genellikle sıkıdır. Sünnet derisi geri çekilemez çünkü bu yaşta elastik değildir.

Katran renkli dışkı:

Mekonyum: bu siyah-yeşil renkte yapışkan olan dışkı bebeğin ilk dışkısıdır. İlk gün bu dışkının gelmemesi doktora söylenmelidir.

Dışkıda kan:

Nadiren bebeğin dışkısında kan görülebilir. Bu doğum sırasında olan kanamanın yutulmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bezin doktora gösterilmesi gerekebilir.

Kırmızı idrar:

Çok erken gelen idrar kırmızı renkli ürat kristalleri içerebilir. Benzer şekilde bezin doktora gerekebilir.

Sık idrar:

Bebeğiniz 24 saat içinde 30 kereye kadar idrar yapabilir. Anormal olan 4-6 saat boyunca idrarını yapmamasıdır.

Pişik:

Bebeğin boyun, koltuk altı, kasıkları ve kalçalarının kızararak iltihaplanmasıdır.
Bebeğin her altı değiştirildiğinde ılık su ile yıkayın ve altına muşamba bağlamayın.
Cilt koruyucu yumuşatıcı merhemler veya kızdırılıp soğutulmuş ılık zeytinyağı sürün.
Altını sık sık değiştirin ve idrar veya dışkıyı dışarı sızdırmayacak kalınlıkta bez kullanın.
Bebek çamaşırları temizliğinde deterjan yerine sabun veya sabun tozu kullanın ve bol su ile durulayın.

Vajinal kanama:

Kız bebeklerde çok az miktarda vajinal kanama görülebilir, bu annenin hormonlarından kaynaklanmaktadır.

Vajinal akıntı:

Berrak veya beyaz renkli bir vajinal akıntı normaldir ve birkaç gün içinde kesilir.

Burun akıntısı:

Az miktarda burun akıntısı normaldir ve bebeğin soğuk aldığı anlamına gelmez.

Gözyaşı:

Bir çok bebek 4-6 haftalık oluncaya kadar gözyaşı dökmeden ağlarlar. Bu da normaldir.

Gözlerde Kızarıklık ve Çapaklanma
Gözlerde kızarıklık, çapaklanma varsa;
Bebeğinizin göz temizliğini yapmadan önce kendi el ve tırnak temizliğinizi yapın.
Kaynamış ılıtılmış suya batırılmış ve iyice sıkılmış temiz bir tülbentle içten dışa doğru silin.

Terleme:

Bebeklerin ısıyı alıp kaybettikleri yerleri başlarıdır. Bazı bebeklerin boyunlarında da terleme olabilir.

Kusma:

Beslendikten sonra bir miktar kusma normaldir.

cgulistan
18-06-2009, 20:36
BEBEĞİ TUTMA VE TAŞIMA

Yeni doğan bebeklerin düşürülme korkusu içgüdüsel olarak bulunmaktadır. Henüz başını tutamayan bir bebeğin başı desteklenemediğinde başı arkaya düşecek ve bebek iç güdülerinden gelen korkuyu yaşayacaktır. Bebek her kucağa alındığında onun bütün vücudunu destekleyecek şekilde tutmak gereklidir. Onu kendinizi belli etmeden kucaklamanız onu yalnızca korkutacaktır.

GİYİM:

Bazı bebekler giyinmekten ve bezlenmekten hoşlanmaz. Bunların başlıca sebepleri şunlardır:

- Soğuk bir yüzeye vücutlarının temas etmesi çıplak derilerinin havayla temas etmesi

- Kıyafetlerin başlarının üzerinden çıkarılması

- Ayaklarının havada tutulması

Deneyler çevre sıcaklığı 29 derece civarına geldiğinde vücudun sıcaklık üretimini durdurduğunu göstermektedir. Buna göre normal doğum ağırlığındaki bir bebeğin giyimi bulunduğu ortamın sıcaklığına göre çabuk değişebilir olmalıdır.

Bebeğin asıl ısı kaybı başından olmaktadır. Buna göre başı korunmalıdır.

Derin uykuda bebek soğuğa daha duyarlı olmaktadır. Derin uykuda bebek arada sırada kontrol edilmelidir. Bebeğin üşüdüğünün belirtileri: nefes alma hızı artar. Huzursuzdur.

Bebek daha çok üşüdükçe daha sakinleşir. Ve bu halde onu sarmak içerideki soğuk kıyafetlerin izolasyonuna ve bebeğin daha çok üşümesine yol açar. Bu durumda bebek sıcak bir ortamda soyulmalı ve kıyafetleri değiştirilmelidir.

Yazın bebeklerin kıyafetlerinin pamuklu olmasına özen gösterin. Sentetik kıyafetlerden kaçının. Eğer bebek çıplak iken mutluysa ortam müsaitse bırakın çıplak kalsın. Dışarıda ise güneşten koruyun.

cgulistan
18-06-2009, 20:38
BEBEĞİN TEMİZLİĞİ

Bebeklerin altları dışında sık temizlenmeye ihtiyacı yoktur. Genellikle kordon düşünceye kadar bebeğin yıkanmaması önerilir. Banyo yerine vücudunu ıslak bezle silebilirsiniz. Bu sırada burun ve kulaklara kulak temizleme çöpü sokmayınız.

İdrar ve kaka alışkanlıkları

Bebeğin ilk kakası siyah-yeşil renkli katran kıvamındadır ve mekonyum olarak adlandırılır. Eğer ilk gün kaka yapmamışsa doktor haberdar edilmelidir.

Kakanın değişmesi: Mekonyum sonrası kaka kahverengi-yeşil yarı sıvı ve içinde katı parçalar bulunan bir haldedir. Eğer kaka sizi endişelendiriyorsa bezi alın ve doktoruna sorun.

Kaka alışkanlığının oturması:

Anne sütü alan bebeklerin kakası sarı macun kıvamında olur. Fakat bazen yeşil renkli ve sıvı olabilir. Önemli olan bebeğin genel durumudur kakasının değişimi çok önemli değildir. Hazır mama alan bebeklerin kakası daha fazla ve daha yoğundur.

Kabızlık:

Biberon alan bebekler günde birkaç kez kaka yaparlar ancak meme alan bebekler birkaç gün kaka yapmadan geçirebilirler. Biberon alan bir bebek iki günde bir kaka yapıyorsa bunun sebebi genellikle suyu az içmesidir

İshal:

Biberon alan bebekte ishal başlarsa doktora görünmek gerekir eğer eşlik eden kusma da varsa acil muayene gereklidir. Gastroenterit denilen sindirim yollarının iltihabı küçük bebekler için tehlikeli olabilir. Ancak ishallerin çoğu iltihaptan değil yiyeceklerdendir.

Renk değişiklikleri:

Katı gıdaya başlamadan önce verilen bazı gıdalar kakanın renk değişikliğine yol açar.

İdrar:

Önemli olan idrarı ne kadar sık yaptığı değil yapmadığı önemlidir. Birkaç saatlik kuru kalan bebeği dikkatle izlemek gerekir. Ağlama ve sakinleştirme bebekler ağladığında genellikle bunun bir sebebi vardır.

İsilik:

İsilik, hafif kırmızılıktan cerahatli iltihaba kadar değişen görüntülerde olabilir. Erken dönemde hafif kırmızılıkla başlar, ama ileri dönemlerinde iltihaplı hale dönüşebilir. İsilik, bebeğin altını silerken kullanılan bezlerin yapıldığı maddelere karşı alerjiden olduğu gibi idrarın asitliğinden de kaynaklanabilir. Veya her ikisi birden de olabilir. Çözüm basittir. Ilık su en iyi çözümdür. Bebek her altını kirlettiğinde altı hemen temizlenmedir. Mümkün olduğunda altını açık bırakın ve bu halde tutun.

cgulistan
18-06-2009, 20:40
YENİDOĞAN TARAMA TESTLERİ
Belirtiler
Koruyucu sağlık hizmetlerinin en önemli parçasını taramalar oluşturur. Tarama testlerinin en yaygın bir şekilde uygulandığı dönem yenidoğan dönemidir Metabolik hastalığın bulgu vermeden ve geriye dönüşümsüz zararlar oluşturmadan teşhisini koymak temel amaçtır. Taramada kullanılan testler ile tanı amaçlı testler arasındaki farklılık vardır. Tarama testi sağlıkla ilgili bir sorun olabileceği konusunda uyarır. Tek başına kesin olarak hastalığın olduğunu söyleyemez. Şüphe edilen durumlarda kesin tanı koydurucu testler yapılmalıdır.
Günümüzde tarama programına alınması gerekli iki hastalık vardır. Birincisi fenilketonüri hastalığıdır. Yenidoğan bebeklerde görülen fenilketonüri hastalığı tedavi edilebilir zeka geriliklerinin en önemli nedeni olup erken konulan teşhiş ile önlenebilmektedir. Fenilketonüri, yenidoğan bebeklerin karaciğerindeki fenilalanin hidroksilaz enzim eksikliği sonucu ortaya çıkan doğumsal metabolik bir hastalıktır. Doğumda normal olan bebekte beslenmeyi takiben metabolize olamayan ve biriken fenilalanin ve artıkları giderek beyin dokusuna toksik etki gösterir. Zeka geriliği beş ve altıncı aylarından sonra belirgin hale gelir. Tedavisi fenilalaninden kısıtlı diyettir. Tedavi iyi ve yeterli sürede uygulandığı zaman çocuk beklenen zeka potansiyeline ulaşır. Bunu başarabilmek için erken tanı önemlidir.İkincisi tiroid bezinin yokluğu veya az çalışması sonucunda oluşan doğumsal hipotiroididir. Önlenebilir zeka geriliğinin önemli nedenlerinden bir diğeridir. Erken tanı ile hormon tedavisi verilerek zeka geriliği önlenebilir.
Sağlıklı zamanında doğmuş bebeklerde kan örneği ilk 7 gün içinde olmalıdır. Eğer ilk örnek ilk 24 saat içinde alındı ise, bebek 1-2 haftalık olunca yeni bir örnek alınarak metabolit birikimi ile giden metabolik hastalıklar için yeniden test edilmelidir.
Metabolik tarama amaçlı kan örneği alınması için en ideal zaman bebeğin proteinli besinler almaya başlamasından 24 saat sonrası, ilk 72 saatlik süredir. Metabolik tarama amaçlı kan örneği özel filte kağıtlarına alınır. Bu kağıtların üzerine hasta ile ilgili tüm bilgiler, adres ve telefon eksiksiz olarak yazılır. Sonuçlar iki veya üç hafta içinde belli olur. Kan örneği yetersiz ise veya şüpheli ise yeni örnek istenir.
İşitme taraması ve görme her yenidoğan bebeğe uygulanması gereken bir taramadır. Bebeğin gözlerinin ışık veya objeye fikse olup takip etmesi ile görme taraması yapılır. Prematür doğum öyküsü, ailede çocukluk çağı görme problemlerinin olması bebeğin ayrıntılı tetkiklerle taranmasını gerektirir.
Ayrıca yenidoğan döneminde gelişimsel kalça displazisi, konjenital kalp hastalıkları, hiposfadias, inmemiş testis, yarık damak, dudak gibi hastalıklar da fizik muayene ile taranabilir.
Doğuştan kalça çıkığında ise son zamanlarda ultrasonografi kullanılmaktadır ve 4-6 aya kadar kalça anormalliklerini tanımlamada duyarlıdır.
Hastanemizde her yenidoğan bebeğe ortalama beşinci gününde fenilketonüri ve TSH taraması yapılmaktadır. İşitme testi 2001 yılından itibaren hastanemizin yenidoğan rutin taramaları içine girmiştir. Doğuştan kalça çıkığı için yenidoğanlar taburcu olmadan önce muayene edilip birinci ayda kalça USG ile taranmaktadır.

Kaynak:med.fatih.edu.tr


KOLAY GELSİNNN a.s.

kikoleyim
19-06-2009, 00:59
cgulistan paylaşımın için çok saolasın

CANAN05
19-06-2009, 01:22
Teşekkürler .Çok yararlı bilgiler vermişsiniz.

zeynepcer
19-06-2009, 18:31
Doğum nasıl gerçekleşir?
Doğumun gerçekleşmesi için Can'ın uterustan çıkarken vajen dediğimiz kanaldan geçmesi gerekir. Bu kanala girmesi için de serviks dediğimiz uterus ağzının açılması gerekir. Bu ağız açılırken zarlar yırtılır. Can doğum yoluna doğru itilir.
Bu süreç 3 evrede gelişir.
1. Evrede uterus ağzı düzenli sancılarla açılır. Genişler. Açıklığı 10 cm olur.
2. Evrede 10 cm olan uterus ağzından, Can düzenli sancı ve itilmelerle dışarı atılır.
3. Evre ise Can çıktıktan sonra plasentanın çıkması sürecidir.
Doğumun başladığı nasıl anlaşılır. ?
Doğumun yaklaşmasını gösteren 8 belirti vardır...
1. Vaginal akıntıda artış; genellikle açık renktedir. Bazen hafif pembe veya kahverengi olabilir.
2. Can'ın başının Anne'nin kemik çatısına yerleşmesi; Ilk doğumlarda, doğumdan yaklaşık 15 gün önce Can'ın başı çatıya iner. Bunun belirtisi kasıklarda oluşan ağırlık hissi ve sık idrara çıkmadır. Ayrıca Anne göğsünün altında bir rahatlama farkeder.
3. Karındaki sancının sayısı artar. Sertleşme ve sıkışma hissi ile birlikte hafif adet sancısını andıran kramp tarzı ağrılar belirir.
4. Sık gelen ve kaybolan künt bel ağrıları.
5. Ağırlık artışının durması ve yarım kilogram kadar ağırlık kaybı. Bu zayıflamanın nedeni hormonlardaki azalmaya bağlı olarak sıvı kaybının artmasıdır.
6. Anne bir canlılık ve enerji artışı hisseder. Ama yine de fazla iş yapmamalı enerjisini doğuma saklamalıdır.
7. Barsak hareketlerinin artması, doğuma yakın kramplar halinde gelen ağrılar.
8. Serviksin yumuşaması, ağız kısmının öne dönmesi ve hafif açılarak incelmesi... Ilk sancılar 30-45 dakika arayla gelen ve çimdiklenme tarzında olan birkaç saniyelik kasılmalardır. Bunlar uterusun kasılmalarıdır ve bu esnada Anne elini karnına koyduğunda sertleşmeyi hissedebilir. -
Yanlış hesap Bağdat'dan yanlış doğum sancısı hastaneden döner...
Önemli olan bunların gerçek doğum ağrıları olup olmadığını anlayabilmektir.
Bunun için için biraz dikkat etmek, telaşlanmadan durumu değerlendirmek gerekir. Aldatıcı kasılmalar birkaç saat içinde geçer. Gerçek doğum ağrıları ise başlangıçta hafiftir ve giderek zamanla süresi, şiddeti ve sıklığı artar. 15 -20 dakikada bir gelir, karından başlar, kasıklara doğru yayılır. Adet sancısına benzer . Adet sırasında içeride biriken kan atılır, burada ise içerideki Can dışarı itilmeye çalışılır.
10-15 dakika arayla gelen 30-40 saniye süren ağrılar doğumun başladığını gösterir. Bazen doğum başladı sanılarak hastaneye gidilir. Ama hastaneye varınca sancılar kaybolur. Yalancı doğum ağrıları olarak adlandırılır bu tip ağrılar. Rahim ağzını yumuşatır açar, doğuma hazırlar. Bunlar bir çeşit ısınma turlarıdır doğum için...
Nişan geldi doğum başlıyor aman...
Ilk kasılmalardan sonra nişan diye bilinen, uterus ağzını tıkayan sümüksü, hafif kanlı bir akıntı gelir. Bu doğumun bir işaretidir. Bu bazen akıntı bazen de tıkaç biçiminde gelebilir. Nişan geldikten sonra hemen sancıların başlaması gerekmez. Bazen bir iki gün gecikebilir. Bazen de tıkaç günler önceden çıkmış ve dikkati çekmemiş olabilir. Yani nişan gelmeden de doğum ağrıları başlayabilir. Telaşlanmamak gerekir.
Doğumun ilerlemesi...
Doğum ilerlemesi için bebeği saran suyun zarının yırtılması gerekir. Bu bazen sancılar başlamadan olur.
Sancılar başlamadan su gelirse...
Su sızıntı halinde gelebilir. Ama genellikle bol miktarda su fışkırır tarzda bacaklardan aşağı boşalır. Bazen su kesesi gece uykuda açılır ve tüm yatağı ıslatır. Bu nedenle son günlerde önlem olarak yatak çarşafı altına muşamba sermenizi öneririm.
Su genellikle açık sarı renktedir. Bazen içinde Can'ın cildinden bulaşmış krem gibi artıklar bulunur. Kanlı ya da vişne çürüğü rengi dediğimiz renkteki sular tehlike belirtisidir. Ayrıca yeşile çalan renkteki sular Can'ın mekonyum dediğimiz ilk dışkısını yaptığının göstergesidir. Bu durum Can'ın sıkıntıda olduğunun habercisi olabilir.
Su kesesi çoğunlukla sancılar sırasında kendiliğinden yırtılır. Zarlar yırtıldıktan sonra su boşalır. Bazende zarlar kalındır. Ancak doktor tarafından delinerek yırtılır. Böyle bir şey yapılacağı zaman hekiminiz sizi bilgilendirir. Sakın korkmayın, bu işlem sırasında hiç bir ağrı duymazsınız, çünkü zarlar üzerinde sinir yoktur. Zarların açılması ile Can'ın başı doğum yoluna iyice yerleşir ve sancılar sıklaşır.
Sancılar artıyor...

zeynepcer
19-06-2009, 18:32
Doğumun doğum kanalı yoluyla olabilmesi için güçlü kasılmalar gereklidir. Eğer uyuşturma yapılmamışsa bu kasılmalar sırasında ağrı duyulur. Ağrıların şiddeti kişiden kişiye değişir. Doğuma fizik ve moral yönünden iyi hazırlanmış, bilgilendirilmiş Annelerde ağrı algılanması çok az olur. Aksine doğumu korku içinde bekleyen, kendine iyi bakmamış, doğum hakkında hiçbir bilgisi olmayan Annelerde ağrı çok şiddetli algılanır.
Her ağrıda Can biraz daha doğum kanalına yerleşir. ilerler. Uterus ağzı açılırken hafif kanama olur. Çünkü buradaki küçük damarlar yırtılır. Bu kanamalardan korkulmamalıdır.
Uterus ağzının genişlemesi yavaş olur. Ilk doğumlar için 10-14, daha sonraki doğumlarda 6-8 saat sürer.
Şiddetli ve sürekli kasılmalarla serviksin açıklığı 10 cm olduktan sonra doğumun ikinci evresi yani Can'ın atılma dönemi başlar.
Bu dönem ilk doğumda 1 saat, daha sonrakilerde 15 dakika kadar sürer.
Doğumun son evresi
Atılma evresinde sancıların süresi ve şiddeti iyice artmıştır. Can'ın başının aşağı yerleşmesi ile ıkınma hissi başlar. Ikınmalarla Can'ın başı iyice ilerler ve çıkıma dayanır.
Rahim ağzı iyice gerilir. Esnekleşir. Kendi başına doğum yapanlarda doğumda mutlaka yırtıklar olur ve bunların onarımı zordur. Hastanede yapılan doğumlarda ise epizyotomi denilen düzgün bir kesi yapılarak, bu yırtıklar önlenir. Bu kesi doğumdan sonra dikilir.
Eğer bu kesi yapılmazsa ileride kadını tüm yaşamı boyunca sıkıntıya sokan rahim sarkmaları , idrar ve dışkı kaçırmaları gibi önemli rahatsızlıklar ortaya çıkar.
Can doğduktan sonra göbek kordonu kesilir. Henüz plasenta uterus içindedir.
Artık karın boşalmış ve Anne rahatlamıştır. Uterus küçülür ve toparlanır. Karında top gibi bir şişlik olarak hissedilir. Bu arada üşüme titreme olabilir. Doğumdan sonraki 5-10 dakika içinde plasenta ayrılır ve alınır. Kanama olmaması için ilaç yapılır.
Artık Anne doğumhaneden odasına alınabilir. Hem Can'ı hem de Anne'yi derin bir uyku beklemektedir. Anne uyandıktan sonra hemen Can'ını emzirmeye başlayabilir.

alıntıdır

zeynepcer
19-06-2009, 18:33
Anormal doğumun belirtileri...
Doğumların büyük çoğunluğu doktorun izlediği ve yardımcı olduğu, doğanın gücüyle oluşan doğal olaylardır. Ancak bazen bu doğal seyir bozulabilir. Can'ın ve Anne'nin zarar görmemesi için daha fazla doğum yardımı ve müdahale gerekebilir. Müdahale gerektiren nedenler Anneden, Can'dan veya doğum sürecinin özelliklerinden kaynaklanabilir.
Doğumun normal seyretmeyeceğini, ve fazla müdahale gerektireceğini önceden bilebilir miyiz?
Çoğu zaman evet...
Bunun belirtileri nelerdir?
1- Suların doğum sancılarının başlamasından önce gelmesi,
2- Suların normal açık sarı ve berrak renginden farklı olarak koyu sarı ve yeşil renkte gelmesi,
3- Suların kanlı gelmesi,
4- Adet kanamasından daha fazla miktarda vajinal kanama,
5- Can'ın normalden az hareket etmesi,
6- Ağrıların ve kasılmaların hiç geçmemesi,
7- Gününden önce başlayan ağrılar,
8- Annede baş dönmesi, şiddetli baş ağrısı, bulanık görme, gözlerinin önünde sinek uçuşması,
9-Anne'nin tansiyonunun aniden yükselmesi, kısa sürede çok kilo alınması ve vücudunun şişmesi,
10- Can'ın doğum vaktinin gecikmesi,
11- Annede mide bulantısı, karın ağrısı ve az idrara çıkma,
12- Can'ın ters veya yan gelmesi,
13- Can'ın gelişmesinin yavaşlaması,
14- Can'ın çok iri olması,
15- Can'ın kalp seslerinin düzensizleşmesi,
16- Can'ı saran suyun azalması.
Bu belirtilerin olması halinde doğumun normal seyrini izleyemeyeceği düşünülür

kikoleyim
21-06-2009, 16:29
ya neslicim doğumu öle anlattın anlattın çokmu etkilendi ertesi güen doğum yaptın ya kıııızzzzzzopuyorumnanaktan

Rosem
21-06-2009, 20:21
planlı sezeryan

Çeşitli nedenlerle (bebeğin ters veya yan durması, daha önce sezaryan ile doğum yapmış olmanız, plasentanın doğum kanalının girişini tıkaması, bebeğin iri olması ve diğer birçok nedenle) doktorunuz size "planlı sezaryan" önermiş olabilir. "Planlı sezaryan" belirlenen bir tarih ve saatte henüz doğum eylemi başlamadan uygulanan sezaryandır. Doktorların çoğu sezaryan ile doğumu 40. haftanız dolmadan önce ve bir çoğu 38+0 - 39+0 arasında yapılmasını önerir. Sizin bu durumda aklınıza ilk gelecek sorular "bebeğin henüz zamanı dolmadan önce doğması uygun mudur?", "biraz daha kilo alması beklense daha iyi olmaz mı?" şeklinde olacaktır. Doğrusu şudur: Bebeğiniz 38. haftadan itibaren artık doğmaya hazırdır. Daha fazla beklendiğinde daha "kilolu" doğacağı doğrudur ancak bebeğiniz rahim içinde günde 25-30 gram alırken doğduktan sonra, doğal olarak kaybedeceği tartıdan sonra günde 40 gram civarında alır. 40. haftaya yaklaştıkça sizin doğum sancılarınızın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkma ihtimali artacak ve "planlanan sezaryan" "acil şartlarda gerçekleşen bir ameliyata" dönüşecektir. Bu nedenle sezaryan planlanmışsa doktorunuzun size 40. hafta dolmadan önereceği "planlı sezaryan" tarihini gönül rahatlığıyla kabul edebilirsiniz.

alıntıdır.

ador74
23-06-2009, 16:18
rosem süper bilgiler vermişsin valla... tüm bunları toparlaman çok iyi olmuş!

ben mayıs ayında ilk kez anne oldum.

alışveriş listeniz konusunda ben de tecrübelerime dayanarak katkıda bulunmak istiyorum:

Hastenede sizin için:

* 2 adet önden düğmeli gecelik veya pijama. (gizli delikliler bende işe yaramadı, önden düğmeli en iyisi)
* 1 adet -mevsime göre- sabahlık veya hırka veya lizöz
* 1 çift çorap
* 2 adet son dönemlerde giydiğiniz kilotlardan
* Rahat bir terlik
* 1-2 litre kayısı suyu (şekersiz, evde hazırlanmış- hem sindirim sistemi için, hem süt yapımı için süper!)
* kişisel bakım malzemeleri (makyaj malz., diş fırçası, tarak, vs vs)
* hastaneden çıkarken giymek için emzirme sütyeni, göğüs pedi ve kıyafet

not: eğer göğüs ucunuz belirsizse mutlaka yanınızda silikon göğüs uçlarından götürün!

Bebek için:
* 2 adet yarım kollu body (bebeğinizin tahmini doğum kilosuna göre almanız tavsiye olunur. 0-3 ay diye satılanlar 3-3,5 kiloluk bir bebek için çok büyük olabiliyor!)
* 2 adet tulum (kolay giydirilmesine dikkat edin)
* 1 çift çorap veya patik.
* 1 çift elcik
* 1 adet penye şapka
* 2-3 adet ağız mendili
* 1 adet penye battaniye
* 8-10 adet 1 numara (en küçüğünden) bebek bezi ve sadece pamuklu su içeren ıslak mendillerden...

Not: hastane çıkış seti diye satılan paketler yerine tek tek yukarıda saydıklarım daha çok işe yarıyor.

Rosem
23-06-2009, 22:48
rosem süper bilgiler vermişsin valla... tüm bunları toparlaman çok iyi olmuş!

ben mayıs ayında ilk kez anne oldum.

alışveriş listeniz konusunda ben de tecrübelerime dayanarak katkıda bulunmak istiyorum:

Hastenede sizin için:

* 2 adet önden düğmeli gecelik veya pijama. (gizli delikliler bende işe yaramadı, önden düğmeli en iyisi)
* 1 adet -mevsime göre- sabahlık veya hırka veya lizöz
* 1 çift çorap
* 2 adet son dönemlerde giydiğiniz kilotlardan
* Rahat bir terlik
* 1-2 litre kayısı suyu (şekersiz, evde hazırlanmış- hem sindirim sistemi için, hem süt yapımı için süper!)
* kişisel bakım malzemeleri (makyaj malz., diş fırçası, tarak, vs vs)
* hastaneden çıkarken giymek için emzirme sütyeni, göğüs pedi ve kıyafet

not: eğer göğüs ucunuz belirsizse mutlaka yanınızda silikon göğüs uçlarından götürün!

Bebek için:
* 2 adet yarım kollu body (bebeğinizin tahmini doğum kilosuna göre almanız tavsiye olunur. 0-3 ay diye satılanlar 3-3,5 kiloluk bir bebek için çok büyük olabiliyor!)
* 2 adet tulum (kolay giydirilmesine dikkat edin)
* 1 çift çorap veya patik.
* 1 çift elcik
* 1 adet penye şapka
* 2-3 adet ağız mendili
* 1 adet penye battaniye
* 8-10 adet 1 numara (en küçüğünden) bebek bezi ve sadece pamuklu su içeren ıslak mendillerden...

Not: hastane çıkış seti diye satılan paketler yerine tek tek yukarıda saydıklarım daha çok işe yarıyor.
tesekkur ederım canım.a.s.
bu arada verdıgın bılgıler bizim ıcın cok faydalı olacak.

demresu
25-06-2009, 16:34
FAYDALI BİLGİLER:
*Gaz sancısı için aktardan adaçayı yağı (acı elma yağı) alın. Bebişin ayak tabanına bir damla sürüp çorabını giydirin. Çok güzel gaz çıkartıyor.

*Bebekler bazen anlayamadığımız nedenlerden dolayı huzursuz oluyor ve ne yaparsanız yapın sakinleşemiyor. Böyle bir durumda komik gelecek ama elektrik süpürgesi ya da fön makinesi çalıştırın. Bu sesler bebekleri sakinleştiriyormuş (ben denemedim, deneyenlerden duydum. Ayrıca bu yöntem ilk 3 ay için geçerli)
* Bebeği yıkadıktan sonra mutlaka emzirin çünkü susamış olacaktır.

demresu
25-06-2009, 16:34
Doğumunuzun rahat ve hafif geçmesi için uygulayabileceğiniz bazı önemli detaylar var.

•Doğuma yaklaştığınız dönemde daha çok sıvı gıdaları tercih edin. Bağırsaklarınızın boş olması doğumu kolaylaştırır.
•Kimi zamanlarda, doğumdan bir kaç gün önce vücudun bağırsakları temizlemesinden dolayı ishal meydana gelebilir.
•Hamilelik döneminizde nerede doğum yapacağınıza karar vermeniz önemlidir.
•Doktorunuzla yada doğum yapacağınız hastane personeliyle önceden görüşerek kendinizi ve bebeğinizi kontrol altına almalısınız.
•Doğum yaklaştıkça hafif işler yapmalı ve daha çok dinlenmelisiniz.
•Yoga yapabilirsiniz çünkü sizi hem zihinsel hem de fiziksel olarak doğuma hazırlar. Yoganın kas ve nefes kontrolü üzerindeki etkisi kanıtlanmıştır.
•Bir uzman gözetiminde kol, bacak ve sırt kaslarınızı çalıştırmak için havuza girebilirsiniz. Ayrıca bu aktivite genel sağlığınız ve fiziksel hazırlıklarınızla da birleştirilebilir.
•Bebeğinize şarkı söyleyin! Duygularınızı bebeğinizle bu şekilde paylaşarak, gerçek bir iletişim kurabilirsiniz.
•Hastaneye gitmeden önce ılık bir duş alın ve rahatlayın.

demresu
25-06-2009, 16:35
ışte anne sütünü arttıran doğal gıdalar!
Anason, Rezene, Kereviz, Balkabağı, Çilek, Sumak, Tere otu, Dereotu.

Dereotu, emziren annelerde süt arttırıcı etkiye sahip, aynı zamanda zayıflatıcı etkisi de var.
Sabah ve akşam yemeklerinde 15 dakika önce 1 tutam dere otu çiğnenerek yenirse, emziren annelerde süt arttırıyor. Aynı zamanda zayıflatıcı etkisi de var.

Balkabağı ve Çilek mevsiminde ve doğal olanlar tercih edilerek tüketilmeli!

Anason ve Rezene taneleri eşit oranlarda karıştırılıp, 100ml sıcak suya + 2 gr. oranında karışım demlenip bitki çayı olarak tüketilebilir, aynı zamanda hazım kolaylığı sağlar!

Uyarı: Yüksek tansiyon rahatsızlığı olanlar Kereviz tüketiminde dikkatli olmalı!

Anne sütünü azaltan gıdalar!
Nane, maydanoz, nişasta, adaçayı, şeker kamışı, arpa, ararot(patates nişastası), şalgam, mısır, fazla tuz, fazla sirke, fazla limon suyu anne sütünün azalmasına sebep oluyor. Süt veren anneler, bu gıdaları tüketirken dikkatli olmalı!

Prof. Dr. ıbrahim Adnan Saraçoğlu’ndan bol anne sütü için özel bir formül:
600ml. su kaynatılır, 7 – 8 adet doğal kuru incir önce soğuk su ile yıkanır, daha sonra kaynamakta olan suyun içine incirler atılır ve 5 dakika daha çok kısık ateşte kaynatılır, dış kabuğu soyulup, yıkanmış ve ince dilim dilim doğranmış 1 adet iri kum havuç, incirli suya ilave edilip, 4 dakika daha kaynatılıp ılıtılır. Ilıtıldıktan sonra süzülüp ikiye bölünür, sabah ve akşam yudum yudum içilir.

Bu kür yemeklerden 1/2 saat önce veya 1 saat sonra uygulanır.
15 gün uygulandıktan sonra ara verilir.
ıhtiyaç halinde tekrar aynı şekilde tekrar edilir.

Rosem
25-06-2009, 17:44
demresu tesekkurler verdigin bilgiler için.alkisalkisalkis

hayyy_hayat
29-06-2009, 02:32
ROSEM VE DİĞER ARKADAŞLAR BİLGİLER HARİKA. BNM DE İKİNCİ ÇOCUĞUM AMA, YİNE DE UNUTTUKLARIMIZ VAR. VE BİR YERDE TOPLU HALDE BİLGİ GORMEK DE İŞİN CABASI..:)

AYRICAAAAAAAAA HİÇ GEYİK YAPMADAN İLERLEYEN BİR TOPİC OLMASI ŞAHSEN BNİ FAZLASIYLA MEMNUN ETTİ. BU TİP TOPİCLERDE KARŞILIKLI GÖBEK BİLE ATAN VAR NE DE OLSA.. (onları da sevıoruz)

tüm emeği geçenlerea.s.

demett.
29-06-2009, 11:25
harikasınız kızlarr hepinize çok teşekkürlerrrrrvereliniortak

almira_ada
04-07-2009, 22:33
Hepinize verdiğiniz bilgiler için teşekkürler
Süpersiniz :-)

huri37
15-08-2009, 00:40
Doğum için en uygun yaş nedir ?
Doğum için en uygun yaşlar 20-30 yaş arasıdır,

Bebeğin cinsiyetini belirleme şansımız var mı ?Bebeğin cinsiyetni erkeğin spermleri belirler.Döllenme şansının yüksek olduğu günlerde yani yumurtlama zamanında erkek bebek sahibi olma şansı daha fazladır. Üç gün öncesine dek yapılan ilişkide ise kız olma şansı yüksektir.

Cinsel ilişki sırasında bebeğime zarar gelir mi ?
Bu konuda pek çok görüş vardır.Fakat pek çok uzmana göre gebelik normal seyrediyorsa sorun yok demektir.Bebeğiniz su kesesi tarafından korunur.bu nedenle sevişirken zarar görmez.Yinede normal zamandaki ilişkilerinize göre daha yavaş ve kadının rahat edeceği pozisyonlarda sevişmek gerekir.

Mama kullanırken ilave vitamin kullanmaya gerek varmı ?
Mamalar bebeğiniz için gerekli olan vitamin ve minerallerin tamamını içerir.Doktorunuz önermediği takdirde kullanmanıza gerek yoktur.

Mamalar bebeğimi anne sütü gibi beslermi ?
Anne sütü kuşkusuz bebeğin beslenmesi için en doğru seçenektir. Ama yokluğunda veya yetersizliğinde bileşim olarak mamalarda anne sütüne çok benzetildiğinden en doğru seçenektir

Mamayı su yerine sütle hazırlanması daha besleyici olmazmı ?Mamayı kesinlikle sütle hazırlanmamalıdır. Mama zaten süt formüllüdür. Bu çok yanlış olur.

Bebek mamasını almak istemiyor. Şeker veya başka bir tatlandırıcı ile tatlandırabilirmiyim ?
Mamalar (özellikle 0-4 ay arası kullanılanlar) çay şekeri, (sakkaroz) içermemelidir .Çünkü anne sütüde sakkaroz içermez. Çocuk bu kez anne sütünü istemeyebilir.

Rezene Çayı nasıl bir çay ? Faydaları nelerdir ?
Rezene çayı gaz sancısı ve karın ağrısına iyi gelen, bebeği rahatlatan doğal bir bitki çayıdır.

Rezene Çayı doğumdan itibaren kullanılabilirmi ? Bebeğe ne kadar verilmelidir ?ılk haftadan sonra kullanmaya başlayabilirsiniz. Bu doğal bir çay olduğu için bebeğin beslenmesine engel olmamak kaydıyla istenilen miktar ve sıklıkta verilebilir.

Papatya Çayı’ nın faydası nedir ?
Papatya çayıda bebeği rahatlatmak, sıvı ihtiyacını karşılamak için hazırlanmıştır. Doğal bitki çayı olduğundan bebeğin beslenmesine engel olmamak şartıyla istenilen miktar ve sıklıkta verilebilir.

Gaz sancılarını nasıl azaltabilirim ?
Bebeğiniz ağlama sebebi açlık değilse ve ayaklarını daha çok yukarıya doğru çekerek ağlıyorsa buna gaz sancıları sebep olabilir.Bebeklerin çok sık ve düzensiz beslenmeleri gaz sancılarını arttırabilir.ekerli su verilmesi, emziklerin bala veya pekmeze batırılması, çok erken ek besinlere başlanması, meyve ve meyve sularının gereğinden fazla verilmesi, yeterince olgunlaşmamış meyvelerde gaz sancılarını arttırır.Bebeğin kundaklanarak veya sarılarak hareket kabiliyetinin kısıtlanması, altının uzun süre ıslak bırakılması,bebeğe gereğinden fazla su içirilmesi,Uzun süre ağzı açık kalmış şuruplar, açıkta kalan yiyecekler (özellikle süt ve sütlü olanlar) da basit mikrobik kontaminasyonlar sonucu gaz sancısına neden olabilir.

Bebek sürekli aynı posisyonda yatırılmamalı, yan olarak veya yüz üstü (yanlız bırakmamak kaydıyla) yatırılmalıdır.Karnına ve ayaklarına hafif sıcak havlu veya termofor koymak, hafif karın masajları yapmak,her beslenmeden sonra enaz 2 kere gark edinceye kadar gazını çıkartmak (bebek omuza doğru yatırılıp, hafif hafif sırtı ovalanır)bebeği okşayarak rahatlatmak,rezene ve papatya çayları vermek,rahat hareket edebileceği gibi giydirmek,gereğinden fazla beslememek, temizlik kurallarına dikkat etmek çözüm olabilir.



Anne sütünü arttırmak için ne Yapabilirim?
Beslenmenize dikkat etmek, bol sıvı gıdalar almak, her beslenmede bebeğin en son bıraktığı göğüsten emzirmeye başlamak, sık sık emzirmek, anne sütünün artmasında yardımcı olur. Ayrıca yorgunluk ve strestende uzak olmak gereklidir.

Anne sütü gaz yaparmı ? Neler yememeliyim ?
Bebek beslenirken gaz sancıları daha çok bebeğin hava yutmasından kaynaklanır. Bebeğin hava yutmasına engel olmaya çalışmak, eğer gögüsler çok gerginse sütü bir miktar boşa akıtarak bebeği daha sonra emzirmeye başlamak çözüm olabilir. Ayrıca, karnıbahar, lahana gibi gazlı sebzeler, portakal, limon gibi turunçgiller, kola, soda gibi gazlı içecekler, bakliyatlar (kurufasülye, nohut, mercimek) anne sütünü etkileyebilir.

Anne sütü yetmiyor? Mamaya başlarsam bebeğim anne sütünü bırakırmı ?Mamalar anne sütüne yakınlaştırılmış ürünler olduğundan şeker içermezler. Anne sütü tadında oldukları için bebeğin mamayı daha çok beğenmesi mümkün değildir. Ancak biberonun akış hızı ve bebeğe beslenmek için daha kolay gelmesi buna neden olabilir. Bunun içinde bebeği kaşıkla beslemek veya akış hizi çok yavaş olan biberon başlığı kullanmak yararlı olabilir.

Bebeğimin anne sütü ile doyup, doymadığını nasıl anlayabilirim ?Bunun en iyi göstergesi bebeğin aylık gelişimidir. Doktorunuz bebeğinizin aylık kontrolleri sırasında gelişimini değerlendirerek buna karar verecektir.

Bebeğim büyüdükçe daha az emmeye başladı. Bu normal mi ?
Bebeklerin büyüdükçe emme sürelerinin kısalması ve beslenme aralarının zaman olarak açılması çok normaldir, bebeğiniz huzursuz değilse ve aylık kilo artışları normal ise endişelenmenize gerek yok.

Anne sütü ile beslenen bebekler ayda ne kadar kilo almalı ?ılk ay bebeğin doğum kilosu hastane çışıkında düşmüş olabileceğinden 600 gr. normaldir., daha sonraki aylarda ise ortalama 800 gr. alması gerekir.

Anne sütü ile besliyorum kabız oldu. Ne yapabilirim ?
Bebeğin 3-4 günde bir sert dışkı yapması kabızlık olarak değerlendirilir. Bu durumda doktorunuza danışmalısınız..

Anne sütü ile besliyorum. Çok sık kaka yapıyor normal mi ?
Anne sütü ile beslenen bebekler sık ve hafif sulu dışkı yapabilirler. Genellikle altın sarısı renginde olan bu dışkı günde 5 kez’den fazla değilse endişelenmenize gerek yoktur.

Anne sütüne ne zamana kadar devam etmeliyim ?ılk 6 ay mutlaka anne sütü vermelisiniz. 1 yaşından sonra anne sütü vermek gerekli değildir


Nikotin ve ilaçlar anne sütüne geçer mi ? Çay, kahve ne kadar tüketebilirim ?ılaç kullanımını mutlaka doktorunuza danışmalısınız. Ayrıca nikotinde anne sütüne geçer. Çay, kahve türü kafeinli içecekler günde 2 fincandan fazla tüketmemelisiniz.

Anne sütünü sağıp muhafaza edebilirmiyim ?
Anne sütünü steril bir kaba sağarak 24 saat buzdolabında muhafaza edebilirsiniz.

Hangi kadınlar için gebe kalmak tehlikelidir?
18 yaşından küçük,
35 yaşından büyük
Son gebeliğin üzerşnden 2 yıl geçmemiş kadınlar,
4 den fazla çocuk doğurmuş olanlar,
Yüksek tansiyonu olan kadınlar için gebe kalmak tehlikelidir.

Yumurtalıklarımda kist var, bu durum ileride kanser olma riskini artırır mı?

Bir çok yumurtalık kisti kansere yakalanma ihtimalini arttırmaz. Eğer menapoz dönemindeyseniz her yıl jinekoljik muayene ve ultrasongrafik inceleme yaptırmayı ihmal etmeyin.

Yumurtalık kisti yüzünden bir yumurtalığım çıkarıldı, tek yumurtalık ile gebe kalabilme şansım nedir?

Şansınız, iki yumurtalığı olan bir kadın ile aynıdır. Yumurtalıklardan biri çıkarıldığında diğer yumurtalık onun görevini üstlenir. Kalan yumurtalığınız sağlıklı ise, yeteri kadar hormon (östrojen ve progesteron) Salgılar ve her ay yumurtlama gerçekleşir.

Bebeğimin başında kabuklanmalar oluyor.Ne yapmalıyım ?
Bebeğin başında görülen kabuklaşmış deri parçalarına konak adı verilir. Bebeği rahatsız etmez. Ancak kızaran yerlerden sıvı sızıyorsa doktora gitmelisiniz. Kabukları yumuşatmak için bebek yağı ile ovun. Yağı 12-24 saat kafasında bırakın. Sonra tarayarak kabukları kabartın. Saçlarını yıkayın . Kabuklar suyla akıp gidecektir.
Bebeğimin poposu pişik oldu.Ne yapmalıyım ?
Pişik kremi kullanın.Bebeğin altını sık sık değiştirin.Bebeğin poposunu sık sık havalandırın.Bebek bezlerini çok iyi durulayın.

Katı besinlere geçerken nelere dikkat etmeliyim?
Bebeğe vereceğiniz en uygun yiyecekler tabiiki sizin hazırladığınız taze yiyeceklerdir.Yemeklerin kuru olmamasına ,kolay yutulabilmesine,ılık olmasına dikkat etmelisiniz.Püre yaptığınız yiyecekleri biraz kaynatılmış su ya da anne sütü ile yumuşatabilirsiniz.Yiyeceklerin bebeğe dokunup dokunmadığını çok iyi takip etmelisiniz.Çünkü bebek alışık olmadığından bu aylarda kabızlık ya da ishal daha çok olabilir. Ayrıca tuz ve baharat kullanmamalısınız.

Katı besinlere erken ya da geç geçmenin sonuçları nelerdir?
Erken başlanılırsa ishal ve alerjik hastalıklar artabilir.Annenin sütü azalabilir.Zayıflık ve aşırı beslenme gibi sonuçlar olabilir.Geç başlanılırsa büyüme geriliği,bağışıklıkta azalma ,ishal,vitamin eksikliği görülebilir.Bebeğinizi katı besinlerle tanıştırmak için en uygun zaman 3 ile 6 ay arasıdır.Bu dönemde günlük öğün sayısını artırmanız gerekir.Yeni besinlere başlarken çok çeşitler sunmamaya dikkat etmelisiniz.

Hangi durumlarda aşı yaptırmak sakıncalı olabilir?
Ateşli, ağır hastalıklarda aşılama ertelenmelidir. (Böylece hastalığa ait bir belirtinin, aşıya bağlanması önlenmiş olur).Beslenme bozukluğu, orta-hafif ateş, solunum yolu infeksiyonları aşılamaya engel oluşturmaz.Şok, 40.5 derecenin üzerinde ateş, aşıdan sonra 48 saat içinde ortaya çıkan havale ve diğer sinir sistemi belirtileri varlığı durumlarında kombine difteri-boğmaca-tetanoz aşısına ara verilmelidir. Bundan sonra boğmaca, takvimden çıkarılarak difteri-tetanoz ikilisi (DT) kullanılmaya başlanmalıdır. ıshal sırasında canlı çocuk felci aşısı yapılmışsa, ishal düzeldikten sonra tekrarlanması uygun olur. Bağışıklık eksikliği olan ya da kortizon, kanser ilaçları, ışın tedavileri gibi nedenlerle bağışıklığı baskılanmış çocuklarda canlı aşılar kesinlikle yapılmamalıdır. Kızamık kızamıkçık kabakulak aşıları, yakın zamanlarda gamma globulin yapılmış olan kimselerde en az altı hafta süreyle ertelenmelidir.

Bebek maması hazırlarken ya da ısıtırken mikrodalga fırın kullanılabilir mi:
Mikrodalga fırınbebek maması pişirilmesinde ve ısıtılmasında kullanılabilir. Sütün, mamanın kalitesini bozmaz, besin değerini azaltmaz. Ancak tek sakıncası, fırından çıkan mamamın iyice karıştırılmadan verildiğinde neden olduğu ağız yanıklarıdır. Bu fırınlar mamanın orta kısımlarını çok ısıtıp kenarlarını daha soğuk bırakır. ıyice karıştırılmadan mamanın gerçek ısısı anlaşılmayabilir.
Bir yaşından küçük bebeklere bal verilebilir mi?
Hayır. Bal, bir yaşından küçük bebeklerde kabızlık, emme-yutma güçlüğü, solunum durması, kas zayıflığı gibi bulgularla seyreden, ölüme yol açabilen brulizm hastalığına neden olabilir. Brulizm hastalığına, bir bakteri tarafından üretilen çok güçlü toksin (=zehir) yol açar. Toprakta, ev tozlarında ve balda bulunabilen bu bakteri, bal yiyen bebeğin bağırsaklarında toksin üreterek zehirlenmeye neden olabilir
Bir yaşından küçük bebeklerin mamalarına tuz katılması neden sakıncalıdır?
Bir yaşından küçük bebeklerin iböbrekleri vücuttaki fazla tuzu atabilecek olgunluğa henüz erişmemiştir. Sebzelerde, meyvelerde, ette, sütte bebeğin günlük ihtiyacını karşılayabilecek miktarda tuz bulunur. Yemeğine ilave tuz koymak böbreğini yorar. Ayrıca yüksek tansiyonun gıdalardan alınan tuz miktarıyla ilgili olduğu bilinmektedir. Çocukluk döneminde tuzsuz ya da az tuzlu yemeye alışanlar yüksek tansiyondan korunmuş olurlar.
Bir yaşından büyük çocukların hatta erişkinlerin ek tuza gereksinimi yoktur. Günlük gereksinimi karşılayabilecek tuz miktarı tüm yiyeceklerde bulunur. Günde toplam ¼ tatlı kaşığı tuz miktarı aşılmamalıdır. Yemekleri lezzetlendirmek için tuz yerine baharatlar, limon, susam, taze nane, maydanoz, fesleğen gibi çeşitli otlar kullanılmalıdır. Konserve edilmiş her çeşit sebze, salça, balık vb’de yüksek oranda tuz bulunur.

kikoleyim
18-08-2009, 01:34
süpersin valla huricim nerdeyse bütün merak edilen soruların cevapları burda var ellerine sağlıkalkisalkisalkis