PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ağız ve Diş sağlığı hakkında genel bilgiler



Elif
04-08-2006, 10:53
dişlerin yapı maddesi nedir?
diş mine, dentin, sement ve pulpadan (diş özü) oluşur.

mine: vücuttaki en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97’si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

dentin: minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75'ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70’i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10’u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere “Odontoblast” denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000’e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

pulpa (diş özü): dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. “Pulpa” adı da verilen diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.

sement: kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar. %65’i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna “Hipersemontoz” denir.


dişler ne işe yarar?

Dişler sindirim sisteminin başında besinlerin ufalanıp parçalanmasına, koparılmasına yardım eder. kendini çevreleyen destek dokuları korur ve gelişmelerini sağlar. konuşmayı ve seslerin doğru bir şekilde çıkmasını sağlarlar. estetik olarak yüzle bir bütünlük içindedir.

Dişlerin Görevlerine Göre Farklı Yapıları Vardır;

1- Kesici Dişler

Alt ve üst çenedeki ön dişler “Kesici Diş” olarak adlandırılır. Üst çenede genişliği 9-10 mm. olanlar orta kesici; 6-7 mm. olanlar ise üst yan kesicilerdir. Alt orta ve yan kesicilerin genişlikleri ise 6-7 mm. arasındadır.

2- Kaninler (Köpek Dişleri)

“Köpek dişi” ve “göz dişi” adı da verilen kaninler kesici dişlerden sonra gelir, alt ve üst çenede sağlı-sollu birerden dört (4)tanedir. Uçları sivri olup koparmaya yararlar.

3- Azı Dişleri

Kaninlerin arkasında, azı dişleri yer alır. Yapı olarak birbirinden farklı olan azı dişleri, her bir yarım çenede, iki küçük azı, üç de büyük azı olmak üzere beşer tane ve bir çenede toplam on (10) tanedir.

Bütün küçük azıların çiğneme ve kenetlenmeye yarayan ikişer tümsekçikleri vardır. Üst çenedeki büyük azıların dörder tümsekçiği; alt çenedeki büyük azıların beşer tümsekçiği vardır. Bu tümsekçiklere “tüberkül” adı verilmektedir.

4- Akıl Dişleri - Üçüncü Büyük Azılar = Yirmi yaş Dişleri

Akıl dişleri ayrı bölümde incelenmiştir (yirmi yaş dişleri). Burada, sadece şekillerinin ve kök sayılarının çok değişik olduğunu belirtmekle yetiniyoruz.



Dişlerin Düzgün Konuşmaya Etkisi:

Konuşma, insan ilişkilerinin en önemlilerindendir. Ayrıca, politikacılık, aktörlük, spikerlik, şarkıcılık gibi bazı meslekler, büyük ölçüde düzgün konuşmaya dayanır. Düzgün konuşmada dişlerin önemli rolleri vardır.

Aşağıda ki birkaç örneğin bu rolü vurgulamaktadır.

1- DE ve TE sesleri, dil ucunun, üst kesicilerin damak tarafındaki eğiminden destek almasıyla çıkar.

2- FE ve VE sesleri ise, alt dudağın, üst kesicilerin kesici uçlarına temas etmesiyle çıkar.

3- SE sesi, karışık bir işlemle çıkar. Alt ve üst kesiciler birbiriyle temas halindeyken, dilin, azıların dil tarafındaki yüzeyinden destek alması ve dil ucunun da (kesiciler arasında bir oluk yapıp) hava borusu oluşturmasıyla gerçekleşir. ŞE ve JE sesleri de buna benzer bir işlemle gerçekleşir; fakat bu sırada dil ucu göreve katılmaz.

Dişler çene kemikleri, dişetleri, dil, damak, buların hepsi, çiğneme, tat alma. yutkunma ve konuşma ile ilgili görevlerini bir bütün halinde yürütürler.

dişlerin oluşumu ve gelişimi ne zaman oluyor?

Embriyolojik hayatta (anne karnında) ağız boşluğuna ait oluşum belirtileri 3. haftada görülmesine rağmen, dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler 6.haftaya rastlamaktadır. 7.haftadan itibaren dişlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye başlar.

süt dişleri nasıl tanınır?

Süt dişleri, çocuk altı aylıkken çıkmaya başlar ve 2.5 yaşında alt ve üst çenede 10’ardan (20) tane olarak tamamlanır. Süt kesicileri ve süt kaninleri, kalıcı dişlere göre daha küçüktür. Süt azıları da kalıcı azılara göre daha küçük yapıdadır.

Çocuk büyüdükçe, süt dişlerinin kökleri altında yer alan kalıcı dişin kökü, sürme etkisiyle erimeye başlar; kök tamamen eriyip dişin yalnız kuronu kalınca da diş kendiliğinden düşer.


hangi diş ne zaman çıkar?

İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında... Demek ki diş çıkarma süreci, insanın 20 yılını alır. Ama hangi diş kaç yaşında çıkar? Bunu özetleyen bir tablo hazırlanmış ve aşağıda verilmiştir. Tablodaki yaşların yaklaşık rakamlar olduğunu; 1-1,5 yıl önce veya sonra sürmesi gereken dişin vakitsiz sürebileceğini, bazen de gecikmeler olabileceğini belirtmeliyiz.

Elif
04-08-2006, 10:58
ısırma ve öğütme nasıl gerçekleşir?
Kesici dişler, yiyecekleri ısırmaya ve kesmeye yararlar. Üst diş kavisi, alt diş kavisinden daha geniştir ve onu her yönde taşar. Alt çenenin aşağıya kaymasıyla ağız açılır ve lokma kesici dişlerin arasına girer. Ağız kapatılınca, ısırma hareketi ile üst kesiciler alt kesiciler üzerinde bir makasın ağzı gibi kayar ve yiyecekleri koparır.

Öğütme işlemi alt çene eklemi ve çiğneme kaslarının uyumlu çalışması ve yana hareketlerle gerçekleşir.

Besinleri iyi öğütebilmek için diş dizilerinin düzgün ve eksiksiz olması şarttır.

diş etinin yapısıBir dişin dışarıdan sadece taç kısmı görülür ve diğer kısımları çene kemiği içinde gizlenmiştir; üzeri dişeti dokusu ile örtülüdür.

Diş eti, sert, lifli ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup; normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5 mm’lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer; bu yapıya “Mukoza” denir. Yanak ve dudakların iç yüzü ile diş dizileri arasında “Vestibül” = “Dalız” yer alır.



tükürüğün bileşimi ve etkisi nasıldır?
Yeni doğan bebeğin ağzı sterildir (mikropsuzdur), fakat birkaç dakika sonra kirlenir ve yaşam boyu da mikroplu kalır. Öyleyse neden hastalanmıyoruz? Çünkü ağızda bulunan bakterilerin çoğu hastalık yapmayan mukoza (saprofit) türdendir. Ancak vücudun direnci kırılınca bu bakteriler hastalık etkeni olabilir. Ağızda bulunan bakterilerin hepsi “Ağız florası”nı oluşturur.


Diğer yandan, ağız boşluğunun çok önemli bir koruyucusu daha vardır: Tükürük. Kulak önü, çene altı ve dil altı bezleri tarafından üretilen renksiz, özel kıvamda, akıcı bir sıvı olan tükürük, üretildiği bezlerden kanalcıklar aracılığı ile ağız boşluğuna taşınır. Bezler günde 5 litreye yakın tükürük üretirler. Kulak önü tükürük bezinin kanalı, üst 1. büyük azı yakınında; diğer tükürük bezlerinin kanalcıkları da dil altında ağza açılırlar. Tükürük içinde bakterilerin üremesini durduran fermentler, fluor ve kalsiyum tuzlan bulunur. Tükürük kanallarının açıldığı yerde diş taşlarının fazla birikmesi, bileşimindeki kalsiyum tuzlarının çökelmesi nedeniyledir. Tükürüğün ağız ve dişlere yararlı etkileri şöyle özetlenebilir;

1- Tükürük, dişleri mekanik olarak temizler.

2- Tükürük, dişleri çürümekten korur.

3- Tükürük, içinde bulundurduğu mayalarla ağız mukozasını korur.

çürük tedavisi:

diş sert dokularının madde kaybı ile birlikte ilerleyen hastalığına çürük denir. diş sert dokularında kaybolan maddeyi yerine koyacak bir yenileme ya da tamir olayı olmaz. yani çürükte madde kaybının dokularca tamir olanağı yoktur. ayrıca çürük boşluğu çürütücü etkenlerin yerleşmesi, gelişmesi ve korunması için bir barınak teşkil eder.bu nedenle çürük tedavisinde başlıca iki çaba vardır: Çürütücü etkenlerin barınağını ortadan kaldırmak ve dişteki madde kaybını birtakım dolgu malzemeleri ile gidererek tekrar iş görür hale getirmek... eğer elimizde çürüyerek kaybolan diş dokularını fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine sahip ve tedavi edilecek dişe mükemmel bir şekilde yapışıp kaynaşabilecek bir dolgu maddesi bulunsaydı çürüğü temizlemek ve doldurmak basit bir işlem olurdu. ancak bugün bu özelliklerin tümüne sahip bir dolgu maddesi olmadığı için, ön dişlerde estetiği arka dişlerde de dayanıklılığı sağlayan çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. bu maddelerin değişik özellikleri nedeniyle dolgu yapma tekniklerinde en uygun şekil ve yöntem dişten dişe değişmektedir.



çürük tedavisinde kullanılan malzemeler nelerdir?



çinko içerikli genelde geçici amaçla kullanılan maddeler
kalsiyum içeren dişi iyileştirici özelliğe sahip maddeler
gümüş, kalay, çinko,altın içeren dayanıklı maddeler
cam, alüminyum, fosfat ve yapay reçinelerin bir karışımı olan estetik amaçlı kullanılan maddeler
alüminyum silikat cam partiküllerinden oluşan çok çeşitli amaçlar ile kullanılan maddeler
ağız dışında hazırlanıp dişe yapıştırılan (bonding) blok malzemeler
diş gangreni nedir?

Dişin pulpa tabakasının (sinir-damar ağı) mikroorganizmalarca işgali sonucu canlılığını kaybettiği bazı durumlarda içerdiği protein, karbonhidrat ve yağların kimyasal olaylar sonucu parçalanmasıdır. çürüğe meyilli dişlere sahip bireylerin daha çocuk yaşlardayken ilk çıkan daimi dişlerinde bile aşırı çürük sonucu pulpa gangrenine rastlanabiliyor.

diş gangreninin sebepleri nelerdir?
Ani darbelerle dişin kırıldığı durumlarda olabildiği gibi sürekli ve yavaş yavaş etki yapan yüksek dolgular, sızıntılar, sinire ulaşan çürükler de dişin ölümüne sebep olabilir.

diş gangreninin tedavisi var mıdır?

Dişi canlı olarak ağızda tutmak için artık çok geçtir. yapılacak tedavi şekli dişin ortasındaki bozulmuş yapıların temizlenmesidir (kanal tedavisi). en son çare ise ne yazık ki çekimdir.

Kelebek
14-02-2007, 20:34
Şiddetli ağrının nedeni ; ileri derecede çürümüş bir dişin iltihaplanmaya başlamasıdır . Yeni oluşan iltihabın , dişin sinirini öldürmeye başlaması ve dişin dışına doğru yayılmaya çalışması dokularda basınç ve dolayısıyla ağrı oluşturur. Bu durum diş hekimliğindeki en şiddetli ağrıdır.

Şiddetli ağrının özellikle gece oluşmasının nedeni ; gece saatlerinde hormonal değişiklikler nedeniyle damarlarımızın genişlemesidir. Bunun bir sonucu olarak dokulara daha çok sıvı gider. Dolayısıyla dişin içine giren damarlardan daha çok sıvı gelir. Fakat iltihap nedeniyle bozulan diş içerisindeki damarlardan sıvı yeterince çıkamaz ve bu durum içerideki sıvı miktarını arttırır. Diş içerisindeki bu dolaşım bozukluğu basınca sebep olur ve diş içerisindeki sinirler üzerinde etkili oluşturarak ağrı oluşturur.
Ağrı kesiciler ; bu durumda kısa bir süre etki gösterdikten sonra yetersiz kalır. Çok sayıda ağrı kesici alınması , ağrı için bir çözüm olamamaktadır ( Sadece mideye zarar vermektedir) . Dişin üzerine bir takım malzemelerin direkt olarak uygulanması gereksiz hatta zararlı bir davranıştır.

Çözüm ; bu durumdaki bir hastanın dişe müdahale edilmesinden başka bir seçeneği olmadığından en kısa zamanda bir diş hekimine gitmektir . Diş hekimi tarafından anestezi yapılarak diş perfore edilir ( delinir ). Böylece diş içerisinde oluşan iltihabi basınç azaltılır . Daha sonra ise dişin sinirinin alınarak kanal tedavisi yapılması gerekir

mahinur
06-04-2007, 18:38
Diş çürüğünün ilk belirtisi ,çiğneyici yüzeydeki çukurculardan ve dişlerin birbirine bakan yüzeylerinden başlar. Belirtiler ortadan kaldırılmadığı takdirde çürük diş sinirine yavaş yavaş ilerleyerek ulaşır. Diş çürüğü, çoğu kez bu yüzeylerde gıda birikimi ve ağız ortamında bulunan mikroplar sonucu oluşur

Diş çürüğüne sebep olan faktörler karbonhidratlar, şekerler ağızdaki mikroplar, bunların enzimleri ve diş yüzeyinin anatomik yapısıdır. Çürük oluşumunu engellemek için ilk yapılması gereken şey, düzenli diş fırçalama ve diş ipi ile diş aralarının temizlenmesidir.

Küçük çocuklarda büyük azı dişlerinin çiğneyici yüzeyinde oluşabilecek çürükleri oluşmadan önlemek amacıyla Fissür Örtücü (Fıssur Sealant) denilen özel koruyucularla örtülerek korumaya almak mümkündür.

Çürük eğer erken dönemde tesbit edilirse,küçük bir dolgu ile ortadan kaldırılabilir. Ancak çürük ilerlemiş ve dişin sinirine ulaşmışsa, bu durumda kanal tedavisi yapılması zorunluluğu ortaya çıkar.Bazı durumlarda ihmal edilen çürük, diş kökünün etrafında iltihaplanmalara yol açabilir,bu da tedavinin uzamasına neden olur, hatta dişin kaybı bile söz konusu olabilir.

Altı aylık rutin kontrollerin çürüğün başlangıç aşamasında yakalanması açısından çok önemli olduğu unutulmamalı ve bu kontroller alışkanlık haline getirilmelidir.
_________________

ESİNTİ
18-04-2007, 12:09
AĞIZ KURULUĞU

Dişhekimli inde bu hal için "xerostomia" terimi kullanılır.Tükürük bezlerinin tükrük salgılama fonksiyonlarının azalması sonucunda oluşur. Tükürük salgısındaki azalma a ızda oldukça ciddi sorunların oluşmasına yol açabilmektedir.

Sebepleri:

- Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili de ildir.

- Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren s sendromu), Ba ışklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalı ı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson)

- Çi neme kabiliyetinin azalması: E er beslenme alışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar a ırlıktaysa çi neme fonksiyonu azalır.

- Tükrük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması

- Radyoterapi (Radyasyon tükrük bezlerinde kalıcı hasar yapar.

- İlaçlar (400 ün üstünde ilaç türü a ız kurulu u yapar: deconjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları,antidepresanlar, antihistaminikler,...)

- kafein ve alkol tüketimi

Belirtileri:

- dilde yanma hissi

- özellikle kuru yiyecekler için yeme zorlu u

- konuşma zorlu u

- sık susama

- protez kullanmada zorluk

- dudaklarda çatlaklar ve kuruluk

- tat bozuklu u

- kötü a ız kokusu

A ız kurulu u nelere yol açar?

- tükrü ün az olması ciddi problemleri de beraberinde getirebilir.

- bakteri pla ı ve yiyecek artıkları kolayca birikir. bu, dişeti hastalıkları ve çürü ü hızlandırır. tükrü ün kendi başına yıkama-temizleme mekanizması diş yüzeylerini temiz tutmaya yardımcıdır.

- tükrük çürükleri önler, diş yüzeyini temizler ve asitleri nötralize eder. böylece çürük önlenir.

A ız kurulu u nasıl kontrol altına alınır? nasıl tedavi edilir?

- sık sık yudum yudum su içilmeli. gece yatarken yanında sıvı içecek, su bulundurulmalı

- şekersiz sakız çi nenmeli

- sigara,alkol,şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı

- yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı

- gerekirse eczanelerden temin edilebilen yapay tükrük tabletleri kullanılmalı

- bakteri pla ı kontrol altına alınmalı

- floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı


C vitamini kullanılmalı

- bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan a ız ve diş bakım ürünlerini kullanmamalı










AFT (AGIZDA YARA)

En sik rastlanan tekrarlayici agiz yaralarindan birisi aft (aftöz ulser) dir.|Aft nedir?|Aft dilde, yumuSak damakta, dudak ve yanaklarin iç kisimlarinda görulen kuçuk, yuzeysel ulserlerdir. cok agrilidirlar ve 5-10 gun surerler.|Nedenleri|Neden olabilecek etkenler arasinda stres, travma, asitli yiyecekler (domates, turunçgiller, vs.) gibi lokal tahriS edici maddelere sayilabilir.|Aft baSkasina bulaSir mi?|Hayir. Bölgesel yayilimi veya bir baSkasina bulaSmasi söz konusu degildir.|Tedavi|Tedavi direkt olarak az önce bahsedilen rahatsizlik verici durumlarin ortadan kaldirilmasi ve enfeksiyondan korunma ile olur.|Kenacort-A orabase gibi haricen kullanilan bir kortikosteroid veya pyralvex solusyon gibi ilaçlar tedavide kullanilmaktadir. Ayrica aSiri agri duyuluyorsa aft in uzerine kisa sure için (7-10 dakika) bir adet aspirin koymak (emmeyin veya yutmayin) faydali olacaktir. Sik olarak meydana gelen veya uzun sureli devam eden aft durumunda bir hekime görunmeniz gerekir.
(Lutfen Uçukla ilgili bilgileri de okuyun)









AGIZ BOSLUGU

A ız boşlu u, sindirim sisteminin birinci bölümü olup dudaklar, yanaklar, sert ve yumuşak damakla dilin sınırladı ı bir boşluktur. A ız boşlu unun giriş kapısı, dudakların çevreledi i açıklık (a ız), çıkış kapısı ise yuta a açılan, tepesinde küçük dil sallanan darlıktır. A ız boşlu unun yüzeyi sümüksel bir gömlekle kaplanmıştır.
Dişlerin görevi yiyecek maddelerini kesmek, parçalamak, ezmek ve ö ütmektir. Dişlerin konuşmada da büyük rolleri vardır. Bir diş kök, kron ve boyuncuk olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Diş kronunun üzeri diş minesi adı verilen çok sert bir maddeyle kaplıdır. Diş boyuncu u ile kökü de mineye göre daha sarımsı renkli ve kemi e benzer bir dokuyla kaplıdır. Bu örtü seman tabakası adını alır. Mine ve seman tabakalarının altında dişin esas yapısını oluşturan fildişi tabakası (dentin), dişin kron (taç) bölümünde içinde damar ve sinirlerin bulundu u ve diş özü adı verilen bir yapının yer aldı ı diş boşlu u, diş köklerinin ortasında çok ince bir diş kökü kanalı vardır. Kan damarları ve sinirler, kök uçlarında bulunan diş ucu deli inden girerek diş boşlu una ulaşırlar. Dişler köpekdişleri, azıdişleri ve kesiciler olmak üzere üç türdür. Azıdişleri de büyük ve küçük azıdişleri olarak iki tiptir. İnsanın a zında alt ve üstçenede 16 şar olmak üzere 32 adet diş vardır. Üst ve altçenelerdeki dişler de sa lı sollu 8 er adettir. Çocuk do duktan 6-7 ay sonra dişleri çıkmaya başlar ve iki yaşına kadar dişlenme tamamlanır. Sütdişi adı verilen bu dişler geçicidir ve 20 tanedir. Çocuklar bu dişleri ço unlukla yedi yaşına kadar taşırlar ve yedi yaşından itibaren bu dişler dip taraflarında bulunan asıl diş taslaklarının oluşmasıyla itilir ve atılır. Sütdişlerinin dökülmesi genellikle 11 yaşına do ru tamamlanır. Dökülme sırasında dökülen dişlerin yerine hem 20 diş, hem de bunlara ek olarak her çenede 4 er tane fazla diş çıkar. Böylece 11-18 yaşlarındaki bir çocu un dişlerinin sayısı 28 i bulur. Genel olarak 20 ya da daha sonraki yaşlarda alt ve üstçenenin en sonlarındaki akıldişi adı verilen 4 azıdişi daha çıkar ve böylece insan a zındaki dişlerinin sayısı 32 yi bulur.

Dil, üzeri epitel dokuyla kaplı, kastan yapılmış ve a ız boşlu unda ön bölümü serbest olan tat alma organıdır. Dilin ucu, kenarları ve arka bölümleri tada karşı en duyarlı olan bölgelerdir. Dilin üst yüzeyi ipliksi memecikler adı verilen birçok kabarcıklarla örtülmüştür. İpliksi memecikler arasında şapkalı mantar görünümünde olan mantarsı tat memecikleri, dilin dip tarafında ise 8-12 daha büyükçe çanaksı tat memecikleri bulunmaktadır. İpliksi memecikler dokunum, mantarsı memecikler tat duyusu görevini yaparlar. Çanaksı tat memecikleri ise, en önemli tat alma yapıları olan çok küçük ve yuvarlak tat keseciklerini taşırlar. Tat keseciklerinin uçlarında tat duyusu hücreleriyle destek hücreleri yer almıştır. Tat hücreleri sinirlerle beyine ba lantılıdır. Tat hücrelerinde olan uyartı sinirlerle beyine ulaşır ve orada tat duyusu halinde algılanır.

Tükürük, yapısındaki pityalin enzimi aracılı ıyla nişastayı şeker ve suya yıkarak maltoza (arpa şekeri) dönüştüren bir salgıdır. Tükürük, kulak, çene ve dilaltı tükürük bezleri tarafından salgılanır. Tükürük salgısı bu bezlerin kanalları ile a ız boşlu una verilir. Tükürük bezlerinin en büyü ü olan parotis (kulak altı tükürük bezi) salgısını, son ikinci azıdişin karşısına açılan küçük bir kanalla a ız boşlu una verir. Çene ve dilaltı tükürük bezlerinin salgıları ise küçük kanallarla dil altına dökülür. Tükürük salgısı, a ız içi ve yemek borusunun iç yüzeylerini kayganlaştırıp yutmayı kolaylaştırır.

Yutma, yutkunma hareketiyle oluşan bir işlemdir. Yutma sırasında soluk alışverişi durur, genzin yuta a açılan bölümü yumuşak damak tarafından kapanır. Gırtlak yutma sırasında yukarı kalkar ve gırtlak üzerinde bulunan gırtlak kapa ı dilin köküne dayanır. Kapa ın bu şekilde ileri itilmesi sonucu soluk borusuna giden gırtlak yolu kapanmış olur.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:09
AGIZDA KOTU KOKU

A ızda kötü koku (HALİTOZİS); kişinin yediklerine (sarımsak, so an, baharat gibi), içtiklerine (rakı, şarap, sigara, bira gibi) veya aldı ı ilaçlara ba lı olarak gelişebilir. Hastalı ından dolayı sadece sıvı tüketenlerde mekanik olarak besinlerin temizlenmesi mümkün olmayaca ından a ız kokusu olabilir.
Bazı psikiyatrik rahatsızlıklarda da kişi her şeyin kötü koktu unu sanır (dysosmia).

A ız boşlu undan kaynaklanan kötü kokular
- Kötü a ız hijyeni : Dişler arasında kalmış olan besin artıkları, çürük dişler, temiz tutulmayan protezler, paslı dil
- Piyore :
- A ız içi iltihapları : aftlarda, a ız içi yaralarında (özellikle vincent stomatiti), agranülostoz hastalı ında ve akut lösemiye ba lı gelişen a ız içi iltihaplarında
- Bazı tonsillitler (bademcik iltihabı)
- Bazı kanserler : dil, bademcik, damak, a ız tabanı, arka duvar (farinks) kanserleri ülserleşince fena kokuya neden olurlar.

A ız arka duvarından (farinks) kaynaklanan kötü kokular
- Burnun iç yüzeyini döşeyen derinin hastalıkları
- Burun orta duvarında iltihabi harabiyet : sifilise ba lı olabilir.
- Sinüzitler : özellikle kronikleşmiş maksiller sinüzütler
- Nazofarinks kanseri
- Burun polipleri, e rilik (septum deviasyonu) :
- Adenoid hiperplazi : küçük çocuklarda sık rastlanır, burunla a ız arka duvarının kesişim yerindeki lenf dü ümlerinin büyümesidir.
- Nazofaringeal kist (Thornwaldt kisti): enfekte olursa koku yapar.
- Burunda yabancı cisim : özellikle küçük çocuk, akıl hastaları ve ileri yaştakilerde göz ardı edilmemelidir.

Bronş ve Akci er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- Bronşektazi
- Akci er absesi ve özellikle gangreni (tüm odada duyulur).
- Üzerine enfeksiyon binmiş verem (tüberküloz) kaviteleri
- Bronş kanserinin ileri aşaması
- Bronşlara açılan abse veya ampiyem

Sindirim Sistemi Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- yemek borusu kanseri
- yemek borusu darlı ı, mide ilk bölümünde genişleme bozuklu u
- yemek borusu ve a ız arka duvarında keseler (divertiküller)
- diyafragma fıtıkları
- mide kanseri

Di er Hastalıklarından kaynaklanan kötü kokular
- Asidozis : şeker hastalı ı ve di er bazı hastalıklarda görülebilen ve komaya kadar gidebilen acil durumlar. Aseton (ekşi elma) kokusu
- Üremi : böbrek yetmezli ine ba lı gelişen bir durum. Amonyak kokusu
- Karaci er yetmezli inde : fare idrarı kokusu
- Alkol koması

YUKARIDA SIRALANA NEDENLERİN HİÇ BİRİ SAPTANAMADIĞI HALDE YİNE DE AĞZI KÖTÜ KOKAN KİŞİLER BULUNABİLİR. DİŞ DOKTORU, KBB UZMANI, GÖĞÜS HASTALIKLARI UZMANI, GASTROENTEROLOJİ UZMANI TARAFINDAN İNCELENMEDEN KESİN TANI KONMAMALIDIR









AGIZICI ILTIHABI (STOMATIT)

A ıziçinin tipik iltihapları a ızdaki nedenlerden kaynaklanıyorsa birincil, başka hastalıklardan kaynaklanıyorsa ikincil olarak nitelenir.
Yunanca da stoma "a ız", itis "iltihap" demektir. Stomatit geniş anlamıyla a ız içindeki bütün iltihapları içerir. Dar anlamıyla ise gerçek a ız boşlu u mukozasıyla sınırlı olarak kullanılır. İltihap dildeyse glossit, dişeti mukozasındaysa jinjivit adını alır. A ız mukozası do rudan do ruya a ızdaki nedenlerle kolayca hastalanır. Ayrıca bazı genel hastalıkların da ilk belirtileri a ızda ortaya çıkar. Bu nedenle a ız içi iltihapları birincil ve ikincil olarak ikiye ayrılır, îlki başka hastalıklara ba lı olmadan gelişir, ikincil olanlar başka organların hastalanmasından sonra ortaya çıkar.

A ıziçi iltihabının başlıca türleri arasında a ız nezlesi ile eksüdalı, ülserli, kangrenli, kanamalı ve aftlı iltihaplar sayılabilir.

A ız Nezlesi

En sık görülen ve en az zararlı türdür. A ızdaki yerleşik bakteri florasının, genel ve yerel çeşitli durumlara ba lı olarak hastalık yapabilme yetene i kazanmasından kaynaklanır. Her yaşta görülebilir. Özellikle iyi beslenmeyen çocuklarda, diş çıkaran bebeklerde ve kızamık, kızıl, suçiçe i, kızamıkçık gibi döküntülü hastalıklar sırasında ortaya çıkar. Erişkinlerde başlıca nedenleri diş taşlan ve uygun olmayan diş protezlerinin kullanılmasıdır. Sindirim bozuklukları, yüksek ateş, örseleyici yiyecekler, çok sıcak içecekler ve sigara da a ızda bu tip iltihap yapabilir. A ız nezlesinin sık rastlanan bir başka nedeni vitamin eksikli idir. Artık iskorbüt ve beriberi gibi a ır vitamin yetmezliklerinden kaynaklanan hastalıklar dengeli beslenme bilinci ve olanaklarının bulundu u ülkelerin gündeminden çıkmıştır. Ama yetersiz ve dengesiz beslenmeye ya da vücuttaki işlev bozukluklarına ba lı olarak gizli vitamin eksikli i hastalıktarı görülmektedir.

A ız nezlesi genellikle a ız boşlu unda kırmızılıkla ortaya çıkar. Ço u kez dil ve dudaklarda yaygın ve tekdüze kızarıklıklar görülür. Hasta a zında kuruma ve yanma duyar. Yutma ve çi neme hareketleri güçleşir. Bu tip a ıziçi iltihapları, mikrop öldürücü gargaralar kullanılarak tedavi edilebilir. Ayrıca a rı ve yanma duyumunu ortadan kaldıran hafif uyuşturucu ve mikrop öldürücü ilaçlar yararlı olabilir. İltihap vitamin eksikli ine ba lıysa tedavi eksik olan vitaminlerin karşılanmasına dayanır.

Eksüdalı A ıziçi İltihabı

Mukozada üstü beyaz renkli a ır bir iltihaplanma biçiminde ortaya çıkar. Genellikle ülserli stomatitin başlangıcıdır. Başlıca nedenleri a ız nezlesininkiyle aynıdır. Bazı meslek hastalıkları ve kimyasal maddelerin yol açtı ı kronik zehirlenmeler de a ızda bu tip iltihaba neden olur. Bunların başında gelen kurşun ve cıva zehirlenmeleri özellikle dişeti ve bazen dil iltihabına yol açar. A ızdaki iltihaplanma bütün vücudu etkileyen hastalıkla birlikte tedavi edilir.

Ülserli a ıziçi iltihabı

A ız nezlesinden de, eksüdalı a ıziçi iltihabından da a ırdır. Genellikle salgın biçiminde ortaya çıkar ve a ız boşlu unun temizli ine özen gösterilmemesi durumunda kolayca bulaşır, iltihap dişetlerinde başlar. Daha sonra bütün a za yayılır. Diş köklerine, hatta dudaklara da yayılan sarımsı bir eksüdaya ve a rılı şişkinli e neden olur. Ülserli a ıziçi iltihabı Fusobacterium ve spiroketlerin etken oldu u Vincent anjini gibi yutak enfeksiyonlarına ba lı olarak ortaya çıkabilir. İlk şişkinlik evresinin ardından çok yavaş iyileşen ülser ve yaraların belirdi i bu tip a ıziçi iltihabında mikrop öldürücü gargaralar yeterli de ildir. Ayrıca antibiyotik ve sülfamitlere dayanan genel bir tedavi uygulanır; bazı olgularda kortizon da gerekebilir.

Kangrenli A ıziçi İltihabı

Ülserli tipin son evresidir. Organizmanın aşırı ölçüde güçten düştü ü durumlarda görülür ve doku ölümüne yol açar.

Kanamalı A ıziçi İltihabı

Kanamalarla ortaya çıkan a ız mukozası iltihabıdır. Genellikle a ızdaki belirli bir nedenden kaynaklanmaz. Pıhtılaşma bozuklukları, karaci er ve kalp-damar hastalıkları, zehirlenmeler ve vitamin yetmezlikleri (niyasin ve C vitamini eksikli i) gibi genel hastalıkların bir belirtisidir. Akut lösemi, B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık, tifo, sıtma gibi hastalıklar sırasında da sık görülür. Tedavi genel hastalı a ba lı olarak yürütülür.

Aftlı A ıziçi İltihabı

Ço u kez virüslerden kaynaklanır. Genellikle sütçocuklannda, gebe kadınlarda ve sindirim bozuklu u çekenlerde görülür. Bazı insanlarda ceviz, badem, çilek gibi belirli besinlerin yenmesiyle aftlı oluşumların yinelendi i göz önüne alınırsa bu hastalı ın alerjik bir boyutu da oldu u söylenebilir.

Hastalık titreme ve ateş yükselmesiyle birden ortaya çıkar. Daha sonra a ız boşlu unda çok a rılı ülserlere dönüşen sıvı dolu kabarcıklar görülür. Hastalık hızlı gidişlidir ve 1-2 haftada iyileşir. Gargara biçiminde bölgesel tedavinin yanı sıra antibiyotikler ve kortizonla genel tedavi uygulanır.

Kronik bakteri ve mantar enfeksiyonlarına ba lı a ıziçi iltihabı

Actinomyces a ız boşlu unda iltihaba yol açan önemli bir bakteri grubudur. Bu bakteriler a ızdaki kemik ve kas dokusuna yerleşir. Oluşturdukları fistüllerden çıkan irin çok miktarda tipik tanecikler içerir. Bu bakterilerin giriş yollan genellikle diş çürükleridir.

Oldukça sık rastlanan pamukçuk a ızda mantarlara ba lı bir iltihaptır. A ız boşlu u mukozasında Candida albicans türü mikroskopik bir mantarın gelişmesiyle oluşur. Dişetlerini, dili, yanak iç yüzeylerini ve bademcikleri kaplayabilen kesilmiş süte benzer. A ızda birbirleriyle birleşmeye e ilimli beyaz alanlar ortaya çıkar. Kolayca kaldırılabilen bu oluşumların altında kırmızı bir yüzey görülür. Pamukçuk daha çok yenido anlarda görülür. Yerel olarak uygulanan mantar öldürücü ilaçlar ve metilen mavisiyle kolayca tedavi edilebilir. Ama bu hastalık zayıf düşmüş ve organizmanın savunma yetenekleri azalmış yaşlılarda da ortaya çıkabilir. Bu durumda enfeksiyon derindeki dokulara, yani solunum ve sindirim mukozalanna yayılabilir.

İkincil A ıziçi İltihapları

Genel bir hastalı a ba lı olarak ortaya çıkar. Kızıl, kızamık, kızamıkçık ve suçiçe i gibi döküntülü hastalıklar, iskorbüt ve hemofili gibi kanamalı hastalıklar, lösemi, agranülositoz ve B12 vitamini eksikli ine ba lı kansızlık gibi kan hastalıkları, cıva, bizmut, kurşun, gümüş, bakır gibi kimyasal madde zehirlenmesine ba lı çeşitli meslek hastalıkları sırasında görülür.

Özgül mikropların neden oldu u başlıca a ıziçi iltihapları şunlardır: Frengide birinci evre lezyonu, ikinci evreye özgü kabartı ya da kızarıklıklar ve üçüncü evreye özgü göm (yumuşak şişkinlikler) ve ülserler biçiminde iltihaplar (frengi stomatiti); veremde ülserler ve çatlaklarla birlikte görülen iltihaplar (verem stomatiti); cüzamda zamanla ülserleşen derin dü ümcük oluşumlan (cüzam stomatiti); belso uklu unda hastalık etkeni olan gonokoklara ba lı iltihaplar; difteri, yılancık ve impetigo etkenlerine ba lı a ıziçi iltihapları.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:11
DIS APSESI


Bazı kişiler diş çürümesini ciddi bir sa lık sorunu olarak görmezler. Ancak, zamanında ve do ru şekilde müdahale edilmedi inde, daha çok sorun yaratan bir hastalı a yol açabilir. Çürüme, bakterinin, dişin özünü enfekte etmesine izin verir. Enfeksiyon köke ve çevre kemi e yayılır. Bu apse olarak bilinir. E er enfeksiyon kemi e ulaşırsa, diş kaybedilebilir. Enfekte diş kökü ve şişmiş doku a rıya neden olabilir. E er kök ölürse, a rı yok olacak, ancak yavaş yavaş da bitişik kemi e zarar verecektir. Enfeksiyonun bir bölümü olarak oluşan irin, çene boyunca bir kanalı aşındırabilir ve diş eti üzerinde bir şişme ya da içi irinle dolu bir deri lezyonuna yol açabilir.

Belirtiler


- Dişte sürekli ya da zonklama şeklinde a rı;


- Sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassasiyet;


- çi nerken a rı;


- Boyunda şişmiş lenf dü ümleri


- Ateş ve genel kırıklık.


Teşhis


E er dişinizde sürekli ve zonklama tarzında bir a rı varsa, çi nerken a rı duyuyorsanız ya da sıcak ya da so uk yiyecek ve içeceklere karşı hassassanız apseli bir dişiniz olabilir. Hafif ateş, boyunda şişmiş lenf dü ümleri olabilir ve genel olarak kendinizi iyi hissetmezsiniz.


Sızlayan dişin yanındaki diş eti üzerinde oluşan şişme bir noktada patlayabilir ve patlarken a zınızda kötü tat ve koku bırakan yo un bir sıvı çıkarabilir. Aynı anda, a rı büyük bir olasılıkla geçecektir. E er bu semptomlardan herhangi birini yaşarsanız, derhal dişçinize başvurun. Dişçiniz dişinizi muayene eder ve ne yapılması gerekti ine karar verir.


Tedavi


Diş hekiminize gitmeden önce, aspirin ya da başka bir a rı giderici alarak apse a rısını geçirmeye çalışabilirsiniz. Yalnız, aspirini do rudan dişinizin ya da çevre dokunun üzerine uygulamayın. A zınızı saat başı ılık, tuzlu suyla çalkalamak yatıştırıcı olabilir ancak tedavi edici de ildir.


Geçmişte, apseli bir dişe yapılan tek tedavi, dişin çekilmesiydi Belirli koşullar altında diş çekimi yine de uygun olabilir. Ancak, günümüzde diş hekimleri genellikle apseli dişleri iyileştirmektedirler.


İlk adım olarak, dişçiniz büyük bir olasılıkla enfeksiyonu gidermek için bir antibiyotik tedavisi uygulayacak. böylece enfeksiyonun vücudunuzun di er bölümlerine yayılmasını önleyecektir. Rahatlamanız için ayrıca reçeteye a rı giderici ilaçlar yazabilir.


Dişinizi kurtarmak için diş hekiminiz, o bölgeyi uyuşturabilir ve daha sonra o dişin diş özü yuvasına bir delik açabilir. Bu basıncı azaltacaktır. Diş özü yuvası temizlenir, dezenfekte edilir ve hareket etmeyecek şekilde bir maddeyle doldurulur. Apseli diş temizlendikten sonra e er şişme devam ediyorsa, dişçiniz aktinomikoz adı verilen bir hastalık olup olmadı ını anlamak için özel bir kültür yapmayı isteyebilir.


Bir sonraki adımda diş hekimi diş içine geçici bir dolgu koyacaktır. Enfeksiyon temizlendikten sonra (genellikle birkaç hafta içinde), dişinize kalıcı dolgu yapılır.


Diş hekimi büyük bir olasılıkla sizi birkaç ay içinde tekrar görmek isteyecektir. Tekrar gördü ünde ise apsenin bıraktı ı boşlukta kemik ve dokunun büyüyüp büyümedi ini saptamak için dişin röntgeni çekilecektir. E er boşluk sa lıklı görünüyorsa, tedavi biter. Enfeksiyon devam ederse, ek tedaviler gereklidir ve diş hekimi sizi hastalıklı dokunun (zaman zaman kökün ucunu da içeren bir küçük kısım) ortadan kaldırılması için ameliyat edecek olan bir uzmana gönderebilir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:12
DIS CURUMESI VE FLOR

Bundan on, yirmi sene önce, bilim adamları floru eksik içme suyuna flor ekleyerek, bu suyu içen çocuk ve ergenlerde çürük sayısının azaldı ını buldular. Günümüzde, bilim adamlarının delili ise kesin: içme suyuna ve diş macununa flor eklenmesi, özellikle çocuklar arasında çürükleri önlüyor. Özellikle çocukluk dönemi başlangıcında flor almak dişlerin gelişimine yarar sa lar. Flor, mine yapısı içine girer ve sürekli koruma sa lar.
Siz ve aileniz her zaman flor içeren diş macunu ile dişlerinizi fırçalamalısmız.

Çocuklara cazip kılmak için özel olarak tatlandırılmış olanlar da dahil çeşitli florlu diş macunları vardır.

Flor kullanımının sonuçları öyle etkileyicidir ki, günümüzde sadece diş macunları de il bazı içme suyu kaynaklan da florid içerir. Flor ucuz, güvenilir ve etkilidir. Yine de, insanların çok azı florlu su içmektedir. E er çocu unuz varsa ve içme suyu şebekesi böyle bir işlem görmemişse, okullarınızda içme suyu için florlama isteyin. Buna ek olarak, florlu su içemeyen her yaştaki kişi, diş hekimi ya da doktor reçetesiyle elde edebilece i flor damlaları ya da tabletleri kullanarak yarar sa layabilir.

Büyük yaştaki çocuklar, ergenler ve erişkinler diş çürümesine en duyarlı olanlardır. Bunlar için, diş hekimi tarafından uygulanacak flor tedavisi kadar, florlu a ız çalkalama sulan (diş suyu) da yararlı olabilir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:13
DIS CURUMESININ ONLENMESI

Başarılı bir diş çürümesini önleme planı üç aşama içerir: Dişinize iyi bakmanız, do ru diyet ve çocukların durumunda ve tüm dişlere florid uygulanması. Böyle bir plan, günlük temelde, baştan sona tam bir fırçalama ve diş ipiyle diş aralarını temizlemeyi, kontroller için diş hekimine düzenli olarak gitmeyi, diyetinizde aldı ınız şeker ve karbonhidratı denetlemeyi ve çürü ü önlemek için florid kullanımını içerir. İdeal bir dünyada herkes her ö ün ve atıştırmadan sonra dişlerini fırçalamalıdır. Daha gerçekçi bir hedef ise dişleri bir sabah ve bir gece yatmadan önce olmak üzere günde en az iki kez fırçalamak ve en az bir kez diş ipiyle diş aralarını temizlemektir. çürüme süreci ço u kez, gece a zınız tükürük yoklu undan kurudu unda ve diliniz a zınızı temizleme hareketleri yapma konusunda hareketsiz kaldı ında başlar. Gece yatmadan önce dişlerinizi fırçalamanız ve diş aralarını temizlemeniz çok önemlidir, çünkü aksi halde çürümeye neden olabilecek yiyecek ve bakteriler dişlerin çevresinde birikir.
Di er bir yöntem, atıştırmalardan sonra a zınızı su ile çalkalamaktır.Yaşam boyu sürecek iyi alışkanlıkların kazanılması erken yaşlarda olur. çocuklarınıza. tam takım dişleri olmadan önce fırçalama alışkanlı ını kazandırın. Benzer şekilde, çocu unuzun diş hekimi de diş ipiyle dişlerin arasını do ru olarak temizlemeyi size ve çocu unuza gösterecektir.

Aldı ınız şeker ve Karbonhidrat Miktarını Denetleyin

Şekerin, diş çürümesine katkısı oldu u düşüncesi yeni de ildir. Ancak mayalı karbonhidratlar da buna neden olur. Mayalı karbonhidratlar şeker ve ço unlukla pişirilmiş nişastayı içerir.

Karbonhidratlar, sa lıklı bir diyetin önemli bir bölümü olduklarından, karbonhidratı kesmeyin. Bunun yerine, diş çürümesini önlemek için aşa ıdaki ipuçları yararlı olabilir. Bu, hiçbir zaman kendinizin ve çocu unuzun dondurma, kek, turta ya da şeker yemesine izin vermeyin demek de ildir. Yedi iniz şeker miktarı, nasıl ve ne zaman yendi inden daha az önemlidir. ö ünler arasında yenilen tatlılar ö ünde yenenlere nazaran daha çok zarar verir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:14
Aşa ıdaki önerileri, sizin ve çocu unuzun yeme alışkanlıkları haline getirmeye çalışın:

1. Atıştırmalık yapışkan yiyeceklerden uzak durun. şeker, şeker kaplı fındık-fıstık, yapış-kan kuru tahıl, hamur ekmek, kuru üzüm, kurutulmuş meyva gibi yiyecekler dişlerinize yapışır. Kuru üzüm ve kurutulmuş meyve yemeye son vermeyin. Bunun yerine, bunları yedikten sonra 20 dakika içinde dişlerinizi fırçalayın (bakteri, diş çürümesine neden olan asidi bu süreden sonra üretmeye başlar) ya da a zınızı su ile çalkalayın.

2. Atıştırdı ınız yiyecekleri dikkatle seçin. Diş çürümesine neden olan yiyecekleri ö ün aralarında yemek, aynı yiyecekleri ö ünde yemekten daha zararlıdır. Gün boyunca azar azar atıştırmak bakterinin dişiniz üzerinde sürekli asit bulundurmasına izin verir. Sürekli şekerli içecekler içmeyin ya da şeker, şekerle tatlandırılmış nefes açıcı, öksürük tabletleri ya da sakız yemeyin ve çi nemeyin.

Bebekler dahi diş çürümesi riski taşırlar. Biberonla (süt ya da meyva suyu) uykuya yatırılan bebekler, diş çürümesi riskine maruz kalırlar. Hem süt hem meyva suyu şeker içerir. Bebe inizin yatışması için biberona gereksinimi varsa. biberonu su ile doldurun.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:15
Floridin Önemi

Belediye suyunun optimum düzeyde florid içerdi i yerlerde yaşayan kişilerde hemen hemen hiç diş çürümesi olmadı ı ortaya çıkarılmıştır. Bazı yerlerde, içme suyundaki do al florid içeri i o kadar yüksektir ki dişler üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Floridin do ru miktarda kullanılmasıyla bu kozmetik risk giderilir, Floridin, su kaynaklarına da eklense, do al olarak oluşsa da herhangi bir sa lık riski içerdi inin bir delili yoktur.

Florid, özellikle dişleri gelişmekte olan çocuklar için yararlıdır. Florid. mineli yapıyla birleşir ve sürekli bir koruma sa lar.

Amerika Birleşik Devletlerinde birçok belediye, içme suyu tesislerine az miktarlarda florid eklemektedir. Bu yaklaşım hem güvenli hem de ekonomiktir. içme suyunuzu floridleme hakkında bilgi alabilirsiniz.Doktorunuz size reçeteyle florid tabletleri yazabilir.

Diş çürümesine karşı en hassas olanlar çocuklar, ergenlik ça ındakiler ve yaşlılardır. Bunlar için, florid içeren diş macunları dahil olmak üzere florid uygulaması istenir. Ayrıca, floridli a ız çalkalama suları da etkili olabilir. Ayrıca, birçok diş hekimi çocukların dişierine,düzenli check-uplarının bir bölümü olarak florid uygularlar.

Florid, dişlerinizin pürüzsüz, çi nemeyen yüzeylerindeki oyukları önlemenin en etkili yöntemidir. Sonuç olarak, oyukların ço u çi neyen yüzeylerde meydana gelir. Bunun nedeni, arka dişlerinizin (premolar ve molar) bir diş fırçası olmadan temizlenmesi imkansız olan yarık ve oyuklar içermesidir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:16
Diş Koruyucuları Sealant

İyi bir a ız hijyeninin yanında, arka dişlerin çi neyen yüzeylerinin çürümesini önlemenin en iyi ve tek yöntemi diş koruyucularının kullanılmasıdır. Sealantlar ço unlukla saydam ya da beyaz olan plastik benzeri ince bir kaplama sa larlar. Uygulama a rısız ve kolaydır. İlk önce, dişçiniz azı dişlerinin çi neyen yüzeylerini temizler. Sonra, bu yüzeyler ayrı parçaların birbirine yapışmasının önlenmesi için hafif bir asitle yakılır. Dişler iyice yıkanır ve kurutulur. Daha sonra, dişçiniz aynı tırna a oje sürer gibi dişinize kaplamayı sürer. Kaplama daha sonra sertleşir, çukur ve yarıklarda pla ın oluşumunu önler.

Her ne kadar çeşitli koşullar etkinliklerini azaltsalar da diş koruyucuları 10 yıl dayanır. Diş hekimine düzenli giderek, bu koruyucuların ömrünü uzatmak için gerekli önlemleri alabilirsiniz. koruyucu kaplama düşerse, bunun yerine yenisi konabilir; zarar görürse, hiç kaplama yapılmamış dişten daha fazla çürük riskine maruz kalmaz.

Sealant koruması çocuklar için en uygundur. 6 yaş civarında, kalıcı azı dişleri ilk çıkmaya başladı ında uygulanmalıdır. Yine, 11-13 yaşları civarında kalıcı ikinci azı dişleri çıktı ında uygulanmalıdır.

Bakımevlerinde yaşayan sakat, yaşlı insanlar ve diş çürümesi olasılı ı yüksek olan kişiler de sealantlardan yararlanabilir.









DIS CURUMESININ TEDAVISI

Oyukların (çürükler) ço unun farkına bir diş muayenesi sırasında varılır, çünkü çürümenin erken evreleri a rısızdır. Diş çürümesini erken saptamak ve tedavi etmek a rıyı, masrafı önler ve en önemlisi size dişinizi kazandırır.
Bir oyuk keşfedilir keşfedilmez, durum daha a rısız gibidir, çünkü dişin dış bölümleri, diş minesi ve dentin a rıya karşı diş özüne nazaran daha az hassastırlar. Çürü ünüz olup olmadı ını saptamanın bir yolu diş röntgeni çekmektir. Dişçiniz, diş öykünüz ve dişlerinizin durumu temelinde röntgenin gerekli olup olmadı ını ya da kaç röntgen çekilmesi gerekti ine karar verecektir.

Dişinizde çok ciddi bir çürük varsa, modern dişçilik, tedavi sürecinin rahatsızlı ını gidermek için donanmıştır ve genellikle diş dolgusu (onarılma) ya da kanal tedavisi (dişin hastalıklı bölümünün alındı ı ve etkilenmemiş kök ve dişlerin yerinde bırakıldı ı) gibi işlemlerle diş kurtarılabilir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:17
Diş Dolguları

Ço u kez, belirtileri fark etmişsinizdir. ancak düzenli muayeneniz için dişçinize gitti inizde, dişçiniz çürü ü bulur. Ancak, bazı durumlarda. tatlı, çok sıcak ya da çok so uk bir şey yedi inizde dişinizde hafif bir a rı hissedebilirsiniz. Bu, diş çürümesinin en erken belirtisidir. E er, tatlı, sıcak ya da so uk yiyecekler yerken keskin bir a rı duyuyorsanız, bu daha ciddi bir çürümenin işaretidir. Bu durumların her birinde, çürüme süreci, dişin çürüyen kısmı temizlenerek (oyularak) ve bunun yerine dolgu konularak durdurulabilir

E er çürüme yaygınlaşmış ise ya da siz özellikle çok hassassanız, a rıyı kesmek için lokal anestezi (diş etlerine yapılan i ne yoluyla) uygulanabilir. Duruma göre bazı diş hekimleri rahatsızlık ve endişeyi azaltmak için diazot monoksit verebilirler. E er, ilaçla tedavi görüyor iseniz, herhangi bir anestezik almadan önce bunu mutlaka diş hekiminize söyleyin.çünkü, birlikte alınan belirli ilaçlar ve anestezikler ters reaksiyonlar do urabilir.

Etkilenmiş bölüm bir kez temizlendi inde, dişçiniz artık dişinizi iyileştirmeye hazırlanacaktır. Kullanılan dolgu tipi dişin konumuna ve işlevine ba lıdır çi neme işlevinin ço unu yapan azı dişleri daha fazla basınca maruz kalırlar ve ön dişlerden daha dayanıklı bir maddeye gereksinimleri vardır. Buna ek olarak, e er mümkünse ön dişdeki bir dolgu, dişin kendi rengiyle uyumlu olmalıdır.

Bazen, çürüme yaygın oldu unda, dişinizin tedaviye reaksiyonu ve hassasiyetinin gözlemlenmesini sa lamak için geçici bir dolgu yapılabilir. Birkaç hafta sonra, ters belirti ya da şikayetler yoksa, dişçiniz dolguyu çıkarır ve yerine kalıcı dolguyu koyar.

En yaygın onancı malzeme gümüş amalgamdır ve arka dişlerde kullanılır. Bu tür dolgular aslında civa, gümüş ve di er metal alaşımlarıdır. Standart alaşıma yakın bir zamanda eklenen bakır, günümüzün gümüş dolgularını birkaç yıl öncekinden daha dayanıklı bir hale getirmiştir.

Daha pahalı bir onarım olan altın dolgu, daha fazla kuvvet ve destek gerekti inde amalgamın yerine kullanılır. Böyle bir dolgu kararmaz.

Ön dişlerdeki dolguların mümkün oldu u kadar görünmemesi gerekmektedir. Porselen sementin bir biçimi olan ve diş minesine benzeyen asit silisit tuzu, yakın geçmişe kadar standart bir seçimdi. Artık, daha sıklıkla plastik reçine kullanılmaktadır. Her iki biçim de doldurulan dişin rengiyle uyum sa layacak biçimde renklendirilebilir Gelecekte, bileşik malzemeler azı dişleri ve köpek dişlerinin çi neme yüzeylerinde kullanılabilecek kadar güçlü yapılabilir.

Ara sıra, ön dişlerdeki küçük oyuklar için onarım malzemesi olarak altın kaplama kullanılmaktadır. Porselen ya da plastik bileşik malzemelerden daha pahalı ancak daha dayanıklıdır.

E er dişiniz, birkaç dolguyu ya da bir büyük dolguyu kırma tehlikesi olmadan destekleyemeyecek kadar çürümüşse, dişçiniz çürü ü temizleyebilir, boşlu u sement ya da amalgama doldurabilir ve bir porselen kaplama, metal bir kron ya da bir birleşik metal ve porselen kron ile doldurabilir. Kalıp genellikle dişinize göre yapılır ve kron laboratuvarda imal edilir. Daha sonra bu kron yerine oturtulur, şekil verilir ve son olarak dişinizden geriye kalan parça üzerine yapıştırılır

ESİNTİ
18-04-2007, 12:18
Kanal (diş kökü kanalı) Tedavisi

E er şiddetli biçimde çürümüş bir dişiniz varsa ya da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya gelecek kadar iltihaplanmışsa, diş hekiminiz ya da endodontist bir kanal tedavisi uygulayabilir. Bu işlem, sinir ve damar dokusunun (diş özü), kökten ve diş özü yuvasından ve ilişkili herhangi bir çürümüş diş yapısından temizlenmesini içerir. Kök ve dişin temelinin yerinde kalmasına izin verir.

Kanal tedavisi, bir muayenehane işlemidir ve lokal anestezi gerektirir. Bu çok aşamalı işlemde, diş özü temizlenir, yaratılan oyuk sterilize edilir ve hareketsiz bir malzeme (guttapercha) ve sement ile doldurulur. Diş yapısı artık öncekinden daha kolay kınlabiıir bir yapıdadır. Bu nedenle, genellikle kron gibi kalıcı bir onarım gerektirir











DIS FIRCASI SECIMI

Dişlerinizin ve diş etlerinizin temizli i için en iyi diş fırçası yumuşak, ucu yuvarlatılmış ya da parlatılmış kılları olanlardır. Sıkı ya da sert diş fırçaları diş eti dokularınızı zedeleyebilir.
Diş fırçasının büyüklü ü ve biçimi, her dişe ulaşabilecek şekilde olmalıdır. Çocuklar ve erişkenler için çeşitli büyüklükte diş fırçaları oldu u gibi, çeşitli kıl şekilleri olan diş fırçaları da bulunmaktadır. Unutmayın, diş fırçasındaki kılların yalnızca uç kısımları temizlik işlemi yapar, bu nedenle diş fırçasını büyük bir kuvvetle bastırmaya gerek yoktur.

Diş fırçanızı her 3-4 ayda bir ya da fırçanın kılları büküldüyse daha önce yenileyin. Böylece, her zaman, dişlerinizin ve diş etlerinizin yüzeyinden pla ı (bakteri ve şeker) daha iyi temizleyen kılları olan bir diş fırçası kullanıyor olursunuz. Dışa do ru e ilen kıllar, diş fırçanızı yenileme zamanının çoktan geçti ine işaret eder.

Sizin ve aileniz için en uygun diş fırçasının hangisi oldu u konusunda şüpheleriniz varsa, diş hekiminizden size uygun diş fırçasını önermesini rica edin.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:19
DIS HEKIMLERI VE UZMANLIK ALANLARI

Tüm olası sa lık sorunlarıyla baş edebilen tek bir hekim olmadı ı gibi, diş hekimlerinin de çeşitli uzmanlık alanları vardır. Diş hekiminiz çeşitli alanlarda özel uzmanlı a sahip olabilir, ancak onun e itimi dışında olan belirli sorunlar için, o konunun uzmanı olarak bilinen başka bir diş hekimine baş vurabilirsiniz. Bu uzmanlar:
Dişleri destekleyen ve çevreleyen (diş etleri ve kemik) doku hastalıklarını teşhis ve tedavi eden periodontistler;

Çocukların do umundan bulu ça ına kadar olan tedavisinde uzmanlaşmış olan pediyatrik diş hekimleri;

Dişlerin ve çenelerin yerinden çıkma ya da yer de iştirmesini teşhis eden ve bunları düzelten ortodontistler;

Diş özü ve çevre dokuların hastalık ve yaralanmalarını teşhis ve tedavi eden endodontistler;

Dişleri çeken ve yaralanmaları, hastalıkları, çene, yüz ve a ız kusurlarını teşhis ve tedavi eden a ız, üstçene ve yüz cerrahları; ve Diş kronları, köprüler (sabit kısmi takma diş) dahil olmak üzere hasarlı ve kayıp dişlerin yerine yapaylarını yapan ve takan prostodonti uzmanları

DIS RONTGENLERI

Hemen hemen hepimiz diş röntgeni çektirmişizdir. Tıbbın di er alanlarında da oldu u gibi bu röntgenler, hastalık ya da yaranın teşhis edilmesinde kullanılır. Röntgenler ço unlukla, diş çürükleri, periodontal hastalıktan dolayı kemi in zarar görmesi, diş apseleri, sıkışmış dişler, çene kemi inde ve dişte kırılma ile dişler ve çene kemi indeki di er bozukluklarının varlı ını ve boyutunu teşhis etmekte yararlıdır.
Çürüklere gelince, röntgen özellikle, çürük, dişlerin ya da diş eti çizgisinin arkasına gizlendi inde, diş minesi sa lıklı gibi dursa da dişteki gösterebilir. Diş hekiminiz, bir sorun oldu undan şüphelenirse, dişinizin bir röntgenini çekebilir.

Diş röntgeni çekmek için kullanılan radyasyon miktarı son derece azdır, işlem ise çok basittir.

Çürüklerin saptanması için, diş hekimlerinin ço u, aynı röntgen yöntemini kullanırlar. A zınızın içine, dişin yanındı küçük bir film yerleştirilir. Siz filmi, filmi sara n ka ıdı aşa ı do ru ısırarak yerinde tutarsınız Bu arada, röntgen aleti sorunlu dişi hedefler ve röntgen çekilir. Birkaç dakika süren filmin hanyosundan sonra, diş hekiminiz yapılması gerekenleri belirleyebilir.

Özellikle dişlerin tümünün röntgeni, düzenli muayenenin bir parçası olarak de il, yalnızca teşhis amaçlı çekilmelidir. Hiç kimse, gerekti inden fazla radyasyon almamalıdır. Özel bir amaç için gerekmedikçe, tüm a zın röntgeni, her beş yılda bir kezden fazla çekilmemelidir. Diş hekiminiz size, çektirmeniz gereken do ru röntgeni önerecektir.

Fazla radyasyona karşı bir önlem olarak, diş hekiminiz size, gö üsten baca a do ru ön tarafınızı kaplayan bir kurşun önlük giydirebilir. Herkes bu önlü ü giymelidir, ancak bu önlü ü giymek özellikle hamile kadınlar ve emziren anneler için önemlidir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:20
DIS TASI (TARTAR)

Diş hekiminizin kalkülüs olarak adlandırdı ı diş taşı yani tartar, tükürii ünüzdeki minerallerin ve plakların bir ürünüdür. Taş, diş eti iltihabı ve periodontit gibi diş eti hastalıklarının başlıca nedenidir.
Taş, özellikle diş eti çizgisinin altında oluştu unda en büyük surunu yaratır. Taş. kireçli ve serttir; temizlenmesi ise güçtür. Düzenli diş kontrollerinin bir bölümü dişlerinizin ve taşların temizlenmesini içerir. Bu temizleme işlemi, özellikle diş eti çizgisinin altındaki taşlar için gratuar ve küret adı verilen aletlerle dişi kazıyarak yapılır, işlem, rahatsız edicidir ve diş etlerinizi kanatır. Di er bir yöntem ise, taşlan temizlemeye yardımcı "lan bir titreşim aleti kullanmaktır.

Şu günlerde, tartar karşı diş macunları için fazlaca reklam yapılmaktadır. Bu diş macunlarının, diş etinin üstündeki dişler üzerinde taş birikmesini azalttı ı, iîncak diş eti çizgisinin altındaki taşlar için çoK az etkisi oldu u ya da hiç olmadı ı bulunmuştur. Ne yazık ki, diş kaybıyla sonuçlanabilen bir diş eti hastalı ı olan periodontite yol açan da, diş etinin altında oluşan taşlardır (tartardır). Tartar kontrollü diş macunlarının estetik bir görünüme etkisi olabilir ve diş hekiminize gitti inizde dişlerinizin daha iyi temizlenmesine .yardımcı olabilir, ancak gerçek, zararlı taşların oluşmasını önlemekteki yararı çok azdır.

Ayrıca, sigara içmiminin neden oldu u diş lekelerini temizlemek için tasarlanmış özel diş macunları da bulunmaktadır. Biz bu diş macunlarını Önermiyoru2: Diş etleri zaten çekilmiş olan kişiler, diş eti çizjgisi altındaki daha yumuşak tabakaların maruz kalaca ı bu tür diş macunlarından zarar görebilirler. Bu tür diş macunları, aynı zamanda dişlerinizin sıcak ya da so uk yiyeceklere karşı daha da hassaslaşmasına neden olabilir.

Bazı tartara karşı diş macunları üzerinde bulunan uzman kuruluşların onayı, anti-tartar nitelik için de il, diş macununun içerdi i flor için verilmiş bir onaydır

DISLERIMIZ CURUYOR

A ız bakımının ve sa lıklı dişlere sahip olmanın temelini oluşturan, diş fırçalamak gibi basit ve sadece birkaç dakika alan bir işlemi niçin yapmıyoruz?
Toplum olarak, a ız bakım ve diş sa lı ına yeterli özeni göstermedi imiz bir gerçek.

Dişlerimizi neden çürüklere teslim ediyoruz? Yapılan tüketici araştırmalarına göre, tüketicilerin yüzde 50si zaman bulamadı ı için dişlerini düzenli olarak fırçalamadı ını belirtmiş. Yüzde 29unun nedeni tembellik, kalan yüzde 21lik kısım ise çeşitli nedenlerle dişlerinin günlük bakımını yapmıyor. Bu nedenler arasında diş macununun tadını sevmemek, gerek görmemek, dikkatsizlik, unutkanlık ve hatta diş macunu ve fırçası gibi diş bakım malzemelerine sahip olmamak da bulunuyor. Son grup ankete katılanların yüzde 1ini oluşturuyor. DİŞ MACUNU TÜKETİMİ Ülkemizde diş macunu tüketimi kişi başına yılda 60 ile 70 gr arasında de işiyor. Bu rakam İngilterede 350 gr, İtalyada 270gr, İspanyada 250gr ve Amerikada ise 650gr. Yine İngilterede 2.4, İspanyada 2.5 olan kişi başına yıllık diş fırçası kullanımı ülkemizde 3 kişiye 1 fırça olup oldukça düşüktür. Türkiyede nüfusun yüzde 40ı dişlerini ara sıra, yüzde 26sı günde 2-3 kez fırçalıyor. Nüfusun yüzde 10u dişhekimine hiç gitmemiş, yüzde 43ü ise son bir yıldır dişhekimine gitmemiş. Gelişmiş ülkelerde nüfusun dişhekimini ziyaret etme aralı ı ise yılda 2. Türkiyede diş macunu pazarı büyüklü ü 2001 yılı rakamlarıyla 48,1 milyon dolar ve yaklaşık 3,800 ton. Diş fırçası pazarı ise 17,3 milyon adet ve 23 milyon dolar. Diş macunlarında pazarı İpana, Colgate, Signal, Sanino, ve Sensodyne paylaşıyor. Diş fırçalarında ise Oral B, Colgate, Signal, İpana, Banat, ve Vepa markalarını bulmak mümkün. HERKESİN BEKLENTİSİNİ KARŞILAYACAK BİR DİŞ MACUNU VAR! Diş macunları özelliklerine göre çok büyük bir çeşitlilik gösteriyor. Diş macunları, formülleri ve etkileri ile birbirinden ayrılıyor. Dişleri beyazlatan, diş çürümelerine karşı koruyan, a ızda uzun süre ferahlık sa layan veya uzun süreli tam koruma sa layan diş macunları farklı beklentilere sesleniyor.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:20
DISLERINIZIN BAKIMI

Dişleriniz sahip oldu unuz en de erli organlarınızdan biridir. Kökleri, güçlü kaslarla çalışan çeneye gömülü olan dişleriniz, sindirimi kolaylaştırmak için yiyeceklerinizi çi nememizi sa lar.
Dişlerin elbette estetik bir boyutu da vardır. Ço unlukla, karşımızdaki kişide ilk farketti imiz şey o kişinin gülüşüdür.

Temiz ve sa lıklı görünen dişler, genel sa lı ın bir işaretidir. Geçmişte, sa lıklı bir gülüş sadece gençlere aitti, çünkü yakın bir geçmişe kadar birçok kişi orta yaşa geldi inde dişlerini kaybediyordu. Ancak günümüzde, diş bakımı, iyi beslenme ve ev hijyeni (temizli i), dişlerimize tüm yaşamımız boyunca sahip olmamıza olanak sa lamıştır.
Sa lıklı dişler elde etmek için yaşam boyu sürecek iyi bir diş hijyeni programı gereklidir (erken yaşta başlanılan ve sonraki yıllarda ısrarlı bir şekilde uygulanan bir program). Bu program, şeker ve karbonhidratların etkilerini azaltmak, için diyetinizde bazı de işiklikler yapmanızı da gerektirir.

Çocukların ve erişkinlerin ço unda, başlıca sorun diş çürü üdür. Diş çürümesine esas nedeni bakteriler ve karbonhidratlardır. Bakteriler, dişlerinizin üzerinde ince, hatta görünmez bir tabaka halinde bulunurlar. Tükürü ünüzdeki enzimler, a zınızda nişastayı şekere çevirir. Bakteriler ise şekeri, dişlerinizi çürüten bir asite dönüştürürler.

Çocu unuza, erken yaştan başlayarak düzenli bir diş fırçalama ve diş aralarını temizleme programı uygulatmaya başlayın. Diş çürükleri, çocu unuzun ilk (bebek) dişleri patlamaya başlar başlamaz oluşmaya başlayabilir..

Hiç bir zaman bebe inizin elinde meyve suyu ya da süt içeren bir biberonla uyumasına izin vermeyin. Bu içeceklerin içindeki şeker çürümeyi artırır. E er bebe iniz uyuma esnasında biberonla yatıştırılmaya gereksinim duyuyorsa, biberonu suyla doldurun.

Yeni yürümeye başlayan bebe inize günde iki kez dişlerini fırçalamasını ö retin. Siz de ona iyi bir örnek oluşturarak bu alışkanlı ı kuvvetlendirin. Çocuklarınızın dişlerini florlu diş macunuyla fırçaladı ından emin olun ve 3 yaşından geç olmamak kaydıyla düzenli diş kontrollerine başlayın.

Erişkinlerde, diş kaybının başlıca nedeni çürüklerdir. Buna ek olarak, ilerlemiş periodontal hastalık da, diş kaybına yol açabilir (bkz. A ız ve Diş Bozuklukları).

Periodontal hastalık, dişleri destekleyen diş eti ve di er dokuların enfeksiyonudur. Diş eti iltihabının (jinjivit eriodontal hastalı ın hafif şekli) ortaya çıkma oranı tüm yaş gruplarında yüksektir ( 45 yaş ve üzeri erişkinlerde bu oranın % 80 in üzerinde oldu u rapor edilmiştir). Periodontitin (hastalı ın daha ciddi şekli) ortaya çıkma oranı ise yaşa ba lıdır ve yaş ilerledikçe artar. 45 yaş ve üzeri kişilerin % 50 sine yakın bir oranının bundan etkilendi i düşünülmektedir.

İleri periodontit, dişlerin salanmasına ve sonuç olarak da kaybına yol açar. Ancak, do ru, günlük bir bakımla diş eti hastalıklarını önleyebilirsiniz.

Diş eti hastalıklarının en sık görünen belirtisi, özellikle fırçalama ve diş aralarının temizli i sırasında kolayca kanayan, şişmiş diş etleridir. Di er belirtiler ise, kötü kokan nefes, yumuşak ya da hassas diş etleri, diş eti çizgisinde (diş etinin diş çevresinde bir kuşak oluşturdu u yer) iltihap, diş etinin aşa ı çekilerek büzülmesi, sallanan diş, diş hizasının bozulması ve ısırmadaki de işikliklerdir.

Diş çürümesi gibi, periodontal hastalı ın da nedeni plaklardır (yiyecek artıklarının diş çevresinde oluşturdu u tabaka). Plak, diş yüzeyinde toplanmış olan bakteri ve şekerleri içerir. Plak, sürekli olarak a zınızda oluşur ve dişlerinizin yüzeyinde toplanır. Plak, diş eti çizgileriniz boyunca biriktikçe, diş etlerinizi hassaslaştırarak ve kanar hale getirerek diş etlerinizi rahatsız eder. Bu durum, dişeti iltihabı olarak adlandırılır (bkz.Diş Etleri iltihabı). E er hergün dişlerinizi fırçalayarak ve diş aralarını temizleyerek pla ı kaldırmazsanız, birikmeye devam eder ve taş (tartar) olarak bilinen kireçlenmiş birikmeleri oluşturmak üzere tükürü ünüzdeki minerallerle birleşir.

Plak, taşın üzerinde biriktikçe, diş etleri yavaş yavaş dişlerden ayrılır ve diş kovuklarının bakteri ve zaman zaman da irinle dolmasına neden olur. Hastalık tedavi edilmedi inde, dişleri destekleyen kemi e geçer ve zarar verir. Sonuçta, tedavi edilmedi inde, sa lıklı olan çürümemiş diş gevşer ve kaybedilebilir.

Plak ve taşı kontrol etmenin en iyi yöntemi dişlerin her yerini düzenli olarak (günde en az iki kez) fırçalamak ve günde en az bir kez diş aralarını temizlemektir. Diş çürümesiyle birlikte, özellikle ö ün aralarında yedi iniz şeker miktarını sınırlayın.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:21
DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

Tam a ız bakımı, herhangi bir ürünün kullanılmasından çok, diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine, do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme, diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına, diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi, her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu, diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

Do ru sıra ise, önce diş aralarını temizlemek, sonra fırçalamaktır. Bu şekilde, diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.


Diş sorunlarını önlemek için, dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun, arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra, üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için, 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O, diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra, dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D), baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.DOGRU DIS FIRCALAMA VE DIS TEMIZLIGI

Tam a ız bakımı, herhangi bir ürünün kullanılmasından çok, diş fırçalama ve diş aralarını temizleme tekniklerine dayanır. Anti-plak ya da anti-tartar olarak adlandırılan diş macunlarına fazladan ücret ödemek yerine, do ru teknikleri ö renerek uygulayın.
Diş fırçalama ve diş aralarını temizleme, diş sorunları başlamadan önce bakterileri ve yiyecek parçalarını temizlemenin en iyi yollarıdır. Diş bakımına, diş aralarınızı günde en az bir kez temizleyerek ve dişlerinizi en az iki kez (sabah ve gece yatmadan önce) fırçalayarak başlayın. Ancak daha da iyisi, her ö ün ya da atıştırmadan sonra bir kez fırçalamaktır. Florlu diş macunu, diş fırçası ve diş ipi ile yapılan tam bir temizlik en az 3 ila 5 dakika sürmelidir.

Do ru sıra ise, önce diş aralarını temizlemek, sonra fırçalamaktır. Bu şekilde, diş arasını temizlerken gevşetti iniz yiyecek parçaları ve bakterileri fırçalayarak temizleyebilirsiniz.

Diş sorunlarını önlemek için, dişlerinizi düzenli olarak fırçalayın ve diş aralarınızı temizleyin. Tüm dişlerinizin dış yüzeyleri ve arka dişlerinizin iç yüzeyleriyle başlayın. Diş fırçanızı yatay olarak tutun, arkaya ve öne sürterek fırçalayın. (A) Daha sonra, üst ve alt ön dişlerinizin iç yüzeylerini temizlemek için dikey olarak fırçalayın (B). Diş fırçanızı hem dişler hem de diş eti üzerinde hareket ettirin. Diş ve diş etlerinizin aralarını temizlemek için, 45 derecelik bir açıyla fırçalayın (ortadaki resim). Mumlanmış ya da mumlanmamış diş ipini her iki elinizin orta par_maklan çevresine dolayın. Alt dişler için (O, diş ipini işaret parmak_larınız çevresine dolayın ve arada kalan bölümü dişleriniz arasına sokun. Sonra, dişinizin altından üstüne do ru yavaşça ileri-geri hareket ettirin. Üst dişler için (D), baş par_mak ve işaret parma ını kullanmak en iyi yön_temdir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:22
Diş Arasını Temizleme

En az 45 cm uzunlu unda, mumlanmış ya da mumlanmamış (hangisi sizin için daha rahatsa) bir diş ipi alın ve bunu bir elinizin orta parma ı çevresine dolayın, ipi di er elinizin orta parma ı çevresinde iki parmak arasında 5 -8 cm uzunlu unda diş ipi kalacak şekilde bir ya da iki kez döndürün .

Üst dişleriniz için, diş ipini bir elinizin baş parma ı ve di er elinizin işaret parma ı üzerine yerleştirin. Daha iyi ulaşmak için baş parma ınızı kullanarak yana ınızı geri itin . Dişleriniz arasındaki her boşlu a 2,5 cm civarında iplik girsin. Her dişin iki yanınım da ovmak için ipli i sıkıca tutarak yavaşça aşa ı-yukarı hareket ettirin.

İp diş eti çizgisine ulaştı ında C harfi şeklinde dişinizin etrafında bükün ve yavaşça diş duvarına sürterek aşa ı ve yukan hareket ettirin. Diş ipinin kullandı ınız parçasını orta parma ınız çevresine dolayın ve böylece yeni, temiz bir bölümle bir sonraki işleme başlayın. Bu işlemi her diş için yineleyin. Alt dişler için, diş ipini işaret parmaklarınız çevresine dolayın ve dişleriniz arasına sokun. Üst taraftaki dişleriniz için açıklanan hareketlerin aynını uygulayın ve işlemi her dişiniz için yineleyin.

Diş ipini ilk kez kullandı ınızda diş etlerinizde bir kanama olursa telaşlanmayın. Ancak, diş ipini her kullanışınızda kanama oluyorsa, diş hekiminize başvurun. Sorun, diş ipini yanlış kullanma olabilir. Diş hekiminiz sizin için uygun olan yöntemi gösterebilir.

Diş Fırçalama

Dişinizi fırçalarken, diş fırçasını dişinize yatay olarak tutun. Tüm dişlerin üst ve alt yüzeylerini etkin bir şekilde temizlemek için, kısa fırça darbeleriyle ileri-geri ve yukarı-aşa ı hareket ettirin.

Diş etlerinize bitişik yüzeyler için, fırçayı kısa, ileri-geri darbelerle ya da hem dişler hem de diş etleri üzerinde daire çizercesine hareket ettirin. Diş fırçanızı belli bir açıyla tutmak, dişleriniz ve diş etleriniz arasındaki bölümü daha etkin temizlemede yardımcı olacaktır.

Dişeti Hastalıkları
(Periodontal Hastalıklar)
Periodontal hastalık nedir?

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen di er dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalı ın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür.
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Periodontal cep varlı ı infeksiyonun yerleşimini ve hastalı ın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalı ının belirtileri nelerdir?

Dişeti hastalı ının pek çok bulgusu vardır; Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması) Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin de işmesi Bölümlü protez uyumundaki de işiklik, bozulma. Sürekli kötü a ız kokusu.

Dişeti hastalı ının nedeni nedir?

Dişeti hastalı ının en önemli nedeni "bakteriyel diş pla ı" adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipli i kullanımı ile diş pla ının uzaklaştırılması sa lıklı bir a ız için temel gereksinimdir. E er plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca ba layan lifler yıkıma u rar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemi e kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemi inde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:23
Dişeti hastalı ı nasıl önlenir?

Periodontal hastalı ın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sa lıklı bir durumda sürdürmek için, günlük a ız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipli i kullanma) bakteriyel diş pla ının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük a ız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipli i veya di er temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından de erlendirilmesi mevcut diş pla ı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?

Dişeti hastalı ının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sa lar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalı ının erken döneminde vakaların ço unlu unda, diştaşı temizli i, pla ın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sa lanmasını takiben günlük etkin a ız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sa lamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük a ız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

Başlangıç Periodontal Tedavi Sonrası Öneriler:

Bilindi i gibi, komplike olmayan, basit gingivitis interdental ve marjinal dişetini etkileyen en yaygın dişeti hastalı ıdır. Dişeti kanamasının başta gelen nedenlerinden biridir. Tedavisindeki başarısızlık yıkımın daha derin periodontal dokulara ilerlemesine ve erken diş kayıplarına neden olabilir. Diş pla ını ve plak birikimini artıran ve/veya uzaklaştırılmasını engelleyen faktörlerin eliminasyonu başlangıç tedavi girişiminin ana hedefi olmalıdır. Basit gingivitis tedavisinde; dikkatli bir muayene yapılarak diş pla ı, diştaşı, besin birikimi (food impaction), taşkın veya bozuk konturlu restorasyonlar, irritasyon oluşturan hareketli protezler ve cep derinlikleri de erlendirilmelidir.

Basit gingivitis tedavisi tek seansta bitirilmemeli ve sırasıyla şu aşamaları içermelidir.
1. Komplike olmayan gingivitis tedavisi plak kontrolünün öneminin hastaya anlatılması ve ö retilmesi ile başlamalıdır.
2. Dişler plak, diştaşı, boya gibi tüm eklentilerden arındırılmalı ve iyi bir polisaj işlemi yapılmalıdır. Polisaj, gingivitisin tekrarını önleyici önemli bir faktördür. Gingivitisin başlamasında ve diştaşı oluşumunun başlangıç aşamasında en önemli faktör olan bakteriyel plak polisaj yapılmamış pürüzlü yüzeylerde cok daha çabuk birikir.
3. Hasta kontrole geldi inde dişeti gözlenir ve plak elininasyonunun etkinli i de erlendirilir. İltihabın hala mevcut oldu u alanlarda diştaşı ve plak eliminasyonu tam olarak başarılamamış olabilir. Tekrar temizlik işlemi yapılır, hasta plak eliminasyonu konusunda yeniden motive edilir. Tedavinin başarısı veya aşa ıda sıralanan başarısızlık nedenlerinin de erlendirilmesi için hasta mutlaka kontrole ça ırılmalıdır.

Tüm bu tedavi sırasında hastaya verilmesi gereken bilgiler ve öneriler:
1. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı ile başlar ve dişeti iltihabının en önemli etkeni diş pla ıdır. Diş pla ının kalsifiye olması ile diştaşı oluşur. Diştaşı pürüzlü bir yüzeye sahiptir ve üzeri daima kalsifiye olmamış plak ile örtülüdür. Böylece diştaşı, plak için uygun bir yuva oluşturarak iltihabın sürmesine ve şiddetlenmesine neden olur. Bu nedenle oluşmuş diştaşları mutlaka hekim tarafından temizlenmelidir. Temizlenmiş bir a ızda diştaşının yeniden oluşumu etkin bir a ız bakımı ile engellenebilir.
2. Hasta tedavi sonrası olası kanama konusunda uyarılmalıdır ve kontrole geldi inde bu kanama alanları ve tipi de erlendirilmelidir. Kanama marjinal dişetinden geliyorsa, yeni oluşan plak bu kanamanın nedenidir ve pla ın eliminasyonu problemi çözer. Kanama e er cep tabanından geliyorsa kök yüzeyi tam olarak temizlenememiş ve kalan eklentiler, plak nedeni ile biyolojik olarak uygun nitelik kazandırılamamıştır. Kanamanın tam olarak eliminasyonu için bu eklentiler tamamen temizlenmelidir.
3. Diştaşı temizli i dişlere zarar verebilecek veya tehlikeli bir işlem de ildir.
4. Diştaşı temizli i yapıldıktan sonra dişlerde hassasiyet olabilir, bu durum normaldir. Diştaşı temizli i sonrası önceden diştaşı ile örtülü yüzey açı a çıkar ve açı a çıkan bu yüzeyde so uk ve sıca a karşı duyarlılık olur. Bu duyarlılı ın üç-dört günde geçmesi beklenir. Önemli olan, hastanın dişlerindeki duyarlılık nedeni ile etkin fırçalama ve a ız bakım işlemlerini ihmal etmemesidir.
5. Bazı hekimler diştaşı temizli i sonrası yeni oluşacak pla ın mineralizasyonunu önlemek amacı ile anti-tartar diş macunu önerebilir. Bu tür diş macunlarının özellikle bu dönemde kullanılması hassasiyet olasılı ını ve şiddetini artırabilir

ESİNTİ
18-04-2007, 12:24
Diş Hekimi Korkusu (Dentofobia)



Dişçi korkusu, psikolojik olarak dişçiye gitmekten korkma veya hoşlanmama ile dişçiye gitmeyi iğrenç bulma gibi mantıkdışı korkuları içerir. Bu korkular, dişçi koltuğunda geriye doğru yatırılma, ellerin veya diğer diş aletlerinin ağzın içine sokulması, (özellikle de dişçilikte sıkça kullanılan delici aletin), iğne korkusu ve kullanılan aletlerin steril olmayacağı düşüncesiyle, HIV ve hepatit gibi bulaşıcı çeşitli hastalık ve mikropların kapılabileceği korkularından oluşabilir. Aslında bu korkular bir bakıma kabul edilebilir korkulardır ve kişinin bu tür korkular içinde olmasında kendine göre haklı nedenleri de bulunabilir. Ancak her şeye rağmen, yaşantımızda her zaman için dişçiye gitme olasılığımızın bulunduğu ve hoşlanmadığımız bu gibi durumlarla karşılaşmak zorunda kalabileceğimiz gerçeği göz ardı edilmemeli ve hoşumuza gitmese de günün birinde bu duruma katlanmak zorunda kalabileceğimiz unutulmamalıdır.

Hepimizin bildiği ve bize önerildiği gibi sağlıklı bir gülüş için en az altı ayda bir olmak üzere bir diş hekimine giderek ağzımızı ve dişlerimizi kontrol ettirmemiz gerekmektedir. Ağız ve diş sağlığımız için olduğu kadar diğer organlarımızın sağlığı için de gerekli olan bu durum, bazılarımız için büyük bir korku ve endişeye yol açmaktadır. Bu korku ve endişe; değil diş hekimine gitmek bu düşüncenin akla getirilmesiyle dahi yaşanabilmekte ve kişide panik hali yaratabilmektedir. Diş hekimine gidildiğinde yapılacak işlemlerin zihinsel olarak deneyimlenmesi dahi bu kişiler için son derece korkutucu olabilmektedir. Bu kişiler ve dişçi korkusu olan diğer kişilerin büyük çoğunluğu daha önce dişçi koltuğunda çeşitli kazalar geçiren ya da olumsuz deneyimler yaşayan kişilerdir. Bu nedenle aynı durumun yeniden yaşanabileceği endişesi, korkunun devamına neden olmakta ve kişilerin bu olayları hatırlamasıyla da korku hali ortaya çıkmaktadır.
Yaşanan bu aksilikler ve olumsuzlukların yanında tedavi sırasında ve sonrasında ortaya çıkan ağrı ya da diğer çeşitli problemler dişçi korkusunun kaynağını oluşturabileceği gibi hiçbir deneyim yaşanmadan yalnızca başkaları tarafından anlatılan dişçi hikayeleri ve bu tür duyumlar ile de dişçi korkusu geliştiren kişiler bulunmaktadır. Bu durum kişilerin dişçiye gitmelerini engellediğinden ortaya çok daha ciddi diş sorunları çıkmakta ve giderek büyüyen sorunlar nedeniyle de dişçiye gitmek zorunda kalan kişiler daha uzun süre ve daha çok sayıda tedavi işlemlerine maruz kalmaktadır. Bu işlemlerin diş problemine bağlı olarak uzaması ve kişiye sıkıntı vermesi de dişçi korkusunu pekiştirmektedir.
Hasta bu korkusundan dişçisine önceden söz edebilir ve korkularının kaynağı ile nedenleri konusunda doktoruyla konuşabilirse çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen ve çok çeşitli korkuları da içeren (iğne korkusu, kan görme korkusu, ağrı duyma korkusu, hastalık ya da mikrop kapma korkusu vb.) dişçi korkusunun üstesinden gelebilmek çoğunlukla mümkün olabilmektedir. Aksi halde yaşanan. korkular konusunda hastası ya da hasta yakınları tarafından önceden bilgilendirilmeyen doktorun bu durumu kendiliğinden anlaması beklenemeyeceğinden fobik hastaya bu anlamda yaklaşımında korkusu olmaya diğer hastalara göre hiçbir farklılık olmayacak ve hasta korkusuyla baş etmede zorluklar yaşayabilecektir. Üstelik bu korku hem paylaşılmadığı hem de bu konuda doktordan yardım alınmadığı için giderek şiddetlenebilecektir. Diş tedavisinden önce bu korkunun mutlaka yenilmesi ve paylaşılması gerekmektedir.
Bazı durumlarda hastanın dişçi korkusu tedavi sırasında ortaya çıkabilir ve dolayısıyla bu korku ancak tedavi başladığında fark edilebilir. Bu geciken fark etmenin hastanın tedavisi konusunda çeşitli alternatiflerin araştırılmasında ve geliştirilmesinde de gecikmelere yol açabileceği unutulmamalıdır.
Hemen hemen tüm diş hekimleri dişçi korkusu yaşayan hastalarla çalışmak durumunda kalmışlar ya da kalacaklardır. Aynı şekilde siz ya da bir yakınınız bu korkuyu halen taşıyor olabilir ya da günün birinde bu korkuyla siz ya da bir yakınınız karşılaşabilirsiniz. Böyle durumlarda atılması gereken ilk adım diş hekiminden randevu alınırken bu korkudan söz edilmesidir. Bu adım alınacak randevu saatinin en uygun bir zaman için ayarlanmasını sağlayacak dolayısıyla randevu hem doktor hem de hasta için daha uygun bir hale getirilebilecektir. ikinci olarak yapılması gereken, hastanın korkuları konusunda hekimiyle açık bir şekilde konuşmasıdır. Hasta, diş hekiminden neden korkuyor ve bu konuda neler yapılabilir? Korku ve kaynakları konusunda doktorla hastanın konuşması ve bu anlamda alınacak önlemlerin yanı sıra yapılabilecek değişiklikler konusunda ortak kararlar alınması korkunun yenilmesinde önemli yararlar sağlayacaktır. Ayrıca unutulmaması gereken. bir başka konu da dişçi korkusu olan hastaların daha önceden tanıdıkları ve iyi bir iletişim kurdukları doktorları tercih etmeleridir. Tanıdık bir doktorla çalışmak yabancı bir doktorla çalışmaya göre daha rahatlatıcı ve gerilimi azaltıcıdır.
Diğer yandan, özel olarak dişçi korkusu olan hastalarla çalışan diş hekimlerinin bulunduğu da bilinmelidir. Bu alanda çalışan ve deneyimi olan diş hekimlerinin seçilmesi hasta açısından kolaylıklar sağlayabileceği gibi diş hekimi açısından da kolaylık sağlayacaktır. Bunun için önceden bir araştırma yapılabilir. Dişçi korkusu çok sık yaşanılan ve pek çok kişinin başına gelen bir durum olduğundan bu alanda çalışan kişilere ulaşmak çok da zor olmayacaktır. Diğer yandan bazı diş doktorlarının dişçi korkusu olan hastalarla çalışmak istemedikleri de bilinen bir gerçektir. Bu nedenle randevu alınırken dişçi korkusundan mutlaka söz edilmelidir.
Dişçi korkusunda göreceli olarak diğerlerine göre sonuçlandırılması daha kolay olan bazı korkular vardır. Bu korkular belirlendikten sonra bazı önlemler alınabilir ve korku ortadan kaldırılabilir. Örneğin; diş hekimliğinde kullanılan delici aletin çıkardığı sesten rahatsızlık duyanlar için tedavi sırasında walkman kullanılması önerilebilir. Bu yolla aletin çıkardığı ses müzik sesiyle bastırılacağı için korku nedeni ortadan kaldırılmış olur.
Pis kokular ve yabancı kokular nedeniyle oluşan korkuları gidermede arama terapi uygulanabilir.
Diğer yandan Diş hekimi ya da asistanının hastaya yumuşak bir biçimde teması, sıcak ve içten tavrının yanı sıra sakinleştirici konuşmaları. da duyulan gerginliği gidermede yardımcı olabileceği gibi duyulacak ağrıyı hafifletmede de yardımcı olabilir. Bazı durumlarda ise meditasyon denenebilir.
Yine çok heyecanlı kişiler için çeşitli relaksasyon yöntemleri kullanılabilir ve hastaya gevşeme eksersizleri öğretilebilir.
Diş hekimi tarafından hastaya tedavi sırasında yapılacak olan işlemler.adım adım anlatılabilir ve ağrı duyulduğunda hastanın elini kaldırılarak haber verilmesi istenebilir. Böylece hastaya işlemin ağrı duyulduğu anda kesilebileceği garantisi verilerek korku azaltılabilir.
Bazı insanların ise daha ciddi korkuları olabilir. Bu durumlarda oral veya damardan sakinleştiriciler verilmesi gerekebileceği gibi bazen genel anestezi dahi gerekli olabilir. Ayrıca psikoterapinin yanında hipnoz kullanılarak bu korkuların yenilmesinde yardımcı olunabilir. Bunun için diş hekimi ile diğer bazı alanlardaki doktorların ve psikoloğun işbirliği yapmaları gerekmektedir.
Burada önemli olan, öncelikle hangi tekniğin hasta için uygun olduğuna karar verilmesi ve o tekniğin uygulamaya konulmasıdır. Hasta dişçi koltuğuna oturduktan sonra bu konuda yaşanacak kararsızlıklar hastanın ya da hekimin tedaviden vazgeçmesine yol açabilir ve hastaya gitmesi için izin verildiğinde de dişten kaynaklanan sorunlar daha da artabileceği gibi hasta daha sıklıkla diş hekimine gitmek zorunda kalabilir. Bu durumda hasta çok daha çeşitli işlemlerden geçmek durumunda kalabilir. Bu nedenle dişçi korkusu ya da dişçiye gitme korkusu mutlaka yenilmelidir.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:25
Çocuk Diş Sağlığı
Biberon Çürüğü

Bebeklerde bazen dişlerin üzerinde sürer sürmez kahverengi lekeler oluştuğu ya da bu dişlerin kırılıp döküldüğü gözlenir. Aslında bu lekeler diş çürükleridir ve dişler de çürük nedeniyle kırılır. Bu kadar erken bir dönemde çürük oluşmasının nedeni de biberon çürüğü adı verilen çürüklerdir. Bebek beslenmesinde en önemli besin olan anne sütü ya da inek sütü doğal olarak şeker içerir. Gece yatmadan önce yada uyku sırasında bebek anne sütü ya da biberon emerse süt ağızda birikerek mikropların dişleri çürütmesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu nedenle özellikle gece beslenmesi sonrası dişlerin temizliğine özen gösterilmelidir.

Biberon çürüğünden korunmak için ne yapmak gerekir?
Bebeklerde meydana gelen çürüklerin tedavisi çok güç olduğundan, koruyucu önlemlerin erken dönemde alınması gerekir.

Bunlar nelerdir?

Bebeğinizin gece ağzında biberonla uyuma alışkanlığını önleyin. Beslendikten sonra uyutmaya çalışın.
Biberondaki süte şeker, bal pekmez gibi tatlandırıcılar ilave etmeyin.
Bebek beslendikten sonra mutlaka su içirin.
İlk dişlerin sürmeye başlamasıyla gece ve sabah beslenmeleri sonrası temiz, ıslak bir tülbent ile dişlerini silerek temizleyin.
Biberon çürüğünün önemi nedir?
Biberon çürüğü görülen dişler tedavi edilmezse ağrı yapar ve iltihaplanır. İltihaplı ya da ağrıyan dişler bebeğin huzursuzlanmasına ve beslenme düzeninin bozulmasına neden olur. İltihap alttan gelecek kalıcı dişler de etkileyip şekillerinin bozuk olmasına yol açar. Bu dişler çekilmek zorunda kalırsa çocukta konuşma problemleri ortaya çıkabilir.
Biberon emmediği halde bebeğimin dişleri çürüdü neden olabilir?
Biberonun yanı sıra emziklerin ağlayan bebekleri susturmak amacıyla bal, pekmez, reçel gibi tatlandırıcılara batırılarak verilmesi de biberon çürüklerinin başka bir nedenidir. Bunun yanı sıra, dişler sürdükten sonra oyalanmak amacıyla bebeğin eline verilen karbohidratlı-şekerli gıdalar da diş çürüklerine neden olur. Çocuğu bu tür gıdaların yerine elma, havuç gibi besin değeri yüksek; diş temizliğine yardımcı gıdalara yönlendirmek gerekir

ESİNTİ
18-04-2007, 12:26
Diş Çürüğü
Diş çürüğü nedir?
Diş çürükleri daha çokkoyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

Dişler neden çürür?
Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.

Kimlerde daha çok çürük olur?
Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş çürüğü önlenebilir mi?

EVET.
Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.
Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.
Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.
Çapraşık Dişler

Dişlerdeki çapraşıklıkların nedenleri nelerdir?
Çocukluk döneminde süt dişlerin değişip,kalıcı dişlerin gelmeye başlamasıyla pekçok çocukta çapraşıklıklar gözlenir. ”Çocuğumun dişleri eğri geldi ”sözleriyle anne babalar büyük bir endişeyle dişhekimine başvururlar. Bu durumun en büyük nedeni kalıtımdır. Ancak zamanında alınmayan bazı önlemler de çapraşıklara yol açmaktadır. Dişlerdeki çapraşıkların nedenleri ve alınması gereken önlemler kısaca şöyledir;
1)Genetik olarak çocukta çene boyutuyla dişlerin genişlikleri arasında uyumsuzluk olması ya da çenelerin gelişmesini olumsuz yönde etkileyen solunum yolu problemleri gibi faktörlerin bulunmasıdır. Çocuğunuzun burun yollarındaki solunumu engelleyen faktörler öncelikle üst çenenin daha sonrada alt çenenin normal büyümesini etkileyerek dişlerin düzgün sıralanmasına engel olurlar. Bu durumda mutlaka uzman bir dişhekiminin (ortodontist) müdahalesi gerekir.

2)Dişlerdeki çapraşıklığın bir diğer nedeni de süt dişlerin normal değişme zamanı gelmeden çekilmesidir. ”Nasıl olsa yerine yenisi gelecek” düşüncesiyle tedavi edilebilir düzeydeki süt dişlerinin çekimi son derece hatalıdır. Çünkü bu dişler altlarından gelecek kalıcı dişlerin yerini koruyarak çapraşıklıkları önlerler. Bir süt dişi zamanından önce çekilirse yandaki dişler çekilen dişin boşluğına doğru kayar. Alttan gelecek kalıcı dişin süreceği yeri kapatır,kalıcı diş bulabildiği boşluktan sürmeye çalışır yada gömülü kalır. Her iki durumda da diş sisteminin dengesi bozulur ve çapraşıklıklar gözlenir.

3)Süt dişlerini ara yüzlerinde görülen çürükler zamanında tedavi edilmezse yandaki dişler çürüyen, kayıp diş dokusu kadar boşluğa kayar. Çapraşıklıkların bir diğer nedeni de budur.İşte bu nedenlerden dolayı süt dişlerinde görülen çürüklerin tedavisi son derece önemlidir.

Dişlerdeki çapraşıklıklar sadece estetik sorun mu yaratır?
Dişlerin düzgün sıralanması sadece estetik açıdan önemli değildir. Dişlerdeki çapraşıklıklar bu bölgelerin temizlenmesi güç olacağından çürüklere,dişeti hastalıklarına ve eklem ağrılarına neden olurlar.

Dişlerdeki çapraşıklıklar her zaman tedavi edilebilir mi?
Çapraşık dişler her yaşta değişik tedavi yöntemleriyle ortodontistler tarafından tedavi edilebilmektedir. Ancak bu tür tedaviler oldukça pahalıdır. Bu nedenle çürüyen süt dişlerinin çekiminden çok tedavisi yoluna gitmek daha da önemlisi iyi bir ağız bakımıyla dişleri sağlıklı olarak ağızda tutmak en doğru yöntem olacaktır.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:26
Dişeti Hastalıkları ( Periodontal Hastalıklar )

Periodontal hastalıklar dişeti ve dişleri destekleyen diğer dokuları etkileyen iltihabi hastalıklardır. Erişkinlerde diş kayıplarının %70'inden periodontal hastalıklar sorumludur. Bu hastalıklar erken dönemde teşhis edildiklerinde kolay ve başarılı bir şekilde tedavi edilebilirler. Dişeti hastalıklarının önlenmesi veya tedavisi; doğal dişlerin korunması, daha rahat çiğnemenin ve daha iyi bir sindirimin sağlanması gibi diğer faydaları da beraberinde getirir. Periodontal hastalıklar dişeti iltihabı (gingivitis) ile başlar. Yani gingivitis periodontal hastalığın erken dönemidir. Bu dönemde dişetleri kanamalı, kırmızı ve hacim olarak büyümüştür. Erken dönemde çok fazla rahatsızlık vermeyebilir. Tedavi edilmezse hastalık periodontitise ilerleyerek dişeti ve dişleri destekleyen alveol kemiğinde geriye dönüşsüz hasar oluşturabilir.
Periodontitis periodontal hastalıkların daha ilerlemiş bir safhasıdır. Dişleri destekleyen diğer dokularla birlikte alveol kemiğinde de hasar oluşur. Diş-dişeti arasında "periodontal cep" oluşur. Periodontal cep varlığı infeksiyonun yerleşimini ve hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Hastalık ilerledikçe dişler sallanmaya başlar, hatta çekime gidebilir.

Dişeti hastalığının belirtileri nelerdir?
Dişeti hastalığının pek çok bulgusu vardır;
Diş fırçalama sırasında kanayan dişetleri
Kırmızı, şiş ve hassas dişetleri
Dişlerden kolaylıkla ayrılabilen, uzaklaşan dişetleri
Dişler ve dişetleri arasında iltihabi akıntı
Sallanan veya giderek birbirinden uzaklaşan dişler (dişler arasında aralıkların oluşması veya mevcut aralıkların artması)
Isırma sırasında alt ve üst dişler arasındaki ilişkilerin değişmesi
Bölümlü protez uyumundaki değişiklik, bozulma.
Sürekli kötü ağız kokusu.
Bununla beraber, periodontal hastalık hiç bir bulgu vermeden de ileri safhalara ulaşabilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla dişhekimine gitmek son derece önemlidir.

Dişeti hastalığının nedeni nedir?
Dişeti hastalığının en önemli nedeni "bakteriyel diş plağı" adı verilen, dişler üzerinde biriken yapışkan ve renksiz film tabakasıdır. Günlük fırçalama ve diş ipliği kullanımı ile diş plağının uzaklaştırılması sağlıklı bir ağız için temel gereksinimdir. Eğer plak etkin bir şekilde dişlerden uzaklaştırılmazsa diştaşı veya tartar olarak bilinen düzensiz yüzeyli ve geçirgen bir yapıya dönüşür. Plaktaki bakteriler tarafından salınan zararlı ürünler dişetinde irritasyona neden olur. Bu ürünler nedeni ile dişetini dişe sıkıca bağlayan lifler yıkıma uğrar, dişeti dişten uzaklaşır ve periodontal cep oluşur. Böylece bakteri ve ürünlerinin daha derin dokulara ilerlemesi kolaylaşır. Hastalık ilerledikçe cep derinleşir, bakteriler daha derine; kemiğe kadar ilerler ve dişi destekleyen alveol kemiğinde de yıkım başlar. Hastalık tedavi edilmeden bırakılırsa sonunda dişler sallanır ve çekimleri bile gerekebilir.

Dişeti hastalığı nasıl önlenir?
Periodontal hastalığın önlenmesinde en önemli görev kişinin kendisine düşmektedir. Dişleri sağlıklı bir durumda sürdürmek için, günlük ağız bakımı işlemleri ile (diş fırçalama ve diş ipliği kullanma) bakteriyel diş plağının uzaklaştırılması gerekmektedir. Dişhekimine düzenli aralıklarla gidilmesi de aynı derecede önemlidir. Günlük ağız bakımı işlemleri diştaşı oluşumunu en az düzeye indirebilir, ancak tamamen önleyemeyebilir. Diş fırçası, diş ipliği veya diğer temizlik araçları ile ulaşılamayan bölgelerin bir diş hekimi tarafından değerlendirilmesi mevcut diş plağı ve/veya diştaşının uzaklaştırılması açısından gereklidir.

Dişeti hastalıklarının tedavisi nedir?
Dişeti hastalığının erken döneminde tedavi, dişler üzerindeki eklentilerin (plak ve diştaşı) uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını kapsar. Bu işlem dişetinde iltihaba neden olan bakteri ve irritanların uzaklaştırılmasını sağlar. Genellikle bu tedavi, dişetinin tekrar dişe adaptasyonu veya dişetinin büzülerek cebin elimine olması için yeterlidir. Dişeti hastalığının erken döneminde vakaların çoğunluğunda, diştaşı temizliği, plağın uzaklaştırılması ve düzgün bir kök yüzeyinin sağlanmasını takiben günlük etkin ağız bakımı başarılı bir tedavi için yeterlidir. Daha ilerlemiş vakalar cerrahi tedaviyi gerektirebilir. Bu tedavinin amacı dişleri çevreleyen derin periodontal ceplerdeki diştaşlarını temizlemek, cebin büzülerek eliminasyonunu ve düzgün bir kök yüzeyini sağlamak ve daha kolay temizlenebilir bir dişeti formu oluşturmaktır.

Periodontal tedavi sonrası hastaların düzenli olarak dişhekimi tarafından muayene edilmesi, plak kontrolü ve yeni diştaşı birikimlerinin ortamdan uzaklaştırılması gereklidir. Fakat unutmamak gerekir ki; periodontal tedavi ile elde edilenlerin sürdürülmesi için hiçbir işlem kişinin günlük ağız bakımı işlemlerini etkin bir şekilde uygulamasından daha yararlı olamaz.

ESİNTİ
18-04-2007, 12:27
Hamilelik ve Ağız Sağlığı
Hamilelik ağız sağlığını nasıl etkiler?
Hamilelik sırasında anne dişlerinden kalsiyum kaybı ve her hamilelikte annenin bir dişini kaybedeceği yanlış bir inanıştır. Fakat hamilelik sırasında ağız sağlığında bazı değişikliklerin olacağı da bir gerçektir. En önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormon düzeylerindeki artış olup, bu durum da dişler üzerindeki plak birikiminin artması ile bağlantılıdır.

Eğer plak uzaklaştırılmazsa dişeti iltihabına (gingivitis) neden olur. Bu durum "hamilelik gingivitisi" adını alır. Dişeti kırmızı, hacim olarak artmış, hassas ve kanamalıdır. Bu tablo daha çok 2. üç aylık dönemde hamile kadınların çoğunluğunu farklı şiddette etkiler. Eğer gingivitis zaten mevcutsa hamilelik sırasında şiddeti artabilir ve tedavi edilmezse periodontitise ilerleyebilir. Hamile kadınlarda aynı zamanda "hamilelik tümörü" geliştirme riski de vardır. Bunlar dişeti büyümelerinin irritasyonu sonucu oluşan iltihabi lezyonlardır. Genellikle kendi haline bırakılmakla beraber, hastaya rahatsızlık veriyorsa veya çiğneme, fırçalama ve diğer ağız bakımı işlemlerini engelliyorsa dişhekimi tarafından alınmalıdır.

Bu problemler nasıl önlenebilir?
Dişeti iltihabı dişlerin etkin olarak bakımı ve temizlenmesi ile önlenebilir. Her gün en az iki kez, mümkün olan durumlarda her yemekten sonra dişler fıçalanmalıdır. Her gün tüm dişlerde diş ipliği ile temizlik işlemi de yapılmalıdır. Sabah diş fırçalamak rahatsızlık veriyorsa ağız su veya anti-plaque ve floridli gargaralarla çalkalanmalıdır. Dengeli beslenme ile birlikte C ve B12 vitamin destekleri de ağız sağlığının sürdürülmesi açısından önemlidir. Dişhekimine daha sıklıkla gidilmesi de etkin plak kontrolünü sağlayarak gingivtis gelişimini önler. Plak kontrolünün sağlanması aynı zamanda dişeti irritasyonunu ve hamilelik tümörlerinin oluşma riskini de azaltır.

Dişhekimine ne zaman gitmelidir?
Hamilelik planlanıyorsa veya hamile olunduğundan şüpheleniliyorsa dişhekimi ziyaret edilmelidir. Ilk 3 aylık dönemde temizlik yapılması uygundur. Dişhekimi hamileliğin kalan dönemi için bir tedavi takvimi hazırlayacaktır. İkinci 3 ayda da ağız dokularında meydana gelen değişikliklerin ve ağız bakımının etkinliğinin değerlendirilmesi ile birlikte tekrar temizlik önerilebilir. Duruma göre üçüncü 3 aylık dönemde de tekrar randevu verilebilir fakat tüm bu seanslar mümkün olduğunca kısa süreli olmalıdır.

Hamilelik sırasında yapılmaması gereken işlemler var mıdır?
Genellikle acil olmayan işlemler de hamilelik sürecinde yapılabilir. Ancak herhangi bir diş tedavisi için en uygun zaman 4. Ve 6. aylar arasıdır. Şiddetli ağrının eşlik ettiği acil durumlarda tedavi hamileliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Anestezi ve ilaç verilmesini gerektiren durumlarda jinekolog ile irtibat kurulmalıdır. Ertelenebilecek işlemler doğumdan sonraya bırakılmalıdır.

Hamilelik döneminde diş röntgeni zararlı mıdır?
Bu dönemde tedavi için çok gerekli ise ağız içinden 1-2 film alınabilir.Her ne kadar dişhekimliğinde çekilen röntgenlerde verilen radyasyon miktarı çok az ve karın bölgesine çok yakın değilse de gelişmekte olan bebeğin ışın almasını önlemek için mutlaka kurşun önlük kullanılması gerekir.Yine de ilk üç ay film çekilmesinden kaçınmak gerekir.

Dişler hamilelik sırasında daha çabuk mu çürür?
Daha öncede de belirtildiği gibi "hamilelik döneminde annenin dişlerinden kalsiyum çekildiği ve bu nedenle her bebeğin anneye bir diş kaybettireceği" inancı kesinlikle doğru değildir. Hamilelik döneminde vücuttaki dengenin bozulması dişlerin çabuk çürümesine uygun bir ortam yaratır. Bu dönemde dişlerin daha çabuk çürümelerinin nedenleri şunlardır;
Bebek beslenen dönemde tatlıya, aburcubura aşırı istek belirir ve bunlar yendikten sonra diş fırçalama ihmal edilir
İlk aylarda görülen kusmalardan sonra anne ağız bakımına yeterince özen göstermeyebilir.
Gebelik hormonlarının (östojen, progertron) etkisi ile dişetleri daha çabuk kanayan anne, dişlerini fırçalamaktan kaçınır. İşte bu nedenlerden ötürü bu dönemde diş sağlığına daha özen göstermek gerekir.

Bebeğin diş sağlığı için alınması gereken önlemler var mıdır?
Bebeğin diş gelişimi anne karnında başlar. Bu dönemde anne hem kendi sağlığı hem de bebeğinin diş gelişimi için dengeli beslenmeye dikkat etmelidir. Diş sağlığı için protein,Avitamini (et, süt, yumurta, sarı sebze ve meyveler) C vitamini (narenciye, domates, çilek), D vitamini (et, süt, yumurta, balık) ve kalsiyum (süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler) dan zengin gıdaların yeterince alınması gerekir. Bunun yanısıra bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar bebeğin diş sağlığının yanısıra genel vücut gelişimini de olumsuz yönde etkileyebilecektir. Bebeğin diş sağlığı konusunda bilgili olmak,çocuğunuzun ömür boyu sağlıklı dişlere sahip olmasında ilk basamaktır. Bebeğin diş bakımı ve beslenmesi ile ilgili bilgi edininiz.

"Hamileyken antibiyotik kullandım" bebeğimin dişleri etkilenir mi?
Bu dönemde bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini belirtmiştik. Ancak kullanılan her antibiyotiğin bebeğin dişlerinde lekelenmelere neden olduğu kanısı yanlıştır. Dişlerde renklenmelere neden olan antibiyotik grubu "tetrasiklinler"dir. Bunun dışındaki antibiyotiklerin renklenme yaptığı kanıtlanamamıştır

DeryaLı
12-05-2007, 19:09
Beyaz ve sağlıklı dişler için

Soru: Diş taşlarını temizletmek zararlı mı?
Cevap: Tabiki zararlı değildir. Hatta bu işlemi temel alan anabilim dalı dahi vardır. Diş taşları bütün dişeti hastalıklarının etken faktörüdür. Nihai itibarı ile ağızdan bilinçli ve ehil ellerce uzaklaştırılması gerekir. Ancak ''nasılsa diş hekimim temizler'' mantığı ile ağız hijyen uygulamalarından uzak durmak her işlemden sonra diştaşı birikimine çanak tutar. Önemli olan diş taşlarını temizletmek değil, dişleri temiz tutmaktır. Çünkü diş taşı temizliği kozmetik bir iş değil, bir tedavi biçimidir.

2 Soru: Hangi aralıklarla diş taşlarımı temizletmeliyim?
Cevap: Bunun bir periodu yoktur. Çünkü muayeneler ve kontroller arası geçirilen sürede amaç dişleri ve ağız dokularını temiz tutmaktır. Bunun yerine 6 ayda bir hekim kontrolü daha uygun bir öneri olacaktır.

3 Soru: Hangi diş macununu kullanmalıyım? En iyisi hangisidir?
Cevap: Diş macunu konusunda bir hekimin herhangi bir markaya angajmanı etik olmayacaktır. Zaten önemli olanda hangi macunla temizlik yaptığınız değil, mekanik temizlik prosedürlerini ne ölçüde yerine getirdiğinizdir. Hekimiminizin size marka önermemesi size bir şey kaybettirmeyecektir. Bilinen herhangi bir macun işinizi görecektir. Zira su ile yapılan fırçalamalar bile önemli ölçüde yeterlilik gösterebilir.

4 Soru: Diş ipi kullanmalı mıyım?
Cevap: Tabiki evet. Diş ipi bize en çok yardımcı oral hijyen araçlarındandır. Diş fırçası ile ulaşamayacağımız diş arası bölgeleri, çürüksel veya diş eti ile alakalı tüm hastalıkların genellikle başlangıç yeridir. Bilhassa çapraşık dişlerde durum daha da önem kazanır. Bu yüzden diş fırçalamaya ek olarak günde bir kere diş ipi kullanmakta fayda vardır. Not: Lütfen hangi diş ipinin size uygun olduğunu ve diş ipinin nasıl kullanılacağınızı hekiminize danışınız.

5 Soru: Dişlerimi ara sıra karbonat ya da tuzla fırçalıyorum. Doğru yapıyorum değil mi?
Cevap: Dişlerinizi temiz tutmak için klasik yöntemler dışında başka bir yönteme gerek yoktur. Hatta karbonat yada tuz gibi aşındırıcı maddelerin yanlış kullanımı, dişsel aşınmalara yada travma kaynaklı diş eti çekilmelerine sebebiyet verebilir. Uygun bir diş fırçası ve diş macunu ile yapacağınız metodik bir fırçalama alışkanlık haline getirilebilirse, bir diğer ispatsız yönteme gerek kalmayacaktır.

6 Soru: Dişeti hastalıklarını nasıl fark edebilirim? Bu hastalıkların ilk belirtileri nelerdir?
Cevap: Dişeti hastalıkları, kısaca dişi çevreleyen dokuların iltihabı olarak kabul edilir. Genellikle ağrı vermezler. Bu da; kişinin dişeti hastalığının farkına geç varmasına sebebiyet verir. Bu yüzden bu hastalığa sinsi bir hastalık dersek yerinde olur. Sağlıklı dişeti gül kurusu pembe renkte, diş üzerine sıkı sıkıya yapışık ve bıçak sırtı gibi keskin sonlanan, kanamasız ve şişkin olmayan yapıdadır. Sağlığın bozulması ile öncelikle renk kırmızımsılaşır, diş eti hafif şişkinleşir ve diş üzerindeki sıkı sıkıya tutunma özelliğini yavaş yavaş kaybeder. Diş üzerindeki tutunma bölgeleri bıçak sırtı formundan uzaklaşır. Ağız kokusu oluşmaya başlar ama herşeyden önemlisi fırçalarken ve /veya tükürürken yada sert bir gıda ıssırırken kanama baş gösterir. O vakit hastanın yapması gereken, derhal bir diş hekimi yada bir dişeti uzmanı ile kontakt kurmaktır. Aksi takdirde geri dönüşümsüz sonuçlar oluşabilir ve bu durum hastayı ve hekime güç durumda bırakır. Unutulmamalıdır ki dişi ağızda tutan, onu çevreleyen destek dokulardır. Destek dokuların kaybı dişin kaybı demek olacaktır.

7 Soru: Diş beyazlatmak zararlı mıdır?
Cevap: Aslında bu konu hekim camiasını da ikiye bölmüştür. Faydasına inanmayan hekimlerin yanısıra çalışmaların sonuç verdiğini ispat eden meslektaşlarımızda vardır. Biz Medikodent hekimleri olarak, diş beyazlatmanın uygun teknik,uygun ekipman ve uygun nosyon rehberliği ve uygun vaka seçimi kriterlerinin hepsinin aynı andaki beraberliğinde, başarılı olacağını kabul etmekteyiz. Çünkü sağlığın tanımı fiziksel,biyolojik ve ruhsal açıdan tam bir iyilik hali olarak yapılıyorsa, dişlerinin renginden memnun olmayan ve bunu kendisine problem kabul eden kişi sağlıksız sayılır.Bu tanıma uyan kişi için, diş beyazlatma bir tedavi biçimi olacaktır. Ancak kabul etmek gerekirse diş beyazlatma beklentisi ile kliniğimize gelen hastaların asıl sorunu boyayıcı maddelerle kirli görünen dişlerdir ve bunun tedavisi ise profesyonelce ama gayet rutin bir işlem olan diş taşı temizliği ve parlatmadır. Ve tecrübeyle sabittir ki, bir çok kişi için bu işlem en uygun tedavidir. Ancak yinede dişlerinin daha beyaz görünmesini isteyen kişilere vital bleaching dediğimiz yöntem uygulanabilir. Ancak hasta beklentileri gerçeklik sınırlarını aşmamalıdır. Diş beyazlatmada ütopik beklentiler karşılanamaz ve memnuniyetsizlik oluşur. Buna ilaveten örnek verecek olursak; çaydan gördüğümüz zarar kadar yada tv seyrederken aldığımız radyasyon kadar minimal bir zararı göze almak gerekir ve herşeye rağmen uygun şartların varlığında diş beyazlatma yapılabilir. Ve başarılı sonuçlar almak hiçde zor değildir.

8 Soru: Beyaz dolgu mu daha iyidir, siyah dolgu mu?
Cevap: Dolgu maddesini seçerken diş hekimleri maddenin arka dişlerde çiğneme basıncına dayanabilmesini; ön dişlerde mümkün olduğunca fark edilmemesini; dişin pulpasına zarar vermemesini göz önüne alırlar. Siyah renkli amalgam dolguların sızdırmazlığı, çiğneme basıncına dayanıklılığı, uzun ömürlü oluşu avantajlardır. Dezavantajları ise estetik açıdan olumsuz rengi, kimyasal sertleşmesi ve nadir de olsa içeriğindeki cıvaya olan alerjidir. Beyaz renkli kompozit dolguların avantajları estetik başarı, fark edilmemesi ve ışınla sertleşmesi (sertleşmesi kısa zaman alır 2 saat gibi bekleme süresi gerekmez). Dezavantajları ise sızdırmazlığı amalgam kadar başarılı değildir,ömrü daha kısadır ve daha pahalıdır.Estetik kaygı çok önemli olmadıkça dolgu seçiminin tercihi diş hekimine bırakılmalıdır.

9 Soru: Dişlerimin uçları aşınmış gibi duruyor. Sizce nedeni nedir? Ne yapmalıyım?
Cevap: Sebebi diş gıcırdatma ve/veya diş sıkma alışkanlığıdır. Bruksizm (diş gıcırdatma) genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayıdır. Genellikle bu alışkanlığa sahip bireyler bundan habersizdir. • Diş gıcırdatmanın sebepleri; stres ve Malokluzyon (dişlerin diziliş ve sıralanışındaki bozukluklar) dır • Diş gıcırdatması sonucu ağız ve dokularında şu belirtiler görülebilir: Dişlerin çiğneyici yüzünde oluşan aşınma; Dişlerde kırılma; Dişlerde aşırı hassasiyet; Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin boynunda diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar; Dişlerde sallanma; Yanaklarda irritasyon (tahriş) ; Kas ağrısı; Baş ağrısı; Çene ekleminde ağrı. • Tedavi: Diş hekimi tarafından uygulanan "gece plağı", diş gıcırdatması semptomatik tedavisinde kullanılan en önemli araçtır. Bunun yanında bazı ek tedaviler de gerekmektedir. Stres terapisi; Rahat uyumayı sağlayıcı önlemler, Hatalı yapılmış diş dolgusu ve kaplamaların yenilenmesi, Eksik olan dişlerin yerine koyulabilmesi için protez uygulamaları.

10 Soru: Benim diş problemim irsi, birçok dişimi bu yüzden kaybettim. Kalanları çektirip diş yaptırayım diyorum. Sizce nasıl olur?
Cevap: Yapılan araştırmalara göre %30 oranında genetik bir yatkınlık vardır. Ayrıca ağız bakımının kötü olması ile başta dişeti hastalığı olmak üzere tüm çürüksel faaliyetlerin gelişme olasılığı 6 kat daha artar. Ailede dişeti problemi yada çürüğe yatkınlık olan bir kişi var ise dişlerinizi kaybetme durumu ile kalmamak için mutlaka bir dişhekimine muayene olunuz.

11 Soru: Dişetlerim sıkça kanıyor, acaba neden?
Cevap: Diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisi dişeti kanamasıdır. Dişetlerinde renk, şekil bozuklukları ve ağız kokusu ile kendini daha da belli eder. Sağlıklı dişeti gülkurusu açık pembe renktedir. Dişe ve kemiğe sıkıca yapışmış olup, portakal kabuğuna benzer parlak - pütürlü bir görünümü vardır. Dişeti hastalığının temel nedeni bakteri plağı denen dişe sıkıca tutunmuş, yapışkan saydam bir tabakadır. Tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz. Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diş taşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler (zararlı maddeler) dişetlerine zarar verir. Toksinler dişetlerinin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı birikir. Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir. Bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış kök yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilmek zorunda kalırlar.

12 Soru: Süt dişleri zaten düşecek neden dolgu yapalım ki?
Cevap: Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek" yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir. Süt dişlerindeki çürükler; ağrı ile çocuğun çok küçük yaşlarda tanışmasına ve gelecekte bazı fobileri olmasına neden olabilir. Ayrıca bu çürükler süt dişlerinin çok erken kaybına neden olabilir ve bu da süt dişlerin daimi dişlere sürme rehberliği yapmasına engel olur.

13 Soru: Çocuğumu hangi yaştan itibaren size getirmeliyim?
Cevap: Bebek 6–8 aylıkken. (yani ilk dişler ağızda göründüğünde) temizleme işlemi başlamalıdır. Sabah kahvaltısı sonrası ve gece yatmadan önce dişleri (en azından çiğneme yüzeylerini) temiz bir tülbent ya da gazlı bezi ıslatarak silmek, temizlemek yerinde olur. Diş fırçası kullanımına ise çocuğun arka dişlerinin çıkmasından sonra (ortalama 2,5 - 3 yaşında ) başlanması uygundur. Okul öncesi çocuklarda diş fırçalama için bir teknik uygulatmak çok zordur. Bu yaşlarda önemli olan, çocuğa diş fırçalama alışkanlığı kazandırmaktır. Çocuklar diş fırçalarken çoğu zaman dişlerin görünen ya da kolay ulaşılan yüzlerini fırçalar. Oysa çürüklerin önlenmesi için dişlerin ara yüzleri ve çiğneyici yüzeylerini çok daha iyi temizlemek gerekir. Bu nedenle fırçalamadan sonra anne-babanın kontrolü iyi olur.

14 Soru: Dişlerimdeki lekelenmelerin nedeni nedir?
Cevap: 1-İçten gelen renklenmeler: Travma, uygun yapılmayan kanal tedavileri, amalgam dolgular, çocukluk dönemindeki süt dişi iltihaplanmaları, tetrasiklin lekelenmeleri, aşırı flor alımına bağlı renklenmeler. 2-Dış faktörlere bağlı lekelenmeler: Ağız hijyeni iyi olmayan hastalarda görülen renklenmeler, sigara, tütün, puro renklenmeleri, uzun süre “klorheksidin” gargaralarını kullananlarda sarı-kahverengi lekeler, yaşlanmayla beraber görülen lekelenmeler.

15 Soru: Ağzım çok çabuk kuruyor. Sizce nedeni nedir?
Cevap: İşte nedenler: • Biyolojik yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili değildir. • Sistemik hastalıklar: Romatizmal hastalıklar(Sjogren's sendromu), Bağışıklık sistemi hasarı (AIDS), Hormonal bozukluklar (Şeker hatalığı), Nörolojik bozukluklar (Parkinson) • Çiğneme kabiliyetinin azalması: Eğer beslenme alışkanlıklarınızda sıvı ve yumuşak gıdalar ağırlıktaysa çiğneme fonksiyonu azalır. • Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması • Radyoterapi: (Radyasyon tükürük bezlerinde kalıcı hasar yapar) • İlaçlar: (400'ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğu yapar: dekonjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları antidepresanlar, antihistaminikler) • Kafein ve alkol tüketimi

16 Soru: Ağız kokusunun nedenleri nelerdir?
Cevap: Ağız kokusunun sebebi ölü bakterilerin atık maddesi olan ve volatile sülfür adı verilen bir gazdır. Nefeste oluşan kötü koku büyük oranda ağız içi kaynaklıdır. Ağız içi bir enfeksiyon, ilerlemiş bir dişeti hastalığı ya da sadece ağız içinde birkaç saatten fazla kalmış gıda artıklarına yerleşen bakteriler kokuya sebep olurlar. Kokuya sebep olan diğer sistemik problemler ise: Tonsilit, akciğer iltihabı, sinüzit, şeker hastalığı (aseton kokusu), mide bağırsak hastalıkları, böbrek yetmezliği (balıksı koku), karaciğer ve metabolizma bozukluklarıdır. Ağız kokusunun öncelikle sebebi teşhis edilmeli ve buna göre tedavisi yapılmalıdır. Ağız içi kaynaklı kokularda yapılması gerekenler ise Tüm çürükler tedavi edilir. Diş eti hastalığı tedavi edilir. Cepler ve diş taşları elimine edilir Gömülü ve yarı gömülü 20 yaş dişleri çekilir

17 Soru: Yarın çocuğumu size getireceğim gelmeden önce yapmam gereken bir şey var mı?
Cevap: Kahvaltısını yaptıktan sonra dişlerini fırçalatıp öyle getiriniz. İğne, ağrı, diş çekimi gibi durumlardan bahsederek korkutmayınız. Çocuğunuzun uyku saatini randevu zamanına denk getirmeyiniz.

nrsnkma39
26-06-2007, 11:19
Bembeyaz ve düzgün dişlere sahip olmak isteyenler artık 'altın oran'ları tercih ediyor.
25 Haziran 2007 Pazartesi 11:52
Altın oran yüzün üçgen, kare, oval ya da dikdörtgen olmasına göre şekilleniyor. Diş hekimi Yaşar Nalçacı, kaş-burun-çene, burun-kulak memeleri, kaş-alın-saç başlama mesafesinin de estetik görüntü sağlamada çok önemli etkenler olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri veriyor:

"Eskiden hastadan alçı model alınır, teknisyene yollanır ve o da kendince en güzel dişleri yapardı. Yani herkese, her yüze aynı model dişler uygulanırdı. Halbuki dişler de bir elbise gibi görüntüyü değiştiren unsurlar olduğu için yapacağınız en güzel diş dahi o yüze gitmeyebilir, hatta çirkin bile olabilir. Çünkü hastanın yüz şekli, göz rengi, ten rengi ve saç rengi bile önemlidir. Bunlar göz önünde bulundurulmadan yapılan en güzel diş dahi hastaya hiç yakışmadığı gibi estetiğini de bozabilir."
http://www.ensonhaber.com//news_detail.php?id=60105

selda71
24-07-2007, 10:23
diş çürüğü ve dolgular

Diş çürüğü nedir?

Diş çürükleri daha çok koyu renklenmelerle birlikte görülen oyuklar olarak algılanmaktadır. Önlenebilir bir hastalık olmasına karşın dünyada diş çürüğü deneyimi yaşamayan çok az insan vardır.

Dişler neden çürür?

Ağızda bulunan bakterilerden oluşan bakteri plağı, şekerli ve unlu yiyeceklerin ağızda kalan artıklarından asit oluşturabilmektedir. Bu asitler, dişlerin mineral dokusunu çözerek dişin minesinin bozulmasına ve sonuçta da diş çürüğünün başlamasına ve dişhekimlerinin kavite dedikleri oyuklara neden olmaktadırlar.

Kimlerde daha çok çürük olur?

Şekerli ve unlu yiyeceklerle bakterilerin buluşması sonucunda çürükler oluştuğuna göre herkes için bir tehlike var demektir. Ancak beslenmelerinde karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerin oranı çok yüksek olanlar bir de sularında florür oranı çok düşükse çok daha fazla çürük tehlikesi altındadırlar. Bakteri plağı tarafından oluşturulan asite karşı tükürük doğal bir savunma mekanizması oluştursa da tek başına çürüğü önleyemez.Tükürük akışını ve miktarını azaltan hastalıklar ya da ilaçlar da çürük oluşumunu hızlandırmaktadırlar. Bu nedenle de dişhekimleri tükürük akışını arttırdığı için şekersiz sakızları sıklıkla önerirler.

Diş çürüğü önlenebilir mi?

EVET.
1. Sabah kahvaltısından sonra ve akşam yatmadan önce dişlerin fırçalanması ve hergün diş ipliğinin düzenli kullanılması en etkili yoldur. Yiyecek artıkları en çok dişlerin çiğneme yüzeylerindeki girintilerde ve dişlerin birbirine değdiği ara yüzeylerde biriktiği için, diş fırçaları küçük başlı seçilmelidir. Dişlerin iç yüzeyleri, dış yüzeyleri, çiğneyici yüzeyleri ve dilin üstü fırçalanmalı ve ara yüzlerde diş ipliği kullanılmalıdır. Fırçalar, orta derecede sert ya da yumuşak kıllı olmalı ve belirli aralıklarda değiştirilmelidirler. Fırça kıllarının aşınmamış olması ve bakteri taşımayacak bir şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Asla başkasının diş fırçası kullanılmamalıdır. Diş fırçalama sırasında florürlü bir diş macunu kullanılarak, florürün diş çürüğünü önlemedeki rolünden yararlanılmalıdır. Florürlü macunlara yardımcı olarak aynı zamanda ağız kokusunu gidererek ferahlık ve temizlik hissi veren florürlü gargaralar da kullanılabilir.
2. Şekerli yiyecekleri ana öğünlerde tüketmeye çalışmak ve yemek aralarında birşey yememeye gayret etmek de diğer bir önlemdir.
3. Dişhekimine muntazam aralıklarla başvurmak bir çürüğü önlemek ya da erken yakalamada en iyi yoldur. Ayrıca sıcak ve soğuğa duyarlı dişler ya da ağrılı dişlerde veya tebeşirimsi renkte olan başlangıç çürükleri, kahverengi renklemeler ve oyuklar gibi durumlarda vakit geçirilmeden hekime başvurulması tedavinin şeklini değiştirecek ve zorluğunu azaltacaktır.

Amalgam Dolgular (Metal Dolgular)

Amalgam nedir?

Amalgam dolgular gümüş dolgular olarak ta tanımlanır. Amalgam; gümüş, kalay ve bakır alaşımının, cıva ile karıştırılması ile elde edilir. Karışımın %45-50'sini oluşturan civa, metalleri birbirine bağlayarak dayanıklı bir dolgu malzemesi yaratmış olur. 150 yıldan beri geliştirilerek kullanılmakta olan amalgam dolgular, çok sayıda dişin korunarak ağızda kalmasına hizmet etmiştir.

Amalgamdaki civa zararlı mıdır?

Amalgam dolgudaki civa zehirli değildir. Civa diğer metallerle birleştiğinde kimyasal yapısı değişir ve zararsız hale geçer. Çiğneme ve öğütme sonucunda ağızda açığa çıkan civa miktarı su, hava ve yiyeceklerde alınan miktardan çok daha küçüktür. Bütün bilimsel araştırmalarla civanın zararsız olduğu sonucuna varılmıştır. Amalgamlar söküldüğünde civanın oluşturduğu düşünülen bazı hastalıkların iyileştiği iddia edildiği halde bilimsel olarak ispatlanamamıştır.

Dişhekimleri amalgamı niçin tercih ederler?

Amalgam hala en zararsız, en uzun ömürlü ve en ucuz dolgu maddesidir. Yılda, bir milyardan fazkla amalgam dolgu yapıldığı hesaplanmıştır. Diğer dolgu maddelerine oranla çok daha kısa zamanda ve kolay uygulanabilirler. Porselen, altın ve beyaz dolgular gibi dolgu malzemeleri hem daha pahalıdırlar hem de daha çok zaman ve dikkat isterler. Ayrıca altının dışındakiler amalgam kadar uzun ömürlü değildir. Amalgam ancak civaya allerjisi kesin olarak tespit edilenlerde kullanılmamalıdır ki, bu da yüzde birden çok daha düşük bir olasılıktır. Gerekmediğinde amalgam dolgular sökülmemelidir. Çünkü hem gereksiz masraf getirmekte hem de dişe zarar verme olasılığını arttırmaktadır.

Amalgam restorasyon sonrası hastaya uyarılar

Uygulamanın yapıldığı tarafı en az bir saat kullanmaması ve takip eden 24 saat içinde de dikkatli olunarak sert şeyleri o bölgede çiğnememesi hastalardan istenmelidir.Hastaya 24 saat geçtikten sonra polisaj işlemi.,için ikinci bir randevu verilmelidir.Bu uygulama, hem amalgamın metalik özelliklerini iyileştirme hem de kullanım sonrası restorasyonun anatomik ve fonksiyonel olarak tekrar gözden geçirilme olanağını sağlayacaktır.

Amalgam dolgulardan sonra kısa süreli bir sıcak-soğuk duyarlılığı olabilmekte ve bu zamanla kaybolmaktadır.Ancak ender olsa da bazı kişilerde ağızda çeşitli metaller bulunduğunda ya da çatal gibi başka bir metal girdiğinde elektriklenmeden doğan hassasiyetler olabilmektedir.Geçmeyen duyarlılıklarda duyarlılığın yalnızca bu sebebten olduğuna emin olduktan sonra restorasyonu metal olmayan bir restoratif madde ile değiştiımek çözüm olabilir.

Kompozit Reçine nedir?

İçinde silikon dioksit parçacıkları olan bir plastik karışımdır. Diş renginde olduğu için beyaz dolgu olarak tanımlanırlar. 1960'larda yalnızca ön dişlerde kullanıldıkları halde materyalin ileri derecede geliştirilmesiyle çiğneme basınçlarına dayanıklı ve daha az aşınan bir dolgu maddesi larak arka dişlerde de başarılı olarak uygulanabilmektedirler.

Kompozit dolgular nasıl yapılır?

Kompozit dolgular, hazırlanmış kavitelere tabaka tabaka yerleştirilir ve her tabaka özel bir ışık ile sertleştirilir. Bu işlem bitince kompozit dolgular dişe göre şekillendirilir ve düzeltilir. Bütün bu işlemler amalgam dolgu işleminden daha uzun sürer. Ancak amalgamın en az iki katı kadar daha pahalıdır. Kompozit dolguların ağızda kalma süresi de 7-10 yıldır ki bu süre amalgamın ömrüne yakındır. Ancak çok büyük dolgularda durum amalgamın lehinedir.

Avantaj ve dezavantajlar:

Bu dolguların en büyük avantajları estetik olmalarıdır. Ayrıca bu dolgular dişlere iyice bağlandığı için diş dokularını destekler, kırılmaları ve sıcaklık geçmesini engeller. Kompozitler, yalnızca çürükleri restore etmek için değil, dişlerin rengini ve biçimini değişitirerek kozmetik etkileri için de kullanılabilmektedirler. En önemli dezavantajı işlem sonrası duyarlılıkların olmasıdır. Dolguların renkleri, kahve, çay gibi boyayıcı yiyeceklerle de hafifçe değişebilmektedir.

Kompozit restorasyonlar sonrası hastalara uyarılar

Kompozitlerde de artık aynı seansda polisaj işlemi yapılabilmektedir.Ancak çok büyük restorasyonlar ya da çok diş için yapılan seri restorasyonlarda hastayı bir defa daha kontrole çağınp varsa gerekli düzeltmeleri yapmak hem estetik hem fonksiyon açısından çok daha iyi olacaktır.

Bu mateyallerle ön dişlerde çok büyük kayıplar restore edilebilmekte bu nedenle hastaların ısırmada dikkatli olmalarının bu restorasyonların ömrünü uzatacağının da anlatılması gerekmektedir.Özellikle fasial yüzde yapılan uygulamalardan sonra ne kadar iyi polisaj yapılmış olsa da boyayabilen yiyecek ve içeceklerin dolguların renklerini değiştirebileceği yine hatırlatılmalıdır.Aşınma nedeni ile restore edilmiş dişlerde daha çok dikkat edilmesi gereken şey de hastaya çok sert olmayan diş fırçaları önermek ve fırçalama yöntemlerinde düzeltmeler yapabilmelerini sağlamaktır.Bu öneriler geniş fasial yüz restorasyonlan için de geçerlidir.

kuzum
24-07-2007, 10:55
Off ya kızım daha 5 yaşında ama 3 tane çürüğü var. Bayılıyor şekere. Babaanne de sağolsun seviyor diye dayıyor şekeri ve şimdi bu halde kızım. Dolgu yaptırıcaz artık.

selda71
24-07-2007, 11:00
canim ya cok üzüldüm daha cok kücük,gecmis olsun canim

EU1
30-07-2007, 20:31
Kadınlarda Ağız ve Diş Sağlığı ;

Kadınların ergenlik, mensturasyon, hamilelik , emzirme ve menapoz dönemlerinde vücutlarındaki cinsiyet hormonları seviyesinde bazı dalgalanmalar olmaktadır. Bu hormonal değişiklikler doğrudan ya da dolaylı olarak ağız ve diş sağlığını etkileyebilmektedir.


Ergenlik çağında
Cinsiyet hormonu seviyesindeki dalgalanmalar, özellikle mensturasyon dönemlerinde, diş eti kızarıklıklarına ve dişeti kanamalarına neden olabilmektedir. Bu dönemde ağız içerisinde herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır.

Hamilelik döneminde
Bu dönemde kadınlarda " progesterone" ve "estrogen" hormonlarındaki değişiklikler diş eti hastalıkları riskini artırmaktadır. Bu hormonal değişiklikler ağız içerisinde hassasiyet ve diş etlerinde kızarıklık ve kanamalara neden olabilmektedir. Hasta tarafından yapılan kişisel ağız ve diş bakımı ile bu sorunların hafif olarak atlatılması sağlanabilmekle birlikte genellikle profesyonel yaklaşım gerekebilmektedir. Hamilelik sırasında oluşan uzun süreli diş eti hastalığı erken doğuma neden olabilmektedir. Hamilelik sırasında diş etlerinde oluşabilen "hamilelik tümörü" hamileliğin son döneminde ya da doğumdan sonra kendi kendine iyileşmektedir.
Bir çok hamile kadında bulantı sonucunda oluşan kusma ağız ortamındaki asiditeyi artırır. Bu asitler dişlerde erozyonlara yol açabilmektedir. Karbonatlı su ile gargara yapılarak asidin nötralize olması sağlanabilir. Eğer böyle bir uygulama olanaksız ise sadece su ile ağız çalkalanarak asidik ortamın uzaklaştırılması sağlanabilir.


Doğum kontrol ilaçları
Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar nedeni ile hamilelikte oluşan ağız içi değişikliklere benzer semptomların neden olurlar. Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı "Çekim Sonrası Alveoliti"="Kuru Soket" oluşumu riskini üç kez artırır. Bu nedenle cerrahi operasyon öncesi diş hekiminin bu durumu göz önüne alması gerekmektedir.
MENAPOZ DÖNEMİNDE
Menapoz kadınların yaşamında oldukça önemli bir süreçtir. Bu periyot sırasında kadınlarda hormonal ve psikolojik değişiklikler olabilmektedir. Doğal olarak bu etkileşimden ağız dokuları ve dişler de paylarını almaktadır. Menapoz esnasında kadınlık hormonu "estrogen" seviyesinde ciddi bir değişiklikler olur ve "estrogen" seviyesi en az düzeye iner.
"Estrogen" aynı zamanda kalsiyumun emilmesi için gerekli olan bir maddedir. Noksanlığı kemikteki kalsiyum seviyesinin düşmesine neden olur dolayısı ile kemik erimelerine ve "osteoporez"a yol açar. Kemik erimesi vücuttaki tüm kemiklerde görülmektedir. Dişi çevreleyen kemik dokusunda oluşan erime bazen dişlerin destek dokularını yitirmelerine ve sonuçta dişlerin sallanarak kaybedilmesi ile sonuçlanabilmektedir. Menapoz döneminde yüksek oranda kalsiyuma ihtiyaçları vardır (1200 mg/gün). Günlük diyet ile bu miktarda kalsiyum alımı mümkün değildir. Bu neden ile hekim tarafından kalsiyum preparatları ile kalsiyumun emilimin arttırılması için D vitamini önerilmektedir. Menapoz nedeni ile değişen kalsiyum dengesini tekrar kurabilmek için aynı zamanda hormon terapisi de uygulanmalıdır.



Menapoz döneminde ağız ortamında oluşabilecek değişiklikler:
Menapoz sırasında kadınların ağız ortamlarında çok değişik belirtiler gözlemek mümkündür Bu belirtilerin tümü aynı anda bir kişide görülebildiği gibi biri ya da birkaçı birlikte da görülebilmektedir.


Ağız kuruluğu "xerostomia"
Ağızda hassasiyet.
Ağızda ağrı ya yanma hissi
Diş fırçalama sonrası ağızda yanma (özellikle sodium lauryl sulfates (SLS) içeren diş macunları kullanıldığından sonra) Tat alma duyusunda değişiklik.
Çene kemiğinde erime.
Menapoz döneminde geleneksel diş tedavilerinde özellikle dikkat edilmesi gereken bir durum yoktur.
Ancak implant uygulamalarında implantın kemik ile osteointegrasyonunun sağlanabilmesi için kemik yapımının normal olması gereklidir.
alıntı

BenCano
06-09-2007, 11:30
DİŞLERİNİZDEKİ AMALGAM DOLGULAR ZARARLI MI?


U.M ilk defa saçlarının dökülmeye başladığını fark ettikten sonra geçen 9 yıl içerisinde uzun, sarı saçlarını kaybeder. Arkasından şiddetli baş ağrıları ortaya çıkar. Zaman zaman da okulda kendini kaybetmektedir. U.M 12 yaşında iken gittiği doktoru Romatizma ve Eklem iltihabı teşhisi koymuştur. İştahı yoktur, sık sık gripal enfeksiyon oluşmakta ve sinüzit komplikasyonu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca psikolojik problemler de bu olumsuzluklara eklenmektedir. Yetişkin yaşa geldiği zaman ise kendini ağır bir depresyon tablosunun içinde bulur. Gittiği doktorların hiçbiri tam anlamıyla yardımcı olamamakta ve her şikayet ayrı ayrı değerlendirilip tedavi de ona göre uygulanmaktadır. Hiç kimse bütün bu şikayetlerin aynı nedenden kaynaklandığını düşünmemektedir.

Nihayet günün birinde diş hekimi P.E 160 hasta üzerinde yapmış olduğu bir çalışma kapsamına U.M yi de alır. Diş hekimi P.E çalışmasında; çürük nedeniyle daha önce amalgam dolgu yaptırıp, U.M gibi tedaviye cevap vermeyen değişik şikayetleri olan hastalardaki dolguları çıkartmakta ve hastaların şikayetlerinde bir düzelme olup olmadığını takip etmektedir. Alınan sonuç çarpıcıdır; amalgam dolguların çıkartılmasından sonraki ilk 1 yıl içerisinde hastaların büyük çoğunluğu ( % 83 ) şikayetlerinin "çok iyi" veya "iyi" olduğunu ifade etmişlerdir. Sonuç göstermektedir ki amalgam dolgunun çıkartılması şikayetlerin düzelmesi ve devamlı bir iyileşme sağlamaktadır.

U.M amalgam dolgularının çıkartılmasından yaklaşık 1.5 sene sonra depresyonunun düzeldiğini baş ağrılarının kalmadığını ifade etmekle kalmıyor daha önceki yıllarda, sık sık istirahat alarak çok sevdiği öğretmenlik mesleğini icra etmeyi aksattığı halde bugün mesleğinden ve hayattan zevk alarak çalışmaktadır. Ona 20 yıldan beri hayatı çekilmez, yaşanmaz hale getiren şikayetleri artık yoktur...

Teşhis : Cıva Zehirlenmesi

Cıva ihtiva eden amalgam sadece resimde de görüldüğü gibi dişin çürük olan kavitesinde dolgu materyeli olarak kalmayıp vücuda yavaş yavaş yayılarak kronik cıva zehirlenmelerine de neden olabilmektedir. Bu çalışmalar ile paralel olarak cıva zehirlenmesi ile ilgili diğer bazı yayınları da özetliyecek olursak;

Hayvan deneyleri göstermiştir ki, cıva çok hızlı bir şekilde vücuda yayılarak hassas organları olumsuz etkileyebilmektedir. Kanadalı bilim adamlarının koyunlar ve maymunlarda yapmış oldukları amalgam dolgulardan yaklaşık 1 ay sonra mide, barsaklar, böbrekler ve diş etlerinde cıva birikimlerine rastlanmış ve koyunlarda böbrek fonksiyonları % 50 oranında yavaşlamıştır.
İnsanlar üzerinde yapılan otopsi çalışmalarından sonra beyin ve böbreklerde cıva birikimleri tespit edilmiş ve kişinin ağzında ne kadar fazla miktarda amalgam dolgu varsa o oranda da beyin ve böbreklerde fazla cıva bulunmuştur.

Hannes Stähelin ve Gianfranco Olivieri isimli araştırmacılar daha önce amalgam kullanılarak dolgu yaptırmış olan ölmüş Alzheimer hastalarının normal insanlarla kıyaslanmasında laboratuvar çalışmaları ile göstermişlerdir ki cıva Alzheimer hastalığı oluşmasında önemli rol oynamaktadır. Ayrıca Parkinson ve MS konusunda da araştırmalar devam etmektedir.
Ayrıca cıva, anne karnında iken bebeği de olumsuz etkilemektedir ve anne ne kadar cok miktarda amalgam taşıyorsa plasenta ve anne sütü de o kadar fazla etkilenmektedir.

EU1
19-09-2007, 18:07
Floridin Önemi

--------------------------------------------------------------------------------

Floridin Önemi

Belediye suyunun optimum düzeyde florid içerdi i yerlerde yaşayan kişilerde hemen hemen hiç diş çürümesi olmadı ı ortaya çıkarılmıştır. Bazı yerlerde, içme suyundaki do al florid içeri i o kadar yüksektir ki dişler üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Floridin do ru miktarda kullanılmasıyla bu kozmetik risk giderilir, Floridin, su kaynaklarına da eklense, do al olarak oluşsa da herhangi bir sa lık riski içerdi inin bir delili yoktur.

Florid, özellikle dişleri gelişmekte olan çocuklar için yararlıdır. Florid. mineli yapıyla birleşir ve sürekli bir koruma sa lar.

Amerika Birleşik Devletlerinde birçok belediye, içme suyu tesislerine az miktarlarda florid eklemektedir. Bu yaklaşım hem güvenli hem de ekonomiktir. içme suyunuzu floridleme hakkında bilgi alabilirsiniz.Doktorunuz size reçeteyle florid tabletleri yazabilir.

Diş çürümesine karşı en hassas olanlar çocuklar, ergenlik ça ındakiler ve yaşlılardır. Bunlar için, florid içeren diş macunları dahil olmak üzere florid uygulaması istenir. Ayrıca, floridli a ız çalkalama suları da etkili olabilir. Ayrıca, birçok diş hekimi çocukların dişierine,düzenli check-uplarının bir bölümü olarak florid uygularlar.

Florid, dişlerinizin pürüzsüz, çi nemeyen yüzeylerindeki oyukları önlemenin en etkili yöntemidir. Sonuç olarak, oyukların ço u çi neyen yüzeylerde meydana gelir. Bunun nedeni, arka dişlerinizin (premolar ve molar) bir diş fırçası olmadan temizlenmesi imkansız olan yarık ve oyuklar içermesidir.

Marry
24-09-2007, 11:37
Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.

Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.

Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır.

Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.

Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diş sağlığı”nın varlığını gösterir.

SuLtan42
31-10-2007, 20:17
ya dis cürüdüyse yani cürüdü derken, diyelim bazi dis aralarinda karies olustu. onlar giderilirmi yoksa hic bidaha gitmezmi, dis doktorundan cok cok cok cok cok cok coooooooooooooook KORKUYORUM, o yüzden gitmiyom ? senağlama:a015:

sürmeli_kız
10-11-2007, 20:15
AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI





Diş ve diş eti hastalıkları ülkemizde ve dünyada en önemli sağlık sorunları arasındadır. Ancak hayatı doğrudan tehdit etmediği için gereken önem verilmemektedir.

Ağız sindirim kanalının girişidir. Ağızdaki olumsuzluklar diş sağlığının bozulmasına, sindirimin olumsuz etkilenmesine yol açar. Ağızla aldığımız yiyecekler çiğnenip, tükürükle karıştırılarak yutulmaya ve sindirime hazır hale getirilirler. Ağız aynı zamanda konuşmaya yardım eder. Tat alma organı olan dilin; çiğneme, yutma, konuşma gibi çok önemli yan görevleri de bulunmaktadır.

Dişlerin besinlerin parçalanması, öğütülmesi görevlerinin yanı sıra konuşmada ve görünümümüzde önemli etkileri vardır. Dişleri eksilmiş kişilerin bazı sesleri çıkarabilmeleri zorlaşır, çiğnemede ve/veya ısırmada da zorluk olur. Dişlerin gelişim süreci içerisinde ilk çıkan süt dişleri, daha sonra yerlerini kalıcı dişlere bırakır.

Ağız ve diş sağlığında en önemli iki hastalık diş çürükleri ve diş eti iltihaplanmalarıdır. Diş eti hastalıkları kimi zaman diş yuvasının bulunduğu çene kemiğinin erimesine kadar ilerleyen bir etki yapabilir. Diş sağlığının bozulması vücuttaki diğer organları da etkileyebilir. Dişler neredeyse bütün sistemleri olumsuz etkileyen sürekli enfeksiyon odağı haline gelebilir ve kalp, böbrek, eklemler vb. yapılarda önemli sağlık sorunlarına yol açabilen enfeksiyonlara kaynaklık edebilir.

Ağızda ve dişlerde yapısal ve işlevsel herhangi bir bozukluğun olmaması, ağız ve dişlerin görevlerini tam olarak yapabilmeleri durumu “ağız ve diş sağlığı”nın varlığını gösterir.

1. Diş Çürümesi



Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır.

Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır.

Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler.

Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler.

Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.

Diş çürüklerinin erken dönemde tanınması dişlerin kaybedilmesini engelleyebilir veya en azından geciktirebilir. Bu hem sağlık açısından, hem de sosyal ve ekonomik açıdan önemli katkılar sağlar. Ağza takma diş takılmasına olan ihtiyacı azaltır. Hiçbir şey kendi doğal dişlerimizin yerini tutamaz. Kalıcı dişlerin erken dökülmesi beslenme sorunlarına neden olur. Doğal dişlerin uzun süre dayanmasında ağız ve diş bakımının önemi çok büyüktür.

Diş sağlığı açısından sularla aldığımız flor da çok önemlidir. Sularında flor eksikliği olan yerleşim yerlerinde diş çürüklerinin oranı çok artar. Bu nedenle florla ilgili olarak sağlık kuruluşlarının önerilerine uyulmalıdır.

2. Diş Eti Hastalıkları

Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır.



Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir.

Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.

3. Dişlerin Gelişim Bozuklukları

Ağızda kapanma bozukluklarına neden olan diş düzensizlikleri dişlerin çürümesini kolaylaştırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol açar. Düzensiz dişler, alt ve üst çene arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilir. Çiğneme ve temizleme güçlüğü yaratırlar, kötü ağız kokusuna yol açarlar.

Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda çıkan kalıcı dişler birbiri üzerine gelecek biçimde yerleşebilirler. Düzensiz dişler konuşma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir.

Sigara dişlerde renk değişikliği yapar. Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görünür. Çocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaçlar da dişlerde renk değişikliğine neden olabilir. Aşırı derecede flor dişlerin sararmasına neden olabilir.

Hamilelikte ve süt çocukluğu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaçlar dişlerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilaç kullanılmamalıdır.

4. Ağız ve Diş Sağlığı Nasıl Korunur?



Diş hastalıkları ve diş sağlığının korunması açısından erken tanı çok önemlidir. Bu nedenle yılda en az iki kez diş hekimine muayene olunması önerilir.

Diş çürümelerinin önlenmesinde sularda yeterli flor olması, düzenli olarak dişlerin fırçalanması, diş ipi kullanılması, aşırı tatlı ve şekerli yiyeceklerden olabildiğince kaçınma bunlar yendiğinde mutlaka dişlerin fırçalanması, diş hekimi kontrollerine gidilmesi temel uygulamalardır. Diş eti hastalıklarının önlenmesinde de diş fırçalama ve düzenli diş hekimi kontrolleri önemlidir.

Dişlerde gelişim bozuklukları varsa erken dönemde özel diş hekimliği dallarında uzmanlaşmış birimlere başvurularak gerekli tedavi sağlanmalıdır.

Aşırı asitli ve şekerli yiyecekler mikroorganizmaların etkisini artırır. Dişler sert cisimlerle karıştırılmamalı, fındık, ceviz vb. kabuklu yiyecekler dişlerle kırılmamalıdır. Bunlar diş minesinin çatlamasına ve bakterilerin etkisinin artmasına neden olur. Diş minesinin koruyucu etkisi ortadan kalkar.

5. Diş Fırçalama Tekniği

Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır.

Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.

1. Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır.

2. Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir.

3. Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır.

Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.

Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.
6. Diş İpi Kullanımı

Diş ipi, diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından çok yararlı bir araçtır. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerekmektedir.

Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir.

1. Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.

2. Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir. Bu hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin kesilmemesine özen gösterilmelidir.

3. Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır.

denizyıldızı
25-11-2007, 12:01
Ülkemizde dişi ağrımadan, genel kontrol için diş hekimine başvuranların sayısı oldukça az.
http://image.haber7.com/haber/54668.jpg
Ülkemizde dişi ağrımadan, genel kontrol için diş hekimine başvuranların sayısı oldukça az. Dişçi korkusunun yanı sıra, kişilerin sosyoekonomik durumu da dişi ağrımadan hekime başvurma oranını etkileyen temel sebep.

Oysa hastalıkların erken teşhisi bakımından genel sağlık taramasının, yani “check up”ın önemini artık çok iyi biliyoruz. Diş hekimleri de, ağız ve diş sağlığının, genel vücut sağlığı ile ilişkisinin önemini işaret ederek, ağız check up’ının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyorlar.

Diş Hekimi Protez Doktoru Çağdaş Kışlaoğlu, insanların gelir düzeyinin, diş hekimine gitme oranını doğrudan etkilediğini belirtti. Dr. Kışlaoğlu, refah düzeyi iyi olan kişilerde genel ağız bakımı yaptırma oranının arttığını, hatta bu kişilerin estetik bozuklukları düzelttirme talebiyle diş hekimine daha sık başvurduğunu söyledi.

Ağız ve diş sağlığı için yapılan erken müdahaleler sayesinde ileride oluşabilecek diş kayıplarının önüne geçilebileceğine dikkat çeken Dr. Kışlaoğlu, erken müdahalenin, daha sonra karşı karşıya kalınacak sıkıntılı tedavi sürecini de engelleyeceğini vurguladı.

Ağız Check Up'ında Neler Yapılıyor?

Dr. Kışlaoğlu, ortalama yarım saatinizi alacak ağız check up”ıyla ilgili şu bilgileri verdi:

- Öncelikle muhakkak, tüm dişlerin ve çene kemiklerinizi aynı düzlemde görüleceği bir panaromik röntgen çekilir.

- Ağız kanseri genellikle ağrısız olur. Bu nedenle diş hekimi, ağız içini muayene ederken kanserli doku olup olmadığını da inceler.

- Ağız da görülen diğer ağrısız lezyonların başında kistler ve granülomlar gelir. Bunlar dişteki çürüğün kemik içine doğru ilerlemesiyle ortaya çıkarlar. Çekilecek röntgenle rahatlıkla teşhis edilirler. Kimi zaman ağız içine doğru da akma olabilir. Diş hekimi, ağız check up’ ı sırasında diş eti iltihaplarının çene kemiğine ulaşıp ulaşmadığını, eğer ulaşmışsa operasyona gerek olup olmadığını kontrol eder.

- Dilde veya ağız içinde yumru şeklinde ağrısız, oluşumların olup olmadığı incelenir.

- Dişlerdeki mevcut çürükler ve çürüme riski olan dişler hakkında bilgi verilir.

- Eğer varsa, dişteki protezler incelenir.

- Dişler veya dişetleriyle ilgili asimetriler veya estetik bakımdan bozuk dişlerin, nasıl tedavi edileceğine bakılır.

- Diş taşı ve plak olup olmadığına bakılır, eğer varsa temizlenir.

- Ağız kokusu olup olmadığına bakılır, eğer varsa kaynağı belirlenmeye çalışılır.

- Ağız check up’ ı sırasında diş hekimi, hastayı ağız hijyeni konusunda bilgilendirir. Uygun diş fırçalama tekniği ve diş ipi kullanımı gösterilir.

- Çenelerde kapanış bozuklukları olup olmadığına bakılır. İki çene arasında kapanma bozukluğu varsa, yapılması gereken ortodontik tedavi biçimi belirlenir.
Kaynak:haber7

dids
20-03-2008, 22:21
Asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı, ‘diş sert dokularında görülen aşınmalar’ olarak tanımlanan asit erozyonu, diş çürüğü ile beraber yüzyılın en önemli diş sağlığı sorunu...

İstanbul Üniversitesi Dişhekimliği Fakültesi Diş Hastalıkları ve Tedavisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel, ağız ve diş sağlığını tehdit eden önemli hastalıkların başında gelen diş çürüklerinin, özellikle gelişmiş batı ülkelerinde alınan koruyucu sağlık tedbirleriyle ciddi oranda azaldığını, asit erozyonu vakalarının ise arttığını söyledi.

Asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı ve diş sert dokularında görülen aşınmalar olarak tanımlanan asit erozyonunun, diş çürüğü ile beraber yüzyılın en önemli diş sağlığı sorunu olduğunu dile getiren Prof. Dr. Taner Yücel, “Bunun yanı sıra mide rahatsızlıklarına bağlı olarak meydana gelen reflü sonucu veya efervesanlı ilaç ve vitaminlerin yoğun kullanılması veya ağızda emilerek kullanılan çeşitli pastiller sonucu ağız pH’sı düşerek, diş sert dokularında erozyon meydana gelebilir” dedi.

Prof. Dr. Yücel, her yaşta görülebilen asit erozyonunun, “asitli yiyecek ve içeceklerin dişle teması sonucu diş minesinin yüzeyinin geçici olarak yumuşaması ile ortaya çıktığını” dile getirerek, “Zamanla, bu asidik yumuşama, önemli bir aşınmaya ve dolayısıyla da diş minesinin kalınlığının azalmasına yol açabiliyor. Bu da sonuç olarak diş hassasiyetinin artmasına ve daha sonra da dişin dokusu, şekli ve görünümünde değişime neden oluyor” diye konuştu.

GÜNLÜK HIZLI YAŞAM TEMPOSUNUN ETKİSİ

Bu rahatsızlığın son yıllarda özellikle ön plana çıkmasının nedenini, en başta yemek yeme ve içme alışkanlıklarının değişmesine bağlayan Yücel, şunları kaydetti:

“Günlük hızlı yaşam temposu içerisinde ayak üstü yemeler, bu yiyecekleri yerken kullanılan içecekler, bu içeceklerin içeriklerinde bulunan asit ciddi sorunlar yaratmaya başladı. Birçok insan dişlerini sabah-akşam florürlü diş macunu ile fırçalayıp, bakteri plağı denilen oluşumu dişleri üzerinden uzaklaştırabilseler de günlük yaşantı içerisinde herhangi bir saat içinde aldıkları asitli yiyecek ve içecekler, bu sert dokularda aşınmalara yol açıyor. Asitli içeceklerin yemek öğünleri arasında tüketilmesi dişlerdeki erozyonu artırır.”

Prof. Dr. Yücel, ağız boşluğu içerisindeki pH’nın 7 (nötr) civarında olduğunu belirterek, asitli yiyecek ve içecekler tüketildiğinde ağız boşluğu pH’sının düştüğünü, bunun da dişlerdeki erozyonun en önemli etkeni olarak görüldüğünü kaydetti.

Yücel, “Asitli yiyecek ve içeceklerin yol açtığı asit erozyonu, diş çürüğü ile beraber yüzyılın en önemli diş sağlığı sorunu. Şekerli veya şekersiz tüm asitli içecekler, taze sıkılmış veya hazır meyve suları, bazı meyveler, gaz içeren içecekler ciddi bir şekilde dişlerde erozyona yol açıyor. İçeceklerin şekersiz veya light olması dişlerde meydana gelen erozyonu, sert doku kaybını önlemiyor. Çünkü o içeceğin içerdiği asit önemli” diye konuştu.

Taner Yücel, çay ve kahvenin erozyonda diğer içecekler kadar etkili olmadığını söyledi.

EROZYONUN BELİRTİLERİ

Prof. Dr. Yücel, diş erozyonunun belirtileri hakkında şu bilgileri verdi:

“Ağız boşluğu içerisindeki asidin diş minesini aşındırmaya başlamasıyla önce aşırı hassasiyet ve sonraki aşamalarda, dişlerde sarı lekeler, şeffaflık, diş uçlarında çatlaklar ve daha sonra da aşınmaların devamı ile diş yüzeyinde de çukur alanlar oluşur. Bireyi en çok rahatsız eden husus ise hassasiyettir. Sıcak veya soğuk yiyecekler ciddi bir şekilde dişte hassasiyete yol açar. Asit erozyonun etkileri hemen ortadan kaldırılamaz. Hastanın erozyonun etyolojisi için diş hekimine gitmesi gerekir. Hastalığın başlarında koruyucu önlemlerle kolayca tedavi edilebilen erozyon, etki ciddi boyutlara ulaşırsa, etkilenen dişlerin şeklinin ve işlevlerinin düzeltilmesi ve korunması için adesif diş tedavisine ihtiyaç duyulur. Diş erozyonu, asitli yiyecek ve içeceklerin tüketiminin yasaklanması ile önlenemez.”

Prof. Dr. Yücel, diş fırçalamanın ağız hijyeninin korunmasında ve dişlerin çürümesinin önlenmesinde çok önemli olduğunu, ama asitli yiyecek ve içecek tüketiminin hemen ardından diş fırçalamanın erozyonu artıracağını ifade ederek, şunları söyledi:

“Özellikle bu tür içecekleri veya yiyecekleri tüketenler, ağızlarını temiz hissetmek için hemen gidip dişlerini fırçalıyorlar. Bu, aşınmanın hızlanmasına yol açar. Kişi, bu tür asitli yiyecek ve içecekleri tükettikten sonra ağız ortamının pH’sını yükseltmek için bir yudum su alabilir, nötr bir içecekle ağzını çalkalayabilir. Dişleri, ağız ortamı asitli durumdan kurtulduktan sonra fırçalanması daha doğru olur.”



(alıntıdır)

kavakyeli00
08-04-2008, 11:15
Diş sağlığı hakkında yanlışlar ve doğrular

http://img107.imageshack.us/img107/262/5249378eh6.jpg
Türk Dişhekimleri Birliği



Toplumda ağız ve diş sağlığı konusunda oluşan yanlış inanç ve alışkanlıkların en büyük etkeni , bilgi eksikliğidir.


YANLIŞ İNANÇ VE DAVRANIŞLAR

Halk arasında ağız diş sağlığına yönelik yanlış inanç ve davranışlar oldukça yaygındır.Bu yanlış inançlar nedeniyle kişi dişhekimine zorluk çıkartmakta, yapılması gerekli bazı tedavileri yaptırmamakta böylece kendi ağız sağlığına, hatta genel sağlığına da zarar vermektedir.

1-Y-Diştaşları temizlendikten sonra daha çok diştaşı oluşur, devamlı temizletmek gereksizdir.
D-Düzenli ve doğru fırçalama diş taşı oluşumunu engeller.Ancak oluşmuş taşların mutlaka hekim tarafından temizlenmesi gerekir.

2-Y-Diştaşı temizliği dişin minesine zarar verir,
D-Diş taşı temizliği doğru yapılırsa minenin zedelenmesine neden olmaz.

3-Y-Diş taşları temizlenirse dişler sallanmaya başlar, diştaşı dişi tutar, sallanmasını engeller.
D-Diştaşları temizlenmediği için dişetleri çekilerek dişlerin sallanmasına neden olur. Bu boyutta diştaşı oluşumuna izin vermemek gerekir.

4-Y-Dişlerimi fırçalarken dişetlerim kanıyor bu nedenle fırçalamıyorum Diş fırçalarken dişetlerinin kanaması iyidir pis kan akıtılmalıdır,
D- Fırçalarken görülen kanamalar, normal değildir.Dişeti kanaması dişeti hastalığının ve bazı sistemik hastalıkların en önemli belirtisidir. Vakit geçirmeden bir hekime başvurmak gerekir. Kanamadan dolayı fırçalamamak problemi daha da arttırır.

5-Y- Misvak kullanımı dişetleri için daha iyi ve yararlıdır, sünnettir,
D-Misvak fırça yerine geçmez. macunla kullanılmadığı için temizleme özelliği azdır. Kıl fırçalar yıkanarak temizlenir.bu nedenle üzerinde mikroplar üremez.

6-Y-Diş kesimi sağlam dişe zarar verir, kesilen diş de bir süre sonra çekilir, Bir diş için 2 dişe yazık.
D- Kurallara uygun olarak kesilip kaplanmış dişlerin çürüme olasılığı sağlam diş kadardır.

7-Y-Kancalar(kroşeler) dişi çürütür, aşındırır ve dişi sallandırır.
D-Kurallarına uyg un olarak yapılan kroşeler dişin sallanmasına ve aşınmasına neden olmaz..Protez kullanan kişilerin ağız ve protez bakımını düzenli yapması dişlerin çürürmesini önler.

8-Y-En doğrusu bütün dişleri çektirip total protez yaptırmaktır.
D- Hem genel görünüş hem de çiğneme açısından mümkün olduğu kadar doğal dişlerin ağızda kalması doğrudur. Total ( tüm ) protez son çaredir.

9-Y-Protez ilk takıldığında leblebi yeniliyorsa o protez iyidir,
D-İlk takılan protezlere alışabilmek için, kademeli olarak yumuşak gıdalardan sert gıdalara geçiş yapmak daha doğrudur.

10-Y-Süt dişlerinin çekimi anestezi ile yapılırsa alttan gelen kalıcı diş sürmez.
D-Süt dişlerinin çekiminde yapılacak anestezinin alttaki sürekli dişlerin sürmesini engelleyen yada geciktiren bir etkisi yoktur .

11-Y-Süt dişleri nasıl olsa dökülecek dolgu ve tedavi gereksizdir,
D- Henüz düşme zamanı gelmemiş süt dişinin tedavi edilmemesi veya çekilmesi , sürekli dişlerde ,sürme
bozukluklarına ve çene gelişiminde aksamalara neden olur.

12-Y-6 yaş dişleri süt dişleriyle karıştırılır, çürüdüğünde çekilmesi istenir, altından diş geleceği söylenir.
D-6 yaşında süren 6 yaş dişi, ilk çıkan sürekli diştir , mutlaka korunmalıdır. Çekilirse yerine diş çıkmaz.

13-Y-Dolgu çabuk düşer, kesin çözüm kaplamadır,
D-Usulüne uygun yapılan dolgular düşmez, kaplama madde kaybı fazla olan dişler için uygundur.

14-Y-Çürük kalıtsaldır ne kadar fırçalanırsa fırçalansın diş çürür, dişi kurtlar yiyerek çürütür,
D-Kalıtımın etkisi kanıtlanmamıştır. İyi bir ağız bakımı,düzenli dişhekimi kontrolleri bu tabloyu tersine çevirebilir.

15-Y-Diş çekimi en kolay ekonomik ve kesin çözümdür, çürük diş çektirilmelidir.
D-Diş için yapılabilecek her türlü tedavi sonuna kadar denenmelidir. Hem fonksiyon hemde estetik yönden hiçbir protez kendi dişinizden daha iyi değildir.

16-Y-Erkek dişhekimleri daha iyi diş çeker,
D- Diş çekimi son derece teknik bir iştir. Aşırı güç kullanımı sakıncalıdır.

17-Y-Çekim için kullanılan lokal anestezikler morfindir, alışkanlık yapar,
D-Lokal anestezikler morfin içermez dolayısı ile alışkanlık yapmaz.

18-Y-Diş ağrıyınca dişin üzerine aspirin, rakı, kolonya, akü suyu, tütün, gres yağı koymak ağrıyı keser.
D-Bu maddelerin kullanılması kesinlikle doğru değildir. Ağız dokusunda yanıklara neden olurlar.

19-Y-Çürük diş çekildikten sonra pis kan akıtılmalıdır, çekilen dişin yerini kanatmak iyidir.
D-Kanamanın en kısa zamanda durdurulması ve çekim boşluğunun kan ile dolarak pıhtılaşması yara iyileşmesi açısından son derece önemlidir.

20-Y-20 yaş dişi çabuk çürür, gereksizdir, çıkar çıkmaz çekilmelidir,
D-Düzenli bir şekilde çıkıyor ve diş dizisini bozmuyor ise korunmalıdır.

21-Y-Amalgam dolgu yapmayın kanser yapıyor.
D-Yapılan araştırmalar uygun yapılmış amalgam dolgularda böyle bir sakınca göstermiyor.

22-Y-En iyi dolgu lazerle yapılan beyaz dolgudur.
D-Beyaz dolgularda yaygın olarak kullanılırlar.Ancak dolgu yapımında kullanılan ışın lazer degildir.

23-Y-Kanal tedavisi başarısız ve çok ağrılı bir tedavidir, dişi çekmek daha iyidir,
D-Anestezi altında, kuralına uygun yapılan kanal tedavileri ağrısızdır ve çok uzun süre kullanılır.

24-Y-Dolgu yaptırılmadan önce abdest alınması gereklidir, abdestsiz dolgu yaptırılmaz,
D- Hastanın inançları yönünde hareket edilmeli.

25-Y-Ramazanda dişhekimine gidilmez oruç bozulur,
D-Her türlü tedavi ramazan ayı içerisinde yapılabilir.Yine anestezi olup olmamak hastanın inancı ile ilgilidir.

26-Y-Ağız içi diş apsesi için, "başına kına yak geçer",Apseye patates sıcak soğan sarmak iyidir, iltihabı dağıtır.
D-Antibiotik kullanımı ve absenin boşaltılması doğru yöntemdir. Aksine uygulamalar daha vahim sonuçlar doğurabilir.

27-Y-Herkesin ağzı kokar koku ciğerlerimden geliyor.
D- Ağız bakımı, ağız içinde kokuya neden olan çürük ve dişeti hastalıklarının tedavisi, yine kokuya neden olan sistemik hastalıkların kontrol altına alınması ağız kokusunu önler.

28-Y-Yerine nasıl olsa yenisi gelecek süt dişlerin fırçalanması ihmal edilebilir.
D-süt dişleri çene gelişimi ve sürekli dişlerin doğru sürmesi açısından önemlidir. Bakımlarının ihmal edilmemesi gerekir.

29-Y-Süt dişleri geç çıkarsa, daha sağlam olur,Süt dişleri dama atılırsa, daimi dişler sağlam çıkar.
D-Süt dişlerinin sürme zamanlarındaki 6 aylığa kadar olan sapmalar önemli değildir. Bunun dışındaki daha uzun zamanlı sapmalar sistemik bir takım
problemlere işaret edebilirler.

30-Y-Her hamilelik bir ya da birkaç dişin kaybına neden olur ve çaresi yoktur. Hamilelikte dişetleri kanar, dişten kalsiyum çekiliyordur,
Hamilelikte diş fırçalamak zararlıdır.
D-Hamilelikte hormonal değişiklikler nedeni ile dişetinde problemler oluşabilir. Düzenli fırçalama ve dişhekimi kontrolleri bu tür şikayetlerin yaşanmasını azaltır. Hamilelikte bebeğin ihtiyacı olan kalsiyum beslenme ile sağlanmıyorsa annenin dişlerden değil kemiklerinden sağlanır.

31-Y-Hamilelikte diş çekimi ve tedavisi yapılamaz, anestezi yapılamaz, bebek zarar görür.
D-Acil olan tedaviler hamileliğin her döneminde hekimin kontrolu altında yapılabilir.Acil olmayan tedaviler için dişhekiminizin önerilerine uyun.

32-Y- Sahte Dişhekimleri kökten yetişmiş dişçilerdir, her şeyi bilirler,daha ucuz ve sağlam protez yaparlar,İkisi de diş çekiyor diş takıyor, zaten ölçüyü hekim alıyor, protezi teknisyen yapıyor, niye fazla para vereyim.
D-Hekimin aldığı ölçü üzerinden işlem yapması gereken teknisyenlerin veya usta çırak ilişkisi ile yetişen sahte dişhekimlerinin hasta ağzında çalışmaya hiçbir yetkileri yoktur. Bu konuda eğitim almadıkları için Ağız ve çevre dokuların korunmaması , ağıziçi uygulamalar konusunda yanlış uygulamalar telafi edilemeyecek sorunlar yaratır.Ayrıca sterlizasyon eksikliği sarılık,frengi,AIDS,verem gibi bir çok bulaşıcı hastalığın yayılmasına neden olurlar.

Bu nedenle başvurduğunuz muayenehanede diploma olmasına ,diplomadaki kişi ile sizi muayene edenin aynı kişi olduğuna dikkat ediniz.

Türk Diş Hekimleri Birliği Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu tarafından hazırlanmıştır.

Desibel
23-04-2008, 09:29
a.s. Dişlerinizin bembeyaz, sağlıklı ve temiz olması için sakız çiğneyin.
Diş etlerinizdeki ağrılar için tuzlu suyla gargara en etkili ağrı kesicidir.
Dişlerin sarılığını gidermek ve daha fazla beyazlaştırmak istiyorsanız, bir kaç damla limon karıştırılmış karbonatla fırçalayın.
Diş etlerini kuvvetlendirmek için, kolay temin edilen ve kullanabileceğiniz en iyi ilaç tuzdur.
Dişlerinizi doğal temizleyin. Çileği ezin, fırçanızın üstüne koyun, dişlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.
Yeni aldığınız fırçayı kullanmadan önce, bir bardağın içine atacağınız bir kaşık tuz içinde 24 saat bırakmak, diş sağlığınız için faydalıdır. :smiley-cool:

rosenoire
24-05-2008, 02:37
ALINTIDIR Metal desteksiz olarak hastalara uygulanan Zirkonia Kopruleri, 5-6 ay sonra hasta agzinda, dis eti cekilmelerine, kole ve dis etlerinde bir takim degisik tipte allerjilere neden olmaktadır Radyoaktif ve magnet ozellikler tasımaktadir. Cunku Zirkonyum mineralini Yitrium minerali ile stabilize hale getiriyorlar.

Zirkonyum ve Yitrium tabiatta yalniz basina bulunmayip, Thorium, Hafnium ve Uranium gibi, Radyoaktif elementlerle bulunmaktadir. Yitrium ve Zirkonyum bulundugu elementlerden cekilirken, bir takim Radyoaktif izotoplari kendi izotoplarina cekerek birlesiyor. Bu arada Atom elektronlarinin hizlari yukselerek, minerali, Radyoaktif ureten elementlerin, elektron hizlarina yaklastiriyor.

Dolayisiyla hasta agzinda disetleri cekilmelerine, dis eti alerjilerine, ve renk degistirmeye sebep oluyor. Metal desteksiz olarak hastalara uygulanan Zirkonia Crown ve Kopruleri, 5-6 ay sonra hasta agzinda, dis eti cekilmelerine, kole ve dis etlerinde bir takim degisik tipte allerjilere sebep olmaktadır . . Cunku Zirkonyum mineralini Yitrium minerali ile stabilize hale getiriyorlar., Zirconium hakkindaki araştırmalar calisan bir cok hekimin sikayetleri uzerine yapilmistir.Şu an Avrupa ve Amerika gibi gelismis ulkelerde Zircon dis yapimi neredeyse durmus durumdadir.
Rapor ve Kaynaklar;

daylight
18-12-2008, 16:12
Dişleri sert fırçalamak

Dişleri sert fırçalamak, dişlerin mine tabakasında aşınmalara neden olur. Dişlerin mine tabakasının aşınması sonucunda da alttaki sarı tabaka ortaya çıkar ve dişler daha sarı gözükür. Sert fırçalamak, dişlerde hassasiyete ve diş eti çekilmesine neden olur.


2-Diş kalitesi aileden gelir

Ağız ve diş sağlığında genetik özellikler küçük bir rol oynar. Ağız ve diş sağlığı sizin onlara ne kadar iyi baktığınızla alakalıdır. Ağız kanserleri erken dönemde teşhis edilmezse ağrı, tedavi sonrası düzeltilmesi mümkün olmayan yüz ve ağız deformitelerine neden olabilir.




3-Çürük yok hekim de yok

Dişlerinizde görünen bir problem olmaması diş hekiminize yapacağınız genel kontrollerinizi aksatmanız için bir neden değildir. Altı ayda bir yapılacak olan diş hekimi ziyaretleri ağız ve diş sağlığı için oldukça önemli. Doktorlar erken teşhis için yılda iki kez dişçiye gidilmesi gerektiğini belirtiyor.





4-Fırça kalitesi önemli değil

Dişlerinize ve dişetlerinize hasar vermemesi için yumuşak diş fırçası kullanın. Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür.


5-Sakız çürük yapar mı?

Şekersiz veya tatlandırıcılı sakız çiğnenmesi, diş sağlığı için yararlı. Çünkü sakız çiğneme sırasında, tükürüğün salgılanmasında artış oluyor. Tükürüğün üretimi artınca, dişlerin üzerindeki yıkayıcı fonksiyonu da artmış oluyor. Sakızın günde 5-7 defa, 15 dakikalık aralıklarla çiğnenmesi öneriliyor.


6-Beyazlatma zararlıdır

Diş hekimliğinde kullanılan son teknolojiler sayesinde artık dişlerinize yapılacak olan estetik uygulamalar çok kolay ve son derece güvenli. Diş Hekimi Onur Öztürk, estetik uygulamalardan diş beyazlatma işlemini yaptırmak isteyen hastaların bunu diş hekimi kontrolünde güvenle yaptırabileceklerini, söyledi. Öztürk, diş beyazlatmanın diş hekimi kontrolünde yapılmasının diş minesine zarar vermediğini ifade etti.







7-Kolonya ve aspirin acıyı alır

Ağrıyan dişinizin olduğu bölgeye asprin ya da kolonya koymak "alkol, asprin yanığı" denilen komplikasyonlara neden olur.


8-Karbonhidratla beyazlatma

Dişleri karbonatla fırçalamak beyazlatmanın aksine dişin mine tabakalarını çizer ve aşındırır. Bunun sonucunda; dişin parlaklığı gider ve dişler daha kısa zamanda renkleşmeye başlar.

pinarsayin
03-02-2009, 11:59
özellikle sabahları agzım fena kokuyo.evliyim ve olumsuz bi durum bu.

lütfen bana bir ilac tavsiye edin.:çok üzgünüm:

pinarsayin
03-02-2009, 15:34
kötü agız kokusundan ansıl kurtulabilirim ? yeni evliyim yardım edin