PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Estetisyen,Cilt Bakım ve Güzellik Uzmanları



yaren_76
12-04-2007, 21:49
ESTETİSYEN,CİLT BAKIM ve GÜZELLİK UZMANI ARKADAŞLAR




CİLT ve VÜCUT BAKIMI
http://img175.imageshack.us/img175/3912/ciltbakimi2am3.jpg
EPİLASYON
http://img294.imageshack.us/img294/1381/flasepilasyon2ce7.jpg
MASAJ
http://img244.imageshack.us/img244/3725/lenfdrenajmasaji4as0.jpg
ZAYIFLAMA TEKNİKLERİ
http://img294.imageshack.us/img294/5691/birimfz2.jpg
MYO LİFTİNG
http://img294.imageshack.us/img294/2562/yuzlitfingi12aa1.jpg
PROFÖSYONEL MAKYAJ
http://img294.imageshack.us/img294/2391/makyaj1fh8.jpg
KOZMETİK
http://img294.imageshack.us/img294/6500/61666922cz6.jpg
FUARLAR,SEMİNERLER,KURSLAR VE DUYURULAR
YENİ ÇIKAN ÜRÜN ALET VE EKİPMANLAR HER ŞEYİ BURDA KONUŞALIM PAYLAŞALIM,

EEEEEEEEEE NE DURUYORSUNUZ

yaren_76
13-04-2007, 11:51
DERİ:
Tüm vücudu manto gibi kaplayan,dış etkenlere karşı koruyan kendini yeniliyebilen bir organdır.Derinin kalınlığı şahsa ve yerine göre deyişir

http://img228.imageshack.us/img228/6161/ciltyapisiqb3.jpg

Cilt : Yapısı ve Fonksiyonları

Cilt Yapısı
1-Epidermis Tabakası
2-Dermis Tabakası
3-Hipodermis-Subkutan Tabaka


Cilt Yapısı
Cilt, insanın canlılığını korumadaki en önemli ve büyük organdır. Vücut ağırlığının %16'sını oluşturur. Cildin çok sayıda işlevi vardır.

Destek Görevi : Cilt altındaki dokuları örter ve onlara destek sağlar.

Vucut Isısının Korunması : Barındırdığı çok geniş damar yapısı ve ter bezleri sayesinde vücudun ısısının sabit tutulmasında en temel görevi üstlenir.

Salgılama : Ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birkmeden dışarı atılmasını sağlar.

D Vitamini Yapılması : Fotokimyasal yöntem ile vucudun ihtiyaç duyduğu D vitaminini yapar.

Duyu Fonksiyonu : İçinde barındırdığı organeller sayesinde basınç, ısı, ağrı gibi duyumların alınmasını sağlar.

Pigmentasyon : Cilt oluşturduğu pigmentler ile ultra viyole (UV) ışınlarının olumsuz etkilerinden bizi korur.

Engelleme : Epidermis katmanı ile istenmeyen madde veya zehirli etki gösterebilecek olan maddelerin emilmesine müsade etmez.


Bağışıklık Sistemimize Yardımı : Özellikle epidermisin en çok keratinize bölümü olan Stratum corneum ile yabancı mikroorganizmaların vücudumuza girmesine engel olur.

Kısacası cilt dış dünya ile karşı karşıya olan su geçirmez bir bariyer özelliği taşıyan bir organdır. Tabakalar halindedir ancak homojen bir yapıda değildir. İçinde bazı organeller bulunur. Bu organeller sıcağı, basıncı hissedeler ve daha bir çok hizmetler görürler. Cildin içersinde ter bezleri, kıl kökleri ve organeller bulunur. Cildin altında genelde gevşek liflerden oluşan kollajen lifleri (KOLLAJEN TEDAVİSİ), yağ dokusu ve kas dokusundan oluşan cilt katmanı bulunur.

Cilt yapısı 3 ana bölümde incelenir
Epidermis Tabakası

5 tabakadan oluşur:

Stratum Corneum (boynuzsu katman): Balık pulu gibi birbirlerine sıkıca yapışan ve devamlı olarak alttan gelen yeni hücrelerce yenilenen bir katmandır. Bu hücreler bir proteinli madde olan keratini içerir. Bu katmanın yüzeyi asidik bir madde ile kaplıdır.

Stratum Lucidum (şeffaf katman): Bu katman küçük ve şeffaf hücrelerden oluşur. Vücutta kıl olmayan yerlerde bulunur.

Stratum Granulosum (granüllü katman)
Stratum Spinosum (dikenli katman)
Stratum Germinativum (temel katman): Bu katman devamlı olarak yeni hücreler yapar ve üst katmanlara yollar. Bu katmanda yer alan bir başka önemli hücre tipi melanositlerdir. Bu hücreler MELANİN adı verilen koyu renkli pigmentleri yapar. Melanin, dış ortamdan cilde gelen zararlı ultra viyole ışınlarının daha alt katmanlardaki hassas hücrelere ulaşmasını engeller. Bu ışınlar, hassas hücreleri yok edebilirler. Siyah ırk insanlarında bu pigment daha fazla miktarda bulunur. Yaz aylarında ve karlı ortamlarda güneş ışınları nedeni ile bu pigment yapımı artar ve cilde daha koyu bir renk verir.

Epidermis katmanındaki hücreler doğar, yaşar ve ölürler yani dökülürler. Yaşlanan hücreler cilt yüzeyinden dökülür. Yeni hücreler temel katmanda yapılmaya devam eder. Yeni yapılan hücreler gelişir, yeni hücreler yapmak üzere bölünür ve sonunda 2 haftalık bir yolculuk ile en üst katmandan dökülen hücrelerin yerini alırlar. Bu yer değiştirme işlemi yaşam boyunca sürer. Yaşlanma ile birlikte hücrelerin dökülme ve yerine geçme işlemleride yavaşlar.

Dermis Tabakası
Bu bölüm, bağ dokunun ön planda olduğu ve damardan çok zengin bir katmandır. Çok sayıda kan ve lenf damarı yanı sıra, sinirler, ter bezleri, yağ bezleri (Sebase Bezler), kıl folikülleri ve bazı yardımcı yapılar bulunur. Bu katman cilde tatbik edilen maddeleri emen katmandır. Bu katmanda yapılan yağ (sebase) ve ter cildin asidik örtüsünü oluşturur. Sebase bezlerin aşırı çalışması sivilce ve siyah noktaların oluşumuna neden olurlar.

2 tabakadan oluşur:
Papiller Katman: Çok önemli cilt yapıları olan KOLLAJEN ve ELASTİN liflerinin bol bulunduğu bir katmandır. Kollajen ve elastin cilde esnekliğini, gerginliğini veren protein yapısındaki liflerdir. Her hangi bir şekil değişikliğinde, cildin tekrar eski şeklini almasını sağlarlar. Altaki katmanlarda hücre ve damarların gelişmesi için uygun ortam yaratırlar.

Retiküler Katman: Bu katman yağ doku hücrelerinin, kan ve lenf damarlarının, yağ bezlerinin, ter bezlerinin, kıl foliküllerinin ve bu kılların hareketini sağlayan errector pilli kasların bulunduğu katmandır.

Subkutan Tabaka

Cildin en içte kalan kısmıdır. Besleme, salgılama ve ısı değişiminin sağlandığı katmandır.

yaren_76
13-04-2007, 11:57
ONARIM ve BAKIM ÜRÜNLER

Testin Yapılışı
Testin Değerlendirilmesi
Elektronik Cihazlar ile Testin Yapılışı

Cilt Yapısı
Cildinizin tipini bilmeniz, doğru bir cilt bakımı yapmanız için son derece önemlidir. Çok basit bir test ile her yerde cildinizin yapısını değerlendirebilirsiniz. Böyle bir testi yapabilmek için ihtiyaç duyacağınız malzemeler şunlar. İnce ve emici bir kağıttan (sigara kağıdı olabilir) hazırlanmış, 2 cm kadar eninde ve 5-6 cm boyundaki şeritler.

Testin Yapılışı
1. Basamak
Yüzünüzü ılık su ve yumuşak bir sabun ile bastırmadan ve zorlamadan yıkayınız ve bol su ile çalkalayınız. Cildinizi kurulayın ancak herhangi bir krem, losyon veya kozmetik tatbik etmeyiniz. Cildinizi yıkamak ile, cilt üzerindeki örtüyü kaldırmış oldunuz. Sağlıklı bir cilt bu örtüyü 1 saat içinde yeniden oluşturur.
2. Basamak
Hazırlamış olduğunuz kağıt şeritlere ALIN, BURUN, ÇENE ve YANAK yazınız
3.Basamak
Hazırladığınız kağıt şeritleri, üzerlerinde yazan yerlere göre alın, burun, çene ve yanak bölgelerine yapıştıracak gibi sıra ile tatbik edin ve 10 a kadar sayın.
4. Basamak
Şimdi sıra sonuçları değerlendirmekte.


Testin Değerlendiriesi
EĞER cildiniz Yağlı ise :
Eğer tatbik ettiğiniz kağıt şeritler alın, burun, çene ve iç yanak bölgelerine nerde ise yapışıyorsa ve meydana gelen yağ lekesi büyük ise.
EĞER cildiniz Kuru ve veya Susuz kalmış ise
Kağıt şeritler hiç bir yere yapışmayacak ve burun bölgesi dışındaki kağıtlarda yağ lekesi oluşmayacaktır.
EĞER cildiniz Karışık Karakterde ise :
Kağıt şeritler alın, burun, çene bölgelerinde büyük yağ lekelerine sahip iken diğer bölgelerde kuru kalıyor ise.


Elektronik Cihazlar ile Testin Değerlendirilmesi
Yukarda size son derece basit bir cilt test yöntemi aktardık. Ancak profesyönel anlamda bu yöntem yeterli değildir. Bir kişinin cilt yapısını anlamak belirli süreler sonra tekrar değerlendirmek veya bir kozmetik ürün kullanımından sonraki farkı göstermek amacı ile bazı cihazlar geliştirilmiştir. Gelişen teknoloji sizlere bu konuda da yardımcı olmaktadır. Bu cihazlar cildin yağ değerleri dışında nem, pH ve sıcaklık gibi daha farklı özelliklerinide incelemektedir. Kullanımı sonderece basit olan bu cihazlar hassas sonuçlar vermektedir.
Bu cihazların bazı tipleri, aynı zamanda saç analizi de yaparak saç konusunda da size uygun ürünler bulmanıza yardımcı olmaktadır.


Cilt Yıpranması

Ciltte Enerji Kullanımı ve Döngü
Vitaminler
AHA (Alpha Hyroxy Acid) Türevleri
Cilt Yıpranması
Bizi dış ortamın zararlı etkilerinden koruyan cildimiz, kendisini tamir etmek için de zamana ihtiyaç duyar. Güneşten gelen UV (ultraviyole) ışınlarının etkisi, yaşlanmak, hava kirliliği , uygunsuz kozmetik ürün kullanımı ve diğer dış faktörler, cildi yıpratır ve zorlar. Bütün bu olumsuz etkilere karşı duran ciltte, bazı değişiklikler ortaya çıkar. Ultraviyole etkisi ile metabolizması etkilenir ve aşırı oksitleme yeteneğine sahip bazı kimyasal yapılar ortaya çıkar. Bu maddeler hücre metabolizmasını bozar. Bu maddelere karşı vücut antioksidan maddeler ile savaşır. Bilinen en etkin antioksidan maddelerden birisi de E vitaminidir. Aslında bu oksidan maddeler sadece UV nedeni ile oluşmazlar, ama UV özellikle ciltte oluşumunu arttırır.

Ciltte Enerji Kullanımı ve Döngü
Yapılan çalışmalar cilde bir döngü olduğunu ve cildin kendisini gece saatlerinde dinlenme sırasında tamir ettiğini, ortaya koymuştur. İnsanoğlunda gece saatleri, cildin kendisini onarması, enerji depolaması için ayrılmıştır. Ciltteki hücre bölünmesi, çoğalmasıda da geceleri daha fazla yapılır. Geceleri, UV etkisini azalması ile cildin savunma için daha az enerjiye ihtiyaç duyması, cildin enerjisini bölünmeye yönlendirmesine neden olur. Bu nedenle geceleri cildin daha çok besleyici maddelere ihtiyaç duyduğu düşünülür. Cilt hücreleri gerek bölünmek için, gereksede enerji elde etmek için bazı maddelere ihtiyaç duyarlar. Bu besin maddeleri arasında amino asitler, yağ asitleri, vitaminler ve mineraller yer alır. Bu besinler cilde kan yolu ile ulaşır. Cildin, normal yapısını korumak için, yeterli enerjiye ihtiyacı vardır. Bu enerji oksijenin yakılması ile elde edilir. Bu kimyasal yanma olayı ortaya bazı oksidan maddelerin çıkmasına neden olur. Bu kısa ömürlü maddeler güçlü kimyasal etkileri ile hücre metabolizmasının bozulmasına neden olur. Hücre içinde bazı pigment denilen renk maddelerinin birikmesine de neden olurlar. Yaşlı insanların el ve ciltlerindeki lekeler bu mekanizma ile oluşur. Cilt sağlığı için yeterli kan akımının sağlanması temel faktördür. Spor ve egzersiz, dolaşımımızın korunması ve istenilen seviyede tutulması için şarttır. Cildin kendisini tamir ettiği dönemlerde artan hücre metabolizması sonucu da fazla miktarlarda oksidan maddeler ortaya çıkabilir.

Vitaminler
Bazı uzmanlar vücudun, cilt için E vitamini ve C vitamini sağlamakta yeterli olamadığını düşünmektedirler. Bu maddelerin cilde dışardan uygulanmasının fayda sağlayacağı düşünülmektedir. E vitaminin anti oksidan özelliği ile özellikle erken yaşlanmaya ve leke oluşumuna karşı kullanılması önerilmektedir. C vitamininde kolaylıkla cildin derin katmanlarına ulaşabileceği ve kollajen üretimini arttırabileceği düşünülmektedir. Bu vitaminlerin dışında A vitamininde de retinoik aside çevrilerek, cilt hücrelerinin bölünmesini kontrol eder ve sağlar. Bu etki kendisini hücre yenilenmesi şeklinde gösterir. Cilt tamirinde bir başka maddede Beta Glukan dır. Bu madde de ciltte bulunan Langerhans hücrelerini uyararak bir zincirsel işlevini başlatır. T yardımcı hücreler uyarılır (bağışıklık siteminin hücreleri) bu hücrelerin bazı salgıları (interlökinler) Fibroblast hücreleri, endoteliyal hücreleri ve keratinositleri uyarır. Bu sistem ciltte etkin bir onarım sağlar.

AHA..( Alpha Hydroxy Acid) Türevleri :
Cilt sağlığı açısından bir başka gurup kozmetikte açık adı Alpha Hydroxy Acid yada kısaca AHA olan bir asit ailesidir. Doğal kaynaklardan elde edilen bir gurup asitten oluşurlar. Meyveler önemli bir kaynaktır. Günümüzde AHA kozmetik ürünlerde çok yer almaktadır. Bu ürünlerden beklentiler ise, ciltte bulunan ince çizgi ve kırışıklıkların giderilmesi, cilt gerginliğinin sağlanması, porların açılması ve tıkanmalarının engellenmesi, yağlı ve akneli ciltlede cilt koşullarının iyleştirilmesi, cilt yüzeyindeki ölü dokuların uzaklaştırılmasıdır (soyma - peeling). Bu amaçla kullanılan asidlerin bazıları şunlardır

· Glycolic acid

· Lactic acid (süt asidi)

· Malic acid

· Citric acid (limon tuzu)

· Glycolic acid +ammonium glycolate

· Alpha-hydroxyethanoic acid + ammonium alpha-hyroxyethanoate

· Alpha-hydroxyethanoic acid

· Alpha-hydroxycaprylic acid

· Hydroxycaprylic acid

· Mixed fruit acids ( karışık meyva asitleri)

· Tri-alpha hydroxy fruit acids (Tri-alpha hydroxy meyva asitleri)

· Triple fruit acids ( Üçlü meyva asitleri)

· Sugar cane extracts (şeker kamışı özleri)

· Alpha hydroxy ve Botanical complex ( alfa hidroksi ve bitkisel kompleksler)

· L-alpha hydroxy acid

· Three AHAs

Bu asidik maddelerin orjianla isimlerini ve bazılarının yanlarına da Türkçe açıklamalarını verdik. Bu asidik maddelerin çoğu doğadan elde edilen ve çok bildiğimiz maddeler. Kleopatra’nın süt banyoları meşhurdu. Bir çok meyva veya sebzenin cilde uygulanmasının cilde iyi geldiği de çok eski bir bilgi. Burda sizleri bir konuda uyarmak istiyoruz. Bu kadar kolaylıkla bulunan veya değişik kozmetik ürünlerde yer alan bu maddeler çok dikkatli kullanılması gereken maddeler. 1997 yılı Temmuz ayında FDA ( Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) bir yayın yaparak bazı bilgileri açıkladı. Bu bilgiler içinde AHA nın cildin derinliklerine kadar inebildiği, cildin güneşe olan direncini kırdığını, gereken konsantrasyonun kişiden kişiye değiştiğini ve asitliğin artması ile etkisinin arttığını, bazı ciltlerde allerjik reaksiyonlar verebildiği vardı. Bu nedenler ile FDA bu ürünleri kullanan kişilerin mutlaka güneşten koruyucu ürünler de kullanması gerektiğini bildiriyor. FDA, AHA içeren ürünlerin bebeklere de kullanılmamasını istiyor. AHA ürünleri aslında sadece dermatologlar tarafından kullanılan maddelerdi. Kozmetik sanayisinin de bu maddeleri benimsemesi nedeni ile yaygın kullanıma girmişlerdir. Kötü kullanımlarının ciddi cilt yanıkları, allerji ve kabarcıklar oluşturması üzerine kozmetik üreticileri geniş bir çalışma yaparak Güvenli AHA ürünlerinin %10 veya daha az konsantrasyonda AHA içerebileceği ve pH değerininde 3.5 ten daha asit olmaması sonucuna vardılar. AHA ürünlerinin pH değeri azldıkça ve konsantrasyonları arttıkça etkileri artmaktadır. Bu tip ürünler konunun uzmanlarınca uygulanabilirler.
Sizde alacağınız kozmetik ürünlerde bu noktalara dikkat edin.. Yanlış üründen uzak durun.. AHA ürünleri ciltte hafif kızarıklık ve hassasiyete neden olabilirler. Bu ürünleri mutlaka kullanma kılavuzundaki gibi kullanınız ve bazı kozmetikler ile birlikte de kullanılmamaları gerektiğini hatırlayınız. Önce küçük bir alanda allerji için deneyiniz.

YADA

KENDİNİZİ GÖZLEMLEYİN
Sağlıklı ve güzel görünümlü bir cilde sahip olmak istiyorsanız, cildinizin gereksinimlerine tam olarak cevap vermeli ve doğru bakım ürünleri kullanmalısınız. Bunun için, öncelikle cilt tipinizi bilmelisiniz. Öğrenmek oldukça basit: cildinize dokunun, görünümünü inceleyin ve şikayetlerinizi hatırlayın.



Önce parmağınızı cildinizde gezdirin. Cildinizin yağlı bir tabakayla kaplı olduğunu fark edeceksiniz. Bu tabaka, sebum ve sudan oluşan cildin koruyucu tabakasıdır. İşte bu koruyucu tabakanın içerisindeki sebum yani yağ oranı cilt tipinizi belirler.
Eğer sebum oranı az ise cildiniz kuru; fazla ise yağlı; normal ve dengeli ise normal ve karma cilttir.

Kuru cilt oldukça incedir ve gözenekleri çok küçüktür. Görünümü mat ve serttir. Dokununca kuru ve pürtüklüdür. Cilt kendini koruma özelliğini tam olarak yerine getiremediği için iç ve dış faktörlerden kolayca etkilenip tahriş olur. Sık sık gerilir, kaşınır, karıncalanır, çatlar ve soyulur. Banyodan sonra kızarıklıklar oluşur, sabun ve kireçli su rahatsızlık verir. Fazlasıyla nemsizdir, günlük bakım kremi kullanılmasına rağmen hala kuruluk ve gerginlik hissedilir.

Yağlı cilt kalındır ve gözenekleri çıplak gözle rahatlıkla görülecek kadar genişlemiştir. Rengi donuk, görünümü yağlı ve parlaktır. Dokununca kaygandır. Sık sık sivilce ve siyah nokta oluşur. Makyaj çok çabuk bozulur hatta akar. Oldukça dayanıklıdır, en geç kırışan cilt türüdür.
Karma cilt yağlı ile kuru arasındaki cilttir; ne yağlı, ne kurudur. Alın, burun ve çene ( T bölgesi ) yağlı; yanaklar normal veya kurudur. Yanak bölgesindeki cildin tipi dış etkenlere bağlı olarak değişebilir.

Normal cildin gözenekleri optimal açıklıktadır. Rengi pembedir. Görünümü taze ve sağlıklıdır. Dokununca yumuşak ve pürüzsüzdür.

Bir önemli not, cildiniz hangi tipte olursa olsun, fazla güneşlenme, mevsim değişimleri ve hormonal etkenler nedeniyle nemsizlik, hassasiyet veya kuruluk gibi sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda yapmanız gereken, özel bakım programları uygulamaktır.

yaren_76
13-04-2007, 11:59
CİLT KIRIŞIKLARININ OLUŞMASINI ENGELLEMEK


Kırışık giderme konusunda Kozmetik dünyasında en çok konuşulan yardımcı A vitamini ve türevleridir. Çok geniş olarak konuşulmasada da C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su cilt sağlığı ve kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde önemlidir. Yapılan bazı çalışmalar kollagen yapımı üzerine etkileri nedeni ile C vitaminini de gündeme getirmiştir. Bazı çalışmalar C Vitamininin, vücüdumuzdaki bağ doku denen, koruyucu doku katmanının korunmasında anahtar rölü oynadığını göstermiştir. Kollagen de bu dokunun bir elemanıdır. Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitaminin oluşturduğu düşünülmektedir.
Günlük hayatımızda besinlerimiz ile C Vitamini almaktayız. Bu vitamin suda eriyebilen vitaminler gurubundandır. Asit yapıdadır, kimyasal ismi Askorbik asittir. Yani sindirim kanalından kana, vücudun emme mekanizmasının izin verdiği ölçüde geçer, ve vücudun her noktasına taşınır. Hücreler ihtiyaçları kadar C vitaminini kandan alırlar ve fazla alınmış miktar ise vücuttan idrar yolu ile atılır. Sıklıkla yediğimiz, taze sebze ve meyvalar C vitamini için iyi bir kaynaktır.
Günlük erişkin bir kişi için önerilen C vitamini dozu 300 - 500 mg. dır. Sigara kullanan kişilerin ihtiyacı daha yüksektir. Fazla miktarda C vitamini alınması halinde idrar yolu ile atılır bir zararı yoktur. Ancak çok yüksek dozda alınan C vitamini, atılımı sırasında idrarda, kum veya taş oluşumuna neden olabilir.
Erişkinler için önerilen minimum C vitamini dozunun, vücutta C vitamini eksikliği oluşmaması için gereken doz olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu dozların kırışıklar üzerine bir etki sağlamayacağını söylemektedirler.
Özellikle güneş ışınlarının taşıdığı ultrviyole ışınlarının cilt üzerindeki olumsuz etkileri düşünüldüğünde,
Hücre içi metabolizma bozulur,Daha az kan taşınır,
Ter ve yağ bezlerinin fonksiyonları bozulur ,
Kollagen yapımı azalır, var olan kollagen lifleri kalınlaşır,
Damarların duvarlarındaki kollagen liflerde özelliklerini kaybettiklerinden (özellikle göz çevresi ve damarların daha yüzeyde olduğu bölgelerde) damar duvarlarından dışarı kan serumu çıkmakta ve süngersi yapıdaki bölgelerde, torbalaşmalara neden olmaktadır. Bu konular daha detaylı olarak cilt kırışıkları bölümünde incelenmiştir.

Genç ciltlerde daha çok kan akımı ve damarsal oluşumlar varken, yaşlılıkta azalan kan akımı ve daha çok ultraviyoleye tabii kalmış yıpranmış, daha çok serbest radikallerin (hücre için, sağlam moleküllerden elektron çalarak, onların yapısını bozarak, normal moleküllere zarar veren zararlı bir gurup madde) oluştuğu ciltte, daha çok C vitamin gereklidir.

Cilde, yüksek dozda C vitamini içeren kremlerin uygulanması ile bazı olumlu gelişmeler gösterilmiştir. Özellikle sunblock (tam UV kesen kozmetikler) ile birlikte C vitamini uygulamasının, serbest radikallerin oluşumu azalmakta ve kırışıkların oluşumlarının başlamasında engel olduğu düşünülmektedir. Bu tip ürünlerin, güneşe çıkmadan en az 20 - 30 dakika önce uygulanması gerekmektedir.

Ciltte kırışıklıkların oluşumuna engel olan bir diğer mekanizmada E vitaminidir. Anti oksidan özelliği ile serbest radikalleri ortadan kaldırır. Bu tip ürünlerin güneşe çıkmadan değil de, güneşe maruz kaldıktan sonra uygulanması önerilmektedir. Vitamin E'nin kendisinin de ultraviyole karşısında, serbest radikaller oluşturduğu bilinmektedir. Güneşlenmeden 8 saat sonra uygulanan E vitamini yağının, ciltteki zarardan cildi koruduğu ve şişme oluşumunu engellediği söylenmektedir. Ağız yolu ile alınan E vitamininin, cilt kırışıklıkları üzerine olan etkisi yeni çalışılan bir konudur ancak, bu tip uygulamanın cildin daha sağlıklı olmasına ve ultraviyole zararlarından korunmada etkili olduğu bildirilmiştir.

Vitamin E gibi etki gösteren bir başka mineralde selenyumdur. Toprakta bulunan bu mineral besinlerimiz yolu ile alınırlar. Topraktaki selenyum içeriği doğrultusunda bazı bölgelerde alım eksikliği olur. Cilt sağlığı için günlük önerilen minimum miktar 50 - 200 mikrogramdır. En çok kullanılan selenyum tuzu l-selenomethionin'dir. Bu mineralin kullanılmasında mutlaka hekiminize danışmalısınız. 100 mikrogramın üzerindeki yüksek dozlarda toksik ( zarar verici) olabilmektedir. Sadece gereğinde kullanılmalıdır. Özellikle soğan, sarmısak gibi yemeklerimizde sıklıkla kullanılan sebzeler yüksek miktarlarda selenyum içerir. En çok Ton balığında vardır. Ondaki miktar bile 3 konserve kutu balıkta 100 mikrogram kadar yer alır. Bazı araştırıcılar iyi sonuçlar aldığını bildirmektedir.

Cilt kırışıklıkları konusunda içki ve sigaranında çok etkisi vardır. Sigara içerdiği maddeler nedeni ile damarların büzülmesine ve kan akımının azalmasına neden olur. Ciltte tahrişlere ve kurumalara neden olurlar.

Vücuda su alımı da çok önemli bir faktördür, ciltte bulunan hücrelerin su içeriklerin tam olması, yağ ve ter bezlerinin normal fonksiyonları için su çok önemlidir. Doğal olarak cildi nemlendirir. Bir kişinin günde 5 lt. ye yakın miktarda sıvı alması gerekir. Bol bol su içilmesi, tüm sağlık problemlerinde önerilen bir unsur olduğu gibi cildin her türlü sorununuda da çok önemlidir ve etkindir. Dolaşım sisteminin, sağlıklı çalışması cildin de beslenmesi konusunda çok önemlidir. Dolaşımın artması ve düzenli olması, hücrelere daha düzenli besin ve oksijen taşınması demektir. Daha sağlıklı bir vücut için sporda çok önemli bir faktördür. Spor, dolaşım sisteminin sağlıklı fonksiyon görmesini sağlar.

Denegeli bir beslenme, güneşten korunma, spor yapmak ve bol bol su içmek, cilt sağlığı için yapılması gereken en temel davranışlardır.

yaren_76
13-04-2007, 12:11
YAŞ VE CİLT TİPİNİZE GÖRE BAKIM

CİLDİNİZİ hırpalayan pek çok etken var. Sizin üzerinize düşen tek şeyse, güzelliğinizi korumaya çalışmak. Uykusuzluk, hava kirliliği ve stresin cildinize etkileri karşısında, doğru ve sürekli bir cilt bakımı uygulamıyorsanız, cildinizin nemini yitirmesi, kuruması, kırışması ve zamanından önce yaşlanması kaçınılmaz. Bu nedenle 20 yaşından itibaren, cilt bakımına başlamak gerekiyor. Tabii bu bakımın yaş ilerledikçe farklılaşması da şart. Günümüzün modern kadını, artık yüzüne sürdüğü, hatta değdirdiği her ürün konusunda son derece seçici davranmak zorunda.

20'Lİ YAŞLARDA CİLT BAKIMI
Bu yaşlarda cilt güçlü, pürüzsüz ve gergindir. Ama özellikle alın ile burnun ve ağzın yan taraflarında sivilce topluluklarına rastlanır. Genç cildin tek sorunu da budur: Sebum salgıları ve hormonlar henüz düzene girmemiştir. Ölü hücreler ayda 1 kez, yerlerini yenilerine bırakmak üzere, dökülür. Dokular sağlamdır, Vücut tarafından yıkılan kolajen, kolaylıkla tekrar üretilir. Temizlik ve nemlendirme anahtar kelimelerdir. Özellikle sivilce ve siyah noktaların fazla olduğu durumlarda, doğru sabunu kullanmaya özen gösterilmelidir. En sık yapılan hata, cildin yağını fazlasıyla alan bir ürün seçmektir: Böyle bir durumda, sivilceler azalmak yerine artar. Çünkü, cilt yüzeyindeki nem ve yağ tabakası hızla yok olur. Kullanılan kremler, gözeneklerin fazla tıkanmasını önlemek için, hafif olmalıdır. Ayrıca, genç ciltte leke oluşmasına fırsat vermemek için, parfüm içermemelidir.

30'LU YAŞLARDA CİLT BAKIMI Otuzlu yaşlarda birkaç küçük sorun baş gösterir: Göz çevresi, alın ve ağzın kenarlarında, özellikle ışıkta belli olan, ilk kırışıklıklar ortaya çıkar. Yaşlı hücreler, dökülme yeteneklerini kaybeder ve üst derinin kalınlaşmasına neden olurlar. İşte bu yüzden, cilt yüzeyi artık eskisi kadar pürüzsüz değildir. Işık eskisi gibi güzel yansımadığından, cilt yüzeyinde gölge oyunları oluşur. Cilt kıvrımları arasına sızan makyaj malzemeleri de, alerjik reaksiyonlara neden olmaya başlarlar. Esnek lifler ve kolajen eskisi kadar fazla üretilmez. Cildin devamlı hareket halinde olduğu bölgelerde ilk belirgin izler oluşur. Yeterince güçlü olmayan bir cilt, güneş ışınlarından fazlasıyla zarar görür. Bu yaşlarda cilt, ilk zayıflık belirtilerini göstermeye başladığından, zararlı UV ışınları, cildin orta tabakasına kolaylıkla geçebilir. Bunu önlemek için ne mi yapmalı? Ağızdan A, F ve E vitaminleri ile mineral preparatları alınabilir. Dışarıdan yapılacak uygulamalara gelince: Sabahları koruma filtresi içeren kremler, akşamları ise cildi nemlendirip onaran meyve asitlerinden faydalanılabilir. Bu yaşa dek normal ya da karma olan bir cilt, birden kuruyabilir. Hemen uygulamaya geçmeniz gereken strateji, hassas ciltler için hazırlanmış, bileşiminde rahatlatıcı ve dengeleyici maddeler bulunan, özel ürünler kullanmaktır. Özel temizliğin dışında, nemlendirici bir kremle masaj yapılmalıdır.

40'LIYAŞLARDA CİLT BAKIMI 40'ını geçip de 35'inde gösteren kadınlar vardır. Yalnızca şans ya da kalıtım mı? Elbette değil. Cildin yaşlanmasını geciktirmek için yapılabilecek pek çok şey var. Bu yaşlardaki cildin kolajen üretimi giderek azalır. Üst katman hala gücünü korusa da, iç kısımda bulunup, onu destekleyen esnek lifler biraz zayıf düşer. Bu durum, dıştan bakıldığında, yanaklarda ya da çenenin altında çöküntüler şeklinde görülebilir. Bazen de, cilt mat ya da solgun bir görünüm alır. Bunun nedeni, hücre değişiminin yavaşlamasıdır. 40 yaşına gelindiğinde, tıpkı vücutta olduğu gibi, yüzdeki kaslarda da çökmeler görülür. Bu yüzden, her gün ayna önünde yapılacak 5 dakikalık bir yüz jimnastiği de mükemmel sonuç verir. Garip olduğu kadar etkili bir diğer egzersiz de, çubuk şeklinde bir sakızı dişlerin arasına yerleştirip, bu şekilde çiğnemeye çalışmaktır. Bir diğer kurnazlık da, yüzün bir yanı üzerinde uyumaktan kaçınmaktır: Aksi halde, yüzde kolaylıkla kırışıklık oluşabilir. Son olarak, ağızdan alınacak, vitamin ve mineral takviyesine önem vermenizi hatırlatalım.

NEMLENDİRİCİNİZİ YAŞINIZA GÖRE SEÇİN
Nem kaybına uğrayan cilt iki sorunla karşı karşıya kalır: Cildin en üst yüzeyi olan epidermdeki su molekülleri, buharlaşmaya karşısında, koruyucu bariyer görevini yerine getiremez hale gelir. Bitki özlü nemlendiriciler, cildin zayıflayan nem tutma kapasitesini artırır. Dış etkenlere bağlı olarak günlük nem ihtiyacı giderilmemiş olan epidermin bu gereksinimi böylece karşılanır. Amerika'da yapılan araştırmalar, 35 yaş üzerinde olup, nemlendirici krem kullananların kırışıklık şikayetlerinin, kullanmayanlara kıyasla, yüzde 50 azaldığını gösteriyor.
20 - 30 yaş: Bu yaş grubunda, normal veya yağlı cilt yapısına sahip olanlarda da cilt kuruluğu görülebilir. Nem eksikliğini giderecek nitelikteki kremler, cilde nüfuz ederek koruma sağlar. Ayrıca, cildin su dengesini düzelterek cildi canlandırır. Nemlendirici kremlerde bulunan bitkisel konsantrasyon, hücreler tarafından emilir. Bu da cildin en üst yüzeyi olan epiderme esneklik ve rahatlama kazandırır.
30 - 40 yaş: 25 yaşından sonra cildin doğal nemlendirici mekanizması yavaşlamaya başlar. Donuk, nemsiz, elastikiyetten yoksun bir cilt için kullanılacak nemlendirici kremin yumuşatıcı etkisinin yoğun olması gereklidir. Bitkisel lipozomlarla takviye edilmiş nemlendiriciler, 30 yaş ve üzeri ciltleri için idealdir. Bitkisel özlü nemlendiriciler cildin su deposunu uzun süre optimal düzeyde tutarak nemlilik sağlar.
40 - 50 yaş: Giderek daha da kuruyan ve doğal nemini kaybeden cildin, derinlemesine nemlendirilmeye ihtiyacı vardır. Limon, salatalık ve çiçek özlü kremler, cilt hücrelerine nüfuz ettiklerinde en az 8 saat boyunca nemlilik ve esneklik sağlarlar. Bu tür kremlerin kullanılması, cildin nem kazanma sürecini hızlandırır.
50 yaş ve üstü: Yaşın ilerlemesiyle birlikte, kullanılan ilaçlar, geçirilen hastalıklar ve hava kirliliği cilt üzerinde daha belirgin bir etki göstermeye başlar. Bu yaş grubu tarafından kullanılacak nemlendiricilerin, cildi nemlendirmenin yanısıra, onarıcı ve kırışık giderici özelliklerinin de bulunması gereklidir.

Sorunlar ve çözümleri
Hava kirliliği, soğuk ve stres Hemen hemen herkes, yüz bakım ürünlerinin her açıdan doğal olması gerektiğine inanıyor. Belki de bu inanç herkesin gönlünde uyanan çevre korumacılığının bir uzantısı. Çünkü nehirlerin, göllerin, ormanların ve özellikle de soluduğumuz havanın düşmanı olan kirlilik, cilt sağlığımızı da tehdit ediyor. Yapılan pek çok araştırma stres, düzensiz yaşam, sigara dumanı ve çok kuru havaların cildin korunma mekanizmasını öldürdüğünü gösteriyor. Cildin yapı taşlarını yok eden her türlü kirlilik, cildin kırışıp sarkmasına neden oluyor.

Kuproz Açık renk ve hassas cilde sahip olanlar, sık sık, yanaklar, alın, burun ve elmacık kemikleri üzerindeki kızarıklıklardan yakınırlar: Kılcal damarların genişlemesi, aşırı miktarda kanın geçişine neden olur. Yarım saat kadar sonra kaybolacak olan kızarıklık ortaya çıkar. Bu genişleme kalıcı olduğu zaman, kuprozdan söz edilir. Bu durum, kılcal damarlarda kontrol altına alınması gereken bir hassasiyet olduğu anlamına gelir.
1 - Işık ve sıcaklık kaynaklarına, dolayısıyla UV ve kızılötesi ışınlara uzun süre ve direkt olarak maruz kalmayın; kesinlikle alkol ve sigara kullanmayın; yüz temizliği sırasında, çok sıcak su ya da buhar banyosundan kaçının; temizleme sütü yanında, ebegümeci ve papatya gibi ağrı dindirici bitki özlerine dayanan alkolsüz tonik kullanılması uygun olur; UV korumalı kremler ya da çinko oksit bazlı özel koruyucular kullanın.
2 - Eğer sivilce oluşumuna eğilimli bir cildiniz varsa, her sabah, 4 - 5 dakika süresince demlenmeye bıraktığınız yabani çilek çayını için. Papatya, lavanta, ebegümeci, anason çayları da kan dolaşımını kolaylaştırmak ve heyecana dayalı gerilimden kurtulmakta faydalı olabilir.
3 - Makyajın, sivilceli deriyi daha kötü hale getireceği kanısı yanlıştır. Aksine, makyaj cildi dış etkenlerden koruyan bir kalkan işlevi görür.

Kozmetik alerjisi Kozmetikler kolay kolay alerji yapmaz. Ama, normalde zararsız olduğu halde, sizin cildinizin hassasiyet gösterdiği bir madde (renklendirici, koku verici, koruyucu katkı maddeleri) içeriyor olabilirler. Dermatolojik olarak test edilmiş de olsa, hiçbir kozmetik malzeme bu riski tamamen önleyemez. Ürünlerin üzerindeki "hipoalerjenik" ibaresi, alerji riskinin en aza indirildiğini gösterir. Herhangi bir ürüne körükörüne güvenmemek en geçerli kuraldır. Özellikle, cildi hassas olanlar, yalnızca kozmetik seçerken değil, satın aldıklarını saklarken de özen göstermelidirler.
1 - Kutu ve tüpleri sıkıca kapattığınızdan emin olun.
2 - Kozmetiklerinizi aşırı sıcaklık farklarından koruyun.
3 - Kremlere direkt temastan kaçının. Elleriniz yerine minik bir spatula kullanın.
4 - Ürünlerin alerji riski çok yüksek bir bölge olan göz çevresine değmemesine özen gösterin.
5 - Deride uçuk varsa, kozmetik ve makyaj malzemesi kullanmayın. Durum tamamen normale dönmeden bunları tekrar sürmeyin.
6 - Alerjik tepkiden "sorumlu" kozmetiği saptamak için, ilgili bölgede kullandığınız tüm kozmetikleri, günde bir tane olmak üzere, deneyin. Böylece, cildiniz için zararlı kozmetiği belirleyip bunu kullanmaktan kaçınabilirsiniz.
7 - İlk kez kullandığınız bir ürün cildinizin tepki vermesine neden olabilir.
8 - Cildinize sürmüş olduğunuz parfüm veya parfümlü kremler, güneş banyosu sonrasında, ışık hassasiyetine neden olabilir.

Sivilce ve akne tedavisinde anahtar kelime: "temizlik" Akneli cildin görünümünü düzeltmek için ilk adım, temizlik. Yüzün, sabah ve akşam, sıkıştırıcı maddelerle zenginleştirilmiş, çok hassas bir nötr sabunla yıkanması gerekli. Temizleyici seçiminde, cildin yağını fazla almayacak bir malzeme olmasına özen göstermek çok önemli: Aksi takdirde, tersine bir etki görülebilir ve yağ bezleri fazla yağ üretebilir. Cildin aşırı temizlenmesinden kaynaklanan bir tür akne de vardır.

Tedavide genel kurallar:
1 - Cilt toniğiniz çok az alkol içermeli. Antiseptik ve ağrı dindirici maddelerle zenginleştirilmiş olanları tercih edin.
2 - Koruyucu kremler içinde en uygun olanlar, cilde mat bir görünüm veren ve çabuk uçanlar. Bunların içindeki yağlı kısım, deriyle direkt olarak temas etmiyor.
3 - Temizlik maskeleri, cildi rahatlatan ve yağ üretimini azaltan A, E, F vitaminleri ve atkuyruğu, lavanta, adaçayı, biberiye, mercanköşk gibi bitki özleri içermelidir.
4 - Bir estetisyenin belli sıklıkta uygulayacağı derinlemesine temizlik, cildin durumunu kontrol altında tutmaya yardımcı olacaktır.
5 - Akneli cilde makyaj yaparken, özel hazırlanmış ürünler kullanmaya dikkat edilmeli. Örneğin, yağsız bir toz fondöteni kuru bir sünger yardımıyla uygulayabilirsiniz. Sivilcelerin azdığı dönemlerde pek makyaj yapmamanız daha iyi olur.
6 - Bir estetik uzmanı, akne sorununuzu 2 - 3 ayda çözebilir. Uygulanacak tedavi, kozmetik malzemelerle de takviye edilen birkaç ilacın kullanımına dayanıyor. Günümüzde, ilaçların içerdiği retin - A gibi temel aktif maddelerin oranının düşürülmesi, yan etkileri azalttığı gibi, mükemmel sonuç elde edilmekte.

Tahrişe karşı önlem alın
Cilt, genel olarak, havanın, çevrenin ya da kozmetiklerin etkisi yüzünden tahriş olur. Aşındırıcı ürünler (peeling) başta olmak üzere, bazı maddelerin hatalı kullanımı da cildi tahriş edebilir.
1 - Toz, kir ve cildin uzun süre makyajlı kalması tahrişe yol açabilir. Dolayısıyla, makyajın, en geç 10 - 12 saat sonra temizlenmesi yerinde olur.
2 - Mineral yağlar, parfüm ve alkol, hassas ya da herhangi bir rahatsızlığı olan ciltlerde tahrişe neden olabilir.
3 - Boyalar, renk açıcı kremler ve tüy dökücüler tahriş riski en yüksek kozmetikler.
4 - Tahrişe yol açma açısından, bitki özleri ya da doğal maddeler içeren kozmetikler, sentetik olanlardan daha güvenli değil.
5 - Dermatolojik olarak test edilmiş kozmetiklerin cilt tarafından kabul edilmeme olasılığı daha az. Gene de, cildiniz hassassa dikkatli olun.
6 -Kozmetik kullanırken, tahrişin çeşitli faktörlere bağlı olduğunu unutmayın. İşte bunlardan bazıları: Temas türü (Örneğin, şampuanın deriyle temas ettiği süre, deodorantınkinden daha azdır); temas noktası (Göz çevresi gibi bazı bölgeler, daha hassastır); PH değeri (Cilde uygun olanlar, asit özellik taşıyanlardır); uçma (Bazı kozmetikler, havayla temas ettikten sonra bozulup cildi tahriş edebilir).

yaren_76
13-04-2007, 12:15
KURU CİLTLER

Kuru ciltler hassas temizleyicilere ihtiyaç duyar.
Geceleri yüzünüz için yumuşak, sabun içermeyen likit veya krem temizleyiciler ya da "süper yağlı" temizlik barları (kalıp) tercih edin.
Sabahları yüzünüze yalnızca sıcak su çarpın.
Cildiniz ne kadar kuru ise nemlendiriciniz de o kadar su içermelidir.
Gliserin, hiyalüronik asit ya da dimetikon ile formüle edilmiş bir nemlendirici seçin, bunlar nem kaybını geciktirir, daha fazla kurumayı önler.
Ayrıca seçeceğiniz nemlendiricinin mutlaka SPF 15 Güneş Koruma Faktörü içermesine de son derece dikkat edin; kuru ciltler iltihaplanmaya karşı diğer cilt tiplerine oranla daha meyillidir.
Nemlendiricinizi yüzünüz veya vücudunuz henüz nemliyken sürün; böylece nemi "hapsetmiş" olursunuz.
Yağ bazlı fondötenler, allıklar ve pudralar kullanın.
Yağ bazlı makyaj ürünlerinin bu özellikleri ambalajları üzerinde hydrating, nourishing, moisturizing gibi kelimelerle vurgulanmıştır. Ayrıca toz allık yerine krem veya krem-toz allıkları seçin, cildinizi daha düzgün gösterir; toz allıklar çizgi ve kırışıklıkları belirginleştirir.

YAPMAYIN...

Yüzünüzü sert sabunlarla asla yıkamayın.
Pütürlü temizleme ürünleri ve sert yüz fırçaları, eldivenleri veya pedler kullanmayın.

Alkollü toniklerle veya kolonyalı mendilerle cildinizi silmeyin.

YAĞLI CİLTLER
YAPIN...

Yüzünüzü günde iki kez (sabahları ve yatmadan önce) yağlı ciltler için hazırlanmış yağı absorbe eden yumuşak bir likit ya da jel temizleyici ile temizleyin.
Suyu çeken ve tutan (humectant) içerikli nemlendiriciler kullanın. Bu tarz nemlendiriciler yağlı parlaklığa neden olmadan suyu ciltte tutar.
Yağ içermeyen, su bazlı fondötenleri tercih edin. Bir diğer seçenek ise yağı kurutan fondöten ve pudralardır. Bunlar, fazla yağı emerek parlamayı geciktirir. Krem allıklar yerine toz olanları kullanın.
Yağsız bir güneşten koruyucu kullanın. Yağlı ciltli birçok kişi, içerdikleri yağın sivilceleri tetikleyeceğini düşünerek güneşten koruyucu ürünlerden kaçınırlar. Artık yağ içermeyen koruyucular da var. Bunlar, fazladan yağ birikimi yapmadan cildinizi güneşin zararlarından koruyabilirler.

YAPMAYIN...

Yağı kurutmak için sert, deterjan bazlı sabunlar ve alkollü tonikler kullanmayın. Zamanla bu ürünler cildinize zarar verebilir ve zaten fazla aktif olan yağ bezlerinin üretimini teşvik edebilir.
Kakao yağı, temizleme kremi veya lanolin gibi yağlı içeriği olan "süper yağlı" ürünlerden kaçının.

KARMA CİLTLER

YAPIN...

Karma ciltler için formüle edilmiş temizleyiciler seçin. Bu ürünler yanaklar gibi kuru bölgeler için nazik; yağlı olan burun, çene gibi bölgelerde serttirler.
Yapmanız gereken en son şey zaten yağlı olan "T bölge"nizi (alın, burun, çene) daha da yağlı hale getirmektir. Bu yüzden nemlendiriciyi yanaklar gibi yalnızca ihtiyaç duyulan yerlere uygulayın; "T bölgesi"nde kullanmak sivilcelere neden olabilir.

Eğer göz altı bölgeniz kuru ise hassas ciltler için özel olarak hazırlanmış bir göz kremi kullanın. Göz kremleri, gözleri steril tutmaya ve göz enfeksiyonlarını önlemeye yarayan koruyucular içerir.
Su bazlı ve yağsız fondötenleri deneyin. Fondöteni uygulamadan önce yanaklarınız gibi kuru bölgelere nemlendirici sürün.

Yağsız formüle edilmiş bir güneşten koruyucu ürün kullanın.

YAPMAYIN...

Yüzünüzün değişik bölgeleri için farklı temizleyici ve nemlendirici kullanmayın. Bu zaman ve para kaybıdır.

Güneş
13-04-2007, 12:16
hmmm gerçekten ilginç bu konular...ama ne yazıkki ne estetisyenim ne de güzellik uzmanıyım ama bu konularla gereğinden fazla ilgilendiğim kesin..bu bilgilerin bu işi yapmayan benim gibi insanların da faydalanabilir yerleri olduğuna eminim :)

yaren_76
13-04-2007, 12:18
YÜZ TEMİZLİĞİ

Yüz temizliği hem güzellik ve bakımın ilk adımı, hem de hijyenik bir harekettir. Sağlıklı, ışıltılı ve taze bir cilde sahip olmak için yüzü kirlerden, salgılardan ve makyajdan arındırmak vazgeçilmez bir alışkanlık haline gelmelidir. Yüz derisi oldukça ince ve hassastır. Vücudunuza oranla çok daha çabuk bozulur ve yıpranır. İyi bir temizlik, yaşınız ve cilt tipiniz ne olursa olsun cilt güzelliğinizi korumak için ilk ve en önemli etaptır.
Zamanınız ne kadar kısıtlı olursa olsun, cildinize ayıracağınız beş dakika ilerde size yıllar olarak geri dönecektir.

Neden?
Günlük makyaj temizliği cildinizin ışıltısı ve tazeliği için vazgeçilmez bir etaptır. Kolayca ve kısa sürede yapılan bu işlem cilde sağlık, canlılık verdiği gibi, dış etkenlere karşı kendini korumasına da yardımcı olur. Sabah ve akşam temizlenmeyen bir cilt donuklaşacak, hassaslaşacak ve dıştan gelen etkilere karşı dayanıksız olacaktır. Günlük cilt temizliği cildin fizyolojik dengesini koruması açısından son derece önemlidir.

Ne zaman?
Günde iki kez: sabah ve akşam.
-Sabah: gece boyunca biriken sebum ve atıklardan cildi temizlemek için.
-Akşam: makyaj artıklarından ve gün boyu cilt üzerinde birikmiş olan kir ve tozlardan cildi temizlemek için.

Nasıl?
İhtiyaç ve eğilimlerinize uygun yapıda ve ambalajda pek çok temizleyici ürün çeşidi vardır: süt ve losyonlar, jeller, yağlar, makyaj temizleyici mendiller gibi. Bu temizleyicilerin büyük çoğunluğu içeriklerinde bulunan pek çok aktif madde sayesinde cilt bakımı yapma, tahrişi, kızarıklıkları, kırışıklıkları engelleyip, cildi yatıştırma özelliklerine de sahiptir.


günlük temizleyiciler


Su
Suyla temastan hoşlanıyorsanız, su ile durulanabilen bir jel veya köpüklü krem kullanın. Musluk suyu, çok temiz de olsa, tek başına kir ve makyaj artıklarını çıkarmaya yeterli değildir. Yüzünüzü durularken ılık su kullanın; ılık su cilt ısınıza daha yakın olduğu için temizleyicilerin yağ ve kirleri daha iyi eritmesine yardımcı olur. Yüzünüzü ılık su ile iyice duruladıktan sonra soğuk su uygulayın, böylece gözenekleriniz sıkılaşacak ve cildinize canlılık gelecektir. Cildinizi temizledikten hemen sonra kurulayın. Su buharlaşmaya başlayınca cildinizi nemsiz bırakabilir.

Sabun
Klasik sabunlar cildi kuruttukları için genellikle önerilmez. Kurumuş bir cilt dayanıksızlaşır, tahriş ve çizgi oluşumuna meyilli bir hale gelir. Bu nedenle sabunsuz temizleyicileri tercih edin.

Jel
Hafif yapıda oldukları için, özellikle karma ve yağlı ciltler için uygundur. Cildi yıpratmadan ve kurutmadan derinlemesine temizlerler. Bazılarında yatıştırıcı ve anti-bakteriyel aktifler de bulunur. İdeal uygulama yöntemi, küçük ve yuvarlak formda bir yüz fırçası* ile uygulamaktır: fırçayı ıslatın, fazla suyunu silkeleyerek atın, fındık büyüklüğünde bir parça jeli fırçanın üzerine koyun ve tüm yüzünüze küçük ve dairesel hareketlerle uygulayın.
Dikkat: Yüzünüzde sivilceler varsa fırça yerine parmaklarınızı kullanın. Fırça sivilcelerinizin dağılmasına neden olabilir.
*Yüz fırçanız yoksa eşinizin veya babanızın kullanmadığı bir tıraş fırçasını temizleyip hijyenik hale getirdikten sonra yüz fırçası olarak kullanabilirsiniz.

Krem
Hassas ve kuru ciltlere daha uygundur. Besleyici ve yumuşatıcı aktifler içerdikleri için kıvamları koyudur. Aynı zamanda yatıştırıcı ve kızarıklık önleyici aktifler de içeren temizleyici kremler, kuru ciltlere konfor ve rahatlık sağlar.

Makyaj çıkarıcı su
Hiç makyaj yapmayanlar veya çok hafif yapanlar için idealdir. Alkolsüz ve renksizdirler; yapıları çok hafiftir, her cilt tipine ve cildin pH oranına uygundur. Durulama gerektirmeden bir pamuk ile yüze ve boyuna uygulamak yeterlidir. Temizleyici ve yatıştırıcı bitkisel özlerle zenginleştirildikleri için cilde sıkılık, güç ve ışıltı verirler.

Makyaj çıkarıcı süt
Yoğun makyajları cildi yıpratmadan çıkarmakta çok etkilidir. Cilt tiplerine uygun değişik içeriklerde olanları vardır. Akıcı yapısı sayesinde yumuşak bir temizlik sağlar. Yüz ve boynunuza bir pamukla veya parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz. Sonrasında süt artıklarını temizlemek için tonik uygulayın.

Makyaj çıkarıcı yağ
Yoğun ve suya dayanıklı makyaj yapanlar için uygundur. Dayanıklılığı yüksek ve yağlı rujları, suya dayanıklı rimelleri tam anlamıyla çıkaran yegane temizleyicilerdir. Adları "yağ" olsa da yağsız ve her cilt tipine uygundurlar. Nemsizliği önlerler. Genellikle öz yağlarla, anti-age aktiflerle ve yatıştırıcı ajanlarla zenginleştirilmişlerdir. Cilde satenimsi bir görünüm ve yumuşak bir dokunuş kazandırırlar.

Makyaj çıkarıcı mendiller
Hafif makyaj yapanlar ve zamanı az olanlar için idealdir. Temizleyici ajanlarla nemlendirilmiş ve alkolsüz olan bu mendiller göz dahil, yüz ve boyundaki makyajı hızla ve yumuşaklıkla çıkarır. Özellikle yolculuklarda son derece pratiktir. Pek çok çeşidi vardır: kuru ciltler için kremli olanlar, hassas ciltler için yatıştırıcı olanlar, nemlendiricililer vb.
Dikkat: Kullandıktan sonra kurumamaları için kutuyu veya paketi sıkıca geri kapatın.


küçük ipuçları


Göz makyajını temizlemek

1- Pamuğunuzu göz makyajı temizleyiciniz ile ıslatın. Gözlerinizi kapatın. Yavaş ve hafifçe kirpik köklerinizden uçlara doğru rimelinizi çıkarın. Kirpiklerinizin rimelden tamamen arındığından emin olduktan sonra, üst göz kapağınızı içten dışa doğru temizleyin. Makyajınızı süt veya yağ ile çıkardıysanız suyla durulayın.
2– Göz makyajınızı temizlerken sert ve yıpratıcı hareketlerden kaçının. Göz çevresindeki deri çok ince ve hassastır; kolaylıkla tahriş olur ve kırışabilir.
3– Göz makyajınızı tamamen temizleyip duruladıktan sonra bir kağıt mendil veya yumuşak bir havluyla iyice kurulayın. Islak kalmış bir cilt nemsizliğe neden olur.

Tonik
Bazı temizleyicilerden sonra cilde tonik uygulamak gerekir. Tonikler cilt tiplerine göre farklı hazırlanmıştır. Temizleyici artıklarını alır, gözenekleri sıkılaştırır.

Şampuan
Duş veya banyo sırasında yüzünüzü şampuan ile yıkamayın. Şampuanlar yüz derisi için yıpratıcı olabilecek temizleyici ajanlar içerir.

yaren_76
13-04-2007, 12:24
DERİNLEMESİNE TEMİZLİK
Neden?


Cildimiz, alttan üste doğru, sürekli olarak, ölü hücrelerle kaplanır. Ölü hücreler üst derinin kalınlaşmasına, gözeneklerin iyi oksijen alamamasına ve tenimizin donuklaşmasına neden olur. Cildi ölü hücrelerden arındırma işlemi, tene sağlık, şeffaflık ve ışıltı kazandırır; pürüzleri azaltır. Cildi yenilemek, cilt esnekliğini ve gençliğini korumak için de kaçınılmaz bir uygulamadır.

Ne zaman?

Normal, karma ve yağlı ciltler: haftada 1 ilâ 2 kez.
Hassas ve kuru ciltler: 15 günde 1 kez.

Nasıl?

Cildi derinlemesine temizleyen ürünleri 2 gruba ayırabiliriz: arındırıcı ürünler ve arıtıcı maskeler.


derin temizleyiciler



Arındırıcı ürünler

Arındırıcı ürünler küçük tanecikli, kremden daha akışkan veya jel yapıda ürünlerdir. Cildi ölü hücrelerden arındırmanın, sağlıklı ve net bir görünüm vermenin en kolay ve etkili yoludur.
Etkili bir derinlemesine temizlik için uygulama oldukça önemlidir:
1- Arındırıcı ürünü kullanmadan önce, gözeneklerinizin açılması için yüzünüzü 5 -10 dakika kadar su buharına tutun. Böyle bir olanağınız yoksa cildinizi ılık suyla nemlendirin.
2 – Az miktarda ürünü avucunuzun içinde ısıttıktan sonra, göz ve dudak çevreniz hariç tüm yüzünüze sürün. 1 ila 2 dakika dairesel hareketlerle ovuşturmadan yayın. Alın, burun kenarları ve çene üzerinde ısrarcı olun.
3- Ilık su ile durulayıp, tonik uygulayın.
Küçük bir not: Arındırıcı üründen sonra arıtıcı bir maske uygularsanız daha etkili bir sonuç alırsınız.

Arıtıcı maskeler

Arıtıcı maskeler içeriklerinde bulunan temel aktifler doğrultusunda etki gösterir: temizler, arındırır, gözenekleri sıkılaştırır ve cildi günlük bakımlara hazırlar. Yağlı ciltler için hazırlanmış olanları cildi temizlemenin yanı sıra sebum salgısını da dengeleyerek siyah nokta ve sivilce oluşumunu engeller.
Uygulama:
1- Varsa makyajınızı çıkarın, cildinizi iyice temizleyip, kurulayın.
2– Göz ve dudak çevreniz hariç tüm yüzünüze kalın bir tabaka halinde arıtıcı maskenizi uygulayın.
3- Maskeyi kullanma talimatında önerilen süre kadar yüzünüzde tutun. Daha sonra ılık su ile durulayın.
4– Maskeden sonra mutlaka tonik uygulayın. Bir pamuk parçasını cilt tipinize uygun bir tonik ile ıslatın ve tüm yüzünüzü silin. Tonik hem gözeneklerinizi sıkılaştıracak hem de maskenin artıklarını temizleyecektir.


küçük ipuçları



Maskeli banyo

Yüzünüzde maske ile banyonuzu sıcak suyla doldurup keyif yaparsanız, maskenizin etkisi de artar: sıcaklık aktiflerin cilde nüfuzunu artırır.

Tonik

Toniğinizi önceden buzdolabına koyup soğutur ve öyle uygularsanız cildiniz daha canlı bir görünüm alır.

Bronzluk

Güneşlenmeden önce cildinizi derinlemesine temizlerseniz, daha kalıcı ve eşit bir bronzluk elde edersiniz.

yaren_76
13-04-2007, 13:22
GÜZEL BİR CİLDİN SIRLARI
Gereksinimleri doğru olarak karşılanan her cilt güzeldir!
Aşağıdaki testi uygulayarak cildinizin temel ihtiyaçlarına uygun bakımlara ulaşıp, güzel ve sağlıklı bir cilde sahip olabilirsiniz.
Ama unutmayın, cildinizin tipi ne olursa olsun, onun en temel ihtiyacı iyi nemlendirilmesidir; elbette cilt tipinize uygun bir nemlendiriciyle...

CİLDİNİZ GERİLİYORMU?SIK SIK:Cildiniz hassas ve genellikle kuru. Gerilme hissi nemsizlik belirtisidir. Cildinizi nemlendirin ve bol bol su için.

HER ZAMAN:Cildinize dikkat! Çok hassas ve nemsiz. Gece ve gündüz hem nemlendirici hem besleyici bakımlar uygulayın.

HİÇ BİR ZAMAN:Cildinizin nem oranı yeterli. Nemlendirici uygulamaya devam edin.

CİLDİNİZ PARLIYORMU?

SADECE ORTA KISIMLAR:Cildiniz parlamaya meyilli. Yüzünüzün orta kısımlarındaki (T bölgesi) sebum fazlasını gidermek için (sadece bu bölgede) hafif içerikli matlaştırıcılar kullanın.

ÇOK AZ BİR KISIM:Cildiniz oldukça mat.

YÜZÜMÜN HER YERİ:Cildiniz yağ bezlerinin gereğinden fazla çalışması nedeniyle parlıyor. Matlaştırıcı kremler kullanarak bu durumu dengeleyin.

CİLDİNİZDE SİVİLCE VEYA SİYAH NOKTA OLUYORMU?
ARA SIRA:Siyah noktalar burun, alın, çene gibi yüzün en yağlı bölgelerinde oluşur. Siyah renkte olmalarının nedeni cildin doğal pigmenti olan melanindir. Cildinizde ara sıra sivilce oluşmasının nedeni yaşadığınız hormonal değişimler olabilir. Cildinizi iyice temizleyin, ayda 2 kez temizleyici maske uygulayın.

SIK SIK:Siyah noktalar burun, alın, çene gibi yüzün en yağlı bölgelerinde oluşur. Siyah renkte olmalarının nedeni cildin doğal pigmenti olan melanindir. Cildinizi iyice temizleyin, temizleyici maske uygulayın ve çok yağlı yiyecekler yemeyin.

HİÇ BİR ZAMAN:Pürüzsüz, net bir cildiniz var. Yine de sivilce oluşumunu engellemek için temiz tutun ve ayda 1 kez temizleyici maske uygulayın.


CİLDİNİZ GENELLİKLE DONUK:Cildinizdeki ışıltı ve canlılık eksikliğinin nedeni oksitlenmedir. Stresten ve sigaradan uzak durun. Cildinizin bol oksijen alabilmesi için temizleyici maskeler kullanarak ölü hücrelerden arındırın ve bol bol C vitamini içeren yiyecekler tüketin.

YORGUN:
Yorgunluk cildin ışıltı ve canlılığını alır oksitlenmesine neden olur. Dinlenin, stres ve sigaradan uzak durun. Cildinizin bol oksijen alabilmesi için temizleyici maskeler kullanarak ölü hücrelerden arındırın ve bol bol C vitamini içeren yiyecekler tüketin.

NORMAL:
Cildiniz net ve enerji dolu! Besleyici ve koruyucu bakımlara devam edin.

yaren_76
13-04-2007, 13:35
CİLT ÇATLAKLARI

Çatlaklar, cildin aşırı gerilmesi sonucu derideki elastik dokunun kırılması ile oluşuyor. Başlangıçta kırmızı ile mor arası bir renkte olan büyüklü, küçüklü bu çizikler zamanla sedefli beyaz bir renge dönüşüyor.
En çok, karın, kalça, baldırlar ve göğüslerde görülen çatlakların oluşumuna önemli kilo değişimleri, hamilelik gibi durumlar neden oluyor

Peki, neden her hamile kadında ya da her kilo alıp-vermiş kadında görülmüyor? İşte bu konuda pek eşit değiliz. Cilt yapımız oluşum olasılığında çok


etkili; kimi ciltler diğerlerine göre daha dayanıksız olabiliyor. Örneğin, çok açık renkli ciltler çatlak oluşumuna daha yatkın.

Ne yazık ki, oluşan çatlakları yok edecek mucize bir reçete yok; kalıcılar. Ama, oluşumlarını ısrarlı bir bakımla engellemek mümkün.

İşte yolları:

Cildinizi her gün bir kremle nemlendirin. Kremler hem çatlamaya karşı cilde gereksinim duyduğu suyu verecek hem de cildin esneme kapasitesini artıracaktır.

Bol, bol su için.

A, E ve C vitaminleri yönünden zengin yiyeceklerle beslenin.

Spor yapın.

Kısa süreler içinde kilo alıp vermemeye çalışın.

Hamileyseniz, kilonuzu doktorunuzun önerdiği sınırlar içinde tutmaya özen
gösterin.
************************************************** ***
NORMAL CİLT ÇİZGİLİ CİLT


4501 4502
kollajen liflerinde kesinti

Cilt, üst üste sıralanmış 3 katmandan oluşmaktadır: epiderm, derm ve hipoderm. Derm, gerçek bir yorganı andırır. İçerdiği lifler sayesinde, cildin temel çatısını oluşturur. Demet şeklindeki kollajen lifleri, cildin dayanıklılığını, diriliğini ve yapısal bütünlüğünü sağlar. Daha ince olan elastin lifleri, kollajen lifleriyle birlikte gerçek bir ağ oluşturur ve cildin elastikiyetinde önemli bir rol oynar. Eğer kollajen ağları düzensizleşir ve elastik lifler koparsa, cildi sıkılaştıran tüm yapı yıkılır ve cilt, yaraya benzer çizgili bir hal alır.

yaren_76
13-04-2007, 13:37
AKNE ve SİVİLCELER

Güneşin kurutucu etkisi ve iyotlu deniz suyu yazın akneyi aklımızdan çıkarır. Ama sonbahar ve kış, aknenin çoğaldığı dönemlerdir. Pek çok şey aknenin türüne bağlı olsa da, ultraviyole ışınlarının etkisi cildi kurutup, yağ üretimini düzenliyor. Bu yüzden sonbahar ve kış aylarında da solaryuma girerek aynı etkiyi yaratabiliriz. Gençlerde görülen akne, ergenliğin ilk dönemlerinde, vücutta gelişim ve değişimler başladığı sırada ortaya çıkıyor. Bu durum, bir dizi hormonal dengesizliğe bağlı. Doğal olarak bu gibi hormon dengesizlikleri yetişkinlerde de görülebiliyor. Örneğin, adet döneminde ortaya çıkan sivilceler bu tür bir dengesizlik sonucudur. Diğer bazı durumlarda ise, akne oluşumu, kortizon ya da B12 vitamini içeren ilaçlar, ya da dışarıdan uygulanan vazelin preparatları ve bitkisel yağların uzun süreli kullanımına bağlı.

TEMİZLİK NASIL OLMALI? Cilt temizliği, sabahları derinin salgılarını harekete geçirmek; akşamları ise, gözeneklerde birikmiş kir zerreciklerinden kurtulmak için mutlaka yapılmalı. Cildinizin haftada 2-3 kez, tüm yağ kalıntılarını alacak bir maskeye de ihtiyacı vardır. Aynı zamanda cildi derinlemesine nemlendiren bir maske seçmeye özen gösterin.

10 DAKİKALIK BİR BUHAR BANYOSU Haftada 1 kez, buhar banyosu hazırlayın: Gözeneklerin genişlemesini sağlayacağından, siyah noktalardan kurtulmanız kolaylaşacaktır. Başınızın üzerine bir havlu örterek, yarıya kadar kaynar su doldurduğunuz bir tencerenin üzerine eğilin. 10 dakika sonra, yüzünüzü kurulayın ve siyah noktaları sıkın. Bu işlemi yaparken, ellerinizin temiz olmasına dikkat edin. Parmak uçlarınıza sargı bezi sarıp noktaları sıkabilirsiniz. Ama sıkmakta zorlanırsanız fazla üstelemeyin. Cildiniz tamamen kuruduğunda tekrar buhara tutun. İşlem sona erdiğinde yüzünüzü bir tonikle dezenfekte edin.

HERKES İÇİN GEÇERLİ ÖNERİLER Gençler arasında özellikle yaygın olan bu problemin çözümünde, cilt tipleri farklı olduğundan, kızların ve erkeklerin uygulaması gereken kürler de farklı. Ancak yine de, her iki cinsin de uyması gereken bazı kurallar var.

1. Doğru ve hijyenik temizlik: Cildi fazla hırpalamadan düzenli olarak yıkayın. Cildi fazla kurutmamak için pH değeri derinin doğal pH'ına yakın (5.5 civarında) bir temizleyici kullanılmalı. Daha da derinlemesine bir temizlik isteniyorsa, her 3-4 günde bir, gözeneklerde biriken yağ ve tozu alan kil maskesi uygulanabilir.

2. Beslenmeye dikkat: Çikolata ve şarküteri ürünleri sivilce yapar görüşü, çok yaygın fakat çürütülmüş bir iddia. Son araştırmalar, beslenmenin akne üzerinde doğrudan etkisi olmadığını gösterse de, üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var: Meyve ve sebze açısından zengin, sağlıklı beslenme cildin en önemli dostu.

3. İyi dinlenin: En iyi güzellik kürü uyku. Stresten uzak bir ortamda dinlenebilmek çok önemli. Özellikle gecede en az 7-8 saat uyumak şart. Uykunun hormonal aktiviteyi düzenlediği herkesçe biliniyor.

4. Ellerinizi yüzünüzden çekin: Cilde zarar vermeksizin yok edilebilecek siyah noktalardan farklı olarak, kançıbanları asla sıkılmamalı. Aksi halde, iltihaplı enfeksiyon, ardında bir yara ve iz bırakarak yayılabilir.

5. Uzmana görünün: Kış gelip de akneler belirmeden önce mutlaka dermatologunuzla görüşün. Çünkü, yaz aylarında kuruyup hassaslaşan cildiniz, tatil öncesinde uyguladığınız akne tedavisini tekrarlamanızdan zarar görebilir.

6. Bitki çayları da işe yarıyor: Her gün organizmayı temizleme özelliği taşıyan bir bitki çayı içmek cildinize faydalı olacaktır. Özellikle ıhlamur ve rezene içeren çayların çok yararını görürsünüz.

KIZLAR İÇİN BAKIM

Pudra ve allıktan uzak durun: Cildi çabuk sivilcelenenler makyaj yapmaktan vazgeçmeli. Tabii biraz rimel ve bir parça ruja değil sözümüz. Herşeyden önce, hijyenik nedenlerle allık ve pudra kullanmaktan vazgeçmeli: Zaten aşırı salgılanan yağ ile dolmuş gözenekler, makyaj malzemeleri kullanılınca iyice tıkanıyor. Bunun yanında, estetik bir neden de var: Makyaj, kusurları gizlemek yerine çoğu kez daha da belirginleştiriyor.

Az yağlı bir fondöten seçin. Makyajsız yapamayanlar hafif bir fondöten kullanabilir. Ancak, yağlı ciltler için özel olarak geliştirilmiş, siyah nokta oluşumuna neden olmayan (gözeneklerde birikecek madde içermeyen) bir malzeme seçilmeli.

Akne ve aşırı kıllanma: Akne yanında aşırı kıllanmadan da şikayet eden genç kızlar, antiandrojen hormonlar içeren doğum kontrol haplarından faydalanabilir. Ancak bu hapların 16 yaşın altındakilerce alınması sakıncalı olacaktır.

ERKEKLER İÇİN BAKIM

Hijyene daha fazla özen: Ergenlik çağındaki erkekler, katıldıkları sportif faaliyetlerin yoğunluğu yüzünden, yaşıtları olan kızlardan daha fazla terlerler. Bu bakımdan, hijyene özel bir önem vermeleri şarttır. Terlemenin ardından yüzün mutlaka yıkanması ve akneye karşı dezenfektan uygulanması gerekli.

Erkeklere özel kozmetikler: Bazı ilaç firmaları, akne tedavisi ilaçlarında, kızlar ve erkekler için ayrı formüller uyguluyor. Genç kızlara uygun olan ilaçlar daha hafif. Erkeklerin kendileri için hazırlanmış formülleri kullanmaları daha iyi sonuç veriyor.

Sık sık tıraş olun: Sakal uzamaya başladığında, kıllar, akne iltihabının artmasına neden olabiliyor. Bu yüzden sık sık tıraş olmak gerekli.

Tıraş sonrası bakım: Kullandığınız after shave parfüm içermemeli. Akneli cilt, after shavelerin içerdiği alkole karşı oldukça duyarlı. Akne kremlerinde az miktarda bulunan alkol, cildin pul pul dökülmesine ve kurumaya neden olabilir. En iyisi alkolsüz tonikleri tercih etmek.

Akne artık sorun değil

Aknelerin ilginç bir öyküsü var. Genellikle ergenlik çağındaki erkek ve kızların yüzleri sivilcelerle doluyor. Özellikle de delikanlı adayları tam karşı cinse ilgi duymaya başladıkları dönemde yüzlerinde beliren sivilceler yüzünden sıkıntı çekiyorlar. Ergenlik çağı sivilcelerine o dönemde vücuttaki hormon dengelerinin değişmesi neden oluyor. Akneler, yetişkinlerin de de en büyük sorunlarından biri. Yüzde, boyunda, omuzlarda ve sırtta çıkan sivilcelerden kurtulmak elbette mümkün.

Aknelerin oluşmasında yağlı cilt ve bakteriler etkili. Bu nedenle, aknelerden yakınan bir kişinin öncelikle hayvansal yağlardan uzak durması gerek. Bu arada bağışıklık sistemini güçlendiren yiyeceklere ağırlık vermeli. Yağ ve şeker miktarı fazla olan hazır yiyecekler, akneleri çok iyi besler. Derinin doğal koruyucu yağı olarak bilinen sebumun üretimini azaltır. Çikolata, dondurma, sosis ve dondurulmuş hazır et yemekleri aknelerden yakınan kişiler için zararlı. Buna karşılık bol bol yeşil sebze ve narenciye türü meyveler yenmeli. E vitamini alabilmek için de sıvı yağlar kullanılmalı.

Hormon dengesi

Aknelerin hormon dengesizliğinin bir sonucu olduğunu belirtmiştik. Vücuttaki hormon dengesini düzene sokmak için her gün lahana yenmeli. Bu sebze ayrıca bakterileri öldüren sülfür içerdiği için de aknelere karşı güçlü bir savunma silahı sayılıyor. Mango, kiwi ve ananas gibi tropikal bölge meyveleri de çok yararlı. Tuz katılmamış sebze suları, çiğ meyve ve sebzeler ve salatalarla beslenilmeli. Akne ciddi bir sorun olursa mutlaka bir deri uzmanına baş vurulmalı. Ancak gerekli önlemler alınırsa, aknelerden doktor tedavisine gerek kalmadan kurtulmak mümkün.

Tedavi mümkün

Cilt uzmanları, aknelerin her zaman tedavi edilebileceği kanısındalar. Aknelere karşı kullanılan antibiyotikler yararlı oluyor. Ancak rasgele bir antibiyotik kullanmak yanlış. Cilt uzmanının önereceği antibiyotikler etkili olur. Ayrıca cilt uzmanları, hormon ve A vitamini alınmasını önerebilirler. Yiyeceklerin aknelerin kesin nedeni oldukları iddia edilemez. Ama çikolata yedikten sonra yüzde sivilceler çıkarsa, yiyeceklerin de akne nedenleri arasında sayılması gerektiği söylenebilir.

Sizi aynalara küstüren o minik sivilcelere savaş açın. Pahalı kozmetik ürünleriyle değil basit önlemlerle bu sorundan kurtulun. Doğru önlemleri alırsanız, o sivilcelerden eser kalmayacak.

Savaşa başlayın

Aknelere karşı savaş açıldığı zaman şunlara dikkat edilmeli:

Her gün 500 mcg A vitamini alınmalı. Kızlarda Adet öncesinde ortaya çıkan aknelere karşı da adet kanamaları başlamadan 10 gün önce, her gün düzenli olarak 50 mg B6 vitamini alınması doğru olur. Bu arada cildi çay ağacı yağıyla temizlemeli ayrıca bir kase yoğurda bir çay kaşığı deniz tuzu ilave ederek bu karışım cilde sürülmeli. Banyodan ya da duştan sonra vücut sırt fırçası ya da keseyle temizlenmeli. Güneşin zararlarından söz ediliyor ama aknelere karşı güneş banyosunun son derece yararlı olduğunu belirtelim. Güneşteki mor ötesi ışınların akneleri yok ettiği biliniyor.

yaren_76
13-04-2007, 21:37
SELÜLİT

Selülit derinin alt tabakasında, yağ dokusunun hemen çevresinde oluşan ve derinin üst bölümünde pütür pütür görüntü bırakan bir hastalıktır. Kadınların korkulu rüyası olan ve bir güzellik kusuru olarak kabul edilen selülite karşı önlemler alınmalıdır.

BESLENME

Beslenme ne kadar fazla tek yönlü olursa, selülite o kadar çabuk aday olursunuz. Özellikle de fast fooda ve hazır yemeklere karşı olan eğilimimiz dokuları kötü yönde etkiliyor.Hayvansal yağlar, şeker ve tuz da en kötü düşmanlarımız. Bunlar yağ hücrelerini şişiriyorlar, dokularda su yapıyorlar ve vücudun atıklardan temizlenmesini önlüyorlar. Özellikle de yağlar doyma hissini büyük ölçüde etkiliyor. Örneğin, mayonezli patates salatası veya kızartması yerken "doydum" sinyali karbonhidratlı bir öğünden (örneğin spagetti) çok daha geç gelir. Sonuçta daha fazla yeriz ve dokulardaki yağ depolarını aşırı derecede besleriz. Hücreler şekilsiz bir kütle haline gelir ve on kat daha büyür. Bu nedenle yemek listenizde taze, yağsız ve besleyici maddeleri fazla olan yiyecekler bulunmalıdır. Meyve, sebze, kepek, çavdar ürünleri ve baklagiller gibi. Bu besinlerde bir yanda dokuları atık maddelerden temizleyen, öte yanda hücrelere besleyici maddelerin naklini çabuklaştıran fazla miktarda potasyum vardır. Portakal, muz, karpuz, avokado, havuç, şalgam, fasülye, bezelye ve patates fazla miktarda potasyum içerirler.

BAKIM

Günümüzün yeni antiselülit kremleri deriye hemen giriyor ve doğrudan doğruya yağ hücrelerini etkiliyor. Etkili maddelerin bazıları yağ depolarını bloke eder, bir kısmı trafik polisi gibi etki yapar, yağ alımını ve naklini ayarlar. Baş aktörlerin biri de kafeindir. Kafein yağıayrıştıran enzimleri harekete geçirir ve bununla birlikte lenf akışını kolaylaştırır. Su en iyi temizleyici maddedir. Bol su içmek dokuları zehirli ve atık maddelerden temizler. Ayrıca kalsiyum, potasyum, demir ve magnezyum gibi maddeler dokuları sıkılaştırırlar. Bunların etkisini dışarıdan kullanılan antiselülit ürünleri kuvvetlendirir. Aynı zamanda vücudun atıklardan temizlenmesinde de etkili olur.

MASAJ

Selülitte özellikle de etkili olan insanın kendi yaptığı drenajdır. Bu nedenle kendi kendinize şu masajı yapın: Masaja okşama hareketleriyle başlayın. Üst uyluklara önce bir, sonra iki elinizle yumuşak bir şekilde aşağıdan yukarı doğru kalçalarınıza kadar masaj yapın. Daha sonra derinizi sıkıştırmadan baş ve işaret parmaklarınızın arasına alın ve yoğurur gibi masaj yapın ve bu arada dizlerin iç tarafını unutmayın. Antiselülit kremlerinin dokulara etkisi, daha önce masaj yapıldığı takdirde iki kat daha fazla olur. Nedeni, lenf ve kanın harekete geçmesidir.

DURUŞ

Yüksek topuklar, yanlış yürüme hareketleri, kambur oturma... Bunlar selülite yol açan nedenlerdir. Çünkü bu saydıklarımız toplardamarlarda ve lenf damarlarında kanın geriye doğru akışını olumsuz yönde etkilerler.Özellikle de yanlış bir oturma şeklinde iç organlar sıkışır. Sonuçta zehirli maddeler vücuttan o kadar çabuk çıkmaz ve atık maddeler dokularda toplanır. Ve deri gevşer, çukurlar oluşur. Bu nedenle her zaman şunu düşünün: Karın içeri, göğüsler dışarı. Dik durma vücudu uzatır ve daha zayıf görünürsünüz. Oturuş için de aynı şey geçerlidir: Duruş hatalarını bilinçli olarak dengelemek için sırt egzersizlerinin yararı vardır. Haftada iki kere jogging ve bisiklete binmeyle buna yardımcı olun.

ENZİMLER

Enzimler tam bir yağ yiyicidirler. Bu enzimler elmada vardır ve yiyeceklerin hiçbir engelle karşılaşmadan değerlendirilmesini ve nakledilmesini sağlarlar. Böylelikle yağ depolarında daha az birikirler. Elmayı iyice çiğneyin, çünkü enzimlerin faaliyeti ağızda başlar.

UZMAN YARDIMIYLA TEDAVİ

Çeşitli etkili yöntemlerle selülit artık kesinlikle tedavi ediliyor. Selülit tedavisinin tıbbii tedavi şekilleri

· Tıbbi masajlar : Selülit tedavisinin en önemli ayağı masajdır. Çünkü masaj kan ve lenf dolaşımını harekete geçirir ve dokuların taze oksijen ile dolmasını sağlar. Selülit tedavisinde etkili olan iki tür masaj vardır. Dolaşım masajları: Kan ve lenfatik dolaşıma yöneliktir. Bu masaj deri altı kan dolaşımını aktive ederek, dokunun canlanmasını sağlar. Lenfatik drenaj masajları: Bu masajlar özellikle lenf dolaşımı üzerinde etkilidir. Masajın, hem elle, hem de aletle uygulanan şekilleri vardır. Elle olan daha yüzeysel olurken, aletli masajın derinlemesine bir etkisi vardır. Her iki masaj sonunda hücrelere bolca oksijen gider ve toksinlerin vücuttan atılması kolaylaşır.

· Akupunktur: Organizmanın değişik fonksiyonlarının hepsinin kumandası kulakta bulunur. Akupunktur ile bu fonksiyonlar harekete geçirilir. Bu fonksiyonların arasında su birikmesine neden olanlar da aktive edilir.

· Ozon terapi-Ozon banyosu: Ozon terapi, hücre oksijenlenmesini baz alarak, başarılı bir şekilde selülit tedavisinde de uygulanır. Artıklarla dolu olan selülit hücrelerini oksijen ile temizlemeye yönelik bir programdır. Ozon terapi bir kabın içerisinde gerçekleşir. Bu sırada ozon buharın epiderm tabakaya kadar girip o bölgenin oksijen ile dolmasını sağlayarak, dokusal kan dolaşımını aktive eder.

· Lazer terapi: Lazer terapi ikiye ayrılır; soğuk lazer ve sıcak lazer. Soğuk lazer, helyum neon lazer olarak da anılır, selülitli bölgedeki hücreler üzerine uygulanır. Lazer, burada hücreleri geçerek değişimleri hızlandırıp, o bölgede su tutulmasını engeller. Sıcak lazer, selülitin oluştuğu hareketsiz bölgeye uygulanarak, orada bulunan dokuların dolaşımını sağlar.

· Ultrason: Kadındaki hemen hemen farkedilemeyecek kadar küçük yağları bile derinliğine yakalayıp, parçalamayı başarır. Daha fazla yağlanmanın olduğu bölgelerde de daha derine gidilerek lenfleri uyarır ve yine parçalar.

· Basınç terapisi: Bu metodda bacaklar sarılır. Hava basıncı ile çalışan bir odaya girilir. Çok dikkatlice yavaş yavaş, hava basıncı azaltılır. Bununla da lenfatik dolaşım ve kan dolaşımı harekete geçer. Tabi burada önemli olan kişiye özel bir programlama yaparak, herkesin ihtiyaçlarına uygun bir tedavi uygulamaktır.

· Mezoterapi: Bu yöntemde, sıvı haldeki ilaçların şırınga darbeleriyle uygulanması esastır. Daha yeni bir versiyonu da homeopati yöntemini kullanarak, tahmin sistemini çalıştırmak ve öngörüden yararlanarak uygulama yapmaktır. Hiç yan etkisi olmayan naturel maddelerden faydalanılır. Bu yöntem, kan toplanmalarını da önler.

· Lipoelektro: Bu, uzun iğnelerden yararlanmak suretiyle yapılan bir yöntemdir. Uzun, çok ince uçlu ve keskin iğnelerle uygulanır. Elektro ile yağlı bölge arasında bir bağlantı kurulur. Çok düşük düzeyde çalıştırılarak, selülitli bölge üzerinde çalışılır. Bu bölge üzerinde, düzenli ve sık aralıklarla işlem yapılır. İğne, selülitli bölgedeki yağları parçalar ve yağları ortaya çıkartır ve aşırıya kaçmadan bunlar boşaltılır

yaren_76
13-04-2007, 21:38
SELÜLİTTEN NASIL KORUNULUR?
· Kilonuzu koruyun. Günde 1500 kalori alın.

· Çok hareket edin, örneğin jogging yapın, bisiklete binin, yüzün, jimnastik yapın.

· Ayrıca vitamin ve mineral alın. A ve E vitaminleri deriyi düzgünleştirir, magnezyum metabolizmayı harekete geçirir, fosfor ve silisyum dokuları kuvvetlendirir.

· Vücudun fazla suyunu atması için beyaz ve kırmızı turp, maydanoz, kereviz, çilek ve pilav yiyin.

· Tuz, şeker, alkol, sigara, koyu çay, kahve, çikolata, kızartma ve undan uzak durun.

· Derinin kanla beslenmesini teşvik edin. Örneğin masaj eldiveni ile kendi kendinize yapacağınız masajla, bir sıcak, bir soğuk duşu sorunlu yerlere tutun. Saunanın da yararı vardır.

SELÜLİT BİR HASTALIK MIDIR?

Evet, selülit bir hastalıktır. Tıptaki adı Hidrolipodistrofidir.

SELÜLİT TEŞHİSİNİ KENDİMİZ KOYABİLİR MİYİZ?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

SELÜLİT KADINLARDA HANGİ BÖLGELERE YERLEŞİR?

Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

SELÜLİT REJİMLE GEÇER Mİ?

Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı dirençlidir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

SELÜLİT NELERDEN OLUŞUR?

Selülit üç elemandan oluşur: 1-Dayanıklı hale gelmiş bölmeli bir konjonktif doku. 2-Su molekülleri ve tuz molekülleri. 3-Konjonktif doku içine hapsolmuş yağ hücreleri birikintileri. Bu bölgesel yağ birikimi, cildin hareketliliğinin azalması ve kalınlığının artmasıyla kendini gösterir. Elle dokunulduğunda cilt pütürlü, sertleşmiş ve muntazam olmayan bir görüntü verir.

SELÜLİT AĞRILI MIDIR?

Evet, selülit ağrılı olabilir. Ağrının şiddeti selülitin sinir liflerinin üzerine yapmış olduğu basınç derecesiyle orantılıdır.

ZAYIF KADINLARDA SELÜLİT OLUR MU?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

SELÜLİTİN NEDENLERİ NEDİR?

1-Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.

2-Soya çekim: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.

3-Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.

SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?

Kabızlık, hipotiroid, doğum kontrol hapı kullanımı, karaciğerin kötü fonksiyonu ve sinirsel düzensizlik.

KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?

Selülit üç aşamada gelişir. Birinci aşaması dolaşım bozukluğudur, damarlardan çıkan su dokulara dolar. Dokular acılı ve duyarlıdırlar. Ödemli denilen bu devrede başarılı bir şekilde tedavi yapılabilir. Bu devrede tedavi yöntemi mezoterapidir. İkinci aşamada, ödem daha da fazlalaşır. Bu aşamada selüliti buradan atmak oldukça güç olmasına karşın, tıpta mezoterapi ile başarılı bir tedavi mümkündür. Üçüncü aşamada, bu dokularda biriken yağ, su ve tuz molekülleri organizma tarafından kullanılamaz ve selülit yerleşir.

SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?

Rejim, su açısından zengin, tuz açısından zayıf olmalıdır. Selülit tedavisinde tuzu asgari düzeye indirmek gerekir. Balık, kabuklu deniz ürünleri, kümes hayvanı ve yumurta yenilerek protein açısından zengin bir beslenme uygulanır. Proteinlerin ödemi önleyici ve iştah artırıcı bir rolü vardır. Şekerlemeler, hamur işleri, bakliyat kaldırılmalı, alkolden uzak durulmalıdır. Zira alkol kanda yağa dönüşür ve vücutta birikir.

SELÜLİT HANGİ YÖNTEMLERLE TEŞHİS EDİLİR?

Termografi, ekografi ve manyetik rezonans.

SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?

Tedavinin asıl amacı selüliti oluşturan süreci tersine çevirmek ve yağ hücreleri düzeyinde lipolizi tekrar harekete geçirmektir. Yani, birikimi ortadan kaldırmak, lenf ve kan dolaşımını rahatlatmak, lipoliz mekanizmasını tekrar harekete geçirmektir.

LİPOLİZ NEDİR?

Yağ hücrelerinin boşluğunda depolanan yağların kimyasal olarak parçalanması ve eritilmesi, enerji olarak vücuda verilmesi olayıdır.

KİŞİ SELÜLİTLİ Mİ DOĞAR?

Hayır, kişi selülitli doğmaz. Ne bebek, ne de çocuklarda selülit vardır. Selülit gerçek olarak erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Ancak selülitte kalıtımın önemli rolü vardır. Kalıtımın kesin surette etkili olabilmesi için, hem anne hem de babada yağ fazlalığına ilişkin sorunların bulunması gerekir. Bu durumda kişinin, ilk ergenlik belirtilerinden itibaren ve daha sonra da yaşamının değişik evrelerinde, örneğin gebelik ve menopoz gibi hormonal açıdan çok önemli zamanlarda da izlenmesi gerekir.

HAMİLELİK SELÜLİTE UYGUN ORTAMI HAZIRLAR MI?

Vakaların çoğunda hamilelik gerçekten selülitin belirmesine neden olur. Çünkü doğumdan önce ve doğumdan sonra meydana gelen hormonal değişimler, gerçek bir dengesizliğin kaynağıdır. Doğumdan sonra selülit biraz azalsa da bir miktar selülit birikimi kalır.

MENOPOZ DÖNEMİ ŞİŞMANLAMA DÖNEMİ MİDİR?

Menopoz döneminde özellikle kiloda fazlalığa doğru belirli bir eğilim vardır. Ayrıca hormonal dengesizlik, vücudun su tutması ve selülit görülür. Psikolojik açıdan, kadın cinselliğindeki değişim ve buna eklenen çeşitli olaylar kadınlarda depresyona doğru bir eğilim yaratabilir. Kadınlar da kendilerini avutmak için genellikle kontrolsüz ve hatta oburluğa varan bir yeme alışkanlığının içine düşerler ve kilo alırlar.

SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?

Hayır. Sert sporlar, vücudun belirli bir kısmını çalıştıran ve düzensiz yapılan sporlar hiçbir işe yaramaz. Selülite karşı en etkili sporlar tempolu yürüme ve yüzmedir. Fakat tıbbi olarak, bütün sporlar içinde en iyisi jimnastiktir. Bunun bir avantajı da herkes tarafından istenildiği yerde, istenilen zamanda ve şekilde uygulanabilmesidir.

SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?

Hayır. Tedavi daha uzun sürer, ama daha güç değildir. Yöntem her zaman aynıdır. Esas zor olan, hastaya kendini sevmeyi öğretmek, harekete geçirmek ve mücadele bilinci kazandırmaktır.

ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?

Erkeklerde selülit olmamasının en önemli nedeni onlarda başka hormonların, özellikle de yağlı hücre oluşumunda hiçbir etkisi olmayan erkeklik hormonunun bulunmasıdır.

SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

Selülit, genellikle büyüme çağında ortaya çıkar. Psikolojik bir sorundan kaynaklanan bir oburluğun sonucu olmadığı halde 14-15 yaşlarında selülit oluşması, hormonal bir düzensizliğin işaretidir. Genç kızlarda selülit oluştuğunda, düşük kalorili bir rejim izlenebilir, spor ve jimnastik yapılabilir ve çok gerekirse mezoterapi uygulanabilir.

ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?

Bu ikisini kesinlikle karıştırmamak gerekir. Eğer kişi şişmansa mutlaka selüliti de vardır. Ama selülit cildin derin dokularını bile etkileyen, temelde hormonal kökenli özel bir bozukluktur. Ve bu bozukluk, son derece zayıf kadınlarda bile görülebilir. Fazla kiloların tüm vücuda yayılmasına karşın selülit, bacak, baldır, kol gibi belirli bölgelerde görülür.

SIK SIK KİLO ALIP VERMEKTEN NİYE KAÇINMALIYIZ?

Bazı kimseler sürekli kendilerini kısıtlamaktansa, çok kötü bir görünüş alıncaya kadar yiyip şişmanlar, sonra da bu kilolarını çok hızlı bir şekilde vermeye çalışırlar. Bu sistemin sakıncaları çok fazladır. Bu tür rejimler organizma için zararlı, metabolizma içinse korkunçtur. Ayrıca sık kilo alıp verme, mekanik faktörler nedeniyle cildin kendini bırakmasına neden olur, deride çatlaklar meydana gelir.

GÜNDE 3 LİTRE SU İÇİLMELİ Mİ?

Toksinleri ve zararlı maddeleri vücuttan atmak için, günde ortalama 1.5 litre su içmek gerekir. Ancak bu, herkes aynı miktarda su içecek demek değildir. Çünkü her insanın gereksinim duyduğu miktar farklıdır. Genel olarak içilecek sıvı miktarı kiloyla da ilişkilidir. 100 kiloluk bir kişi fazla zorlanmadan bir günde 3 litre su içebilir. Oysa 40 kiloluk biri için bu miktar fazla gelebilir. Ayrıca, vücutları su tutan kadınlar, içmeye başlar başlamaz şişkinlik meydana gelir. Bu durumda selülitten önce bu rahatsızlığın tedavisi ele alınmalıdır

yaren_76
13-04-2007, 21:40
Cilt Lekelerine Son

Genellikle ergenlik sivilce izleri ve güneşten kaynaklanan lekeler cildimizde ,en olmadık yerde bize kendini göstererek canımızı sıkıyor. Bunları kapatmak üzere sürülen bir çok kozmetik ürünü var şüphesiz...Bu ürünlerle geçici görüntüler elde etmek her zaman mümkün. Peki nedir bu lekeler,nasıl bu şekle dönüşür?

CİLT YAPISI
Güneş ışınlarının etkisi ile oluşan pigment artışı ciltte geniş leke görüntüleri oluşturur. Ayrıca sivilce izleri,hamilelik,aşırı antibiyotik kullanma,yanlış kozmetik ürünleri gibi sebepler ciltte lekelerin oluşmasına neden olmaktadır.

Bitkisel ürünlerle ise lekeler, çeşitli yöntemlerle bir süre içersinde kalıcı sonuçlara ulaşıyor. Aynı zamanda bu bitkisel ürünler uygulanırken ciltte herhangi bir tahriş veya kızarıklık yapmaması avantajdır.3 ay düzenli uygulanan bitkisel peelinglerle ciltte yeniden yapılanma ve lekelerin büyük ölçüde açıldığı gözlemlenir. Kimi lekeler ,sivilce izleri ve benzeri tarzındaki sorunların halledilmesi için üst derinin bir tabaka temizlenmesi zorunludur. Peeling adını verdiğimiz cilt soyma işlemini bitkilerle uygularken kesinlikle cilde aşırı bir uygulama yapılmamalıdır. Cilt yapısına uygun bitkisel kürlerle bu işlem uygulanmalıdır.

YAĞLI CİLTLER İÇİN
Öncelikle cilt bitkisel bir temizle jeli ile temizlenmeli,arkasından ince bir tabaka kayısı yağı sürülmelidir. Birer avuç kekik,papatya,limon ve biberiye bitkileri,1/2 Lt. Gülsuyunda,1 taşım kaynatılarak süzülür. Daha sonra 2 avuç yeşil kilin içerisine süzülen bitki ekstresi ile katı bir bulamaç ile oluşturulur.1 kahve kaşığı adaçayı esansı ilave edilir. Hazırlanan bu karışım ile 4 hafta ,haftada bir olmak üzere uygulanır. Bu uygulama sonra bitkisel tonik ve nemlendiricisi sürülmelidir.

KURU CİLTLER İÇİN
Cilt yapısına uygun bir temizleme sütü ile cilt temizlenmelidir. Arkasından göz altı hariç,tüm cilde avokado veya jojoba yağı sürülüp emilimi beklenmelidir. Birer avuç at kuyruğu,mücver çiçeği,bir parça avakado meyvesi,papatya ve hatmi bitkileri ½ Lt. Gülsuyunda 1 taşım kaynatılarak süzülür. hazırlanan bitki ekstresi,2 avuç toz yosun veya soya unu ile bulamaç yapılarak,içerisine 1 tatlı kaşığı arı sütü ilave edilmelidir. Haftada 1 gün olmak üzere 4 hafta boyunca bu maske uygulaması yapılmalı,daha sonra bitkisel bir onarıcı ürün sürülmelidir.

yaren_76
13-04-2007, 21:42
Cildimiz Yara ve Tedavi Yolları
Cilt insan vücudunu kaplayan en geniş organ olup organizmanın çevreye karşı dış duvarıdır; dolayısıyla bazı fonksiyonları yerine getirmekle yükümlüdür.

Mekanik, kimyasal ve biyolojik etkilere karşı koruma sağlar. Su dengesini ve vücut sıcaklığını düzenler. Dokunma, basınç, sıcaklık ve acı gibi duyuları ileten bir duyu organıdır. Kızardıklarında veya sarardıklarında açık tenli kimselerin cildinde duyguları gözükür. Cilt aynı zamanda bağışıklık süreçleriyle de ilgilidir ve metabolik fonksiyonlara (D2 vitamini ve kolesterol sentezi) sahiptir.

Cildin icra ettiği fonksiyonların çeşitliliği karmaşık yapısına yansımıştır. Cilt, her biri farklı bir doku yapısına sahip üç tabakadan oluşur.

Bir araya gelerek cildi oluşturan üç tabaka dıştan içe doğru epidermis, dermis (corium) ve sub kutistir. Her tabaka bundan sonraki bölümde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Yaralar kavramıyla iki fizyolojik yara iyileştirme yolu da açıklanmaktadır. Epidermis cildin en dıştaki tabakasıdır. Birkaç keratinosit tabakadan oluşur. Kalınlığı vücudun bölümüne, yaşa ve cinsiyete bağlı olarak değişir. Epidermis hücreleri dört tabakaya ayrılabilir. İçten dışa doğru bunlar stratum basale epidermidis (tek tabakalı), stratum spinosum epidermidis, stratum granulosum epidermidis (tek katlı veya çok katlı) ve stratum corneum epidermidis.

Keratinositler epidermisin stratum basalede teşekkül eder. Süreç sırasında yapılarını değiştirerek üst tabakalara yayılırlar. Stratum spinosumda diken hücreleri, Stratum granulosumda granüler hücre ve stratum corneum da horny hücreler şeklinde bulunurlar. Bir keratinositin bütün tabakaları kat ederek cansız bir horny hücre olarak yüzeye düşmesine kadar geçen süre turnover olarak adlandırılır ve genellikle dört hafta kadar sürer.

Epidermiste mevcut diğer hücreler arasında melanositler (pigment üreten hücreler), Meckel hücreleri, Langerhans hücreleri lenfositler bulunur. Dermisten farklı olarak epidermiste damar bulunmaz. Beslenme, altta bulunan dermisten difüzyon yoluyla olur.

Dermis, cilde elastikliğini veren lifli ve iyice damarlaşmış bir dokudur. İki dokudan oluşmuştur, stratum papillare ve stratum reticulare.

İnce yüzey tabakası olan stratum papillare ince elastik lifler içerir ve bağ doku kabarcıklarıyla epidermise bağlanır. Bu kabarcıklar yoğun bir kılcal damar ağıyla çevrelenmiş olup, epidermise kan gitmesini sağlarlar. Stratum papillare aynı zamanda histositler, fibroblastlar, meme hücreleri ve bağışıklık hücreleri, serbest sinir uçları ile dokunma ve basınç algılayıcıları gibi hareketli bağ doku hücreleri bakımından da zengindir.

Cildin Anatomisi

Epidermisin yapısı

stratum corneum
stratum granulosum
stratum spinosum
stratum basale
Fonksiyonu

vücudu dış çevreden korur
Ana hücre tipleri

keratinositler
ömrü: yaklaşık dört hafta
Dermisin yapısı
Damarlı ve lifli doku iki tabakadan oluşur:

stratum papillare
stratum reticulare
Fonksiyonu

epidermisi difüzyonla besler
cilde elastikliğini verir
sıcaklığı ve kan basıncını düzenler.
Bağlantıları

ter bezleri
kıllar
yağ bezleri
Alttaki geniş stratum reticulare esas olarak vücut yüzeyine paralel uzanan kalın kollajen lif demetleri ve elastik liflerden ibaret bir ağ yapısı oluşturur. Ter bezleri, kıl bezcikleri ve yağ bezleri gibi epitel uzantılarının kökleri buradadır. Subcutise bitişik olan dermis ana fonksiyonları vücut sıcaklığı ile kan basıncını düzenlemek olan küçük ilâ orta boy damarların oluşturduğu bir ağ yapısını içerir. Subcutis dermisin altında bulunur ve iki tabakayı ayıran belli bir sınır yoktur.

Subcutis yapısı

yağ doku
bağ doku
Fonksiyonu

taşıyıcı ve bağlayıcı tabaka
ısı ayarlama
mekanik tampon
Subcutis dermisin altında bulunur ve iki tabakayı ayıran belli bir sınır yoktur. Subcutis fasyanın başladığı yerde biter.

Subcutis, içinden kan damarları, sinirler ve lenf damarlarının geçtiği bağ doku perdelerinin birbirine bağladığı yağ doku lobüllerinden oluşur. Subcutis cildi matrixle irtibatlandıran taşıyıcı ve bağlayıcı bir tabakadır. Enerji deposu ve mekanik tampon görevi yapar ve vücudu sıcaklık dalgalanmalarından korur. Subcutis yapısı cinsiyete, vücudun hangi bölümünde bulunduğuna, yaşa, besleme durumuna ve diğer bazı faktörlere göre farklılık gösterir.

Yara, normal fonksiyonlarını kesintiye uğratacak tarzda bir dokunun yaralanması veya tahrip olmasıdır. Organizmanın doğal tepkisi yaraları mümkün olduğunca kısa sürede kapatmak ve yapıların normal sürekliliğini geri getirmektir. Bu süreç yara iyileşmesi olarak adlandırılır. Yara iyileşmesi tüm dokularda aynı biyolojik ve biyokimyasal prensipleri takip eder. Yara iyileşmesi, yaranın şiddet ve durumuna bağlı olarak birincil ve ikincil olmak üzere iki tipte olabilir. Birincil yara iyileşmesi yara iyileşmesinin optimum çeşididir. Birincil yara iyileşmesinin meydana gelebilmesi için yaranın kenarları düzgün ve aynı hizada bulunmalı, yara temiz ve iyi pansuman yapılmış olmalıdır. Birincil yara iyileşmesi, hissedilir hiçbir yangı olmadan yaranın dört - altı günde süratli ve karmaşıklaşmamış kapanmasıyla sonuçlanır. Çok az kabuk bağlama meydana gelir ve yapı ile fonksiyon büyük oranda eski haline döner.

Doku kaybı, hizası bozuk yara kenarları, enfeksiyon veya kan beslemesinde yetersizlik varsa, ikincil yara iyileşmesi meydana gelir. İkincil yara iyileşmesi bir haftadan uzun süren ve genellikle iki - üç haftayı geçmeyen gecikmeli bir iyileşme süreciyle tanınır.

İkincil yara iyileşmesi değişmez olarak fonksiyon görmeyen büyük bir kabuğun teşekkülüyle sonuçlanır.

Yara iyileşmesi tipleri

Tanım

fonksiyon kaybı eşliğinde doku yırtılması veya tahribi
Yara iyileşmesi tipleri

birincil ve ikincil yara iyileşmesi
Birincil yara iyileşmesi

optimum iyileşme
dört ile altı günde iyileşme
karmaşıklaşma yok
kabuk bağlama çok az veya hiç yok, fonksiyon kaybı hiç yok
İkincil yara iyileşmesi

karmaşıklaşma dolayısıyla geç iyileşme
kayda değer kabuk bağlama
iki ilâ üç haftada iyileşme
Tedavi Yolları

Yara temizleme geç iyileşen yara yönetiminde yaygın olarak uygulanır. Bazı enzimsel, mikrop kırıcı, fiziki ve cerrahi temizleme teknikleri kullanılabilir. Bunlar gelecek bölümde açıklanmaktadır.

Bir yara temizlenirken hijyenik çalışma şartlarının muhafazası, pansuman karışıklıklarının önlenmesi ve yaranın kurumasının durdurulması önemlidir.

Enzim preperatları yara temizliğinin temel dayanaklarından biridir. Enzimler, exudatif fazda nekrotik malzemeyi ve kabuğu seçici olarak parçalayarak fizyolojik yara temizliğine takviyede bulunurlar. Bu da yeni dokunun (granülasyon ve epitelleşme) üretilmesini hızlandırır. Enzimle temizlemenin önemli avantajlarından biri sağlıklı doku el değmeden kalırken nekrotik dokunun ayrılmasıdır.

Doğal kollajen en önemli insan bağ dokusu proteinidir ve öyle olunca cildin önemli bir yapısal elemanıdır. İnsan kollajeni, doku tipine göre farklı biçimde düzenlenmiş paralel tropokollajen moleküllerden ibaret örgüye benzer fibrillerden meydana gelir.

Kollajenin temel bileşeni olan tropokollajen helixel olarak birbirlerine sarılmış polipeptit zincirlerinin üçlü helixinden yapılmıştır.

Her polipeptit esas olarak amino asitler, glisin, hidroksiprolin ve prolinden meydana gelir. Bu bileşenler glisinle başlayan üçlü spiral oluşturur.

Kollajenaz kollajeni parçalayabilen tek enzimdir. Yara iyileşmesinin exudatif safhasında, yer değiştiren fibroblastlar, keratinositler, makrofajlar ve granülositler tarafından yaranın içine endojen kollajenazlar salınır. Kollajenaz kollajen liflerini daha sonra proteazlar tarafından daha da parçalanabilen dörtte bir ve dörtte üçlük parçalara ayırır. Böylece ortaya çıkan çok küçük kollajen parçalanma ürünleri granülosit ve makrofajların yer değiştirmesi için kemotatik çekici olarak hareket ederler. Granülosit ve makrofajlar nekrotik malzemeyi fagositoza tâbi tutarak yara temizleme sürecine devam ederler. Makrofajlar aynı zamanda granülasyonu hızlandıran (proliferatif faz) kollajenazlar ve biyolojik bakımdan aktif maddeler de salgılar. Yeni granülasyon dokusu teşkil edildiğinde, yeni dokuda fazla hücre çoğalmasını önlemek için, kollajen aktifliği azaltılır. Geç iyileşen yaralarda, bir endojen kollajenaz ek-sikliği vardır. Bu da, kollajen lifleriyle yaranın taba-nına bağlanan nekrotik dokunun yeterince parçalanamaması demektir.

Endojen kollajenaz aktifliğini artırıp iyileşmeyi hızlandırdığından, yaraları geç iyileşen hastalarda bakteriyel kollajenaz preperatlarının kullanılması özellikle tavsiye edilmektedir.

Geç iyileşen bütün yaralara bakteriler koloni kurar. Ancak, bu tedavi gerektiren bir enfeksiyonun varlığını göstermez. Bu nedenle, antibiyotikler ancak milimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürü gelişmişse ve bitişik dokunun süzmesi nedeniyle kızarıklık ve acı, yaradan su ve püy sızıntısı veya ateş gibi sistemsel belirtiler varsa kullanılmalıdır.

Yara enfeksiyonuna neden olan en yaygın patojenlerden bazıları Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa ve streptococ'dur.

Antibiyotikler sistemik veya lokal olarak kullanılabilir. Antibiotiklerin lokal kullanımı bazı nedenlerden dolayı problemlere yol açabilir. Onların kullanılması patojenlerin daha dirençli olmasına yol açabilir veya dokunma alerjilerini ortaya çıkarabilir. Buna ek olarak, yara iyileşmesi sürecine zarar vermeden yeterli ilaç seviyelerinin elde edilmesi zordur. Lokal tedavinin bir avantajıysa, ilacın kan dolaşımı içine asgari emilmesi nedeniyle neredeyse sistemik yan etkisinin bulunmayışıdır.

Hassasiyet riski yüzünden, lokal tedavi için antibiyotikler yerine antiseptikler kullanılabilir.

Bununla birlikte, antiseptik kullanılırken etki yelpazelerinin sınırlı olduğu, hassasiyete yol açabildikleri-antibiyotiklerden az olsa bile-uygulandıklarında acıya yol açabilecekleri ve yara iyileşmesi sürecine büyük zarar verebileceklerinin unutulmaması önemlidir.

Nekrotik dokunun ayrılıp yaranın temizlenmesini sağlamak için fiziksel tedbirlere başvurulabilir. Bu tedbirlerden bir tanesi, ıslak sargı uygulanmasıdır. Kullanılacak en iyi çözüm, yaradaki elektrolit dengesini altüst etmediğinden yara iyileşmesi sürecine zarar vermeyen Ringerle yıkanmasıdır. Koloni teşkil eden birimlerin sayısını azaltmak üzere denenip test edilen tedbirler arasında H2O2 ile yıkama ve UV-C ışığıyla ışınıma maruz bırakma bulunmaktadır.

Cerrahi temizleme geç iyileşen yaralar halinde bir başka alternatiftir. Cerrahi yoldan, yabancı cisim dokusu, nekrozlar, kabuk ve kötü pansuman yapılmış doku etkin biçimde çıkarılıp yaranın kenarları kolayca temizlenebilir. Enfeksiyona uğrayan bölgeler kesilip çıkarılabilir ve salgıların uzaklaştırılması için çıkışlar bırakılabilir. Bununla birlikte cerrahiyle, taze granülasyon dokusunu zedeleme riskinden bahsetmesek bile, yüksek enfeksiyon, kanama ve acı riskiyle ilişkilidir. Bu nedenle, cerrahi temizleme ancak doğru eğitim verilmiş personel tarafından yapılmalıdır.

Enzim tedavisi

Enzim tedavisinin fonksiyonu

yara temizliğinin takviyesi
granülasyon ve epitelleşmenin hızlandırılması
Kollajenin fonksiyonu ve yapısı

en önemli fizyolojik doku proteini
üçlü polipeptit zinciri bir topokollajen molekülü oluşturur.
üçlü tropokollajen molekülleri fibril oluşturur
fibriller birbirine bağlanarak kollajeni teşkil eder.
Enzim tedavisi

Polipeptit zincirlerinin bileşimi

prolin
glisin
hidroksiprolin
Endojen kollajenazın fonksiyonu

kollajeni parçalar
granülosit ve makrofajları çekerek yarayı temizler
makrofajlar vasıtasıyla biyolojik bakımdan aktif maddeler salgılayarak granülasyon dokusu üretimini hızlandırır
Bakteriyel kollajenazın fonksiyonu

geç iyileşen yaralarda endojen kollajenaz aktifliğini artırır
Antibiyotikle tedavi

Antibiyotiklerin kullanımı

enfeksiyona dair klinik belirtiler varsa
milimetreküp başına 105'ten çok koloni teşkil eden birim kültürü gelişmişse
Antiseptiklerin kullanımı

lokal antibiyotiklerin yerine
Fizik tedavi/cerrahi

Fizik ve cerrahi tedavinin fonksiyonu

yara temizleme
nekrotik malzemenin daha etkin biçimde çıkarılması

yaren_76
13-04-2007, 21:44
Vitiligo nedir?

Vitiligo, normal deri görünümünde, pigment kaybı nedeniyle düzensiz beyaz alanların bulunduğu bir deri durumudur.

Genelde edinilmiş bir durum olarak görülen vitiligo, herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. Ancak, belirli genetik özelliklere sahip ailelerde hastalığa yatkınlık görülmektedir. Kontrasta bağlı olaraki koyu tenli kişilerde daha belirgindir. Vitiligo'nun nedeni tam bilinmemekle beraber pigment üreten melanosit hücreleri olan melanositlerin deri veya çevre dokulara hasar vermeksizin seçici kaybına bağlı olarak otoimmünite üzerinde durulmaktadır. Bu hastalık Amerika Birleşik Devletleri'nde nüfusun % 1' ini etkilemektedir.

Lezyonlar düz, pigmentasyonsuz ve koyu sınırlı olarak görülmektedir. Sınırlar tam olarak tanımlanabilmektedir, ancak düzensizdir. Sıklıkla etkilenen bölgeler yüz, dirsekler ve dizler, eller ve ayaklar ve genital bölgedir. Ayrıca, travma ve basınç görmüş bölgeler de etkilenmektedir.

Hastalıktan korunma yolları bilinmemektedir.

Semptomlar arasında aile öyküsü belirten vitiligo, birden veya aniden gelişen düz, doğal desenli pigment kaybına uğramış deri bölgeleri görülmektedir.

Fizik muayene ve sorgulama tanı konması için yeterlidir. Ek bir tanı yöntemine başvurulmasına gerek yoktur.

Vitiligo olgularının çoğu tedavi edilmeden deam etmektedir. Mevcut tedavi yöntemleri zor ve tam olarak etkin değildir. Hastalar, fotosensitize edici bileşikler verildikten sonar ultra-viole ışığa maruz bırakılmaktadırlar. Topikal veya oral 8-metoksipsoralen veya trimetilpsoralen tedavileri kısmi pigmentasyon sağlamak amacıyla birden fazla defa verilmelidir.

Hastalığın gidişatı değişkendir. Bazı bölgeler pigmentasyon kazanabilir, fakat yeni diğer bölgeler oluşabilir. Pigmentasyon kaybı ilerleyici olabilir.

Güneş yanığı gibi komplikasyonlar sıklıkla görülebilirken, vitiligo pernisyöz anemi, hipertiroidizm ve Addison hastalığı gibi sistemik hastalıklar ile ilişkili olabilir.

Eğer cildinizde rengin kaybolduğu bölgeler görürseniz, en kısa zamanda aile hekiminize başvurunuz.

yaren_76
13-04-2007, 21:46
KİMYASAL PEELİNG
bu uygulama uzm doktor tarafından yapılır


Kendinize olan güveniniz, cildinizi nasıl gördüğünüz yada
nasıl hissettiğiniz ile yakından ilgilidir. Sivilce izleri, güneşe bağlı cilt bozuklukları ve yaşlanma cildinizin görüntüsünü etkileyen en önemli faktörlerdendir. Ciltteki bu tür izleri yok etmek çeşitli soyucu yani peeling ajanlarıyla sağlanmaktadır. Peeling yönteminin ana prensibi; hasarlı cilt tabakasının üstündeki hasarlı tabakayı kaldırmak ve hasar görmemiş tabakayı canlandırmaktır. Sonuç ise daha sağlıklı, canlı, düzgün ve gergin bir cilt elde etmektir.

Geçmişte peeling maddesi olarak fenol veya trikloroasetik asit (TCA) kullanılmaktaydı. Bu tip kimyasal peelingler, genellikle derin peeling yapılmasını gerektiren durumlarda etkilidirler ve ayrıca hücreler için zehirli etkileri de vardır. Fenol ve TCA, gereksiz cilt koyulaşması veya açılması (Hiperpigmentasyon veya hıpopigmentasyon) ve muhtemel cilt çukurlanmalarına yol açabilirler. Bu tedaviyi alan hastaların cildinin iyileşmesi uzun süreye ihtiyaç duyabilir. Bugün hala daha derin peeling gerektiren aktinik keratozlar yada akne vulgaris skarları olan kişilerde kullanılabilmektedir fakat kullanımları azalmıştır.

Günümüzde özellikle yüzeyel peeling gerektiren durumlarda Alfa hidroksiasitler(AHA) kullanılmaktadır. Dr.Eugene Van Scott ve Dr.Ruey Yu 20 yıldan uzun bir zamandır Alfa Hidroksiasitlerin kullanımı ve gelişimi ile ilgilenmiş ve birçok bilimsel çalışma yayınlamışlardır. AHA, çeşitli meyve ve yiyeceklerde doğal olarak bulunur ve meyve asitleri olarak bilinir. Bu grup birçok meyve asiti ihtiva eder ve bugün en yaygın kullanılanı şeker kamışı suyunda doğal olarak bulunan glikolik asittir.

Glikolik asit yöntemi ile derinin epidermis tabakası parsiyel olarak kaldırılarak hücrelerin kendilerini yenilemeleri ve cildin canlanması sağlanmaktadır. Bu yöntem derin peeling yöntemlerine nazaran daha kontrollü olarak cildi yeniler. Glikolik asit günümüzde kullanılan en en yaygın yüzeyel peeling ajanıdır.

Glikolik Asit uygulamasında, doktorun tavsiye edceği bir ürünle cilt en az 2 hafta peelinge hazırlanır. Bu hazırlık döneminden sonra peelinge başlanır. Ortalama peeling seans sayısı 6-7 dir fakat yapılma amacına ve hastaya bağlı olarak bu sayı değişebilir.Seans sonralarında doktorun tavsiye edeceği jel, krem yada losyonların kullanılması cildin yenilenme işlemini peeling seansları arasında da devam ettirecektir.

Yüzeyel peeling işlemi ile güneş hasarı sonucu oluşmuş ince çizglerin, pigmentasyon düzensizliklerinin hafifletilmesi, sivilce izlerinin hafif yada orta düzeye indirilmesi sağlanabilmektedir. Cilt daha yumuşak ve parlak olabilmektedir.

Peeling tedavisinden önce doktorun hastadan iyi bir öykü alması, hastanın yaşına ve cilt yapısına göre uygun peeling zamanını ve peeling tipini belirlemesi gerekmektedir. Aktif uçuk öyküsü, ciltte yara yada minik yarıklar, son dönemlerde cerrahi girişim(yara iyileşmesi), daha önceden aynı bölgeye peeling veya dermabrazyon uygulanmış olması, yakın zamanda radyasyon tedavisi, 6 ay içinde Roaccutane isimli ilacın kullanılması, bir ay içinde geçirilmiş krioterapi, aşırı güneş yanığı, aşırı nedbe dokusu oluşumu öyküsü bulunan hastalarda peeling uygulanmamalıdır. Eğer hastada allerji, egzema, seboreik dermatit, bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar, virütik hastalıklar(Uçuk dahil) ve güneş hassasiyeti varsa önce bu hastalıkların tedavisi gerekmektedir.

Peeling yöntemi bu konuda ihtiss yapmış hekimler tarafından uygulanabilecek güvenli bir yöntemdir. Uygun hasta seçimi yapıldığında peeling ile iyi sonuçlar elde edilmektedir.

yaren_76
13-04-2007, 21:53
SOLARYUM

Havalar ısınıp kollar, bacaklar ortaya çıkınca hafif de olsa bir bronzluk çekiyor insanın canı. Tatile çıkmaya daha zaman var, üstelik güneşlenecek yer bulmak da pek kolay değil. Bu durumda devreye yapay güneş ışığı yani solaryum giriyor. Sizler için solaryumla ilgili bilgiler derledik. Niyetliyseniz, bir göz atmanızda fayda var. Bir önemli hatırlatma: bronzlaşma cildimizin ultra viyole ışınlarının zararlı etkilerine karşı kendini korumak için gerçekleştirdiği bir tepkidir. Tüm bilimsel araştırma ve deneyler doğal veya yapay olsun ultra viyole ışınlarına uzun süre maruz kalmanın yaşlanmanın etkilerini artırmanın yanı sıra malign melanoma adı verilen bir tür cilt kanserinin gelişimini de hızlandırdığını göstermektedir. Bu nedenle güneş veya solaryum seanslarınızı dozunda tutup, az bronz ama çok sağlıklı
bir cilde sahip olun.


Nedir?
Solaryum makineleri, UV ışını üreten lambalardan oluşan yapay bronzlaştırıcılardır. Güneş ışınları, gün ışığı, enfraruj ve ultraviyole ışınlarından oluşur. Bunlardan gün ışığını görebilir, diğerlerini göremeyiz. Ultra viyole ışınları UVA, UVB ve UVC olarak adlandırılır. UVC ışınları zararlıdır, bu yüzden ozon tabakası tarafından filtre edilir. UVA ve UVB ışınları bronzlaşmada en çok rol oynayan ışınlardır. UVA ışınları pigmentlerin renk değiştirmesini yani bronzlaşmayı sağlar. UVB ışınları ise çok güçlü ve yakıcı ışınlardır; aynı zamanda yeni pigment oluşumunu ve üst derinin kalınlaşmasını sağlarlar. Solaryumda kullanılan ışınlar da aynı doğadaki mantıkla çalışmaktadır. UVA lamba ve reflektörleri yüze uygulamada kullanılır. UVB lambaları ise UVA lambaları ile birlikte solaryum yatakları veya kabinlerinde uygulanır.


Güneşle arasındaki fark

Solaryumda güneş ışınlarının zararlı etkilerini kontrol altına alabilmek mümkündür. Solaryum makinelerinde ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde filtre edilebilir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Dolayısıyla güneşte oluşabilecek aşırı kızarma, soyulma, su toplama gibi durumlar solaryumda söz konusu değildir.
Solaryum ile güneş eşit derecede bronzlaşmayı sağlar; bronzluğunun kalıcılık süreleri de aynıdır.

D vitamini sentezi yapar mı?


Evet, yapar.
D vitamini kemik erimesini önlemede büyük rol oynayan önemli bir vitamindir.
UV ışınları, ister doğal olsun ister yapay, vücutta D vitamini üretimini sağlayan en önemli kaynaktır. D vitamininin temeli derinin sentezidir. Yani derimiz ultra viyole ışınları ile temas edince D vitamini üretir.
Giysiler ve camlar derinin bu üretimini engeller. Yaşlı insanlar ve küçük çocuklar güneş ışınlarıyla az temas ettikleri için D vitamini eksikliği çekme riski taşır.
D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizm, yaşlılarda ise osteomalasi hastalığına neden olabilir.
D vitamini aynı zamanda hayvansal gıdalarla da alınabilir: somon, sardalya, ringa gibi yağlı balıklar, balık karaciğeri, yumurta sarısı ve sütlü ürünler gibi.

Dikkat edilmesi gereken noktalar
- Öncelikle bilinen, temiz, hijyenik ve uzman kişilerin hizmet verdiği bir solaryum salonu tercih edin.

- Solaryuma her girişinizin ne kadar süreceği ve ne sıklıkta olacağı uzmanlar tarafından belirlenmelidir. Bunun için cilt testi yaptırmanız gerekir. Cilt testi sayesinde teninizin rengine ve cildinizin hassasiyetine göre uygun süre ve seanslar belirlenir. Eğer gerekenden fazla süre veya seans kalırsanız, cildinizde ciddi hasarlar meydana gelebilir.

- Doğal bir bronzluğa ulaşmak için toplam 6 ilâ 7 seans yeterli olmaktadır; çabuk bronzlaşmak için seanslar sık sık tekrar edilmemelidir. Örneğin bir hafta içinde 3 kereden fazla veya aynı gün içinde 2 kez solaryuma girmek tehlikelidir. Dermatologlar, yılda 20 dakikalık 10 seans veya 10 dakikalık 20 seans olarak bir sınırlama öneriyorlar.

- Solaryumda ilk seansınız 8 ile10 dakika arasında olmalı daha sonra 5'er dakika artırılarak maksimum 20 dakikaya çıkarılmalıdır.

- Solaryum seanslarına başlamadan önce vücut peelingi yapın. Böylece cildinizdeki ölü deri hücreleri atılır, gözenekleriniz açılır, daha eşit ve kalıcı bir bronzluk elde edersiniz. Devam seanslarından önce ise duş yaparsanız daha iyi sonuç alırsınız.

- Solaryuma girmeden önce cildinizi makyajdan ve diğer kozmetik ürünlerinden mutlaka arındırın. Solaryum için özel olarak üretilen ürünler dışında, hiçbir ürün kullanmayın.

- Seans sırasında direkt ışığa bakmayın; ya gözlerinizi kapalı tutun ya da koruyucu gözlük takın. Lens kullanıyorsanız çıkarmayı unutmayın.

- Vücudunuzda dövme varsa, bu bölgeleri koruyun; alerjik reaksiyonlar oluşabilir.

- Bazı ilaçlar cildinizi UV ışınlarına karşı hassas hale getirir. Eğer ilaç kullanma durumundaysanız, solaryuma girmeden önce prospektüsünü okuyun ve şüpheli durumlarda mutlaka doktorunuza danışın.

- Bebeklerin ve küçük çocukların tenleri UV ışınlarına karşı hassas olduğu için 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar hormonun salgılanmasına etki edebilir. Güneşte ise, şapka, elbise, şemsiye, yüksek koruma faktörlü güneş ürünleri ile iyi korunmaları gerekir. Küçük yaşta alınan güneş yanıkları, ileri yaşlarda ciddi sorunlara yol açabilir.

- Alkollü olarak solaryuma girmeyin.

- Epilasyon, ağda, cilt bakımı sonrasında solaryuma girmeyin.

- Kalıcı makyaj ve lazer uygulamalarından sonra solaryuma girmeyin.


Hamilelik ve solaryum
Hamile kadınların cildi daha hassastır ve güneş yanığına karşı daha korumasızdır. Hamilelik sırasında pigment yapıcı melanositleri uyaran hormon düzeyleri yükselir. Bu durum hamile kadını aşırı pigmentasyona karşı duyarlı hale getirir. Eğer yüzünüzde hamilelik maskesi oluşmuşsa yani düzensiz ve koyu renk değişiklikleri varsa, ultra viyole ışınlarına karşı aşırı duyarlısınız demektir. Bu durumda cildiniz güneş ışınlarına her zamankinden daha fazla ve daha şiddetli cevap verecektir. Bununla birlikte güneş altında uzun süre geçirmeniz hem vücut sıcaklığınızın aşırı artmasına hem de vücudunuzdaki suyun azalmasına neden olabilir. Her iki durum da hamileliğiniz açısından olumsuz etkiler yaratabilir. Tüm bu nedenlerden dolayı hamileyken uzun süre güneş altında kalmanız önerilmez.
Yapay ultra viyole ışınları yani solaryumun gelişmekte olan bebek üzerindeki etkilerini inceleyen yeterli sayıda araştırma ne
yazık ki mevcut değildir. Kısıtlı sayıda bazı araştırmalar bu tür uygulamaların folik asit eksikliğine neden olabileceğini düşündürmektedir. Bunun nedeni güçlü ve uzun süre maruz kalınan ultra viyole ışınlarının vücuttaki folik asidi parçalayarak etkin bir şekilde kullanımını engellemesidir. Kısaca, hamilelikte solaryum konusunda net bir cevap yoktur, bu nedenle en doğrusu 9 ay beklemek veya doktorunuza ciddi olarak bu konuyu danışmaktır.

yaren_76
13-04-2007, 21:58
Otobronzanlar,


Otobronzanlar, güneşlenmeden hatta güneşe çıkmadan yanık bir ten elde etmeyi sağlar. Cilt üzerinde işleyişi son derece basittir: otobronzan ürünün içeriğinde bulunan DHA (bir molekül) cilt yüzeyindeki amino asitlerle reaksiyona girer. Bu 2 molekül birleşince cilde bronzluk sağlayan kahverengi bir bileşe dönüşür. Sonuç: 365 gün güneşsiz bronzluk!

Günümüzde DHA-eritrüloz (başka bir aktif içerik) ciltlerdeki farklı amino asit kompozisyonlarına uygun şekilde bronzluk sağlayacak geniş bir renk paleti uygulamaya olanak sağlıyor. Ayrıca otobronzan ürünler içerdikleri koruyucu vitaminler (E ve C), nemlendirici aktifler ve UV filtreleri ile zenginleştirilerek cilt bakımı da yapar hale gelmiş durumda.
Yine de hala pek çoğu güneş filtresi içermedikleri için güneşin zararlı ışınlarına karşı cildi korumazlar. Bu nedenle güneşe çıktığınız zamanlarda mutlaka koruyucu filtre içeren bir ürün kullanmayı unutmayın.


SEÇERKEN
Otobronzan seçmeden önce herkesin cildinin farklı ve sonuçların da her ciltte değişebileceğini unutmayın. Ayrıca, ısı, beslenme, stres ve hormonal değişim dönemleri gibi etkenlerle az da olsa, her uygulamada farklı sonuç almanız da mümkündür.

Alerji riskini en aza indirmek için mutlaka hipoalerjenik ve parfümsüz bir ürün seçin.

Otobronzanları pek çok yapıda bulmanız mümkün: krem, akıcı kıvam, jel, sprey gibi. Seçim yaparken mutlaka nemlendirici aktifler içerenleri tercih edin. Sprey, özellikle yüz için idealdir. Jel daha fazla nüanslar elde etmeye yarar ve yağlı ciltlere daha uygundur. Krem doku, uygulaması en zor olandır ama daha nemlendirici ve besleyicidir; dolayısıyla cildi kuru olanlar tercih edebilir. Akıcı kıvamdakiler, özellikle ilk kullanımda eşit uygulayabilme açısından diğerlerine göre daha pratiktir; uygulaması daha kolaydır.

Cilt renginize göre oto seçmeniz de mümkün. Bazı markaların açık renkli tenler için pigmenti sınırlandırılmış, koyu renkli veya daha önce bronzlaşmış ciltler için rengi daha koyulaştırıcı ürünleri vardır.


UYGULAMA ÖNCESİ


Otobronzanları her zaman temiz, makyajsız ve kuru cilde uygulamalısınız.

İlk kez kullanıyorsanız vücudunuzun küçük bir bölgesinde mutlaka bir uygulama denemesi yapmalısınız. Bu deneme ürünü uygulama yönteminizi, kuruma zamanını, teninizin alacağı rengi test etmenize yardımcı olacaktır.

Vücudunuzu tüylerden temizleyin. Ağda gibi daha kalıcı yöntemleri tercih ediyorsanız 1 gün önce yapmanız daha doğru olur. Eğer tıraş bıçağı kullanıyorsanız, tıraşlama işleminden sonra cildinizin yatışması için 1-2 saat bekleyin. Tahriş olmuş bir cilt ürünün eşit olarak etki etmesini önleyebilir.

Cildinizi ölü hücrelerden arındırmak için peeling yapın. Derinlemesine temizlenmiş bir cilde ürün daha iyi nüfuz eder ve rengin daha eşit dağılmasını sağlar. Sonuç daha net ve daha uzun süre kalıcı olur.
Peeling sonrası bir tonikle cildinizi ürün artıklarından temizleyip, gözenekleri sıkıştırarak cildinizin net hale gelmesini sağlayın.

Otobronzanı sürmeden önce yüzünüze ve vücudunuza nemlendirici bir bakım uygulayın. Böylece ürün cildinize daha kolay yerleşir. Nemlendiricinizin renklendirme işlemini yavaşlatmaması için cilt tarafından tamamen emildiğinden emin olun.

UYGULAMA
Avuç içinize küçük bir miktar ürün alın, ellerinizde ısıtın ve eşit olarak cildinize sürün. İnce bir tabaka yeterli olacaktır. Ürünü 2 kez ince tabaka halinde uygulamak bir kalın tabaka halinde uygulamaktan çok daha iyi sonuç verir; ürünün eşit dağılımını daha iyi kontrol edebilirsiniz. Spray ürün kullanıyorsanız bile eşit dağıtabilmek için mutlaka avucunuza sıkıp uygulayın.

Hızla ve yatay-dikey hareketler uygulayarak cildinizin ürünle tamamen kaplanmasını sağlayın. Ürünü uygularken dairesel masaj hareketleri yapmayın ve göz çevrenizden kesinlikle kaçının. Doğal güneşlenme sırasında daha fazla bronzlaşan yanak, burun ve alında biraz daha yoğun uygulama yapabilirsiniz.

Parmaklar, dirsekler, dizler, topuklar gibi vücudun kuru bölgelerine dikkat edin. Bu bölgeler ürünü daha fazla emer ve diğer bölgelere göre daha koyu bir renk oluşturur, o nedenle bu bölgelere ürünü daha hafif uygulayın.
Doğal bir görünüm vermesi ve yüzünüzde boyun, çene altı ve kulak diplerinize de ürünü uygulamayı unutmayın. Saçlara ve kaşlara ürünü değdirmemeye çalışın ya da nemli bir pamukla bu bölgeleri nemlendirerek koruyun; sararma yapabilir.

Uygulamadan hemen sonra bol sabunla ellerinizi yıkayıp, tırnaklarınızı fırçalayın.

20 dakika kadar ürünün kurumasını bekleyin, vücudunuza uyguladıysanız bu süreyi ayakta geçirin, oturmayın, yatmayın ve giyinmeyin. Yüzünüze uyguladıysanız makyaj yapmayın. Uygulamayı takip eden 2 saat içerisinde otobronzan sürdüğünüz bölgeyi suyla temas ettirmemeye çalışın. Renk kendini 2 saatte tam olarak ortaya çıkarır. Bu durum sadece uygulamadan sonraki ilk 2 saat için geçerlidir sonrasında suyun ve terlemenin renge hiçbir olumsuz etkisi olmaz.

İstediğiniz bronzluğa ulaşmak için ürünü ilk günlerde daha sık uygulamanız gerekir. Bu sıklık kullandığınız ürünün ambalajında veya prospektüsünde belirtilmiştir. Mutlaka önerilen zamanlamaya uyun. Daha çok bronzluk hevesinize gem vurup önerilen sıklık dışında fazladan uygulama yapmayın. İstediğiniz bronzluğa ulaşınca haftada 1 kez uygulamayı yinelemeniz yeterli olacaktır.

Otobronzan uygulamasında elde edilen bronzluk her ciltte ve hatta aynı kişide her uygulayışta farklılık gösterebilir. Bunun nedeni ısı, beslenme, stress ve regl gibi hormonal değişim dönemleridir.

Otobronzanınızı uyguladığınız zaman içerisinde de haftada 2 kez peeling yapmayı bırakmayın. Bu cilt renginizin her bölgede eşit kalmasını sağlayacak, ölü hücrelerin cilt üstünde birikip renk farklılıkları yaratmasına ve siyah nokta oluşumuna engel olacaktır.

Eğer uygulamada eşit dağılım olmadıysa, cildinizde lekeler ve izler oluştuysa, hemen cildinizi yıkayın ve peeling uygulayın. Ürünü bir kez daha uygulayıp, lekeleri kapatmaya çalışmayın, lekelerin daha da koyulaşıp belirginleşmesine neden olursunuz.

yaren_76
13-04-2007, 22:01
BAKIM MASKELERİ


Maskeler, çabuk ve etkili sonuç için cildin imdadına yetişen kozmetik ürünleri arasında önemli bir yer tutuyor. Özel formülleri sayesinde temizleyici, nemlendirici, onarıcı, canlandırıcı gibi değişik işlevlere sahipler. Kuru, yağlı, karma, hassas... kısaca her cilt tipi için uygun olanları var. Gece veya gündüz ne zaman isterseniz uygulamanız mümkün; tek şartla: cildiniz makyajsız ve temiz olmalı. En doğru uygulama peryodu ise, haftada 1 kez.


İşte, en çok kullanılan ve el altında bulunması gereken 2 maske türü ve etkileri:

Nemlendirici maskeler: Özellikle sonbaharda her cildin derdine devadır. Yaz boyu, güneş, rüzgar, klorlu ve tuzlu su, rejim derken cilt yıpranır, nemini ve canlılığını yitirir. Nemlendirici maskeler cildi derinlemesine nemlendirip nem tutma bariyerinin onarılmasına yardım eder, nemsizlik veya kuruluktan oluşan tahrişleri giderir, hassasiyeti yatıştırır. Cilde parlaklık, canlılık ve yumuşaklık kazandırır. Eğer cildiniz fazlasıyla yıpranıp hassasiyet kazandıysa düzelene dek nemlendirici maskeyi haftada 2-3 kez uygulayabilirsiniz. Nemlendirici maskeler genellikle fazlası kağıt bir mendille alınarak yüzde bırakılır.

Temizleyici maskeler: Kent yaşamında ve kış aylarında cildi toz ve kirden hızla arındırarak cildin derinlemesine temizlenmesinde son derece etkilidirler. Cildi fazla yağ salgısından ve ölü hücrelerden de temizledikleri için cildin sağlıklı ve net bir görünüme kavuşmasını sağlarlar. Yağlı ciltler için hazırlanmış olanları cildi temizlemenin yanı sıra sebum salgısını da dengeleyerek siyah nokta ve sivilce oluşumunu da engeller.

Bu 2 tip maskenin yanı sıra, cildin ihtiyaçlarına göre, besleyici, kırışık önleyici ve azaltıcı, onarıcı, leke giderici, enerji verici gibi etkilere sahip maskeler de vardır.


HAMİLELİK MASKELERİ

Hamilelikte görülen yüz lekeleri çoğunlukla 4. veya 5. aya doğru, yüzde düzensiz ve renkli lekeler şeklinde kendini gösterir.
Lekeler, pigment üretiminin artması nedeniyle özellikle alın, yanaklar ve dudak üzerinde yoğunlaşır. Esmer tenlilerde açık tenlilere oranla daha sık görülür. Bu, tamamen hormonal bir olay

olup sizi tedirgin etmemelidir. Doğumu takiben kademeli olarak tamamen yok olacaktır.
Nasıl hafifletilir?
İşte size 4 sır:
Cildinizi temiz tutun. Hava kirliliğinin neden olduğu pisliklerden, makyaj artıklarından ve gece salgılarından kurtulmak için cildinizin günlük temizliğini aksatmamalısınız. Bu düzenli temizlik cildinizin açılmasına yardımcı olacaktır.

Haftada 1 veya 2 kez yüzünüzü ölü hücre ve pisliklerden arındırarak cildinizin yenilenmesine yardımcı olun. Sonuç mu ? Daha açık, pürüzsüz ve yumuşak bir cilt.

Güneş filtreli ürünler kullanın. Gün ışığında bulunan ve çok zararlı olan UVA ve UVB ışınlarından kesinlikle korunmanız gerekir; çünkü bu ışınlar hamilelikteki yüz lekelerini artırır. Güneş filtresi olan bir gündüz kremi kullanın veya bir gündüz kremiyle birlikte, en az 15 koruma faktörlü bir kremi birlikte uygulayın.

Güneşlenmeyin. Eğer tatile gidiyorsanız, bir güneşsiz bronzlaştırıcı kremle hile yapın; böylece bronz bir tene sahip olacak ve güneşe çıkanlara imrenmeyeceksiniz.

yaren_76
16-04-2007, 20:23
Yüz maskeleri

Bezelyeden patlıcana kadar birçok sebzenin,cildimiz için birer cansimidine dönüşebileceğini biliyor musunuz?Sebzeler vücudumuza olduğu kadar cildimiz üzerinde de olumlu etkilere sahip.Hazırlanması çok kolay olan bu maskeleri uygulayarak pürüzsüz ve sağlıklı bir cilde kavuşabilirsiniz.

1.SALATALIK MASKESİ : İki tutam çuha çiçeği kurutularak,dövülüp toz haline getirilir.Kabukları soyulmuş yarım salatalık,bir fincan pirinç unu,çuha çiçeği tozu ile birlikte on dakika ateşte pişirilir.Elde edilen karışım bulamaç haline getirilir.Hazırlanan bulamaça yarım fincan elma suyu,bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem haline getirilir.

ETKİSİ : Yüz ve boyuna uygulanan bu maske cildin canlı ve sağlıklı gözükmesini sağlar.Yüzde yarım saat beklettikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu sürülür.

2.BAL MASKESİ : Civan perçemi çiçeği,saf suda on dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür.Bir fincan su soğutulur.Elde edilen posa ezildikten sonra,yarım fincan limon suyu,bir çorba kaşığı zeytinyağı,bir tatlı kaşığı bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile karıştırılır.Hazırlanan karışıma soğuk civan perçemi suyu ilave edilir.Maske kıvamına gelinceye kadar yulaf unu
eklenir.

ETKİSİ : Yüzdeki çöküntü ve kırışıklıkların giderilmesini önler.Bu maske bir hafta uygulanmalıdır.Yüzde bir saat kalması gereklidir.

3.YUMURTA MASKESİ : İki avuç buğday,iki bardak suda ezilir.İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı konulur.Yüze sürülür ve kurumaya başlayınca yıkanır ve gülsuyu sürülür.

ETKİSİ : Kızıl lekelerin ve sivilcilerin giderilmesini sağlar.Sabah ve akşam olmak üzere günde iki defa uygulanır.Bu maske şampuan olarak kullanılabilir,saçların parlamasını sağlar.

4.BEZELYE MASKESİ : İki su bardağı taze bezelye,ezildikten sonra üzüm pekmezi ile karıştırılır.Yumurta akı ve yarım fincan ayçiçek yağı ilave edilir.Bir miktar un konularak maske kıvamına gelinceye kadar karıştırılır.

ETKİSİ : Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlar,gece yatmadan uygulanmalıdır.Sabah cilt temizlenir.

5.ÇİLEK MASKESİ : Bir avuç taze çilek ezilip,yulaf unu ile karıştırılır.Bir adet yumurta sarısı ile iki çrba kaşığı yoğurt çırpılır,krem kıvamına getirilir.

ETKİSİ : Kuru ciltler için besleyici olan bu maske 20 dakika ciltte kaldıktan sonra ılık su ile yıkanır.Çilek maskesi özellikle gözaltlarındaki kırışıklıkların azalmasında önemli rol oynar.

6.PATLICAN MASKESİ : Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır.Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir.Buna kaymak katılarak krem haline getirilir.Bu karışım iki ay boyunca hergün tekrarlanmalıdır.

ETKİSİ : Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.

7.KAYISI MASKESİ : Üç tutam defne yaprağı,bir tutam tarçın kayısı suyunda pişirilir.Bir adet yumurta ve yarım fincan süt karıştırılarak krem haline getirilir.

ETKİSİ : Yüzdeki sivilcelerigidermek ve tene tazelik kazandırır.Saça uygulandığında dökülmeyi durdurur ve saçın geç ağarmasını sağlar.

• YULAF MASKESİ İLE SİYAH NOKTALARDAN KURTULUN

Yulaf ezmesi, cildin derinlemesine temizlenmesi ve siyah noktaların yok edilmesini sağlayan bir maskedir. Bu maske ayrıca cildin içinde dolaşan pislikleri temizleyip, cildin fazla yağlanmasını da engeller. Bu nedenle kuru ciltli kişiler tarafından pek fazla kullanılmamalıdır. Yulaf ezmesi maskesinin yapımı son derece basittir. Pişirdiğiniz yulafları süzdükten sonra, bunları geniş bir kabın içinde bir kaç dakika ezin. Hazırladığınız bu yulaf ezmesini yüzünüze sürdükten sonra 15 dakika kadar bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayarak, şaşırtıcı sonuca ulaşabilirisiniz.

Evde yapabileceğiniz yüz maskeler

• Yumurta, bal, yoğurt evimizde hemen her zaman bulunan yiyecekler. Ama bu kez bunları yemek pişirirken değil, güzellik maskeleri uygularken kullanacağız. Hazır mısınız? O zaman tariflerimize başlıyoruz! Besleyici maske İçinde bulunan badem yağı ve yumurta sarısı sayesinde cildi sanki yeni doğmuş bir bebeğinki gibi yumuşacık yapan bu besleyici maskeyi ayda bir kez uygulayabilirsiniz.

Malzemeler

3 tatlı kaşığı toz haline getirilmiş badem

1 tatlı kaşığı tatlı badem yağı

1 tatlı kaşığı krema

1 adet yumurta sarısı

Hazırlanışı : Yoğun bir kıvama gelinceye kadar tüm Malzemeleri bir kasede karıştırın.

Uygulaması Gözlerin etrafına gelmeyecek şekilde maskeyi yüzünüze sürün. 15 20 dakika dinlenmeye bırakın. Ilık suyla durulayın.

Sonuç Kırışıkları gerilmiş, daha pürüzsüz bir cilt.

• Onarıcı maske Özellikle yaz aylarında uzun süreli güneş banyolarının ardından uygulamak için ideal. Balın ve gliserinin yumuşatıcı etkileri sayesinde cildin nem oranını artıran bir maske.

Malzemeler

1 adet limon

3 çorba kaşığı bal

Gliserin

Hazırlanışı : Limon suyuyla balı hızlı hareketlerle iyice karıştırın. 15 gram gliserini ilave edin. Özlü bir karışım elde edinceye kadar karıştırın.

Uygulaması Hazırladığınız maskeyi masaj yapmadan yüzünüze ve boynunuza yayın. 15 dakika kadar yüzünüzde dinlendirdikten sonra ılık suyla
temizleyin.

Sonuç Cildi derinlemesine nemlendiriyor.

• Dinlendirici maske Bu maske aynı zamanda yüzünüzün daha kolay bronzlaşmasını sağlar. Karışımdaki Malzemeler cildi besler ve aynı zamanda pürüzsüz bir görünüm almasına yardımcı olur.

Malzemeler

1 adet yumurta sarısı

1 kase yoğurt

1 tatlı kaşığı zeytinyağı

5 damla havuç yağı

Hazırlanışı : 1 adet yumurta sarısını 2 tatlı kaşığı yoğurtla çırpın. Zeytinyağını ve havuç yağını ekleyin.

Uygulaması Karışımı yüzünüze ve boynunuza sürün. 20 dakika kadar dinlendirip, ılık suyla temizleyin.

Sonuç Cildi, özellikle güneşin zararlı etkilerine karşı koruyan ama bronzlaşmayı da artıran bu maskenin nemlendirici ve besleyici etkisi kendini hemen gösteriyor.

• Evde yapabileceğiniz vücut maskeleri

Yukarıda evde yapabileceğiniz yüz maskeleri nin tariflerini vermiştik. Şimdi sıra vücut için yapılabilecek maskelerde... Eğer ipek gibi bir ten istiyorsanız, bu iki maskeyi mutlaka uygulayın!

Peeling Kremi Bu peeling kremini ayda bir kez uygulayın. Ölü hücreleri temizler ve vücudun yumuşak, pürüzsüz olmasını sağlar.

Malzemeler

1 çorba kaşığı deniz tuzu

3 çorba kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı : Küçük parçalara ayrılmış deniz tuzunu, zeytinyağı ile iyice karıştırın.

Uygulaması Ilık bir duş alın. Hazırladığınız karışımı, dairesel hareketlerle masaj yaparak vücudunuza sürün. Bu karışımı özellikle topuklar, dirsek, diz gibi bölgelere yoğunlaşarak uygulayın. Ilık suyla durulayın.

Sonuç Gözenekleri tıkayan ölü deri temizleniyor ve cilt yapılacak bakıma hazır hale geliyor.

• Bal Maskesiyle epilasyon Cildin hassas olduğu noktalara uygulanabilecek balla yapılan epilasyon.

Malzemeler

1 kase bal

Limon suyu

Bez parçaları (eski çarşafları kesebilirsiniz)

Hazırlanışı : Kısık ateşte balı ısıtın. Yoğun bir kıvama geldiğinde birkaç damla limon suyu ekleyin. Soğumaya bırakın.

Uygulaması Hazırladığınız karışımı tüylerin bulunduğu bölgeye yayıp, birkaç saniye bekletin. Ağdanın üzerine bir bez parçası yapıştırıp, üzerini düzeltin. Tüylerin tersi yönünde tek hamlede çekin. Ağda bittikten sonra soğuk suyla temizleyin.

Sonuç Pürüzsüz, ipek gibi bir ten!

YÜZ GÜZELLİĞİNİZİ DEVAM ETTİRME USULLERİ

Bitkisel maskeler

1) Kuru Ciltler İçin Maskeler :

• Yulaf İçi Maskesi :2 çorba kaşığı yulaf içi, suda veya sütde 15 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra mahlülle bir kaşık bal ilave edilir. Hafif sıcak vaziyette yüze sürülüp, 15 dakika bekletilir. Yüz ılık su ile yıkanır.

• Kabak Maskesi : Pişirilmiş kabaktan 2 çorba kaşığı iyice karıştırıldıktan sonra, içerisine 1 çorba kaşığı zeytin yağı veya badem yağı karıştırılır. Elde edilen karışım yüze sürülür, 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Havuç Maskesi : 2 havuç rendelenir, yumurta akı ile çırpılır, 1 tatlı kaşığı zeytin yağı veya süt ve az miktarda nişasta karıştırılır. Sonra yüz boyun ile birlikte yağlanır. 30 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Marul Maskesi : Marul yaprakları ince ince kıyılır, üzerine zeytin yağı ve birkaç damla limon suyu sıkılır (lapa haline gelmesi için). Yüze sürülür. 20 dakika sonra yavaş yavaş evvela sıcak su ile, sonra soğuk su ile yıkanır. Marul yerine, rendelenmiş turp veya patates püresi de kullanılabilir.

• Muz Maskesi : Bir adet muz iyice dövüldükten sonra, içerisine 1 tatlı kaşığı süt veya kaymak katılarak karıştırılır. Sonra yüze sürülür. 20 dakika sonra ılık su ile yıkanır.

• Elma Maskesi : Bir elma iyice rendelendikten sonra, içerisine bir çorba kaşığı zeytin yağı, süt veya kaymak karıştırılır. Yüz ve boyuna sürülür. 20 dakika kadar bekledikten sonra ılık su ile yıkanır.

• Şeftali Maskesi : OIgun bir şeftali iyice ezildikten sonra, haşlama papatya suyu ile lapa haline gelinceye kadar karıştırılır. Sonra yüze sürülür. 20 dakika bekletildikten sonra yüz, sıcak su ile yıkanır.

• Hıyar (salatalık) Maskesi : Rendelenmiş hıyara birkaç damla limon suyu damlatılır. Yüz ve boyuna sürülür. 20 dakika sonra bir mendil veya bir bezle iyice temizlenir, yüz yıkanmalıdır.

2) Yağlı Ciltler İçin Maskeler :

• Badem Maskesi : Papatya, Ihlamur çiçeği, lavanta, mürver ağacı çiçeği ve çam filiz uçlarından eşit miktarda alınıp karıştırılır. Bu karışımdan 2 çorba kaşığı alınıp 150 g. kaynar su içinde haşlanır. Bu haşlamaya (50 grama 1 çorba kaşığı badem içi gelecek şekilde) badem içi ilâve edilip, haşlamaya devam edilir. Sonra haşlanmış terkibe (1 tatlı kaşığı un ve yarım tatlı kaşığı bal ilave edilir. Sıcak vaziyette yüze sürülür. (Sıcaklık dayanılacak gibi olmalıdır.) 30 dakika bekledikten sonra, evvela sıcak sonra soğuk su ile yıkanmalıdır.

• Elma Maskesi : 12 elma rendeledikten sonra, iyice çırpılmış yumurta akı ile karıştırılır. Elde edilen karışım yüze ve boyna sürülüp 20 dakika bekledikten sonra ılık su ile yıkanır.

KOZMETİKDE KULLANILAN DİĞER BİTKİLER

• Hatmi Tentürü : 2 çorba kaşığı hatmi yaprağı veya ince kıyılmış kökü 300 g. soğuk suda 1 saat bekletilip, süzülür. Elde edilen tentür mantarlarla ve kuru cilde karşı kompres şeklinde kullanılır.

• Karahindiba Haşlaması : Bitkiden 2 çorba kaşığı 300 g. suda 10 dakika kaynatılır. Soğuduktan sonra süzülür. Elde edilen mayi ile sabah akşam yüz yıkanır. Yüzdeki küçük siyah lekeleri ve çilleri giderir.

• Nane haşlaması : 100 g. nane yarım kova kaynar suda yarım saat bırakıldıktan sonra yorgunluktan dolayı şişmiş ayaklara banyo şeklinde uygulanır.

• Gül Yaprakları İle Tütsülenmek (İnhalasyon) : Hafif ateş üzerinde, su kaynatılan bir kab üzerine kevgir veya elek kapatılır. Eleğin kaidesine gül yaprakları serilir. Yüz gül yapraklarına 1520 cm. kadar yaklaştırılır, baş bir havlu ile örtülür. Güldeki eterik yağ cildi sağlamlaştırır ve yüze canlılık ve tazelik verir.

• Yüzde Beliren Mantarlar : Tuzlu su ve kızıl ağaç veya huş ağacı yapraklarının haşlaması ile giderilir. Sati mantarlarda ise : Atkuyruğu veya büyük kuzukulağı haşlamasıyla kompres yapılır.

• Dudaklarda Meydana Gelen Uçuklarda : Meşe kabuğu veya menekşe haşlanarak kompres yapılır.

• Yüzde Çıkan Siyah Lekecikler : 2 çorba kaşığı mısır unu veya yulaf unu 1 yumurta akı ile köpükleninceye kadar çırpılır. Yüzdeki siyah lekelere sürülür. Kuruduktan sonra kuru, pamuklu bir bezle silinir. Sonra soğuk su ile yıkanır.Yüze zeytin yağı ile hafif masaj yapılması tavsiye olunur. Yüz masajdan evvel, sabun kullanmadan sıcak su ile yıkanır ve soğuk su ile durulanır. Sonra da zeytin yağı ile yüze hafif masaj yapılır ve 20 dakika bekletildikten sonra tekrar sabun kullanılmadan sıcak su ile yıkanır, soğuk su ile de durulanır. Zeytinyağı dirsek ve tırnaklar içinde yararlıdır. Zeytin yağına taze fesleğen (100 g. fesleğen 1/2 It. zeytin yağı) karıştırılır. Bir hafta bekletilerek yapılırsa çok yararlıdır.

• Yüzde beliren lekeler (siyah ve sarı lekeler). Taze (hıyar) salatalık püresi yüze devamlı sürülerek giderilir. Cilt yumuşak ve pürüzsüz olur.

yesilim
16-04-2007, 21:40
yani bu kadar güzel bilgiler öneriler olabilir...teşekkürler.

hexe
16-04-2007, 23:33
emegine saglik canim güzel bilgiler var:1yes2:

hıztutkunu!!!
17-04-2007, 09:58
Hep Kendin Yazmişin Ya

EU3
22-04-2007, 15:21
ben haşimato troidisi hastasıyım. lida yosun kapsülünü kullanabilirmiyim?
:a015:

ecrenim
30-04-2007, 11:24
:çiçek: harika faydalı bilgiler vermişsin bizlere , çok teşekkürlerrrr

yaren_76
03-05-2007, 07:40
ben teşekkür ederim arkadaşlar,
sitemizde başka güzellik uzm arkadaşlar yokmu?

yaren_76
15-05-2007, 18:26
yokmu senağlama :uhm:

nancy
15-05-2007, 18:36
olmazmı canım burdayım mesajı daha yeni gördüm bu arada sen zaten şahane bilgiler paylaşmısın emeğine sağlık


Akne Nedir?

Akne, siyah veya beyaz noktalar, bir çok türden sivilceler ve
bazen de kistler şeklinde kendini gösteren tıkanmış gözeneklere verilen isimdir. Yüz bölgesi, boyun ve bazı durumlarda da göğüs, sırt, omuz ve kolların üst kısımlarında oluşabilir. Gençlerde sıkça görülür. Ancak bu sorun herhangi bir yaş grubuna özel değildir: 40'lı yaşlarda olan ergin kişilerde de akne problemi yaşanabilir. Hayati bir önemi olmamasına karşın bu sorunu yaşayanlar için çok can sıkıcı ve görüntü olarak kötüdür. Yoğun akne ciddi ve kalıcı cilt izlerine neden olabilir.

Aknenin Genel Görüntüsü Nasıldır?

Akne sadece kızarık şişliklerden (papül) oluşmaz, içindeki
yağın kolayca dışarı çıkartılabileceği siyah noktalar (açık komedon), bunun tersi özellik taşıyan beyaz noktalar (kapalı komedon), içi cerahatle dolu küçük şişlikler (püstül) ve içinde sert bir cisim olduğu izlenimini veren kistler ve nodüller vardır. Nodüller ve kistler iyileşmeleri esnasında bazen yara izi (skar) bırakabilirler. Bu yara izlerinin ortaya çıkmasını engellemek akne tedavisinin önemli amaçlarından biridir, çünkü skar tedavisi akne tedavisinden çok daha zordur. Akne, yağ bezlerinin sıklıkta bulunduğu bölgelerde, yani yalnız yüzde değil aynı zamanda göğüs ve sırtta da olabilir. Akne problemi olanların birçoğunun ortak özelliği ciltlerindeki yağ oranının hayli yüksek oluşudur.

Hangi Nedenlerle ve Nasıl Oluşur?

Ergenlik döneminde görülen aknelerin nedeni, kişilerin çocukluktan gençliğe geçiş döneminde yaşadıkları değişiklikler. Fiziksel olgunluğu sağlayan hormonlar, yağ bezlerinin daha çok sebum üretmesine neden olurlar. Yağ bezleri üzerinde en çok etkili olan hormon androjen hormonudur. Erkeklik hormonu olan androjen, kadınlarda da bir miktar bulunur. Yağ bezleri, içinden bir kılın büyüdüğü kıl foliküllerinde bulunurlar. Ergenlik döneminde folikülün etrafında bulunan hücreler daha sık dökülürler. Dökülen hücreler sebumla karışıp birbirine yapıştığında, folikülün ağzını tıkar. Ciltte yaşayan bir bakteri olan P.acnes, kapalı kıl foliküllerinde daha kolay ve hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Bu bakteri ciltte enflamasyona neden olan tahrişler yaratır. Bazen folikülün duvarı patlayarak enfeksiyon cilde yayılır. Akne lezyonlarının siyah noktalardan sivilcelere, onların da nodüllere dönüşmesi bu şekilde gerçekleşir.

nancy
15-05-2007, 18:38
Akne Niçin Tedavi Edilmelidir?

Tedavinin en önemli hedeflerinden biri kist ve nodüllerin iz bırakmasını yani skar oluşturmasını engellemektir.

Bir diğeri, akneli kişinin akne süresini (bu süre bazen 10 yıldan çok daha uzun olabilir) kısaltmaktır.

Üçüncü önemli hedef ise akneden kaynaklanan hoş olmayan görüntü nedeniyle bireylerin kendilerini aile ve arkadaş çevresi gibi sosyal ortamlarda izole edilmiş hissedilmelerini engellemek, bu durumun yol açabileceği psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.

Yani sivilcelerin tedavi edilmesinin başlıca nedenleri iyileşmekte olan kist ve nodüllerin kişinin cildinde iz bırakmasını önlemek, kişinin akneli olarak geçirdiği süreyi kısaltmak ve aknenin neden olduğu psikolojik sorunları ortadan kaldırmaktır.

nancy
15-05-2007, 18:39
Akne Nasıl Tedavi Edilir?

Akne ister hafif, ister ciddi olsun mutlaka hekiminizin size vereceği bilgiler doğrultusunda kontrollü ve güvenli biçimde tedavi edilmelidir.

Unutmayın ki "TEDAVİ EDİLEMEYECEK AKNE YOKTUR". Ancak farklı türde ve şiddette aknenin tedavisi için farklı seçenekler vardır ve tedavinin başarılı olabilmesi için uygun olanın seçilmesi esastır. Bu nedenle hekiminizin önerilerine sıkı sıkıya uymak, tedaviyi bilinçli bir şekilde sürdürmek gerekir.

Hangi Tedavi?

Ergenlik çağında görülen sivilceler (fizyolojik akne) genellikle topikal (harici) tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak topikal tedavi tek başına yeterli olmazsa yerine oral bir antibiyotik verilebilir veya her ikisi birden uygulanabilir. Antibiyotik tedavisinde amaç akneye neden olan bakterilerin sayısını azaltmak ve bunların neden olduğu iltihabı (enflamasyon) ortadan kaldırmaktır.

Yağ bezleri seks hormonlarının kontrolündedir; bu nedenle akne genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Bu hormonlar yağ bezlerini uyararak daha fazla yağ salgılamasına neden olurlar. Ergenlik döneminde hem genç kızlarda hem genç erkeklerde fazla miktarda üretilirler. Bu durum erkekler için tamamen normaldir, ancak nadir olarak genç kızlarda ve kadınlarda hormon tedavisi uygulanmasını gerektirecek ölçüde hormon dengesizliği olabilir. Hem hormon dengesizliğine neden olan faktörleri ortadan kaldırmak hem de akne ile birlikte görülebilecek kıllanma ve benzeri diğer şikayetleri ortadan kaldırmak için bu bayan hastalara hormon tedavisi uygulamak gerekebilir, buna hekim karar verecektir.

Retinoid Tedavisi?

Akne tedavisinde topikal (harici) ürünlerle veya oral (ağızdan) antibiyotiklerle beklenen düzeyde iyileşme sağlanamıyorsa özellikle kist ve nodüller varsa veya hızla skar oluşumu sözkonusu ise hekimler bu tedaviye geçebilir.

Bu tedavi yalnızca dermatologlar tarafından uygulanmaktadır. Tedavi sırasında hekimin öneri ve uyarıları mutlaka sıkı sıkıya izlenmelidir. Hekim ve eczacılar bu konuda size daha geniş bilgi verebilirler.

Nasıl tedavi edilir?

İlaç, dermabrazyon, lazer ve kimyasal peeling.

İlaçla tedavi hangi durumda geçerlidir?

Vücuttaki aknelerin aktif olması durumunda tercih edilen bir yöntemdir. Genellikle aktif akne yaraları kullanılan antibiyotik ve antibiyotikli kremlerle baskılanır.

Akne izleri cerrahi yöntemlerle giderilebilir mi?

Dermabrazyon yöntemi, derinin bir bölümünün cerrahi aletler yardımıyla soyulmasıdır. Oluşan kabuklanma altından sağlıklı deri tabakası 10-15 günde meydana gelir.

Tedavide lazerin yeri nedir?

Dermabrazyonla lazer arasındaki fark lazerde oluşturulan ışık demetlerinin deriyi soyucu etkisinden yararlanılması.

Kimyasal peeling ile tedavi nasıl olur?

Glikolik asit, TC gibi asitli solüsyonların deriyi soyucu ve gerici etkisinden yararlanılıyor.

Tedavi sonrası nelere dikkat edilmeli?

Tüm yöntemler sonrası hastaların kesinlikle güneş ışınlarından korunmaları gerekmektedir. Bu nedenle tedavilerin yaz aylarında yapılması sakıncalıdır.

nancy
15-05-2007, 18:40
Akne Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Akne Bir Enfeksiyon Mudur?

Akne normal olaral her deride bulunan mikropların normalden fazla yağlanan ve gözenekleri tıkanan deri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Yani tamamen mikroplara bağlı bir enfeksiyon değildir.

Güneş Banyosu Akneyi Azaltır Mı?

Güneş Banyosu genelde akne için yararlıdır. Ancak hastaların %20'sinde kötüleşme gözlenir, bunun nedeni rutubetli bölgelerde bulunma ve fazla terleme dolayısıyla cildin gözeneklerinin daha çok kapanmasıdır.

Diyet Uygulamak Akneyi Etkiler Mi?

Beslenme biçiminin akneyi etkilediğine ilişkin bilimsel bir kanıt yoktur. Bazı hastalar bu nedenle çikolata ve yağlı yiyeceklerden (ve bazı diğer gıdalardan) kaçınırlar. Bu yaklaşımı sağlık açısından genel olarak yararlıdır ancak akneyi kötüleştirmez.

Belli Meslekler Akneyi Etkiler Mi?

Nemli ortamlarda yapılan işler akneyi kötüleştirir.

Seyrek Yıkanma Akneyi Kötüleştirir Mi?

Akne bir tür enfeksiyon değildir, bu nedenle seyrek yıkanma akneyi etkilemez.

Sivilceleri Sıkmak Sonucu Etkiler Mi?

Aknenin sıkılarak temizlenmesi önerilmez. Sıkma sonucu enfeksiyon yayılabilir. Özellikle cerehat derinde ise, onu çıkartmak için kuvvetle sıkmak daha derine kaçmasına ve daha uzun süre daha büyük boyutta devam etmesine, hatta yara izi (skar) bırakmasına neden olur.

Doğum Kontrol Hapları Akneyi Etkiler Mi?

Hamile kalmayı önleyici nitelikteki herhangi bir doğum kontrol hapı akneyi etkilemez. Akneyi önleyici nitelikte bir doğum kontrol hapının hem östrojen hem de antiandrojen içermesi ve mutlaka hekiminizin önerisi ve reçetesi doğrultusunda kullanılması gerekir.

Akne Ergenlik Boyunca Devam Eder Mi?

Klinik(tedavi gerektiren) akneli hastaların çoğunluğunda bu problem 25 yaşına dek ortadan kalkar, ancak küçük bir kısmında (kadınlarda %5 , erkeklerde %1) akne 40 yaşına dek sürebilir.

Makyaj akneyi kötüleştirir mi?

Bazı makyaj malzemelerinin akneyi kötüleştirdiğine dair kanıtlar vardır. Bununla birlikte herhangi bir genelleme yapmak oldukça zordur. Akneli hastalara yağlı olmayan malzemelerle ve olabildiğince kısa süreli makyaj yapmaları önerilir.

Cinsel İlişkide Bulunmak Akne Üzerinde Olumlu Etki Yaratır Mı?

Cinsel ilişkinin akneyi iyileştirdiğine veya kötüleştirdiğine dair herhangi bir kanıt yoktur.

Hamilelik Akneyi Etkiler Mi?

Hamileliğin akne üzerindeki etkileri değişiktir. Bazen iyileşme bazen de kötüleşme sözkonusu olabilir, ancak hastaların büyük çoğunluğunda durum değişmeden kalır.

Aknenin Nedeni Yüksek Seks Hormonları Mıdır?

Hormonlar tek başına akneden sorumlu değildir, problem yağ bezlerinin hormonlara karşı duyarlı olmasıdır. Aknesi olan kişilerin pekçoğunda hormon seviyeleri normaldir. Kadınların ve genç kızların %99'unda hormon seviyelerini ölçmek , adet düzensizlikleri ve aşırı kıllanma durumu sözkonusu olmadıkça gerekli değildir.

Tedaviye Ne Kadar Süre İle Devam Etmeliyim?

Unutulmamalıdır ki akne yetişkinlerin aylar hatta yıllar süren bir problemidir. Yüzeysel tedaviler ve tekrarlanan antibiyotik tedavisi oldukça uzun zaman alabilir.

Akne Yalnızca Fiziksel Etkileri Olan Bir Rahatsızlık Mıdır?

Hastaların pek çoğu tarafından akne öncelikli olarak fiziksel bir rahatsızlık olarak algılanır. Buna karşın akne duyguları da büyük ölçüde etkileyebilir.

nancy
15-05-2007, 18:41
Akne Hakkında Öneriler

Akneli bir cilde mahkum değilsiniz. Eğer akne sizi rahatsız ediyorsa tedavi olmak için girişimde bulunun.

Ne akne ilaçlarını ne de başka ilaçları ilaç bilgisi olmayan kişilerin yönlendirmesiyle kullanmayın.

Güneş banyosu geçici bir iyileşme sağlar, gerçek bir tedavi değildir.

Aknelerimiz sıkmakla iyileşmez, daha da kötü hale gelebilir.

Sabırlı olun. Daha önce de belirtildiği gibi en etkili tedavi dahi aylar sürebilir. Hekiminizin önerdiği tedavi mutlaka cildinizin yapısı, aknenin derecesi, iz(skar) bırakan türde olup olmaması, sosyal koşullarınız ve tedaviye yönelik uyarı ve önlemleri izlemedeki titizliğiniz ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle verilen tedavinin sizin için en uygun tedavi olduğunu bilmelisiniz.

Sonuç alamadığınızı düşünüyorsanız tedavinizi bırakmadan veya değiştirmeden önce hekiminize danışın, değişiklik gerekli ise bunu hekim yapmalıdır.

Unutmayın:TEDAVİ EDİLEMEYECEK AKNE YOKTUR. Hekimler şikayetinizi giderebilecek en uygun tedaviyi bilmekte ve belli bir sıra içinde uygulamaktadır. Tedavinin bu sıraya uygun biçimde yapılması konusunda kararlı olun, bu durum sonucu mutlaka etkileyecektir.

Geçmiş Olsun...

nancy
15-05-2007, 18:47
Sadece estetik açıdan değil, sağlık açısından da cildimizin temizlik ve bakımına özen göstermek yaşımız ilerledikçe oluşacak kırışıklık ve deformasyon gibi problemlerin önlenmesi bakımından çok faydalıdır. Aksi takdirde UV ışınları, makyaj, serbest radikaller, sigara, stres, hava değişimleri ve yanlış beslenme cildimizi olumsuz yönde etkiler ve genç yaşta olmamıza rağmen yorgun ve solgun görünmemize neden olur.
Cildimizin canlılığı, parlaklığı ve diriliği en önemli sağlık göstergelerindendir. Dolayısıyla 20’li yaşlardan itibaren her bayanın temizlik, bakım ve koruma amaçlı olarak ayda bir kez cilt bakımı yaptırması çok faydalıdır.
Cilt bakımı yaparken doğru ürün seçimi çok önemlidir. Bu yüzden hangi ürünün kullanacağına karar verebilmek için bakıma başlamadan önce kapsamlı bir cilt analizi yapmak gerekir. Böylece yağ nem ve elastikiyet oranı göz önünde bulundurularak cildin yağlı, kuru, normal olgun yada hassas olduğuna karar verebiliriz. Cilt Yaşı her zaman esas yaşımızla doğru orantılı olmayabilir.
Cilt bakımı yaklaşık iki saat sürer ve bu süre içinde sırası ile süt ve tonik ile temizleme, peeling, ozon artı buhar, serum ve ampul emilimi yüz masajı, maske, yüksek frekans ve kremleme işlemleri uygulanır. Bu uygulamalar ile cilt temizlenir tıkalı gözenekler açılır, kan dolaşımı hızlandırılır, cilt ölü hücreler ve siyah noktalardan arındırılır nem depo edici ve hücre yenileyici işlemlerle taptaze canlı bir görünüm ortaya çıkar.
Cilt bakımı yaparken yaşa ve cilde göre doğru ürün kullanılması gerekir. Bu yüzden sivilce, akne, leke ve kırışıklık bakımlarında cerrahi müdahale uygulanmadan ve kimyasal peeling işlemi yapılmadan, deri altına hiçbir madde enjekte edilmeden son derece başarılı sonuçlar elde edilmektedir.
Cilt Bakımıyla İlgili Dikkat Edilecek Hususlar:

1. Günde 2 litre su için.

2. Kalitesiz makyaj ürünleri kullanmayın.

3. Sigara içmeyin.

4. Aşırı güneşlenmeyin.

5. Makyajınızı çıkarmadan yatmayın.

6. Cildinizi her gün nemlendirin.

7. Her hafta 1 peeling yapın.

8. 15 günde bir maske uygulayın.

9. Sivilce ve komedonları bilinçsizce sıkmayın.

10. Uzun süre klimalı ortamlarda bulunmayın.

11. 3 günde 1 eriyinceye kadar bir buz kalıbını cildinizde gezdirerek dolaşımı hızlandırın.

12. Ve bakılan bir cilt ile bakılmayan bir cilt arasındaki farkın ileriki yaşlarda daha çok kendisini göstereceğini unutmayın.


Cilt Bakımı Ünitesinde Bulunması Gereken Araç-Gereçler:

Bu tip bakımlar, tam teşekküllü bakım ünitelerinde, uzmanlarca yapılmalıdır. Hijyenik olmayan şartlarda uygulanan prosedürler yarardan çok zarar getirecektir. Bir cilt bakım ünitesinde bulunması gereken elemanlar şunlardır;

1. Cilt bakım cihazı ( Frimatör ve/veya yüksek frekans ve/veya vakum sprey ve/veya İyontoforez ve /veya galvenik veya faradik akım ile kas stimülasyonu ve/veya ultrason ve/veya soft laser ve/veya infraruj)
2. Vapozon (buhar/ozon cihazı)
3. Işıklı büyüteç
4. El aynası
5. Cilt bakım uygulamalarına yönelik çeşitli el aparatları (Maske kabı, maske fırçası, tek kullanımlık spatula vb.)
6. Pamuk, sünger veya cilt temizleme bezleri
7. Saç için band ve/veya bone ve/veya saç için havlu
8. Güzellik uzmanının kullanacağı maske ve önlük
9. Uygulama yatağı/koltuğu ve uygulayıcı taburesi
10. Kozmetik uygulamalarda kullanılan ürünler
11. Ürün ve malzeme dolabı
12. Lifting cihazları* (Galvanik veya faradik akım uygulayan cihazlar ve/veya soft laser, infraruj, ultrason ve/veya vibrasyon cihazları ve/veya vakum cihazları)


 VAPOZON: Cildin porlarını açmak için kullanılır. Ozon gazı bileşimi ile daha yoğun sis üreterek cildi daha çabuk nemlendirir.

 LOOP LAMBASI: 5 diyoptri büyütme gücüne sahip büyüteçli ve gün ışığı özelliklerine sahip bir ışık kaynağı olan akrobat hareketli bir lambadır.

 FRİMATÖR: Doğal yapıdaki, çeşitli boy ve özelliklerdeki fırçalardır. Bunlarla farklı ürünlerin cilde yedirilmesi yanında bir anlamda hafif bir peeling de yapılmış sayılır. Yüksek torklu cihazlar olduğundan en düşük devirde bile durmaz. Fırçanın kılları porların içine kadar girerek cildin derinlemesine temizlenmesini sağlar.

 İYONTOFOREZ: Galvanik akımla nötron ve proton yüklü ampullerin cilde yedirilmesini sağlayan aparatlardır. Etken maddenin dokunun en alt tabakasına kadar ulaşmasına yardımcı olur.

 HIGH FREKANS: Özel gazlarla doldurulmuş cam tüplerdir. Uygulama sırasında cilde oksijen takviyesi yapar. Kullanılan ürünün dokuya nüfuz etmesini sağlar. Kan dolaşımını hızlandırıp, Hücreleri harekete geçirir. İşlem sırasında elektrik arkı yaparak havadaki ozonu ayırır ve cilde ozon verir. Her uygulamaya göre değişik başlıkları vardır.

 VAKUM: Cilt üzerinde akne, komedon ya da pistülize oluşumların emilerek dışa çıkmalarını sağlayan ayrıca cilde bir çeşit masaj yaparak kanlanmayı arttıran işlemdir. Uygulama için farklı başlıkları vardır.

 SPREY: Cilde, homojen bir şekilde distile su ya da tonik püskürtmede kullanılır. Atomize püskürtme sistemi ile fazla miktarda tonik püskürtülmesini engeller.

 PATTERN: Lenf dolaşımına yönelik, darbeli vakumlama sistemi ile bir çeşit masaj yapar, kan dolaşımını hızlandırır, yağ dokuları arasında sıkışıp kalan lenfatik damarların tekrar işlev kazanmasını sağlar.

yaren_76
16-05-2007, 06:43
:teselli: :asigim: çok sevindim canım,paylaşımlarının devamını bekliyorum:sm_cool:

yaren_76
18-05-2007, 18:09
OK GİBİ KİRPİKLER


Kirpikleriniz için de suya dayanıklı rimelleri tercih edin.



Kısa kirpikleri uzun göstermek de yeni ürünlerle şimdi çok kolay.



Pisayada sırf bunun için üretilmiş pek çok maskara bulabilirsiniz.



Rimelin kalıcılığını sağlamak için size pudra çok yardımcı olacaktır.



Önce bir kat rimel sürün. Üzerinden pudra ile hafifçe geçin ve tekrar rimel sürün. Böylece rimeliniz uzun süre dayanacaktır.



Düz fırçalı rimeller, kirpiklerin dolgun ve sık görünmesini sağlar.



Rimeli kirpiklerinizin alt kısmından başlayarak sürerseniz, uzun bir görünüm de elde edersiniz.



Kirpiklerinizin uzun ve dolgun bir görünüme sahip olması için, rimeli kirpiklerinizin alt kısımlarından başlayarak yukarı çeker gibi doğru sürün.



Büyüleyici kirpikler elde etmek için, alt kirpiklerinize de biraz rimel sürebilirsiniz. Ama yoğun olmamasına dikkat edin.



Koyu ve etkileyici bir göz makyajı için, rimel rengi konusunda tercihinizi siyah, kahverengi ve lacivertten yana yapabilirsiniz.



Işıltılı kirpikler için de mürdüm rengi, gri ya da mor rimel kullanabilirsiniz. Kullandığınız rimelin fırçası da çok önemli.



Yarım ay biçiminde olan fırçalar, kirpiklerinizin daha kıvrık, ayrık ve uzun görünmesini sağlarken, düz fırçalar daha dolgun, gür ve sık bir görünüm kazandırır.



Ağır makyajdan hoşlanmıyorsanız bile gözlerinize muhakkak rimel sürün.



Birkaç kat rimel, görünümüzü hemen değiştirecektir.



Öte yandan, makyajda gözleri vurgulamak yılın trendleri arasında.



Eğer siz de bu makyajı tercih ederseniz kirpiklerinize daha fazla özen göstermelisiniz.

befin
18-05-2007, 19:38
yaren,entele otunu ben aldımdasen yazıp yollarsa nasıl yapacagımı çok sevinirim.bide benim cildimde .sivilce gibi bazı kabarcıklar çıkıyor alerjik ola bilrmi
cevap yazarsan sevinirim

nancy
21-05-2007, 22:54
:emir_bebek:Sarımsağın Cilde Faydaları


Sarımsağın sağlığa olan faydaları bilinmektedir. Çiğ sarımsak, antibiyotik, antiseptik ve virüslere karşı korumacı olarak etki etmektedir. Aynı zamanda antioksidandır.
İltihaplı bölgeye sarımsak uygulamak iltihabın azalmasını sağlar. Sarımsağın güzellik problemlerinde kullanıldığı pek çok yer mevcuttur. Sarımsağın tüm faydalarından yararlanmanın bir kolay yolu da bir diş dilimlenmiş sarımsağı yoğurt ya da peynir ile birlikte yemektir.

Aşağıdaki sorunlarla karşılaştığınız zaman sarımsaktan faydalanmayı deneyebilirsiniz:

Akne

İki diş sarımsağın suyunu aynı miktarda sirke ile karıştırın. Pamuk yardımıyla karışımı aknenin üzerine günde birkaç kez uygulayın. Bu solüsyonda sarımsak, anitbiyotik, antiseptik özellikleri ile akneye karşı savaşırken antioksidan özelliği ile de cildi korur ve onarır. Sirke ise cildin pH dengesini korur.

Uçuk

Bir diş sarımsağı kesin ve direkt uçuğa uygulayın. Sarımsak suyu yakabilir ama uçuğunuzu iyileştirecektir.

Sedef Hastalığı

Sedef hastalığını sarımsak yağı ile tedavi edebilirsiniz. Eczaneden sarımsak yağı jel kapsüllerinden satın alın. İğne yardımıyla içindeki yağı çıkartın ve bölgeye uygulayın.

Saç Dökülmesi

Sarımsak saç dökülmesi için doğal bir çözümdür. Sarımsak yağını dökülmenin olduğu bölgeye uygulayın ve tüm gece kalsın. Sabah saçınızı yıkayın.

Ayak Mantarı

Birkaç diş sarımsağı doğrayın ve bölgeyi sarımsak ile kapatın. Üzerine tül kapatarak tüm gece kalmasını sağlayın. Sabah ayağınızı yıkayın ve sarımsak yağını bölgeye uygulayın. Çorabınızı giyin. Bu yöntemi kırmızlık ve kaşıntı ortadan kalkana kadar birkaç gün daha uygulayın.

nancy
21-05-2007, 22:57
Eğer 15 yaşında cildinizde oluşan bir aknenin 35 yaşında tekrar ortaya çıktığını far ettiyseniz siz de yetişkin aknesine sahipsiniz. 25 & 40 yaş arası beş bayandan biri yetişkin aknesinden yakınmaktadır. İşte yetişkin aknesi konusunda birkaç gerçek:


Akne genelde siyah noktalar ile başlar: Siyah noktalar kir değildir, yağ ve ölü hücrelerin gözenek içinde kalarak bakteri ile karışıp gözeneği tıkaması ile oluşur. Hava ile temas edince de siyaha dönüşür. Siyah noktalar kabarır, kızarır ve kirli ellerinizle dokunduğunuz zaman yayılırlar. Bu da sivilceye neden olur. Sivilce iltihaplandığı zaman ise beyaz uç verir. Bunlar da sivilce izlerine neden olabilir.

Yetişkin aknesinin pek çok nedeni vardır: Bu nedenler: stres, kötü kozmetik, hormonlar , doğum kontrol hapları.
Stres, yağ bezlerinin çok daha fazla çalışmasına neden olur. Kötü kozmetik ürünleri, gözeneklerde bakteriye neden olur. Hormonlar, sebum bezlerinin işlevini fazla yerine getirmesine neden olur, androgen içeren doğum kontrol hapları ise sivilceye neden olur .

Peynir, çikolata akneye neden olmaz: Akne bir hastalık değildir , tamamen cildinizin durumuyal alakalıdır. İyi bir dermatolog cildinizin neye ihtiyacı olduğunu iyi bilir: sülfür, çinko, maske, eksoliye etme.:1yes2:

nancy
21-05-2007, 22:58
Göz Altı Mor Halkalardan Kurtulmanın Yollarıfisfisfis


Göz kapakları vücudumuzun en ince ve yumuşak bölgeleridir.Normal cildimiz 2 mm kalınlığındadır, göz kapağımız ise 0.5 mm kalınlığındadır. Bu yüzden bu bölgenin bakımı konusunda daha hassas davranmamız gerekir.
Göz Altındaki Koyu Renk Halkaların Nedenleri

. Uykusuzluk.
. Aileden koyu renk halkara sahip olan varsa genetik de olabilir.
. Yaşlanma etkisiyle göz çevresindeki cilt incelir ve gevşer.

Koyu Renk Halkaların Bakım ve Tedavisi

. Toz halindeki boyotu ve süt koyu renk halkaları yok etmeye yardımcı olmaktadır. Boyotunu süt ile karıştırarak macun haline getirin ve gece koyu renk halkaların üstüne uygulayın. Sabah yıkayın ve koyu renk halkaların nasıl iyileştiğini görün.
. Rendelenmiş salatalığı dondurun. Dondurulmuş küpleri gözlerinizin üstüne masaj yaparak uygulayın.
. Salatalık suyuna ya da patates suyuna pamuğu batırın ve göz çevrenize uygulayın.
. Göz altı torbalar için herhangi bir çay poşeti, (bitkisel olursa iyi olur) soğutulur ve gözlerinizin üzerine yerleştirilir ve dinlendirilir.
. Göz altındaki mor halkalar için çiğ rendelenmiş patatesi bir beze sarın ve göz kapaklarınıza 15-20 dakika uygulayın. Ilık suyla durulayın.
. En iyi göz toniği özel bir bitki olan eyebright(gözotu, frezya otu)’dır. Çayını yapın ya da çay torbalarını kullanın. Tülü ya da pamuğu çayın içine batırın ve uzanırken göz çevrenize kompres olarak uygulayın.

Göz Altı Çevrenizdeki Koyu Renk Halkalar İçin Öneriler

. Yeteri kadar uyuyun. Normalden daha erken yatmaya özen gösterin.
. Salatalık dilimlerinin gözler üzerinde yatıştırıcı etkisi vardır.
. Her gün güneş koruyucu kullanın ve geceleri göz çevresi kremi kullanın.
. Yeteri kadar su için. Cildinizin nemlenmesini sağlar.
. Soğuk kompresler uygulayın.
. Taze sebze ve meyve yiyin. Demir eksikliği göz çevresi koyu renk halkalara neden olur.

Göz Altı Morluklarını Kapatıcıyla Gizleyin

Koyu renk halkalar için en hızlı kür kapatıcı uygulamaktır. Cilt renginize uyan sarı tonlarda bir kapatıcı seçin ve uygulayın. Sarı, mor rengi kapatacaktır.
Bayanların kapatıcı uygularken yaptığı genel hata çok açık renk kapatıcı uygulamaktır. Bu sadece çok kötü bir etki yaratır. Diğer bir hata ise: kapatıcıyı sadece göz altına uygulamaktır. Kapatıcıyı tüm göz çevrenize uygulamalısınız ve güzelce dağıtmalısınız. Kapatıcınızı şeffaf, renksiz bir toz pudra sabitleyin. Göz altınıza dikkat çekmemek adına alt kirpiklerinize göz kalemi ya da rimel uygulamayın.
Genelde, gözün iç köşesi en koyu kısımdır. Beyaz ışıltılı bir kalem, o koyuluğu kamufle edecektir. Bazı firmaların göz altı morlukları için mavi ya da beyaz göz kalemleri bulunmaktadır.

nancy
21-05-2007, 23:00
Elleriniz İçin Kolay Bakım


Ellerimiz sürekli göz önünde olan vücudumuzun en önemli bölümlerinden biridir. Her gün kullandığımız ve vazgeçilmez aksesuarımız olduğu yüzümüze gösterdiğimiz özeni ellerimize de göstermeliyiz.
Bulaşık yıkarken bile ellerinizi nemlendirmeye çalışın. Bulaşık suyunuza biraz badem yağı ekleyin. Yağ nem sağlarken su da ellerinizi yumuşatacaktır.
* Tuzlu limon solüsyonu yardımıyla ellerinizi ölü hücrelerden arındırın. Eski bir diş fırçası yardımıyla ellerinizi bununla fırçalayın. Haftada iki kere ellerinizi yumuşatmak ve renk bozuklukları için uygulayın.

* Ellerinizi ılık suyla yıkayın, herhangi bir bez yardımıyla çabukça ovun. Cildiniz henüz nemli iken bir çay kaşığı bal ve bir çay kaşığı zeytin yağı karışımını uygulayın. Ellerinizi küçük plastik poşetlerin içine sokun daha sonra da bir çift eldiveni her iki elinize de giyin ve içinde 30 dakika kadar bekletin. Isı, bakımın elleriniz tarafından emilmesini sağlayacaktır.

* Bir fincan sütü mikrodalga fırında 30 saniye ısıtın, ılık olmasında fayda var. Ellerinizi 5 dakika boyunca sütün içinde tutun, bu işem tırnaklarınızın güçlenmesine ve ellerinizin nem kazanmasına yardımcı olur.Sütün içindeki doğal alfa hidroksi asit ölü hücreleri yok ederken yüksek kalsiyum oranı ile tırnaklarınızın güçlenmesini sağlayacaktır. :teytey:

nancy
21-05-2007, 23:02
AHA'lar İle İlgili Gerçekler


AHA (Alfa Hidroksi Asitler) tüm cilt tipleri için Tanrı’nın armağanıdır. Ölü dış cilt hücrelerini pul pul dökerek, daha genç görünümlü ve yumuşak cildi açığa vuran, birçok asitten oluşmaktadır.
AHA'lar İle İlgili Gerçekler


AHA (Alfa Hidroksi Asitler) tüm cilt tipleri için Tanrı’nın armağanıdır. Ölü dış cilt hücrelerini pul pul dökerek, daha genç görünümlü ve yumuşak cildi açığa vuran, birçok asitten oluşmaktadır. yerimseniben

yaren_76
23-05-2007, 08:49
AHA lı ürünleri hiçbir şeye deyişmem gerçekten cildi süper yeniliyor,avonun eski bir nemlendiricisi vardı aha lı 6 ay kullanımda cildim tazelenmişti,peeling gibi ölü deriyi soyuyordu artık çıkarmıyor,başka markalarıda kullanmadım,ama araştırıyorum

befin
24-05-2007, 08:49
nancy teşekkürler denicem sagol

yaren_76
01-06-2007, 05:57
Kırışıklık

Kırışıklık her kadın için kabustur. Yüz, gözler ve boyun kadının kartvizitidir. Bu yüzden yüzümüzü daha çekici hale getirmek, kırışık dolu bir yüzden kurtulup daha uzun süre daha taze bir cilde sahip olmak için cilt bakımı gerek.

Kırışıklık İçin Doğal Maskeler
1 avuç çileği iyice ezip suyunu süzün. Süzdüğünüz çilek suyunun içine biraz gülsuyu katıp karıştırın. Bu karışımın tamamını yüzünüze ve boynunuza sürüp 1 saat bekleyin. Daha sonra karbonatlı suyla yüzünüzü yıkayın. (Bu karışım boyun kırışıklıklarına da çok faydalıdır.Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

Yarım elmayı rendeleyerek iyice ezin ve içine 2 kaşık kaymak katıp tekrar ezin. Yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın ve nemlendirici krem sürün.Kaymak cildinize esneklik kazandırır ve nemlendirir. Elma ise cildin diri kalmasını sağlar.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.) Ayrıca bol bol elma yemek cildimiz için çok faydalıdır.

Aynı miktarda limon suyu ve gliserini karıştırın ve bir şişeye koyun. Yatmadan önce, bu suya batırdığınız bir parça pamukla yüzünüzü temizleyin

Yatmadan önce 1 bardak kavunsuyunu, 1 bardak kaynamış suy ile karıştırıp cildinizi yıkayın. Daha sonra kaynatılmış süte batırdığınız pamukla cildinizi silin ve yumuşak bir havlu ile kurulayın.

1 kaşık balı 1 yumurtanın beyazı ve 1 kaşık gliserin ile karıştırın. Bu karışımı yüzünüze sürüp 15 dakika bekletin. Daha sonra yüzünüzü önce ılık sonra soğuk suyla yıkayıp yumuşak bir havlu ile kurulayın. (Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

1 yumurtanın sarısını 1 kaşık süt ile karıştırıp yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi limon suyu ile silin.(Haftada bir kez uygulayabilirsiniz.)

yaren_76
01-06-2007, 06:09
Göğüs Bakımı

Vücut bakımı da en az cilt bakımı kadar önemlidir. Güzel görünmenin yolu kadının güzel yanlarını öne çıkırabilmesine bağlıdır. Hiçbir kadın selülitli bacaklara sarkık göğüslere sahip olmak istemez. Hatta eller, ayaklar, tırnaklar, boyun hepsi özel bakım ister. Güzel bir vücuda sahip olmak olmak için hiçde zor olmayan bazı doğal yöntemleri kullanabilirsiniz.

Göğüs Bakımı

Göğüsleri geliştiren ve güzelleştiren birkaç masaj yeri vardır. Bunlar 1- Göğüs 2- Boyun 3- Omuzlar

Avuç içlerinizi göğsünüzün üstüne koyup sağ elinizi saat yönünde, sol elinizide tam ters yönde çevirerek göğüslerinizi ovun

Boynunuza yani nefes borusunun olduğu yere yapacağınız masaj troid bezlerinin çalışmasını ve troid salgınısı etkileyerek göğüsleri geliştirir.

Elinize bir havlu alıp çamaşır sıkar gibi bükün. Bu hareketi ilk gün 20 defa yapın. Daha sonra her gün 10 ar 10 ar arttırarak 100 e kadar çıkın.

Özellikle göğüslerinize yaptığınız masajı sık sık uygulayın. Hatta bu masajı göğüs güzelliği için özel olarak satılan jeller ve kremlerle yaparsanız kısa zamanda istediğinz güzel göğüslere kavuşursunuz. Şu an piyasada göğüs büyütüçü haplar, göğüs dikleştirici jeller ve kremlerin gerçekten işe yaradğını birçok bayan söylüyor.

yaren_76
01-06-2007, 06:14
Kalıcı Makyaj

Kalıcı makyaj nedir

Kalıcı makyaj veya daha doğru ismiyle mikro-pigment uygulaması mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması işlemidir. Bu alerjik olmayan renkler özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermez. Kalıcı makyajın dövme ile karıştırılmaması gerekir ama aynı şekilde uzun yıllar ciltte kalarak doğal görünümünü korur.


Daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt renginizle uyumlu etkiler yaratılabileceği gibi bazı ufak kusurlar kapatılabilir veya şekil bozuklukları giderilebilir. Böylece daha düzgün, bakımlı ve genç bir görünüm kazanmak işten bile değildir! Bu uygulamayı mankenler, aktörler, aktrisler ve gösteri işinde çalışan bir çok ünlü görünümlerini belirginleştirmek için kullanmıştır. Elde edilen estetik değerin dışında; bu yöntemle stres, zaman ve para anlamında kazanılanlar göz önüne alındığında, bu yönteme neden "geleceğin makyajı" adının verildiği oldukça açık!

Kalıcı makyaj kimlere tavsiye edilir
Kalıcı makyaj parlak ve yüzeysel görünen normal makyaja oranla daha doğal görünür. Bunun yanı sıra makyajı tazeleme, yenileme, ekleme gibi dertler ortadan kalktığı gibi zaman ve para tasarrufu da sağlar. Bu nedenle hemen herkese uygun olmasına rağmen, özellikle bu yöntemi kullanması tavsiye edilenler aşağıda liste halinde verilmiştir:

amanı kısıtlı, çalışan kadınlar
Seyrek, çok açık renk ya da yarım kaşları olan kadınlar
Hassas gözleri olan kadınlar
Seyrek kirpikleri olan kadınlar
Lens kullanan kadınlar
Göz bozukluğu olan kadınlar
Kozmetik ürünlerine alerjisi olan kadınlar
Artrit hastalığı veya titreyen elleri olan kadınlar
Genellikle stresli veya ağır işleri olan kadınlar
Atletler, sporcular
Profesyonel hayatta sürekli iyi görünmek zorunda olanlar
Hastalık, kemo-terapi gibi tedavilerden sorunları olan kadınlar
Yüzlerinde bulunan asimetrik hatlardan kurtulmak isteyenler
Dağılmayan makyajın avantajını kullanmak isteyen kadınlar.

Kalıcı makyaj güvenli midir

Gereken özen gösterilir ve temizliğe önem verilirse güvenlidir. Kullanılan pigmentlerin (renklerin) tümü doğaldır. Kullanılan malzemenin tek kullanımlık steril malzemeler olması gerekir. Böylece ortamdan herhangi bir hastalığın bulaşma riski sıfırlanır. Kalıcı makyaj yaptırmadan önce, cilt renginin alt tonlarındaki farklılıkları ortaya çıkaracak olan bir test uygulanabilir. Bu test sayesinde kişinin alerjik olup olmadığı da anlaşılarak herhangi bir alerjik reaksiyon riski elimine edilir.

Her seansta tek kullanımlık cerrah eldivenleri kullanılmalıdır. Uygulama öncesi tüm temizlik gerekleri yerine getirilmişse riskler hemen hemen sıfırlanmıştır. Dikkat edilmesi gerekenler ana başlıklar halinde şunlardır:
Tüm iğneler, her yeni müşteri için yeni ve steril olmalıdır.
Kullanılacak diğer aksam, ekipman ve malzemenin de steril olması ve hijyen kuralları içinde kullanılması şarttır.
Kullanılan cerrahi eldivenin her müşteri için yenilenmesi ve uygulama sırasında gerekli görüldüğü zamanlarda değiştirilmesi gerekir.
Teknisyenin temiz, düzenli ve çevre temizlik kural ve şartlarından haberdar olması lazımdır.
Her müşteriye yeni bir çarşaf veya örtü kullanılmalıdır.
Uygulama yapılan oda temiz ve steril olmalıdır.

Kalıcı makyaj nasıl yapılır

Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığı ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlıkları en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir doktor ya da dişçi gözetiminde lokal anestezi de yapılabilir. uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna, elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 2-3 saat kadardır.

Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Yine aynı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. Uygulama sonrasında çoğu kişi normal hayata derhal devam edebilir.

Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Güneşin UV ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması, bazı uyuşturucular ve sigara kalıcılığı olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Alfa- hidroksi, retin-a ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eye-liner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını artıracaktır.

Kalıcı makyajın etkileri (gözler - kaşlar - dudaklar)
Kaş şekillendirme uygulaması

Uzun bir suratı daha oval gösterebilir.
Yuvarlak bir suratı daha dar gösterebilir.
Bitişik gözleri daha ayrık gösterebilir.
Ayrık gözleri daha yakın gösterebilir.
Şekilli gözlere vurgu verebilir.

Kalıcı kaş uygulaması
Seyrelmiş kaşları gür gösterebilir. Bozuk kaş şekli kaş yayı vurgulanarak güzelleştirilebilir. Kaşların yoğunluğu artırılabilir, Tıbbi bir nedenle kaşı dökülenlere yeni kaş yapılabilir.

Eye-liner uygulaması
Fazla büyük gözleri normalleştirebilir.
Bitişik gözleri daha ayrık gösterebilir.
Küçük gözleri daha büyük gösterebilir.
İddiasız gözleri daha egzotik gösterebilir.

Dudak şekillendirme uygulaması
Dudakları daha iyi tanımlayabilir,
Düzensiz dudak çevresini düzeltebilir,
Ruj ve parlatıcının "akmasına" mani olabilir,
Dolgun dudaklar sağlayabilir,
Yara izlerini gizleyebilir.
Dudaklara renk ve çevre çizgisi uygulaması
Dudak şeklini vurgulayabilir veya değiştirebilir.

yaren_76
18-06-2007, 15:51
Güzellik ve beslenme

Güzelliği etkileyen en önemli faktörlerden biri de beslenme alışkanlıklarıdır. Vücudumuzun her bölgesinin farklı vitamin ve minerallere ihtiyacı vardır. Peki, dinç ve sağlıklı bir görünüm için hangi tür besinleri seçmemiz gerekir. İşte minik ipuçları...

Lifli posalı yiyecekler besin değerleri olmamasına rağmen, bağırsakları düzenleyen, rahat çalışmalarını sağlayan bir etki gösterir. Bu tip besinlerin idrar yollarının çalışmasını da kolaylaştırdığı belirlenmiştir.
Her gün bir miktar taze meyve, sebze ve kepek yiyin. Sebze ve meyvesi bol yüksek lifli besinlerden oluşan yemekler, daha uzun zamanda yendiğinden ve doyma noktasına daha kolay gelindiğinden, diyet programlarının vazgeçilmezidir.

Lifli maddelerin bol tüketilmesi, cildinize mat ve gözlerinize bulanık bir görünüm veren kabızlığı önleyecektir.

Vitaminlerde ise size gerekli olanların seçilmesi daha yararlı olacaktır. Vitaminler doğal besin maddeleri ile birlikte alınmalı, gereksiz yüklemelerden kaçınılmalıdır.

Saçların, balık yumurta, et ve peynir gibi besinlerdeki proteine ve salata da bulunan B vitaminine ihtiyacı vardır.

Cildiniz için sabah kahvaltısında bir bardak taze portakal ya da A;B;C vitaminleri bakımından zengin olmasına karşın sadece 25 kalori olan greyfurt suyu için. Bir portakalda 40, elmada 45, 100 gramlık üzüm salkımında 60, muzda 100 kalori bulunur.

Teniniz için ayrıca, margarin, peynir, böbrek, ciğer, sardalya balığı, havuç, kuru kayısı ve ıspanak gibi besinlerde bulunan A vitaminine ihtiyacı vardır.

Dişlerin çürümemesi ve plak oluşmaması için şekerli yiyeceklerden kaçının. Havuç, kereviz, fındık, fıstık, peynir ve gebelik sırasında süt ve süt ürünleri yemeye özen gösterin.

sysl
24-06-2007, 13:57
bende güzellik uzamnıyımm

sysl
24-06-2007, 13:57
bende güzellik uzmanıyımm

yaren_76
27-06-2007, 07:20
HOŞGELDİN a.s.

sarı papatya
27-06-2007, 13:36
saol canım ıyı fıkır.verdıgın bılgıler ıcın saol.

destina72
02-07-2007, 23:38
merhaba bende güzellik uzmanıyım, yeni katıldım aranıza.

ISIK
29-01-2008, 01:06
Merhaba Arkadaşlar Bende Estetisyenim Kursum Eylülde Bitti Fakat Ben 12 şubatta Sinava Girip Belgemi Alicam.birkaç Iş Deneyimim Oldu Fakat Sanirim Yanliş Tercihler Yaptim Bu Mesleği Yapmak Istiyorum Ama Nasil Bazi Salonlar Insani Meslekten Soğutuyo Motivasyonunuza Ihtiyacim Var

ISIK
29-01-2008, 01:16
Selam Nancy Ben Yeni üyeyim Yardimci Olabilecek Daha Doğrusu şu An Orada Olan Var Mi

yaren_76
02-02-2008, 20:50
ışıkcım sende hoşgeldin aramıza,
doğru söylüyorsun bu meslekte kurs bitiminde hemen çalışma hayatına atılmassan,mesleğin ölüyor,cesaretin kayboluyor,her gün bir çok yenilik oluyor ve sen yetişemiyorsun

bende özel bir kurs mezunuyum,diplomam,sertifikalarım,kalfalık ve ustalık diplomam var,usta öğreticiliğe baş vurdum

ISIK
03-02-2008, 02:40
Yaren Cevabin Için Teşekkür Ederim

ISIK
13-02-2008, 01:17
canım bumini aletler sanıyorum daha pahalı oluyodur bugün est.sınavına girdim çok iyi bir puan aldığıma eminim haftaya belgemi umarım alırım.fakat bu meslek gerçekten nankör özel sebeplerden dolayı güzellik salonuna şimdi giremiycem kozmetik ürün satışlarıyla ilgili bi kaç işe başvurmayı düşünüyorum ne tavsiye edersiniz

ece_kaan
05-03-2008, 21:58
konunu daha yeni farkettim cnm kusura bakma buhafta fuar var gitmeyi düşünyorum makineleri incelicem

hakarka
25-04-2008, 13:03
bende esteteisyenim ama çalışmıyorum yani bir yerde çalışmıyorum ama evde tanıdıklara yapıyorum bir kaç bi şey yazdıklarının hepsini biliyorum hatırlamış oldum tekrar paylaşımın için teşekürler sen çalışıyormusun izmirde pek para vermiyor çalışanlarına salaon sahipleri onun için bende evde çalışmayı tercih ediyorum küçük şeyler tabii manikür padikür sir ağda cilt bakımı gibi ama param olunca ufak bir yer açmayı istiyorum bakalım...

cihannur27
22-05-2008, 10:03
Merhaba Yaren. Emeklerine sağlık..Yardım ve desteklere hazırız...

cihannur27
22-05-2008, 10:06
İstanbuldaysanız şanslısınız..Yenilikleri İstanbuldan takip etmek zorunda kalıyoruz. Estetik fuarları her yılın Mart ve Kasım aylarında oluyor. Bende kaçırmamaya çalışıyorum..

cihannur27
22-05-2008, 10:19
Kursu yeni bitirmiş arkadaşlara da bir tavsiyede bulunmak istiyorum.İmkanlarınız olsa bile hemen salon açmayın. Mutlaka deneyiminizi öncelikle kazanın sakın deneyim uygulamalarınızı müşterinizin üzerinde yapmayın affedilmezsiniz..Çok pratik isteyen bir meslek. Ben salonumu açmadan önce herhangi bir yerde çalışmadım fakat cihazlarımı ve pratiğimi 1 yıl, eşime dostuma yaparak kazandım.

yaren_76
27-06-2008, 08:28
anlattığına bakılırsa cilt tipin karma ,karma ciltler 2 çeşittir
1 normalden yağlıya dönük(t bölgesi yağlı yanaklarda rahatlık)
2normalden kuruya dönük(t bölgesi arasıra yağlı yanaklarda kuruluk)

senin cildin 2.karma cilt yapısında,yanlış ürün kullanınca ciltte hassasiyet artmış,yapısı bozulmuş,bir süre hassas cilt nemlendiricisi kullan,yada hassasiyet giderici maske yada serum,ampul,booster vs kullan,düzelir

diyer soruna gelince günlük cilt temizliğine özen gösterip ayda 1 kabin bakımları yaptırırsan cildinde sorun olmaz,tazelenir
temizlenmemiş cildin asit derecesi yükselir ve aşırı yağ salgılamaya başlar,temizlenip toniklenip birde nemlendirici sürersen sabah akşam,cildin normal dengesine döner

hoscakal
13-07-2008, 23:39
bende özel bir kurs mezunuyum,diplomam,sertifikalarım,kalfalık ve ustalık diplomam var,usta öğreticiliğe baş vurdum

Merhaba, bende yeni katildim bu güzel mekana..!
Bana yardimci olabilirseniz sevinirim...gelecek yil IST´ye gelin gidicem ve bir süre sonra calismak istiyorum! Suan yurtdisinda yasiyorum ve orada 1,5 yil önce özel bir okulda Estetisyenlik kursunu bitirdim..Yurtdisinda mezuniyet sonrasi maalesef deneyim toplayamadim cesitli sebeplerden dolayi!
Aldigim diploma özel okuldan oldugu icin Türk Egitim Bakanligi denkligini kabul etmiyor diplomanin.
Benim Türkiyede ilk önce kalfalik sonrada ustalik sinvlarina girmem gerekiyormus..? Dogrumu?
Zormu bu sinavlar? Ne kadar sürer hazirlanmam? Acikcasi benimde biraz cesaretim kesilmis durumda..Severek sectigim bir meslek dali ve cok istiyorum calismayi!

Yardim ederseniz cok sevinirim!

natalina19881
18-07-2008, 20:58
bend ebayan kuaforuyum arkadaslar sormak ıstedınız soru varsa buyrun

EMEL_GAİA
24-07-2008, 15:51
mrb! LCC mezunuyum. bu mesleği seviyodum ama tam anlamıyla başaramadım.cilt bakım ünitem kös kös duruyo sayemde. yinede bu konuda yenilikleri takip etmek isterim. sevgiyle kalın.

yaren_76
09-08-2008, 20:31
Merhaba, bende yeni katildim bu güzel mekana..!
Bana yardimci olabilirseniz sevinirim...gelecek yil IST´ye gelin gidicem ve bir süre sonra calismak istiyorum! Suan yurtdisinda yasiyorum ve orada 1,5 yil önce özel bir okulda Estetisyenlik kursunu bitirdim..Yurtdisinda mezuniyet sonrasi maalesef deneyim toplayamadim cesitli sebeplerden dolayi!
Aldigim diploma özel okuldan oldugu icin Türk Egitim Bakanligi denkligini kabul etmiyor diplomanin.
Benim Türkiyede ilk önce kalfalik sonrada ustalik sinvlarina girmem gerekiyormus..? Dogrumu?
Zormu bu sinavlar? Ne kadar sürer hazirlanmam? Acikcasi benimde biraz cesaretim kesilmis durumda..Severek sectigim bir meslek dali ve cok istiyorum calismayi!

Yardim ederseniz cok sevinirim!

kalfalık sınavı ve ustalık zor sayılır,kalfalıkta teorik ders bilgin olmalı,pratik zaten sözlü olarak soruldu bize,ustalıkta uygulamalı geçmişti ve muhasebe vs ders görüyosun
usta öğreticiliğide aldım bu yıl,estetisyenlik adına hiç ders görmedik muhasebe işletme,işçi iş verenle alakalı ders gördük,
eyer bilgilerini sürekli tazelersen başarırsın

muzikogretmeni
21-08-2008, 16:51
güzellik uzmanlarını bulmuşken bir soru sormak istiyorum. yardımcı olabilirsiniz umarım.
26 yaşındayım. ergenlik döneminde bile olmadığı kardar sivilce 1 hafta içerisinde alnımda çıktı. öncesinde herkes cildimin ne kadar pürüzsüz olduğunu söylerdi. amaşimdi alnım sivilce doldu. yardımınıza ihtiyacım var ne yaparsam bunlardan kurtulabilirim. günlük olarak tonik ve jel ile temziliyorum.elimden başka birşey gelirmi kurtulmak için.
teşekkürler...

hoscakal
21-08-2008, 20:58
güzellik uzmanlarını bulmuşken bir soru sormak istiyorum. yardımcı olabilirsiniz umarım.
26 yaşındayım. ergenlik döneminde bile olmadığı kardar sivilce 1 hafta içerisinde alnımda çıktı. öncesinde herkes cildimin ne kadar pürüzsüz olduğunu söylerdi. amaşimdi alnım sivilce doldu. yardımınıza ihtiyacım var ne yaparsam bunlardan kurtulabilirim. günlük olarak tonik ve jel ile temziliyorum.elimden başka birşey gelirmi kurtulmak için.
teşekkürler...

Stres kaynakli olabilir, beslenmeni degistirdiysen eger...bir cok faktör sebeb olabilir...mutlaka hormonlarinida bi kontrol ettirmeni tavsiye ederim..! hemen telasa kapilma bakalim..dedigine göre daha yeniymis...belkide kendiliginden gecer..! Aksi taktirde mutlaka önce bir dermatologa görün...o seni yönlendirir..! Tabiki cild bakimi/temizligi icin genel olarak bir güzzelik salonuna basvurabilirsin..! Gecmis olsun!

estetics
16-09-2008, 17:24
verdiğin yararlı bilgiler için tşk cnm,bende daha yeni estetisyen oldum,1 yıl önce,sen kaç yıldır yapıyorsun bu mesleği ve nereleri okudun,ben henüz uzman olamadım,bu konuda senin tecrübe ve tavsiyelerine ihtiyacım olabilir,bizimle paylaşırsan seviniriz,sevgiyle kala.s.

hoscakal
16-09-2008, 20:17
verdiğin yararlı bilgiler için tşk cnm,bende daha yeni estetisyen oldum,1 yıl önce,sen kaç yıldır yapıyorsun bu mesleği ve nereleri okudun,ben henüz uzman olamadım,bu konuda senin tecrübe ve tavsiyelerine ihtiyacım olabilir,bizimle paylaşırsan seviniriz,sevgiyle kala.s.

Gülüm eger beni kast ediyorsan yanit vereyim tabiki...Ben 2006 yilinda mezun oldum..yurtdisinda özel bir kursa gittim..! Maalesef cesitli sebeblerden dolayi egitim aldigim alanda suan calisamiyorum..! Fakat seneye kismet olursa Türkiye ye dönünce orada Milli Egitim Bakanligina bagli bi kursa gitmeyi düsünüyorum..insALLAH ondan sonra alanimda calismak nasip olur...is deneyimi cok önemli cünkü!! a.s.

Senin kursun nasildi? Sinavlari nasil gecti?? Zormuydu cok? Kalfalik ve ustalik sinavlari varmis Türkiyede...sen hangisinden gectin simdiye kadar? a.s.

cihannur27
16-10-2008, 10:08
Senin kursun nasildi? Sinavlari nasil gecti?? Zormuydu cok? Kalfalik ve ustalik sinavlari varmis Türkiyede...sen hangisinden gectin simdiye kadar? a.s.[/QUOTE]

cihannur27
16-10-2008, 10:11
Pardon yanlış alıntı yaptım ama sorunuza ben cevap vereyim.
Evet Türkiye de güzellik salonu açabilmek için; kurs belgeleri,kalfalık ve ustalık belgesi gerekiyor.Mili Eğitim hazırladığı bu kurs, sanırım 3 ay kadar sürüyor.Kolay gelsin..

ıtır&buse
04-11-2008, 14:54
Gelin makyajında hangi ürünleri kullanmayı tavsiye edersiniz ben ürünlerimi kendim alıp ilerde de kullanmak istiyorum

p.su
07-11-2008, 14:57
Merhabalar...Ben siteye yeni üye oldum.Bu işin içinde olan faaliyet gösteren estetisyen ve güzellik uzmanı arkadaşların yardımlarını bekliyorum.Bu estetisyenlik işi nedir ne değildir?Yani estetisyenlik güzel bir işe benziyor eğlenceli ama aynı zamanda kuaför mü oluyorsunuz?Hani cilt bakımıdır lazer epilasyon gibi işlemler güzelde kuaförlük pek bir ilgi alanıma girmiyor işte saç kes yap bilmem ne ama estetisyenliğin uygulamaları iyi.Kısaca estetisyen olunca kuaförlükte mi yapıyorsunuz kuaförde mi oluyorsunuz?Estetisyen olmak için gidilen kurslardan sonra iş bulma imkanı nedir?İstanbul'da gerçekten bu işi öğreten ve iş sağlayan kurslar hangileridir?Bu işin imkanları nelerdir?Gerçekten iyi para kazanıyorsunuz gibi söylemler var bu ne kadar doğru?Diplomanı kiraya verebiliyormuşsun bunun aslı astarı nedir?Lütfen objektif olarak cevaplarınızı bekliyorum.Üniversite sınavına girdim ve 2 sinde de çalışmadan adam gibi yerleri kazandım İstanbul'da ancak bazı problemler çıktı ve kayıt yaptıramadım gidemedim.Bu yıl üniversiteye gideceğim ve bunun dışında alternatiflerde düşünüyorum.Bir akrabamızın oğlunun kız arkadaşı estetisyen yok diplomasını da kiraya verebilecekmiş iyi de para kazanıyormuş güzel işmiş gibi şeyler duyuyorum oradan buradan internette de sağlıklı bilgiler yok gerçekten bu işi yapan kişilerden sağlam bilgiler almak istiyorum.Boşuna yanlılş yollara sapıp kursa gidip vakit ve para kaybetmek istemiyorum böyle birşeyi gerçekleştirdiğim takdirde hem okuyup hem çalışmak istiyorum o yüzden yardım ederseniz çok sevinirim iyi günler...(Bu soruyu başka bir bölümde sormuştum ancak sanırım yanlış yere yazmışım kusura bakmayın tekrar buraya yolladım)

ISIK
08-11-2008, 21:05
canım selam estetisyenliğin alanı şu masaj,makyaj,kalıcı makyaj,epilasyon,lazer epilasyon,cilt bakımı,selülit tedavisi,leke tedavisi,bölgesel zayıflama.Kuaförlükle alakalı hiç bir şey yok anlayacağın o ayrı bir dal,yalnız estetisyenlik kursunda göreceğin şeyler kursa göre değişiyor özel kurslarda bu şekilde fakat çıraklık eğitim merkezlerinde biraz daha farklı ve salon açabilmek için çıraklık eğitim merkezlerinden kalfalık ve ustalık belgesi alman gerekiyor ben bu hatayı yaptım sen de yapma ben özel kursa gittim ve belgem bi işe yaramıyor.Aldığım eğitim aslında çok iyi ama maalesef prosedür böyle ve bu işe iyi para kazandırıyor gözüyle bakarsan asla para kazanamazsın.sürekli bilgi ve deneyim istiyolar ve sen deneyim sahibi olana kadar cuzi miktarlarda yoğun işler yapıosun bu işte iyi para kazanmak için başlarda biraz aç gezmek lazım ben şu an özel sebeplerden çalışamıyorum ama çok zevkli bir iş ama kurs gördüğün ve çalıştığın staj yaptığın yer çok önemli sana başarılar dilerim

p.su
09-11-2008, 09:12
Bana nasıl yardımcı olduğunu inan tahmin edemezsin:)Her kafadan bir ses çıkıyor ve doğru dürüst bilgilere de ulaşamıyordum çok teşekkür ederim yalnız birkaç şey daha sormamda sakınca yoktur umarım:(Özel kurslar yerine çıraklık eğitim merkezleri demişsin ben ilk defa böyle birşey duyuyorum.Nerelerde oluyor bu kurslar nasıl öğrenebilirim?Bunlar arasında da iyi eğitim veren yerler şeklinde bir ayrım var mı?Bu kalfalık ustalık belgesi nasıl alınıyor?Yani bu kurslara gittim sınava girdim alıyorum gibi mi?Bir yerde okumuştum sanırım ssklı çalışma yılına göre mi giriyorsun sınava öyle birşey bu ne kadar doğru var mı böyle birşey?Kısaca bunları biraz açabilir misin:utangac:

Hayalimsi_n
09-11-2008, 12:33
guzellik uzmani arkadaslar belki beni yadirgayacaksiniz ben bisey sormak istiyorum.ben kosmotolog okuluna gitmeyi istiyorum ama icinde epilasyon masaj var ben biraz nasil desem baskalarina masaj falan yapamam epilasyon tiksinme gibi bi bu huyum var sormak istedigim acaba baslarda sizin boylemiydi sonradan alisirmi insan parali bi okul yoksa daha baslamadan noktayi koyayimmi bana yardimdi olursaniz sevinirim

ISIK
09-11-2008, 23:59
Bana nasıl yardımcı olduğunu inan tahmin edemezsin:)Her kafadan bir ses çıkıyor ve doğru dürüst bilgilere de ulaşamıyordum çok teşekkür ederim yalnız birkaç şey daha sormamda sakınca yoktur umarım:(Özel kurslar yerine çıraklık eğitim merkezleri demişsin ben ilk defa böyle birşey duyuyorum.Nerelerde oluyor bu kurslar nasıl öğrenebilirim?Bunlar arasında da iyi eğitim veren yerler şeklinde bir ayrım var mı?Bu kalfalık ustalık belgesi nasıl alınıyor?Yani bu kurslara gittim sınava girdim alıyorum gibi mi?Bir yerde okumuştum sanırım ssklı çalışma yılına göre mi giriyorsun sınava öyle birşey bu ne kadar doğru var mı böyle birşey?Kısaca bunları biraz açabilir misin:utangac:

canım bu kursları bulunduğun ilde bulabilrsin internetten araştır bu merkezler büyük şehirlerde 1-2 tane oluyor kurslar 3 ay falan sınavlar la birlikte 9 ayda falan alırsın belgelerini yardımcı olabildiysem çok sevindim ben de şu an iş arıyorum diyarbakırdayım ama bulamadım umarım biri de bana bu konuda yardımcı olur.ben de belgelerimi tamamlayamadım bazı işyerleri bu belgelere değil deneyimine önem veriyor müşteri memnuniyeti yani.... kararını bir an önce ver bence hayt akıp gidiyor ve bu kursların kayıt tarihleri var onları kaçırma görüşmek üzere.....

ISIK
10-11-2008, 07:35
gelin makyajında hangi ürünleri kullanmayı tavsiye edersiniz ben ürünlerimi kendim alıp ilerde de kullanmak istiyorum

canim selam ben de 36 günlük evli bir estetisyenim kendi gelin makyajimda kryolan ürünlerini kullandim şiddetle öneriyorum herkes nasil bu kadar doğal göründüğümü ve akşama kadar makyajimin nasil bozulmadiğini sordu sabah yaptiğim makyajim düğün bitişine kadar harikaydi ve düğün bittiğinde sadce su ile yikadim harika şyler bayiliyorum ve kesinlikle sana bunu öneririm

ISIK
10-11-2008, 07:40
guzellik uzmani arkadaslar belki beni yadirgayacaksiniz ben bisey sormak istiyorum.ben kosmotolog okuluna gitmeyi istiyorum ama icinde epilasyon masaj var ben biraz nasil desem baskalarina masaj falan yapamam epilasyon tiksinme gibi bi bu huyum var sormak istedigim acaba baslarda sizin boylemiydi sonradan alisirmi insan parali bi okul yoksa daha baslamadan noktayi koyayimmi bana yardimdi olursaniz sevinirim

canim selam kosmotolog okulunu ilk kez duyuyorum ama epilasyon konusunda şunu söyleyim bu işe başlayan herkes başlarda tiksinir ama inan geçici bişiy.alişiyosun iğneli epilasyonda sorun yok tabi ama ağda için haklisin ama gerçekten alişiosun sen de sterilizasyona önem veriyosan problem olmaz merak etme.okul için gerçekten duymadim ama özel okullri pek tavsiye etmiyorum iyi bir eğitim için özel okul harika ama salon açmak ve ilerleyebilmek için maalesf çiraklik eğitim merkezleri gerekiyor çünkü belgelerin olmadan çalişma iznin olmuyo ok.

Hayalimsi_n
10-11-2008, 12:27
canim selam kosmotolog okulunu ilk kez duyuyorum ama epilasyon konusunda şunu söyleyim bu işe başlayan herkes başlarda tiksinir ama inan geçici bişiy.alişiyosun iğneli epilasyonda sorun yok tabi ama ağda için haklisin ama gerçekten alişiosun sen de sterilizasyona önem veriyosan problem olmaz merak etme.okul için gerçekten duymadim ama özel okullri pek tavsiye etmiyorum iyi bir eğitim için özel okul harika ama salon açmak ve ilerleyebilmek için maalesf çiraklik eğitim merkezleri gerekiyor çünkü belgelerin olmadan çalişma iznin olmuyo ok.

cevap verdigin icin cok tesekkur ederim co sevindim durumun gecici insanin alistigina nasil yardimci oldun anlatamam sana.sterilizasyon dedigin hani istedigim zaman eldiven kullanabilirim degilmi oyle anladim yalnis anladiysam canim lutfen duzelt.burda guzellik uzmani meslegine kosmotolog deniliyorozel okul ama bitirdigimde butun belgelerim elimde olacak yani isiyerimi acabilirim ciraklik egitim merkezlerine gerek yok hatta ozel okul bana isimi acmamda yardim bile ediyor boyle bi sansim var.

ISIK
10-11-2008, 14:09
cevap verdigin icin cok tesekkur ederim co sevindim durumun gecici insanin alistigina nasil yardimci oldun anlatamam sana.sterilizasyon dedigin hani istedigim zaman eldiven kullanabilirim degilmi oyle anladim yalnis anladiysam canim lutfen duzelt.burda guzellik uzmani meslegine kosmotolog deniliyorozel okul ama bitirdigimde butun belgelerim elimde olacak yani isiyerimi acabilirim ciraklik egitim merkezlerine gerek yok hatta ozel okul bana isimi acmamda yardim bile ediyor boyle bi sansim var.

yardimci olabildiysem ne mutlu bana evet canim bu işi sen yapicaksin ve nasil rahat ediyosan öyle yapicaksin eldivenle ya da eldivensiz sen nerdeydin ya ben de kosmotolog okulunu merak ettim doğrusu ne güzel çünkü çiraklik eğitime ben gitmek istemiyorum varsa öyle bi okul süper bana açar misin

Hayalimsi_n
10-11-2008, 14:51
yardimci olabildiysem ne mutlu bana evet canim bu işi sen yapicaksin ve nasil rahat ediyosan öyle yapicaksin eldivenle ya da eldivensiz sen nerdeydin ya ben de kosmotolog okulunu merak ettim doğrusu ne güzel çünkü çiraklik eğitime ben gitmek istemiyorum varsa öyle bi okul süper bana açar misin

evet canim nasil yardimci oldun anlatamam hele bu eldiven meselesi super tek cekindigim buydu. ben danimarkada yasiyorum bu kosmotolog meslegini almam icin cok iyi bi miktar para vermem gerekiyor ve 1 yil istegime bagli 2 yilda super bi egitim ve butun belgeleri alabilecegim.egerki kendi is yerimi acma gibi bi niyetim olursa ki cok istiyorum bana yardimci olacaklar acmamda yok eger bi guzellik merkezinde calismak istiyorsam yine okul bana bi yerde is bulma imkani veriyor. yani senin dedigin gibi ciraklik egitim merkezine gerek zate yok butun egitim ve tecrubeyi okulda ediniiyorsun bakalim hayirlisi.tr deki sartlari ilk defa bende senden duyuyorum ne o canim hem egitimi al sonra cirakmis egitim merkeziymis zormus orda burda oyle degil

Kalemdarbesi
06-01-2009, 17:23
bende makyaj konusunda amatörüm fakat çevremdekiler dahil olmak üzere ailemde bu alanda iyi olduğumu hatta gittiğim kuafördeki güzellik bölümünde görevli olan bayanda böyle sölüyor ve bende bu alanda bişeyler yapmak istiyorum.İnternette çok aramama rağmen çok fazla bilgi edinemedim:( bana yardımcı olurmusunuz.Aslında çalışma sektörüm çok farklı ama ben makyöz olmak istiyorum bunun için illa güzellik uzmanı alanındamı kursa katılmam lazım?

ISIK
06-01-2009, 21:10
bende makyaj konusunda amatörüm fakat çevremdekiler dahil olmak üzere ailemde bu alanda iyi olduğumu hatta gittiğim kuafördeki güzellik bölümünde görevli olan bayanda böyle sölüyor ve bende bu alanda bişeyler yapmak istiyorum.internette çok aramama rağmen çok fazla bilgi edinemedim:( bana yardımcı olurmusunuz.aslında çalışma sektörüm çok farklı ama ben makyöz olmak istiyorum bunun için illa güzellik uzmanı alanındamı kursa katılmam lazım?

canım merhaba öncelikle bu konuda herkes başarılı olamaz bu yüzden seni tebrik ederim canım makyözlük yapmak için güzellik uzmanlığı kurslarına katılman şart diil özel makyözlük kursları da alabilirsin ancak prosedür gereği iş yerleri güzellik uzmanı arıyorlar çünkü onların alanları daha geniş iki ayrı eleman almak yerine bunu tercih ediyorlar.ama şöyle de bi olasılık makyöz olunca bir kuaförle anlaşıp sadece makyaj için çantanı alır gdrsin ve emeğinin %70ini alırsın karar senin ama iyi düşün birinde aldığın öğrenim daha fazla sana başarılar dilerim''''

Kalemdarbesi
07-01-2009, 18:07
inşallah tekrar bakim ama dediğinde haklısın cnm güzellik uzmanı sertifikam var deyip ekstradan sadece makyöz olmak için iş bulmam daha kolay sanırım tskler qüseLimkaydirigubbakcemile5

yaren_76
15-01-2009, 08:13
kaydirigubbakcemile5 bu mesleği sevmezseniz yapamazsınız arkadaşlar,piyasada girdiğiniz yerlerde acemiyken çok ezilirsiniz,meslekten 6 ay ayrı kalmak 6 yıl gibi geriye atar sizi,hergün yeni bir ürün ve makine çıkıyor hızına yetişmeniz için sürekli çalışmak gerekiyor,ayrıca her salonun farklı sistemi var,bazen sizin doğrularınıza yanlış gelen uygulamalarıda görüyosunuz,ama çalıştığınız yere uyum sağlamak zorunda kalıyosunuz,CADIARZUherkez kendi bütçesine ve elindeki makineye göre uygulama yaptırıyor,malzemeden kısar,çok iş bekler,farklı yerlerde çalışmanın avantajı deyişik bilgi ve makine kullanımını sağlar,sürekli bilgilerinizi tazeleyin araştırın ,iyi gözlemci olun,her şeyi not edin,ummaadığınız yerde lazım oluyor,eski makine kullanan salonlar çok,yapabiliyosanız farklı yerlerde bir hafta ücret almadan ,makineleri tanımak uygulamaları görmek adına ücretsiz çalışın,size faydası olur,para isterseniz kimse göstermez,ben son 1,5 yıldır lazer epilasyon ağırlıklı çalışıyorum,kullanmadığım lazer makinesi kalmadı,ilk önce bir dermatolog doktorun yanında öğrenerek başladım,şuan başarılı bir lazerciyim,hihoyyyt
(kılın yapısını tanımak,kime hangi makineyle çalışacağını bilmek,ne kadar etkilenir yada kaç seansta başarı elde edersin,hangi dozda çalışman gerekli)
bu bilgileri 3 ay sadece gözlemleyerek öğrendim , sonra başladım.
meslekte tecrübe için cesaret,kendine güven,o alanda iyi gözlemleyip,çalışmak gerekiyor kaydirigubbakcemile5

werduru
09-03-2009, 20:27
siz hangi kursa gitttiniz ben kariyere gidicemde bakırköydeki fikirleri olan varmı birde leyla inanır var nişantaşında çok kararsızım.kursa giderken bir yandanda çalışmalımıyım çok kararsızım lütfen accill yardım edin.

arztez
11-03-2009, 18:59
slm arkadaslar bnde estetısyenım ama bana uygun bi iş bulamıorum.oysa iş olanagı cok demişlerdi kurs egıtmenleri.cok cok basarılıyım.hatta dıploma notum 91.evlıyım bu yüzden calışma ortamımınında uygun olması lazım.istedıgım gıbı bıyer bulamıorum malesef.son olarak alışveriş merkezlerınde stand görevlisi olarak calışmayı düşünüyorum=(((

m.joYy
04-04-2009, 20:34
Bende estetisyenım ustalık diplomam var.kiraya verilir.özelden ulaşabilirsiniz

joss84
28-04-2009, 19:43
canım merhaba öncelikle bu konuda herkes başarılı olamaz bu yüzden seni tebrik ederim canım makyözlük yapmak için güzellik uzmanlığı kurslarına katılman şart diil özel makyözlük kursları da alabilirsin ancak prosedür gereği iş yerleri güzellik uzmanı arıyorlar çünkü onların alanları daha geniş iki ayrı eleman almak yerine bunu tercih ediyorlar.ama şöyle de bi olasılık makyöz olunca bir kuaförle anlaşıp sadece makyaj için çantanı alır gdrsin ve emeğinin %70ini alırsın karar senin ama iyi düşün birinde aldığın öğrenim daha fazla sana başarılar dilerim''''

bi soruda ben sorabilirmiyim?

joss84
28-04-2009, 19:44
kursa gitmeden haziranda olan sınavlara giremiyomuyuz?

SINEK
01-05-2009, 09:22
kızlar benim eşim grafiker hemde wep tasarımcı.eger güzellik salonunuz falan varsa broşir kotolok ve kartvizik ve wepsitesi yaptırmak isteyen varsa bana yazabilir.

sweetgirl00
30-06-2009, 21:23
kizlar ben profesyonel makyaj la ilgileniyorum.onerebileceginiz iyi bir okul var mi???

pelune
03-09-2009, 10:20
sengözlerimebaksanabMerhaba bende estetisyenim. İstanbulda yaşıyorum. 2002 lcc mezunuyum. sizler hangi kurslardan mezunsunuz. sengözlerimebaksanab

tubicik
14-09-2009, 13:09
slm kıslar bende katıldım aranıza..

egeria
18-04-2010, 18:54
meraba kızlar ben 7 ay once mezun oldum... 3 ay bı yerde calıstım istanbulda anadolu yakasında oturuyorum ama iş bulamıyorum...senağlama

aribebek
17-10-2010, 17:12
merhaba kızlarrrr.benimde estetisyenlik ve makyözlük belgem var,dükkan açmayı düşünüyorumm ama sadece makyöz stüdyosu olarak,bunun için ustalık belgesi gerekiyormu? bi bilginiz varmıı? yardımcı olursanız çok sevinirimmm:))

024
12-11-2010, 22:20
bende kursa gitmek istiyorum biçok yer araştırdım,fiyatlar epey var evlilik arifesindeyiz birde bu kiritik zamanda paramı nereye verdiğim çok önemli...

ee haliyle meslekteki kazancı merak ediyorum..sonuçta onca para dökülecek illaki emekler harcanacak tek bir belge yetmicek sertifikalarda lazım muhakkak..bu konuda bilgi verecek olan arkadaşlar var mı?

seda__
11-03-2011, 22:43
cok uzun sure olmasına ragmen yazayım
bende estetısyenım
2007 Mezunlarındanım

change_
23-05-2011, 09:00
estetisyen arkadaşlar kazancınız konusunda yardım ederseniz çok sevinicem.kursa gitmeyi düşünüyorum ama meslekle ilgili net bilgiler elde edemiyorum yardım lütfen:kkk:

izabel_07
08-10-2011, 22:18
merhaba kızlar
Ben lise son dil bölümünde okuyan bır ogrenciyim. Profösynel makyaj uzmanı olmak istiyorum.Ünüversiede bir bölum falan varmı bunun için? kursların oldugunu bılıyorum ama ilk önce üniversiteye gidip sonra kursa gımek istiyorum.:26::44:

asya1986
21-05-2012, 18:30
milli eğitimin açtığı kurslara giden arkadaşlar ne kadar memnunsunuz?özellikle cildinizlee ilgili olarak kurs öncesi ve kurs sonrası ne kadar fark etti mesela?tabi bu kişiden kişiye değişir.mesela bazı estetisyenlere bakmaya doyamıyor insan bazılarına bakası gelmiyo mesela.ben de gitmeyi düşünüyorum bu kursa.sırf kendi cilt bakımımı yapabilmek ve cildimi tanıyabilmek adına.sorularımı yanıtlarsanız çok sevinirim.saağlıklı ve güzel günler diliyorum herkese

figen1903
13-07-2012, 09:10
Öncelikle araştırmalarınız için ,bilgiendirmeleriniz için çok teşekkürler.Ben güneş lekesinden mustaripim.Çok ürün denedim fakat tık yok.Yanlız eczacımın bana söylediği şeyi hiç unutmadım.Sanırım su içmiyoyorsunuz demişti bana ve de çok haklıydı.

drnilay
30-07-2012, 07:37
merhaba hanımlar . ben aranıza kölnden katılıyorum . iki kızım var eşimden boşandım ve bir şekilde hayatıma devam etmeye çalışıyorum çocuklarımla ek iş olarak ağdacılık yapıyorum kölnden arkadaslara duyurulur kuafördekinin aksine cok daha uygun fiyata yapıyorum ilgilenen arkadaslar özel mesajla ulaşabilir .

excellente
12-04-2013, 16:38
ben internetten fırsatlardan nadir bozoğlundan cilt için anti aging fırsatı almıştım memnun kaldım