PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 2010 KPSS Haberleri - Önemli Noktaların Hatırlatması



Sayfa : 1 2 [3] 4

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:13
B) MECLıS VE HÜKÜMET: Türk Meclislerine TOY, KURULTAY veya KENGEŞ denilirdi.
Kurultay'da devletin ana meseleleri görüşülür, hükümdarın ölümü, savaş veya milli felaketlerde
kurultay toplanırdı.
AYGUCI : Hükümet başkanı(başbakan)
BUYRUK : Bakan
TAMGACI: Dış siyaset işlerini yürüten görevliler
Eski Türk Devletlerinde diğer devlet görevlileri şunlardı:
TıGıN: Hükümdar çocukları (Tekin)
ŞAD : Diğer Hanedan mensupları
Bunların dışında ınal, inanç, tarkan, bağa, tudun, çor, külüğ, apa, ataman gibi devlet görevlileri de vardı.

2)- TOPLUM TAPISI:
Türk toplumu; Oguş : Aile
Urug :Soy=Aileler birliği
Bod(Boy) :Kabileler
Budun : Millet denilen birimlerden oluşuyordu.
Boyların başında bulunan BEY'ler, töreye göre boyu idare ederlerdi. Boyların bir araya gelmesiyle
Devlet(ıL) kurulurdu.

Türk Toplumunun Özellikleri:
Halk hürdü. Herkes aynı işi yaptığından(hayvancılık) aralarında kesin
olarak SINIF'ların ortaya çıkması imkansızdı. Yaşam biçimleri GÖÇEBE
olduğundan savaşta elde ettikleri esirleri çalıştırmaya elverişli değildi.
Bu yüzden Türk toplumunda KÖLE sınıfı yoktu. Din adamları
diğer toplumlarda olduğu gibi imtiyazlı değillerdi.

3)- ORDU:
Türk Ordusunun başlıca özellikleri şunlardı:
a)- Türk ordusu ücretli değildi.
b)- Türk Ordusu daimiydi. (Kadın-erkek her an savaşa hazırdı.)
c)- Türk Ordusunun temeli ATLI askerlerden meydana geliyordu.

NOT: Türk ordu teşkilatını ilk kuran METE HAN olmuştur. Mete Orduyu 10'luk sisteme göre
teşkilatlandırmıştı. Onluk sistem daha sonra tüm Türk devletlerinde kullanılmıştır.
(Türk ordusu; Çin, Roma,Bizans, Rus ve Moğol Ordu teşkilatı üzerinde etkili olmuştur.)

Türk Ordusunu Silahları: Ok, yay, kement, kılıç, kargı, süngü, kalkan vb...

4)- HUKUK:
Türklerde yazılı olmamakla beraber, gelişmiş bir hukuk anlayışı vardı. Bu hukuk kurallarına
TÖRE(Türe) denilirdi.
Hükümdarın başkanlık ettiği ve siyasi suçlara bakan yüksek mahkemeye YARGU adı verilirdi.
YARGANLAR(Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı.

5)- DıN VE ıNANIŞ:
ıslam öncesi Türklerin din ve inanışlarını şu 4 grupta toplayabiliriz:
1- Tabiat Kuvvetlerine ınanma: Dağ,ağaç, göl, kaya gibi varlıkların gizi güçlere sahip olduklarına
inanırlardı.
2- Atalar Kültü: Ölmüş büyüklere ve atalara ait hatıralar kutsal sayılır ve saygı gösterilirdi.
3- Şamanizm: Kam veya Şaman adı verilen kişilerin, kötü veya iyi ruhlarla temas sağladıklarını
inanılarak, bunların büyücülük ve sihir özelliklerine başvururlardı. Şaman inançları
Anadolu'da hala varlığını sürdürmektedir. Örneğin; Gelinlerin üzerine buğday veya para
atmak, Eşikten atlamanın uğursuz kabul edilmesi, kurşun dökmek gibi...
4- Göktanrı Dini: Türklerin ıslamiyetten önceki dini Göktanrı diniydi. Bu dine göre Türkler;
* Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte oturduğuna inanıyorlardı.
* Öldükten sonra dirileceklerine inandıklarından, ölülerini atı,eşyaları ve silahıyla birlikte
gömüyorlardı.
* Cennet'e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı.
* Mezarlara ölünün,sağlığında öldürdüğü düşman sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük heykeller
dikerlerdi. ınanışa göre, yeniden dirilecek kişi atıyla cennete gidecek, ve öldürdüğü
düşmanlar sonraki yaşamında ona hizmet edeceklerdir.
* Ölüleri içöin YOĞ adı verilen cenaze törenleri yapar, ve ardından yas tutarlardı.

Türkler arasında ayrıca Maniheizm(Mani dini), Budizm, Musevilik, Hırıstiyanlık gibi dinlerde
yayılmıştı.

6)- EKONOMıK HAYAT:
Göçebe bir hayat yaşayan Türkler belirli iki merkez arasında (yaylak-kışlak)
hayatlarını sürdürürlerdi.
* Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. Koyun, keçi, at en çok beslenen hayvanlardı. Bunun dışında
sığır, katır ve deve de yetiştirilirdi. Beslenme ve giyimde hayvan ürünlerinden yararlanır ve
bunları satarak geçimlerini sağlarlardı.
* Tarım da gelişmişti. Arpa, buğday, darı gibi tahılları yetiştiriyorlardı.
* Savaşlarda elde edilen ganimetler ve devletlerden alınan vergiler gelir kaynaklarıydı.
* Ticaret önemli bir gelir kaynağıydı. Türk ülkeleri ıPEK YOLU üzerindeydi.

NOT: Çin-Türk mücadelesinin temel nedeni ıpek Yoluna hakim olmaktı.
* Ayrıca Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayıp, Ural, Sibirya ve Altaylar üzerinden Çin'e giden yola
KÜRK YOLU deniliyordu. Türkler bu yolun üzerinde de olduklarından sanar, samur, kunduz, vaşak gibi
av hayvanlarının kürklerinin ticaretini yapıyorlardı.

7)- YAZI, DıL VE EDEBıYAT:
Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Soğd, Brahmi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullanmışlardır.
Göktürk (Orhun) Alfabesi: 38 harften meydana gelir. Göktürk yazısına ilk defa Orhun Nehri
kıyısındaki kitabelerde rastlandığı için ORHUN ALFABESı de denir.
Uygur Alfabesi: 18 harften meydana gelir. Uygurlar bu alfabeyi Soğd alfabesinden yararlanarak
hazırlamışlardır.
Başlıca Türk Destanları:
Hunların(Oğuzların)--> Oğuz Kağan Destanı
ıskitlerin (Saka)------> Alper Tunga Destanı
Göktürklerin----------> Ergenekon Destanı
Uygurların------------> Göç ve Türeyiş Destanları
Kırgızların-------------> Manas Destanı

Orhun Yazıtları (Göktürk Kitabeleri):
Türklerin en eski kitabeleri VI. yüzyıla ait YENıSEY kitabeleri ile, VIII. yüzyıla ait ORHUN
KıTABELERı'dir. Yenisey kitabeleri Kırgızlar'ın mezar taşlarına yazdıkları yazılardı. Orhun
Kitabeleri II. Göktürk Devleti zamanında Bilge Kağan, Kültigin ve vezir Tonyukuk adlarına
dikilmişlerdir. YOLLUĞ TıGıN isimli bir Türk prensi tarafından yazılmışlardır. Bu yazılar 1893
yılında Danimarkalı Bilgin THOMSEN tarafından okunmuştur.
Orhun Yazıtlarının Önemi:
a)- Türk Tarihinin ve Türk Edebiyatının ilk yazılı belgeleri olmaları bakımından önemlidir.
b)- Bu kitabelerden Türklerin o günkü yaşayışlarını, inançlarını öğreniyoruz. Ayrıca kitabeler
gelecekteki Türk Milleti içinde çarpıcı öğütler vermesi bakımından önemlidirler

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:13
8)- BıLıM VE SANAT:
* Türkler 1 yılı 365 gün 6 saat olarak hesaplayarak, 12 hayvanlı Türk Takvimini oluşturmuşlardır.
* Uygurlar tahta harflerden matbaayı ve pamuktan kağıdı yapmışlardır.
* Madencilikte özellikle de demircilikte ileri gitmişlerdir. (Kazakistan'ın başkenti Alma Ata
yakınlarında bir kurgandan çıkarılan "Altın Adam Heykeli" Türk maden sanatının ne kadar
geliştiğini gösterir.)
* Eşya ve binalarda HAYVAN USLUBÜ denilen, hayvan figürlerini kullanmışlardır.
* HALI Türklerin Dünya medeniyetine bir katkısıdır. (Altaylarda Pazırık Kurganı'nda bulunan halı
dünyanın en eski halısıdır.)

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:14
TÜRK KÜLTÜRÜNÜN ÇEVRE KÜLTÜRLERLE MÜNASEBETLERı:
1)- Türklerin Çin Kültürüne Katkıları:
a)- Askerlik alanında
b)- Devlet Teşkilatında
c)- At kültüründe(Atı evcilleştirmede)
d)- Gök Tanrı inancıyla... Çinlileri etkilemişlerdir.
2)- Çinlilerin Türkleri Etkilediği Alanlar:
a)- Tarım ve yerleşik kültür
b)- Felsefe( Taoizm, Konfiçyüs ve Budizm)
c)- Giyim ... konularında Çinliler Türkleri etkilemişlerdir.
3)- Türklerin Moğol Kültürüne Katkıları:
Askerlik alanında, Devlet teşkilatında , Dil ve Alfabede (Uygurca ve Uygur Alfabesini
kullandılar.), Kımız yapmayı öğrettiler, Türk Töresi ve geleneklerinden, Göktanrı dininden etkilendiler.

OSMANLI DEVLETı KURULDUĞU SIRADA
1)- ANADOLU:
Anadolu Selçuklu Devleti 1243 Kösedağ savaşı yenilgisinden sonra yıkılma dönemine girmiş, Moğol
ılhanlılara bağlı duruma gelmişti. Anadolu Selçuklu Sultanları ılhanlıların atadığı birer vali
durumundaydı. Bu siyasi boşluk ortamında Anadolu da çok sayıda Türk Beyliği kuruldu.
2)- ANADOLU TÜRK BEYLıKLERı:
Karamanoğulları, Germiyan oğulları, Karesioğulları, Aydınoğulları, Menteşe
oğulları,Saruhanoğulları,Candaroğulları, Hamit oğulları ve Osmanlı beyliği kurulmuştu. Bu
beylikler de başlangıçta ılhanlılara bağlıydılar. Anadolu Selçuklu Devletinin yıklımasıyla bu
beylikler arasında Anadolu hakimiyeti konusunda mücadele başladı.
3)- BıZANS:
13. yüzyıla girildiğinde sınırları küçülmüş, eski askeri ve ekonomik gücü kalmamıştı. Taht
kavgalarının yarattığı istikrarsız bir dönemi yaşıyordu. Halk TEKFUR(Vali)ların ağır vergileri
altında eziliyordu.
4)- TRABZON RUM ıMPARATORLUĞU:
IV. Haçlı seferi sonunda Haçlıların istanbul'u işgal etmeleri üzerine Bizans'tan kaçanlar
tarafından Trabzon ve çevresinde kurulmuştu. 13. yüzyılda ılhanlı baskısı altındaydı.
5)- ıLHANLI DEVLETı:
Cengiz ımparatorluğunun parçalanmasıyla ıran'da kurulan TÜRK-MOĞOL devletidir. Dönemin en güçlü
devletlerindendir.
6)- ALTINORDA DEVLETı:
Cengiz ımparatorluğu'nun parçalanmasıyla Karadeniz'in kuzeyinde kurulan Türk devletidir.
7)- BALKANLARIN DURUMU:
Balkanlarda güçlü bir devlet yoktu. 13. yüzyılda Balkanlarda başlıca şu devlet ve beylikler
vardı: Sırp,Bulgar, Macar devletleriyle; Arnavutluk, Bosna-Hersek, Eflak-Boğdan, Erdel beyliği
8)- VENEDıK VE CENEVıZLıLER:
Denizci olan bu ıtalyan devletlerinin Ege, Akdeniz ve Karadeniz'de ticaret kolonileri vardı.

aken11
23-03-2010, 08:14
[B]Haklısın ev boş şu an otur çalış değilmi kafa bin türlü dert tasa ister istemez beynimi odaklayamıyorum derslere . Hayat şartları zorlaştıkça insanların beynide doluyor tutki derse odaklanıp anlamaya çalış.

Bol şans hanımlar...

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:14
OSMANLI DEVLETı'NıN KISA ZAMANDA BÜYÜMESıNıN SEBEPLERı
1)- Merkeziyetçi bir devlet anlayışına sahip olması (Ülke diğer Türk devletlerinden farklı olarak
hanedan üyeleri arasında bölünmemiştir.)
2)- Bir UC BEYLıĞı olması (Gaza sebebiyle diğer beyliklerden destek görmüştür, beylikler arasındaki
mücadeleye başlangıçta katılmamıştır.)
3)- Bizansın, Balkanların ve Anadolunun karışıklık içinde bulunması
4)- Sürekli doğudan gelen Türkmen göçleriyle nüfusunun ve askeri gücünün artması
5)- Osmanlı Devlet adamlarının yetenekli olması

OSMANLI SıYASı TARıHıNıN DÖNEMLERE AYRILMASI
1-KURULUŞ DÖNEMı:(1299-1453)
2-YÜKSELME DÖNEMı(1453-1579)
3-DURAKLAMA DÖNEMı:(1579-1683)
4-GERıLEME DÖNEMı:(1699-1792)
5-DAĞILMA VE YIKILIŞ DÖNEMı:(1792-1918)

OSMANLI KÜLTÜR TARıHıNıN DÖNEMLERE AYRILMASI
1)- Klasik Dönem 2)- Tanzimat Dönemi 3)- I. ve II. Meşrutiyet dönemleri


KURULUŞ DEVRı(1299-1453)
KURULUŞ DEVRı HÜKÜMDARLARI:
I.Osman, Orhan Bey, I.Murat, I.Bayezid(Yıldırım), I.Mehmet(Çelebi), II.Murat, II.Mehmet(Fatih) in ilk iki yılı
KAYI BOYU:
Osmanlılar oğuzların Bozok kolunun Kayı boyuna mensuptular. Kayılar Malazgirt Zaferi'nin ardından
Anadolu'ya gelmişler, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat tarafından kendilerine yurtluk olarakverilen Ankara yakınlarındaki KARACADAĞ yöresine yerleşmişlerdir. Burada bir süre kalan KayılarErtuğrul Gazi yönetiminde Söğüt ve Domaniç yöresine yerleşmişlerdir.

OSMAN BEY DÖNEMı (1281-1324)
ÖNEMLı OLAYLAR:
1)- Karacahisarı Bizanstan almış, uc beyliğine atanmıştır.
2)- Bilecik, inegöl, Yarhisar ve Yenişehri alarak, ızmite yaklaştı.
3)- Bizans Tekfurlarını KOYUNHıSAR savaşında yendi.
Koyunhisar savaşının sebebi: Osmanlıların ızmit'e yaklaşmalarından
korkuya kapılan Bizans Tekfurlarını anlaşarak Osmanlılar üzerine yürümesi.
Sonuçları ve Önemi: Bu savaşı Osmanlılar kazandı.Böylece Bursa'nın kuzeyi
hariç üç tarafıOsmanlı topraklarıyla çevrildi.
4)- Mudanya fethedilmiş, Bursa kuşatılmıştır.
OSMAN BEY HAKKINDA: Ertuğrul Gazi'nin ölümünden sonra beyliğin başına geçmiş,
1320 den itibaren rahatsızlığı sebebiyle askeri harekatın başına oğlu Orhan Beyi geçirmişti. Şeyh
Edebalinin kızıyla evlenmiş, ahilerin desteğini kazanmıştır. Türbesi Bursa'da GÜMÜŞLÜ KÜMBET'dedir.
ORHAN BEY DÖNEMı(1324-1362)

ÖNEMLı OLAYLAR:
1)- Bursa'nın alındı(1326)
2)- Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329) yapıldı.
3)- ıznik ve Kocaeli fethedildi.
4)- Karesioğulları Beyliği Osmanlılara katıldı.
5)- Rumeli'ye geçildi
1)- Bursa'nın fethi: Osman Gazi döneminde başlayan kuşatma, tekfurun şehri teslimiyle son buldu.(1326)
2)- Maltepe (Palekanon) Savaşı (1329):
Sebep: Osmanlıların Kocaeli Yarımadasındaki fetihleri ve ıznik'i kuşatmaları
Savaş: Bizans imparatoru III.Andreanikos ile Osmanlı hükümdarı Orhan Bey arasında yapıldı (1329)
Sonuçları ve Önemi: Savaş Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. O güne kadar dikkat çekmeyen
Osmanlılar ön plana çıktı.
3)- ıznik ve Kocaeli'nin Fethi: Maltepe savaşından sonra ıznik fethedildi, Kocaeli yarımadasının fethi
büyük ölçüde tamamlandı.
4)- Karesioğulları Beyliğinin Alınması: Karesi Bey'in ölümüyle, oğulları arasındaki taht kavgasından
yararlanan Orhan Bey bu beyliği Osmanlı sınırlarına kattı.
Önemi:
1)- Osmanlılar karesi topraklarına sahip olarak, Marmara kıyılarına ve Çanakkale boğazına
ulaştılar.
2)- Osmanlılar Karesi Donanmasına sahip oldular.
3)- Hacı ılbey, Evrenus Bey, Ece Halil gibi değerli Karesi komutanları Osmanlı hizmetine
girdiler.
4)- Osmanlılar Rumeli'ye geçmeyi düşünmeye başladılar.

5)- Rumeli'ye Geçiş:
Rumeli'ye Geçişi Kolaylaştıran Sebepler:
1)- Osmanlıların Karesi topraklarına ve Donanmasına sahip olması.
2)- Osmanlıların Hırıstiyanlara ait topraklara sahip olma ideali (Gaza).
3)- Türkmenlere Yurt bulma ihtiyacı.
4)- Bizans'ın Balkan milletlerine karşı Orhan Beyden yardım istemesi.
OLAY: Bizans ımparatoru Kantakuzen Edirne'yi kuşatan Sırp ve Bulgarlara karşı Orhan Bey'den
yardım istedi. Orhan Bey bunun üzerine oğlu Süleyman Paşa'yı yardıma gönderdi. Edirne'yi
kuşatan Sırp ve Bulgarları yenen Süleyman Paşa'nın yardımlarına karşılık Bizans Gelibolu
Yarımadası'ndaki ÇıMPE kalesini Osmanlılara verdi.(1353)

NOT: Çimpe kalesi Osmanlıların Balkanlardaki fetihleri için önemli bir üs olmuştur.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:15
[B]Haklısın ev boş şu an otur çalış değilmi kafa bin türlü dert tasa ister istemez beynimi odaklayamıyorum derslere . Hayat şartları zorlaştıkça insanların beynide doluyor tutki derse odaklanıp anlamaya çalış.

Bol şans hanımlar...

konuları sınava girecekmiş gibi değilde roman ya da sevdiğin bir hikaye kitabı okuyomuş gibi düşün kuzum..

aken11
23-03-2010, 08:18
Bu arada sormayı unuttum taban puanları nasıl barajı geçmek için ne kadar almamız gerekli. Sadece KPSS olsa yine iyi. AOF de var benim 3 nisanda başlıyor sınavlarım. Birde şu 1. sınıfı bir geçsem. 2 yıldır geçemedim. Oğlumdan utanmaya başladım .

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:29
Bu arada sormayı unuttum taban puanları nasıl barajı geçmek için ne kadar almamız gerekli. Sadece KPSS olsa yine iyi. AOF de var benim 3 nisanda başlıyor sınavlarım. Birde şu 1. sınıfı bir geçsem. 2 yıldır geçemedim. Oğlumdan utanmaya başladım .

taban puan tavan puanı düşünerek zihnini yorma, ya da geçemdim kaç yıl oldu diye canını sıkarak harcadığın enerjiyi derslere göz gezdirmekte harca kuzum... ders çalışırken sadece çalıştığın konuya yoğunlaş.. istanbulun fethini mi okuyosun Fatih ol, cumhuriyet dönemini mi okuyosun Atatürk ol, rol ver kendine...

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:31
ORHAN BEY DÖNEMıNDE RUMELı'DEKı FETıHLER:
Orhan bey'in oğlu Süleyman Paşa Gelibolu'yu ele geçirerek Keşan, Malkara, Tekirdağ, Çorlu ve
Lüleburgaz'ı fethetmiştir.

ORHAN BEY DEVRıNDE DEVLET TEŞKıLATINDAKı GELıŞMELER:
1)- Geçici divan teşkilatı kuruldu.
2)- YAYA ve MÜSELLEM adıyla ilk düzenli ordular oluşturuldu.
3)- ıznik'de ilk Osmanlı Medresesi kuruldu.

OSMANLILARIN RUMELı'DEKı ıSKAN SıYASETıNıN ÖZELLıKLERı:
1)- Yeni fethedilen yerlere öncelikle göçebe Türkler yerleştirilir, böylece bunların yerleşik hayata
geçmeleri sağlanırdı.
2)- Fethedilen yerdeki yerli halktan ayaklanma çıkarma ihtimali olanlar başka yerlere iskan
edilirlerdi.
3)- Göçmenler iskan yerine yakın yerden alınırlardı. Böylece halkın yeni yere uyumu daha kolay
olurdu.
4)- ıskan edilenlere ihtiyacı olan malzeme verilir ve bir süre vergi alınmazdı.


I. MURAT DÖNEMı (1362-1389)

Orhan Bey'in ölümüyle yerine oğlu I.Murat (Hüdavendigar) geçti.

I. MURAT DÖNEMıNDE ANADOLUDA GELıŞMELER:
1)- Ankara Karamanoğullarından geri alındı.
2)- Oğlu Yıldırım Bayezıd'ı Germiyan Beyi'nin kızıyla evlendirerek onlardan Kütahya, Tavşanlı, Simav
ve dolayları çehiz olarak alındı.
3)- Hamitoğullarından Eğridir ve çevresi satın alındı.
4)- Karaman Beyi Alaaddin Ali Beyle kızını evlendirerek dostluk kurmaya çalıştı. Ancak
Karamanoğullarının düşmanca tavırlarını sürdürmeleri üzerine harekete geçerek, Karamanoğullarını
yendi. Alaaddin Ali Bey'i affederek barış yaptı.
I. MURAT DÖNEMıNDE BALKANLARDA GELıŞMELER:
1)- Edirne(1362) ve Filibe'nin Fethi,
2)- Sırpsındığı Savaşı (1364)
3)- Çirmen Savaşı (1371):( Sırplarla yapılan bu savaşı Osmanlılar kazandı.)
4)- I. Kosova Savaşı (1389)
EDıRNE VE FıLıBE'NıN FETHı: I. Murat'ın ilk hedefi Edirne olmuştur. Lala Şahin Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu 1362 yılında Edirne'yi fethetmiştir. Ardından Filibe alınmıştır.

NOT: Edirne'nin Fethinin Önemi: Sırp ve Bulgarların Bizansla bağlantısı kesildi.

SIRPSINDIĞI SAVAŞI (1364):
Sebep: Edirne ve Filibe'nin Osmanlıların eline geçmesi Sırp ve Bulgarları rahatsız etmiş, bunların
papaya başvurmaları üzerine Balkan Devletlerinden oluşan (Sırp, Bulgar, MAcar, Eflak-Boğdan ve
Bosnalılar) bir Haçlı ordusu kurulmuştur.
Savaş: Haçlı Ordusunu HACI ıLBEY komutasındaki bir akıncı birliği ani bir baskın sonucu yok etmiştir.
Önemi: a)- Bu zaferle Balkan Devletleri üzerindeki Macarların etkisi kırılmış, Türklerin Balkanlardaki
ilerlemeleri hız kazanmıştır.
b)- Zaferden sonra Edirne başkent yapılmıştır.
I. KOSOVA SAVAŞI (1389):
Sebep: Osmanlıların Balkanlarda ilerleyişini durdurmak için Sırp Kralı LAZAR'ın öncülüğünde Haçlı
Ordusunun kurulması.
Sonuç: I. Murat komutasındaki Osmanlı Ordusunun zaferiyle sonuçlandı. I. Murat şehit oldu, yerin
oğlu Yıldırım Bayezıd geçti.

I. MURAT DÖNEMıNDE DEVLET TEŞKıLATINDAKı GELıŞMELER:
1)- Divan teşkilatı sistemli ve sürekli hale getirildi.
2)- Kapıkulu Ocakları kuruldu.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:32
YILDIRIM BAYEZIT DÖNEMı (1389-1402)

ÖNEMLı OLAYLAR:
1)- Niğbolu Savaşı(1396),
2)- Anadolu'da Türk Birliğinin Sağlanması,
3)- ıstanbul Kuşatmaları,
4)- Ankara Savaşı (1402)

1)-NıĞBOLU SAVAŞI (1396):
Sebepleri: a)- Kuşatma altında bulunan Bizans'ın Avrupa'dan yardım istemesi,
b)- Macarlar'ın Osmanlıların Balkanlar'daki ilerleyişi karşısında papadan yardım istemesi.
Savaş : Avrupa Devletlerinin ordularından oluşan (Macar, Fransız, Alman, ıngiliz,Polonya,
Venedik ve diğerleri)Haçlı ordusunun Niğbolu kalesini kuşatması üzerine, Yıldırım Bayezid
ıstanbul kuşatmasını kaldırarak, Niğbolu önlerinde Haçlı ordusunu yendi.
Önemi : a)- Bu zaferden sonra bulgaristan tamamen Türk topraklarına katıldı.
b)- Bu zafer Anadolu Türk Birliğinin sağlanmasında da etkili oldu.
c)- Mısır'daki halife Yıldırım'a "Rum Diyarının Sultanı" ünvanını verdi.

2)- ANADOLU'DA TÜRK BıRLıĞıNıN SAĞLANMASI:
Hatırlanacağı gibi anadolu'da Türk birliğinin sağlama çabaları Orhan Bey zamanında başlatılmış, bu
dönemde Karesi beyliği Osmanlılara bağlanmış, Ankara Ahilerden alınarak Osmanlı topraklarına
katılmıştı.
I. Murat devrinde beyliklerle akrabalık yoluyla dostluk kurulmaya çalışılmış, Germiyanoğullarından
çehiz olarak bazı topraklar alınmış, Karaman Bey'i akrabalığa rağmen düşmanca davranışlarını
sürdürünce üzerine sefer düzenlenmiş, yine Hamitoğullarından para karşılığı bazı topraklar satın
alınmıştı.
YILDIRIM BAYEZID Anadolu birliğini sağlamak için iki sefer düzenledi. Bu seferler sonucunda:
a)- Batı Anadolu'daki beyliklerden Germiyan, Aydın,Saruhan, Menteşe ve Hamitoğullarına son verildi.
b)- Candaroğullarına son verildi.
c)- Kadı Burhanettin Beyliği (Eretna devleti) ile yapılan KIRKDıLıM savaşında Osmanlı kuvvetleri
yenildi. Şehzade Ertuğrul şehit oldu. Kadı Burhaneddin'in Akkoyunlu Devletiyle yaptığı savaşta
ölmesi üzerine bu beyliğin toprakları da Osmanlılara katıldı.
d)- 1401 yılında Karamanoğullarına son verildi.
e)- Dulkadir oğulları Beyliği Osmanlılara bağlandı.

3)- ıSTANBUL KUŞATMALARI:
Yıldırım Bayezıd 1291-1400 yılları arasında ıstanbul'u 4 kez kuşatmış, bu kuşatmalar sırasında
Bizans'a Karadenizden gelecek yardımı engellemek için boğazın Anadolu yakasına Anadolu
Hisarını(Güzelcehisar) yaptırdı.
Bu kuşatmaların başarısız olma sebepleri:
a)- Karamanoğullarının problem çıkarması
b)- Haçlı Saldırıları (Niğbolu)
c)- Timur tehlikesi

OSMANLI-BıZANS ANTLAŞMASI: Yıldırım Timur tehlikesinin belirmesi üzerine Bizans ile anlaşma
imzalayarak 4. kuşatmayı kaldırdı. Bu antlaşmaya göre:
a)- ıstanbul'da Türk mahallesi kurulacak ve bir cami yapılacak.
b)- Türkler ticaret amacıyla serbestçe ıstanbul'a girebilecek.
c)- ıstanbul'da Türklerin davalarına bakmak için kadı bulunacak.
d)- Bizans Osmanlı Devletine vergi verecek.

4)- ANKARA SAVAŞI (1402):
15. yüzyıl başlarında Osmanlılar doğuda Memlük ve Timur Devletiyle komşu olmuşlardı. Timur Çağatay
Hanlığına son vererek büyük bir devlet kurmuş, Altınorda devletinin parçalanmasına yol açmış, ıran,Irak
ve kuzey Hindistan'ı topraklarına katıp, 1400 yılından itibaren Osmanlı topraklarına saldırmaya
başlamıştı.
ANKARA SAVAŞININ SEBEPLERı:
a)- Yıldırım tarafından toprakları alınan Anadolu Beylerinin Timur'a sığınarak, onu kışkırtmaları.
b)- Timur tarafından toprakları alınan Irak hükümdarı Celayiroğlu Ahmet ve Karakoyunlu hükümdarı
Kara Yülük Osman'ın Yıldırım'a sığınmaları
c)- Timur'un Çin'e yapacağı sefer öncesinde arkasında güçlü bir devlet bırakmak istemeyişi.
d)-Timur'un Osmanlı'dan kabul edilemez istekleri.

NOT: Timur Yıldırım Bayezıt'dan Anadolu Beylerinin topraklarını iade etmesini, Celayiroğlu Ahmet
ve Kara Yülük Osman'ın kendisine teslim edilmesini, Osmanlı Devletinin kendisine
bağlılığını bildirmesini istemişti.

SAVAŞ: ıki ordu arasında savaş, Ankara'da Çubuk ovasında yapıldı. KARATATARLAR'ın ve Anadolu
beylikleri askerlerinin saf değiştirmesi Osmanlı ordusunun savaşı kaybetmesine ve Yıldırım
Bayezıt'ın esir düşmesine neden oldu.
SONUÇLARI:
a)- ılk ve son kez bir Osmanlı padişahı savaşta esir düştü.
b)- Osmanlı Devleti 11 yıl sürecek Fetret devrine girdi.
c)- Anadolu Türk birliği yeniden bozuldu, beylikler yeniden kuruldu. (Karesi ve Kadı Burhaneddin
beylikleri hariç)
d)- Balkanlar'da Osmanlı ilerleyişi bir süre durdu, hatta bazı topraklar kaybedildi.
e)- Bizans'ın alınması 50 yıl gecikti.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:32
FETRET DEVRı (1402-1413)

Timur'un asıl amacı kendisine rakip olabilecek büyük bir Osmanlı Devleti'nin oluşmasını
engellemekti. Bu nedenle savaşı kazandıktan sonra Anadolu Beylerinin topraklarını geri vererek, Anadolu
Türk birliğini parçaladı. Osmanlı ülkesini Yıldırım'ın oğullarına bıraktı.

Timur'un Anadolu'dan çekilmesinden sonra Yıldırım Bayezid'in 4 oğlu arasında başlayan ve 11 yıl süren
taht kavgası dönemine Osmanlı Tarihinde FETRET DEVRı denir.


I.MEHMET (ÇELEBı MEHMET) DÖNEMı (1413-1421)

Kardeşleri Süleyman, ısa ve Musa Çelebiyle giriştiği taht kavgasından başarıyla çıktı. Devleti
kardeşleriyle paylaşma fikrine katılmadı. Böylece Osmanlı Devletini parçalanma ve yıkılmakdan kurtardı. Bu nedenle Çelebi Mehmet devletin 2. KURUCUSU sayılır.
ÇELEBı MEHMET DEVRı ÖNEMLı OLAYLARI:
1)- Eflak Osmanlılara yeniden bağlandı.
2)- Venediklilerle ıLK DENıZ SAVAŞI yapıldı.(1416) (Ancak bu savaşı Venedikliler kazandı.)
3)- Anadolu Türk birliğini yeniden sağlamaya çalıştı. ( Aydın ve Saruhan beyliklerini ortadan
kaldırdı. Candar ve Menteşe beylikleri Osmanlılara bağlandı. Karamanoğullarıyla savaştı.)
4)- Şeyh Bedreddin ve Mustafa Çelebi isyanlarını bastırdı.

ŞEYH BEDREDDıN ıSYANI(1418-1420)
Osmanlı devletinde kazaskerliğe kadar yükselmiş olan Şeyh Bedreddin mülkiyetin ortak olduğu
şeklinde fikirlerle ve ıslam'a aykırı düşüncelerle etrafına çok sayıda mürid topladı. Fetret
döneminin oluşturduğu siyasi ve ekonomik bozukluklardan yararlanarak ayaklandı, sonunda yakalanarak
idam edildi.

NOT: Şeyh Bedreddin ısyanı devletin gücünü sarsan, Anadolu Selçuklu Devleti döneminde meydana gelen
BABA ıSHAK isyanına benzer.

MUSTAFA ÇELEBı ıSYANI (DÜZMECE MUSTAFA)
Timur Ankara savaşından sonra Yıldırım Bayezıt'ın oğlu şehzade Mustafa Çelebiyi rehin alarak
yanında Semerkant'a götürmüştü. Timur'un ölümüyle serbest kalarak Anadolu'ya gelen Mustafa'nın
gerçek Mustafa olup olmadığı bilinmediğinden "Düzmece Mustafa" da denilmiştir. Mustafa Çelebi,
kardeşi Mehmet Çelebi'ye karşı taht kavgasına girmiş, ancak yenilerek Bizans'a sığınmıştır.
Çelebi Mehmet Mustafa'nın gözaltında tutularak kontrol edilmesi için Bizans'la anlaşmıştır.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:33
II.MURAT DÖNEMı (1421-1451)

II. Murat önce Bizans tarafından serbest bırakılan amcası Çelebi Mustafa( Düzmece Mustafa) isyanını bastırmış, Mustafa'yı ortadan kaldırdı. Sonra Mustafa'yı serbest bırakarak destekleyen Bizans'ı kuşattı. Ancak bu defa da Bizans ve Karamanoğullarının kışkırması sonucu ayaklanan Kardeşi Şehzade Mustafa ile uğraşmak zorunda kaldı.

BALKANLAR'DAKı ÖNEMLı OLAYLAR:

1)- EDıRNE-SEGEDıN ANTLAŞMASI(1444): Macar, Sırp, Bosna ve Eflak kuvvetlerinin oluşturduğu
Haçlı ittifakına karşı Osmanlı kuvvetleri başarısız olunca, bu antlaşma imzalanmıştır. Osmanlıların bu
antlaşmayı imzalamak zorunda kalışlarının bir nedeni de Karamanoğullarının problem çıkarmasıdır.
Edirne-Segedin Antlaşmasına göre:
a)- ıki taraf 10 yıl savaşmayacak,
b)- Tuna Nehri iki taraf arasında sınır olacaktı.

NOT: Bu antlaşmadan sonra II.Murat yrini 12 yaşındaki oğlu II.Mehmet'e (Fatih) bıraktı.
2)- VARNA SAVAŞI (1444):
Sebep: II. Mehmet'in küçük yaşta tahta geçmelesini fırsat bilen Haçlıların Edirne-Segedin
Antlaşmasını bozmaları.
Sonuç: II. Murat tekrar tahta geçerek Haçlı ordusunu Varna'da yendi.

3)- II. KOSOVA SAVAŞI (1448):
Osmanlıları Avrupa topraklarından atmak için Macarlar'ın öncülüğünde hazırlanan Avrupa
Devletlerinin kuvvetlerinden oluşan Haçlı ordusu ağır bir yenilgiye uğradı.
Önemi:
a)- Balkanlardaki Osmanlı egemenliği kesinlik kazandı.
b)- Hırıstiyan Avrupa Türklere karşı bir daha Haçlı seferine girişemeyerek, savunmaya çekildi.
c)- ıstanbul'un fethi kolaylaştı. (Fatih'in kuşatmasında Bizans, Avrupadan beklediği yardımı
bulamadı.)

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:34
OSMANLI DEVLETıNıN YÜKSELME DEVRı
(1453-1579)

Yükselme Devri Padişahları:
Fatih(II.Mehmet), II.Bayezıt, Yavuz Sultan Selim,Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat

FATıH SULTAN MEHMET DÖNEMı (1451-1481)

ıSTANBUL'UN FETHı (29 MAYIS 1453):
ıSTANBUL'UN FETHıNı GEREKTıREN SEBEPLER:
1)- Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini koruyarak ve kışkırtarak,
taht kavgalarına neden olması,
2)- Bizans'ın Osmanlı'ya karşı düzenlenen Haçlı seferlerini teşvik etmesi,
3)- Osmanlı toprak bütünlüğünü bozan bir konumda olması
( Osmanlı topraklarıyla çevrili bir ada görünümündeydi. Osmanlı'nın
Anadolu'dan Rumeli'ye, Rumeli'den Anadolu'ya geçişi zordu)
4)- ıstanbul'un boğaza hakim bir konumda olması ve bu yüzden
Karadeniz Akdeniz su yolunun anahtarı konumunda olması.

FATıH'ıN FETHı KOLAYLAŞTIRMAK ıÇıN ALDIĞI TEDBıRLER:
1)- Bizans'a denizden gelebilecek yardımı önlemek amacıyla Anadolu Hisarı'nın karşısına Rumeli
hisarını yaptırdı.
2)- Bizans'a Balkanlardan gelebilecek muhtemel Haçlı yardımını önlemek için sınır boylarına akıncı
birlikleri gönderdi.
3)- Surlara karşılık, Şahi adı verilen büyük toplar döktürdü.
4)- Haliçteki zincire karşılık gemileri karadan yürüterek Haliç'e soktu.

ıSTANBUL'UN FETHıNı KOLAYLAŞTIRAN NEDENLER:
1)- Bizans ordu ve donanmasının zayıf oluşu,
2)- Kuşatma sırasında Avrupa'dan yardım alamaması.

NOT: Bizans kuşatma sırasında sadece Venedik ve Cenevizlilerden yardım alabilmiştir.

NOT: Cenevizliler kuşatma sırasında ticari kaygılarından dolayı hem Osmanlılara, hem de
Bizans'a yardım etmişlerdir.

ıSTANBULUN FETHıNıN DÜNYA TARıHı BAKIMINDAN SONUÇLARI:
1)- Venedik ve Ceneviz ticareti olumsuz yönde etkilenmiştir.
2)- Bin yıllık Bizans imparatorluğu tarihe karışmıştır.
3)- Ortaçağ kapanmış, Yeniçağ başlamıştır.
4)- ıstanbul'dan kaçan Bizans'lı bilim adamları Avrupa'da Rönesans ve reform hareketlerinin
başlamasında etkili olmuşlardır.
5)- Feodalite(derebeylik) sistemi çözülmeye başlamıştır.
ıSTANBUL'UN FETHıNıN TÜRK TARıHı BAKIMINDAN SONUÇLARI:
1)- Osmanlı Devleti Yükselme dönemine girmiştir.
2)- Başkent Edirne'den ıstanbul'a taşınmıştır.
3)- Osmanlı toprak bütünlüğü sağlanmıştır. Osmanlı'nın Anadolu-Rumeli geçişi kolaylaşmıştır.
4)- Osmanlı toprakları arasında sürekli sorun çıkaran bir fitne yuvası ortadan kaldırılmıştır.
5)- Karadeniz-Akdeniz deniz ticaret yolunun denetimi Osmanlılar'a geçmiştir.
6)- Osmanlı Devleti ıslam dünyasında haklı bir şöhret ve itibara kavuşmuştur.

FATıH DÖNEMı ÖNEMLı OLAYLARI

1)-BALKANLARDA FETıHLER 2)- ANADOLU'DA FETıHLER 3)-DENıZLERDE FETıHLER VE SEFERLER

a)- Belgrat hariç bütün Sırbıstan a)- Cenevizlilerden Amasra alındı, a)- Bazı Ege adaları alındı.
fethedildi. b)- Candaroğullarından Sinop alındı. (ımroz,Taşoz,Semadirek,Midilli
b)- Arnavutluk fethedildi. c)- Karamanoğullarından Konya ve Eğriboz adaları alındı.Rodos
c)- Bosna-Hersek fethedildi Karaman alındı. adası kuşatıldı, fakat
d)- Eflak-Boğdan fethedildi. d)- Trabzon Rum ımparatorluğuna son alınamadı.)
e)- Mora Yarımadası fethedildi. verildi.(1461) b)- Kırım Hanlığı Osmanlılara
e)- Otlukbeli Savaşı yapıldı.(1473) bağlandı.
(Akkoyunlu Devleti hükümdarı Uzun c)- Otranto (ıtalya Seferi)
Hasan ile Fatih Sultan Mehmet yapıldı.
arasındaki bu savaşı Osmanlılar kazandı.)

FATıH DÖNEMıNDE YAPILAN FETıHLERıN YORUMU:
Fatih Sultan Mehmet fetihlerini rastgele değil, belirli amaçlar doğrultusunda yapmıştır. Bu amaçları
şöyle sıralayabiliriz:
1)- Karadeniz Ticaretine Egemen Olmak,
2)- Anadolu Türk Birliğini sağlamak,
3)- Anadolu'da Faaliyet Gösteren Devletleri Etkisiz Kılmak,
4)- Ege ve Akdeniz Ticaretine Egemen Olmak,
5)- Bizans'ın Yeniden Dirilmesini Önlemek,
6)- Katolik Roma'yı Ele Geçirmek.
1)-KARADENıZ TıCARETıNE SAHıP OLMAK ıÇıN YAPILAN FETıHLER:
Bosna-Hersek, Eflak-Boğdan, Cenevizlilerden Amasra'nın alınması, Trabzon Rum ımparatorluğu'nun fethi
ve Kırım Hanlığının Osmanlılara bağlanması bu amaçla yapılan fetihlerdir.(Bu yerlerin hepsi Karadeniz
kıyısındadır. Böylece Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.)
KIRIM HANLIĞININ OSMANLILARA BAĞLANMASI:
Hatırlanacağı gibi Altınorda Devletinin parçalanmasıyla kurulan Türk Hanlıklarından biri de
Kırım Hanlığıdır. Fatih döneminde Kırım Hanının ölümü üzerine oğulları arasında taht kavgaları
başlamış, Kırım Halkı Fatih'ten yardım istemiştir. Fatih Gedik Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı
Donanmasını Kırım'a göndererek bu hanlığı Osmanlılar'a bağlamıştır. Böylelikle:
1- Karadeniz bir Türk gölü haline gelmiştir.
2- Kırım Ordusu Osmanlıların Avrupa'ya yaptığı seferlerde YARDIMCI KUVVET olarak büyük yararlar
sağlamıştır.
3- Osmanlı Devleti Kırım Hanlığı sayesinde Orta Asya Türkleriyle temas sağlamıştır.
2)- ANADOLU TÜRK BıRLıĞıNı SAĞLAMAK ıÇıN NELER YAPMIŞTIR?
Candaroğullarından Sinop'u alarak bu beyliğe son vermiştir. Ayrıca Karamanoğullarından Konya ve
Karaman'ı alarak büyük ölçüde Anadolu Türk birliğini gerçekleştirmiştir.
3)- ANADOLU'DA FAALıYET GÖSTEREN DEVLETLERı ETKıSıZ KILMAK ıÇıN NELER YAPMIŞTIR?
IV. Haçlı Seferi sırasında 1204 yılında kurulan Trabzon Rum ımparatorluğunu ortadan kaldırdı. Doğu
Anadolu'da hakimiyet kurmak isteyen AKKOYUNLU devletini 1473'te Otlukbeli Savaşında yendi.
4)- EGE VE AKDENıZ TıCARETıNE EGEMEN OLMAK ıÇıN NERELERı ALDI?
Venedikliler'in elinde bulunan Ege adalarını (ımroz, Taşoz, Limni,Bozcaada,Semadirek,Midilli,Eğriboz)
aldı. Rodos adası kuşatıldı,ancak alınamadı.Akdeniz'deki Kefolonya,Zanta ve Ayamavra adalarını aldı.
Böylece Karadeniz'de faaliyet gösteren Cenevizlilerden sonra, Akdenizde faaliyet gösteren Venedik
ticaretine de büyük darbe vurdu.
OSMANLI-VENEDıK DENıZ SAVAŞLARI
Sebepleri: Osmanlıların; ıstanbul'u fethetmeleri, Karadeniz ve Ege ticaretini denetimleri altına
almalarının Venedik ticaretine darbe vurması.
Sonuç : Venedik donanmasının Osmanlı donanmasından güçlü olmasından dolayı Venedikliler'e
karşi bir üstünlük sağlanamamıştır.
Fatih olası bir Haçlı ittifakını engellemek amacıyla 1479'da Venedikliler'e ticari
ayrıcalıklar vermiştir.

NOT: Osmanlı Devletinden ilk ELÇı bulundurma hakkını ve ilk ticari ayrıcalıkları elde eden devlet Venedik'dir.

5)- FATıH'ıN HIRISTIYANLIK MÜCADELESı NASILDI?
Hırıstiyanlığın iki merkezi vardı. Biri KATOLıKLıĞıN merkezi ROMA(VATıKAN), diğeri de ORTODOKSLUĞUN
merkezi ıstanbul(FENER) idi.
Fatih ıstanbul'u alarak, buradaki Ortodoks cemaati dini inanç ve ibadetinde serbest bırakmış ve tüm
Ortodoks Hırıstiyanların koruyuculuğunu üslenmiş, böylece hırıstiyan dünyasındaki MEZHEP BıRLıĞıNı
engellemiştir. (ıstanbul'un Fethinden önce Katolik ve Ortodoks mezhepleri birleşmeye çalışıyorlardı.)
Fatih Katoliklerin merkezi Vatikan'ı da(Roma) ele geçirmek istiyordu. Bu yüzden GEDıK AHMET PAŞA
komutasındaki Osmanlı donanması ıtalya'nın güneyine çıkarma yapmış ve buradaki OTRANTO kalesini ele
geçirmiştir. Ancak Fatih'in ölümü ıtalya Seferinin yarıda kalmasına sebep olmuştur.
6)- BıZANS'IN YENıDEN DıRıLTıLMESıNı ÖNLEMEK ıÇıN NELER YAPTI?
Bizans hanedan üyelerinin kaçtığı Trabzon Rum imparatorluğuna son verdi,yine Bizans hanedan üyelerinin
kaçtığı MORA Yarımadası'nı fethetti.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:34
II. BAYEZIT DÖNEMı (1482-1512)
ÖNEMLı OLAYLAR:
1)- Cem Sultan Olayı
2)- Osmanlı-Venedik ılişkileri
3)- Osmanlı-ıran ılişkileri ve Şah Kulu ısyanı
4)- Osmanlı-Memlük ılişkileri
5)- Anadolu'da Türk Birliğini Sağlama Çabaları.

1)- CEM SULTAN OLAYI: Fatih'in ölümüyle oğulları II. Bayezıt ve Cem Sultan arasında taht kavgası
başlamış, Cem Sultan Bayezıt'a yenilmiş ve Mısır'daki Memlük Devletine sığınmıştır. Bir süre sonra
yeniden Anadolu'ya gelen Cem Sultan tekrar taht mücadelesine girişmiş, ancak yine başarısız olarak,
bu defa da Rodos adasına kaçarak, buradaki SAıNT JEAN ŞÖVALYELERıNE sığınmıştı. Şövalyeler Cem'i
Papaya teslim etmişler, daha sonra Fransa'ya gönderilen Cem burada ölmüştür.
II. BAYEZIT DÖNEMıNıN ÖZELLıKLERı:
Cem Sultan'ın Hırıstiyan Avrupa'nın elinde olması, II. Bayezıt döneminde Avrupa'ya karşı
Osmanlıların önemli bir sefer geliştirmesini önlemiştir. Bu yüzden II. Bayezıt Dönemi sönük bir
devir olmuştur.
CEM OLAYININ OSMANLI DEVLETıNE ETKıLERı:
1)- Cem'in hırıstiyanların eline geçmesi, batılı devletlerin Osmanlı Devleti'nin iç işlerine
karışmasına neden olmuştur.
2)- Osmanlılar'ın batıdaki fetihlerinin durmasına neden olmuştur.
3)- Cem Sultan'ın Memlükler'e sığındığı dönemde bu devlet tarafından padişah gibi karşılanıp,
himaye görmesi, Osmanlı-Memlük ilişkilerinin daha da bozulmasına sebep olmuştur.
2)- OSMANLI-VENEDıK ıLıŞKıLERı:
Bu dönemde de Venedikliler'le deniz savaşı yapılmış, Osmanlılar yenilmiştir.
3)- OSMANLI-ıRAN ıLıŞKıLERı:
ıran'da Akkoyunlu Devleti'nin yerine SAFEVı DEVLETı kurulmuştu. Safeviler:
a)- Doğu Anadolu'yu ele geçirmek istiyorlardı.
b)- Anadolu'ya gönderdikleri dervişlerle Şii mezhebini Anadolu'da yaymaya çalışıyorlardı.
Safevilerin bu faaliyetleri sonucu 1511 yılında Anadolu'da ŞAH KULU ıSYANI çıktı. O sırada Trabzon
valisi olan Şehzade SELıM (Yavuz), babası II. Bayezıt'ın Safevi ve şii tehlikesine karşı yeterli önlem
almaması üzerine Yeniçerilerin desteğiyle babasını tahttan indirerek padişah oldu.
4)- II. BAYEZIT DÖNEMıNDE OSMANLI MEMLÜK ıLıŞKıLERı:
Osmanlı Memlük ilişkilerinin bozulma sebepleri:
a)- Fatih Döneminde Hicaz su yolları meselesi. (Fatih Memlük Sultanına Mekke yolunda gerekli
önlemlerin alınarak hacıların rahatça seyahat etmelerinin sağlanmasını rica etmişti. Ancak
Memlükler bu isteği iç işlerine karışma şeklinde yorumlamışlardı.)
b)- Memlükler'in Cem Sultan'ı himaye etmeleri,
c)- Osmanlı Devleti ile Memlük Devleti arasında yeralan Güneydoğu Anadolu'daki Dulkadiroğulları
Beyliği yüzünden iki devletin çekişmesi.
SONUÇ: Osmanlı Devleti ile Memlükler arasında 8 yıl süren savaş yaşandı. Bu savaş süresince iki
taraf birbirlerine karşı üstünlük sağlayamadılar.
5)- KARAMANOĞULLARI BEYLıĞıNE SON VERıLMESı:
II. Bayezıt döneminde Cem olayına karıştığı için bu beylik kesin olarak ortadan kaldırıldı.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:35
YAVUZ SULTAN SELiM DÖNEMı(1512-1520)

Babası II. Bayezıt'ın doğudaki Safevi tehlikesine karşı önlem almaması üzerine, Yavuz Sultan Selim
yeniçerilerin desteğiyle babasını tahttan indirerek padişah oldu.

NOT: Bu olay Yeniçerilerin bir şehzadenin tahta geçmesinde doğrudan rol oynadıkları ilk gelişmedir.
YAVUZ DÖNEMıNıN ÖNEMLı OLAYLARI:
1)- Şehzadeler Sorunu
2)- ıran Seferi ve Çaldıran Savaşı(1514)
3)- Turnadağ savaşı(1515)
4)- Mısır Seferi(Memlük Seferi)
1)- ŞEHZADELER SORUNU:
Yavuz Sultan Selim babasının yerine tahta geçtikten sonra, ağabeyleri Ahmet ve Korkut'un tahtı ele geçirmelerini engellemek amacıyla Fatih Kanunnamesine dayanarak şehzadeleri etkisiz hale getirdi.
NOT: Böylece Yavuz, Cem olayına benzer bir olayın yaşanması ve Avrupanın işe karışmasını engellemiş oldu.

2)- ıRAN SEFERı VE ÇALDIRAN SAVAŞI(1514)
Sebep: Safevilerin Doğu Anadolu'yu ele geçirmek istemeleri ve Şiilik propagandası yapmaları.
Savaş: 1514 yılında Safevi Devleti hükümdarı ŞAH ıSMAıL ile Osmanlı Hükümdarı YAVUZ arasında ÇALDIRAN
ovasında yapıldı. Savaşı Osmanlılar kazandı.
Önemi: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da şiilik tehlikesi ortadan kalktı.
3)- TURNADAĞ SAVAŞI(1515)
Bu savaşla Anadolu Beyliklerinin(Dulkadir ve Ramazanoğulları) siyasi varlığı kesin olarak sona erdi.
Böylece Anadolu Türk Birliği sağlandı.
4)- MISIR SEFERı(MEMLÜK SEFERı)
Sebepleri:
a)- Fatih döneminde başlayan Hicaz su yolları meselesi
b)- Memlüklerin Cem Sultan'ı himaye etmeleri
c)- Osmanlılar ile Memlükler arasında Dulkadiroğulları yüzünden çekişme.
d)- Memlüklerin Şah ısmail ile ittifak kurmaları.
e)- Yavuz'un Memlük topraklarını ele geçirerek BAHARAT yolunu denetim altına almak istemesi.
f)- Her iki devletinde Türk-ıslam dünyasının lideri olma mücadelesi.
Savaşlar: Yavuz Sultan Selim 1516' da MERCıDABIK Savaşında Memlük ordusunu yenerek Suriye ve
Filistin topraklarına sahip oldu.1517'de RıDANıYE Savaşında Memlük ordusunu ikinci kez
yenerek, bu devleti ortadan kaldırdı.Mısır toprakları Osmanlılara katıldı.
MISIR SEFERıNıN SONUÇLARI:
1)- Memlük Devletinin ortadan kalkmasıyla bu devletin toprakları Osmanlılara katıldı.( Suriye,
Filistin, Hicaz,Mısır)
2)- Baharat yolunun denetimi Osmanlı Devletine geçti.
3)- Halifelik ve ıslam'ın kutsal emanetleri Osmanlılara geçti. (Böylece Osmanlı Devleti ıslam
Dünyasının Lideri oldu.)
4)- Venedikliler Kıbrıs Adası için Memlüklere verdikleri vergiyi Osmanlılara vermeye başladılar.

NOT: Osmanlı Devleti Baharat yolundan beklenen ticari kazancı elde edemedi. Çünkü Avrupalıların Ümit
Burnu'nu bulmalarıyla Coğrafi yollar değişmiştir.

NOT: Yavuz'un ıran ve Mısır seferleri sonucunda burada bulunan kültürel eserler ile bilim adamları ve
sanatçılar ıstanbul'a getirilmiş, böylece Osmanlı Kültüründe doğunun etkisi artmıştır.

YAVUZ SULTAN SELıM'ıN DOĞU SıYASETı:
Yavuz Sultan Selim'in amacı bütün Türkleri ve müslümanları tek bayrak altına toplayarak Türk-ıslam
birliğini sağlamaktı.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:36
KANUNı SULTAN SÜLEYMAN DÖNEMı (1520-1566)
Yavuz Sultan Selim'in Şark Çıbanı hastalığından ölmesi üzerine oğlu I. Süleyman
herhangi bir tahtkavgasına girmeden padişah olmuştur. Çünkü Yavuz'un
hayattaki tek oğluydu.

DÖNEMıN OLAYLARI VE ÖZELLıKLERı
A)- ıÇ ıSYANLAR:
1)- CANBERDı GAZALı ıSYANI: Yavuz tarafından Suriye Valiliğine atanan eski Memlük komutanlarından
Canberdi Gazali, Yavuz'un ölümünü fırsat bilerek ayaklanmış ve ortadan kaldırılmıştır.
2)- AHMET PAŞA ıSYANI: Kanuni tarafından Mısır'a vali olarak gönderilen Ahmet Paşa ayaklanmış ve
ortadan kaldırılmıştır.
NOT: Bu iki isyan Memlük Devletini yeniden kurmak amacıyla ortaya çıkmıştır.
3)- BABA ZÜNNUN ıSYANI: Yozgat'da arazi meselesinden çıkmış gibi gösterilen bir Şii ayaklanmasıdır
. 4)- KALENDEROĞLU ıSYANI: Konya'da Hacı Bektaş-ı Veli soyundan geldiğini ileri süren Kalenderoğlu
tarafından çıkarılmış bir şii ayaklanmasıdır.
B)- AVRUPA ıLE ıLıŞKıLER (MACAR,AVUSTURYA,ALMANYA)
1)- BELGRAT'IN ALINMASI(1521): Macarlar'dan Belgrat'ın alınmasıyla Orta Avrupa'nın kapıları
Osmanlılar'a açıldı.
2)- RODOS ADASININ FETHı(1522): Rodos Sain Jean Şövalyelerinin elinde buluyordu. Şövalyeler
Akdeniz'deki Türk ticaret gemilerine büyük zararlar veriyorlardı. Bu adanın alınmasıyla bu tehdit
ortadan kalktı.
3)- MOHAÇ MEYDAN SAVAŞI(1526):
AÇIKLAMA: Bu sırada Avrupa'da Kutsal Roma Germen ımparatorluğu(Alman ımp.) ve başında da ŞARLKEN
bulunmaktaydı. Şarlken Avrupa birliğini sağlamak amacıyla ıspanya'yı ele geçirmiş,
Fransa Kralı Fransuva'yı esir almıştı. Fransuva'nın annesinin isteği üzerine, Kanuni
Fransa'ya destek olmak için II. Macaristan seferine çıktı ve Macarları Mohaç ovasında
yendi.
Mohaç Meydan Savaşı: Macar ordusuyla yapılan savaşı Osmanlı Devleti kazandı. (1526)
Önemi: Bu zaferle Macaristan Osmanlı devletine bağlandı.

NOT: Kanuni Macaristan'ı Osmanlı topraklarına katmamış, himaye altına almıştır. Bunun nedeni Osmanlıların
Kutsal Roma Germen ımparatorluğu ile Osmanlı Devleti arasında bir tampon bölge oluşturmak istemesidir.

4)- I. VıYANA KUŞATMASI(1529):
Bu sırada Avusturya'nın başında Şarlken'in kardeşi FERDıNAND bulunmaktaydı. Ferdinand Osmanlı
himayesindeki Macaristan'a saldırınca Kanuni Sultan Süleyman harekete geçerek Viyana'yı kuşattı.
Ancak;
a)- Kış mevsiminin yaklaşması,
b)- Ağır topların getirilmeyişi,
c)- Erzağın yetersiz oluşu... gibi sebeplerle kuşatmayı kaldırarak ıstanbul'a geri döndü.
5)- ALMANYA SEFERı(1532)
Sebebi: Avusturya Kralı Ferdinand'ın Kanuni'nin ıstanbul'a geri dönmesinden sonra tekrar
Macaristan'a saldırması.
Sefer: Kanuni Ferdinand ve Şarlkenle bir meydan savaşı yapmak umuduyla Almanya içlerine kadar
ilerledi. Ancak Şarlken ve Ferdinand karşısına çıkma cesareti gösteremeyince ıstanbul'a
döndü.
ıSTANBUL ANTLAŞMASI(1533):
Ferdinand'ın barış isteği üzerine ıLK Osmanlı-Avusturya Antlaşması ıstanbul'da imzalandı(1533).
Maddeleri:
1- Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına denk olacak.
2- Avusturya elinde tuttuğu Macar toprakları için Osmanlılar'a vergi verecek.
Önemi: Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin Orta Avrupa'daki üstünlüğünün bir kanıtıdır.

NOT: Bu üstünlük 1606 yılında yine Osmanlı Devleti ve Avusturya arasunda imzalanacak olan ZıTVATOROK
antlaşmasıyla sona erecektir.

6)- OSMANLI-FRANSIZ ıLıŞKıLERı VE KAPıTÜLASYONLAR (1535)
ılk Osmanlı-Fransız ilişkisi Fransa kralı I. Fransuva'nın Almanya ımparatoru (Kutsal Roma Germen)
Şarlken ile yaptığı savaşta esir düşmesiyle başlamıştı. Bunun üzerine Fransuva'nın annesi dönemin
en güçlü devleti Osmanlı Devletinden yardım istemişti(1525). Bunun üzerine Kanuni Macaristan
seferine çıkarak Mohaç'da Macarları yenmiş, sonrada Avusturya ve Almanya seferlerine çıkmıştı.
Kapitülasyonlar: Ticaret,hukuk, gümrük gibi alanlarda devletlerin birbirlerine tanıdıkları
imtiyazlardır.
Kanuni Sultan Süleyman 1535'de Fransızlar'la KAPıTÜLASYON antlaşması imzalamıştır.
KAPıTÜLASYONLARLA ıLGıLı ÖNEMLı NOTLAR:
1)- ılk ticari ayrıcalıklar Fatih döneminde Venediklilere verilmiştir.
2)- Kanuni'nin Fransızlarla kapitülasyon antlaşması yapmasının nedeni, Şarlken'e karşı Fransa'yı
güçlü kılarak, Avrupa hırıstiyan birliğinin oluşmasını önlemekti.
3)- Bu antlaşma süresiz değildi. ıki hükümdarın yaşadığı dönemde geçerli olacaktı. Ancak
Kanuni'nin ölümünden sonra Fransızlar'ın isteğiyle 5 kez yenilenmiş ve I. Mahmut döneminde
1740'da sürekli hale getirilmiştir.
4)- Devletin gücünü koruduğu dönemlerde önemli bir sorun yaratmayan kapitülasyonlar, devletin
gücünün azalmasına paralel olarak ve Avrupa'da sanayinin gelişmesiyle önemli bir sorun
olmuştur.
5)- Başlangıçta sadece Fransızlar'a verilen bu haklar genişletilerek, diğer Avrupa devletlerine
de verilmiştir.
6)- 1923 Lozan Antlaşmasıyla Kapitülasyonlar tamamen kaldırılmıştır.
C)- DENıZLERDE GELıŞMELER:
1)- RODOS ADASININ FETHı(1522): Rodos Sain Jean Şövalyelerinin elinde buluyordu. Şövalyeler
Akdeniz'deki Türk ticaret gemilerine büyük zararlar veriyorlardı. Bu adanın alınmasıyla bu tehdit
ortadan kalktı.
2)- BARBAROS HAYRETTıN PAŞA'NIN OSMANLI HıZMETıNE GıRMESı :
Barbaros Akdeniz'de faaliyet gösteren bir Türk korsanı idi. Kuzey Afrika'da başarılar kazanmış
ve Osmanlılardan aldığı destek kuvvetlerle CEZAYıR'e sahip olmuştu. Osmanlı Donanması, kara ordusu
kadar güçlü değildi. Bu yüzden Kanuni Sultan Süleyman Barbaros'u Osmanlı Hizmetine girmeye çağırdı.
Barbaros'un bu teklifi kabul etmesiyle Osmanlı donanması güçlenirken, Cezayir de Osmanlı
topraklarına katılmış oldu.
3)- PREVEZE DENıZ SAVAŞI(1538):
Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanmasıyla, Andrea Dorya komutasındaki Haçlı
donanması arasında yapılan bu deniz savaşını Osmanlı Devleti kazandı.
Önemi: Preveze deniz zaferiyle Akdenizdeki Osmanlı Egemenliği kesinlik kazanmış, Akdeniz bir Türk
gölü haline gelmiştir.
4)- NıCE(NıS) KUŞATMASI: Bu arada Fransa ile Şarlken arasında savaşlar devam ediyordu. Barbaros
Fransa'ya yardım amacıyla Fransız donanmasıyla birleşerek Nis'i kuşattı ve kaleyi ele geçirdi.
5)- TRABLUSGARP'IN ALINMASI(1551): Sinan Paşa ve Turgut Reis 1551 yılında Malta Şövalyelerinin elindeki
Trablusgarp'ı aldı.
6)- CERBE DENıZ SAVAŞI (1559): Andrea Dorya komutasındaki Haçlı Donanması ile Turgut Reis ve Piyale
Paşa'nın komutalarındaki Osmanlı kuvvetleri arasındaki bu deniz savaşını Osmanlılar kazandı.
Önemi: Bu zaferle Akdenizdeki Osmanlı Egemenliği pekişti.
7)- HıNT DENıZ SEFERLERı (1538-1553)
Sebepleri:
a)- Coğrafi keşifler sonucu baharat yolu önemini yitirmiş, Avrupalılar Ümit Burnu yoluyla ticaret
yapmaya başlamışlardı. Portekizliler Hint Okyanusu'nda egemenlik kurmuşlardı.
b)-Hindistandaki GÜCERAT ıSLAM DEVLETı'nin Portekizliler'e karşı Osmanlılardan yardım istemesi.
Seferler: Osmanlı Devleti 1538-1553 yılları arasında bu bölgeye seferler düzenledi.
Portekizlilerle savaştı. Ancak kesin bir üstünlük sağlayamadı. Yemen, Aden, Sudan ve
Habeşistan'ın bazı kısımları bu seferler sırasında Osmanlı topraklarına katıldı.
Hint Seferlerinin Başarısız Olma Sebepleri:
a)- Osmanlı Devlet adamlarının hint yoluna gereken önemi vermemeleri,
b)- Osmanlı gemilerinin Okyanus şartlarına dayanıklı olmaması,
c)- Gücerat Sultanlığının Osmanlı Devleti'ne gereken yardımı yapmaması.

NOT: Osmanlı Padişahlarının halife olarak ilk yardım ettikleri müslüman ülke Gücerat'dır.

D)- OSMANLI-ıRAN (SAFEVı) ıLıŞKıLERı(1534-1555)
Kanuni Sultan Süleyman Döneminde ıran üzerine 1534-1555 yılları arasında üç sefer yapılmış, ıran
Şahının barış istemesi üzerine savaşlar sona ermiştir. Sonuçta ıki Devlet arasında AMASYA ANTLAŞMASI
imzalanmıştır(1555).
AMASYA ANTLAŞMASI(1555): Bu antlaşmayla Tebriz, Azerbeycan'ın büyük kısmı, Doğu Anadolu ve Irak
Osmanlılar'a bırakılmıştır.

NOT: Amasya Antlaşması ilk Osmanlı-ıran Antlaşmasıdır.

KANUNı'NıN SON SEFERı VE ÖLÜMÜ: Kanuni Sultan Süleyman Zigetvar seferini düzenlemiş ve Zigetvar
kalesini kuşatma sırasında ölmüştür. (1566).

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:39
II.SELıM DÖNEMıNıN SıYASı OLAYLARI
(1566-1574)
SOKULLU MEHMET PAŞA :
AÇIKLAMA: Kanuni'nin son iki yılında sadrazam olan Sokollu Mehmet Paşa, bu görevine II.Selim ve III.
Murat zamanlarında da devam ettiğinden, 1564-1579 yılları arasındaki döneme "Sokullu Mehmet Paşa Devri"
denir. Sokollu'nun 1579'da ölümüyle Osmanlı Devleti'nin Yükselme Devri sona ermiş sayılır.
1)- SAKIZ ADASININ FETHı(1566): Batı Anadolu kıyısında bulunan bu ada Cenevizlilerin elinde bulunuyordu.
Kaptan-ı Derya Piyale Paşa komutasındaki donanma 1566 yılında Sakız Adasını fethetti.
Önemi: Batı anadolu kıyılarının güvenliği sağlandı ve Cenevizli korsanlara darbe indirilmiş oldu.
2)- KIBRIS'IN FETHı(1571):
Sebebi: Venediklilerin elinde bulunan bu ada Mısır-Suriye-Anadolu deniz yolu üzerine bulunuyordu.
Osmanlıların Doğu Akdeniz'e tam hakim olabilmeleri ve Nısır-Suriye deniz yolunu güven altına
almaları için bu adayı fethetmeleri gerekiyordu.
Fetih: Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı donanması ve vezir Lala Mustafa paşa komutasındaki Osmanlı
Ordusu 1570'de adaya çıktı. 1571'de Kıbrıs fethedildi.
Önemi: Kıbrıs'ın fethiyle; Suriye-Mısır-Anadolu deniz yolu güvenlik altına alındı. Osmanlıların doğu
Akdeniz deniz ticaret yolunun tam olarak kontrolünü sağladılar.
3)- ıNEBAHTI DENıZ SAVAŞI(1571):
Sebep: Osmanlıların Kıbrıs'ı almaları üzerine Avrupa Devletlerinin bir haçlı donanması hazırlayarak
harekete geçmeleri.
Savaş: Don Juan komutasındaki haçlı donanması ile Kaptan-Derya Müezzinzade Ali Paşa komutasında
Osmanlı donanması arasında ınebahtı Körfezinde gerçekleşen deniz savaşında Osmanlılar ağır
bir yenilgiye uğradı. Sadece Uluç Ali Paşa(Kılıç Ali Paşa) komutasındaki gemiler ıstanbul'a
geri dönebildi.
Önemi: Osmanlı Devleti bu ağır yenilgiye rağmen kısa zamanda yeni bir donanma oluşturarak, Akdeniz'e
açıldı. Yeniden Akdenizde üstünlüğü ele geçirdi.
4)- TUNUS'UN FETHı(1574): Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa komutasındaki kuvvetler 1574'de ıspanyolların
elindeki Tunus'u fethettiler.
5)-DON-VOLGA KANALI PROJESı: Sokollu Mehmet Paşa Karadeniz'e dökülen Don nehri ile Hazar denizine
dökülen Volga nehirleri arasında bir kanal açarak iki denizi birleştirmeyi düşündü.
Böylelikle:
1)- Ruslar'ın Karadeniz'e girmeleri engellenecek,
2)- ıran kuzeyden de kontrol edilecek,
3)- Orta asya Türklerine erişilebilecekti.
SONUÇ: Kanalın ancak üçte biri kazılabildi. Rusların saldırıları, Kırım hanının isteksiz kalması gibi nedenlerle proje gerçekleştirilemedi.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:40
OSMANLI DEVLETı'NıN DURAKLAMA DÖNEMı


DURAKLAMANIN SEBEPLERı


A- ıÇ NEDENLER B- DIŞ NEDENLER

1)-Devlet idaresinin bozulması 1)-Devletin doğal sınırlarına ulaşması(Doğuda ıran, Kuzeyde Rusya,Batıda Avusturya)
2)-Askeri teşkilatın bozulması 2)-Avrupada merkezi krallıkların kurulması(Topun kullanılması,Feodaliteninçözülmesi)
3)-ılmiyenin(eğitimin) bozulması 3)-Avrupada Rönesans ve Reform sonucu bilim ve tekniğin gelişmesi
4)-Maliyenin(Ekonomi) bozulması 4)-Avrupanın coğrafi keşiflerle zenginleşmesi(Altınve gümüş Avrupayı zenginleştirdi)
5)-Toplum yapısının bozulması 5)-Coğrafi keşifler sonucu Osmanlı ticaret gelirlerinin azalması,Avrupaki altının
çoğalmasıyla Akçenin değer kaybetmesi
A-ıÇ NEDENLER
1)-DEVLET ıDARESıNıN BOZULMASI(Merkez yönetiminin bozulmas)
a)- Kanuni'den sonra gelen Osmanlı padişahları devlet yönetiminden uzaklaşmışlardı, seferlere
katılmıyorlardı. Böylelikle sadrazamlar padişah adına devleti yönetmeye başladılar. Sokullu
Mehmet Paşanın yeteneği ve Köprülü Sülalesi'nin başarıları padişahları gölgede bırakmıştı.
b)- Kanunlara uyulmamış,saray kadınları,ocak ağaları ve ulema devlet işlerine karışınca devlet
yönetimi bozulmuştu.
c)- III. Mehmetten sonra şehzadelerin "SANCAĞA ÇIKMA" usulü kaldırılınca, Şehzadeler devlet
yönetiminde tecrübe kazanmaktan yoksun kaldılar. (Şehzadeler sarayda KAFES HAYATI yaşadılar.)
d)- Osmanlı Veraset sisteminin etkisi

OSMANLI VERASET SıSTEMıDEKı DEĞıŞMELER:
* Osman ve Orhan Beyler zamanında ülke hükümdar ailesinin ortak malı idi.
* I.Murat'tan itibaren ülke sadece padişah ve oğullarının sayıldı.
* Fatih Sultan Mehmet en güçü olanın tahta geçme anlayışını getirdi. (Kardeş katliyle amaç
ülkenin birliğini sağlayarak bölünmesini önlemek ve en güçlü olanın başa geçmesini
sağlamaktı.)
* I. Ahmet(Duraklama Devri) döneminde yapılan değişiklikle Osmanlı Hanedanı içinde en yaşlı
ve akıllı olanın (EKBER ve ERŞED) padişah olması esası benimsendi.
2)-ASKERı TEŞKıLATIN (SEYFıYENıN) BOZULMASI:
a)- Tımarların ( Dirlik topraklar) dağıtımındaki adaletsizlik Tımarlı ordusunun bozulmasına,
Tımarlı sipahilerin sayısının azalmasına, buna karşılık devletin daha fazla maaşlı
asker(kapıkulu) almasına sebep oldu.
AÇIKLAMA: Bu durum sadece ordunun bozulmasına değil, ekonomik, sosyal ve idari alanda bir çok
problemin doğmasına sebeb olmuştur.
b)- III. Murat'tan itibaren devşirme kanununa aykırı olarak yeniçeri ocağına asker alınmaya
başlanmış, maaşlı askerlerin artması devletin ulufe ve cülus bahsişlerini ödemede sıkıntı
çekmesine ve kapıkulu ocaklarının bozulmasına yol açmıştır.
AÇIKLAMA: Yeniçeri teşkilatında "OCAK DEVLET ıÇıNDıR" ilkesi yerini "DEVLET OCAK ıÇıNDıR"
ilkesine bırakmaya başlamıştır.
c)-Donanmanın başına denizcilikten anlamayan kişiler getirilmiş, donanma daha 16. yüzyılın ikinci
yarısından itibaren ihmal edilmeye başlanmıştır.
3)-ıLMıYE(EĞıTıM) SINIFINDAKı BOZULMALAR:
a)- ılmiye sınıfının bozulması, bu sınıfın denetimindeki adalet, eğitim ve belediye işlerinin de
bozulmasına yol açmıştır. Kadılar rüşvetsiz iş yapmamaya başlamıştır.
b)- Medreselerde okutulan pozitif bilimlerin ihmal edilmesi bilim ve teknik alanında Avrupa'nın
gerisinde kalınmasına sebep olmuştur.
c)- Rüşvet verenlerin, çocuk yaştaki kimselerin (beşik uleması) müderris olarak(profesör) atanması
medreselerde verilen eğitimin kalitesinin düşmesine neden olmuştur.

AÇIKLAMA: 17.Yüzyıl bilgini KATıP ÇELEBı medreselerdeki bu durumu eserlerinde acı bir dille
anlatmaktadır.
4)- MALıYENıN(EKONOMıNıN) BOZULMASI:
a)- Osmanlı Devleti'nin en önemli gelir ve giderleri orduyla ilgiliydi. (Savaş ganimetleri, bağlı
devletlerden alınan vergiler, ordu ve donanmanın maaş ve masrafları)Ordu ve donanmanın
bozulması savaşların kaybedilmesine, ganimet elde edilmemesine, ordunun masraflarının daha da
artmasına, bağlı devletlerin vergilerini vermemesine neden oldu.Kısaca gelirler azalırken,
giderler arttı.
b)- Ulufe ve Cülus bahşişinin artması
ULUFE:Yeniçeri ve diğer kapıkulu askerine 3 ayda bir verilen maaş
AÇIKLAMA: Kapıkulu askerinin artması hazineden ödenen ulufe miktarının da artmasına sebep
olmuştur.
CÜLUS: Tahta çıkmak demektir.Padişahlar tahta geçtiklerinde kaapıkulu aaskerlerine Cülus bahşişi
dağıtırlardı.
AÇIKLAMA: Duraklama ve gerileme dönemlerinde sık sık padişah değişikliği Cülus bahşişinin de sık
sık dağıtılmasına sebep olmuştur.
c)- Yeni ticaret yollarının bulunması(Ümit Burnu) ve kapitülasyonlar ticaret ve gümrük gelirlerinin
azalmasına sebep oldu.
d)- Avrupalıların Osmanlı piyasasına sürdükleri altın ve gümüş Osmanlı parasının değer kaybına neden
oldu.
5)- TOPLUM YAPISINDAKı BOZULMALAR:
a)- Nüfusun artışı ile işşiz ve topraksız insanların ortaya çıkmıştır.
b)- Yönetim, ekonomi adaletteki bozulmalar Anadolu, Rumeli ve diğer eyaletlerde iç isyanların
çıkmasına neden olmuştur.
c)- Osmanlı toplumunun değişik din, mezhep ve uluslardan oluşması nedeniyle bu unsurlar merkezi
otoritenin bozulmasıyla dağılma eğilimi içine girmişlerdir.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:41
DURAKLAMA DEVRıNDE OSMANLI DEVLETıNıN TOPRAK DURUMU NASILDI
* Duraklama devrinde toprak kaybı olmamakla birlikte, kayda değer bir toprak kazancı da
gerçekleşmemiştir.
* Yeni alınan yerler olmakla birlikte bu devirde yükselme devrindeki ilerleme hızı devam
ettirilememiştir.

DURAKLAMA DEVRı
(1579-1699)
Sokullu Mehmet Paşa'nın 1579'da ölümünden, 1699 Karlofça antlaşmasına kadar geçen dönemdir. Bu dönemin
Padişahları sırasıyla:
III.Murat (1574-1595), III.Mehmet (1595-1603),
I.Ahmet (1603-1617), I.Mustafa (1617-1618),
II.Osman(Genç)(1618-1622), I.Mustafa (1622-1623),
IV.Murat (1623-1640), I.ıbrahim (1640-1648),
IV.Mehmet (1648)-1687), II.Süleyman(1687-1691),
II.Ahmet (1691-1695) ve II.Mustafa (1695-1703)'dır.

Köprülüler Devri(1656-1683):
Padişah IV.Mehmet zamanında sırasıyla Köprülü Mehmet Paşa, Fazıl Ahmet Paşa, Fazıl Mustafa Paşa ve
Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam olmuştur.

DURAKLAMA DÖNEMı ıRAN, AVUSTURYA, LEHıSTAN VE VENEDıK ıLıŞKıLERı

OSMANLI-ıRAN ıLıŞKıLERı
HATIRLATMA: ılk Osmanlı-ıran anlaşması AMASYA ANTLAŞMASI 1555 yılında Kanuni Sultan Süleyman zamanında
imzalanmıştı. Ancak bu anlaşma çok uzun sürmedi.

1)- 1577-1590 OSMANLI ıRAN SAVAŞI (III. Murat Dönemi)
Sebebi: Şah II.ısmail'in Amasya Antlaşmasını bozarak,Anadolu halkını Osmanlılara karşı kışkırtması
Savaş : 1577'den 1589'a kadar süren savaş çeşitli aşamalarla gerçekleşti. MEŞALE SAVAŞI'nda
Osmanlılar kazandı. Ardından yapılan bir seferde Osmanlı ordusu Azerbeycan ve ıran'a girdi.
Şah II.ısmail'in yerine geçen Şah Abbas barış istedi.
Sonucu: FERHAT PAŞA(1.ıstanbul) ANTLAŞMASI imzalandı(1590)
Maddeleri: 1-Tebriz,Karabağ,Tiflis ve Nihavent Osmanlılarda kaldı.
2-Osmanlı Devleti sınırlarını doğuda Hazar Denizi'ne kadar genişletti.

NOT: Bu antlaşma Osmanlı Devletini doğuda en geniş sınırlarına ulaştıran antlaşmadır.

2)- 1603-1611 ıRAN SAVAŞI(I.Ahmet Dönemi)
Sebebi: Osmanlı Devletinin Celali isyanları ile uğraşmasından ve Avusturya ile savaşmasından faydalanan
ıran'ın saldırıya geçerek daha önce kaybettiği yerleri ele geçirmesi.
Sonucu: NASUH PAŞA (2.ıstanbul)ANTLAŞMASI imzalandı.(1612)
Maddeleri: 1- Osmanlı Devleti Ferhat Paşa Antlaşması ile aldığı yerleri geri verecekti.
2- Buna karşı ıran Osmanlıya her yıl 200 yük ipek vermeyi kabul etti.
3)- 1617-1618 ıRAN SAVAŞI (I.Ahmet+I.Mustafa+II.Osman Dönemleri)
Sebebi: ıran'ın vaat ettiği ipeği göndermemesi ve Osmanlı elçisini tutuklaması
Savaş : Osmanlı ordusu pusuya düştü.
Sonucu: SERAV ANTLAŞMASI imza edildi.(1618)
Maddeleri: 1- ıranın vergisi 100 yük kumaşa indirildi.
2- Sınırlar Nasuh Paşa Antlaşmasına göre belirlendi.
4)- 1629-1639 ıRAN SAVAŞLARI(IV.Murat Dönemi)
a)- Sebebi: Safeviler'in Bağdat'ı ele geçirmeleri.
Sonucu: Hüsrev Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Bağdat'ı kuşattı, fakat alamadı.
b)- REVAN SEFERı (1635): IV. Murat'ın ilk seferidir.
Sebebi: ıran'ın Osmanlı topraklarına saldırması ve IV.Muratın Anadolu'yu eşkiyalardan temizlemek
istemesi.
Sonucu: Revan alındı.
c)- BAĞDAT SEFERı (1638):
Sebebi: ıran'ın Revan'ı geri alması
Sefer : Sefer sırasında Anadolu'daki asiler ve eşkiyalar temizlendi. Bağdat alındı.
Sonucu: KASR-I ŞıRıN ANTLAŞMASI imzalandı.(1639)
Maddeleri:1- Bağdat ve Musul Osmanlılara kaldı.
2-Türk-ıran sınırı bugünkü şekliyle çizildi

NOT: ıran ile 150 yıllık savaşı sona erdiren bu Antlaşma bugünkü TÜRK-ıRAN sınırını çizmiştir.

OSMANLI-VENEDıK ıLıŞKıLERı
17. yüzyılda Ege adalarının büyük bir kısmı Osmanlı hakimiyetindeydi. Fakat Girit hala Venediklilerin
elindeydi. Sultan ıbrahim'in padişahlığı döneminde 1645 Yılında adayı kuşatan Osmanlılar ile Venedik
donanması arasında çetin savaşlar yaşandı. Venedikliler 1648,1651 ve 1656 yıllarında Çanakkale Boğazını
ablukaya aldılar.Venedik Donanması ınebahtı'dan sonra ilk kez Osmanlı Donanmasını Çanakkale'de ağır bir
yenilgiye uğrattı.(IV.Mehmet Dönemi). IV.Mehmet Döneminde sadrazam olan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa 1699'da
Girit adasını tümüyle almayı başardı.

OSMANLI-LEHıSTAN ıLıŞKıLERı
Lehistan(Polonya) Sokollu Mehmet Paşa zamanında Osmanlı himayesine alınmıştı. 1587'de Osmanlı
himayesinden çıkan Lehistan Erdel, Eflak ve Boğdan'ın iç işlerine karışınca II.Osman bu ülke üzerine
sefer düzenledi.
II.Osman(Genç Osman)'ın Leh Seferi: Yeniçerilerin itaatsizliği yüzünden başarılı olunamadı. Lehistan
ile HOTıN ANTLAŞMASI imzalandı(1621)
Maddeleri:
1- Hotin Kalesi Osmanlılarda kaldı,
2- Lehistan eskiden olduğu gibi Kırım hanlığına vergi verecekti.
IV.Mehmet'in Leh seferi: Lehistan'ın Osmanlı'ya bağlı Kazaklara saldırması üzerine padişah
IV.Mehmet sefer düzenledi. Sonuçta BUCAŞ ANTLAŞMASI imzalandı(1672).
Maddeleri:
1- Podolya Osmanlılarda kaldı.
2- Ukrayna Kazaklara verildi.
3- Lehistan Kırım Hanlığına vergiye devam edecekti.

NOT: Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin Batı'da son toprak kazandığı antlaşmadır. Bu Antlaşmayla Osmanlı
Devleti Batı'daki EN GENıŞ sınırlarına ulaşmıştır.

OSMANLI-RUSYA ıLıŞKıLERı
Çehrin Seferi: IV. Mehmet Döneminde Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Rusların Dinyeper
Kazaklarının elindeki Ukrayna'ya saldırması üzere ÇEHRıN seferine çıkarak, Çehrin
kalesini ele geçirdi.(1678)
Ardından Rusların isteği ile 1681 yılında Ruslarla ıLK BARIŞ ANTLAŞMASI imzalandı.

OSMANLI-AVUSTURYA ıLıŞKıLERı

HATIRLATMA: Kanuni Sultan Süleyman Macaristan ve Orta Avrupa hakimiyeti yüzünden Avusturya Kralı
Ferdinand üzerine seferler düzenlemiş, 1529'da Viyana'yı kuşatmış, 1532'de Almanya seferini
yapmış, 1533 yılında da Avusturya ile ıSTANBUL ANTLAŞMASI'nı imzalamıştı. Bu antlaşmaya
göre;
Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı sadrazamına eşit olacak ve Avusturya elinde
tuttuğu Macar topraklarına karşılık Osmanlı Devletine vergi verecekti. Sonraki yıllarda
Kanuni 1566 yılında ölümüne dek çeşitli defalar Avusturya üzerine gitmişti.
AÇIKLAMA: Duraklama döneminde Osmanlı Devleti'nin en çok savaştığı ülke Avusturya'dır. Bu dönemde
Avusturya ile yapılan savaşlar ve sonuçları şunlardır:

DURAKLAMA DÖNEMı OSMANLI-AVUSTURYA SAVAŞLARI
1)- 1593-1606 SAVAŞLARI (III.Murat, III.Mehmet ve I.Ahmet Dönemleri:
Nedeni: Avusturya'nın Osmanlı kuvvetlerine saldırması ve vergilerini ödemekten vazgeçmesi.
Savaşlar: III. Murat zamanında Osmanlı kuvvetleri SISKA'da yenildi.
Savaş III.Murat'tan sonra yerine geçen III. Mehmet döneminde de devam etti. III.Mehmet
bizzat ordunun başında sefere çıkarak EĞRı KALESı'ni aldı. Bu yüzden III. Mehmet'e "Eğri
Fatihi" ünvanı verildi. Haçova Meydan Savaşı'nda III. Mehmet Avusturya Ordusunu ağır bir
yenilgiye uğrattı.

NOT: Haçova meydan Savaşı Osmanlı tarihinde zaferle sonuçlanan SON büyük meydan savaşıdır.

1600 yılında Osmanlı Devleti KANıJE KALESı'ni aldı. Kale komutanlığına bırakılan TıRYAKı HASAN
PAŞA kaleyi kuşatan Ferdinand'ı az bir kuvvetle yenilgiye uğrattı.
III.Mehmetten sonra padişah olan I.Ahmet zamanında da savaş devam etti. Osmanlılar ESTERGON
kalesini aldı.Avusturya'nın isteği üzerine ZıTVATOROK ANTLAŞMASI imzalandı.(1606)
Zitvatorok Antlaşması(1606):
1- Savaş sırasında alınan Eğri, Kanije ve Estergon kaleleri Osmanlılarda kalacak.
2- Avusturya artık Osmanlı'ya yıllık vergi vermeyecek, bir defaya mahsus savaş tazminatı
verecek.
3- Avusturya kralı protokol bakımından Osmanlı padişahına eşit sayılacak.

NOT: Kanuni Döneminde Avusturya ile imzalanan ıstanbul Antlaşmasında Avusturya kralı
Osmanlı sadrazamına denk sayılmıştı ve vergiye bağlanmıştı. Zitvatorok Antlaşması
Osmanlı Devletinin Orta Avrupa'daki üstünlüğünü kaybetmeye başladığını göstermektedir.

2)- 1658-1664 SAVAŞLARI(IV.Mehmet Dönemi)
Nedeni : Erdel, Eflak ve Boğdan Beyliklerinin Avusturya'nın kışkırtmasıyla Osmanlı Devleti'ne
karşı isyan etmeleri.
Sonuçlar: Köprülü Mehmet Paşa isyanları bastırdı.Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Uyvar kalesini fethetti.
Avusturya'nın isteği üzerine VASVAR ANTLAŞMASI imzalandı.(1664)
Vasvar Antlaşması(1664):
1- Uyvar kalesi Osmanlılarda kalacak
2- Erdel Osmanlı Devletine bağlı kalacak
3- Avusturya savaş tazminatı ödeyecek.
3)- II.VıYANA KUŞATMASI (IV.Mehmet Dönemi) 1683
Sebepleri: Avusturya'ya bağlı olan Macarların ayaklanarak Osmanlıdan yardım istemeleri, Merzifonlu
Kara Mustafa Paşa'nın şöhret kazanma isteği.
Kuşatma ve Savaş: Avusturya'nın yardım istemesi üzerine papanın teşvikiyle bir haçlı ittifakı
kurulmaya çalışıldı. Lehistan Osmanlılara karşı Avusturya ile ittifak yaptı.Merzifonlu
şehri kuşattı, fakat alamadı.Kuşatmanın uzun sürmesi düşmana vakit kazandırdı.Kırım
Kuvvetleri Viyana'ya yardıma gelen Lehistan kuvvetlerini durdurmakta gereken gayreti
göstermediler. Osmanlı Ordusu Avusturya ve Lehistan kuvvetleri arasında kalarak ağır bir
yenilgiye uğradı. Dağılan kuvvetleriyle Belgrad'a çekilen Merzifonlu IV.Mehmet'in emriyle
idam edildi.
Sonuçları: Batıda Türklerin yenilebileceği ve Avrupa'dan atılabileceği düşüncesi doğdu.Avrupa
devletleri KUTSAL ıTTıFAK adı verilen bir haçlı birliği oluşturdular. Böylece türklerin
SAKARYA SAVAŞI'na kadar sürecek bir geri çekilme süreci başlamış oldu.

KUTSAL ıTTıFAK DEVLETLERı: Bunlar Avusturya,Rusya,Lehistan,Venedik ve Malta'dır.
SAVAŞ: Kutsal ittifak Devletleri ile Osmanlı Devleti arasındaki savaşlar yaklaşık 16 yıl sürdü.
(1683-1699) (Bu arada IV.Mehmet yeniçerilerin isyanıyla tahttan indirildi. Yerine sırasıyla
II. Süleyman, II.Ahmet ve II.Mustafa padişah oldular.) Zor durumda kalan Osmanlı Devleti barış
istemek zorunda kaldı. Karlofça antlaşması imzalandı.(1699)
KARLOFÇA ANTLAŞMASI(1699):
Avusturya'ya ¦¦¦> Banat ve Temeşvar hariç bütün Macaristan ve Erdel Beyliği
Venedik'e ¦¦¦¦¦¦> Mora ve dalmaçya kıyıları
Lehistan'a ¦¦¦¦¦> Podolya ve Ukrayna verildi.
Rusya ile ateşkes imzalandı, peşinden 1700 yılında ıSTANBUL ANTLAŞMASI imzalandı.Buna göre;
Azak Kalesi Rusya'ya verildi, Ruslar ıstanbul'da elçi bulundurabileceklerdi.
KARLOFÇA'NIN ÖNEMı:
a)- Karlofça Osmanlının toprak kaybettiği ilk antlaşmadır
b)- Bu antlaşma ile Osmanlı'nın Orta Avrupa'daki egemenliği sona ermiştir.
c)- Osmanlı Devleti "Gerileme dönemi"ne girmiştir.
d)- Ayrıca ıstanbul antlaşmasında Rusların Azak kalesini almaları onların Karadeniz'e inmelerini
sağlamıştır.

ay_yuzlum
23-03-2010, 08:41
DURAKLAMA DEVRıNDE ıÇ ıSYANLAR

17. yüzyılda uzayıp giden Avusturya ve ıran ile savaşlar devleti uğraştırıyordu. Osmanlı Devleti'ni
uğraştıran bir başka konu da iç isyanlardı.
ıSYANLAR

1)-ıstanbul ısyanları 2)- Taşra ısyanları


a)-Celali ısyanları b)- Eyalet ısyanları

1)- ıSTANBUL ıSYANLARI: Bu isyanlar ıstanbul'daki Kapıkulu Ocakları (özellikleri yeniçeri ve sipahiler)
tarafından çıkarılan isyanlardır. Bu ayaklanmalara zaman zaman halk ve ulema sınıfı da katılmıştır.
Sebepleri:
* Devşirme sisteminin bozulması
* Devlet yönetiminin bozulması (iktidara gelmek isteyen vezirler, saray entrikaları)
* Ulufe ve cüluslerin zamanında verilmemesi veya ayarı bozuk parayla verilmesi.

NOT: Askeri isyanların başlangıcı Fatih dönemine kadar gider.Duraklama Dönemindeki
isyanların en önemlileri III.Murat, II.Osman, IV.Murat ve IV.Mehmet zamanlarında çıkanlardır.

III.Murat Döneminde(1574-1595); ulufelerin ayarı bozuk para ile ödenmesi üzerine yeniçeriler
ayaklanarak, isteklerine kavuşmuşlardır.
Genç Osman Döneminde(1618-1622); yeniçeriler II.Osman'ın Yeniçeri Ocağını kaldırmak istediğini
anlayarak ayaklanmışlar ve Padişahı tahttan indirerek Yedikule zindanlarında boğarak öldürmüşlerdir.
(1622)

NOT: II.Osman bir isyan sonucu öldürülen ilk padişahtır. Bu olay Yeniçerilerin
devlet içindeki gücünü artırmıştır.

IV.Murat Döneminde(1623-1640); ıki kez saraya yürüyen Yeniçeriler padişahın gözü önünde sadrazamı
öldürdüler.
IV.Mehmet Döneminde(1648-1687): Haremağaları ve saray kadınlarının devlet işlerine karışmasına kızan
sipahiler ayaklandı. Padişahtan 30 kadar devlet adamını istediler.ıstekleri kabul edildi.Bu
kişilerin cesetleri Sultan Ahmet Meydanında Çınara asıldı. Bu yüzden bu olaya VAKA-ı VAKVAKıYYE
(Çınar Vakası) denir.(1656)
IV. Mehmet Yeniçeriler tarafından bir başka ayaklanma sonucu tahttan indirilmiştir.(1687)

2)- TAŞRA ıSYANLARI: ıstanbul dışında meydana gelen isyanlardır.
a)- CELALı ıSYANLARI: Anadolu'da meydana gelen isyan ve karışıklıklara "Celali ısyanları" denilmiştir.
Celali kelimesi Yavuz döneminde Yozgat ve çevresinde ayaklanan "Bozoklu Celal" adından gelir.
Başlıca Celali ısyanları: Karayazıcı, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu, Katırcıoğlu, Abaza Mehmet Paşa,
Tavil Ahmet, Gürcü Nebi, Deli Hasan, isyanlarıdır.
Celali ısyanlarının Sebepleri:
* Devlet yönetiminin bozulması
* Ekonominin bozulması ve vergilerin artması
* Taşrada bulunan yöneticilerin, kadıların ve askerlerin halka olumsuz davranışları
* Özellikle beylerbeyi ve sancak beylerinin devşirme kökenli olması nedeniyle Türk halkıyla
gereken duygusal bağları kuramamaları.

Celali ısyanlarının Sonuçları: Bu isyanlar bazen taviz verilerek, bazen de şiddet kullanılarak
bastırılmışlardır. Ancak isyanlar sonucu Anadolu'da dirlik ve düzen bozulmuş, ekonomik hayat
felce uğramıştır.
b)- EYALET ıSYANLARI: Yemen, Bağdat, Kırım, Eflak, Boğdan ve Erdel'de meydana gelen isyanlardır.
Sebepleri:
* Devlet otoritesinin zayıflamasıyla eyaletlerdeki yerel yöneticilerin devletten ayrılma
istekleri,
* Yöneticilerin olumsuz tutum ve davranışlarına halkın tepki göstermesi

NOT: Bu isyanları Fransız ihtilalinden sonra başlayan "Milliyetçilik" hareketleriyle karıştırmamak
gerekir. Çünkü bu dönemde MıLLı DEVLET kurma fikri ortaya çıkmamıştır.

Slogan
23-03-2010, 12:44
bunlarin hangi birini aklimizda tutcaksak

ay_yuzlum
23-03-2010, 13:03
ben bunları seve seve okuyorum.. atalarımın onurlu yaşamları, yüce insankarın torunu olmak, onları bilmek huzur veriyo... ama günümüzü düşününce tarih tekerrürden ibarettir sözünden nefret ediyorum.. çünkü tekerrürler dolaşıyo...

eylul_pinar
23-03-2010, 21:06
ay yüzlüm meraba...her sayfayı okudum.notlar aldım..çok teşekkür ederim sana.ben lise mezunuyum.bir kursa yazıldım.nisanın ortasında başlayacak dersler.benim doğru düzgün bilgim yok bu sınavla ilgili.lise mezunları hangi konulardan sorumlu bir bilgin varsa yardımcı olabilirsen çok sevinirim.kurs başlayana kadarda evde çalışmış olurum hem.ALLAH yardımcın olsun seninde.sağol.

ay_yuzlum
24-03-2010, 06:59
ay yüzlüm meraba...her sayfayı okudum.notlar aldım..çok teşekkür ederim sana.ben lise mezunuyum.bir kursa yazıldım.nisanın ortasında başlayacak dersler.benim doğru düzgün bilgim yok bu sınavla ilgili.lise mezunları hangi konulardan sorumlu bir bilgin varsa yardımcı olabilirsen çok sevinirim.kurs başlayana kadarda evde çalışmış olurum hem.ALLAH yardımcın olsun seninde.sağol.



GENEL YETENEK SINAVI KONU BAŞLIKLARI

KPSS’de Genel Yetenek Sınavı 75 soruluk bir sınavdır.Bu sınavda 37 soruluk Türkçe ve 38 soruluk Matematik testi bulunmaktadır. Matematik testinin içerisinde her yıl 3 veya 4 tane Geometri sorusu da bulunmaktadır.

KPSS’de sınava hazırlanan öğrencilerin en çok zorlandığı bölüm Matematik sorularıdır.

TÜRKÇE (Toplam 37 soru geliyor)

-Sözcükte Anlam

-Cümlede Anlam

-Paragraf

-Yazım Kuralları

-Noktalama İşaretleri

-Anlatım Bozukluğu

MATEMATİK(Toplam 34-35 soru geliyor)

-Sayılar(Doğal sayılar,Tam sayılar,Kesirli Sayılar,Irasyonel Sayılar)

-Üslü Sayılar

-Köklü Sayılar

-Bülünebilme,OBEB ,OKEK

-Sıralama,Basit Esitsizlikler,Mutlak Değer

-Çarpanlara Ayırma

-Oran Orantı

-Denklem Sistemleri

-Problemler(Sayı,Kesir,Yaş,İşçi-Havuz,Yüzde,Kar-Zarar,Faiz,Karışım,Hız)

-Kümeler

-İşlem

-Permütasyon,Kombinasyon,Olasılık

-Grafik ve Tablo okuma

GEOMETRİ(Toplam 3-4 soru geliyor)

-Açılar

-Çokgenler

-Çember,Daire

-Analitik Geometri

-Katı Cisimler

GENEL KÜLTÜR SINAVI KONU BAŞLIKLARI

KPSS’de Genel Kültür Sınavı 75 soruluk bir sınavdır.Bu sınavda 37 soruluk Tarih , 23 soruluk Coğrafya ve 15 soruluk Vatandaşlık-Anayasa-Güncel konular testi bulunmaktadır.

KPSS’de sınava hazırlanan öğrencilerin Genel Yetenekte çok zorlandığı bölüm Türk-İslam-Osmanlı Kültür ve Uygarlıkları ile ilgili sorulardır.

TARİH (Toplam 37 soru geliyor)

-İslam Öncesi Türk Devletleri

-Türk-İslam Tarihi

-Osmanlı Tarihi

-Osmanlı Devletinin Duraklama Devri

-Osmanlı Devletinin Dağılma Dönemi

-Osmanlı Kültür ve Uygarlığı

-Kurtuluş Savaşının Hazırlık Aşaması

-Kurtuluş Savaşını Askeri Aşaması(Cepheler)

-Türk İnkılapları ve Yeniden Yapılanma Dönemi

- II.Dünya Savaşı ve Sonrası

TÜRKİYE COĞRAFYA(Toplam 23 soru geliyor)

-Coğrafi Konum

-Türkiye’de yeryüzü şekillerinin oluşumu

-Türkiye’nin Akarsuları

-Türkiye’nin İklimi

-Türkiye’nin Bölgeleri(Beşeri – Ekonomi – Madenler v.b.)

VATANDAŞLIK(Toplam 15 soru geliyor)

-İnsan Toplum ilişkileri ve Toplumsal Kurallar

-Devlet ve Demokrasi

-İnsan hakları ve Uluslararası kuruluşlar

-Anayasa, İdare Hukuk,Milli Güvenlik,Ekonomi

ay_yuzlum
24-03-2010, 06:59
1)TÜRKÇE %50

a)Sözcük Bilgisi %5
b)Dil Bilgisi %10
c)Anlatım Özellikleri %5
d)Okuduğunu anlama %50

http://www.kpsscafe.com

2)MATEMATıK %50

a)Sayılarla ışlem Yapma %10
b)Matematiksel ılişkilerden Yararlanma %10
c)Problem Çözme %20
d)Temel Geometri Bilgilerden Yararlanma %5
e)Tablo, Grafik Okuma ve Yorumlama %5

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:02
KPSS LıSANS-

Matematik :30 soru
Türkçe :30 soru
Tarih :30 soru
Coğrafya :18 soru
Vatandaşlık :12 soru
Eğitim Bilimleri:120 soru(Öğretmenlik için)

Alan Bilgisi Soruları-

ışletme :40 soru
ıktisat :40 soru
Maliye :40 soru
Muhasebe :40 soru
Hukuk :40 soru
Çeko :40 soru
Kamu Yönetimi :40 soru
Ekonometri :40 soru
Uluslararası ılişkiler :40 soru
ıstatistik : 40 soru

KPSS ÖNLıSANS VE ORTAÖĞRETıM -

Matematik :38 soru
Türkçe :37 soru
Tarih :37 soru
Coğrafya :23 soru
Vatandaşlık:15 soru

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:15
http://img2.blogcu.com/images/b/e/y/beyza99/dilek10022.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:21
http://www.muratyayin.com/TR/dosyagoster.aspx?DIL=1&BELGEANAH=16027&DOSYAISIM=verimli.doc

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:25
http://www.kpssdenemesinavi.com/upload/Image/kpss_alan_test_agirliklari_1_1.GIF

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:27
http://www.kpssdershanesi.com/kpss-matematik-cozumlu-sorular/1.JPG

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:28
http://www.kpssdershanesi.com/kpss-geometri-konu-sorulari/soru11.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:30
http://www.kpssdershanesi.com/kpss-matematik-soru-bankasi/23.JPG

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:33
http://www.kpssdershanesi.com/kpss-matematik-soru-bankasi/13.JPG

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:36
http://www.kpssdershanesi.com/kpss-matematik-cozumlu-sorular/7.JPG

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:42
http://tasari.ecozum.com/content_files/exam/mm3.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:43
http://tasari.ecozum.com/content_files/exam/mm6.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:44
http://www.torpil.com/servisler/oss_oks_kpss_yds/yaptestler/matematik/basitesitsizlikler/mat964.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:52
http://img528.imageshack.us/img528/9162/img018dr9.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:53
http://img395.imageshack.us/img395/4161/img019ir4.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:54
http://img396.imageshack.us/img396/5435/img025gl0.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:55
http://img99.imageshack.us/img99/2056/img026lq8.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 07:55
http://img99.imageshack.us/img99/9530/img032jz6.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:05
http://img99.imageshack.us/img99/5080/img033zk0.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:06
1. insanı, toplumu ve bunlarla ilgili olay ve olguları inceler. Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki açıklamanın karşılığıdır?
A) Psikoloji
B) Toplum Bilimleri
C) Toplumsal tarafsızlık
D) Bilgi Felsefesi
E) Eğitim- Öğretim

2. Aşağıdakilerden hangisi toplumsal kontrolün tanımı olabilir?
A) Devlet tarafından ortaya konulan yazılı kuralların tümü.
B) Bireysel etkileşim sonucu oluşan kurallar.
C) Toplumsal normlara uygun davranılmasını sağlamak amacıyla gelişen mekanizma.
D) Toplumsal değerlerin tümü
E) İnsanın geliştirdiği otokontrol

3. Evlilik veya kan bağı ile birbirine bağlı toplumun en küçük yapı taşıdır. Aşağıdakilerden hangisi bu tanıma uyar?
A) Devlet B) Millet C) Norm D) Kimlik E) Aile
4. Aşağıdakilerden hangisi ailenin işlevi değildir?
A) Neslin devamını sağlamak
B) Çocuklara gerekli eğitimi vermek
C) Ekonomik ihtiyaçları karşılamak
D) Asker ve güvenlik elemanı yetiştirmek
E) Üyelerin duygusal (psikolojik) ihtiyaçlarını karşılamak.

5. Gelişmiş toplumlarda aşağıdaki aile türlerinden hangisi görülmektedir?
A) Çekirdek (Küçük) aile
B) Ataerkil aile
C) Geniş aile
D) Büyük aile
E) Anaerkil aile

6. Aşağıdakilerden hangisi Bakanlar Kurulunun daimi üyesi değildir?
A) Devlet Bakanı
B) İçişleri Bakanı
C) Başbakan
D) Milli Güvenlik Kurulu Sekreteri
E) Dışişleri Bakanı

7. Aşağıdakilerden hangisi TBMM nin görevlerinden biri değildir?
A) Milletlerarası antlaşmaları uygulamak
B) Savaş ilan etmek
C) Kanun yapma, değiştirme, kaldırma
D) Kanun hükmünde kararname çıkarmak
E) Kanunları yayımlamak

8. Bakanlar Kuruluna kim başkanlık eder?
A) Devlet Bakanı
B) Başbakan
C) Dışişleri Bakanı
D) Cumhurbaşkanı
E) İçişleri Bakanı

9. Aşağıdaki kurumlardan hangisi Uluslarara sı antlaşmaları onaylar?
A) Yüksek Akeri Şûra
B) Bakanlar Kurulu
C) TBMM
D) Milli Güvenlik Kurulu
E) Genel Kurmay Başkanlığı

10. Aşağıdakilerden hangisi Milli Güvenlik Kurulunu (MGK) olağanüstü toplantıya çağırabilir?
A) Başbakan
B) Milli Savunma Bakanı
C) Dışişleri Bakanı
D) Cumhurbaşkanı
E) Adalet Bakanı

11. Aşağıdakilerden hangisi, Cumhurbaşkanı'nın yürütme ile ilgili görevi değildir?
A) Askeri Yargıtay üyelerini atamak
B) Milli Güvenlik Kurulunu toplantıya çağırmak
C) Bakanları atamak
D) Yasaları onaylamak
E) Başbakanı atamak

12. Anayasaya göre Cumhurbaşkanı aşağıdaki kurallardan hangisine üye seçemez?
A) Yargıtay
B) Danıştay
C) Sayıştay
D) Anayasa Mahkemesi
E) YÖK

13. Anayasada bütçe görüşmelerini yapmak ve kabul etmek aşağıdakilerden hangisinin görevidir?
A) Başbakan
B) TBMM
C) Cumhurbaşkanı
D) Maliye Bakanı
E) Bakanlar Kurulu

14. Devletin yasama yetkisi aşağıdakilerden hangisi tarafından temsil edilir?
A) Cumhurbaşkanı
B) Başbakan
C) Bakanlar Kurulu
D) Meclis Başkanı
E) TBMM

15. TBMM üye sayısının kaçta kaçıyla toplana bilir?
A) 1/4
B)1/3
C)1/5
D) 4/5
E) 2/4

16. Aşağıdakilerden hangisi hükümetlerin görevlerinden değildir?
A) Üllkenin istikrarını sağlamak
B) Kamu düzenini sağlamak
C) Sosyal hizmetlerin gereklerini yapmak
D) Ekonomek faaliyetlerin tamamını düzenlemek ve uygulamak
E) Ordunun çağdaş olmasını sağlamak

17. Aşağıdakilerden hangisi yaptığı eylemlerden dolayı sorumluluk taşımaz?
A) Milletvekilleri
B) Cumhurbaşkanı
C) Başbakan
D) Meclis başkanı
E) Bakanlar Kurulu üyeleri

18. Üniversite rektörlerini atama yetkisi kime aittir?
A) YÖK
B) ÖSYM
C) Milli Eğitim Bakanlığı
D) Cumhurbaşkanı
E) Başbakan

19. Ülkede sıkıyönetim ilanına aşağıdakilerden hangisi karar verir?
A) Milli Savunma Bakanı
B) Milli Güvenlik Kurulu
C) Başbakan
D) MİT
E) Bakanlar Kurulu

20. Aşağıdakilerden hangisi Milleti meydana getiren unusurlardan değildir?
A) Dil
B) Ekonomi
C) Din
D) Tarih
E) Muhabere

21. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren çıkarılan Tevhid-i Tedrisat kanunuyla eğitim birliği hangi kurum tarafından yürütülmektedir?
A) YÖK
B) MEB
C) ÖSYM
D) Başbakanlık
E) Meclis Başkanlığı

22. Aşağıdakilerden hangisi Türklerin özelliklerinden biri değildir?
A) Sürekli ticaretle uğraşmaları
B) Zengin bir tarih ve kültürün olması
C) Bağımsızlığa çok önem vermeleri
D) Milli birlik ve beraberliğin olması
E) Tarihte büyük kahramanlar çıkarmaları.

23. Devletin yasama, yürütme ve yargı erklerini bağımsız bir şekilde işletmesine ne denir?
A) Demokrasi
B) Meşrutiyet
C) iç egemenlik
D) Bağımsızlık
E) Siyaset

24. Aşağıdakilerden hangisi devletin temel unusurlarından biri değildir?
A) Vatan
B) Otorite
C) Halk
D) Muhalefet
E) Egemenlik

25. Aşağıdakilerden hangisi devletin görevlerinden biri değildir?
A) Kamu düzenini korumak
B) Diğer devletlerle ilişki kurmak
C) Din ve vicdan özgürlüğünü sağlamak
D) Ticari kuruluşlarda etkin rol almak
E) Eğitim, sağlık gibi hizmetleri sağlamak

26. Yasama, yürütme ve yargıyı aşağıdakilerden hangisi kullanır?
A) Devlet
B) Hükümet
C) Cumhurbaşkanı
D) Başbakan
E) Genel Kurmay Başkanlığı

27. Demokratik bir ülkede siyasal gücü devlet adına kim kullanır?
A) Cumhurbaşkanı
B) Temsilciler Meclisi
C) Kral
D) TBMM
E) Hükümet

28. Aşağıdakilerden hangisi Meclisin görevlerinden biridir?
A) Başbakanı atar
B) Para basılmasına karar verir
C) Suçluları idam cezasına çarptırır
D) Cumhurbaşkanını denetler
E) Bireylerin haberleşmesini sağlar

29. Yargı yetkisi Türkiye tarafından kabul edilmiş olan İnsan Hakları Manmekesi hangi uluslararası kuruluş içinde yer almaktadır?
A) OPEC
B) İslam Konferansı Teşkilatı
C) Birleşmiş Milletler (BM)
D) Avrupa Konseyi
E) NATO

30. Hukuka aykırı olarak bir kişinin malı ve canına karşı yapılan saldırılara karşı şahsın kendini savunmasına ne ad verilir?
A) Savunma
B) Cebri Saldırı
C) Zor kullanıma
D) illegal savunma
E) Meşru müdafaa

31. Milletvekili seçimlerinde aşağıdakilerden hangisinin uygulanması mümkün değildir?
A) Tercihli oy
B) İki dereceli oy
C) Dar bölge sistemi
D) İki turlu seçim
E) Oy kullanmayanlara ceza uygulaması

32. Aşağıdaki ülkelerden hangisi Birleşmiş Milletler daimi üyesidir?

A) Brezilya
B) Yunanistan
C) Çin
D) İspanya
E) Türkiye

33. Aşağıdakilerden hangisinin kamu tüzel kişiliği yoktur?
A) Belediyelerq
B) Üniversiteler
C) TRT
D) Bakanlıklar
E) İl Özel idareleri

34. Aşağıdakilerden hangisi sosyal ve ekonomik haklardan biridir? (1982 Anayasası'na göre)
A) Özel hayatın gizliliği hakkı
B) Din ve vicdan hürriyeti
C) Haberleşme hakkı
D) Sendika Hakkı
E) Seyahat hakkı

35. Aşağıdakilerden hangisi doğrudan seçimle işbaşına gelmez?
A) Sendika başkanları
B) İl genel meclis üyeleri
C) İl özel idare başkanı
D) Muhtarlar
E) Belediye başkanları

36. Üniversite rektörlerinin teklif edilmesi ve atanması hangi kurumlarca yapılır?
A) Başbakan
B) YÖK + Cumhurbaşkanı
C) ÖSYM
D) MEB
E) Bakanlar Kurulu

37. Yasama ve yürütme kuvvetinin bir elde toplanması hangi yönetimde görülür?
A) Başkanlık sistemi
B) Monarşi
C) Parlementer sistemi
D) Meclis hükümeti
E) Hiçbiri

38. Aşağıdakilerden hangisi egemenlik ile ilgili yanlış bir bilgidir?
A) Egemenlik millete aittir.
B) Egemenlik yetkili organ eliyle kullanılır.
C) Egemenli bir gruba veya kişiye devredilmesi
D) Hiçkimse kaynağını anayasadan almayan bir yetki kullanamaz.
E) Egemenliğin kullanılması bir kişi, grup veya zümreye devredilebilir.

39. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerinden biri değildir?
A) Liberalcilik B) Milliyetçilik
C) Laik devlet olma
D) Demokratik olma
E) Sosyal devlet anlayışı

40. Aşağıdakilerden hangisi devletin hukuki fonksiyonlarından biri değildir?
A) Yasama
B) Denetim
C) Yürütme
D) Yargı
E) Hiçbiri

41. Bir Devletle yasa yapma ve bu yasaları değiştirme hakkını kullanan iktidara ne ad verilir?
A) Kurucu fonksiyonu
B) Halk İktidarı
C) Yasama fonksiyonu
D) Kurulmuş iktidar
E) Yürütme fonksiyonu

42. Aşağıdaki terden hangisi yüksek yargı organı değildir?
A) Danıştay
B) Anayasa Mahkemesi
C) Yargıtay
D) Yüksek Askeri Şûra
E) Sayıştay

43. Aşağıdaki durumlardan hangisinde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması durdurulamaz?
A) Savaş anında
B) Seferberlik durumunda
C) Milli bayramlarda
D) Sıkıyönetim hallerinde
E) Olağanüstü durumlarda

44. Aşağıdakilerden hangisi Siyasi hak ve ödevlerdendir?
A) Vatandaşlık hakkı
B) Seçme ve Seçilme hakkı
C) Kamu hizmetlerine girme hakkı
D) Dilekçe hakkı
E) Hepsi

45. Devleti yıpratmak amacıyla yapılan ve yapılması düşünülen her türlü faaliyete karşı tedbir almaktır.
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangisine aittir?
A) Cumhurbaşkanı
B) Milli Güvenlik Stratejisi
C) Bakanlar Kurulu
D) Adalet Bakanlığı
E) Milli Savunma Bakanlığı

46. Milli Güvenliğin sağlanması hangi kurumun görevleri arasındadır?
A) Bakanlar Kurulu
B) Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği
C) TBMM
D) Parti Grupları
E) Milli Savunma Bakanlığı

47. Aşağıdakilerden hangisi Türk Silahlı Küvetlerinin görevleri arasında yer almaz?
A) Koruma ve Kollama görevi
B) Huzur ve güvenliği sağlama
C) Okuma Kursları
D) Seferberlik ilan etme
E) Ülkeyi tanıma ve savunma

48. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu savunma sistemleri hangi kuruluş tarafından yapılmaktadır?
A) TÜBİTAK
B) KİT
C) TAI
D) ASELSAN
E) NATO

49. Türkiye aşağıdaki uluslararası kuruluşlardan hangisine üyedir?
A) NATO
B) BM
C) UNESCO
D) İKÖ
E) Hepsi

50. Türkiye'nin SSCB tehdidine karşı, 1952 yılında üye olduğu Askeri Paktın adı nedir?
A) Balkan Antantı
B) Bağdat Paktı
C) NATO
D) Varşova Paktı
E) Asya- Pasifik Paktı

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:06
51. Aşağıdakilerden hangisi karma ekonominin toplumsal amacıdır?
A) Sermayenin bölünmemesi
B) Tüketimin artırılması
C) Üretimin artırılması
D) Sosyal devlet ilkesi
E) Özel teşebbüs

52. Aşağıdaki mallardan hangisi hem üretim hem de tüketim malı olabilecek nitelikte değildir?
A) Benzin
B) Kömür
C) Odun
D) Su
E) Ekmek

53. Bir ülkenin ulusal parasının, yabancı paralar karşısında değer kazanmasını ekonomi ile ilgili hangi kavram tanımlar?
A) Emisyon
B) Revalüasyon
C) Devalüasyon
D) Enflâsyon
E) Deflasyon

54. Aşağıdakilerden hangisi, ülkemizde yüksek enflâsyon nedenlerinden değildir?
A) Yatırımların tasarruftan çok olması
B) Bir kesimini millî gelirden aldığı payın diğerlerinden yüksek olması
C) Değişik nedenlerle karşılıksız para basılması
D) Paradan sıfır atılması
E) işçi ve memura yapılan zamların tüketim mallarına yansıması

55. Ulusal gelirden üretime katılanların aldıkları paylar farklıdır. Buna göre girişimcinin üretim gelirinden aldığı pay aşağıdakilerden hangisidir?
A) Faiz
B) Rant
C) Kâr
D) Ücret
E) Maaş

56. "Devlet, vatandaşlarının eğitim, sağlık, konut, ulaşım gibi temel gereksinimlerini karşılamakla yükümlüdür." Bu cümlede anlatılan devletin hangi özelliğidir?
A) Lâik devlet olması
B) Hukuk devleti olması
C) Güçler ayrılığı ilkesi
D) Sosyal devlet olması
E) Temsilî demokrasi ilkesi

57. Demokratik toplumlarda yürütme görevi devlet adına hangi organa aittir?
A) Danıştay
B) Bakanlar Kurulu
C) Sayıştay
D) Anayasa Mahkemesi
E) Millet Meclisi

58. Aşağıdakilerden hangisi baskıcı yönetimin özelliğidir?
A) Yönetenlerin yetkilerini sınırlandırmak
B) Halkın yönetime katılmasını sağlamak
C) Demokratik bir yönetim uygulamak
D) Bireylere hak ve özgürlükler tanımak
E) Yetkileri tek elde toplamak

59. Aşağıdakilerden hangisi hukuk devletinin özelliklerinden değildir?
A) Yasalar önünde herkesin eşit sayılması
B) Yasaların, anayasaya uygun olması
C) Temel hak ve özgürlüklerin güven altında bulunması
D) Vatandaşların asgarî yaşam düzeylerinin sağlanması
E) Devlet idarî mekanizmasının hukuka bağlı kalması

60. Egemenlik milletindir. Millet bu hakkını seçtiği temsilciler aracılığıyla kullanır. Millet Meclisi gerektiği zaman hükümeti denetler.
Aşağıdakilerden hangisi meclisin hükümeti denetleme yollarından değildir?
A) Gensoru
B) Meclis araştırması
C) Genel görüşme
D) Meclis Soruşturması
E) Yargılama

61. Aşağıdakilerden hangisi çekirdek (modern) ailenin özelliklerinden değildir?
A) Eşlerin, erkeğin ailesiyle birlikte oturmaları
B) Aile birliğinin hukukî temele dayanması
C) Akrabalığın anne ve babadan eşit olarak geçmesi
D) Ailede demokratik bir yapının egemen olması
E) Çocukların miras konusunda eşit haklara sahip olmaları

62. Kardeşler, kuzenler, amcalar, teyzeler ve torunlar başlangıçtan itibaren yaşamlarını birlikte geçirirler. Bu ailelerde evlenen çocuklar da aileleriyle birlikte oturur. Bu aile tipi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Anaerkil aile
B) Geniş aile
C) Ataerkil aile
D) Çekirdek aile
E) Modern aile

63. Baba egemenliğine dayalı aile ataerkil aile, anne egemenliğine dayalı aile anaerkil aile, baba ve annenin eşit otoriteye sahip olduğu aile
eşitllikçi aile adını alır. Bu sınıflandırmada esas alınan aşağıdaki-lerden hangisidir?
A) Üye sayısı
B) Eşlerin toplumsal üyeliği
C) Otoritenin dağılımı
D) Soyun belirleniş şekli
E) Eş sayısı

64. Aşağıdakilerden hangisi ailenin özelliklerinden değildir?
A) Toplumla bireyleri birbirine bağlar.
B) Toplumun değerlerini üyelerine aktarır.
C) Üyelerine davranış kurallarını öğretir.
D) Toplumdaki bütün kurumların temelini oluşturur.
E) Her toplumda aileye verilen önem aynıdır.

65. Aşağıdakilerden hangisi bütün aile biçimlerinde rastladığımız ortak özelliktir?
A) Ortak ekonomik faaliyet
B) Anne otoritesi
C) Baba otoritesi
D) Gerçek veya varsayımlı kandaşlık
E) Hukukî temel

66. Aşağıdakilerden hangisi Türk millî eğitiminin genel amaçlarından değildir?
A) Kişilerin düşüncelerini kontrol altında tutmak.
B) Atatürk milliyetçiliğine bağlı bireyler yetiştirmek.
C) Ailesini ve vatanını seven bireyler yetiştirmek.
D) İnsan haklarına saygılı ve sorumluluk sahibi olmayı öğretmek.
E) Bilimsel düşünme gücüne sahip bireyler yetiştirmek.

67. Türk eğitim sisteminin özellikleri olarak verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Türk millî eğitiminin temel yapısı örgün ve yaygın eğitim olarak ikiye ayrılır.
B) Okul öncesi eğitim zorunludur.
C) İlköğretimin süresi 8 yıldır.
D) Eğitim ile ilgili bakanlık Millî Eğitim Bakanlığadır.
E) İlköğretim kız erkek bütün vatandaşlar için zorunludur.

68. Aşağıdakilerden hangisi bireyin sosyal yaşamdan elde ettiği bilgiler arasında değildir?
A) Fizik Öğrenimi
B) Örf ve adetlere uymak
C) Sağlık için spor yapmak
D) Yüzmeyi öğrenmek
E) Bisiklete binmek

69. Renan'a göre "Milliyet bir ruh, manevî bir varlıktır. Bu ruhu, bu manevî varlığı bir geçmişte, öteki şimdiki zamanda iki unsur oluşturur."Renan bu açıklamada milleti oluşturan unsurlardan hangisini vurgulamaktadır?
A) Aynı değerlere, inançlara ve duygulara sahip olma
B) Ortak biyolojik özelliklere sahip bireylerder oluşma
C) Birlikte yaşama arzusu, tarih ve aynı idealleri paylaşma
D) Aynı dili konuşma
E) Aynı toprak parçası üzerinde yaşama

70. "Kişiler herhangi bir ayrıcalığın konusu ya pılmadan yasalarca tanınan hak ve ödevle re sahiptir." Bu ifadede belirtilen demokra si ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Seçim
B) Özgürlük
C) Parlâmento
D) Eşitlik
E) Çoğulculuk

71. Aşağıdakilerden hangisi bir milletin egemen olmasını anlatır?
A) Dış politikada bağımsız olması
B) Belli yasalara göre yönetilmekte olması
C) Sınırları belli bir toprak üzerinde yaşaması
D) Ortak bir dile ve kültürel değerlere sahip olması
E) Yasama, yürütme ve yargı güçlerini elinde bulundurması

72. Anayasamızın hükümlerinden hangisi değiştirilemez?
A) Bayrağın büyüklüğü
B) Yürütme yetkisinin paylaşılması
C) Devletin şekli
D) Milletvekili sayısı
E) Egemenliğin kullanış biçimi

73. Devleti oluşturan zorunlu öğeler hangileridir?
A) Ülke - ulus - bayrak
B) Egemenlik - ulus - bayrak
C) Egemenlik - ulus - sınır
D) Ulus - egemenlik - ülke
E) Ulus - egemenlik - örgüt

74. "Hukukun üstünlüğü" ilkesi aşağıdakilerden hangisini ifade eder?
A) Ülkede yüksek yargı organlarının bulunması
B) Yargı sürecinin hızla işlemesi
C) Toplumda hukuk ve insan hakları bilgisinin etkin olması
D) Yargı organlarının ülke yönetimine egemen olması
E) Ülkeyi yönetenlerin gücünü hukuktan alması

75. Aşağıdakilerden hangisi özgürlük kavramını en uygun şekilde tanımlar?
A) Kişilerin istedikleri her şeyi yapabilmesidir
B) Kişinin gücünün yettiği her şeyi yapabilmesidir
C) kişinin, başkalarına zarar vermeden istediğini yapabilmesidir
D) kişinin anayasada belirtilen davranışları yapabilmesidir
E) kişinin devlet tarafından izin verilen şeyleri yapabilmesidir

76. Aşağıdakilerden hangisi demokraside siyasal partilerin gerekliliğini en uygun şekilde anlatır?
A) Katılımın kolay olması
B) Demokratik rekabet sağlanması
C) Aynı siyasal düşüncede olan kişilerin ortak güç oluşturabilmeleri
D) Yönetenlerin denetiminin kolaylaşması
E) Hepsi

77. Aşağıdakilerden hangisi TBMM'nin görevleri arasında yer almaz?
A) Bakanlar Kurulu veya bakanları denetlemek
B) Türkiye'nin de taraf olduğu uluslar arası anlaşmaları onaylamak
C) Kanun hükmünde kararnameler çıkarmak
D) Para basılmasına karar vermek
E) Kanun yapmak, kanunları yenilemek veya kaldırmak

78. "Sosyalleşme; bir bireyin başka kişilerle ilişki kurması sonucunda toplumdaki davranış örneklerini ve değerlerini benimsemesi ve onlara uyum sağlamasıdır."Buna göre sosyalleşme sürecinin ilk başladığı kurum aşağıdakilerden hangisidir?
A) Aile
B) Eğitim
C) Din
D) Devlet
E) Okul

79. Aşağıdakilerden hangisi "hak" kavramının en uygun tanımıdır?
A) Bir çocuğun annesi tarafından emzirilmesi
B) Birisine ait olan
C) Yargıcın verdiği karar
D) Anayasada tanınan olanaklar
E) Bir memura verilen aylık

80. Aşağıdaki toplumsal normlardan hangisinin yaptırım gücü en azdır?
A) Hukuk kuralları
B) Töreler
C) Moda
D) Gelenekler
E) Ahlâk kuralları
81. Temel hak ve özgürlüklerin kullanılması bazı özel durumlarda kısmen veya tamamen durdurulabilir.
Aşağıdakilerden hangisi bu durumlardan biri değildir?
A) Olağanüstü hâller
B) Seferberlik
C) Genel seçimler
D) Sıkıyönetim
E) savaşlar
82. Ülkemizde cumhurbaşkanın görev süresikaç yıldır?
A) 3
B)5
C)9
D) 7
E) 2

83. Avrupa Parlâmentosu, Birleşmiş Milletler, Avrupa Ekonomik Topluluğu gibi uluslar a-rası kuruluşların ortak amacı nedir?
A) Avrupa ülkeleri arasındaki birleşmeyi sağlamak
B) Az gelişmiş ülkeleri kalkındırmaya çalışmak
C) Ülkeler arasındaki savaşları engellemek, ekonomik ve sosyal yaşamda birliği sağlamak
D) Zayıf devletleri, güçlü devletlerin egemenliğinden kurtarmak
E) ABD egemenliğine karşı Avrupa Birliğini korumak

84. Bir ülkenin coğrafî konumu, büyüklüğü, şekil, arazi yapısı, iklim ve doğal kaynaklarıyla dünya siyasetindeki konumuna ne ad verilir?
A) Jeopolitik konum
B) Jeostratejik konum
C) Coğrafî konum
D) Arkeolojik konum
E) Sosyolojik konum

85. Aşağıdakilerden hangisi vatandaşlara verilen siyasî hak ve ödevlerden değildir?
A) Türk vatandaşlığı
B) Seçme ve seçilme hakkı
C) Kamu hizmetlerine girme hakkı
D) Dilekçe hakkı
E) Haberleşme hakkı

86. Devletin, hükümetin ve bakanlıkların ildeki temsilcisi, aynı zamanda il özel idaresinin başı ve yürütme organıdır. Tek tek bütün taşra kuruluşlarının genel yönetiminden ve eşgüdümünden sorumludur.Yukarıda sözü edilen il yönetiminin başı kimdir?
A) Kaymakam
B) Vali
C) Bakan
D) Milletvekili
E) Mülkî amir

87. Aşağıdakilerden hangisi denetleme ve danışma kuruluşu değildir?
A) Emekli Sandığı
B) Danıştay
C) Sayıştay
D) Devlet Denetleme Kurulu
E) Millî Güvenlik Kurulu

88. "Nerede toplum varsa orada hukuk vardır." ifadesinde yer alan hukuk sözcüğü neyi ifade eder?
A) Yöneticiler tarafından konan kurallar
B) insan onurunu koruyan kurallar
C) Toplumsal ilişkileri düzenleyen tüm kurallar
D) Uluslar arası ilişkileri düzenleyen kurallar
E) Tüm toplumlar için geçerli olan kurallar

89. Demokrasilerde yasama - yürütme - yargı organlarının yetki ve sorumluluklarının farklı organlarda toplanmasına ne denir?
A) Toplu devlet
B) Kuvvetler ayrılığı
C) Sosyal devlet
D) Federatif devlet
E) Tam bağımsızlık

90. İlkel toplumlarda gelenek, görenek, din gibi kurallar toplumu düzenlerken, çağdaş toplumlarda bu kurallar toplumu tek başına düzenleyecek güce sahip değildir. Bu nedenle bunlar yazılı metinler hâline getirilmiş ve düzeni sağlamak devletin görevi olmuştur.Burada ifade edilen devletin hangi işlevidir?
A) Yaptırım uygulamak
B) Uluslar arası ilişkileri düzenlemek
C) Sosyal güvence sağlamak
D) Fırsat eşitliği sağlamak
E) İç düzeni sağlamak

91. Aşağıdakilerden hangisi devleti oluşturan temel öğelerden değildir?
A) Demokrasi
B) Ülke
C) Halk
D) iktidar
E) Egemenlik

92. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Anayasamızda hangi haklar arasında yer alır?
A) Siyasî haklar
B) Aynî haklar
C) Düşünce hakkı
D) Sosyal haklar
E) Kişisel haklar

93. Aşağıdaki ilkelerden hangisi Anayasamızda yer almaz?
A) Sosyal devlet
B) Hukuk devleti
C) Lâik devlet
D) Monarşik devlet
E) Demokratik devlet

94. Aşağıdakilerden hangisi Anayasada "Yüksek Mahkemeler" arasında sayılmamıştır?
A) Yargıtay
B) Sayıştay
C) Askerî Yüksek İdare Mahkemesi
D) Askerî Yargıtay
E) Uyuşmazlık Mahkemesi

95. Aşağıdakilerden hangisi yazılı ve yazısız normların ortak özelliklerinden değildir?
A) Toplumda düzeni sağlar
B) Toplumsal değişmeyi durdurmayı sağlar
C) Toplumdaki bireylerin uyması gerekli olan kurallardır
D) Toplumun sürekli ve kalıcı olmasını sağlar
E) Toplumsal birliği ve bütünlüğü sağlar

96. Bir yönetimin demokratik olabilmesi için ilk yapılması gereken nedir?
A) Yöneticilerin seçimle iş başına gelmesi
B) Cumhurbaşkanının halkın tarafından seçilmesi
C) Siyasal partilerin kurulmasına olanak verilmesi
D) Güçler ayrılığının uygulanması
E) Oy vermeyenlere cezaî yaptırım uygulanması

97. Aşağıdakilerden hangisi ülkemizde kullanılan oy ilkesi değildir?
A) Genel oy ilkesi
B) Eşit oy ilkesi
C) Serbest oy ilkesi
D) Gizli oy ilkesi
E) Vekalet ilkesi

98. Bir seçim çevresinde seçime giren partiler, aldıkları geçerli oyların oranına göre temsilci çıkarırlar. Bu sistemin amacı, her parti ya da gruba siyasal gücü ile orantılı temsil edilme olanağı vermektir.Sözü edilen seçim sistemi hangi tür seçim sistemidir?
A) Tek turlu çoğunluk sistemi
B) İki turlu çoğunluk sistemi
C) Çoğunluk sistemi
D) Nispî temsil sistemi
E) Koalisyon sistemi

99. Anayasa'nın 8. maddesi Yürütme Yetkisi ve görevi düzenlenmiştir.
Bu görev kimlere aittir?
A) Bakanlar Kurulu
B) Başbakan ve Cumhurbaşkanı
C) Bakanlar Kurulu ve Başbakan
D) Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu
E) Cumhurbaşkanı

100.Bir demokraside siyasal iktidarın kimde olacağı nasıl belirlenir?
A) Kur'a çekerek
B) Serbest seçimle
C) ihtilâl ile
D) Askerî darbe ile
E) Güçlü olanın ele geçirmesiyle

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:08
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
b c e d a d e b c d
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
a c b e b d b d e e
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
b a c d d a e b d e
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
b c e a b b e e a e
41 42 43 44 45 46 47 48 49 50
c d c e b a d d e c
51 52 53 54 55 56 57 58 59 60
d e b d c d b e d e
61 62 63 64 65 66 67 68 69 70
a b c e d a b b c d
71 72 73 74 75 76 77 78 79 80
e c d e c e d a b c
81 82 83 84 85 86 87 88 89 90
c d c a e b a c b e
91 92 93 94 95 96 97 98 99 100
a a d e b a e d d b

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:13
1.Ülkemizde nüfus artışını yavaşlatmak için hedeflenen "Aile Plânlaması" uygulamasından istenilen sonuç alınamamıştır.
Aşağıdakilerden hangisi bunun nedenlerinden biri değildir?
A) Gelenekler
B) Ekonomik nedenler
C) Eğitim yetersizliği
D) Dinî baskılar
E) Politik nedenler

2.Aşağıda çeşitli ülkelerde gerçekleşen bebek ölüm oran çiftlemeleri verilmiştir. Bunlardan hangi ikisi en fazla değerleri oluşturur?
A) Dünya-gelişmiş ülkeler
B) Türkiye-gelişmekte olan ülkeler
C) Dünya-AB ülkeleri
D) Dünya- gelişmekte olan ülkeler
E) Türkiye-Dünya

3.Aşağıdaki dağ sıralarından hangi ikisinin oluşumu diğerlerine göre daha eskidir?
A) Erciyes dağı-Ağrı Dağı
B) Toros dağları-Doğu Karadeniz Dağları
C) Canik Dağları-Nemrut Dağı
D) Köroğlu Dağları-Sultan Dağları
E) Yıldız Dağları-Uludağ

4.Aşağıdaki dağlardan hangisinde buzul şekillerine rastlanamaz?
A) Batı Toroslar
B) Doğu Karadeniz Dağları
C) Güneydoğu Toroslar
D) Yıldız Dağları
E) Uludağ

5. I. Akarsuyun bol miktarda materyal taşıması
II. Kıyıdaki deniz altı derinliğinin fazla olması
III. Kıyı akıntılarının güçlü olması
Bazı kıyılarda delta oluşması yukarıdaki-lerden hangisi ile açıklanabilir?
A) yalnızca III B) I ve II
C) Yalnız I D) II ve III
E) I ve III

6. I. Erciyes Dağı II. Nemrut Dağı III.Tendürek Dağı IV. Hasan Dağı
Yukarıdakilerden hangileri iç Anadolu Bölgesindeki volkanik dağlardandır?
A) I ve II
B) I ve IV
C) II ve III
D) III ve IV
E) II ve IV

7. I. Pamukkale travertenleri
II. İç Anadolu obrukları
III. Peri bacaları
IV. Damlataş Mağarası
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri karstik şekillerden değildir?
A) I ve III B) yalnız IV C) II ve IV D) yalnız III E) I ve IV

8. Aşağıdaki göllerde hangisi oluşumuna göre aynı kökenli değildir?
A) Bafa Gölü- Sapanca Gölü
B) Terkos Gölü-Küçük Çekmece Gölü
C) Sera Gölü-Tortum Göiü
D) İznik Gölü-Tuz Gölü
E) Van Gölü-Erçek Gölü

9. Türkiye'nin büyük bir kısmında yaz ayları kurak olduğundan akarsuların seviyesi yaz döneminde çekilir.
Buna göre aşağıdaki akarsulardan hangisinin seviyesinde yazın çekilme beklenemez?
A) Aksu Çayı
B) Göksu Nehri
C) Arpaçay
D) Küçük Menderes Nehri
E) Susurluk Çayı

10. I. elektrik enerjisi üretmek
II. sulama suyu sağlamak
III. iklimin değişmesini sağlamak
IV. bitki örtüsünü korumak
Yukarıdakilerden hangileri ülkemizde baraj yapım amaçlarındandır?
A) I B) II C) III D) IV E) V

11. Aşağıdaki bölgelerden hangisinde don olaylarına en az rastlanır?
A) Güneydoğu Anadolu Bölgesi
B) Marmara Bölgesi
C) Ege Bölgesi
D) Karadeniz Bölgesi
E) İç Anadolu Bölgesi

12. Aşağıdaki yerlerden hangisinde en fazla yağış yazın düşmektedir?
A) Güneydoğu Anadolu Bölgesi
B) Konya Bölümü
C) Güney Marmara Bölümü
D) Ergene Havzası
E) Kars-Ardahan Platosu

13. Türkiye'de görülen iklim özellikleri aşağı-dakilerden hangisi üzeride etkili değildir?
A) Akarsu havzaları
B) Madenlerin dağılışı
C) Bitki örtüsü
D) Toprak çeşitliliği
E) Tuz yatakları

14. Sis aşağıdaki hangi doğal çevrede oluşmaz?
A) Ormanlık alanlarda
B) Deniz kıyılarında
C) Rüzgârlı havalarda
D) Yüksek dağlarda
E) Sazlık ve bataklık alanlarda

15. Aşağıdaki bölgelerden hangisinin yıllık orta lama yağış miktarı diğerlerinden daha fazla dır?
A) İç Anadolu Bölgesi
B) Akdeniz Bölgesi
C) Marmara Bölgesi
D) Karadeniz Bölgesi
E) Doğu Anadolu Bölgesi

16. Heyelan ve kütle hareketleri ülkemizde e fazla hangi bölümde görülür?
A) Doğu Karadeniz Bölümü
B) Kıyı Ege Bölümü
C) Güney Marmara Bölümü
D) Orta Fırat Bölümü
E) Ergene Bölümü

17. Bir yerleşim yerinin geçici olması neye bağlıdır?
A) Gelir düzeyine
B) Nüfus yoğunluğuna
C) Ulaşım olanaklarına
D) Ekonomik etkinlerin niteliğine
E) Bitki örtüsüne

18. Aşağıdakilerden hangisi volkanik platolarımıza iki örnektir?
A) Haymana Platosu ve Gaziantep Platosu
B) Erzurum-Kars Platosu ve Ardahan Platosu
C) Kocaeli Platosu ve Çatalca Platosu
D) Cihanbeyli Platosu ve Bozok Platosu
E) Obruk Platosu ve Teke Platosu

19. Doğu Anadolu Böigesi'nde en yaygın olan orman türü aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ihlamur B) Ardıç C) Kızılcam
D) Kayın E) Meşe

20. Bazı tarım bitkilerinin yoğun olarak yetiştirildiği bölgelere o bitkinin "tarım bölgesi" denir.
Aşağıdaki bitkilerden hangisinin ülkemizde belirli bir tarım bölgesi yoktur?
A) Çay B) Zeytin C) Patates
D) Pamuk E) Tütün

21. iç Anadolu Bölgesi'nin ekonomik yapısında aşağıdakilerden hangisinin önemli bir yeri yoktur?
A) Orman ürünleri sanayi
B) Buğday üretimi
C) Küçükbaş hayvancılık
D) Özellikle sulanan alanlarda elma üretimi
E) Şeker pancarı üretimi

22. I. sığır
II. koyun
III. kıl keçisi
IV. manda
V. tiftik keçisi
Yukarıdakilerden hangisinin sayesinde olan artışlar orman endüstrimiz üzerinde oldukça olumsuz etkiler yaratır?
A) I B) II C) III D) IV E) V

23. Karadeniz Bölgesi dışındaki diğer bölgelerde ormanın kendiliğinden yetişmesinin kolay olmaması aşağıdaki etkenlerden hangisine bağlıdır?
A) Yükselti B) Nemlilik C) Enlem D) Yer şekilleri E) Bakı
24. Terra rossa topraklarının görüldüğü yerler için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Yıllık ortalama yağış 500 mm üzerindedir.
B) Kışlar yağışlı ve ılıman geçer.
C) Yazlar sıcak ve kurak geçer.
D) Don olayları çok sık görülür.
E) Yıllık ortalama sıcaklık 14°C'ın üzerindedir.

25. I. podsolik topraklar
II. gri çöl toprakları
III. çorak topraklar
IV. kahverengi orman toprakları
V. rendzinalar
Yukarıdaki toprak tiplerinden hangisi humusça daha zengindir?
A) I B) II C) III D) IV E) V

26. Türkiye'de akarsuların beslenmesi, aşağıdakilerden hangisine bağlı değildir?
A) Akarsuyun havzasında birçok şelalenin bulunmasına
B) Akarsu havzasının iklim koşullarına
C) Akarsu havzasının yüksek ve alçak olmasına
D) Akarsu havzasının geçirimli kayalardan oluşup olmamasına
E) Akarsu havzasının dik ve yatık olmasına

27. Aşağıda verilen sanayi kollarından hangisi Türkiye'de her bölgede yaygın olarak bulunur?
A) Tekstil
B) Gıda
C) Demirçelik
D) Kâğıt
E) Deri

28. Türkiye'nin doğal koşulları göz önüne alındığında aşağıda ulaşım şeklinden hangisi fazla zor olduğu söylenebilir?
A) Karadeniz'de deniz ulaşımı
B) Doğu-batı doğrultulu kara yolu ve demir yolu ulaşımı
C) Ege kıyılarının iç kısımlara kara yolu ile bağlantısı
D) Komşu ülkelerle kara yolu ulaşımı ve bağlantısı
E) Kuzey-güney doğrultulu kara yolu ve demir yolu ulaşımı

30. Nadas, toprağa gerekli olan mineral ve suyu karşılayabilmesi için toprağın bir yıl boş bırakılmasıdır.
Aşağıdakilerden hangisi ülkemizdeki nadas uygulamasının nedenlerinden biri değildir?
A) Toprağın su gereksiniminin karşılanması
B) Topraktan alınan vitamin azalmasını önlemek
C) Toprağın mineralce zengin olmasını sağlamak
D) Tarım alanlarını genişletmek
E) Toprağın dinlenmesini sağlamak

31. Aşağıdakilerden hangisi ülkemizin aktif tektonik alanlarından Doğu Anadolu Fayı (DAF) Zonu'nun doğrultusudur?
A) Amik Ovası-Karlıova arası
B) Kuşadası-Denizli arası
C) Karlıova-Saros Körfezi arası
D) Aksaray-Ankara arası
E) Tatvan-Gevaş arası

32. Aşağıdakilerden hangisi ülkemizdeki akarsu havzalarının değişik özellikler sunmasıyla ilişkili bir durum değildir?
A) farklı jeomorfolojik şekillerin bulunması
B) farklı madenlerin bulunması
C) farklı debilerinin olması
D) farklı rejimlerinin olması
E) farklı kollara sahip olmaları

33. Aşağıdaki havzalardan hangisi ülkemi; havzalarından biri değildir?
A) Karadeniz Havzası
B) Akdeniz Havzası
C) Ege Denizi Havzası
D) Atlas Okyanusu Havzası
E) Hint Okyanusu Havzası

34. 1/1 000 000 ölçekli bir Türkiye fizikî haritası, ölçeği 4 kat daha büyütülerek tekrar çizilmektedir.
Bu iki harita ile ilgili olarak aşağıdakiler-den hangisi söylenemez?
A) 1. haritanın alanı 16 kat küçüktür.
B) 1. haritada yerşekilleri daha ayrıntılı gösterilir.
C) 1. harita duvar haritasıdır.
D) 2. haritanın ölçeği 1/250 000 dir.
E) 1. haritanın izohips aralıkları daha büyüktür.

35. Erozyon, seller ve rüzgârların etkisiyle toprağın aşınmasıdır. Erozyon şiddetinin fazla olduğu ülkemizin bazı bölgelerinde verimli tarım arazileri gün geçtikçe çoraklasın Aşağılardan hangisi tarım arazilerinde erozyonun şiddetini azaltma yöntemlerinden biri değildir?
A) Nadas uygulamasının yaygınlaşması
B) Eğimli arazilerde taraçalama yapılması
C) Tarlaların arazi eğimine dik doğrultuda sürülmesi
D) Tarla kenarlarının ağaçlandırılması
E) Nöbetleşe ekim yapılaması

36. 44° doğu meridyeninde bulunan İğdır'da güneş 06.00 doğduğu gün, 29° doğu me-ridyenindeki istanbul'da saat kaçta doğar?
A) 07.15
B) 07.00
C) 06.45
D) 06.30
E) 06.15

37. Türkiye'de ipekli dokumacılığın geliştiği başlıca yerler aşağıdakilerden hangisinde birlikte verilmiştir?
A) Buldan-Adana-İzmir
B) Şile-Denizli-Uşak
C) Gemlik-Bursa-İstanbul
D) Malatya-Bursa-Kayseri
E) Nazilli-İzmir-Uşak

38. Aşağıdakilerin hangisinde o yörede çıkarılmayan madenle birlikte verilmiştir?
A) Murgul-bakır
B) Divriği-demir
C) Kütahya-lüle taşı
D) Soma-linyit
E) Zonguldak-taş kömürü

39. Ülkemizde buharlaşmanın en etkili olduğu bölgemiz hangisidir?
A) Akdeniz Bölgesi
B) Ege Bölgesi
C) İç Anadolu Bölgesi
D) Güneydoğu Anadolu Bölgesi
E) Doğu Anadolu Bölgesi

40. Türkiye'de sanayinin en fazla geliştiği bölge Marmara Bölgesi'dir. Sanayi ürünlerinin 1/4'ünden fazlası bu bölgeden elde edilmektedir.
Bölgede sanayi etkinliklerinin bu kadar fazla genişlemesinde aşağıdaki faktörlerin hangisinin etkisinden söz edilemez?
A) Ham madde sağlamasının kolaylığı
B) Ulaşımın kolaylığı
C) Tüketici nüfusunun fazlalığı
D) Pazarlama kolaylığı
E) İş gücü azlığı

41. Aşağıdaki topraklardan hangisinin oluşumunda iklim birinci derecede etkili değildir?
A) terra rossa
B) kahverengi topraklar
C) çorak topraklar
D) alüvyal topraklar
E) podzolik topraklar

42. Türkiye, aşağıdakilerden hangisi bakımından dünyanın en zengin rezervlerine sahiptir?
A) demir B) bor C) bakır
D) kayatuzu E) krom

43. Türkiye'de 1940 yılında MTA Enstitüsü çalışmalarıyla ilk petrol hangi ilimizde bulunmuştur?
A) Diyarbakır
B) Urfa
C) Batman
D) Mardin
E) Adıyaman

44. Kabotaj Kanunu ile limanlarımız arasında yolcu ve yük taşınma hakkı kendi gemilerimize hangi yılda verilmiştir?
A) 1 Temmuz 1926
B) 1 Ağustos 1928
C) 1 Eylül 1929
D) 1 Kasım 1927
E) 1 Ekim 1925

45. Her mevsimi yağışlı ve güneşli gün sayısı az olan bir yöre, aşağıdaki ürünlerden hangisinin tarımı için en elverişlidir?
A)Çavdar
B) Tütün
C) Pamuk
D) Çay
E) Buğday

46. Türkiye'de yıllık nüfus artış hızı en fazla ve en az olan bölgelerimiz aşağıdakilerden hangisidir?
A) Marmara Bölgesi-Karadeniz Bölgesi
B) Marmara Bölgesi-Güneydoğu Anadolu Bölgesi
C) Marmara Bölgesi-Doğu Anadolu Bölgesi
D) Akdeniz Bölgesi-İç Anadolu Bölgesi
E) Karadeniz Bölgesi-Ege Bölgesi

47. Aşağıdakilerden hangisi ülkemizde köyden kente göçün nedenlerinden biri değildir?
A) hızlı nüfus artışı
B) tarım alanlarının miras yoluyla küçülmesi
C) kentlerde iş bulma imkânlarının fazla olması
D) kan davası
E) aileden kopma isteği

48. Aşağıdakilerden hangisi kış sporlarının yapıldığı bir kayak merkezimiz değildir?
A) Uludağ
B) Kartal kaya
C) Palandöken
D) Munzur
E) Zigana

49. Aşağıdakilerden hangisi ihraç ettiğimi: mallardan değildir?
A) kuru ve yaş sebzeler
B) hayvansal ve bitkisel yağlar
C) kahve ve baharat
D) otomobil ve otobüs
E) deri ve giyim eşyası

50. Aşağıdaki hava limanlarımızdan hangisine yurt dışından seferler yapılmaz?
A) Atatürk
B) Adana
C) Adnan Menderes
D) Esenboğa
E) Dalaman

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:14
51. Aşağıdaki parelel ve meridyenlerden hangisi Türkiye'nin matematik konumu söylenirken kullanılmaz?
A) 36 Kuzey Paraleli
B) 42 Kuzey Paraleli
C) 26 Doğu Meridyeni
D) 45 Doğu Meridyeni
E) 28 Doğu Meridyeni

52. Aşağıdakilerden hangisi Türkiye'nin özel konumu dışında yer alır?
A) Üç tarafı denizlerle çevrilidir.
B) Avrupa Kıtasına yakındır.
C) Petrol yatakları doğusunda yer alır.
D) Doğusu ile batısı arasında 76 dk. fark vardır.
E) İki önemli boğaz mevcuttur.

53. Türkiye'de dağların genelde güney yamaçlarının, kuzey yamaçlarından sıcak olmasının sebebi nedir?
A) Ülkemizin kuzey yarım kürede yer alması
B) Başlangıç meridyenin doğusunda olması
C) Akdenize komşu olması
D) Yüksek ve engebeli bir ülke olması
E) Jeopolitik yapısından dolayı

54. Fiziki coğrafya, dağları, tepeleri, akarsuları, gölleri vs. inceleyen coğrafyanın alt dalıdır.
Aşağıdakilerden hangisi fizki coğrafyanın konusunu oluşturur?
A) Nüfus yoğunlukları.
B) Tarım faaliyetleri.
C) Akarsu ağları.
D) Ulaşım ve Turizm faaliyetleri.
E) Madenlerin işletilmesi.

55. Aşağıdakilerden hangisi deprem anında alınacak tedbirlerden değildir?
A) Kat sayısını sınırlandırmak
B) Yerleşim yerlerini dağların tepesine kurmak.
C) Sağlam binalar inşa etmek
D) Kırıklı sahalardan uzak durmak.
E) Binaların temelini sağlam kayaçlar üzerine kurmak.

56. Aşağıdakilerden hangisi depremde en tehlikesiz yerlerden biridir?
A) Muş Ovası.
B) Erzincan Ovası.
C) iskenderun Körfezi.
D) Konya Ovası- Karaman Bölgesi.
E) Adapazarı Ovası.

57. Aşağıdaki ovalardan hangisi kıyı ovası değildir?
A) Bafra ovası.
B) Çukurova.
C) Malazgirt Ovası.
D) Çarşamba Ovası.
E) Silifke Ovası.

58. Çöküntü depremleri daha çok hangi kayaç türlerinin olduğu yerlerde görülür?
A) Platoluk alanlarda.
B) Ormanların geniş yer tuttuğu bölgelerde.
C) Geniş alanlarda
D) Karstik sahalarda
E) Çöküntü ovalarda.

59. Jeolojik devirlerden 1. ve 2. zamanda oluşmuş arazilerde deprem riski azdır. 3. ve 4. zamanda oluşan arazilerde deprem riski fazladır.
Buna göre aşağıdaki yerlerden hangisi deprem riskinin az olduğu bölgedir?
A) Konya bölümü
B) Güney Marmara
C) Taşeli Platosu
D) Mardin eşiği
E) Yıldız (ıstranca) dağları.

60. Türkiye'de yüksek düzlüklerin geniş yer kaplaması aşağıdaki olaylardan hangisine bağlanabilir?
A) Depremlerin yaygın oluşuna
B) Kıta oluşumuna (Epirojenez)
C) Karstik arazilerin yaygın olmasına
D) Dağ oluşumuna (Orojenez)
E) Buzulların etkisine

61. İç kuvvetler enerjisini yerin derinliklerinden (magma) alarak yeryüzünü şekillendirirler. İç kuvvetlerin süreleri birbirinden farklıdır.
Aşağıdakilerden hangisi yeryüzünü en hızlı şekillendiren iç kuvvettir?
A) Epirojenez
B) Orojenez
C) Volkanizma
D) Depremler
E) Kıvrılma

62. Deprem, volkanik faaliyetler ve kaplıcaların görüldüğü yerlerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yeraltı zenginliklerinin fazla olması.
B) Yükseltinin fazla olması.
C) Dış kuvvetler etkilidir.
D) Yer yapısı kırıklı ve genç bir yapıdadır.
E) Karstik arazilerdir.

63. Sularını okyanus bağlantılı deniz veya göllere gönderen akasulara açık havza, gönderemeyenlere kapalı havza denir.
Aşağıdakilerden hangisi bir kapalı havzadır.?
A) Dicle B) Çoruh C) Aras
D) Yeşil ırmak E) Sakarya

64. Bir akasuda merderesler oluşmaya başlamışsa aşağıdakilerden hangisi söz konusudur?
A) Taşıma gücü artmıştır.
B) Boyu uzamıştır.
C) Aşındırma gücü artmıştır.
D) Derin vadilerden akmaya başlamıştır.
E) Hidroelektrik enerji potansiyeli artmıştır.

65. Akasular fiziksel ve kimyasal olmak üzere 2 çeşit aşındırma yaparlar.
Aşağıraki iklimlerden hangisinde kimyasal aşındırma fazladır?
A) Çöl İklimi.
B) Karasal iklim.
C) Ekvatoral iklim
D) Tundra iklimi.
E) Step (bozkır) iklimi.

66. Akarsuların hem aşındırma hem biriktirme yaptğı şekil aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kanyon vadi.
B) Seki (Taraça).
C) Kırgıbayır.
D) Şelale ve dev kazanları.
E) Peneplen araziler (Yontuk düzler)

67. Yeraltı sularındandır. En önemli özelliği sıcak olmasi ve fışkırarak çıkmasıdır.
Aşağıdakilerden hangisi bu kaynak türüdür?
A) Karstik Kaynak.
B) Fay Kaynağı.
C) Artezyen Kaynak.
D) Gayzer Kaynağı.
E) Yamaç Kaynağı.

68. Suyla temas ettiğinde eriyen özellikteki kayaç-lara karstik (kalkerli) kayaçlar denir.
Karstik sahalar en fazla hangi bölgemizde yer alır?
A) Doğu Anadolu Bölgesi.
B) Marmara Bölgesi.
C) Karadeniz Bölgesi.
D) Güneydoğu Anadolu Bölgesi.
E) Akdeniz Bölgesi.

69. Aşağıdakilerden hangisi birikme sonucu oluşan karstik şekillerden değildir?
A) Sarkıt. B) Obruk. C Traverten.
D) Sütun. E) Dikit.

70. Ülkemizde akarsular az su taşımalarına karşılık enerji potansiyelleri fazladır. Bunun sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Yağış rejiminin düzensiz olması.
B) Yükseltinin fazla olması.
C) Yeterince baraj olmaması.
D) Kayaçların geçirimsiz olması.
E) Farlı iklimlerin görülmesi.

71. Akarsularımızın akım durumları göz önüne alındığında, Doğu Anadolu bölgesindeki akarsuların ilkbahar ve yaz başlarında bol su taşımalarının sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Rejimin düzensiz olması.
B) Yükseltinin fazla olması.
C) Kar ve yağmur sularıyla beslenmesi.
D) Yatak eğiminin fazlalığı.
E) Havzalarının geniş olması

72. Aşağıdaki şekillerden hangisi eğimin fazla olduğu yerlerde görülür?
A) Çentik (kertik) vadi.
B) Menderes.
C) Birikinti konisi ve yelpazesi.
D) Delta ovası.
E) Tombolo.

73. Marmara bölgesinde bulanan kapıdağ yarımadası hangi dış kuvvetin sonucudur?
A) Rüzgar biriktirmesi.
B) Akarsu biriktirmesi.
C) Dalga aşırdırması.
D) Gel-git genliği.
E) Dalga biriktirmesi.

74. Ülkemizde akarsuların düzensiz bir rejime sahip olmalarının sebebi nedir?
A) Yarı kurak bir iklimin olması.
B) Kuzey- Güney genişliğinin kısa olması.
C) Yükseltinin fazla olması.
D) Ortadoğuya yakın olması.
E) Ekvatorun kuzeyinde olması.

75. Aşağıdaki şekillerden hangisi akarsu aşındırması sonucu meydana gelmemiştir?
A) Badlands.
B) Kum adacıkları.
C) Peribacası.
D) Peneplen.
E) Boğaz Vadi.

76. Ülkemizde buzul göllerin fazla olmamasının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kırıklı yapının fazlalığı.
B) Akarsuların ülkemizde etkili olması.
C) Buzulların etkisinin yok denecek kadar az olması.
D) Başlangıç mediryeninin doğusunda yer almamız.
E) Tektonik yapının güçlü olması.

77. Aşağıdakilerden hangisi bir volkanik göldür?
A) Tortum.
B) Meke Tuzlası.
C) Van Gölü.
D) Abant.
E) Yedigöller.

78. Türkiye'de Karstik göllerin daha çok Akde-nizde toplanmasının sebebi nedir?
A) Güneyde yer alması.
B) Akdeniz ikliminin görülmesi.
C) Kalkerli (Karstik) sahaların fazlalığı.
D) Torosların yükseltisinin fazla olması.
E) Akarsuların kışın bol su taşıması.

79. Baraj göllerin yapılmasında amaç aşağıdakilerden hangisi değildir?
A) Erezyonu önlemek veya kontrol etmek.
B) Elektrik enerjisi elde etmek.
C) Tarım sahalarını sulamak.
D) Diğer ülkelere suyu satmak.
E) Taşkınları kontrol altına almak.

80. Büyük Çekmece, Küçük Çekmece gölleri oluşumlarına göre hangi gruba girer?
A) Heyelan set gölü.
B) Tektonik göl.
C) Kıyı Set gölü.
D) Volkan gölü.
E) Karstik göl.

81. Türkiye'de birden çok iklim çeşidi görül mektedir. Bu çeşitliliğin sebebi hangisi değildir?
A) Matematik konum.
B) Yükselti.
C) Özel konum.
D) Toprak türü.
E) Engebeli yapı.

82. Türkiye'de ortalama sıcaklıkların en fazla Akdenizde görülmesinin sebebi nedir?
A) Yükselti.
B) Enlem
C) Karstik yapı.
D) Engebeli oluşu.
E) Torosların yükseltisi.

83. Aşağıdaki basınç merkezlerinden hangisi dinamik kökenlidir?
A) Sibirya.
B) Ekvator.
C) Basra.
D) İzlanda.
E) Kutuplar

84. Aşağıdaki rüzgarlardan hangisi günlük ısı farkı sonucu oluşur?
A) Musonlar.
B) Meltemler.
C) Batı rüzgarları.
D) Alizeler.
E) Kutup rüzgarları.

85. Aşağıdakilerden hangisi artarsa rüzgarın hızı artar?
A) Basınç merkezleri arasındaki uzaklık.
B) Yükselti.
C) Basınç farkı.
D) Denizel etkinin artması.
E) Nem oranının yükselmesi.

86. Aşağıdaki rüzgarlardan hangisi ülkemizde etkili değildir? .
A) Lodos.
B) Karayel.
C) Samyeli.
D) Muson.
E) Yıldız.

87. Türkiye'deki yağışların dağılışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) En az yağışı G.D.A. bölgesi alır.
B) Kış aylarında yağış olan yerler vardır.
C) D. Karadeniz en fazla yağış alan bölümdür.
D) Dağların kıyıya bakan yamaçları daha çok yağış alır.
E) Kışın en yağışlı bölgeler, Akdeniz, Ege ve Karadenizdir

88. İnsanların orman bölgelerin tahrip etmesi sonucu oluşan bozkırlara "Antropojenik" bozkır denir. Hangi bölgede bu tür bozkırlara rastlamak mümkündür?
A) Marmara.
B) Ege.
C) Karadeniz.
D) Akdeniz.
E) Doğu Anadolu.

89. Türkiye'de farklı bitki örtüsünün görülmesinde aşağıdakilerden hangisinin etkisi yoktur?
A) İklim çeşitliliği.
B) Yeryüzü şekilleri.
C) Toprak.
D) Bakı.
E) Meridyen farkı.

90. Ormanlık yerlerde şeritler halinde ağaçsız bölge açılmasının sebebi nedir?
A) Tarla açmak.
B) Ormanın gür olmasını sağlamak.
C) Ulaşımı kolaylaştırmak.
D) Yangınların önlenmesi ve müdahale.
E) Piknik alanı açmak

91. Aşağıdakilerden hangisi toprak oluşumunu hızlandıran faktörlerden değildir?
A) İklim.
B) Ana kayacın durumu.
C) Yükselti.
D) Biyolojik faktörler.
E) Zaman faktörü.

92. Türkiye'de iklimi dikkate alırsak çay tarımı hangi toprak türünün üzerinde yapılır?
A) Terra- Rossa
B) Kestane renkli step toprakları
C) Çernezyum (Kara topraklar)
D) Laterit topraklar.
E) Podzol topraklar.

93. Aşağıdaki toprak türlerinden hangisi yerli toprak değildir?
A) Podzol
B) Moren
C) Terra- Rossa
D) Rendzina
E) Çernezyumlar

94. Aşağıdakilerden hangisi bir yerde nüfus yoğunluğunun artmasına sebep olmaz?
A) Endüstrinin gelişmesi.
B) Turizmin gelişmesi.
C) Ticaretin artması.
D) Mera hayvancılığı yapılması.
E) Geleneksel tarım yöntemleri uygulaması.

95. ülkemizde nüfusun önemli bir kısmı kıyılarda toplanmıştır. Bunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
A) İklimin elverişli olması.
B) Balıkçılığın kıyıda gelişmiş olması.
C) Yerşekillerinin durumu.
D) Hayvancılığın gelişmiş olması.
E) Yağışın fazla olması.

96. Yayla, Mezra, Divan gibi yerleşmelerin köy lerden farkı nedir?
A) Nüfuslarının fazla olması.
B) Sürekli olmamaları.
C) Çok geniş bir alana yayılmış olmaları.
D) Ormanlık sahalarda yaygın olmaları.
E) Tarım ve hayvancılığın temel geçim kayneğı olması.

97. Türkiye'de en fazla göç veren bölgeleri ortak özelliği aşağıdakilerden hangi değildir?
A) Yeraltı zenginlikeri yeterli değildir.
B) Yerşekilleri engebelidir.
C) Tarım alanları yeterli değildir.
D) Endüstri gelişmemiştir.
E) Ticaret gelişmemiştir.

98. Ülkemizde nüfusun hızlı artmasının olum sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kalkınma hızı azalır.
B) Sanayide gerekli işgücü artar.
C) Demografik yatırımlar artar.
D) Tüketim artar.
E) Çevre sorunları artış gösterir.

99. Türkiye'de tahıl tarımına ayrılan saha ve üretim artarken halen dışarıdan tahıl almamızın sebebi nedir?
A) Kalkınma hızımızın artması.
B) Bizdeki tahılın kalitesiz olması.
C) Nüfus ve tüketimin artması.
D) Tahılımızın sağlıksız olması.
E) Fiyatının çok yüksek olması.

100. Sanayi tesisleri kurulurken hammaddeye yakınlığı dikkate alınır.
Aşağıdaki tarım ürünlerinden hangisi sanayi tesisleriyle paralellik gösterir?
A) Tütün
B) Zeytin
C) Buğday
D) Şeker Pancarı
E) İncir

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:16
101. Bazı ürünlerin üretimi ya devlet eliyle yada devlet kontrolünde yapılır.Aşağıdaki ürünlerin hangisi bu tanıma uyar?
A) Buğday
B) Zeytin
C) Mısır
D) Haşhaş
E) Arpa

102. Aşağıdakilerden hangisi yenilebilir enerji kaynakları sınıfına girmez?
A) Hidroelektrik
B) Jeotermal
C) Taş kömürü
D) Rüzgar
E) Güneş

103. Ülkemizde sanayi kollarının önemli bir kısmının Marmarada toplanmasının sebebi nedir?
A) Nüfusun fazla olması.
B) Eski bir başkent olması.
C) Jeopolitik önemi ve ulaşım yollarında olması.
D) Karadenize yakın olması.
E) Küçük bir bölge olması.

104. Kümes hayvancılığının büyük şehirler etrafında toplanma sebebi nedir?
A) Sağlık hizmetleri (Veteriner).
B) Tüketimin daha çok buralarda olması.
C) Büyükşehirlerin batıda olması
D) Depolama sistemlerinin iyi olması.
E) Sanayinin buralarda toplanması.

105. Ulaşım koşullarının zor olmasının sebebi nedir?
A) Pahalı olması.
B) Kalitesiz olması.
C) Eğitim seviyesinin düşük olması.
D) Engebenin fazla olmasından dolayı maliyetlerin yükselmesi.
E) Özel teşebbüs yol yapımına girmemesi.

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:17
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
b d e d c b d a c a
11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
b e b c d a d b e c
21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
a c b d d a b e c d
31 32 33 34 35 36 37 38 39 40
a b d b a b c c d e
41 42 43 44 45 46 47 48 49 50
d b c a d a e d c b
51 52 53 54 55 56 57 58 59 60
e d a c b d c d d b
61 62 63 64 65 66 67 68 69 70
d d c b c b d e b b
71 72 73 74 75 76 77 78 79 80
c a e a b c b c d c
81 82 83 84 85 86 87 88 89 90
d b d b c d a a e d
91 92 93 94 95 96 97 98 99 100
c e b d a b a b c d
101 102 103 104 105
d c c b d

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:19
1. Tarih biliminin kendine özgü bazı özellikleri vardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu özelliklerden değildir?
A) Olayların zamanını belirtmesi
B) Olaylar arasında ilişki kurması
C) Olayların yerini belirtmesi
D) Tekrarlanabilir olayları ele alması
E) Olayların analizini yapması

2. Tarihte yaşanan olayların mutlaka bir sebebi aynı zamanda sonucu vardır.
- Savaşlar
- Göçler
- Din
- Ticaret
- Tarım
Yukarıda, insanları ilgilendiren bazı gelişmeler verilmiştir.
Aşağıdakilerden hangisi tarih öncesi dönemlerde insanlar arasındaki kültürel etkileşime daha fazla sebep olmuştur?
A) Savaşlar B) Göçler C) Din D) Ticaret E) Tarım

3. "Tarih başlar'' cümlesinin bilimsel açıdan cevabı aşağıdakilerden hangisidir?
A) ilk İnsanla
B) Ateşin bulunmasıyla
C) Yazının icadıyla
D) Hicret ile
E) Hz. İsa'nın doğumu ile

4. Yukarıdaki bilgiye göre; İnsanların "Maden Devrine" geçmesinin yeni maden işlem-ciliği yapmaya başlamalarının en önemli sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Barutun bulunması
B) Ateşin bulunması
C) Yerleşik hayata geçmeleri
D) Para basma ihtiyacı
E) İlkçağ'a geçmeleri

5. Aşağıdakilerden hangisi Cilalıtaş Devrinin özelliklerinden biri değildir?
A) Toplumsal hayata geçiş
B) Üreticiliğin başlaması
C) Hayvanların evcilleştirilmesi
D) Ağaçtan ve kerpiçten evler yapılması
E) Ateşin bulunması

6. Takvim "Güneş yılı" ve "Ay Yılı" esaslı olarak 2 çeşittir.
Aşağıdaki takvimlerden hangisi güneş yılı esasına göre düzenlenmemiştir?
A) Hicri Takvim
B) Miladi Takvim
C) Celali Takvim
D) Rumi Takvim
E) 12 Hayvanlı Türk Takvimi

7. İnsanların ilk anlarından itibaren barınma ihtiyacı olmuştur. Çeşitli zamanlarda çeşitli mekanlarda barınmışlardır.
Yukarıdaki bilgiye göre insanların mağra-larda yaşadıkları ve mağara duvarlarına resimler yaptıkları dönem aşağıdakilerden hangisidir?
A) Tunç Devri
B) Cilalıtaş Devri
C) Yontmataş Devri
D) Bakır Devri
E) Demir Devri

8. İlkçağ'da Anadolu birçok uygarlığa beşiklik yapmıştır.
Aşağıdaki uygarlıklardan hangisi bunlardan biri değildir?
A) Hititler B) Asurlar C) Frigler D) Lidyalılar E) Urarturlar

9. İlkçağ'da Mezopotamya'da birçok uygarlık kurulmuştur.
Aşağıdakilerden hangisi bu uygarlıklardan biri değildir?
A) Sümerler B) Akadlar C) Babiller D) Mikenler E) Asurlular

10. ilk çağ Medeniyetlerinden bir çoğunda birden fazla medeniyet bulunurken Mısır'da yalnızca bir tane uygarlık vardır.
Aşağıdakilerden hangisi bunun sebebini en iyi açıklar?
A) Mısırların çok güçlü bir medeniyet olması
B) Etrafındaki uygarlıkların Mısır'a saldırmaya cesaret edememesi
C) Çevresindeki uygarlıkların iç savaşla meşgul olması
D) Mısır'ın etrafının çöller ve denizlerle çevrili olması
E) Kendine komşu olan uygarlıklarla iyi geçinmesi

11. - Kralları Hammurabi Sümerler'den etkilenerel kanun hazırlamıştır.
- Yaptıkları asma bahçeleri dünyanın 7 harika sından biridir.
- Mezopotamya'da kurulmuşlardır.
Yukarıda bahsedilen medeniyet aşağıdaki terden hangisidir?
A) İyonlar B) Frigler C) Çinliler D) Persler E) Babiller

12. - Tarihteki ilk alfabeyi yapmışlardır.
- Latin alfabesinin gelişimine katkıda bulu; muşlardır.
- Deniz koloniciliği ile uğraşmışlardır.
Yukarıda hakkında bilgi verilen Medeniyi aşağıdakilerden hangisidir?
A) Roma B) Hellen C) Fenikeliler D) Yunanlılar E) Medler

13. iran Medeniyeti 2 farklı uygarlıktan oluşmuştı
Persler aşağıdaki Medeniyetlerden hangi; ni yıkarak o medeniyetin topraklarında k rulmuştur?
A) Medler B) Urarturlar C) Girit
D) Hint E) İonlar

14. Bölgelerine gelen Ariler tarafından oluşturul "KAST" sisteminden dolayı halkı arasında sı farklılıkları oluşmuştur. Bu yüzden tam bir n let olma özelliğini gösterememişlerdir.
Yukarıda bahsedilen medeniyet aşağıda lerden hangisidir?
A) Çin B) Hint C) Mısır
D) iran E) Ege

15. Hellen Medeniyeti, Makedonya Kralı Büyük İskender'in Asya seferi sonunda doğu ve batı kültürünün kaynaşması sonucu oluşmuştur.
Aşağıdaki Medeniyetlerden hangisi Hellen Medeniyetinin oluşmasına katkıda bulunmamıştır?
A) Avrupa
B) Anadolu
C) Çin
D) Mezopotamya
E) Mısır

16. - İlk Çağ'ın en büyük köleci devletidir.
- 12 Levha kanunları meşhurdur.
- Bu kanunlar günümüzde Roma Hukuku'nun temelini oluşturur.
Yukarıda bilgilerde verilen uygarlı aşağıda-kilerden hangisidir?
A) Hellen
B) Mezopotamya
C) Çin
D) Fenikeliler
E) Roma

17. Aşağıdaki Medeniyetlerden hangisi ticareti daha da kolaylaştırmak için tarihte ilk kez parayı icad etmişlerdir?
A) Urarturlar
B) Uygurlar
C) Akadlar
D) Lidyalılar
E) İyonlar

18. Aşağıdaki medeniyetlerden hangisinin Sparta Polis, Atina Polis gibi şehir devletleri vardır?
A) Asurlar B) Yunan C) Orta Asya D) Klistenes E) İbraniler

19. Tarihte tek tanrılı inanca sahip ilk devlettir. - Doğu Akdeniz Medeniyetleri İçindedir.
Yukarıda bahsedilen Medeniyet aşağıdaki şıklardan hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Mısır B) ibraniler C) Sümerler D) Hititler E) Elamlar

20. -Tarihte ilk yazılı antlaşmayı Mısır'la imzalamıştır.
- Tarihte ilk kez tarafsız tarih yazıcılığı örneğini vermiştir.
Yukarıda bahsedilen devlet aşağıdakiler-den hangisidir?
A) Frigler B) Çin C) Persler
D) Hititler E) Akadlar

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:20
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
d a c b e a c b d d e c a b c
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
e d b b d

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:21
. Türklerin ana yurdu Orta Asyadır. Ancak Türkler çeşitli sebeplerden dolayı ana yurtlarından göç etmek zorunda kalmışlardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu sebeplerden biri değildir?
A) Nüfus artışı
B) Kuraklık
C) Temel dinleri olan Gök Tanrı dininin emretmesi
D) Hayvan hastalıkları
E) Dış Baskılar

2. İslamiyet öncesinde Türkler bir çok devlet kurmuşlardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu devletlerden biri değildir?
A) Asya Hun Devleti
B) Avrupa Hun Devleti
C) I. Göktürk Devleti
D) Karahanlılar
E) Uygurlar

3. İslam Öncesi Türkler çeşitli sebeplerle ana yurtları olan Orta Asya'dan göç etmek zorunda kalmışlardır.
Aşağıdaki yerlerden hangisi Türklerin göç ettiği yerler arasında bulunmaz?
A) Sibirya
B) Mezapotamya
C) Anadolu
D) Batı Avrupa
E) Doğu Avrupa

4. İslamiyet öncesi Türklerden bize kalan sanat eserleri genelde taşınabilir nitelikte olmuştur. (Kemer tokası, heykelcikler, süs eşyaları gibi)
Aşağıdakilerden hangisi bunun sebebini en iyi şekilde açıklar?
A) Türklerin bu dönemde genelde göçebe hayat tarzı yaşamaları.
B) Bu tarz eserlerin yapımının daha kolay olması
C) Türklerin sanatlarından etkilendiği medeni yetlerin genelde bu tarzda eser vermeleri
D) Türklerin savaşçılık özellikleri
E) Ölümden sonraki hayata inanmaları

5. İslamiyet öncesi Türk tarihinin bazı ortak özel likleri vardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu özelliklerde değildir?
A) Atlı göçebe hayat yaşamları
B) Halk arasında belirgin sınıf farklılıklarını olması
C) Değişik coğrafi alanlarda devletler kurmalc rı
D) Devlet idarecilerine genelde "Han, Hakar Kağan" gibi unvanlar vermeleri
E) Çoğunlukla devleti "ikili teşkilat" kurarak yönetmeleri

- İslamiyet öncesi Türk tarihinde kurulan i devlet olarak bilinir.
- Bilinen ilk hükümdarı Teomandır.
- Bu dönemde Çinlilere karşı yapılan seferle den dolayı Çinliler, Çin Seddi'ni yapmak zoru da kalmışlardır.

6.Yukarıda bazı özellikleri belirtilen Türk De leti aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kutluk Devleti
B) Uygurlar
C) Avarlar
D) Asya Hun Devleti
E) Avrupa Hun Devleti

7. - Kurucusu "Balamir"dir.
- Avrupada kurulan ilk Türk Devletidir.
- En Güçlü zamanını Atilla zamanında yaşanmıştır.

Yukarıda bazı özellikleri belirtilen Türk Devleti hangisidir?
A) Batı Hun Devleti
B) II. Göktürk Devleti
C) Hazarlar
D) Macarlar
E) Bulgarlar

8. Kuzey Hunlarından bir kısmının Karadeniz'in kuzeyinden geçerek buradaki kavimleri göçe zorlamaları sonucunda oluşmuştur.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki boşluğu en iyi şekilde doldurur?
A) Kavimler göçü
B) Yüzyıl Savaşları
C) Haçlı seferleri
D) Anadolu'nun Türk yurdu olması
E) Ak Hunlar'ın kurulması

9. Aşağıdakilerden hangisi Kavimler Gö-çü'nün sonuçları arasında gösterilemez?
A) Roma imparatorluğu 2'ye ayrılmıştır.
B) İlkçağ sona erdi, Ortaçağ başladı.
C) Roma Medeniyeti'nin temeli atıldı.
D) Avrupa- Hun Devleti kuruldu.
E) Feodalite (Derebeylik) rejimi kuruldu

10. - Bizans'ı (Doğu Roma'yı) vergiye bağladı.
- Roma seferine çıktı.
- Ölümünden sonra taht kavgaları ve dış baskıları sonucu devleti yıkıldı.
Yukarıda bahsedilen Türk hükümdarı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bumin Kağan B) Atilla
C) Teoman D) Mete Han
E) Balamir

11. İslamiyet öncesi Türk Tarihini incelemek bir tarihçi için hiç de kolay değildir.
Aşağıdakilerden hangisi bunun sebebini en iyi biçimde açıklar?
A) Yeterli belge bırakmamalın
B) Belgeleri dayanaksız malzemelerden yapmaları
C) Göçebe hayat tarzını benimsemeleri
D) Çevresindeki devletlerden kız alıp evlenmeleri
E) İslam öncesi Türklerin geniş coğrafyaya yayılmaları

12.- Tarihte Türk adını kullanan ilk Türk devletidir.
- Avarları yenerek kurulmuştur.
- Orta Asya'da, Asya Hunlarından sonra siyasi birliği sağlayan 2. devlettir.
Yukarıda özellikleri verilen Türk Devleti hangisidir?
A) Kırgızlar
B) Sibirler
C) I. Göktürk Devleti
D) Uygurlar
E) Gazneliler

13. İslamiyet öncesi kurulmuş Türk Devletleri içinde sınırları en geniş olanı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Avrupa Hun Devleti
B) Asya Hun Devleti
C) Türgişler
D) Karluklar
E) I. Göktürk Devleti

14.1. En güçlü devrini Bilge Kağan döneminde yaşamıştır.
II. Bilge Kağan, kardeşi Kültigin ve Veziri Ton-yukuk adına Orhan (Göktürk) Abideleri yaptırılmıştır.
III. Kurcusu Kutluk Kağan'dır.
IV. Hristiyanlığı kabul ederek Milli benliklerini kaybetmişlerdir.
V. Basmil, Karluk ve Uygur isyanıyla yıkılmıştır.

Yukarıdakilerden hangisi II. Göktürk Devleti ile İlgili bilgilerden biri değildir?
A)V. B) IV. C)III.
D) II E) I.
15. I. islam öncesi kurulan Türk Devletleri arasında yerleşik hayata geçen ilk devlettir.
II. Maniheizm dinin seçen ilk Türk devletidir.
III. Afrika'da kurulan ilk Türk devletidir.
IV. Karluk, Basmil ve Uygurlar tarafından kuruldu.
V. Yaradılış Destanı bu devlete aittir.

Yukarıdaki bilgilerden hangileri Uygurlar Devletine ait değildir?
A) I. B) II. C) III.
D) IV. E) V.

16. islamiyet öncesi kurulan ilk Türk Devletlerinden olan Uygurlar, diğer Türk devletlerine göre en gelişmiş medeniyete sahip olanıdır.
Aşağıdakilerden hangisi Uygurlar'a ait özelliklerden değildir?
A) Türk Devletleri arasında matbaa ve kâğıdı kullanan ilk devlettir.
B) Oğuzlar tarafından yıkılmıştır.
C) Mimari esen veren ilk Türk devletidir.
D) Tarımla uğraşan ilk Türk devletidir.
E) ilk Türk-islam Devleti olan Karahanlılarla
din yüzünden savaştılar.

17. İslamiyet öncesi bir çok Türk devleti kurulmuştur. Aynı dönemde de diğer Türk boyları vardır.
Aşağıdakilerden hangisi bu boyların arasında değildir?
A) Andallar B) Peçenekler C) Sibirler D) Kırgızlar E) Macarlar

18. İslamiyet öncesi Türkler, ana dinleri olan Göktanrı dininin haricinde bir dine girdiklerinde
(Hristilyanlık gibi) milli varlıklarını kaybetmişlerdir. Halbuki, Türkler islam'a girdiklerinde isemilli varlıklarını devam ettirmişlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi yukarıdaki bilgileri en iyi şekilde açıklar?
A) İslam'ın, Türklerin milli benlikleriyle çok fazla ortak özellik taşıması
B) İslamın, bu dine girenlere baskı yapması
C) Hristiyanların Türkleri küçük görmesi
D) Türklerin boylar halinde yaşaması
E) Türklerin yerleşik hayata geç başlamaları

19.1. Tudun: Vergi Memuru
II. Balbal: Ölen kişinin savaşta öldürdüğü kişi kadar mezarını başına dikilen heykel
III. Yuğ: Dini tören
IV. Buyruk: Emir
V. Aygucı: Başbakan
Yukarıdaki islam öncesi Türk kültüründe bulunan bazı terimler ve anlamları verilmiştir. Bunlardan hangisi yanlış verilmiştir?
A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

20. İslam öncesi Türk kültürüne ait bir terim olan "Töre'nin manası aşağıdakilerden hangisin de doğru olarak verilmiştir?
A) Ordunun bir bölümü
B) Hükümdarın kardeşi
C) Hükümet
D) Mezarlar
E) Yazısız hukuk kuralları

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:21
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
c d c a b d a a c b e c e b c
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
b a a d e

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:22
1. İslam öncesi Arabistan'ın sosyal durumu arasında aşağıdakilerden hangisi görülmez?
A) Sosyal eşitlik
B) Kölecilik
C) Putperestlik
D) Kadına fazla değer verilmiyordu
E) Edebiyat gelişmiştir

2.Hz. Muhammed'e ilk inanan 4 kişi aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) Hz. Hatice, Hz. Ömer, Hz. Ayşe, Hz. Ali
B) Hz. Ayşe, Hz. Osman, Hz. Talha, Hz. Ali
C) Hz. Hatice, Hz. Ali, Hz. Ebubekir, Hz. Zeyd
D) Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali
E) Hz. Cafer, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin,Hz. Ömer

3.Peygamber Efendimiz 622 yılında Mekke'den Medine'ye kendilerine yapılan zulümler neticesinde Hicret etmiştirlerdir. Peygamber Efendimizle beraber göç edenlere Medineli yerli müslümanlara denir.

Yukarıdaki paragraftaki boşluklara sırasıyla aşağıdaki seçeneklerden hangisi doğru olarak konur?
A) Gazur, Seriyye
B) Ensar, Tabiin
C) Muhacir, Sahabi
D) Muhacir, Ensar
E) Seriyye, Tebe-ı Tabiin

4.- 624'de yapılmıştır.
- Müslümanlar Mekke'de yağmalanan mallarına karşı Mekkelilerin kervanlarının yolunu kesmesi sonucu başlar.
- Müslümanların ilk zaferidir.

Yukarıda bazı özellikleri verilen savaş aşağıdakilerden hangisidir?
A) Bedir
B) Uhud
C) Hudeybiye
D) Hayber'in fethi
E) Mekke'nin fethi

5.- 628'de Müslümanlar Hac için Mekke'ye gitmek istemiş ancak Müşrikler kabul etmemiştir.
- Antlaşmaya göre her iki taraf birbirleriyle 10 yıl savaşmayacak.
- Müslümanların o yıl Mekke'ye girmeyecek, gelecek yıl 3 günlüğüne Mekke'ye girebilecek.

İslam tarihinde gerçekleşen, yukarıda özel-lekleri verilen olay aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hendek Savaşı
B) Hudeybiye Antlaşması
C) Taif Seferi
D) Tebük Seferi
E) Kadiz Savaşı

6.- Kur'an-ı Kerim kitap haline getirilmiş
- Arabistan dışında ilk fetihlere başlanmış

Yukarıdaki bilgiler aşağıda verilen hangi halife döneminde olmuştur?
A) Hz. Ömer B) Hz. Osman
C) Hz.Ebubekir D) Hz. Ali
E) Sultan Baybars

8. - Emevi Devlet'inin yıkılmasının ardından kaçan Emevi hanedanı tarafından ispanya topraklarında kuruldu.
- Avrupa'nın ilim ve kültür merkezi olan Kurtu-ba'yı kurdular.
- Hristiyanların saldırıları sonunda yıkılmasının ardından aynı bölgede Beni Ahmer Devleti kurulmuştur.

Yukarıda, hakkında bazı bilgiler verilen devlet aşağıdakilerden hangisidir?
A) Abbasiler B) Fatımiler C) Eyyubiler D) Memlükler E) Endülüs Emevileri

9. I. Emevi topraklarında kurulmuştur.
II. Bağdat'ı hem ilim, kültür merkezi hem de başkent yaptılar.
III. En parlak devrini halife Harun Reşit döneminde yaşamıştır.
IV. Emeviler gibi "Milliyetçilik" politikasını gütmüşlerdir.
V. Türkler bu devlette önemli görevlere gelmiştir.

Yukarıda Abbasiler devleti ile ilgili verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?
A) I. B) II. C) lil. D) IV. E) V.

10. I. Bu dönemde Avrupa'da ilk fetihler başlamıştır.
II. Her müslümanı eşit görmüşlerdir.
III. Büyük Selçuklu saldırıları sonunda yıkılmıştır.
IV. İslamın ilk parası bastırılmıştır.
V. İlk İslam polis ve posta teşkilatı kurulmuştur.

Yukarıdaki maddelerden hangileri Emeviler Devleti ile ilgili değildir?

A) Yalnızl B) II. ve III C) III ve IV D) Yalnız IV E) IV ve V

11. Aşağıdakilerden hangisi ilk Türk-İslam devletlerinden değildir?

A) Karahanlılar B) Tolunoğulları
C) Sibirler D) İhşidiler
E) Gazneliler

12. - Tarihte bilinen ilk Türk- islam Devletidir
- Türkçeyi resmi dil olarak kabul etmiştir.
- İlk Türk-İslam sanat eserleri bu dönemde verilmiştir.

Yukarıda verilen bilgiler aşağıdaki hangi devlete aittir?
A) Büyük Selçuklular
B) Anadolu Selçukluları
C) Osmanlılar
D) Harzemşahlar
E) Karahanlılar

13. Gazneliler devletinin en parlak zamanı Gazne-li Mahmut devrinde yaşanmıştır. Bu dönemde ilk kez "sultan" unvanını kullanmıştır
düzenlediği 17 seferle meşhurdur. Bu sayede Malezya, Endonezya gibi Hint okyanusundj bulunan bazı bölgeler islam'la tanışmışlardır.
Gazneliler hakkında yukarıdaki paragrafü belirtilen boşluğa en uygun, aşağıdaki se çeneklerden hangisi getirilmelidir?
A) Hindistan
B) Moğolistan
C) Filipinler
D) Çeçenistan
E) Kudüs

14. 1040 yılında iki müslüman grup arasında düzenlenen Dandanakan Savaşı neticesinde bir taraf yıkılma sürecine girmişken diğer taraf kurulmuştur.
Kurulan
Karahanlılar
Büyük Selçuklu
Anadolu
Selçukluları
Tolunoğulları
ihşitler
Aşağıdakilerden hangi seçenek yukarıdaki bilgiyi en doğru biçimde açıklar?
Yıkılma Sürcine Giren
A) Moğollar
B) Gazneliler
C) Harzemşahlar
D) Abbasiler
E) Tolunoğulları

15. Büyük Selçuklular zaman içinde islam dünyasının koruyuculuğunu üstlenmiştir.
Yukarıdaki bilgiyi söyleyebilmemize sebep olan olay aşağıdaki seçeneklerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?
A) İslam Dünyasına baskı kurmuştur.
B) İdarecileri baskı ve şiddet yoluna gitmişlerdir.
C) Abbasi Halifesini Şii Büveyhoğullarının elinden kurtarmıştır.
D) Moğollara karşı islam dünyasını korumuştur.
E) Haçlı seferlerine karşı tek başına mücadele etmiştir.

16. Büyük Selçuklular, Oğuzların Kınık boyundandır. Kurulmadan önce Gaznelilerin egemenliğinde yaşamaktaydılar.
Aşağıdakilerden hangisi Büyük Selçuklulara ait bir özellik değildir?
A) En geniş sınırlarına Melikşah döneminde kavuşmuştur.
B) Sultan Alparslan devrinde Anadolu'nun kapıları Türkler'e açılmıştır.
C) Anadolu'da ilk beylikler kurulmuştur.
D) Moğollar ilk kez yenilgiye uğratılmıştır.
E) Abbasi halifesi Şii Büveyhoğulları'nın elinden kurtarılmıştır.

17. Aşağıdakilerden hangisi ilk Türk-İsiam Devletlerinde görülen özelliklerden değildir?
A) Sınıf ayrımı ve Kölelik yoktur.
B) Halk yönetime doğrudan katılmaktaydı.
C) Ülke Toprakları bölge ve eyaletlere ayrılıyordu.
D) Ordu Has, İkta ve Eyalet ordusu olarak 3'e ayrılmıştır.
E) Guleman-ı saray ordusu, Hassa ordusununiçinden seçilirdi.

18. Moğollar devletinin kurucusu Cengizhan ölmeden önce topraklar, oğulları arasında yönetim açısından paylaştırmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi Cengiz Han'ın ölümünden sonra kurulan devletlerden biri değildir?
A) Altınorda B) Eyyubiler
C) ilhanlılar D) Çağatay Hanlığı
E) Kulibay Hanlığı

19. Türkler Dünyanın birçok bölgesinde devlet kurmuşlardır. Aşağıdaki devletlerden hangisi Mısır'da kurulmamıştır?
A) Harzemşahlar
B) İhşitler (Akşitler)
C) Eyyubiler
D) Memlükler
E) Tolunoğulları

20. - Hindistan'daki en önemli Türk- İslam devleti olmuştur.
- En önemli eserleri Tac-Mahal olmuştur.
-19. yüzyılın ortalarında ingilizlerin ingilizlerin işgalliyle yıkılmıştır.

Yukarıda hakkında bilgi verilen devlet aşağıdakilerden hangisidir?
A) Şii Büveyhoğulları
B) Sahipata Oğullar
C) Memlükler
D) Babürler
E) Mekke'nin fethi

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:23
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
a c d e a b c e d b c e a b c
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
d b b a d

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:24
1. 1071'de Büyük Selçuklularla Bizans arasında yaşanan Malazgirt Meydan Muharebesiyle Anadolu'nun kapıları Türkler'e açılmıştır. Böylece Anadolu'da ilk Türk Beylikleri kurulmuştur.
Aşağıdakilerden hangisi bu beyliklerden biri değildir?
A) Mengücekler B) Menteşeoğulları
C) Danışmentier D) Saltuklar
E) Artuklar

2. Malazgirt Muharebesinin ardından Anadolu'da ilk Türk Beylikleri kurulmuştur.
Aşağıda bu beyliker ve kuruldukları merkezler verilmiştir. Bu seçeneklerden hangisinde eşleştirme yanlış olarak verilmiştir?
A) Mengücekler - Erzincan
B) Saltuklar - Erzurum
C) Danişmentler - Sivas
D) Çaka Beyliği - izmir
E) Artuklar - Bitlis

3. 1071 Malazgirt Savaşının ardından Anadolu'da kurulan ilk beyliklerin bazı özellikleri vardır. Aşağıdakilerden hangisi bu özelliklerden biri değildir?
A) Anadolu'ya gelmeden önce Hristiyanlardı.
B) Büyük Selçuklular'a bağlı komutanlar tarafından kuruldu.
C) Anadolu'yu Türkleştirmede en önemli etken olmuşlardır.
D) Anadolu'yu Bizans, Gürcü, Ermeni saldırılarından korudular.
E) Önce Büyük Selçuklular'a ardından Anadolu Selçuklular'a bağlı olarak yaşadılar.

4. Anadolu Selçuklular'ı Anadolu'da Büyük Selçuklular'a bağlı olarak kurulmuştur.
Aşağıda belirtilen hükümdarlardan hangisi Anadolu Selçuklular'ın hükümdarlarından biri değildir?
A) Kutalmışoğlu Süleyman Şah
B) I. Kılıçarslan
C) Satuk Buğra Han
D) II. Kılıçarslan
E) Alaadin Keykubat

5. 1176 'da II. Kılıçarslan döneminde Bizans'la Miryokefalon Savaşı yapılmıştır. Bu savaşın neticesinde;
I. Anadolu kesin Türk yurdu haline geldi.
II. Bizans savunmaya çekildi.

III. Haçlı Seferleri başladı.
IV. Bizans Türkleri Anadolu'dan atma ümidi sona erdi.

gibi gelişmelerden hangileri gerçekleşmiştir?
A) I ve II B) II ve III C) Yalnız III D) III ve IV E) Yalnız IV

6. Anadolu Selçukluları zamanında;
- Kervansaraylar yapılmıştır.
- Vergilerde indirim yapılmıştır.
- Tüccarların mallarına sınırlarımız dahilinde sigorta yapılmıştır.
- Antalya ve Sinop gibi önemli ticaret limanları fethedilmiştir.

gibi faaliyetlerin ortak amacını aşağıdakilerden hangisi en iyi biçimde açıklar?
A) imar faaliyetlerine önem vermişlerdir.
B) Vergiye ihtiyaçları yoktur.
C) Deniz kıyılarına önem veriyorlardı.
D) Ticarete önem veriyorlardı.
E) Sigortacılık gelişmiştir.

7. Alaadin Keykubat döneminde Anadolu'da Mo ğol tehlikesinden uzak kalabilmek amacıyla;
I. Moğollar da bağlılık bidirilmiştir.
II. Anadoludaki yıpranmış kaleler tamir edildi.

III. Bu kalelere askerler yerleştirildi.
IV. Haçlılarla işbirliği yapılmıştır.
V. Eyyubiler ve diğer Müslüman beyliklerle iç birliği yapıldı.

gibi faaliyetlerden hangileri yapılmamıştır
A) I ve II B) II ve III C) Yalnız II D) Yalnız IV E) IV ve V

8. Aşağıda Anadolu Selçukluları nın hükümdarları ve dönemlerinin en önemli özellikleri belirtilmiştir. Bu eşleştirmelerden hangisi yanlış olarak verilmiştir?
A) I. Kılıçarslan: Moğollar yenilmiştir
B) Kutalmışoğlu Süleyman Şah: Anadolu Selçukluların kurucusu.
C) II. Kılıçarslan: Anadolu kesin Türk yurdu haline gelmiştir.
D) Alaadin Keykubat: En parlak dönemi yaşatmıştır.
E) II. Gıyaseddin Keyhüsrev: Anadolu Selçukluları yıkılış devrine girmiştir.

9. Anadolu Selçukluları 1230'da Harzemşahlar'la Yassıçemen Savaşını yapmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu savaşma ilgili değildir?
A) Harzemşahlar yıkılma sürecine girmiştir.
B) Anadolu Selçuklular'ı kurulma sürecine girmiştir.
C) Anadolu Selçuklukları, Moğollarla komşu olmuştur.
D) Harzemşahların Doğu Anadolu'ya göz dikmesi üzerine savaşmışlardır.
E) Harzemşahlar, Anadolu'ya Moğollar'ın önünden kaçarak gelmişlerdir.

10. 1243'te Anadolu Selçuklular'ı ile Moğollar arasında yaşanan Kösedağ Savaşı'nın ardından bazı gelişmeler yaşanmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu gelişmelerden biri değildir?
A) Anadolu Selçuklu Devleti yıkılışa geçti.
B) Moğollar büyük bir darbe almıştır.
C) Moğollar Anadolu'yu istila ettiler.
D) Anadolu'da siyasi birlik bozuldu.
E) Selçuklu Sultanlarını Moğollar atamaya başladı.

11. XI. ve XIII. yüzyıllar arasında Avrupalılar Hris-tiyan birliği oluşturarak Müslümanların üzerlerine saldırılar düzenlemişlerdir. Bunlara Haçlı Seferleri denmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi Haçlı Seferleri ile ilgili bir bilgi değildir?
A) Toplam 4 tane olmuştur.
B) 4'ü Anadolu üzerinden, 4'ü Mısır üzerinden olmuştur.
C) Haçlı Seferleri'nde ortak hedef Müslümanlardı.
D) Orta Çağ'da Meydana gelmiştir.
E) ilk 3 Haçlı seferine Anadolu Selçuklularıkarşı koymuştur.

12. - XI. ve XIII. yüzyıllar arasında yapılan Haçlı Seferleri'nin dini, ekonomik, siyasi gibi sebepleri vardır.

Aşağıdakilerden hangisi Haçlı Seferleri'nin dini sebepleri arasında yer almaz?
A) Din adamlarının nüfuzlarını artırmak istemesi
B) Kudüs'ü Müslümanlar'dan alma isteği
C) Müslümanların elinde bulunan ticaret yollarını ele geçirme isteği
D) Katoliklerin Ortodokslarla egemen olma isteği
E) Kluni tarikatının Avrupa'da Müslümanların aleyhine çalışmaları

13. Hristiyanların Ortaçağ'da Müslümanlar'ın üzerine düzenlendği ve Ortalama 200 yıl boyunca süren Haçlı Seferlerinin sebeplerini dini, ekonomik ve siyasal sebepler olarak ayırabiliriz.

Aşağıda belirtilen Haçlı Seferlerinin sebeplerinden hangisi 'Ekonomik Sebepler" arasında yer almaktadır?
A) Bizans'ın Avrupa'dan yardım isteği
B) Kralların otoritelerini artırma isteği
C) Din adamlarının nüfuzlarını artırma isteği
D) Kluni tarikatının faaliyetleri
E) Avrupalılar'ın doğunun zenginliklerinden faydalanm isteği

14. Ortaçağ'da Avrupalı Hristiyanların Müslümanlara saldırmalarına Haçlı Seferleri denir. Bunlar toplam 8 tanedir. 4'ü Anadolu, 4'ü Mısır üzerinden düzenlenmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi I. Haçlı Seferi ile İlgili değildir?
A) Urfa, Antakya, Kudüs Hristiyanların eline geçmiştir.
B) Buralarda Latin krallık kurulmuştur.
C) Böylece Feodalite doğuya taşınmıştır.
D) Avrupalı krallar başarılı olamadı.
E) Anadolu Selçuklular'ı başkentlerini İznik'ten Konya'ya taşımıştır

15. Aşağıdakilerden hangisi II. Haçlı Seferi ile ilgili bir bilgi değildir?
A) İmadeddin Zengi'nin Urfa'yı Haçlılardan geri almaları üzerine düzenlendi.
B) Avrupalı krallar burada başarılı olmadı.
C) Anadolu Selçuklular'ı ilk başta bu sefere karşı koymuştur.
D) Anadolu Selçuklular'ı yenilgiye uğramıştır.
E) Anadolu Selçuklularına Danişmentler deyardım etmiştir.

16. Tarihi her olayın bir sebebi olduğu gibi bir de sonucu vardır.

Aşağıdakilerden hangisi III. Haçlı Seferi'nin temel sebebini belirtir?
A) Bizans'ın yardım isteği
B) Selahattin-i Eyyubi'nin Kudüs'ü Hristiyan-lardan geri alması
C) Haçlılar'ın İstanbul'a gelme isteği
D) Skolastik düşünceyi yayma isteği
E) Haçlılar'ın biraz daha fazla zengin olma isteği

17. Avrupalılar IV. Haçlı Seferini düzenlemek için İstanbul'a gelip Bizans'ın ordusuyla birleşip müslümanlara öylece saldırmayı hedefliyorlardı. Ancak Avrupalılar istanbul'un zenginliklerini ve güzelliklerini görünce istanbul'u yağmalamışlar ve buraya yerleşmişlerdir.

Yukarıdaki bilgiden çıkarılabilecek en doğru yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Avrupalıların seferlerden bıktıkları
B) Haçlılarla, Bizans anlaşmışlardır.
C) Haçlılar'ın Savaştan çekindikleri
D) Haçlılar kendilerinde Anadolu Selçukluların yenebilecek gücü bulamadıkları
E) Haçlı seferlerinin asıl amacının ekonomi çıkar elde etme olduğu

18. I. Kilise ve Papaya olan güven azaldı.
II. Kutsal yerler Müslümanlarda kaldı.
III. Türklerin batıya doğru ilerleyişi durdu.
IV. Akdeniz limanları önem kazandı.
V. Barut, Pusula, kağıt, matbaa Avrupa'ya geçti.

Yukarıda Haçlı seferlerinin bazı sonuçları verilmiştir. Bunlardan hangileri siyasal sonuçları arasındadır?
A) Yalnız I
B) I ve II
C) Yalnız III
D) IV ve V
E) III, IV ve V

19. Orta Çağ'da Avrupa'da Kavimler Göçü'nün etkisiyle Merkezi krallıklar yıkılmış yerine Feodal Beyler (Dere Beyler) kurulmuştur. Böylece Fe-odolite rejimi kurulmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi bu rejimin içindeki sosyal sınıfların içinde değildir?
A) Asiller
B) Hanedan üyeleri
C) Rahipler (Din Adamları)
D) Burjuvalar
E) Köylüler

20. Orta Çağ Avrupasına damgasını vurmuş düşünce sistemi "Skolastik Düşünce"dir.

Aşağıdakilerden hangisi bu düşünce sistemi ile ilgili değildir?
A) Krallar söz sahibidir.
B) Kavimler göçünün etkisiyle boşalan otorite eksikliğini derebeyleri ve din adamları doldurmuştur.
C) Din adamalarının kendi fikirlerinin haricinde çıkmaya çalışanlar hemen dışlanmaktaydılar.
D) Denebeyleri ve din adamları çıkar birliği yapmaktaydılar.
E) Bilim ve fenin önüne geçilip, engellemeye çalışıyordu.

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:24
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
b e a c c d d a b b a c e d d
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
b e c b a

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:25
1. 1243 Kösedağ Savaşı'nın ardından Anadolu Selçuklular'ı yıkılma sürecine girince Anadolu'da beylikler bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
Aşağıdakilerden hangisi bu beyliklerden biri değildir?
A) Germiyanoğulları B) Saltuklar
C) Eretna Devleti D) Karamanoğulları
E) Aydınoğulları

2.Anadolu Selçuklularıyla Moğollar arasında yaşanan Kösedağ Savaşının ardından Anadolu'da bağımsız beylikler kurulmuştur.

Aşağıda bu beylikler ve kuruldukları merkezler eşleştirilmiştir. Bunlardan hangisi yanlış verilmiştir?
A) Menteşeoğulları - Manisa
B) Candaroğulları - Sinop, Kastamonu
C) Dulkadiroğulları - Maraş, Elbistan
D) Ramazanoğulları - Adana
E) Karasioğulları - Çanakkale, Balıkesir

3.Osmanlı Devleti, daha beylik halinde olup kurulma aşamasındayken kısa sürede alışılagel-medik biçimde büyüyüp genişlemiştir.

Aşağıdakilerden hangisi bunun sebepleri arasında değildir?
A) Zayıf durumda olan Bizans'la sınır komşusu olması
B) Anadolu Selçuklu ve diğer beyliklerle iyi geçinmeye çalışmıştır.
C) İlk seferlerini batıya doğru yapmıştır.
D) Moğolların desteğini sağlamışlardır.
E) Ahi Teşkilatı liderlerinden Şeyh Edebali ile akrabalık kurulmuştur.

4. Osmanlı'yı hayatı boyunca 36 padişah idare etmiştir. Kuruluş Devrinde ise 6 padişah bulunmuştur.

Aşağıdakilerden hangisi Kuruluş Devri padişahlarından değildir?
A) Orhan Gazi B) I. Murat
C) Genç Osman D) I. Beyazid
E) I. Mehmed

5. Osman Gazi Osmanlı Devleti'nin kurucusu olarak kabul edilmektedir.

Aşağıdakilerden hangisi bu dönemde yaşanan gelişmelerden biri değildir?
A) Anadolu Selçukluları ve Moğollarla ile münasebet kurulmuştur.
B) Ahilik Teşkilatı liderlerinden Şeyh Edeba-li'nin kızıyla evlenmiştir.
C) Bizans tekfurlarından Yenişehir, Bilecik, İnegöl, Karacahisar alınmıştır.
D) Osmanlı'nın ilk parası bastırılmıştır.
E) Rumeli'de ilk fetihlere başlanmıştır.

6. Osmanlılar Orhan Gazi döneminde Bursa'nın fethinin ardından başkenti Bursa yapmışlardır. I. Murat döneminde ise Edirne'nin fethiyle başkent Edirne'ye taşınmıştır.

Yukarıdaki bilgiye göre çıkarılabilecek en doğru yargı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Osmanlı her fetihten sonra başkentini değiştirmiştir.
B) Osmanlı'daki padişahlar arasında uyurr yoktur.
C) Osmanlı Bursa ve Edirne'yi dini açıdan kut sal kabul ediyordu.
D) Osmanlı bu dönemde batıya yönelik fetihle re çok önem vermiştir.
E) Osmanlılar Moğolların tesirinden kurtulmal istiyorlardı.

7. Aşağıda, Osmanlı'nın Kuruluş Devrinde yaşanan bazı savaşlar ve önemli özellikleri verilmiştir. Bu eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?
A) Koyuhisar Savaşı- Osmanlı ile Bizans'ın yaptığı ilk savaş
B) Maltepe Savaşı- iznik ve İzmit fethedilmiştir.
C) Sazlıdere Savaşı- Edirne fethedilmiştir.
D) Sırpsındığı Savaşı- Osmanlı'ya karşı düzenlenen ilk Haçlı ittifakı savaşı
E) I. Kosova Savaşı- Avrupalılar'ın Osmanlı'yı Balkanlardan atma ümidi kalmadı.

8.Balkanlı milletlerin Osmanlı'yı Balkanlardan atma ümidine kapılmasına sebep olarak gösterebiliriz. Bu ümitle Haçlılar Osmanlı'ya I. Kosova Savaşını açmışlardır.

Yukarıdaki boşluğu aşağıdaki seçeneklerden hangisiyle en iyi biçimde doldurabiliriz?
A) Ploşnik Bozgununu
B) Sazlıdere Savaşını
C) Çirmen Savaşını
D) Niğbolu Savaşını
E) İstanbul'un fethini

9. Osmanlı'nın devlet teşkilatlanması açısından ilk faaliyetler Orhan Gazi döneminde yapılmışsa da I. Murat devrinde bu yolda çok önemli işler yapılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi I. Murat devrinde devlet teşkilatlanmasıyla ilgili yapılan faaliyetlerden değildir?
A) Divan Teşkilatı kuruldu.
B) Veziriazamlık kuruldu.
C) İlk beylikler kuruldu.
D) Tımar sistemi uygulandı.
E) Yeniçeri Ocağı kuruldu.

10. I. Beyazid döneminde Timurla yapılan Ankara Savaşını Osmanlı kaybetmiştir. Bunun neticesi olarak bir çok gelişme meydana gelmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi bu sonuçlardan biri değildir?
A) Osmanlı Fetret Devrine girmiştir.
B) Osmanlı gücünü ispat etmiştir.
C) Osmanlı'nın batıya ilerleyişi durmuştur.
D) Osmanlı'ya bağlı Anadolu'daki beylikler bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.
E) İstanbul'un fethi, Bizans'ın yıkılması gecikmiştir.

11. Osmanlı Tarihinde padişahlar bir çok özellikleriyle tanınmaktadır. I. Mehmet'e de Osmanlı'nın II. kurucusu denmektedir.

Çelebi Mehmet'e böyle denmesinin sebebini aşağıdaki seçeneklerden hangisi en iyi açıklar?
A) Gücünü kendinden önceki padişahlardan daha fazla hissettirmesi
B) Moğollar'a karşı koyabilecek kadar güçlü olması
C) Osmanlı'yı Fetret Devrinden dolayı yaşadığı yıkılma tehlikesinden kurtarması.
D) Kardeşleriyle olan taht mücadelesinde başarılı olması
E) Bizans'ı çok büyük bozguna uğratması

12. Aşağıda kuruluş dönemi Osmanlı tarihinde meydana gelen gelişmeler ve önemli özellikleri eşleştirilmiştir. Bunlardan hangileri yanlış olarak verilmiştir?
A) Şeyh Bedrettin isyanı - Osmanlı'da ilk dini nitelikli isyan
B) Edirne Segedin Antlaşması - Haçlılarla imzalanan ilk resmi antlaşma
C) Varna Savaşı - Haçlılar Edirne Segedin Antlaşmasını bozdular.
D) Ankara Savaşı - Moğolların Anadolu Beyliklerini kışkırtması üzerine çıkmıştır.
E) II. Kosova Savaşı - Haçlılar Osmanlılar Balkanlardan çıkaramayacaklarını anlamışlardır.

13. Osmanlı yükseliş Devrine ait 6 padişah bulunmuştur. Aşağıdaki padişahlardan hangisi Yükseliş Devri'nin Padişah'ı değildir?

A) II. Mehmet B) I. Selim
C) II. Beyazid D) I. Süleyman
E) I. Ahmet

14. II. Mehmet döneminde fethedilen istanbul'un fethinin ekonomik, siyasal, dini gibi birçok nedenleri vardır.

Aşağıdaki seçeneklerden hangisi bu sebeplerden biri değildir?
A) Önemli kara ve deniz ticareti yolları üzerinde bulunması
B) Bizans'ın Osmanlı içinde devamlı karşılık çıkarma girişimleri.
C) Bizans'ın Avrupa'dan Osmanlı aleyhine yardım istemesi.
D) Hz. Muhammed'in (S.A.V.) İstanbul'un fet-hiyle ilgili Hadis-i Şerife mazhar olma isteği.
E) Rusları durdurma isteği.

15. İstanbul'un fethinin hem dünya hem de Türk tarihi açısından önemi çok büyüktür.

Aşağıdakilerden hangisi İstanbul'un fethinin sonuçlarından değildir?
A) Yeni Çağ'ı kapattı, Yakın Çağ'ı başlattı.
B) Bizans yıkıldı.
C) Osmanlı'nın Anadolu ve Rumeli toprakları birleşti.
D) Osmanlı'nın İslam dünyasındaki saygınlığı artmıştır.
E) Kalelerin, surların yıkılabileceği anlaşıldı,derebeylik rejimi zayıfladı.

16. - Fatih devrinde Hicaz su yollarının temizlen-
mesi konusunda anlaşmazlık yaşanmıştır.
- Karamanoğullarını Osmanlı'nın aleyhine kışkırtmıştır.
- Dulkadiroğulları ve Ramazanoğulları'nı kontrolü altında tutmak istemiştir.
- Kendilerine sığınan Cem Sultan'ı II. Baye-zid'e geri vermemiştir.

Yukarıdaki sorunları Osmanlılara yaşatan devlet aşağıdakilerden hangisidir?
A) Memlükler B) Eyyubiler
C) Saf evi Devleti D) Avusturya
E) Karakoyunlular

17. Osmanlı yükselme devrinde kendisine ve Müslümanlara zarar veren herhangi bir güce mutlaka doğrudan engel olabilmekteydi.
Halbuki; II. Bayezid, ispanya topraklarında müslümanlara Hiristiyanların yaptığı zulümlere karşı doğrudan müdahale edememiştir. Yalnızca gemilerini gönderip eziyet gören müslümanları ve Yahudileri topraklarımıza yerleştirmiştir.

II. Bayezid'in Hristiyanlara doğrudan müda hale edememesinin sebebi aşağıdakilerdeı hangisidir?
A) Hristiyan birliğinden çekinmesi
B) Cem Sultan Olayı
C) iç isyanlardan çekinmesi
D) iran'ın doğudan saldıracağından çekinmes
E) Askeri masraflardan çekinmesi

18. Osmanlılar yükseliş döneminde genelde batı yönünde ilerlemeye çalışmışlardır. Bu durum, I. Selim devrinde değişmiştir. I. Selim tahtta kaldığı müddetçe seferlerini doğu yönünde yapmıştır.

Yukarıda belirtilen bu durumun sebepleri arasında aşağıdaki seçeneklerden hangisi bulunmaz?
A) İslam birliğini sağlama düşüncesi
B) Şii Safevilerden gelen tacizlere son verme düşüncesi
C) Batıdaki devletlerin güçlenmesi
D) Anadolu'da siyasi birliği tamamen sağlama düşüncesi
E) Memlüklerin ekonomik çıkarlarını elde etme düşüncesi

19. Mohaç Savaşının ardından Osmanlı, Macaristan topraklarına hakim olmuştur. Ancak Avusturya, o topraklarda hak iddia ettiğiden, Osmanlı'ya ait Budin'i işgal etti. Bunun üzerine Osmanlı Budin'i geri almak için sefer düzenledi. Bu seferde Avusturya Osmanlı'nın karşısına çıkmayınca Viyana kuşatılmıştır.

Aşağıdakilerden hangisi bu kuşatmanın başarısız olma sebeplerinden değildir?
A) Viyana'yı kuşatacaklarını hesaba katmamışlardı.
B) Kuşatma süresince yetecek kadar erzakları bulunmaması.
C) Avusturya ordusunun üstün gelmesi
D) Kuşatmada kullanılacak büyük topların getirilmemesi
E) Kuşatmanın uzaması takdirde kış ayının yaklaştığı.

20. Osmanlı devletinde her padişahın yaşadığı dönem kendi adıyla anılmaktaydı. Fatih devri, Yavuz devri, Kanuni devri gibi. Ancak II. Selim ve III. Murat'ın padişahlık yaptığı döneme So-kullu Devri denmiştir.

Yukarıdaki durumun sebebini aşağıdaki seçeneklerden hangisi en iyi biçimde açıklar?
A) II. Selim ve III. Murat'ın devleti iyi idare edememesi.
B) Sokullu Mehmet Paşa'nın baskı ve Şiddet yolunu seçmesi
C) Sokullu Mehmet Paşa'nın devletin topraklarını kendisinden öncesine oranla 2 katına çıkarması
D) Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın devlete, devrin Padişahlarından daha fazla katkı sağlaması
E) Sokullu'nun Kanal Projesi'ni geliştirmesi

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:25
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15
b a d c e d e a a b c d e e a
16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30
a b c c d

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:48
http://www.egitimux.com/UserFiles/Image/sinav_stresi_ilgisiz.jpg

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:53
pes etmek yoook uyanın hadiii

ay_yuzlum
24-03-2010, 08:54
http://img263.imageshack.us/img263/585/x1pphu2k6hcg6oliwon6a7ejw5.jpg

aken11
24-03-2010, 12:05
yuppi tarih bilimi ilk testten fena çıkmadım :))20 sorudan 17 si doğru bende unuttum sanıyordum. Okudukça hatırladım. Ellerine sağlık diğer testleride not aldım çıkartıyım akşama çözmeye çalışıcam . Teşekkürler ..

ay_yuzlum
24-03-2010, 12:08
tebrik ederim kuzum.. onlarıda çözünce yaz sonucunu..

aken11
24-03-2010, 12:18
tamam yemek mutfak faslı bitsin eşimi karşıma oturtup çözeyim. :)

Huysuz
24-03-2010, 14:46
ssabahtan beri hepsini okudum ellerine sağlık ayyüzlüm
ama en sondakı testlerin cevap anahtarı eksik
onlarıda verırsen çözeriz bızde
tekrar teşekkur ederima.s.

ay_yuzlum
24-03-2010, 16:09
ssabahtan beri hepsini okudum ellerine sağlık ayyüzlüm
ama en sondakı testlerin cevap anahtarı eksik
onlarıda verırsen çözeriz bızde
tekrar teşekkur ederima.s.

kuzum eksik yook sadece sayı fazla.. 20 soru 20 cevap var.. kalanıda yeşillik olsun kaydirigubbakcemile3

ay_yuzlum
24-03-2010, 16:10
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/KO/Mevlana-1mq.jpg

aken11
25-03-2010, 04:45
Günaydın hanımlar, bu sabah erkenciyim sanırım. ışlerimi bitirip oturayım ders başına .

ay_yuzlum
30-03-2010, 07:30
DARÜŞŞAFAKA sınav duyurusu

Çevrenizde 3. sınıfa giden, babası hayatta olmayan, maddi olanakları kısıtlı ve fakat yetenekli çocuklar varsa, LÜTFEN bu mail'in içeriğini aileleriyle paylaşın!

Kimbilir, belki bir çocuğun ve ailesinin hayatını kökten değiştirebilir, onlara hayal bile edemeyecekleri bir dünyanın kapısını açmış olabilirsiniz..

ıLKÖĞRETıM'DEN ÜNıVERSıTE'YE ÜCRETSıZ KOLEJ EĞıTıMı DARÜŞŞAFAKA'DA!
DARÜŞŞAFAKA, YAŞAMI EĞıTıMLE DEĞıŞTıRıYOR!

* Babası hayatta olmayan
* Maddi olanakları iyi bir eğitim almaya yeterli olmayan
* Başarılı ve yetenekli 3. sınıf öğrencileri,

BU FIRSATI KAÇIRMAYIN! SıZı SINAVIMIZA BEKLıYORUZ!

SINAV GÜNÜ: 30 MAYIS, 2010 PAZAR; SAAT 10.00

Detaylar için, http://www.darussafaka.org/v/1116 Tel: 0212 276 50 20/485

biozard
30-03-2010, 09:20
24 marttan beri ders notları yok.ay_yüzlüm ders çalışıcam seni bekliyorum valla :) tarih ve vatandaşlık olursa sevinirim.

ay_yuzlum
30-03-2010, 14:12
ah kuzuuum ben sizi ihmal ettim sanırım biraz. çook afedersin hemen toparlanıyorum...

ay_yuzlum
31-03-2010, 11:37
Haydi Bismillah..

"Allahümmeftah aleyna hikmetekevanşür aleyne rahmeteke ya zel celali vel ikram."

Anlamı, "
Allah'ım Senin Kolay Kıldığından Başka Kolaylık Yoktur. Sen Dilediğinde Çetin Olanı Kolaylaştırırsın.. Gönlümü Aç ve İşlerimi Kolaylaştır.."

''Rabbi zitni ilmen fehmen ve imanen''

Anlamı,
"ALLAHım zihnimi ilim ve iman için anlama kuvvetine aç "

3 er veya 7 şer okuyup derse başlayabilirz...

ay_yuzlum
31-03-2010, 11:38
• Ekonomik ışbirliği Örgütü (ECO) 10. Zirvesi ıran'ın başkenti Tahran'da yapıldı. Türkiye'yi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün temsil ettiği zirveye ECO üyesi ülkelerin yanı sıra Irak, Suriye ve Katar da konuk olarak katıldı.


• Avrupa Birliği'nin ilk başkanı Türkiye karşıtı olarak bilinen Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy oldu.

•Fatih AKIN ''Soul Kitchen'' filmiyle Venedik Film Festivali'nde jüri özel ödülünü kazandı.

• G20 toplantısı 2 Nisan’da ıngiltere'nin başkenti Londra'da yapıldı.

• Türkiye AB görüşmelerinde yeni başmüzakereci Egemen Bağış oldu.

• Almanya’da Yeşiller Partisinin eş başkanı olan ilk Türk alman parti lideri Cem Özdemir oldu.

ay_yuzlum
31-03-2010, 11:38
• NATO Güvenlik Konferansı toplantısı 2009 yılı Nisan ayında Strasbourg’da yapıldı.

• Türkiye’nin ilk nükleer santralı Mersin Akkuyu’da yapılacak.

•2010 Kış Olimpiyatları Kanada'nın Vancouver kentinde düzenlenecek.

•2014 Kış Olimpiyatları Rusya’nın Krasnodar Bölgesi’ndeki Sochi kentinde düzenlenecek.

•2014 Dünya Kupası Brezilya’da düzenlenecek.

•2012 Avrupa Futbol Şampiyonasına Polonya – Ukrayna ortaklığı ev sahipliği yapacak.

•2009 Avrupa Voleybol Şampiyonası Türkiye’de düzenlenecek.

•2009 okçuluk dünya kupası finali ıstanbul’da yapılacak.

•2009 Akdeniz Oyunları organizasyonu ıtalya’da düzenlenecek.

•2010 Dünya Kupası Güney Afrika Cumhuriyeti’nde düzenlenecek.

•2008-2009 UEFA Kupası finali Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı’nda oynandı..

•2011’deki 2. Karadeniz Oyunları da Trabzon’da yapılacak.

•2010 Dünya Basketbol Şampiyonası Türkiye’de yapılacak. Grup maçları ıstanbul, Ankara, ızmir ve Antalya’da yapılacak.

•2007 yılında olağan üstü hal ilan edilen ülke (darbe) Pakistan

ay_yuzlum
31-03-2010, 11:39
•Dünya Gençlik Kongresi 2010 yılında Türkiye'de yapılacak.

•Mart 2009 – Mart 2010 arası Fransa'da Türk yılı olarak kutlanacak.

•2009 Avrupa Kültür Başkenti Vilnius-Litvanya

•2010 Avrupa Kültür Başkentleri olan Istanbul, Pecs-Macaristan ve Ruhr-Almanya

•2008 Nobel Barış Ödülü'nü Finlandiya'nın eski Devlet Başkanı Martti Ahtisaari kazandı.

•2008 Nobel Ekonomi Ödülü'nü ABD'li Paul Krugman aldı. Krugman, ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin ekonomi politikalarını mevcut finansal krize yol açmakla eleştiriyor.

•2008 Nobel Edebiyat Ödülünü Fransız yazar Jean-Marie Gustave Le Clezio kazandı.

•2011 Doğa Sporları Olimpiyatları Antalya - Kemer’de yapılacak.

•2008 Avrupa Kültür Başkentleri; Liverpool (ıngiltere), Stavonger (Norveç)

•2010 Avrupa Kültür Başkentleri ıstanbul, Essen (Almanya), Pecs (Macaristan)

•2007 yılında Yargıtay’ın yükünü hafifletmek amacıyla ıstinaf Mahkemeleri açıldı.

•2007 Karadeniz Oyunları Trabzon'da yapıldı.

•Türkiye 2010'da yapılacak olan Dünya Münazara Yarışması’na ev sahipliği yapacak.

•Orhan Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk yazardır.(2006 yılı)

•2011 yılında Erzurum, Universiade Oyunları'na ev sahipliği yapacak.

•Ülkemizde adrese dayalı nüfus sayımı 2007 yılında başlamıştır.

•Organik tarım merkezi seçilen ilimiz ızmir'dir.

• Dünyanın ilk demokratik meclis binası TBMM desteğiyle restore ediliyor.
2010'da dünyanın tüm demokratik parlamento başkanlarının katılacağı bir toplantının PATARA Antik kentinde yapılması planlanıyor

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:06
tarihten kaldığımız yerden devam....

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:07
DURAKLAMA DEVRı ISLAHAT HAREKETLERı(17.yüzyıl)

Osmanlı Devlet Adamlarının Islahat Yapmak ıstemelerinin Nedenleri:
Osmanlı Devletinin savaşlarda eskisi gibi etkili olamaması, devlet otoritesinin zayıflaması sonucu, sık
sık isyanların baş göstermesi, ekonomik durumun bozulması gibi nedenlerle Osmanlı devlet adamları
ıslahat yapma gereği duydular.

ISLAHAT YAPAN PADıŞAHLAR:
II.Osman(Genç Osman)(1618-1622): Ulema sınıfının yetkisini azaltarak, padişahın zamana göre yasaları
koyabilme gücünü artırmak istedi.Bunların siyasetle uğraşmalarını ve devleti zayıflatmalarını önlemek
istedi. Kapıkulu Ocağını kaldırarak yerine Anadolu ve Suriye'deki Türklerden oluşan "milli bir ordu"
kurmak ve yönetimi devşirmelerin etkisinden kurtarmak için başkenti tamamen Türk olan Anadoluda bir
şehre taşımayı düşündü. Ancak niyetlerini farkeden yeniçeriler tarafından tahttan indirilerek öldürüldü.
IV.Murat(1623-1640): 12 yaşındayken tahta geçti. ıktidarının ilk yıllarında yönetim saray kadınlarının
ve Valide Kösem Sultan'ın elindeydi. 22 yaşına geldiğinde otoritesini sağlayabildi. Şu ıslahatları
yaptı:
* Yeniçerileri itaat altına aldı.
* ısyanlar ve isyancılarla şiddetle mücadele etti.
* ıçki, tütün, meyhane ve gece sokağa çıkma yasağı uygulayarak asayişi sağladı.
* Harcamaları kısıtlayarak, maliyeyi düzeltmeye çalıştı.
* Devlet adamlarından neler yapılması gerektiğini bildiren raporlar vermelerini istedi.

NOT: Bu konuda KOÇı BEY sunduğu raporunda devletin gerileme nedenlerini ve bunların çözüm yollarını
göstermiştir

ISLAHAT YAPAN SADRAZAMLAR:
Kuyucu Murat Paşa : I. Ahmet dönemi Sadrazamıdır. ısyanları şiddet ve baskı kullanarak bastırmıştır.
Tarhuncu Ahmet Paşa: IV.Mehmet Dönemi sadrazamıdır. Maliyeyi düzeltmeye çalıştı.(Öldürüldü)
Köprülüler Devri : IV.Mehmet Devrinde Köprülüler soyundan Köprülü Mehmet Paşa,Fazıl Ahmet Paşa,Fazıl
Mustafa Paşa ve Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadrazam olmuşlardır. Köprülü
soyundan sadrazam olan ilk kişi Köprülü Mehmet Paşa'dır. Köprülü Mehmet Paşa
kendisinden önceki sadrazamların sonlarını çok iyi bildiği için padişaha bazı
şartlar ileri aşağıdaki koşullarla sadrazam olmayı kabul etmiştir:
a) Saray devlet işlerine karışmayacak
b) Devlet memurluklarına istediği kişileri atayabilecek.
c) Kendisi hakkında bir şikayet olursa, savunması alınmadan görevden alınmayacak.

NOT: Köprülü Mehmet Paşa'nın amacı istediklerini yapabileceği bir ortam hazırlamaktır. Köprülü
Mehmet Paşa ŞARTLI sadrazam olan ıLK kişidir.

NOT: Köprülüler ordu ve maliyeyi düzeltmeye çalışmışlardır.

DURAKLAMA DEVRı(17.YÜZYIL) ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERı VE SONUÇLARI:

1)- Bu yüzyılda isyanlar şiddet ve baskı ile önlenmeye çalışıldı.
2)- Devlet yapısında KÖKLÜ değişimler yapılamadı. Yapılmak istenenler de çıkar çevreleri tarafından
engellendi.
3)- Geçici olarak iyi sonuçlar verse bile KALICI sonuçlar doğurmadı.
4)- Ayrıca Avrupa Devletleri Osmanlı Devleti'nin toparlanmasına izin vermediler.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:07
GERıLEME DEVRı (1699-1792)

18. YÜZYIL PADıŞAHLARI
1)- II. Mustafa (1695-1703) (IV. Mehmet'in oğlu)
2)- III. Ahmet (1703-1730) (IV. Mehmet'in oğlu)
3)- I. Mahmut (1730-1754) (II. Mustafa'nın oğlu)
4)- III. Osman (1754-1757) (II. Mustafa'nın oğlu
5)- III. Mustafa (1757-1774) (III.Ahmet'in oğlu)
6)- I. Abdülhamit (1774-1789) (III.Ahmet'in oğlu)
7)- III. Selim (1789-1807) (III.Mustafa'nın oğlu)

18. YÜZYILIN ÖZELLıKLERı:
1)- Osmanlı Devleti 18. yüzyıla ilk defa toprak kaybeden bir devlet olarak girdi(KARLOFÇA). Bu yüzden
bu yüzyılın başlarında kaybettiği toprakları geri alma çabasına girdi.
2)- Osmanlı Devleti 17. yüzyılda en çok AVUSTURYA ile savaşmıştı. 18. yüzyılda ise en çok RUSYA ile
savaşacak.
3)- Kanuni'den beri dostumuz olan Fransa 18. yüzyılın sonlarında(1798) Mısır'a saldırınca bu ülke ile
ilişkilerimiz bozulacak.
4)- Bu yüzyılda Osmanlı Devleti'nin toprak kaybı hızlanacak, Avrupa'nın bilim ve tekniği alınmaya
çalışılsa da yeterli olmayacak, sonuçta Osmanlı Devleti Avrupa'nın üstünlüğünü kabul etmek zorunda
kalacak.
III. AHMET DÖNEMı (1703-1730)
KARLOFÇADA KAYBEDıLEN YERLERı KURTARMA ÇABALARI:
1)- PRUT SAVAŞI (1711)
Gelişmeler:
Ruslar (Çar Deli Petro) denizlere inme politikasının sonucu olarak Baltık Denizi kıyıları için
ıSVEÇ ile savaşmış, Ruslara yenilen ısveç kralı "DEMıRBAŞ ŞARL" Osmanlı Devletine sığınmıştı
Sebepler: a)- ısveçlileri takip eden Rus kuvvetlerinin Osmanlı topraklarına girerek tahrip etmeleri,
b)- Osmanlı Devletinin 1700 ıstanbul Antlaşmasında Ruslara verdiği AZAK Kalesi'ni geri almak
istemesi.
c)- Rusya'nın Osmanlı Ortodokslarını ayaklanmaya teşvik etmesi.

Savaş:
1711 yılında Baltacı Mehmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Rus ordusunu yendi.
Sonuç:
Prut Antlaşması ımzalandı.(1711)
Maddeleri:
1- Ruslar Azak Kalesini geri verecek ve ıstanbul'da elçi bulunduramayacaklardı.
2- ısveç Kralı ülkesine rahatça geri dönebilecekti.
3- Ruslar Kırım ve Lehistan işlerine karışmayacaklardı.

2)- OSMANLI-VENEDıK VE AVUSTURYA SAVAŞLARI (1715-1718)
Osmanlıların 1711'de Ruslardan Azak Kalesini geri almaları Karlofça'da kaybettiği diğer yerleri de
geri almaları umudunu güçlendirdi.
1715'de Osmanlı Devleti Mora'yı Venediklilerden geri almak için savaşı başlattı. Osmanlı
Devleti'nin Venediklilere karşı başarılar kazanması üzerine sıranın kendisine geldiğini gören
Avusturya'da savaşa girdi.(1716) Ancak Osmanlı Devleti aynı başarıyı Avusturya'ya karşı
gösteremedi.
SONUÇ: PASAROFÇA ANTLAŞMASI ımzalandı.(1718)
Maddeleri:
1- Mora Osmanlılar'da kalacak.
2- Osmanlı Devleti Belgrat'ı ve Eflak'ın bir bölümünü Avusturya'ya verdi.

NOT: Osmanlı Devleti Pasarofça Antlaşmasından sonra Avrupadaki olaylardan uzak kalarak bir barış
siyaseti izledi. 1718-1730 yılları arasındaki bu döneme LALE DEVRı denir.

LALE DEVRı
1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşmasından 1730 yılındaki "Patrona Halil
ısyanı"na kadar geçen döneme Lale Devri denir.
Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat ıbrahim Paşa'dır.

Lale Devrinin Özellikleri:
Bu dönemde Avrupa ile savaş yaşanmamış, barış içinde yaşamak fikri ortaya çıkmıştır. Osmanlı
Devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu
devirdeki diğer yenilikler ve ıslahatlar şunlardır:
a)- Matbaa kuruldu. (Sait Efendi ve ıbrahim Müteferrika tarafından 1727'de ıstanbul'da kuruldu.
Matbaada basılan ilk eser Vankulu Lügatı'dır.)
b)- Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
c)- Yalova'da kağıt, ıstanbul'da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
d)- Yeni Kütüphaneler açıldı. Doğu ve batı eserleri tercüme edildi.
e)- Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
f)- Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
g)- Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.

Lale Devrinin Sona Ermesi:
Halkın büyük bir kısmı zor durumdayken ıstanbul'da bazı devlet büyüklerinin rahat bir yaşam
sürdürmeleri, eğlenceye düşkünlükleri huzursuzluklara sebep oluyordu. Patrona Halil isimli bir yeniçeri
bu durumdan memnun olmayanları yanına alarak isyan çıkardı. ısyan sonucu Nevşehirli Damat ıbrahim Paşa
ve yakınları öldürüldü. Padişah III. Ahmet tahttan indirildi, yerine I. Mahmut getirildi.
I. MAHMUT DÖNEMı (1730-1754)

SAVAŞLAR:
1)- 1736-1739 OSMANLI- AVUSTURYA+RUSYA SAVAŞLARI:
Sebep: Rusya ve Avusturya'nın Osmanlı'ya karşı ittifak kurmaları ve Rusların Azak kalesini ele
geçirmeleri.
Savaş: 1736'da Rusya ile başlayan savaşa Avusturya'da katıldı. Osmanlı Devleti iki devlete karşı da
başarılar kazandı.
Sonuç: Her iki Devlet ile Osmanlı Devleti arasında BELGRAT ANTLAŞMALARI imzalandı. (1739)
Maddeleri:
1- Avusturya'dan Pasarofça antlaşmasıyla verilen yerler geri alındı.
2- Ruslar Azak Kalesini yıkmayı ve Azak Denizinde savaş ve ticaret gemisi bulundurmamayı kabul etti.
NOT: Belgrat Antlaşması Osmanlı Devletinin Batıda imzaladığı son KAZANÇLI antlaşmadır.

NOT: Belgrat antlaşmaları sırasında Fransa Osmanlıların lehine arabuluculuk yapmıştı. Bunun
karşılığı olarak 1740 yılında I. Mahmut tarafından Fransa'ya verilen KAPıTÜLASYONLAR
"sürekli" hale getirildi.

2)- OSMANLI-ıRAN SAVAŞLARI:
1639 yılında imzalanan KASR-I ŞıRıN antlaşmasından sonra durulan Osmanlı-ıran ilişkileri ıran'daki
iç karışıklıklardan yararlanmak isteyen Osmanlıların ıran'a saldırmasıyla yeniden bozulmuş, zaman
zaman süren savaşlardan kalıcı bir sonuç elde edilememiştir.
1746 yılında Kasr-ı Şirin Antlaşmasındaki sınırlar kabul edilerek savaşlara son verilmiştir.
III. OSMAN DÖNEMı (1754-1757)

III. Osman döneminde önemli bir siyasal gelişme olmamıştır.

III. MUSTAFA DÖNEMı (1757-1774)

1768-1774 OSMANLI-RUS SAVAŞI
Sebep:
Rusların Lehistan içişlerine karışarak, kral seçimine müdahale etmeleri üzerine Lehistan halkı yeni
krala isyan ederek karşı çıkmış, bunun üzerine Ruslar isyancı Lehlileri yenerek, Osmanlı topraklarına
kadar kovaladılar. Osmanlı Devleti Rusya'ya savaş açtı.(1768)
NOT: Lehistanın bağımsız kalması Osmanlı Devleti için çok önemliydi. Çünkü Lehistan Osmanlı Devleti ile
Rusya arasında "tampon devlet" durumundaydı.

Savaş: Rus Ordusu Kırım'ı işgal etti, Eflak ve Boğdan'ı ele geçirdi. Baltık Denizinden Akdeniz'e geçen Rus
donanması 1770 yılında ÇEŞME limanında Osmanlı Donanmasını yaktı.

Sonuç: Ruslarla "Küçük Kaynarca Antlaşması" imzalandı.(1774)
KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI(1774) (I.Abdülhamit Dönemi)
Maddeleri:
1)- Kırım'a bağımsızlık verilecek, Kırım sadece dini bakımdan halifeye(padişah) bağlı kalacak.
2)- Kılburun, Yenikale, Kerç ve Azak Kalesi Ruslara verilecek.
3)- Eflak-Boğdan, Ege adaları ve Gürcistan Osmanlılarda kalacak.
4)- ıngiltere ve Fransa'ya verilen Kapitülasyonlar Rusya'ya da verilecek.
5)- Ruslar Osmanlı hakimiyetindeki Ortodoksların koruyucusu (hamisi) olacak.
6)- Ruslar ıstanbul'da daimi bir elçi bulundurabileceklerdi.

Küçük Kaynarca'nın Önemi:
Küçük kaynarca'nın en önemli maddeleri Kırım'a bağımsızlık ve Rusların Ortodoksların hamisi sayılması
maddeleridir.
* Kırım'a bağımsızlık verilmesiyle, Ruslar Kırım'ı ele geçirme konusunda önemli bir adım
atmışlardır. Nitekim çok geçmeden, 1783 tarihinde Kırım'ı işgal ederek Rus topraklarına
katmışlardır. Böylelikle Fatih döneminden beri devam eden Karadeniz'deki Türk egemenliği sona
erecektir.
* Ruslar Osmanlı Ortodoklarının koruyucusu olmaları ile, Osmanlı Devletinin iç işlerine sık sık
karışacaklar, böylelikle Balkan milletleri üzerinde etkili olacaklardır.

1787-1792 OSMANLI-RUSYA+AVUSTURYA SAVAŞLARI:
Sebepler:
1- Osmanlı Devleti'nin Kırım'ın Ruslar tarafından işgalini unutamaması. (1783'de II. Katerina Kırım'ı
işgal ederek Rusya'ya kattığını ilan etmiş,binlerce Türk'ü kılıçtan geçirmişti.Osmanlı Devleti bu
olup bittiye ses çıkaramamıştı.)
2- Rusya ve Avusturya Osmanlı Devletinin Balkan topraklarını paylaşma konusunda anlaştılar. Anlaşmaya
göre eğer ıstanbul alınırsa "Bizans ımparatorluğu" yeniden kurulacaktı.
Savaş:
Anlaşmayı haber alan Osmanlı Devleti zaten Kırım'ın acısını unutamadığından Rusya'ya savaş ilan
etti. Avusturya'da savaşa katılınca Osmanlı Devleti her ikisine karşı savaşmak zorunda kaldı.
Sonuç:
Avusturya Osmanlı Devletiyle ZıŞTOVı ANTLAŞMASI'nı imzalayarak (1791) Rusya'yı yalnız bıraktı.
Çünkü: Avusturya, bu sırada çıkan Fransız ıhtilalinden olumsuz şekilde etkilenmişti.

NOT: Ziştovi Antlaşmasıyla Avusturya savaştan önceki sınırlarına çekildi. Bundan sonra Avusturya ile
Osmanlı Devleti arasında ciddi bir savaş olmamış, hatta I. Dünya Savaşında Osmanlı Devletiyle
birlikte savaşmıştır.

NOT: Fransız ıhtilalinin yaydığı "Milliyetçilik" akımından en çok etkilenen iki devlet Avusturya
ve Osmanlı Devleti'dir.

Ziştovi Antlaşmasından sonra tek başına kalan Rusya ile savaş 1792'ye kadar sürdü. Sonuçta YAŞ
ANTLAŞMASI imzalandı.(1792)
Yaş Antlaşmasıile Osmanlı Devleti Kırım'ın Rusya'ya ait olduğunu kabul etti.
Yaş Antlaşması Osmanlı Devletinin Dağılma Döneminin başlangıcı sayılır.

1798-1801 OSMANLI-FRANSA SAVAŞI (Mısır'ın ışgali)
SEBEPLER:
1789 yılında Fransız ıhtilali meydana gelmişti. Fransa Arnavutluk'taki bazı kıyıları ele geçirince
Osmanlı Devleti ile komşu oldu. Fransızlar hem Osmanlı'nın Balkan Milletlerini bağımsız olmaya teşvik
ediyor, hem de sömürgecilik faaliyetine başlıyorlardı. 1798 yılında NAPOLYON BONAPART Mısır'ı işgal
etti. Amacı hem Osmanlı topraklarından pay almak, hem de ıngiltere'nin Hindistan'la olan bağlantısını
kesmekti.
SONUÇ:
ıngiltere ve Rusya Osmanlı Devleti'nin yanında yer aldılar. Yeni kurulan "Nizam-ı Cedit" ordusu AKKA
KALESı önünde Napolyon'u yendi.

NOT: Bu Napolyon'un ilk yenilgisiydi. Nizam-ı Cedit'in ise ilk ve son başarısıydı.

Fransa 1801'de imzalanan EL-ARıŞ Antlaşmasıyla Mısır'dan geri çekilmek zorunda kaldı.

18. YÜZYIL ISLAHAT HAREKETLERı

AÇIKLAMA:
17. yüzyılda II. Osman(1618-1622), IV.Murat(1623-1640), Kuyucu Murat Paşa, Tarhuncu Ahmet Paşa ve
Köprülüler sülalesinden sadrazamların ıslahatlar yaptıklarını belirtmiştik. Daha çok iç isyanları
bastırmak, asayişi sağlamak, devlet otoritesini yeniden kurmak, maliyeyi düzeltmek, Tımar sistemini
düzeltmek ve Kapıkulu ocaklarını ıslah etmek şeklinde gelişen bu ıslahatlar genel olarak yüzeysel
kaldığından istenen sonuçlara tam olarak ulaşılamamıştı. Daha çok eski devirlerdeki uygulamaların
devamı şeklinde olan ve çok sert tedbirlerle kötülükleri önleme düşüncesine dayanan bu ıslahatlar
kalıcı sonuçlar getirmedi. Devletin eski gücüne ulaşmasını sağlayamadı.

18. YÜZYIL ISLAHATLARININ GENEL KARAKTERı:
18. yüzyılda daha köklü değişikliklere ihtiyaç duyuldu. Avrupa'nın askeri ve teknik üstünlüğü
görüldü ve kabul edildi. Bu yönde gelişme sağlanmaya çalışıldı. Bu yüzyıldaki Islahatları şöyle
sıralayabiliriz:

1)-LALE DEVRı ISLAHATLARI(1718-1730):
1718 yılında Avusturya ile imzalanan Pasarofça Antlaşmasından 1730 yılındaki "Patrona Halil
ısyanı"na kadar geçen döneme Lale Devri denir.
Bu dönemin padişahı III. Ahmet, Sadrazamı Nevşehirli Damat ıbrahim Paşa'dır.

Lale Devrinin Özellikleri:
Bu dönemde Avrupa ile savaş yaşanmamış, barış içinde yaşamak fikri ortaya çıkmıştır. Osmanlı
Devleti Avrupa'yı daha iyi tanıyabilmek için Paris, Londra gibi şehirlere elçiler göndermiştir. Bu
devirdeki diğer yenilikler ve ıslahatlar şunlardır:
a)- Matbaa kuruldu. (Sait Efendi ve ıbrahim Müteferrika tarafından 1727'de ıstanbul'da kuruldu.
Matbaada basılan ilk eser Vankulu Lügatı'dır.)
b)- Yeniçerilerden bir itfaiye bölüğü oluşturuldu.
c)- Yalova'da kağıt, ıstanbul'da kumaş ve çini fabrikaları kuruldu.
d)- Yeni Kütüphaneler açıldı. Doğu ve batı eserleri tercüme edildi.
e)- Çiçek aşısı yaygınlık kazandı.
f)- Lağımcı ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yapıldı.
g)- Mimarlık, resim ve minyatür sanatları gelişti.

2)- I.MAHMUT DEVRı ISLAHATLARI(1730-1754)
Patrona Halil ısyanı sonucu Nevşehirli Damat ıbrahim Paşa ve yakınları öldürüldü. Padişah III.
Ahmet tahttan indirildi, yerine I. Mahmut getirildi.
Önemli Siyasi Olayları:
a)- 1736-1739 Osmanlı-Rus+Avusturya Savaşları sonucunda BELGRAT Antlaşması imzalandı.
b)- 1740 Yılında Fransızlara verilen Kapitülasyonlar sürekli hale getirildi.
c)- 1746 yılında ıran'la Kasr-ı Şirin Antlaşmasındaki sınırları kabul eden antlaşma imzalandı.
Islahatlar:
a)- Humbaracı Ahmet Paşa, Topçu ve Humbaracı ocaklarında ıslahatlar yaptı.
b)- Üsküdar'da KARA MÜHENDıSHANESı (Mühendishane-i Berri Hümayun) adlı bir subay okulu açıldı.

3)- III.MUSTAFA DEVRı ISLAHATLARI (1757-1774):
III.Mustafa döneminde Lehistan meselesi yüzünden 1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı yapıldı. Savaş Osmanlı
Devleti için felaketle sonuçlandı. III. Mustafa kederinden öldü.(1774)
Islahatlar:
a)- "Baron Dö Tot" Sürat topçuları adlı bir birlik kurdu, topçu ve istihkam sınıflarını
yetiştirdi.
b)- Hendeshane adlı okulda denizcilik ve topçuluk eğitimi verildi.(Mühendishane-i Bahri Hümayun)
c)- Maliyede düzenlemeler yapıldı.

4)- I.ABDÜLHAMıT DEVRı ISLAHATLARI(1774-1789):
III. Mustafa'nın ölümüyle yerine I.Abdülhamit geçti.
Önemli Siyasi Olayları:
a)- Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı.(1774)
b)- 1783'de Ruslar Kırım'ı işgal etti.
c)- 1787-1792 Osmanlı-Rus+Avusturya savaşı başladı. 1789'da ölümüyle yerine III.Selim geçti.
Islahatlar:
a)- ıstanbul'da bir istihkam okulu açıldı.
b)- Maliye'de ve askeri alanda ıslahatlara devam edildi.

4)- III.SELıM DEVRı ISLAHATLARI(1774-1789):
Önemli Siyasi Olayları:
a)- Başa geçtiğinde Osmanlı Devletiyle Rusya+Avusturya savaşı devam ediyordu.(1787-1792)
b)- 1789'da Fransız ihtilali çıktı.
c)- Bunun üzerine Avustuya 1791'de savaştan çekilerek Ziştovi Antlaşmasını imzaladı.
d)- Tek başına kalan Rusya da 1792'de YAŞ antlaşmasını imzaladı.
e)- Napolyon 1798'de Mısır'ı işgal etti. Nizamı Cedit Fransız ordusunu AKKA'da yendi. Fransızlar
Mısır'dan çekildi.
f)- Fransız ihtilalinin etkileri Osmanlı Devletinde görülmeye başlandı. 1804'de Sırp ısyanı çıktı.
g)- 1806-1812 Osmanlı Rus Savaşı başladı.
h)- 1807'de Kabakçı Mustafa Olayı ile tahttan indirildi.
Islahatlar:
III. Selim Döneminde yapılan Islahatlara genel olarak Nizam-ı Cedit(Yeni Düzen) denilmiştir.
a)- Nizam-ı Cedit Ordusunu kurarak, yeniçeri ocağını geri plana düşürdü.(ısveçli subayların
eğittiği bu ordu, Akka'da Napolyon'u yenmeyi başardı.)
b)- Islahat hareketlerine ve Nizam-ı Cedit ordusuna gelir sağlamak amacıyla ıRAD-I CEDıT adıyla
yeni bir hazine kurdu.
c)- Kara ve deniz mühendishaneleri genişletildi.
d)- Yeniçeri ve diğer Kapıkulu Ocakları düzene sokuldu.
e)- Tersaneler yenilendi, modern toplar döküldü.
f)- Avrupa'daki gelişmeleri öğrenmek için Paris, Londra,Viyana ve Berlin'de devamlı elçilikler açıldı.
g)- ılmiye sınıfında ve devlet dairelerinde düzenlemeler yapıldı.
h)- Bilim ve sanat eserleri batı dillerinden Türkçe'ye çevrildi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:08
DAĞILMA DÖNEMı
19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETı

19. YÜZYILDA OSMANLI DEVLETıNı SARSAN OLAYLAR:
1)- Sırp ısyanı(1804)
2)- 1806-1812 Osmanlı-Rus Savaşı ve Bükreş Antlaşması
3)- Yunan ısyanı
4)- 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı ve Edirne Antlaşması
5)- Mısır Valisi Kavalalı mehmet Ali Paşa'nın ısyanı
6)- Kırım Savaşı(1853-1856)
7)- 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı)
II.MAHMUT DÖNEMı (1808-1839)

SIRP ıSYANI (1804)
Sebepleri:
1)- Fransız ıhtilalinin Milliyetçilik, bağımsızlık ve hürriyet gibi fikirlerinin sırplar üzerinde
etkili olması
2)- Savaşların Sırbistan toprakları üzerinde geçmesi ve bu savaşlar sırasında Sırbistan'ın sık sık
el değiştirmesi
3)- Sırbistan'daki Yeniçerilerin olumsuz davranışları
4)- Rusyanın kışkırtması
ısyan:
Bu sebeplerden dolayı 1804'de KARA YORGı liderliğinde Sırplar ayaklandı.
NOT: Osmanlı Devletinde "Milliyetçilik" akımı neticesinde ayaklanan ilk topluluk SIRPLAR'dır.

Sırplarla ılgili Antlaşmalar:
1)- 1806-1812 Osmanlı Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan BÜKREŞ ANTLAŞMASI'nda Sırplara bazı
haklar verildi.
2)- 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Ruslarla imzalanan EDıRNE ANTLAŞMASI'nda Sırplara
özerklik verildi.
3)- 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda imzalanan Ayestefanos ve BERLıN ANTLAŞMASI'nda Sırbistan
bağımsızlığına kavuştu.

1806-1812 OSMANLI-RUS SAVAŞI:
Sebepler:
1)- Rusların Sırp isyanını desteklemesi ve Balkan Milletlerini kışkırması.
2)- Rusya'nın Eflak-Boğdan'ı işgal etmesi.
Savaş:
* Rusların Eflak-Boğdan'ı işgal etmesi karşısında Fransa'nın etkisiyle Osmanlı Devleti Rusya'ya
savaş ilan etti. Osmanlı-Fransız yakınlaşması karşısında ıngiltere Rusya'nın yanında yer aldı.
* ıngilizler Ruslara destek için donanmalarını ıstanbul'a gönderdiler. ıstanbul'a sadece denizden
yapacakları bir saldırıyla başarılı olamayacaklarını anlayarak geri döndüler. Bu defa Mısır'a
saldıran ıngilizleri Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa püskürtttü.
* Fransa 1807'de Rusya ile "Tilsit Antlaşmasını" imzalayarak, dostluk kurdu. Yalnız kalan Osmanlı
Devleti ıngiltere'ya yaklaştı. ıngiltere ile " Çanakkale (Kale-i Sultaniye)" antlaşmasını
imzaladı.
* Bu arada Ruslar Osmanlı topraklarında ilerliyordu.
* Avrupa'da siyasi ortam yeniden değişti. Fransa ile
Rusya'nın arası yeniden açıldı. Rusya'ya silahlarını çeviren Fransa bu defa Osmanlı Devleti'nin
yanında yer aldı. Fransa'ya güvenemeyen Osmanlı Devleti Rusya ile BÜKREŞ ANTLAŞMASINI imzalayarak
savaşı sona erdirdi.
Sonuç:
Ruslarla BÜKREŞ ANTLAŞMASI imzalandı.(1812)
1)- ıki devlet arasında Tuna nehri sınır olacak.
2)- Ruslar Beserabya hariç işgal ettiği yerleri geri verecek.
3)- Sırplara bazı haklar verilecekti.
YUNAN ıSYANI
SEBEPLERı:
1)- Fransız ihtilalinin milliyetçilik, bağımsızlık gibi fikirlerinin etkisi
2)- Rusya'nın ve Avrupa Devletleri'nin kışkırtması
3)- 1804 de kurulan Etniki Eterya Cemiyeti'nin çalışmaları

ıSYAN:
1821'de Mora'da başlayan isyan kısa sürede büyüdü. Osmanlı hükümeti Mısır Valisi Mehmet Ali
Paşa'dan yardım istedi. M.Ali Paşa yardım karşılığında II.Mahmut'tan Mora ve Girit valiliklerinin
kendisine verilmesini istedi. Osmanlı ve Mısır donanması isyanı bastırdı ve NAVARıN limanına
çekildi. Ancak Yunan isyanının bastırılması Batılıların işine gelmedi. ıngitere, Fransa, Rusya ve
Avusturya Osmanlı devleti'ne ültimatom vererek Yunanistan'a bağımsızlık verilmesini istediler. Bu
istek reddedilince Osmanlı ve Mısır donanmasını NAVARıN de yaktılar. Rusya Osmanlı'ya savaş ilan etti.

NOT: Navarin olayı Osmanlı Donanmasının yaşadığı 4 felaketten biridir. Birincisi 1571 ınebahtı,
ıkincisi 1770 Çeşme, Üçüncüsü 1827 Navarin, Dördüncüsü 1853 Sinoptur.

1828-1829 OSMANLI-RUS SAVAŞI
SEBEPLERı:
1)- Ruslar'ın sıcak denizlere inmek istemesi
2)- Osmanlının Rusya'dan Navarin'de yakılan donanmanın zararını talep etmesi
3)- Osmanlı'nın Yunanlılar ve azınlıklarla ilgili Avrupa Devletlerinin ve Rusya'nın isteklerini
reddetmesi.
SAVAŞ:
Bu sebeplerden Rusyanın saldırısıyla savaş başladı. Ancak Osmanlı Devleti böyle bir savaşa hazır değildi.
ÇÜNKÜ:
1)- Donanması Navarin'de yakılmıştı.
2)- 1826'da Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, ASAKıR-ı MANSURE-ı MUHAMMEDıYE ordusu yeni kurulmuştu.
3)- Yunan ayaklanmasından dolayı bütün Avrupa Osmanlının karşısındaydı.
SONUÇ:
Rusların ilerleyerek doğuda Erzurum'a, batıda Edirne'ye kadar gelmeleri üzerine Osmanlı devleti barış
istedi. Rusyayla EDıRNE ANTLAŞMASI imzalandı.(1829)
EDıRNE ANTLAŞMASI (1829)
Maddeleri:
1)- Eflak-Boğdan ve Sırbıstan'a özerklik verildi.
2)- Yunanistan bağımsız olacaktı.
3)- Rus ticaret gemileri boğazlardan geçebilecekti.
4)- Prut nehri sınır olacaktı.
5)- Osmanlı Devleti savaş tazminatı verecekti.

NOT: Osmanlı Devletinde bağımsızlığını elde eden ilk azınlık YUNANıSTAN'dır.

NOT: Osmanlının Yunan isyanı ve Rus savaşıyla uğraşmasını fırsat bilen Fransa 1830' da
CEZAYıR i işgal etti.

MISIR VALıSı MEHMET ALı PAŞA'NIN ıSYANI (Denize düşen yılana sarılır.)
SEBEPLERı:
1)- Yunan isyanının bastırılmasında II. Mahmut'a yardım eden Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'ya
vaad edilen yerlerin verilmemesi
2)- Mehmet Ali Paşa'nın Navarin olayından sonra padişahtan izin almadan ordu ve donanmasını geri
çekmesi.
3)- 1828-1829 Osmanlı-Rus savaşında yardım istenildiği halde Mehmet Ali Paşa'nın yardım göndermemesi
ıSYAN:
II.Mahmut Mehmet Ali Paşa'yı görevden almak için hazırlanırken Mehmet Ali Paşa'nın oğlu ıbrahim
Paşa, üzerine gönderilen padişah kuvvetlerini yenerek Konya'ya ilerledi. Bu zor durum karşısında
padişah yabancı devletlerden yardım istedi. ıngiltere ve Fransa bu isteğe kayıtsız kaldılar. II.
Mahmut son çare olarak (denize düşen yılana sarılır diyerek) Rusya'dan yardım istedi. Bir Rus
donanması ıstanbul boğazını geçerek Büyükdere önlerine demirledi.Osmanlı Rus yakınlaşması ıngiltere
ve Fransa'yı telaşlandırdı. Hemen devreye girerek Mehmet Ali Paşa ya baskı yaptılar. Bunun üzerine
Mehmet Ali Paşa ile II.Mahmut arasında KÜTAHYA ANTLAŞMASI imzalandı.(14 Mayıs 1833)
KÜTAHYA ANTLAŞMASI(14 Mayıs 1833)
1)- Mehmet Ali Paşa'ya Mısır ve Girit valiliklerine ek olarak Suriye valiliği de verilecek.
2)- Oğlu ıbrahim Paşa'ya da Cidde valiliğine ek olarak Adana Muhassıllığı (O bölgenin vergilerini
toplama hakkı) verilecek.

NOT: Bu antlaşma Mısır sorununu geçici olarak çözmüş fakat iki tarafta bu anlaşmadan memnun
olmamıştır.

NOT: Kütahya antlaşmasına rağmen kendisini güvende hissetmeyen II.Mahmut Rusyayla HÜNKAR ıSKELESı
antlaşmasını imzalamıştır.(1833)

HÜNKAR ıSKELESı ANTLAŞMASI (8 Temmuz 1833)
1)-Osmanlı bir saldırıya uğrarsa Ruslar asker ve donanma gönderecek, ancak masrafları Osmanlı
ödeyecek.
2)-Rusya bir saldırıya uğrarsa Osmanlı boğazları kapatacak. (ıngiltere ve Fransa'ya karşı)
3)-Bu antlaşma 8 yıl sürecek.
ÖNEMı:
1)-Rusya bu antlaşmayle boğazlar üzerinde büyük avantaj sağlayıp,Karadenizdeki güvenliğini artırmış
oldu.
2)-Bu antlaşmayla BOĞAZLAR MESELESı ortaya çıkmıştır.
3)-Bu antlaşma Osmanlının boğazlar üzerindeki egemenlik haklarını TEK BAŞINA kullandığı son
antlaşmadır.

NOT: Osmanlı Devleti Mısır ve Boğazlar meselesinde ıngiltere'nin desteğini kazanmak için ıngiltere
ile 1838 BALTA LıMANI Antlaşmasını imzalamıştır.Bu antlaşma ile ıngiltereye çok geniş ekonomik
haklar verilmiş, Osmanlı ülkesinde tekel sistemi ve iç gümrük yönetimi kaldırılmış böylece Osmanlı
ekonomisinin çöküşü hızlanmıştır.

AÇIKLAMA: Kütahya antlaşması fazla uzun sürmedi. 1839'da Mehmet Ali Paşa bağımsızlığını ilan etti. Oğlu
ıbrahim Paşa üzerine gönderilen Osmanlı kuvvetlerini NıZıP'te yendi.ıngiltere ve Fransa Hünkar
ıskelesi antlaşmasına dayanarak Rusyanın boğazlara egemen olmasından çekindiklerinden hemen
devreye girerek MISIR konusunda Londra'da uluslararası bir konferans düzenlendi.

NOT: Nizip yenilgisi haberi ıstanbul'a gelmeden II. Mahmut ölmüş, yerine Abdülmecid padişah
olmuştur.

II.MAHMUT DÖNEMıNDE ASKERı ALANDA YAPILAN ISLAHATLAR:
1)-Alemdar Mustafa Paşa,Nizam-ı Cedit ordusunun yerine Sekban-ı Cedit Ordusunu kurdu.
2)-II.Mahmut Alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Ceditin yerine EŞKıNCı OCAĞINI kurdu.
3)-1826'da Yeniçeri Ocağını kaldırarak(Vakayı Hayriye Olayı) yerine ASAKıR-ı MANSURE-ı MUHAMMEDıYE
ordusu kuruldu.
4)-Yeni kurulan Asakir-i Mansure-i Muhammediye ordusu tümen, tabur, bölük gibi birliklere ayrıldı.
Eğitimi için Prusya'dan subaylar getirildi. Avrupaya subaylar gönderildi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:09
ABDÜLMECıT DÖNEMı(1839-1861)

LONDRA KONFERANSI (1840) (Mısırla ilgili)
Katılan Devletler: ıngiltere,Avusturya,Prusya,Rusya ve Osmanlı Devleti
Maddeleri:
1)-Mısır Valiliği,babadan oğula geçmek üzere Mehmet Ali Paşa'ya verilecek, fakat hukuki yönden
Osmanlı'ya bağlı kalacak.
2)-Mısırda vergiler padişah adına toplanacak, dörtte biri ıstanbul'a gönderilecek.
3)-Suriye,Adana ve Girit Osmanlı'ya geri verilecek.

NOT: Bu anlaşmayla Mısır iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlı imtiyazlı bir eyalet
haline geldi.

LONDRA KONFERANSI (1841) (Boğazlarla ilgili):
Hünkar antlaşmasının süresi bitince Londra'da bir konferans toplandı. Toplantıya ıngiltere,
Rusya,Fransa, Avusturya, Prusya ve Osmanlı Devleti katıldılar. Londrada imzalanan boğazlar
sözleşmesine göre;
Boğazlar Osmanlı Devleti'nin olacak,ancak Osmanlı barış halindeyken boğazlar bütün savaş gemilerine
kapatılacaktı.

ÖNEMı:
1)-Bu sözleşme ile boğazlar,devletlerarası bir statü kazandı.
2)-Osmanlının boğazlar üerindeki hükümranlık haklarına kısıtlama getirilmiştir.
3)-Rusya boğazlar üzerindeki üstünlüğünü kaybederken, Fransa ve ıngiltere Akdenizdeki güvenliklerini
artırmışlardır.

TANZıMAT FERMANI (3 Kasım 1839)
Padişah: Abdülmecid Sadrazam:Mustafa Reşid Paşa
Tanzimat Fermanının ılan Sebepleri:
1)-Avrupalı Devletlerin iç işlerimie karışmasına engel olmak.
2)-Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
3)-Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturma isteği

Bu nedenlerden dolayı 3 Kasım 1839 da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayunu) ilan edildi.

NOT: Tanzimat Fermanının ilanıyla Osmanlı tarihinde yeni bir dönem açılmış(Tanzimat Devri) ve bu devir
1876'ya kadar devam etmiştir.

Tanzimat Fermanında yer alan konular:
1)-Azınlıkların, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak.
2)-Vergi sistemi yeniden düzenlenerek, herkesten gelirine göre vergi alınacak.
3)-Askerlik OCAK görevinden, VATAN görevi haline getirilecek. Azınlıklarda askere alınacak.
4)-Kanunların her gücün üstünde olduğu kabul edilecek.

Tanzimat Fermanının Özellikleri:
1)-En önemli özelliği padişahın yetkilerini sınırlandırması ve kanunların her gücün üstünde
olduğunun ifade edilmesidir.
2)-Tanzimat Fermanı ANAYASACILIĞA ve DEMOKRASıYE(hukuk devletine, yani hukukun üstünlüğü esasına
dayanan devlet anlayışına)geçişin (BATILILAŞMANIN) ilk aşamasıdır.
3)-Bu fermanın hazırlanmasında halkın bir rolü ve baskısı yoktur. Padişah Abdülmecit, Mustafa Reşid
Paşanın telkiniyle Mısır meselesinde Avrupa devletlerinin desteğini kazanmak için bu fermanı
ilan etmiştir.

KIRIM SAVAŞI (1853-1856)
SEBEPLERı:
1)-Rusyanın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri. (Rusya Osmanlıyı HASTA ADAM olarak nitelendiriyor ve
ölmeden topraklarının paylaşılmasını istiyordu. ıngiltere Osmanlının toprak bütünlüğünden yana
olduğunu belirterek bu isteği reddedince Rusya tek başına hareket etti.)
2)-Kutsal Yerler Meselesi:Rusya ıstanbul'a bir elçi göndererek Ortodoks kilisesinin kutsal yerlerle
ilgili isteklerinin onaylanmasını istemiş,Osmanlı bu isteği reddetmişti.
3)-Rusya'nın 1848 ıhtilallerinin Avrupa'da meydana getirdiği karışıklıklardan yararlanmak istemesi.
(Avusturya'ya karşı bağımsızlık savaşı veren Macarlar Avusturya ve Rusya birlikleri tarafından
yenilmişti. Rusya Osmanlıya sığınan bu Macarların iadesini istemişti.)
Bu sebeplerden dolayı savaş Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1853'de başladı. Osmanlı
donanması SıNOP'ta Ruslar tarafından yakıldı. 1854'te ıngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'nin
yanında yer aldı. Sivastopol kalesi kuşatılarak alındı. Yenilen Rusya ile PARıS ANTLAŞMASI
imzalandı.(1856)

NOT: Kırım Savaşında ıngiltere, Fransa,Sardunya ve Piyomento Osmanlı Devletinin yanında savaşa
girdi. Avusturya ise Eflak-Boğdan'ı işgal ederek destek verdi.

NOT: Osmanlı Devleti ilk dış borcu Kırım savaşı sırasında ıngiltere'den aldı.(1854)

NOT: Osmanlı Devleti Paris anlaşması sırasında Avrupalı devletlerin tam desteğini kazanmak için
azınlıklara geniş haklar tanıyan ISLAHAT FERMANINI ilan etti.

PARıS ANTLAŞMASI(1856):
Katılan devletler:Osmanlı,Rusya,ıngiltere, Fransa, Piemento, Sardunya, Avusturya ve Prusya
MADDELERı:
1)-Osmanlı Devleti bir Avrupa Devleti sayılacak ve toprakları Avrupa Devletlerinin koruyuculuğu
altında kalacak.
AÇIKLAMA :Bu madde Osmanlının egemenlik haklarına gölge düşürmesine rağmen, bir süre Rus
tehlikesini ortadan kaldırmıştır.
2)-Boğazlar konusunda 1841 boğazlar sözleşmesi geçerli olacak.
3) Rusya ve Osmanlı Devleti Karadenizde savaş gemisi ve tersane bulundurmayacak.

AÇIKLAMA:Kırım Savaşına katılan ıngiltere'nin en büyük kazancı Rusya'nın Karadeniz'deki
tersane ve gemilerinin kaldırılmasıdır. Böylece Akdeniz'i tehdit edebilecek
Rusyanın etkinliğini kırmış,çıkarlarının devamını sağlamıştır.

AÇIKLAMA:Kırım Savaşından sonra Rusya sıcak denizlere inmek için başka bir yol arayarak
Balkanlarda PANSLAVıZM politikasına ağırlık vermiştir.

AÇIKLAMA:Osmanlı Devleti Savaşı kazanmasına rağmen anlaşmanın Karadenizle ilgili maddesi ve
Islahat yapma zorunluluğu anlaşmanın olumsuz yönleridir.

KIRIM SAVAŞININ ÖNEMı:
1)-Avrupalılar ilk defa Kırım savaşında Osmanlı Devletine tam destek verdiler.
2)-Osmanlı Devleti ılk defa dış borç aldı.
3)-Osmanlı Donanması 4. kez Sinopta yakıldı. (ınebahtı,Çeşme,Navarin ve Sinop)
4)-Osmanlı Devleti Islahat Fermanını yayınladı.

ISLAHAT FERMANI(1856)
Dış Gelişme: Kırım Savaşı Padişah: Abdülmecid

Paris anlaşması görüşmeleri sürerken Islahat Fermanı ilan edilmişti.(1856)
Bu Fermanla ilgili bir madde Paris Anlaşmasında da yer aldı.

AÇIKLAMA: Islahat Fermanı kaynağını ve ortaya çıkış nedenini yabancı devletlerden almaktadır. Bu
Fermanın esasları Fransa'nın ısrarı ile Avusturya,ıngiltere ve Fransa tarafından
belirlenmiştir. Osmanlı Devleti Paris antlaşması şartlarını lehine çevirmek için bu fermanı
ilan etmiştir.
ISLAHAT FERMANINININ MADDELERı:
1)-Din ve mezhep hürriyeti sağlanarak azınlıklara okul,kilise ve hastane açma hakkı verilecek.
2)-Azınlık ve yabancılara küçük düşürücü sözler söylenmeyecek
3)-Azınlıklar da bütün devlet memurluklarına girebilecek.
4)-Askerlik işleri yeniden düzenlenecek,azınlıklardan askerlik için bedel kabul edilecek.
5)-Vergi sistemi yeniden düzenlenecek. ıltizam usulü kaldırılacak.
6)-Mahkemelerde herkes inancına göre yemin edecek, karma mahkemeler kurulacak.

AÇIKLAMA: Islahat Fermanı müslümanlar ile hırıstiyanlar arasında eşitlik sağlamayı amaçlayan bir
belgedir.
ABDÜLAZıZ DÖNEMı(1861-1876)
Bu Dönemde olan önemli olaylar:
1)-Rusyanın Balkanlarda panslavizm idealini yaymaya başlamasıyla isyanlar başlamıştır.
(Sırp,Karadağ,Bosna-Hersek,Romen(Eflak-Boğdan) ve Bulgar isyanları ortaya çıkarak "Balkan
Bunalımı"na zemin hazırlandı.
2)-Girit'teki Rumlar ayaklanarak Yunanistan'a bağlanmak istediler. Avrupalıların duruma müdahalesiyle
Osmanlı Devleti HALEPA FERMANI'nı ilan etmiş ve Giritlilere vergi muafiyeti getirilmiştir.
3)-Mısır Hidivi(valisi) ısmail Paşa'nın gayretleri ve Fransa'nın desteğiyle 1869'da Süveyş Kanalı
açılmış, böylece coğrafi keşiflerle önemini yitiren Mısır ve Akdeniz yeniden canlanmıştır.

NOT: Bu durum Avrupalı devletlerin Mısıra sahip olma arzunu artırmıştır.

4)-Beylerbeyi ve Çırağan sarayları yapılmıştır.
5)-Avrupalı Devletler azınlıklarla ilgili ağır istek ve tehditlerden oluşan BERLıN MEMARANDUM'unu ilan
ettiler.
6)-Avrupada önemli gelişmeler görülmüş, ıtalya(1870), ve Almanya(1871) siyasi birliklerini tamamlayarak
siyasi güç olarak ortaya çıktılar.
7)-Abdülaziz, GENÇ OSMANLILAR tarafından tahttan indirilmiş, yerine V.MURAT getirilmiştir.(Abdülaziz
tahttan indirildikten sonra Feriye Sarayın'da hapis hayatı yaşadı.Burada damarları kesik vaziyette
bulundu.)
V.MURAT DÖNEMı
V. Murat Abdülaziz'in tahttan indirilmesi sonucu padişah oldu.(1876) Ancak sağlığının yerinde
olmadığı görüldü. Bu durum karşısında başta Mithat Paşa olmak üzere önde gelen devlet adamları
V. Murat'ın yerine Meşrutiyeti ilan etme sözü veren II.Abdülhamit'i tahta çıkardılar.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:10
II.ABDÜLHAMıT DÖNEMı (1876-1909)
I.MEŞRUTıYETıN ıLANI:(1876)
Padişah: II.Abdülhamit
ılanda Etkili Olan Grup: Jön Türkler(Genç Osmanlılar)
Savundukları Düşünce: Osmanlıcılık
Meşrutiyet nedir: Krallık yada padişahlıkla yönetilen ülkelerde kralın yanında bir meclisin
(parlamento) bulunmasıdır.

Meşrutiyeti ilan etmeye söz veren Sultan II. Abdülhamit verdiği sözü yerine getirerek Mithat ve Sait
Paşaların hazırladığı KANUN-ı ESASı'yi (anayasa) kabul ederek Meşrutiyeti ilan etmiştir.(23 Aralık 1876)

KANUN-ı ESASıYE GÖRE:
Osmanlı Meclisi AYAN ve MEBUSAN meclislerinden oluşacaktı. Ayan Meclisini Padişah Mebusan Meclisini
ise halk seçecekti.(18 bin Yahudi bir, 107 bin hırıstiyan bir, 133 bin müslüman bir milletvekili
seçecekti.) Seçilen milletvekilleri 20 Mart 1877'de toplanarak çalışmalarına başlamıştır. Bu arada
Rusların bazı tavizler istemesi üzerine Meclis Rusya'ya karşı savaş ilanına karar vermiştir. Bu
savaşta Osmanlı Devletinin büyük kayıplar vermesi üzerine Abdülhamit Kanun-i Esasinin 113.maddesine
dayanarak 14 Şubat 1878'de meclisi kapatmıştır.Böylece "Birinci Meşrutiyet" sona ermiştir.

NOT: I.Meşrutiyetle halk, ilk olarak dolaylı da olsa yönetime katılmıştır.

NOT: I.Meşrutiyetin ilanını hızlandıran en önemli dış gelişme,1876 da ıstanbulda toplanan TERSANE
KONFERANS'ında Avrupalıların azınlıklarla ilgili isteklerine engel olunmak istenmesidir.

ıSTANBUL (TERSANE) KONFERANSI (1876) :
Rusyanın Panslavist politikasıyla Osmanlı Devleti üzerinde baskı kurmaya başlaması ıngiltere'nin
çıkarlarına aykırıydı. Bu yüzden ıngiltere Balkan Milletlerinin sorunlarına çözüm bulmak amacıyla
ıstanbul'da Milletlerarası bir konferansın toplanmasını sağladı.Konferansa Osmanlı Devletinin yanısıra
ıngiltere, Rusya,Fransa,Avusturya ve ıtalya katıldı. ıstanbul Konferansı çalışmalarına başladığı
sırada Osmanlı Devleti I.Meşrutiyeti ilan ederek konferansı etkisiz hale getirmeye çalışdı.

NOT: Osmanlı Devleti bu hareketiyle, konferans kararları üzerinde olumlu bir etki yapmak amacındaydı.
Çünkü meşrutiyet rejimi içinde Osmanlı vatandaşı olan Yahudi ve Hırıstıyanlar da Meclisi Mebusana
temsilci göndererek yönetime katılabilecek ve haklarını arayabileceklerdi. Bu yüzden Osmanlının
Balkanlar'da ıslahat yapmasına artık gerek yoktu. Ancak Avrupa Devletleri bunu ciddiye almadılar
ve konferansta aşağıdaki kararları aldılar.

Tersane Konferansı Kararları:
1)-Sırbıstan ve Karadağ'ın toprakları genişletilecek,
2)-Bulgaristan ve Bosna-Hersek'e özerklik verilecek.
Osmanlı Devleti bu kararları kabul etmeyince konferans dağılmış ve daha sonra Londra'da tekrar bir
araya gelen Avrupa Devletleri benzer kararlar alarak Osmanlı'nın bu kararlara uymasını istemişlerdir.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:10
1877-1878 OSMANLI-RUS SAVAŞI (93 HARBı)
SEBEPLERı:
1)-ıstanbul(Tersane) ve Londra Konferansı kararlarının Osmanlı tarafından kabul edilmemesi
2)-Rusya'nın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme çabası

Rusya bu sebeplerden birincisini gerekçe göstererek Osmanlı Devletine savaş ilan etti.

SAVAŞ:
Ruslar doğuda Erzurum'a kadar ilerlediler. Rus ordusu AZıZıYE Tabyalarında GAZı AHMET MUHTAR PAŞA
tarafından durduruldu.
Balkanlarda ise Ruslar Tuna'yı aşıp PLEVNE önlerine geldiler. Plevne'de GAZı OSMAN PAŞA önemli
başarılar kazandı. Ancak daha sonra Plevne düştü. Ruslar Edirneyi alarak Çatalca önlerine kadar
geldiler.Osmanlı Devleti barış istemek zorunda kaldı. ıki taraf arasında AYESTEFANOS(Yeşilköy)
ANTLAŞMASI imzalandı.

AYESTEFANOS ANTLAŞMASI(3 MART 1878)
MADDELERı:
1)-Sırbıstan,Karadağ ve Romanya tam bağımsız olacak ve sınırları genişletilecek.
2)- Büyük bir Bulgaristan krallığı kurulacak.
3)- Batum,Kars,Ardahan ve Doğu Beyazıt Ruslara verilecek.
4)- Girit ve ERMENıLERıN oturduğu yerlede ıslahat yapılacak.
5)- Bosna-Hersek'e özerklik verilecek.
6)- Teselya Yunanistan'a verilecek.
7)- Osmanlı Rusyaya 30 milyon altın savaş tazminatı ödeyecek.


NOT: Bu anlaşma Rusya'ya sıcak denizlere inme konusunda Balkan ve Doğu koridorunu açmıştır. Bu durum
Avrupa devletlerin tepkisine neden olmuş, Rusya yeni bir savaşı göze alamadığından BERLıN'de bir
kongre toplanmasını kabul etmiştir.

NOT: AYESTEFANOS ANTLAŞMASI yürürlüğe girmemiş,bunun yerine Berlin antlaşması imzalanmıştır.

NOT: Osmanlı Devleti'nin imzalayıpta uygulamaya konulmayan iki antlaşma AYESTEFANOS ve SEVR'dir.

BERLıN KONGRESı VE BERLıN ANTLAŞMASI(1878):

Kongreye Katılan Devletler: Osmanlı,Rusya,ıngiltere,Fransa, Avusturya, ıtalya ve Almanya.


NOT: Bu sırada ıngiltere, Osmanlı Devletine KIBRIS'ın kendisine bir ÜS olarak verilmesi durumunda
kongrede Osmanlı Devletini savunacağını söyledi. Osmanlı ıngiltere'nin bu isteğini kabul etmek
zorunda kaldı.

BERLıN ANTLAŞMASININ MADDELERı (1878):

1)- Ayestefanos Antlaşmasıyla kurulan BULGAR KRALLIĞI üçe ayrıldı:
a)-Asıl Bulgaristan: Osmanlı Devletine vergi veren bir prenslik haline getirildi.
b)-Makedonya: Islahat yapılmak şartıyla Osmanlıya bırakıldı.
c)-Doğu Rumeli: Osmanlıya bağlı kalacak,ancak hırıstiyan bir vali tarafından yönetilecek.
2)-Sırbıstan,Romanya,Karadağ bağımsız olacak.
3)-Bosna-Hersek Osmanlı toprağı sayılacak, yönetimi geçici olarak Avusturya'ya bırakılacak.
4)-Kars,Ardahan ve Batum Ruslara, Doğu Beyazıt Osmanlı'ya verilecek.
5)-Teselya Yunanistan'a verilecek.
6)-Ermenilerin oturduğu yerlerde ve Girit adasında ıslahatlar yapılacak.
7)-Osmanlı Rusya'ya 60 milyon altın savaş tazminatı verecek.

ÖNEMı:
1)- Osmanlı'nın dağılma süreci hızlandı.
2)- Bu antlaşma ile ıngiltere de Osmanlı topraklarının parçalanmasına katıldı.Bu yüzden Osmanlının
dış politikasında ıngiltere'den boşalan yeri ALMANYA almaya başladı.
3)- ERMENı MESELESı ilk defa uluslararası bir antlaşmada yer almış, Ermeni Meselesi Ermenilerin değil
Osmanlı'yı parçalamak isteyen devletlerin meselesi olarak ortaya çıkmıştır. Berlin Antlaşması,
ERMENı Meselesinin BAŞLANGICI olarak kabul edilmektedir.
4)- Osmanlının 19. yy.da en çok toprak kaybettiği antlaşmadır.
5)- Anlaşmadan en karlı çıkan, Bosna Hersek üzerinde haklar elde eden Avusturya ve Kıbrısı üs olarak
alan ıngiltere'dir.

BERLıN ANTLAŞMASI SONRASI GELıŞMELER:

1)-KIBRIS'IN ıNGıLıZLERE ÜS OLARAK VERıLMESı: Berlin kongresi sırasında Osmanlının çıkarlarını savunması
karşılığı ıngiltere'ye Kıbrısta üs kurma sözü verilmişti. Berlin Antlaşmasından sonra KIBRIS üs
olarak ıngilizlere verildi.(1878)
NOT: ıngiltere böylelikle Süveyş kanalını kontrol etme imkanına kavuşmuştur. Osmanlının I.Dünya
savaşına girmesiyle ıngiltere, Kıbrısı toprakların kattığını açıkladı.
2)-DÜYUN-U UMUMıYE ıDARESıNıN KURULMASI(1881):Osmanlı Devleti dış borç ve faizlerini ödeyemeyince
alacaklı devletler bu idareyi kurmuşlardır. Bu idare dış borçları doğrudan toplamak suretiyle
kurulan yabancı bir mali kontroldü. Bu da Osmanlı Devletinin ekonomik bağımsızlığına gölge
düşürmüştür.
3)-TUNUS'UN FRANSIZLAR TARAFINDAN ıŞGALı(1881): Fransa'nın Tunus'u işgalini Osmanlı Devleti sadece
protesto edebilmiştir.(Fransa hatırlanacağı gibi 1830 yılında da Cezayiri işgal etmişti.)
4)-MISIR'IN ıNGıLıZLER TARAFINDAN ıŞGALı(1882): ıngilizler Süveyş Kanalının açılmasıyla önemi daha da
artan MISIR'ı 1882'de işgal ettiler.
5)-DOĞU RUMELı'NıN BULGAR PRENSLıĞı ıLE BıRLEŞMESı(1885): Doğu Rumeli Bulgarlarının Bulgar Prensliği ile
birleşmek için ayaklanmaları sonucu yapılan görüşmelerde Osmanlı Devleti bu bölgenin Bulgar
Prensliğine bağlanmasını kabul etti (1885)
6)-GıRıT SORUNU VE OSMANLI-YUNAN SAVAŞI: Yunanistan'ın Giritin iç işlerine karışması ve burada çıkan
ayaklanmayı desteklemesi sonucu OSMANLI-YUNAN savaşı çıktı.
Yapılan DÖMEKE MEYDAN SAVAŞINI kazanan Osmanlı kuvvetlerine Atina yolu açıldı. Ancak Avrupa
Devletlerinin müdahale etmesi üzerine ıSTANBUL ANTLAŞMASI imzalandı.(1897)
Buna göre Girit'e özerklik verilmiş, ayrıca yönetimi Yunanlı bir Prense verilmiştir.

NOT: Bu antlaşma ile Giritin yönetimi elimizden çıkmış, II.Meşrutiyet sırasında Girit Yunanistan
tarafından işgal edilmiş,Balkan Savaşı sonucu imzalanan Atina Antlaşmasıyla da Girit'in
Yunanistan'a ait olduğu kabul edilmiştir.

7)-BOSNA HERSEK'ıN AVUSTURYAYA BAĞLANMASI(1908): Berlin Antlaşmasında Bosna Hersek'in yönetimi geçici
olarak Avusturyaya bırakılmıştı. II. Meşrutiyetin ilanı sırasında Avusturya Bosna-Hersek'i
topraklarına kattığını açıkladı. Osmanlı bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.
8)-BULGARıSTANIN BAĞIMSIZLIĞINI KAZANMASI(1908): II.Meşrutiyetin ilanı ile oluşan karışıklıklardan
yararlanan Bulgarlar bağımsızlıklarını ilan ettiler.Rusya'nın araya girmesiyle Osmanlı Devleti bu
durumu kabul etmek zorunda kaldı.
9)- II.MEŞRUTıYET'ıN ıLANI(1908):
Padişah: II.Abdülhamit
ılanında Etkili Olan Grup: ıttihat ve Terakki
Savunulan Düşünce: Türkçülük
14 Şubat 1878'de Sultan Abdülhamit'in meclisi kapatmasıyla şahsi idare dönemi başlamış ve 1908
yılına kadar 30 yıl sürmüştür. Bu dönem içinde Sultan Abdülhamit'e karşı olanlar, meşrutiyeti
yeniden ilan etmek amacıyla bir takım cemiyetler kurmuşlardır. Bu cemiyetler içinde en önemlisi
ıTTıHAT VE TERAKKı CEMıYETı'dir.
Selanik'te ıttihat ve Terakki yanlısı subayların ayaklanması sonucu II.Abdülhamit meşrutiyeti tekrar
ilan etmiştir.(1908)
II. Meşrutiyetin ilanı sorunları çözmeye yetmedi. ıçte ve dışta yeni sorunlar çıktı. Bu dönemde
kurulan siyasi partilerin mevcudiyeti partizan çekişmeleri yarattı.
10)- 31 MART OLAYI (13 NıSAN 1909): ıstanbulda AVCI TABURLARININ başlattığı meşrutiyet karşıtı
ayaklanmadır.
31 Mart Olayının Sonuçları:
1)- Mahmut Şevket Paşa komutasındaki HAREKET ORDUSU ıstanbul'a gelerek ayaklanmayı bastırmıştır.
(M.Kemal bu orduda Kolağasıdır.)
2)- II.Abdülhamit tahttan indirilmiştir.Yerine V.Mehmet Reşat padişahlığa getirilmiştir.
3)- Kanun-i Esasinin bazı maddeleri değiştirilmiştir.

NOT: II.Abdülhamit'in tahttan indirilmesiyle Osmanlı Devleti Yönetiminde ıTTıHAT VE TERAKKı DÖNEMı
başlamış,bu dönem 1918'de imzalanan Mondros ateşkes Antlaşmasına kadar sürmüştür.Bu geçen 9
yıl içinde Osmanlı Devleti Trablusgarp, Balkan ve I.Dünya Savaşlarını yaşamış ve çok ağır
yenilgiler almıştır.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:11
I. VE II. MEŞRUTıYET DÖNEMı FıKıR AKIMLARI:

1)- OSMANLICILIK: Tanzimat döneminin sonlarına doğru bazı Osmanlı Aydınları GENÇ OSMANLILAR adıyla bir
cemiyet kurdular. Bunların amacı Fransız ihtilali sonucu yayılan "Milliyetçilik" akımının Osmanlı
Devleti üzerinde etkisini kırmaktı. Bunun için dil,din ve ırk farkı gözetmeksizin herkesin eşit
haklara sahip olmasını savunuyorlardı. Bu milletlere yönetimde temsil hakkı verilirse Osmanlı
Devletinden ayrılmayacaklarını düşünüyorlardı.
2)-ıSLAMCILIK(PANıSLAMıZM): Genç Osmanlıların(jön Türkler) Osmanlıcılık fikrine karşı II. Abdülhamit
bu düşünceyi savunmuştur. Padişahın bunda iki amacı vardı:
Dar anlamda: ımparatorluğu korumak ve devam ettirmek.
Geniş anlamda: Hilafet çatısı altında dünya ıslam birliğini sağlamaktı.
Bu düşünceyi savunanlara göre din ile millet birdir. Hangi milletten olursa olsun
müslümanların halifenin etrafında birleşmesi gerekir.

NOT:ıslamcılık düşüncesi de Osmanlıcılık gibi Milliyetçilik akımı karşısında etkili olamamıştır.
Bunun en açık kanıtı da I.Dünya savaşında Halifenin Cihad çağrısına müslüman Arapların
uymamasıdır.
3)-TÜRKÇÜLÜK: ıslamcılık ve Osmanlıcılık düşüncelerinin geçerli olduğu dönemlerde pek yaygınlaşamadı.
Özellikle II.Meşrutiyet döneminde güç kazandı. Türkçülük düşüncesinin öncülerine göre devlet ancak
dili, soyu ve ülküsü bir olan topluma dayanılarak sürdürülebilirdi.
Türkçülük akımı ZıYA GÖKALP'in katkılarıyla ilmi bir içerik kazanmışdır.
4)-BATICILIK: ılk olarak askeri alanda başlayan batılılaşma hareketi, daha sonra devlet ve toplum
hayatında da etkisini gösterdi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:11
V.MEHMET REŞAT DÖNEMı (1909-1918)

TRABLUSGARP SAVAŞI:(1911)
AÇIKLAMA: XX. yy. başında Kuzey Afrikada sadece Trablusgarp Osmanlı egemenliğinde kalmıştı.(Daha önce
Cezayir'i ve Tunus'u Fransızlar,Mısır'ı da ıngilizler işgal etmişlerdi.)
SEBEP: ıtalya'nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı, bunun içinde Osmanlının elindeki
Trablusgarp'a asker çıkarmaları.
SAVAŞ: Osmanlı Devleti Trablusgarp'a(Libya) karadan asker gönderemiyordu. Çünkü Mısır ıngilizlerinolduğundan kara yolu bağlantısı kesikti. Osmanlı Donanması ıtalyan donanmasından zayıf
olduğundan denizdenden de Trablusgarp'a müdahale edemedi. Bu yüzden aralarında M.Kemal ve EnverBey'in de bulunduğu gönüllü subaylar bölgeye giderek burada ıtalyanlara karşı başarılı savaşlaryaptılar. (Tobruk,Derne,Bingazi)

SEBEP: ıtalya'nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı, bunun içinde Osmanlının elindeki
Trablusgarp'a asker çıkarmaları.
SAVAŞ: Osmanlı Devleti Trablusgarp'a(Libya) karadan asker gönderemiyordu. Çünkü Mısır ıngilizlerin
olduğundan kara yolu bağlantısı kesikti. Osmanlı Donanması ıtalyan donanmasından zayıf
olduğundan denizdenden de Trablusgarp'a müdahale edemedi. Bu yüzden aralarında M.Kemal ve Enver
Bey'in de bulunduğu gönüllü subaylar bölgeye giderek burada ıtalyanlara karşı başarılı savaşlar
yaptılar. (Tobruk,Derne,Bingazi)

Trablusgarp'ı ele geçirmekte zorlanan ıtalyanlar Oniki Ada ve Rodos'u işgal ettiler. Bu
sırada Balkan Savaşı patlak verince Osmanlı Devleti barış imzalamak zorunda kaldı.

SONUÇ: ıtalyanlarla UŞı(Ouchy)ANTLAŞMASI imzalandı.(1912)
Maddeleri:
1)- Trablusgarp ıtalya'ya verildi.
2)- Oniki Ada ve Rodos geçici olarak ıtalya'ya bırakıldı.(Balkan Savaşı sırasında
Yunanlıların eline geçmesin diye)

NOT: ıtalyanlar Balkan Savaşından sonra sözlerinde durmayarak adalardan çekilmediler. II. Dünya
Savaşından sonra adalar Yunanistan'a geçti.

UŞı ANTLAŞMASININ ÖNEMı:
Bu antlaşmayla Osmanlı Devleti Kuzey Afrikadaki son toprağını da kaybetti.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:12
BALKAN SAVAŞLARI:

Sebep: Rusyanın Panslavist politikası ve sıcak denizlere inme düşüncesi doğrultusunda Balkan
Devletlerini Osmanlıya karşı kışkırtması.

AÇIKLAMA: ıngiltere, Osmanlı-Almanya yakınlaşmasından rahatsızlık duyuyordu. Çünkü Almanya hem
Avrupa'nın güçlü bir devleti hem de ıngiltere'nin sömürgelerine göz diken bir tavırda idi.
ıngiltere Almanya tehlikesine karşı daha zayıf durumda olan Rusya'yı kullanmaya karar verdi.
1908 yılında Estonya'nın başkenti REVAL'de yapılan görüşmelerden sonra ıngiltere Rusya'yı
Balkan ve Osmanlı politikasında serbest bıraktı. Yani Rusya boğazları ele geçirebilecek,
ıngiltere buna ses çıkarmayacaktı. Fırsatı değerlendiren Ruslar Balkan Devletlerini Osmanlı
Devletine karşı kışkırttılar.
I.BALKAN SAVAŞI:
SAVAŞ: * Rusların kışkırtmasıyla Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan aralarında anlaşarak
Osmanlı Devletine savaş açtılar.
* Osmanlı Ordusunun bir bölümü savaştan önce terhis edilmişti. Bu duruma bir de subaylar
arasındaki siyasi çekişmeler eklenince Osmanlı Devleti bütün cephelerde yenildi.
* Makedonya,Batı Trakya,Edirne ve Kırklareli işgal edildi. Arnavutluk bağımsızlığını ilan
etti.

NOT: Balkanlarda Osmanlıdan ayrılarak bağımsız olan son devlet ARNAVUTLUK'dur.


SONUÇ: Balkanların yeni haritasını belirlemek amacıyla LONDRA KONFERANSI toplandı.(1912) Londra
Konferansında Osmanlı devleti Midye-Enez çizgisinin batısında kalan topraklarını kaybetti.
(Makedonya, Batı Trakya, Edirne, Kırklareli). Ayrıca Bozcada ve Gökçeada dışındaki bütün Ege
adaları Yunanistan'a geçti.

II. BALKAN SAVAŞI:
SEBEP: I.Balkan savaşında ençok toprağı Bulgaristan almıştı. Bu durumdan memnun olmayan Yunanistan,
Sırbıstan, Karadağ ve Romanya Bulgaristan'a savaş açtılar. Bu durumdan faydalanan Osmanlı
Devleti'de savaşa girerek Edirne ve Kırklareli'yi Bulgarlardan geri aldı.

NOT: I.Balkan Savaşı Osmanlı Devletine karşı, II. Balkan Savaşı ise Bulgaristana karşı yapılmıştır.

SONUÇ: Osmanlı Devleti Bulgaristan ile ıSTANBUL, Yunanistan ile ATıNA Anlaşmalarını imzaladı.(1913)

NOT: ıstanbul ve Atina Antlaşmalarında Bulgaristan ve Yunanistanda yaşayan Türklere "Azınlık"
statüsü verildi.

NOT: Balkan Savaşlarından sonra Talat,Cemal ve Enver Paşaların devlet idaresindeki etkinliği
arttı.(Üç Paşa Devri)

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:13
I.DÜNYA SAVAŞI(1914-1918)

SEBEPLERı:
1)-EKONOMıK SEBEPLER: Almanya ve ıtalya'nın gelişen sanayileri için hammadde ve pazara ihtiyaç
duymaları, bu nedenle ıngiltere ve Fransanın sömürgelerine göz dikmeleri
2)-SıYASı SEBEPLER:
a)-Fransanın 1871'de kaybettiği Alsas-Loren Bölgesini Almanlardan geri almak istemesi.
b)-Avusturya-Macaristan imparatorluğu'nun Rusların Panslavist politikasından rahatsız olması.
c)-Devletler arası Gruplaşmalar:Savaştan önce yukardaki sebeplerden dolayı devletler birbirlerine
karşı ittifaklar kurdular:

ıTTıFAKLAR

ÜÇLÜ ıTıLAF DEVLETLERı ÜÇLÜ ıTTıFAK DEVLETLERı
(ANLAŞMA DEVLETLERı) (BAĞLAŞMA DEVLETLERı)
1-ıngiltere 1-Almanya
2-Fransa 2-Avusturya-Macaristan
3-Rusya 3-ıtalya

AÇIKLAMA: ıtalya savaş başladıktan sonra grup değiştirerek ıtilaf Devletlerinin yanında savaşa
katılmıştır.

SAVAŞIN ÇIKIŞI:
Avusturya-Macaristan Veliahdı Saraybosna'da bir Sırplı tarafından öldürüldü.Bunun üzerine Avusturya
Sırbistan'a savaş ilan etti, Rusya Sırbistanın yanında yer aldı,Fransa Rusya'yı destekledi. Almanya
ve ıngiltere'nin de katılmasıyla savaş genişledi.

OSMANLI DEVLETıNıN SAVAŞA GıRıŞı:
ıttihat ve Terakkinin ileri gelenleri Savaşı Almanya'nın kazanacağına inanıyorlardı. Onlara göre
Osmanlı Devleti Almanyanın yanında savaşa girerse Balkanlarda kaybettiği toprakların bir bölümünü
geri alabilirdi. Bu nedenle Almanya ile gizli bir ittifak antlaşması imzalamışlardı.

ALMANYANIN OSMANLI DEVLETıNı KENDı YANINDA SAVAŞA ÇEKMEK ıSTEMESıNıN NEDENLER:
1)- Osmanlı Devletinin katılmasıyla savaş genişleyecek, Rus kuvvetlerinin bir kısmı Osmanlı
cephelerine yollanacağından Almanya kendi cephelerinde rahatlayacaktı.
2)- Osmanlı padişahının "halife" sıfatıyla yapacağı bir "cihad" çağrısı ıngilizleri müslüman
sömürgelerinde zor durumda bırakacaktı.

NOT: ıngiliz ve Fransızlar Osmanlı Devletinin Almanya' nın yanında savaşa girmesini istemiyorlardı.
Çünkü cephelerin genişlemesini istemiyorlardı. Bu yüzden Osmanlı Devletine savaşa girmemesi
durumunda KAPıTÜLASYONLARI kaldırmayı önerdiler. Osmanlı Devleti ise tek taraflı olarak
kapitülasyonları kaldırdığını ilan etti.

OSMANLI DEVLETı'NıN SAVAŞA GıRıŞı:
ıngilizlerden kaçan Goben ve Bresleu isimli iki Alman gemisi Osmanlı'ya sığındı. Osmanlı Devleti
bu gemileri satın aldığını bildirerek teslim etmedi. Yavuz ve Midilli adı verilen bu gemiler
Karadenize açılarak Rus limanlarını bombalayınca Osmanlı Devleti de savaşa girmiş oldu. (1914)

OSMANLI DEVLETıNıN SAVAŞTIĞI CEPHELER:
1)-KAFKAS CEPHESı: Enver Paşa Ruslarla SARIKAMIŞ MUHAREBESıNı yaptı. Erzurum,Erzincan, Muş, Bitlis ve
Trabzon Rusların eline geçti. Ruslar bölgedeki Ermenileri silahlandırarak Türk Halkının üzerine
sevkettiler. Ancak Rusya 1917'de BOLŞEVıK ihtilali çıkınca bölgeden kuvvetlerini çekti. Rusya ile
BREST- LıTOWSK anlaşması imzalandı.(1918) Buna göre Ruslar 1878 Berlin Antlaşmasıyla aldıkları
Kars, Ardahan ve Batum'u Türkiye'ye bıraktılar.

2)-ÇANAKKALE CEPHESı:
Sebepleri:
a)-Çanakkale'yi geçerek ıstanbulu almak, böylece Osmanlı Devletini savaşdışı bırakmak.
b)-Müttefikleri Rusyaya ekonomik ve askeri yardımda bulunmak
Sonuçları:
a)- ıtilaf Devletlerinin denizden ve karadan taarruzları püskürtüldü.
b)-Osmanlı Devletini savaş dışı bırakamadılar. Savaş uzadı.
c)-Müttefikleri Rusya'ya askeri ve ekonomik yardımı götüremediler. Bu durum Rusyada 1917
ihtilalinin çıkmasına ve Rusyanın savaştan çekilmesine yol açtı.
d)-Mustafa Kemal Anafartalar, Conk Bayırı ve Arıburnu'nda kazandığı başarılarla tanındı.
e)-Çanakkale savaşlarında iki tarafta çok sayıda insan kaybetti.
3)-KANAL CEPHESı:
Sebepler:
Süveyş kanalını ve ardından Mısır'ı alarak ıngiltere'nin sömürgeleriyle bağlantısını kesmek amacı
ile Almanyanın isteği doğrultusunda Osmanlı askerinin saldırısı ile bu cephe açılmıştır.
Sonuç: ıngilizler isyancı Araplar sayesinde Türk ordusunu geri çekilmek zorunda bıraktı.
4)-IRAK CEPHESı:
Sebepler:
ıngilizler hem Irak petrollerine sahip olmak, hem de Rusya'ya karadan yardım ulaştırmak amacıyla
Basra Körfezi'ne çıktılar.
Sonuç:
Osmanlılar KUTÜ'L AMARE'de bazı başarılar elde ettilerse de daha sonra Musul'a çekilmek zorunda
kaldılar.

5)-YEMEN-HıCAZ CEPHESı: ısyancı Arap ve ıngilizlere karşı savaşıldı.
6)-MAKEDONYA-GALıÇYA CEPHESı: Bu cephede müttefikimiz Avusturya ve Bulgaristanla birlikte Rus ve
Fransız kuvvetlerine karşı savaştık.
7)-SURıYE-FıLıSTıN CEPHESı: Kanal harekatının bir devamı niteliğindedir. Bu cephede Yıldırım Orduları
Grup Kumandanlığını son olarak M.Kemal Paşa yapmıştır.

I.DÜNYA SAVAŞININ SONA ERMESı:
Rusya'nın savaştan çekilmesiyle Avusturya-Macaristan, Almanya,Bulgaristan ve Osmanlı Devleti ıtilaf
Devletlerine karşı üstün duruma geldiyse de bu durum fazla uzun sürmedi.
Almanya'nın ıngiltereye silah ve hammadde taşıyan ABD gemilerine zarar vermesi üzerine ABD'de
Almanyaya karşı savaşa girdi.Bu durum savaşın kaderini değişti. Almanya batı cephelerinde çöktü.
Almanya'nın yardımları ile ayakta duran Osmanlı ve Bulgar kuvvetleri zor durumda kaldılar. Sonunda
ıttifak devletleri aşağıdaki barış antlaşmalarını imzalamak zorunda kaldılar.

I.DÜNYA SAVAŞI SONUCU ıMZALANAN BARIŞ ANTLAŞMALARI:
Almanya ile -------> VERSAY
Avusturya ile -------> SAıNT GERMEN(Sen Cermen)
Macaristan ile ------> TRıANON
Bulgaristan ile -------> NÖYYı
Osmanlı ile -------> SEVR barış antlaşmaları ... imzalanmıştır.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:19
OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
MERKEZ TEŞKİLATI
PADİŞAH
A)-PADİŞAHLARIN BAŞA GEÇMESİ(VERASET SİSTEMİ):
Osmanlı Devletinde kimin padişah olacağı konusunda kesin bir kural yoktu. Osmanlı ailesinin bütün
erkekleri taht üzerinde hak sahibi idiler. Onun için padişah ölünce oğullarının hangisinin tahta
geçeceği konusunda devlet yönetimindeki etkili grupların(ümera,ulema vb.) tercihleri önemli rol
oynuyordu.Eski Türk Devlet geleneğinden kaynaklanan bu sistem(Kut anlayışı)taht kavgalarına neden
oluyordu.
Veraset Sistemindeki Değişmeler:
* Fatih Sultan Mehmet bu sakıncayı ortadan kaldırmak için tahta geçme yöntemini belirleyen bir
kanunname düzenledi.
Bu kanunla Fatih'in amacı:
1 -Taht kavgasına son vererek,ülkenin birlik ve bütünlüğünü sağlamak,
2- En GÜÇLÜ olanın padişah olmasını sağlamaktı.
* I.AHMET zamanında yapılan değişiklikle EN YAŞLI ve AKILLI olanın (EKBER VE ERŞED) padişah olması
esası benimsendi.
AÇIKLAMA: Ekberiyet sistemi Şehzadeler arasındaki rekabet duygusunu ortadan kaldırması bakımından
OLUMSUZ,taht kavgalarına son vermesi bakımından da OLUMLU sonuçlar doğurmuştur.
B)-PADİŞAHLARIN YETİŞMESİ:
16. yüzyılın sonlarına kadar şehzadeler 14-15 yaşlarına gelince, Anadoludaki sancaklara
SANCAKBEYİ olarak gönderilirlerdi. Burada bir LALA'nın yanında devlet yönetiminde tecrübe
kazanmaları sağlanırdı.
NOT: Lala'yı Büyük Selçuklular'daki ATABEYLERE benzetebiliriz.
III. Mehmet'ten sonra şehzadelerin SANCAĞA ÇIKMA usulü kaldırıldı. (Şehzadeler sarayda KAFES
HAYATI yaşadılar.)
C)-PADİŞAHLARIN ÜNVANLARI:
Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında başta bulunan hükümdarlara BEY denilmiştir.Yine
hırıstiyanlara karşı savaştıklarından GAZİ de denilmiştir.(Örneğin:Osman bey,Osman Gâzi,Orhan
Bey,Orhan Gâzi gibi..) Hükümdarların aldığı diğer başlıca ünvanlar; Han, Hakan, Hünkâr, Sultan ve
genellikle Padişah'dır.
NOT: Yavuz Sultan Selimin 1517 Mısır seferi sonucu HALİFELİK Osmanlı padişahlarına geçmiştir.
Böylelikle Osmanlı hükümdarları padişah olarak Devletin Başı, halife olarakta müslümanların
başı olma özelliği taşımışlardır.

SARAY
Padişahın hem özel hayatının geçtiği, hem de devletin yönetildiği yerdi. Saray ENDERUN ve BİRUN
olmak üzere iki bölümden oluşuyordu.Bu iki bölüm BAB'ÜS-SAADE(Orta kapı) denilen kapıyla birbirine
bağlanmıştı.
1)- ENDERUN :Padişahın özel hayatının geçtiği sarayın iç bölümüdür. Burada padişahın hizmetine
bakan güvenilir kimselerin bulunduğu hizmet ve eğitim odaları ve harem bulunuyordu.Enderundaki
odalar şunlardır:
a)-HASODA:Padişahın günlük himetine bakarlardı.
b)-HAZİNE ODASI:Padişahın özel hazinesine bakarlardı.
c)-KİLER ODASI:Yemek ve sofra hizmetlerini yaparlardı.
d)-SEFERLİ ODASI:Berber,terzi,müzisyen gibi görevliler bulunurdu.
Devşirme usulüyle toplanan oğlanlar, Acemi oğlanlar ocağına götürülmeden önce, içlerinden
seçilenler Topkapı sarayına alınarak, sıkı bir disiplin altında yetiştirilirlerdi. Bunlara dini
bilgiler, Arapça, Farsça gibi dersler ve pratik el sanatları öğretilirdi.Bunlara İÇOĞLANI denilirdi.
Amaç saraya alınan bu içoğlanlarını gerçek bir dindar, devlet adamı, asker ve seçkin nitelikli bir
kişi olarak yetiştirmekti. Hasoda,kiler odası,hazine ya da seferli odalarında hem hizmet ederler,
hemde eğitim ve öğretimlerini sürdürürlerdi. Daha sonra ÇIKMA denilen bir atama usulüyle Birun da
görevlendirilir,bu odaların başındaki ağalar da sancak beyliği gibi önemli görevlere tayin
edilirlerdi.
HAREM: Sarayda kadınların yaşadığı bölüme denirdi.Saraya alınan kızlar tıpkı iç oğlanları gibi sıkı
bir eğitim görürlerdi. Eğer padişah tarafından sarayda tutulmazlarsa Çıkma ile saray dışında
görevlendirilen Kapıkullarıyla evlendirilirlerdi.
2)- BİRUN: Sarayın dış bölümüne denirdi. Bîrûnda geniş bir yönetici kadro yer alırdı. Bîrûndaki
görevliler ve teşkilatları şunlardı:
a)-Yeniçeriler
b)-Altı Bölük halkı (sipahiler,silahdar,sağ ve sol garipler,sağ ve sol ulûfeciler.)
c)-Topçular ve Cebeciler
d)-Mehterler
e)-Müteferrikalar:(Enderundan çıkma içoğlanlar, beyzade çocukları,devlet ileri gelenlerinin
çocukları.)
Birunda başka görevlilerde vardı. Başlıcaları:
Padişah Hocası:Şehzadelerin eğitimiyle meşgul olur.
Hekimbaşı:Cerrahbaşı da denilen doktor.
Çavuşlar ve Çavuşbaşı:Haberleşme ve elçilik görevini yapar.
Ayrıca Müneccimbaşı,Mimarbaşı,seyisler,okçular, rikabdarlar, Darbhane emini vb...
Üstün başarı gösterenler, saray dışındaki görevlere atanarak ödüllendirilirlerdi.
NOT: Osmanlılar'da ilk saray Bursa da yapılmıştı. Başkent Edirne olunca burada daha büyük bir saray
yapılmış,İstanbul'un fethiyle Fatih Beyazıt'taki mevcut sarayda oturmuş, buranın yeterli
gelmemesi üzerine aynı yerde başka bir saray yaptırılmıştı. Eski Saray denilen bu sarayın da
yeterli olmaması üzerine Topkapı Sarayı(yeni saray) yapılmıştır. Padişahlar 19. yüzyıla
kadar burada oturmuşlar, 19. yüzyılda Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan ve Yıldız sarayları
yapılmıştır.
DİVAN-I HÜMAYUN
Bugünkü Bakanlar Kurulu gibi çalışan Divan-ı Hümayun önceleri DİVANHANE'de toplanırken, Kanuni
zamanında yapılan KUBBEALTI denilen yerde toplanmaya başlamıştır.
Divan teşkilatı ilk defa ORHAN BEY zamanında kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet padişahların divân
toplantılarına katılma geleneğine son vererek,toplantıları kafesli bir pencerenin arkasından takip
etmiştir.
DİĞER DİVANLAR:
Sefer Divânı:Vezir-i azam sefere çıkarken toplanan divan
Ulufe Divânı:Yeniçeri maaşları için toplanan divan
Galebe Divânı:Yabancı elçilerin kabulü sırasındatoplanır
Ayak Divânı:Olağanüstü durumlarda toplanan divan.
At divânı:Sefer sırasında at üzerinde yapılan toplantı.
DİVANIN-I HÜMAYUN ÜYELERİ:
PADİŞAH

VEZİR-İ AZAM(SADRAZAM)

1-Kubbealtı 2-Nişancı 3-Kazaskerler 4-Defterdarlar
Vezirleri (Kalemiye) (İlmiye) (Kalemiye)
(Seyfiye) | |
| | | |
Rumeli Anadolu Rumeli Anadolu
Kazaskeri Kazaskeri Defterdarı Defterdarı
(başdefterdar)
NOT: Bunlardan başka eğer vezir rütbesine sahiplerse YENİÇERİAĞASI ve KAPTAN-I DERYA da divan
üyesi olur ve görüşmelere katılırlardı.

Bunlar askeri,idari,adli,mali ve bürokrasinin en üst yetkilileriydi. Buradan da anlaşıldığı gibi
Divan-ı Hümayûn devlet teşkilatının esasını oluşturan Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye kollarının temsil
edildiği bir kuruluştu.
DİVANIN YAPISI:
Osmanlılarda padişahın yetkilerini kullanmak yada emirlerini uygulamak için görevlendirilmiş üç temel
sınıf bulunuyordu. Bu sınıfların en üst yetkilileri divânda temsil edilirdi. Bu sınıflar şunlardı:
1-Seyfiye (Ehl-i Kılıç= Ehl-i Örf)
2-İlmiye (Ehl-i Şer)
3-Kalemiye (Ehl-i Kalem)
1)- SEYFİYE (Ehli Örf):
Osmanlı Devletinde yönetim ve askerlik görevini yerine getiren zümrelere denirdi. Ehli örf,ehli
seyf ve ümera gibi isimler verilen bu sınıfın divan-ı hümayundaki temsilcileri vezir-i azam ve
vezirlerdi. Divan dışında beylerbeyleri, sancak beyleri,kapıkulu askerleri,tımarlı sipahiler bu
grubun içindedir.
VEZİR-İ AZAM(Sadrazam):Bugünkü başbakan durumunda olan veziri azam, padişahın vekili olarak görev
yapar ve onun altın mührünü taşırdı. Divana başkanlık eder, padişah sefere katılmıyorsa ordunun
başına geçer,bu görevi sırasında SERDARI EKREM sıfatıyla padişahın bütün yetkilerini kullanırdı.
KUBBE ALTI VEZİRLERİ: Bugünkü devlet bakanları durumunda olan kubbe altı vezirlerinin sayıları 5-7
arasındaydı.
2)- İLMİYE (Ehli Şer)
Medreselerde iyi eğitim görmüş, devletin adalet,eğitim ve yargı görevlerini üstlenen gruptu.Ulema
da denilen bu grubun üç önemli görevi vardı:
a)-Tedris Görevi:Eğitim-Öğretim görevidir.Bu görevi müderris,muâllim gibi kişiler yürütürdü.
b)-Kaza Görevi:Yargı görevidir. Bu görev kadılar tarafından yürütülürdü. Kadılar İslam hukukuna
göre davalara bakar ve karar verirlerdi.
c)-İfta Görevi: Fetva görevidir.Yapılanların şeriata uygun olup olmadığı konusunda fikir beyan
etme görevidir.
Fetva verme yetkisine sahip olanlara MÜFTİ denilirdi. Müftilerin en üst rütbelisi Şeyhülislam
ve kazaskerlerdi.
ŞEYHÜLİSLAM: Divana katılan fakat oy kullanmayan şeyhüislamın protokoldeki sırası veziri azamla
aynıydı.Hem ilmi kişiliği, hem de fetva verme yetkisi dolayısıyla şeyhülislama büyük saygı
gösterilirdi. Bayramlaşma sırasında padişah sadece şeyhülislamın karşısında ayağa kalkardı.
Önemli devlet işleri hatta padişahların görevden alınması için şeyhülislamın fetvası
gerekiyordu.Şeyhülislam idam cezasına çarptırılamaz, tutuklanamaz ve hapsedilemezdi. 17. yüzyıla
kadar görevden alınması bile söz konusu değildi. Tanzimattan sonra şeyhülislamların yönetimdeki
önemi azalmaya başladı.
KAZASKERLER (KADIASKERLER): Divanı Humayun üyesi olan kadıaskerler şer'i hükümler veren en yüksek
görevlilerdi. Fatihten itibaren Anadolu ve Rumeli kadıaskerleri olmak üzere sayıları ikiye
çıkarıldı. Rumelideki kadılar Rumeli, Anadoludaki kadılar Anadolu kadıaskerine bağlıydılar.
KADILAR: Başlıca görevleri şunlardı:
a)-Merkezden gelen emirleri halka iletmek, halkın şikayetlerini merkeze bildirmek.
b)-Her türlü davaya(miras,ticaret,ceza) bakarak karar vermek.(Yargıçlık)
c)-Nikah sözleşmesi, şirket kurulması, Vakıf kurulması gibi sözleşmeleri yapardı.(Noterlik)
d)-Avarız denilen olağanüstü durumlardaki vergileri toplar, merkeze gönderirdi.
PADİŞAH HOCALARI: Osmanlı şehzadelerine ulemadan bir kimse hoca olarak tayin edilirdi. Şehzadeler
hükümdar olduklarında onları PADİŞAH HOCASI olarak tayin ederlerdi.
SEYYİD VE ŞERİFLER: Hz.Peygamberin torunları Hz.Hasanın soyundan gelenlere Şerif, Hz. Hüseyinin
soyundan gelenlere ise Seyyid denirdi. Seyyid ve şerifler Osmanlı toplumunda büyük saygı
görürlerdi. Devlet de bunların işleriyle meşgul olmak için NAKİB'ÜL EŞRAFLIK denilen bir
kurum kurmuştu.
Yukarıdaki görevlilerden başka ilmiye zümresi içinde müderrisleri,müneccimleri,hekimleri, tarikat
şeyhlerini, imam ve müezzinleri sayabiliriz.
3)- KALEMİYE(Ehli Kalem):
Günümüzde bürokrasi diye adlandırılan bu sınıfın en üst rütbelileri NİŞANCI VE DEFTERDARLAR'dır.
NİŞANCI(TEVKİİ=TUĞRAİ): Divandan çıkarılan belgelerin üstüne padişahın nişan
olan TUĞRA 'yı çektiği için TUĞRACI'da denirdi. Nişancı kendisine bağlı REİSÜL KÜTTAB
başkanlığında çeşitli kalemler vasıtasıyla merkez bürokrasisinin her türlü işlemlerini yapardı.
Reisülküttab'a bağlı kalemler şunlardı:
a)-Beylikçi Kalemi b)-Tahvil Kalemi c)-Ruus Kalemi d)-Amedi Kalemi
Nişancının görevleri: Nişancı tuğra çekmenin yanısıra yukarıdaki kalemler vasıtasıyla şu
görevleri yapardı:
A)- Divanda yapılan görüşmelerin kayıtlarını tutarak MÜHİMME DEFTERİNE(Divan Defteri)
kaydetmek.
B)- Ferman,berat gibi belgeleri hazırlamak.
C)- Sadrazam ve padişah arasındaki ve dış ülkelerle olan yazışmaları hazırlamak.
D)- Tapu Tahrir Defterlerini tutmak.
DEFTERDAR:
Osmanlı Devletinde bütün mali işlerden ve hazineden sorumlu en üst görevlilerdi. Osmanlılarda İç
ve Dış Hazine olmak üzere iki tür hazine vardı. İç hazinede padişahın özel serveti ve değerli
eşyaları saklanırdı. Dış hazine ise devletin maliye teşkilatını oluştururdu. İlk dönemde
defterdar sayısı bir iken, sonraları mâli işlerin artmasından dolayı sayıları ikiye
yükselmiştir.Bunlar; Rumeli defterdarı ve Anadolu Defterdarı idi. Rumeli Defterdarı
Başdefterdar idi.
Defterdara bağlı kalemler şunlardı:
a)-Ruznamçe kalemi b)-Maliye emirleri kalemi c)-Tarihçi kalemi d)-Gelir ve gider kalemi
Defterdara bağlı üst düzey görevliler şunlardı:
a)-Başbakı kulu b)-Veznedarbaşı c)-Sergi nazırı d)-Sergi halifesi

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:20
MERKEZ TEŞKıLATINDA MEYDANA GELEN DEĞıŞMELER:
1)- 18. yüzyılda değişmeler:
a)- Tahta Osmanlı ailesinin en yaşlı üyesinin geçmesi, zamanla devlet işlerinin sadrazamlara
bırakılması sonucun doğurmuştur. Sadrazamların güçlenmesi ile Divan BAB-I ALı'de(Sadrazam
kapısı=Yüksek Kapı)toplanmaya başlamıştır
b)- 18. yüzyılda devletlerarası ilişkiler ön plana çıkınca diplomasi önem kazanmaya başlamış,
böylece kalemiye sınıfının özellikle de REıSÜL KÜTTAB'ın etkinliğ artmıştır. Reisülküttab dış
ilişkileri düzenleyen bir nitelik kazanmıştır.
2)- II.Mahmut Döneminde değişmeler:
a)- 1826'dan itibaren BAB-I ALı sadrazamın özel ikametgahı olmaktan çıkmış, devletin hükümet
binası haline gelmiştir.
b)- II.Mahmut zamanında Divân Batı ülkelerinde olduğu gibi yeniden düzenlenmiştir. Divân-ı
Hümayûn yerine nezaretlerden (nazırlıklar=bakanlıklar) oluşan yeni bir hükümet modeli
oluşturulmuştur. Bu hükümet modeline Meclis-i Vükela, Heyeti Vükela(bakanlar kurulu) veya
Meclis-i Has denir. Böylelikle Sadrazamın yetkileri nazırlar arasında dağıtılmıştır. Bu
nazırlıklar şunlardır

ESKı YENı
Divan-ı Hümayun -----> Heyeti Vükela(bakanlar kurulu
Sadrazam -----> Başvekil(Başbakan)
Sedaret Kethüdası -----> Dahiliye Nazırı(ıçişleri)
Reisülküttab -----> Hariciye Nazırı(Dışişleri)
Defterdar -----> Maliye Nazırı
Kazasker -----> Adalet Bakanlığı (Nezareti Deavi=Davalar bakanlığı)
Ayrıca Evkaf ve Ticaret Nazırlığı kuruldu.
c)- II.Mahmut zamanında yeni meclis ve komisyonlar kuruldu.Bunlar;
1-Dar-ı Şura-i Askeri:(Askeri işleri düzenlemek)
2-Dar-ı Şura-i Bab-ı Ali(ıdari ve bürokratik işler
3-Meclis-i Vala-i Ahkam-ı Adliye(Adalet işleri)
Bunların dışında II.Mahmut zamanında şu ıslahatlar gerçekleştirildi:
a)-1826 da Yeniçeri ocağı kaldırıldı,Yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir
ordu kuruldu.
b)-Tımar ve zeamet kaldırıldı. Başta valiler olmak üzere devlet memurları maaşa bağlandı.
c)-Müsadere usulü kaldırıldı.(Görevden alınan yüksek dereceli memurun malına devletin
elkoyma usulü)
d)-ılköğretim mecburi kılındı.
e)-ılk resmi gazete ( TAKVıM-ı VEKAYı) çıktı.
f)-ılk defa nüfus sayımı yapıldı.
g)-Kıyafet değişikliği yapıldı.(Memurlara fes,ceket,pantolon giyme zorunluluğu)
h)- Harp okulu, Tıp okulu gibi okullar açıldı.
ı)- Mahalle ve köylere MUHTARLIK teşkilatı kuruldu.
3)-Tanzimat Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
3 Kasım 1839 da ilan edilen Tanzimat fermanıyla devlet teşkilatında yeni düzenlemelere
gidilmiştir. 1876'ya kadar süren dönemde yeni meclis ve komisyonlar kurulmuştur.
Bunlar; a)-Meclis-i Ali Tanzimat, b)-Şura-i Devlet c)-Divan-ı Ahkam-ı Adliye'dir.
Ayrıca Tanzimat Döneminin bir başka yeniliği de SERASKERLıK makamının kurulmasıydı. Kara
kuvvetleri komutanlığı olan bu makam, Sadrazam ve şeyhülislama eşit tutuldu.
4)-Meşrutiyet Döneminde Meydana Gelen Değişiklikler:
1876'da Kanuni Esasi'nin ilan edilmesiyle Meşrûtiyet dönemi başlamıştır. Yapılan seçimlerle iki
meclis oluşturulmuştur:
a)- Meclisi Mebusan:Hırıstiyan,Yahudi ve müslüman halkın seçtiği milletvekillerinden oluşuyordu.
b)- Ayan Meclisi: Padişah tarafından tayin edilen 26 kişiden oluşuyordu.

OSMANLI TAŞRA TEŞKıLATI
TIMAR VE ıLTıZAM SıSTEMı: Osmanlı Devletinde taşra teşkilatının(merkez dışı) temelini tımar (dirlik)
sistemi oluşturuyordu.Devlet bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı olarak
askerlere veya devlet görevlilerine ayırırdı. Bu gelir kaynağına DıRLıK denilirdi. Dirlikler 3'e
ayrılmıştı.
1-TIMAR: Tımar sistemine göre savaşta sivrilmiş,tımar beyi olma özelliği kazanmış sipahilere
verilen 3-20 bin akçe yıllık vergi geliri olan dirliklerdir.
2-ZEAMET: Savaşta üstün yetenek göstermiş olan tımar sahipleri ile devlet merkezindeki divân
çavuşlarına, müteferrika ve kâtipler ile eyalet ve sancaklardaki ileri gelen devlet
görevlilerine verilen yıllık vergi geliri 20-100 bin akçe arsındaki dirliklerdir.
3-HAS: Padişah ve ailesine, sadrazam, vezirler, beylerbeyi ve sancak beylerine verilen geliri 100
bin akçeden fazla dirliklerdir.
AÇIKLAMA: Tımar sahipleri ilk 3 bin, zeamet sahipleri ise ilk 20 bin akçesini kendi geçimleri için
ayırırlardı. Buna KILIÇ HAKKI denirdi. Tımar sahipleri geri kalan gelirin her 3 bin akçesi,
zeamet ve has sahipleri ise her 5 bin akçesi için tam teçhizatlı bir atlı asker yetiştirmek
ve gerektiğinde bunlarla birlikte savaşa katılmak zorundaydı. Bu askere CEBELÜ denirdi.
Dirlik sahipleri kendisine verilen toprakları köylüye 50-150 dönümlük topraklar halinde dağıtır.
Ve hasat zamanında köylünün yetiştirdiği ürünün vergisini(öşür yada harac) alırlardı.
Dirlik sisteminde toprağın;
1-Mülkiyeti DEVLETE,
2-Vergisi DıRLıK SAHıBıNE,
3-Kullanım hakkı KÖYLÜYE aittir.
TIMARLI SıPAHı HANGı DURUMLARDA TOPRAĞI KÖYLÜDEN GERı ALABıLıRDı ?
1-Toprağı sebepsiz yere terk edenlerden,
2-Sebepsiz yere 3 yıl üst üste ekmeyenlerden,
3-Sebepsiz yere vergisini vermeyenlerden.
TIMARLI SıPAHıNıN KÖYLÜYE KARŞI GÖREVLERı NELERDıR ?
1)-Köylünün güvenliğini sağlamak,
2)-Köylünün tohum,gübre vb. ihtiyaçlarını temin etmek,
3)-Köylünün vergisini en kolay şekilde ödemesini sağlamak
DıRLıK (TIMAR) SıSTEMıNıN YARARLARI NELERDıR ?
1)- Devlet Merkezden toplanması son derece zor vergiler böylece toplamış oluyor,
2)- Devlet bazı görevlilerine maaş vermekten kurtuluyor
3)- Devlet asker yetiştirmekten kurtuluyor
4)- Devlet toprakları boş kalmadığından üretim artıyor.
5)- Tımarlı sipahiler bulundukları yerlerde güvenliği sağlıyor.
NOT: Tımar ve zeamet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet
memurları maaşa bağlandı.
ıLTıZAM SıSTEMı: ıltizâm devlete ait bir gelirin ihale yoluyla şahıslara verilmesidir. 16. yüzyıldan
sonra uygulamaya konulan bu sistemde devlete ait bir gelir genellikle 3 yıllık bir süre için açık
artırmaya çıkarılır,en yüksek bedeli verene devredilirdi. Bu ihaleyi kazanan kişiye MÜLTEZıM
denirdi.Mültezîmlere dirlik sahiplerine verilen haklar tanınmıştı.
NOT: Bu sistemin en önemli yararı devletin acil para ihtiyacını karşılamasıdır.

NOT: Zaman içinde tımar toprakların MUKATAA haline getirilip mültezime verilmesi yaygınlaşmışdır.

TIMARLARIN MUKATAA HALıNE GETıRıLıP MÜLTEZıME VERıLMESı
NE GıBı OLUMSUZ SONUÇLAR DOGURMUŞTUR ?
1)-Mültezîm baskısı altında kalan halkın vergisini ödeyememesine ve toprağını terk etmesine
2)-ıltizamların genellikle o bölgedeki zengin ve güçlü kişilere (AYAN) verilmesiyle, taşradaki
ayanlar güç kazanmaya başlamışlar ve devlete baş kaldırmışlardır
3)-Tımar toprakların iltizama verilmesiyle, valiler eskiden tımarlı sipahiye yaptırdıkları
güvenlik ve askerlik hizmetini, SARICA SEKBAN denilen kapılarında besledikleri askerlere
yaptırmaya başladılar. Barış döneminde veya beylerinin tayini çıktığında işşiz kalan ve LEVENT
adını alan bu insanlar eşkiyâlık yaparak karınlarını doyurmaya başladılar.
NOT: ıltizâm yöntemi Tanzimata(1839) kadar yürürlükte kalmış,bu tarihte kaldırılmıştır. Ancak
1855'ten itibaren iltizâma yeniden dönülmüştür.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:20
ıDARı TEŞKıLATI:
Osmanlı ülkesi idari bakımdan EYALETLERE, eyaletler SANCAKLARA, Sancaklar KAZALARA, kazalar da
TIMARLI NAHıYELERıNE ayrılmıştı.
1)- EYALETLER (BEYLERBEYıLıK):
Eyaletlerin başında BEYLERBEYı bulunuyordu. Eyalet içinde beylerbeyinin bulunduğu sancak PAŞA
SANCAĞI adıyla anılırdı. Beylerbeyi Divan-ı Hümayûnun küçük bir kopyesi olan "Eyalet divanı"nın
başıydı.
Eyalet Divanının üyeleri şunlardır:
1-Beylerbeyi: Eyaletin ve eyalet divanının başıydı. Hizmetinde KAPU HALKI denilen çok sayıda
görevli ve asker bulunurdu. Beylerbeyi tayini çıktığında kapuhalkını da beraberinde
götürürdü.
2-Beylerbeyi Kethüdası: Beylerbeyinin yardımcısıydı.
3-Eyalet Defterdarı: Eyaletin mâli işlerinden sorumluydu.
4-Eyalet Kadısı: Eyaletin yargı, belediye, noterlik vb. işlerinden sorumluydu.
5-Eyalet subaşısı: Bugünkü emniyet müdürü gibidir. Suçluların takibi ve yakalanmasında,
kadı tarafından verilen hükümlerin uygulanmasından ve merkezden gelen emirlerin
uygulanmasından sorumludur.
Osmanlı Devletinde eyaletler SALYANELı ve SALYANESıZ olmak üzere ikiye ayrılıyordu.
Salyaneli (Yıllıklı) Eyaletler: Bu eyaletlerde tımar sistemi uygulanma, vergiler yıllık olarak
toplanırdı. Mısır, Habeş, Bağdat, Basra, Yemen, Tunus, Cezayir, Trablus salyaneli
eyaletlerdendi.
Salyanesiz (Yıllıksız) Eyaletler: Tımar(dirlik) sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bu
eyaletlerdeki topraklar has,zeamet ve tımar olarak ayrılmıştır.Merkeze yakın eyaletlerdir.
Rumeli, Budin, Anadolu, Karaman, Dulkadir, Sivas, Erzurum, Diyarbakır, Halep, Şam, Trablusşam
salyanesiz eyaletlerdendir.
2)-SANCAKLAR: Kazaların birleşmesiyle meydana gelmişti. En üst dereceli yöneticisi SANCAK
BEYı'dir.Sancaklarda asayiş sûbaşı ve Yasakçılar(asesler), kalenin korunması da kale
dizdarları tarafından yapılırdı.
3)-KAZALAR: Hem adlî hem de idarî birimdir. Kazaların başında yönetici olarak kadı bulunurdu.
ıMTıYAZLI HÜKÜMETLER: Osmanlı devletinin hakimiyetini tanıyan Kırım Hanlığı, Mekke Emirliği,
Eflak, Boğdan ve Erdel Beylikleri,Sakız Cumhuriyeti imtiyazlı yönetimlerdi. Bunlar iç işlerinde
serbest olup, yöneticileri Osmanlı tarafından kendi soyluları arasından atanırdı. Bu
hükümetlerden Kırım Hanlığı ve Mekke Emirliği dışındakilerden yıllık belli bir vergi alınırdı.
TAŞRA TEŞKıLATINDAKı DıĞER GÖREVLıLER:
Muhtesib: Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı.Satılan mal ve fiatları kontrol ederlerdi.(zabıta)
Kapan Emirleri: Şehirlere gelen sebze-meyvenin toplandığı yerlere "kapan" denirdi. Kapan emiri
buraya gelen malın vergilendirilmesini sağlardı.(Hal müdürü)

Beytülmal Emini:Herhangi bir yerleşim yerinde kamuya ait çıkarları korumakla görevliydi.

Gümrük ve Bac Eminleri: Kasaba veşehirlerde sanat ve ticaretle ilgili vergileri toplarlardı.
TAŞRA TEŞKıLATINDA MEYDANA GELEN DEĞıŞMELER:
1864'te yayınlanan "vilayet nizamnamesi" ile ülke idarî bakımdan yeniden teşkilatlandırıldı.Buna
göre taşra yönetimi vilayet, liva(sancak), kaza ve köy birimlerine ayrıldı. Livaların yönetimi
MUTASARRIF'lara verildi.
1871'de kaza ve köy arasına NAHıYELER eklendi, bunların başına nahiye müdürleri seçimle
getiriliyordu.
MAHALLı TEŞKıLAT:
Mahalle veya köy cemaatinin önde gelen kişisi ıMAM'dır. ımam cemaatin isteğiyle belirlenir ve
kadı'nın onayıyla göreve başlardı.
Mahalle ve köy halkının ortaklaşa karşıladığı giderler şunlardır:
1)- Cami,okul,çeşme gibi yapıların onarımı ve ihtiyaçlarının karşılanması,
2)- ımam, müezzin, muallim gibi görevlilerin ücretlerinin ödenmesi,
3)- Divan-ı Hümayûn tarafından olağanüstü durumlarda konulan AVARIZ adı verilen vergilerin
ortaklaşa ödenmesi.
OSMANLILARDA HUKUK
Osmanlı Devletinde hukuk iki temele dayanıyordu:
1)- Şer'î Hukuk, 2)- Örfî Hukuk
1)-ŞER'ı HUKUK(ıslam Hukuku=Fıkıh): Şer'i hukukun kaynaklarını Kur'an, Hadis, ıcmâ ve Kıyas
oluşturuyordu. Şer'i hukuk sadece müslümanlara uygulanırdı. Kamu hukuku dışında kalan davalarda
müslüman olmayanlar, kendi dinî kurumlarında yargılanırlardı.
2)-ÖRFı HUKUK: Türk gelenek ve göreneklerine göre düzenlenmiş kuurallarla, şer'i hukukun esaslarına
aykırı olmamak kaydıyla padişahların buyruklarından oluşurdu. Örfi hukukun esasları KANUNNAME
adıyla bir araya getirilmiştir.
NOT: Bilinen ilk Osmanlı Kanunnamesi Fatih Sultan Mehmet'in kanunnâmesidir.(KANUNNAME-ı ALı OSMAN)

Osmanlı Devletinde Hukukun uygulanışı nasıldı?
Osmanlı Devletinde şer'i ve örfî bütün meseleler şer'î mahkemelerde çözümlenirdi. Eyalet, sancak ve
kazalardaki mahkemelerde "hakim" olarak KADI bulunurdu.Kadı'nın verdiği karardan şüphe duyanlar üst
mahkeme olarak Divan-ı Hümayûna başvurabilirlerdi.Daha küçük yönetim birimlerinde (nahiyelerde) kadı
adına hüküm verenlere NAıB denirdi. Mahkemelerde görülen davalar ŞERıYYE SıCıLLERı denilen defterlere
kaydedilirdi.
Osmanlı Hukuk Düzeninde Meydana Gelen Değişmeler:
a)-II. Mahmut Döneminde değişmeler:
1-Görevden alınan memurların mallarına el koyma usulüne (müsadere) son verildi.
2-Memurların yargılanması, hükümet ile halk arasındaki davaların görüşülmesi için Meclis-i
Vala-i Ahkam-ı Adliye kuruldu.
3)- ılk olarak Adalet Bakanlığı(Nezareti Deavi) kuruldu.
b)-Tanzimat döneminde (1839-1876)değişmeler:
Hatırlanacağı gibi Tanzimat Fermanında (3kasım 1839) Herkes kanun önünde eşit olacak, bütün
herkesin can, mal ve namusları güven altında olduğu belirtilmişti. Yine Islahat fermanı(1856)
azınlıklara yeni haklar veriyordu.
Bu dönemde hukuk alanında önemli gelişmeler yaşandı:
1)- 1840'da Ceza Kanunu(kısmen Fransızcadan tercüme) 1850'de Ticaret Kanunu, 1863'de de Deniz
ve ticaret kanunu çıkarıldı. 1868'de Şurayı Devlet(DANIŞTAY) kuruldu.
2)- Bu kanunların yanısıra Tanzimatla birlikte KARMA mahkemeler kuruldu. Karma mahkemelerdeki
hakimlerin yarısı yabancı yarısı Osmanlı idi.
AÇIKLAMA: Yabancıların Türk mahkemelerinde yargıç olarak yer alması devletin egemenlik haklarıyla
uyuşmamaktadır.
3)- Tanzimat döneminde "ınsan hakları ve vicdan hürriyeti" bakımından önemli gelişmeler oldu.
Zenci esirliği yasaklandı ve mezhep değiştirmeyi yasaklayan kanun kaldırıldı.
4)- 1870'de AHMET CEVDET PAŞA başkanlığında bir kurul on yıl kadar çalışarak MECELLE'yi
hazırladı. Mecelle medeni kanun niteliğindeydi.
c)-Meşrutiyet Döneminde Meydana gelen değişmeler:
1876'da ilan edilen Kanuni Esasi Osmanlı Devletin'de anayasa hukukunun başlangıcıdır.


OSMANLI ORDUSU

OSMANLI KARA ORDUSU DENıZ ORDUSU
(DONANMA)

A-KAPIKULU OCAKLARI B)-EYALET ASKERLERı C)-YARDIMCI KUVVETLER
1.Tımarlı Sipahiler (Bağlı Devlet ve Beyliklerin askerleri)
2.Akıncılar
KAPIKULU YAYALARI KAPIKULU ATLILARI 3.Azaplar
1.Acemi Oğlanlar (Altı Bölük Halkı) 4.Deliler
2.Yeniçeriler 1.Sipahi 5.Gönüllüler
3.Cebeciler 2.Silahdar 6.Beşliler
4.Topçular 3.Sağ ulufeciler 7.Yayalar
5.Top Arabacıları 4.Sol ulufeciler 8.Müsellemler
6.Humbaracılar 5.Sağ garipler

OSMANLI ASKERı TEŞKıLATI
Kuruluş Döneminde Askeri Teşkilat:
Orhan Bey zamanında YAYA ve MÜSELLEMLER adlarıyla ilk düzenli birlikler oluşturuldu. I.Murat
zamanında ise Kapıkulu ocakları kuruldu.(1362)
A)-KAPIKULU OCAKLARI:
Padişah I.Murad zamanında oluşturuldu. O zaman ıslam hukukuna göre savaş esirlerinin beşte biri
hükümdara ayrılırdı. Padişah da bunları özel hizmetlerinde kullanırdı. Bir bölümü de saray
hizmetlileri arasına alınırdı. I. Murad zamanında PENÇıK OĞLANI denilen bu savaş esirlerinin sayısı
arttı.Bunun üzerine bu esirlerden düzenli bir ordu kurularak yararlanılmak istendi.Bu sisteme "Pencik
Usulü" denildi.Böylelikle Kapıkulu ocakları oluşturuldu.
Devşirme Usulü:Kapıkulu ocakları kurulduktan sonra bu ocaklara sürekli bir kaynak bulmak amacıyla
DEVŞıRME USULÜ oluşturuldu. Buna göre özellikle Balkanlar'da yaşayan hırıstiyan
ailelerin çocukları ailelerinden alınarak ıslam dinini,Türkçeyi ve Türk gelenek ve
göreneklerini öğrenmek üzere Türk ailelerinin yanına gönderilirdi. Tek çocuklu
ailelerin çocukları alınmazdı.Daha sonra bu çocuklar Acemi Oğlanlar ocağına
gönderilirlerdi.
KAPIKULU YAYALARI(PıYADELERı)
1)- ACEMı OĞLANLAR OCAĞI: Yeniçeri ve diğer Kapıkulu ocaklarına asker yetiştirmek için kurulmuştur.
Türk ailelerinin yanından gelen devşirme çocukları burada yapılan askeri eğitimden sonra
sınavdan geçirilir, başarılı olanlar Enderûn'a alınırdı. Diğerleri Kapıkulu ocaklarına
dağıtılırlardı.
2)- YENıÇERı OCAĞI: Kapıkulu ocaklarının en önemlisidir. Savaş zamanında merkezde bulunur ve
padişahı korurlardı. Barışta ise Divân muhafızlığı yapmak, ıstanbul'un güvenliğini sağlamak,
sınırlardaki kalelerde muhafızlık yapmak gibi görevleri vardı.
Yeniçerilere üç ayda bir "ULUFE" denilen maaş, padişah tahta çıktığında "CULÜS BAHŞıŞı", ilk
sefere çıktığında da "SEFER BAHŞıŞı" verilirdi. Yeniçerilerin komutanına "YENıÇERı AĞASI"
denilirdi.
3)- CEBECıLER: Komutanlarına "CEBECıBAŞI" denilirdi. Yeniçerilerin silahlarını ve zırhlarını yapar,
onarır ve silah anbarlarında muhafaza ederlerdi.
4)- TOPÇU OCAĞI: Bu ocağın görevi top dökmek, ve topları kullanmaktı. Osmanlılar topu ilk defa
I.Kosova Savaşında kullandılar.
5)- TOP ARABACILARI OCAĞI: Top arabalarını yapan ve topları taşıyan ocaktı. Komuutanlarına
"ARABACIBAŞI" denirdi.
6)- HUMBARACILAR OCAĞI: Havan denilen toplarla, humbara denilen gülleleri hazırlayan ve kulanan
ocaktı.Komutanına "HUMBARACIBAŞI" denirdi.
7)- LAĞIMCILAR OCAĞI: Kale kuşatmalarında,hendek kazarak veya fitil döşeyerek surları yıkan teknik
bir sınıftı. Komutanına "LAĞIMCIBAŞI" denirdi.
8)- SAKALAR: Kapıkulu askerlerinin sularını taşırdı.Komutanına "SAKABAŞI" denirdi.

KAPIKULU SÜVARıLERı(ATLILARI)
Altı Bölük halkı da denirdi.Derece ve maaş yönünden yeniçerilerden üstündüler.
Sipah ve silahtar; savaş sırasında padişah çadırını,
Sağ ve Sol ulufeciler; Saltanat sancaklarını
Sağ ve sol garipler; ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.
Ocağın adı Mevcudu Günlük Ulûfesi
Acemiler 7.745 1-2,5 akçe
Yeniçeriler 12.000 2-5 akçe
Cebeciler 500-800 8 akçe
Topçular 1000-1200 6-8 akçe
Top Arabacıları 400 4-6 akçe
Kapıkulu Süvarileri 8000 14-90 akçe


B)- EYALET ASKERLERı:

1)- TIMARLI SıPAHıLER: Tımar sistemi daha önceki Müslüman Türk devletlerinde gördüğümüz IKTA
sisteminin Osmanlılar tarafından geliştirilmiş şekliydi. Tımarlı Sipahiler kendilerine DıRLıK
verilen kişilerin beslemek zorunda oldukları tamamı Türklerden meydana gelen atlı
askerlerdi.Savaş sırasında ordunun sağ ve sol kanatlarında durarak,ordu merkezini yanlardan
gelecek saldırılara karşı korurlardı.Kanuni Sultan Süleyman'ın son zamanlarına kadar devletin en
önemli ve en büyük askeri gücüydü.
2)- AKINCILAR: Sınır boylarında oturan Türklerden meydana gelen hafif süvari kuvvetleriydi. Başlıca
görevleri; ordunun keşif hizmetlerini görmek, kaçan düşmanı kovalamak, düşmanı oyalamaktı.
3)- AZAPLAR: Kelime anlamı bekâr demektir. Masrafları kendi şehir ve kasaba halkı tarafından
karşılanan gönüllü kuvvetlerdi.
4)- DELıLER: Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeniyle "deli" olarak adlandırılmışlardır.
5)- GÖNÜLLÜLER: Sınırdaki kasaba ve şehirleri korumakla görevliydiler.
6)- BEŞLıLER: Her beş haneden bir kişi alınarak oluşturulan bu birlikler sınırdaki kalelerin
korunmasında görevlendirilirdi.
7)- YAYA VE MÜSELLEMLER: Ordunun önünde giderek yolları ve köprüleri onarırlardı.

C)- YARDIMCI KUVVETLER:
Bir savaş zamanında bağlı hükümetlerin(Kırım,Eflak-Boğdan) askerleri de Osmanlı ordusuna yardım
ederlerdi. Bunlar içinde en önemlisi Kırım kuvvetleriydi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:21
DENıZ ORDUSU(DONANMA):
Osmanlılar Orhan Bey zamanında Karesi Beyliğini ele geçirince bu beyliğin donanmasına da
sahipolmuşlardır. Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da bir tersane yapılmıştır. Fatih zamanında
gelişmeye başlayan donanma, II.Beyazıt zamanında Kemal Reis'in, Kanunî zamanında da Barbaros
Hayrettin Paşa'nın Osmanlı hizmetine girmesiyle Akdeniz'de en üstün güç haline gelmiştir.
Donanma komutanına Kaptan-ı Derya veya Kaptan Paşa, deniz askerlerine ise LEVENT denirdi.
Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Salih Reis, Pirî Reis, Murat Reis, Seydi Ali Reis, Kılıç Ali
Reis meşhur Türk denizcileridir.

OSMANLI ORDUSUNDA YAPILAN DEĞıŞıKLıKLER VE SEBEPLERı:
Osmanlı ordusunda meydana gelen bozulmaların temelde iki nedeni vardı;
1-Avrupadaki gelişmeler, 2-Tımar sistemindeki bozulmalar
1)- Avrupa'da merkezi krallıkların güçlenmesiyle daimi nitelikte ve yeni silahlar kullanan Batı
ordularına karşı, çoğunluğu tımarlı sipahilerden oluşan Osmanlı ordusunun eskisi kadar başarılı
olamayışıydı. Çünkü Avruupa orduları daimi olduklarından onlar için "savaş zamanı" diye bir şey
söz konusu değildi. Oysa tımarlı sipahi hasat zamanı köyünde bulunmak, öşrünü toplamak
düşüncesindeydi.Ayrıca yeni savaşteknikleri ve silah kullanımı ancak kışlada özel eğitimle
verilebileceğinden tımarlı sipahinin savaşlarda etkiside kalmamıştı.Bu nedenle tımarlılar 17.
yüzyıldan sonra sadece yol ve istihkam işlerine bakan askerler haline geldiler.
2)- Tımar sisteminin bozulmasına bağlı olarak kapıkulu ocaklarının da bozulmasıdır.

TIMAR SıSTEMıNıN BOZULMASININ MEYDANA GETıRDıĞı SONUÇLAR:
1- Devlet ulûfeli tüfekli kapıkulu askerinin sayısını artırmak zorunda kaldı.
2- Sayıları çoğalan kapıkullarına ulûfe yetiştirmek güçleşti.Hazinenin yükü arttı.
3- Eyaletlerdeki tımarlı sipahiler ile kapıkulu birbirine karşı denge unsuru idiler. Tımarlı
sipahiler kalkınca, kapıkulları devlete hükmeder hale geldiler.
4- Kapıkulu askeri ihtiyacı artınca "devşirme sistemi" de bozuldu. Devşirme olmayan kişiler de
kapıkulu askeri yapıldı.
5- Köylü kapıkulu askeri olmak isteyince toprağını bıraktı.Bu yüzden üretimde azaldı.
KAPIKULU OCAKLARINDAKı BOZULMALAR:
Askerî alandaki başarısızlıkları önlemek için 17. yüzyıldan itibaren askeri teşkilatta yeni
düzenlemelere ihtiyaç duyuldu. Ancak bu düzenlemelere Yeniçeri ocakları karşı koydular. Yeniçerilerin
başlıca ayaklanmaları şunlardır:
1- Yeniçeriler 17. yüzyılın başında sadrazamın görevden alınması için padişah III. Mehmet'i ayak
divanına çağırmışlar, padişah istekleri kabul etmek zorunda kalmıştır.
2- Padişah II.Osman Lehistan seferi sırasında yeniçerilerin isteksiz davranışını görünce, sefer
dönüşü Anadolu,Mısır ve Suriyeden toplayacağı askerle yeniçerileri kaldırmayı düşünmüş, ancak
bunu öğrenen yeniçeriler ayaklanarak II.Osmanı şehit etmişlerdir.
3- IV.Murat saltanatının ilk yıllarında yeniçerilerin isteklerini kabul etmek zorunda kalmış,fakat
sonra sert tedbirlerle onları sindirmiştir.
4- IV.Mehmet zamanında zorbalıkları devam eden yeniçeriler 1656'da devlet adamlarını öldürdüler.
(Vakayı Vakvakiye=Çınar vakası)
5- 1687'de IV.Mehmet'i tahttan indirerek yerine II.Süleyman'ı geçirdiler.
6- Nizam-ı Cediti kuran III. Selim'i tahttan indirdiler. (Kabakçı Mustafa Ayaklanması)

YENıÇERıLERıN AYAKLANMALARININ BAŞLICA SEBEPLERı:
1-Padişah ve diğer devlet adamlarının yeniçeri ocaklarında düzenlemeler yapmak istemeleri,
2-Saray entrikaları sonucu vezir veya diğer devlet adamlarının yeniçerileri kışkırtmaları
3-Padişah değişikliğinde cülus bahşişi aldıklarından padişahları tahttan indirerek yerine yenisini
geçirmenin işlerine gelmesi
4-Pekçoğunun ıstanbul'da esnaflık gibi işlerle uğraşmalarından sefere gitmek istememeleri
5-Maaşlarının düşük ayarlı para ile ödenmesi
6-Denge unsuru olan tımarlı sipahilerin ortadan kalkmasıyla devlet içinde en etkili güç haline
gelmeleri,
7-Tımar sisteminin çökmesiyle sayılarının ve güçlerinin artması

KAPIKULU OCAKLARINDA YAPILAN ISLAHATLAR:
1- I.Mahmut (1730-1754) zamanında Fransız asıllı olan Humbaracı Ahmet Paşa ordunun topçu ve
humbaracı ocaklarını Avrupa yöntemlerine göre ıslah etti. Ayrıca bu dönemde Hendeshane kuruldu.
2- III.Mustafa(1757-1774) zamanında topçu ocağı Baron dö Tot tarafından yeniden ıslah edildi. "Sürat
topçuları" adıyla yeni bir askeri birlik kuruldu.
3- III.Selim (1789-1807) Nizam-ı Cedit adıyla yeni bir ordu kurdu(1793).
4- a)-II.Mahmut döneminde(1808-1839) sadrazam Alemdar Mustafa Paşa SEKBAN-I CEDıT ocağını kurdu.
b)-Alemdar Mustafa Paşanın öldürülmesi üzerine Sekban-ı Cedit kapatıldı.II.Mahmut EŞKıNCı adıyla
yeni bir ocak kurdu.
c)-II.Mahmut 1826'da yeniçerileri ortadan kaldırdı. Bu olaya Osmanlı tarihinde "Vakayı Hayriye"
denir. Yeniçeri ocağının yerine ASAKıR-ı MANSURE-ı MUHAMMEDıYE adında yeni bir kuruldu.Bu
orduya daha sonra NıZAMıYE adı verildi. Komutanına da SERASKER(Kara kuvvetleri komutanı)
denildi.
5- Tanzimat Devrinde askerlik "vatan görevi" olarak kabul edildi(1843).Temel askerlik süresi 5 yıl
olarak belirlendi.
6- 1870'de "askeri zaptiye" teşkilatı (jandarma) kuruldu.

NOT: Yukarıda dönemler içinde bir çok askeri okul ve kurum açılmıştır. Bu okul ve kurumlar "Eğitim
Öğretim" ünitesi içinde ayrıca belirtileceğinden burada anlatılmamıştır.

OSMANLILARDA VAKIF TEŞKıLATI
Vakıf : Bir müslümanın malının bir bölümünü veya tamamını hayır amacıyla bağışlamasına denir.
Vâkıf : Vakfeden kişiye denir.
Mevkûf : Vakfedilen mala denir.
Mütevelli: Vakıf yöneticisine denir.
Vakfiye : Kadı huzurunda düzenlenen, vakıf şartlarını belirten sözleşmeye denir.

VAKIFLARIN ÖNEMı: Vakıflar yoluyla şehir, kasaba, köy gibi yerleşim merkezlerinde cami, medrese, yol,
çeşme vb. bir çok yapı vakıflar yoluyla yapılmış, böylelikle devlete imar konusunda yapılacak fazla
bir şey kalmamıştır.

OSMANLI TOPLUMU
OSMANLI TOPLUMUNUN ETNıK YAPISI:
Osmanlı Devleti kurulduğunda halkının tamamı Türktü. Sonraki dönemde toprak genişlemesi sonucu bir
çok ulus (Yunan,Bulgar,Sırp,Arnavut,Macar,Hırvat,Sloven,Rom en,Arap Macar...) Osmanlı yönetimine
girdi. Osmanlı Devleti çok uluslu bir imparatorluğa dönüştü.

NOT: Bu çok uluslu yapının çatırdayarak, Osmanlı Devletinin parçalanmasına neden olan en önemli dış
gelişme FRANSIZ ıHTıLALı'dir.

OSMANLI TOPLUMUNDA SOSYAL HAREKETLıLıK
A)-YATAY HAREKETLıLıK: Bir toplumun ülke coğrafyası üzerinde çeşitli sebeplerle yer değiştirmesi(göç)
olayına yatay hareketlilik denir.
a)-Kuruluş ve yükselme dönemlerinde yatay hareketlilik:
Bu dönemlerde yatay hareketlilik FETHEDıLEN yerlere doğru yerleşme şeklinde görülür. Osmanlı
Devleti bu dönemde Balkanlar'daki Türk nüfusunu artırmak için yatay hareketliliği teşvik edici
uygulamalar yapmıştır.
Bu TEŞVıK UYGULAMALARI şunlardır:
1- Bataklık yada ıssız yerlere vakıflar kurmak yoluyla buraların ekonomik hayatını
canlandırmış, insanların buraya yerleşmesini özendirmiştir.
2- Fethedilen yerlere yerleşeceklere bir takım vergi kolaylıkları sağlanmıştır.
b)-Osmanlı Devletinde Duraklama Devri sonrası Yatay Hareketlilik:
1- Bu dönemlerde kaybedilen yerlerdeki Türk ve müslüman halk içkesimlere göç etmek zorunda
kalmıştır.
2- Nüfus artışı, ekonomik güçlükler ve eşkiyalık hareketleri gibi nedenlerle kırsal kesimdeki
halk büyük kentlere göç etmiştir.
B)-DıKEY HAREKETLıLıK:
Bir sınıftan başka bir sınıfa geçmek veya bulunduğu sınıf içinde daha yüksek mevkilere gelmeye
"Dikey hareketlilik" denir. Ortaçağ Avrupa'sının sınıflı toplumlarında ve Hindistan'daki "Kast"
teşkilatının katı sınıfsal yapısında dikey hareketlilik yoktur. Çünkü buralardaki sınıflar kan
bağına dayanmaktadır. Örneğin; baron, dük, kont, Lord olabilmenin şartı bu kimselerin soyundan
gelmektir.
Osmanlı Devletinde "kan bağına" dayanan sınıfsal bir yapı olmadığından dikey hareketlilik yoğun bir
şekilde görülür. REAYA dediğimiz yönetilenlerden bir kişinin, yönetenlerden saydığımız
seyfiye,ilmiye yada kalemiyeye geçmesi mümkündür.(padişah olmak hariç) Bunun için başlıca iki şart
vardı: 1- Müslüman olmak, 2- Eğitim öğretim görmek.
Reaya içindeki müslüman olmayanların DEVŞıRME yoluyla müslümanlaştığını ve kapıkulu sistemi içinde
eğitimlerini tamamlayarak devletin önemli kadrolarında görev aldıklarını görüyoruz. Mesela 1453-1566
yılları arasında görev yapan 24 veziri azamın 20'si devşirmedir.

OSMANLI TOPLUMUNUN DıNı YAPISI
Osmanlı Devletinde yönetime katılmayan, geçimini tarım ve sanayi alanında üretim yapmak ve
ticaretle uğraşmak yoluyla sağlayan ve devlete vergi veren halka REAYA deniliyordu. Reaya çeşitli
din,dil ve ırklara mensup topluluklardan oluşuyordu.
Osmanlı Devletinde Millet kavramı günümüzdeki anlamından farklıydı. Aynı din ve mezhepten gelen
topluluklar bir "millet" sayılıyordu. Buna göre Müslümanlardan başka 3 temel millet daha vardı:
Ortodokslar, Ermeniler ve Yahudiler
1- Müslümanlar: Türkler, Araplar, Acemler, Boşnaklar ve Arnavutlar müslüman milletini
oluşturuyorlardı.
2- Ortodokslar: Ortodoksların devletle ilişkileri FENER PATRıKHANESı ve PATRıK tarafından
yürütülüyordu. Patrik "vezir" seviyesindeydi. Seçimle ve padişahın onayı ile başa geçiyordu.
3- Ermeniler: "Monofizm" denilen bir öğretiyi benimsemişlerdi. Ortodoks kilisesi tarafından
dinsizlikle suçlanıyorlardı. Ayrı bir patrikliği bulunmaktaydı.
4- Yahudiler: Osmanlı nüfusu içinde sayıları pek fazla olmayan Musevilere (% 1) bir millet olarak
örgütlenme imkanı tanınmıştı. Bunlar ticaret, bankacılık gibi işlerle uğraştıkları için kısa
zamanda zenginleştiler. Musevilerin devletle ilgili işlerinden ıstanbul'daki
"hahambaşı" sorumluydu.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:21
OSMANLILARDA MıLLET SıSTEMıNıN DEĞıŞMESıNE ETKı EDEN FAKTÖRLER:
1)- Rusya'nın 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasıyla Osmanlı Ortodokslarının KORUYUCUSU olarak ortaya
çıkması ve Osmanlıların iç işlerine karışması
2)- Fransız ihtilalinin Osmanlı ülkesinda yaşayan Gayri müslim toplumlarda MıLLıYETÇıLıK duygusunu
uyandırması, batılı devletlerinde milliyetçilik hareketlerini desteklemesi
3)- Batılı Devletlerin sık sık Osmanlının iç işlerine müdahale etmesi sonucu Osmanlı Devletinin
Tanzimat ve Islahat Fermanıyla, Meşrutiyeti ilan etmesi
Tanzimat Fermanıyla (1839) gayri müslim tebaaya geniş haklar verilerek, yurttaşlar arasında her
türlü ayrım yasaklandı. Eyaletlerde kurulan meclislere gayri müslimlerde katıldı.
Avrupa Devletlerinin hırıstiyanlara verilen hakların genişletilmesi konusundaki baskıları sonucu,
Kırım Savaşından sonra "Islahat Fermanı" ilan edildi(1856).
Islahat Fermanıyla hırıstiyanlar askerlik hizmetine, okullara ve memurluklara alınacaktı. Harac
vergisi kalkacaktı.
TANZıMAT VE ISLAHAT FERMANININ MıLLET SıSTEMıNE ETKıSı:
Tanzimat ve Islahat Fermanıyla Hırıstiyanlara verilen haklar, Müslüman halk üzerinde hoşnutsuzluk
uyandırdı, hırıstiyanlar arasında da Milliyetçilik duygusunun daha da yayılmasına neden oldu. Gayri
müslimlerin devlete sadakati kalmadı.
YERLEŞıM DURUMUNA GÖRE OSMANLI TOPLUMU
A)-ŞEHıRLERDE YAŞAYANLAR: Osmanlı Devletinde şehirlerde yaşayan halkı mesleklerine göre 4 grupta
inceleyebiliriz:
1-Askeriler(Umera) 2-Tacirler(Tüccar) 3-Esnaf ve zanaatkarlar 4-Diğer gruplar

1- ASKERîLER: Osmanlı şehirlerinde seyfiye, ilmiye ve kalemiyeden bir çok görevli bulunurdu.Bu
görevlilere "Askeriler" yada "Ümera" denirdi.Askerî(yönetenler) ve Reâya(yönetilenler)
arasındaki tek belirleyici fark askerîlerin vergi vermemesi, reâyanın ise vergi vermesiydi.
2)-TACîRLER(Tüccar): Tüccarlar niteliklerine göre üç gruba ayrılmışlardı:
a)- Sermayedar:Bunlar çoğunlukla bir malı ucuz ve bol bulunduğu dönemda alır ve fiat
yükseldiğinde satarak kar ederlerdi.
b)- Taciri Seffar: Bunlar bir malı ucuz olan bölgeden alarak,pahalı olan bölgeye
getirerek satarlardı.
c)- Örgütlenmiş Tüccar: Belli bir yerde mal gönderebileceği güvenilir temsilcileri
olan tüccarlar.
3)- ESNAF VE ZANAATKARLAR :
AHıLıK TEŞKıLATI: Anadolu'da 13. yüzyılda yayılmış olan esnaf, zanaatkâr ve işçileri toplayan
teşkilattır. Anadolu Selçuklu Devletinin sosyal düzeninin sağlanmasında ve Osmanlı devletinin
kuruluşunda etkili olan ahîlik teşkilatı dinî, ahlakî, sosyal ve ekonomik bir nitelik
taşıyordu. Ahîlikte her mesleğin bir pîri ve pîr çevresinde toplanan meslek sahipleri vardı. Bu
meslek sahiplerinin güven, doğruluk, tövbe ve hidayet gibi kurallara uyma zorunluluğu vardı.
LONCA TEŞKıLATI: Osmanlı toplumunda esnaflar LONCA adı verilen teşkilatlara sahiptiler. Her
esnaf muhakkak bir loncaya kayıtlı olur, loncasının koruması ve denetimi altında bulunurdu.
Bugünkü tabipler odası, mimarlar odası, şoförler cemiyeti gibi... Dükkan açma hakkına GEDıK
denilirdi. Gedik'e sahip olmak için çıraklık, kalfalık yapıp, ustalık belgesini almak
gerekirdi.
Loncaların başlıca görevleri şunlardı:
1- Üye sayısını, üretilen malların kalitesini,fiyatını belirlemek
2- Esnaf arasındaki haksız rekabeti önlemek,
3- Esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenlemek,
4- Üyelerine kredi vermek.
Her loncada yaşlılardan meydana gelen 6 kişilik bir "ustalar kurulu" vardı. Bunların en
yaşlısı başkan olur ve ŞEYH adını alırdı.
Şeyh: Çıraklık ve ustalık törenlerini yönetir ve cezaların uygulanmasını sağlardı.
Kethüda: Loncayı dışarda temsil eder, hükümetle ilişkileri düzenlerdi.
Nakib: Şeyhi temsil eder,esnafla şeyh arasında aracılık yapardı.
Yiğitbaşı: Disiplin işleri ve esnafa hammadde dağıtımını yapardı.
Ehl-i Hibre: ıki kişiydiler. Mesleğin sırlarını bilen, malların kalitesi bildiren, fiyat
belirleyen uzman. (Bilirkişi)
Bu 6 kişiden oluşan Lonca kurulunun dışında Lonca teşkilatıyla ilgili devlet görevlileri de
vardı;Bunlar:
Kadı: Lonca birliklerinin en üst makamıydı. Esnaf arasındaki anlaşmazlıkları çözümler ve
yukarıda belirtilen altı kişilik kurulun seçilmesini onaylar veya görevden alırdı.
Muhtesib: Çarşı ve pazar denetlemesi yapardı.Satılan mal ve fiatları kontrol ederlerdi.(zabıta)
Esnafı a)- Üreticiler b)- Hizmet erbabı olarak ikiye ayırabiliriz.
a)-Üreticiler: Hammaddeyi işleyerek, işlenmiş madde haline getiren esnaflardır. Örneğin:
Bakırcı, kılıççı, fırıncı, demirci gibi...
b)-Hizmet Erbabı: Toplum için gerekli bir hizmeti yapan esnaftır. Örneğin: Berberler, hammallar
gibi...
4)- DıĞER GRUPLAR: Osmanlı şehirlerinde Askerîler, tacîrler ve esnaflardan başka meslek ve toplum
grupları da vardı. Bunların başlıcaları; yabancı tüccarlar, seyyahlar, yabancı ülke
temsilcileri, köyden kente göç etmiş işşizler, seyyar satıcılardır
B)- KÖYLERDE YAŞAYANLAR:
Köylerde yaşayanları şöyle gruplayabiliriz:
1)- Çiftçiler: Bunlar dirlik sahiplerinden veya devletten aldıkları 50-150 dönüm arasında
ÇıFTLıK denilen toprakları işlerlerdi. Ürün vergisi olarak "Öşür" veya "harac"
vergisini öder, toprak vergisi olarak da ÇıFT RESMı'ni verirlerdi.Üç yıl toprağını ekmeyen
veya terkeden çiftçinin toprağı başkasına verilirdi. Bu takdirde bu kişiden ÇıFTBOZAN AKÇESı
adıyla bir vergi alınırdı.
2)- Tımar Beyleri: Köylerde yaşayan beyler, çiftçinin denetimini yapar, güvenliği sağlarlardı.
3)- Muaflar: Köylüler arasında hiç vergi vermeyen veya çok az verenlere " MUAF " denirdi.
Derbentçiler, emekli sipahiler, kalelerde görev yapanlar, din görevlileri, ilim adamları
muaflar içinde yer alıyordu.
C)- GÖÇEBELER (KONARGÖÇERLER):
Türk oymaklarının başındakilere BEY, Arap aşiretlerinin başındakilere ŞEYH adı veriliyordu.
Bunların devletle ilgili işlerini KETHÜDA denilen yardımcıları yürütürdü. Hayvancılıkla uğraşan
konargöçerler, devlete hayvan veya sürü başına AĞIL RESMî denilen bir vergi öderlerdi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:22
OSMANLI EKONOMıSı
OSMANLI EKONOMıSıNıN TABıı KAYNAKLARI:
1)- ıNSAN : Osmanlı devletinde son yıllara gelinceye dek bugünkü anlamda bir nüfus sayımı
yapılmamıştı. ılk nüfus sayımı 1831'de II.MAHMUT döneminde yapıldı. Osmanlı Devleti'nin bundan
önceki dönemlerine ait nüfus bilgilerini ise Tahrîr defterlerinden öğreniyoruz.
TAHRîR DEFTERLERı: Bir yer fethedildiğinde ya da belirli aralıklarla kaza ve sancakların vergi
yükümlüsü "erkek nüfusunu" ve bunların ödeyeceği vergi miktarını saptamak amacıyla "TAHRîR"
denilen bir sayım yapılırdı. Tahrir defterlerini "Nişancı" tutar, bir örneği de Eyalette
saklanırdı.
2)- TOPRAK : Osmanlı Devletinde ekonominin en önemli kaynağı topraktı.


OSMANLILARDA TOPRAK SıSTEM

A)- MıRî ARAZı B)- MÜLK ARAZı C)-VAKIF ARAZı
1)- Havass-ı Hümayun toprakları
2)- Paşmaklık toprakları 1)- Öşür Topraklar
3)- Malikâne toprakları 2)- Haraci Topraklar
4)- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları
5)- Dirlik Toprakları
a)- Has
b)- Zeamet
c)- Tımar

A)- MıRî ARAZı: Mülkiyeti devlete ait olan topraklardır. Mirî toprakların başlıcaları şunlardır:
1)- Havass-ı Hümayun Toprakları: Gelirleri doğrudan doğruya devlet hazinesine giren topraklar
olup, mukataa ve iltizam yoluyla yönetilirdi.
2)- Paşmaklık toprakları: Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerin bırakılan topraklardı.
3)- Malikâne toprakları: Devlet adamlarına hizmetleri karşılığı mülk olarak verilen
topraklardı.
4)- Yurtluk ve Ocaklık Toprakları: Fetih sırasında bazı kumandanlara, hizmetlerine karşılık
olmak üzere verilen topraklardır.
5)- Dirlik (Tımar)Toprakları: Vergi geliri, devlet adamlarına ve askerlere hizmet veya maaş
karşılığı verilen topraklardır. Dirlik sahibi, toplanan verginin maaş olarak ayrılan
"Kılıç hakkı" olarak ayrılan bölümünden geriye kalanla CEBELÜ denilen tam teçhiatlı asker
yetiştirirdi. Dirlik topraklar üçe ayrılırdı: a)- Has b)- Zeamet c)- Tımar
B)- MÜLK ARAZı: Mülkiyeti kişilere ait topraklardır. ıki bölümde incelenebilir:
1)- Öşriyye (öşür topraklar): Bu topraklar, fethedildiği zaman MÜSLÜMANLARA verilmiş veya
fethedildiğinde müslümanlara ait olan topraklardır. Bu gibi topraklar sahiplerinin malı
olup, dilediği gibi kullanırlar, satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras
olarak bırakabilirlerdi. Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak ÇıFT RESMı, ürün
vergisi olarak da "ÖŞÜR" vergisini verirlerdi.
2)- Haraciye (Haracî topraklar): Bu topraklar bir yerin fethinden sonra GAYRî MÜSLıM halkın
elinde bırakılan,onlara mülk olarak verilen topraklardır. Sahipleri, dilediği gibi
kullanırlar,satabilirler, vakfedebilirler yada çocuklarına miras olarak bırakabilirlerdi.
Bu toprakların sahipleri arazi vergisi olarak HARAC-I MUVAZZAF ürün vergisi olarak da
HARAC-I MUKASSEM vergisini verirlerdi.
C)- VAKIF ARAZı: Gelirleri kişiler ya da devlet tarafından hayır kurumlarına bırakılan
topraklardı.
TOPRAK SıSTEMıNDE MEYDANA GELEN DEĞıŞMELER:
1)- Tımar sisteminin bozulmasıyla, "Dirlik topraklar" MıRî MUKATAA'ya çevrilerek, yani gelirleri
hazineye devredilerek, peşin alınan bir bedel karşılığı üç yıllığına "ıltizam"a verilmeye
başlandı.
NOT: Mültezîm denen iltizam sahipleri daha fazla vergi toplamak için halka baskı
yapmışlardır. Bu durum "Celali isyanlarına" veya vergisini ödeyemeyen köylünün toprağını
terk ederek büyük şehirlere göç etmesine neden olmuştur.
2)- Devletin artan masraflarının karşılanması için Mukataalar mültezîmlere üç yıllık dönemler için
değil, ömür boyu verilmeye başlandı. Bu sisteme MALıKANE USULÜ denilir. (1695'te)
3)- "Malikane usulüyle" sağlanan gelirlerde yetmeyince, bu defa Mukataaların yıllık kârları paylara
ayrılarak satılmaya başladı. Bu usule de ESHAM USULÜ denilmiştir. (1775)
4)- Tımar ve zeâmet sistemi II.Mahmut zamanında kaldırılarak başta valiler olmak üzere devlet
memurları memurları maaşa bağlanmıştır.
5)- 1854'te "Arazi kanunnamesi" ile MÜLKıYET sistemine geçilerek, uzun süre bir toprağı kullananlar
o toprağın sahibi olmuşlardır. (Zilliyet)
6)- 1858'de çıkarılan bir başka "arazi kanunu" ile tarım ürünlerinden alınan çeşitli vergiler
kaldırılarak, tek vergi olarak "AŞAR" vergisi yürürlükte tutuldu.
AYAN VE EŞRAF: Şehirlerin, köylerin, aşiretlerin ileri gelenlerine "Ayân ve eşraf" denilirdi. Bu
kişiler bulundukları yerlerde en etkili ve zengin kişilerdi.

AYAN VE EŞRAFIN GÜÇLENMESıNıN SEBEPLERı:
1- Tımar topraklarının mukataaya çevrilmesiyle, bu toprakları iltizama alanlar genellikle "Ayânlar"
oldu. Böylelikle Dirlik sahiplerinin haklarına sahip olan âyânlar bulundukları yerleri yönetmeye
başladılar.
2)-Merkez teşkilatını bozulmasıyla "beylerbeyi" veya "sancak beyi" olarak atananlar makamlarına
gitmeyerek o eyalet yada sancaktaki âyânı MÜTESELLıM (vekil) olarak görevlendirmiştir. Ayanlar
böylelikle devlet gücünün temsilcisi durumuna gelince daha da güçlenmişlerdir.
NOT: II. Mahmut döneminde âyânlarla padişah arasında SENED-ı ıTTıFAK diye bir belge imzalayarak
anlaşma yoluna gitmiştir. (1808)
OSMANLI EKONOMıSıNDE TARIM
Osmanlı ekonomisinin en önemli sektörü tarımdır. 17. yüzyılın başlarına kadar Osmanlı devleti
tarım ürünleri bakımından kendine yeten bir ülkeydi. Ancak, zaman zaman karşılaşılan kuraklık, sel,
isyanlar, göçler,ve tımar sisteminin bozulması üretim kayıplarına neden olmuştur. Özellikle hububat,
bağ-bahçe ziraâti ön plandayken, 18. yüzyıldan itibaren Avrupa'da sanayinin gelişmesi doğrultusunda
tütün, pamuk gibi sanayi bitkilerinin üretimi önem kazanmıştır. Ayrıca Avrupa'nın tarım ürünü
ihtiyacı artınca Osmanlı Devletinde GEÇıMLıLıK düzeyde üretimden PAZAR EKONOMıSı'nin ihtiyaçlarını
karşılayacak bir üretim düzeyine gelinmiştir.
OSMANLI EKONOMıSıNDE HAYVANCILIK
Hayvancılığın Osmanlı ekonomisine katkıları şunlardı:
1)-Tarım alanında : Toprakları ekmek için öküz, manda gibi hayvanlardan yararlanılıyordu.
2)-Gıda alanında : Etinden yağından,sütünden yararlanılıyordu.
3)-Sanayi alanında: Yünü ve derisi giyim, dokuma ve ayakkabı üretiminde hammadde olarak
kullanılıyordu.
4)-Ulaşım alanında: At,katır ,eşek gibi hayvanlar taşıma ve ulaştırmada kullanılıyordu.
5)-Maliye alanında: Hayvanlardan ve hayvansal ürünlerden alınan vergiler devletin başlıca
gelir kaynaklarını oluşturuyordu.
OSMANLI EKONOMıSıNDE MADENCıLıK
Osmanlı devleti'nde madenler iltizam olarak dağıtılırdı. Çıkartılan madenlerin çoğu ülke içinde
işlenemediğinden dışarıya ihraç edilirdi.
NOT: Osmanlılarda ilk madenin işletilmesi Osman Bey zamanındadır. Bilecik'in fethi ile buradaki
demir madeni işletilmiştir.
OSMANLI EKONOMıSıNDE SANAYı
Osmanlı Devletinde sanayi kesimi esnaf birlikleri(Lonca) halinde teşkilatlanmıştı.Esnafın üretimi
elemeği-göznuruna dayanıyordu. Bu mevcut sanayi öncesi üretim başlangıçta ülke ihtiyaçlarını
karşılıyordu. Ankara'da sof, Bursa'da ıpekçilik, Selanik'te çuhacılık, Bulgaristan'da aba
Kayseri,Manisa ve Tokat'ta dericilik(debbağlık) yaygındı. Ayrıca Osmanlı Devletinde savaş araç ve
gereçlerini üretmek için fabrika ve imalathaneler de kurulmuştu.
Bunlar:
Tersane (Gemi yapım yeri): ilk büyük Osmanlı tersanesi Yıldırım Bayezıt tarafından Gelibolu'da
yapıldı. Daha sonraki dönemlerde ıstanbul, Sınop,ızmit, Süveyş, Basra gibi sahillerde başka
tersaneler de kuruldu.
Tophane: ıstanbul'un fethinden önce Edirne ve Bursa'da, fetihten sonra da ıstanbul'da top döküm
tesisleri kuruldu.
Baruthane: ılk baruthane Gelibolu'da kuruldu.

AVRUPADAKı EKONOMıK GELıŞMELERıN OSMANLI SANAYııNE ETKıLERı:
1)- Coğrafi keşiflerle zenginleşen Avrupalılar; artan tüketim eğilimlerini, elde ettikleri altın ve
gümüşle Osmanlı pazarlarından karşılayınca esnaf hammadde bulmakta zorlandı.
2)- Sanayii inkılâbı sonucu bol ve ucuz, üstelik kapitülasyonlar nedeniyle düşük gümrüklü Avrupa
mallarıyla Osmanlı esnafı rekabet edemedi.
NOT: Esnafı zorlayan başka bir konuda şehirlere göç eden köylünün,maaşları alan yeniçerilerin ve
diğer grupların esnaflığı yeni bir geçim yolu olarak görmesiydi. Bu durum esnaf
teşkilatlarının disiplinli yapısını bozmuş, artan esnaf sayısı geçimlerini iyice
zorlaştırmıştır.

OSMANLI DEVLETıNıN SANAYııYı GELıŞTıRMEK ıÇıN ALDIĞI TEDBıRLER:
1)- Sanayi hammaddelerinin ihracını yasaklamıştır.
2)- Gelişmiş teknolojiyle yeni imalathaneler açmıştır.
3)- Islah-ı Sanayii Komisyonu kurarak, esnaf birliklerini canlandırmaya ve onları şirketleşmeye
çalışmıştır.
Osmanlı Devleti Tanzimat fermanıyla ülkenin kalkınması için yabancı sermayeden yararlanacağını
açıklamıştı. Bu yolla Osmanlı ülkesinde haberleşme ve ulaşımı geliştiren adımlar atılmıştır.
Kırım savaşı sırasında ilk defa TELGRAF hattı döşenmiştir. Yine yeni bir teknoloji olan
"demiryolu" Osmanlı ülkesine girmiştir. Verilen imtiyazlarla ıngilizler Batı Anadolu hattını,
Almanlarda Bağdat Demiryolunu inşa etmişlerdir.
OSMANLILARDA TıCARET
ANADOLU'DA TıCARET YOLLARI:
1- Sağ Kol: ıstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Konya, Adana üzerinden Halep'e uanıyordu.
2- Orta Kol:ıstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol,Diyarbakır'a buradanda Musul ve Bağdat'a
kadar uzanıyordu.
3)-Sol Kol: ıstanbul'dan (Üsküdar) başlayan bu yol, Erzurum ve Kars'a uzanıyordu.
RUMELı'DE TıCARET YOLLARI:
1- Sağ Kol: ıstanbul'dan Bulgaristan, Eflak-Boğdan ve Erdel'e uzanıyordu.
2- Orta Kol: ıstanbul'dan Edirne,Belgrad üzerinden Avrupa içlerine uzanıyordu.
3)-Sol Kol: ıstanbul'dan Edirne, Selanik üzerinden Mora'ya uzanıyordu.
TıCARETLE ıLGıLı DEYıMLER:
Menzil : Yol üzerindeki konaklama noktaları denirdi.
Menzil Teşkilatı: Haberleşme TATAR denilen ulaklar tarafından yapılıyordu. Devlet habercilerin çabuk
gitmelerini sağlayacak dinlenmiş atları ve yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için
konaklama yerine yakın köy ve kasabalardaki bazı aileleri bu iş için
görevlendirirdi. Bu teşkilata "menzil teşkilatı" denirdi.
Derbentçi : Ana yolların, boğaz ve geçitlerin güvenliğinden sorumluydu.
Mekkâri Tâifesi : Yolcu ve mal taşıma işlerini meslek edinen esnaflara verilen ad.
OSMANLI TıCARET GELıRLERıNı ETKıLEYEN FAKTÖRLER:
1)- Ticaret yollarının değişmesi(Ümit Burnu)
2)- Kapitülasyonlar
3)- 1838 Balta Limanı Antlaşması
KAPıTÜLASYONLAR:
Kapitülasyon: Gümrük,Hukuk,ve ekonomik konularda verilen ayrıcalıklara denir. ılk ticari
imtiyazlar ORHAN BEY tarafından CENEVıZLıLER'e verildi.
ıstanbul'un fethinden sonra Fatih "Ceneviz" ve "Venedikliler'e" ticarî imtiyazlar
tanıdı.
Kanuni Sultan Süleyman 1535' de Fransızlarla Osmanlıların "AHıDNAME", Fransızların
KAPıTÜLASYON dediği anlaşmayı yaptı.
NOT:Kanuni'nin amacı Şarlken'e karşı Fransa'yı yanına
çekerek, Avrupa hırıstiyan birliğini bölmekti.

NOT: Kapitülasyonlar I. Mahmut zamanında (1740) sürekli hale getirildi.

NOT: Kapitülasyonlar 24 Temmuz 1923'te LOZAN ANTLAŞMASI ile kaldırıldı.
BALTA LıMANI ANTLAŞMASI(1838): ıngiltere ile II. Mahmut döneminde imzalanmıştır. Bu antlaşmayla
ihracattan alınan vergiler artırılırken (%12), ıthalattan alınan vergiler azaltılıyordu (%5).
II. Mahmut'un bu antlaşmadan amacı Mehmet Ali Paşa'ya ve Rusya'ya karşı ıngiltere'nin desteğini
kazanmaktı.
NOT: Balta Limanı Anlaşması'ndan sonra diğer devletlere de aynı haklar genişletilerek verilmiş ve
Osmanlı ülkesi Avrupa Devletlerinin bir "açık pazarı" haline gelmiştir.

DIŞ BORÇLAR
Osmanlı Devleti bütçe açıklarını kapamak için önce halka ek vergiler getirmiş,yeterli olmayınca
KAıME adı verilen hazine tahvillerini çıkarmıştı. Bu da yeterli olmayınca dış borca yönelmek zorunda
kalmıştı.
ılk Dış borç 1854 yılında KIRIM SAVAŞI sırasında ıngiliz ve Fransız sarraflarından alındı. 20 yıl
gibi kısa bir sürede Osmanlı devleti Borç batağına saplandı.
1881'de yayınlanan ve adına MUHARREM KARARNAMESı denilen bir kararnameyle iç ve dış borçlarının
ödenmesini DûYûN-I UMUMıYE (Genel Borçlar) denilen üyeleri alacaklı ülkeler tarafından seçilen bir
komisyona bıraktı. Osmanlı Devleti borçlarına karşılık tuz, tütün, ipek ve damga vergilerini karşılık
olarak gösterdi. Osmanlı Borçları meselesi LOZAN BARIŞ ANLAŞMASI ile
çözümlendi.
OSMANLILARDA MALıYE
PARA:
MADENı PARALAR(SıKKELER)
Osmanlılar 19. yüzyıla kadar altın ve gümüş gibi değerli madenlerden yapılma paralar
kullanmışlardır. Bu madenlerden "DARPHANE"de kesilen yassı yuvarlak parçacıklara SıKKE
denilirdi. Bunların gümüşten olanına AKÇE, Altından olanına da SıKKE-i HASENE(Sultani) yada
"kırmızı" denilirdi.
ılk Osmanlı parası Osman Bey tarafından bastırıldı. Orhan Bey zamanında bastırılan gümüş
paraya "AKÇE" denildi. Fatih amanında basılan altın paraya da SULTANı adı verildi.
Sikkelere bakır katılmasına AYAR denilirdi. Bu tip paralara KIRKIK AKÇE adı verilirdi.
Sonraki dönemlerde çeşitli isimlerde sikkeler piyasaya sürülmüştür.Bunlar GURUŞ,PARA, PUL,
METELıK, MECıDıYE dir.
KAĞIT PARA:
ılk kağıt para Sultan Abdülmecit döneminde basıldı. Hazine bonosu niteliğindeki bu paraya KAıME
denildi.
OSMANLI VERGı SıSTEMı

Osmanlı Devletinde vergiler 1-Şeri vergiler, 2- Örfi vergiler olmak üere ikiye ayrılıyordu:

1-ŞERı VERGıLER: Bunların şeriatın emrettiği vergilerdi.
a)- Öşür: Müslümanlardan alınan toprak ürünü vergisidir. Elde edilen ürünün onda biri vergi
olarak alınırdı.
b)- Haraç: Müslüman olmayanlardan alınaaan vergiydi. ikiye ayrılıyordu:
1-Harac-ı Mukassem: Elde edilen üründen alınırdı.
2-Haracı Muvazzaf: Toprak vergisiydi.
c)- Cizye: Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik görevi karşılığı alına vergidir.
d)- Ağnam: Hayvandan sayısına göre alınan vergi.
2- ÖRFı VERGıLER: Padişahın iradesiyle konulan vergilerdi. Başlıcaları:
a)-Çift Resmi: Reayanın sipahiye ödediği toprak vergisi
b)-Çift bozan vergisi: Toprağını izinsiz olarak terkeden veya üç yıl üst üste ekmeyenlerden
alınan vergi.
c)-Avarız: Olağanüstü hallerde, divanın kararı ve padişahın emri ile toplanan vergilere
denirdi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:35
Osmanlı Devleti'nin Savaştan Çekilmesi

Bulgaristan'ın işgal edilmesi üzerine Bulgar hükümeti 29 Eylül 1918'de Neuilly Antlaşması'nı imzalayarak savaştan çekildi.

Böylece Osmanlı Devleti'nin İttifak Devletleriyle bağlantısı kesildi.

İttihat ve Terakki Partisi Hükümetten çekildi.

Yeni kurulan Ahmet Paşa Hükümeti ateşkes istedi.

30 Ekim 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı.

Almanya Versay Antlaşması'nı,

Avusturya St. Jermen Antlaşması'nı,

Macaristan Trianon Antlaşması'nı

imzalayarak savaştan çekildi.

Neuilly (Nöyyi) Antlaşması

Bulgaristan ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı. Buna göre,

1. Batı Trakya, Yunanistan'a verildi.

2. Bulgaristan'ın Ege Denizi ile olan bağlantısı kesildi.

3. Makedonya, Yuanistan ve Yugoslavya arasında paylaşıldı.

4. Bir kısım toprakları Romanya'ya verildi.

Versay Antlaşması

Almanya ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı. Bu antlaşmaya göre,

1. Almanya 1871'de aldığı Alsas-Loren'i tekrar Fransa'ya verdi.

2. Almanya'nın bir kısım toprakları yeni kurulan Çekoslavakya ve Polonya'ya verildi.

3. Sar Havzası kömür madenleri, Fransızların oldu.

4. Bütün sömürgelerinden vazgeçti.

5. Ordu ve donanmasını azaltmak zorunda kaldı.

Saint Germain (Sen Jermen) Antlaşması

Avusturya ile İtilaf Devletleri arasında imzalandı. Buna göre,

1. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu yıkıldı. Yerine Avusturya Cumhuriyeti, Macaristan Krallığı ve Çekoslavakya Cumhuriyeti kuruldu.

2. Avusturya-Macaristan'ın topraklarının bir kısmı, yeni kurulan Polonya ve Yugoslavya'ya bir kısmı Romanya ve İtalya'ya verildi.

Trianon (Triyanon) Antlaşması

İtilaf Devletleri ile Macarstan arasında imzalandı. Buna göre,

1. Macaristan'ın topraklarının bir kısmını Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya'ya verildi.

2. Bosna-Hersek, Yugoslavya'nın oldu.


I. Dünya Savaşı'nın Sonuçları

1. Savaşta yenilen devletlerin rejimleri değişti. Merkezi imparatorluklar yıkıldı.

2. Çarlık Rusya yıkıldı, yerine Sovyet Rusya kuruldu.

3. Yıkılan imparatorlukların yerine yeni devletler kuruldu.

4. Arap topraklarında İngiliz ve Fransızların manda ve himayesi altında çeşitli devletler kuruldu.

5. İsrail Devleti'nin temelleri atıldı.

6. Dünya barışını korumak için Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kuruldu.

7. Mondros'tan sonra Anadolu'da görülen işgallere karşı bağımsızlık mücadelesi başladı. Bu mücadeleyi İngilizlerin diğer sömürgeleri de kendilerine örnek aldı.

8. Versay Antlaşması'nın getirdiği şartlar, Avrupa'nın siyasi dengesini bozdu ve bu durum İkinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına neden oldu.

9. İngiltere, Dominyon denilen, Kanada, Güney Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda sömürgelerine Arabistan, Filistin ve Irak'ı da ekledi.

Mondros Mutarekesi

Mütareke'nin İmzalanmasının Nedenleri

1. Bulgaristan'ın yenilmesi üzerine; Alman yardımının kesilmesi

2. Anadolu'da silah ve cephane sıkıntısı çekilmesi

3. Askere alınacak insan kalmaması

4. Wilson İlkeleri'ne umut bağlanması

5. Halk ve ordunun savaştan bıkması

Mütareke'nin Maddeleri

Egemenlik Haklarını Sınırlayan Maddeler

1. Karadeniz'e geçiş için Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak ve Karadeniz'e serbestçe geçiş sağlanacak, Çanakkale ve Karadeniz istihkamları İtilaf Devletleri tarafından işgal edilecek.

2. İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi bir bölgeyi işgal edebilme hakkına sahip olacak.

3. Altı Vilayet adı verilen Van, Bitlis, Erzurum, Diyarbakır, Elazığ, Sivas vilayetlerinde bir kargaşalık olursa, İtilaf Devletleri bu vilayetleri işgal edebilecek

4. Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi İtilaf Devletleri'ne geçecek.

Askeri Sınırlamalar Getiren Maddeler

1. Sınırların korunması ve iç güvenliğin sürdürülmesi için gerekli askeri kuvvetlerin dışındakiler terhis edilecek

2. İtilaf Devletleri'nin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim edilecek. Buna karşılık Türk esirleri İtilaf Devletlerinin elinde korunacak.

3. İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri işgal ettikleri yerlerden geri çekilecek.

Ekonomik Sınırlamalar Getiren Maddeler

1. İtilaf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan yararlanabilecek

2. Bütün demiryolları, İtilaf Devletleri tarafından kontrol edilecek

3. İtilaf Devletleri, kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den sağlayacak.

Mütareke'nin Sonuçları

1. İtilaf Devletleri önceden imzaladıkları gizli antlaşmaları uygulamaya koydular.

2. Osmanlı Devleti'nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sona erdi.

3. Yedinci madde uyarınca işgaller başladı.

4. Osmanlı Devleti fiilen sona erdi.

5. Osmanlı topraklarında Suriye, Lübnan ve Irak gibi devletlerin kurulmasına zemin hazırlandı.

6. İşgallere karşı bölgesel direnme cemiyetleri kuruldu.

7. Padişah Mebuslar Meclisi'ni kapattı.

İtilaf (Uzlaşma-Anlaşma) Devletleri

İngiltere, Rusya, Fransa, Sırbistan, Belçika, Lüksenburg, Karadağ, Japonya, İtalya, Portekiz, Romanya, A.B.D., Yunanistan, Brezilya ve Çin gibi bir çok devletin katıldığı bir topluluktu.

I. Dünya Savaşı Sırasında İmzalanan Gizli Antlaşmalar

Bu antlaşmalar Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarını paylaşmak amacıyla yapılmıştır. Bu antlaşmaların başlıcaları şunlardır :

Sykes-Picot Antlaşması (1916) : Bu antlaşma ile Osmanlı toprakları Rusya, Fransa ve İngiltere arasında paylaştırılmıştır.

Mac-Mahon Antlaşması (1916) : Mısır'daki İngiliz valisi Mac-Mahon ile Hicaz Emiri Hüseyin arasında imzalandı. Arapların Türklere karşı ayaklanması halinde, Arap bağımsızlığının onaylanacağı kabul edildi.

Londra Antlaşması (1915) : İtalya'nın İtilaf Devletleri'nin safına geçmesi nedeniyle imzalandı. On iki Ada İtalya'ya verildi. İtalya'nın Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki hakları kabul edildi.

Saint Jean de Maurienne (1917) : İtalya'ya Anadolu'nun Güneybatısı'nın büyük bir kısmı verilmişti.

Paris Barış Konferansı ve İzmir'in İşgali

Konferansın Amacı

1. I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletlerin, yenilen devletlerin durumunu belirlemek istemesi.

2. (asıl amaç) İtilaf Devletleri'nin Osmanlı Devleti'nin topraklarının paylaşım esaslarını belirlemek istemesi.

3. İtilaf Devletleri'nin aynı zamanda diğer devletlerle yapılacak olan antlaşmaların şartlarını belirlemek istemesi.

Konferans'ta İngiltere'nin Tutumu

İngiltere, Ege Bölgesi'nin İtalya'ya değil de Yunanistan'a verilmesini istedi.

Nedeni, Akdeniz'de sömürgelerine giden yol üzerinde, güçlü bir İtalya yerine zayıf bir Yunanistan'ın bulunmasıni istemesiydi.

Batı Anadoludaki çoğunluğun Yunan olduğu savunuldu.

Ege bölgesinin Wilson ilkeleri'ne göre Yunanistan'a verilmesi kararlaştırıldı.

Wilson İlkeleri :

1. Milletler arasındaki gizli antlaşmalara son verilecek, açık diplomasi usulü uygulanacak

2. Kara suları dışındaki denizlerde gerek savaş halinde, gerek barış halinde deniz trafiğinin serbest olması sağlanacak

3. Milletlerin üzerindeki ekonomik engeller kaldırılacak ve milletler eşit sayılacak

4. Her millet silahlanmayı, iç güvenliğini sağlayacak seviyede tutacak

5. Sömürgelere ait bütün istekler, egemenlik sorunlarının ilgili halkın çıkarları de dikkate alınarak bir karara bağlanacak

6. Osmanlı İmparatorluğu'nun Türk nüfusunun yoğunlukta olan kısımları tartışmasız bir şekilde Türk egemenliğinde kalacak, fakat Türklerin egemenliği altında bulunan diğer milletlerin güvenlikleri sağlanacak

7. Çanakkale Boğazı uluslararası güvence altında bütün milletlerin ticaret gemilerine açık olacak

8. Dünya barışını ve toprak bütünlüğünü korumak için bir uluslararası cemiyet kurulacak

9. Galip devletler, mağlup devletlerden toprak ve savaş tazminatı alamayacak

Konferans'ın Sonuçları

1. Anadolu'nun paylaşılmasına Yunanistan da katıldı.

2. İngilizlerle İtalyanlar'ın arası açıldı.

3. Yunanistan'a İzmir ve çevresi ile İstanbul önlerine kadar Doğu Trakya verildi.

4. İtalyanlara ise Batı Akdeniz kıyıları bırakıldı.

İzmir'in İşgali

Paris Barış Konferansı gereği Yunanistan'a verilen İzmir, Yunanlılar tarafından Mondros Ateşkes Antlaşması'nın Yedinci maddesine dayanılarak işgal edildi.

Bu işgale tepki olarak da, bu bölgede silahlı direnme güçleri kuruldu.

İşgalin Sonuçları

1. Yurdumuz parçalanmaya başlandı.

2. Ege Bölgesi'nde Kuva-yı Milliye güçleri kuruldu.

3. Yunan ordusu büyük katliamlar yaptı.

4. Mustafa Kemal Havza'dan genelge yayınladı.

5. İşgale karşı Amiral Bristol Raporu hazırlandı

6. İstanbul Hükümeti'nin yetersizliği ortaya çıktı.

7. İşgal üzerine Rum ve Ermeniler ayrılıkçı faaliyetler başlattı.

Amiral Bristol Raporu (11 Ekim 1919) :

1. Katliamlardan Yunanistan sorumludur.

2. Mondros'tan sonra İzmir ve dolaylarında Rum halkın hayatının tehlikede olduğuna ilişkin Paris Barış Konferansı'na yanlış bilgi verilmiştir.

3. Yunan askerlerinin bu bölgeden derhal çekilmesi ve yerine İtilaf Devletleri'ne ait askerlerin gönderilmesi gerekir.

4. İzmir ve dolaylarının Yunanistan'a verilmesi söz konusu olamaz, çünkü burada Türk çoğunluğu vardır.

Zararlı Cemiyetler

Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler

Özellikleri

Mondros Mütarekesi'nden sonra, ordunun terhis edilmesi ve devlet otoritesinin kalmaması üzerine ortaya çıktı.

Azınlıklar tarafından, işgalci emellerine hizmet eden kuruluşlardı.

Anadolu hareketine ve Türklerin milli devletine karşıydılar.

Bu cemiyetlerin hepsi Rum Patrikhanesi tarafından yönetiliyordu.

İtilaf Devletlerince ekonomik ve siyasi açıdan destekleniyorlardı.

Wilson İlkeleri'ne göre bulundukları yerlerin kendilerine verilmesini istiyorlardı.

Mondros Mütarekesi'nin yedinci ve yirmidördüncü maddelerini uygulatmak istiyorlardı.


Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi şu şekildeydi : "İtilaf Devletleri güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde, herhangi bir bölgeyi işgal edebilecek."

Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 24. maddesi şu şekildeydi : Altı Vilayet adı verilen yerlerde bir kargaşalık olursa , bu vilayetlerin herhangi bir kısmı işgal edilebilecek.

Cemiyetler

Mondros Mütarekesi'nden sonra Türk ordusunun terhisinden cesaret alan bazı azınlıklar, Milli Mücadele'ye karşı bir takım cemiyetler kurmuşlardı.

Mavri Mira

İstanbul'daki Rum Patrikhanesi tarafından kurulan bu cemiyet, Bizans İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak ve Ege Bölgesi'nde ilerleyen Yunan ordusuna yardımcı olmak amacını güdüyordu. Çalışma alanı; Bursa, Kırklareli, Tekirdağ, İstanbul ve Bandırma idi. Yunan Kızılhaç, Resmi Göçmenler Komisyonu, Rum okullarındaki izcilik kurumları, Mavri Mira'nın emrinde çalışıyordu.

Trakya ve Yunan Komitesi

Trakya'nın işgalinden doğan sorunları Yunanistan açısından çözmeye çalışan bir örgüttür. Buradaki milli direnişi ortadan kaldırmak ve tüm Doğu Trakya'nın Yunanistan'a verilmesini sağlamak temel amaçlarıydı.

Pontus Rum Cemiyeti

Yunanistan'ın milli örgütü olan ve Yunanistan'ın 1829'da bağımsız olmasını sağlayan Etnik-i Eterya Cemiyeti Tarbzon ve dolaylarında bir Rum Pontus Devleti kurmak amacıyla Pontus Rum Cemiyeti'ni meydana getirdi.

Kordos Cemiyeti

Yunanistan tarafından İstanbul'da "Rum Göçmenleri Merkez Komisyonu" adıyla kurduruldu. Derneğe İstanbul, Trakya, Trabzon, Marmara kıyıları ve İzmir gibi yörelerde düzeni bozma, Yunanistan'dan gelen özel görevlileri Rum göçmeni göstererek Doğu Karadeniz dolaylarına yerleştirme, bu yörelerdeki Rum azınlığı sayıca çoğaltam görevi verilmiştir.

Ermenilerin Kurduğu Cemiyetler

Daha önceleri Ermenilerin krumuş oldukları "Taşnaksütyun" ve "Hıncak" adlı gizli örgütler milli mücadeleye karşı çıktılar ve işgalcilerle işbirliği yaptılar.

Ermeni Patriği Zaven Efendi de Mavri Mira'ya benzer bir örgüt kurup Rumlarla işbirliği yaptı. Zaven Efendi tarafından kurulan bu cemiyetin adı, "Rum-Ermeni Birliği Komitesi" idi. Ermeni İntikam Alayları da, Fransızlardan aldıkları destek ile Adana ve dolaylarında faaliyet gösteriyorlardı.

Yahudi Cemiyetleri

Yahudilerin çok büyük bir çoğunluğu bölücü çalışmalarda bulunmadı, ancak "Makkabi Cemiyeti" ve "Alyans israilit Cemiyeti" işgalcilere destek verdi.

Milli Varlığa Düşman Cemiyetler

Özellikleri

Milliyetçi amaçlara tamamen karşıydılar.
Osmanlıcı ve hilafetçiydiler.
Başat Hürriyet ve İtilaf Fırkası etrafına toplanmışlardı.
Anadolu hareketine karşıydılar.
Ulusal örgütlere karşı direniş göstermişlerdir.
Manda ve himaye taraftarıydılar.

Hürriyet ve İtilaf Partisi

Kasım 1911'de Trablusgarp Savaşı'nın yarattığı kaos döneminde Ahrar ve Mutedil Hürriyetperveran Fırkalarının birleşmesinden oluşmuştur. İttihat ve Terakki karşıtı olan bu fırka, bağımsızların ve gayr-i müslüm mebusların desteğiyle güçlendi. Fırka'nın temel amacı, İttihat ve Terakki iktidarını yıkmaktı. Programında Osmanlcılığı, özyönetimi, özel girişimi, meşrutiyeti ve liberal iktisat'ı savunmaktaydı. 1912 "sopalı seçimleri" ne kadar iktidarda kalan parti bu seçimde ancak 6 milletvekilini Meclis'e sokabildi.

Bundan sonra parti sıkı bir muhalefete yöneldi. "İkdam" ve "Alemdar" gazeteleri partinin yayın organı oldu. 1913'deki Babıali Baskını'ndan sonra parti dağılmaya başladı.

Mahmut Şevket Paşa suikastından sonra bir kısım parti mensubu yargılandı, idam edildi, Sinop'a dürgün edildi ve ordan Avrupa'ya kaçtı.

Cemiyetler

Bu cemiyetler Mondros Mütarekesi'nden sonra Osmanlı Devleti'nin bağımsız yaşayamayacağını düşünen, Milli Mücadele'ye karşı manda ve himaye yanlısıydılar.

Sulh ve Selamet-i Osmaniye Fırkası

Bu cemiyet milli mücadeleye karşı çıkan Damat Ferit Hükümeti'ni desteklemiş, padişah ve halifeye bağlı kalmakla vatanın kurtulacağını savunmuştur.

Kürdistan Teali Cemiyeti

Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan sonra kurulan bu cemiyet Wilson İlkeleri'nden yararlanarak özerk bir Kürt devleti kurmak için mücadele etmiştir.

Teali-i İslam Cemiyeti

İşgalcilerle mücadele edilemeyeceğini, bundan dolayı halifenin etrafında toplanmanın gerekliliğini savunmuşlardır.

İngiliz Muhibleri Cemiyeti

Bu cemiyetin başkanı bir İngiliz din adamı olan Rahip Fru idi. İşgallere karşı koymanın olanaksız olduğunu savunan bu cemiyete Damat Ferit de üye idi.

Wilson Prensipleri Cemiyeti

Ülkeyi Milletler Cemiyeti içerisinde diğer devletlerle eşit haklara sahip bir varlık haline getirmek amacıyla kurulmuştur.

Kurucularının Amerika Birleşik Devletleri'nin manda ve himayesi altına girmekten yana oldukları bilinmektedir.

Hürriyet ve İtilaf Fırkası

İttihat ve Terakki Partisi'ne düşman olarak çıkan bu cemiyet, Anadolu'daki milli kurtuluş hareketine karşı en büyük tepkiyi göstermiştir. Bu parti (fırka) Damat Ferit tarafından özellikle milli direnişe karşı yönlendirilmiştir.

Milli Cemiyetler ve Kuva-yı Milliye

Milli Cemiyetler

Kurulmalarındaki Amaç


1. Mondros Mütarekesi'nden sonra işgallerin başlaması

2. Mondros Mütarekesi'ne göre Türk ordusunun terhis edilmesi

3. Devlet otoritesinin kalmaması

4. Birçok bölgede azınlıkların ayrıcalıklı cemiyet kurması

5. Padişah ve hükümetin işgallere kayıtsız kalması

6. Halkın can ve mal güvenliğinin sağlanamaması

Milli Cemiyetler

Bu cemiyetler, Mondros Mütarekesi'nin hemen ardından, Anadolu'nun işgali üzerine Türk ulusu tarafından kurulmuştur.

Trakya Paşaeli Cemiyeti

Edirne'de Mondros Ateşkes Antlaşması'ndan hemen sonra 2 Aralık 1918'de kuruldu. Amacı Trakya Bölgesi'nin Yunanistan'a verilmesini engellemek için Türkleri örgütlemekti. Bu bölgedeki ordu komutanı Cafer Tayyar Paşa tarafından yürütülen çalışmaların sonucunda Lüleburgaz ve Edirne Kongreleri'nde toplandılar ve TBMM'ye bağlanma kararını aldılar.

İzmir Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti

İzmir'in işgalinden önce bu cemiyet önceleri Türklerin haklarını basın-yayın yoluyla savunmaya çalışmış, ancak 2-19 Mart 1919 tarihleri arasında düzenledikleri "Müdafaa-i Hukuk Kongresi" sonrasında silahlı direnişi benimsemişlerdir. Direniş örgütlerine silah sağlanmıştır.

Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti

İzmir'in işgalinden sonra Ağustos 1919'da Erzurum'da kurulan bu cemiyet, daha önce İstanbul'da kurulmuş olan "Vilayet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti" ne bağlı olarak açılmış, daha sonra İstanbul'dan ayrılarak "Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti" adını almıştır. Dopu Anadolu'nun Ermenilere verilmesini engellemeye çalışan bu cemiyet Erzurum Kongresi'nden sonra Mustafa Kemal bu cemiyet aracılığıyla öteki cemiyetleri birleştirmiştir.

Klikyalılar Cemiyeti

Mondros'tan hemen sonra İstanbul'da çalışmalarına başlayan bu cemiyet, daha sonra Adana ve dolaylarına geçerek orada Ermeniler ve Fransızlarla mücadele etmiştir.

Trabzon Müdafaa-i Hukuk-ı Milliye Cemiyeti

Bu cemiyet Karadeniz'de bir Pontus Devleti kurmak isteyen Pontus Rum Cemiyeti'ne karşı kuruldu. Diğer yandan da ayrılıkçı emeller peşinde koşan "Trabzon Havalisi Adem-i Merkeziyet Cemiyeti" ile mücadele etti. Erzurum Kongresi'nden sonra "Doğu-Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti" nin şubesi haline geldi.

Hareket-i Milliye ve Redd-i İlhak Cemiyeti

İzmir'in işgaline karşı savunma amacıyla kurulmuştur. Redd-i İlhak Dernekleri; Redd-i İşgal, Redd-i İlhak İstihlas-ı Vatan Heyet- Milli adları ile ortaya çıkmıştır.

Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti

Bu cemiyet Sivas Kongresi'nden sonra 9 Aralık 1919'da Sivas Valisi Reşit Paşa'nın eşi Melek Hanım'ın öncülüğünde kurulmuştur. A.B.D. Senatosu'na ve Avrupa devletlerinin parlamentolarına telgraflar çekilmiş, ulusal mücadelenin haklılığı anlatılmış, ordu için para ve malzeme toplanmıştır.

Milli Kongre Cemiyeti

Esat Paşa tarafından İstanbul'da kurulmuştur. (29 Kasım 1918). Basın ve yayınla mücadeleyi benimsemişlerdir. Yazılarla halkın aydınlatılmasına çalışılmıştır.

Ortak Özellikleri

Amaçları; Türk ulusunun bağımsızlığını sağlamaktı.
Kendi bölgelerini korumak ve işgalden kurtarmak için kurulmuşlardır.
Silahlı mücadele ile birlikte, basın-yayın yoluyla da mücadeleyi benimsemişlerdir.

İhtiyaçlarını bölge halkı karşılamıştır.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri, Milli devlet modelini benimsemişlerdir.

Kuva-yı Milliye

Kuva-yı Milliye Neden Kuruldu
Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşı'ndan yenik çıkması,
İtilaf Devletleri'nin Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca Anadolu'da yer yer işgallere başlaması,
Ordunun terhis edilmesi ve ülkeyi savunacak bir gücün kalmamış olması,
İstanbul Hükümeti'nin işgallere kayıtsız kalması ve halkın can ve mal güvenliğini sağlayacak önlemler almaması.

Kuva-yı Milliye'nin Özellikleri

Kuva-yı Milliye, Ege Bölgesi'nde İzmir'in işgalinden sonra bölge halkının cepheler kurması ile ortaya çıktı.
İşgalcilere karşı silahlı direnişte bulunan, bağımsızlık ilkesini benimsemiş olan kişiler tarafından meydana getirilmiştir.
Kuva-yı Milliye birlikleri disiplinden yoksun olan düzensiz birliklerdir.
İhtiyaçları bölge halkı tarafından sağlanırdı.
Sivas Kongresi'nden sonra Temsil Kurulu'na, TBMM'nin açılmasından sonra da Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanmışlardır.

Kuva-yı Milliye'nin Faydaları ve Zararları

Temsil Kurulu'na ve TBMM'ye karşı çıkan ayaklanmaları bastırdılar.
Milli Teşkilat adına otoriteyi ve düzeni sağladılar.
Cesaretli tutumları ile halkın direnişe katılmasını sağladılar.
Düşmanın ilerleyişini yavaşlattılar.
Kuva-yı Milliye'nin şefleri ayaklanmaları kendi yöntemlerine göre bastırıyordu. İsyancıları kendi hukuk dışı kurallarına göre cezalandırmaları, halkın milli mücadeleye karşı güvensizlik duymasına neden oluyordu.
Halktan zorla malzeme ve gıda maddesş sağlıyorlardı. Bu durum halkın milli mücadeleden uzaklaşmasına neden oluyordu.
Kuva-yı Milliye birlikleri displinsiz tutumları ile devlet düzenine ters düşüyordu.

Düzenli Orduya Geçiş

Kuva-yı Milliye'nin düzenli Yunan ordusunu yurttan atacak güçte olmaması,
Kuva-yı Milliye'nin halka kötü davranması, devlet otoritesine ters bir tutum içerisine girmesi Kuva-yı Milliye'den düzenli orduya geçilmesini gerektirmiştir.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:37
Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Gelişi



Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Geliş Amacı



Milli bir teşkilat kurup Milli Mücadele'yi başlatmak.

Mücadeleyi millete mal etmek.

Milli egemenliğe dayalı yeni bir devlet kurmak.



ıstanbul Hükümeti'nin Mustafa Kemal'e Verdiği Görevler



Dokuzuncu Ordu Müfettişliği görevini yapmak.

Türkler'in Karadeniz'de Pontus Rum Cemiyeti ile giriştiği mücadeleye son vermek,

Dağınık halde bulunan silah ve cephaneyi toplamak.

Halktan asker ve para toplayan kuruluşları, yani ulusal cemiyetleri ortadan kaldırmak.



Mustafa Kemal'in Samsun'a Gelişi



Mustafa Kemal, 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile ıstanbul'dan ayrıldı.

Mustafa Kemal, 22 Mayıs 1919'da "Samsun Raporunu" yayınladı.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Bu olay Milli Mücadele'nin başlangıç tarihi olarak kabul edildi.



Genelgeler ve Kongreler



Amaçlar



Havza Genelgesi



1. ızmir'in işgaline ıstanbul Hükümeti'nin kayıtsız kalması

2. Tehlikenin büyüklüğünün halka anlatılmak istenmesi

3. Halkın işgallere karşı tepki göstermesini sağlamak

4. Milli bir teşkilatın kurulmasının gerekliliğini komutan ve sivil memurlara anlatmak.



Amasya Genelgesi



1. Türk ulusuna, ulusal egemenliği ve bağımsızlığı anlatmak,

2. Ulusu ortak bir dava etrafında birleştirmek.



Erzurum Kongresi



1. Doğu Anadolu'nun Ermeniler'e verilmesini engellemek.

2. Bu bölgedeki direnme güçlerini birleştirmek



Neden Erzurum ?



1. Erzurum galip devletlerin en güç erişeceği vatan toprağıydı.

2. Kazım Karabekir Paşa'nın henüz terhis edilmemiş ordusu bu bölgede idi.

3. Doğu Anadolu Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti kongre için hazırlıklar yapmıştı.



Sivas Kongresi



Amasya Genelgesi'nde Sivas'ta bir kongre toplanması kararlaştırıldı. 4 Eylül 1919'ta Sivas'ta toplandı.

Amaç;

1. Bölgesel direnme güçlerini tek çatı altında toplamak,

2. Milli ıradeye dayalı bir meclisin açılmasını sağlamaktı.







Genelgelerin Maddeleri



Havza Genelgesi



1. ızmir'den sonra devam eden Manisa ve Aydın'ın işgali tehlikelidir.

2. Vatan sınırlarının bütünlüğü için ulusal tepkiler daha canlı tutulmalı.

3. Ulusun katlanamayacağı bu işgallere bir son verilmeli

4. Büyük devletlerin temsilcilerine ve ıstanbul Hükümeti'ne protesto telgrafları çekilmeli

5. Mitingler yapılmalı

6. Hristiyan halka saldırı ve düşmanlıktan sakınılmalı







Amasya Genelgesi



1. Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir.



UYARI : Bu karar ile savaşın ve ulusal egemenliğe çağrının gerekçesi halka açıklanmıştır.



2. ıstanbul'daki hükümet, üzerine aldığı sorumluluğun gereklerini yerien getirememektedir.

3. Ulusun durumunu ve davranışını gözönünde tutmak ve haklarını dile getirip bütün dünyaya duyurmak için her türlü etkiden ve denetimden kurtulmuş milli bir kurulun varlığı gereklidir.



UYARI : Bu karar ile bağımsız çalışacak ve ulusal iradeyi temsil edecek bir parlamentonun (meclisin) açılmasının gerekliliği ilk kez dile getirilmiştir.



4. Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır.



UYARI :

a) Bu karar ile ilk kez ulusal egemenlik ve ulusal bağımsızlık ilkesi dile getirilmiştir. Çünkü bağımsızlık için kararların ulus tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmiştir.

b) Ulusal Kurtuluş Savaşı yapılırken, kararların ulus tarafından verileceği belirtilip, savaşın yöntemi açıklanmıştır.

c) Kararların ulus tarafından verilmesi demokrasi ve cumhuriyet anlayışını ortaya koyduğu için, bu karar aynı zamanda yönetim şeklinin değişeceği mesajını da vermiştir.

d) Egemenliğin ulusta olduğunu belirtmesi ve bağımsızlık ilkesini dile getirmesi nedeniyle ulusçuluk ilkesi benimsenmiştir.



5. Anadolu'nun her yönden en güvenli yeri olan Sivas'da milli bir kongrenin hemen toplanması gerekmektedir.

6. Bunun için bütün illerin her sancağından, halkın güvenini kazanmış olan üç delegenin hızla yola çıkarılması gerekmektedir.

7. Doğu illeri adına Erzurum'da bir kongre yapılacaktır.







Erzurum Kongresi



1. Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, bölünemez.



UYARI : Bu kararla işgalcilere ve emperyalistlere açıkça karşı çıkılmıştır.



2. Vatanın bağımsızlığını Osmanlı Hükümeti sağlayamazsa bunun gerçekleşmesi için geçici bir hükümet kurulacaktır.



UYARI :

a) Hükümet, devleti idare eden bir organ olduğu için, Erzurum Kongresi'nin bu kararı, ayrı bir devletin kurulacağı mesajını vermiştir.

b) Erzurum Kongresi, Temsil Kurulu'nun gerektiğinde hükümet görevini yerine getireceğini belirtmekle, milli devletin yürütme organı olacağını ortaya koymuştur.



3. Kuva-yı Milliye'nin amil ve milli iradeyi hakim kılmak esastır.



UYARI : Burada , "Ülkedeki milli güçleri daha etkili hale getirmek ve milli egemenliği sağlamak gerekmektedir." ilkesi dile getirilmiştir.



4. Hristiyan halka, siyasal egemenliğimizi ve toplumsal dengemizi bozacak ayrıcalıklar verilemez.



UYARI : Burada, kongre Tanzimat Fermanı'ndan itibaren azınlıklara tanınan ve onların ülkede ayrıcalıklı konuma getiren hakların tanınamayacağını ve ülkedeki herkesin eşit olacağını dile getirmiştir.



5. Manda ve himaye kabul olunamaz.

6. Mebuslar Meclisi'nin hemen toplanmasına ve hükümet işlerinin ulusun denetiminde yapılmasına çalışılacaktır.







Sivas Kongresi



1. Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar aynen kabul edilecek.

2. Manda ve himaye kesin olarak reddedilip hep birlikte bağımsızlık için savaş kararı alınacak.



UYARI : Manda ve himaye altına girmek bağımsızlıktan vazgeçmek anlamına gelirdi. Özellikle Türk Milleti'nin yeni bir savaşı kaldıramayacağını savunanlar manda ve himayeyi benimsemişlerdi. Sivas'ta manda ve himaye reddedilmekle aynı zamanda savaş kararı da alınmış oldu.



3. Dış ülkelerden ancak insancıl koşullarda ekonomik yardım alınacak.



UYARI : Burada bağımsızlığa aykırı bir şekilde kurulacak her türlü dış ilişki reddedilmiştir.



4. Ulusun kendi geleceğini saptayabilmesi ve hükümetin başıboş bırakılmaması için Meclis-i Mebusan derhal toplanacak.



UYARI : Bu karar, Amasya Genelgesi'nde alınan "Ulusu, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır." ilkesi doğrultusunda alınmıştır. Çünkü Meclis'in açılması ile kararları ulus vereceğinden ülkenin geleceği ile ilgili kararlar ve işler de ulusun denetimine geçmiş olacaktır.



5. Bölgesel direnme güçleri "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti" adı altında birleştirilecek.



UYARI : Bu cemiyet aracılığıyla Kurtuluş Mücadelesi yürütülecekti. Ayrıca cemiyetlerin birleştirilmesi ile, bölgesel mücadeleler, ulusal bir niteliğe kavuşmuştur.



6. Yurdun her yerinden gelen delegeler, Temsil Kurulu'nu oluşturacak.



UYARI : Burada oluşturulan temsil kuruluna "yürütme organı" olam görevi verildi. Yani bu kurulun bir hükümet gibi çalışması kararlaştırıldı. Ayrıca Temsil Kurulu'nun yurdun tamamını temsil ettiği belirtildi. Burada oluşturulan Temsil Kurulu'nun ilk görevi Sivas Kongresi'nde alınan kararları yürütmekti.







Balıkesir Kongresi



Amaç : Yunanistan'ın, ızmir'i işgal edip, Ege Bölgesi'nde işgallere başlaması üzerine, mücadele örgütleri kurmak.

- 26-30 Temmuz tarihleri arasında toplandı.

- Balıkesir Kongresine sadece Batı Anadolu'dan gelen delegeler katıldı.

- Amasya Genelgesi'nde alınan kararlar aynen kabul edildi, ayrıca;

- Yunanlılara karşı savaşmak üzere asker toplanması konusunda kararlar alındı.

- Padişaha bağlılık belirtildi.

- Tüm güçlerin birleştirilmesi kararlaştırıldı.







Alaşehir Kongresi



- 16-25 Ağustos 1919 tarihleri arasında toplandı.

- Balıkesir Kongresi'nde alınan kararlar aynen kabul edildi.

Ayrıca;

- Yunanlılara karşı ölünceye kadar bir savunma yapılması,

- Bu amaçla silah, cephane toplanması ve halkın askere alınması,

- Gerekirse Antlaşma Devletleri'nden yardım alınması, yönünde kararlar alındı.







Genelgelerin Sonuçları



Havza Genelgesi



Ülkenin her tarafında işgallere karşı protesto ve mitingler yapıldı.

ılk miting 30 Mayıs 1919'da Havza'da yapıldı.

8 Haziran 1919'da ıstanbul'da büyük bir miting yapıldı.

Mustafa Kemal, ıstanbul hükümeti tarafından geri çağrıldı.

Havza Genelgesi ile milli bilincin uyanması yolunda ilk adım atıldı.



Amasya Genelgesi



Alınan kararlar ile Kurtuluş Savaşı ilan edildi.

Genelgede alınan kararlar, bir ihtilal bildirisi niteliğinde idi.

Genelge, Milli Mücadele'nin ilk programı niteleğinde idi.

Genelge ile, milli bir teşkilatın nasıl kurulacağı ve yapılacak işler belirtilmişti.

23 Temmuz 1919'da Mustafa Kemal'in müfettişlik görevine son verildi.

Mustafa Kemal, ıstanbul Hükümeti'ni tanımadığını ve ulusun kendi kaderini kendisinin çizmesi gerektiğini bildirdi.



Erzurum Kongresi



Kongre sadece Doğu Anadolu için değil, ulusun geneli ile ilgili kararlar aldı.

Mustafa Kemal kongre başkanı seçildi.

Mustafa Kemal ulusal mücadelenin lideri durumuna geldi.

ılk kez vatan sınırlarının nerelerden ibaret olacağı belirtildi.

Bağımsızlık ve egemenliğin hiç bir koşul kabul etmeden sağlanmasına karar verildi.

ılk kez temsil kurulu oluşturuldu.

Temsil Kurulu Başkanlığına Mustafa Kemal getirildi.

30 Temmuz 1919'da ıstanbul Hükümeti, Mustafa Kemal hakkında tutuklama emrini verdi.



Sivas Kongresi



Mustafa Kemal'e karşı ilk muhalefet hareketi başladı.

Mustafa Kemal, Temsil Kurulu'nun başkanlığına getirildi.

Kongre ihtilalci bir kimlik kazandı.

Misak-ı Milli'nin esasları belirlendi.

Kurtuluş Mücadelesi'nin yayın organı olarak "ırade-i Milliye" adında bir gazete çıkartıldı.

Güneydeki halk direnişlerinin başına subaylar atandı.

Ulusal egemenlik ilkesi, padişah ve saltanattan üstün tutuldu.



Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'ya Gelişi ve Amasya Protokolü



Heyet-i Temsiliye'nin Ankara'ya Gelişi



Neden Ankara ?



Demir yolları ile diğer illere bağlantısı var.

Cepheleri denetleyebilecek bir konumda,

ıstanbul ve diğer şehirlerle telgraf bağlantısı var.



Ankara'ya Geliş Amacı :



Kurtuluş mücadelesini yönetmek, yakından izlemek







ıstanbul ile Haberleşmenin Kesilmesi



ıstanbul'da bulunan Damat Ferit Paşa Hükümeti, Milli Mücadele'ye karşı düşmanca bir tavır sergiler.

Damat Ferit, Elazığ Valisi Ali Galip Bey'den, Sivas Kongresi'ni dağıtmasını ister.

Damat Ferit, halkı Milli Mücadele'ye karşı isyana kışkırtır.



ıstanbul ile Haberleşmenin Kesilmesindeki Amaç



1. Damat Ferit Paşa Hükümeti'ni düşürüp yerine vatansever bir hükümetin kurulmasını sağlamak,

2. Temsil Kurulu'nun, ıstanbul Hükümeti'ne bağlı olmadığını göstermek.







Damat Ferit Paşa (1853-1923)



1853 ıstanbul'da doğan Damat Ferit, Hariciye Nezareti hizmetine girerek Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçiliklerinde katip olarak görev yaptı. 1886'da Sultan Abdülmecit'in kızı ile evlenerek saraya damat oldu ve "damat" lakabını aldı. 1888'de vezir oldu. ıkinci Meşrutiyet'in ilanından sonra ıttihat ve Terakki karşıtı politikaları sonucunda 1911 yılında Hürriyet ve ıtilaf Partisi'ni kurdu. Mondros Mütarekesi'nden sonra çeşitli dönemlerde Sadrazamlık görevlerinde bulundu. Enver, Talat ve Cemal paşaların gıyabi idam kararlarının çıkarılmasını sağladı. Paris Barış Konferansı'na katıldı. Anadolu'da gelişen ulusal direniş hareketine karşı Anzavur yönetiminde Kuva-yı ınzibatiye'yi kurdurdu. Ali Galip yoluyla Sivas Kongresi'ni engellemeye çalıştı. Anadolu'daki ulusal savaş kadrosunu eşkiyalıkla suçlayan fetvayı yayımlattı. Ulusal savaşın başarıyla bitmesi üzerine Eylül 1922'de yurtdışına kaçtı. 1923'de Fransa'da öldü.







Amasya Protokolü



Damat Ferit Paşa Hükümeti, 30 Eylül 1919'da istifa etti.

Ali Rıza Paşa yeni hükümeti kurmakla görevlendirildi.

Mustafa Kemal, Ali Rıza Paşa Hükümeti'nden şu isteklerde bulundu:

- Milli direnişe karşı olanlar görevden alınsın,

- Ordu ulusal amaca uygun olarak yeniden kurulsun,

- Mebuslar Meclisi toplansın,

- Erzurum ve Sivas Kongreleri kararlarına saygılı bir tutum içinde bulunulsun

ıstanbul Hükümeti, Bahriye Nazırı Salih Paşa'yı Mustafa Kemal ile yüz yüze görüşmek amacıyla 18 Ekim 1919'da Amasya'ya gönderdi.







Amasya Protokolü'nün ıçeriği



1. Hükümet ile Milli teşkilat arasında uyuşma sağlanmış ve hiç bir anlaşmazlık kalmamıştı.

2. Milletvekili seçimleri serbest ve müdahalesiz yapılacaktır.

3. Hükümetin lehinde ve aleyhinde hiç bir şey yapılmayacaktır.

4. Sivas Kongresi kararları Mebuslar Meclisi'nin onaylaması şartıyla kabul edilecektir.

5. Millet Meclisi'nin, güvenlikte olmayan ıstanbul'da toplanması doğru değildir.



UYARI : ışgalcilerin ve ıstanbul yönetiminin baskısı altındaki ıstanbul'da toplanacak olan meclisin yurdun bütünlüğü konusunda kararlar alması beklenemezdi. Bu nedenle meclis Anadolu'da toplanmalıydı.



6. Millet Meclisi kurulup, fiilen denetleme görevine başlayıncaya kadar, milletin kaderi hakkında karar verilmeyecek.

7. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti yasal bir kuruluş olarak tanınmalıdır.

8. ıtilaf Devletleri ile yapılacak olan barış görüşmelerine Temsil Kurulu'nun uygun göreceği kişiler gönderilecektir.



UYARI : Bu karar, barış görüşmelerine vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığını sonuna kadar savunacak bir delegenin gönderilmesini amaçlamaktadır.



9. Milli Mücadele'ye katılmış olanlar hakkında verilen tutuklama kararı kaldırılacaktır.



UYARI : Bu karar ulusal mücadeleye katılımı artırmaya yöneliktir. Çünkü insanlar cezalandırılmayacaklarını anladıkları anda üzerlerindeki tereddütü atıp mücadeleye başlayacaklardır.







Amasya Protokolü'nün Önemi



1. ıstanbul Hükümeti ile Mustafa Kemal, arasında yapılan ilk resmi görüşmedir.

2. ıstanbul Hükümeti, bu görüşme sonunda, ulusal mücadeleyi ve bu mücadelenin yürütme organı olan Temsil Kurulu'nu tanıdı.

3. Mebuslar Meclisi'nin açılması sağlandı.

4. ıstanbul Hükümeti bu görüşme ile Temsil Kurulu'nun gücünü kabul etti.



Son Osmanlı Mebuslar Meclisi



Mebuslar Meclisi'nin Açılış Hazırlıkları



Amasya Görüşmesi'nde Mebuslar Meclisi'nin toplanması kararlaştırıldı.

ıtilaf devletleri, Mebuslar Meclisi'nin açılması çalışmalarına ve seçimlere müdahale etmedi.

Seçimler sonunda Anadolu ve Rumeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti mecliste çoğunluğu elde etti.

Mustafa Kemal, Erzurum Milletvekili seçildi.

Mustafa Kemal, Meclis'in ıstanbul yerine Anadolu'da toplanmasını istedi.

Mustafa Kemal, Mebuslar Meclisi'ne katılacak olan milletvekilleinden, "Müdafaa-yı Hukuk Grubu" kurmalarını istedi. Bu gruptan kendisini başkan seçmelerini istedi.



Son Osmanlı Mebusan Meclisi'nin Açılışı



Son Osmanlı Mebusan Meclisi, 12 Ocak 1920'de, ıstanbul'da toplandı.

Meclis, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli kararlarını kabul etti.

Meclis'de Müdafaa-yı Hukuk Grubu kurulamadı, yerine Felah-ı Vatan Grubu kuruldu.

Mustafa Kemal meclis başkanlığına seçilemedi.

Misak-ı Milli'nin kabul edilmesi ve vatanın bölünmesine karşı çıkılması üzerine 16 Mart 1920'de ıstanbul işgal edildi.

Mebuslar Meclisi dağıtıldı.





Misak-ı Milli



Misak-ı Milli Kararları



1. Osmanlı Devleti'nin Mondros Mütarekesi'ni imzaladığı 30 Ekim 1918 tarihinde düşman ordularının işgali altında bulunan Arap memleketlerinin durumunun, halkın serbestçe verecekleri oya göre belirlenmesi gerekir. Bu mütareke hududu içinde Türk ve ıslam çoğunluğu bulunan kısımların tümü hiç bir şekilde ayrılık kabul etmez bir bütündür.



UYARI : Burada Arap ülkeleri Osmanlı Devletine mi katılacak yoksa bağımsız mı olacak? Buna Arap halkının karar vermesi istenmektedir. Bu kararla vatanın sınırları kesin olarak saptanmış oluyor. Sınırlar belirlenirken Mondros ve Türk çoğunluğu ölçüt alınıyor. Yani, Mondros'tan sonra işgal edilen yerlerden ıtilaf Devletleri çekilmelidir ve Türk çoğunluğu nerede ise orası Türklere bırakılmalıdır.



2. Halkı ilk serbest kaldıkları zamanda başvurdukları halk oylaması ile anavatana katılmış olan "üç liva" yani Kars, Ardahan, Batum için gerektiğinde serbestçe yeniden halk oylamasına başvurulmasını kabul ederiz.



UYARI : Buralarda Türk çoğunluğu olduğu için böyle bir halk oylaması istenmiştirç Bu kararda verilmek istenen mesaj : "Bu illerde Türklerin olmadığını iddia ediyorsanız, geliniz halka soralım, hangi devletin sınırları içinde kalmak istediklerine onlar karar versin."



3. Türkiye barışına bırakılan Batı Trakya'nın Hukuki durumunun saptanması da halkın tam bir hürlükle verecekleri oya uygun olmalıdır.



4. Hilafet merkezi ve Osmanlı Devleti'nin başkenti olan ıstanbul şehriyle Marmara denizinin güvenliği, her türlü tehlikeden uzak olmalıdır. Akdeniz ve Karadeniz boğazlarının dünya ticaret ve ulaşımına açılmasında, bizim ve diğer bütün ilgili devletlerin vereceği karar geçerlidir.



5. Azınlık hakları, komşu memleketlerdeki Müslüman halkın aynı haktan yararlanması şartıyla tarafımızdan kabul ve temin edilecektir.



UYARI : Burada, ülkede yaşayan Müslüman olmayan halkın korunacağı ve onlara çeşitli haklar tanınacağı belirtilmiş, ancak aynı haklardan Balkanlar'da bulunan Müslüman halkın da yararlanması istenmiştir.



6. Her devlet gibi bizim de tam bağımsızlığa ve serbestliğe ihtiyacımız vardır. Bu, yaşamımızın ve geleceğimizin temel kuralıdır. Bu nedenle siyasi, adli ve mali gelişmemizi önleyecek sınırlamalar kabul edilemez. Borçlarımızın ödenmesi de kurallara aykırı olamaz.



UYARI : Bu karar şu anlama gelmektedir. Misak-ı Milli tam bağımsızlığı amaçlayan bir belgedir. Siyasal, adli ve mal gelişmemizi engelleyecek hiç bir şart kabul edilmez denilmekte, kapitülasyonlar, manda ve himaye açıkça reddedilmiştir. Borçlarımızın ödenmesi, bağımsızlık anlayışımıza aykırı olamaz denilmekle de Düyun-u Umumiye'ye karşı çıkmıştır.







Misak-ı Milli'nin Kabul Edilmesinin Sonuçları



Misak-ı Milli ile Türk ülkesinin sınırları kesin olarak çizildi.

Milli Mücadele-nin hedefi tam bağımsızlık olarak belirlendi.

ıtilaf Devletleri, 16 Mart 1920'de ıstanbul'u işgal etti.

Mebusan Meclisi kapatıldı, milletvekilleri ve aydınlar tutuklandı.





ıstanbul'un ışgali



ıstanbul'un ışgalinin Nedenleri



1. ıtilaf Devletleri Mebuslar Meclisi'nden barış kararı almasını ve işgalleri onaylamasını istemesi

2. Mebuslar Meclisi vatanın bütünlüğü konusunda kararlar alınması

3. Mebuslar Meclisi'nin, 28 Ocak 1920'de Misak-ı Milli kararını alıp, işgallere karşı çıkması



ışgalin Amacı :



1. Mebuslar Meclisi'ni cezalandırmak.

2. Milli Mücadele'ye önder olabilecek kadroları tutuklamak

3. ışgalden Mustafa Kemal Paşa'yı sorumlu göstererek Anadolu hareketini zayıflatmak.







ıstanbul'un ışgali ve Sonuçları



ıtilaf Devletleri donanması, 16 Mart 1920'de ıstanbul'u işgal etti.

ışgal güçleri Mebuslar Meclisi'ni bastı. Bazı milletvekilleri tutuklanıp Malta Adası'na sürüldü.

11 Nisan 1920'de padişahın kararı ile meclis feshedildi.

Salih Paşa Hükümeti istifa etti, yerine Damat Ferit Hükümeti kuruldu.

Temsil Kurulu Anadolu'da yeni bir meclisin açılması için çalışmalara başladı. ıstanbul'un işgal devletleri tarafından işgali, Osmanlı saltanatının sona ermesi demekti.

Mustafa Kemal, Milli Mücadele'yi padişah adına da yürüttüğünü açıkladı.







Temsil Heyeti'nin ışgal Üzerine Aldığı Önlemler



Bir bildiri yayınlayıp, halkın işgali protesto ve mitinglerle reddetmesi istendi.

ıstanbul ile haberleşme tekrar kesildi.

Anadolu'daki ıtilaf subaylarının tutuklanmasına karar verildi.

Anadolu'ya düşman sevkine yardımcı olacak demir yollarının tahrip edilmesine karar verildi.

Anadolu'daki kıymetli evrak ve eşyanın ıstanbul'a gönderilmesi yasaklandı.

Anadolu'da yeni bir meclisin açılacağı belirtildi.



I. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Açılışı



I. T.B.M.M.'nin Açılış Nedeni ve Amacı



1. ıstanbul'daki yönetiminin vatan ve millete karşı görevini yerine getirememesi,

2. Ülkenin işgalini engelleyememiş olması,

3. ıtilaf Devletleri'nin ıstanbul'u işgal etmesi.



ılk TBMM'nin Kuruluş Amacı :



1. Vatanın bütünlüğünü ve milletin bağımsızlığını sağlamak,

2. Yurdu düşmandan kurtarmak için milleti bir araya getirmek,

3. Millet adına karar verebilecek bir organ oluşturmak,

4. Ulusal irade ile birlikte hareket etmek.







I. T.B.M.M.'nin Açılmasıyla ılgili Tartışmalar



Mustafa Kemal'in Görüşü



Anadolu'da açılacak olan meclis "Kurucu Meclis" niteliğinde olmalı,

Padişah'ın etkisinden kurtulmak için Meclis'in adı Osmanlı Mebusan Meclisi olmamalı.



Muhalif Görüş :



Mebuslar Meclisi, Anadolu'da aynen açılmalı.







I. T.B.M.M.'nin Aldığı ılk Kararlar



ılk TBMM, 23 Nisan 1920'de Ankara'da açıldı.



Aldığı ılk Kararlar :



1. Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkartılacak,

2. Hükümet kurulacak,



UYARI : Hükümetler, devlet idaresi ile doğrudan ilgili bir kurum olduklarından TBMM'nin ıstanbul hükümetinden farklı bir hükümet kurma kararı yeni bir devlet düzenine geçildiğini açıkça göstermektedir.



3. Geçici olmak kaydıyla bir hükümet reisi olmayacak ve padişah kaymakamı atanmayacak,



UYARI : Meclis, bu kararı almakla padişahın etkisinden kurtulup bağımsız çalışmayı amaçlamıştır. Eğer Meclis'in başında bir padişah vekili bulunsaydı, bu kişi meclise baskı yapabilir ve bağımsız çalışmasını engelleyebilirdi.



4. Meclis de toplanan ulusal iradeyi egemen kılmak esas olacak, meclis üstünde bir güç olmayacak.



UYARI : Bu karar ıstanbul yönetimini yok saymıştır.



5. Yasama ve yürütme yetkisi Meclis'e ait olacak.



UYARI : TBMM'nin aldığı bu kararla, yeni bir hükümetin tanımı yapılmadığından, ıstanbul yönetimi yok sayılmış, Meclis hükümet sistemi benimsenmiş ve Meclis yürütme yetkisine sahip olmuştur.



6. Meclis'den seçilen bir heyet Meclis'in vekili olarak hükümet işlerini görecek ve Meclis başkanı bu heyetin de başkanı sayılacak.



7. Padişah ve halife Meclis'in belirleyeceği esaslara göre yerini alacak



UYARI : Bu karar saltanatın durumunun tartışılacağını ortaya koymaktadır. Bu durumda saltanatın kaldırılabileceği mesajı verilmektedir.



8. ıstiklal Mahkemeleri kurulacak.







I. T.B.M.M.'nin ıstanbul Hükümeti ıle ılişkileri



TBMM'nin açılması ile ıstanbul Hükümeti'nin aldığı önlemler :



Anadolu halkını Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne karşı ayaklandırmaya çalıştı.

ışgalcilerle bir barış antlaşması imzalayarak, halka yapacak birşey kalmadığını göstermeye çalıştı.

Mustafa Kemal ve arkadaşlarını, sıkıyönetim mahkemesinde gıyaben yargılayıp idama mahkum etti.

Şeyhülislam'a fetva hazırlatıp, Mustafa Kemal'in katlini istedi, ona katılanların dinden çıktığını bildirdi.







TBMM'nin ıstanbul Hükümeti'ne karşı aldığı önlemler :



Ankara Müftüsü Rıfat Efendi'ye karşı fetva hazırlattı.

Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarttı, Meclis'e karşı çıkartılan ve ıstanbul Hükümeti'nin desteklediği isyanları bastırmaya çalıştı.

ıstiklal Mahkemeleri'ni, yurdun değişik bölgelerine gönderdi.

ıstanbul ile olan bütün ilişkileri kesildi.



T.B.M.M.'ne Karşı Çıkan Ayaklanmalar



Ayaklanmaların Nedenleri



ıç Ayaklanmaların Çıkmasında Etkili Olan Unsurlar :



1. Mondros Ateşkes Antlaşması uyarınca Osmanlı ordularının terhis edilmiş olması

2. ıstanbul Hükümeti ve işgal kuvvetlerinin Anadolu halkını Milli Mücadele'ye karşı sürekli kışkırtması

3. Savaştan bıkan halkın, askere çağrılma emrine baş kaldırması

4. Kuva-yı Milliye birliklerinin halka kötü davranması







Ayaklanmaların Ortaya Çıkışı



Bizzat ıstanbul Hükümeti Tarafından Çıkartılan ısyanlar



TBMM'nin açılmasından sonra Anadolu'daki "Milli Mücadele" yi bastırmak için ıstanbul'da bulunan hükümetin destek verdiği bir takım isyanlar ortaya çıkmıştı.



Ahmet Anzavur ısyanı



Eski bir subay olan Anzavur Ahmet, 2 Kasım 1919'da Manyas, Susurluk, Gönen ve Ulubat dolaylarında ayaklandı. Amacı, ulusal direnişi bastırmak ve Çanakkale Boğazı'nın ulusal güçlerin eline geçmesini engellemekti. Ahmet Anzavur ve onun kurduğu "Kuva-yı Muhammediye" birlikleri Çerkez Ethem'in "Kuva-yı Seyyare" birliklerine yenildi ve isyan 16 Nisan 1920 tarihinde bastırıldı.



Kuva-yı ınzibatiye ısyanı



Amacı ; Geyve dolaylarında bulunan Ali Fuat Paşa (Cebesoy)'nın Kuva-yı Milliye Birliklerini ortadan kaldırmak ve ıstanbul Boğazı'nın güvenliğini sağlamaktı. 18 Nisan - 25 Haziran 1920 tarihleri arasında süren bu isyan Ali Fuat Paşa tarafından bastırıldı.







ıstanbul Hükümeti ile ışgalcilerin Birlikte Çıkarttığı ısyanlar



TBMM'nin açılmasıyla birlikte, Mondros Mütarekesi ile Türk ordularının terhis edilmesinden cesaret alan bazı gruplar, ıstanbul hükümeti ve işgalci güçlerden destek alarak Anadolu'nun çeşitli kesimlerinde isyan başlatmıştı.



Yozgat ısyanı



Bu bölgenin ileri gelenleri TBMM'nin açılmasından sonra ayaklandılar. Bu ayaklanma Boğazlayan, Şarkışla, Yıldızeli, Tokat, Zile ve Çorum'a kadar yayıldı. Çerkez Ethem ve Kuva-yı Milli'ye birlikleri 5 Eylül 1920'de başlayan bu isyanı Ekim sonuna doğru bastırmışlardır.



Afyonkarahisar ısyanı



Yunan ajanlarının kışkırtması ile Çopur Musa adında biri isyanı başlattı. Kuva-yı Milliye birlikleri tarafından bastırıldı.



Konya ısyanı



Konya'nın Bozkır ilçesinde çıkan ilk isyanı Kuva-yı Milliye bastırdı. Daha sonra Delibaş Mehmet adında birinin etrafında toplanan halk 2 Ekim 1920'de tekrar ayaklandı. Bu isyan yeni kurulmaya başlayan düzenli ordu tarafından bastırıldı.



Milli Aşiret ısyanı



Urfa'nın Fransızlar'dan kurtarılmasında yararları görülen bu aşiret daha sonra Fransızlar'ın kışkırtmsı sonucunda 8 Haziran 1920'de ayaklandı. Ancak Milli Kuvvetler tarafından bastırıldı.



Bolu-Düzce-Hendek ve Adapazarı isyanı



Boğazları elinde tutmak isteyen ıngilizler bu bölgede cahil halkı "din ve halifelik elden gidiyor" diyerek 13 Nisan 1920'de ayaklandırdı. Bu isyanı Ali Fuat Paşa ve Refet Paşa'nın emrindeki Kuva-yı Milliye birlikleri bastırdı.







Azınlıklar Tarafından Çıkartılan ısyanlar



Mondros Mütarekesi ile Anadolu'da yer yer Türk orduları terhis edilmişti. Ortaya çıkan otorite boşluğundan cesaret alan Ermeni ve Rum azınlıklar, işgal kuvvetlerinin de desteği ile isyan etmişti.



Ermeni ıntikam Alayları ısyanı



10 Temmuz 1920'de Ermeni ıntikam Alayları, Fransızlardan aldıkları destek ile Adana ve dolaylarında ayaklandılar.



Pontus ısyanı



Ege bölgesinden uzak oldukları için doğrudan doğruya Yunan desteğini alamayan Doğu Karadeniz Rumları kendi milli devletlerini kurmak için Trabzon ve dolaylarında Aralık 1920'de ayaklandılar. Bu isyan 1923 yılı başlarında bastırıldı.







Kuva-yı Milliye Taraftarlarınca Çıkartılan ısyanlar



TBMM'nin kurulması ile birlikte, düzenli orduya geçilmişti. Fakat bu durum Anadolu'da bir takım eski "Kuva-yı Milliyecileri" rahatsız etmiş, lider konumundaki kişiler düzenli orduya karşı ayaklanma başlatmışlardı.



Demirci Mehmet Efe ısyanı



Aralık 1920'de düzenli orduya karşı çıkan bu ayaklanma Refet Bey (Bele) tarafından bastırıldı.



Çerkez Ethem ısyanı



Çerkez Ethem, emrindeki Birinci Kuva-yı Seyyare (gezici kuvvet) ile oldukça güçlenmiş ve Ankara'yı ele geçirip Kurtuluş Savaşı'nın lideri olmak istemişti. Çerkez Ethem bu amacına ulaşmak için elindeki kuvvetlerin düzenli orduya dönüştürülüp, Mustafa Kemal'e bağlanmasına karşı çıkyordu. 27 Aralık 1920'de Yunanlılarla anlaşarak düzenli orduya saldırdı. Batı Cephesi Komutanı Albay ısmet Bey (ınönü) bu isyanı bastırdı.

AssOrtik
31-03-2010, 12:38
ayy yüzlüüüüüüm gerçekten emeğine sağlık canım

ben burayı neden daha önce farketmedim ki :)

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:39
Sevr Antlaşması



Sevr'i Hazırlayan Nedenler



I. Dünya Savaşı'ndan galip çıkan devletler savaşın ardından Paris'te bir konferans topladı.

ıtilaf Devletleri bu konferansta, toprak paylaşımı yüzünden anlaşamadılar.

18 Nisan 1920'de San Remo'da ıngiltere, ıtalya ve Fransa biraraya geldi.

Bu devletler San Remo kentinde Osmanlı Devleti ile yapılacak antlaşmanın şartlarını belirlediler.

Bu arada Yunan ordusu Bursa ve Batı Trakya'yı işgal etti.

ıstanbul'da toplanan "Saltanat Şurası" San Remo'da kabul edilen antlaşmayı kabul etti.







Sevr Antlaşması'nın Hükümleri



ıtalya'nın San Remo kentinde kabul edilen ve ıstanbul'da "Saltanat Şurası" tarafından kabul edilip 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması'nın maddeleri şunlardır :



Askeri Hükümler



Osmanlı Hükümeti 35.000'i Jandarma, 15.000'i özel birlik, 700' padişahın yanındaki güvenlik birliği olmak üzere ancak 50.700 kişilik bir asker bulundurabilecekti. Ordunun ağır silahları, zırhları, uçakları ve donanması bulunmayacaktı.



Azınlıkların Statüsü



Azınlıkların hakları yasalarla korunacak, göç eden azınlıkların eski yurtlarına dönmeleri sağlanacak, bunların uğradıkları zararlar ödenecek.



Boğazların Durumu



Boğazlar; savaş ve barış zamanında tüm devletlerin gemilerine açık olacak bir uluslar arası komisyon tarafından yönetilecek, bu komisyonun ayrı bir bayrağı ve ayrı bir bütçesi olacak. Merkezi ıstanbul'da bulunan bu komisyonun bir de ordusu olacak.



Kapitülasyonlar Sorunu



Kapitülasyonlar tüm devletlere tanınacak ayrıca Yunanistan ve yeni kurulacak olan Ermenistan da kapitülasyonlardan yararlanacak.



Mali-Ekonomik Konular



Mali-Ekonomik konularda ıstanbul Hükümeti'nin yetkileri sınırlandırılıyordu. ıngiltere, Fransa ve ıtalya devletlerinin temsilcilerinden oluşan bir komisyon devletin gelir ve giderini kontrol edecekti.



ıngiltere



ıngiltere'ye Musul dahil bütün Orta Doğu veriliyordu.



Kürdistan



Doğu Anadolu'da bir kısım iller özerk bir Kürt Bölgesi (Kürdistan) oluşturulmak üzere Kürtlere bırakılıyordu.



Fransa



Fransa'ya Suriye, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölgeler veriliyordu.



Ermenistan



Doğu illerinin bir kısmında Ermenistan adında bir Ermeni Devleti kurulacak, bu devletin sınırlarını ABD başkanı Wilson belirleyecek.



ıtalya



ıtalya'ya Antalya ve Konya Bölgesi veriliyor ve böylece ıtalyanlar ıç-Batı Anadolu'nun derinliklerine kadar uzanıyordu.



Yunanistan



Yunanistan'a ıstanbul il sınırına kadar Trakya toprakları ile ımroz ve Bozcaada dahil Ege Adaları verilecek, Ege Bölgesi'nin büyük bir kısmı da ızmir başta olmak üzere Yunanistan'a verilecek.



ıstanbul



ıstanbul; Türklerde kalacak ancak azınlık hakları korunmadığı taktirde Türkler'in elinden geri alınacak ve uluslararası bir şehir haline getirilecektir.







Sevr Antlaşması'nın Sonuçları



1. Osmanlı devleti tamamen parçalandı.

2. Osmanlı Devleti Avrupa'nın kontrolü altına girdi.

3. Avrupa Devletlerince "Doğu Sorunu" çözüldü.

4. Mebuslar Meclisi onaylanmadığı için Sevr Antlaşması hukuken geçersiz kaldı.

5. Padişah Sevr'i imzalamakla Misak-ı Milli'ye ters düştü.

6. Halk, yurdu kurtarmak için savaşa karar verdi.







Doğu Sorunu



Doğu Sorunu, Avrupalı devletlerin 19. yüzyılda Osmanlı Devleti'nin parçalanması ve paylaşılması ile ilgili olan soruna verdikleri isimdir. "Hasta Adam Sorunu" olarak da tanımlanan Doğu Sorunu; yakın zamanda sömürge yollarının paylaşımı sorunu olarak da ortaya çıkmıştır.



Sevr Antlaşmasının Hukuken Geçersiz Olması



Kanuni Esas'de (Osmanlı Anayasası) 1908'de yapılan bir değişiklik ile; "Osmanlı Devleti'nin yaptığı bir antlaşmanın geçerli olabilmesi için Mebslar Meclisi'nin onayından geçmesi gerekir." kuralı getirildi. Bu nedenle Sevr Antlaşması Mebuslar Meclisi'nce onaylanması gerekiyordu. Ancak bu tarihte böyle bir meclis yoktu. Zaten TBMM'de Sevr Antlaşması'nı reddetmişti. Bundan dolayı Sevr Antlaşması hukuken; yani yasalara göre geçersiz bir antlaşmaydı.





Doğu Cephesi ve Ermenilerle Savaş



Doğu Cephesi



Mondros Mütarekesi ile Kafkasya'dan çekildik.

Rusya ve Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkınca Kafkaslar'da Ermenistan ve Gürcistan kuruldu.

Wilson ılkeleri'nden güç alan Ermeniler Doğu Anadolu'da işgale başladı.

ışgallere karşı "Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti" kuruldu.

TBMM Doğu Cephesi komutanlığına Kazım Karabekir'i atadı.

Yeni Türk Devleti'nin ilk askeri cephesi açılmış oldu.

Kazım Karabekir Ermeniler'i bozguna uğrattı.

Ermeniler barış isteğinde bulundular.







Gümrü Antlaşması



Ermeniler yenilgi üzerine barış isteğinde bulundu.

3 Aralık 1920'de Gümrü Antlaşması imzalandı.



Bu antlaşma ile :



1. Bugünkü Doğu Anadolu sınırımız belirlendi.

2. Gümrü Ermeniler'e verildi.

3. Kars ve dolayları Türkiye'de kaldı.

4. Ermeniler Sevr Antlaşması'nın geçersizliğini kabul etti.

5. Türkiye'deki ve Ermenistan'daki Ermeniler'e karşılıklı göç serbestisi getirildi.







Gümrü Antlaşmasının Önemi



TBMM'nin ilk askeri zaferi sonunda imzaladığı ilk siyasal başarıdır.

1878 Berlin Antlaşması ile kaybedilen Kars ve dolayları yeniden kazanıldı.

Doğu Anadolu'daki Ermeni hayalleri son erdi.

Ermeniler'in çekilmesi ile Gürcistan ile komşu olundu.

Mart 1921'de Gürcistan ile yapılan antlaşma ile Ardahan, Artvin ve Batum, Türkiye'ye bırakıldı.



Güney Cephesi, Halk Direnişleri ve Batı Cephesi Savaşları



Güney Cephesi ve Halk Direnişleri



Mondros Mütarekesi'nden sonra, Adana, Antep, Maraş ve Urfa Fransızlar'ca işgal edilir.

Fransızlar bölge halkına Ermenilerle birlikte saldırılarda bulunur.

Halk topluca direnişe geçer.

Kuva-yı Milliye ve bölge halkının mücadelesi sonunda;

11 Şubat 1920'de Maraş 10 Nisan 1920'de Urfa düşman işgalinden kurtulur.







I. ınönü Savaşı (10 Ocak 1921)



Yunanlılar, 22 Haziran 1920'de Eskişehir'i alarak, Ankara'ya kadar ilerleyip, milli hareketi ortadan kaldırmak için harekete geçti.

Bu arada düzenli ordu, Çerkez Ethem isyanı ile uğraşmaktaydı.

Yunan ilerleyişi 10 Ocak 1921'de durduruldu ve geri çekilmeleri sağlandı.







I. ınönü Savaşı'nın Sonuçları



1. Yunanlılar ilk kez düzenli bir ordu ile karşılaştı.

2. Yeni kurulan düzenli ordu ilk zaferini kazandı.

3. Halkın TBMM'ye olan güveni arttı.

4. Askere alma işleri kolaylaştı, asker kaçakları sorunu çözüldü.

5. ıtilaf Devletleri arasında anlaşmazlık başladı.

6. ıtilaf Deletleri Londra'da bir konferans düzenlemeyi kararlaştırdı.

7. 1 Mart 1921'de Afganistan Antlaşması imzalandı.

8. 16 Mart 1921'de imzalanan Moskova Antlaşması ile Rusya TBMM'yi tanıdı.

9. 12 Mart 1921'de ıstiklal Marşı kabul edildi.







Çerkez Ethem



Çerkez Ethem adı ilk kez ızmir Valisi Rahmi Bey'in oğlunu dağa kaldırıp fidye istemesi ile duyulmuştur. ızmir'in işgalinden sonra; bir süvari birliği oluşturarak Salihli cephesinde görev almıştır. Oluşturduğu bu birlik ile Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarındaki iç isyanların bastırılmasında, özellikle Ahmet Anzavur, Bolu ve Yozgat ayaklanmalarında, önemli görevler almıştır.

Ancak giriştiği hareketlerde çok şiddetli davranması, suçlu saydıklarını kendine göre cezalandırması, halktan keyfi para toplaması ve her şeyden önemlisi, düzenli ordu çatısı altında yer almayı red etmesi sonunu hazırlamıştır. Refet Bele tarafından 23 Ocak 1921 tarihinde biten izleme hareketinin sonucunda; Ethem, Yunanlılar ile 7 Ocak'ta yaptığı protokol uyarınca, 26 Ocak 1921'de onlara sığınmış ve birliklerini dağıtmıştır. ılk başta ızmir'e götürülmüş, oradan da Atina'ya geçmiştir. Kendisi ve yandaşları bu arada ıstiklal mahkemesi tarafından gıyaben idama mahkum edilmiş, 1938 affında yurda dönmemiş ve 1950'de Lübnan'da ölmüştür.







ıstiklal Marşı'nın Kabul Edilişi



Osmanlı Devleti'nin bir "milli marşı" yoktu. Çünkü Osmanlı Devlet yapısı bir imparatorluk özelliğindeydi ve çok sayıda ulusu içerisinde barındırıyordu. Bu durumda devletin ulusçuluk ilkesini benimsemesi olanaksızdı. Ancak 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması ile birlikte Anadolu'da "milli bir devlet" kurulmuştu. Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı milli marş için yarışma açtı. Bakan Hamdullah Suphi Bey, marşı Mehmet Akif (Ersoy) Bey'in yazmasını istiyordu. TBMM, 12 Mart 1921'de Mehmet Akif Bey'in yazdığı şiiri ıstiklal Marşı olarak kabul etti.







Londra Konferansı



Londra Konferansı'nın Toplanma Nedenleri



1. Birinci ınönü Zaferi'nin kazanılması.

2. Doğu'da Ermeniler'e karşı başarılar kazanılması ve Gümrü Antlaşması'nın yapılması.

3. TBMM'nin içeride ve dışarıda kazandığı başarılar.

4. Fransa ve ıtalya'nın Sevr Antlaşması'nı değiştirerek kabul ettirmek istemesi.







TBMM Konferansa Nasıl Katıldı?



ıtilaf Devletleri konferansa başta ıstanbul Hükümeti'ni çağırdı.

TBMM konferansa ayrıca bir çağrı yapılırsa katılacağını bildirdi.

ıtalya'nın aracı olması üzerine TBMM konferansa katılmaya karar verdi.







TBMM'nin Londra Konferansı'na Katılmaktaki Amacı ;



1. Ankara Hükümeti ve yeni Türk Devleti'nin resmen tanınmasını sağlamak.

2. Misak-ı Milli'yi dünya kamuoyuna anlatmak.

3. Barıştan yana olduğumuzu ispatlamak.







Londra Konferansı'nın Sonuçları



1. TBMM hükümeti ilk defa uluslararası bir kurulda yer aldı.

2. ıtilaf Devletleri TBMM ile Londra'da görüşmekle yeni Türk Devleti'ni hukuken tanımış oldu.

3. Londra Konferansı'nın hemen ardından Rusya ile Moskova Antlaşması imzalandı.







Hukuken Tanımak



Hukuken tanımak bir devletin varlığını kabul etmek anlamına gelir. Eğer bir devlet başka bir devletle resmi temsilciler düzeyinde görüşmeyi kabul ederse, onu hukuken tanımış olur. Hukuken tanınmak için karşıdaki devleti tanıdığına ilişkin bir belgenin düzenlenmesi gerekmez. Sadece görüşmek hukuken tanımak için yeterlidir.







Moskova Antlaşması



Moskova Antlaşması'nın Hükümleri :



1. ıki taraftan birinin tanımadığı anlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.

2. Sovyetler Birliği Misak-ı Milli'yi tanıyacak.

3. Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasında imzalanan antlaşmalar geçersiz olacak.

4. Sovyet Rusya Hükümeti Kapitülasyonların kalktığını kabul edecek.

5. ıki devlet aralarındaki ilişkileri geliştirerek ekonomik ve mali antlaşmalar yapacaklar.

6. Kars, Ardahan ve Artvin Türkiye'ye bırakılacak, Batum ise Gürcistan'a verilecek.

7. Boğazlar konusunda ayrı bir konferans toplanacak ancak bu konferansta Türkiye'nin ıstanbul üzerindeki egemenliğini tehdit eden bir karar alınamayacak.

8. Sovyet Rusya, elinde bulunan esirleri üç ay içerisinde iade edecek.







Moskova Antlaşması'ndan Önce Sovyet Rusya ile ılişkiler



Sovyet Rusya'nın Birinci Dünya Savaşı'ndan çekilmesinden sonra ıtilaf Devletleri yeni kurulan devleti ve onun rejimini tanımadılar ve Rusya'daki çarlık yanlılarının ayaklanmalarını desteklediler. Soveyet Rusya yeni rejimi yaşatmak için güney sınırlarının güvenliğini sağlamak zorundaydı. Bu nedenle de Anadolu'daki hareketi desteklemeye başladı. Rusya Haziran 1920'de Misak-ı Milli'yi tanıdığını açıkladı. Birinci ınönü Zaferi'nden sonra da TBMM ile Moskova Antlaşması'nı imzaladı.







Moskova Antlaşması'nın Sonuçları :



1. Bu antlaşma ile Rusya TBMM'yi tanıyan ilk büyük devlet oldu.

2. Rusya Misak-ı Milli'yi tanıyan ve kapitülasyonların kalktığını kabul eden devlet oldu.

3. Rusya, Ermenistan'dan sonra Sevri tanımayan ikinci devlet oldu.

4. Rusya Osmanlı Devleti ile ilişki kurmayacağını kabul etmekle Osmanlı Devleti'nin sona erdiğini kabul etti.

5. Doğu Cephesi'ndeki birlikler, Batı Cephesi'ne kaydırıldı.







II. ınönü Savaşı



ıtilaf Devletleri Sevr'i kabul ettirmek için Yunan ordusunu teşvik etti.

Yunan ordusu, 23 Mart 1921'de iki koldan saldırıya geçti.

Yunan ilerleyişi 1 Nisan 1921'de, Türk ordusunun geri püskürtmesi ile son buldu.





Batı Cephesi, Kars ve Ankara Antlaşmaları



Kütahya - Eskişehir Savaşları



ınönü Savaşları'nda Türk ordusuna yenilen Yunanlılar, 10 Temmuz 1921'de saldırıya geçti. Yunan ordusu, Afyon, Kütahya, Eskişehir hattını işgal ederek Ankara'ya doğru ilerledi.



25 Temmuz 1921'de Türk ordusu, Yunan ilerleyişini durdurdu. Yunan ordusunun ilerleyişi Ankara'da endişe yarattı.







Başkomutanlık Yasası



Yunanlıların Ankara'ya doğru ilerlemesi, mecliste korkulara yol açtı. Bazıları bu olaydan Mustafa Kemal'i suçlu bulurken, kimileri ise Mustafa Kemal'in ordunun başına geçmesini savundu.

5 Ağustos 1921'de TBMM, Mustafa Kemal'i başkomutan olarak atadı.

Mustafa Kemal'e üç ay süreyle Meclisin savaş ile ilgili olan yetkileri de devredildi.







Tekalif-i Milliye



Mustafa Kemal, Meclis yetkilerini kullanarak ordunun ihtiyacı olan gıda maddesi ve çeşitli malzemelerin sağlanabilmesi için Tekalif-i Milliye emirlerini çıkartırdı.

Tekalif-i Milliye Emirleri ile Yunan ordusunun saldırısına karşı koyacak olan ordunun ihtiyaçlarının halk tarafından karşılanması amaçlanmıştı.







Tekalif-i Milliye Emirleri



1. Her ev, aile birer takım çamaşır, birer çift çorap, çarık hazırlayıp ulusal vergi komisyonuna verecektir.

2. Ticaret adamlarının ve halkın elinde bulunan her çeşit kumaş, bez, yapağı, pamuk, tiftik, kösele, meşin, ip, papuç, başlık gibi giyim kuşama yönelik nesnelerin yüzde kırkına, sonradan ödenmek üzere el konacaktır.

3. Ticaret adamları ve halkın elindeki her türlü yiyecek maddesinin yüzde kırkına sonradan ödenmek üzere el konulacaktır.

4. Herkes elinde kalan her türlü taşıma araçlar ile savaş araç ve gereçlerini ayda bir kez 100 kilometre taşıyacaktır.

5. Ordunun yiyecek ve giyeceği için yararlı olabilecek tüm sahipsiz mallara el konacaktır.

6. Halkın elindeki tüm silah ve cephane üç gün içerisinde orduya teslim edilecektir.

7. Ülkede bulunan her türlü makineli araç ve gerecin yüzde kırkına el konacaktır.

8. Ülkedeki bütün demirci, dökümcü, nalbant, terzi, marangoz gibi zanaatkarlar ordu buyruğunda çalışacaktır.







Sakarya Savaşı



Yunanlılar 14 Ağustos 1921'de yeniden saldırıya geçti.

Kütahya, Eskişehir ve Afyon'u işgal etti.

Mustafa Kemal, Tekalif-i Milli'ye Emirleri ile, orduyu bir ay gibi bir sürede Sakarya Savaşı'na hazır duruma getirdi.

Mustafa Kemal bu savaşta ilk defa başkomutan olarak görev yaptı.

12 Eylül 1921'de saldırıya geçen Türk ordusu Yunanlılar'ı bozguna uğrattı.







Sakarya Savaşı'nın Sonuçları



Türk ordusunun zaferi ile biten Sakarya Savaşı'nda Yunan ordusunun saldırı gücü kırıldı.

Savaş sonunda, Yunanistan'ın Türk topraklarını ele geçirme umudu sona erdi.

Savaş sonunda, TBMM Kars ve Ankara Antlaşmalarını imzaladı.

19 Eylül 1921'de, TBMM tarafından Mustafa Kemal'e mareşallik ve gazilik ünvanı verildi.

Bu savaştan sonra ıtilaf Devletleri arasındaki birlik bozuldu ve yolları ayrılmaya başladı.







Kars Antlaşması



Sakarya Zaferi ile TBMM'nin dış dünyadaki itibarı ve otoritesi artmıştı.

Bu savaşla Yunan ordusunun saldırı gücü kırılmış ve savunmaya geçmek zorunda bırakılmıştı.

Yunanistan'ın Türk topraklarını ele geçirme umudu sona ermişti.

Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan TBMM'ni tanımaya karar verdi.

13 Ekim 1921'de, TBMM ile Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında Kars Antlaşması imzalandı.







Kars Antlaşması Maddeleri



13 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Kars Antlaşması ile

Tarafların birbirlerine zorla benimsetilmek istenen antlaşmaları kabul etmemesi,

Boğazların ticarete açılması ve ıstanbul'un güvenliğinin sağlanması,

ıki tarafın da topraklarında oturan vatandaşlarına ayrım yapmadan davranması ve asker-sivil tutukluların affedilmesi kararlaştırılmıştı.

Kars Antlaşması ile doğu sınırımız kesin şeklini aldı.

Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan Türkiye'yi tanıdıklarını bildirmişlerdi.







Ankara Antlaşması



Mondros Mütarekesi'nden sonra Fransızlar Güney Anadolu'nun bir bölümünü işgal etti.

Fakat bölge halkının direnişi sonucu Fransızlar çekilmek zorunda kaldı.

20 Ekim 1921'de Fransa ile TBMM hükümeti arasında Ankara Antlaşması imzalandı.







Ankara Antlaşması Maddeleri



20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile;

Türkiye ile Fransa arasındaki savaşın sona ermesi ve tarafların kuvvetlerini yeni sınırlara çekmesi,

Savaş tutsaklarının karşılıklı olarak serbest bırakılması,

Azınlık haklarının korunması,

ıstanbul bölgesi için yeni bir yöneti şeklinin belirlenmesi,

Türkiye - Suriye sınırı, ıskenderun - Hatay bölgesi dışta kalacak bir şekilde çizilmesi,

ıskenderun - Hatay bölgesinde özel bir yönetim kurularak, buradaki Türk halkının kültürel alanda özgün olması ve Türkçe'nin resmi dil olarak kalması,

Süleyman Şah'ın Caber Kalesi'ndeki mezarının Türk toprağı olarak sayılması kararlaştırıldı.







Ankara Antlaşması'nın Sonuçları



Bu Antlaşma ile Fransa, TBMM'yi resmen tanıdı.

Avrupa'da Türkiye'ye karşı oluşturulan blok parçalandı.

Güney cephesi kapandı ve Fransa ile savaş durumu sona erdi.

Fransa işgal ettiği güney illerimizden çekildi.

Ankara Antlaşması ile bugünkü Suriye sınırımız, Hatay ve ıskenderun hariç olmak üzere, kesin şeklini aldı.

Fransızların bölgeden çekilirken bıraktıkları silah, cephane ve uçak ile Türk ordusunun gücü biraz daha arttı.

Ankara Antlaşması ile Fransa Misak-ı Milli'yi tanımış oldu.



Büyük Taarruz ve Mudanya Ateşkes Antlaşması



Büyük Taarruz



Büyük Taarruz ve Zafer



26 Mart 1922'de ıtilaf Devletleri, Sevr Antlaşması'nda birtakım değişilikler yaparak barış önergesinde bulunmuşlardı. Misak-ı Milli'ye ters düşen bu önerge TBMM tarafından reddedildi.

Mustafa Kemal, Yunan ordusuna kesin ve son bir darbe indirmek için orduyu savaşa hazırladı.

Doğudaki ve Güneydeki birliklerin tamamı Batı Cephesi'ne aktarıldı.

Tekalif-i Milliye emirleri yeniden yürürlüğe girdi.

TBMM, 20 Temmuz 1922'de Mustafa Kemal'in başkomutanlığını süresiz olarak uzattı.

26 Ağustos 1922 sabahı Mustafa Kemal'in Kocatepe'den verdiği emirle Büyük Taarruz başladı.

30 Ağustos 1922'de Dumlupınar Meydan Savaşı kazanıldı.

9 Eylül 1922'de Türk Ordusu ızmir'e girdi.







Büyük Taarruz'un Sonuçları



1. Anadolu Yunan ışgalinden kurtuldu.

2. Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve Kurtuluş Savaşı'nın asker cephesi kapandı, siyasi cephesi açıldı.

3. Saltanat kaldırıldı.

4. Lozan Antlaşması imzalandı.







Mudanya Ateşkes Antlaşması



Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Sebepleri



Büyük Taarruz ile Batı Anadolu işgalden kurtulmuştu.

Boğazlar ve Trakya hala düşman işgalinde idi.

Türk ordusunun bu bölgeleri kurtarmak amacıyla harekete geçmesi üzerine ıngilizler Ankara Hükümeti'ne barış önerisinde bulundu.

3 Ekim 1922'de Mudanya görüşmelerine başlandı.

Görüşmeler Türkiye, ıngiltere, ıtalya ve Fransa arasında yapıldı, Yunanistan katılmadı.







Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Maddeleri



1. Türk - Yunan Savaşı sona erecek,

2. Bu antlaşma'nın yürürlüğe girmesinden sonra Yunan kuvvetleri Ege Deniz'inden Trakya ve Bulgaristan sınırının kesiştiği yere kadar olan Meriç Nehri'nin sol kıyısına çekilecek,

3. Barış yapılıncaya kadar Karaağaç ve Meriç'in sağ kıyıları ile demiryolları müttefiklerce işgal edilecek,

4. Doğu Trakya, antlaşmanın yürürlüğe girmesinden sonra 15 gün içerisinde Yunanlılar tarafından boşaltılacak,

5. Bu boşaltmanın bitiminden 30 gün içinde Doğu Trakya Yunan memurları tarafından müttefik memurları aracılığıyla Türk memurlarına devir ve teslim edilecek.

6. Barış yapılıncaya kadar Türkler Doğu Trakya'ya asker sokmayacak ancak 8.000 Jandarma bulundurabilecek.

7. ıstanbul ve Boğazlar Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetimine bırakılacak, ancak Müttefik Kuvvetler barış antlaşmasının imzalanmasına kadar ıstanbul'da kalacak,

8. Antlaşma 14-15 Ekim gecesi yürürlüğe girecek.







Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın Sonuçları



1. Mudanya Antlaşması ile Kurtuluş Savaşı'nın askeri cephesi kapandı, siyasi cephesi açıldı.

2. ıstanbul ve Boğazların TBMM'ye teslim edilmesi, Osmanlı Devleti'nin sona ereceğini ortaya koydu.

3. Doğu Trakya ve ıstanbul savaşsız ele geçirilmiş oldu.

4. Mudanya Antlaşması sonunda Yunan yanlısı ıngiliz Başbakanı Loyd George görevinden istifa etti.





Lozan Barış Konferansı



Konferansa Katılan Devletler



Türk ordusunun ıstanbul ve Trakya'ya yönelmesi üzerine 27 Ekim 1922'de ıtilaf Devletleri Lozan'da yapılacak barış görüşmelerine TBMM hükümetini de çağırdı.

Konferansa; ıngiltere, Fransa, ıtalya, Japonya, Türkiye, Yunanistan, ABD, Romanya ve Yugoslavya, Rusya ve Bulgaristan katıldı.

Türkiye'yi temsilen; ısmet Paşa başkanlığında, Rıza Nur ve Hasan Saka'dan oluşan Türk heyeti katıldı.







TBMM'nin Türk Heyetinden ıstekleri



Taviz Verilmemesi Gereken Konular Nelerdi?



Konferansa giden Türk heyetinden, Avrupalı devletlere şu şartları kabul ettirmesi istendi :



1. Misak-ı Milli sınırları içerisinde tam bağımsız bir Türk devletinin kurulması

2. Sınırların Misak-ı Milli'ye uygun olması

3. Azınlıkların ayrıcalıklı olmaması

4. Devlet borçlarının ödenmesi şeklinin bağımsızlığa aykırı olmaması

5. Kapitülasyonların kaldırılması

6. Boğazların statüsü konusunun egemenlik haklarımızı gölgelemiyecek şekilde düzenlenmesi

7. Savaş tazminatının yeni Türk Devleti'ne ödetilemeyeceği

8. Doğu sorununun kapandığı.







Lozan Barış Görüşmelerinin Kesintiye Uğraması



Lozan görüşmeleri devam ederken aşağıdaki konularda çıkan anlaşmazlıklar görüşmelere 4 Şubat 1923'de ara verilmesine neden oldu.



1. Lozan'da Yunanistan Karaağaç'ı vermek istememesi,

2. Boğazlar konusunda ortak bir görüşün oluşmaması,

3. ıngilizler'in Musul'u vermek istememesi

4. Osmanlı Devleti'ne ait borçların bir kısmının Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bizden ayrılan ülkelere bölüştürülmesi konusunun Avrupalı devletlerce kabul edilmemesi.

5. Kapitülasyonların kaldırılması



23 Nisan 1923'te görüşmelere tekrar başlandı.

24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı.







Lozan Barış Antlaşması'nın Maddeleri



24 Temmuz 1923'de imzalanan ve 143 maddeden oluşan Lozan Antlaşması'nın ana konuları şunlardı



1. Türkiye'nin sınırları meselesi



Suriye Sınırı : Fransa ile TBMM arasında imzalanan 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması'ndaki hükümler aynen kabul edildi.



Irak Sınırı : Musul sorununun çözümü daha sonra Türk-ıngiliz görüşmeleri ile çözümlenmesine kara verildi. Yani Irak sınırı sorunu ve Musul konusu Lozan'da çözümlenemedi. Lozan Antlaşması'nın bitiminden itibaren bu konu için 9 ay içerisinde Türkiye ile ıngiltere'nin görüşmeleri başlatmasına karar verildi.



Batı Sınırı : Doğu Trakya bize geri verildi. Karaağaç ve yöresi de Yunanistan'dan alınacak savaş tazminatına karşılık olarak Türkiye'ye bırakıldı. ımroz ve Bozcaada Türkiye'ye bırakıldı. Diğer adalar Yunanistan'ın oldu. Anadolu'ya yakın olan adaların silahlandırılması yasaklandı. Oniki Ada'nın ıtalya'ya verilmesi kabul edildi.



2. Kapitülasyonlar meselesi



Adli, mali, ekonomik ve yönetsel alanlarda yüzlerce yıl sürüp giden kapitülasyonlar tüm sonuçları ile toptan kaldırılmıştır. Türkiye'deki yabancı tiacri kurumlar da, kısa bir geçiş döneminden sonra Türk yasalarına uyacaktır.



3. Azınlıklar Sorunu



Bütün azınlıkların Türk uyruklu olduğu kabul edildi. Yani ülkede yaşayan herkesin Türkiye Devleti'nin halkı olduğu ilkesi benimsendi. Hiç kimseye ayrıcalık verilmedi ve eşitlik ilkesi benimsendi. Anadolu ve Doğu Trakya'daki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin değiştirilmesi öngörüldü. Ancak bu nüfus değişiminin Batı Trakya Türkleri ve istanbul Rumlarını kapsamamasına karar verildi. Yani buralara yaşayan insanlar yerlerinde kalacaktı.



4. Savaş Tazminatı Meselesi



Lozan'da yabancılar Birinci Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye'den savaş tazminatı istemişler ancak bu kabul edilmemiştir. Yunanistan ise Kurtuluş Savaşı'nda uluslar arası kurallara uymadan tahribat yaptığı için savaş tazminatı ödemiştir. Ancak ekonomik durumları iyi olmadığı ve ödeyecek güçlerinin bulunmaması nedeniyle Karaağaç yöresini Türkiye'ye vermeyi kabul etti.



5. Devlet Borçları Meselesi



Osmanlı Devleti ilk dış borcu 1854 yılında Sultan Abdülmecit zamanında aldı. Yüksek fazilerle alınan bu paralar gelir getirmeyen bir şekilde kullanıldı. Yani çeşmeler, saraylar vs. yapıldı. Daha sonra Sultan Abdülaziz zamanında da dış borçlanmaya devam edildi. II. Abdülhamit 1881 yılında devletin borçlarını ödeyemediğini Avrupalı devletlere duyurdu. Bunun üzerine aynı yıl, Osmanlı Devleti'nden alacağı olan ülkelerin temsilcilerinden oluşan bir Duyun-u Umumiye (Genel Borçlar Kuruluşu) kuruldu. Osmanlı Devleti'nin orman, maden, tuz yatakları ve bazı gelir kaynakları bu kuruluşun kontrolüne verildi. Bağımsızlığa aykırı olan bu kuruluşu Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında tek taraflı olarak kaldırdı.



6. Boğazların Statüsü Konusu



Boğazların hangi devletin egemenliği altında kalacağı konusunda ve statüsünün ne olacağı konusunda büyük tartışmalar çıktı. Rus temsilcisi dahi öldürüldü.

Sonuçta şu kararlar benimsendi.

a) Boğazlardan askeri olmayan gemiler ve uçaklar barış zamanında geçebilecek.

b) Askeri gemiler ve uçaklar; barış zamanından Karadeniz'e doğru geçişte, Karadeniz'de sahili olan devletlerden en güçlü donanmaya sahip bulunanından daha fazla gemi ve uçak geçmeyecek. Bunun dışında savaş gemi ve uçaklarına geçiş serbest, savaş zamanında sınırlama getirilebilecek

c) Boğazların yönetimi için başkanı Türk olan uluslar arası bir kurul oluşturulacak

d) Sovyet Rusya Lozan Antlaşması'nın sadece Boğazlarla ilgili bölümünü imzalamıştır.



7. ıstanbul'un Boşaltılması Konusu



Lozan Antlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylandıktan altı hafta sonra işgal kuvvetleri ıstanbul'dan gideceklerdi. Buna göre işgalciler 2 Ekim 1923'te ıstanbul'dan ayrıldılar.







Lozan'da Çözülemeyen Konular



Lozan Antlaşması'nın imzalanmasına rağmen Türkiye'yi yakından ilgilendiren bazı konularda hala pürüzler kalmıştı.

Bu sorunlar şunlardı :



1. Musul Sorunu ve Türkiye-Irak Sınırı Sorunu



Lozan'dan hemen sonra 1924 yılında Türk ve ıngiliz Temsilcileri ıstanbul'da Musul konusunu görüşmeye başladı. Ancak ıngiltere'nin burayı Türkiye'ye vermek istememesi üzerine görüşmeler kesildi. 1925 yılı başlarında Türk ordusunun Musul'u bir askeri harekatla almak istediği sırada ıngilizlerin kışkırtması ile Şeyh Sait isyanı çıktı. Bunun üzerine Türkiye uluslar arası gücün Musul'u bırakmayacağını anladı ve içerideki sorunlarla uğraşmak için buradan vazgeçti. 1926 yılında Türkiye ile ıngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması ile Musul'dan vazgeçtik.



2. Hatay Meselesi



20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması'na göre; ıskenderun ve Hatay sınırlarımızın dışında kalıyordu. Ancak 1938'de önce Hatay Devleti kuruldu sonra da 1939'da Hatay meclisinin verdiği kararla Hatay ve ıskenderun Türkiye'ye katıldı. Böylece Lozan'dan sonra Suriye-Türkiye sınırında bir değişme oldu.







Lozan Barış Antlaşması'nın Önemi



Türk Devleti Avrupa Devletleri tarafından tanındı.

Osmanlı'dan kalan sorunlar çözümlendi.

Egemenlğimizi ve bağımsızlığımızı sınırlandıran pürüzler ortadan kaldırıldı.

Sınırlarımız çizildi.

Ermeniler'in Anadolu üzerindeki istekleri sona erdi.

Kapitülasyonlar kaldırıldı böylece tam bağımsızlık yolunda en önemli adım atıldı.

Osmanlı Devleti'nin sona erdiği kabul edildi.

Türk Devleti'nin diğer devletlerle eşitliği kabul edildi.

Doğu sorunu tamamen kapandı.

Halkçılık ilkesi benimsendi ve azınlık sorunu çözümlendi.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:40
ayy yüzlüüüüüüm gerçekten emeğine sağlık canım

ben burayı neden daha önce farketmedim ki :)

rica ederim tatlııım...

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:41
Siyasi Alandaki ınkılaplar



Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)



TBMM'nin Saltanatı kaldırma sebebi neydi?



ıtilaf Devletleri Lozan Barış Konferansı'na istanbul Hükümeti'ni ve Ankara Hükümeti'ni birlikte çağırdılar. Osmanlı Hükümeti'nin Lozan'a temsilci göndermek istemesi üzerine, TBMM saltanatın kaldırılmasına karar verdi.



Saltanatın kaldırılmasındaki amaç nedir?



Ulusal egemenliği gerçekleştirmek.

Cumhuriyet yönetimine geçilmesi yolunda bir adım atmak.

1 Kasım 1922'de TBMM'de saltanatın kaldırılması görüşüldü, saltanat ile hilafet birbirinden ayrıldı ve saltanat kaldırıldı. Saltanatın, ıstanbul'un işgali tarihi olan 16 Mart 1920'den itibaren yok sayılmasına karar verildi.

Vahdettin, padişahlık sıfatının kalkması üzerine, 17 Kasım 1922'de ıstanbul'u terk etti.

TBMM, 18 Kasım 1922'de aldığı bir kararla, Abdülmecid Efendi'yi halife olarak atadı.



Saltanatın Kaldırılmasının Sonuçları Nelerdir?



Osmanlı Devleti resmen sona erdi.

Ulusal egemenliğin gerçekleşmesi yolunda bir adım daha atıldı.

Halifelik sembolik bir makam haline getirildi.

Cumhuriyetin ilanı yolunda önemli bir aşamaya gelindi.







Cumhuriyetin ılanı (29 Ekim 1923)



Kurtuluş Savaşı yıllarında, değişik yer ve zamanlarda alınan birçok karar ile ileride açıkça saltanatın kaldırılıp yerine, ulusal egemenliğe dayalı bir Cumhuriyet rejiminin kurulacağı belirtilmişti.

23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması ile başlayan Cumhuriyet uygulaması, 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılması ile rejim değişikliğini açıkca ortaya koydu.

11 Ağustos 1923'te ikinci TBMM çalışmalarına başladı ve inkılapların gerçekleşmesi için daha çok, görüş birliği içerisinde olan milletvekilleri bir araya gelmiş oldu.

13 Ekim 1923'te anayasaya konan ek bir madde ile Ankara yeni devletin başkenti oldu. Böylece devlet merkezinin ıstanbul olacağı yolundaki tartışmalara son verildi. Cumhuriyetin ilanı için de bir adım atılmış oldu. Çünkü yeni başkent, yeni yönetim şekli mesajı veriyordu.

29 Ekim 1923'te TBMM, Cumhuriyet'i ilan etti.

Aynı gün TBMM'nin aldığı bir kararla Gazi Mustafa Kemal, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.







Halifeğin Kaldırılması (3 Mart 1924)



Halifelik makamının, zamanla ulusçuluk ilkesine ters düşmesi üzerine, Cumhuriyet'in ilanı ile, hem yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin dış politika ilkelerine, hem de yeni kurulan Cumhuriyet rejimine ters düşen bu makamın kaldırılmasına karar verildi.

1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasına rağmen, halifelik kaldırılamadı; çünkü halk bu yeniliğe hazır değildi, iç isyanlar çıkabilirdi.

Saltanatın kaldırılmasından sonra 18 Kasım 1922'de Abdülmecit Efendi, TBMM tarafından, Halife olarak atandı.

Saltanatın kaldırılmasına rağmen, eski rejim yanlıları, bazı milletvekilleri, ordu komutanları halife Abdülmecid Efendi'nin çevresinde toplanmaya başladı.

TBMM, 3 Mart 1924'te aldığı kararla; Halifeliğin kaldırıldığını, gelecekte halifelik ve saltanat iddialarında bulunmamaları için, Osmanlıailesi üyelerinin yurt dışına çıkarılmalarını, Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırıldığını, kabul etti.







Demokrasi Denemeleri



Halk Fırkası'nın Kuruluşu (9 Eylül 1923)



23 Nisan 1920'de açılan Birinci TBMM'nin üyeleri, vatanın kurtuluşu ve bağımsızlığı konusunda birleşmelerine rağmen, siyasi konularda birçok gruba ayrılıyorlardı. (Tesanüt Grubu, ıstiklal Grubu, Müdafa-yi Hukuk Zümresi, Halk Zümresi ve Islahat Grubu gibi).

Mustafa Kemal TBMM'deki bütün grupları birleştirip ulusal iradenin meclise yansıması için çaba gösterdi. Fakat başarılı olamadı.

Zamanla TBMM'de "Birinci Grup" ve "ıkinci Grup" adıyla iki grup oluştu.

Halk Fırkası, TBMM'de "Birinci Grup" milletvekillerinin çalışmaları sonucu 9 Eylül 1923'te kuruldu.

11 Eylül 1923'te Mustafa Kemal Halk Fırkası'nın genel başkanlığına seçildi.

Halk Fırkası'nın adı Cumhuriyet'in ilanından sonra, 1924'te, "Cumhuriyet Halk Fırkası", 1935'te "Cumhuriyet Halk Partisi" olarak değiştirildi.



Terrakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın Kuruluşu (17 Kasım 1924)



3 Mart 1924'te Erkan-ı Harbiye vekaleti kaldırıldı.

19 Aralık 1924'te çıkartılan bir kanunla, ordu komutanlarının milletvekilliği ile askerliği bir arada yapmaları yasaklandı.

Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Rauf (Orbay) Bey ve Adnan (Adıvar) Bey, bir grup arkadaşı ile Cumhuriyet Halk Fırkası'ndan ayrılarak yeni bir grup oluşturdular.

Bu grup, 17 Kasım 1924'te "Terrakkiperver Cumhuriyet Fırkası"nı kurduklarını açıkladı.







Şeyh Said ısyanı (13 Şubat 1925)



13 Şubat 1925'te Diyarbakır'ın Piran Köyü'nde, Şeyh Said isminde bir tarikat şeyhi önderliğinde "Din elden gidiyor." diye isyan başlatıldı.

ısyanın Çıkmasında :

Türkiye'nin Musul'u almak istemesi üzerine ıngilizlerin bölge halkını kışkırtması ve Terrakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın, yenilik ve inkılaplara karşı olan grupların toplandığı çatı halini alması etkili olmuştu.

ısyan, kısa zamanda Elazığ ve Diyarbakır'a kadar yayıldı.

ısyanı basit bir ayaklanma olarak gören ve sıkıyönetim ilan ederek bastırmaya çalışan Başbakan Fethi (Okyar) Bey görevinden alındı ve yerine ısmet Paşa getirildi.

Takrir-i Sükun Kanunu çıkarılarak, isyanı bastırmak için hükümete her türlü yetki verildi.

ısyan, Fevzi Paşa komutasındaki ordu tarafından, 15 Nisan 1925'te bastırıldı.

Şeyh Said ısyanı'ndan sorumlu tutulan Terrakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.







Mustafa Kemal'e Suikast Girişimi (16 Haziran 1926)



Suikasti hazırlayanlar : Ziya Hurşit, Laz ısmail, Gürcü Yusuf, Çopur Hilmi ve Giritli Şevki idi.

Mustafa Kemal'e suikast, Haziran 1926'da çıktığı yurt gezisinde, ızmir'de yapılacaktı.

16 Haziran 1926'da ızmir' gelmesi beklenen Mustafa Kemal gecikince, suikastçileri Sakız'a götürecek olan kayıkçı Giritli Şevki, durumu ızmir Emniyet Müdürlüğü'ne haber verdi.

Suikastçiler yakalanarak, ıstiklal Mahkemesi'nde yargılanıp idam cezasına çarptırıldı.







Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın Kuruluşu (12 Ağustos 1930)



1925 -1930 yılları arasında ülke içinde sağlanan huzur ve otoritenin etkisiyle çok sayıda inkılap yapıldı.

TBMM'de sadece Cumhuriyet Halk Fırkası milletvekilleri bulunmaktaydı.

Muhalefetin olmayışı hükümetin denetlenmesini ve yapılan işlerin hesabının sorulmasını engelliyordu.

Yeni bir parti, demokrasi yönetime geçmek yani ulusal iradeyi meclise tam olarak yansıtmak demekti.

Mustafa Kemal, 1930'da Fethi Okyar'ı yeni bir parti kurması için ikna etti.

Fethi Bey, 12 Ağustos 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kurduğunu açıkladı.

Serbest Cumhuriyet Fırkası, ekonomik görüşleri bakımından Cumhuriyet Halk Fırkası'ndan ayrılmakla bearber, demokrasi, liberalizm, milliyetçilik ve laiklik ilkelerini benimsemişti.

Zamanla, tıpkı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası gibi, Serbest Cumhuriyet Fırkası da rejim ve Atatürk karşıtlarının toplandığı yer durumuna geldi.

Fethi Bey, 17 Kasım 1930'da Serbest Cumhuriyet Fırkası'nı kapattığını açıkladı.







Menemen Olayı (23 Aralık 1930)



Nakşibendi Tarikatı üyelerinden bir grup Derviş Mehmet önderliğinde 23 Aralık 1930'da Menemen'e geldi.

ılk önce camiye giden bu grup, daha sonra dini bayrak açarak, Menemen sokaklarında dolaşmaya başladı.

Olayı duyan ve Menemen'de yedek subay olarak bulunan Kubilay komutasındaki küçük bir birlik olaya müdahale etmek istedi.

Fakat isyancılar Kubilay'ın boğazını keserek öldürdüler.

Olay duyulur duyulmaz Menemen'e gelen ordu, kasabayı kuşattı ve Derviş Mehmet ile arkadaşları yakalandı.

Derviş Mehmet ve adamları ıstiklal Mahkemesi'nde yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırıldılar.





Laik Devlete Geçiş Aşamaları



Laik Devlete Geçiş



Saltanatın kaldırılması : 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırılarak, laiklik yolunda ilk önemli adım atıldı. Osmanlı ailesinden egemenlik yani yönetme hakkının alınması demek, halifelik kurumunun gücünün yok olması demekti.



Halifeliğin kaldırılması : 3 Mart 1924'te halifelik kaldırılarak, laik devlete geçiş yolunda büyük bir adım atıldı.



Şer'iyye ve Evkaf Vekaleti'nin kaldırılması : 3 Mart 1924'te kabul edilen bir kanunla, devlet işlerinin dine uygun olup olmadığını denetleyen, Şer'iyye ve Evkaf Vekillikleri kaldırılarak, dini kuralların yönetime karıştırılması engellendi.



Tekke, Zaviye ve Türbelerle Tarikatların kapatılması : Kasım 1925'te kabul edilen 677 sayılı kanun ile Tekke ve Zaviyeler ile Türbeler ve Tarikatlar kapatılarak bunlarla ilgili sıfatların kullanılması yasaklandı.



Anayasa'nın Laikleşmesi : 1924 Anayasası ile halifeliğin kaldırılmasından kaynaklanan rahatsızlıkları gidermek için "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini ıslamdır." maddesi eklendi. 1928 Anayasası'nda "Devletin dini ıslamdır" hükmü çıkartıldı. 1937 Anayasası'na "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin laik olduğu" ilkesi konuldu.



Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulü : 3 Mart 1924'te kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile, ülkedeki bütün medrese ve okullar Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanarak denetim altına alındı.







Kıyafet Alanında Yapılan Yenilikler



Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra ülkedeki aydınlar pantolon ve ceket giyip kravat takarken başlarında fes vardı.

Mustafa Kemal, kılık ve kıyafetteki bu karmaşaya son vermek ve siyasi, dini görüntüyü ortadan kaldırmak için ilk önce fesi yasaklayarak işe başladı.

Mustafa Kemal, Ağustos 1925'te Kastamonu'da ilk kez halkın karşısına şapka ile çıktı.

25 Kasım 1925'te Şapka Kanunu çıkartıldı.

Kasım 1925'te çıkartılan düzenleme ile, dini kıyafetlerle sokaklarda dolaşılması yasaklandı.





Medeni Kanunun Kabulü (4 Ekim 1926)



Türk Medeni Kanunu; kişilerin hak ve borçlarını, ailenin kuruluşunu, işleyişini ve sona ermesini, miras sorunlarını, kişiler ile mallar arasındaki mülkiyet ilişkilerini ve diğer hakların doğmasını, sürmesini, sona ermesini, kişilerin birbirleri ile olan ilişkilerini düzenleyen işlemleri oluşturan bir kurallar bütünüdür.

Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde, kişiler ile eşyalar arasındaki ilişkileri düzenleyen "Mecelle" adında bir kanun vardı. Ancak Mecelle, Hanefi mezhebine göre düzenlenmişti. Bu kanunda aile ve miras konuları düzenlenmemişti.

ısviçre Medeni Kanunu 17 Şubat 1926'da Borçlar Kanunu ile birlikte TBMM tarafından kabul edildi.

Türk Medeni Kanunu 4 Ekim 1926'da yürürlüğe girdi.

Türk Ceza Kanunu 1 Mart 1926'da,

Borçlar Kanunu 8 Mayıs 1926'da,

Türk Ticaret Kanunu 10 Mayıs 1926'da yürürlüğe girdi.







Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik



Osmanlı Devleti'nde, Hicri Takvim kullanılıyordu. Avrupa'daysa Miladi Takvim kullanılmaktaydı. Dünya'da ve Avrupa'da kulanılan takvim ile bizim kullandığımız takvimin farklı olması ticari işlerde ve resmi yazışmalarda karışıklıkların ortaya çıkmasına neden oluyordu.

Bu farklılık, birçok işin zamanında yapılmamasına ve karışıklıklara yol açıyordu.

TBMM tarafından, 26 Aralık 1925'te uluslararası takvim ve saat sistemi, 20 Mayıs 1928'de yeni harfler, 1 Nisan 1931'de de ağırlık ve ölçü birimleri kabul edildi.

TBMM'nin aldığıbu kararlarla, Avrupa ile olan ticari ve ekonomik ilişkiler düzene girdi.

TBMM, 1935'te aldığı bir kararla pazar gününün resmi tatil olduğunu belirtti.







Soyadı Kanunu'nun Kabulü (21 Haziran 1934)



Günlük hayatta isim benzerliğinden kaynaklanan karışıklıkları ortadan kaldırmak amacıyla, TBMM 21 Haziran 1934'de "Soyadı Kanunu" nu kabul etti.

Bu kanunla herkese Türkçe bir soyadı alma zorunluluğu getirildi.

Aynı yıl kabul edilen bir başka kanunla, şeyh, ağa gibi ayrıcalık ifade eden eski ünvanların kullanılması yasaklandı.

Bu kanunla eşitlik ilkesi; yani halkçılık ilkesi yolunda bir adım daha atılmış oldu.







Kadınlara Siyasi Hakların Tanınması



Medeni Kanun ile kadın-erkek eşitliği getirilmeye çalışılmıştı.

1930'lu yıllarda siyasal alanda kadın ile erkek arasında büyük bir eşitsizlik vardı. Erkekler oy kullanabilmelerine ağmen, kadınlar bu haktan yoksundu.

Kadınlar aynı zamanda milletvekilliği seçimlerine ne seçmen ne de aday olarak katılabiliyordu.

TBMM tarafından kabul edilen yasalarla :

3 Nisan 1930'da, kadınlara belediyelerde seçme ve seçilme hakkı,

26 ekim 1933'te, kadınlara muhtar ve ihtiyar heyetlerine seçilebilme hakkı,

5 Aralık 1934'te, kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı.

Türk kadını, o yıllarda bazı ileri Avrupa ülkelerinde bile olmayan bir takım haklara sahip oldu.



Eğitim ve Kültür Alanındaki ınkılaplar



Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun Kabulü



TBMM tarafından 3 Mart 1924'te kabul edildi.

Tevhidi Tedrisat Kanunu'na göre :

Ülkedeki bütün medrese ve okullar Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.

Ders programlarının, Bakanlık tarafından hazırlanması ve okulların denetim altına alınmasına karar verildi.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabulü ile eğitim ve öğretimde yapılan değişiklikler;

Devlet ülkedeki eğitimin tamamına müdahale etmeye başladı.

Milli Eğitim Bakanlığı tüm eğitim ve öğretim işlerinden sorumlu tek makam haline geldi.

Eğitimin dini esaslara göre verilmesi bir yana bırakılarak, laik ve çağdaş bir eğitim hedeflendi. Türk kültürünü ve bilincini geliştirici bir eğitim anlayışı ile milli bir toplum yaratma hedeflendi.

1926-1927 yıllarında yapılan çalışmalarla, kız ve erkeklerin ayrı ayrı okutulmasına son verilerek karma bir eğitime geçildi.

2 Mart 1926'da Maarif Teşkilatı Hakkındaki Kanun çıkartıldı.







Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928)



Arap harflerinin kullanımı sırasında, yazı kimi zaman yetesiz kalıyordu.

Arap harfleri çoğu Türkçe ifadelerle uyuşmuyordu.

Arap harfleri ile okuma-yazma öğrenmek zordu ve uzun zaman alıyordu.

1 Kasım 1928'de "Türk Harfleri Hakkında Kanun" kabul edildi.

1929 yılında yurdun her tarafında "Millet Mektepleri" açılmaya başlandı.

Latin Alfabesi'nin kabulü ile ulusal eğitim yolunda bir adım daha atıldı.

Arap kültürünün Türk kültürü üzerindeki etkisi iyice azaldı.

Batı kültürüne ait eserlerin okunması ve çevirileri kolaylaştı.

Batı kültürüne yakınlaşma sağlanmış oldu.







Türk Tarih Kurumu'nun Kuruluşu (12 Nisan 1931)



Türk Tarih Kurumu'nun kurulmasındaki amaç neydi?



- Türklerin dünya medeniyetine olan katkılarını ispatlamak ve böylece Türklerin dünyadaki yerini ortaya koymak.

- Türk tarihini en eski devirlerden itibaren alıp milli bir tarih meydana getirmek.

- Avrupa'da yaygın olan Türklerin sarı ırktan olduğu, bilgi ve becerilerinin olmadığı anlayışını değiştirmek.

- Ermeni ve Rumların Anadolu'nun kendilerine ait olduğu düşüncesini çürütmek.

- Anadolu'nun tarihin en eski devirlerinden itibaren Türklere ait olduğunu ispatlamak.

- Türkler tarafından kurulan uygarlıkları araştırıp bunları ulusa ve dünyaya tanıtmak.







Türk Dil Kurumu'nun Kuruluşu



Türk Dil Kurumu'nun Kurulmasındaki amaç neydi?



- Dildeki ikiliğe son vererek toplumdaki bireyler ile ülke yöneticileri, aydınlarla halk arasındaki iletişimi kolaylaştırmak.

- Sade duru ve kolay anlaşılır bir dil oluşturmak.

- Siyasal alanda sağlanan bağımsızlık gibi Türk dilinde de bağımsızlığı sağlamak.

- Türkçe'yi yabancı dillerin etkisinden kurtarmak.

- Türkçedeki yabancı kelimeleri atıp Türkçe karşılıklarını bulmak,

- Türk diline milli bir gelişme yolunu çizmek,

- Aydın diliyle halk dili arasında görülen ayrıma son vermek.

- Türk dilinin bir bilim ve kültür dili olmasını sağlamak,

- Türkçe bir sözlük hazırlayıp Türkçe'nin zenginleşmesini sağlamak,

- Konuşma dili ile yazı dilinin aynı olmasını sağlamak.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:42
Atatürk Dönemi Ekonomik Politikalar



Osmanlı Devleti Neden Sanayileşemedi?



1. Osmanlı Devlet Ekonomisinin, sürekli tarımsal üretim ve küçük sanayi üzerine kurulu olması

2. Osmanlı Devleti'nin, Avrupadaki bilim ve teknik alanındaki gelişmeleri takip edememesi.

3. Eğitimeve bilgi birikimine yeterli önem verilmemesi.

4. Osmanlı Devleti'nin kurulduğu ilk yıllarda ekonominin daha çok, gazalardan elde edilen ganimete dayalı olması, ticarete gereken önemin verilmemesi.

5. 1838'de imzalanan Balta Limanı Ticaret Antlaşması ile, başta ıngiltere olmak üzere yabancılara iç pazarlarımızda serbest ticaret yapma hakkı verilmesi.

6. Türklerin ticaretten koparak daha çok devlet memurluğunu tercih etmesi, bu alanın azınlıklar ve yabancıların eline geçmesi.

7. 1854'te başlayan dış borçlanmanın artarak devam etmesi ve 1881'de Duyun-u Umumiye'nin kurulması üzerine devlete ait birçok gelirin, yabancı sermaye ve işletmelerin eline geçmesi.







ızmir ıktisat Kongresi (17 Şubat 1923)



Kongre ızmir'de, işçi, çiftçi, tüccar ve sanayici kesiminden oluşan toplam 1135 temsilcinin katılması ile 17 Şubat 1923'te toplandı.



ızmir ıktisat Kongresi'nin toplanma amacı :



1. Ekonomik kalkınma için ortak hedeflerin saptanması

2. Ekonomik hedeflere ulşamka için gerekli yöntem ve kaynakların saptanması

3. Yeni Türkiye Devleti'nin ekonomik programının saptanması

4. Siyasi bağımsızlık için şart olan ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağının belirlenmesi

Kongre sonunda alınan kararlar "Misak-ı ıktisadi" olarak adlandırıldı.







Misak-ı ıktisadi Kararları



1. Öncelikle ham maddesi yurt içinde yetişen ve yetiştirilebilen sanayi dalları kurulacak.

2. Kısa sürede küçük işletme ve el tezgahlarından büyük işletmelere geçilecek.

3. Özel sektörün kuramadığı işletmeleri devlet kuracak

4. Özel teşebbüse kredi sağlanacak bir banka kurulacak

5. Dış rekabete dayanabilmek için sanayi bir bütün halinde kurulacak

6. Yabancıların kurduğu tekellerden kaçınılacak

7. Demiryolu inşaatı programa bağlanacak

8. ışçi haklarını korumak amacıyla, kişilere sendika kurma hakkı tanınacak

9. Vergi ve toprak reformu yapılacak







1923 - 1933 Yılları Arasındaki Ekonomik Gelişmeler



ızmir ıktisat Kongresi'nden 1933 Yılına Kadar Görülen Gelişmeler :



26 Ağustos 1924'te Türkiye ış Bankası kuruldu.

19 Nisan 1925'te Türkiye Sanayi ve Maden Bankası kuruldu.

1 Temmuz 1926'da, Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.

28 Mayıs 1926'da TBMM tarafından Teşvik- Sanayi Kanunu kabul edildi.

1928 yılında, ıktisat Bakanlığı kuruldu.

1926 yılında ıstatistik Genel Müdürlüğü kuruldu.

Osmanlı Devleti'nden kalma demiryolları yabancılardan satın alınarak yeni demiryolları yapıldı.

17 Şubat 1925'te Aşar vergisi kaldırıldı.



UYARI : ızmir ıktisat Kongresi'nde alınan kararlar gereği, 1926 yılında özel sektöre yönelik Teşvik-i Sanayi Kanunu (Sanayiyi Özendirme Yasası) kabul edildi. Fakat özel sektörün sermayesi ve gerekli kadrosu hazır olmadığından bu yasa başarılı olamadı.







1933 - 1938 Yılları Arasındaki Ekonomik Gelişmeler



1933 - 1938 yılları arasında, ızmir ıktisat Kongresi'nde alınan Misak-ı ıktisadi kararlarının temel amacı olan özel girişimciyi sanayi alanına çekmek mümkün olmadı.

1926 yılında çıkartılan Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun başarılı olamaması üzerine, sanayileşmenin devlet eliyle yürütülmesine karar verildi.

1933 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı.

Bu dönemde, Sümerbank önderliğinde büyük bir dokuma sanayi kuruldu.

1936 yılında ıkinci Beş yıllık Sanayi planı hazırlandı.

Bu dönemde; madencilik, elektrik santralleri, gıda, kimya, deniz ulaşımı, makina sanayi, deri sanayi gibi alanlarda birtakım planlar yapıldı.

1935'te Maden Tetkik Arama Enstitüsü kuruldu.

1937'de Etibank önderliğinde Türkiye'nin ilk demir çelik fabrikası Karabük'te açıldı.

1938'de başlayan ıkinci Dünya Savaşı nedeniyle ıkinci Beş Yıllık Sanayi planı tamamlanamadı.



Atatürk Dönemi Dış Politika



Nüfus Mübadelesi Sorunu



Lozan Antlaşması'ndan sonra yeni Türk Devleti'nin dış siyaseti "Yurtta Barış Cihanda Barış" temellerine oturtuldu.

Lozan Antlaşması'nda Türkiyedeki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin değiştirilmesi kararı alınmış, ıstanbul'daki Rumlar ve Batı Trakyadaki Türkler bu değişimin dışında tutulmuştu.

Yunanistan, ıstanbul'da çok sayıda Rum bulundurmak amacıyla Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasından önce ıstanbul'a gelen Rumların da değişim dışında tutulmasını istedi.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki anlaşmazlık, Uluslar Arası Adalet Divanı'na götürüldü. Adalet Divanı, 21 Şubat 1925'te verdiği kararla sorunun çözümünde yetersiz kaldı.

10 Haziran 1930'da Türkiye ve Yunanistan arasında imzalanan antlaşma ile sorun halledildi.







Yabancı Okullar Sorunu



Lozan Antlaşması'nda, Türkiyedeki yabancı okulların, Türk kanunlarına ve diğer okulların bağlı oldukları tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun bulunmalarına karar verilmişti.

Lozan Antlaşması'ndan sonra Türk Hükümeti, bu okullarda Türk dili, tarih ve coğrafya derslerinin Türk öğretmenler tarafından denetlenmesi esasını getirdi.

Ayrıca bu yabancı okulların Türk müfettişleri tarafından denetlenmesi konusunda bir yönetmelik belirlendi.

Yabancı okulların bu kurallara uymak istememesi üzerine, bu okullar ilgili devletlerin Türkiye'deki elçilikleriyle temasa geçti.

Türkiye'nin aldığı kararları kabul etmeyen bazı okullar kapatıldı.







Irak Sınırı ve Musul Sorunu



ıngilizler, Mondros Ateşkes Antlaşması'nın 7. maddesi uyarınca Musul'u işgal etmişti.

1924'te Türkiye ile ıngiltere Musul sorununa çözüm bulmak amacıyla ıstanbul'da bir araya geldi.

Ancak antlaşma sağlanamadı.

Taraflar, 20 Eylül 1924'te Milletler Cemiyeti'ne başvurdu.

Milletler Cemiyeti Musul'un Irak'a ait olduğu bildirdi. Türkiye bu karara karşı çıktı.

Türkiye Uluslar Arası Adalet Divanı'na başvurdu.

Konu burada da çözümlenemedi.

1925 yılında çıkan Şeyh Sait ısyanı, Musul sorununu aleyhimize sonuçlandırdı.

5 Haziran 1926'da Türkiye ile ıngiltere arasında Ankara Antlaşması imzalanarak Türk - Irak sınırı bugünkü şeklini aldı ve Musul Irak'a bırakıldı.







Türkiye'nin Milletler Cemiyetine Girişi



Milletler Cemiyeti, 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması sonunda kuruldu.

1947 yılında görevini Birleşmiş Milletler Cemiyeti'ne devretti.

Türkiye Milletler Cemiyeti'ne 1932'de girdi.

Türkiye'nin Cemiyet'e geç girmesinin nedeni, Cemiyet'in o yıllarda başta ıngiltere olmak üzere büyük devletlerin çıkarlarını koruyan bir organ durumunda olmasıydı.

Büyük devletler, o yıllarda başta savaş tazminatı alınmaması ilkesi olmak üzere Milletler Cemiyeti'nin hiçbir ilkesine uymuyordu.

Milletler Cemiyeti, Musul sorununda ıngilizlerin etkisinde kalıp yanlı bir tutum sergilemişti.

Türkiye, önceleri Milletler Cemiyeti'ne girmeyi bağımsızlık ilkesine ters gördü.

ıspanya'nın teklifi ve Yunanistan'ın desteği ile Türkiye 18 Temmuz 1932'de Milletler Cemiyeti'ne üye oldu.







Balkan Antantı (Paktı - 9 Şubat 1934)



Balkan Antantı, 1930'lu yıllarda artan ıtalyan faşizmi ve Alman nazizminin Balkanları tehdit etmesi üzerine kuruldu.

Antant'a katılan devletler : Türkiye, Romanya, Yugoslavya ve Yunanistan'dı.

Bulgaristan ve Arnavutluk, Balkan Antantı'na katılmayan Balkan Devletleri'n dendi.

Antant ile, dünya barışını koruyamayan Milletler Cemiyeti'ne karşı, Balkan devletleri kendi topraklarını korumayı amaçlamıştı.

9 Şubat 1934'te imzalanan Atina Antlaşması sonunda, Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya'nın katılımı ile Balkan Antantı oluşturuldu.

Bu Antant çeşitli nedenlerden dolayı başarılı olamadı.







Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936)



Lozan Antlaşması ile Türkiye'nin Boğazlar'da silah bulundurması ve Boğazlar'a geçişi düzenlemesi engellenmişti.

Bu durum, Almanya ve ıtalya'nın hızla silahlanması ile Türkiye'yi tehdit edici boyutlara ulaşmıştı.

Milletler Cemiyeti'nin, Boğazlar üzerindeki güvencesi Almanya ve ıtalya karşısında yetersiz duruma düşmüş, Boğazlara muhtemel bir saldırı şüphesi artmıştı.

20 Temmuz 1936'da yapılan Boğazlar Konferansı'nda, Boğazlar üzerindeki Türk egemenliği kayıtsız şartsız kabul edilerek, Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.







Sadabat Paktı ( 8 Temmuz 1937)



1930'lu yıllarda ıtalyan faşizmi bütün dünyayı tehdit etmekteydi.

ıtalya'nın 1934 yılında Hebeşistan'ı işgal etmesi ve Doğu Akdeniz üzerindeki emellerini açıkça belirtmesi üzerine, Türkiye Orta Doğu'da bulunan devletler ile bir ittifak kurma konusunda harekete geçti.

8 Temmuz 1937'de Türkiye, ıran, Irak ve Afganistan'ın katılımıyla Sadabat Paktı kuruldu.







Hatay Sorunu



Hatay, Misak-ı Milli sınırlarımız içinde bulunmasına rağmen, Ankara Antlaşması ile, bölgedeki Türk kültürünün korunması şartıyla, Fransız egemenliği altında özel bir yönetime devredildi.

1936 yılında Fransa'nın Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırması üzerine, ıskenderun ve Hatay Suriye mandasına girdi.

Türkiye derhal sorunu Milletler Cemiyeti'ne götürdü.

Milletler Cemiyeti, Hatay için ayrı anayasa ve statü öngördü.

Hatay, meclisinin aldığı karar ve yapılan halk oylaması ile, Hatay 2 Eylül 1938'de bağımsız devlet haline geldi.

Hatay, 29 Haziran 1939 tarihinde kendi meclisinin verdiği karar gereği oy birliği ile Türkiye'ye katılmayı kabul etti.





Atatük ılkeleri



Cumhuriyetçilik



Cumhuriyetçilik; Devlet başkanının belli bir süre için seçilerek iş başına geldiği devlet ya da yönetim biçimidir.

Cumhuriyet yönetimlerinin temeli seçimdir.

Egemenliğin halka ait olduğu tek yönetim biçimidir.

Cumhuriyet rejiminde yasaları koyacak kişiler, yani meclis seçim ile belirlenir.

Sınıf ve cins ayrımı olmaksızın herkesin yönetime katıldığı yönetim biçimidir.

Kısaca halkın kendi kendisini yönetebildiği, egemenliğin ulusa ait olduğu ve herkesin eşit haklara sahip ve özgürce haklarını kullandığı yönetim biçimidir.







Milliyetçilik



Milliyetçilik, bireylerin ait oldukları milletin varlığını ve birliğini sürdürmesi ve yüceltmesi için diğer bireylerle ortak çalışam bilincine sahip olmasıdır.

Millet, aynı dili konuşan, ortak bir geçmişi olan ve gelecekte birlikte yaşama duygusuna sahip olan insan topluluklarına denir.

Milliyetçilik, kendi milletini ve kültürünü yaşatmak ve onu yüceltmek için yapılan çabalar ve benimsenen ilkeledir.

Her milletin bağımsız olup kendi devletini kurmasıdır.

Her milletin kendi kendini yönetmesi ve egemenliğin millete ait olmasıdır.

Her milletin kendi dilini, yurdunu, tarihini, sanatını ve kültürünü yaşatmasıdır.







Halkçılık



Halçılık, bir milleti oluşturan çeşitli meslek ve toplumsal grupları içinde bulunduran insanların, halk tarafından halk içinde yönetilmesi.

Halk, bir ülkede yaşayan ve o ülkenin vatandaşı olan herkese denir.

Halkçılık aynı zamanda millet içindeki çeşitli insan gruplarının çıkarına ve yararına bir siyaset izlemesidir.

Diğer taraftan halkın kendi kendisini yönetmesi ve ülkede yaşayan herkesin kanun önünde eşit olması, hiçbir toplumsal gruba ve sınıfa ayrıcalık tanınmamasıdır.







Devletçilik



Devlet, toplum halinde yaşayan insanların, aralarındaki düzeni kurmak ve sürdürmek için oluşturdukları güce denir.

Devletçilik, ekonomik alanda doğrudan doğruya devletin müdahalesini öngören sistemdir.

Türkiye'de Cumhuriyet'in ilanından sonra devletçi ekonomik sistem uygulanmaya başlandı. Bunun nedenleri :

Halkın elinde yeterli sermaye olmaması nedeniyle özel işletmeciliğin ülke ihtiyaçlarını karşılayamaması.

Girişimci sınıfın yetersizliği ve teknik eleman sıkıntısı.

Türk insanının daha çok tarıma ve devlet memurluğuna eğilim göstermesi.



Devletçi ekonominin amaçları :

1. Devletin büyük işletmeleri ve önemli hizmetleri doğrudan doğruya yerine getirmesi

2. Fiyatların piyasada arz ve talebe göre kendiliğinden oluşmasına müsaade etmemesi.

3. Üretilen mamullerin fiyatını belirlemesi

4. Ekonomideki hedeflerin beşer yıllık planlar halinde belirlenmesi

5. Özel işletme ve devlet işletmesinin aynı anda bulunması anlamına gelen "karma ekonomi"nin benimsenmesi.







ınkılapçılık



ınkılap, bir halden başka hale dönüşme, biçim değiştirme, devrim anlamına gelir.

Diğer taraftan, inkılap, toplumların çeşitli alanlarda, toplumun ihtyaçlarına göre birtakım düzenlemelerle birlikte yeni bir düzen getirmesidir.

Atatürk inkılapçılığı; toplumsal ihtiyaçları karşılamak için kurallar koymayı, düzenlemeler yapılırken izlenecek yol ve yöntemler belirlemeyi öngörür.







Laiklik



Laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devlet düzeninin ve hukuk kurallarının dine değil, akla ve bilime dayandırılması, fakat kimsenin inancına ve vicdan hürriyetine karışılmamasıdır.

Devlet kurum ve kuruluşlarının laikleşmesi aşamaları şu şekilde olmuştur :

1 Kasım 1922'de Saltanat kaldırıldı.

3 Mart 1924'te Halifelik, Şeriye ve Evkaf Vekillikleri ve medreseler kaldırıldı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul edildi.

1924 Anayasası'na "Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dini ıslamdır." maddesi eklendi.

10 Nisan 1928'de, anayasadan "Devlet dini ıslamdır." hükmü çıkarıldı.

1937 Anayasası'na "Türkiye Cumhuriyeti Devleti laiktir." ilkesi konuldu.

ay_yuzlum
31-03-2010, 12:42
Orta Çağ'da Avrupa



Feodalizm



Orta Çağ Avrupası'nın siyasal, sosyal ve ekonomik yapılanmasında "Kavimler Göçü" nün büyük rolü oldu.

Kavimler Göçü'nün Avrupa'da yarattığı siyasal boşluk ve çatışma ortamı, feodal sistemin oluşmasında, sınıf eşitsizliğinin iyice belirginleşmesinde ve kapalı tarım ekonomisinin yaygınlaşmasında etkili oldu.

Kavimler göçü ile birlikte yıkılan Roma ımparatorluğu'nun yerini irili ufaklı birden fazla kırallık aldı.

Feodal yönetim biçiminde, himaya edene "süzeren", himaye edilene de "vasal" denirdi. Süzeren ile vasal arasındaki sözleşmeye de fief adı verilir.

Feodal sistemde toplum dört sınıfa ayrılır:

Senyörler, Rahipler, Burjuvalar ve Köylüler.







Kilise ve Papalık



Hz. ısa'nın ölümünden sonra, havariler bugünkü Hristiyan cemaatinin ve klisesinin temelini oluşturdular.

II. yüzyılda, kilise kurumları ortaya çıktı.

III. yüzyılda kiliselerin başında, piskoposlar, IV. yüzyılda ise başpiskoposlar vardı.

V. yüzyılda, beş önemli merkezi metropol oluştu.



Katolikler : Başındaki kişiye Pap denir. Dinsel merkezi Roma'dır.



Ortodokslar : Başındaki kişiye Patrik denir. Merkezi ıstanbul'dur.



Engizisyon Mahkemeleri : Kilisenin başkanlığında toplanır, genellikle kilisenin öğretilerine karşı çıkanlara ölüm cezası verirdi.



Afaroz : Kişiyi dinden çıkarma cezasıdır. Aforoz edilen kişi ile toplum bütün ilişkilerini keserdi. Kral bile aforoz edilebilirdi.



Enterdi : Belli bir bölgede kilisenin bir süre nikah, vaftiz, ölü gömme gibi dini törenleri durdurmasıdır.



Endülüjans : Günahlardan kurtulmak amacıyla kiliseden satın alınan belgedir.







Haçlı Seferleri



Haçlı Seferleri'nin Nedenleri



Dinsel Nedenler :



Hristiyan Avrupa'nın, Hristiyanlık'ın kurucusu ve peygamberi Hz. ısa'nın doğduğu bölge olan Kudüs ve çevresini Müslümanlardan geri almak istemesi.

Papa'nın seferler sonucunda otoritesini artıracağını düşünmesi.

Cluny Tarikatının çalışmaları.



Ekonomik ve Sosyal Nedenler :



Feodalitenin etkisiyle halkın yoksul düşmesi ıpek ve Baharat Yolu'nun Müslümanların eline geçmesi.

Hristiyanların Doğu'nun zenginliklerini ele geçirmek istemesi.



Haçlı Seferleri



I. Haçlı Seferi (1096-1099)



Papa II. Urbanus'un çağrısı ile başladı. I. Kılıç Arslan tarafından öncüleri Anadolu'da yok edildi. Asıl grup Antakya'yı aldıktan sonra, Kudüs'ü Fatimiler'den aldı. I. Haçlı Seferi sonunda Urfa, Antakya ve Kudüs'ü içine alan bir Latin Krallığı kuruldu.



II. Haçlı Seferi (1147-1149)



Musul atabeyi ımadedin Zengi'nin 1144 yılında Urfa'yı geri alması üzerine başladı. Sefere Alman Kralı III. Konrad ile Fransa kralı VII. Louis katıldı. Haçlılar Şam yakınlarına kadar geldiler; fakat burada bozguna uğrayarak geri döndüler.



III. Haçlı Seferi (1189-1192)



1187 yılında Selahaddin Eyyubi'nin, Kudüs'ü geri alması üzerine başladı. Sefere ıngiltere kralı Arslan Yürekli Richard, Alman Kralı Friedrich Barbarossa ve Fransız Kralı II. Philippe Auguste katıldı. Barbarossa Silifke Çayı'nı geçerken boğularak öldü, Arslan Yürekli Richard ve Philippe Auguste ise Selahattin Eyyubi tarafından bozguna uğratıldı.



IV. Haçlı Seferi (1202-1204)



Papa III. Innocentus'un çağrısı üzerine yeniden toplanan Haçlı ordusu, Venediklilerin de yardımıyla denizden yola çıktı. Haçlılar 1203'te ıstanbul'a geldiler. şehre girerek katliam yaptılar. ıstanbul'dan kaçan Rumlar, 1204'te ıznik Rum Devleti ve Trabzon Rum Devleti'ni kurdular.



Haçlı Seferleri'nin Sonuçları



Dinsel Sonuçları :



Kilise ve papalığa güven sarsıldı. Skolastik düşünce zayıfladı.

Doğudaki bilim ve kültürün zenginliğini gören Hristiyanlar, din adamlarının yalan söylediğini anladılar.



Ekonomik Sonuçları :

Doğu Akdeniz limanları önem kazandı.

Burjuva sınıfının ekonomik gücü arttı.

Marsilya, Ceneviz ve Cenova limanlarının önem kazanması ile ekonomik güç ıtalyan denizcilerin eline geçti.



Siyasal Sonuçları :



Çok sayıda senyör ve şövalyenin ölmesi ile derebeylik sistemi zayıfladı. Merkezi krallıklar güç kazanmaya başladı.

Türklerin batı yönünde ilerlemesi durdu.



Teknik Sonuçları :



Kağıt, barut, pusula gibi buluşlar Avrupa'ya taşındı.







Magna Karta



ıngiltere Kralı Yurtsuz John, Fransa Kralı II. Philip'e karşı giriştiği mücadelede başarısız olmuştu.

John bu başarısızlığını gidermek için, vergileri artırmış, ayrıca ıngiliz soylularına ait bir takım ayrıcalıkları kaldırmaya kalkışmıştı.

Soyluların ayaklanması üzerine iç isyandan korkan Kral John, soylulara bir takım imtiyazlar vermek zorunda kalmıştı.



1215'te ilan edilen fermanda :



1. Kral halkın onayı olmadan vergi toplamayacak.

2. Mahkemeler halka açık yapılacak.

3. Haksız yere kimse tutuklanmayacak ve sürgün edilemeyecek.

4. Askere alınmalar düzene konulacak

5. Soylulardan oluşan bir kurul kralın Magna Carta'ya uygun davranıp davranmadığını kontrol edecek.



UYARI : Magna Carta ile Osmanlı Devletinin son dönemi arasında benzerlikler vardır.



Magna Carta ile Kralın yetkileri ilk defa sınırlandırılmış. Asiller sınıfının ayrıcalığı kabul edilmiştir.



Sened-i ıttifak (1808) II. Mahmut döneminde Alemdar Mustafa Paşa'nın çalışmalarıyla ayanlarla imzalanmıştır. Bu belge ile ayanların varlığı kabul edilmiştir. Bu belge ilk defa Osmanlı padişahının yetkilerini sınırlamıştır.



Magna Carta ile Kral Vasalların üstünlüklerini kabul etmiştir. Adalet ve eşitlik kavramları getirilmiştir.



Tanzimat Fermanı (1839) Abdulmecit döneminde Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane Parkı'nda okunmuştur. Osmanlı padişahı kanunun üstünlüğünü kabul etmiştir.



Magna Carta ile Kralın yetkileri resmen sınırlanmıştır. ıngiltere'de parlamenter sisteme geçilmiştir.



Kanun-u Esasi (1876) II. Abdulhamit döneminde Mithat Paşa'nın çalışmaları ile hazırlanmıştır. Osmanlı'da ayan ve mebusan meclisleri kurulmuştur. Osmanlı Devleti'nde parlamenter sisteme geçilmiştir.







Yüzyıl Savaşları (1337-1453)



ıngiltere kralı III. Edward, annesi Isebella'nın ölümü üzerine, Fransa tahtında hak iddia ederek Fransız topraklarına saldırdı.

Fransızlar, 1337 yılında ıngitere'ye saldırdı ve ıngilizleri geri püskürttü.



1414 yılında tahta geçen ıngiltere kralı V. Henry tekrar Fransa topraklarına saldırdı ve Paris'e kadar ilerledi.

Bu savaşlarda, ıngiltere tarihte ilk defa savaş topu kullandı.



Yeni Çağ'da Avrupa



Bilim ve Teknolojide Gelişmeler



Barutun Ateşli Silahlarda Kullanılması :



Barut ilk defa Çinliler tarafından kullanıldı. Avrupalılar Haçlı Seferleri sırasında barutla tanıştı. ıngilizler Yüzyıl Savaşları'nda ilk kez barutu toplarda kullandı. Savaş topunun kullanımının artması ile feodal yönetimler yıkıldı.



Pusulanın Bulunması :



Pusula ilk defa Çinliler tarafından kullanılmaya başlandı. Pusulanın gemicilik alanında kullanılmaya başlanması ile açık denizlerde seyahat kolaylaştı.



Kağıt ve Matbaa :



Matbaa ilk defa Çinliler tarafından kullanıldı. Uygur Türkleri matbaayı geliştirerel hareketli harfleri icat etti. Avrupa'da hareketli matbaa ilk defa Johann Gutenberg tarafından icat edildi.







Merkezi Devletlerin Ortaya Çıkışı



Fransa :



Orta Çağ boyunca derebeylik rejiminin etkisinde kaldı. Yüzyıl Savaşları'nda (1337-1453) Fransız soyluları ıngilizler'le yaptıkları mücadelede zayıf düştüler. Kral IX. Louis derebeylerin üzerine yürüyerek merkezi krallığı güçlendirdi.



ıngiltere :



Yüzyıl Savaşları'nın hemen ardından Çifte Gül Savaşı yaşandı. Bu savaşlarda ıngiliz soyluları güçlerini kaybettiğinden, krallık, merkezi yapısını güçlendirdi.



ıspanya :



1450'li yıllarda ıspanya Aragon, Savar, Kastilya ve Portekiz gibi krallıklara bölünmüştü. Güney'de Beni Ahmer Devleti hüküm sürmekteydi.

1474'te Aragon kralı, Ferdinand ve Kastilay kraliçesi, ısabella'nın evliliği ile siyasi birlik sağlandı.



ıtalya :



Orta Çağ'da derebeylik rejiminin uygulanmadığı tek ülkedir. ıtalya; Papalık, Venedik, Ceneviz ve Floransa gibi şehir devletlerinden meydana gelmekteydi. Venedik ve Ceneviz, deniz gücü sayesinde Akdeniz'de egemen durumdaydı.







Coğrafi Keşifler



Coğrafi Keşiflerin Nedenleri



Avrupa Devletleri'nin, ıstanbul'un fethi ile Türklerin eline geçen, ıpek ve Baharat yollarını Müslümanların elinden kurtarma düşüncesi.

Avrupalıların, XV. yüzyılda gelişen ticaret ve sanayi sonucunda yeni pazar ve hammadde araması.

Pusulanın daha yaygın kullanılmaya başlaması.

Gemi yapım tekniğinin gelişmesi.

Hurafelere inanan korkak denizcilerin yerini, cesur denizcilerin alması.

Hristiyanlığı yayma amacı.



Coğrafi Keşifler



Bartelemeo Diaz



1486'da çıktığı seferde fırtınaya yakalanarak, Güney'e sürüklendi ve Natal'a ulaştı. Dönüşte Afrika'nın Güney Burnu'nu geçerek buraya Fırtınalar Burnu ismini verdi.



Kristofer Kolomb



1492'de ispanya kralı Ferdinand ve eşi ısabella'nın desteği ile Atlas Okyanusu'na açıldı. Amacı, Hindistan'a ulaşmaktı. fakat yanlışlık sonucu Bahama Adaları'na ulaştı. Buranın yeni bir kıta olduğunu bilmedi.



Vasko de Gama



1498'de Portekiz'den yola çıktı. 1486'da Bartelmi Diaz tarafından keşfedilen Ümit Burnu'nu aşarak Hint Okyanusu'na ulaştı. 1498'de Hindistan'ın Kalküta limanına vardı.



Jan & Sebastiyan Kabo



1497'de ıngiltere'den sefere çıktılar. Kuzey Amerika'yı dolaşarak Kanada'yı keşfettiler.



Amerigo Vespucci



Kristof Kolomb'un ölümünden bir yıl sonra, 1507'de sefere çıktı. Kolomb'un izinden giderek, onun keşfettiği kıtanın Hindistan olmayıp, yeni bir kıta olduğunu öğrendi. yeni kıtaya bu denizcinin adı verildi ve kıtaya Amerika dendi.



Magellan ve Del Kano



1519'da Alman Kralı Şarlken'in de desteğiyle sefere başladı. ıspanya'dan yola çıkıp hep ters yönde ilerleyerek tekrar ıspanya'ya geri dönmeyi planladı. Güney Amerika kıyılarını dolaşarak Magellan Boğazı'nı buldu. Büyük Okyanus'a açılarak Phillippine Adaları'na ulaştı. Ada yerlileri ile yaptığı bir savaşta öldürüldü. Del Kano, Ümit Burnu'nu dolaşarak 1522'de ıspanya'ya döndü.



Meksika ve Peru'nun Keşfi



1519'da Kortez (Cortes) adlı bir ıspanyol denizci önderliğinde Meksika'nın fethien başlandı. Aztek Uygarlığı yok edildi. 1532'de Almagro ve Pizarro Peru'ya çıkarak ınka uygarlığına son verdi.



Coğrafi Keşiflerin Sonuçları



Yeni topraklar, yeni ülkeler yeni uygarlıkların yanı sıra, tütün, kakao, vanilya, şekerkamışı, patates gibi yeni bitkilerle tanışıldı.

Ümit Burnu yolunun bulunması ile Baharat Yolu eski önemini yitirdi.

Akdeniz limanları önemini kaybetti.

Atlas Okyanusu kıyısındaki Lizbon, Londra, Rotterdam ve Amsterdam gibi limanlar önem kazandı.

Keşfedilen ülkelerdeki değerli madenler ve hammaddeler Avrupa'ya getirildi.

Toprak zenginlik kaynağı olmaktan çıkarak ticaret ön plana geçti.

Ticaretle uğraşan burjuva sınıfı daha da zenginleşerek toprak zengini soylular ekonomik güçlerini yitirdi.

Keşfedilen yerlere Avrupa'dan göçler başladı.

Hristiyanlık yayıldı.

Baharat Yolu'nun önemini yitirmesi üzerine ıslam dünyası yoksullaştı.







Rönesans Hareketi



Rönesans'ın Nedenleri



Orta Çağ'ın sonlarından itibaren kültür ve sanatdaki ilerlemelerin XV. ve XVI. yüzyılda olgunlaşması.

Yeni Çağ'ın başlarında bulunan matbaa sayesinde yeni buluş ve düşüncelerin tüm Avrupa'ya yayılması.

Coğrafi Keşifler ile birlikte dünyayı tanıyan Avrupa'da sanattan ve edebiyattan büyük zevk alan bir sınıfın doğması.

Bu dönemde birçok dahi insanın yetişmesi.



Rönesans



Rönesans, coğrafi konumu itibariyle Doğu ve Batı uygarlıklarına yakın ve ıslam kültüründen etkilenmeye elverişli olan ıtalya'da doğdu.



Rönesans'ın ıtalya'da Doğması'nın Sebepleri :



Coğrafi Keşifler sonucunda ıtalyan şehirlerinin zenginleşmesi ile ıtalyan ekonomisinin ilerlemesi.

ıtalya'nın Orta Çağ'dan itibaren siyasi birlikten yoksun bağımsız şehir devletlerinden oluşması ile özgür düşünce ortamının bulunması.

ıtalya'nın eski Roma Uygarlığı'nın kültürel mirasçısı olması.

ıstanbul'un fethi ile ıstanbul'da bulunan bilim adamlarının ıtalya'ya kaçması.



ıtalya'da Yetişen Rönesans Öncüleri :



Resimde Giotto, Rafaello ve Leonardo da Vinci; heykelde Donatello, Giberti ve Michelangelo mimarlıkta Brunellesci, Bramente ve Michelangelo.



Rönesans'ın Sonuçları



ıtalya'da başlayan Rönesans hızla bütün Avrupa'ya yayıldı.

Fransa'da; Villar, Ronsard, Rable ve Montaigne; Almanya'da Erasmus ve Dürer; ıngiltere'de Sheakspear gibi ünlü sanatçılar yetişti.

Skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bıraktı.

Bilimdeki gelişmeler teknik gelişmelere ortam hazırladı, bu durum Sanayi Devrimi'nin nedenlerinden birini oluşturdu. Bilimin ön planda olduğu hür düşünce yayılmaya başladı.

Skolastik düşünce ortadan kalkarken kiliseye olan güven de azaldı. Bu durum Reform'un başlamasında etkili oldu.

Edebiyat ve sanattan zevk alan üstün bir tabaka ile bunlardan zevk almayan yoksul halk kitlesi gibi iki sınıf ortaya çıktı.







Reform Hareketleri



Almanya'da Reform



Hristiyanlık, XVI. yüzyıla kadar Avrupa'da Katoliklik ve Ortodoksluk olmak üzere iki mezhebe ayrılmıştı. Orta Çağ'dan itibaren Katolik Kilisesi giderek bozuldu.

Haçlı Seferleri, Coğrafi Keşifler ve Rönesans ile birlikte kilise ve papaya güven sarsıldı.

Hümanizm sayesinde, Hritiyanlığın kaynağı olan ıncil'in özüne dönüş başladı.

Matbaanın kullanılmaya başlanmasıyla iletişim kolaylaştı, ıncil tabu olmaktan çıkarak başta Almanca olmak üzere çeşitli dillere çevrildi. ıncil diğer dillere çevrildikçe ıncil'de yazan bazı şeylerin kilisenin söylediklerine uymadığı anlaşıldı.

1517'de Martin Luther, Wittenberg kilisesi duvarına astığı 95 maddelik bir bildiri ile Endülüjans satışına itiraz etti.

Papa X. Leon, 1520 yılında Luther'i afaroz etti. Luther'in düşünceleri kısa zamanda yayılarak Protestan Mezhebi adını aldı.

Ogsburg Antlaşması ile de Almanya'da Lutherianizm serbestlik kazandı.



Avrupa'da Reform



Fransa : John Calvin önderliğinde başlayan reform hareketi, Calvinizm olarak adlandırıldı. Calvinizm, 1598'de ilan edilen Nant Fermanı ile Fransa'da serbest bırakıldı.



ıngiltere : Reform kral VIII. Henry tarafından başaltıldı. VIII. Henry, Katolik Kilisesi'nden ayrılarak Anglikanizm Mezhebi ve Anglikan Kilisesi'ni kurdu.



ıskoçya : Calvinizm'in temel prensipleri benimsendi. Calvinizim ıskoçya'da Presbiteryanizm adını aldı. isveç, Norveç ve Danimarka'da da Protestan mezhebi kabul edildi.



Reform'un Sonuçları



Avrupa'da mezhep birliği bozuldu.

Katolik ve Ortodoks mezheplerinin yanı sıra Protestanlık (Lutherianizm), Fransa'da Calvinizm, ıngiltere'de Anglikanizm ve Kuzey Avrupa'da Presbiteryanizm mezhepleri ortaya çıktı.

Reform hareketi sadece Katolik Kilisesi'ni kapsadı, Ortodoks Kilisesi bu hareketten etkilenmedi.

Papalar eski nüfuzlarını kaybetti.

Katolik Kilisesi varlığını sürdürebilmek için ıslahatlara başvurdu.

Eğitim kilise kontrolünden çıkartılarak laik bir eğitime geçildi.

Katolik Kilisesi'nden ayrılan ülkelerde kilisenin mallarına el konuldu.

Reform Avrupa'da dini bölünmelerin yanı sıra birtakım siyasi bölünmelere de neden oldu. Bu durum Avrupa'da Osmanlı'ya karşı Hristiyan birliğini sağlamaya çalışan Şarlken'in aleyhindeydi.



Yakın Çağ'da Avrupa



Yakın Çağ'da Avrupa Devletleri



ıngiltere



1215'te Magna Carta imzalandı.

1265'te parlamenter sisteme geçildi.

Yüzyıl Savaşları'nda Fransa'ya yenildi ve karada üstünlüğünü kaybetti.

Çifte Gül Savaşları'ndan sonra kuvvetli bir deniz devleti haline geldi.

XVII. yüzyılda Kral Charles döneminde parlamento dağıtıldı ve halk Cromwel önderliğinde ayaklandı. Kral öldürüldü.

Cromwel Cumhuriyet ilan ettiğini bildirdi.

Fakat bir süre sonra parlamentoyu dağıttı.

Kral, III. William döneminde "ınsan Hakları Beyannamesi" yayınlanarak demokratik krallık kuruldu.



Almanya



XIX. yüzyıl sonlarına kadar siyasi birliğini tamamlayamadı.

Reform döneminde, Protestan prenslerle Kral II. Ferdinand arasında Otuz Yıl Savaşları çıktı.

Viyana Kongresi'nde Germen Konfederasyonu kurulmasına ve komisyon başkanlığına Avusturya'nın getirilmesine karar verildi.

Konfederasyon dışında bırakılan Prusya Avusturya ile savaşa girdi.

Prusya başbakanı Bismarck 1871'deki Sedan Savaşı'nda Fransa'yı yendi.

Almanya Prusya öncülüğünde Kral III. Wilhelm başbakanlığında siyasi birliğini sağladı.



Fransa



Yüzyıl Savaşları'nda ıngiltere'yi yendi; fakat Reform döneminde mezhep çatışmaları yaşandı.

Kral IV. Henry döneminde Fransa koyu bir mutlakiyetle yönetilmeye başlandı.



ıspanya



XV. yüzyılın sonlarına doğru Coğrafi Keşifler'e başladı.

XVI. yüzyılda önemli bir sömürge devleti oldu.

XVII. yüzyılda ıngiltere ve Fransa'ya birtakım sömürgelerini kaptırdı.

Hollanda da ıspanya'dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.



ıtalya



Haçlı Seferleri'nden sonra Akdeniz'de ticari üstünlüğü ele geçirdi.

Venedik ve Ceneviz gibi denizci devletler Yeni Çağ'da ticari üstünlüğünü kaybetti.

1815'te toplanan Viyana Kongresi'nde ıtalya yedi hükümete ayrıldı.



Rusya



Lehistan, XVIII. yüzyıla kadar Osmanlı Devleti ile Avusturya ve Rusya arasında tampon devlet durumunda kalmıştı.

XVII. yüzyıldan itibaren Rusya'nın Lehistan iç işleine müdahale etmesi üzerine karışıklıklar çıktı.

XVII. yüzyılda Çar Petro döneminde yapılan ıslahatlarla kendisini geliştirdi.

ısveç, Osmanlı Devleti ve Lehistan ile savaştı.







ABD'nin kuruluşu



Kristofer KOlomb'un (1492) keşfinden sonra ıngilizler bölgede sömürge oluşturmuştu.

XVIII. yüzyılın ortalarından itibaren ıngilizler kıyılardan içe doğru ilerledi.

Buralara Avrupa'dan gelen göçmenler yerleştirildi. ıngiltere parlamentosu Yedi Yıl Savaşları'nda bozulan ekonomisini toparlayabilmek amacıyla kolonilerden aldığı vergiyi artırdı.

Koloniler, ıngiliz parlamentosunda temsil hakları olmadan vergi ödemeyeceklerini bildirdi.

ıngiliz mallarını protesto eden koloni halkı, Boston limanına gelen ıngiliz gemilerindeki çayları denize boşalttı. Limanlar ıngiltere tarafından ablukaya alındı.

Koloni halkının buna karşı çıkması üzerine ayaklanma başladı.



I. Philedalphia Kongresi (1774) : Koloni meclislerinin onayı olmadan vergi alınmaması ve ticareti engelleyici yasaların kaldırılması kararı alındı.



II. Philedalphia Kongresi (1776) : Koloniler ıngiltere'ye karşı bağımsızlıklarını ilan etti.



Versailles Antlaşması (1783) ile ıngiltere ABD'nin bağımsızlığını kabul etti.







Sanayi Devrimi



Sanayi Devriminin Nedenleri



XVI. yüzyılda Avrupa'da Rönesans ile başlayan bilimsel gelişmeler peşinden teknik gelişmeleri getirdi.

Bilim ve teknik araştırmalara hükümetler önemli sermayeler ayırdı.

Coğrafi Keşifler sonunda ticaretin gelişmesi, sömürge imparatorluklarının kurulması ile Avrupa'da sermaye birikimi oluştu.

Sanayi Devrimi; 1690'dan itibaren kullanılmaya başlanan buhar gücü sayesinde üretimin, ulaşımın ve tekniğin gelişmesi sonucu dünyada yaşanan değişime verilen addır.

Sanayi Devrimi'nin ilk aşamasında temel hammadde kaynağı taş kömürüydü.

1878'de içten patlamalı motorların icadıyla birlikte petrol ön plana çıkmıştı.

Sanayi Devrimi, XVIII. yüzyılda ıngiltere'de ilk defa dokuma alanında görüldü.



Sanayi Devriminin Sonuçları



Üretimin bol ve ucuza mal edilmesi üzerie, hammadde ve pazar ihtiyacı daha da arttı. Bu durum sömürgecilik yarışını hızlandırdı.

Kol gücünün yerini makinanın almasıyla, küçük işyerleri ve atölyeler, yerlerini fabrikalara bıraktı. Fabrikaların ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük sermayeli şirketler ve bankalar doğdu.

1869'da Süveyş Kanalı, 1914'te Panama Kanalı açıldı ve deniz ulaşımının cazip hale gelmesi ile ticaret gelişti.

XVII. yüzyılda Avrupa'da görülen nüfus artışı, köyden büyük kentlere göçü başlattı. Çarpık kentleşmeyi doğdu.

ışsiz insanlar kentlerdeki sanayi sektöründe, düşük ücretlerle burjuvazinin emrinde çalışmaya başladı. Ucuz el emeği, sosyal güvencesi olmayan, ağır şartlarda çalışan fabrika işçisini ortaya çıkardı.

Sosyalizm, Komunizm, Liberalizm ve Kapitalizm gibi ekonomik sistemler tanımlanmaya başlandı.

Sanayi Devrimi'ne Avrupa ile birlikte katılmayan Osmanlı Devleti'nin ekonomisi çöktü.







Sömürgecilik



Sömürgeciliğin Gelişmesi



Sanayi Devrimi hammadde ve pazar ihtiyacını artırdı.

Coğrafi Keşifler ile birlikte denizaşırı ticaretin gelişmesi, uzak hammadde kaynaklarının daha rahat kullanılmasını sağladı.

Avrupa devletleri, XVII. yüzyılda yeni sömürge alanları bulmak için harekete geçti.

ıngiltere; Hindistan Birmanya, Belücistan, Kıbrıs, Malta ve Mısır'ı sömürgeleştirdi.

Fransa; sömürgelerinin bir kısmını ıngiltere'ye kaptırdı. Cezayir, Tunus ve Sudan bazı bölümleri ile Madagaskar Adası'na yerleşti.

Almanya; Afrika ve Pasifik'te sömürgeler elde etti.

Sömürgecilik Birinci Dünya Savaşı'nın önemli nedenlerinden birini oluşturur.

ıtalya; Kızıldeniz kıyısındaki Eritre ve Trablsugarp'ı aldı.

Rusya; sıcak denizlere açılabilmek amacıyla Boğazlar'a yöneldi. Sibirya'dan Japon Denizi'ne kadar hammadde kaynaklarına sahip oldu.







Fransız ıhtilali



Fransız ıhtilali'nin Nedenleri



1756-1763'teki Yedi Yıl Savaşları'nda ıngilizler ile savaşan Fransızlar'ın ıngiltere'deki meşrutiyet yönteminden etkilenmesi.

Amerika Bağımsızlık Savaşı'nı destekleyen Fransızlar'ın, ınsan Hakları Bildirisi'nden etkilenmesi.

Fransa'da mutlaki krallığın uyguladığı baskı rejimi nedeniyle özgürlük ve eşitlik ortamının olmaması.

Devlet yönetiminde soyluların geniş ayrıcalıklara sahip, halkın ise kralın emirlerine körü körüne itaat eden durumunda olması.

Devlet çıkarlarına ters düşen fikirlere sahip kişilerin ağır biçimde cezalandırılması.

Rönesans'ın etkisiyle ortaya çıkan "Aydınlanma Çağı" nın, Fransız düşünürler tarafından benimsenmesi.

Fransa'nın XVIII. yüzyılda katıldığı savaşlar ve devletin gereksiz harcamalarının ekonomiyi sarsması üzerine halkın ağır vergiler altında ezilmesi.



Fransız ıhtilali (1789)



1 Mayıs 1789'da Milli Meclis, kendi onayları olmadan halktan vergi toplanmaması kararını aldı.

Kral buna karşı çıktı ve Meclisi kapatmak istedi. 14 Temmuz 1789'da Paris'te ayaklanan halk Bastille Hapishanesi'ni bastı ve siyasi tutukluları serbest bıraktı.

4 Ağustos 1789'da bütün feodal haklar "Kurucu Meclis"e dönüşen "Milli Meclis" tarafından kaldırıldı.

28 Ağustos 1789'da "ınsan ve Vatandaş Hakları Bildirisi" ilan edildi.

Kurucu Meclis, Anayasa hazırlayarak demokratik krallığa geçildiğini bildirdi.

Kral XVI. Louis, başa geçmek isteyince ihtilalciler tarafından yakalanarak kraliçe Marie Antoinette ile birlikte idam edildi.

Fransa'da Robespier önderliğinde "terör dönemi" başladı.

Kurucu Meclis, 1795'teki anayasa ile Direktuvar Hükümeti'ni kurduğunu bildirdi.

1799'da Napolyon Bonaparte darbe ile başa geçti.

Napolyon, 1804'te Fransa'da imparatorluğu ilan etti.



Fransız ıhtilali'nin Sonuçları



ıhtilalin ardından yayımlanan "ınsan Hakları Evrensel Beyannamesi" ile ulusçuluk, demokrasi, cumhuriyet, adalet, hukuk, anayasacılık, özgürlük ve eşitlik gibi kavramlar hızla bütün dünyaya yayıldı.

Mutlak krallıklar, yerini anayasal yönetime dayanan meşruti krallıklara bıraktı.

Çok uluslu imparatorlukların dağılmasıyla ulusal devletler kurulmaya başlandı.

XVIII. yüzyılda Balkanlarda bulunan Osmanlı halkları arasında ulusçuluk düşüncesi hızla yayıldı ve uzun vadede Osmanlı Devleti parçalandı.

Fransız ıhtilali ile ortaya çıkan düşünceler, Osmanlı aydınları üzerinde oldukça etkili oldu. Bu durum, Tanzimat Dönemi'nin başlamasında ve Kanun-i Esasi'nin hazırlanmasında önemli rol oynadı.







Viyana Kongresi (1815)



Avrupa'da 1805 - 1815 tarihleri arasında meydana gelen Napolyon Savaşları sonunda Avrupa Devletleri bozulan sınırları ve siyasi dengeyi yeniden düzenlemek amacıyla Viyana'da bir kongre düzenlediler.

Kongreyi Rusya, Avusturya, ıngiltere ve Prusya yönetti. Osmanlı Devleti katılmadı.

Kongre sonunda imzalanan antlaşma ile, Avrupa'nın yeni haritası çizilirken ulus, dil ve din unsurları dikkate alınmadı.

Viyana Kongresi'ne katılan devletler milliyetçiliğe karşı çıktıkları için, Avrupa'da barış ve huzur bozuldu.

1815 (Viyana Kongresi) ile 1827 (Navarin Olayı) arasında geçen döneme Avrupa'da Restorasyon Dönemi denir.

Kongrenin hemen ardından, kongrede alınan kararları uygulamak amacıyla Rusya, Avusturya, Prusya ve Fransa "Kutsal ıttifak"ı, Avusturya, ıngiltere, Rusya ve Prusya "Dörtlü ıttifak"ı oluşturdu.







1830 ıhtilalleri



Bu ihtilaller, 1830 yılında Fransa'da çıktı ve bütün Avrupa'yı etkiledi.

ıhtilalin çıkmasında, Avrupa'da bulunan Liberal kesimin Viyana Kongresi kararlarına tepki göstermesi ve Fransa'da iş başına geçen X. Şarl'ın mutlak rejimi getirmek için parlamentoyu dağıtması etkili oldu.

Ayaklanma sonunda, X. Şarl krallıktan vazgeçti, yerine liberal fikirleri savunan Louis Fhillippe kral oldu.

1830 ıhtilali sonunda Belçika Hollanda'dan, Norveç de ısveç'ten ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etti.







1848 ıhtilalleri



1840'lı yıllarda Fransa'da Sosyalistler diye bilinen yeni bri sınıf ortaya çıktı.

Bu oluşumu, Sanayi Devrimi ile birlikte ortaya çıkaran işçi sınıfı oluşturmaktaydı.

Öncüleri; Fransa'da Sen Simon ve Furiye, ıngiltere'de Owen'di.

Fransa'da, Louis Blan ve Almanya'da Karl Marks bu fikirlerin kuruculuğunu yaptı.

Fransız Sosyalist Partisi'nin 1848'de Liberaller ve Katolik Partisi ile birleşmesi ve Kral Louis Fhillippe'den memnun olmadıklarını bildirmeleriyle Paris'te isyan patlak verdi.

1848 ihtilalleri önce Fransa'dan başladı, daha sonra bütün Avrupa'ya yayıldı.

1848 ihtilalleri tüm Avrupa'da Cumhuriyet rejiminin yayılmasına neden oldu.

why_be
31-03-2010, 16:43
daha önce yazıldı mı bilmiyorum ama paylaşmak istedim.

sanayileşmiş ülkeler ile piyasa ekonomisine geçiş sürecindeki ülkelerin atmosfere saldıkları

sera gazlarını en aza indirmeyi kabul ettikleri sözleşmenin adı KYTO SÖZLEŞMESİ.

ilk türk kadın öğretmen REFET ANGIN

ay_yuzlum
01-04-2010, 06:04
teşekkürler vay beee,

yazılması önemli değil, hatırlamamız için tekrar iyi bence.. varsa önemli gelen yerler ekleyin..

DUSLER_SOKAGI
01-04-2010, 07:08
arkadaşlar lisans olarak hazırlanan kimler var.
bi arkadaşım iki yıl okuyarak iki yıldanda dıştan lisans olarak tamamladı.
kpss hazırlanıyor evde.
genel yetenek genel kültür olarak hazırlanmak istiyor.
deneme olarak lisans mı yoksa önlisansmı kitapları alması mı gerek.lütfen yardım edin.

biozard
01-04-2010, 16:13
ay_yuzlum sağol valla allah razı olsun çok sevaba giriyorsun :)
bu arada tarih hala bitmedimi ya of çok uzunmuş bunlar çalış çalış bitmez valla.daha kaç konusu var tarihin.bitsede artık vatandaşlığa geçsek.diğerlerini ben kendim çalışırım zaten kitabım var murat yayınlarının konu anlatımlı.sorunum tarih ve vatandaşlıkla çalışsam bile çabuk unutuyorum.çok soru çözmek lazım sanırım unutmamak için.o yüzden zaten gazetelerin verdiği kitapları alıcam şimdi kuponlarım bitti.onlar sırf soru bankası ya bol bol soru vardır.son iki ay sadece soru çözmem lazım.yani konu çalışmayı bu nisan ayında bitirmem lazım.ama ben daha tarihi bile bitiremedim :)

ay_yuzlum
02-04-2010, 13:55
arkadaşlar lisans olarak hazırlanan kimler var.
bi arkadaşım iki yıl okuyarak iki yıldanda dıştan lisans olarak tamamladı.
kpss hazırlanıyor evde.
genel yetenek genel kültür olarak hazırlanmak istiyor.
deneme olarak lisans mı yoksa önlisansmı kitapları alması mı gerek.lütfen yardım edin.



Aslında bakarsan sorumlu olunan konular ve dersler genelde aynı.. ama ağırlık oranları farklı.. lisans alsın tabiki onun için daha iyi...

ay_yuzlum
02-04-2010, 13:57
ay_yuzlum sağol valla allah razı olsun çok sevaba giriyorsun :)
bu arada tarih hala bitmedimi ya of çok uzunmuş bunlar çalış çalış bitmez valla.daha kaç konusu var tarihin.bitsede artık vatandaşlığa geçsek.diğerlerini ben kendim çalışırım zaten kitabım var murat yayınlarının konu anlatımlı.sorunum tarih ve vatandaşlıkla çalışsam bile çabuk unutuyorum.çok soru çözmek lazım sanırım unutmamak için.o yüzden zaten gazetelerin verdiği kitapları alıcam şimdi kuponlarım bitti.onlar sırf soru bankası ya bol bol soru vardır.son iki ay sadece soru çözmem lazım.yani konu çalışmayı bu nisan ayında bitirmem lazım.ama ben daha tarihi bile bitiremedim :)

ay haklısın yaaa.. iyikide bitti tarih.. tarih bitti bende bittim ya... konular bitti sorularıda ekliycem.. sonra diğerlerine geçecem ikisini karma eklerim zamann azaldı çünkü..

ay_yuzlum
02-04-2010, 14:00
TOPLUMSAL YAŞAM
Toplum Nedir, Niçin Toplum Vardır?
insanlar yüzbinlerce yıldır yeryüzünde yaşamaktadır. İnsan sosyal bir varlıktır, insanlar ihtiyaçlarını karşılayabilmek için toplum halinde örgütlenmişlerdir. O halde toplu olarak yaşamak zorunluluktur. Bu zorunluluk nedeniyle ekonomik, sosyal, politik ve kültürel ilişkiler giderek artmakta ve yoğunlaşmaktadır.
Toplumlar çeşitli öğelerden meydana gelmiştir. Toplumsal yapıların temelinde insan ilişkileri vardır. Bu ilişkiler toplumsal olguları ya da kurumları belirler. Kurumlar da insan etkinliklerini düzenler. Bir toplumu oluşturan öğeler, devamlı birbirleriyle etkileşim halindedir, bazen uyumludurlar, bazen de çatışırlar.
Toplumun temelinde birey vardır. Toplum, insan hayatını kolaylaştırmak ve daha iyi yaşam koşulları oluşturabilmek için vardır. Bununla beraber bireylerde, toplum içinde sosyalleşir, gelişir, kimlik ve kişilik kazanırlar. O halde insan sosyal bir varlıktır.
Bilimlerin amacı doğayı, insanı ve toplumu tanımak, onlarla ilgili olay ve olguları açıklamaktır. İnsanı ve toplumu inceleyen bilimlere toplumsal bilimler denir. Bunlar tarih, hukuk, psikoloji, ekonomi, siyaset, coğrafya ve sosyoloji gibi bilimlerdir. Toplumsal bilimler, toplumsal gerçeklerin belirli yanlarını konu edinir. Ancak hepsi birbiriyle ilişki içindedir ve olmak, birbirlerinin verilerini dikkate almak zorundadır. Diğer toplumsal bilimler toplumsal gerçekliğin kendini ilgilendiren yanlarını ele alırken, sosyoloji toplumu bir bütün olarak inceler, diğer toplumsal bilimlerden farkı budur.

2. Toplumsal Değer - Toplumsal Norm - Toplumsal Kontrol
Bir toplumun ya da toplumsal bireylerin olumlu tepki gösterdikleri düşünceler,, kurallar, uygulama biçimleri ve nesneler toplumsal değerleri oluşturur. Bireyler doğduklarında üyesi oldukları toplumun toplumsal değerlerini hazır olarak bulurlar, öğrenir ve benimserler.
Toplumsal değerler, toplumsal düzenin korunması ve devamlılığı açısından önemli rol oynarlar.
Bireylerin toplumdaki yerini belirlerler. Uygun ol mayan tutum ve davranışları engeller, dayanışma yı güçlendirir, toplumsal kimliğin oluşumuna katkı da bulunurlar. Kimlik, bireyin kendisini nasıl algıladığı, kiminle özdeşleştirdiğidir. Milli kimlik ise vatan, dil, din, kültür gibi toplumsal değerlerin bütünüdür.
İnsanların toplu halde yaşayabilmeleri ve toplumun varlığını sürdürebilmeleri için birtakım kuralla ortaya çıkmıştır. Bu kuralların ortaya çıkışı ve gelişmesi uzun yıllar sonucu olmuştur. Uygun olan vı olmayan davranışın ne olduğunu belirleyen orta davranış ölçütlerine norm adı verilir. Normlar karşılıklı hak ve sorumlulukların belirlenmesinde etklidir. Yazılı (açık) ve yazısız (gizli) normlar olara ikiye ayrılır.
Yazılı normlar, devletin yetkili organları tarafından oluşturulur, resmi normlardır, bu normlar uyulması zorunludur.
Yazısız normlar, bireyler arası etkileşim sonucu ortaya çıkmıştır. Bunlar örf, adet, gelene vb...dir.
Toplumsal normlara uyulması, toplumun düze ve devamlılığını sağlar. Bu normlara uygun davranılmasını sağlamak amacıyla gelişen mekanizm; ya toplumsal kontrol adı verilir.
Toplumsal kontrol, bireylerin davranışlarını normlara uygun olması ve toplumsal değerler benimsenmesinin sağlanması demektir. Resmi \ resmi olmayan şeklinde ikiye ayrılır. Resmi toplumsal kontrolde kontrolü gerçekleştiren kuru temelde devlettir. Devlet kontrol işlevini bir takı resmi örgütler aracılığıyla (mahkeme, polis, disi, liri kurulu vb...) gerçekleştirir. Resmi kontrol herk( için zorunludur. Resmi olmayan kontrol de gri içinde gerçekleşir. Herkesin uyması gereken kurallara uymayanlar ayıplama, kınama, dışlama gibi yaptırımlarla karşılaşır.
Toplumda düzeni sağlayan kurallar, şu aı başlıklar altında toplanabilir; din kuralları, örf adetler, ahlak kuralları, görgü kuralları ve huk kuralları. Bu kuralların çeşitli yaptırım güçleri vardır. En güçlü yaptırımı olan kurallar hukuk kuralarıdır.



TEMEL TOPLUMSAL KURUM OLARAK AİLE

1. Ailenin Tanımı
Toplumsal hayatın önemli bir boyutu olarak, belirli ortak çıkar ve hedefler çevresinde ortaya çıkan örgütlü toplumsal etkileşim biçimlerine toplumsal kurum denir.
Aile, evlilik ve kan bağı ile birbirine bağlı bireylerden oluşan, insan türünün devamını sağlayan, yeni kuşakları topluma hazırlayan, maddi ve manevi değerleri kuşaktan kuşağa aktaran en küçük ve temel toplumsal kurumdur.
Şekli ve büyüklüğü ne olursa olsun, her toplumda aile vardır. Bireyler aile içine doğar ve aile içinde sosyallesin Ailenin şekli ve büyüklüğü, toplumdan topluma olduğu gibi aynı toplumun değişik sınıf ve yörelerinde de değişiklik gösterir.

2. Ailenin İşlevleri
*- Neslin devamını sağlamak: Ailenin temel görevi, neslinin devamını sağlamaktır. Sağlıklı kuşaklar yetiştirebilmek için aile birliği önemlidir.
Eğitim işlevi: Çocukları topluma hazırlayan birincil gruptur. Çocuk aile içinde toplumun kültürünü, değer yargılarını öğrenir, kişilik kazanır.
Ekonomik işlev: Ailenin bir işlevi de bireylerinin ekonomik ihtiyaçlarını sağlamaktır. Üyelerinin duygusal (psikolojik) ihtiyaçlarını karşılamak.
Toplumsal kültürün sonraki kuşaklara aktarılmasını sağlamak.

3. Ailenin Özellikleri
Aile en temel toplumsal gruptur. Üyeleri arasındaki ilişkiler açısından değerlendirildiğinde birincil gruptur. Aile, toplumun kopyası gibidir. Hem toplumsal kuralları içerir hem de uygulanmasını denetler. Bütün toplumsal gruplarda olduğu gibi aile de toplumsal değişmeden etkilenir. Özellikle sanayileşme ve kentleşme olguları, aileyi büyük bir hızla değişime uğratmış geniş aileleri çekirdek aileye dönüştürmüştür. Aile duygusal bir temele dayanır. Kişiler ilk kez sevmenin ve sevilmenin ne demek olduğunu ailede öğrenir. Ayrıca kişilerin toplumsallaşmasını, toplumsal değerleri benimsemesini sağlar.

4. Aile Türleri
Tarihte sürekli değişim içinde olan aileyi, temel olarak şu şekilde sınıflandırabiliriz: Büyüklüğüne göre,
a. Geniş aile (büyük aile): İki ya da daha fazla kuşağı içine alan bir aile sınıfıdır. Evli bir çift, bunların çocukları ve akrabalık bağı ile bağlı olan diğer kimseleri (büyükanne, büyükbaba, amca, hala vb...) içine alan kalabalık ailedir. Geleneksel aile diye de anılır. Daha çok kırsal kesimde görülür.
b. Çekirdek aile (küçük aile): İki kuşağın birlikte yaşadığı, ana, baba ve evlenmemiş çocuklardan oluşan ailedir. Modern aile de denir. Çağdaş sanayi toplumlarında ve ana kentlerde yaygındır. Ana ve baba hukukunun hakimiyetine göre,
a. Ataerkil aile: Erkek, eşi veya eşleri ile evlenmiş erkek çocuklarının aileleri, evlenmemiş kız çocukları ve varsa hizmetlileri ve kölelerden oluşur.
Baba hem soyun hem de kuralların belirleyicisidir.Bu ailelerde mal bölünmez, arazi parçalanmaz ve satılmaz. Akrabalık ve miras erkeğe göre düzenlenir. Daha çok göçebe ve tarım toplumlarında rastlanır. Örnek: Türkler.

b. Anaerkil aile: Bu ailede yetkiler annede veya daha çok annenin erkek kardeşindedir. Ana soyu esastır. Akrabalık ve miras kadına göre düzenlenir. Avcılık ve toplayıcılık döneminde görülür. Örnek: Eski dönemlerde Amazonlar.

5. Ailenin Toplumdaki Yeri
Aile yüzyıllardır varlığını sürdürmektedir. Ancak tarihsel gelişimle beraber aile de bir takım değişikliklere uğramıştır. Aile toplumun en temel kurumu olduğuna ve bireylerin sosyalleşmesinde önemli rol oynadığına göre sağlıklı bireyler için ve sağlıklı bir toplum için sağlıklı evlilikler ve sağlıklı aileler gereklidir.
Sanayileşme ve kentleşme olguları aileyi büyük bir hızla değiştirmiş ve geniş ailenin yerini (çekirdek) modern aile almıştır. Günümüzün aile biçimi çoğunlukla çekirdek aile olmasına rağmen ataerkil ve anaerkil ailelerin izlerini görmek de mümkündür.

ay_yuzlum
02-04-2010, 14:01
EĞİTİM VE ÖĞRETİM

1. Eğitimin Tanımı
İnsan hayatı boyunca bir şeyler öğrenme çabası içindedir. Bu nedenle sürekli bir eğitim ortamında yer alır. Eğitim, toplum yaşamında önemli bir yere sahiptir, iyi bir insan, iyi bir vatandaş ancak nitelikli eğitimle yetişir. Eğitim, insan davranışlarında istenen yönde değişiklik oluşturma sürecidir. Amaçlanan eğitime ulaşabilmek için insanın gerekli bilgilerle donatılması öğretimdir.
Atatürk'ün açıkladığı milli eğitim politikasına göre, yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun, her şeyden önce geleneklere düşman olan bütün unsurlara karşı savaşmak gereği öğretilmelidir.
Ülkemizin yükselmesi çağdaş eğitimle olur.

2. Eğitimin Amacı
Milli Eğitim Temel Kanunda Türk Milli Eğitiminin genel amaçları şöyle sıralanmıştır;

Türk milletinin bütün fertlerini,
Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Anayasa'da belirten Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin millî, ahlakî, insanî, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren,
Ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Ana-yasa'nın ilk ve temel ilkelerine dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip,
İnsan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek.
*- İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranış ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak. Hayata hazırlamak ve onların kendilerin mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmaların sağlamak.
Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak Öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadî sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk milletini çağdaş uygarlı ğın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.

3. Türk Eğitim Sistemi
Türkiye'de eğitim sistemi ulusal olarak yürütü lür. Eğitim ile ilgili bakanlığın adı Milli Eğitim Bakanlığı'dır.Türk Milli Eğitimi'nin temel yapısı örgün ve yaygın eğitim olmak üzere ikiye ayrılır. Örgün eğitim okul öncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve Yüksek öğretim kurumlarını kapsar. Okulöncesi eğitim isteğe bağlıdır. İlköğretim kız - erke bütün vatandaşlar için zorunludur, ilköğretimin süresi sekiz yıldır. Yaygın eğitimin amacı örgün eğitime hiç girmemiş veya örgün eğitimin herhangi bir kademe sinde ayrılmış vatandaşlarımıza okuma - yazma öğretmek, temel bilgiler vermek ve hayatını kazanmasını sağlayacak yeni imkânlar hazırlamaktır.
Eğitim, aile içinde başlar. Okuldaki planlı, programlı, disiplinli ve bilinçli çalışmalarla belli bir no1 taya ulaşır. Ancak okul sonrasında da hayatım boyunca eğitim devam eder. İlk eğitim aile ortamında alınır. Ailede alınan eğitim kişilik üzerine önemli etkiler ve izler bırakır. Yakın çevremiz, tel vizyon, radyo, gazete, konferans, tiyatro eğitimirr ze katkı sağlar. Kısaca insan, hayatı boyunca hep kendini eğitim ortamında bulur.
Devlet, imkânları oranında okullar açar. Öğretmenler yetiştirir. Vatandaşların temel eğitim almalarını sağlar.
1. Milletin Tanımı
Millet, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde yaşayan, duygu, düşünce ve kültür gibi ortak özellikleriyle diğer toplumlardan ayrılan, birlikte yaşamalarını etkileyen karşı bir tehlike belirdiği zaman tepki gösteren bir veya birden fazla toplumun oluşturduğu bir bütündür. Ülkesiz bir devlet olmayacağı gibi milletsiz bir devlette olmaz. Bir milletin geçmişi, bugünü, geleceği ve pek çok da ortak değeri vardır. Bir milleti yaşatan ve devamlı kılan en kuvvetli bağı milli birlik ve beraberlik duygusudur.

2. Milleti Meydana Getiren Başlıca Unsurlar
Milleti meydana getiren unsurları maddi ve manevi unsurlar olarak inceleyebiliriz.

a. Maddi Unsurlar:
Dil: Kendimizi başkalarına anlatma, başkalarının duygu ve düşüncelerini anlama aracıdır. Bir milleti meydana getiren fertlerin aynı dili kullanması, onların duygu ve düşüncelerini paylaşmalarını, birbirlerini anlamalarını sağlar. Dil birliği bir millet için gerekli olan milli birliğin sağlanmasını kolaylaştırır. Bununla birlikte tek başına bir milleti oluşturmaya yetmez. Günümüzde, bir millet kendi içinde birden fazla dil konuşulabildiği gibi, bir dil de birbirinden farklı milletler tarafından konuşulabil-mektedir. Görülüyor ki, dil birliği tek başına milleti oluşturmaya yetmediği gibi dil ayrılığı da milli birliğe engel olmamaktadır. Atatürk "Türk dili, Türk Millleti için kutsal bir hazinedir." diyerek dile verdiği önemi belirtmiştir.
Din: Din, insanları birbirine bağlayan güçlü bir etkendir. Dolayısıyla milletin meydana gelmesinde yapıcı bir rol oynar. Türklerin yaşamı çoğunlukla islam dininin etkisi altındadır. Hayata bakış tarzımız, ahlâk anlayışımız, gelenek ve göreneklerimiz, edebiyatımız, mimarimiz, müziğimiz büyük ölçüde islam dininin esaslarına göre şekillenmiştir. Din, millî varlığı şekillendiren önemli etkenlerden biri niteliğindedir. Atatürk dinin gerekliliğini şöyle ifade etmektedir "Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkân yoktur."
Bununla beraber din birliği bir milletin oluşması için tek başına yeterli değildir. Günümüzde dinler evrenseldir. Ayrıca içinde çok sayıda dinin bulunduğu milletler de vardır.
Irk: Bir toplumun millet olmasında ırk birliğinin de önemli rolü vardır. Aynı soydan gelen fertler arasında benzer özelliklerden kaynaklanan bir bağ olabilmektedir.
Atatürkçü düşüncede ırkçılığa yer yoktur. Ancak ırk birliği de birleştirici bir etken olmasına rağmen milletin oluşumu için zorunlu değildir.
Toprak: Aynı toprak parçası üzerinde çok uzun süre yaşamak orada yaşayanlar üzerinde duygu, düşünce ve fiziksel özellikleri yönünden benzerlikler oluşturur. Vatan üzerinde yaşayan insanları birleştiren, dayanışmayı sağlayan sınırları belli bir toprak parçasıdır. Millet, ancak üzerinde yaşadığı toprak parçası ile bir varlık ifade eder.
Ekonomi: Ortak çıkar ve ekonomik refah bir toplumun üyelerini birbirine yaklaştırır ve aralarında güçlü bir ilişkinin kurulmasını sağlar. Ekonomi çıkar birliği olarak milletin oluşumunda rol oynar ama yalnız başına yeterli değildir.

b. Manevi Unsurlar:
Tarih: Aynı olayları yaşamış olmak ve aynı olaylardan etkilenmek, insanları birleştiren ve bütünleştiren önemli etkenlerden biri olmuştur. Aynı geçmişi paylaşan ve uzun yıllar birlikte yaşayan toplumlar geleceği de paylaşırlar. Tarih birliği, milli birlik bilincinin gelişmesine katkıda bulunur.
Kültür: Kültür bir insan topluluğunun yaptığı, yarattığı ve doğaya kazandırdığı herşeydir. Tarih birliği nedeniyle uzun süre bir arada yaşayan insanlar ortak kültür değerleri oluştururlar. Toplumsal değerler ve normlar bir milletin kendi kültüründe değişir ve gelişir. Bireyler aynı gelenek, aynı ahlakî yapı, aynı kurallar vb. içinde yetişerek ortak bir kimlik geliştirirler.
Ülkü: Bir milletin bireylerinin gelecekle ilgili hedeflerinin aynı olması ülkü birliğidir. Ülkü birliğinin milletin gelişmesinde önemli bir etkisi vardır. Bizim ülkümüz bağımsız yaşamak, yükselmek ve ileri gitmektir. Milletimizin refahı ve milli kültürümüzü çağdaş bir düzeye çıkarmak başlıca hedefimizdir.

3. Türk Milletinin Özellikleri
Türk milleti zengin bir tarihe ve kültüre sahiptir. Tarihin ilk çağlarından beri bağımsız yaşamış ve bağımsızlığına çok önem vermiş bir millettir. Türk milleti, milli birliğin verdiği güçle en zor koşullar altında bağımsızlığını kazanmıştır. Her millet geleneklerini, göreneklerini, milli özelliklerini korumalıdır. Başka milletlerin taklitçisi olmamalıdır. Çünkü böyle bir millet, kendi benliğini kaybeder.
Atatürk, Türk milletinin özelliklerini Onuncu Yıl
Nutku'nda şu sözlerle ifade etmiştir : " Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir. Türk milleti, milli birlik ve
beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir. Ve çünkü Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale müsbet ilimdir "
Atatürk'e göre milliyetçilik, bireyi topluma bağlayan duygusal bağdır. Ülke sınırları içinde yaşayan tüm insanlar; din, mezhep ve etnik köken bakımından hiçbir ayrılık göz önüne alınmaksızın Türk sayılır.
Cumhuriyet ve inkilaplarımız milli birlik ve dayanışma sonucu gerçekleştirilmiştir. Milli birlik, vatanın ve milletin zararına olacak herhangi bir durumda millet olarak beraber olmak, beraber mücadele etmektir. Toplumsal kalkınma, büyük atılımlar, toplumsal problemlerin çözümü, dış tehditlere ve kışkırtmalara karşı koyuş, milli birlik ve bilinçle gerçekleşir.

Siyasetin Anlamı
Toplumları yönetme etkinliği anlamına gelir. Toplumu yönetme etkinliği en mükemmel şekilde devlet tarafından gerçekleştiğinden siyaset de devletin yönetme etkinliğidir. Siyasetin temel kurumları devlet, hükümet, parlâmento, seçim ve siyasi partilerdir. Siyasetin bu temel kurumları toplumdan topluma farklılık gösterir.

2. Siyasetin Temel Kavramları
a. Egemenlik: Milletin ve onun tüzel kişisi olan devletin sahip olduğu yetkilerin tümü demektir. Egemenliğin ulusun olduğu söylemek, devlet yaşamında en üst gücün bir tek kişi ya da gruba değil, bütün ulusa ait olduğu anlamına gelir. Anayasanın 6. maddesi "Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz." demektedir. Yasama, yürütme, yargı güçlerinin kullanımı iç egemenlik; devletin başka bir devlete bağımlı olmaması ve diğer devletlerle eşit durumda bulunması bağımsızlık adını alır.

b. Meşrutiyet: Egemenliğin meşru olması, iktidarın hukuk kurallarına uygun olarak hareket etmesidir. Günümüz demokratik toplumlarında iktidarın, hem hukuk kurallarına uygun olması hem de halkın desteğine sahip olması gerekir. İktidarda olan yöneticiler halkın temsilcileridir ve halk tarafından seçilerek gelmiştir. Eğer iktidar, halkın desteğini yitirirse hukuken meşru bile olsa değiştirilmesi gerekir.

c. Devlet: Devlet insanlık tarihinin en eski ve en köklü toplum kurumlarından birisidir. İnsan top tuluklarının ekonomik ve toplumsal gelişmesinir belli bir aşamasında oluşmuş bir kurumdur. Ünli Fransız düşünür Rousseau devleti şöyle tanımlar "Devlet ya da site, yaşamı üyelerinin birliğine da yanan bir tüzel kişidir. Amacı, üyelerinin korunma sı ve refahıdır." Günümüzdeki modern devlet anla yışı 16. yy.dan itibaren şekillenmeye başlamıştı Devleti oluşturan temel öğeler ülke, halk ve otori tedir. Genel olarak devleti şu şekilde tanımlayabiliriz: Sınırları belli bir toprak parçası üzerinre yaşayan bir insan topluluğunun yaşamını kolaylaştırmak için oluşturduğu ve varlığı diğer devletlerce tanınan bir örgüttür. Devletin üyelerine vatandaş (yurttaş) denir.

• Devletin Temel Unsurları
Devleti oluşturan temel unsurlar ülke, halk, otoritedir. Ülke: Devletin sınırları belirlenmiş ve üzerinde egemen olduğu toprak parçasına ülke denir. Devletin ortaya çıkabilmesi için varlığı mutlaka gerekli olan unsurdur. Çünkü fiziki bir alan yerleşmemiş bir toplum düşünülemez. Bu toprak parçası coğrafi olarak ya da bir anlaşmayla çizillmiş sınırlarla komşularından ayrılır. Halkın üzerinde yaşadığı bu toprak parçası yurt (vatan) adını alır.

Halk: Aynı duyguları paylaşan, temel ihtiyaçlarını karşılamak için örgütlenmiş bulunan, ortak bir ülkü etrafında birleşmiş olan insan topluluğudur. İnsan topluluğunun varlığı da devletin vazgeçilmez unsurudur. Çünkü devletin varlık nedeni halktır. Halk olmadan devlet olmaz.

Otorite: Devlette karar verme yetkisinin kendisinde toplandığı bir otorite, başka bir deyişle devlet etkinliklerinde söz sahibi olan bir irade vardır. Bu otorite ya da irade egemenlik adını alır. Devletler belirli bir ülke üzerinde kurulmaktadır. Yine devlet o ülke üzerinde yaşayan toplumu yönetirken de otorite uygulanmaktadır. Çağdaş insan toplumlarındaki en büyük örgütlenme devlettir. Ve insanlar arası ilişkileri düzenler. Günümüz toplumlarında devletin işlevleri giderek artmıştır. Devlet bu görevlerini hükümet aracılığıyla yerine getirir.

• Devletin İşlevleri
Devlet, kamu düzenini korur. Zor ve kuvvet kullanabilme yetkisine sahiptir. Doğal kaynakların korunması, yaşam düzeyinin yükseltilmesi gibi işler en etkin biçimde devlet tarafından yerine getirilebilir. Diğer devletlerle ilişkilleri yürütür ve dış tehlikelere karşı ülkenin korunmasıyla yükümlüdür. Devlet diğer toplumsal kurumların işlevlerini yerine getirmelerine yardımcı olur. İnsan hak ve özgürlüklerini güvence altına alır. Bireylere din ve vicdan özgürlüğü sağlar.
Vatandaşın eğitim, sağlık gibi her çeşit gereksi-nimiyle ilgilenir. Devletin yasama, yürütme, yargı görevleri ayrı organlar tarafından yerine getirilir. Buna güçler ayrılığı denir.

• Devletin Görevleri
Toplumun siyasal olarak düzenlenmiş şekli olan devletin yasama, yürütme ve yargı görevleri vardır.
Yasama (Kanun Yapma): Millet adına temel hukuk düzenlemelerini yapan yasama organımız Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir. Bu yetki devredilemez (Anayasa mad. 7).

Yürütme: Yasaları uygulayan ve hayata geçiren yürütme organımız Bakanlar Kurulu ve Cum-hurbaşkanı'dır.

Yargı: Hukukî anlaşmazlıklar baş gösterdiğinde sorunların çözümünde hakemlik eden ya da hukuk kurallarına uyulmadığında yaptırıma çarptıran yargı organımız Türk Milleti adına Bağımsız Mahkemelerdir. (Anayasa mad. 9)
Modern devletin iki temel niteliği vardır. Demo-ratik olması ve hukuk devleti olmasıdır.

Demokratik Devlet: Siyasal katılımın en yoğun olduğu devlettir. Demokrasinin temel koşulları şunlardır: Katılma (yurttaşların iktidara katılması), çoğulculuk (farklı, hatta karşıt görüşlerin, kişi ve grupların kendilerini özgürce ifade etmesi), hukuk devleti.

Hukuk Devleti: Devlet gücünün hukuka bağlanmasıdır. Hukuk devleti vatandaşlara temel hak ve hürriyetleri tanıyan, yürütme organlarının ve idare makamlarının hukuka bağlılığını ve vatandaşlara "hukukî güvenlik" sağlayan devlettir. Devlet gücü Anayasayla meşrulaştırılmıştır. Devletin
tüm fiilleri kanunlara dayanır. Tüm yurttaşlar kanun önünde eşittir. Bağımsız mahkemeler aracılığıyla, yurttaşlara devlete karşı hak arama ve kanun yolları açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. (Anayasa mad. 2)

d. Hükümet: Yürütme organıdır. Siyasal gücü devlet adına kullanan kurumdur. Hükümeti meydana getiren unsurlar liderlik, karar verme süreci ve güçtür. Hükümetin görevleri toplumla ilgili belli amaçları saptamak, kaynakların kullanımını sağlamak, değerli kaynakların dağıtımını yapmak, toplumsal düzeni ve kontrolü sağlamaktır. Ülkemizde yürütme organı; Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu'ndan oluşur. Bakanlar Kurulunun başkanı Başbakandır. Başbakan Cumhurbaşkanı tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri arasından atanır. Bakanlar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından başbakan tarafından seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır. Hükümet edenler, hukuk kurallarına uygun olarak iktidarda bulunmak zorundadırlar. Çünkü, vatandaşlar ancak meşru bir hükümetin kararlarına uyarlar.

e. Parlâmento: Milletvekillerini içinde bulunduran kurumdur. Devletin yasama organıdır. Başlıca görevi yasa çıkarmak ve hükümeti denetlemektir. Parlâmento toplumun tüm sorunlarının görüşülüp karara bağlandığı yerdir. Devletin bütçe ve kanun tasarılarını görüşür, kabul ya da red eder. Ayrıca, para basılmasına, genel ya da özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, milletlerarası anlaşmaları onaylamak gibi görevleri vardır.

f. Siyasî Partiler: Çağdaş demokrasinin vazgeçilmez öğeleridir. Tek partinin hakim olduğu ülkeler dışında, demokratik çoğulcu rejimi benimsemiş her ülkede birden fazla parti faaliyette bulunmaktadır. Her ülkenin kendine özgü tarihsel, geleneksel özellikleri parti sistemini belirler. Siyasî par tiler adaylarının iktidara gelmelerini sağlamak için çaba göstermek amacıyla kurulan örgütlerdir. Hal
kın yöneticileri iş başına getirmesi siyasî partiler aracılığıyla olur. Siyasî partiler hukuk düzeninin sınırladığı çerçevede birbirleriyle rekabet ederler ve halkın oyunu almaya çalışırlar.

Muhalefet: Çoğulcu demokrasilerde çeşitli fikir ve düşünceye sahip partilerin iktidar mücadelesi yaptığı görülür. Çoğunluk oyu kazanan parti iktidar, diğerleri ise muhalefettir. Muhalefet hükümetin yaptığı işleri denetler ve eleştirir. Bu da siyasî partilerin önemli görevidir. Seçmen oyunu verdikten sonra hükümetin neler yaptığını detaylı olarak bilemez. Muhalif partiler sürekli olarak parlâmentoda bulunduklarından hükümeti denetler ve hatalarını saptayarak halka duyurur.

3. Seçim Sistemleri
Demokrasilerde yönetenler seçimle iş başına gelir. Her ülke kendi seçim sistemini kendi belirler. Seçimlerin serbest olması birden fazla aday arasında gerçek bir tercihe olanak vermesidir. Serbest ve dürüst seçim demokrasinin önde gelen ilkelerinden biridir. Seçimi etkileyen faktörlerin başında propaganda gelir.

Seçimlerin İşlevleri: Seçim, insanların siyasal açıdan toplumsallaşmasında eğitici bir rol oynar. Siyasal otoritenin dayandığı halk desteğini ölçme bakımından bir araçtır. Siyasal mücadelenin sonucunu değerlendirmede ölçüttür. Siyasal istikrarsızlıkların çözümünde araçtır.

Genel ve Eşit Oy: Tüm vatandaşlar gelir seviyesi, eğitim durumu, cinsiyet gibi özellikler gözetmeksizin oy hakkına sahiptir. Her seçmen tek bir oya sahiptir. Onsekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoyuna katılma hakkına sahiptir. Oy kullanabilmek için seçmen kütüğüne kayıtlı olmak gerekir. Er, erbaş, askeri öğrenciler, kamu haklarından yoksun bırakılanlar, hapishanedeki hükümlüler oy hakkından mahrumdur.

Serbest Oy: Seçmenlerin oylarını maddî ve manevî bir baskıya uğramadan kullanabilmesidir. Anayasamıza göre, oy vermek bir görev değil, va-
tandaşlık hakkıdır. 1987 yılında oy sistemi zorunlu hale getirilmiş, bu da Türkiye'de seçimlere katılma oranını önemli ölçüde artmıştır.

Gizli Oy: Hiç kimse, bir seçmenin kime oy verdiğini öğrenemez. Bu da oy kullanan kişilerin baskı altında kalmadan oyunu kullanmasını sağlar. Seçmenin oyunu kapalı oy verme yerinde kullanması, oy pusulasının resmî mühürlü kapalı zarf içinde atılması gibi tedbirler oyun gizliliğini sağlamak amacına yöneliktir.

Açık Sayım ve Döküm: Seçimlerde kullanılan oyların sayım ve dökümünün kamuya açık olmasıdır. Oy verme yerinde bulunanlar sayım ve dökümü takip ederler. Sandık kurulu başkanı seçim sonuçlarını gösteren tutanağı herkesin görebileceği bir yere asmak zorundadır.
Günümüzde uygulanmakta olan seçim sistemleri iki grupta toplanabilir:

a. Çoğunluk Sistemi: Bu sistemde bir seçim çevresinde seçime giren partiler arasında en çok oy alan parti seçimi kazanmış sayılır. Çoğunluk sistemi ikiye ayrılır.

Tek turlu çoğunluk sistemi: Bu sistemde seçmen sayısının yarısından fazla oy almasa bile en çok oy alan parti seçimi kazanır. Tüm milletvekillerini o parti çıkarır.

İki turlu çoğunluk sistemi: ilk turda seçilebilmek için oyların yarıdan fazlasını elde etmek gerekir. Eğer ilk turda adaylardan hiçbiri oyların yarıdan fazlasını alamamışsa bir süre sonra ikinci bir oylama yapılır. Bu oylamada en çok oy alan aday ya da adaylar seçilmiş sayılır.

b. Nispî Temsil Sistemi: Bu sistemde bir seçerli oyların oranına göre temsilci çıkarırlar. Nispî temsil sisteminin amacı her parti ya da gruba siyasal gücü ile orantılı temsil edilme olanağı vermektedir. Nispî temsil, hak eşitliğini sağlamaya çalışa rak adalet ilkesini yerine getirmektir. Nispî temsil
sistemi uygulanan ülkelerde oyların değişik partilere bölünmesi yüzünden tek partinin mecliste çoğunluğu sağlaması daha zordur. Böyle durumlarda
bazı partiler anlaşır ve karma hükümet kurarlar. Buna "Koalisyon" denir.

4. Siyasal Yönetim Şekilleri
Bir toplumda yönetenlerle yönetilenlerin genel olarak ayrılış biçimine siyasal yönetim şekli denir. Genelde iki siyasal yönetim biçiminden bahsedebiliriz.

a. Baskıcı Yönetim: Bu yönetimlerde yetkiler bir kişide toplanır. Demokratik hak ve özgürlükler kısıtlanır. Yönetenlerin yetkilerinin hiçbir şekilde sınırlandırılmadığı, disiplinin ağır bastığı bir yönetim şeklidir. Çoğulculuk yoktur. Halk siyasetin dışındadır ve yönetime katılamaz. Baskıcı yönetimlerin başlıcaları monarşi ve oligarşidir.

b. Özgürlükçü Yönetim: Demokratik yönetimdir. Vatandaşlar arasında ayrıcalık tanımayan, yöneticilerin seçimle iş başına geldiği ve halk egemenliğine dayanan siyasî yönetim biçimidir. Devletin yasama, yürütme ve yargı görevleri ayrı ayrı organlar tarafından yerine getirilir. Buna kuvvetler
ayrılığı denir.

5. Egemenliğin Kaynağına Göre Devlet Şekilleri
Egemenliğin (Hakimiyetin) kaynağına göre devletleri dört grupta toplayabiliriz.

a. Demokratik Devlet : Egemenliğin kaynağı halkın iradesidir; bir başka deyişle, yönetilenlerin seçimidir. Bu anlayış ilk önce Amerika Birleşik Devletleri Bağımsızlık Bildirisinde açıklanmıştır. O günden bu yana pek çok devlet bu anlayışı benimsemiştir. Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir. Bu tür devletlerde yöneticiler belli bir zaman için seçimle iş başına gelir. Milletin iradesi en üstün iradedir. Demokratik devletlerde kişi hak ve hürriyetleri anayasa ile teminat altına almıştır. Demokratik yönetimlerde kişiler kendilerine tanınan hak ve hürriyyetlerden yararlanarak yönetime katılabilirler. Bunu partiye girmek veya istediği partiye oy vermek şeklinde yapabilirler.

b. Monarşik Devlet: Siyasal otoritenin tek bir kişi ve onun temsilcileri tarafından kullanılmasıdır. Bu kişi bir kral, kraliçe, padişah veya prens olabilir. Devletin yasama, yürütme, yargı görevleri tek bir kişinin ya da onun temsilcilerinin elinde toplanır.
Mutlak Monarşi: Bu monarşilerde siyasal otoriteye sahip olan kişinin yetkileri sınırsızdır. Kendini denetleyen, sınırlayan bir kurum yoktur. Mutlak otoriteye sahiptir.
Meşruti Monarşi: Hükümdarın yetkilerinin çoğunu meclis ve öteki anayasal kurumlara devrettiği sınırlandırılmış monarşidir. Böyle olmasıyla beraber son söz yine hükümdara aittir.

c. Teokratik Devlet: Din kurallarına göre kuru lup yönetilen devlettir. İnsanlar devletin Tanrı'nın iradesiyle kurulduğuna inanırlar. Yöneticiler yaptıklarından dolayı Tanrı'ya karşı sorumludurlar. Egemenliğin kaynağı Tanrı ve Tanrı buyruklarıdır.

d. Oligarşik Devlet: Egemenlik bir grupta toplanmıştır. Devletin diğer yöneticileri bu grup tarafından atanır. Kanunlar bu grup tarafından yapılır
ve yönetim grup adına gerçekleştirilir. Eğer egemenliği elinde bulunduran grup soylular ise Aristokrasi adını alır.

e. Otokratik Devlet: Bu, ilkel topluluklarda geçerli olan bir yönetim biçimidir. Egemenliğin kaynağı zor kullanma ya da kaba güçtür. Şef genellikle en güçlü olandır. Kendisinden daha güçlü biri çıkana kadar yetkisini kullanır.

ay_yuzlum
02-04-2010, 14:02
6. Örgütlenme Bakımından Devlet Şekilleri
Örgütlenmesi bakımından devleti üniter ve federe olarak ikiye ayırmak mümkündür. Üniter devlet tek yapılı devlettir, mutlak bir hukuk ve yasa birliği vardır. Federe devlette ise söz konusu olan, birden çok devletin bazı yetkilerinden, federal devlet lehine vazgeçerek birlikte ayrı bir devlet, bir federasyon oluşturmalıdır.

7. Yönetimin Yapısal Görünümü
Devlet görevleri içinde gittikçe güçlenen ve yaygın bir görünümü olan kamu yönetimidir. Bunlar ülkenin her yanına yayılan bireylerin, hemen her an karşılaştıkları ve ilişki içinde bulundukları kuruluşlardır.Yapısal anlamda kamu yönetimi, yasama ve yargı organları dışında kalan tüm devlet kurumlarını kapsar. Bunları çeşitli biçimlerde örgütlenmiş olarak görebiliyoruz. Yönetsel kuruluşların bir bölümü "tekli makam" bir bölümü de "kurul" eli ile yönetilirler. Görevleri açısından da bir bölümü "yalın görevli" bir bölümü de "karma görevli"dir.

Yönetsel kuruluşlar şu gruplara ayrılabilir:
a. Genel Yönetim Kuruluşları: Devletin temel yönetsel yapısını oluşturan kuruluşlara Genel Yönetim Kuruluşları ya da Merkez Yönetimi adı verilir. Bu kuruluşlar kendi içinde merkez örgütü ve taşra örgütü olarak ikiye ayrılır. Genel yönetimin merkez örgütü Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu ve Bakanlıkları içine alır. Taşra yönetimi ise bölge yönetimi ile il, ilçe ve bucak yönetiminden oluşur.

Taşra Örgütü
Bir bakanlığın ya da kamu kurumunun üstlendiği hizmetleri, başkentten sunması olanaklı değildir. Bu nedenle hiyerarşik bir şekilde merkez örgütüne bağlı taşra örgütü vardır.

İl Yönetimi: il yönetiminin başı validir. Devletin, hükümetin ve bakanlıkların ildeki temsilcisi aynı zamanda il Özel idaresinin başı ve yürütme organıdır. Tek tek bütün taşra kuruluşlarının genel yönetiminden ve eşgüdümünden sorumludur. Vali içişleri Bakanının önerisi üzerine, Bakanlar Kurulu kararı ile Cumhurbaşkanı'nın onayıyla atanır. Valiye ilin yönetiminde yardımcı olan İl Yönetim Kurulu bulunur.

İlçe Yönetimi: ilçede hükümetin temsilcisi kaymakamdır. Kaymakam ilçe yönetiminin başıdır, ilçenin mülkî amiri ve ilçedeki yönetim örgütü görevlilerin hiyerarşik üstüdür. Kaymakam, görevlerini valinin gözetim ve denetimi altında yapar. İlçe içindeki yönetsel kuruluşları denetler ve bunlar arasında iş-
birliğini sağlar. Kaymakam içişleri Bakanının uygun görüşü ve Cumhurbaşkanı'nın onayıyla atanır.

Bucak Yönetimi: Bucak ilçenin bir alt kademesidir. Bucak müdürünün yönetiminde, seçimle göreve gelen üyelerin de bulunduğu bir bucak meclisi ve bucak komisyonunun bulunduğu, küçük bir örgütü vardır. Ancak bucaklar, beklenen gelişmeyi gösteremedikleri için zaman içinde varlığını koruyan bucak sayısı azalmış, yasalarda yeri bulunmakla beraber etkisi kalmamıştır.

b. Yerel Yönetim Kuruluşları: Halkın yöneti mine katılmasını sağlayan yerel yönetim kuruluşları Anayasada da belirtildiği gibi üçlü biçimde örgütlenmiştir (İl özel idaresi, belediyeler, köyler).Bunlar genel yönetimin dışında özerklikleri olan kuruluşlardır.

c. Hizmetsel Yönetim Kuruluşları: Belli hizmet alanları ile uğraşmak üzere genel yönetimin ve yerel yönetimin dışında örgütlenen ve özerklikleri olan kamu kuruluşlarıdır. Bunlara hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları da denir.Bunlar tüzel kişiliği olan, görevlerini kendi organları eli ile yürüten özerk kuruluşlardır. Üniversiteler, TRT, SSK, Emekli Sandığı, KİT'ler gibi kuruluşlar, bu tür kuruluşlardır.

d. Meslek Kuruluşları: Avukatlık, doktorluk, mühendislik, mimarlık gibi bazı mesleklerde çalışanların zorunlu üyelik ilkesine dayalı olarak örgütlenmeleri öngörülmüştür. Bunlar toplumsal yaşamda etkili olan ve özel bir denetim isteyen mesleklerdir. Anayasa bunlara Kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları demektedir.

e. Denetleme ve Danışma Kuruluşları: Danıştay, Sayıştay, Devlet Denetleme Kurulu, Milli Güvenlik Kurulu gibi kurumlar yönetime yardımcı olan kuruluşlardır.

f. Özel Hukuk Yapılı Kuruluşlar: Kamu yönetimi ile ilgili bazı kuruluşlar, özel hukuk alanında uygulanan örgüt biçimlerinden yararlanılarak kurulmuşlardır.


DEMOKRASİ

1. Demokrasi Kavramı
Demokrasi, egemenliğin millete ait olduğu bir siyasî teşkilâtlanmadır. Demokrasilerde egemenlik kralda, padişahta ya da bir sınıfta değil millettedir. Demokrasinin temeli, devletin işleyişinde, kuruluşunda, yapılanmasında milletin etkili olmasıdır. Temsilcilerini seçen halkın, parlamenter sistemde dolaylı dahi olsa, devletin işleyişinde söz sahibi olduğu varsayılır.

Demokrasi genel olarak şu öğelerden oluşur:
Kişi - toplum ilişkilerinin belirlenmesi sürecine halkın tümüyle katılması; Azınlık haklarına saygılı bir çoğunluk yönetiminin sağlanması;
Kişiye ait hak ve özgürlüklerin korunması;

*- Toplumun tüm üyelerine fırsat eşitliğinin sağlanması.
Demokratik siyasî teşkilâtlanmalarında millet adına kanun yapacak ve uygulayacak organlar halkoyuna sunularak kabul edilmiş anayasalar ile belirlenir, idarî organlarda görev alacak kişilerin belirlenmesi de anayasa ile yapılır.
Demokrasi, günümüz anlamıyla hükümet şekli olduğu gibi toplum hayatını düzenleme bakımından bir kurallar bütünüdür. Demokraside soy, sop, servet, ırk ve benzeri özellikler hiçbir kişiye, başkalarına karşı üstünlük sağlamaz.

Klasik Demokrasi: Avrupa'da feodalitenin yıkılıp merkezî krallıkların kurulmasından sonra, krallıkların güçlenmesi, aristokrasi - burjuvazi çekişmesine yol açmıştır. Bu deneme ilk defa ingiltere'de başlamıştır. Burjuvazi, krallık otoritesini sınırlamaya kalkışmış ve neticede "Milli hakimiyet" teorisi ortaya atılmıştır. Bu nedenle, devlete ait her türlü egemenliğin millete ait olduğu savunularak "Klasik demokrasi" kurulmuştur.

Klasik demokrasi üç bölüme ayrılır:
Doğrudan demokrasi
Yarı doğrudan demokrasi
Temsili demokrasi
Doğrudan Demokrasi
Demokrasi, halkın kendi kendini yönetimi olduğundan, doğrudan demokraside halk yasaların kabulü için toplanarak doğrudan doğruya karar alır. Doğrudan doğruya demokraside halk kendi kendini araya başka kimseler sokmadan yönetmektedir. Yani, yasaları toplanarak kendi yapmaktadır. Vatandaşlar büyük bir alanda toplanıp yapılacak kanunları görüşür, tartışır, kabul eder. Kanunları uygulayacak yöneticileri orada tespit eder. Doğrudan demokrasilerde halkın yaptığı bir tür parlâmentonun yaptığı iştir. Yani önemli kararları alır, yasa yapar ama bunun uygulanmasını yöneticilere bırakır. Eski Yunan site devletlerinde bunun uygulandığını görüyoruz. Ayrıca bugün az nüfuslu olan İsviçre'nin bazı kantonlarında da uygulanmaktadır.

3. Yarı Doğrudan Demokrasi
Yarı doğrudan demokrasi, temsilî demokrasiyle doğrudan demokrasiyi birleştiren bir demokrasi şeklidir. Halk temsilcilerini seçer, ancak çok önemli konularda, özellikle yasama alanında kendi karar alma yetkisini kullanır. Anayasa ve kanunlar halk oyuna sunulur. Ve halkın kabul etmesiyle yürürlüğe girer.

4. Temsilî Demokrasi
Halkın kendi kendini yönetmek için bir arada toplanarak karar alması güç olduğundan bu egemenliğini ve karar alma hakkını temsilcileri aracılığıyla kullanmak hakkına sahip olmalıdır.
Temsilî demokraside hukuki temel; seçmenlerle seçilenler arasındaki ilişkiyi belirten temsil yetkisine dayanmaktadır. Seçilen temsilciler millet adına kararlar alır. Ülkemizde milletin temsilcileri milletvekilleridir ve milletvekilleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde çalışırlar.

Liberal Demokrasi: Çoğunluğun meydana getirdiği iktidarın, azınlığın da haklarını güvence altına alan ve anayasa hükümleriyle sınırlanmış demokrasilere liberal demokrasi denir. Diğer bir adı da anayasal demokrasi dir.
Sosyal ve Ekonomik Demokrasi: Doğrudan doğruya, temsilî, liberal demokrasiyi ve bunların öne sürdüğü ilkeleri dikkate almaksızın toplumsal ve ekonomik farkları azaltma, servet dağılımındaki eşitsizliikten doğan farkları en aza indirmek gayesini güden demokrasiye sosyal ve ekonomik demokrasi denir.

5. Türkiye'de Demokrasinin Gelişimi
Türkiye'nin son 160 yıllık tarihi güçlü ve sürekli bir demokratikleşme gayretiyle doludur. Türkiye'nin, Batı'nın demokratik gelişmelerine katılışı ıslahat hareketleriyle başlamıştır. Sened-i İttifak adı verilen belgenin imzalanması ile padişahın bir kısım yetkileri kısıtlanmıştır. Devletin siyasî yapısında esaslı bir değişme gayesini güden Tanzimat hareketi de insan hak ve hürriyetlerine içinde bulunduğu çağa göre değer verir. Tanzimat Ferma-nı'nın okunmasından sonra harekete geçilerek yeni yasalar hazırlandı. Ülkede yaşayanların fikir yapıları gelişti. 1876'da Birinci Meşrutiyetle padişah II. Abdülhamit Kanun-i Esasî'yi ilan ederek yürürlüğe koymuştur. Bu yeni anayasaya göre padişahın yanında bulunacak bir meclisin varlığı kabul edildi, ikinci Meşrutiyet 1908'de ilan edildi ve anayasa değiştirildi.

Cumhuriyet Dönemi: 1920de TBMM açıldı. 1921 anayasasında "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir." denmek suretiyle demokratikleşme başlamıştır. 1923'te Cumhuriyet ilan edilmiş, 1924'te yeni bir anayasa kabul edilmiştir. Batının modern kanunları göz önünde tutularak, Medenî Kanun hazırlanmış ve 1926'da kabul edilmiştir. Bunun yanında Türk Ceza Kanunu ve Ticaret Kanunu yürürlüğe kondu. Bağımsız mahkemeler kuruldu. 1931'den sonra çok partili hayata geçiş denemeleri yapıldı, ancak bu denemeler başarılı olmadı. 1934'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. 1945'te çok partili hayata geçildi. 1950'de hâkim teminatı altında genel, gizli oy, açık sayım ve döküm esasına göre seçim yapıldı. 1961 yılında yapılan anayasa ile TBMM, Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi olarak iki meclise ayrılmıştı. Millet Meclisinde hazırlanan kanunlar Cumhuriyet Senatosunda görüşülürdü. Bu gelişmelerden de anlaşılacağı üzere, Türk Devleti Demokratikleşme sürecinde uzun bir yol almış, demokrasinin müesseseleri yerleşmiştir

Ekonominin Anlamı
insanlar yaşayabilmek için birtakım nesnelere ihtiyaç duyarlar ve bunları elde etmek için çalışırlar. Bu ihtiyaçların başında yiyecek, giyecek ve barınak gelir. İnsanların ve toplumların ihtiyaçları sınırsızdır. Fakat bu ihtiyaçları karşılamak için kullanılan kaynaklar sınırlıdır. Her ekonomik faaliyetin temelinde sınırsız ihtiyaçlarla, sınırlı kaynaklar arasında denge kurma amacı vardır. Ekonomi, ihtiyaçların sürekli olarak karşılanması amacıyla gerekli olan mal ve hizmetlerin en iyi şekilde elde edilmesini, dağıtılmasını ve tüketilmesini inceleyen bilim dalıdır. Nerede yaşarsa yaşasın, doğumundan ölümüne kadar insan, ekonomik düzenin ve ekonomik kurumların bir parçasıdır.insanların ihtiyaçlarını doğrudan doğruya karşılamaya uygun olan, üretilebilen ve doğada belirli bir miktarda bulunan vasıtalara mal denir.

Serbest mal: Elde edilmesi için herhangi bir emek ve çaba sarfedilmeyen mallardır. Miktarları ihtiyaçlardan çok fazladır. Değişim değeri taşımazlar. Örneğin; hava, güneş vb...

Ekonomik mal: Elde edilmesi için emek ve para harcanan ve değişime konu olan mallardır. Ekonomik malı, serbest maldan ayıran en önemli özellik, değişim değerinin olmasıdır.

Ekonomik mallar ikiye ayrılır:
Üretim malı: İhtiyaçlarımızı dolaylı olarak gideren ve özellikle yeni bir malın üretiminde kullanılan mallardır. Makine, traktör, hammaddeler vb...

Tüketim malı: İhtiyaçlarımızı doğrudan karşılayan mallardır. Gıda ürünleri, giyecek vb...
Bir mal hem üretim hem tüketim malı olabilir. Örneğin; Un ekmek fabrikasında ekmek üretiminde kullanırsa üretim malı, evlerimizde direk olarak tüketilirse tüketim malıdır. Ayrıca tüketim mallarını dayanıklı ve dayanıksız olarak ikiye ayırabiliriz.
Bir veya birkaç kullanımda yok olan mallar dayanıksız tüketim malı (yiyecek ve giyecekler), uzun yıllar kullanılan mallar dayanıklı tüketim malı (buzdolabı, otomobil, vb...).insan ihtiyaçları, sadece mallarla karşılanmaz. Toplumsal ve kültürel gereksinimleri karşılamak amacıyla yapılan bir takım faaliyetler vardır. Bunlara hizmet adı verilir.

2. Ekonominin Temel Unsurları
Ekonominin temel unsurları üretim, tüketim ve bölüşümdür.

a. Üretim: İhtiyaçların karşılanması amacıyla mal ve hizmet elde etmek için yapılan etkinliklerdir. Fayda, mal ve hizmetlerin ihtiyaçları karşılama özelliğidir. Üretim, bir malın miktarını artırarak ondan daha çok insanın yararlanmasını sağlayabileceği gibi, bir malın daha çok fayda yaratacak duruma getirilmesini de sağlayabilir. Bir malın faydasını artırmanın çeşitli yolları vardır ve bunların hepsi de üretim sayılır. Bir malın şekli, dokusu, yeri ya da zamanı değiştirilerek faydası artırılabilir.
Üretimin gerçekleşebilmesi için birtakım unsurların bir araya gelmesi gerekir. Bunlar doğa, emek, sermaye ve girişimdir.
Doğa: Üretim için gerekli olan yeri, enerjiyi ve ham maddeyi bize verir. Yer altı ve yer üstü zenginliklerini içine alır.

Emek (İşgücü): Üretimin temel faktörüdür. Üretime katılan her türlü insan kaynağı emek diye adlandırılır.

Sermaye: Üretimin sayısını ve kalitesini artırmada kullanılan bütün araç ve gereçlere sermaye adı verilir.

Girişim (teşebbüs): Tabiat, iş gücü ve sermaye unsurlarını en uygun ve verimli koşullarda birleştiren faktördür. Bunu gerçekleştirene de müteşebbis veya girişimci denir.

b. Tüketim ve Tasarruf: Tüketim ihtiyaçlarımızı gidermek amacıyla mal ve hizmetlerden yararlanmaktır. Üretim yapmak üzere bir maldan yararlanmak tüketim sayılmaz. Örneğin; Isınmak için sobada kömür yakıyorsak tüketimdir. Ancak üretim amacıyla fabrikada kömür kullanıyorsak tüketim değildir.
Üretime yapılan katkı karşılığında belirli bir sürede elde edilen değerlerin toplamına gelir denir. Böylece, işçi emeğinin karşılığı olarak ücret, sermaye sahibi üretime yatırdığı sermaye için faiz, toprak sahibi üretime ayırdığı arazi, bina vb... kaynaklar için rant, girişimci de başardığı ekonomik ve teknik fonksiyonların karşılığı olarak kâr alır. Bu özelliğe göre, milli gelirin oluşumuna katılmanın karşılığı olmayan sadaka, bağış gibi girdiler gelir değildir..
Gelirin tüketim amacıyla kullanılmayan, bir kenara ayrılan kısmına tasarruf denir. Tasarruflar gönüllü ve zorunlu tasarruflar olarak ikiye ayrılır. Gönüllü tasarruf, bireylerin ve kurumların kendi istekleriyle yaptıkları tasarruflardır. Zorunlu tasarruf ise devlet ya da kurumlarca yapılır. Örneğin; vergi, sigorta primi zorunlu tasarruftur. Tasarrufların yeni bir üretim kapasitesi oluşturmak için kullanılmasına yatırım adı verilir.

c. Bölüşüm: Üretim sonunda elde edilen malların ve değerlerin üretime katılanlar arasında paylaşılmasına (ücret, faiz, rant, kâr) bölüşüm denir. Bir ülkede bir yıl içinde üretilen mal ve hizmetlerin parasal değerlerinin brüt toplamına gayri safi millî hasıla (GSMH) denir. Gayri safi millî hasıladan sermaye mallarının yıpranma payını (amortisman) çıkarınca safi millî hasıla elde edilir. Safi millî hasıladan dolaylı vergiler düşülünce net millî gelireulaşır. Millî gelirin ülkenin nüfus sayısına bölünmesiyle elde edilen miktar kişi başına düşen millî geliri verir. Millî gelirin bu şekilde dağılmasına bireysel dağılım denir. Millî gelir bir toplumungelişmişlik düzeyinin temel göstergesini oluşturur.Öte yandan millî gelir, üretime katılan unsurlar (doğa - emek - sermaye - girişim) arasında dağılıyorsa fonksiyonel (işlevsel) bölüşüm adını alır.

İş bölümü: Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve pazarlanması sırasında işlerin farklılaşmasına bağlı olarak, farklı işlerin farklı kişilerce yapılmasına iş bölümü adı verilir, işbölümünü doğal, meslekî ve teknik olmak üzere üçe ayıralabiliriz.

Doğal iş bölümü: Yaşa ve cinsiyete dayalı olarak yapılan işbölümüdür. İlkel toplumlardan beri görülen iş bölümü biçimidir.

Mesleki iş bölümü: Bu iş bölümü işlerin farklılaşmasından doğar. İşin doktorluk, avukatlık, terzilik vb... çeşitli mesleklere ayrılmasıdır.

Teknik iş bölüm: İşin kendi içinde bölümlere ayrılarak yerine getirilmesidir. Daha hızlı ve daha fazla üretim yapmak amaçtır.
Para ve para ile ilgili kavramlar: Bir mal ya da hizmetin, başka bir mal, hizmet ya da para ile değiştirilmesi işlemine değişim denir. Günümüzde değişim para ile yapılır. Para değer ölçüsü olarak kullanılır, böylece malların değerini ölçer ve karşılaştırılmalarını sağlar. Para sayesinde değişim kolaylaşmıştır. Paranın saklanması ve korunması kolay olduğu için aynı zamanda bir biriktirme aracıdır.

Enflasyon: Bir ülkede değişim aracı olan paranın, ihtiyaçtan çok miktarda piyasaya sürülmesi, bu nedenle paranın satın alma gücünün sürekli düşmesi olgusudur. Enflasyonda fiyatlar hızlı ve sürekli olarak yükselir. Bu yükselişin başlıca iki nedeni vardır. Tasarruftan çok yatırım yapmak, ikinci nedeni ise, toplumdaki bir sınıf, millî gelirden fazla pay alınca diğer sınıflar buna karşı ürettikleri mallara zam yapar bu da fiyatların yükselmesine neden olur. Fiyatların sürekli yükselmesi ithalatın artmasına, ihracatın azalmasına da yol açar.

Devalüasyon: Millî para değerinin, altın ya da yabancı devlet paralarına göre devlet eliyle düşürülmesidir. Enflasyon sonucu para değerinde oluşan iç ve dış piyasa farkını kapatmak için devalüasyona başvurulur. Devalüasyon ithalatı azaltır, ihracatı artırır. Ancak ülke düzeyinde üretimi artırıcı önlemler alınmamışsa, satılacak mal olmayacağı için devalüasyonun bir anlamı kalmaz.

Deflasyon: Enflasyonun tersi olan bir durumdur. Piyasadaki mal miktarına göre para miktarının az olması ve paranın değerinin artmasıdır. Deflasyona göre para miktarının az olması ve paranın değerinin artmasıdır. Deflasyona genellikle enflas-yonist eğilimlerin azaltılması için baş vurulur. Bu amaçla toplam talep ve ithalat kısılır, para hacmi daraltılır, krediler azaltılır ya da dondurulur. Kamu ve özel kesim harcamaları kısıtlanır. Vergiler ve faiz oranları arttırılır.
Deflasyon olumsuz sonuçlara da yol açar. Ekonomide durgunluk, işsizlik, bazı işletmelerin çökmesi gibi...

Revalüasyon: Millî para değerinin, altına ya da dövize karşı yükseltilmesidir. Genel olarak ihtiyaçtan fazla altın ve döviz birikmesi sonucu oluşur.

3. Ekonomik Sistemler Toplumun ekonomik düzenini, ekonomik etkinliklerinin örgütlenme biçimini ve üretim teknolojisini belirleyen sistemlerdir. Bunlar ekonominin temel sorunu olan, hangi malların kimler için, hangi yöntemlerle üretileceği sorununa farklı çözümler getirir. Başlıca ekonomik sistemler; kapitalist, sosyalist ve karma ekonomi sistemidir.

a. Kapitalist Ekonomi Sistemi: Bu sistemin özünü, üretim araçlarının özel kişilerin elinde toplanması oluşturur. Bu sistem kâr elde etme isteği,piyasa ekonomisi ve özel mülkiyet esasına dayanır. Bu düzende üretime ilişkin kararlar, piyasalarda alınır. Bunlar mal, emek ve para piyasalarıdır.Bu piyasalar serbest rekabet ve kişisel teşebbüs ilkesine göre işler. Çalışanların sömürülmesine olanak sağlaması, gelir dağılımındaki uçurumu genişletmesi, kaynak israfına neden olması, ekonomik bunalımları önleyememesi, emek ile sermaye yani işçi sınıfı ile kapitalist sınıf arasında çatışmaya yol açması, kapitalizmin öncelikli sakıncalarıdır.'

b. Sosyalist Ekonomi Sistemi: Bu sistem birçok yönüyle kapitalist ekonominin karşıtıdır. Bu sistemde ekonomik hayat devlet tarafından yürütülür ve denetlenir. Önemli üretim araçları devletin tekelindedir. Toplum çıkarlarına öncelik tanınır. Kâr amacı ikinci plandadır. Sosyalist ekonomi-, insanlara özgürlük tanımadığı, bireyi topluma feda ettiği için eleştirilmiştir. Bu sistemde de eşitsizlikler ortadan kaldırılıp sosyal adalet sağlanamamaktadır. Çünkü merkezî planlamayı yöneticiler yapar ve uygular. Bu nedenler özneldir.

c. Karma Ekonomi Sistemi: Adından da anlaşılacağı gibi kapitalist ekonomi sistemi ile sosyalist ekonomi sisteminin bir sentezi görünümündedir. Burada kişi çıkarları ve kamu çıkarları bağdaştırılmak istenmiştir. Ancak sistem daha çok kapitalizmin özelliklerini içerir. Küreselleşme ve özelleştirmenin geçerlilik kazandığı günümüzde, karma ekonomi sisteminin giderek kapitalist sistemle bütünleşmekte olduğu gözlenmektedir.
Karma ekonomi sisteminde, piyasa ve fiyat mekanizması esas alınmakla birlikte bu uygulamalardan toplum zararına sonuçlar çıkmaması için demokratik planlamaya önem verilir. Kamu girişimciliği ve özel girişimcilik ekonomide birlikte yer alır ve birbirini destekler.
Ekonomik gelişme, bir toplumun ekonomisindeki bir ekonomik yapıdan diğerine geçişi anlatır. Örneğin; Tarım toplumu olmaktan, sanayi toplumu olmaya geçiş gibi. Ekonomik büyüme ise bir yapı değişikliği olmaksızın var olan ekonomik sistemdeki bir değer artışını ifade eder. Örneğin; bir tarım toplumunda yıllık tahıl üretimindeki artış gibi. Ekonomik büyüme sonucu toplumun gelir düzeyi yükselir. Gelir düzeyi yükselince tasarruflar artar. Dolayısıyla yatırıma ayrılan pay fazlalaşır. Bu sermaya birikimi, ekonomik gelişmenin temelidir. Atatürk'e göre, ekonomik ve toplumsal konular, hem devletin hem bireylerin çıkarlarıyla ilgilidir. Bu nedenle, bu konularda sadece bir tarafa ağırlık verilmesi yanlıştır. Devletçilik uygulaması da bu doğrultuda yapılmalıdır. Ona göre devlet, bireyin gelişmesi için gerekli koşulları göz önünde bulundurmalıdır. Bireyin kişisel etkinliği, ekonomik kalkınmanın kaynağı olarak kalmalıdır. Bireylerin kişisel olarak yapamadıkları işleri ise devlet üstlenmelidir. Devlet ve özel teşebbüs, birbirine karşı değildir, birbirinin tamamlayıcısıdır.

ay_yuzlum
02-04-2010, 14:03
ANAYASAMIZ
Anayasa, tüm yasaların temelinde yer alır. Devletin şeklini, yapısını, organlarının görev ve yetkilerini, bunların birbirleriyle olan ilişkilerini, şahısların temel hak ve hürriyetlerini düzenler. Diğer kanunlar anayasaya aykırı olamaz. Anayasalarda değişiklik yapmak çok güçtür. Ancak değişen toplum şartlarıyla beraber toplumun değişen ihtiyaçlarına cevap vermediği düşünülürse zor da olsa değişiklik yapılabilir.

1. Anayasanın Değiştirilmeyecek Hükümleri
Anayasanın bazı maddeleri değiştirilemez. Bunlar,
Anayasanın devletin şeklini belirten 1 'inci maddesi "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir." Anayasanın Cumhuriyetin niteliklerini belirten 2'inci maddesi "Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir." +■ Devletin bütünlüğü, resmi dili, millî bayrağı, millî marşı ve başkentini belirten 3'üncü madde "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçe'dir. Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı bayraktır. Millî marşı istiklâl Marşı'dır. Başkenti Ankara'dır." Anayasamızın bu maddelerinde yazılı olan hükümler değiştirilemez. Hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Fakat bunlar dışındaki maddelerde toplum ihtiyaçları göz önüne alınarak usulüne uygun bir şekilde değişiklik yapılabilir.

2. Anayasamızınn Genel Esasları
a. Devlet şekli: (Anayasa madde 1) "Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir."
Cumhuriyet yönetiminde yöneticiler seçimle iş başına gelir. Toplum düzenin milletin seçtiği temsilcilerin yaptığı kanunlar düzenler.

b. Cumhuriyetin nitelikleri (Anayasa madde 2)
Atatürk milliyetçiliğine dayalı olması : Irk, din, dil ayrımı yapmaksızın, Türk vatan ve milletinin bölünmez bir bütün olduğu, Türk Devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılması gerektiği, temel inancına dayanır. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı bir devlettir. Bu milletin bütün fertleri; kaderde, kıvançta ve tasada ortak duyguları paylaşır, Türk millî birlik ve beraberliğin her şeyin üstünde olduğuna inanır, egemenliğin kayıtsız ve şartsız milletin olduğunu bilir.

Demokratik devlet olması: Demokratik devlet, halkın devlet yönetimine katılması esasına dayanan devlettir. Türkiye Cumhuriyeti demokratik bir devlettir. Bütün fertler temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Vatandaşların seçme, seçilme ve halk oylamasına katılma hakları vardır.

Lâik devlet olması: Lâik devlet, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran devlettir. Türkiye Cumhuriyeti lâik bir devlettir. Devlet işleri dini temele otur-tulmamıştır. Devlet inanç ve ibadetlere karışmaz. Herkes inandığı dine uygun ibadetler yapmakta serbesttir.

Sosyal devlet olması: Sosyal devlet, fertlerin sosyal ve ekonomik durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı, sosyal adalet ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir.
Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir devlettir. Bunun için ailenin korunması, çalışanların sosyal ve ekonomik tedbirlerle korunması, adaletli bir ücret politikası izlenmesi, topraksız çiftçilerin topraklandırılması gibi tedbirler alınmasını amaçlar.

Hukuk devleti olması: Vatandaşlara teme hak ve hürriyetleri tanıyan, yürütme organlarınır ve idare makamlarının hukuka bağlılığını sağla mak suretiyle vatandaşlara hukuki güvenlik bahse den devlettir. Hukuk devleti olabilmesi için; hail oylamasıyla kabul edilmiş bir anayasanın olması
bu anayasada temel hak ve hürriyetlere yer verilmesi ve mahkemelerin bağımsız olması gerekir.

c. Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı,
millî marşı ve başkenti (Anayasa madde 3)
Türk devleti vatanıyla ve bu vatanın üstünde yaşayan birbiriyle kaynaşmış milletiyle bir bütündür. Parçalanamaz, bölünemez. Asırlardan beri Türk milletinin konuştuğu dil Türkçe'dir. Dilimiz, milletimizin kaynaşmasını, birlik ve beraberlik içinde yaşamasını sağlayan önemli unsurlardandır.
Devletimizin bayrağı, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Bayrağımız, Devletimizin bağımsızlığının sembolüdür. Yine anayasamızın üçüncü maddesinde Millî marşımızın İstiklâl Marşı, başkentimiz Ankara olduğu belirtilmektedir.

d. Devletin Temel Amaç ve Görevleri (Anayasa madde 5)
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel amaç ve görevleri bu maddede yer almaktadır. "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.

e. Millî Egemenlik (Anayasa madde 6)
"Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir."
Türk milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz."

f. Yasama Yetkisi (Anayasa madde 7)
"Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi'nindir. Bu yetki devredilemez."g. Yürütme Yetkisi ve Görevi (Anayasa madde 8)
"Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir."

ay_yuzlum
02-04-2010, 14:04
Cumhurbaşkanı Seçilebilme Şartları (Anayasa madde 101)
Bir kimsenin Cumhurbaşkanı seçilebilmesi koşullara bağlıdır:
40 yaşını doldurmuş olmak Yüksek öğrenim görmüş olmak TBMM dışında bir kişinin Cumhurbaşkanlığına aday olabilmeki çin, TBMM üyelerinden en az, üye tam sayısının 1/5 inin yazılı önerisi ile aday gösterilebilir. TBMM üyesi olmak ya da (TBMM'nin dışından adaylar için) milletvekili olabilme koşullarını taşıyor olmak TC. vatandaşı olmak Cumhurbaşkanını TBMM seçer, görev süresi yedi yıldır. Bir kişi ancak bir defa Cumhurbaşkanı olabilir. Partilerden birinden olan Cumhurbaşkanının millvtvekilliği ve parti üyeliği sona erer.

h. Yargı Yetkisi (Anayasa madde 9)
"Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır."

ı. Kanun Önünde Eşitlik (Anayasa madde 10) "Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." Bu madde ile insanlar arasında hiçbir fark gözetilmeyeceği belirtilmiştir..
Devlet organları ve idarî makamlar bütün işlerinde, insanlar arasında ayrım yapmadan devlet faaliyetlerini yürütmek zorundadır.

i. Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü (Anayasa madde 11)
"Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar anayasaya aykırı olamaz." denilmek suretiyle anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıklanmıştır.
Devletin bütün organları ve fertler anayasa kurallarına uygun davranmak zorundadırlar. Hiçbir kanun da anayasaya aykırı olamaz.

3. Anayasamızın Dayandığı Temel İlkeler
a. Türk Milliyetçiliği: Anayasamızın ikinci
maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Atatürk Milliyetçiliğine bağlı bir devlet olduğu belirtilmektedir.Atatürk Milleyetçiliğinden anlamamız gereken ortak bir geçmiş, birlik ve beraberlik içinde gelecektede ortak olma duygusudur. Bir arada yaşayan fertlerin millet olarak ortak bir geçmişe ve ortak bir geleceğe sahip olmalarıdır.
Atatürk Milliyetçiliği; millî menfaat ve karşılıklı sevgi ile birbirine bağlı, aynı yurdun çocukları olmanın mutluluğunu duyan, kaderde, kıvançta ve tasada bölünmez bir bütün olan, insanların birara-ya getirdiği topluma dayanan Türk Milliyetçiliğidir. Türk Milliyetçiliği; Türk'ün vatan ve millet severli-ğinden, vatanı ve milleti için yaptığı fedakârlıklardan ve bu konudaki inançlardan oluşmuştur.

b. Atatürk İlke ve İnkılâplarına Bağlılık:
Atatürk'ün inkılâpları ve bu inkılâpları gerçekleştirmek için temel aldığı ilkeler, anayasamızın başlangıç ve diğer maddelerinde yer almaktadır.
Anayasamızda; Atatürk ilkeleri olan "Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Lâiklik ve inkılâpçılık" ilkeleri temel alınmak suretiyle, bu ilkelere bağlı kalınmış ve Atatürk İnkılâplarının da korunması amaçlanmıştır.
Bu inkılaplar şunlardır:
3 Mart 1924 Tenhid-i Tedrisat (Eğitim Öğretim Birliği)
• 25 Kasım 1925 Şapka Kanunu
30 Kasım 1925 Tekke, Zaviye, Türbelerin Kapatılması Kanunu
17 Şubat 1926 Türk Medeni Kanunu
#- 1 Kasım 1928 Yeni Türk Harflerinin Kabulü Kanunu
1 Kasım 1934 Lakap ve Unvanların Kaldırılması Kanunu
Anayasamızın dayandığı diğer temel ilkeler arasında, temel hak ve hürriyetler, demokratik devlet anlayışının benimsenmesi de bulunmaktadır.

4. Türk Anayasasına Göre Devlet Organları
a. Yasama Organı: Anayasamız yasama yetkisini Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisine vermiş ve bu yetkinin devredilemeyeceğini
açıkça belirtmiştir. O halde yasama organı TBMM'dir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletçe genel oyla seçilen beşyüzelli milletvekilinden oluşur (Anayasa mad. 75). Seçilme yeterliliğine sahip ve 30 yaşını doldurmuş olan her Türk vatandaşı milletvekili seçilebilir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimleri beş yılda yapılır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkileri Anayasamızın 87'nci maddesinde şöyle belirtilmiştir: "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin görev ve yetkileri, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Bakanlar Kurulunu ve bakanları denetlemek, Bakanlara Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek, bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına ve savaş ilanına karar vermek, milletlerarası antlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, Anaya-sa'nın 14'üncü maddesindeki fiillerden dolayı hüküm giyenler hariç olmak üzere genel ve özel af ilanına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek ve Anayasanın diğer maddelerinde öngörülen yetkileri kullanmak ve görevleri yerine getirmektir." Maddede öngörülen diğer görevler arasında Cumhurbaşkanını seçmek görevi de vardır. Türkiye Büyük Millet Meclisi; denetleme yetkisini soru, Meclis araştırması, genel görüşme, gensoru ve Meclis soruşturması yollarıyla kullanılır.

b. Yürütme Organı: Devletin üç temel görevinden biri olan yürütme, TBMM'nin kabul ettiği kanunların uygulanmasıdır. Yani yasama ve yargı dışında kalan işlevler olarak kabul edilebilir. Devlet toplumun düzen ve refahını sağlamak amacıyl; meclis tarafından çıkarılan kanunları uygulayarak millete hizmet eder.
Anayasamızın 8'inci maddesi "Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır, yerine getirilir." demektedir. Cumhurbaşkanı hem devletin hem yürütme organının başıdır.
Görev süresi yedi yıldır. Bir kişinin iki kez bu göreve seçilmesi mümkün değildir. Cumhurbaşkanı seçilebilmek için kırk yaşını doldurmuş olmak ve yüksek öğrenim yapmış olmak gereklidir.

Cumhurbaşkanının Görev ve Yetkileri (Anayasa madde 104)
a) Yasama İle ilgili Olanlar
Gerektiğinde TBMM'yi toplantıya çağırmak Kanunları yayımlamak Kanunları tekrar görüşmek üzere TBMM'ye geri göndermek +■ Kanunların, kanun hükümündeki kararnamelerin TBMM iç tüzüğünün, tümünün veya gerekenlerinin Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmak
TBMM seçimlerinin yenilenmesine karar vermek

b) Yürütme İle İlgili Olanlar
Başbakan atamak ve istifasını kabul etmek Başbakanın teklifi üzerine bakanları atamak, görevlerine son vermek Gerektiğinde Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmek, Bakanlar Kurulunu toplantıya çağırmak
Yabancı devletlere Türk devletlerinin temsilcilerini göndermek, yabancı devlet temsilcilerini kabul etmek
Milletlerarası antlaşmaları onaylamak ve yayımlamak
TBMM adına Türk Silahlı Kuvvetlerinin Başkomutanlığını temsil etmek Türk Silahlı Kuvvetlerin kullanılmasına karar vermek
Genel Kurmay Başkanını atamak
Milli Güvenlik Kurulu'nu toplantıya çağırmak
Milli Güvenlik Kurulu'na başkanlık etmek Bakanlar Kurulu kararıyla sıkıyönetim veya olağanüstü hâl ilan etmek, kanun hükmünde kararname çıkarmak Kararnameleri imzalamak Sürekli hastalık, sakatlık, yaşlanma sebebi ile kişilerin cezalarını hafifletmek, kaldırmak Devlet Denetleme Kurlu üyelerini ve başkanını atamak Devlet Denetleme Kuruluna inceleme, araştırma, denetleme yapmak Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) üyelerini seçmek
Üniversite Rektörünü Seçmek

c) Yargı İle İlgili Olanlar
Anayasa Mahkemesi üyelerini seçmek Danıştay üyelerinin dörtte birini seçmek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısını seçmek Askerî yargıtay üyelerini seçmek *- Askerî Yüksek idare Mahkemesi üyelerini seçmek Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulu üyelerini seçmek Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Bakanlardan oluşur. Başbakan parlâmento çoğunluğunun siyasi lideridir. Başbakan Cumhurbaşkanı tarafından TBMM üyeleri arasından atanır. Bakanlar TB.M.M. üyeleri arasından veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir, Cumhurbaşkanınca atanır. Bakanlar Kurulu hükümet programını hazırlar, program TBMM'de okunur ve güvenoyuna sunulur. Güven oylaması sonucu kabul edilirse Bakanlar Kurulu çalışmalarına başlar. Hükümet güvenoyu alıp çalışmalarına başladıktan sonra da meclis tarafından denetlenir. Meclis bu denetleme işini soru, genel görüşme, Meclis araştırması, Meclis soruşturması ve gensoru şekillerinde yapar.

Başbakanın Görevleri
Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder Bakanlıklar arasında işbirliğini sağlar Her bakanı denetler Başbakan, emiri altındakilerin eylemlerinden sorumludur.
Başbakan, bakanların görevlerini kanunlar yönünden gözetler, önlemler almakla yükümlüdür.

TBMM'nin Hükümeti Denetlemesi
1. Genel Görüşme: Toplumun ve denetim çalışmalarını TBMM Genel Kurulunca Görüşülmesine denir.
2. Meclis Araştırması: Bilgi edinmek amacıyla yapılan incelemeye denir. Bu, komisyonlar kurularak yapılır.
3. Meclis Soruşturması: Başbakan veya bakanların görev ve yetkileriyle ilgili cezaların araştırılmasını sağlar.
4. Soru: Bakanlar Kurulu adına, sözlü veya yazılı, başbakan veya bakanlardan bilgi isteme
5. Gensoru: Başbakan veya bakanların siyasi yönden sorumluluğu ile ilgili hükümetin düşmesine veya görevden uzaklaştırılmasına yol açar.

c. Yargı Organı: Anayasamızın 9'uncu maddesine göre "Yargı yetkisi, Türk Milleti adın a Bağımsız Mahkemelerce kullanılır."
Hakimler görevlerinde bağımsız olup Anayasaya, kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
Yargı organının yüksek mercileri Yargıtay, Danıştay, Askerî Yüksek îdari Mahkemesi, Askerî Yargıtay, Uyuşmazlık Mahkemesi, Sayıştay, Anayasa Mahkemesi'dir.
Anayasamızın yargı organları ile ilgili olarak düzenlediği kuruluşlardan biri de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruludur. Kurulun Başkanın Adalet Bakam'dır. Bu kurul adlî ve idarî yargı hakim ve savcılarının özlük işleri hakkında karar verir.
Hak, Özgürlük, Sorumluluk
Demokrasi, kişi hak ve hürriyetlerini temel alan bir yönetim şeklidir. Hak, bir eylemde bulunma veya başkalarından belirli bir tarzda davranmalarını isteme yetkisidir. Demokrasilerde kişiler temel hak ve hürriyetlere doğuştan itibaren sahip olurlar. Devlet kişilerin hak ve hürriyetlerini korur ve güvence altına alır. Bazı haklar, zamanla ve toplumdan topluma değişiklik gösterir. Aynı toplumda var olan bir hak, zamanla ortadan kalkabilir. Örneğin, ülkemizde Cumhuriyet dönemi öncesinde kız çocukların evleneceği erkeği önceden seçme hakkı yoktu. Gelişmiş bir toplumda bireylere tanınmış olan bir hak, gelişmemiş toplumda tanınmamış olabilir.
Özgürlük, kişinin başkalarına zarar vermeden dilediğini yapabilmesidir. Bir bireyin özgürlüğü bir başkasının özgürlüğünün sınırında bitmelidir. Özgürlük, insanların doğuştan sahip oldukları vazgeçilmez ve devredilemez bir haktır. Haklar ise özgürlükleri gerçekleştirmek için bireylere tanınan yetkilerdir. Özgür olmak bireye çeşitli sorumluluklar da getirir. Sorumluluk, kişinin eylemlerinin sonucunu üstlenmesidir.
Anayasamızın 12'inci maddesinde hak ve özgürlük kavramları ile ödev ve sorumluluk kavramları arasında doğal olarak var olan bu bağlantı güzel bir şekilde vurgulanmıştır. "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder."
2. Temel Hak ve Hürriyetlerin Sınırlanması
Kişilerin hak ve hürriyetleri sınırsız değildir. Toplumda herkes aynı şekilde hak ve hürriyetlere sahiptir ve sınırlama olmazsa bunlar birbiriyle çatışabilir. Temel hakların sınırlamasını bazı özel durum ve koşullara tâbi tutan genel ilkeler Anayasa kuralı haline getirilmiştir. Anayasamızın 13'üncü maddesine göre temel hak ve hürriyetler; Türk Devleti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, Millî egemenliğin, Cumhuriyetin, Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel asayişin, kamu yararının, genel ahlakın ve genel sağlığın korunması amacıyla ve ayrıca Anayasanın ilgili maddelerinde öngörülen özel sebeplerle, anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak kanunla sınırlanabilir.

Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılmaması
Kişiler sahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kötüye kullanabilir. Anayasa madde 14 te hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmasının önlenmesi amaçlanmıştır.
"Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.
Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir."

4. Temel Hak ve Hürriyetlerin Kullanılmasının Durdurulması
Bazı durumlarda, temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulması gerekebilmektedir. Bu durumlar Anayasa madde 15'te belirtilmiştir. "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirtilen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler ile, ölüm cezalarının infazı dışında, kişinin yaşam hakkına, maddi ve manevi varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararıyla saptanana kadar kimse suçlu sayılamaz."