10 Günde 10 Kilo Vermenin 10 Yolu

Konusu 'Güncel Diyet Haberleri' forumundadır ve didosh tarafından 28 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    28 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : didosh
  1. didosh

    didosh Popüler Üye Üye

    Katılım:
    7 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.524
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    10 Günde 10 Kilo Vermenin 10 Yolu konusunda en ufak bir fikrim yok. Böyle bir kaç yol var mı bunu da bilmiyorum. Ama varsa bile çok sağlıksız birşeydir 10 günde 10 kilo vermek, aklınızda bulunsun.

    Başlığı sadece dikkat çekmek için yazdım. E madem ki çekmişim dikkatinizi, haydi siz de ona katılın okuyun bakalım neler yazmışım.

    Diyet ya da rejim olarak bilinen ve nedense "alınmış kiloları geri verme" olarak değerlendirilen fenomenden bahsetmek istiyorum bu gün.

    Öncelikle bir konuya açıklık getirmek isterim ki "alınmış kiloları geri vermek" kesinlikle söz konusu değildir. Sadece "kilo" olarak adlandırılan ve oranızda buranızda birikmesinden hiç de memnun olmadığınız "yağ" dokusunu eritiyorsunuz. Bu eriyen doku da, doğal yollarla vücudu terk ediyor. Kimseye bir şey vermiyorsunuz.

    Vermiyorsunuz derken diyetisyenlere ( neden rejimisyen de denmiyor acaba), sizi zayıflatmayı vaadeden ilaçlara ( ki bunlar söz konusu firmalarla tuvalet kağıdı firmaları tarafından ortak olarak üretiliyorlar), sizi şişmanlatmayacağını ama tok tutacağına yemin eden bilimum gıda maddesine bir sürü para veriyorsunuz tabi.

    Üstelik de bu parayı, vakti zamanıdna para vererek aldığınız, afiyetle yediğiniz ve vücüdunuzda kilo olarak biriken şeyleri yok etmek için veriyorsunuz. Hayır, insanın kendi evindeki tuvaleti paralı yapması gibi bir olay bu. Neyse felsefî irdelemeye daha fazla girmeyeyim..

    En sevdiğiniz pantolonunuz, artık içine giremediğiniz için en nefret ettiğiniz pantolonunuz olup da en sevmediğiniz o eski pantolonunuz içine tek girebildiğiniz favori pantolon haline geldiğinde; kemerinizi görerek değil de el yordamıyla bağlamaya ( kemer ne yapılır sahi ? bağlanır ? iliklenir ? kapatılır ? ) başladığınızda; çok yemek yedikten sonra ovuşturmaya başladığınız göbeğiniz artık ovuşturulmak için ikinci bir ele hatta kişiye daha ihtiyaç duyduğunda; eskiden bir jiletle 3 defa traş olabildiğiniz halde, artık her traş için yeni bir jilet kullanmanız gerektiğinde anlarsınız ki vücudunuz eskisinden daha genişlemiş ve artık yediklerinize dikkat etmeniz lazım.

    Zaten bir süredir "dana gibi oldum oğlum sen" ile "siz biraz kilo mu aldınız efendim son zamanlarda" arasında değişen şekillerde size yapılan geri bildirimler de bunu işaret etmekteydi. Zaten sizin "yemekten sonra oluyor" diye düşündüğünüz "şişkinlik" hem her daim olmakta, hem de göbekten yanlara, yukarılara ve hatta yanaklara ve hatta hatta gıdı olarak bilinen ve eskiden kravat takmak için elinzle geriye itmenize gerek duymadığını o şirin bölgeye doğru yayılmaktaydı. Zaten beyefendiciğim, eskiden sütyen takmaya ihtiyaç duymuyordunuz.

    Sizin ısrarla "iki gün az yesem çıta gibi olurum" dediğiniz vücut ölçünüz son 1 haftadır kimselere çaktırmadan "az" yemenize rağmen hala bir kalas için bile yontulması gereken boyutlarda duruyor ve en acı olanı basküle çıktığınızda kadranı göremediğiniz için durumun vehametinin sayısal değeri hakkında da bir bilgi sahibi olamıyorsunuz.

    Ve bu saydıklarım ya da benzer başka sebepler sonucunda zayıflamaya karar veriyorsunuz.

    Zayıflamanın ilk aşaması "düzenli yemek yersem zayıflarım" olarak bilinen, kilolarından şikayetçi olduğunu kimseye ( ve hatta kendine bile) çaktırmadan dahil olunan eylemlerden oluşur. Ama çok kısa bir sürede bunun hiç bir işe yaramadığı anlaşılır ve bir sabah Müsleheddin Efendi'nin getirdiği çayın yanındaki şekerler tepsiye burakılmak suretiyle "diyet" herkese ilan edilir.

    Bu kritik nokta atlandıktan sonra ne tür bir rejim yapacağınız konusu, siz hariç herkesin tek amacı olur. Üstelik dünya üzerindeki rejim "tarfileri", "günde 72 öğün istediğini ye" ile "haftada tek öğün, sadece süt" arasında değiştiği için bu iş onlar büyük bir kaosa dönüşür. Sizin için ise büyük bir kabusa. Etrafınızdaki insanların nasıl birer diyet uzmanı olduklarına şaşırıp kalırsınız.

    Sizin yemeklerden uzak durmak istediğiniz o kritik anlarda saatte 4 kişi ortalamasıyla birisi size " yeğenimin bir arkadaşı vardı, adı asuman, bir diyetisyene gitmiş acayip kilo vermiş" , "köfte ile sarmısak yersen kilo aldırmıyor benim halamgil bu sayede 1 yılda 12 kilo verdi" , "iki litre saf alkol alıp içine kirpi idarı karıştırıyorsun, bunu 3 ay dolapta bekletiyorsun sonra her sabah 1 kaşık içiyorsun, diyete bile gerek yok çakı gibi olursun", "yeğenimin diyetisyene giderek kilo veren arkadaşı asuman, şimdi mankenlik yapıyor" , "abi peyniri böyle tavada çeviriyorsun o biraz eriyor, içine bol kıyma, iki de yumurta kırıyorsun, sonra bombolobülübülü alkoloidi alıyorsun ondan bir kaşık ekliyorsun buna, onu yiyorsun harika bir şey" , "ebegümecini haşlayıp suyunu iç", "ya sabah geciktim kusura bakmayın, yeğenimin bir arkadaşı vardı asuman, o vefat etmiş, gencecik kız, cenazeye gitmem gerekti" tarzında tarifler veriyor.

    Bu arada sizin duyup sevip benimsediğiniz bir program zaten var ama her tarifle o biraz daha "güme" gidiyor. Hem karnınız açıkıyor hem de bu kadar çok rejim alternatifi olmasına rağmen, hala bu kadar çok şişman insan olduğunu görerek umudunuzu yitiriyorsunuz. Siz yemekten uzak durmak isterken, muhtelif rejim önerileri altında günde onlarca menü kulağınızın önünden geçiyor. E beyin de iki kulak arasında malum... ( arş: iki arada bir derede kalmak)

    Sizin diyetiniz başkalarının derdi olmaktan çıktıktan sonra, siz de artık planladığınız diyeti rahatlıkla uygulayabilmeye başlıyorsunuz. Ama bu da kısa sürüyor. Zira çok az bir zaman sonra sizin diyet amacıyla yaptığınız her davranış çevrenizde sessiz bakışmalara neden oluyor. Ve bu bakışmaların altında yatan anlam ise hep aynı : "Hiç bir işe yaramıyor, benim dediğimi yapsaydı şimdiye incecik olmuştu"

    Siz bütün bunların arasında inatla aklınıza koyduğunuzu yapıyorsanız, kilo konusunda bir gerileme kaydetmeseniz bile sabır olarak büyük bir ilerleme kaydediyorsunuz. Sonuçta belki amaçladığınız kadar kilo veremiyorsunuz ama sakin ve huzurlu birisi oluyorsunuz.

    Yok eğer bir kaç gün sonra , açlık ve sinir birleşiyor ve oda arkadaşlarınızdan birisine saldırıp ısırmaya başlıyorsanız, öğlen pastanede bekliyorum sizi; ben de az önce müdürü yedim.


    haftanız mutlu ve keyifli geçsin :)

    kafamçokkarıştı
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 12 Ocak 2010
    gulummse bunu beğendi.
  2. 13 Şubat 2014
    Konu Sahibi : didosh
  3. bayanstar

    bayanstar Üye Üye

    Katılım:
    12 Şubat 2014
    Mesajlar:
    50
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Paylaşım için teşekkür ederim :)
     
  4. 13 Şubat 2014
    Konu Sahibi : didosh
  5. gulummse

    gulummse Aktif Üye Üye

    Katılım:
    13 Aralık 2011
    Mesajlar:
    433
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    63
    çok güldüm valla daha güzel anlatılamazdı herhalde teşekkürlerrrrrrrrr:KK16:
     
  6. 22 Temmuz 2014
    Konu Sahibi : didosh
  7. bebekevinora

    bebekevinora Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    205
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    38
    Okuduğum en eğlenceli yazılardan biri olmuş, teşekkürler yiğenim.