10 Kasım 1938, saat 9,05

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve pinknymph tarafından 14 Kasım 2007 başlatılmıştır.

    14 Kasım 2007
    Konu Sahibi : pinknymph
  1. pinknymph

    pinknymph Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    193
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    108
    SON

    Artık her şey bitmiş gibidir. Bütün ümitler kesilmitir. Onun bu defa da son ve devamli isteği Ankara'ya dönmektir:
    Ankara'ya gidelim, ne olacaksam orada olayım!...
    Ama ne çare ki yerinden kımıldayacak halde değildir. Cumhuriyetin XV. yıldönümü günü yaklaşmıştır. Atatürk mutlaka Ankara'ya gitmek ister. Millete hitabesini hazırlamak düsüncesindedir. Hatta Ankara Belediyesi, 29 ekimde geçit resminin yapılacagı hipodromda başkanlık tribününe bir asansör yaptırır. Fakat çevresi artık bilir ki bu hazırlıklar faydasızdır. Tıpkı Alemdağı'nda hazırlanacak köşk gibi...
    Nitekim Cumhuriyet bayramı günü o yatağın esiridir. Başvekil onun namına hazırladığı ve ona dinlettiği hitabeyi onun namına Ankara'da okur. Sarayda yattığı odanın pencereleri daima iniktir. Fakat bayram şenliklerinin gürültüleri bu odaya kadar ulaşır. Sarayın önünden geçen bir vapur dolusu gencinéYaşaé sesleri onu hem rahatsız eder, hem gözlerini yaşartır. Gece Üsküdar sahillerinde patlatılan havai fişeklerinden de tedirgindir. Halsizliği ise haddine varmıştır. Son nöbet defterinde 29 Ekim günü doktorların ona tayin ettikleri gıda reçetesi, biraz süt, biraz meyve suyu ve bir parça bamyadan ibarettir.
    9 kasımda ikinci komaya girmiştir ve artık uyanmayacaktı r. Koma karındaki suyun ikinci defa alınışından 8 saat sonra başlamıştır. Tam 36 saat sürer. Doktorların ve arkadaşlarının, başının ucunda çırpınmaktan ve ağlamaktan başka yapabilecekleri bir şey yoktur. Son komaya girmezden biraz önce Atatürk'ün son suali:
    "
    Saat kaç?"

    demek olur...
    Nihayet 10 Kasım Perşembe günü sabahı derin bir dalgınlık içinde hayata gözlerini yumar: Saat 9,05...
    Atatürk ölmüştür...

    TEK ADAM MUSTAFA KEMAL
    (1922-1938)

    ŞEVKET SÜREYYA AYDEMİR'in kitabından alıntıdır.