''10 Kasım'' geliyor...

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve baxgxcan tarafından 7 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    7 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  1. baxgxcan

    baxgxcan Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    248
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Yine 10 Kasım geliyor...
    Saat 9.05'te sessizlikle bütünleşiyorsunuz, Siren seslerinin inadına bağırmalarına rağmen... Yine de sessizsiniz...
    Lütfen bir 10 Kasım sabahı şöyle yüksek bir yere çıkın ve ayaklarınızın altındaki kenti bir gözleyin. Zamanın durduğuna tanıklık edeceksinizdir, evet, bu çok özel bir andır.
    O sabah okula giden küçüklere bakın, ellerinde rengarenk kasımpatları göreceksinizdir. Ciçeğin boyutu elleri kadardır, ufacık elleriyle hazinelerini kavrarlar, son derece ciddidirler. Ata'larına saygıyla ve sevgiyle tüm dünyanın zenginliklerini içeren armağanlarını verirler.
    Saat 9.05'te sessizsiniz, dünyanın keşmekeşliğine rağmen...
    Tören alanlarında ellerinde baston olan dedeler göreceksinizdir, göğüslerindeki madalyalardan tanıyacaksınızdır onları. Ha, bir de başlarındaki kalpaklarından. Onlar ulu önder'le beraber savunmuşlardır vatanlarını, birlikte gericilik hareketlerini ve ülkenin parçalanmasını engellemişlerdir. Söylemeyi unutuyordum, gözlerindeki birkaç damla yaştan da tanırsınız onları...
    Sessizsiniz, sessizlik boğuyor adamı... Kalın ve yağlı bir urgan gibi...
    özlüyorsunuz mustafa kemal'i, görmemenize rağmen onun siluetini. Sanki boğazınızda bir şeyler düğümleniyor, bir anda haykırmak istiyorsunuz, zayıf bir ses geliyor gırtlağınızdan. Siluetin ne denli anlamsız, fikirlerinse ne denli önemli olduğunu fark ediyorsunuz...
    Sessizliğin sesi kulaklarınızda büyüyor, yanınızdakinin sessizliğini kokluyorsunuz...
    Özlem kokuyor...
    Hafif de bir burukluk...
    Ülkenizin dört bir yanı... Hakkari'den trakya'ya, kars'tan muğla'ya...
    susuyor! Sessizlik onları boğuyor.
    Niye ata'yı bu denli özlemle anıyorlar, niye ata'yı bu denli özlemle arıyorlar?
    Niye bu denli özlüyorlar?
    Aslında savaştan çıkmış, her tarafı yıkık bir ülkeden bahsediyoruz. Eğitim düzeyi yerlerde, okuma yazma oranı sadece %10 ve işin en kötü tarafı bu okuyan kısım da savaşta yok olmuş. istanbul tıp fakültesi'nin 1915'te mezunu yok, ki bir savaşta cepheye sürülecek en son kişiler doktorlardır. Varın yokluğu, çaresizliği siz anlayın. Sonra dağ gibi osmanlı borçları, halifelik, saltanat ve abd mandası isteyenler, eskiye bağlı kalmış, daha doğrusu kalmaya zorlanmış bir millet var elinizde. ve de jeopolitik coğrafyanızdan ötürü de korkunç önemlisiniz, etrafınızda akbabaların dolandığını rahatlıkla görebiliyorsunuz. Bu ana ait nasıl bir varlık özlenebilir ki?
    Siren sesleri devam ediyor. Vapurlar, itfaiye araçları bir arada feryad figan...
    Insanlar kuva-yı milliye ruhunu özlüyorlar. Yokluk içinde var olmayı, o dönemdeki gururlu, tüm dünyaya kafa tutan genç türkiye cumhuriyeti'ni özlüyorlar. Mustafa Kemal'in bütünleştirici etkisini, insanların ırklarını, dillerini ve dinlerini gözetmeksizin tek bir çatı altında tek yumruk olmasını özlüyorlar. Etraflarındaki bu yabancı, bozulmuş ve özgül olmayan ortamı görüp kendi benliklerini özlüyorlar.
    Ve kendi benliklerini mustafa kemal'de buluyorlar.
    Siren sesleri gittikçe azalıyor, kulaklara yine gürültüler akın ediyor...
    Saat dokuzu altı geçiyor, Hayat“devam” ediyor. ,
    ALINTIDIR... YAZAN ARKADAŞIMIZIN DİLİNE YÜREĞİNE SAĞLIK.....
     
  2. 8 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  3. duselal

    duselal Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Ocak 2008
    Mesajlar:
    204
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    YouTube - 10 Kasım sonsuz saat 09.05:çok üzgünüm:
    [​IMG]


    [​IMG]


    ATATÜRK'ÜN SON YILLARI VE ÖLÜMÜ



    Atatürk'ün ilk hastalık belirtisi 1937 yılında ortaya çıktı. 1938 yılı başlarında Yalova'da bulunduğu sırada, ciddi olarak hastalandı. Buradaki tedavi olumlu sonuç verdi. Fakat tamamen iyileşmeden Ankara'ya yaptığı yorucu yolculuk, hastalığının artmasına sebep oldu.

    Bu tarihlerde Hatay sorununun gündemde olması da onu yormaktaydı. Hasta olmasına rağmen, Mersin ve Adana'ya geziye çıktı. Kızgın güneş altında askeri birliklerimizi teftiş edip tatbikat yaptıran Atatürk, çok yorgun düştü. Ülkü edindiğimilli dava uğruna kendi sağlığını hiçe saydı. Güney seyahati hastalığının artmasına sebep oldu. 26 Mayıs'ta Ankara'ya döndükten sonra tedavi ve istirahat için İstanbul'a gitti. Doktorlar tarafından, siroz hastalığı teşhisi kondu. Deniz havası iyi geldiği için, Savarona Yatı'nda bir süre dinlendi. Bu durumda bile ülke sorunlarıyla ilgilenmeye devam etti. İstanbul'a gelen Romanya kralı ile görüştü. Bakanlar Kurulu toplantısına başkanlık etti. 4 Temmuz 1938'de Hatay Antlaşması'nın yürürlüğe girmesi Atatürk'ü çok sevindirip moralini düzeltti.

    Temmuz sonlarına kadar Savarona'da kalan Atatürk'ün hastalığı ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'na nakledildi. Fakat hastalığı durmadan ilerliyordu. O'nun hastalığını duyan Türk halkı, sağlığıyla ilgili haberleri heyecanla takip ediyor, bütün kalbiyle iyileşmesini diliyordu. Hastalığının ciddiyetini kavrayarak 5 Eylül 1938'de vasiyetini yazıp servetinin büyük bir kısmını Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarına bağışladı.

    Ekim ayı ortalarında durumu düzelir gibi oldu. Fakat, çok arzuladığı halde, Ankara'ya gelip cumhuriyetin on beşinci yıl dönümü törenlerine katılamadı. 29 Ekim 1938'de kahraman Türk Ordusu'na yolladığı mesaj, Başbakan Celal Bayar tarafından okundu. "Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan, her zaman zaferlerle beraber medeniyet nurlarını taşıyan kahraman Türk ordusu!" sözü ile Türk Ordusu'nun önemini belirtmiştir. Yine aynı mesajda "Türk vatanının ve Türk'lük camiasının şan ve şerefini, dahili ve harici her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni, her an ifaya hazır ve amade olduğuna benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır" diyerek Türk Ordusu'na olan güvenini belirtmiştir.

    Atatürk 1 Kasım 1938'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış töreninde de bulunamadı. Hazırladığı açılış nutkunu Başbakan Celal Bayar okudu. Atatürk bu nutkunda ülkenin imarı, sağlık hizmetleri ve ekonomi konularındaki faaliyetleri açıkladı. Bundan başka eğitim ve kültür konularına da temas edip gençliğin milli şuurlu ve modern kültürlü olarak yetişmesi için İstanbul Üniversitesi'nin geliştirilmesi, Ankara Üniversitesi'nin tamamlanması ve Van Gölü civarında bir üniversitenin kurulması için çalışmaların yapıldığını belirtti. Türk Tarih ve Türk Dil kurumlarının çalışmalarından duyduğu memnuniyeti açıkladı. Ayrıca Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Beden Terbiyesi Kanunu'nun uygulamaya konulmasından duyduğu memnuniyeti belirtti. Atatürk, ölümüne kadar memleket meselelerinden bir an olsun uzak kalmamıştı.

    Atatürk'ün hastalığı tekrar şiddetlendi. 8 Kasımda sağlığıyla ilgili raporlar yayımlanmaya başlandı. Bütün memleketi tekrar derin bir üzüntü kapladı. Her Türk'ün kalbi onun kurtulması dileğiyle çarpıyordu. Ancak, kurtarılması için gösterilen çabalar sonuç vermedi ve korkulan oldu. Dolmabahçe Sarayı'nda 10 Kasım 1938 sabahı saat dokuzu beş geçe, insan için değişmez kanun, hükmünü uyguladı. Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrıldı.
    Bu kara haberle, yalnız Türk milleti değil, bütün dünya yasa büründü. Büyük, küçük bütün devletler onun cenaze töreninde bulunmak üzere temsilciler göndererek, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusuna karşı duydukları derin saygıyı belirten mesajlar gönderdiler.

    16 Kasım günü Atatürk'ün tabutu, Dolmabahçe Sarayı'nın büyük tören salonunda katafalka konuldu. Üç gün üç gece, gözü yaşlı bir insan seli ulu önderine karşı duyduğu saygı, minnet ve bağlılığını ifade etti.
    Cenaze namazı 19 Kasım günü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından kıldırıldı. On iki generalin omzunda sarayın dış kapısına çıkarılan tabut, top arabasına konularak, İstanbul halkının gözyaşları arasında Gülhane Parkı'na götürüldü. Buradan bir torpido ile Yavuz zırhlısına nakledildi. Büyük Ada açıklarına kadar, donanmamız ve törene katılmak için gelmiş olan yabancı gemilerin eşlik ettiği Yavuz zırhlısı cenazeyi İzmit'e getirdi. Burada Yavuz zırhlısından alınan cenaze, özel bir trene kondu. Atalarına son saygı görevlerini yapmak üzere toplanan halkın kalbinde derin bir üzüntü bırakarak Ankara'ya getirilmek üzere hareket edildi. Atatürk'ün vefatı üzerine cumhurbaşkanı seçilen İsmet İnönü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, bakanlar, Genelkurmay Başkamı, milletvekilleri ile ordu ve devlet ileri gelenleri tarafından karşılanan cenaze, Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde hazırlanan katafalka kondu. Ankara halkı da onun cenazesi önünden saygıyla geçerek son görevini yaptı. 21 Kasım 1938 Pazartesi günü, sivil ve askeri yöneticiler ile yabancı devlet temsilcilerinin hazır bulunduğu ve on binlerce insanın katıldığı büyük bir tören yapıldı. Daha sonra Atatürk'ün tabutu katafalkta alınarak. Etnografya Müzesinde hazırlanan geçici kabre kondu.

    Türk milleti daha sonra, bu büyük insana layık, Ankara Rasattepe'de bir Anıtkabir yaptırdı. 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesinden alınan Atatürk'ün naaşı Anıtkabir'e getirildi. Burada yurdun her ilinden getirilmiş olan vatan topraklan ile hazırlanan ebedi istirahatgahına yerleştirildi.







    10 KASIM 10 KASIM
    Bir kalp durdu denilmiş
    10 Kasım 1938’de
    Hani ya durmuş mu?
    O günden bu güne
    Milyonlara ulaşmış
    Durdu denilen kalp
    Her geçen gün
    Çoğalarak....
    Dünyanın dört bir yanında
    Ve ritim tutarak atıyor
    Tüm yüreklerde...


    10 KASIM
    Her doğum başlangıçtır ölüme
    Ölüm;
    sığdırılmışsa içine bir yaşam
    yaşam adanmışsa yaşamlara
    ve öldüğünde insan
    selam duruyorsa hala
    topuyla,tüfeğiyle ve elinde çiçeğiyle
    gözyaşlarıyla damla damla
    insanlar

    ve varsa hala ardından
    ağlayan kadınlar
    ve çocuklar
    doğduklarında yokken bile sen
    senin resminse yakalarındaki
    cepheye giderken

    ve anılıyorsan hala
    senin adını taşıyorsa sokaklar,okullar
    akıyorsa damlalar gözpınarlarından
    yığınların
    ve hala adın yazılamıyorsa
    nüfus kütüklerinde
    ve hala varsa öldürmek isteyenlerin
    ölümün adı değildir
    10 kasım
    olsa olsa bir merhabadır ölüme

    [​IMG]
     
  4. 8 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  5. gurbaa prenses

    gurbaa prenses KK'nın Haylaz Kızı Pro Üye

    Katılım:
    23 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    11.253
    Beğenildi:
    190
    Ödül Puanları:
    213
    bu 10 kasımda butun korpe beyinler ne yazık ki Atatürk'ün günde kaç paket sigara içtigini, içkiye, kadına ve zevkine ne denli düşkün oldugunu konusacaklar... senağlama
    bu can dündar'ın yatacak yeri yok :enbuyukkk:
     
  6. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  7. Ev -Hanxixmxix

    Ev -Hanxixmxix sevgiler Üye

    Katılım:
    27 Mart 2008
    Mesajlar:
    2.647
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    10 Kasım 1938. Atamız ebedi uykusuna daldı. Türk milleti yasa boğuldu. Genci yaşlısı, çoluk, çocuk herkes ağladı o gün. Milletimiz üzüntüsünde yalnız değildi. 11 Kasım 1938 günü sabahı dünya gazetelerinin başlıkları da bizimkilerden çok farklı değildi. Tüm dünya Atatürk'ü yazmıştı o gün.

    İşte 11 Kasım 1938 gününün gazete manşetleri.


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
  8. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  9. Ev -Hanxixmxix

    Ev -Hanxixmxix sevgiler Üye

    Katılım:
    27 Mart 2008
    Mesajlar:
    2.647
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
  10. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  11. gonca2206

    gonca2206 v for melinda Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2007
    Mesajlar:
    2.685
    Beğenildi:
    164
    Ödül Puanları:
    153
    BÜYÜK TAARRUZ


    Dağlarda tek tek
    ateşler yanıyordu.
    Ve yıldızlar öyle ışıltılı öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
    birden bire beş adım sağında onu gördü.
    Paşalar onun arkasındaydılar.
    O, saati sordu.
    Paşalar `üç' dediler.
    Sarışın bir kurda benziyordu.
    Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    Yürüdü uçurumun kenarına kadar,
    eğildi durdu.
    Bıraksalar
    ince uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    Kocatepe'den Afyon Ovası’na atlayacaktı...


    ~ Nazım Hikmet RAN ~
     
  12. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  13. Ev -Hanxixmxix

    Ev -Hanxixmxix sevgiler Üye

    Katılım:
    27 Mart 2008
    Mesajlar:
    2.647
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Atatürk Türk' ün tarihinde ve gönlünde ebediyen yaşayacaktır.
     
  14. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  15. EU1

    EU1 Guest

    Atamızı kötüleyip bu ülkeye zarar veren, bölmeye çalışanlara yazıklar olsun:nazar:

    10 Kasın annemin doğumgünü bugün benim için çok önemli anlayacağınız iki yöndende ..yerimseniben
     
  16. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  17. ela_ela

    ela_ela Aktif Üye Üye

    Katılım:
    31 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    257
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Her 10 Kasım'da Mustafa Kemalimi daha fazla özlüyor, daha fazla ihtiyaç duyuyorum.. Ahh Ata'm kurduğun Türkiye Cumhuriyeti ne hallerde bir görsen.. :KK43: Seni rahmetle anıyor, ülkemiz için yaptığın onca güzel şey için bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.. Yarın Anıtkabir'de olacağım, elimde çiçeklerle sana geleceğim..
     
  18. 9 Kasım 2008
    Konu Sahibi : baxgxcan
  19. Eylul-son

    Eylul-son Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    18 Mart 2007
    Mesajlar:
    341
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]




    seni saygıyla,şükranla,özlemle anıyoruz atam..


    [​IMG]


    ..