1001 Belgesel Film Festivali başlıyor

Konusu 'Kültürel ve Sanatsal Etkinlikler' forumundadır ve Elif tarafından 30 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    30 Ekim 2010
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438

    İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin 13’üncüsü 29 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında düzenleniyor.
    Türkiye’nin ilk ve en uzun ömürlü Belgesel Sinema şenliği, İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali’nin 13’üncüsü bu yıl 29 Ekim – 4 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek. Belgesel Sinemacılar Birliği tarafından düzenlenen festival; insanlığa, dünya toplumlarına ayna tutan, birbirinden ilginç ve gerçek öyküleri bu yıl da İstanbul’a taşıyacak.

    Kültür Bakanlığı’nın desteği ve Beyoğlu Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenecek 13’üncü İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali 29 Ekim’de başlayacak. ABD, Almanya, İran, Arjantin, Hindistan, Çin, İrlanda ve Fransa başta olmak üzere 24 ayrı ülkeden bu yıl toplam 68 belgeselin gösterimi ücretsiz olarak gerçekleşecek. Festival kapsamında Türkiye’den ve yurtdışından birçok yönetmende izleyicilerle bir araya gelecek.

    Festival kapsamında Beyoğlu’ndaki Tünel meydanı festival alanına çevrilecek ve film gösterimleri Tünel çevresindeki sinema salonlarında gerçekleştirilecek. Belgesellerin gösterimleri Avrupa Yakası’nda Muammer Karaca Tiyatrosu, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi ve Goethe Enstitüsü’nde, Anadolu Yakası’nda ise Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    İstanbul’da sinema laboratuvarı kurulacak
    Bu yıl, 13. Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali içinde yeni bir bölüm de yer alacak: ”Sinema Laboratuvarı”. Ersan Ocak tarafından kurgulanan Sinema Laboratuvarı’nda, genel olarak sinema, özelde ise belgesel sinema alanında, dünyada yapılan deneylerle, denemelerle ortaya çıkan yenilikler tartışılacak. Sinemanın yeni biçimlerinde "yeni" olanın kavranabilmesi için farklı çerçevelerden bakılacak ve sinemanın geleceğine dair fikirler ortaya atılacak.

    Bu sene bir dizi seminerle başlayacak olan Sinema Laboratuvarı, gelecek yıllarda bu seminerleri çoğaltmanın yanı sıra, sinema alanında denemeler yapan sinemacıların işlerine de yer vermeyi, festival içinde yeni belgesel sinemanın örneklerinden oluşan bir seyir programı oluşturmayı hedefliyor.

    Altı farklı temada almışsekiz film
    Bu yılki festivalde, filmler altı farklı tema altında toplandı. İş ve Emek, Zor Zamanlara Dair, Modern Zamanlar, İnsana Dair, Evden Uzakta, Sanat ve Tutku ile Çevre başlıkları altında toplanan filmler izleyicilere geniş bir seçki alternatifi sunuyor.

    İş ve Emek filmlerinden, geçen yıl yaşanan Tekel işçilerinin direnişini konu alan “Biz Hep Sizi Beklemiştik” ile Zonguldak maden ocaklarında işçi mükellefiyeti uygulamasına odaklanan “Mükellef” oldukça güncel sorunlara eğiliyor.

    Zor Zamanlara Dair kuşağındaki filmlerden, “Başka Bir Gezegen”, çocuk işçiler, çocuk askerler ve genç yaştaki fahişelerin olası gelecek hayallerini yansıtırken, “Kurtarıcı Hep Gelecektir” İsrail-Filistin sorunun en yakıcı konularından yerleşimcilere odaklanıyor.

    Türkiye’nin AB üyelik sürecindeki “olacak mı olmayacak mı” şeklindeki bekleme ruh halini yansıtan “Neyse Halim Çıksın Falim” ile Güney Amerika kıtasında yaşanan siyasi değişimi konu alan “Gözü Tamamen Açık” filmleri ise Modern Zamanlar kuşağının filmlerinden.

    Bodrum’daki Girit göçmenlerini anlatan “Bizim Mahallenin Giritlileri” ile Dersim’in göçmen topluluğu Şavaklar’ın hikâyesini ele alan “Son Mevsim Şavaklar” filmleri ise Evden Uzakta kuşağında göç filmleri olarak yer alıyor.

    Festival’de portre hikâyeleri ile kişisel öyküler ise İnsana Dair kuşağı altında toplanmış. Bu filmlerden “Herkes Uyurken”, İstanbul sokaklarında yaşayıp çalışan insanlara yardım etmek için onların fotoğraflarını çekmeye başlayan ve zamanla tanınmış bir fotoğrafçıya dönüşen orta yaşlı taksi şoförü Şevket Şahintaş'ın iki yılına tanıklık ediyor. “Cennet” isimli İrlanda yapımı film ise Protestan ve Katolikleri bir araya getiren bir dans topluğu kuran Roy Arbucke’un hikâyesini anlatıyor.

    Festivalin en çarpıcı belgesellerinden biri olan ve “Sanat ve Tutku” kuşağında yer alan “Anka’nın Doğuşu” filmi, eserlerini Lübnan’da savaş artığı şarapnel parçalarıyla üreten bir sanatçının hikâyesine ayna tutarken, Piyano Çılgınlığı seyirciyi seslerin gizli dünyasında esprili bir yolculuğa çıkarıyor.

    Yaşadığımız dünyaya ayna tutan filmlerden oluşan Çevre kuşağında ise, yerli yapımlardan olan “Kaybedenler” neoliberal politikalar sonucu ekinini, evini, müziğini ve hayatını kaybedenleri anlatırken, yer altına gömülen nükleer atıklar hakkında az bilinen gerçeklere odaklanan İsviçre yapımı “Sonsuzluğa” adlı film dikkat çekiyor.

    Sıcak Sıcak filmler
    Bu yıl İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali programına alınan Türkiye belgesellerinin önemli bir bölümü, yabancı filmlerinse tümü son iki yılda gerçekleştirilen ve Türkiye’de ilk kez gösterilecek nefes kesen yapımlardan oluşuyor. Ayrıca, 13’üncü İstanbul Uluslararası 1001 Belgesel Film Festivali çerçevesinde bu yıl izleyiciler, yönetmenlerle daha rahat buluşabilecekler. Festivale katılacak yerli ya da yabancı yönetmenler, filmlerinin gösteriminin ardından kendilerine ayrılan kırk beşer dakikalık sürede izleyicilere hikâyelerini ve deneyimlerini anlatacak.