14 günlük Yogi Programıyla 4 Kilo Verin...

Konusu 'Diyet Listeleri' forumundadır ve EU1 tarafından 17 Kasım 2007 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    17 Kasım 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    YOGİ GİBİ PİŞİRİN!
    Yogi beslenmesinin püf noktası alışverişte ve besinlerin hazırlanma aşamasında başlıyor. Çünkü yogi felsefesine göre ancak sevgiyle seçilen ve pişirilen besinler vücudumuza olumlu katkı sağlıyor.

    Sevgilinize hazırlarmış gibi hazırlayın
    Yeni aşık olduğunuzu ve sevgilinizi yemeğe davet etiğinizi hayal edin. Daha alışveriş yaparken bile besinlerin en tazesini seçersiniz, değil mi? Mutfakta yemeği hazırlarken de kendi kendinize neşeli bir şarkı söylemeye başlarsınız. Birlikte geçireceğiniz romantik bir yemek öncesinde her domates ve soğanı elinize sevgiyle alırsınız. Mükemmel bir sofra hazırlayabilmek için de gereken zamanı ayırır, tüm yemeklerde baharat olarak sevginizi kullanırsınız. Peki ama sadece kendiniz için yemek pişirirken niye farklı davranıyorsunuz? Tek kişilik menü hazırlarken de aynı sevgiyi, neşeyi ve özeni göstermeyi ihmal etmeyin.

    Her şeyi siz yapın

    "Çabuk, çabuk, çabuk…" Alışveriş yaparken ve yemek pişirirken hep acelemiz olur nedense. Sepetimizi de markette satılan kıyılmış soğanlar veya havuçlar, içine sadece yumurta kırıp fırına sürülecek kolaylıktaki kek karışımlarıyla, yani önceden hazırlanmış ürünlerle doldururuz. İşte bu yüzden de yemek pişirirken alacağımız "hazzı" neredeyse unutur olduk. Oysa, yogi felsefesine göre, örneğin kendi ellerinizle yaptığınız ekmek ve reçelden oluşan bir kahvaltı neşenize neşe katar, bu da sindirim sisteminizi olumlu yönde etkiler.
    Patatesi dilimlerken sevin
    Elinizde tuttuğunuz ve kabuklarınızı soydunuz patatesi yaklaşık bir saat sonra afiyetle yiyeceksiniz. Patates ağzınızda unutulmaz bir tat bırakacağı gibi sağlığınıza da olumlu katkıda bulunacak. Böylesine önemli bir işlevi olduğu için besinlerin hazırlanması sizin için yapılması zorunlu keyifsiz bir iş değil, tam aksine vücudunuza duyduğunuz saygının bir göstergesi olmalı. Peki bundan sonra ne yapmalı? Yanıtı çok basit, yaşamsal önem taşıyan besinlere her zaman sevgiyle yaklaşmalı!
    Mutfağı toplayın
    Hemen her mutfakta kıyıda köşede kalmış küçük bir dolap vardır. İçinde de son kullanma tarihi çoktan geçmiş olan yağ şişeleri ve kokusunu yitirmiş baharatlar yer alır. Şimdi tazeliğini yitirmiş olan her şeyi mutfaktan atmanın zamanı geldi. Hemen alışverişe çıkın ve gerçekten ihtiyaç duyduğunuz şeyleri satın alın. Ama en tazelerinden!

    Huzurla yiyin!
    Yogi felsefesine göre; huzurlu yenen bir yemek, sindirim sistemini olumlu yönde etkileyerek şişmanlık riskini azaltıyor. Tam aksine aşırı stres altında tüketilen besinler ise vücuttaki yağlanma eğilimini artırıyor. Dolayısıyla ne yediğiniz değil, nasıl yediğiniz önem taşıyor. Bu programı uygularken kilo vermek için, düzenli spor yapmalı, yeşil çay tüketmeli, unlu ve yağlı besinlerden kaçınmalısınız.

    YOGİ GİBİ YİYİN!
    Yogi gibi yemek yemenin çile çekmekle uzaktan yakından ilgisi yok. Tam aksine bu felsefede hedef, besinler aracılığıyla vücudunuzun kendisini iyi hissetmesini sağlayarak onu şımartmak. Üstelik sadece birkaç basit kurala riayet ederek.

    Yemeğinizi tanıyın
    İş çıkışında evimize gelir gelmez elimizdeki paketin plastik folyosunu yırtıyor, kartonuyla birlikte çöpe atıyor ve içindeki pizzayı hemen fırına veriyoruz. Günümüzün yoğun koşuşturması nedeniyle besinlerle olan iletişimimiz maalesef hep sınırlı kalıyor. Oysa sağlıklı beslenebilmemiz için yediğimiz besinler hakkında mümkün olduğunca detaylı bilgiye sahip olmalıyız. Örneğin, karbonhidrat nedir? Avokadonun içinde hangi vitaminler bulunuyor?

    Yediğimiz besinlerle ilgili ne kadar çok bilgi edinirsek, alışveriş yaparken o kadar çok seçici olabiliriz. Mesela trans yağ asitlerinin kolesterol değerini yükselten bir etkiye sahip olduğu hakkında fikir sahibi olursak, hazır gıdalar bize o kadar da lezzetli gelmeyecektir. Bunun aksine sinir sistemimizin ve kalbimizin potasyumdan ne kadar memnun kaldıklarını bilirsek, yediğimiz muz bizi daha mutlu kılar.

    Öğünlerinizi süsleyin

    Yaşasın, yemek saati geldi! Şimdi televizyonunuzu kapatın ve yemek masasının üzerindeki ıvır zıvırları da toparlayın. Ardından sofranızı içinde

    taze çiçeklerin yer aldığı bir vazo, porselen yemek takımı, gümüş çatal bıçak takımı ve güzel peçetelerle donatın. Büyük bir keyifle yaptığınız yemeği de süsleyerek servis edin. Örneğin patateslerin üzerine maydanoz serpiştirebilirsiniz. Eğer bu öğününüzü ailenizle birlikte yiyecekseniz, gün boyunca yaşadığınız olayları anlatmanız ve onları da dinlemeniz için mükemmel bir fırsat yakaladınız demektir.

    Yemeğinizi tek başınıza yiyecekseniz, bunu her türlü sorundan uzaklaşıp huzuru yakalamanız için iyi bir fırsat olarak düşünün.

    Şükranla yiyin
    Biraz önce ağzınıza attığınız brokoli, küçük bir tohum tanesinden oluştu. Toprak ona besleyici maddeler sağlarken, hünerli eller de toplayıp satışa sundu. Toprağın zenginliği, güneşin sıcaklığı ve ellerin çalışkanlığı şimdi tabağınızın içinde yer alıyor. Siz de böylesine yoğun çabalar sonucunda sofranıza gelen besinler için her zaman şükretmeye özen gösterin.
    Tüm duyularınızla yiyin
    Yemek yerken sadece tat alma duyularınızı kullanırsanız duyu israfı yapmış olursunuz. Çünkü ancak tüm duyularımızı kullanırsak yemek gerçek bir keyfe dönüşür. Bu yüzden sofraya oturduğunuzda, yemeğin lezzetini tatmadan önce, duyularınızı harekete geçirmeyi ihmal etmeyin. Örneğin, tabağınızdaki yemek nasıl kokuyor, nasıl görünüyor, farkına varmaya çalışın.
    Doymadan önce yemeğe son verin
    Tıka basa yiyebilmek, yani tabağı silip süpürmek için kendimize her zaman bir bahane buluyoruz: "Yemek ziyan olmasın", "Buna o kadar para verdim", "Birçok insan ekmek bile bulamazken yemeği yarım bırakmak olmaz". Oysa tıka basa yemek yerine, midemizin üçte ikisi dolduğunda sofradan kalkmamız gerekiyor. Böylelikle gereksiz kaloriyi vücudumuza almamış oluruz. Hepimizin bildiği gibi vücudumuz beyne 'tokum' sinyalini verebilmek için belli bir süreye ihtiyaç duyuyor. Dolayısıyla yemeğinizi alel acele değil, yavaş yavaş yemelisiniz. Arta kalan besinleri israf etmek zorunda da değilsiniz ayrıca. İsterseniz buzluğa atabilir ve başka bir öğünde yiyebilirsiniz. Veya, bu besinlerden farklı bir yemek çeşidi de yapabilirsiniz. Örneğin, tencerede kalan sebzelerden lezzetli bir çorba hazırlamaya ne dersiniz?


    YOGİ GİBİ ATIŞTIRIN!
    Vücudumuza yeterli enerjiyi sağlayabilmek için günde 5 kez yemek yemeye özen göstermeliyiz. Aşağıda yer alan dört sağlık deposu besin, ana öğünler arasındaki açlık ataklarınızı bastırmanıza yardımcı olacak.

    Vitamin kaynağı
    CEVİZ
    Bir kilogram ceviz yaklaşık 4 kilo biftek, 10 kilo tavuk ya da 14 kilo patatesle aynı enerjiyi sağlıyor. Üstelik cevizde bulunan doymamış yağ asitleri kolesterol tehlikesi oluşturmuyor ve kalbi koruyor. Soğuk kış aylarında vücudun direncini güçlendiren ceviz aynı zamanda damar sertliğini önlemede de önemli rol oynuyor. 100 gr. ceviz yaklaşık 660 kalori ve 42-60 gr arasında yağ içeriyor.
    Kalbin koruyucusu
    AVAKADO
    Avokado, zengin bir folat, A vitamini ve potasyum kaynağı. Meyveler arasında en çok protein içermesiyle tanınıyor. Bol miktarda demir, magnezyum, C, E ve B6 vitamini de içeriyor. İçerdiği doymamış yağ asitleri kanda kolesterolün yükselmesini önlüyor. Bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahip olan avokado, kabızlığa karşı da etkili. Aynı zamanda vücutta toksik maddeleri etkisiz hale getirerek yaşlılığa yol açan zararlı maddeleri yok ediyor. 100 gr avokado yaklaşık 220 kalori ve 23.5 gr yağ içeriyor.
    Enerji deposu
    MUZ
    Muz, adeta bir enerji bombası. İçindeki karbonhidrat şekere dönüşerek bedene hareketlilik sağlıyor. içerdiği B6 vitamini ile serotonin düzeyinin artmasını sağlayarak depresyona iyi geliyor. İçerdiği içerdiği yüksek potasyum nedeniyle tansiyonu da kontrol altına alarak felç olma riskini azaltıyor. Ham muz kabızlığa, olgun ve tatlı muz ise ishale karşı etkili. Yüksek kolesterolü düşürücü etkisi olan muz, aynı zamanda ülseri önlüyor ve ülser yaralarının tedavisine yardımcı oluyor. 100 gr muz yaklaşık 88 kalori ve 0.2 gr yağ içeriyor.
    Gençlik iksiri
    KİVİ
    Kivi için tam bir C vitamini deposu demek mümkün. Uzmanlar, 100 gr kivide yaklaşık 400 miligram C vitamini bulunduğunu söylüyor. Bu vitamin kolajene de olumlu katkıda bulunuyor. Dolayısıyla cildimizin en iyi dostlarından. A, B1, B2 vitaminleri, proteinler, kalsiyum, fosfor ve demir gibi mineral madde içerikleriyle de önemli bir besin kaynağı. Kivi aynı zamanda sindirimi kolaylaştırıyor ve kabızlığı önlüyor.

    14 GÜNLÜK YEMEK PROGRAMI
    Yogi gibi beslenmeniz için sihirbaz olmanız gerekmiyor. Bunun için sadece konsantrasyon gücünüzü kullanmanız yeterli olacak. Annika McKay'in hazırladığı 14 günlük "yemek" programını isterseniz sabah veya öğle yemeğinde, isterseniz akşam yemeğinde ya da tüm gün uygulayabilirsiniz.

    PAZARTESİ
    1
    Sofranızı daha bir
    özenle kurun
    Gümüş çatal bıçak ve porselen yemek takımlarınızı dolabınızdan çıkarın ve masanıza özenle yerleştirin. Sofranızı taze çiçek veya mumlarla da şenlendirin.

    SALI
    2
    Sarı rengini düşünün
    Sindirim sisteminizin merkezinde yer alan sarı, o bölgenin enerji akışını güçlendiriyor. Böylece sindirim sistemine yardımcı oluyor. Yemek yerken sarının vücudunuzun orta bölümünden çevresine nasıl ışık saçtığını hayal edin.

    ÇARŞAMBA
    3
    Yemek yerken susun ve çevrenizde olup bitenlere kulak verin
    Yemek yerken çevrenizde neler oluyor? Kuşlar ötüyor mu? Çocukların kahkahalarını duyuyor musunuz? Sizi rahatlatan seslere dikkat kesilirseniz sindirim sisteminin armoni içinde çalışmasını sağlayabilirsiniz.

    PERŞEMBE
    4
    Hiç yapmadığınız kadar yavaş yiyin
    Yavaşça çiğneyebilmek, her lokmayı ağzınızda hissedebilmek ve yemeğin tadına varabilmek çin kendinize 'zaman' ayırın. Tokluk hissinin beyne ulaşması için belli bir zaman geçmesi gerekiyor. Bu şekilde daha az yemiş olacaksınız.

    CUMA
    5
    Dik ama rahat oturun
    Tabağın üzerine yorgun bir şekilde eğilmeyin. Sofrada dik oturun. Omuriliğinizin üst kısmının gökyüzüne doğru nasıl yükseldiğini ve alt kısmının ise toprağa nasıl kök saldığını hayal edin. Böylece sindirim sisteminizi destekleyebilirsiniz.

    CUMARTESİ
    6
    Yemekten sonra sessizce bitki çayı için
    Öğününüzü, yemek yedikten sonra masadan apar topar kalkmak yerine bitki çayı içerek sonlandırın. Bitki çayı sakinleşmenizi sağlar ve sindirim sisteminize yardımcı olur.

    PAZAR
    7
    Yemekten sonra
    yürüyüş yapın
    Siz yemek yerken, vücudunuz yoğun enerji harcadığını biliyorsunuz. Dolayısıyla sofradan kalktıktan sonra temiz havada yürüyüş yapın ve vücudunuzun gücünü yeniden nasıl toparladığına odaklanın.

    PAZARTESİ
    8
    Yemek yemeden
    önce beş kez derin
    nefes alın
    Göğüs kafesinizi sakin bir şekilde oksijenle doldurun ve ardından tüm nefesinizi yavaşça verin. Derin nefes almak beyne daha fazla oksijen gitmesini, bu sayede de yağ yakımının artmasını sağlıyor.

    SALI
    9
    Yemek yerken pencereden dışarıya bakın
    Yemeğinizi yerken pencereden uzaklara doğru bakın. Yemeğinizin baktığınız noktadan tabağınıza doğru geldiğini hayal edin. Yemekle ne kadar çok bütünleşirseniz, kilo alma riskini de o kadar önlersiniz.

    ÇARŞAMBA
    10
    Her lokmanızı beş kat daha fazla çiğneyin
    Besinleri ayak üstü alel acele yememeye özen gösterin. Sindirim organlarımız yeterince çiğnenmeyen her lokmada gereksiz yere yoruluyorlar. Dolayısıyla hak ettikleri molayı onlardan esirgemeyin.

    PERŞEMBE
    11
    Çatalınızı her seferinde sadece bir besinle doldurun
    Karnabaharı ne zamandır sos kullanmadan yediniz? Bu kez sos kullanmayın. Çünkü, besinlerin doğal tadını almak, sindirim üzerinde olumlu etki yaratıyor.

    CUMA
    12
    Elinizi yüzünüzü yıkayın
    Siz zaten sofraya oturmadan önce elinizi yüzünüzü yıkıyorsunuz ama bugün bunu adeta bir seramoniye dönüştürün. Ayrıca yemek yerken sizi rahatsız etmemesi için endişelerinizi ve olumsuz düşüncelerinizi de bir kenara bırakın.

    CUMARTESİ
    13
    En sevdiğiniz renklerden oluşan besinleri yiyin
    Ancak mavi gibi besinlerde olmayan bir rengi seviyorsanız, yeşil fasulye yemenize izin var. Nede olsa yeşil, mavi ile sarının karışımından oluşuyor. Sevgiyle yenilen besinler sayesinde oluşan pozitif enerji, hücreleri olumlu yönde etkiliyor.

    PAZAR
    14
    Yediklerinizi sevin ve ne seviyorsanız onu yiyin
    Yediğiniz besinlere karşı saygılı olun. Nihayetinde onlar sizin sağlığınız üzerinde son derece önemli rol oynuyorlar. Dolayısıyla öğünlerinizi aksatmamaya ve yediğiniz besinlere değer vermeye dikkat edin.

    Bu programı, bitki çayları ve düzenli yapacağınız egzersizlerle desteklerseniz iki haftada 4 kilo verebilirsiniz.
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.