17 Ağustos 1999 - Gölcük.

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve realist tarafından 6 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    6 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148

    (Daha önce verilmişse özür dilerim.=
    17 Ağustos 1999 - Gölcük. Saatler gecenin üçüydü ve insanlar
    can havliyle kendilerini evlerinden dışarıya
    atarken sanki bir kıyameti
    yaşıyor gibiydiler.

    Daha sonra Ali Kırca' nın yönettiği
    Siyaset Meydanı' nda enkazdan
    kurtarılan bir bayan şunları söylemişti : " O
    gece ne olduğunu bilmiyorum
    ama bildiğim bir şey var ki, bu depremden
    farklı bir şeydi ".

    Bir iddiaya göre ; depremden hemen önce Gölcük'
    ten Avcılar' a kadar
    geniş
    bir alanda görülen "ateş topu" ile ilgili
    bilimsel bir açıklama
    yapılamıyordu. Birtakım teoriler ortaya
    atılmaya başlandı. Kimine göre
    Ruslar bomba patlatmıştı. Kimine göre de
    ; Yugoslavya' ya atılan
    bombaların yer kabuğunun dengesini bozması
    sebebiyle depremin
    gerçekleşmişti... Hatta bazılarına göre işi PKK
    bile yapmış olabilirdi.
    Nitekim CNN televizyonu Başbakan Bülent Ecevit
    ile yaptığı bir röportaj
    sırasında "Depremin arkasında PKK mı var?"
    sorusuna "Sanmıyorum" cevabını
    vermişti ! Oysa bu sorunun doğal cevabı
    "Siz ne saçmalıyorsunuz, depremle
    PKK' nın ne alakası var" olmalıydı. Bu soruya
    verilen cevap, akıllara
    'PKK' nın deprem oluşturabilme ihtimali'
    nin olduğunu düşündürdüğü gibi,
    yapay depremlerin olabileceği sonucuna da
    getirmektedir.

    Fakat bu teoriler arasında en akla yatkın olanı
    Future Times' da
    yayınlanan araştırma dizisinde yer alan bir
    hikayeydi :

    Bu senaryoya göre ; Silikon Vadisi' nin de
    bulunduğu Kaliforniya' daki San
    Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük
    bir depremin Amerikan
    ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen
    ABD ; yer kabuğundaki
    değişimleri izleyerek, daha deprem oluşmadan
    tektonik katmanlar arasında
    artan basıncı değişik noktalardan patlatıp
    boşaltarak, beklenen büyük
    depremi "küçük depremcikler haline
    dönüştürmenin" yolunu bulmuştu. Yıllar
    önce Sırp asıllı Amerikalı bir bilimadamı olan
    ve elektrik mühendisliği
    konusunda uzun yıllar bazı esrarengiz yüksek
    gerilim deneyleri
    gerçekleştirdiği bilinen Nicola Tesla
    tarafından geliştirilen "düşük
    frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek
    enerji nakli" tekniğini, hem
    Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir
    silah olarak kullanmanın
    yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle ; çok
    uzaktan, hatta uzaydan geniş
    alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak
    ;
    Pentagon (ABD Savunma Bakanlığı) yıllardır çok
    güçlü bir silah geliştirmek
    amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir
    yandan da barışçı amaçlarla
    "depreme indirgeme" sistemine uygulamak
    suretiyle tepkileri azaltmayı ve
    bu
    işe ayrılan fonların devamlılığını sağlamak
    istiyordu... Bu nedenle
    proje,
    önce Avustralya' nın çıplak ve seyrek nüfuslu
    kırsal bölgelerinde denendi
    ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem
    bölgelerinde denenmesine sıra
    geldi. Değişik zamanlarda Kafkaslar' da,
    Okyanus tabanında ve Güney
    Amerika' daki Ant dağlarında tektonik uyarılar
    verilmek suretiyle
    "endüktif
    deprem yaratma" konusunda büyük adımlar
    atıldı.

    Bu araştırmalar Amerika' da HAARP ve diğer
    askeri
    tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu.
    Bu arada, Türkiye, Japonya
    ve benzeri deprem bölgelerinde de sismik ağ
    şebekeleri kurularak bu
    bölgelerin tektonik verileri
    saniyesi-saniyesine devasa bilgisayarların
    kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Ve gün
    geldi, bu sistem Türkiye' de
    denenmek istendi. (Çünkü Türkiye' deki
    Kuzey Anadolu Fayı ile
    Kaliforniya'
    daki San Andreas Fayı son derece benzer
    özellikler arzediyordu)

    Ayrıca, bölge zaten yıllardır bu amaçla sismik
    espiyonaj
    altındaydı. Nitekim gelişmeleri dikkatle takip
    edenler, depremden hemen
    sonra Türk Telekom' un Türkiye' nin sismik
    bilgilerini Pentagon' a ileten
    NATO Üssü' nün iletişimini aniden kestiğini
    ufak puntolarla gazetelere
    düşen haberlerden hatırlayacaklardır.
    ABD' nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu
    fay hattındaki deneyden elde
    edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay
    hattına uygulamaktı. Bu iş
    yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından
    yürütme işi İsrailli
    uzmanlara
    verilmişti. Gerekli makina ve donanım gizlice
    "denizaltılarla" Gölcük
    üssüne getirilerek, oradaki yeraltı/denizaltı
    korunaklarına kuruldu. Türk
    makamları durumdan detay bazda haberdar
    değildi. Deney başarılı
    olacağından
    sonunda kimse normal dışı bir şeyin olduğunu
    fark etmeyecekti.

    Bu amaçla, "Gece Şahini Tatbikatı" nın 17
    Ağustos 1999
    gecesi saat 03:00 da başlatılması planlandı.
    Gece saat tam 03:00 da
    düğmeye
    basılacak ve Gece Şahini devreye alınacaktı.
    1-2 dakika içinde de
    oluşturdukları muazzam enerjiyle Marmara'nın
    altındaki tektonik tabakayı
    zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan büyük
    "basıncı" dışarı
    atacaklardı. Böylece beklenen büyük tekil bir
    deprem önlenmiş olacaktı !
    Ama o gece bir şeyler yanliş gitti !
    Doğa kendini yönetmek isteyenlerden
    bir kez daha intikam almişti. 45 saniye süren
    büyük ve tekil bir deprem
    tasarlananın onbin kat üstünde bir güçle
    gelmişti. Daha bir kaç dakika
    öncesine kadar korunağın içinde şampanya
    patlatmayı bekleyenler, şimdi
    korkudan buz gibi donmuş, hareketsiz ayakta
    duruyorlardı. Kimsenin ağzını
    bıçak açmıyordu. On binlerce insan, çoluk
    cocuk, o enkazların altında can
    cansız yatıyordu veya can çekişiyordu. Bu
    tarihin "insan eliyle yaratılan"
    en büyük felaketiydi...

    İşte o andan itibaren çantalardan çıkan "Q
    Planı"
    uygulanmaya başlandı. İlk önce bölgedeki tüm
    haberleşme ve elektrik
    enerjisi felç edildi. Kimsenin birbiriyle
    haberleşmesi istenmiyordu. Taa
    Ankara' da Cumhurbaşkanı Demirel bile
    sabahleyin "benim de telefonum
    kesikti" şeklinde garip bir açıklama yaptı.
    Cumhurbaşkanı ve Başbakan
    şaşkındı. Saatlerce "üzgünüz" bile
    diyemediler.

    Depremin üzerinden 4 dakika bile geçmeden
    İsrail Başkanı
    Ehud Barak ve Birleşik Devletler Başkanı Bill
    Clinton ile irtibat kuruldu.
    O anda İsrail' de Ben Gurion Lod Askeri
    Havaalanından 4 adet savaş uçağı
    eşliğinde 2 nakliye uçağı havalanıyordu. 2
    dakika sonra da İsrail Deniz
    Kuvvetleri ve NATO Güney Deniz Saha
    Komutanlığı' na bağlı tüm birlikler
    DEFCON-4 acil durumuna geçirildi. Amerikan 6'
    ncı filosuna bağlı gemiler
    de
    rotalarını İstanbul' a çevirmek için
    Pentagon'dan emir aldılar. Bu arada
    devreye Avrupa ülkelerinin liderleri de giriyor
    ve belki de onlardan da
    Türkiye için sözler alınıyordu.Yunanistan bile
    harekete geçirilerek
    Türkiye' ye karşı olan hasmane tutumuna son
    vermesi sağlanıyordu. Tüm Batı
    başkentleri hareket halindeydi, ancak panik
    yoktu. Herşey kontrol ve
    koordinasyon altındaydı. İsrailli askerler ve
    üst düzey subaylar o gece
    Gölcük'te ne arıyorlardı? Deniz
    Kuvvetleri' nde bir devir-teslim töreni
    yapılacaktı, ama bu her yıl yapılan rutin bir
    ulusal törendi. Uluslararası
    bir niteliği yoktu. Bunun nedenini şimdi daha
    iyi anlıyoruz. Hiç kimse -bu
    güne kadar hiç katılmadıkları- bu devir teslim
    törenine neden
    katıldıklarını sormadı. Ya şaşkınlıktan, ya da
    telaştan, enkaz altında kaç
    İsrail askerinin öldüğü, kaçının yaralandığını
    da soran olmadı. O
    felakette
    kaç İsrail askerinin öldüğünü ne Genelkurmay
    yayınladı, ne de İsrail böyle
    bir bilgiyi açıklamak nezaketinde bulundu.
    Herkese verdikleri imaj ise
    oraya yardım için geldikleriydi.

    Hemen bir hastane kurdular. Esas amaçları
    enkaz
    altındaki askerlerini ve önemli askeri
    malzemeyi çıkartarak götürmekti.
    Biz
    de "Bak şu İsrail'e ! Helal olsun, hemen
    yardımımıza koştu" diyerek
    sevindik. Sabah saat 03:05 ile 06:30 arasında
    Batı'da bu hareketlilik
    yaşanırken bölgede çok hızlı ve çok gizli
    askeri hareketlilik hakimdi.
    Ancak herkes kendi derdine düşmüş olduğundan bu
    "olağanüstü gizli
    operasyondan" kimsenin haberi olmuyordu.
    Böylece, bu işi planlayanlar
    gecenin karanlığından da yararlanıp
    denizaltından parçaları yüzeye vuran
    Tesla makinesinin kalıntılarını toplayıp, yer
    altı ve yerüstündeki tüm
    izleri yok etmeye çalışıyorlardı. Ve bölgeye
    son hızla gelen Rus araştırma
    gemisi sabah saat 06:30' da bölgeye vardığında,
    havanın aydınlanmasıyla
    birlikte etrafta delil olabilecek tek bir cisim
    bile kalmamıştı. "Deniz
    altında oluşan radyasyon anlaşılmasın, dibe
    çöken kalıntılar
    araştırılmasın
    ve patlama sonucu meydana gelen denizaltı
    krateri ve çukuları ortaya
    çıkarılmasın" diye bu bölge derhal askeri
    karantinaya alınarak dalışa
    yasak
    bölge ilan ediliyordu. Ancak bütün bu
    temizlikler yapıldıktan sonra Ecevit
    ve daha sonra da Demirel' in bölgeye gitmesine
    izin verilmişti.

    Amerika tüm imkanlarını seferber etti. Clinton
    Amerikan
    halkından Türkiye'ye yardım etmesini istedi.
    Yakında Türkiye'ye geleceğini
    ilan etti, Başbakan Ecevit' in de bu arada
    Amerika' ya kendini ziyarete
    geleceğini haber verdi. (Clinton depremin
    ardından Kasım ayında Türkiye'
    ye gelmiş ve ilginçtir, o her zaman bildiğimiz
    "acaip korunan" bir
    Amerikan
    Başkanı olarak değil, bölgede sanki "taşıdığı
    vicdani sorumluluğu"
    üzerinden atmak ister gibi bir edayla, bölge
    halkının taa içine kadar
    giren
    sıradan bir adam gibi bölgeyi dolaşmıştı. Ve
    yine ilginçtir, tarihte ilk
    kez bir Amerikan Başkanı Türkiye Büyük Millet
    Meclisi' nde konuşacak kadar
    ( ? ) Türkiye' yi önemsemişti !
    Bunun nedeni sadece yaşanan deprem
    olabilirmiydi acaba ? )

    Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş' un
    "yabancılara tek
    bir hasta bile vermem" demesini, ABD Deniz
    Kuvvetlerine ait yüzer
    hastanede
    tek bir hastanın bile tedavi edilmediğini, tam
    750 ton yardım malzemesiyle
    yüklü bir İsrail gemisinin 3 gün süreyle
    gümrükte bekletilmesini şimdi
    yadırgayabiliyor musunuz?

    ? ? ?
    . .

    Eğer bu senaryo doğru ise, ki olabilir, o zaman
    demekki enkaz altında
    kalan
    binlerce vatandaşımıza, Mehmet' lere, Hatice'
    lere, Ayşe' lere, Hatice'
    lere ve Ali' lere karşı bir vicdan borcumuz
    var. Onlar geride gözleri
    yaşlı
    on binlerce sevenlerini, sıcaklıklarından
    mahrum bırakırken, sırf
    Kaliforniya' daki John' lar, Susan' lar ve
    Alice' ler yaşasın diye
    "yaşamdan çalındıklarını" dünya
    bilsin.
     
  2. 8 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  3. *seli*

    *seli* Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Nisan 2007
    Mesajlar:
    682
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Aslında ilk bakışta tipik bir komplo teorisi gibi duruyor.Ama İsrail ve ABD yi düşününce insan inanıyor da.Valla onlardan herşey beklenir.
     
  4. 21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  5. demir

    demir Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    canım yazdıklarının hepsi doğru
    ben 17 ağustos depreminden enkazdan çıktım ailemle birlikte
    vede bu haarp projesi ile ilgili bir kitap yazıldı bizlerin yaşadığı normal bi deprem değildi
    depremden sonra tüm türkiyenin elektriği vede tel hatları kapandı
    kimse hiç bir yakınına ulaşamazken sabahına suriye bizim müslümanların en büyük düşmanı izmitte idi ne kadar ilnç dimi
    gece olayla birlikte gemilerini biraz geri çekip sabahına geri geldiler
    okadar çok ama okadar çok şehit verdik ki
    inanki 11 eylül amerika olayında
    çoğu deprem zede vatandaşlarımız birbirlerini arayarak adelet işte dedik
    allahım bunu bize yaşatanların yanına bırakmasın
    ayrıca bu kitabı yazan yazarımızın kitapları hemen toplatıldı kendiside
    hapise gönderildi
    başımızda bizi yönetenler başkaları tarafından yönetilmeseydi bunlara alet olmasaydı bu kadar çok çocuk anasız babasız sakat analara babalar evlatsız kalmayacaktı
    hepsini allaha havalediyorum hakkımızıda haram ediyorum
     
  6. 21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  7. *seli*

    *seli* Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Nisan 2007
    Mesajlar:
    682
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Çok çok geçmiş olsun öncelikle..Yazdıkların hakikaten çok düşündürücü.Özellikle de bu satırları yazan şahıs böyle şeylere maruz kaldıysa çok çok üzücü demektir.Of,Of gel de sinir olma..
     
  8. 21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  9. demir

    demir Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    malesef canım
    bizleri yönetenler
    halkını kobay olarak kullanmayı düşünebiliyorlar
    o gece gölcükteki askeri üstte devir teslim vardı
    vede yabancı askerlerde bulunuyodu israil ve amerikalılar
    daha önceki yazımda suriye yazdım sinirden özür israilliler canım
    olay o gece oldu vede yerleştirdikleri alet patladı bizler yaşadık ilk bi hafif deprem oldu
    yani alet çalıştı fakat uydudan aldığı frekansla alet patlamış böylecede o korkunç kıyamet gerçekleşti tabi israil askerleri sabaha kada aletin parçalarını toplamış sbahda
    yardıma gelir gibi geri dönmüşler
    yaklaşı 3 sene sonra amerikada californiadaki fay hattında deprem gerçekleşti
    hani kuzey anadolu fay hattıyla aynı olan vede kendilerine zarar gelmesin diye bizde denedikleri fay hattına benzeyen fay hatlarında
    halen sinirden deliriyorum
    arkadaşlar:eek:klava:
     
  10. 21 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  11. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    seli. 34 ve demir.Teşekkürler!..Bir de sayısı asla 20.000i aşmayan bir ölü sayısı vardı yanlış hatırlamıyorsam!...
     
  12. 22 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  13. yaban gxuxlxux

    yaban gxuxlxux Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Haziran 2007
    Mesajlar:
    22
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    O dempremi bende yaşadım, günlere tekrar döndüm. Ne olduğunu anlamamıştık. Gece sesle uyanıyorsun ve yer sallanıyor. İşin içinde amerika ve israil varsa inanırım. Onlaradan herşey beklenir. Bildiğim yahudi mallarını sırf israile yardım ediyorlar diye almıyorum. Alıpta bir müslümana sıkılan kurşuna ortak olamam.
     
  14. 22 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  15. demir

    demir Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    66
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    canım inanki bende nestle
    cola
    bu tarz ürünleri evime sokmuyorum
    bu arada 20.000 ölü diyorler ya
    allahm bu devleti başındakileri başımızdan eksik etmediği sürece bu yalanlara halkımız inanacak
    ölü sayısının az ilan edilmesinin sebebi ise
    arkadaşlar
    afet bölgesi ilan edilseydi bu şehirler bu şehirlerden ne vergi nede başka bişey alamayacaklardı hepsi hesap kitap işi
    onların umurunda mı ölen kalan
    kalan sağlar bizim politakısı ile yola devam durmak yok
     
  16. 24 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  17. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148

    Ben de bunu anlatmaya çalışmıştım.Çünkü kocaeli bölgesinden alınan vergi hiç bir vilayetten alınmıyor diye biliyorum!...
     
  18. 24 Eylül 2007
    Konu Sahibi : realist
  19. atxixka81

    atxixka81 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    2.670
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    sana sonuna kadar katılıyorum ilk depremde yoktum burda ama düzce depremini yaşadım annemdeydik orası daha güvenli diye bizi,m şansımız uyurken olmamasıydı depremin akşam saatlerinde oldu yaşayanlar daha iyi anlar allahtan ailecek can kaybımız olmadı ama olan tanıdıklarımız vede ölen herkese çok üzüldük allah onlara rahmet eylesin