19 Yumurta.....

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve Lereenim tarafından 19 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    19 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  1. Lereenim

    Lereenim Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    17 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    4.218
    Beğenildi:
    161
    Ödül Puanları:
    353
    JEREMY ÖZÜRLÜ BİR çocuk olarak doğmuştu. Spastik olmasının yanısıra, bazı bedensel özürleri vardı. Oniki yaşında, hâlâ ilkokul ikinci sınıfa gidiyordu Jeremy; belli ki, öğrenme yeteneği yoktu. Öğretmeni Doris Miller onun yüzünden oldukça sıkıntı çekiyordu. Oturduğu sırada sallanıyor, ağzından salyalar akıtıyor ve garip sesler çıkarıyordu. Bazen de, ortada hiçbir sorun yokmuş gibi, çok açık ve net bir şekilde konuşuyordu. Yine de, çoğunlukla öğretmenini rahatsız ediyordu.

    Günün birinde öğretmen Doris, Jeremy'nin ailesini aradı ve onları okula davet etti. Forrester ailesi görüşme için boş sınıfa girdiklerinde, Bayan Miller'ın "Jeremy'nin yeri burası değil; engelli çocuklara eğitim veren özel bir okula göndermeniz gerekiyor" önerisiyle karşılaştılar. "Burada kendisinden yaşça küçük ve öğrenme sorunu olmayan çocuklarla okuması kendisi için pek iyi değil. Diğer çocuklarla arasında tam beş yaş var."



    Bu sözler üzerine Jeremy'nin annesi ağlamaya başladığından, aile adına bir açıklama yapma yükümlülüğü babasına düşmüştü: "Bayan Miller, bu yakınlarda özürlüler için özel okul yok" dedi yüzünden hüzün okunan adam. "Jeremy'yi okuldan almak ise, onun için çok kötü bir şok olur. O burayı gerçekten çok seviyor."



    Jeremy'nin annesiyle babası sınıftan ayrıldıktan sonra, Doris dışarıda yağan karı seyrederek uzun süre oracıkta oturdu. Karın soğuğu adeta ruhuna da işlemişti. Forrester ailesine acıyordu. Ne de olsa, tek çocukları amansız bir hastalığa yakalanmıştı. Ancak, Jeremy'yi sınıfta tutmak da doğru değildi. Öğrenim görmesi gereken onsekiz çocuk daha vardı ve Jeremy onlara da engel oluyordu. Dahası, konuşmayı ve yazmayı asla öğrenemeyecekti. Niye boşuna daha fazla zaman harcasındı?

    İçinde bulunduğu durumu değerlendirirken bir anda içini bir suçluluk duygusu kapladı. "O zavallı ailenin sorunlarının yanında, benimkiler hiç sayılır; ama ben hâlâ şikayet ediyorum" diye düşündü ve kendisine daha fazla sabır vermesi için Allah'a dua etti.



    O günden sonra da, Jeremy'nin donuk bakışlarını ve çıkarttığı sesleri görmezlikten gelmek için epeyce çaba sarfetti.



    Derken, bir gün Jeremy'nin topallayarak ve sakat ayağını sürüyerek öğretmeninin masasına kadar gelip "Sizi seviyorum Bayan Miller" diye, tüm sınıfın duyabileceği şekilde bağırdığını gördü. Bu söze diğer öğrenciler gülüştüler. Öğretmen Doris'in yüzü ise kıpkırmızı olmuştu. "B-b-bu çok hoş Jeremy!" dedi, "A-ama şimdi sırana otur istersen, tamam mı?"



    Günler öylece gelip geçti ve bahar geldi. Hz. İsa'nın yeniden dirilişinin kutlandığı Paskalya bayramına bir hafta kalmıştı ki, Doris onlara Hz. İsa hakkında bir öykü anlattı ve her öğrenciye birer plastik yumurta dağıtarak, yeniden dirilişi vurgulamak üzere şu ödevi verdi onlara: "Şimdi bunu eve götürmenizi ve yarın içine yeni hayatı simgeleyen birşey koymuş olarak geri getirmenizi istiyorum; anlaşıldı mı?"



    "Evet Bayan Miller" diye bağırdı çocuklar. Jeremy hariç.



    Jeremy kulak kesilmiş, gözlerini bir an bile gözünden ayırmadan dinliyordu öğretmeni. Her zaman çıkardığı sesleri bile çıkarmıyordu. Bayan Miller'ın İsa ve yeniden diriliş hakkında söylediklerini anlamış mıydı yoksa? Ya verdiği ödevi? Herhalde, Jeremy'nin ailesini arayarak ödevi onlara anlatsa daha iyi olacaktı.



    O akşam, Doris'in mutfak lavabosu tıkandı. Ev sahibini çağırdı ve bir saat boyunca onun tıkalı lavaboyu açmasını bekledi. Marketten yapacağı alışveriş bu yüzden gecikmişti. Döndüğünde ise, ütülenecek bir elbise ve ertesi güne hazırlanacak test bekliyordu onu. Bu telaş içinde, Jeremy'nin ailesine telefon etmeyi unuttu gitti.



    Ertesi gün, Bayan Miller'ın sınıfındaki ondokuz öğrenci de okula gelmişti. Aralarında konuşup gülüşerek, getirdikleri yumurtaları öğretmenin masasına bıraktılar. Matematik dersi bittikten sonra, yumurtaları açma zamanı gelmişti. Birinci yumurtadan bir çiçek çıktı. Öğretmen Doris, "Ooo, evet; bir çiçek gerçekten de yeni bir hayatın simgesidir" dedi. "Bitkiler topraktan çıktıklarında yeni bir hayat görürüz." Bu sözler üzerine, birinci sıradaki ufak kız ayağı fırladı. "O benim yumurtam, öğretmenim!"

    Bir sonraki yumurtada gerçek gibi görünen plastik bir kelebek vardı. Bayan Miller, öğrencilerine onu göstererek "Hepimiz biliyoruz ki, bir tırtıl değişir ve güzel bir kelebek olur. Doğru, bu da yeni hayat için güzel bir örnek" dedi. Küçük Judy gururla gülümsedi ve "O benimkisi öğretmenim" diye seslendi.



    Bir sonrakinde Doris üzeri yosunlu bir kaya parçası buldu. Çocuklara yosunun da yeni hayatın bir simgesi olduğunu açıkladı. Sınıfın tek gözlüklüsü Billy arka sıralardan bağırdı. "Bu benim öğretmenim. Babam bana yardım etti."



    Sonra, Doris dördüncü yumurtayı açtı. Bir an duraksadı. Yumurta boştu. Bu kesinlikle Jeremy'nin yumurtası olmalıydı; demek ki, ödevi anlayamamıştı. Keşke ailesini aramayı unutmasaydı! Jeremy' yi utandırmak istemediği için, sessizce yumurtayı kenara koyup başka bir yumurtayı eline aldı. Jeremy bunu farketmişti: "Bayan Miller, benim yumurtam hakkında konuşmayacak mısınız?"

    Öğretmen Doris, şaşırmış bir şekilde, "Ama Jeremy" dedi, "senin yumurtanın içi boş."

    Jeremy, öğretmenin gözlerinin içine bakarak, usulca "Evet" dedi, "Ama İsa' nın mezarı da boştu."

    Bayan Miller donakalmıştı. Kendini toparladığında, "Peki mezar niye boş, biliyor musun?" diye sordu Jeremy'ye. Cevap kısaydı: "İsa öldürüldü ve mezara kondu,* Allah da onu oradan aldı."

    Teneffüs zili çaldı. Çocuklar hızla bahçeye koşuşurken, öğretmen Doris ağlıyordu. Bu çocuğa karşı içinde hissettiği soğukluk tamamen erimişti.

    Jeremy üç ay sonra öldü. Cenazesine gelenler ise, tabutun üstünde duran ondokuz plastik yumurtaya ilk anda bir anlam veremediler.

    Ondokuz yumurtanın da içi boştu.
     
  2. 20 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  3. ffcamdankalp

    ffcamdankalp Aktif Üye Üye

    Katılım:
    20 Aralık 2006
    Mesajlar:
    423
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bu dünyaya gelişlerimiz duruşlarımız artılarımız eksilerimiz hepimiz için farklı farklı,
    ama sıfatımız insan ve içimizde bir yürek var, ruh var, akıl var...
    bazen akıl az yada kusurlu olabiliyor

    ama yüreğimiz
    ama ruhumuz

    öyle değil,

    bunları ancak kendimiz küstürürsek,
    hissetmessek içimizde dinlemessek seslerini
    işte o zaman onlarda yokmuş gibi davranabilirler..

    yüreğimiz ve ruhumuz hiç susmasınlar,
    onları anlam kabiliyeti versin Rabbim bizlere,
    Jeremyler gerçekten çok sevgi dolular..

    lereenim teşekkürler paylaşımın için,
    ellerine sağlık güzel bir hatırlatmayla başladım güne
    selamlar sevgiler..
     
  4. 20 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  5. EU1

    EU1 Guest

    ister sağlıklı, ister özürlü bu dünyaya gelen her canlı yaşamak için geliyor...ruhlarının içinde hayat kavramını anlayabilmek için geliyor..kıymetini bilmeliyiz...

    çok güzeldi lerenim...
     
  6. 22 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  7. kxixsmetsiz kedi

    kxixsmetsiz kedi 15senedirseviyorum seniii Üye

    Katılım:
    25 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.872
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    valla şu aralar herşeye ağlıyorum.bu yazıyıda okuyunca koptum.çok güzel lerenim ellerine sağlık....
     
  8. 22 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Lereenim
  9. susi

    susi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    13 Şubat 2007
    Mesajlar:
    162
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    lereenim etkileyici bi hikaya idi
    teşekkür ederim paylaşımına her canlı bişey öğretir anlayabilmeye açık olan tüm insanlığa