2006 Haziran anneleri bizde deneyimlerimizi buradan paylaşıp, yardımlaşalım mı??

Konusu 'Haziran Anneleri' forumundadır ve pinaripekci tarafından 18 Ekim 2009 başlatılmıştır.

?

anne çalışmalı mı yoksa evde çocuğuyla mı vakit geçirmelidir??

Anketin kapanma tarihi 17 Kasım 2009.
  1. tüm vaktini evde çocuğuyla geçirmelidir.

    25,0%
  2. çalışıp iş dışı vakitlerinin tamamını ona ayırmalıdır..

    25,0%
  3. iş dışı vakitlerin bir kısmını kendisine ayırmalı kalan kısmını tamamen çocuğuyla geçirmelidir.

    50,0%
  4. tüm vaktini çalışarak geçirmelidir!!!

    Oylanma: 0
    0,0%
    18 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  1. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    kızım mavisu sidre 23 haziran 2006 doğumlu..o gün bugündür bir koşturmaca başladı ve biteceğe de benzemiyor..mutlaka benimle aynı durumda olan ve ortak sorunları paylaşan bir sürü kardeşim var burada..örneğin sürekli hayır diyen çocuğuna nasıl davranacağını bilemeyen..günlük alması gereken besin miktarları konusunda tereddüte düşen..kreşe bu sen mi seneye mi gitmeli acaba diye düşünürken gece uykularına hasret kalan..çalışan ama acaba onun için çalışmakmı yoksa onunla daha fazla vakit geçirmekmi daha mühim ikilemlerinden çıkmayı birtürlü başaramayan..belki yaşadığı ortamı değiştirmeyi düşünen ancak bunun çocuğunu nasıl etkileyeceğini bilemediğinden müzmin kararsızlıklar yaşayan....


    buna benzer kimbilir daha neler...işte belki paylaştıkça küçülür sorunlarımız..paylaştıkça daha bilinçli daha içi rahat anneler oluruz..bu sebeple 2006 haziran annelerini buraya bekliyorum canlar...

    hepimize faydalı olması dileğiyle..rabbim cümlemizin evlatlarını korusun...:Saruboceq:
     
  2. 18 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  3. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Protein

    Beslenme ile yeterli miktarda protein alınamaması, amino asit eksikliğine ve iştah kaybına neden olmaktadır. 1-3 yaş grubu çocukların günde 1300 kalori enerji ve ortalama 13 gram protein almaları gerekmektedir. Protein kaynakları olarak kaliteli proteinler seçilmelidir. Yumurta, süt, yoğurt, balık, tavuk, yağsız kırmızı et çocukların mutlaka tüketmesi gereken besinler olmalıdır.
    1-3 yaş grubu çocuklar, günde ½ su bardağı süt, 1 köfte kadar et, ½ kase yoğurt ve 1 ince dilim ekmek yiyerek protein gereksinimlerini karşılayabilirler.

    Demir

    Demir için hayat veren mineral de denilebilir. Çünkü demir, kanda oksijenin dokulara taşınmasını sağlar. Ayrıca vücutta oluşan karbondioksitin akciğerlere taşınıp solunumla atılmasının temel direğidir. Beyin fonksiyonları ve bağışıklık için gereklidir. Yetersizliğinde demir eksikliği anemisi gözlenir, ve iştah kaybı, solukluk, yorgunluk ve mental performansta azalma en önemli belirtileridir. Besinlerle iki farklı formda demir alırız. Bunlara hem ve hem olmayan demir denilir. Bu iki demir kaynağını birbirinden ayıran en önemli özellik, alındıktan sonra hem demirinin hem olmayan demire göre emiliminin daha fazla olmasıdır.
    Hem demiri hayvansal kaynaklı besinlerde; kırmızı et, tavuk eti, balık eti, yumurtada bulunurken, hem olmayan demir bitkisel kaynaklı besinlerde; kuru baklagiller, börülce, ıspanak, havuç, patates, kuru meyveler, bezelye, semiz otunda bulunur. Pişirme ile hem demirinde değişiklik olmazken, hem olmayan demirin haşlama ile sebzelerdeki demirin % 20'si, işlem görmüş tahılların ise % 70-80'i kaybolur.
    1-3 yaş grubu çocuklar günde 7 mg demir almalıdırlar.
    HEM DEMıRı
    BESıN ADI
    MıKTAR
    DEMıR (mg)
    Karaciğer
    3 köfte kadar
    5.5​
    Dana eti
    3 köfte kadar
    3​
    Sardalya
    3 köfte kadar
    2.4​
    Hindi ve kuzu eti
    3 köfte kadar
    2​
    Diğer balıklar
    3 köfte kadar
    1​



    HEM OLMAYAN DEMıR
    BESıN ADI
    MıKTAR
    DEMıR (mg)
    Soya fasulyesi (pişmiş)
    ½ kase
    4.4​
    Mercimek (pişmiş)
    ½ kase
    3.3​
    Patates (fırınlanmış)
    1 orta boy
    2.8​
    Kuru fasulye (pişmiş)
    ½ kase
    2.6​
    Nohut (pişmiş)
    ½ kase
    2.5​
    Kuru incir
    5 adet
    2.1​
    Ay çekirdeği
    1 yemek kaşığı
    1.5​
    Bezelye (pişmiş)
    ½ kase
    1​
    Bu yaş grubunda demir eksikliği anemisi sıklıkla görülen bir sağlık sorunudur. Bu nedenle demir destekli beslenme çok önemlidir. Mutlaka yağsız kırmızı et, etli sebze yemekleri, kuru baklagillerle beraber C vitamininden zengin sebze veya meyveler, bebeğin beslenmesinde mutlaka bulundurulmalıdır.
    Çocukların yiyeceklerindeki demir kaynaklarını zenginleştimek için neler yapabiliriz?
    1. Sebze yemeklerine kırmızı et, tavuk eti, balık eti ekleyebilirsiniz.
    2. Sebze yemeklerine malik asit, sitrik asit ve askorbik asit içeren havuç, patates, domates, karnabahar, lahana gibi sebzeleri ekleyebilirsiniz.
    3. Kuru baklagil yemeklerinin yanına C vitamini içeren sebze ve meyveleri ekleyebilirsiniz.


    çinko


    Yaklaşık 100 enzimin yapısına giren ve vücutta oluşan biyokimyasal reaksiyonların devamı için çinko gerekli, ve vazgeçilmez minerallerden biridir. Çocuklarda büyüme ve gelişmede, bağışıklık sisteminde, tat ve koku almada, iştahın denetiminde, yaraların çabuk kapanmasında, erkeklerde gelişme çağında testislerin büyümesinde önemli rol oynar.
    Yağsız kırmızı ette, derisiz tavuk etinde, kuru baklagillerde, kuru yemişlerde fazla miktarda bulunur.

    1-3 yaş grubu çocukların günde 3 mg çinkoyu besinle almalıdırlar.
    BESıN ADI
    MıKTAR
    ÇıNKO (mg)
    Yağsız biftek
    3 köfte kadar
    8.9
    Kuzu incik
    3 köfte kadar
    4.3
    Yağsız dana eti
    3 köfte kadar
    4
    Hindi eti
    3 köfte kadar
    3.8
    Tavuk eti
    3 köfte kadar
    2.4
    Yağsız yoğurt
    1 kase
    2.2
    Kuru fasulye
    ½ kase
    1.8
    Bezelye (pişmiş)
    ½ kase
    0.9
    Levrek
    3 köfte kadar
    0.5
    Tam buğday ekmeği
    1 ince dilim
    0.5
    1-3 yaş grubu çocuklarına günde 2 köfte kadar yağsız kırmızı et veya derisiz tavuk eti, ve yanında 1/2 kase yoğurt tükettirilirse günlük çinko gereksinimi karşılanmış olur.


    Kalsiyum


    Yeni doğmuş bebeğin vücudunda ortalama 30 g kalsiyum bulunur. Vücuttaki kalsiyumun %99'u kemik ve dişlere yerleşmiştir.Büyümenin hızlı olduğu çocukluk döneminde kemik yapımı çok hızlıdır ve kalsiyumun birinci görevi kemik ve dişlerin yapımı, gelişiminin ve sağlığının korunmasıdır. Bunun yanı sıra kalsiyum sinir iletimi için gereklidir.
    En iyi kalsiyum kaynakları süt ve ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler, fındık-fıstık türevleri, pekmez, susam ve kuru baklagillerdir.
    Bebeklik ve çocukluk döneminde günlük 400-700 mg. kalsiyum alınması gerekmektedir.
    BESıN ADI
    MıKTAR
    KALSıYUM (mg)
    Süt veya yoğurt
    2-3 su bardağı
    600-700 mg
    Beyaz Peynir
    4-5 kibrit kutusu kadar
    555-660
    Sebze yemeği
    1 kase
    70-80
    Taze meyve
    2 porsiyon
    40-60
    Maydanoz
    ½ demet
    35-40
    Ekmek
    3-4 orta dilim
    30-40
    Pilav, makarna
    1 porsiyon
    10-15
    Kuru baklagil
    ½ porsiyon
    25-30
    Pekmez
    2 yemek kaşığı


    Magnezyum


    Kemik ve diş yapısında kalsiyum ve fosfor ile birlikte değişmeyen mineral olarak magnezyum bulunur. ınsan vücudunda yaklaşık 300'den fazla metabolik reaksiyona eşlik eder. Kas ve sinir sisteminde etkindir. Yetersizliğinde huzursuzluk, mental bozukluk, sinir ve kas çalışmasında sorunlar ve iştah kaybı görülebilir. Magnezyum; hipertansiyon, preeklemsi, eklemsi, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, osteoporosiz, migren ve baş ağrıları, astım tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun dışında yüksek miktarda magnezyum alımının, B6 vitamini yetersizliği nedeniyle oluşan okzalat taşlarının birikimini önlediğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır.
    En iyi kaynakları, badem, ceviz, fındık, kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
    1-3 yaş grubu çocukların günde 80 mg magnezyumu beslenmeyle alması gerekmektedir.
    BESıN ADI
    MıKTAR
    MAGNEZYUM (mg)
    Buğday ekmeği
    3 orta dilim
    117
    Kepekli pirinç
    1 kase
    84
    Badem
    1 çay bardağı
    81
    Ispanak (pişmiş)
    ½ kase
    78
    Pazı (pişmiş)
    ½ kase
    75
    Kuru fasulye (pişmiş)
    ½ kase
    63
    Fındık
    ½ çay bardağı
    49
    Bamya (pişmiş)
    ½ kase
    45
    Muz
    1 orta boy
    34
    Portakal
    1 orta boy
    17
    1-3 yaş grubu çocuklar günlük magnezyum gereksinimlerini, günde ½ kase kuru baklagil ve ekmeğini buğday ekmeği olarak tüketirlerse karşılayabilmektedirler.


    Fosfor


    Fosfor kemik ve diş yapımında görevli mineral olup, hücre zarının yapısında, yüksek enerji oluşumunda da rol oynar. D vitamini ve kalsiyumun emilimini kolaylaştırır. Genelde protein açısından zengin besinler fosfor açısından da zengindir. Genelde besinlerde yaygın olarak bulunması nedeniyle yetersizliğine sık rastlanmaz. Ancak yetersizliğinde iştah kaybı, kansızlık, kaslarda kasılma, kemik yapısında bozulma, infeksiyonlara kaşı aşırı duyarlılık ve yürümede zorluk görülür.
    Et, tavuk, balık, kuru baklagiller, yağlı tohumlar, süt ve süt ürünleri en zengin fosfor kaynaklarıdır.
    1-3 yaş grubu çocukların günde 460 mg fosforu beslenmeyle alması önerilmektedir.
    BESıN ADI
    MıKTAR
    FOSFOR (mg)
    Yoğurt
    1 kase
    383
    Mercimek (pişmiş)*
    ½ kase
    356
    Balıklar (pişmiş)
    1 orta boy
    252
    Yağsız süt
    1 kase
    247
    Dana eti
    3 köfte kadar
    173
    Hindi eti
    3 köfte kadar
    173
    Tavuk eti
    3 köfte kadar
    155
    Badem*
    ½ çay bardağı
    139
    Peynir
    1 karper kadar
    131
    Yumurta (pişmiş)
    1 adet
    104
    Tam buğday ekmeği*
    1 ince dilim
    64
    *Yağlı tohumlar, tam taneli tahıllar ve bitkisel kaynaklı fosforun emilimi diğer kaynaklara göre % 50 daha azdır.
    1-3 yaş grubu çocuklar günde 1 kase yoğurt ve 1 adet yumurta yiyerek günlük fosfor gereksinimlerini karşılarlar.

    ıyot

    ıyot, insan vücudunda çok az miktarda bulunan normal büyüme ve gelişme için gerekli bir eser elementtir. Beyin ve sinir hücrelerinin normal büyüme ve gelişmesini sağlar. Yetersizliğinde gelişim gerilikleri ve guatr başta olmak üzere bazı hastalıklar görülür.En iyi kaynakları Tuzlu su balıkları, kabuklu deniz mahsülleri ve tahıl ürünleridir. Günlük alınması gereken iyot miktarı bebek ve çocuklarda 40-70 mcg dır.
    BESıN ADI
    MıKTAR
    ıYOT (mcg)
    Süt
    1 çay bardağı
    4,15
    Yumurta
    1 adet
    13,40
    Beyaz peynir
    1 kibrit kutusu kadar
    4,56
    Tavuk
    1 porsiyon
    62,75
    Ispanak
    1 kase
    40,20



    Sağlıklı Beslenme Prensipleri
    Çocuğunuzda sağlıklı beslenme davranışının gelişmesi için şu noktalara dikkat etmelisiniz;
    - Çocuğunuz yemeye ara verince biraz bekleyip, tekrar yemek vererek tam doyması sağlayın.
    - Besinleri çocuğa değişik tat, kıvam, renk ve çeşitlilikte sununmaya çalışın.
    - Beslenmede ödül yöntemi uygulamayın.
    - Çocuğunuzu beslerken uygun ortam ve pozisyon yaratılmalı, rahat kullanabileceği, uygun boyutta kaşık- çatal vb. gereçler sağlayın.
    - Ana ve ara öğün aralarını iyi ayarlayın, ana öğün öncesinde 2 saatlik bir boşluk bırakın.
    - Çocuğunuz seçici davranıyorsa, besinleri karıştırarak yedirmeyi deneyin. (sebzeleri, sevdiği çorbanın içine doğrayarak, karışık pürler halinde vb.)
    - Çocuğunuzun aşırı acıkıp sinirlenmesine fırsat yaratmayın.
    - Çocuğunuzu uykulu iken beslemeyin.
    - Çocuklar zorla beslenmemeli ve yemek zamanları stresten uzak, yemek ortamları rahat olmalıdır.
    - Beslenmeden sonra etrafın temizlenecek duruma gelmesine göz yumun.



    not:milupa dan alıntıdır...
     
    Son düzenleme: 18 Ekim 2009
  4. 18 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  5. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Çocuğa Verilmeyecek Gıdalar

    En sık yapılan hatalardan biri çocuğu yemek suyu ile beslemektir. Hiçbir besleyici değeri olmayan bu beslenme biçimi uygulanmamalıdır. Çocuklara çay, kahve veya kola verilmesi, içerdikleri uyarıcı maddeler nedeni ile onları aşırı sinirli yapar. En iyisi bu içecekleri çocuğa hiç tattırmamaktır. Yüksek alerjik yiyecekler:Çoğu bebek ilk yaşından itibaren genel alerjilere sahip olabilir.Eğer alerjiler konusunda endişeleniyorsanız, uzmanlar yumurta beyazının 2 yaşına kadar, kabuklu deniz ürünlerinin ise 3 yaşına kadar verilmemesini önermektedir.
    Her çeşit şeker çocuklara sık verilmemesi gereken yiyeceklerdendir. Yemek aralarında çocuğa şeker vermek, iştahı kapatarak yetersiz beslenmesine yol açtığı gibi ilerde görülen diş çürüklerinin de önde gelen nedenidir. Çocuklara çay, kahve veya kola gibi verilmesi içerdikleri uyarıcı maddeler nedeni ile onları aşırı sinirli yapar. En iyisi bu içecekleri çocuğa hiç tattırmamaktır.
    Besin Grupları

    Et grubu
    Et, tavuk, balık, hindi, yumurta ve kuru baklagillerden oluşur. Bu gruptaki besinler, proteinden zengin olmanın yanında, demir, çinko ve B vitaminlerinin de zengin kaynağıdırlar.

    Süt grubu
    Süt, yoğurt, peynir gibi besinler bu gruba girer. Bu gruptaki besinler, protein ve kalsiyumdan zengindir. Ayrıca yağ, fosfor, magnezyum ile bazı B vitaminleri ( özellikle riboflavin) için de iyi kaynaktırlar.

    Tahıl grubu
    Buğday, pirinç, mısır,çavdar, yulaf,arpa, çavdar darı ve bunlardan yapılan un, ekmek, makarna, bulgur, erişte, patates vb. besinler bu gruba girer. Et ve süt grubuna göre proteini daha az içerirler. Ancak karbonhidratın ana kaynağıdırlar. Bazı B vitaminlari ve minerallerden de zengindirler.Özellikle tahıllar, lif açısından zengin gıdalardır ve lifler barsaklarda sağlıklı sindirim sağlarlar.

    Sebze-meyve grubu
    Her türlü sebze ve meyve bu grup altında toplanır. Sebze ve meyvelerin önemli bir kısmı sudur. Bu gruptaki besinler çok az protein içerirler. Karbonhidrat (meyve şekeri), vitamin, mineraller ve lifeler sebze ve meyvelerin katı öğelerini oluştururlar. C vitaminin de önemli kaynağıdırlar.

    Yağ ve şeker grubu
    Her türlü hayvansal ya da bitkisel katı-sıvı yağlar ile şeker bu gruba girer. Aslında bu gruptaki besinler diğer gruplardaki besinlerin yenmesiyle de vücuda alınırlar. Yağlar, protein ve karbonhidratların 2 katından daha fazla kalori içermeleri nedeniyle, enerjinin en zengin ve kolay kaynağını oluştururlar. Tereyağında A vitamini, sıvı yağlarda esansiyel yağ asitleri ve E vitamini bulunur. Şeker saf karbonhidrattır, yalnızca kalori içerir.

    yine milupadan...
     
  6. 18 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  7. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Yaşamın ilk altı yılı, bireyin gelişimde büyük bir öneme sahip. Bu dönemin en etkili şekilde geçmesi ancak çocuğunuz okul öncesi eğitimle tanıştığında gerçekleşiyor. Anaokulları ve yuvalar size bu imkanı sunan kurumlar olarak karşımıza çıkıyor. Siz de çocuğunuzu anaokuluna göndermeye karar verdiyseniz, aklınıza gelen ilk sorular şunlar olmalı:
    - Çocuğumu hangi okula göndermeliyim?
    - Okul seçerken nelere dikkat etmeliyim?
    - Hangi kriterler çocuğumun gelişimi için önemli?

    Elbette bu sorularun cevapları her kişi için değişiklik gösterebiliyor. Ancak bazı noktalarda fikir birliği oluşturmanın çocuğun gelişimi için gerekli olduğunu unutmayın!

    Anaokulu seçimi

    Anaokulu seçerken izlenmesi gereken yol ve ziyaret sırasında dikkat edilecek noktalar anne ve babaların aklını karıştırıyor. ışte size bu konularla ilgili küçük ip uçları:

    a. Çocuğunuzun gideceği okulu araştırmaya başlamadan önce, anne-baba olarak beklentilerinizi ayrı birer kağıda maddeler halinde yazmaya çalışın (listede çocuğunuzun ilgi alanlarına da yer verin).Daha sonra listelerinizi karşılaştırın ve bu listelerden tek bir liste oluşturmayı deneyin.

    b. Okulu incelemek amacıyla, çalışma saatler içinde, mümkünse eşinizle beraber okula gidin ve orada en az yarım saat geçirin. En ideal vakit sabah saatleridir. ılk gidişinizde çocuğunuzu okula götürmeyin.Hazırladığınız listeyi okula götürüp, listenize bağlı kalarak incelemenizi yapın. ınceleme esnasında dikkat etmeniz gereken ana unsurlar ise şöyle:

    • Öğretmen-öğrenci oranı:Her öğretmene düşen öğrenci miktarına dikkat edin. 2-3 yaş grubu için, bir öğretmene en fazla 5-7 öğrenci, daha büyük gruplar için bir öğretmene en fazla 10-12 öğrenci düşüyor mu?

    • Ders programının içeriği: Program, çocuğun bütün gelişimlerini (zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel) destekliyor mu? Çocukların değişik ilgi alanlarına hitap edebilecek şekilde dizayn edilmiş mi?

    • Çocuğun geliş gidiş için izleyeceği yol ve harcayacağı zaman: Mümkünse evinize yakın okullar tercih etmeye çalışın, çünkü çocuk okula gitmek için çok erken saatlerde kalkmak zorunda kalabilir, bu durum onun uykusuz kalmasına ve gelişimi için gerekli olan uykuyu alamamasına yol açabilir.Bu tip sorunlarla karşılaşmamak için yolu ve yolda geçirilen zamanı kısaltmaya çalışın.

    • Mekanın sevimliliği ve güvenli olup olmadığı: ılk olarak mekanın ferah, temiz, gösterişsiz, bahçeli ve bol güneş ışığı alan bir yer olduğuna emin olun.Mobilyaların ve binanın ergonomik olmasına dikkat edin,örneğin raflar çocukların boyunda mı,malzemelerin yerleşiminde çocukların güvenliğini tehlikeye atacak unsurlar var mı, binanın çevre güvenliği sağlanmış mı? Binada çocukların oyun alanları dışında, uyku ve yemek için ayrı bölümler var mı?

    • Disiplin eğitiminin nasıl sağlandığı: Çocukların ortak yaşamı için gerekli kurallar konulmuş mu?( Örneğin, tuvaleti temiz tutalım) Bu kurallar öğretmenler ve diğer personel tarafından nasıl uygulanıyor? Kurallara uymayanlar (öğrenci, veli, öğretmen,personel) için nasıl muameleler yapılıyor?

    • Sağlık sorunları ile karşılaşıldığında neler yapıldığı: Çocukların gelişimlerini gösteren portfolyolar hazırlanıyor mu? Okulda sürekli bir doktor, hemşire ya da sağlık uzmanı var mı yada acil durumlarda temasa geçilen doktorlar var mı? Aylık yemek listeleri beslenme uzmanı tarafından hazırlanıp ailelere duyuruluyor mu? Hijyen konularına ne kadar dikkat ediliyor? Gerekli olduğu durumlarda okulun ambülans ihtiyacı nasıl karşılanıyor?

    • Psikolojik rehberlik ve danışma hizmetleri sağlanıyor mu: Okulda sürekli bir pedegog, psikolog yada danışman bulunuyor mu?

    • Acil durumlar için alınan önlemler: Deprem ve yangın gibi acil durumlar için binayı boşaltma planı var mı? Belirli periyotlarla tatbikat yapılıyor mu?

    • Kültür-sanat faaliyelerine ne kadar önem verildiği: Belirli aralıklarla sinema, tiayro, müze, sergi vs. gezileri düzenleniyor mu? Farklı sanat branşları için öğretmenler var mı? Çocuğun çeşitli sanat dallarını okulda tanıma ve uygulama imkanı var mı?

    c. Okulu belirledikten sonra ,onu okula götürmeden kaydını yaptırmayın. Aksi takdirde, çocuğunuz kendisini artık sevmediğiniz için onu okula kaydettirdiğiniz kanısına varabilir. Çocuğunuz ile birlikte okulu tekrar ziyaret edin. Ona okulun her tarafını gezdirin, okulu sevip sevmediğini sorun.Öğrencileri oyun ve ders sırasında izlesin.Çocuğun okula ısınması çok önemli. Eğer okulu sevmediyse, bunun nedenlerini sorun ama onu ikna etmek için zorlamayın.

    Bütün bu aşamaların sonunda karar verdiniz ve çocuğunuzu göndermek için ideal okulu buldunuz. Ancak her zaman her şeyin yolunda gitmeyebileceğini aklınızdan çıkarmayın. Çocuğunuzun bu okulda çeşitli sorunlarla karşılaşması mümkün. Unutmayın ki önemli olan sorunun olmaması değil, sorunun nasıl ve ne kadar sürede çözüme ulaştırıldığı...

    bebek .com dan alıntıdır..
     
  8. 18 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  9. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Çocuğunuzun Sosyal Ve Duygusal Gelişimini Destekleyin



    Sosyal ve duygusal gelişim nedir ve bu iki kavram arasında fark var mı? Bunlar, konu hakkında cevabı en çok merak edilen iki soru. Şöyle bir örnek ile cevabı açıklayabiliriz; diyelim ki dört yaşındaki iki çocuk plajda oyuncak kovayla oynuyor ve birbirleriyle oyun malzemelerini paylaşıyorlar bu durum, sosyal gelişimin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Çocuklardan biri oyun esnasında arkadaşından bir oyuncak alıyorsa ve arkadaşına da oynaması için başka bir oyuncak veriyorsa (başkalarına saygılı olmak ve karşıdaki insana empati göstermek), bu durum da duygusal gelişimin işareti olarak gösteriliyor. Bu iki kavram birbirinden farklı olmasına rağmen çocuğun hayatında ortak bir gelişim gösteriyorlar.

    Çocuğunuzun ilk ve en önemli modeli sizsiniz.Bu nedenle ona her zaman pozitif mesajlar vermeye çalışın.Yaptığı şeyleri destekleyin.Başarılarını öne çıkararak, onu yeni şeyler denemeye teşvik edin.Yaptığı hataları başarısızlık olarak değil, doğruya giden yolun alternatifleri olarak görmeye çalışın.

    Anaokuluna giden bir çocuğun hayatında arkadaşlık önemli bir yere sahiptir. Arkadaşlık, çocuklara empati duygusunu ve paylaşmayı öğretir.Birçok uzmana göre arkadaşlık kavramının tohumları bebeklikte atılıyor.Çocuk, eğer annesine ve babasına karşı güven dolu kuvvetli bağlar kurmuşsa kendi çevresini genişletmek ve başka insanlar tanımak istiyor.Daha sonra nasıl oynaması gerektiğini öğreniyor, bir süre diğer çocukları gözlemliyor ve sonunda arkadaş olmayı öğreniyor.

    Bu yaşlardaki çocuklar çok güçlü duygulara sahipler. Çok sevdikleri ya da hiç sevmedikleri şeyler vardır. Bu iki durumun ortası onlar için sık rastlanan bir durum değildir.Oyun oynarken kaybetmekten nefret ediyorlar. Hayal güçleri çok gelişmiştir, hayal gücü bol olan oyunları ya da gerçeği taklit ederek oynadıkları oyunları çok seviyorlar.

    Çocuklarda sosyal ve duygusal gelişim nasıl bir yol izler?

    ● Yakın çevreleriyle ilgilenmeye başlarlar.
    ● Benlik hissi geliştirirler, aileye ait olma duygusu duymaya başlarlar.
    ● Güvenmeyi öğrenirler.
    ● Sizinle anlaşmak için bir iletişim sistemi geliştirirler.
    ● Sizden uzak kalabilmeyi öğrenirler.
    ● Duygularını göstermek için çeşitli yollar bulurlar
    ● Diğer çocukların oyunlarını uzaktan takip etmeye başlarlar.
    ● Diğer çocukların yakınında ama onlarla beraber olmadan oynamaya başlarlar (diğer çocukları taklit etmeye çalışırlar)
    ● Diğer çocuklarla beraber oynamaya başlarlar.
    ● ıhtiyaçlarını ve isteklerini belirtmeye başlarlar.
    ● Paylaşmayı ve sıra almayı öğrenirler.
    ● Problemlerini çözmek için kelimeleri kullanmaya başlarlar.
    ● Duygularını kontrol etmeye başlarlar.
    ● Kendilerine güven duygusu geliştirirler.
    ● Başkalarına saygı göstermeyi ve empati duygusunu öğrenirler.

    Neler Yapabilirsiniz?

    ● Her gün onunla zaman geçirmeye özen gösterin.ıkinizin de hoşlandığı şeyleri yapmaya çalışın.Ona ilgi gösterin.
    ● Ona okulda neler yaptığını sorun.
    ● Mümkünse onun davranışlarıyla ilgili bir defter tutun ve belirli aralıklarla eski notlarınızı okuyun.Böylece çocuğunuzun gelişimini daha doğru takip edebilme imkanı bulursunuz.
    ● Onunla duyguları hakkında konuşun.Ona farklı durumlar içinde neler hissettiğini sormaya çalışın.Eğer sorabiliyorsanız, diğer çocuklara da aynı koşular altında aynı soruları sorun. Böylece farklı çocukların durumu nasıl değerlendirdiğini görebilirsiniz.
    ● Çocuğunuzla beraber evin içinde uyulması gereken kurallar belirleyin Bunun yardımıyla, sosyal gelişimi için çok önemli olan bir şeyi kural kavramını öğrenecek. Çocuğunuzun en az sizin kadar bu kurallara uymaya çalıştığını göreceksiniz.
    ● Ona kitaplar okuyun ve sonrasında karakterlerin neler yaşadıkları hakkında konuşun.


    ıDıL SEDA AK

    bebek.com dan alıntı..
     
  10. 20 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  11. suus

    suus ZEUS Üye

    Katılım:
    3 Mart 2009
    Mesajlar:
    1.524
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    148
    canım çok güzel bilgiler vermişsin emeğine sağlık
    beslenme konusunda ben biraz kıtım 2008 doğumlu kızım var ve yemek seçiyo makarna pilav türü kuru şeyleri seviyo kahvaltımızda çok çeşitsiz yumurtalı patates hergün çaşitlenremiyorum yemiyo inş büyüdükçe değişir
    seninde kızını Allah bağışlasın
     
  12. 20 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  13. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148

    cnm benim senin de yavrunu allah bağışlasın..makarnayı pilavı benim kuzucukta çok seviyor..bazı yemekleri sevmediği oluyor ama genellikle faydalı şeyleri de seviyor şükür..bende kahvaltılarda sıkıntı çekiyordum bir dönem cnm..sonra yumurtasına biraz eritme peyniri koydum çünkü normalde peyniri sevmiyor pek..ymurtanın içinde anlamıyor bu nedenle yiyordu..sonra bazen mısır gevreği(nesquık fln gibi) değişiklik olsun diye veriyordum..bazen kaşık mamalarını istiyordu onu yapıyordum böyle böyle geçti..sana tavsiyem yemek konusunda çok dikkatli ol tamamen vazgeçersende,çok üstüne düşersende yemek depresyonuna girebiliyor çocuklar..bu konuda biraz iş düşüyor yine bize..sevdirerek oyunla yedirmek gerekiyor..ki eminim sende böyle yapıyorsun..saatler süren yemek maceraları öyle değilmi???

    allah hepimizin yardımcısı olsun cnm..opuyorumnanaktan
     
  14. 25 Ekim 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  15. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Domuz gribi aşısı gerekli mi?

    Domuz Gribi aşısı yaptırmak gerekiyor mu? Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta cevapladı..


    Güncelleme:16 Ekim 2009 13:06
    Dünya Sağlık Örgütü’nün basın açıklamasını okuyunca korkuya kapılmamak ve ‘Eyvah insanlığın sonu geldi galiba’ dememek mümkün değil:
    ‘’Önümüzdeki aylarda çıkması beklenen pandemide 2 milyardan fazla insan gribe yakalanacak ve iyimser senaryoda 2-7 milyon, kötümser senaryoda ise100 milyon insanın ölecek.’’
    Evet, bu sözler sıradan bir insana değil Dünya Sağlık Örgütü’ nün Asya ve Pasifik Direktörü Shigeru Omi’ ye ait.
    Ama durun hemen paniklemeyin. Çünkü bu açıklama tam 5 sene öncesine ait bir açıklama. Çok şükür ki böyle bir salgın gerçekleşmedi.
    Sağlık Bakanımızın domuz gribi ile ilgili olarak Türkiye için açıkladığı iyi ve kötü senaryoları da gazetelerde okumuş olmalısınız.
    Bu tür açıklamalar insanları korkutmaktan, kafalarını karıştırmaktan ve moral bozmaktan başka hiçbir işe yaramıyor.
    ınsanlar endişe içinde. ‘’Domuz gribi salgını olacak mı, yoksa toplumda panik mi yaratılmak isteniyor? Grip aşısı üreten firmaların ya da ilaç endüstrisinin bu işte rolleri var mı? Grip aşısı olmak şart mı?’’ sorularına cevap arıyorlar.
    Domuz gribi salgını olacak mı?
    Nisan ayından beri dünyanın hemen her ülkesinde görülen domuz gribi virüsü H1N1’ e karşı insanların bağışıklığının olmaması bu virüsü alan her kişinin hastalanması anlamına geliyor ve buna göre de dünya çapında bir salgın ihtimal dahilindedir.
    Ancak 1510 senesinden bugüne kadar oluşan 14 pandemi incelendiğinde bunların hiçbirinin önce bahar mevsiminde başlayıp daha sonra kış mevsiminde daha ağır ikinci bir salgına yol açığına dair bir veri yok. Bu içimizi çok ferahlatan bir bilgi.
    Domuz gribi ağır bir hastalık mı?
    Domuz gribi insanların korkutulduğu kadar ağır bir hastalık değil. Belirtileri olağan gribe göre çok daha hafif. Domuz gribi olanların hastaneye yatmaları veya ilaç kullanmaları da gerekmiyor. Bunların ateşleri düşene kadar evde istirahat etmeleri yeterli. Hastalık kendi kendine iyi oluyor.
    Domuz gribi öldürücü bir hastalık mı?
    Domuz gribinin öldürücü bir hastalık olduğu doğru ama bu ihtimal binde birin bile altında. Oysa olağan gripte bu oran yüzde 1. Her sene olağan gripten 250-500 bin insanın öldüğü ama domuz gribinden bugüne kadar ölen insan sayısının 4 bin 500 civarında olduğu bilinirse durum daha iyi anlaşılır.
    Grip aşısı ne kadar etkilidir?
    Aşı gribin hafif atlatılması, gribe bağlı komplikasyonların ve ölümlerin azaltılması amacıyla yapılır. Bunun için de aşıdaki virüslerle hastalık yapan virüsün aynı veya çok benzer olmaları gerekir. Aşıdaki virüslerle hastalık yapan virüsler farklı olduğunda aşı zaten etkisiz kalacaktır ama uyum olduğunda da aşının komplikasyon ve ölümleri önlediğine dair bir kanıt yoktur.
    Aşı yapılan kimselerde o virüslere karşı antikor oluşması aşının etkili olduğunu göstermemektedir. Son yıllarda yapılan pek çok araştırma grip aşısının 70 yaşın üstündekilerde ölümleri azatlığı iddiasının ‘çok abartılı’ olduğunu ortaya koymuştur. Amerika’ da 1980’ lerde yüzde 15 civarında olan aşılanma oranlarının son yıllarda yüzde 70’ lere kadar çıkmasına rağmen yaşlılarda gribe bağlı ‘fazladan ölümlerde’ azalmanın olmadığı ortadadır.
    Aşı yapılan insanların incelendiği bir araştırmada da aşıdan fayda gördükleri belirlenen kimselerin maddi durumları daha iyi olan, sağlıklarına önem veren, sigara alkol kullanmayan, sağlık sigortaları olan, kendilerine iyi bakan kişiler oldukları anlaşılmıştır.
    Domuz gribi aşısı olalım mı?
    Domuz gribi aşısı yapılması kanımca gerekli değildir. Çünkü bir kere domuz gribi sanıldığı kadar ağır ve öldürücü bir hastalık değildir. ıkincisi domuz gribi aşısının etkili olduğunu gösteren hiçbir veri yoktur. Üçüncüsü de bu aşının çok ciddi yan etkileri olabileceği ileri sürülmektedir. ınsanlar domuz gribinden değil aşıdan daha fazla zarar görebilirler.
    Sorularınız için: ahmetrasimk@mynet.com


    haber.mynet.com dan alıntıdır..
     
  16. 29 Aralık 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  17. can0677

    can0677 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    182
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    caım çok teşekkürler verdiğin bilgiler için,.....benim kzıım da 27 haziran 2006 lohusalığımız karışmış.. :) çok şükür saglıklılar...Kuzuşunla ve eşinle güzel hayatlar.....
     
  18. 29 Aralık 2009
    Konu Sahibi : pinaripekci
  19. pinaripekci

    pinaripekci pinaripekci.blogspot.com Pro Üye

    Katılım:
    6 Nisan 2009
    Mesajlar:
    3.862
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    yoruma değer bulduğun için asıl ben teşekkür ederim cnm..opuyorumnanaktan sana da kuzucuğunla,babacığıyla ,hayırlı ve sağlıklı bir ömür dilerim..rabbim acılarını göstermesin..:Saruboceq: