:))))

Konusu 'Fıkralar' forumundadır ve pentagram tarafından 10 Kasım 2009 başlatılmıştır.

    10 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  1. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    basbakan ABD ziyaretinde Obama’yla sohbet ederken, laf dönmüş dolaşmış, genetiği değiştirilmiş organizma teknolojisine gelmiş; Obama gururla, “Bu konuda öyle ilerledik ki, neredeyse ölüyü bile diriltebilecek hale geldik” demiş... Bizimki altta kalır mı, “Bizim çalışmalarımız da müspet neticeler vermeye başladı” demiş, “Biz de DNA’larında oynayarak, 100 metreyi 3 saniyede koşan sporcular yetiştirebiliyoruz artık!”


    Gel zaman git zaman, Obama iadeyi ziyarete gelmiş, “100 metreyi 3 saniyede koşanları” görmek istemiş... Bizimkini ter basmış tabii, “N’apacağız, rezil olduk” demeye başlamış... Ki, o sırada cingöz bir danışman devreye girmiş, “Sıkmayın canınızı efendim” demiş, “Hazır bugün 10 Kasım... Obama’yı Anıtkabir’e götürelim, Atatürk’ü diriltmesini isteyelim... Diriltemezse dünyaya rezil olur, diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız!”
     
  2. 10 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  3. johnnybravo

    johnnybravo fevkaladenin fevkindeyim Üye

    Katılım:
    12 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    10.118
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    196
    oyoyy teşekkürler kaydirigubbakcemile3kaydirigubbakcemile3
     
  4. 12 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  5. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ßacak
    Biyoloji dersinden yapılacak sınav için sınıftaki herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Daha sonra sınavın yapılacağı gün gitmişler bir de bakmışlar, ortada kağıt kalem yok sadece sıra sıra mikroskoplar. Hoca da başlarında bekliyorken demiş ki:
    “Bu mikroskoplarda lam’da bir böceğin bacağı var, sınavınız bacağından böceği tanımak”

    Tabi hemen itirazlar, ama fayda etmemiş, hoca dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama bir şey yapamıyorlar. En sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş:
    “Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?”
    Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış:
    “Tanısana hadi, tanısana kim olduğumu”
     
  6. 12 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  7. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    başarılı bir Türk aşçı, Fransa’da bir luks otele transfer edilir.
    diger aşçılara bazı tarifler öğretmesi gerekmektedir. geçerler ocağın
    başına, bizimki başlar: - bir tutam maydonoz, bir tutam karabiber,yetecek kadar su…
    fransiz dayanamaz sorar: - bunlarin bir ölçüsü yok mu?
    -bizimki terslenir:

    - ben ne diyorum? bir tutam olacak demedim mi?
     
  8. 12 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  9. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Sevgili Güzin abla ben 17 yaşında bir kızım internette
    kendime yeni bir erkek arkadaş edindim.
    Onu çok seviyorum.
    Oda beni seviyormuş.
    Bana seni ailemle tanıştırıcam dedi.
    Buna çok sevindim.
    Beni evlerine davet etti.
    Ailesiyle tanıştırmak için.
    Evlerine gittiğimde evde kimse yoktu.
    Bana birazdan gelirler dedi.
    Onları beklerken birer kola içelim dedi.
    Bende olur dedim.
    Odasına geçtik,kolamızı içerken erkek arkadaşım birden uyumaya başladı.
    Güzin abla sence erkek arkadaşımın hastalığı ne?

    GÜZİN ABLA’NIN CEVABI :
    -Kızım seni anan Kadir gecesi doğurmuş.
     
  10. 13 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  11. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    CIA ve MİT hangi istihbarat örgütünün daha iyi olduğu konusunda bahse girmişler. Kurallar belirlenmiş. ormana bir zürafa salınacak, saklanması için iki gün süre verilecek, bu sürenin sonunda zürafayı en kısa sürede bulup yakalayan taraf bahsi kazanmış olacak.
    Zürafa ormana bırakılır, iki gün sonra önce CİA ajanları aramaya
    başlar. Uydu fotoğrafları, termal kameralar, ormandaki ajanlar vs. vs. derken iki saat içinde zürafa elleri kolları bağlı, paketlenerek getirilir.
    Sıra MİT'e gelmiştir. Zürafa tekrar ormana bırakılır, iki gün sonra MİT ajanları aramaya başlarlar. Bir saat geçer, iki saat geçer, beş saat geçer ses yok. Bir gün olur, gene ses yok. İkinci günün sonunda karga tulumba vaziyette ağzı gözü patlamış, kafası kolu kırılmış, her tarafı mosmor bir fil jürinin karşısına getirilir.
    'İşte zürafayı yakaladık' der MİT ajanı.

    Jüri şaşırır. 'Bunun neresi zürafa yahu! Basbayağı fil bu' der.
    Fil bunu duyar duymaz ağlamaya başlar ve
    'Abi ne alakası var, ne fili! Anam avradım olsun zürafayım ben' der...




     
  12. 19 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  13. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    9 kadinin 1 bebeği 1 ayda doğurabilecegini soyleyen kisiye
    PROJE MUDURU denir


    1 bebeğin 18 ayda ancak doğacağini soyleyen kisiye
    URETIM MUDURU denir


    Tek bir kadinin 1 ayda 9 bebek doğurabileceğini soyleyen kisiye
    PLANLAMA MUDURU denir


    Bebeğin uretim seklinin ille de yanlis olduğunu soyleyen kisiye
    KALITE MUDURU denir


    Dunyada hic kadin ve erkek kalmasa o bebeği kendinin doğuracağini soyleyen kisiye
    PAZARLAMA MUDURU denir


    1 kadindan 1 bebegi 1 ayda doğurmasini bekleyen kisiye
    GENEL MUDUR denir.


    Bebek falan istemediğini soyleyen kisiye ise
    MÜŞTERı denir
     
    Son düzenleme: 19 Kasım 2009
  14. 24 Kasım 2009
    Konu Sahibi : pentagram
  15. pentagram

    pentagram Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2009
    Mesajlar:
    62
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Temel'le Dursun, İstanbul'da minibüsle bir yere gidiyorlarmış...
    Şoför "Levent, Fatih, Eyüp" diyormuş.
    Dursun sıkılmış ve Temel'e:

    "Ula Temel, ne zaman ineceuk?" demiş.
    Temel de demiş ki:

    "Çatlama ula, ismimuz okunsun ineruk!"