34-40 Gebelik Haftalari

Konusu 'Hamilelerden Haberler: Soru ve Sorunlar' forumundadır ve duyalp tarafından 24 Mart 2008 başlatılmıştır.

    24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  1. duyalp

    duyalp Guest

    34. GEBELİK HAFTASI (33+0, 33+6. Günler)
    Dikkat:Braxton-Hicks kasılmaları (hazırlayıcı kasılmalar) bu haftadan itibaren biraz sıklaşabilir.Bu kasılmalar gerçek doğum sancılarının aksine kısa sürerler, düzensizdirler ve genellikle sizde büyük bir rahatsızlığa neden olmazlar. Rahim kasları bu şekilde antrenman yapmakta ve bebeğiniz miyadına geldiğinde 10 dakikada üç kez gelen ve yaklaşık 50 saniye süren gerçek doğum kasılmalarına dönüşmektedirler.
    Anne ve baba adaylarının önemli bir kısmı bu gebelik haftalarından itibaren gebelikte cinsel ilişkiyle ilgili bazı kaygılar duyabilirler. Öncelikle özel bazı durumlar hariç, cinsel ilişkiyi gebeliğin bazı dönemlerinde kısıtlamak için geçerli bir neden olmadığını bilmelisiniz.Orgazm olma esnasında rahiminizde kısa süreli kasılmalar ortaya çıkabilir. Bu kasılmaların bebeğinize zarar verdiğine dair kanıt yoktur.
    Cinsel ilişki için en rahat pozisyonu kendiniz belirlemelisiniz. Önceden alışkın olduğunuz cinsel ilişki pozisyonunu karnınızın üzerine baskı olmayacak şekilde ayarlamalısınız. Eğer kendinizi vajinal ilişkide rahat hissetmiyorsanız karşılıklı uyarma , oral seks gibi alternatif yöntemlerle cinselliğinizi yaşamaya devam edebilirsiniz. Bu haftalarda fiziksel ve psikolojik durumunuz nedeniyle cinsel arzunuz azalmış ve hatta yok olmuş olabilir. Kendinizi zorlamayın, eşiniz bunu mutlaka anlayışla karşılayacaktır.

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM

    Epidural bir doğum şekli değil, bir anestezi şeklidir.
    Epiduralli normal doğum, doğumda ortaya çıkan rahim kasılmalarının ağrılı olması durumunda belinizden ince bir iğne yerleştirilerek omurilik zarının etrafına verilen anestezi ilacıyla ağrınızı hafifletme yöntemidir. Bebeğiniz vajinal yoldan dünyaya gelir. Normal doğumda epidural dışında damardan veya kalçadan veya ender durumlarda rahimağzından verilen ilaçlarla da ağrının hafifletilmesi söz konusu olabilmektedir.
    Epiduralli sezaryan ise yine aynı yöntemin biraz daha farklı dozlarda anestezi ilacı verilmesiyle siz uyanıkken bebeğinizin karnınıza yapılan bir kesiden sezaryan ile doğurtulması işlemidir. Sezaryan, epidural dışında spinal anestezi, kombine epidural anestezi ve genel anestezi kullanılarak da gerçekleştirilebilir.
    Spinal anestezide anestezi ilacı direkt omurilik sıvısı içine, kombine epiduralde hem omurilik zarı etrafına, hem de omurilik sıvısı içine verilir. Omurilik sıvısı içine anestezi ilacı verildiğinde istemli çalışan kaslar da geçici olarak uyuşur. İstemli kaslarınız çalışmadığında ıkınmanız da mümkün olamayacağından spinal ve kombine anestezi normal doğumda tercih edilmez.
    Genel anestezi bilincinizin ve ağrı duyunuzun geçici olarak tümüyle ortadan kalktığı bir anestezi şeklidir. Bu anestezi şekli solunum yolunuza yerleştirilen plastik bir borudan size solutulan anestezi ilaçlarıyla gerçekleştirilir. Sadece sezaryan ile doğumda kullanıldığı gibi bazı doktorlar normal doğumda bebeğin başının doğması esnasında kısa süreli genel anestezi uygulamasını tercih edebilmektedirler.

    Yanda bebeğinizin ultrasonda hemen göğüs kafesinin altından alınmış bir kesitini görüyorsunuz. Karın çevresinin (AC=abdominal circumference) de ölçüldüğü bu kesitte karaciğer ve içindeki damar yapıları gözleniyor. Bu haftadan itibaren bebeğinizin solunum hareketleri giderek artan sıklıkta bu kesitte gözlenebilir. Bebeğiniz tarafından bu solunum hareketleri dış dünyadaki gerçek solunuma hazırlık olarak sıklıkla uygulanır. Bu hareketlerin varlığı bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir.
    Doktorunuzdan size bu hareketleri göstermesini talep edin, zira bebeğinizin marifetlerine bu hareketleri görerek daha yakından tanık olabilirsiniz. :-))
    Bu haftadan itibaren bebeğiniz günde 20-30 gram arası alacak.

    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 43 cm. ve ağırlığı 2200 (1680-2930) gram!

    HAFTANIN ÖNERİSİ
    Özellikle kalabalık şehirlerde yaşayan annelerin en büyük endişelerinden biri hastaneye yetişemeden doğum yapmaktır. Bu, ilk gebeliğini yaşayan anne adayları için teorik olarak söz konusu olabilmekle beraber pratikte ender rastlanan bir durumdur. Gerçek doğum kasılmaları başlamasıyla birlikte rahimağzı açılmaya başlar ve "tam açık" yani yaklaşık 10 santimetre olana kadar 6-10 saatlik bir süre geçer. Daha sonra başlayan ıkınma evresi ise 0.5-2 saat arası sürer. Doğum yapacağınız hastaneye bu kadar uzak bir mesafede oturmuyorsanız doğum kasılmalarınız başladığında doktorunuzu haberdar edin, sakin bir şekilde hazırlıklarınızı yapın ve hastaneye kendinizi trafikte tehlikeye atmayacak şekilde ulaşın.

    Eğer kasılmalarınız başlamasına rağmen hastaneye uzun süre gitmezseniz ve özellikle de daha önce çok sayıda doğum yapmış olmanıza rağmen evde oyalanırsanız arabada veya takside doğum yapmanız elbette mümkündür. Doğum doğal bir süreçtir ve doğadaki canlılar doğum eylemleri başlayınca herkesten uzak bir köşeye çekilerek doğum yaparlar. Yani doğa onları doğum yapacakları konusunda uyarır. Biz insanoğlunu da doğa bu alarm sisteminden mahrum etmez.
    Doğum kasılmalarınızdan önce sularınız gelmiş olsa dahi çoğu durumda bu sizin "apartopar" hastaneye gitmeniz için bir neden teşkil etmez. Dakikalar içinde hastaneye ulaşılması gereken durumlar çok ender görülürler.
     
  2. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  3. duyalp

    duyalp Guest

    35. GEBELİK HAFTASI (34+0, 34+6. Günler)
    Ne kadar vurgulansa az: "Bebek hareketlerine dikkat..." Bebek hareketleri bebeğinizin sağlıklı olduğunu gösteren en önemli bulgulardan biridir. Sağlıklı bebek, fazla enerjisini hareket ederek harcar.


    Bu hareketler bebeğinizin kaslarının gelişmesi açısından önemlidir. Bebeğiniz ayrıca yaptığı solunum hareketleriyle solunum kaslarını da güçlendirerek dış dünyaya hazırlanır. Çeşitli nedenlerle (sizin uzun süredir aç olmanız, yorgun olmanız, uykusuz olmanız gibi) bebeğiniz belli zamanlarda nispeten daha az oynayabilir. Hareket azalmasının tanımını her anne adayı kendisi yapmalıdır. Düzenli olarak hareket etmekteyken, hareket etme alışkanlıkları aniden değişen bir bebekte mutlaka problem olması gerekmez, ancak ileri inceleme amacıyla NST (nonstres test) yapılması gerekebilir.

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM Yandaki resimde bebeğinizin doğum kanalına girişini görüyorsunuz. Pelvis (leğen) kemiklerinin oluşturduğu "çatı" içinde etrafı kas ve bağdokusu ile kaplı yaklaşık 10X10 cm. çapında bir kanal olan doğum kanalı, bebeğin dış dünyaya açıldığı yoldur. Bu kanalın içi dümdüz değil, girintili çıkıntılıdır. Rahim kasılmaları, leğen kemiklerinin oluşturduğu doğal tümsek ve çıkıntılar bebeğe nereden nasıl geçmesi gerektiğini gösterir.
    Bebeğiniz leğen kemiklerinin üst sınırlarının oluşturduğu kanal girişine (resim) başını yatay sokar, kanalın ortasına geldiğinde başını 90 derece hareket ettirerek yüzünü size doğru döndürür, kanalın çıkımına geldiğinde halen bu pozisyondadır ve bu şekilde başını çıkarır. Baş çıktıktan sonra omuzların da doğum kanalına girebilmesi için başını sizin bacaklarınızdan birinin iç yüzüne doğru döndürür. Bu esnada doğum yardımı yapan kişinin yardımıyla tüm vücut doğurtulur...
    Doğum kanalını yol, bebeği yolda seyreden araç, birinci evrede rahim kasılmalarını, ikinci evrede anne adayının ıkınmasını da motor (yani itici güç) olarak gördüğümüzde bazen doğum eyleminin neden ilerlemediğini anlayabiliriz:

    Yol bozuksa (çatının hafif darlıkları), motor yavaş çalışıyorsa veya durmuşsa (rahimde kasılmaların zayıflaması veya durması, ikinci evrede anne adayının ıkınamaması), araç yolda düzgün seyredemiyorsa veya yola ters girmişse (bebeğin kanal içinde ilerlemek için gerekli manevraları çok çeşitli nedenlerle yapamaması, makat ile doğum kanalına girmesi) yolculuk (doğum eylemi) usulüne uygun devam edemez. Bu durumlarda yolculuğun zor da olsa tamamlanabilme ihtimali olmasına karşın araç güvenliğini sağlamak için yol değiştirilir.

    Yolun önünde engel varsa (plasentanın doğum kanalını tıkaması, çatının aşırı dar olması), araç yola enlemesine girmişse (bebeğin yan durması) yolculuğun başlaması bile mümkün değildir.

    Yolculuk hangi evresinde takılırsa takılsın doktor müdahalesiyle bebeğiniz yolunda gitmeyen olayın düzeltilmesi suretiyle veya başka bir yol kullanılarak sağlıklı bir şekilde bizim dünyamıza getirilecektir.

    Yandaki ultrason kesitinde ince uzun çizgiler bebeğinizin uyluk kemikleridir. Uyluk kemiği (bacağın üst kısmında bulunan kemik) insan vücudunun en uzun kemiğidir ve bu kemiğin uzunluk ölçümü üçüncü trimesterde yapılan gebelik haftası tayininde hata payı en düşük olan incelemedir. Her ultrason incelemesinde doktorunuz bu kemiğin uzunluğunu da ölçmektedir.
    Bebeğiniz bu haftanın sonunda, yani 36+0'da doğsa bile sorunsuz bir şekilde ("küvöze girmeden", yani yoğun bakım gerektirmeden) yaşamını sürdürme ihtimali son derece yüksektir.
    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 44 cm. ve ağırlığı 2490 (1850-3200) gram!

    HAFTANIN ÖNERİSİ
    Normal doğum için uygun bir anne adayıysanız bu olasılığınızı artırmanız kesinlikle mümkündür. Bunun için size bir Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak önereceklerim şu şekilde olacaktır:

    Normal doğum yapmayı çeşitli nedenlerle istemeyebilirsiniz. Bu doğaldır. Bu konuda kendinize karşı dürüst olun. Normal doğum yapmaya kesinlikle karar verdikten sonra ise bunu doktorunuza mutlaka söyleyin ve onu kararlılığınıza inandırın. Bir doktor için en zor anlardan biri "normal doğuma kararlı" olan anne adayının doğum başladıktan sonra "ben vazgeçtim" demesidir.

    Başarının belki de en önemli unsuru hastaneye başvurma zamanınızdır. Henüz doğum eyleminiz başlamadan başvurduğunuzda muhtemelen hayal kırıklığıyla evinize geri döneceksiniz. İkinci kez yine eylem başlamadan başvurursanız bu kez sizi geri göndermek zor olacak ve hastaneye yatış işleminiz yapılacaktır. Doğum eyleminiz başlamamış olsa dahi hem yakınlarınız hem de siz "saat tutmaya" başlayacaksınız ve bir süre sonra gelişen "neden hala doğum yapamadım?" tutumu doktorunuza yansıyacaktır. Dışarıda bekleyen yakınlarınız da yine doktorunuza "hala doğum yapmadı, neden?, "olmazsa sezaryan yapıverin." gibi yaklaşımlarda bulunacak ve doktorunuz kendini baskı altında hissedecektir. "Bir arkadaşıma doğumhanede 2 gün sancı çektirdiler, sonra doğurdu" gibi hikayeler çoğunlukla doğumhaneye erken başvuranlara aittir.

    Anadolu'da çoğu kadın doğumhaneye son anda başvurur ve kısa zamanda doğum yapar. Anneleri onlara "iyice sancını çek, rahimağzın iyice açılsın ki doktor sezaryan yapmasın" şeklinde öğütlemiştir. Bu da sakıncalı bir durumdur zira doğum eyleminin bebek açısından en kritik anları evde atlatılmıştır.

    Epidural imkanınız varsa bunu mutlaka değerlendirin, bu sizin ağrınızı hafifletecek ve size güç verecektir.

    Doğumhane kapısında bekleyen kişi sayısı ne kadar fazlaysa doğumhane ekibi ve sizin üzerinizdeki baskı da o kadar fazla olur. Aile büyükleri ve arkadaşlarınıza hemen haber vermek yerine biraz zaman geçmesini ve doğum eyleminin yoluna girmesini bekleyin.

    Etrafınızda sezaryan ile doğum yapmış örnekleri değil, normal doğum örneklerini bulun. Hemen her anne kendi doğum şeklinin en iyi olduğunu söyler ve bunda haklıdır, zira hem bebeği hem de kendisi sağlıklıdır. "Kötü normal doğum deneyimi" yaşamış olan anneler elbette olabilir, ancak bu anneler azınlıktadır.

    Bazı hastanelerde sezaryan doğumlar çok yüksek orandadır ve buralara normal doğum için gecenin bir yarısında geldiğinizde size serviste yataklarının kalmadığını bile söyleyebilirler ve hatta (malesef) bazı hastanelerde doğumhane o kadar az kullanılır durumdadır ki burası malzeme deposu veya başka birşey için hizmet vermektedir. Bazı hastanelerde gece nöbetçi doktor bile bulunmamaktadır. Doğum yapacağınız hastanenin doğumhanesini mutlaka görün ve gece acil bir durum için gerekli donanımın bulunup bulunmadığını sorun. Normal doğumun iyi işlediği hastanelerde hem tecrübeli bir ebe, hem de nöbetçi doktor mutlaka bulunur.

    Doktorunuzun baştan sona tüm doğum eylemi boyunca sürekli yanınızda olmasını talep etmek onun enerjisini azaltır ve bu gerçekçi bir istek değildir. İlk muayenenizi veya ilk birkaç muayenenizi muhtemelen doğumu gerçekleştirecek doktor yapmayacaktır. Bunu bilmelisiniz. Doktorunuz doğum eyleminiz yoluna girdiğinde sizin yanınızda mutlaka olacaktır.

    Bu öneriler normal doğum yapabilecek olan anne adaylarının bu olasılıklarını sonuna kadar kullanmaları için verilmiştir ve dikkatinizi çektiği üzere anahtarın biri sizde biri de doktordadır... Sabırlılık ve sabırsızlık doktordan anne adayına veya anne adayından doktora bulaşabilir birşeydir.
     
  4. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  5. duyalp

    duyalp Guest

    36. GEBELİK HAFTASI (35+0, 35+6. Günler)
    Bu haftadan itibaren gebelik muayenelerine muhtemelen haftalık olarak çağırılacaksınız. Gebelik sürenizin tamamlanmasına yaklaşık dört hafta kaldı ve içinizi bir heyecan kaplamaya başladı bile. İlk gebeliğinizse sürekli olarak aklınızda "nasıl olacak acaba?" düşüncesi olabilir. Doğum yapacağınız yeri ve yatacağınız odayı görmek, rahatlamak açısından oldukça faydalı olabilir.
    Tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de gerek normal doğumda gerekse sezaryan ile doğumda epidural anestezi uygulaması yaygınlaşıyor. Almanya'da normal doğumların %60'ında, sezaryan ile doğumların ise %90'ından fazlasında epidural veya spinal gibi bölgesel anestezi yöntemleri kullanılmaktadır. Bu oranlar, Kanada ve Amerika gibi gelişmiş ülkelerde de yüksektir.
    Epidural sanıldığının aksine yeni bir yöntem değildir, yaklaşık 30 yıldır rutin olarak kullanılan bir yöntemdir. Epidural %90 anne adayında ağrısız ve konforlu bir doğuma olanak verir. Ağrı, bebekte fetal distres (bebeğin sıkıntıya girmesi) yaratabilen bir durum olduğundan doğumda ağrının giderilmesi fetal distres ve buna bağlı sezaryan riskini azaltır. Öte yandan epidural, ıkınma için gerekli kas gücünü azaltabileceğinden doğum eyleminin ikinci evresininin uzamasına ve dolayısıyla vakum uygulama gerekliliğinin doğmasına neden olabilir. Kar/zarar oranı genellikle epidural lehine olduğundan doktorunuz size bunu önerdiğininde kabul etmeniz uygundur.

    Bu haftadan itibaren "karnınızın birden aşağı indiğini" farkedebilirsiniz. Bunun sizin açınızdan en önemli sonucu mide yanması, nefes darlığı, kaburga ağrısı gibi şikayetlerden büyük oranda kurtulmanızdır. Bebeğin doğum kanalına girdiğini gösteren bu bulgu doğumun yaklaştığını göstermesi açısından da değerli olmakla birlikte kesin bir gösterge değildir.

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
    Doğum eylemi tümüyle sağlıklı başladığında ve size "normal doğum yapabileceğiniz" söylendiğinde bile, çok çeşitli nedenlerle doğumun sezaryan ile tamamlanması gerekebilir. Bu gerçeği bilmeniz, hayalkırıklığı yaşamamanız açısından son derece önemlidir:
    Doğum eyleminde rahimağzı kasılmalarla birlikte açılmaya başlar ve bebeğin başının doğmasına izin verecek şekilde "tam açık" olur, yani yaklaşık 10 santimetre açılır. Bu noktada bebeğin ıkınmalarla doğum kanalında ilerlediği ve dünyaya geldiği ikinci evre başlar.


    Herhangi bir zamanda doğum eylemi usulüne uygun olarak ilerlemez veya bebeğinizin kalp atışlarında bozulma meydana gelirse öncelikle durum çeşitli önlemlerle düzeltilmeye çalışılır: Rahim kasılmaları zayıfsa serum içinde verilen oksitosin hormonuyla kasılmalar yoluna sokulmaya çalışılır. Bebeğinizin kalp atışları sizi sol yanınıza döndürerek, size damardan sıvı verilerek veya oksijen solutularak düzeltilmeye çalışılır. Önlemler durumu düzeltemediğinde bebeğinizin veya sizin sağlığınız açısından doğum sezaryan ile gerçekleştirilir. Bu kararın tümüyle lehinize bir karar olduğunu bilmelisiniz. Yeterli donanım ve tıbbi personeli bulunan bir hastanede doğum yapmanız bu nedenle son derece önemlidir.Yukarıda sayılanlar dışında çok daha farklı nedenlerle de normal doğum şeklinde başlayan eylemin sezaryan ile tamamlanması gerekebilir.
    Halk arasında erkek bebeklerin "daha erken geldiğine" dair bir inanç vardır ve hatta bazı kişiler tersine "kız bebeklerin daha erken geldiğine" inanırlar. Bu konuda bilimsel olarak yeterince veri olmadığından bu bilgiye şimdilik şüphe ile bakmanızda fayda vardır.
    Bebeğinizin yağ dokusu giderek artıyor ve buna bağlı olarak kolları ve parmakları boğum boğum ortaya çıkmaya başladı :-) Bu haftanın sonundan itibaren doğsa bile "erken doğuma" bağlı bir problem yaşama riski çok düşük. Miyadında bir gebelik 38-42 haftalar arasında olmasına karşın biz doktorlar 36. haftadan itibaren doğan bebekleri preterm (prematüre) olarak tanımlamayız.

    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 46 cm. ve ağırlığı 2700 (2080-3330) gram!

    HAFTANIN ÖNERİSİDoğum eyleminin birinci evresi tamamlandıktan, yani rahimağzı "tam açık" olduktan sonra ikinci evre başlar. İkinci evre rahim kasılmalarıyla birlikte sizin etkili ıkınmalarınız sayesinde bebeğinizin doğum kanalında ilerlediği ve dünyaya geldiği evredir. Bu evrenin süresini temel olarak sizin etkili bir şekilde ıkınmanız ve bebeğinizi ittirmeniz belirler. Siz bebeğinizi ne kadar iyi ittirirseniz bebeğiniz de o kadar kısa zamanda doğar.
    İkinci evreyi başarılı bir şekilde tamamlayabilmek için:

    doğum yardımını gerçekleştiren kişinin (doktor veya ebe) sizi yönlendirmek için söylediklerine tümüyle uyun.

    En etkili ıkınma şekli doğum kasılmaları başladıktan sonra derin bir nefes alıp bu nefesi dışarıya hiçbir şekilde vermeden, çenenizi göğsünüze yaslayarak ve ellerinizle doğum masasının size gösterilen kollarından destek alarak, tüm kasılma boyunca ıkınmaktır.

    Kasılmalar arasını dinlenmek ve gücünüzü bir sonraki kasılmaya kadar toparlanmak için kullanmalısınız. Bu esnada bazı anne adayları hızlı hızlı nefes alıp verirler. Bu durum başınızın dönmesine ve enejinizin azalmasına neden olur.

    Hiç bir durumda ümitsizliğe kapılmayın. Her etkili ıkınma bebeğinizi dünyaya biraz daha yakınlaştıracaktır.

    Yaklaşık %1 anne adayında ıkınma evresi belli bir süre geçmesine rağmen tamamlanamaz. Bu durumda doktorunuz size vakum (veya ülkemizde daha ender kullanılan forseps) uygulayacağını söyleyebilir. Vakum veya forseps uygulamaları ancak tecrübeli uzman doktorlar tarafından uygulanır ve bebeğinize zarar verme olasılığı son derece düşüktür. Bu nedenle vakumdan asla korkmayın.
     
  6. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  7. duyalp

    duyalp Guest

    37. GEBELİK HAFTASI (36+0, 36+6. Günler)
    Devlet memuruysanız 2003 yılının ikinci yarısından itibaren değişen kanun sayesinde şanslı bir durumdasınız, zira bu tarihten önce devlet memuru anne adayları 37. hafta tamamlandığında doğum önü iznine ayrılırlardı. SSK'ya tabi olan anne adayları ise 34. hafta tamamlandığında izne ayrılırlarken, değişen kanun tüm çalışan anne adaylarının 32. hafta tamamlandığında doğum önü iznine ayrılmalarını sağlamıştır.
    Şu anda henüz değişmeyen bir gerçek ise şudur (Nisan 2005): Doğum önü izniniz 32. haftanızı tamamlandığında başladıktan sonra siz örneğin 37. haftada doğum yapsanız bile doğum önü izninizi 5 hafta kullanabileceksiniz. Verilen örnekte 40. haftaya varmadan doğum yaptığınız için, 37. haftadan 40. haftaya kadar kalan 3 haftalık süreyi kullanamayacaksınız. Birçok anne adayını yakından ilgilendiren bu olumsuzluğun düzeltilmesi için gerekli yasa çalışmaları devam etmektedir.
    Bu haftadan itibaren ev işlerinden de izne ayrılın. Eşiniz ve yakınlarınız tüm ev işi görevlerini seve seve sizin yerinize yaparlar. Ne de olsa ailenin odak noktası sizsiniz. Çocuğunuz veya çocuklarınız yeni gelecek bir kardeş için hem sevinirler, hem de kendilerine bugüne kadar gösterilen yoğun ilginin azalmasından korkarlar.
    Uzun zamandan beri vermekte olduğunuz "yeni gelecek bebeğin yeri ayrı, senin yerin ayrı" mesajını sağlamlaştırmaya devam etmelisiniz.

    Ağırlaştınız mı? "Ağırlaşmak" ne anlama geliyor? Bebek yavaş yavaş "aşağıya inmeye başladı" mı? Yoksa bebek hareketleri mi ağırlaştı? Her ikisi de doğru. Bebeğiniz artık her geçen gün yaklaşık 25-30 gram ağırlaşıyor ve yeri de giderek daraldığından hareketlerini daha farklı hissetmeye başlamış olabilirsiniz.
    Bu haftada doktorunuz size "çatı muayenesi" veya "pelvis muayenesi" adı verilen bir muayene yapılmasını önerebilir. Bu muayene doğum kanalınızda normal doğuma engel olabilecek herhangi bir "çatı darlığının" önceden tespit edilmesi amacıyla yapılır. Bazı doktorlar ise bu muayeneyi doğum sancıları başladıktan sonra yapmanın daha net bilgi verdiğini düşünürler.

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
    Halk arasında sezaryanla ilgili bazı yanlış inançlar bulunmaktadır. Bu haftada bu yanlış inançları ele alacağız:
    Yanlış inanç: "normal doğum kadının içini temizler, sezaryanda ise içim temizlenemez."
    Doğrusu: Sezaryanda bebek doğduktan sonra doktor rahim içini oldukça iyi bir şekilde temizler.
    Yanlış inanç: "sezaryan olanların sütü gelmez veya geç gelir."
    Doğrusu: Henüz rahim kasılmaları başlamadan yapılan sezaryanlarda oksitosin hormonu salgısı başlamadığından sütün kanallara ilerlemesinin geciktiği doğrudur. Ancak bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan hemen sonra oksitosin hormonu hızlı bir şekilde salgılanacak ve sütünüz 0.5-2 saatlik bir gecikme sonunda gelmeye başlayacaktır.
    Yanlış inanç: "sezaryan olursam karnım kalır."
    Doğrusu: Gebeliğiniz süresince bebeğin büyümesiyle birlikte karın cildiniz oldukça genişler ve ister normal doğum yapın, ister sezaryan ile doğum yapın karın cildiniz ("iç karın") doğum sonrası uzun bir süre gevşek kalacaktır. Normal doğum yapan anneler daha kısa zamanda "ayaklandıklarından" bu fazla karın cildinin daha kısa zamanda gerilediği doğrudur, ancak sezaryan ile doğum yapanların "karınlarının kalıcı olduğu" mantıksız bir düşüncedir.
    Yanlış inanç: "sezaryan ile doğum yapanlar çok acı çekerler"
    Doğrusu: Sezaryan bir ameliyattır, bu tartışılmaz. Bu nedenle ağrı kaynakları daha fazladır. Normal doğumdan farklı olarak sezaryanda bağırsaklar karın içine girildiğinde hava ile temas ettiklerinden hareketleri yavaşlar ve gaz sancıları ortaya çıkabilir. Ancak erken dönemde ayağa kalkıp yürüyerek ve doktorun önerdiği gaz önleyici ilaçlar kullanılarak bu sorunun az yaşanması sağlanabilir. Sezaryan esnasında bebeğe 8 ayrı anatomik kat kesilerek ulaşılır ve bu anatomik katmanlardan her biri bir ağrı kaynağı olabilir. Ancak günümüzde ağrı giderme yöntemleri oldukça ileri seviyede olduklarından bu ağrıların da katlanabilir hale getirilmesi kesinlikle mümkündür.
    Sezaryan normal doğumdan farklı olarak bir ameliyattır ve normal doğuma göre daha karmaşık olması doğaldır. Günümüzde anne adayları çok çeşitli nedenlerle bebeklerini sezaryan ile dünyaya getirmektedirler. Çağdaş tıp anne adayının bu doğum şeklinden en güvenli ve en konforlu bir şekilde faydalanmasına olanak verecek kadar ileridedir.

    Bebeğinizin karnınızda yaptığı hareketler, bunları kısıtlı bir alanda yapıyor olsa da, doğduğunda yapacağı hareketlerle oldukça benzeşir. Bu haftalarda yapılan gözlemler bebeklerin en sık yaptığı hareketlerin hıçkırma, gerilme, irkilme ve parmak emme şeklinde oldğunu göstermektedir. Yine bu haftalarda dış ortama hazırlık amacıyla solunum hareketleri de sık yapılan hareketlerdendir. Akciğerlerin içi havayla dolu olmasa da gün boyunca yüzlerce kez yinelenen bu hareketlerin amacı solunum kaslarının güçlendirilmesidir.



    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 47 cm. ve ağırlığı 2850 (2250-3500) gram!

    HAFTANIN ÖNERİSİ Bu haftayı sezaryan ile ilgili bilgilere ayırdık, zira sezaryan ihtimali her anne ve baba adayının gündemindedir.

    Çeşitli nedenlerle (bebeğin ters veya yan durması, daha önce sezaryan ile doğum yapmış olmanız, plasentanın doğum kanalının girişini tıkaması, bebeğin iri olması ve diğer birçok nedenle) doktorunuz size "planlı sezaryan" önermiş olabilir. "Planlı sezaryan" belirlenen bir tarih ve saatte henüz doğum eylemi başlamadan uygulanan sezaryandır. Doktorların çoğu sezaryan ile doğumu 40. haftanız dolmadan önce ve bir çoğu 38+0 - 39+0 arasında yapılmasını önerir. Sizin bu durumda aklınıza ilk gelecek sorular "bebeğin henüz zamanı dolmadan önce doğması uygun mudur?", "biraz daha kilo alması beklense daha iyi olmaz mı?" şeklinde olacaktır. Doğrusu şudur: Bebeğiniz 38. haftadan itibaren artık doğmaya hazırdır. Daha fazla beklendiğinde daha "kilolu" doğacağı doğrudur ancak bebeğiniz rahim içinde günde 25-30 gram alırken doğduktan sonra, doğal olarak kaybedeceği tartıdan sonra günde 40 gram civarında alır. 40. haftaya yaklaştıkça sizin doğum sancılarınızın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkma ihtimali artacak ve "planlanan sezaryan" "acil şartlarda gerçekleşen bir ameliyata" dönüşecektir. Bu nedenle sezaryan planlanmışsa doktorunuzun size 40. hafta dolmadan önereceği "planlı sezaryan" tarihini gönül rahatlığıyla kabul edebilirsiniz.
     
  8. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  9. duyalp

    duyalp Guest

    38. GEBELİK HAFTASI (37+0, 37+6. Günler)

    Evet, artık sınıra girdiniz. Doğumların %75'i 38-42. gebelik haftaları arasında gerçekleşir. Yaklaşık %5 anne adayında doğum eylemi 42. hafta dolmasına rağmen başlamaz. Geri kalan %20 anne adayı ise bebeğini 38. haftadan önce dünyaya getirir. Muhtemel doğum tarihinizi belirlerken son adet tarihinizin ilk gününü girdiğinizden eminseniz, sitenin otomatik hesaplayıcısının size verdiği tarihte doğum yapma şansınızın yalnızca %5 olduğunu bilmelisiniz. Anne adaylarının büyük kısmı bu tarihten beş gün önceki ve beş gün sonraki tarihlerden birinde doğum yaparlar.

    Bu haftadan itibaren artık doğum sancıları her an başlayabileceğinden sancıların nasıl birşey olduğu hakkında bilgi sahibi olmalısınız.
    Gerçek doğum eyleminin başladığını ve artık çantanızı alıp hastaneye gitmeniz gerektiğini nasıl anlayacaksınız?
    Gerçek doğum eyleminin en önemli özelliği kasılmaların düzenli aralıklarla oluşmalarıdır.Önceleri daha az sıklıkla ancak yine de düzenli aralıklarla gelen doğum sancıları belli bir aşamadan sonra tipik olarak 10 dakikada üç kez ortaya çıkar ve her bir kasılma yaklaşık 50 saniye sürer. Gerçek doğum eylemi kasılmaları istirahat etmekle geçmez. Şiddeti de zaman içinde giderek artar. Kasılmaları karnınıza ellediğinizde rahatlıkla hissedebilirsiniz. Eğer kasılmalarınız belli bir düzene girmişse ve istirahatle geçmiyorsa hastaneye gitme zamanıdır.
    "Nişan" denilen hafif kanlı-sümüksü akıntı, serviksteki bebeği koruyucu tıkacın atılmasından ibarettir. Ek bir belirti ya da şikayet yoksa beklemeye devam edebilirsiniz. Genellikle nişandan sonraki ilk iki günde doğum başlar.

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
    Epizyotomi (doğum kesisi) bebek tam doğarken doktorun perine bölgesinden (perine vajina girişi ile anüs arasında kalan dış genital bölgedir) vajina içine doğru uzanan alana yaptığı özel bir kesi şeklidir. Bazı doktorlar bu kesiyi perinede orta hatta uygularlarken büyük çoğunluk sağ yana uzanan kesi, az sayıda doktor ise sol yana uzanan kesi uygular.
    Epizyotomi, öncesinde lokal anestezi uygulandığından genellikle ağrı veren bir işlem değildir. Bu kesinin yapılma amacı bebeğinizin doğarken sizin vajinanızda yırtık oluşma riskinin ortadan kaldırılmasıdır. Epizyotomi uygulanmadığında özellikle ilk doğumunu yapan anne adaylarının çoğunda doğum yardımını yapan doktor ne kadar dikkatli olursa olsun, yırtık oluşur. Oluşan yırtık, kenarları düzensiz olduğundan ne kadar iyi tamir edilirse edilsin estetik sorunlar oluşturabilir. Epizyotomi bebek doğduktan ve plasenta çıktıktan sonra doktor tarafından kendiliğinden eriyen ipliklerle tamir edilir.
    Bebeğin doğarken yırtık oluşturmayacağı düşünülüyorsa epizyotomi uygulanmayabilir.
    Epizyotomi yeri özellikle doğumdan sonraki ilk saatlerde ağrılı olabilir ve bu ağrı çoğu durumda ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir niteliktedir.

    Bebeğiniz günde yaklaşık 25-30 gram almaya devam ediyor... Bebeğinizin bağırsaklarında mekonyum adı verilen ilk dışkı da giderek birikmeye başladı. Bu dışkı normal şartlarda doğumdan sonraki ilk 24 saatte çıkarılır. Buna karşın idrar yapma işlevi gebeliğin erken dönemlerinden itibaren devam ederek amniyos sıvısının devamlılığını sağlamaktadır.

    Günümüzde bilgisi iyi olan doktor bulmak kolay "ilgisi iyi" olan doktor bulmak ise zordur. Bebeğiniz için muhtemelen şimdiden doktor aramaya başladınız bile. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları çocukları gerçekten seven doktorlardır ve bu nedenle bu branşı seçmişlerdir. Oldukça zorlu bir ihtisas döneminden geçen bu uzmanların bebeğinizin sağlıklı büyümesine katkıları büyüktür. Bir baba olarak size tavsiyem, eğer doktorunuzu seçme imkanına sahipseniz, anne sütüne çok önem veren, mümkün olduğunca ilaç kullanımını arka planda tutan, bebeğinize sevgiyle yaklaşan, size pozitif enerji veren, kaygısız, sizin ve bebeğinizin adını öğrenmeye istekli ve cep telefonu sürekli açık olan bir doktor bulmanızdır. Bu siteyi okuyan biri olarak siz bilgi almaya meraklı birisiniz ve sizin gibi bir kişinin az konuşan bir doktorla, daha farklı söylemek gerekirse "ağzını bıçak açmayan bir doktorla" uyum sağlaması hemen hemen imkansızdır. İlk seçim denemeniz başarısız olabilir. Doktor-hasta uyumu anahtar-kilit uyumuna benzer.
    Not: Ülkemizin sağlık politikası doğru yoldadır. Devlet sağlık kurumlarında belli bir doktora muayene olma zorunluluğu giderek ortadan kalkmakta ve herkese kendi doktorunu özgürce seçme hakkı (ki bu doğal bir haktır) tanıyan sağlık sistemi yavaş da olsa ortaya çıkmaktadır. Sitedeki bilgiler bu nedenle yalnızca özel sağlık kurumlarında doğum yapacak veya muayene olacak kişilere hitap ediyormuş gibi gözükse de bunun böyle olmadığını yeni sistem oturdukça beraberce göreceğimizi umuyorum (Nisan 2005). Herkese eşit sağlık hizmeti çağdaş ülkelerin önemli ilkelerinden biridir.
    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 48 cm. ve ağırlığı 2950 (2500-3650) gram!

    HAFTANIN ÖNERİSİDoğum yapacağınız tarih belli olmadığından (eğer planlı bir doğum gerçekleşmeyecekse) "acaba ben hastaneye gittiğimde yer olur mu?", "beni hastaneye kabul ederler mi?" soruları aklınıza gelebilir. Hiç bir hastanenin doğum yapacak bir anne adayını geri çevirme gibi bir yetkisi yoktur. Devlet hastanelerinde hiç bir yer kalmamış olsa bile, doğum eyleminiz başka bir hastaneye gidemeyecek kadar ilerlemişse size mutlaka bir yer bulunacaktır. Bu tür yoğunluklar günümüzde zaten enderdir.
    Devlet hastanelerinin en büyük sorunlarından biri dışarıda bekleyenlere yeterli sıklıkta haber ulaştırılamamasıdır. Bu nedenle özellikle baba adayları dışarıda doğumu beklerken büyük bir stres yaşayabilirler (klasik bir baba adayı doğumhane önünde "volta atar" ve zincirleme sigara içerdi, ancak günümüzde sağlık kuruluşlarında her içilen sigaranın 288,90 YTL ile cezalandırılacağını unutmayın:)).
    Şunu bilmelisiniz ki içeride doğum yapmayı bekleyen anne adayı hastanede tümüyle güvendedir. Size uzun zamandan beri haber verilmemişse muhtemelen her şey yolundadır. Doğum gerçekleştiğinde veya gerçekleşememesi nedeniyle sezaryan kararı verildiğinde dışarıdakilere mutlaka bilgi ulaştırılır. Dışarıda bekleyenlerin doğumhane ekibini strese sokmamaları son derece önemlidir. Doğum eylemi hem anne adayı, hem anne adayının yakınları ve hem de doğumhane ekibinin sabırlı olmasını gerektiren bir iştir. Bu sabrın sonunda doğumhanenin açılan kapısından gülerek çıkan birinin "müjdesiyle" ödüllendirileceksiniz.
     
  10. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  11. duyalp

    duyalp Guest

    39. GEBELİK HAFTASI (38+0, 38+6. Günler)
    Günümüzde anne adaylarına "allah kurtarsın" denmeye halen devam edilmektedir. Gebeliğin anne ve bebek için oldukça riskli olabildiği dönemlerden kalma bu cümleyi günümüzde kabul etmek pek mümkün değildir. Bunun yerine "mükemmel bir doğum ve sizler kadar sağlıklı bir bebek" dileği çağımıza daha çok yakışan bir cümle olabilir.
    Gebeliğinizi bu haftaya kadar getirdiğiniz için büyük bir takdiri hak ediyorsunuz. Bu ve takipeden hafta içinde doğum yapma olasılığınız oldukça yüksek. Geçen haftalardaki önerilerimiz aynen devam etmektedir: doğum sabır işidir ve bu sabrın sonunda bebeğinizi kucağınıza alıp onu emzirmeye başladığınızda ne kadar mükemmel bir iş başardığınızı göreceksiniz.
    Doğum yapacağınız yere zamanında başvurmak normal doğum yapma olasılığınızı önemli oranda artırsa da bazı anne adaylarında doğum eylemi kasılmalarla başlamayabilir. Kanamanız olduğunda, bebek hareketlerinizde azalma hissettiğinizde, sularınızın gelmesi durumunda veya kendinizde normaldışı herhangi bir durum olduğunu hissettiğinizde hiç tereddüt etmeden sağlık kuruluşunuza başvurmalısınız. Doktorlar anne adaylarının her şikayetini ciddiye alırlar.
    Dünyanın her doğumhanesinde şu anda doktorlar ve ebeler doğum başındalar. Siz de henüz katılmadıysanız kısa bir süre içerisinde senaryoya başrol oyuncusu olarak katılacaksınız

    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM
    Kendi arkadaşlarınızın doğum hikayelerini bolca dinlemiş, ülkemizde veya yurtdışında doğum yapan annelerin hikayelerini defalarca okumuş olabilirsiniz. Her sağlık kuruluşunun, her doktorun, her ülkenin kendine özgü bazı farklı uygulamaları olabilir. Bazı ülkelerde uygulanan suda doğum, bazı toplumların alışkanlığı olan çömelerek doğum en bariz farklılıklardandır. Bunun yanında bazı arkadaşlarınızın doktoru onlara tüm doğum eylemi boyunca yataktan kalkmalarını yasaklamışken, bazılarının doktorları tüm doğum eylemi boyunca onların serbestçe dolaşmalarına izin vermiş olabilir. Bazı anne adaylarına "damardan serum verilirken" bazılarına bu uygulama hiç önerilmemiştir bile. Bazı anne adaylarının karnına bebeğin kalp atışlarını izleyen özel bir cihaz (kardiyotokografi) tüm doğum eylemi boyunca takılıyken, bazılarının bebeğinin kalp atışları tahta bir boru yardımıyla yalnızca belirli aralıklarla takip edilmiştir. Bazılarına doktorları iki saatte bir muayene yaparken bazı anne adayları bir-iki muayeneyle doğumlarını tamamlamışlardır.

    Değişik uygulamalar bunlarla sınırlı değildir. Bazı anne adaylarının doğumda eşlerinin yanında bulunmalarına izin verilmiş, diğerlerinde baba adayı doğumhane kapısında beklemiştir. Bazı anne adaylarına sezaryan esnasında idrar sondası takılmış ve sezaryan sonrasında karınlarına kum torbası yerleştirilmiş, diğerleri ise sondasız sezaryana alınmış ve sezaryan sonrası kum torbası uygulaması gündeme bile gelmemiş olabilir.
    Farklı uygulamalar doğum sonrası da devam edebilir. Bazı annelerin bebekleri doğumdan hemen sonra yıkanmış, diğerlerine bebeklerini "göbek düştükten" sonra yıkamaları öğütlenmiştir.
    Yukarıda bahsedilen tüm bu annelerin ortak özellikleri bebeklerini sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş olmalarıdır. Farklılıkları yaratan ise her zaman olduğu gibi doktorların ve hastanelerin ekol ("uygulama alışkanlığı") farklılıklarıdır. Tıp, birbirinden oldukça farklı uygulamaların aynı sonuca götürebildiği ilginç bir bilim dalıdır ve bu sadece doğum alanında değil tıbbın her branşında böyledir. Bu ekol farklılığını bebeğinizin doktorunun size önerdiklerini arkadaşlarınızın doktorlarının önerdikleriyle karşılaştırdığınızda daha iyi anlayacaksınız.
     
  12. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  13. duyalp

    duyalp Guest

    40. GEBELİK HAFTASI (39+0, 39+6. Günler)
    Evet, işte sihirli rakam: 40. Bu haftanın sonunda doğum yapmış olma olasılığınız yüksek. Belki de biraz daha bekleyeceksiniz. Panik olmayın. Olağan doktor kontrollerinize gitmeye devam edin. Doktorunuzun, hastanenin ve gerekli olan diğer telefonların yazılı olduğu kağıdı tetkiklerinizin bulunduğu doğum dosyasına yerleştirin ve bu dosyayı görünür bir yerde bulundurun.

    Mutlaka muhtemel bir trafik sıkışıklığı durumunda hastaneye ulaşabileceğiniz kestirmeleri de öğrenmişsinizdir.


    DOĞRUSUNU ÖĞRENELİM Normal doğum yapan kadınlarda "sarkmalar" daha fazla mı olur?Bir ya da iki kez gayet normal seyreden doğum yapmış kadınlarda ileriki yaşlarda vajinada "sarkma" oluşma olasılığı çok düşüktür. Oluştuğunda da düzeltmeye yönelik çeşitli operasyonlar vardır.
    Normal doğum sonrası vajinam genişleyecek mi?Usulüne uygun olarak epizyotomi açılmış ve yine usulüne uygun olarak tamir edilmişse, veya şartlar uygun olduğundan yırtıklar oluşmaksızın doğum yapmışsanız vajinanızda belirgin bir şekilde genişleme olma olasılığı düşüktür. Az miktarda genişleme olması normaldir. Şikayete yol açan bir genişleme oluştuğunda bu durum bazı estetik operasyonlarla giderilebilir.


    Bu haftanın sonunda bebeğinizin boyu yaklaşık 50 cm. ve ağırlığı 3350 (2770-3900) gram!


    Bilgilerin devamını gebelik.org sitesinde bulabilirsiniz.
     
  14. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  15. koalayim

    koalayim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    813
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    emeğine sağlık güzelim
    ellerin dert görmesin...
     
  16. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  17. AYN

    AYN SİDİKLİ Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.495
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    canım emeğine sağlık
    çok teşekkürler
     
  18. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : duyalp
  19. Prm.Oznur

    Prm.Oznur Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Ocak 2008
    Mesajlar:
    763
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    EMEGİNE SAĞLIK TEŞEKKÜRLER a.s.
     
    Son düzenleme: 24 Mart 2008