34 yıllık vahşet !

Konusu 'Türk ve Türkiye Tarihi' forumundadır ve realist tarafından 29 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    29 Ocak 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    15 Ağustos 1974'te yaşanan vahşet ve Kıbrıs'ta bir incir ağacı...

    [​IMG]

    Sevgül Uludağ yaşamını Kıbrıs'ın 45 yıldır kanayan yarası "Kayıplar"a adamış olan bir meslektaşımız. Bu trajedinin kurbanlarını konu alan "Kıbrıs: Anlatılmayan Öyküler" ve "İncisini Arayan İstiridyeler" adlı kitapları Avrupa'da geniş yankı uyandırdı, ödül aldı.

    Daha önce de yazdık, 1981'de BM kararıyla kurulan "Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi" 1984'ten bu yana resmi rakamlara göre kayıp olan 502'si Türk, 1468'i Rum toplam 1970 Kıbrıslı'nın izlerini arıyor. Komite bu güne kadar 368 kayıbın kalıntılarına ulaştı, DNA testleri tamamlanıp kimlikleri belirlenen 57'sini ailelerine teslim etti.
    Önümüzdeki ay 6'sı Türk, 8'i de Rum 14 kayıp daha ailelerine verilecek. Sevgül Uludağ dün yazısında işte bu Türkler'den 3'ünün, Ahmet Cemal, Erdoğan Enver ve Ünal Adil'in öyküsünü anlattı. Biraz ayrıtılandırarak aktaralım:

    Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ikinci bölümünün yapıldığı günlerde, 15 Ağustos 1974'te Rum kesiminde kalan Limasol'da yaşamakta olan Ahmet Cemal bahçesindeki ağaçtan bir incir kopardı ve keyifle yedi. Sonra arkadaşlarıyla sohbet etmek için mahallesine yakın bir kahveye gitti. Orada bir masada Erdoğan Enver ve Adil Ünal'la sohbet ederken silahlı Rum milisler kahveyi basıp, üçünü de kaçırdılar.

    Üç Türk sapa bir yere, Hacı Yorgo Alamanos manastırı yakınlarında, yalnızca denizden girilebilen bir mağaraya götürüldüler ve kurşuna dizildiler. Milisler cesetlerin bulunmaması için mağarayı dinamitle havaya uçurmaya çalıştılar.

    Gel zaman git zaman... Dinamitin kayalarda açtığı delikten bir incir ağacı yükselmeye başladı. Ahmet Cemal'in çürüyen cesediyle birlikte toprağa karışan midesindeki incir artıklarından bir tohum yeşermiş, kayadaki delikten süzülen güneş ışığı sayesinde boy vermişti.

    Bir Rum'un merakı
    Yine gel zaman git zaman... Hep o bölgeden denize giren "Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi"nin Rum üyesi Ksenofon Kallis bir gün çevresini seyrederken gözü o incir ağacına takıldı. Şaşırdı. Çünkü bölge makilikti ve ondan başka hiç ağaç yoktu. Üstelik "Andoliniga" türü olan incir ağacı çevrede de hiç yetişmiyordu.

    Ksenefon Kallis ağacın sırrını çözmeye karar verdi. O tür incirin yetiştiği bölgeleri araştırdı, ardından bahçesinde o ağacın bulunabileceği evleri tespit etmek için onlarca kişiyle konuştu. Ve sonunda Ahmet Cemal'in evine ulaştı. Ahmet Cemal ile mağaradaki incir ağacı arasında bir bağ bulunabileceği sonucuna vardı. "Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi"ni incir ağacının altını kazmaya ikna etti. Kazdılar. Sonuç: Ağacın kökleri üç Türk'ün kalıntılarını saklıyordu!

    Kazıların yapılabilmesi için zorunlu olarak incir ağacı kesildi. Sevgül Uludağ, "Ağaç işlevini yerine getirmişti" diyor. Yani katledilen 3 Türk'ün 34 yıl sonra huzura kavuşmalarını sağlamıştı.

    ERDAL ŞAFAK - SABAH