6,5 aylık bebeğim uykusunda hıçkırarak ağlıyor:((

Konusu 'Bebek Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve atans tarafından 2 Nisan 2010 başlatılmıştır.

    2 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  1. atans

    atans Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    81
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    76
    6,5 aylık bebeğim bazen uykusunda hıçkırarak ağlıyor geceleri.neden olabilir yaşayanınız var mı?
     
  2. 2 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  3. yagmur38

    yagmur38 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    386
    Beğenildi:
    94
    Ödül Puanları:
    108
    ya canım ne olur beni yanlış anlama ama daha geçen perşembe günü doktorum programında sabiha paktuna keskin vardı kendisi çok ünlü Pediatrik Nörolog yani eğer çok sık oluyosa bunlar anlattı o gün bunlar inşallah öle bişi olmaz ne olur sadece yardım etmek istiyorum epilepsi belirtileri olabilir dedi bu anlattığuı belirtilere ama hep oluyosa dedi çok iyi bi gözlemci olmak lazımmış bu konuda sen en iyisi hemen bi doktora götür
     
  4. 2 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  5. zeynebada

    zeynebada Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    6.264
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    146
    bazen benim kızımda aglıyo ama büyükler derki annesini rüyasında memelerini keserlermiş korkuturlarmış bismillah de hep hastalık oldugunu bilmiom açıkcası
     
  6. 2 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  7. brcsrkn

    brcsrkn annesinin kuzusu Üye

    Katılım:
    18 Mart 2009
    Mesajlar:
    849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    86
    arada benim bebeğimde ağlıo ama rüyasında birşey görerek ağlıo gibi
     
  8. 3 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  9. gxoxkyxuxzxuxm16

    gxoxkyxuxzxuxm16 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    23 Haziran 2008
    Mesajlar:
    160
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Benim bebeğimde de oluyor,korkmuş gibi ağlıyor.
     
  10. 4 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  11. atans

    atans Aktif Üye Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2009
    Mesajlar:
    81
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    76
    O programı ben de izledim.Kadın bütün anneleri paronayak yaptı.Beni de tabi.Neyse endişelerim biraz geçti.sanki bi hastalık değilde rüyasında bi şey görüp korkuyo gibi.Ama temkinli olmakta fayda var epilepsi teşhisi için EEG çektirmek lazımmış
     
  12. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  13. brcsrkn

    brcsrkn annesinin kuzusu Üye

    Katılım:
    18 Mart 2009
    Mesajlar:
    849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    86
    bende paranoyak oldum valla ama sizin için araştırdım

    Dünya’da ve Türkiye’ de haziran ayının ikinci haftası epilepsi (halk arasında bilinen adıyla sara) haftası olarak kabul edildi. Her yaş, cins ve ırkta ortaya çıkan epilepsinin toplumda görülme sıklığı 1/1000. Epilepsinin Türkiye’deki oranı da oldukça yüksek. Zira ülkemizde takriben 600.000 epileptik hasta olduğu sanılmaktadır.

    Epilepsi nedir?
    Epilepsi(Sara) yüzyıllardır tanınan bir hastalık olup bu nedenle Hipokrat Hastalığı olarak ta adlandırılmaktadır. Önemi en sık görülen nörolojik hastalıklardan olması, her yaşta görülmesi ve tablonun kimi zaman çok dramatik olmasından gelmektedir. Tam bir tanımını yapmak zor olup en çok kabul gören tanımı; beyin fonksiyonların anormal, aşırı, kendiliğinden sonlanan ve tekrarlayıcı deşarjlar sonucu geçici olarak bozulmasıdır.

    Epilepsinin nedenleri
    Anne karnında iken başlayan risk tüm yaşam boyu devam etmektedir. Beyni etkileyen birçok faktör epilepsiye neden olmaktadır. Bunlar arasında zor doğum, kafa travması, kanama, tümör, alkol kesimi, bazı ilaçlar sayılabilir.

    Epilepside tanı
    Psikojenik bayılma, senkop, migren, bazı beyin damar hastalıkları ile karışabilir. Epilepsi tanısı tekrarlayıcı, uyarılmamış atakların varlığı durumunda konur. Bu nedenle tanı klinik karar olup ağırlıklı olarak hastanın veya atağı görenlerin tanımlamalarına dayanmaktadır. Yalnızca yapılacak testlerle epilepsi tanısı konamaz. Buna karşın epilepsiden şüphelenilen hastalarda hekimin hastayı yönlendirmesine yardımcı olabilecek bazı incelemelerin yapılması gerekir.

    Epilepsi tedavisi ne zaman sonlandırılır?
    Yeterli süre tedavi ile tam nöbet kontrolü sağlanan ve EEG bozukluğu düzelen hastalarda tedavi sonlandırılabilir. Tedavi kesimi için gereken süre genellikle 4-5 yıl olup bazı olgularda 2 yıl sonunda da kesim planı yapılabilir. ılaçlar puberte(ergenlik) ve menapoz döneminde kesilmemelidir. Birden fazla ilaç kullanan hastalarda ilaçlar tek tek ve oldukça yavaş kesilmelidir. Kesim sırasında hasta ve yakınlarınn yeni ataklar açısından dikkatli olması ve yeni nöbet durumunda müracaatları ve önceki dozlara geri dönülmesi bildirilmelidir.

    ilaç kullanamı
    Önerilen dozlarda alınmak koşuluyla birçok reçetesiz satılan ilacın epilepsi ilaçları ile birlikte kullanılmasında sakınca yoktur. Ancak antihistaminikler, bazı antidepresanlar ve sedatif ilaçlar etkileri artırıldıkları için kullanılmamalıdırlar. Bazı ilaçlar antiepileptiklerin etkilerini artırıarark entoksikasyona neden olabilirler. Bu tür ilaçların kullanımında serum ilaç düzeyleri yakından izlenmelidir. Epilepsi ilaçları bazı ilaçların karaciğerde yıkılımlarını hızlandırarak etkilerini azaltabilirler. Buna en iyi örnek doğum kontrol haplarıdır.

    Birçok epilepsi ilacının yarılanma ömürleri kısa olup günde 2,3 kez alınmaları gerekir. Öte yandan yeni üretilen ilaç formları uzun salınımlı formlar olup bu ilaçların tek doz halinde alınabilmeleri sağlanmıştır. ılaç kullanımında önemli olan ilaçların düzenli kullanılması olup ilaçların öğün öncesi ve sonrası kullanılması etkinliklerini değiştirmemektedir. Eğer tek doz unutulmuş ise hatırlanır hatırlanmaz alınmalı ancak çift doz birlikte alınmamalıdır. Eğer tedavi uzun süredir aksatılmış ise (birkaç gün) tedaviye önerildiği şekilde yeniden başlanmalı ve sürdürülmelidir.

    Gebelik ve emzirme konusunda dikkat edilmesi gerekenler
    Malformasyonlu bebek doğurma riski epileptik anne ve özellikle ilaç kullanan annelerde birkaç (2-3 kat) kat artmaktadır. En sık rastlanan anormallikler arasında yarık dudak, damak ve kalp anomalileri gelmektedir. Anomali riski annenin ve daha düşük oranda da babanın epileptik olması durumunda sözkonusudur. Bunlar doğumdan sonra düzeltilebilecek anormallikler olup en sık yarık damak görülmektedir. Öte yandan kullanılan ilaçların da gelişim üzerine olumsuz etkileri bilinmektedir. Bu nedenle hamilelik tedavinin sonlandırılmasından sonra planlanmalı, ilaç kullanılması gerekli ise en düşük düzeyde tutulmalıdır. Bazı yeni ilaçlar hakkında yeterli bilgi bulunmamakla birlikte sıklıkla kullanılan antiepileptiklerin emzirme döneminde güvenle kullanılabilecekleri belirtilmektedir.

    Epilepside ameliyat
    Epilepsi tedavisinde eski ve yeni ilaçlarla nöbet kontrolü oranı oldukça yüksek olup cerrahi tedavi yalnızca birçok ilacı birlikte kullanmaya karşın atakları devam eden, nöbetin başlangıcının beynin bir bölgesinden olduğu, bu bölgenin çıkarılmasının karşılığında önemli fiziksel ve zihinsel kayıpların olmayacağının bilindiği durumlarda uygulanmalıdır.

    Sıklıkla karşılaştığımız tablo düzenli ve yeterli ilaç tedavisi uygulanmamış olması nedeniyle nöbetlerin yıllardır devam ettiği hastaların nöbetlerden kurtulmak için ameliyat olmayı istemeleridir. Bu durum genellikle yanlış ve yetersiz bilgilendirilmeden kaynaklanmakta olup cerrahi tedavi tek değil sadece bir grup hasta için uygulanabilen tedavi seçeneği konumundadır.

    Bugün ülkemizde birçok merkezde epilepsi nedeniyle ameliyatlar yapılmakta olup burada en önemli olan konu hastaların iyi seçilmiş olmalarının gerekliliğidir. Eğer iyi değerlendirilmiş hastalarda cerrahi yöntemler uygulanmış ise sonuç oldukça yüz güldürücü olmaktadır.

    Epilepsi tedavisinde yeni yöntemler
    Epilepsi tedavisinde en önemli gelişmelerden biri kanımca dirençli epilepsi olgularında nöbek sıklığını azaltma ve kontrolü sağlamada etkili olduğu düşünülen “Vagus Sinir Uyarımı” yöntemidir. Bu yıl Polonya’da yapılan Uluslarası Kongre’de birçok bildirinin yapıldığı ve 11-13 Haziran 1998 tarihinde ıstanbul’da Türk Epilepsi ıle Savaş Derneği’nin düzenlediği I.Ulusal Epilepsi Kongresi’nde de ülkemizdeki ilk uygulamanın sunulduğu bu yöntemde beyin üzerine baskılayıcı etkisi olan vagus siniri kalp piline benzer bir pil aracılığı ile aralıklı olarak uyarılmaktadır. Küçük cerrahi girişim gerektiren bu yöntemin kısa süre içinde önemli bir seçenek olması beklenmektedir.

    Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır.
    Epilepsi çok büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tedavi başarısı için tanının ve nöbet tipinin kesin olarak belirlenmesi, ilaç tedavi ve kontrollerin düzenli yapılması, gerekli görülen uyarılara uyulması ve belirli bir merkez tarafından izlenmesi gereklidir.

    Dr. ı. Özcan ERTÜRK
    Nöroloji Uzmanı
    Bayındır Hastanesi
    Nörolojik Bilimler Bölümü
     
  14. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  15. brcsrkn

    brcsrkn annesinin kuzusu Üye

    Katılım:
    18 Mart 2009
    Mesajlar:
    849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    86
    Pediatrik Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Uysal, epilepsinin tedavi edilebilir hastalık olduğunu vurgulayarak ‘‘Doğru teşhis edilmiş ve nedene yönelik araştırması yapılmış bir epilepsi hastasının kullanılacak doğru ilaçlarla tedavisi mümkün olmaktadır’’ diyor. Epilepsi ya da halk arasında bilinen adıyla sara, insanlık tarihi kadar eski bir rahatsızlık. Pek çok edebiyat öyküsünde, sinema filminde epilepsi hikayeleri kullanılsa da aslında toplum tarafından pek de iyi bilinmiyor. Araştırmalara göre toplumun binde 8-10’unda görülen epilepsi en sık çocuklarda görülüyor. Pediatrik Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Serap Uysal, epilepsinin belirli bir yaş grubunda görülmediğini belirterek ‘‘Bebeklerden başlayarak, çocuklar, ergenler yaşlılar dahil her yaşta rastlanabilir. Ancak epilepsinin en sık görüldüğü yaş gurubu çocuk grubudur. Epilepsinin yüzde 70’i 17 yaş öncesinde görülüyor. Daha sonra azalma gösteriyor. Yaşlılık döneminde yeniden bir artış oluyor. Özellikle çocukluğun ilk yılları epilepsinin en fazla görüldüğü yıllardır’’ diyor.

    Gelişmiş ülkelerde daha az
    Epilepsi rastlanma oranı ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre de€i?iklik gösteriyor. Uysal, bunun nedenini şöyle anlatıyor: ‘‘Gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde akraba evliliklerinin çok olması ve ayrıca bebeklerin bir takım hastalıklarla doğmuş olmaları, erken doğmuş, doğum travması geçirmiş bebekler epilepsinin görülme sıklığını artırıyor. Bu nedenle gelişmiş ülkelerde bu tip hastalıklar daha az. Gelişmiş ülkelerdeki oran binde 1 ile 5 arasında. Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran binde 5-10 arasında değişiyor. Yani her yıl 30-40 bin epilepsi hastası topluma katılmış oluyor. Türkiye’de ise 700 bin civarında hasta olduğu tahmin ediyor.’’ Prof. Dr. Serap Uysal, her epilepsi hastalığının nedeni kesin olarak bilinmese de bebeklerde en sık görülen nedenin beynin oksijensiz kalması olduğunun altını çizerek nedenleri konusunda şunları söylüyor: ‘‘Doğum öncesi ve sonrasında çeşitli nedenlerle beyin travması yaşamı bebekler riskli grubu oluşturuyor. Ancak daha ileri ya?larda farklı tablolar ortaya çıkıyor. Örneğin akraba evliliklerinin bazı bölgelerde çok fazla olması ve bunların neden olduğu doğumsal metabolik hastalıklar epilepsiye neden olabiliyor. Yetişkin döneme girildikçe nedenlerin hepsini gösteremeyebiliyoruz. Ancak yetişkinlerde beynin damar yapılarındaki tıkanmalar, epilepsi nöbetleri, felçler şeklinde kendini gösterebilir.’’

    Bir çoğunda neden bulunamıyor. Epilepsinin nedenleri gibi belirtileri de her çocukta farklı olabiliyor. Prof. Dr. Serap Uysal, belirtileri şöyle sıralıyor:
    ‘‘Bebekte pedal çevirme gibi ayak hareketleri, anormal ağız ve dil hareketleri, gözlerdeki dönmeler, çırpınma gibi belirtileri görebiliyoruz. Yaş büyüdükçe daha farklı belirtiler ortaya çıkıyor. Mesela konuşurken aniden duraklama, halüsinasyonlar, cisimleri olduğundan büyük veya küçük görme, aniden saniyelik kopmalar, farklı koku hissetmek gibi belirtiler olabiliyor.

    Epilepsi belirtileri görüldüğü gibi son derece zengindir ve yaşlara göre farklılık gösterir.’’ Nöbetin süresinin uzamasının beyine zarar vereceğinin altını çizen Prof. Dr. Serap Uysal, ‘‘Nöbetin süresi genellikle birkaç saniye ile birkaç dakika arasındadır. Eğer 10 dakikadan daha uzun sürerse beynin zarar görmesine neden olur. Ani bilinç kaybı da olduğu için kişi düşebilir, fiziksel yaralanmalar söz konusudur.’’

    Her nöbet epilepsi değildir
    Genellikle havale nöbetleri ile epilepsinin birbirine karışştırıldığını söyleyen Uysal, ‘‘Her nöbet epilepsi değildir’’ diyerek ikisi arasındaki farkı şöyle anlatıyor:‘‘Nöbet dediğimiz şey halk arasında havale olarak bilinir. Beynin herhangi bir bölgesinden çıkan elektriksel boşalımla çocuğun vücudunun bir kısmında ya da tamamında ritmik kasılma şeklinde kendini gösterebiliyor. Bunun nedeni ateşli bir hastalık, travma, ya da aniden kan ıekerinin düımesi olabilir. Nöbet tek bir kere olur. Her insan için hayatının herhangi bir döneminde nöbet geçirme riski yüzde 10 civarındadır. Nöbet tekrarı olursa epilepsi söz konusudur. Gerçek nöbet olmaksızın bazı durumlar epileptik nöbeti taklit edebilir. Örneğin bebek ağlarken nefesini tutar ve kasılır. Biz bunlara soluk tutma nöbeti deriz. Ama bunun epilepsi ile hiçbir ilişkisi yoktur. Bunun dışında çocuklarda gece terörü dediğimiz uykudan çığlıkla uyanma şeklinde bir uyku bozukluğu vardır. Bunlar epilepsi değildir.

    Pediatrik EEG teşhisi kolaylaştırıyor
    Epilepsinin tedavisine geçebilmek için önce teşhisin doğru konabilmesi gerekiyor. Çocuğu izlemek bu noktada büyük önem taşıyor. Prof. Dr. Serap Uysal, VKV Özel Amerikan Hastanesi’nde uyguladıkları Pediatrik EEG işlemiyle çocukları uzun gözlemleme imkanları olduğunu söylüyor: ‘‘Çocukluk, yeni doğmuş bebekten 18 yaşına kadar olan dönemi kapsıyor. Dolayısı ile çocukluk çağı epilepsisi dediğimizde de yeni doğan bebekten 18 yaşına kadar olan dönemi kastediyoruz. Çocuk erişkinin küçültülmüş hali değildir. Her şeyi ile farklıdır. Çocuk gelişim sürecindedir. Dolayısı ile bu hastalar pediatrik nöroloji tarafından izlenmelidir. Biz VKV Amerikan Hastanesi’nde uzun süreli video EEG çekimleri yapıyoruz. Bu çok önemli bir işlem. Doğru teşhis için ailenin anlattıkları bizi yönlendirir ancak doktor olarak kesin kanıtlara ihtiyaç duyarız. Örneğin ailelelerden çocuğun nöbetlerini mümkünse videoya çekip bize göstermelerini istiyoruz. Tanıda eş zamanlı video çekimli EEG çok yardımcı. Böylece nöbet anını yakalayabilirsek onu videodan görürken aynı anda beyin dalgalarını da izleme imkanına sahip oluyoruz. Tedavi aşamasında ilaç ve cerrahi olmak üzere iki seçenek var. Ama bilinmesi gereken en önemli nokta, hastalarımız doğru tedavi ile yüzde 70-80 oranında ilaçlara yanıt veriyor, tedavi olabiliyor. Kişi ilaç tedavisine cevap vermezse epilepsi cerrahisi uyguluyoruz.’’

    Ailelere uyarı: Çocukları kısıtlamayın
    Epilepsili çocukları olan aileler çocuklarına kısıtlama getiriyor. Ancak bu doğru değil. Çünkü bu çocukların da normal bir hayatı olmalı. Ailede aşırı koruyuculuk öne çıkıyor. Bu durum da çocuğun sosyalleşmesini önlüyor. Psiko-sosyal zarar veriyor. Ailelerin tedirginlikleri nedeniyle aşırı koruyucu davranmaları yerine çocuğu uzaktan izlemeleri çocuğun psikolojisi açısından önem taşıyor. Ayrıca tedavi uzun bir dönemi gerektirdiğinden hasta-doktor-aile işbirliği ve uyumu tedavide başarıyı getirir.

    Yapılmaması gereken sporlar
    Skuba dalışı
    Paraşütle atlama
    Dağcılık
    Boks
    Karate gibi sporlar

    VKV Amerikan Hastanesi
    Pediatrik Nörolog
    Prof. Dr. Serap Uysal
     
  16. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  17. brcsrkn

    brcsrkn annesinin kuzusu Üye

    Katılım:
    18 Mart 2009
    Mesajlar:
    849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    86
    Çocuk ve Bebeklerde epilepsi Nöbetleri
    1-Yeni doğanda tek kol-bacak ya da yüz bölümlerini tutan seyirme, kasılma ya da ritmik titreme tarzında nöbetler yanında bisiklet çevirme, kürek çekme ya da solunumun durması ile de ortaya çıkabilir.

    2-Süt çocukluğunda peş peşe gelen ani çakı gibi katlanma şekline spazm nöbetleri, şiddetli huzursuzluk ve nörolojik gelişimin bozulması ile birliktedir. Yine bu dönemde ani davranış duraksaması, bakışların donuklaşması şeklinde nöbetler olabilir. Değişik vücut bölümlerini tutan kasılma, gerilme, titreme, baş/gövdede düşme nöbet bulgusu olabilir.

    3-Oyun-okul çocuğunda bunlara ek olarak dalma, uykuda yüzde kasılma, duysal hayaller görme, ani konuşma duraksaması, amaçsız hareketlerin tekrarı gibi nöbetler olabilir
    kaynaklar:
    http://www.hekimce.com
    http://www.gata.edu.tr
     
  18. 5 Nisan 2010
    Konu Sahibi : atans
  19. mumy.2009

    mumy.2009 En güzel armağanım,canımm Üye

    Katılım:
    3 Ekim 2009
    Mesajlar:
    2.254
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    benim bebeğim de ufakken arada yapardı. annem de derdi rüyasında memeni alıyorlar ondan diye.. normal diyorum tabi aşırı yapmıyorsa korkmaya gerek yok. bazen de gülüyordu. her bebek yapıyor hemen hemen. şu an bile bazen suratını ağlayacak gibi yapıyor sonra geri normalleşiyor sonra gülüyor..