77 kuşağı..

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve D'arbanwille tarafından 6 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    6 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : D'arbanwille
  1. D'arbanwille

    D'arbanwille geliyorlar bazen Pro Üye

    Katılım:
    11 Haziran 2007
    Mesajlar:
    3.467
    Beğenildi:
    24
    Ödül Puanları:
    108
    Ben 77 doğumluğuyum?. Metin Üstündağ’ın bir karikatüründe tasvir ettiği gibi, psikolog koltuğuna oturduğumuzda fakir ama onurlu günlerimizi hiç hatırlamıyorduk? çünkü kendimizi bildik bileli, hep biraz kurnaz, biraz atak ve kendimizce çok zekiydik? Kısa yoldan zengin olmayı en iyi biz biliyorduk ve fakir ama onurlu bir geçmişe sadece Türk filmlerindeki karakterlerin sahip olabileceğini düşünüyorum.

    Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit’in hiç yasaklı yılları olmadı benim için. Erbakan Refah partisiyle uzaktaki farklı bir parti gibi dururken, köydeki herkes her seçimde oylarını Ecevit’e verdiğini söylüyordu. Demirel “Baba” oluyor, Cumhurbaşkanı olan Turgut Özal”ın yerine geçen Mesut Yılmaz”ı seçime zorluyordu. Erdal İnönü sınıfta en kolay ve en çok taklidini yaptığımız siyasi liderdi.

    Gorbaçov benim için arada bir ekrana çıkan ama neden çıktığını bilemediğim ilginç bir karakterdi. Kocaman açık alnında bir leke vardı, ne o lekenin nedenini ne de Gorbaçov”un hangi milletten olduğunu hiç bilemedim o yıllarda..

    Bülent Ersoy hep kadındı ben yaşadıklarımı biriktirme yaşıma geldiğimde. Zeki Müren’in kıyafetlerini kimse tartışmıyordu bile. Küçük Emrah o zamanlar gerçekten küçüktü ve Sezen Aksu Gülümse albümünde yalnızlığını “bir kedim bile yok” diye anlatıyordu.

    Ben topun yuvarlak olduğunu öğrendiğim yıllarda Beşiktaş’ın başında ‘konuşmayı sevmeyen efsane’ Gordon Milne vardı. Beşiktaş Avrupa’da Dinomo Kiev’den 5 yiyor Türkiye’de rakip tanımıyordu. Feyyaz Ali Metin hep gol umuduydu. Ve Milli takımın Tınaz Tırpan teknik direktörlüğünde hiçbir maçta umudu olmuyordu. Rıdvan Dilmen, unutulmaz saçlarıyla sakat devam ettiği futbol hayatının son demlerini oynuyor ve kendisine neden şeytan dendiği hep tartışılıyordu. Galatasaray Mustafa Denizli’nin yönetimde Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasında Yarı Final oynuyordu. Tanju Çolak, Avrupa Gol kralı oluyor, ödülünü alırken İngilizce tek kelime söylemiyordu. Biz de Cevat Prekazi’nin Monoca’ya attığı gölün benzerini atmak için sürekli boş kaleye şut çekiyorduk.

    Televizyonunun siyah beyaz olduğunu hayal gibi hatırlıyorum ben... Sanki bir rüyanın uyanmaya yakın döneminde yaşanmış bir dönemdi. TRT 2’nin açılmasıyla tek kanal devrini de çok kısa yaşadık. Her Pazar sabahı dinlemek zorunda kaldığımız Klasik müzik konserini birkaç yıl dinledik sadece.

    TRT 1’in Hayat Ağacı dizisi tüm akşam üstlerimizi alırken, TRT 2 açıldı. Televizyonu yakından kumanda ettiğimiz günler kısa sürerken, yeni açılan Magic Box Star’ın haberlerini sakallı bir sunucu sunuyordu.

    Şirinler hepimizin ilk kahramanlarıydı. TRT tarafından yayından kaldırıldığında ilkokuldaki üç beş arkadaş toplanıp TRT”ye mektup yazmıştık. O mektup TRT”ye ulaştı mı hiç bilemedik. Ama Şirinler bir daha hiç yayına girmedi. Ya da tekrar ekrana geldiğinde artık benim çocukluk yıllarım bitmişti. Benim hafızamda hep “şirin” olarak kaldılar. He-Man gölgelerin gücü adına kötülere karşı bütün kudretini kullanıyor ve biz arkadaşlarla Voltran oluşturuyorduk.

    Video dükkanları vardı ve son demlerini yaşıyordu. Western filmleri video dükkanlarının en çok satanları arasındaydı. Arkadaşlarla oynadığımız Kavga oyunlarımızda en atak olanımız Cüneyt Arkın oluyordu geri kalanlar Tarık Akan, Kadir İnanır?

    Eurovision şarkı yarışması hala ve yine popülerdi. Kayahan “Gözlerinin Hapsindeyim” şarkısıyla katılmıştı ama jürideki kimsenin “sevgilisinin gözlerinin hapsine girecek kadar romantik olmadığını” üzülerek tecrübe etmiştik.

    Müzik ile taverna kasetlerinin en çok satanlar listesini ele geçirdiği yıllarda tanıştım. Ne kadar kötü ne kadar saçma şarkılardı onlar öyle... Saçlarını Serpil Çakmaklı gibi toplayan, çok dar streç pantolon giyen kızlar, kötü sesleriyle çılgınlar gibi eğlenerek şarkılar söylüyordu. Çoşkun Sabah yıldız udi sanatçımızdı, her kasetinin satışı 1 milyonu geçiyordu. Hatta rivayete göre bir gün “ıslık çalsam yarım milyon satarım” demişti. Hala bir müzik kulağımın oluşmamasının suçu belki de o kötü şarkılardır...

    “Çıkmak” kelimesi yeni oluşmaya başlayan hayat sözlüğümüzün ilk kelimelerinden biriydi. Nereye neden çıktığımızı bilemiyorduk ama çıkmayı kabul eden sayılı kızla yan yana yürüyorduk. Sınıfta aynı sırada bir kızla oturamıyorduk ama bazen mecburen arkalı önlü oturduğumuz oluyordu. Ben o yan yana yürüyemeyen şanslı yada şansızlardandım...

    Telefon evimize ilk bağlandığında 8 yaşındaydım. Evde telefon çalınca ilk kim açacak diye kavga ediyorduk, tartışmayı kazanan çalan telefonu ilk açmaya hak kazanıyordu. Sonra “şu çalan telefona biri baksın” diye kavga etmeye başladık...

    Tipitip sakızları ve Ralli sakızları paramız olduğunda en kolay alabildiğimiz sakızlardı. Tipitip”in salak maceralarını okuyunca ne kadar akıllı olduğumuza inanır, Ralli”den çıkan araba modelleriyle bir anda zengin olur, beğenmediğimiz arabaları birbirimizle değişirdik.

    Elvan marka gazozların şeffaf şişede satıldığı günlerdi. Kolanın rakibi değildi tabii ki ama okullardaki Yerli Mallar Haftasında tek yerli gazoz diye Elvan’ı götürürdük. Yıllar sonra öğrendiğimde acı gerçeği, bir çocukluk anımın daha kirlendiğini anladım; Elvan’ı Coca-Cola üretiyormuş...

    Tabii ki bitmedi bu yazı. Hatırlayamadığım için yazamadığım onlarca beyaz anılarım var. Yazının bundan sonrası belki ilerleyen günlerde…



    alıntıdır ..
    canımgrubum || gorkemulaş user..



    çok cici bir yazı..
    içim ısındı okuyunca :1rolleyes:
     
  2. 6 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : D'arbanwille
  3. kuzum

    kuzum Bu konida hassasum Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    8.591
    Beğenildi:
    252
    Ödül Puanları:
    163
    Du bende 75 kuşaına bakiyim :smiley-cool:
     
  4. 6 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : D'arbanwille
  5. littlefairy

    littlefairy 16.09.07nilmelek doğdu Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.935
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    75-76-77-78-79 kuşakları yani çocukluğunu 80 lerde gençliğini 90 larda yaşayanlar, bence en güzel dönemi yaşadık. ben 78 kuşağındayım. çok güzel özetlenmiş bir yazı yukardaki. henüz daha evlere bilgisyar girmemişken , ilk girenler comodorlardı,henüz sokak oyunları bitmmeişken, lastik atlarken ip atlarken, körebe, yakar top oynanılan, isim şehir oynanınlan, her ülkenin başkentini bayrağını bildiğimiz yıllar. ansiklopedi furyasının olduğu dönemler, kuponları biriktirip biriktirrip salonun baş köşesine konduğu yıllar, voltranların, cosby ailesinin, hayat ağacının mariannalarının izlendiği yıllar, güzel yıllardı be anlatılacak çok şey var. şimdi ki çocukların anlatacak neleri var merak ediyorum. şimdi mırc ve ıcq bile çok geride kalmışken, onlar bizim zamanımızda msn facebook mu vardı diyecekler, pc başında rakdaşlarla ne muhabbet ederdik mi dicekler, hayat çok garip

    çocukken haberlerde demişlerdi sebzelerin eski tadını bulamıcaz diye, elime bri domates alıp uzun uzun koklayıp yemiştim son kez yicekmişim gibi, ben büyüdüğümde bu domatesi bir daha bulamıyacağım demiştim. bulamıyorumdaa, nerde o eski kokulu bahçe dometeslerrr, hala kokusu burnumdaa
     
  6. 6 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : D'arbanwille
  7. yumy

    yumy Popüler Üye Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2008
    Mesajlar:
    1.942
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    çok güzel yazmışsınız gerçekten biz bazı şeyleri o zamanlar son kez kullanıp yiyip içmişizde haberimiz yokmuş:1no2::1no2: ne kadar hüzünlendim yazı çok hoşuma gitti bizim zamanlar bir başkaydı eurovizyon oldumu tüm millet trt ye kilitlenir yılbaşlarında dansöz trt de 4 gözle beklenirdi...kar yağınca uzun okul tatilleri dömnem ödevi için kütüphaneye koşmalr :1no2::teselli:bir maniniz yoksa annemler akşam size gelicekler fasılları.. aşure günleri bayramlar hasta ziyaretrleri nerde şimdi o eskiilişkiler...