80lerin çocuklarının yaşlanma belirtileri

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve mum tarafından 8 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  1. mum

    mum Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    96
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    88
    susam sokagi'nin muzigini dinleyip gozleri dolmak, muzigi gonderen arkadasin ne kadar mukaddes bir insan oldugunu anlamak.
    mahalledeki abi/abla diye peşimizde koşturan veletlerin askere gitmeye başlaması.

    anne babanizin yaslanmis oldugunun bir anda dank etmesi, ozellikle farkli sehirlerde yasiyorsaniz her gordugunuzde akliniza takilan "acaba son kez mi goruyorum" dusuncesini bastirmaya calismak, durup dururken eski resimlere bakip huzunlenmek, aglamak
    85'lu 87'li mankenlerin, 91'li sarkicilarin ortalikta cirit atmasi
    80lerde çocuk olmak basligindaki herseyi firesiz yapmis olmak, okuyunca hatirlamak, herseyin ne kadar eskide kaldigini farketmek, gozleri dolmak.

    bu belirtiler son iki yılda belirginleşmiştir. başlıca özellikleri sürekli geçmişten sözetmeye başlamalarıdır. "sen şunu hatırlıyo musun, sen bunu hatırlıyo musun"içerikli cümleler sarfedilir. misal:
    -beyaz gölgeyi hatırlıyo musun?
    -hatırlamam mı abi, sen clementine i hatırlıyosun?
    -şarkısını bile hatırlıyorum. trt 2 açılmıştı da iki kanal ne garip gelmişti di mi?
    -evet yaa, ökkeş serisi vardı bi de, bi de pazar günleri trt1 de çocuk filmleri olurdu
    -abi 86lılar gelmiş üniversiteye, çoluk çocuk oldu ortalık
    -onlar 18 yaşında gülüm
    -hayır olamaz, biz o kadar yaşlandık mı, ahhh ahhh
    80'lerin tüm o iç burkan çizgi filmlerini hatırlayıp "nerde kaldı o çizgi filmler" diye dert yanmak..her geçen yıl, küçüklüğünüzde severek dinlediğiniz bir sanatçıyı daha kaybetmek.. brad pitt'in 43 yaşında olduğunu öğrenerek bunalıma girmek..çevrenizde eskisi gibi arkadaşlıkların kalmadığını anlayıp geriye kalanlara daha bi sıkı sarılmak.. erkekle kadının gerçekten dost olabildikleri günleri özlemle anmak.. çevrenizde yaşanan ve adına "ilişki" dedikleri şeylere bakıp insan ırkının düştüğü duruma ağlamak
    2004'ten 1970 küsur rakamını çıkarınca en temizinden 30'a yakın bir rakam bulmaktır. sonra o 30'a bakıp, o 30'un içine, dışına, altına, üstüne bakıp kaybettiğin çocukluğu hatırlamak, ama onu asla yeniden bulamamaktır.

    etraflarında kendileriyle aynı yaşta, hatta daha küçük yaşta öğretmen görmeleri
    eski sevgililerin evlenmeye başlaması
    sahafta denk gelinen bir tercuman cocuk kopyası karşısında göz yaşlarına hakim olamamak, hemen oracıkta orta yaş krizine girmek.
    20 lik delikanlilara bakip uff diye ic gecirdikten sonra kendi kendinize sus kizim subyan o daha demeniz. ama sonra icinizden yok canim esek kadar olmus diye kendinize karsi cikmaniz. aman yas dedigin nedirki, hayvanlar hic takmiyor boyle seyleri biz niye takiyoruz diye ici kipirdayan tarafinizi desteklemeniz. ve en sonunda nufustaki yasiniza sahip tarafinizin ya havle vela kuvle deyip sizi evde ben evleniyorumu izlemeye goturmesine izin vermeniz. bira esliginde izlendiginimi dusunuyosunuz. oyleyse yaniliyosunuz.
    annenin evlenme konusundaki baskılarını artırması
    miami kelimesini her duyduğunuzda 80'lerde giydiğiniz tokyo terliklerin üzerindeki miami yazısının ve miami vice dizisinin aklınıza gelmesi, dövüşlü filmlerde lorenzo lamas ı gördüğünüzde yanınızdakine bu adam şahin tepesinde oynamıştı demeniz, onunda size şahin tepesi mi oda ne demesi, haberlerde bir alıp iki vercem diye insanları kandırıp paralarını toplayıp kaçanları duyunca kastelli olayının akla gelmesi, bay alkolü taktimimdir, kartallar yüksek uçar, kara şimşek vs. bugün programlamayla uğraşırken commodore 64 te sayfa sayfa basic v2 ile org yazıldığı günlerin akla gelmesi, bilgisayar oyunu oynarken ilk oynadığım oyunun aztek challenge olduğu aklıma gelmesi

    zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğini anlamaya başladık artık.çocukluğumuzdaki telli araba, bilye oyunları gazoz kapağı oyunları kalmadı yeni nesil siber alemde counter strike cı olmuş sinema müzik herşey çok farklı artık çocukluğumuzun yıldızlarının çoğu artık tek tek yokoluyor.işte bu yaşlandığımızın en açık göstergesi.artık eski mahalle arası futbol maçları yok çocuklar internet cafelerde zamanlarını geçiriyor.
    bakkalda leblebi tozu bulamamak diycem ama artik bakkal neyim yalan oldu onu bile bulmak zor. sanirim supermarketler o kadar da super degiller hani leblebi tozunda sok fiyat

    bugünlerde, arkadaşlardan "hastalık haberleri" almak. sonra bir an geriye bakıp; arkadaşlardan gelen haberlerin, "filanca üniversiteyi kazanamamış-kazanmış", "iş bulmuş, işsizmiş", "filancayla filanca evlenmiş", "çocukları doğmuş" sırasını takip ettiğini farketmek. hastalıklardan sonra sonra ise gelecek haberler belli. * **
    hayattan eskisi kadar zevk alamamak en büyük belirtisidir bunun. lakin sorumluluklar üzerimizde birikmeye başlamış bizleri olgunlaştırmıştır. aşkı bile doya doya yaşayamamak da (zaman sınırı) bir diğer belirtidir. arkadaşların evlenmesi, ebeveynlerin yakınlarının ölmesi vb'den hiç bahsetmeyeceğim yoksa ağlayacağım.

    neredeyse ceyrek yuzyildir bu evrende cirit atiyor olmak
    bebekligini gordugunuz veletlerin buyudugunu ve size soylenilen "aa ne kadar uzamissin" tarzi laflari bu veletlere sarfetmek.
    simdiki cocuklarin he man yerine pokemon tarzi aptal cizgi filmlerle buyumesini izlemek
    nba'de kendinden yas olarak kucuk oyunculara rastlamak
    gencliginde yeni jenerasyon diye adlandirilan sarkicilarin, artik tecrubeli sanatci diye adlandiriliyor olmasi, ilk kasetine hayran olup dinledigi sarkicilarin simdi 10+ kasetini cikarmis olmasi.

    etrafta karşılaşılan insanlara kaç doğumlusun diye sormaktan korkarak başlayan belirtiler, onların da sana sorması ihtimalinden korkarak bu konuyu hiç açmamaya karar vermekle sürer.
    bir zamanlar "18 yaşıma gelsem" diye zamanın hızlıca geçmesini beklerken, "öf daha çok zaman var önümde daha askere şu kadar senem var" derken, zamanın hiç ilerlemediğinden şikayet ederken, şimdilerde "aa! bu zaman ne kadar hızlı akıp geçiyor böyle, koşuyo sanki" demeye başlamak. hatta bunu korkuyla karışık bir telaş içinde, sessizce söylemeye başlamak...
    zamanında sokak aralarında tozun toprağın içinde misket, saklambaç, körebe türevi oyunlar oynarken şimdiki çocukların zamana ayak uydurup, bilgisayar oyunlarını cin gibi oynadıklarını, internet dünyasının altını üstüne getirdiklerini görmek.

    külahtan dondurma yerken, bazen sokaktan geçen macuncu amcadan macun alıp yalarken, şimdi cornetto yalamak.*

    sanırım bu belirtilerin en belirgini söyle cümleler kurmaya başlamamızla kafamıza dank eder:

    "ben lise 2 deydim o zaman...yani sene 19xx................"

    evet 80 lerin cocuklari olarak artik sene belirterek gecmise yaptigimiz gondermeler hayatta kaldigimiz surenin gittikce uzadigina ve artik anilarimizin sene hesabiyla giderek bizden uzaklastigina isaret ederki iste bu bizim artik ergen, citir, delikanli.....vs olmadigimizi suratimiza sertce vurur...

    tabii gencligimizde* begendigimiz sarkicilarin, aktorlerin, aktristlerin.....hepsinin birden yaslandigina tanik oldugumuzda anlariz ki onlar yaslanirken biz de yerimizde saymadik. degil mi ya...kahretsin yaslaniyorum!!!
    bir donem izledigimiz dizilerden, filmlerden, cizgi filmlerden, programlardan kendimizden yasca kucuk insanlara- misal 90 larin cocuklarina- bahsedince suratlarinda manasiz bir ifade yakaladigimizda anlariz ki onlar bu programlari izleyecek kadar buyuk degiller ve maalesef biz oyleyiz...

    bugun artik yeni yeni star olan, yildizi parlayan, populerlesen, gencligi pesinden surukleyen tum o unlulerin aslinda yasca biz 80 lerin cocuklarindan kucuk olduklarini ogrendigimizde bu gercek te pek hosumuza gitmez. once reddederiz "hadi canim sende 84 lu mu? ben ondan daha kucuk gorunuyorum be*" gibi triplere gireriz ama artik kabullenmeliyiz ki bundan sonrakiler de hep bizden kucuk olacaklar...

    bayramlarda ailede uzak olmanin verdigi huzun, eskiden bayramlarin agiza akittigi bal tadindaki mutluluklarin artik olamamasi...

    bakkaldan sigara alirken gozunuze takilan bir seker icin "biz bunlari almak icin kavga ederdik arkadaslarla" demek...
    . bakkal kapisinda asili plastik toplari gorunce caktirmadan yanina yaklasip, alacakmis gibi yapip o plastik kokusunu icine cekmek. "bunlari para birlestirip alirdik, once herkes bi koklardi"
    . saklambac arkadaslarini gorup, tanimalari icin turlu maymunluklari hatirlatmak
    . kimseye soylenmeyen seyleri hatirlayip "oha lan ne hayvanmisiz" demek...
    . bazi sabah ise gitmek icin kalktiginda, annenin onlugunu giydirmesini ozlemek.
    . kar yagdiginda elalemin arabasina kar topu atmayi ozlemek...

    belki de biz kayip cocuklardik simdi kendimizi buluyoruz. o zamanlar anlamadigimiz cizgi filmleri simdi seyrediyoruz. kim bilir simdi cocuklugumuzu ozluyoruz ve basliklar altina saklaniyoruz...
    kardeşimi parka götürdüğümde parktaki bir çocugun ''teyze ben de sallanabilir miyim?'' diye izin istedigi andır. eskiden biz de annemizin 25-30 yaşlar arasındaki arkadaslarına teyze derdik.

    çocuklar sokakta top oynarlarken, top size yakın bir yere düştüğünde artık şunu duyuyorsanız... "teyze! topu atar mısın?"

    bir de:
    -örtmenim kaç yaşındasınız?
    -20(küsür)
    - oha! *
    alış-veriş için çıkıldığında, (ki bu alışverişler artık ne "bulursam alırım" durumundan sıyrılmış olaylardır) bi bakmadan geçilemeyen kozmetik ürünleri arasındaki gözyaşları artık yaşlanmanın son belirtileridir. buda mı gelicekti başıma şeklinde hüzüne kapılmaya yol açar..22 sinden sonra kozmetik ürünleri kullanmaya başlamayanlar için kabus dolu yıllar başalamış demektir..

    - kaşlarını çatma iz olur.. lar
    - boyun ve yüz kaslarını ihmal etme.. ler bir unutulmuş nasihat gibi kulaklarda yankılanır .ve yaş her sorulduğunda artık buruk bi çekingenlik yaşanıldığını farkettıren olgu olmaya başlar..
    oysa çok değil bir kaç yıl önce büyümeyi, bir yaş daha büyümeyi...
    neyse boşver..

    reha muhtarın atinaya geri dönmeyeceğine emin olmaları... (adamı direkt çökertir)
    mehmet ali erbilin dede olabilecek yaşta ama hala olgunlaşmamış olduğunu farketmeleri... (demek ki soytarı gibi davranmak yaşlanmayı geciktirmemektedir)
    semantha fox un göğüslerinin sarktığını farketmeleri... (yerçekimi zamanla artıyor olabilir mi)
    kırışıklıklar...

    su siralar, seksenler oncesinde dogmus olanlara karsi gelismeye baslayan baglilik ve yakinlik, seksenler sonlarinda dogmus olanlara da hayretle karisik neredeyse tam tersi hislerin olusmasi gibi belirtilerin basi cektigi silsile. zira, "biz cocukken böyle miydik?" seksenler sonlarinda doganlarin arkalarindan cekilen derin bir ah, seksenler oncesinde doganlardan isitilen "keske sizin gibi olaydik" cumlesi de basimizi oksayan bir el misali dolanir durur..
    lise sondaki kızına telefon almak için telefoncuya gelen anne-baba'nın, kız hangi rengi seçeceğine karar veremediğinde, size dönüp "hadi ablaya sor bakalım o hangisini beğenmiş" demesi.

    git ders çalış sen telefonla melefonla uğraşacağına!

    şehir merkezinde her akşam gördüğün, yıllardır istisnasız "yavruuum, allah sevdiğine kavuştursun oğluuum" diyen dilenci teyzenin*, günlerden bir gün "aaabiii, abi allah çoluğunu çocuğunu sana bağışlasın aabii" demesi.

    amin tabi de. ne bileyim.
    hoof of...
    30'una yaklaşıyor olmanın burukluğudur.

    - at gibi koşturup hiperaktivite yarışına girdiğiniz o çocukluk günleri henüz çok uzak bir geçmişte olmadığı için hatırlandığında fena yapar adamı. oysa şimdi iki yokuş çıkınca nefes nefesesiniz...
    - cumartesi geceleri dışarı çıkıp geç saatlere kadar takılmak, sabahlamak gibi aktivitelerin yerini "ya herkes dışarda zaten çok kalabalıktır bu gece evde oturalım" şeklinde sızlanmalar alır. normaldir aslında...anormal olansa bunun neredeyse her cumartesi akşamı tekrarlanmasıdır.
    - çok değil 3-5 yıl önce koştura koştura gidilen barlar artık pistir, dumanlıdır, gürültülüdür. genellikle sakin kafeler, sohbetler tercih edilir.
    - öğrenci hayatından hayatın kalbine doğru olan o geçiş dönemi sarsıcı etkiler bırakabilir. çok uzak bir gelecekle bağdaştırılan sorumluluklar sanki bir gün içinde omuzlara yüklenmiştir ve bunun ağırlığı insanı yorar

    ekşisözlükten alıntı
     
  2. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  3. mum

    mum Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Ocak 2007
    Mesajlar:
    96
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    88
    etrafta karşılaşılan insanlara kaç doğumlusun diye sormaktan korkarak başlayan belirtiler, onların da sana sorması ihtimalinden korkarak bu konuyu hiç açmamaya karar vermekle sürer. off enzoruda bu hemen konuyu degiştirmeye çalışırım bende
     
  4. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  5. EU1

    EU1 Guest

    belki de biz kayip cocuklardik simdi kendimizi buluyoruz. o zamanlar anlamadigimiz cizgi filmleri simdi seyrediyoruz. kim bilir simdi cocuklugumuzu ozluyoruz ve basliklar altina saklaniyoruz...
    kardeşimi parka götürdüğümde parktaki bir çocugun ''teyze ben de sallanabilir miyim?'' diye izin istedigi andır. eskiden biz de annemizin 25-30 yaşlar arasındaki arkadaslarına teyze derdik.


    oofffff oofffff:1no2:
     
  6. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  7. bberrinn

    bberrinn Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    97
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ya 60-70 li yılların çocukları ne yapsın?Taş devrinden bahseder gibi;siyah beyaz tek kanallı haftanın 3 günü akşam 19.00 da yayının açılmasını bekleyen bizler çizgi film seyretmek için tv si olan komşu kapılarında gezerdik.
     
  8. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  9. BenCano

    BenCano ~HürGeneral~ Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.257
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    148
    yaşlandıkmı yani şimdi biz ,nayırrr nolamazzzzz
     
  10. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  11. bberrinn

    bberrinn Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    97
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    MAAFELESSSS
     
  12. 8 Şubat 2007
    Konu Sahibi : mum
  13. "abi 86lılar gelmiş üniversiteye, çoluk çocuk oldu ortalık"
    yaşasınnn yaşlanmamışımm :dance: