91 yıllık hikâye...

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve water tarafından 28 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    28 Eylül 2006
    Konu Sahibi : water
  1. water

    water Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    70
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Yıl, 1915.
    Çanakkale'de kan gövdeyi götürüyor.
    "Geçerim" diye saldıran emperyalistlerin insan kaybı, 200 bini
    aşmış... "Geç de görelim" diyen dedelerimizin kaybı ise, 250 binin
    üstünde... Mermiler havada çarpışıyor. Cesetler toplanamayacak kadar çok...
    Bu inanılmaz kıyıma rağmen, İngiliz Hükümeti durumdan memnun.
    Çünkü gerçeği bilmiyor. Çanakkale'deki İngiliz cephe komutanı, "Vaziyet gayet iyi... Bugün yarın geçeriz" raporları gönderiyor devamlı...
    O sırada genç bir gazeteci var orada. Avustralyalı. Melbourne Age Gazetesi'nin muhabiri. Görüyor ki, durum kel...Hadise, hiç de İngiliz komutanın anlattığı gibi değil. Türkler kafaya koymuş... Kuru ekmek yiyor, bulursa üzüm hoşafı içiyor, şakır şakır ölüyor... Ama geçirmiyor.
    Avustralyalı olduğu için özellikle dikkatini çeken bir konu daha
    var. İngiliz komutanlar, karargâhta klasik müzik eşliğinde viski
    yudumlarken, Anzaklar patır patır gidiyor. En son iki tabur Anzak gönderiyorlar bir bölgeye... Türklerin, iki taburu yok etmesi iki saat bile sürmüyor.
    Üstelik, müthiş bir sansür var. Yazdığı haberler, İngiliz yetkililer tarafından engelleniyor. Bakıyor ki, olacak gibi değil...
    Sarılıyor kaleme, tüm gerçekleri tek tek anlattığı, 8 bin kelimeden
    oluşan, "Gelibolu Mektubu"nu yazıyor. Özeti şu: "Çanakkale geçilemez... Hemen çekilin." Ve bu mektubu, sansürden kurtulmak için Avustralya Başbakanı'na "elden" ulaştırıyor.
    Avustralya Başbakanı mektubu okuyor, gözlerine inanamıyor ve acilen,
    yine "elden", İngiltere Başbakanı'na ulaştırıyor.
    İngiltere Başbakanı mektubu okuyor, Savaş Kabinesi'ni topluyor, orada
    bir daha yüksek sesle okuyor... Gizlice araştırılıyor. Mektup doğru.
    Hatta az bile yazılmış. Cephedeki İngiliz komutanın, kendi poposunu kurtarmak için palavra attığı anlaşılıyor. Ve karar veriliyor. Komutan görevden alınıyor. Emperyalistler, Çanakkale'den çekiliyor. Yazdığı mektupla savaşın sona ermesini sağlayan genç gazeteci, Avustralya'da "kahraman" gibi karşılanıyor.
    "Sir" ünvanı veriliyor. E tabii kapılar açılıyor...
    Savaşa "muhabir" olarak giden gazeteci, savaştan sonra "gazete sahibi"
    oluyor.

    Yıl, 1952. Çanakkale'de savaşın kaderini değiştiren "sir gazeteci" vefat
    ediyor. Bir tane oğlu var... O zamanlar, 21 yaşında. Babasının gazetesinin başına geçiyor. Çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor. Avustralya'ya sığmıyor...
    ABD'ye, Avrupa'ya el atıyor. Bugün, 75 yaşında. Dünya medya imparatoru.
    75 televizyon kanalı... 175 gazetesi var. TV kanallarıyla 600 milyon izleyiciye, gazeteleriyle 11 milyon okuyucuya hitap ediyor.

    Yıl, 2006...
    Çanakkale'nin "dövüşerek" geçilemeyeceğini ilk anlayan "sir gazeteci"
    nin oğlu, Çanakkale'nin nasıl geçileceğini gösterdi...
    EFT'yle. Bastı parayı, TGRT'yi aldı.

    İsmi, Rupert Murdoch.