Abdulhak Hamit Tarhan şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve roxett tarafından 16 Eylül 2006 başlatılmıştır.

    16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Abdulhak Hamit Tarhan
    1852 - 1937

    HAYATI
    İstanbul'da doğdu. Babası Müverrih Hayrullah Efendi'dir. Hekimbaşı Abdülhak Molla dedesiydi.Önce Bebek'teki mahalle mektebine, sonra Rumelihisarı rüştiyesine devam etti. Bir yandan da özel ders alıyordu. Ayrıca Rober Kolej'e de gidiyordu.On yaşındayken ağabeyi Nasuhi Bey'le birlikte Paris'e babasının yanına gitti. İstanbul'a dönünce Tercüme Odası'na alındı.Çeşitli elçiliklerde bulundu.

    TBMM'ye İstanbul milletvekili olarak girdi. Zatürreden öldüğünde Zincirlikuyu Mezarlığı'na 'milli merasim'le gömüldü.

    Abdülhak Hamit'in sanatı gerek yaşadığı yıllarda, gerekse ölümünden sonra çok tartışıldı. Döneminde eski-yeni tartışması onun yapıtları çerçevesinde gelişti, kendisini tutanlarca şair-i azam olark alkışlandı. Özellikle Muallim Naci ve onu izleyenler dilinin savrukluğunu, tutarsızlığını, imgelerinin alışılmışı kıran sınır tanımazlığını eleştirdiler.

    Hamit, Tanzimat sonrasında eskinin kalıplarını kırmaya çalışan şiiri, kişisel yaşantısının ürünü yapar ve onu Servet-i Fünun'a bağlamakla kalmaz, Edebiyat-ı Cedide'yi de ardına takarak Yahya Kemal'e kadar getirir. Milli Edebiyatçılar bile Hamit'ten geçerek gelirler.


    ESERLERİ
    Şiir kitapları: Sahra (1879), Makber (1885), Ölü (1885), Hacle (1886), Bunlar O'dur (1885), Divaneliklerim yahut Belde (1885), Bir Sefilenin Hasbihali (1886), Baladan Bir Ses (1912), Validem (1913), İlham-ı Vatan (1916), Tayflar Geçidi (1917), Ruhlar (1922), Garam (1923)
     
  2. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Elveda Diyemedik



    Yıldızsız bir geceydi
    Bir dağ çiçeği gibi şimdiden hasretteydim
    sürgündüm çok uzaklardaydım,
    Ve gözlerindi sürgün sebebim..
    Çok çabuk çekildin hayatımdan
    Kaderle el eleydin,
    Bense kederle sarhoş...
    Yarım kalmıştı hikayemiz
    Göçmen kuşları gibi gelip geçtin bu şehirden
    Belkide hayatımdan
    Duymadın haykırışımı, acılarımı,
    Benimsin sanmıştım uçtun avuçlarımdan
    Tutamadım, gitmede diyemedim
    Olamadın bir yıldızın kayışı kadar hayatımda
    Zaman çok kısaydı bizim için
    Yetmedi gözlerimizden yaşı silecek kadar
    Nede elveda diyebilecek kadar...

    Abdulhak Hamit Tarhan
     
  4. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Bir Sefilenin Hasbıhalinden

    Ne idim ben, ne tabii bir kız
    Belki sahrada rebii bir kız

    En büyük zevkim, ümidim, neşem
    Kırda seyran idi, her gün, her dem

    Düşünürken o büyük sahrada
    Beni halk eyleyeni tenhada

    Duruyorken hareketsiz, sessiz
    Yere inmiş göğe benzerdi deniz

    Aksi tekbir ile dolmuş dereler
    Secde eylerdi bütün meşcereler

    Şebi mehtap doğar aynı şafak
    Her taraf nura olur müstağrak

    Akıyormuş gibi her suda hayat
    Yüzüyormuş gibi hep mahlukat

    Uçacakmış gibi eflake zemin
    Halden, mazi ile atiden emin

    Mutmain şevk ile soldan, sağdan
    Bir şataretle inerdim dağdan.

    Abdulhak Hamit Tarhan
     
  6. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    İstanbul Düşman İstilası Altında İken Çamlıca’da

    Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?..
    Küskün duruyorsun.
    Bir şey kuruyorsun.
    Seyrinle ıyan et bana, ilhâm ile söyle:
    Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?..
    Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
    Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin
    Bir sâha-i nilî.
    Ey neyyir-i leylî,
    Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin
    Bir şeb ki, zîrinde küsûfun,
    Seyrangehi olmakda tuyûfun.
    Mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl..
    Bir âh-ı müebbed.
    Hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl,
    Ey şi’r-i muakkad
    Yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab
    Atîde görünmezse o mâzideki mehtâb
    Olmazdı sabahın da yarın gülmeye meyli
    Pîşinde bu dîdar-ı mahûfun.
    Kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b;
    Oldum sanıyordum Melekü’l Mevt ile hem-hâb.

    Abdulhak Hamit Tarhan
     
  8. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Şairi-i Azam



    Mevki Viyana
    Bir darbe-i ma'kus ile düşmüş o yana
    Hep tersine dönmüştür onun giydiği şeyler
    Hem bid-defaat!
    Onlarla yatıp kalkar imiş kendisi söyler
    Vaktiyle bütün Pul'da yapılmışsa da heyhat!
    Cümlesi solmuş.
    Vaktiyle siyah, şimdi fakat yemyeşil olmuş
    Bir paltosu vardır.
    Tek gözlüğü vardır, geceler kandilidir o.
    Ya rab ne hayat!
    Cepler delik az çok
    Lakin ne zarar var ki delikten düşecek yok.
    Bir korkusu vardır
    Meyhanelerin saat-i tatili pek erken...
    Bir kirli paçavrayla gezer
    Mendilidir o.
    Lastikleri bir başkasınındır ki yürürken
    Durmaz ayağından çıkar ekser...
    Serpuşu ne festir, ne külahtır, ne sarıktır
    Kalpak da değildir
    Bir şapka mı, haşa. O onun kendine mahsus
    Bir başka şekildir.
    Keşkül gibi bir şey...
    Milliyetini farık olan yok, soruyorlar:
    Kimdir bu alamet, bu musibet, ne kılıktır.
    Ürkütmeyelim sus...
    Bir kahkaha, bir av'ava kopmakta peyapey
    Bazen de müheyyâ-yı tasadduk duruyorlar.
    Zül farkına bir zam!
    Ancak biri vardır, ona der: Şair-i Azam!

    Abdulhak Hamit Tarhan
     
  10. 16 Eylül 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    İçimde Sen

    Nihal'e

    Yine gece, yine hüzün
    Ve yine içimde sen
    Ve yine biliyor musun?
    İçimde sen olunca hüzün de güzel...

    *****************************

    Makber




    Eyvah ne yer ne yar kaldı
    Gönlüm dolu ah u zar kaldı
    Şimdi buradaydı gitti elden
    Gitti ebede gelip ezelden
    Ben gittim o haksar kaldı
    Bir köşede tarumar kaldı
    Baki o enisi dilden eyvah
    Beyrutta bir mezar kaldı

    Bildir bana nerde nerde Ya Rab
    Kim attı beni bu derde YA Rab
    Nerde arayayım o dil rübayı
    Kimden sorayım bi-nevayı
    Derler ki unut o aşnayı
    Gitti tutarak reh-i bekayı

    Sığsın mı hayale bu hakikat
    Görsün mü gözüm bu macerayı?
    Sür'atle nasıl da değişti halim
    Almaz bunu havsalam hayalim.

    Çık Fatıma! lahteden kıyam et
    Yanımdaki haline devam et
    Ketn etme bu razı şöyle bir söz
    Ben isterim ah öyle bir söz
    Güller gibi meyl-i ibtisam et
    Dağı dile çare bul meram et
    Bir tatlı bakışla bir gülüşle
    Eyyamı hayatımı temam et

    Makber mi nedir şu gördüğüm yer
    Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber



    Abdülhak Hamit Tarhan
     
  12. 4 Ekim 2006
    Konu Sahibi : roxett
  13. Che

    Che Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Çamlıca'da

    Hey Çamlıca mehtâbı ne olmuş sana öyle?
    Küskün duruyorsun.
    Bir şey kuruyorsun.
    Seyrinle iyan et bana, ilhâm ile söyle:
    Aksetmede âlâm-ı vatandan mı bu halet?
    Anlat; bu tahavvül neye etmekte delâlet.
    Vaktiyle ederken bu havâliyi zılâlin
    Bir sâha-i nilî.
    Ey neyyir-i leylî,
    Matem döküyor arza bugün bedr ü hilâlin
    Bir şeb ki, zîrinde küsûfun,
    Seyrangehi olmakda tuyûfun.
    Mâzîden esip gelmede bir nevha-i vâveyl.
    Bir âh-ı müebbed.
    Hangi güneşin mâtemidir zulmetin ey leyl,
    Ey şi’r-i muakkad
    Yıldızlar olur bence meâlin gibi nâ-yab
    Atîde görünmezse o mâzideki mehtâb
    Olmazdı sabahın da yarın gülmeye meyli
    Pîşinde bu dîdar-ı mahûfun.
    Kartallara baktım düşüyorlar yere bi-ta’b;
    Oldum sanıyordum Melekü’l Mevt ile hem-hâb




    Abdülhak Hamit TARHAN
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 25 Haziran 2008