Abdurrahim Karakoç şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Che tarafından 8 Ekim 2006 başlatılmıştır.

    8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  1. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    1932 yılının Nisan ayında Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde dünyaya gelen Karakoç’un şiir merakı küçük yaşlardan gelmektedir. Şiire merakının bir sebebi de ailesinde dedesi, babası ve kardeşlerinin şair olmasıdır.



    İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 1964 yılında ”Hasana Mektuplar" ismi altında kitap haline getirdi.



    1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi ve 1981 Mart ayında emekli oldu.



    Şiirlerinde esas unsur olarak insanı ele alan şair, şiirleri yüzünden otuza yakın mahkemeye verildi fakat hepsinden beraat etti. 1985 yılından beri gazetecilik yapan Karakoç, bir ara politikaya girdi ve ayrıldı.



    Yayınlanmış şiir kitapları:

    Hasan'a Mektuplar (1965), Eli Kulakta (1969), Vur Emri (1973), Kan Yazısı (1978), Suları Islatamadım(1983), Beşinci Mevsim(1985), Dosta Doğru, Akıl Karaya Vurdu(1994), Yasaklı Rüyalar(2000), Gökçekimi(2000), Gerdanlık - I (2000), Gerdanlık - II (2002), Parmak İzi(2002).
     
  2. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Hasan'a Mektup


    Çok oku, çok düsün, çok seyler anla,

    Aha bu mektubu alinca Hasan.

    Manalar iplikten incedir amma,

    Kelimeler biraz kalinca Hasan.

    * *

    Gene agzimizi açmiyor biçak,

    Huzur size ömür..... Dert salkim saçak.

    Oyuna kalkiyor yüzlerce köçek,

    Batidan bir hava çalinca Hasan.

    * *

    Kök saldi bahçede ayrik otlari,

    Yemler pay edildi, sattik atlari.

    Biz kovalim derken bastan bitleri,

    Sülükler yapisti, kulunca Hasan.

    * *

    Süt dolu gücümü çalariz tasa,

    Kutsal görevimiz "Sagol çok yasa !"

    Mülkte hakikati aramak bosa,

    Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

    * *

    Derisini yüzdük demokrasinin,

    Isi istir imtiyazli asinin.

    Hakikatte vahsi, sözde "vasinin"

    Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

    * *

    Canim Hürriyeti koydunsa ara,

    Ekmek yalinayak kaçti daglara.

    Çevremize küsmüs kardeslik var ya,

    Haber ver, izini bulunca Hasan.

    * *

    Soysuzlar tas atar mukaddesata

    Karsi duramazsak bizdedir hata.

    Tahammül tesviktir, böyle hayata,

    Öl..Insan küçülmez ölünce Hasan.


    Abdurrahim Karakoç
     
  4. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  5. masal

    masal Guest

    şiirlerinide bekliyorum che.
     
  6. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  7. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    50. Yıl Hesabı

    Bağladım nefsimi zincir yulara
    Dünyayı duvara astım gel de gör
    Rahatı huzuru attım kenara
    Çileyi bağrıma bastım gel de gör

    Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum
    Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum
    Zulüm sıcağında serin yel oldum
    Yürekten yürege estim gel de gör.

    Sonu hatırladım, ilki duyunca,
    Kula kul olmadım ömür boyunca!
    Hakkın zehirini içtim doyunca
    Batılın balina kustum gel de gör.

    Ülfetim olmadı iriler ile
    Ağıla girmedim sürüler ile;
    Ölümden korkmayan diriler ile
    Selamı, sabahı kestim gel de gör.

    Aşk ceylanı emzirince sütünü
    Taşa çalıp, kırdım benlik putunu
    Düşmanımdır inkarcının bütünü
    Allah dostlarıdır dostum gel de gör.

    Bazı kötülüğü kovdum elimle
    Bazı kötülüğü yerdim dilimle
    Gücüm yetmeyince kendi halimle
    Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.

    Çıkar için laf davulu çalmadım
    Hiçbir yerden makam, rutbe almadım
    Bildimse söyledim, korkak olmadım
    Bilmediğim yerde sustum gel de gör.


    Abdurrahim Karakoç
     
  8. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  9. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Açık Dilekçe

    Görmediğim bir bambaşka durum var
    Sizin şehrin kızlarında savcı bey
    Yaklaşanı ta yürekten vururlar
    Kan kokuyor gözlerinde savcı bey

    Gayeleri gönül kırmak dal gibi
    Bakışları çifte favül bal gibi
    Ülkeler fethetmiş bir kral gibi
    Gurur dolu pozlarında savcı bey

    Kaş yaparken, göz çıkarır elleri;
    Çok silahtan tesirlidir dilleri
    Hayret ettim, bir tuhaf ki halleri
    Poyraz eser yüzlerinde savcı bey

    Derviş olup çıktım tığsız, tebersiz
    İlk görüşte avladılar habersiz
    Pişirdiler beni tuzsuz, bibersiz
    Kebap oldum közlerinde savcı bey

    Bölüştüler gönlüm ile aklımı
    Davacıyım, ara benim hakkımı...
    Bir yol göster, haklı mıyım, haksız mı?
    Yorulmayın izlerinde savcı bey.


    Abdurrahim Karakoç
     
  10. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  11. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Anadolu Bahar

    İlkbaharı geldi Anadolu'nun,
    Silifke'de çiçek açtı nar şimdi.
    Her tarafı yeşillendi Bolu'nun,
    Sultandağı benek benek kar şimdi.

    Eğri yollar yaylaların kuşağı
    Çayır, çimen sevgililer döşeği,
    Hora teper Sürmene'nin uşağı,
    Dadaşların oynadığı bar şimdi.

    Durgun çayı köpüklendi Daday'ın,
    Palmiyeler zümrüt tacı Hatay'ın
    Çukurova cennetidir bu ayın;
    Aydın ili efelere dar şimdi.

    Gönül dile gelir kaval sesinde.
    Boz martılar düğün yapar Mersin'de,
    Isparta'nın renk renk gül bahçesinde
    Bülbüllerin neşesini gör şimdi.

    Cıvıl cıvıl, sessiz duran yuvalar,
    Kelebekler birbirini kovalar.
    Halı gibi nakışlandı ovalar...
    Bölük bölük sarı, yeşil, mor şimdi.

    Aşıklar diyarı Elbistan ili...
    Olur bu mevsimin bağ-ı İrem'i,
    Her çeşmenin üç-beş tane güzeli,
    Her çiçeğin bir arısı var şimdi.

    Çıkıp baksan Çamlıca'nın başına,
    İki kıt'a bir boğazda aşina...
    Karakoç'um, gel, yorulma boşuna,
    İstanbul'u tarif etmek zor şimdi.

    Kaynak: Dosta Doğru

    Abdurrahim Karakoç
     
  12. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Anadolu Gezisi

    Ter kokuyordu Çukurova tarlaları,
    Irgat Türküleri duyuluyordu uzaktan;
    Ekin biçiyordu yalınayaklı köy kızları
    Elleri kabarıyordu oraktan

    Gökbelen dağlarına yağmur yağıyordu;
    Yetimler mahallesinde bir çocuk ağlıyordu

    Kan kokuyordu doğunun çimenli yaylaları;
    Silah sesleri geliyordu Şırnak'tan
    Oğulsuz koymuşlardı ak saçlı anaları;
    Tütünler tedirgin olmuştu ocaktan

    Cilo dağlarında kamalaklar üşüyordu;
    Garipler köyünde bir gelin düşünüyordu

    Yosun kokuyordu Karadeniz'in mavnaları;
    Oynak havalar dökülüyordu parmaktan
    Buz gibi bir soğuk biçiyordu baharı;
    Dal boylu gençler gidiyordu bıçaktan

    Ilgaz dağlarında kurtlar uluyordu
    Bekarlar kahvesinde bir adam uyuyordu

    Şehvet kokuyordu Ege'nin bereketli ovaları;
    Körpe bedenler soyuluyordu ahlaktan
    Tedirgin etmişlerdi bizim havaları;
    Yadırgı sesler geliyordu plaktan

    Çatalkaya dağında kartallar dönüyordu;
    Bir nesil yaşıyor, bir tarih ölüyordu.


    Abdurrahim Karakoç
     
  14. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  15. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Anadolu Sevgisi

    Sen bizim dağları bilmezsin gülüm,
    Hele boz dumanlar çekilsin de gör
    Her haftası bayram, her günü düğün;
    Hele yaylalara çıkılsın da gör

    Bilmezsin ovalar nasıldır bizde;
    Kağnılar yollarda yoncalar dizde...
    Saydıklarım damla değil denizde,
    Hele bir ekinler ekilsin de gör

    Görmedin sen bizim mavi suları,
    Karlar eriyince kırar yuları...
    Köpük olur beyaz, sel olur sarı;
    Hele taştan taşa dökülsün de gör

    Sen bizim köyleri görmedin ki hiç..
    Yolları toz, çamur, evleri kerpiç
    O kirli kabukta, o en temiz iç;
    Hele bir yakından bakılsın da gör

    Anlamaz bilmezsin sen bizim halkı;
    Sevgiyi bulasın yakına gel ki..
    Kalıplar gerçeği göstermez belki,
    Gönül perdeleri sökülsün de gör


    Abdurrahim Karakoç
     
  16. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  17. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Aşk Hikayesi

    Başımdan bir kova sevda döküldü
    Islanmadım, üşümedim, yandım oy!
    İplik iplik damarlarım söküldü
    Kurşun yemiş güvercine döndüm oy!

    Yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
    Anladım ki kendi gönlüm dar bana
    Alev dolu bardakları yâr bana
    Sunuverdi içtim içtim kandım oy!

    Sevgi ektim, naz biçmeye çalıştım
    Ne zamana, ne kendime alıştım
    Kırk senede yedi hasret bölüştüm
    Yedi dünya bana düştü sandım oy!

    Gönül şahinimi yordum gerçeğe
    Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe
    Teselliden kanat kırdım gerçeğe
    Tecellinin sinesine kondum oy!


    Abdurrahim Karakoç
     
  18. 8 Ekim 2006
    Konu Sahibi : Che
  19. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Ayıp

    Kara gözlüm bu ayrılık yetişir,
    İki gözüm pınar oldu gel gayrı.
    Elim değse akan sular tutuşur
    İçim dışım yanar oldu gel gayrı.

    Ayların sırtında yıllar taşındı,
    Sanma ki garibi eller düşündü.
    Bebekler evlendi, yollar aşındı
    Kozalaklar çınar oldu gel gayrı.

    Hesap et gideli sen gurbet ile
    Otuz ay tutuldu kolay mı dile?
    Hapisler,sürgünler,esirler bile
    Sılasına döner oldu gel gayrı.

    Gönlüm sende,gözüm yollarda durdu,
    Saat isyan etti, takvim kudurdu.
    Hasret hançerini bağrıma vurdu
    Yüreciğim kanar oldu gel gayrı.

    Emeği boşadır yuvasız kuşun...
    Nerdeyse toprağa değecek başın.
    Beni düşünmezsen kendini düşün
    Herkes seni kınar oldu gel gayrı.


    Abdurrahim Karakoç