Adet, Gelenek ve Görenekleriyle Cerkezler...

Konusu 'Göçmenler' forumundadır ve Kelebek tarafından 13 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    13 Şubat 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  1. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    [youtube]VvMDcFPsiMI[/youtube]
     
  2. 12 Nisan 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  3. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.240
    Beğenildi:
    25
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    48
    [youtube]S67RtH9VLbU&NR=1[/youtube]
     
  4. 10 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  5. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    KAŞENLİK

    Çerkeslerin günümüze kadar devamlılığını sürdüren geleneklerin birisi de "kaşenlik adetidir. Bu adet bekar genç kız ve erkekler arasında evlilik öncesi dönemde gerçekleşmektedir. Diğer geleneklerde olduğu gibi habze adı verilen kurallarla sınırlıdır. Kaşenlik birbirinden hoşlanan genç kız ve erkekler arasındaki arkadaşlık ilişkisine denmektedir.


    Çerkes kız ve erkekleri birbirleri ile düğünlerde, toplantılarda, muhabbet ortamlarında birlikte olurlar. Bu toplantılar en yaygın olarak köylerde görülür. Bu tür toplantılarda genellikle bir kaç köyün gençleri biraraya gelir. Sabahlara kadar süren sohbetler, oyunlar ve eğlenceler yapılır. Bu geceler gençlerin birbirlerini tanımalarına yardımcı olmaktadır. Muhabbet geceleri bir eğlence kaynağı olduğu kadar aynı zamanda eğitim yereri de sayılmaktadır. Kızlar ve erkekler belirli bir yaştan başlayarak bu tip toplantılarda Çerkes adet ve görenekleri çerçevesinde eğitilirler. Bütün eğlence, düğün ve toplantılarda "thamate" adı verilen bir kişi bulunur.



    Kim Kimle Kaşen Olabilir?

    Aynı sülaleden olan kişiler kaşen olamazlar. Akrabalık derecesi ne kadar uzak olursa olsun yasaktır. Aynı köyden kişilerin kaşen olmaları hoş karşılanmaz. Bu kural günümüzde biraz yumuşamıştır. Artık aynı sülaleden olmamak koşuluyla kaşenliğe fazla tepki duyulmamaktadır. Muhabbet toplantılarında kızlar ve erkekler karşılıklı otururlar.



    Birden Fazla Kaşen

    Gençlerin her toplantıda farklı kaşeni olabildiği için bir Çerkez kızının ya da erkeğinin evleninceye kadar çok fazla kaşeni olabilmektedir. Toplantıda amaç tanışmak, eğlenmek ve kendine uygun bir eş seçmek olduğu için kaşenlik bazen ciddi bazen de şaka şekliyle ortaya çıkmaktadır. Sayısı fazla olan şaka kaşenliğinin çok fazla bir ciddiyeti yoktur.


    Kız ya da erkek birbirlerinin daha önceki kaşenlerine karşı herhangi bir olumsuz tavır takınmazlar. Eski kaşenlerle sosyal ilişkiler kesilmez. Çünkü daha önceki kaşenlerin şaka olduğunu her iki tarafta kabullenmiştir. Kadın ya da erkek eski kaşenleriyle bu benim eski kaşenim diye espri yapabilir. Dolayısıyla kızın ya da erkeğin birden fazla kaşeni olması yadırganmamaktadır.



    Evlenmeye Aracı Olan Kaşenlik

    Pseluk ile başlayıp daha sonra da devam eden kaşenlik iki bölümü ayrılmaktadır. Bunlardan birisi şaka diğeri ise ciddi kaşenliktir.

    Şaka kaşenliğine semerko denmektedir. Bu durumda kişiler ciddi olmasalar bile yalnız o geceye ya da bir kaç geceye mahsus kaşen olabilirler. Burada amaç eğlenmek, birbirlerini tanımak bunu yaparken de hoş zaman geçirmektir. Şaka kaşenliğinde kız ve erkek birbirlerine sanki evleneceklermiş gibi övgü dolu sözler söyler.



    Kaşenliğin bir de ciddi boyutu vardır. Bu durumda birbirlerini beğenen kız ya da erkek evlenmek için arkadaşlık kurmak isterler. Eğer karşı taraf kabul etmişse diğer toplantılarda da görüşerek bu ilişkiyi devam ettirirler. Ancak ciddi kaşenlikte daha çok pisehluk ile başlamaktadır. Erkek bir kaç arkadaşını alarak kızın ya da onun herhangi bir akrabasının evine gider. Kızın da mutlaka yanında bir ya da bir kaç arkadaşı bulunmak durumundadır. Burada kıza kaşenlik teklifini sunar. Bu durumda kız ve erkek arkadaşlarının yanında teklifi değerlendirirler. Birbirlerinden beklentilerini ve isteklerini söylerler. Kaşenliğin her iki boyutunun da kendine özgü kuralları vardır. Kaşenlik eğer ciddi ise ve sonuçta evlilik düşüncesi ile kişiler birbirlerini tanımaya çalışıyorsa bu durumda toplantılarda şaka kaşenliği gibi ulu orta gündeme getirilmez. Bu durumda bir çok muhabbette bir araya gelebilirler, bir çok konudan konuşarak birbirlerini daha iyi tanımaya çalışırlar. Ancak ilişkileri diğer kaşenliğe göre resmiyet kazanır. Diğeri kadar serbest değildir. Her ne kadar bu kişiler evlilik kararıyla birbirlerini tanımaya çalışsalar da mutlaka evlenecekler diye bir koşul yoktur. Eğer bir engel söz konusu ise her iki taraf bu durumdan vazgeçebilir.



    Evlenme Sözü ve Euç

    Kişiler evlenmeye karar verirlerse bu kez kendi aralarında sözleşirler. Bu durumda da euç denilen bir armağan verilir. Euç söz karşılığı verilen maddi bir armağandır. Söz verdi anlamına gelir. Kaşenlik sonucunda evlenmeyi kabul etti demektir. Bu armağanı erkek bayandan ister. Bayan da kendi insiyatifinde bir armağan verir. Bu armağan bir boyun bağı, mendil, yüzük, bilezik olabilir. Erkek de bunun karşılığında kıza bir yüzük vermektedir.
    Bu karşılıklı amağan verme durumu yalnız kız ve erkek arasında olmaz. Kızın ve erkeğin yanında arkadaşlarından ya da akrabalarından birkaç kişi bulunmak durumundadır. Söz verme ve armağan verme olayı onların tanıklığında olmaktadır.

    Evlenmek amacıyla kaşen olan ve bunu söz altına alan genç kız ve erkekler bu durumda toplumdan ayrı bir yerde yalnız başlarına konuşamazlar. Onların yanlarında mutlaka arkadaşları da olmak durumundadır. Toplumun dışında ve toplumdan habersiz bir yerde konuşmaları yasaktır. Bu durum evleninceye kadar böyle devam eder.



    Eş Seçimindeki İncelik

    Gerek evlenmeye karar veren gerek yalnız bir kaç toplantıda kaşen olan kişiler birbirlerini aileleri ile tanıştırmazlar. Arkadaşları ve o ortamda bulunan kişiler onların kaşen olduklarını bilir. Anne ve babalarına kaşen olduklarını söyleyip birbirlerini tanıştırmaları ayıp olarak karşılanır. Aileler kızın ya da erkeğin kaşenini toplumlardaki diğer kişilerden öğrenerek haberdar olurlar. Ancak evlenme zamanında ailelere bildirilir. Bu durumdan da yalnız anneye sözedilir. Kaşenlik adeti Çerkez toplumunda kızın ya da erkeğin evleneceği kişi hakkındaki kararı kendilerinin vermesini sağlar. Büyükler müdahale etmezler. Ancak evlenmek üzere kaşen tercihi yapan kişiler daha çok aile yapılarına uygun toplumsal kurallara ve adetlere uyacak kişileri tercih ederler. Bu nedenle birçok toplantıda kız, erkeğin ya da erkek de kızın hal ve hareketlerini kontrol eder.. Evlilik tercihi yaparken bu tip kişilerle yapmayı isterler. Çünkü Çerkes kültüründe toplumsal normlara uygun olarak hareket etmek gerekmektedir. Bireylerden görgü kurallarına gelenek ve göreneklere uygun davranış göstermesi beklenmektedir.



    Kız Kaçırma

    Kaşenlik ile başlayan evlilik aşamasında nişanlılık ve söz gibi durumlara pek rastlanmaz. Bunun en önemli nedeni kaçırma şeklinde evlenmenin gelenek ve göreneklerinde yer almasıdır. Gençler evlenmeye karar verdikten sonra maddi olanaksızlıklar, kendisinden büyük başka birinin evlenecek olması gibi nedenlerden dolayı kaçırma biçiminde evlenmeyi tercih ederler. Ancak Çerkes kültüründeki kaçırma şekli diğer uluslardan farklı olarak kendine özgü bir nitelik gösterir. Bu şekilde evliliğin olması nişan ve söz gibi törenlerin yapılmasını gerekli kılmamaktadır.
    Yine kişiler zaten kaşenlik dönemlerinde birbirlerini yeterince tanıdıkları için ayrıca bu tür dönemlere gerek duymazlar. Ayrıca Çerkeslerde adetler kişilerin ilişkilerine çok fazla sınırlama getirdiği için bu döneme her iki tarafında katlanabilmesi zor olur. Çünkü nişanda büyüklerde işin içine girerler. Onlarla olan iletişimde konuşma ve görüşme yönünden bir takım güçlükler olduğu için kişiler nişanlı olarak kalmayı pek tercih etmezler. Ancak günümüzde söz ve nişanlılık dönemi Çerkesler arasında da yaygınlık kazanmıştır.


    Çerkes ulusundaki genç kız ve erkekler genellikle aynı ulustan olan kişilerle evlenmeyi tercih etmektedirler.
    alıntı

     
  6. 10 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  7. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Çerkes kızlarının sosyal durumu hiç bir ulusun kızlarına benzemez. Doğuda kızlar kapalı, örtülü ve hapis, batıda güvensiz bir özgürlüğe sahip. Çerkes kızları ise tam bir gelecek ve özgürlüğün sahibidir.


    Mr.Longworth gibi Avrupa mantığı ile kadını düşünen bir kişi bile bu derece geleceği çok görür ve Avrupa kadınlarında bu kadar özgürlüğün olmadığını söyler. Mr.J.Bell ise ''Çerkes kadınlarının tavır ve hareketinde islam usülü galiptir. Ancak Çerkes kızları eski Çerkes geleneklerine tümüyle bağlı olup Avrupa'nın özellikle yüksek tabakasına mensub kadınlarına, tavır ve hareketine tümüyle uyuyorlar'' diyerek Çerkes kızlarının yaşam biçimini övüyor. Doğallıktan gelen bu yaşama biçiminin eleştiriye değer bir tarafı yoktur. Çünkü hukukuna sahip,kişilikli herbir kadın için en doğru yol budur. Çerkes kızlarıda Çerkez delikanlıları gibi kendini gösterme, üstün gelme, daha yüksek dereceye erişmek aşkını taşırlar. Hiçbir konuda ikinci kalmamaya çalışırlar.

    Kızlar ailenin en nazlı bir bireyidir. Peder çouklarından yanlız kızlarına yumuşak davranır. Anne bütün şevkat ve dikkatini ona yöneltir. Kardeşleri taparcasına severler. Aile içinden hiç biri bu aziz konuğun gönlünü kırmaz. Kız annesinin bir görev arkadaşıdır. Ona her konuda yardım eder. Dikiş tümüyle kıza aittir. Hatta kızı olmayan komşuların dikişlerinede yardım eder. İplik eğirmek, şayak dokumak kızın görevlerindendir. Aile bireylerinin elbiselerinin temiz olması, yırtık bulunmaması, konuk ve oturma odalarının yılda birkaç kez badana edilmiş olması, konuk odası yatak ve takımlarının temiz bulunması, kızın ününü ve değerini artırır. Çünkü Çerkesler; kızların değerini güzelliğiyle değil ev kadını olabilmek için gösterdiği yetenekle değerlendirdikleri için kızlar tembel ve beceriksiz, havai olmamaya, son derece aktif ve temizliğe uymaya zorunludurlar. Köylü yaşamı yaşayan ve genellikle zengin olmayan Çerkesler'in yalın ve rahat küçük evlerinde görülen ve ruhu okşayan temizlik ve özen, kadınların yoktan var ettikleri gönül çekici düzenlerle ve güzelleştirmelerde herhalde takdire değer.Yüksek bir terbiye ruhunun orada hakim olduğunu gösterir.


    Kız erkeklere armağan verir ve armağan alır. Bu biçimde arkadaşlarıyla bir erkek gibi diyalog kurabilir.


    ''Mamrukaya şaş'' adıyla tanınmış bir kız, bir çok isteklileri varken ''bir adam için bu kadar arkadaştan nasıl vazgeçeyim'' diye geç yaşına kadar evlenmemiştir. Bu söz Çerkes kızlarının evlenmeden önce geleceklerini, evlendikten sonra kocalarına, anneliğe ne derece samimiyetle sevgi beslemek ve sadık kalmak istediklerini gösterir. Doğuştan zeki olan Çerkez kızları konuşmalarında gayet zarif nükteler yaptıklarından, delikanlıların en korktukları şey kızların karşısında zor durumda kalmalarıdır. Konuşma özgürlüğü içinde genellikle şakalı, ancak ince bir uslüp kullanılır. Kaba tavır ve söz sevilmez ve ayıp sayılır. Bunun için inceliğe son derece önem verirler. Delikanlı kızlarla serbest görüşmeyi, onların iltifatlarına mahzar olamayı kendileri için bir hak sayarlar. Mr.Longworth Çerkes kızı ve delikanlılarının
    bu serbest kaynaşmasından sözederken akla gelebilecek olanları açıklayarak; ''Honi soit qui maly pense'' yani ''Bundan kuşku duyana lanet olsun” diyor.

    Çerkez kızlarını görmemiş bazı Avrupa yazarları Çerkes kızlarına kama taşır diye bir değerlendirme yaptılar. Bu olacak şey değildir. Oysa, bu kızların tek silahı namusudur. Onun namus sevgisi önünde her şey saygıyla eğilir ve bir kızın namusunun lekelendiği görülmemiştir. Mr.J.Bell'de Çerkes kızları göğüste çapraz gümüş düğmelerle iliklenmiş sıkı montları ile, sırma şerit ve gümüş topla süslenmiş taçlarıyla bir savaşçı gibi görünürler. Ancak saldırgana karşı bütün silahları yüksek namuslarıdır. Bu giysi içinde saç örgülerinin belden aşağıya uzanması, nazik hareketleri, özellikle uzun boylu kızlara gerçekten zerafer özelliği veriyor. Kızlar sürekli yüzleri açık olarak gezerler. Ancak öyle arsızca erkek kalabalığına asla girmezler. Erkekler dolu olduğu halde konuk odasına, yaralıya hizmet etmek üzere geldiğini defalarca gördüğüm güzel ve uzun boylu kız orduda arkadaşlarına karşı bu sakeri görevi yapan ''ORLEAN KIZLARINI'' bir kaç defa aklıma besttir. Evinde erkeklerin ziyaretini kabul eder,konuğa saygı gösterir. Ancak bu konuda yalnız ana ve baba değil, ailenin büyüklerinden kimse yanında bulunmaz. Aslında kızın bulunduğu topluma ana-babanın girmemesi gerekir. Bunun için kızı düğünde bulunan baba dans yerinde bulunamaz, babanın yanında kızın oynaması saygısızlık diye nitelendirilir.
    alıntı


    _________________
     
  8. 10 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  9. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    ÇERKESLERDE MÜZİK

    Müzik bir milletin hissiyatının,ahlakının ve yaşamının göstergeleri,şarkılar da bu göstergelerin tümünün bir arada yansımasıdır. Bir milletin,bir kavmin milli bünyesinde,o milleti vücuda getiren bireylerin ahlak ve ruh terbiyesinde büyük bir önemi olan müzik,insan topluluklarının ortak duygu,ideal ve kavrayış tarzlarının oluşmasında,aynı zamanda yaşanılan zamanın geleceğe aktarılmasında da en etkili araçtır.

    Çerkeslerin halk müziği ve geleneksel müziği, gerek müzik aletlerinin benzerliği bakımından, gerekse güfte ve bestelerdeki amaç ve tarz bakımından yakın benzerlik gösterirler. Çerkes müzik ve şarkıları bireylerin kahramanlığı,ahlak ve fazileti ile aşk ve muhabbet hisleri için birer edep örneğidir. Çerkes müziğinde ahlaka zıt,müstehcen hiç bir yön bulunmaz,bulunamaz.

    Kahramanlık,vatana aşk,doğruluk,saygı,şefkat ve yaşamda birlik bizim müziğimizde asli unsurlardır. Çerkes müziklerinin bazıları insanı heyecanlandıran,coşturan,vatana millete bağlılığı ve saygıyı perçinleyen,insanlara dürüstlüğü,sevgiyi ve işbirliğini işaret eden tarzdadır.

    Bazıları bireylerin kahramanlıklarını (lhıkhuj uered) veya toplum tarafından yadırganan hatalarını(auan uered) işleyen fakat her halükarda doğruyu ve iyiyi işaret eden bir tarzdadır. Bazıları ise yaşanmış acıklı hikayeleri , bazıları yaşanmış acı olayları anlatan (ğıbze) çerkes müzikleri,çerkes oyunları ile birbirini tamamlayan folklorun iki koludur.

    Çerkes müziğinın ve oyunlarının temel şartı olan terbiye ve asalet her zaman ön planda olup tüm dünyanın hayranlığını kazanan bu değerlerimiz aynı zamanda milli kültürümüz için birer propaganda aracıdır.

    Müzik aletleri : Her millet duygularını ahlakını düşüncesini,içinden gelen ruh halini,aşk ve ızdırabını,heyecanını ve üzüntülerini ortaya koyabilmek için kendi sesinin yanısıra başkaca bir ifade vasıtası aramıştır. Çerkeslerde bu genel tavrın ve geleneğin dışına çıkmamış,duygularını anlatabilmek için ifadeye yardımcı bazı araçlara başvurmuşlardır. Eski dönemlerde çok çeşitli olan çerkes müzik aletlerinden günümüze ulaşabilen dört müzik aleti nisbeten bilinmekte ve kullanılmaktadır. Günümüzde çerkes müziğinin icrası için farklı müzik aletleri kullanılmaktaysada hiç birisi bu dört milli müzik aletinin verdiği zevki vermemektedir. Fakat artık bunların da bazılarını kullanan,kullanabilen insanlar anayurt dışında kalmamıştır.

    1) Phapşıne.(şık|etspşıne)

    Bu müzik aleti tamamiyle özel ve millidir. Bu aleti halk kendileri imal ederler, 3 telli bazıları 4 telli olup telleri at kılından (atın kuyruğundaki uzun kıllardan alınan tellerle) olan ve Lazların kullandıkları kemençe türünden bir sazdır. Abhazlar bu aleti (Apkhırtza) , Kaberdeyler ve Adigeler ise şık|etspşına veya phapşıne olarak adlandırırlar.

    Bu saz ciddi ağırbaşlı toplantılarda,erkek meclislerinde çalınır.Çalınma esnasında güzel sesli birisi eski ve tarihi şarkıları(Uered) söyler, harp ve kahramanlık şarkılarını dillendirir,çekilen acıları yapılan savaşları ve ve şehit olan kahramanları anlatan şarkıları,ağıtları söyler. Mecliste (haceş) bulunanlar ise hep birlikte nakaratlara eşlik ederler (buna adige dilinde Deju denir). Bu alet ile havai,hissi,aşki şeyler çalınmaz. Yalnızca kahramanlıklara,yurt savunmasına,veya önemli toplumsal olaylara dair şarkılar ve müzikler dillendirilir. (Bu uered'ler bazen çalgısız olur ve sadece ses ile iştirak edilir) Bu müzik aleti hiç bir zaman umumi eğlence yerlerinde çalınmaz.Herkesin neşesi,zevki için yapılan toplantılarda bu alet yer bulmaz. Ancak Adigelerin kendi meraklarını ve duygularını teskin etmek,atalarını,milli olayları ve değerleri hatırlamak gereği olduğunda,milli meclislerde,tarihi ve milli kongrelerde bu alet ortaya çıkartılır ve çalınır.

    Bu aletin kullanım amacı halkımızın milli duygularına hitabetmek,hissiyatını tatmin etmek,mersiyelerle geçmişi anmaktır. Düğün ve eğlencelerde kulanılamaz ve kullanılması da hoş karşılanmaz. Sadece savaşlarda yaralı düşenleri gece sabaha kadar uyutmamak adet olduğundan, bu gibi durumlarda yaralının uyanık bulunması için çalındığı bilinmektedir.

    2)Kamıl veya Bjami

    Bu alet ney şeklindedir.(Nısaşe)denilen büyük düğünlerde ve buna benzer eğlenceli toplantılarda çalınır.Düğün sahibi kimsenin ekonomik ve sosyal durumuna göre yapacağı için çevrenin bilinen müzisyenlerini (bu müzisyenlere kamılapşe denir) çağırarak bir orkestra oluşturur. Aguaue denilen bir grubun yine düğün sahibinin durumuna göre bu grup ikinci sınıf artistlerden oluşturulduğu gibi kimi zaman da katılımcı gençler tarafından bir koro oluşturularak küçük tahtalardan yapılmış birer aletle (aguts|ik veya phaciç) müziğe eşlik ederlerdi. Bu koro grubu oldukça heyecanlandırır çoşturur eğlenceye daha bir hareket katardı.

    3)Pşıne veya armonik

    Pşıne bütün özel eğlencelerde ve aile düğünlerinde çalınan tek perdeli körüklü bir müzik aletidir. Bu aleti erkeklerden daha çok kızlar çalarlar.Eskiden armonik çalmayan genç kız pek nadirdi. Hatta dikiş dikmek nasıl bir genç kız için en gerekli beceri ise armonik çalmak ta o kadar gerekli görülür mutlaka kız çocuklarına bu aletin çalınması öğretilirdi. Eski dönemlerde her evde bir armonik bulunur ve istisnasız her genç kız bu aleti çalardı.

    4)Pşıne (Pşıne pxenc)

    Pşıne pxenc çift sıra perdeli bir armoniktir. Pşıneye kıyasla daha büyük ve ağır olan bu alet daha çok oturarak çalınır. Sesi daha çok piyanoya benzeyen bu müzik aleti de pşıne gibi körüklüdür fakat daha mükemmel bir ses ve daha fazla ses tonu verebilen bu aletin çalınması pşıne'ye göre daha güçtür. Daha çok erkeklerin çaldıkları pşıne pxenc kafkas müziğinin en güzel aletidir. Bu alet Çerkeslerin urıs pşıne olarak ta adlandırdıkları günümüzde kullanılan akordeondur.

    Çerkesler müzik sanatklarına ve üstadlarına (sirinapsha) derler. Bu kişiler halk tarafından çok sevilen ve itibar gören kimseler olup hafızaları müzik sanatındaki merak ve yeteneklerinin bir göstergesidir. Adige müziği son yüzyıl içerisinde kafkasyada bilimsel bir şekilde ele alınmış olup çeşitli akademik çalışmalara konu olmuştur. Günümüzde popüler müzik dışında kalan eski Adige halk şarkılarının çok büyük bir kısmı yeniden derlenmiş olup tasnif ve arşiv çalışmaları yapılarak kültürümüze yeniden kazandırılması konusunda önemli ilerlemeler sağlanmıştır.

    Önemli tarihi olaylara dair bilgiler ve ipuçları da içeren halk şarkılarımız aynı zamanda sözlü tarihimizin de önemli bir kaynağıdır. Bu nedenle toplumun tüm kesimlerine ulaşacak şekilde yeniden basılarak halkımıza sunulması yanısıra, Kafkasyada yapılan bu çalışmalar ile sürgün edilen halkımızın yaşadıkları ülkelerde yarattıkları şarkılar,ağıtlar ve benzer çalışmaların da birleştirilerek zenginleştirilmesi gerekmektedir.
    alıntı


    _________________
     
  10. 10 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  11. Kelebek

    Kelebek Kapsama Alanı Dışında ! Üye

    Katılım:
    22 Aralık 2006
    Mesajlar:
    2.004
    Beğenildi:
    1
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    36
    Çeşitli konular hakkında Adige atasözleri :

    Tarih,yurt,savaş :

    İki ecel olmadığına göre,tek ölüme yiğitlik kat.

    Fare bile kendi yuvasında yiğittir.

    Düşmana canını versen de sırrını verme.

    Orduda yabancı yoktur.

    Savaşın ve davanın oyunu olmaz.

    Baba toprağını güzelleştir,annenle güzel konuş.

    İyi savaş ve iyi dava yoktur.

    Savaşta ödünç kama verilmez.

    Yaban elde yaşmaktansa yurdunda ölmek yeğdir.

    El yurdunda edindiğin bir hafta,emanet gelenek üç gün gider.

    Vatanı olmayana her yer soğuk gelir.

    Yiğide silah itaatkardır.

    Silah çekip gelenden değil,gizli yaklaşandan kork.

    Silaha çok davrananın kanı çabuk akar.

    Bir korkak tüm orduyu yokeder.

    Gerekmedikçe kılıç çıkartma,çıkarttığında gereğini yapmadan kınına koyma.

    Yurdun güçlüyse cesursun.

    Doğum da ölüm de bir gündür.

    Ahlaksızla birlikte yaşayacağına yiğitle ölüme git.

    ---------------------------------------------------------------------------------------------------

    Gelenek,terbiye,insanlık:

    Adige'nin misafiri emniyettedir.

    Adige'nin en garibi de misafirperverdir.

    Aklı olan deliye bile danışır.

    Kötülük yapmışsan iyilik bekleme.

    Kötü eteğinden tutsa kes yoluna devam et.

    Eski düşmanı akraba eski akrabayı düşman edinme.

    Dağda korkak,evde kabadayı davranma.

    Yakınını küçümseyen küçümsenecek duruma düşer.

    İmkansızı ümit etmek kendini aldatmaktır.

    Güzel söylemeyen seni aldatmaz.

    Bir yalan yüz doğruyu paslandırır.

    Erkek sözünden dönmez.

    Erkek yaptığını anlatmaz.

    Yiğitlik paylaşılmayan mirastır.

    Elçi öldürülmez.

    Yaşlı çağırılmaz,ardından gidilir.

    Yaptığın iyiliği başa kakma.

    Kendini methetme,iyiysen başkaları görür.

    Misafirin genci olmaz. Kuyruğunun geçmeyeceği yere kafanı sokma.

    Ölüye sitem edilmez.

    ----------------------------------------------------

    Güler yüz, cemiyet te davranış,ikili ilişkiler.:

    Akıllının düşmanı çoktur.

    Aklı kısa olanın dili uzun olur.

    Tekdir ile uslanmayan en kötü insandır.

    sükunetin azığı akıldır.

    Şakalaşmayı bilmeyen yumruk ile vururmuş

    Çok gülmek deliliğe işarettir.

    Kendi işini göremeyen el işine koşarmış

    Farkedilmeyen kalkar ıslık çalarmış

    Tertipsiz kadının ömrü pazarda geçermiş.

    Samimiyetin azığı gerçektir.

    İt otun üzerine yatmış;kendisi yemez,başkasına yedirmez.

    Genç koşarken yaşlının dizleri ağrırmış.

    Tembelin bahanesi çok olur.

    Aracı çok olunca korkak arslan kesilirmiş.

    -----------------------------------------------------------

    Aile,akrabalık,arkadaşlık:

    Anne göz,baba soy'dur.

    Anne göz gibi hassas, baba ceviz gibi serttir.

    Teyze anne yarısı,amca baba yarısıdır.

    Komşu ayna gibidir.

    İyi komşu iyi kardeş dengidir.

    Kaynananın kuralları gelinin işidir.

    Anneye bak,kızını al.

    Kötü oğul babaya ayıp getirir.

    Oğlu yalancı annenin sevinci eksik olmazmış.

    Akrabanın damı görünüyorsa uğramadan geçme.

    Gelinine gücenirsen kızını azarla.

    Annen ve gözlerin zayıf anını kollamaz.

    Arkadaş kötü günde yanında olandır.

    Büyüğü olmayan evde feryat eksik olmaz.

    Komşunu yerme,yeni akrabanı övme.

    Gelmek misafirin,gitmek evsahibinin insiyatifindedir.

    Tüm kardeşler bir anadan doğmaz.

    Gülümseyen herkes dost değildir.

    Sığırları zayıf,köpekleri besili ise o iyi ailedir.

    Gönüle güzel gelen göze güzel görünür.

    ----------------------------------------------------------

    Dünyaya bakış,algılayış :

    Horoz ötmese de gün doğmaya devam eder.

    Eceli olmayan yoktur.

    Ecel koynunuzdadır.

    Akıl mülktür.

    Aklı olmayanın hiç bir şeyi yoktur.

    Aklın anası düşüncedir.

    Annenin iyiliği kızın elbisesidir.

    Para kum,yaşam kuş gibidir.

    Düşecek adamı bir çöp bile tökezletir.

    Kötülük görmeyen iyiliğin değerini bilmez.

    Mülk kırağı gibidir.

    Zorlukla karşılaşmayan rahatın değerini bilmez.

    Sıkıntısı olmayanın düşü güzel olur.

    Yürekte olmayan ağızdan çıkmaz.

    Kimse dünyaya doyarak ölmemiştir.

    Yaşam sıra ile. Dil aklın elçisidir.

    İyi geçmişi olmayanın iyi geleceği olmaz.

    İplik iğnenin yolunu izler.

    Korku olmayan yerde utanç olmaz.

    Su yolunu bulur.

    Haklıysan güçlüsün.

    Düşeceğini bilsen altına keçe serersin.

    Üç kez işiteceğine bir kez gör.

    -----------------------------------------------------------------------

    Çalışma ve sıkıntılar :

    Akıl sahibinin işi üç gün,akılsızın günü üç gün sürer.

    Arı sokmayan balın değerini bilmez.

    Tembel çiftçinin öküzü sabanda bile yayılır.

    Öküzünü sev,atınla kavga et.

    Yazın istirahat günü kışın erzağıdır.

    Yazın kağnı göölgesi bile ev sayılır.

    Yazın saklamadığını kışın arama.

    Yazın kızak yap,kışın araba.

    Tavuk bile eşelenir.

    Sığırın sütü dilinin ucundadır.

    Gezenin ayakkabısı eskimez.

    Ağzı çok laf edenin eli az iş görür.

    İzleyen yapandan ustadır.

    Kolay kazanılan kolay kaybedilir.

    Bozmak ne kadar kolaysa yapmak o kadar zordur.

    Aceminin işi eksilmez.

    Erkeğin en biçaresi on işe yeter.

    Dikiş bilmeyenin ipliği uzun olur.

    Nasip sabah dağıtılır.

    Usta marangoz ormanla akrabadır.

    Kırağıya basmayan kişi kısmetini kaybetmiştir.

    Emeğin geçmeyen şey haramdır.

    Gençlikte hazırlamadığını yaşlılıkta arama.

    Tembel yerinde dönene kadar ay dönüşünü tamamlar.

    İnsanın fiyatı işidir.

    Toprağa bir verirsen yüz alırsın.

    Küçük iş yoktur,küçük erkek vardır.

    İş söylemesi kolay fakat yapması zordur.
     
  12. 4 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  13. nefne

    nefne Yeni Üye Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2007
    Mesajlar:
    55
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
  14. 12 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  15. nefne

    nefne Yeni Üye Üye

    Katılım:
    5 Ocak 2007
    Mesajlar:
    55
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    [​IMG]

    çerkez gelini

    Yazgımın peşinden geldim köyüne,
    Dostlarım dediler buyur düğüne.
    Düğünde bir güzel gözleri yıldız,
    Bakamadım çerkes kızın yüzüne.

    Etki alanına girdim gireli,
    Ben bende değilim seni göreli.
    Sordum dostlarıma maral nereli,
    Dediler bu köyün çerkes güzeli.

    Gülüşün güneşten sıcak geliyor,
    Bakışın ok olmuş yürek deliyor.
    Tutuldum kız sana alem biliyor,
    Bilmezden gelirsin çerkes güzeli.

    Coşuyor yüreğim,kaynıyor kanım,
    Karşına diz çökmek istiyor canım.
    Seni kaşen görmek diler sol yanım,
    Perilere kardeş çerkes güzeli.

    Çalsın mızıkalar süzül oyuna,
    Bakan gözler kurban olsun boyuna,
    Güzelliğin haktan miras soyuna,
    Huriler sultanı çerkes güzeli.

    Başla selam verdim,selamı aldı,
    Mızıkalar birden şeyh şamil çaldı.
    Gayrı benimde bir kaşenim vardı,
    Yarınıma yoldaş çerkes güzeli.

    Vurun gençler vurun tahta kırılsın,
    Toplansın çerkesler düğün kurulsun.
    İlan ediyoruz şimdi duyulsun,
    Gönlümün sultanı çerkes güzeli.

    Al kısrak doru tay girsin yarışa,
    Altın saplı kılınç konsun varışa.
    Naralar atılsın dağlar yıkılsın,
    Kazazka oynuyor çerkes güzeli.

    Bir yanımda kaf dağı,öbür yanımda sen,
    Biri özgürlüğüm,diğeri sevdam.
    Avucunda dağlar,rüzğarım ol sen,
    Eselim dağlara çerkes güzeli.

    İshak Özlü
     
  16. 15 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  17. janseray

    janseray Guest

    ESKI RESİMLER

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  18. 15 Haziran 2007
    Konu Sahibi : Kelebek
  19. janseray

    janseray Guest