Adet kanaması ile ilgili hersey!!!

Konusu 'Jinekoloji' forumundadır ve maydanoz tarafından 22 Aralık 2006 başlatılmıştır.

    22 Aralık 2006
    Konu Sahibi : maydanoz
  1. maydanoz

    maydanoz Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    576
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    ÂDET KANININ ÖZELLİKLERİ:

    Rengi ve Kokusu

    "Ümitsızlık" yaşına varmayanlarda saf beyaz akıntı dışında gelen kırmızı, siyah, hakî, bulanık, saman ya dadişsarısi, hatta yeşil gibi her renk âdet kanı olabilir. Ümitsızlık yaşına varanlarda ise âdet kanının rengi sadece koyu kırmızı ya da siyahimsidir. Dolayısı ile ellibeş yaşınıgeçenlerden gelen ve bu iki rengin dışında olan her akıntı âdet değil, hastalık kanıdır.

    Kanın rengi konusunda, ilk çıktığı ve bezde belirdigi zamana itibar edilir. Çünkü o anda tazedir ve asıl rengindedir. Kuruduktan sonraki rengine itibar edilmez. Çünkü kuruyunca rengi değişebilir.

    Âdet kanının kokusu ağır ve rahatsız edicidir. Hastalıktan dolayı gelen kan ise kokusuzdur.


    Âdet Kanının Ilk Çıkışı (Sübûtü)

    Ilk âdetini gören ya da ilk doğumunu yapan kadının âdeti ve lohusalığı ile ilgili hükümler değişiktir ve bu durumdaki kadına "mübtedie" yani, yeni başlayan, ilk âdet gören denir.

    Âdetin ilk başlama yaşı dokuz yaştır.

    Yeni başlayan kadının âdet zamanı gördüğü her kan, üç günden az on günden çok olmadıkça, âdet kanı, doğumunda gördüğü her kan da, kırk günü geçmedikçe lohusalık kanıdır.

    Ilk başlayan kadın bir saat (bir süre anlamında) kan görüp arkasından ondört gün temiz kalsa, onun ardından da yine bir süre kan görse ilk on günü âdet sayılır ve bununla ergin olduğuna hükmedilir. Çünkü bu iki kan arasındaki temizlik, onbeş günden az olduğu için anormal bir temizliktir. On günün bitiminde; temizlik halinde de olsa, yıkanır. Ramazan ise, bu on günde tutmadığı oruçlarını kaza eder.

    Bu örnekte görüldüğü gibi, yeni başlayanın âdeti temizlikle başlayamaz ama, temizlikle sona erebilir.

    Dokuz yaşını tamamlayan kız ilk defa gördüğü kandan dolayı namazını ve orucunu bırakır, evli ise karıkoca ilişkisinde bulunmaz. Kan üç gün tamamlanmadan kesilir ve onbeş gün dolmadan bir daha akmazsa, âdet kanı değil özür kanı olduğu anlaşılır ve bıraktığı oruç ve namazlarını kaza eder. Fakat Imam Muhammed'den nakledilen bir görüşe göre bu durumda olan kadının gelen bu ilk kanın üç gün devam etmedikçe âdet kanı olduğu kesinlesmez, sahibi de namazı bırakamaz ve orucu erteleyemez. Aricak birinci görüş daha sağlamdir. Çünkü Allah Teâlâ Kur'ân'da âdeti "ezâ" diye nitelemiştir (2/222) Kanın çıkmasıyla bu nitelik gerçekleşmiş ve âdet kabul edilmesinin sebebi oluşmustur.(Bu konuda Malıkîlerin de güzel bir değerlendirmesi vardır: Dokuz yaşına girmemiş bir kızdan gelen kan bir illet kanıdır. Dokuz ile oniki yaş arasında bulunan bir kızdan gelen kan, bilen kadınlara ya da doktara gösterilir, kesinlikle âdettir derlerse ya da şüphelenilirse bir illet kanı sayılır. Onüç yaşına gelen bir kadından elli yaşına kadar gelen kan ise mutlaka âdettir. Elli yaşını geçmiş bir kadından yetmiş yaşına kadar gelen kan da yine bilir kadınlara ya da doktora gösterilir. Yetmiş yaşına ulaşmış bir kadından gelen kan ise kesinlikle özür kanıdır.Şâfiîlere göre âdetten kesilmede belirli bir yaşı yoktur. Hanbelîlere göre ise elli yaş âdetten kesilme yaşıdır.)

    Âdetin başlaması kanın yuvarlak olan iç ferçte (kadının cinsel organı) belirip, uzunca olan dış ferce geçmeşiyle ya da sadece iç dudaklann ucuna kadar gelmesiyledir. Akşamdan bez ya da pamuk koyup, sabahleyin bezinde ya da pamuğunda kan gören kadının âdeti, kanı gördüğü andan itibaren başlar. Çünkü "olaylan en yakın zamanına bağlamak" bir kuraldır. Pamuğu koyduğu andan itibaren başlar diyenler de vardır.Tersine; âdetli bir kadın, kullandığı bezi sonradan temiz görse, temizliği bezi koyduğu andan itibaren başlamış sayılır.

    Âdetin sona erdiği yaş ise ellibeştir. Bu yaşa "iyâs" yani "ümitsizlik" yaşı denir ki, kadın artık hamile kalma ümidini yitirmiş demektir.

    Çok nadır olsa bile kadın ellibeş yaşını geçtikten sonra da âdet görebilir. Meselâ bu yaştan sonra gelen kan koyu kırmızı ya da siyah ise âdet kanıdır, değil ise hastalık kanıdır, âdet değildir.

    Ellibeş yaş ender durumlar dışında, kadının âdetten kesilmeşinin son yaşıdır. Âdetten kesilmeye başlamanın ilk yaşı ise kırkbeştir.

    Burada ve diğer dinî konularda yaş hesaplamasında Güneş Yılına değil Ay Yılı'na itibar edilir.


    Âdetin Ölçüsü (En Azı ve En Çoğu)

    Âdetin en az süresi üç tam gün, yani yetmiş iki saattır. Ebu Yusuf'a göre iki tam gün ve üçüncü günün de yarıdan çoğu âdetin en azıdır.

    Buna göre meselâ pazar günü güneş doğarken bir süre kan görse, arkasından da çarsamba günü şafak sökümüne kadar kan kesilse ve aynı gün güneş doğmadan az önce tekrar kan görse ve güneşin doğumunda kesilse, ya da ikinci doğuşa kadar sürse, bu kan âdet kanıdır. Çünkü yetmiş iki saatlık ölçü (nisab) tamamlanmıştır. Kanın bu ölçünün iki ucunda görülmesi yeterlidir, bu ölçü süresince devam etmesi şart değildir. Arada bir gelmesi, âdet olması için yeterlidir.Yine bu maddeye ve bu örneğe göre kan yetmişıkı saat dolmadan az önce kesilse, arkasından onbeş tam gün temiz kalsa bu kan âdet kanı değildir, çünkü ölçü (nisab) dolmadan normal bir temizlik süresi geçmiştir. Böyle bir temizlik süresinden sonra gelecek kan önceki ile beraber hesaplanamayacaktır.

    Fakat kanın kesilmesinden sonra onbeş tam gün dolmadan, meselâ onuncu ya da daha önceki bir gün tekrar kan görse, hepsi âdet kanı olmuş olur. Eğer on günden sonra, onbeş günden önce görecek olsa, düzgün âdeti bulunması halinde âdet günleri kadarı, bulunmaması halinde ise on günü âdet kanı sayılır. Çünkü, ileride de geleceği gibi, âdetin en çoğu on gündür ve âdet günleri içerisinde kanın sürekli gelmesi şart değildir, yani eksik temizlik de kesintisiz kan sayılır.(Imam Şafii ve Ahmed'e göre âdetin en azı bir gün ve bir gece, en çoğu ise onbeş gündür. Imam Malık'e göre ise azı ve çoğu için bir sınır yoktur. Bu görüşlerin de dayandıkları şer'i deliller mevcuttur).

    Âdetin en çok süresi on tam gün, yani, ikiyüzkırk saattır. Ancak kadın fetva sorduğu müftüye onbirinci günde temizlendığını bildirse fetva verecek olan, bir kaç saati hesaba katmayıp ona on gün âdet gördüğünü söyler. Âdetin en azı dışında hep böyle davranılıp, yeni güne geçmiş birkaç saat hesaba katılmaz. Ta ki, kadınların bu durumu zor bir problem haline gelmesin.

    Bu maddeye göre üç günden az ve on günden fazla gelen kan âdet kanı değil, hastalık kanıdır.


    http://www.emrimaruf.net/modules.php?name=aile&op=content&tid=649
  2. 22 Aralık 2006
    Konu Sahibi : maydanoz
  3. maydanoz

    maydanoz Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    576
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    ÂDET GÜNLERİNDE DEĞİŞME (INTİKAL)

    Âdet günlerindeki değişme, yani "intikal", âdet meseleşinin en önemli noktasıni oluştuiur. Dolayısı ile bu konuda özellikle kadınların çok dikkatli olması gerektir.

    Bazı kadınların âdet günleri düzenlidir. Her ayın belli gününde başlar ve belli gün kadar sürer. Böyle olan kadınlar için âdet hesapları konusunda bir zorluk yoktur. Böyle bir kadına, âdeti belli, anlamında "mu'tâde" denir.

    Ancak yaş ve sağlık durumundaki değişmeler, iklim şartları ve doğum gibi bazı olaylar yüzünden çoğu kadınların âdet günlerinde oynama, artma, ya da eksilme olabilir. Bu olaya "intikal" denir.

    Düzenli âdeti olan, meselâ her ayın belli gününden başlamak üzere belli gün âdet gören bir kadın, arada bir her nasılsa, yine âdet gününden başlamak üzere on günü aşkınken görse, âdetine itibar eder, sadece on günü aşan günlerde değil, âdet günlerini aşanlarda da temiz sayılır. Kan geldiği için terkettiği ibâdetlerini kaza eder.

    Düzenli âdetin değişmesi (intikal), âdet gördüğü gün sayısında olabileceği gibi, başlama zamanında da olabilir. Buna göre değişmede (intikalde) su ihtimaller söz konusu olur.

    Âdetin zıddına gelen kan, on günü ya aşar veya aşmaz.

    Aşması halinde kan gördüğü bu on günü aşkın günler içerisinde önceki düzenli âdetinin günlerine rastlayan en az bir âdet ölçüsü (nisab), yani üç gün bulunur ya da bulunmaz.

    Bulunması halinde, bu bulunan günler âdet günlerine ya eşittir veya değildir.

    Âdetin zıddına gelen bu kan on günü geçmemesi halinde de ya tam on gün olur ya da daha az olur.

    Söz konusu kan on günü aşar ve içerisinde önceki düzenli âdetinin bulunması gereken günlerden en az bir âdet ölçüsü (nisab), yani üç tam gün kadarı bulunmazsa âdet, zaman olarak değişmiştir ancak sayı aynıdır.


    Açıklaması: Adeti her (dinî) ayın ilk gününden başlamak üzere beş gün olan bir kadın, ayın âdet görmesi gereken bu ilk beş gününde, ya da baştan üçünde temiz kalsa, sonra onbir gün kan görse, bu durumda bu onbir günün içerisinde ilk ihtimale göre âdetinden hiç bulunmamış ikinci ihtimale göre de sadece iki gün bulunmuştur. Dolayısı ile bu kadının âdeti, kan gördüğü günden başlamak üzere beş gündür, çünkü kan on günü aşmıştır, bu yüzden sayı olarak âdetine döner. Yani âdeti sayı bakımından değil de, zaman bakımından değişmiş (intikal etmiş) olur. Çünkü önceki âdet günleri temiz geçmiş, hattâ öncelerinde de kan görülmemiştir. Dolayısı ile âdet kabul edilmesi mümkün değildir.

    On günü aşan bu kan içerisinde, önceki âdet günlerinin en az bir âdet ölçüsü (nisabi), yani üç gün bulunursa, sadece bu üç gün âdettir, geri kalan hastalık kanıdır.

    Önceki âdet günlerinin tamamı bu on günü aşan kan içerisinde bulunursa, bu durumda âdet; gün sayısı olarak da zaman olarak da değişmemiş, nerede ise ve ne kadarsa öyle kalmış ve o miktardan fazlası hastalık kanı olmuş demektir.


    Açıklaması: Âdeti her (dinî) ayın ilk gününden başlamak üzere beş gün olan bir kadın, bir defasında henüz ayın biri olmadan beş gün kan görse, kan devam edip âdet günleri olan ayın ilk beş gününde de görüldükten sonra, fazladan da bir gün kan görse, toplam onbir gün eder. Esas âdet günleri de onların içerisindedir. Bu durumda önceki âdet günleri olan ayın ilk beş gününde gördüğü kan âdet kanı, önceden beş ve sonradan bir gün gördüğü kan ise hastalık kanıdır.

    Yine bu on günü aşan kan içerisine önceki düzenli âdetinden bir âdetin en az ölçüsü rastlasa ve fakat bu rastlayan günler önceki âdet günlerine eşit olmasa, öncekinden az da olsa âdet bu ikinci sayıya geçmiş ve o, âdetin sayısı olmuştur:


    Açıklaması: Âdet günleri ayın ilk beş günü olan bu kadın, ayın ilk iki gününde temiz kalsa, arkasından onbir gün kan görse, kan gördüğü günlerin ilk üçü, önceki âdetine rastladığı ve en az âdet ölçüsünü doldurduğu için âdeti sayılır. Bu durumda âdeti sayı olarak değişmiş zaman olarak değişmemiş ve beş günden üç güne intikal etmiş olur. Geri kalan sekiz gün ise hastalık kanıdır.

    Kan gördüğü günlerin sayısı on günü geçmedikçe, düzenli âdeti kaç gün olursa olsun, hepsi âdettir.

    Ancak bu kurala, arkasından tam bir temizlik süresi geçirirse, kaydını eklemek gerekir. Bir tam temizlik, yani onbeş gün geçmeden tekrar kan görürse yine âdetine döner fazlasını hastalık kanı sayar. Çünkü aralarında bir tam temizlik bulunmayan kan sürekli akmış sayılır.


    Açıklaması: Âdet günleri ayın ilk beş günü olan örneğimizdeki kadın, ayın ilk günü kan görse, fakat kan beş gün değil, altı gün sürse altıncısıda âdet kanıdır. Aynı kadın ondört gün temiz kaldıktan sonra tekrar kan görse bu defa ilk âdetine döner ve o altıncı günü âdet değil, hastalık kanı sayar, ibâdetlerini kaza eder. Çünkü normal temizliğin en azı onbeş gündür.

    Âdet bir seferle yerleşmiş ve sabitleşmiş olur.

    Meselâ ilk defa âdet gören bir kız ilk âdetinde altı gün kan görse arkasından yirmidört gün temiz kalsa âdeti böylece yerleşmiş olur. Dolayısı ile sonraki aylar bir hastalık yüzünden kendisinden sürekli kan gelecek olsa âdetini ve temizlik günlerini önceden sabitleşen bu sayılara göre hesaplar.

    Âdetin değişmesi, yani düzgün bir âdetin, sayıca ya da zamanca başka bir düzgün âdete dönüşmesi (intikal), peşpeşe iki âdetin aynı ölçüde ve önceki âdete zit olarak gelmesiyle olur.


    Bu son iki maddeyi daha iyi anlayabilmek için şöylece örneklendirebiliriz:

    Düzenli âdeti meselâ altı gün olan bir kadın, bir ay yedi gün âdet görse bu yedinci gün hayız olmuş olur, ancak bir sonraki ayda da yedi gün âdet görmedikçe düzenli âdeti yedi güne çıkmış olmaz. Bu sözü edilen yedinci gün hayız olmuş olduktan sonra düzenli olup olmaması ne değiştirir? gibi bir soru akla gelebilir. Bunların farkı su örnekle anlaşılabilir: Düzenli âdeti meselâ altı gün olan bir kadın bir ay yedi gün, onun arkasındaki ay ise onbir gün âdet görse, iki ay peşpeşe aynı sayıda âdet görmediği için düzenli âdeti yine altıdır ve ikinci ayda on günü aşacak gekilde kan gördüğüne göre, yedi günden fazlası değil altı günden fazlası, yani beş günü hastalık kanıdır: Fakat iki ay peşpeşe yedi gün sürmesi, düzgün âdetin yedi güne intikal ettiğini gösterir. Ondan sonraki ay, kanın onbir gün gelmesi halinde, beş değil de sadece dört günün âdet olmadığı anlaşılır. Ama sabit ve düzgün bir âdeti olmayan kadından gelen kan, önceki âdeti kaç gün olursa olsun, on günü geçmedikçe âdet sayılır. Meselâ bir ay altı, bir ay yedi, bir ay sekiz, bir ay dokuz, bir ay on gün âdet görse bunların hepsi âdettir: Ertesi ay onbir gün kan görse, on günü âdet bir günü hastalık kanı olmuş olur.

    Kısaca âdet bir defa ile sabit ve yerleşmiş, iki defa ile değişmiş yani intikal etmiş olur.


    Kanın Kesilmesi Durumu

    Âdetin hakikaten ya da hükmen sona ermesi durumuna kanın kesilmesi adı verilir. Hakikaten sona ermesi kanın artık akmamasıyla, hükmen sona ermesi de âdette on günü Lohusalıkta da kırk günü geçmeşiyle olur. Yani en çok sınırı geçince kan kesilmese de kesildiğine hükmedilir. Bu yüzden bu her iki duruma da "kanın kesilmesi" tabirini kullanacağız.

    Kanın kesilmesi, yani âdetin hakikaten yada hükmen sona ermesiyle, kadınla, yıkanmadan bile cinsel ilişkide bulunmak caiz olur. Ancak cinsel ilişkiyi yıkanmasından sonraya ertelemek müstehap (dinen güzel)'dir.

    Kan kesildiği anda içinde bulunduğu farz namazın vaktinden bir başlangıç tekbiri alacak, yani "Allah" diyecek kadar zaman kalmışsa o namazı kaza etmesi gerekir.

    Meselâ Ramazan'da şafak sökmeden biraz önce kan kesilecek olsa: O geceki yatsı namazını kaza eder, o günün orucunu ise edâ (vaktinde) olarak tutar.

    Bütün bu konularda zamanın sonuna itibar edilir. Meselâ, vaktin son anında temizse o vaktin ibâdetini kaza edecek, değilse etmeyecektir.

    Bu maddeye göre; vaktin sonunda bir başlangıç tekbiri alacak kadar süre kalmışken ergin olan çocuk ve müslüman olan kâfir o vaktin namazını kaza eder. Kendine gelen deli, ikameye niyyet eden yolcu ve yolculuğa niyyet eden mukim (yolcu olmayan) için de durum aynıdır.

    Vaktin sonunda delirse ya da kadın âdet görse o vaktin farzı üzerlerinden düşer.

    Düzgün âdeti olan bir kadından kan, en çok süresinden önce ve fakat düzgün âdeti sona erdikten sonra kesilse, yıkanma, ya da o mümkün değilse teyemmüm alma süresi de âdetinden sayılır ve yıkanmadan âdeti bitmiş ve temiz olmuş olmaz, kendisi ile cinsel ilişkide bulunulamaz.

    Buna göre; bu durumdaki kadın, ancak yıkanabilecek ya da onun yerine teyemmüm alabilecek bir süre ile beraber bir başlangıçtekbiri de alabilecek kadar bir zamanına yetiştigi vaktin namazını kaza eder.

    Bu durumdaki kadın yahudî ya da hiristiyan (yani kitabiyye) ise yıkanmadan da müslüman kocası kendisiyle cinsel ilişkide bulunabilir. Çünkü o yıkanma ile mükellef değildir.

    Yıkanabilecek zaman içerisinde; su alıp gözden uzak bir yere çekilmek ve elbiselerini çıkarmak da hesaba katılır.

    Âdeti bu şekilde sona eren bir kadın yıkanmadıkça ya da o mümkün değilse teyemmüm alıp namaz kılmadıkça, tam bir namaz vakti geçmeden kocası kendisiyle cinsel ilişkide bulunamaz. Ama yıkanırsa, ya da teyemmüm edecek bir durumda olur da teyemmüm alıp onunla bir namaz kılarsa hemen cinsel ilişkide bulunabilirler.

    Bu maddeye göre; güneş doğmadan çok az yani yıkanmadıkça ve başlangıç tekbirine yetmeyecek kadar bir süre önce kan kesilse, yıkanmadan ya da imkân yoksa teyemmüm almadan ikindinin vakti girinceye kadar kocası kendisi ile cinsel ilişkide bulunamaz. Yatsıdan az önce kesilmesi halinde de aynı şartlarla sabahın vakti girinceye kadar cinsel ilişkide bulunamazlar.

    Ancak âdetin ya da lohusalığın en çok süresi, yani âdette on gün, lohusalıkta kırk gün dolmuş ise hiçbir şey gerekmeden cinsel ilişkide bulunabilirler. Kırkinci maddede anlatılan duium, budur.

    Düzenli âdeti olan da âdeti dolmadan, fakat üç gün tamamlandıktan sonra kanın kesilmesi halinde, yıkanır ibâdetlerini edâ eder, ancak düzenli âdet günleri tamamlanıncaya kadar ihtiyaten cinsel ilişkide bulunmaz.

    Meselâ: Düzenli âdeti on gün iken kan üç gün geldikten sonra kesilse kalan yedi gününde ibâdetlerini edâ eder; ancak ihtiyaten cinsel ilişkide bulunmaz. Çünkü âdet günleri içerisinde kanın tekrar gelmesi kuvvetle muhtemeldir.

    Lohusada da, düzenli bir âdeti olması, meselâ bir doğumunda kırk gün kan görmüş olması halinde durum aynıdır. Yani sonraki doğumda eğer otuzuncu gün kan kesilirse yıkanır, ibâdetlerini edâ eder ve fakat kırk gün dolmadan ihtiyaten cinsel ilişkide bulunmaz. Ama böyle bir âdeti yoksa, lohusalığın en azı olmayacağı için, kan kesilip yıkanınca cinsel ilişkide bulunabilir.

    Kadın -ister yeni başlayan, isterse düzgün âdetli olsun- âdet olabilmesi mümkün olan zamanlarda her kan gördüğünde namazını bırakır ve üç günden önce kanın her kesildiğinde de namazını kılar. Ancak tekrar kan gelme ihtimalınıdüşünerek vaktin sonunu bekler.

    Meselâ iki gün kan gördükten sonra bir yatsı vakti girmisken kan kesilse bekler, sahurun bitimine bir süre kalıncaya kadar kan görmezse sadece abdest alırve namazını kılar. Çünkü üç günü doldurmayan o kan âdet kanı sayılmaz. Sonunda bırakacağı süre ise normal yıkanıp bir namaz kılabileceği kadar süredir. Bu durumda namaz için vaktin sonunu beklemek farzdır. Ama üç gün dolduktan ve fakat âdeti tamamlanmadan önce kanın kesilmesi ve yıkanması duiumunda ise namaz için vaktin sonunu beklemek farz değil, müstehap (hoş görülen olur) (38. md. bak).

    Kanın kesilmesi dunimu lohusalıkta da her konuda aynen âdette olduğu gibidir. Ancak Lohusa, geçen günlerin azına çoğuna bakmadan kanın her kesildiğinde yıkanır. Bu farzdır. Çünkü lohusalığın en az sınırı yoktur.


    Kanın Sürekli Akması Durumu

    a) Düzgün Âdetlide (Mu'tâde'de):


    Kanın sürekli akması yani, en çok süresi olan on günü geçmesi duiumu, düzgün âdetlide olursa, temizliği ve âdeti, her hükürnde, önceden olduğu gibidir. Ancak temizliği altı aydan fazla idiyse bu durumda altı aydan biraz az olarak hesaplanır.

    Meselâ:

    a) Her ayın ilk altı gününde âdetli kalan, yirmidört gününü temiz geçiren,

    b) On gün âdetli 179 gün, yani altı aydan biraz da olsa az temiz geçiren,

    c) On gün âdetli, bir yıl temiz geçiren üç kadın düşünelim.

    Bunlardan kanın kesintisiz akması durumunda; birincisi âdeti olduğu üzere her ayın ilk altı günü kendisini âdetli sayar, altı gün dolunca yıkanır, kalan yirmidört günü temiz gibi davranır. Ikincisi de yine aynen kendi âdetini uygular. Üçüncüsü ise on gün âdetli ve altı aydan bir anlık az bir süre temiz olarak davranır. Ta ki, böylece hamilelik temizliği ile âdet temizliği birbirniden ayrılmış olsun. Çünkü hamileligin en az süresi altı aydır.

    Bu durumda âdet on gün, temizlik ise iki ay olarak hesaplanır diyenler de vardır, ama dayanagi güçlü olan yukarıda söylenendir.


    b) Ilk Âdet Görende (Mübtedie'de):

    Kanın sürekli akması durumu âdeti yeni başlayanda olursa dört ihtimal düşünülebilir:

    a) Kan, ergin olur olmaz akmaya başlamış ve devam etmiş olabilir.

    b) Norrnal bir kan ve nomial bir temizlik gördükten sonra sürekli gelmiş olabilir,

    c) Anormal bir kan ve anormal bir temizlik gördükten sonra sürekli gelmiş olabilir,

    d) Normal bir kan ve anormal bir temizlik gördükten sonra sürekli gelmiş olabilir.


    Yeni başlayanda (mübtedie) bir başka ihtimal düşünülemez.

    a) Ergin olur olmaz sürekli kan görenin âdeti, devamlı kanın başlangıcından itibaren on gün, temizliği ise yirmi gündür. Kan devam ettiği sürece hesabı böylece yerleşmiş olur. Lohusalığı ise kırk gündür. Arkasından yirmi gün temiz sayılır. Çünkü lohusalığın hemen arkasından âdet kanı gelrriez. Onun arkasından da on gün âdet sayılır ve bu şekilde devam eder.

    b) Yeni başlayan normal bir kan normal bir temizlik gördükten sonra sürekli kan görmesi halinde, düzgün âdetli (mu'tâde) olmuş olur ki, onun hükmü daha önce geçti.

    Meselâ; ergin olabilecek yaşa gelmiş bir kız beş gün kan, arkasından da kırk gün temizlik gördükten sonra kan sürekli akmaya başlasa âdeti böylece yerlesir. Bu durumda sürekli kanın ilk beş günü âdeti, onu izleyen kırk günü ise temizliği olmuş olur ve kan sümükçe bu da böylece devam eder.

    c) Anormal bir kan ve anormal bir temizlik gördükten sonra sürekli kan gören, ilk kan gördüğü andan itibaren sürekli kan görmüş sayılır. Çünkü iki kan arasındaki eksik yani, onbeş günden az olan temizlik de, kanın sürmesi hükmündedir. Yani sürekli kanın ilk on günü -temizlik eksik olduğundan hükmen sürekli de olsa- âdeti, onu izleyen yirmi gün de temizliği olmuş olur ve hesabı böylece yerlesir.

    d) Normal bir kan ve anormal bir temizlikten sonra sürekli kan görenin âdetinde, gördüğü temizlige değil de normal kana itibar edilir.

    Meselâ; beş gün kan, arkasından ondört gün temizlik gördükten sonra sürekli kan gelse, âdeti beş, temizliği ise ayın geri kalani, yani yirmibeş gün olur. Dolayısı ile temizliği sürekli kan gelmeye başladıktan sonra onbir gün daha sürer ki, yirmibeş gün doldurulmus olsun.


    http://www.emrimaruf.net/modules.php?name=aile&op=content&tid=650
  4. 22 Aralık 2006
    Konu Sahibi : maydanoz
  5. maydanoz

    maydanoz Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    576
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    KADINLARLA ILGİLİ KANIN VE TEMİZLİĞİN ÇESİTLERİ

    a)Kan ve Çeşitleri Kadınlara özgü üç türlü kan vardır:

    1. Âdet kanı (hayız),

    2. Lohusalık kanı (nifas),

    3. Hastalık kanı (istihaza).


    Bunların herbiri kendi başlığı altında detaylıca incelenecektir.

    Dübürden gelen kan bu üç kanın dışında bir kandır. Dolayısı ile âdet kanı da değildir. Bu durumda cinsel ilişkide bulunmalarında sakınca yoksa da bulunmamaları ve kan kesildiğinde kadının yıkanması (tibben) güzeldir (Müstehap).

    Dokuz yaşını doldurmamış kız çocuklarından ve hamilelerden gelen kan da âdet kanı değil, hastalık kanıdır. Birincisini hastalık (istihaza) kanından ayınp "fesat kanı" diyenler de vardır, ama doğru olan hastalık (istihaza) kanı olmasıdır.

    Hünsa'dan (hem erkek hem kadın alâmetleri taşıyan, erdisi, erselik) kan gelmesi halinde, ersuyunun (meninin) da gelip gelmediğine bakılir; geliyorsa, kana değil er suyuna itibar edilir ve erkek sayılır. Kan da, sıradan bir hastalık kanı olmuş olur. Çünkü kanın başka kanlarla karısınıası ihtimalı vardır ama ersuyunun başka şeyle karışma ihtimalı yoktur.

    Âdette üç günden az ve on günden fazla, lohusalıkta ise kırk günden fazla olmayan ve her iki ucunda hükmen de olsa başka kan bulunmayan kan, normal (sahih) kandır.

    Çünkü üç gün âdetin en azı, on gün en çoğu, kırk gün ise lohusalığın (nifasin) en çoğudur. Kanın bu sınırları içerisinde kalması, gerçekten olabileceği gibi hükmen de olabilir. Meselâ âdette üç ilâ on gün arası gelen kan gerçek anlamda normal kandır. On günü aşan kan ise aslında sınırı astığı için anormal (fasit) kandır, ancak ilk on günü hükmen (sahih) kanıdır.


    Kanın iki ucunda başka kan bulunması:

    a) Ya uçlarından birinde,

    b) Ya da her ikisinde kan bulunan bir temizlik bulunmasıyla olur.

    Birinciye örnek: Ilk âdet gören (mübtedie), bir gün kan, ondört gün temizlik ve tekrar bir gün kan görse, bütün bunların ilk on günü âdeti sayılır ve birinci ucunda, yani başlangıcında kan bulunduğu için bu anormal bir kandır. Ikinciye örnek: Düzgün âdetli (Mu'tâde), âdetinden önce bir kan görse, sonra on gün temizlik ve bir gün kan görse bu temiz geçen on günün -eğer eski âdeti günlerine rastlıyorsa- hepsi, rastlamiyorsa rastladığıkadarı âdettir.

    Kadından gelen ve normal (sahih) kanın bir önceki maddede belirlenen özelliklerini taşımayan kan anormal (fasit) kandır.

    Anormal (fasit) kan, aynı zamanda hastalık kanı, yani istihaze olmuş olacağından, çeşitlerinin neler olduğunu kendi başlığı altında görecegiz.


    Temizlik ve Çeşitleri

    Genel (mutlak) anlamda temizlik, kadının âdetli ve lohusa olmaması halıdır.

    Normal (sahih) temizlik; onbeş günden az olmayan, kendisine kan karısınıayan ve iki normal kan arasında bulunan temizliktir.


    Meselâ; ilk âdet gören, onbir gün kan ve onbeş gün temizlik görse, sonra kanı sürekli akmaya başlasa, bu ilk gördüğü kan, on günü astığı için anormal (fasit) bir kandır. Temizlik ise görünüşü bakımından normal (sahih) bir temizliktir. Çünkü onbeş gün hiç kan görülmemiştir. Fakat manası bakımından ise anormal (fasit) bir temizliktir. Çünkü kanın onbirinci günü âdetten sayılmayacağından temizlige karısınıistir ve hüküm bakımından temizliktendir:

    Normal temizliğin iki normal kan arasında bulunması; iki hastalık kanı arasında, veya bir lohusalık ve bir hastalık kanı arasında veya tek bir lohusalığın iki ucu arasında bulunmamasıyla olur.

    Anormal (fasit) temizlik ise belirtilen niteliklerde normal temizlik gibi olmayan ve Lohusalıkta kırk günden önce arada bulunan temizliktir. Bu durumda başta ve sonda bulunan kanın az ya da çok olması hükmü değiştirmez.


    Bu söylediğimiz Imam Ebu Hanife'nin görüşüdür. Imam Muhammed ve Imam Ebu Yusuf ise: Lohusalıkta arada bulunan temizlik, onbeş gün ya da daha fazla ise ve ondan sonra gelen kanın, me'sela en az üç gün olmakla âdet kanı olması mümkün ise, bu temizlikten önce gelen kanın Lohusalık, sonra gelen kanın Lohusalık, sonra gelen kanın ise âdet kanı olduğu görüşündedirler.

    Tam temizlik: ister normal (sahih), isterse anormal (fasit) olsun, onbeş gün ve daha fazla süren temizliktir.

    Eksik temizlik, onbeş günden az olan temizliktir ve anormal temizlik cinsindendir. Dolayısı ile sürüp giden kan gibidir. Iki, kan arasını. kanlar ister az ister çok olsun, açmis sayılmaz.


    Meselâ: Ilk âdet gören; bir gün kan, ondört gün temizlik ve tekrar bir gün kan görse ilk on günü âdet sayılır. Düzgün âdetli, âdetinden önce bir gün kan, on gün temizlik ve tekrar bir gün kan görse, temiz geçen bu on gün, eğer âdeti o kadarsa âdet sayılır. Âdeti o kadar değilse çakistigi kadarı âdet sayılır.

    Lohusalıkta da durum aynıdır. Yani doğum yapsa ve kan kesilse, kırkinci gün tekrar aksa, temiz geçen otuz dokuz gün devam etmiş hükmündedir.

    Temizliğin en çoğunun sınırı yoktur. Ömür boyu devam edebilir. Ancak kanın sürekli akması halinde bir âdet belirleme ihtiyacı duyulması durumu hariçtir.


    http://www.emrimaruf.net/modules.php...ontent&tid=650
  6. 25 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  7. furtti

    furtti Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    594
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    karın bölgesinde şişlik, cilt bozukluğu, kilo alma, uyku sorunları, göğüslerde hassasiyet, iştahın artması, sık yeme ihtiyacı, tatlıya düşkünlük, kabızlık, baş ağrısı, bel ağrısı, çarpıntı yer alır. Psikolojik belirtiler arasında da duygusal dalgalanmalar, olumsuz düşünceler, ağlama nöbetleri, depresyon, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon güçlüğü, kendine güvenin azalması, unutkanlık, gerginlik, kızgınlık ve öfke hali, cinsel istekte

    bunalrın hepsını ben yasıyorumm paylası için sagol canım
  8. 25 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  9. nosey

    nosey Yeni Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    167
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    ya ben nefret bi kişilik oluyorum ya o günlerde.. ama adet olduum an bitiyo sanki bulutarın üstündeyim :)
  10. 26 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  11. sarxix papatya

    sarxix papatya Yeni Üye Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    1.556
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    bu sıkıntıları hepımız yasıyoruz emınım.ama cevremde o kadar menopoz da olan tanıdıklar varkı valla sukredelım dıyorum halımıze.
  12. 26 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  13. sea_girl

    sea_girl Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Mart 2007
    Mesajlar:
    274
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    off of bende yasiyorum bunlari 4 ya da 5 gün hayatimizdan caliniyor..adet öncesi sendromu bir hastalik aslinda ve ben doktora gitmeyi düsünüyorum ..normalde cok sakin pozitif ve mutlu bir insan iken niye ayda 5 gün psikopat dolasayim ki bunun bir tedavisi olmali ya cok can sikici bir durum..en cok yaptigim seylerden biri de daha önce yasadigim kötü ya da üzücü olaylari düsünürüm durmadan kafamdan onlar gecer elimde olmadankafamçokkarıştı
  14. 29 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  15. Şiddetli adet sancıları çekenler dikkat! Çünkü bu ağrılar farklı hastalıkların habercisi olabilir.
    Kadınların yarısından fazlasında adet döneminde az ya da çok ağrı görülmektedir. Ancak yaklaşık yüzde 10 kadarında ise adet dönemindeki sancı çok şiddetli olur ve kadının 1-3 gün boyunca kendini iş göremeyecek kadar kötü hissetmesine ve hatta yatağa bağlanmasına neden olur.
    Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi’nden Op. Dr. Selman Laçin, adet ağrısının, kramp tarzında, bele ve kasıklara, bazen de bacaklara vurabilen şiddetli bir ağrı olduğunu söylüyor. Ayrıca bazı kadınlarda adet ağrısına; bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, sık idrara çıkma gibi şikayetlerin de eklenebildiğini aktaran Op. Dr. Selman Laçin, "Sancılı adet görme aslında normal adet görme mekanizmasının bir parçası olan rahim kasılmalarının kadın tarafından aşırı ağrı şeklinde hissedilmesidir. Adet kanamasının çok aşırı olmaması ve kan kaybının kısıtlanması için adet döneminde rahim bir miktar kasılır. Ancak bazı kadınlarda bu kasılmaların şiddeti gerçekten de fazladır. Kasılmaları sağlayan maddeler, rahimde bölgesel olarak salgılanan maddelerdir. Ağrıya yol açan olayın ise bu maddenin aşırı miktarda salgılanması ya da kadında bu maddelere karşı ağrı şeklinde bir aşırı duyarlılık cevabı oluşması olduğu düşünülmektedir" diye konuşuyor.
    Tedavide de, bu maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesicilerin kullanıldığını aktara Op. Dr. Laçin, adet sancılarının ağrı kesicilerle kontrol altına alınabiliyorsa ve başka bir jinekolojik belirti yoksa jinekolojik muayenenin çok gerekli olmadığını söyleyor. Ancak adet sancıları çok şiddetli ve genel iyilik halini etkilemeye başlamışsa, sıradan ağrı kesicilerle kontrol altına alınamıyorsa veya iş gücü kaybına neden oluyorsa mutlaka jinekolojik değerlendirme yapılması gereken tedavi uygulanması gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Selman Laçin, "Jinekolojik muayenenin amacı, adet sancısının, farklı ve önemli bir nedenle ortaya çıkıp çıkmadığını saptamaktır. Burada da genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen ikincil (sekonder dismenore) adet ağrısı denilen sebepler söz konusudur" diyor.

    Adet Sancısı Nedenleri

    Op. Dr. Selman Laçin'in verdiği bilgilere göre adet sancıları pekçok farklı sorundan kaynaklanabiliyor:

    - Endometriozis (Rahmin en iç tabakasının rahmin dış tabalarında veya rahim dışı bir bölgede de bulunması)
    - Rahim ağzında darlık
    - Rahim tümörleri
    - Rahmin farklı pozisyonlarda olması(özellikle arkaya doğru belirgin olarak dönük olması)
    - Rahim ve komşu organların iltihabi hastalıkları
    - Psikolojik sebepler

    Doğum Kontrol Hapları Adet Sancısını Önleyebilir

    Adet sancısı ile yumurtlama arasında yakın bir ilişki vardır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması, adet sancısını da sorun olmaktan çıkarabilir.
    Bu tedaviden de fayda görmeyen kadınlarda ileri inceleme gerekir. Bu amaçla laparoskopi adı verilen yöntemle karın boşluğu incelenir. Bu incelemede genellikle endometriozis saptanır ve tedavisi daha farklıdır.
    Bazen geçirilmiş iltihaplar veya operasyonlara bağlı yapışıklıklar da ağrı sebebi olabilirler. Bu gibi durumlar saptanırsa laparoskopi anında gerekli tedavi cerrah tarafından uygulanır.


    Adet Sancısına Psikolojik Muayene

    Adet sancılarının oluşumunun psikolojik yanından şüphelenildiği durumlarda ise doktor önerisine göre psikiyatri konsültasyonu da gerekebilir.
    Sonuç olarak özellikle daha önce olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve zaman içersinde de artış gösteren adet sancılarında jinekolog muayenesi gerekir
  16. 12 Haziran 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  17. haten

    haten Yeni Üye Üye

    Katılım:
    30 Mart 2007
    Mesajlar:
    171
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    Regl sancıları kabus gibidir. Bel, bacak ve karın ağrısı günlük; hatta bazen sosyal yaşamı bile etkiler ve hayat işkenceye dönüşür. Ama ne mutlu bize ki Amerikalılar her geçen gün regl konusunda müjdeli bir haberle çıkıyorlar karşımıza. Son olarak kadınların regl dönemini hap ile yılda üç defaya indirme mucizesinden sonra Çinlilerin ayak masajının da regl ağrılarını yüzde 45 oranında azalttığını keşfetmişler. Masajın yeni bir yararı olduğunu daha öğrenir öğrenmez soluğu geçtiğimiz günlerde açılan İstanbul Princes Liangzi Ayak Masaj Merkezinde aldım.. Okulda 10 profesör çalışıyor. Bu lise üç senede mezun ettiği 9300 ayak sağlığı uzmanının Liangzi Ayak Masajı Merkezlerinde çalışmasına imkan veriyor. İstanbul Liangzinin uzmanları refleksolojinin en önemli etkisinin sinir sistemini uyararak vücudun gevşemesini sağlaması olduğunu söylüyorlar. Gevşeme aynı anda zihnimizi ve içsel enerji sistemimizi de etkiliyor.Ancak iyi bir beslenme, düzenli egzersiz, sosyal ve çevresel koşullar, zihinsel tutum gibi diğer etkenlerin birarada dengeli olmasının da şart olduğunu söylüyor uzmanlar.
    Kimimiz bu dönemlerde su ısıtıoruz ,ağrı kesiciler alıyoruz,kalın giyinmeye çalışıoruz, ayak ve karın bölgemizi sıcak tutmaya çalışıoruz ama bu ağrıların tamamen yok olmasında yine fayda etmiyor ..Bundan sonra bunlarıda uygulamanın yararı olucak diye düşünüyorum
    Ayak masajının regl sancıları üzerindeki etkisine gelince; refleksoloji uzmanları acının azalıp rahatlamanın arttığını özellikle vurguluyorlar. Çünkü ayağa yapılan masajla vücudumuzdaki 62 bölge uyarılabiliyor. Masaj sırasında bu noktalara bastırıldığı zaman kimi organların ve sistemlerin harekete geçtiği hissediliyor. Bu sayede de regl döneminde ağrı hissedilen yumurtalık, baş, bacak, bel, kasık ve karın bölgelerinde rahatlama oluyor. Zaten her iki ayağın tabanına birlikte bakılınca, insan vücudunun genel şeklini oluşturduğu görülür diyorlar ve vücutla ayağı şöyle ilişkilendiriyorlar: Başparmaklar kafa ve boyunla ilişkilidir; küçük parmakların ayakla birleştikleri yerler sağ ve sol omuzlar ve ayakların üst kısımları da omurganın sağ ve sol yanıdır. Ayaklara uygulanan baskının oranı masajı yaptıran kişinin geçirmiş olduğu rahatsızlıklar, yaşı ve ayak biçimi ile doğru orantılı. Kişinin masaj sırasında verdiği tepkilerin sonucu geçirmiş olduğu rahatsızlıklar, stres durumu ya da uykusuzluk gibi sorunlar konusunda bilgi sahibi olunabiliyor. Uzmanlar son olarak, regl döneminin başlamasından birkaç gün önce masaja başlandığı takdirde, etkisinin daha da arttığını belirtiyorlar. Liangzi Ayak Masaj Merkezi, tıbbi tedavilerin tamamlayıcısı olarak destek verebilmek için Türkiyedeki hastanelerle işbirliği yapmayı amaçlıyor.
    Çin felsefesinde refleksoloji
    İnsan vücudunda, yaşam enerjisini taşıyan bir takım görünmeyen enerji yolları olduğuna inanılıyor Çin tıbbında. Bu yollar sayesinde sahip olunan kozmik enerji vücudun içinde hareket eder ve insanı sağlıklı kılar. Bu yollar, büyük olasılıkla stres ve asabiyet yüzünden bloke olur...
  18. 24 Haziran 2007
    Konu Sahibi : maydanoz
  19. ceremino

    ceremino Yeni Üye Üye

    Katılım:
    29 Nisan 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Özel Mesaj At
    ADET KANAMASI ÇOKLUĞU
    1- Kişniş ve nane kaynatıp içilir.
    2- Mersin ağacı tohumu 100 gr. Kişniş 50 gr. Sığır dili otu 20 gr. Sumak 50 gr. Bu malzeme 1 lt şu içinde kaynatılır. Şeker konur ve soğuk olarak içilir.
    3- Kereviz ve maydanoz beraberce kaynatılır. Çıkan su buzdolabında 24 saat bekletilip. aç karınla birer bardak içilir. (3 gün boyunca)

    ADET KANAMASINI SÖKTÜREN BİTKİLER
    1- 2 baş kereviz. 4 çorba kaşığı hindiba. 1 çorba kaşığı çemen ve 3 çorba kaşığı anason kaynatılır. Buzdolabında 4-5 saat bekletilir. 1 hafta 1’er bardak içilir.
    2- 30’ar gram kereviz tohumu. hindiba tohumu. ısırgan tohumu ve çemen; 60 gr kuru üzüm. 1 kuru incir. 9 gr anason ve 9 gr Udihindi 1/2 bardak suyla kaynatılır. (Maddelerden sert olanlarım havanda toz haline getirip katınız) Boza kıvamına gelince şeker katarak 1 çay bardağı içilir.

    ADET SANCISI
    Tuzsuz tereyağına 1 çorba kaşığı bal ve aynı miktarda çemen katıp macun haline getirin. Adetten önce 1 kaşık yutun. Sancılar hafifleyecektir. Bademcik iltihabı Adaçayıyla bol gargara yapın.
Benzer Konular: Adet kanaması
Forum Başlık Tarih
Jinekoloji Adet kanaması neden pıhtı seklinde olur ? 26 Nisan 2014
Jinekoloji Adet kanaması :( 1 Mart 2014
Jinekoloji Adet kanaması hk. 12 Ekim 2013
Jinekoloji Normal adet kanaması mı? Anormal kanama mı??kızlarrrr yardım lütfen.. 29 Temmuz 2013
Jinekoloji doğum kontrol hapı başlamış olan adet kanamasını keser mi? 30 Nisan 2013