Adım adım doğum

Konusu 'Doğuma Hazırlık' forumundadır ve Elif tarafından 22 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
    Hepsi birbirinden farklı pek çok yorum ve kötü giden "normal doğum" hikayeleri nedeniyle anne adayları normal doğumdan korkabiliyor. Daha yaşamadan bu "mucizevi" olaydan uzaklaşabiliyorlar. Ancak unutmayın ki normal doğum tabiatın kadınlara armağan ettiği bir "mucize"dir. İşte aşama aşama normal doğum ve normal doğumla ilgili merak ettiğiniz her şey...

    Belki de hayatınızın en "önemli", en "özel" anıdır bebeğinizi kollarınıza aldığınız dakikalar... Ona sahip olana kadar ise vermeniz gereken bir sürü karar, düşünmeniz gereken bir sürü iş sizi bekler... Ancak bir kez bu güzellik içinizde yaşam bulmaya başladı mı, her şey gölgede kalır. Mutluluğunuz katlanarak artar. Onun varlığını iyice hissettirmesi ile "vermeniz gereken kararlar" listesine, yavrunuzu "hangi doğum yöntemi" ile dünyaya getireceğiniz de eklenir. Özellikle normal doğumla ilgili çevrenizden sizi korkutacak pek çok yorum duyabilirsiniz. Ancak unutmayın ki vücudunuzda bu süreç için her şey sanki bir bir hesaplanmış gibidir. Aksilik yaşayabilme olasılığının çok düşük olduğunu unutmayın. Amerikan Hastanesi'nden Jin. Opr. Dr. Alper Mumcu normal doğumun aşamalarını, avantajları ve dezavantajlarını, anne adaylarının bu doğuma nasıl hazırlanması gerektiğini detaylarıyla anlattı.

    Normal doğumun anne ve bebek açısından avantajları

    Normal doğum, milyonlarca yıldır bütün memeli varlıkların soylarını devam ettirmekte kullandıkları yöntemdir. En önemli avantajı normal ve fizyolojik olmasıdır. Normal doğumdan hemen sonra anneler hamilelik öncesi yaşantılarına dönebilir. Ve hastanede kalış süreleri son derece kısa olur. Bebek açısından normal doğumun avantajı ise, doğum esnasında sıkışıp büzüşen bebeğin akciğerlerinin soluk alıp vermeye daha hazırlıklı olmasıdır. Ayrıca anne ve bebek arasında duygusal temas, daha kısa sürede ve güçlü başlar.

    Yaşanabilecek sorunlar

    Avantajlarının yanı sıra normal doğum bazı riskleri de beraberinde taşır. En büyük sorunlardan biri, tamamen normal seyreden bir doğumun bile her an problem geliştirmeye müsait olmasıdır. Her şey yolunda giderken birden bebek, strese girebilir, kalp atışları yavaşlayabilir, hatta kaybedilebilir. Bu nedenle normal doğum mutlaka hastane koşullarında ve en kısa sürede sezaryene geçilebilecek bir ortamda yapılmalıdır. Bunun dışında, normal doğumda en çok korkulan komplikasyonlardan biri de, bebeğin başı göründükten sonra, omuzlarının annenin kemiklerine takılmasıdır. Bu durumda da ne yazık ki büyük olasılıkla bebek kaybedilir. Ayrıca doğumun uzaması, bebeğin oksijensiz kalmasına, gerek zeka, gerekse motor fonksiyonlarında geriliğe neden olabilir. Anne açısından önemli bir risk ise doğum esnasında oluşabilen vajinal yırtıklardır. Normal doğuma bağlı olarak gelişebilecek mesane sarkması da, idrar kaçırma şikayetlerine yol açabilir. Oldukça ürkütücü görünen bu komplikasyonların, son derece nadir ortaya çıkabileceğini unutmayın.

    Doğum öncesi bebeğin aşağı inmesi (Hafifleme)

    Hamileliğinizin son dönemlerinde nefes almada zorlanmaya başlamanız normaldir. Bebeğinizin artık diyafram kasınızı iyice yukarı doğru itmesi ve göğüs boşluğunu azaltması bunun temel nedenidir. Doğum yaklaşırken bebeğin başı doğum kanalına doğru iner. Bu sayede göğüs boşluğu ve diyaframınız üzerindeki baskı azalır. Artık daha rahat soluk alıp verebildiğinizi ve sanki hafiflediğinizi hissedebilirsiniz. Öte yandan bebeğin başının aşağıya inmesi mesaneniz üzerindeki baskının artmasına neden olur. Bunun sonucunda da tıpkı hamileliğinizin erken dönemlerinde olduğu gibi sık sık idrara çıkma gereksinimi duyarsınız.

    Nişan gelmesi

    Hamilelik sırasında rahim ağzı, sümüğümsü bir yapı ile doludur. "Mukus tıkaç" adı verilen bu birikmiş salgılar, bebeği dış etkenlere karşı korur. Doğumun yaklaşması ile birlikte rahim ağzı gevşemeye başlar ve bu tıkaç düşer. Halk arasında bu durum "nişan gelmesi" olarak adlandırılır ve doğumun artık çok uzak olmadığını gösteren işaretlerden birisidir.

    Suyun gelmesi
    Her 10 hamileden birinde amniyo kesesi (bebeği çevreleyen zar) beklenmedik bir zamanda yırtılır ve amniyo sıvısı dışarı boşalır. "Suyun gelmesi" olarak adlandırılan bu durum doğumun yaklaştığını gösterir. 36. haftadan sonra, suyun gelmesini takiben, genelde 24 saat içinde, doğum eylemi kendiliğinden başlar. Suyunuz geldiğinde zaman kaybetmeden doktorunuzu arayın. Amniyo kesesi açıldıktan sonra, bebeğinizi enfeksiyonlara karşı koruyacak hiçbir bariyer kalmadığından asla vajina içerisine tampon gibi maddeler yerleştirmeyin. Ve cinsel ilişkide bulunmayın.

    [​IMG]
     
  2. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  3. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.663
    Beğenildi:
    5.193
    Ödül Puanları:
    438
    Aşırı enerjik olma
    Tüm hamileliğiniz süresince kendinizi çok bitkin ve yorgun hissedebilirsiniz. Fırsat bulduğunuz her an, ufak bir şekerleme yapma ihtiyacı duyabilirsiniz. Ancak bir sabah uyandığınızda kendinizi bir anda çok enerjik hissedip, temizlikten alışverişe, bir sürü işi yapmak için koşuşturur vaziyette bulursanız şaşırmayın. Pek çok kadın doğumdan kısa bir süre önce bu şekilde hisseder.

    Doğum aşamaları

    Başarılı bir doğumun gerçekleşmesi için bebeğin içinde bulunduğu ve gelişimini tamamladığı rahmin dışına çıkması gerekir. Bunun için ise tüm hamilelik seyri boyunca kapalı duran rahim ağzının açılması ve rahmin, bebeği bu açıklıktan vajinaya ve oradan da dış dünyaya itmesi gerekir. Bu mucizevi olay belirli bir sırayı takip eden aşamalar halinde gerçekleşir. ılk önce rahim ağzı açılmaya ve incelmeye uygun hale gelmelidir. Normalde arkaya doğru dönük olan rahim ağzı, yavaş yavaş öne doğru dönmeye başlarken içerdiği su miktarı artar ve yumuşar. Temel hazırlıklar gerçekleştikten sonra ise, rahim ağzının açılması ve bebeğin dışarı atılması için ana faktör olan rahim kasılmaları ile birlikte doğum eylemi başlar. Doğum eyleminin 3 klinik aşaması vardır.


    Birinci aşama

    Doğumun en uzun evresi olan birinci aşamada yaşayacağınız olaylar kısaca şöyle:

    . Doğum eyleminin başladığına karar verildiğinde hastaneye yatışınız gerçekleşir.
    . Lavman yapılarak bağırsakların son kısmı boşaltılır.
    . Damar yolu açılarak sıvı verilir.
    . Rahim kasılmaları ile bebeğin kalp atımları monitörize edilir.
    . Ağrıların durumuna göre damar yolundan suni sancı ile destek yapılabilir.
    . Kasılmalar düzenli hale geldikten sonra ya da açıklık 4 santime ulaştığında epidural kateter takılır.
    . Eğer kendiliğinden açılmadıysa, su keseniz doktorunuz tarafından açılabilir.
    . ılk başlarda 1-2 saatte bir, sonra daha kısa aralıklarla muayene yapılarak durum değerlendirilir.
    . Bazen dolaşmanıza izin verilebilir.

    ıkinci aşama

    ıkinci aşama ile birlikte anne adayının doğuma etkili olduğu zaman başlamıştır. Bu aşamanın başlaması ile birlikte doğum sancıları, yani kasılmalar da karakter değiştirir. Araları açılır ve şiddeti azalır. Anne adayı iyice yorulmuştur. Bebeğin başı artık vajina içerisindedir ve doğuma çok yaklaşmıştır. ışte bu aşamada doğumunuzu yaptıracak olan doktorunuz, sizden çok önemli bir yardımda bulunmanızı isteyecektir ki o da "ıkınmanızdır". Ikınmak, doğum eyleminin normal bir parçasıdır ve siz istemeseniz de gerçekleşecektir. Bu yüzden korkulacak bir durum yoktur. Doğa kendi doğum mekanizmalarını milyonlarca yıl içinde mükemmel bir şekilde geliştirmiştir. Bebeğiniz doğduktan hemen sonra, genelde daha kordonu bile kesilmeden sizin kucağınıza verilir.

    Üçüncü aşama

    Bebek anne ve babasıyla tanıştıktan sonra doktoru tarafından ilk muayenesi yapılır, silinir, giydirilir ve yeniden annesinin kucağına verilir. Bu aşamada doğumun üçüncü evresi başlamıştır. Bebeğinizin kordonunun kesilmesi ve ilk ağlaması ile birlikte tüm hamileliğiniz boyunca onunla aranızdaki iletişim merkezi olan plasentanın da görevi sona erer. Doğumunuzun bundan sonraki üçüncü ve son aşaması plasentanın doğumudur. Bebek doğduktan sonra kasılmaların sıklığı ve şiddeti azalır. Birkaç kasılma ile birlikte plasenta yapıştığı yerden ayrılır.

    Normal doğumun sezaryenden üstünlüğü

    Bu son aşamada normal doğumun sezaryene olan en önemli üstünlüğünü fark edebilirsiniz. Odanıza alındığınızda kendinizi mutlu, ancak yorgun hissetmeniz normaldir. Dilerseniz hiç zaman kaybetmeden duş alabilir. üstünüzü değiştirebilir, yemek yiyebilir, ziyaretçilerinizi ve tebrikleri kabul edebilir, gezip dolaşabilir ya da yatıp dinlenebilirsiniz. Oysa sezaryen sonrasında duş almak, karnınızı doyurmak ve ayağa kalkıp dolaşmak için birkaç güne ihtiyaç vardır. Doğumdan sonraki ilk 24 saati hastanede geçirdikten sonra, doktorunuz ve bebeğinizin doktorunun izin vermesi durumunda taburcu olabilirsiniz. Gerçekten de "doğum eylemi" özel bir durumdur. Her kadın normal doğumu değişik şekillerde yaşayabilir.

    Kaynak: Anne Bebek Dergisi
     
  4. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  5. selos79

    selos79 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Kasım 2008
    Mesajlar:
    25
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    teşekkürler
     
  6. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  7. meryemmeryem

    meryemmeryem Popüler Üye Üye

    Katılım:
    2 Ocak 2009
    Mesajlar:
    3.994
    Beğenildi:
    32
    Ödül Puanları:
    108
    ellerine sağlık canım çok güzel ama ne yazıkki bazılarımız istesekte normal doğum yapamayacağız,ben mesela kan slandırıcı iğne kullandığım ve doğuma kadarda kullanacağım için kanama riski olduğu için normal doğum yasak,sezeryan olacam... sezeryan olan arkadalarımızda şöyle tüm detaylarıyla bilgiler yazsa çok sevinirim ne bileyim bir sürü bilgi var ama çoğu detaylar yok :KK43:
    mesela sonda çok ağrı yapıyomuş,narkozdan şikayet edenler var bunlar hakkında bilgisi olanlarda paylaşırsa sevinirim
    allah herkese sağlıklı doğumlar nasip etsin
     
  8. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  9. firuze-1524

    firuze-1524 Bal kız & Bal oğlan Üye

    Katılım:
    30 Mart 2008
    Mesajlar:
    7.693
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    bizim için çok faydalı bilgiler olmuş,çok teşekkürler.
     
  10. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  11. demircik

    demircik Aktif Üye Üye

    Katılım:
    10 Şubat 2009
    Mesajlar:
    646
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    ben epidural-spinal sezeryanla doğum yaptım dört saat sonra yürüyebiliyordum hiç ağrım olmadı (kii herkes çok ağrılı oluyor diyordu) annem yanımda olmasına rağmen bebişimle hep ben ilgilendim ertesi gün taburcu edildim 3. gün dikişlerim yatıp kalkarken acımamaya başladı(sadece yatıp kalkarken çok az bir acı hissediyordum oda geçti) bir hafta sonra topuklu çizmelerimi ve taytımı giyip hastaneye gittim bebişimle topuk kanı aldırmaya 20. gün alışveriş merkezinde geziyorduk artık bebişimle eh artık siz düşünün sezeryan ne kadar zormuş:)))))
     
  12. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  13. demircik

    demircik Aktif Üye Üye

    Katılım:
    10 Şubat 2009
    Mesajlar:
    646
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    ama tabii zorunlu olunmadığı sürece normal doğumu tavsiye ediyorum en güzeli normali tabiiiki bnmde gönlümden geçen hep normal doğumdu ama olmayınca mecbur kalıosun anlatmak istediğim sezeryanda hiç zor birşey değilmiş korkmayın sakın mecbur olan arkadaşlar gerçekten ne kadar korkarsanız o kadar korktuğunus başınıza gelir rahat olun herşey yolunda gidiyo siz rahat olunca doktora hemşireye herşeye yansıyo bence panik yapmayın yeter:)))
     
  14. 22 Nisan 2009
    Konu Sahibi : Elif
  15. nursist

    nursist PAMUK PRENSİM... Üye

    Katılım:
    30 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    456
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    hayırlısı hangisi ise onu nasip etsin allah hepimize
    seçme şansı sunulunca karar wermek inanılmaz zor oluyor akışına bırakmakta pek mümkün olmuyor o yüzden allah hayırlısını nasip etsin
    sağlıkla kawuşalımda bebeklerimize insan herşeye katlanıyor
     
  16. 5 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Elif
  17. cats

    cats Guest

    Demircik yazın harika... normalden korkmamak lazım... ama sezaryen de gerektiğinde olması gereken bir müdahele.
    valla ben 4. aydan itibaren olmadığım kadar hiperaktifim. ınsanlar çok korkmuştu.
    Sanırım boğazı yüzerek geçmeye çalışıyorsam doğum yakındır.
     
  18. 9 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : Elif
  19. prenses84

    prenses84 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    24 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    453
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ellerine sağlıkkk