ağızları ve gönülleri kokutmamak,

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve xsxulem tarafından 4 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    4 Şubat 2007
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    FİL YAVRUSU YİYENLER*

    *.* *Akıllı bir adam yolcu-luğa çıkacak arkadaş-larına:
    "-Geçeceğiniz ormanda bir çok tehlike var dedi. Karnınız
    acıktığında sakın
    kuvvetsiz ve semiz olduklarına bakıpda fil yavrularını avlamayın,
    anneleri
    pusudadır ve evlatlarına zarar verildiği anda amansız bir düşman
    haline
    gelirler!.. Öğüdümü tutarsanız iyiliğe kavuşursunuz.
    Arkadaşları teşekkür edip ayrıldılar. Ormandaki yolculukları pek
    çetin
    geçti. Bir süre sonra, karınları acıkmaya, susuzluktan dudakları
    kurumaya
    başladı.Tam o sırada yapayalnız dolaşan güzel bir fil yavrusu
    gördüler.
    Verilen öğütleri unutup hırsla saldırdılar. Yavru fili yatırıp
    kestiler ve
    etinden kebap yaptılar...Kısa zamanda derin bir uykuya daldılar. Aç
    adam ise
    sürüyü bekleyen çoban gibi uyanıktı.
    Akşama doğru kızgın bir fil çıkıp geldi. Korkuyla kendine bakan
    uyanık ve aç
    yolcunun etrafında üç kere dolanıp, ağzını üç kere kokladı.
    Onda yavrusunun
    kokusunu alamayınca uyuyanların ağzını koklamaya başladı.
    Evladını kebap
    edip yiyenleri tanıyınca, birer birer havaya kaldırmaya ve hırsla
    yere
    çarpıp öldürmeye başladı. Geride sadece yavrusunun etinden
    yemeyen akıllı ve
    uyanık adam kalmıştı. Anne fil ona hiç dokunmayıp ormanların
    derinliğine
    çekilip gitti...
    İşte böyle... "Kibir, hırs ve şehvet kokusu da fil yavrusunu
    yiyenlerin
    ağızları gibi kokar durur. Bu yüzden dualar kabul olmaz ve insan
    bin türlü
    bela ile karşılaşır...
    En iyisi bilge insanların öğüdünü tutup, ağızları ve
    gönülleri kokutmamak,
    öyle değil mi?.*