Ağri

Konusu 'Adım adım Türkiye' forumundadır ve destina_04 tarafından 5 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    5 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  1. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    merheba arkadaşlar bir ağrılı olarak bende size memleketimi tanıtacam


    İshak Paşa Sarayı


    İshak Paşa Sarayı, Ağrı Dağı'nın yakınında, Doğubeyazıt'ın 5 kilometre uzağında eski Doğubeyazıt yanında sarp kayalar üzerine kurulmuş, kartal yuvasını andıran 116 odalı bu saray aslında türbesi, camii, surları, iç ve dış avluları, divan ve harem salonları, koğuşları ile bir bey kalesidir. Sarayın yapımını 1685'de Doğubeyazıt Sancak Beyi şa ve onun oğlu Mehmet Paşa tarafından 1784'te bitirilmiştir. 7.600 m² bir sahada yapılan sarayın inşaası 99 yıl sürmüştür. Türk mimarisinin en güzel örneklerinden olan İshakpaşa Sarayı; Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimari özelliklerini birleştiren bir yapıdır. Camiinin kubbeleri Türkistan kubbeleri gibidir. Saray Topkapı Sarayı'nı andırır, kapıları ise Selçuklu stilindedir.
    50 x 115 metre alanı kapsayan sarayın Harem Dairesi iki katlı, diğer bölümleri tek katlı idi. Günümüzde ikinci kat tamamen yıkılmış durumdadır. Saraya ancak doğudaki tepeden açılan bir kapıdan girilir. Diğer tarafları 20-30 metre yükseklikte sağlam duvarlarla çevrilidir. Kapıdan, önce dış avluya girilir. Dış avlunun etrafında uşak ve seyis odaları ve tavlalar vardır. Dış avludan iç avluya kemerli tak şeklinde büyük bir kapıdan girilir. İç avluda çeşitli odalar ve koğuşlar vardır. Ortadaki harem dairesinin duvarlarında İshak Paşa'yı öven yazılar bulunmaktadır. Kapının iki yanında iki aslan heykeli vardır. Divan odası (toplantı salonu) ise 20 metre genişlik ve 30 metre uzunluktadır. Aynı zamanda, dünyanın ilk kalorifer tesisatı döşenen sarayıdır.
    Eskiden sarayın olduğu yer, sarayın tam ortada bulunduğu bir yerleşim merkeziydi. Ova tarafında evler, diğer yanlarda camiler, mezarlık ve diğer yapılar vardı. Fakat bu yapıların hepsi yıkılmıştır. Saray son yıllarda yapılan tamirat ile tamamen yıkılmaktan kurtarılmıştır.

    İshak Paşa Sarayı’nın önüne kadar ulaşım otomobil ile sağlanabiliyor. Bu açıdan ulaşımı rahat. Doğubeyazıt ilçe merkezinden yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta. Selçuklu motiflerini hatırlatan taç kapıdan girilince birinci iç avluya ulaşılıyor. Burada bulunan hizmet binaları maalesef günümüze ulaşamamıştır. İkinci avluya da bir taç kapıdan giriliyor fakat bu avlunun sol tarafı yıkılmış. Sağ tarafta selamlık daireleri bulunmakta. Bunların hemen yanında da cami ve türbe bulunuyor. Aşağı tarafta bulunan ova manzaralı odalarda şömineler bulunmakta. Avlunun batı tarafında bulunan çok süslü kapı, harem kısmına açılıyor. Bu bölümde mutfak, hamam ve kiler gibi kısımlar mevcut. Harem dairesinin odaları dikdörtgen şeklinde. Eskiden haremin bir de üst katı bulunmaktaymış fakat yıkılmış.
    İshak Paşa aslında vezirlik rütbesinde Çıldır ve Ahıska Valisi imiş. Bir vali için çok görkemli olan bu Osmanlı Sarayını mutlaka ziyaret edin.


    [​IMG]


    İshak Paşa sarayının hareme acılan iç kapısı



    [​IMG]





    İshak Paşa sarayı giriş kapısı




    [​IMG]






    İshak Paşa sarayının içten bir kesiti





    [​IMG]
     
    Son düzenleme: 20 Eylül 2008
  2. 5 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  3. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    AĞRI DAĞI EFSANELERİ



    [​IMG]




    AĞRI DAĞI EFSANELERİ* Efsanelerin en eskisi, 1404 yılında İspanyol elçisi Claviye’nin, Karakoyunlu Türkmenlerinden duyduğu ve yazıya aktardığı efsane... Allahuekber, Süphan, Elegez ve Ağrı Dağı’nın adlarının Nuh Peygamber tarafından verildiği anlatılan ve Claviye tarafından yazıya geçirilen efsane şöyle: “Nuh Peygamber, suların bütün dünyayı kapladığı sırada suda yaşayanlardan başka her türlü hayvanlardan erkekli dişili birer çift alıp üç oğlu ve üç gelini ile gemiye kapanıp, canlarını kurtardılar. Bir gün geminin demiri bir dağın tepesine ilişip içindekileri yer oynamasından korkuya düşürürken, Nuh Peygember hayretle (Allahuekber) dedi ve bu yerin adını belledi. Aradan günler geçtikten sonra yine bir sarsıntı olmuştu. Peygember yine şaşırarak (Süphanallah) dedi ve burayı da belledi. Sonunda sular çekilip, azalınca, gemi bir dağın tepesine oturup, kızakladı ve kaldı. Hazreti Nuh ve oğulları küreklere asıldılarsa da gemiyi yürütemediler. Bu arada Nuh Peygember (Ne ağır dağ) dedi. Sonradan bütün sular çekilince, gemiden indiler ve secdeye vardılar. Gemideki son erzak kırıntıları ve kalıntılarını Sürmeli Çukuru’nda herkes çıkarıp, buğday, arpa, pirinç, nohut, mercimek, üzüm, ceviz, fındık, fıstık, incir, dut kurusu, pekmez ve balı karıştırarak son yemeği (aşure aşı) bir arada yediler. Nuh Peygember, sofrasını silkeleyip Sürmeli Çukuru’na döktüğünde bu Iğdır Ovası çok bereketli olmuştur. Dağın adı da geçen zaman içinde Ağrı’ya dönüşmüştür.”

    DİĞER EFSANELERDEN BAZILARI*
    Ağrı Dağı’yla ilgili “Büyük ve Küçük Bacı” efsanesi ise şöyle: “Çok eski zamanlarda Sürmeli Çukuru uçsuz bucaksız, düzlükler halindeydi. Ağrı Dağı’nın yerinde büyük bir orman vardı. Günlerden bir gün iki bacı elele vererek evlerine odun getirmek üzere ormana giderler. Birkaç günde vardıkları bu ormanda çerden çöpten toplayıp, birer yük hazırlarlar. Sıra sırtlarına almaya gelince büyük bacı, (Bacı bacı kurban olam. Ne olur gel sırtıma bu yükü kaldır) der. Küçük bacı kaldırmaz ve üstelik de (Canın çıksın kendin kaldır) der. Büyük bacı yalvarır, yakarır olmaz. Çaresiz kalır (Gel ben senin sırtına kaldırayım) der. Küçük bacı buna da razı olmaz. Aralarında bir kavga başlar. Saç saça kavgada, ikisi de kan ter içinde kalır. Hareket edemezler ve birbirlerine beddua etmeye devam ederler. Küçük bacı (Allah seni öyle bir dağ etsin ki, yaz, kış başında kar eksik olmasın). Büyük bacı da (Sen de öyle bir dağ olasın ki, başından yılan, çıyan eksik olmasın) Tanrı beddualarını kabul eder, büyük bacı Büyük Ağrı Dağı olur, başında yaz, kış kar eksik olmaz. Küçük bacı da Küçük Ağrı Dağı olur ve tepesinde yılan ve çıyan eksik olmaz.”

    AĞRI DAĞI’NDAKİ DEVLER *
    “Zaloğlu Rüstem ile devler uzun yıllar mücadele etmişler. Bu mücadelenin en önemlisi Ağrı Dağı’nda olmuş. Devleri mağlubiyete uğratan Rüstem, onların ancak Ağrı Dağı’nda toplanmasını sağlamış ve insanlığa çok kötülükleri dokunan bu mahlukların neslinin türememesi için Tanrı’ya el açmış (Tanrım, biz ölüp gideceği. Artık bizim gibi kuvvetli kimse yaratmayacaksın. Bu durumda bunları, Ağrı Dağı’ndan aşağı indirme.) Bu dilek Tanrı tarafından kabul edilerek, devler tılsıma dönüştürülür.”
     
  4. 5 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  5. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    Ağrı Dağın Eteği (Cano)

    Ağrı dağın eteğinde uçan güvercin olsam
    Türkü olsam dillerde cano diyar diyar dolansam
    Başımdaki sevdayı karlı dağlaramı yazsam
    Bu bendeki aşk değil cano söyle bana nere gidem

    Oy ben nidem nasıl edem başım alıp nere gidem
    Bu bendeki aşk değil cano söyle bana nere gidem

    Sen orada ben burada başım yine belalarda
    koyma beni buralarda cano söyle bana nere gidem
    Başımdaki sevdayı karlı dağlaramı yazsam
    Bu bendeki aşk değil cano söyle bana nere gidem

    Oy ben nidem nasıl edem başım alıp nere gidem
    Bu bendeki aşk değil cano söyle bana nere gidem


    Derleyen Çoban Ali


    AĞRI/DİYADİN KAPLICALARI:bayanlara erkeklere ayrı havuzlar var. isteyen 1 satliğine kiralayabilir yani size ve ailenize özel

    [​IMG]


    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]


    [​IMG]



    arkadaşlar bende ağrı diyadinliyim ağrıya giderseniz kaplıcalarına uğramadan gitmeyin şifalıdır suları ilkbaharda çok güzel olur birde yaylaya giderseniz of saçta kuzu kavurma yanına taze ekmek suğuk yayla suyuyla ayran yapın birde çoban salatası 7 senedir gitmedim gidersem ishakpaşa sarayına gitmeyide düşünüyorum ağrıda yaşayanlar misafir perverdir evlerinde kalabilirsiniz bunu günül rahatlığıyla söyleyebilirim yani masrafsız bir tatil olacak otele gitseniz bile hem konforlu hemde ucuz tafsiye ederim
     
  6. 8 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  7. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]

    [​IMG]


    Abdigor Köftesi

    Köfte ismini ishakpaşa sarayının paşasının babası kör abdi paşa'dan almıştır.Bu köfte bir tek Doğubayazıt yöresine özgudur. sığır etinin arka butlarından(gülikten) çıkarılan Sinirleri alınmış yağsız kırmızı eti tokmakla sal-taşında hamur halini alıncaya kadar dövülür,dövülen et ince kıyılmış soğanla karıştırılıp portakal büyüklüğünde yuvarlanır kaynar suya atılıp haşlanır.Piştikten sonra köftenin suyuyla pilav yapılır,bir saat dinlendikten sonra pilav üstü servis yapılır afiyet olsun.kıvamını yakalayabilene helal olsun.
     
  8. 8 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  9. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]



    Buz Mağarası
    --------------------------------------------------------------------------------

    Küçük Ağrı Dağı’nın güney eteğinde Hallaç köyünün yaklaşık 3 km kuzey doğusunda, meteor çukuru ile aynı lav tüneli sistemi üzerinde bulunan doğal bir anıt mağarasıdır. Mağara, uzun eksenli, elips biçiminde, yaklaşık 100 m uzunluğunda, 8 m derinliğinde yayvan bir çukurdur. Mağaranın ağzı esas çukura göre biraz yukarıda kalmaktadır. İçinde bazalt lavlar, kayalar ve bu kayaların üzerinde saf ve temiz suların donmasıyla oluşmuş buz tabakalarını görmek mümkün. Kışın fazla soğuk olmayan buz mağarası, hava akımının etkisiyle yukarıdan damlayan suları dondurarak buza çevirmektedir. Doğubayazıt ilçesinin en sıcak bölgesinde böylesine geniş bir çukurda dışarıdaki zıtlık gösteren buzdan sarkıt ve dikitler, insanı şaşırtacak şekildedir. Mağaranın ağzından süzülen, güneş ışığı, mağara içindeki buzlar üzerinde ışık oyunları yapmaktadır.

    Doğubayazıt ovasında çok sayıdaki bataklıktan anlaşılacağı üzere yer altı suyu tablası çok yüksektir. Bu durumda hava akımının mağaraya yakın yerlerden kaynaklandığı düşünülmektedir.

    Aşağı İnek köyünden başlayıp mağaraya doğru uzanan lav aracılığıyla mağaranın dip kısmından gelip, mağaranın iç kısmını soğutan ve mağara tavanı üzerindeki kaya kesimlerinden süzülerek damlayan suyun donmasına yol açan bu soğuk havanın özel bir bileşimi olduğu sanılmaktadır. Mağara içinde kuşların yuva yapması, şimdiye kadar mağara içinde kimsenin etkilenmemesi ve devamlı buzlu su alınması, hava bileşiminin zehirsiz olduğunu göstermektedir.

    Yöre halkının buzluk olarak adlandırdığı bu mağara, çevresindeki yerleşimlerin su ihtiyacını karşılamaktadır.

    Buzluk ta denilen buz mağarası, Küçük Ağrı dağının güney eteğinde, Hallaç köyünün 3 km. kuzey doğusundadır. Meteor çukuru ile aynı lav tüneli sistemi üzerindeki bu mağara doğal bir anıttır.



    Mağara 100 m. uzunluğunda, 50 metre genişliğinde, 8 m. derinliğinde elips biçimli bir çukurdur. İçinde bazalt lavlar, kayalar ve kayaların üzerinde renk renk görünen temiz buz tabakaları, sarkıt ve dikitler vardır. Kışın sıcak yazın soğuk olur.

    Buz mağarasının yukarılarında, özellikle İnek vadisinde değişik özellikte ve çok büyük mağaralar vardır.

    Işık tutulduğunda kristal gibi parlayan ve renkten renge giren buz parçaları insanları hayretler içinde bırakır.

    Mağaranın en önemli özelliklerinden biri de yazın soğuk, kışın sıcak olmasıdır. Kapısında sürekli sıcak ve soğuk hava akımı bulunur.
     
  10. 8 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  11. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]



    [​IMG]


    Nuh'un Gemisi
    --------------------------------------------------------------------------------

    Ağrı dağının güney karşısındaki Telçeker ile Üzengili köyleri arasında doğal bir anıttır. Aslında bu anıt, gemi biçiminde bir şekil, iz (siluet) dir. Kalıntı, Türkiye- İran Transit yoluna 3.5 km. mesafededir.

    Nuh tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir. Buranın halk arasındaki adı, Cudi dağıdır. 1983 yılından itibaren kutsal geminin kalıntılarını burada arama çalışmaları hızlanmıştır. Başta James İrwin olmak üzeri Amerikalı araştırmacılar burayı çok yönlü incelemişlerdir. Türk bilim adamları ( Atatürk Üniversitesi ve MTA Enstitüsü elemanları) da bu oluşumu bilimsel yönden incelemişlerdir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklar Yüksek Kurulu 17 Eylül 1987 tarih ve 3657 sayılı kararı ile gemi kütlesinin “ korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı” özelliği gösterdiğini belirtildiğinden, burası doğal sit alını ve açık hava müzesi olarak koruma altına alınmıştır. Geminin kalıntısı kuş bakısı görecek bir yere turistik nitelikli bir kafeterya yapılmıştır.

    Nuh’ un Gemisinin İzi

    11 Eylül 1959 günü harita yüzbaşısı İhsan Durupınar, Doğu bölgesinin havadan çekilmiş fotometrik haritalarını tetkik ederken ilginç bir resmi buldu. Resim bütün dünyayı ilgilendiriyordu. Bunun Nuh’ un gemisi olma ihtimali vardı. Bu tarihten sonra Ağrı dağı ve Telçeker köyü üstündeki heyelan bölgesinde gemi aramaları hızlandı.

    Heyelan bölgesi, Ağrı dağının tam güney karşısında, D. Bayazıt- Gürbulak yolunun güneyinde, Telçeker ve Üzengili köylerinin yamaçlarındadır. Burada gemi biçimli bir şekil vardır ki, harita yüzbaşısının üzerinde durduğu toprak şekil budur. İlk bakışta gerçekten gemiye benzeyen bu yapının heyelanın etkisiyle mi, yoksa Nuh’ un gemisinin karaya oturduğu yer mi olduğu henüz tartışma konusudur. Şekil Nuh’ un gemisi olması kadar ilginç olmakla beraber, doğal anıt niteliğindedir. Yer kabuğunun bir oyunu sonucunda oluşsa dahi, şekil yer bilimleri açısından da ilginçtir.

    Nuh’ un Gemisinin Fiziksel Özellikleri

    Gemi kütlesi, sürekli heyelan olan ve akıntının bütün şiddetiyle devam ettiği yamaçta olduğu halde, yerinde basit kalmış, şekil bozulmamıştır.

    Kütlenin biçimi, insanoğlunun yaptığı ilk gemilere benzerlik göstermektedir. Baş tarafı çok dar, arka kısmı ortaya doğru daralmış haldedir.

    Boyut olarak 165 m. x 50 m. x 13 m. ölçüsündedir. ( Bu rakamlar, kutsal kitaplarda belirtilen ölçülere uymaktadır.)

    Çevresini oluşturan toprak toprak kıyasla; gemi kütlesinin malzemesi kuvvetli bir fiziksel mukavemete sahiptir.

    Gemi içinde ve yüzeyinde üç ayrı seviyede dizilmiş, eşit aralıklarla dağılmış ve fiziksel farklılıklar gösteren bölümler mevcuttur.

    Geminin muhtelif yerlerinde gemi direklerini andıran boşluk ve tümsekler vardır
    .
     
  12. 20 Eylül 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  13. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    bu da bizim türkümüz

    ibrahim tatlıses - Ağrı Dağın Eteğinde (Cano Cano):teytey::teytey:



    [youtube]wQOBZwK4ZEc[/youtube]

    arkadaşlar ağrılıları temsilen tüm kk'nün kurban bayramını en içten dileklerimle kutlarım barış içinde ve sağlıklı bir bayram geçirmemiz dileğiyle:1hug:

    [​IMG]


    [​IMG]
     
  14. 26 Kasım 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  15. BenSergu

    BenSergu SATRAB Pro Üye

    Katılım:
    3 Mart 2007
    Mesajlar:
    1.847
    Beğenildi:
    16
    Ödül Puanları:
    108
  16. 31 Aralık 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  17. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]


    [​IMG]

    [​IMG]



    [​IMG]
     
  18. 31 Aralık 2007
    Konu Sahibi : destina_04
  19. destina_04

    destina_04 Kül kedisi Üye

    Katılım:
    24 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    177
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    108
    [​IMG]


    [​IMG]

    ağrı/doğubeyazıt ishakpaşa sarayının etrafından bir görüntü


    [​IMG]