Ahmet Hamdi Tanpınar Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Che tarafından 20 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  1. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    Ahmet Hamdi TANPINAR
    ( 1901 - 1962 )


    HAYATI:

    23 Haziran 1901'de İstanbul'da doğdu. Baytar mektebini bırakarak girdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 1923'te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı, aynı akademide estetik ve sanat tarihi dersleri verdi. 1939'da İstanbul Üniversitesi'ne Yeni Türk Edebiyatı Profesörü olarak atandı. Maraş Milletvekili olarak 1942-1946 yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bulundu. Bir süre Milli Eğitim Müfettişliği yaptı ve Güzel Sanatlar Akademisinde eski görevinde çalıştıktan sonra 1949 yılında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne yeniden döndü. Bu görevde iken 24 Ocak 1962'de İstanbul'da öldü.

    ESERLERİ:

    Bütün Şiirleri (1976-1981)
     
  2. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  3. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    ANNEM ICIN

    Bir günümüz bile sensiz geçmezken
    Şimdi mezarına hasretiz anne.

    Issız bir mezarlık, kimsesiz bir yer
    Gölgesinde ulu, loş bir mâbedin
    Bir yığın toprakla bir parça mermer
    Sırrıyla haşr olmuş orda ebedin.

    Bir yığın toprakla bir parça mermer,
    Üstünde yazılı yaşınla, adın
    Baş ucunda matem renkli serviler
    Hüznüyle titreşir sanki hayatın.

    Seni gömdük anne yıllarca evvel
    Göz yaşlarımızla bu ıssız yere
    Kimsesiz bir akşam ziyaya bedel
    Matem dağıtırken hasta kalplere.

    Kimsesiz bir akşam, ezelden yorgun
    Hüznüyle erirken Dicle de sessiz,
    Öksüzlük denilen acıyla vurgun
    Bir başka ölüydük bu toprakta biz

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  4. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  5. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BURSA DA ZAMAN

    Bursa'da bir eski cami avlusu,
    Küçük şadırvanda şakırdıyan su
    Orhan zamanından kalma bir duvar.
    Onunla bir yaşta ihtiyar çınar
    Eliyor dört yana sakin bir günü.
    Bir rüyadan arta kalmanın hüznü
    İçinde gülüyor bana derinden.
    Yüzlerce çeşmenin serinliğinden
    Ovanın yeşili göğün mavisi
    Ve mimarîlerin en ilahisi.

    Bir zafer müjdesi burda her isim
    Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
    Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
    Hala bu taşlarda gülen rüyanın.
    Güvercin bakışlı sessizlik bile
    Çınlıyor bir sonsuz devam vehmiyle.
    Gümüşlü bir fecrin zafer aynası,
    Muradiye, sabrın acı meyvası,
    Ömrünün timsali beyaz Nilüfer,
    Türbeler, camiler, eski bahçeler,
    Şanlı hikâyesi binlerce erin
    Sesi nabzım olmuş hengamelerin
    Nakleder yadını gelen geçene.

    Bu hayale uyur Bursa her gece,
    Her şafak onunla uyanır, güler
    Gümüş aydınlıkta serviler, güller
    Serin hülyasıyla çeşmelerinin.
    Başındayım sanki bir mucizenin,
    Su sesi ve kanat şakırtılarından
    Billur bir âvize Bursa'da zaman.

    Yeşil türbesini gezdik dün akşam,
    Duyduk bir musikî gibi zamandan
    Çinilere sinmiş Kur'an sesini.
    Fetih günlerinin saf neşesini
    Aydınlanmış buldum tebessümünle.

    İsterdim bu eski yerde seninle
    Başbaşa uyumak son uykumuzu,
    Bu hayal içinde... Ve ufkumuzu
    Çepçevre kaplasın bu ziya, bu renk,
    Havayı dolduran uhrevî âhenk..
    Bir ilah uykusu olur elbette
    Ölüm bu tılsımlı ebediyette,
    Belki de rüyâsı bu cetlerin,
    Beyaz bahçesinde su seslerinin

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  6. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  7. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    BÜTÜN YAZ

    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede...
    Sen zambaklar kadar beyaz
    Ve ürkek bir düsüncede,
    Sanki mehtaplı gecede,
    Hülyan, esigi aşılmaz
    Bir saray olmuştur bize;
    Hapsolmuş gibiydim bense,
    Bir çözülmez bilmecede.
    Ne güzel geçti bütün yaz,
    Geceler küçük bahçede

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  8. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  9. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    EŞİK

    Bu yekpâre akış, durgun, derinden
    Her aynada yalnız kendi görünen
    Bu yüz ve şifasız hüznü eşyanın
    Kendi cevherinde mahpus bir anın
    Dağıttığı dünya hep yaprak yaprak,
    Dalgın, unutulmuş sesleri uzak
    Bir uykudan bana tekrar dönenler,
    İçimde, dışımda hep aynı çember!
    Bin elmas parıltı oyun ve halka
    Küçük ve hiç değişmez dalgalarla
    Bende bana meçhul akşamlar yoklar!
    Gülen ve gömülen gölge ufuklar
    Acayip davetlerin rüzgârında
    Her lahza yine kendi sularında..

    Uzakta, aya çok yakın bir yerde,
    Çılgın ve muhteşem harabelerde,
    Büyük sükutların fırtınası var.
    Mermer duvarlarda kırılmış sazlar,
    Çok genç uçuşunda ve hangi haşin
    Yıldıza gülerek çarptığı için
    Alnında bir siyah nokta geceden
    Kovulanlar ışık bahçelerinden,
    Bütün ayrılıklar hepsi orada
    Bu çıplak, ümitsiz ve saf duada.
    Ve bir kadın beyaz, sakin, büyülü
    Göğsünde kanıyan bir zaman gülü
    Mahzun bakışlarla dinler derinde
    Olup olmamanın eşiklerinde.

    Garip telâşını, binlerce fecrin
    Ocağında nezir güvercinlerin
    Hülyâm o kıvılcım ve kül yağmuru
    Çırpınır bu beyaz mahşere doğru!
    Ey hiç şaşmayan göz, büyük atmaca
    Gölgesi güneşin üstünde uçan
    Dişi kuyruğunda ebedî yılan,
    Ve üstüste rüya....
    Bir ses yavaşça,
    Bir ses, bin uykudan mahmur ve zengin
    Zümrüt usaresi maviliklerin
    Suların üstünde arar kendini
    Yoklar, ömrün bütün sahillerini
    Çizgiler silinir, ufuk bir beyaz
    Çin kâsesi olur, toprak, yosun, saz
    Hep birden tutuşur narin kemerler
    Alevden sütunlar altın, mücevher,
    Ah bu çılgın yağma, Orman çatırdar
    Ve çıplak aynası ufkun tekrarlar
    Büyük masalını aydınlıkların.

    Elele bir oyun bugün ve yarın
    Bütün pınarlara koştum cevap yok
    Tekrar bana döndü her attığım ok
    Her çığlık önümde tutuştu, yandı
    Tahtayı kurt oydu, taş yosunlandı,
    Yabanî otlarla örtüldü duvar
    İlhamlı çehresi hilkatin sular
    Kaç kere değişti önümde böyle,
    Birbiri ardınca gün ve mevsimle
    Ve kaç kere bahar güldü derinde
    Güllerin kanıyan bekâretinde
    Taze gülüşüyle toprağın suyun
    Tılsımlı kadehi her susuzluğun
    Ey şafaktan, sırdan, arzudan hayâl
    Yıldızların bize ördüğü masal
    Kaç kere yarattım tenhada seni
    Beyaz kollarını, sıcak buseni
    Bakışın, gülüşün, neş'en ve hüznün
    Ay altında bir gül nağmesi yüzün.

    Evet çok bekledim, kaç kere hazan,
    Dinç atlar koşturdu boş ufuklardan
    Yeleler alevli, ağız köpüklü,
    Bulutlar bir kanlı hiddetle yüklü
    Geçtikçe batıya doğru önümden
    Zalim ümitlerle ürperirdim ben,
    Duyardım her an uzlette bir yeni
    Alemin yıkılıp devrildiğini
    Çılgın mahşerinde ses ve renklerin
    Benden sor sırrını mesafelerin
    Benden sor ve benden dinle akşamı
    Rabbim bu sonsuzluk ve onun tadı.

    Bir ses yavaşça der, bırak yalvarsın,
    Hayat bu kapıda ne çıkar varsın,
    Nakışlar gülmesin beyaz taşında
    Ölüme benzeyen bu susuzluğun
    Çağlayan hayâller yeter başında...
    Bir fikir, bir şekil dalında olgun
    Bu ağır sallanan hazan meyvası,
    Gurbet, mendillerin çırpınan yası,
    Yüzler ki bir uzak müjdeye benzer,
    Her türlü ışığa kapanmış gözler,
    Her şey, hepsi, gülen, susan, kamaşan
    Rengiyle toplanır bende ve akşam
    Rüzgârla tarümar, mevsimle sarhoş
    Gelir ta kalbimde düğümlenir

    Boş ve ümitsizdir akşamın hüznü
    Bu tenha çeşmede bir an yüzünü
    Seyredenler altın sazlar içinde
    Ruh muammasının ürperişinde
    Kaybolmuş sanırlar kendilerini
    Bırak bu tesadüf bahçelerini
    Hakikat çok uzak, karanlık, derin
    Bir dille konuşur, büyük köklerin
    Toprakla ezelden karışmış dili,
    Geceyle ölümdür asıl sevgili
    Bu ikiz aynada toplanır yollar
    Karanlık yaratır, ölüm tamamlar.
    Kaçalım seninle biz de geceye
    Ölümün kardeşi saf düşünceye
    Yeter büyüsüne aldandığımız
    Güneşin, biraz da yalnızlığımız
    Kendi aynasında gülsün, gerinsin
    Güvercin topuklu sükut gezinsin.

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  10. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  11. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    GUNLERIMIZ

    İçlenme, beyhudedir, maziyi sakın anma
    O vefasız yavruya benzer ki günlerimiz
    Kendini yuvasından bırakır ki akşama
    Benzeyen göle, sessiz.

    Ruhundaki susuzluk engin mesafelere
    Duyurmadan ne anne ne bir yuva hasreti,
    Narin kanatlarıyla uçar orman, dağ, dere
    Ve bir gün bir çukurda bulunur iskele

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  12. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  13. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    HATIRLAMA

    Sen aksamlar kadar büyülü, sıcak
    Ruyaların kadar sade, güzeldin,
    Basbasa uzandık günlerce ıslak
    Çimenlerinde yaz bahçelerinin.
    Ömrün gecesinde sükun, aydınlık
    Bosanan bir seldi avuçlarından
    Bir masal meyvası gibi paylastık
    Mehtabı kırılmıs dal uçlarından

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  14. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  15. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    MAVİ MAVİYDİ GOKYUZU

    Mavi, maviydi gökyüzü
    Bulutlar beyaz, beyazdı
    Boşluğu ve üzüntüsü
    İçinde ne garip yazdı.

    Garip güzel sonra mahzun
    Işıkla yağmur beraber
    Bir türkü ki gamlı uzun
    Ve sen gülünce açan güller..

    Beyaz, beyazdı bulutlar
    Gölgeler buğulu, derin
    Ah o hiç dinmeyen rüzgâr
    Ve uykusu çiçeklerin.

    Mor aydınlıkta bir çınar
    Veya kestane dibinde
    Mahmur süzülen bakışlar
    İkindi saatlerinde.

    Birden gülümseyen yüzün
    Sabahların aynasında
    Ve beni çıldırtan hüzün
    İki bakış arasında

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  16. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  17. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    NE ICINDEYIM ZAMANIN

    Ne içindeyim zamanın,
    Ne de büsbütün dışında
    Yekpare, geniş bir anın
    Parçalanmaz akışında.

    Bir garip rüya rengiyle
    Uyuşmuş gibi her şekil,
    Rüzgarda uçan tüy bile
    Benim kadar hafif değil.

    Başım sükutu öğüten
    Uçsuz bucaksız değirmen
    İçim muradına ermiş
    Abasız, postsuz bir derviş.

    Kökü bende bir sarmaşık
    Olmuş dünya sezmekteyim
    Mavi masmavi bir ışık
    Ortasında yüzmekteyim.

    Ahmet Hamdi TANPINAR
     
  18. 20 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : Che
  19. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    SABAH

    Serin rüzgarlara pencereni aç..
    Karşında fecirle değişen ağaç,
    Bak, seyret ağaran rengini ufkun
    Mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
    Bırak saçlarınla oynasın rüzgar.
    Gümüş çıplaklığı bir başka bahar
    Olan vücudunu ondan gizleme.
    Ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
    Esirden dudaklar okşasın sevsin
    Mademki geceden daha güzelsin!..

    Ahmet Hamdi TANPINAR