Ahmet Haşim Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve eny tarafından 30 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  1. eny

    eny Guest

    Merdiven

    Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,
    Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,
    Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak...

    Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta,
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

    Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;
    Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,
    Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?

    Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta,
    Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...

    muttasıl = aralıksız
    hafi = gizli
     
  2. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  3. eny

    eny Guest

    Havuz

    Akşam yine toplandı derinde...

    Canan gülüyor eski yerinde
    Canan ki gündüzleri gelmez
    Akşam görünür havz üzerinde,

    Meh-tab kemer taze belinde
    Üstünde sema gizli bir örtü
    Yıldızlar onun güldür elinde...
     
  4. 30 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  5. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.624
    Beğenildi:
    5.154
    Ödül Puanları:
    438
    1884-1933) Bağdat'ta doğdu. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğludur. Çocukluğu Bağdat'ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. Galatasaray Lisesini bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Çeşitli devlet memurluklarında bulundu. Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. Şiirleri, Servet-i Fünûn, Âşiyan, Muhit ve Dergâh gibi ünlü dergilerde yayımlandı. Sembolist ve empresyonist etki ve izler taşıyan şiirler yazdı. "Akşam şairi" olarak tanındı.

    ESERLERİ
    Şiirleri: Göl Saatleri, Piyale.
    Fıkra ve Sohbet:Bize Göre,Gurabahane-i Laklakan
    Gezi:Frankfurt Seyahatnamesi

    MUKADDİME
    Zannetme ki güldür, ne de lâle,
    Âteş doludur, tutma yanarsın,
    Karşında şu gülgûn piyâle...

    İçmişti Fuzûlî bu alevden,
    Düşmüştü bu iksîr ile Mecnûn
    Şi'rin sana anlattığı hâle...

    Yanmakta bu sâgardan içenler,
    Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı,
    Baştan başa efgân ile nâle...

    Âteş doludur, tutma yanarsın,
    Karşında şu gülgûn piyâle...