Ahmet Kutsi Tecer Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve roxett tarafından 28 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  1. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    AHMET KUTSI TECER (1901-1967)

    Kudus'te dogdu. Istanbul Universitesi Edebiyat Fakultesi Felsefe
    Bolumu'nu bitirdi. Ogretmenlik yapti, Milli Egitim Bakanligi'nda
    cesitli gorevlerde bulundu. Halkevleri Mufettisligi, Paris'te
    Kultur Ateseligi, Guzel Sanatlar Akademisi'nde ogretim uyeligi gibi
    gorevlerden sonra, Urfa milletvekili olarak parlamentoya girdi.
    Uzun sure `Ulku' dergisini yonetti.

    Siir Kitabi: Siirler (1932).

    ``Ahmet Kutsi Tecer, ilk devrinde bilhassa eski halk siirinin en toplu
    sekli olan kosma uzerinde durmus ve onu redif denilen kafiye sisteminden
    kurtararak modernlestirmistir. Sivas'ta halk siiri ananesini daha
    yakindan tanimis ve folkloru yeni bir iklim gibi kesfetmistir.''
    (Ahmet Hamdi Tanpinar, 1977)

    Ahmet Necdet,
    Modern Turk Siiri
    Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler
    Broy Yayinevi, Ekim 1993.

    Ağız Tadı

    Ne kadar geçti aradan?
    Bilemiyorum.
    Özlemin çığ gibi büyüyor
    Dayanma gücünü bulamıyorum.

    Yalnızca avunuyorum.
    Ellerini tutamasam da
    Bakışların hep gözlerimde duruyor
    Ağız tadım bozuk dedimse de
    İnanma
    Dudaklarının tadını unutamıyorum.

    Göğüslerini avuçlamak
    bazı bir bir emmek istiyorum
    Buz kesildiğim oluyor bazen
    sana sarılıp uyuyorum.

    Tüm bunlar yetmiyor ama
    Seni ara sıra gözlüyorum da
    Nasıl bir duygu anlamıyorum
    Kahroluyorum.

    Sana müthiş kızdığım da oluyor bazen
    İliklerim sızlıyor seni anımsadığımda
    Diri, dip diri oluyorum
    Allah belanı ver(me)sin
    Seni özlüyorum seni istiyorum.
     
  2. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  3. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Başbaşa

    İşte bir vazoda açmış iki gül,
    İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz.
    Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül,
    Saksıya baktıkça içimde bir haz.

    Dışarda fırtına, uğultu, tipi;
    Odada sessizlik tutulur gibi;
    İşte o da geldi, evin sahibi,
    Oturduk, eskiden konuştuk biraz.

    Dışarda fırtına, tipi... Yerler kar;
    İçerde başbaşa iki bahtiyar.
    Onları ısıtan eski bir bahar,
    Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.
    ********************

    Besbelli

    Besbelli ölümüm sabahleyindir
    İlk ışık korkuyla girerken camdan,
    Uzan, baş ucumda perdeyi indir,
    Mum olduğu gibi kalsın akşamdan.
    Sonra koş terlikle haber vermeye,
    "Kiracım bu sabah can verdi" diye,
    Üç beş kişi duysun ve belediye
    Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.
    Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut,
    Sen de eller gibi adımı unut,
    Kapımı birkaç gün için açık tut,
    Eşyam bakakalsın diye arkamdan
    **********************

    Bir Toprak İşçisine

    Sen omuzunda yorgan, elinde torban,
    Sen mevsim işçisi, büyük gezginci,,
    doğduğundan beri sen, anan, baban,
    Orakçı, çapacı, ırgat, ekinci,

    Sen, anan ve baban... Siz topraksızlar,
    Sizi ben tanırım uzun yollardan.
    Sizi ey yığın yığın büyük yalnızlar,
    Sizi de yaratmış bizi yaradan.

    Ekip biçtiğiniz toprak sizindir,
    Sizindir zorluğu, derdi, mihneti.
    Sizin çektiğiniz derde dar gelir,
    Tanrının ambarı olsa cenneti.

    Ve cennet, dünyanın kurulduğundan
    Beridir Tanrı’nın düşüncesidir.
    Sen sabrını yere çaldığın zaman
    Bu güzel hülyadan Tanrı ürperir.

    Siz ey yığın yığın büyük yalnızlar,
    Sizi de yaratmış bizi yaradan.
    Ey mevsim işçisi, ey topraksızlar,
    Sizin toprağınız size bu vatan.
     
  4. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  5. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Çingirak

    Bir gün parmakliga elin varmadan,
    Bir titreyiş gibi çalar çingirak.
    Mevsimler geçtikten sonra aradan,
    Bu ses beni bir gün çagirsin, birak...

    Kumluktan serperken dallar başina,
    Geç hizla, merdiven gelir karşina,
    Eşikten atlarken ayak taşina,
    Bu sesler içimde yer etsin, birak...

    It, işte önünde kapim, aralik,
    Oda biraktigin gün kadar ilik,
    Bir ince su sesi gibi lik, lik, lik,
    Gönlünden nedamet boşansin, birak...

    ************************

    Ilgaz Dağlarından

    Siz, ağaçlar, elbet beni bildiniz,
    Ben sizden ayrılmış yürür bir dalım.
    Ey çamlar, köknarlar, ey yeşil deniz.
    Ben kendi kendini sürür bir dalım.

    Kırığım, içimden çıkmaz bu acı,
    Gün oldu başıma hasretin tacı,
    Düşündüğüm zaman asıl ağacı,
    İçimi yalnızlık bürür bir dalım.

    Ne sert kış ne gümrah ve gölgeli yaz,
    Ne ılık meltemler, ne keskin ayaz.
    Mevsimler derdime bir şifa olmaz,
    Ben kökünden kopmuş çürür bir dalım.
     
  6. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  7. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    İhtiyar Âşık

    Yıllardan beridir ağaran teller,
    Bu akşam parıldar şakaklarında.
    "Bu gece ömrümün en son demi, der,
    Büsbütün ağarsın varsın yarın da..."

    Çırpınır göğsünün içinde kalbi,
    Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi.
    Nedir bu esrarlı halin sebebi?
    Neden parlıyor gözler?... Bir oda:

    Yaslanmış, altından ipek bir sedir,
    Bir kız ki ay ondan beyaz değildir.
    Öptükçe ağaran bir gül denilir.
    İhtiyar bülbülün dudaklarında...

    *************************

    Keremin İlhamiyle

    Ne zaman düşünsem sizi titrerim,
    Yaslı daglar, yüzü gülmeyen dağlar!
    Bu dağlar içinde bir yer var derim,
    Orada kaybolan bir ses var, ağlar.

    Neden hiç çıkmıyor içimden bu ses
    Tipi, çığ, fırtına... Donar her nefes,
    Yine bu ses ağlar, işitmez herkes,
    Beni kıvrandırır, inletir, yakar.

    Hey bu dağlar yalçın, karanlık, derin!
    Ne bir geçit verir ne sıcak bir in.
    Gün battığı zaman sarp tepelerin
    Üstünden bir kartal geçer, o kadar...
     
  8. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  9. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Kır Uykusu

    Ne hoştur kırlarda yazın uyumak!
    Bulutlar ufukta beyaz bir yumak,
    Ağaçlar bir derin hulyaya varmış,
    Saçında yepyeni teller ağarmış.
    Baş yorgun, yaslanır yeşil otlara,
    Göz dalgın, uzanır ta bulutlara.
    Öğleyin bu uyku bir aralıktır,
    Saf hava bir kanat gibi ılıktır.
    Zaman gönülde ne varsa diner,
    Yüzlere tülümsü bir buğu iner.
    Erirken sıcakta yaz kokuları,
    Ne hoştur, ne hoştur kır uykuları!

    **************************

    Nerdesin?

    Geceleyin bir ses böler uykumu.
    İçim ürpermeyle dolar:--- NERDESİN??
    Arıyorum yıllar var ki ben onu,
    Aşıkıyım beni çağıran sesin.

    Gün olur sürüyüp beni derbeder,
    Bu ses rüzgârlara karışır gider.
    Gün olur peşimden yürür beraber,
    Ansızın haykırır bana:--- NERDESİN??

    Bütün sevgileri atıp içimden,
    Varlığımı yalnız ona verdim ben,
    Elverir ki bir gün bana derinden
    Ta derinden bir gün bana "GEL" desin.
     
  10. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  11. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108


    Orda Bir Köy Var Uzakta

    Orda bir köy var uzakta,
    O köy bizim köyümüzdür.
    Gezmesek de, tozmasak da
    O köy bizim köyümüzdür.

    Orda bir ev var uzakta.
    O ev bizim evimizdir.
    Yatmasak da, kalmasak da,
    O ev bizim evimizdir.

    Orda bir ses var uzakta,
    O ses bizim sesimizdir.
    Duymasak da, tınmasak da
    O ses bizim sesimizdir.

    Orda bir dağ var uzakta,
    O dağ bizim dağımızdır.
    İnmesek de, çıkmasak da
    O dağ bizim dağımızdır.

    Orda bir yol var uzakta.
    O yol bizim yolumuzdur.
    Dönmesek de, varmasak da
    O yol bizim yolumuzdur.
     
  12. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  13. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    Seni Seviyorum Demek İsterdim

    seni seviyorum demek isterdim
    ölesiye bir duyguyla,
    taparcasına dil dökmek
    ve saçlarım ağarmadan söylemek isterdim

    seni sarmak isterdim sonsuzlukla
    delicesine sevmek
    bir sarhoş gibi adını sayıklamak
    ve bağırarak kollarında ölmek isterdim
    gülüm

    ****************************

    Tabiat Odam

    Severim kırlarda ben yaşamayı,
    On iki ayı.
    Severim kırların yeşil göğsünü,
    Bütün süsünü.

    İstemem başımın üzerinde dam,
    Tabiat odam.
    İstemem topraktan başka bir yatak,
    Kehkeşanlar tak.

    Kuşlardan savrulan bir incecik tüy,
    Üstümde örtü.
    Ve aydan kırpılan bütün yıldızlar,
    Rüyamda kızlar.

    Her sabah neşeyle uyanan bir eş,
    Koynumda güneş.
    Dallarda ötüşen kuşlar kabilem,
    Bilmezler elem.

    Ağlarsak bizimle beraber olur,
    Hemşirem yağmur.
    Sızlarsak bizimle beraber sızlar,
    Kardeşim rüzgâr.

    İsteyen toplasın binlerce arşın,
    Karlardan kışın.
    Mutlaka öptürür bağlarda temmuz,
    Çıplak bir omuz.

    Severim kırlarda ben yaşamayı,
    On iki ayı.
    Severim kırların yeşil göğsünü,
    Bütün süsünü.

    Ölürsem istemem ne yas, ne kefen,
    Ne başka bir fen.
    Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun,
    Ruhum uyusun
     
  14. 28 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  15. Che

    Che Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenildi:
    10
    Ödül Puanları:
    106
    EGER BİRGUN ÖLÜRSEM

    Eğer bir gün ölürsem gençliğime doymadan
    Kumral başımı senin dizlerine koymadan
    Eğer bir gün sönerse gözlerimin ateşi
    Parlamazsa başımın üstünde aşk güneşi
    Ölürsem bir gün eğer,
    Kalbimi kemirip de yiyinceye kadar yer
    Aşkımın başı için silme beni yadından
    An beni seherlerde bir kuşun feryadından..

    An ki.. ben ilk aşkımın demlerini yaşadım,
    Ölürsem bu son aşkım olacak diye şadım.
    Bir gün gelir yolunun üstündeki serviler,
    Sana, bu ilk aşkımın mısralarını söyler.
    Dudaklarım toprağın altında çürüse de,
    Ruhum sarhoş gibidir ezeli bir busede.
    Görünmez ellerimden ürpersin diye tenin,
    Bırak mehtabı olsun omzunda bir tül senin.
    Aç pencereni ılık bahar akşamlarında,
    Benim öksüz ruhumdur çırpınan camlarında!

    Beni an, senden başka yok beni anacak,
    Yanmazsan sen de eğer, gençliğim hep yanacak.
    İnan senden başka yok gönlümde kimseye yer,
    Fakat, sen de anlamazsan beni, ölürsem eğer.
    Anlamazsan, ölürüm de gençliğime doymadan,
    Kumral başımı senin dizlerine koymadan,
    Dağılırsam bir avuç toprak gibi sellerle
    Gönlünde en samimi en coşkun emellerle
    Kuracağım türbeyi günahın günahın devirmesin.
    Bana vereceğini Allah sana vermesin.

    Fakat düşün ki, sen de kalbimde gömülüsün,
    Ben ölürsem demek ki sen de artık ölüsün
    Kim senin gözlerini mehtapta yad edecek
    Kim sana bu feryadım gibi feryad edecek
    Kim senin saçlarını övecek uzun uzun
    Korkum budur ki bir gün sen de unutulursun!

    Eğer bir gün ölürsem gençliğime doymadan
    Kumral başımı senin dizlerine koymadan
    Eğer bir gün sönerse gözlerimin ateşi
    Parlamazsa başımın üstünde aşk güneşi
    Ölürsem bir gün eğer,
    Kalbimi kemirip de yiyinceye kadar yer
    Aşkımın başı için silme beni yadından
    An beni seherlerde bir kuşun feryadından......

    AHMET KUTSİ TECER
     
  16. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  17. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    KONYA DESTANI
    Sabahtan vardım Konya'ya
    Baktım cihana uyanık.
    Kimi binek, kimi yaya,
    Baktım meydana uyanık.

    Şehirde herkes ayakta,
    Kepenkler kaldırılmakta.
    Asker, mektepli sokakta,
    Baktım her yana uyanık.

    Sabahtan akşama kadar,
    Didinir, terler, çabalar.
    Uyanık bütün babalar,
    Oğul, kız, ana uyanık.

    Konuşursan bir kelime,
    Kavuşursun bin selama,
    Lafında şive var ama,
    Fikirde mana uyanık.

    Karatay, İnceminare,
    Dolaştım hep birer kere.
    Her köşeye, her esere,
    Bakındım rana uyanık.

    Alaiddin tepesi'ne,
    Çıkdım tarihin sesine.
    Selçukların türbesine,
    Baktım, amenna, uyanık.

    Baktım tarihe, zamana,
    Baktım Alaiddin Han'a,
    Baktım o büyük insana,
    Kılıç Arslan'a uyanık.

    Görünmez bir debdebede,
    Gönüllerden bir türbede,
    Yeşil üsküflü kubbede,
    Uyur Mevlana, uyanık.

    Tecerim bu nasıl hülya,
    Uyanıkken gördüm rüya,
    Eski Konya, Yeni Konya,
    Göründü bana uyanık.
     
  18. 30 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : roxett
  19. roxett

    roxett Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    108
    SELAM OLSUN..

    Selâm olsun bizden güzel dünyaya
    Bahçelerde hâlâ güller açar mı?
    Selâm olsun sonsuz güneşe, aya,
    Işıklar, gölgeler suda oynar mı?

    Hepsi güzeldir kar, tipi, fırtına
    Günlerin geçişi ardı ardına.
    Hasretsiz bir kanat şakırtısına
    Mavi gökte kuşlar yine uçar mı?

    Uzak, çok uzağız şimdi ışıktan,
    Çocuk sesinden, gül ve sarmaşıktan,
    Dönmeyen gemiler olduk açıktan,
    Adımızı soran, arayan var mı?