Ahmet Sava zpnar iirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve EU3 tarafından 1 Temmuz 2009 başlatılmıştır.

    1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  1. EU3

    EU3 Guest

    YAĞMUR AĞLADI MELEKLER
    Sevgili yokkadınım…
    Dün gece yarısı, senin ellerinle diktiğin sardunyaya su verirken, bana söylediklerin geldi aklıma… insan bir kez yapayalnız kalmasın, penceresindeki sardunya ile bile konuşur. Saksı içindeki bir sardunyanın varlığı bile yalnızlığa çaredir derdin… sanki bir sevgilinin yanağını okşar gibi sardunyanın yapraklarını parmak uçların ile okşardın…
    Bir defasında bu dünya bize geri alınmak üzere verilmiş bir armağan. Her anını çocukça bir doluluk ile yaşamalı ve dünyada herkes bişeyler bırakmalı demiştin…
    İnsan laf olsun diye yaşayıp, sonra da bir sonbahar yaprağı gibi izi bile kalmadan çürüyüp gitmemeliydi sana göre…
    Sonbaharda yere düşen yaprak bile aslında yeniden filizler vermek için toprak olurken, biz insanların bir yaprağın bile yapabileceği bir şeyi yaparak, sadece çürüyüp gitmek için yaşaması çok acı derdin…
    İnsan yaşamını yaşamakla anlamlandırmalı. Sokaktaki taşın bile bir anlamı var bu dünyada, bir mezarın başucuna nişan olur, bir evin duvarının parçası olur, kalaşnikofa karşı bir kurşun, bir silah olur derdin…
    Hiç unutmadım sabahlara kadar bir demlik çay ve paketlerce sigara dostluğunda bana anlattıklarını…
    Yağmur taneleri meleklerin gözyaşıdır demiştin, yağmurun cama ve yüzümüze çizikler attığı bir gece… sonra devam etmiştin…
    Yeryüzünde kötülükler, zulümler ve cinayetler ne zaman artsa, melekler hep birlikte gözyaşı dökermiş… yeryüzünde bir zaman kötülükler dur durak bilmeksizin artmış ve melekler o kadar çok gözyaşı dökmüşler ki, bütün dünyayı bir tufan sarmış… birkaç iyi insan hariç yeryüzünde kimse kalmamış…
    Bu yaz o kadar çok yağmur yağdı ki, hep senin söylediklerin geldi aklıma…
    Yokkadınım, hep yok kalanım…
    Şimdi yine yağmur yağıyor ve ben yağmur damlaları içinde senin gözyaşlarını görebiliyorum…
    AHMET SAVAŞ ÖZPINAR
     
  2. 1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  3. EU3

    EU3 Guest

    aŞK Ve CiNaYeT KoLeKSiYoNu...



    Yüz yıllardır fotoğraflar sararttım, dolunayın puslu ışığında…


    Bin yıllardır kurumuş kan koleksiyonu yaptım,
    okuduğum her yeni insan öyküsünde…


    Biriktirdiğim bu koleksiyonlar,
    bütün canlılardan önce doğan günü
    canhıraş çığlıkları ile karşılayan alaycı kargaların şahit oldukları yanında
    bir hiçtir aslında…


    O alaycı kargalar ki;
    bütün çağlarda gözleri kan bakışlı savaşçıların,
    tan henüz ağarmadan bir karabasan gibi baskınlar yaptığını,
    gözleri perdeli yaşlıların uykuda boğazlandığını, ana rahmindeki
    bebeklerin daha doğmadan öldürüldüğünü ve daha gözlerine göz değmeden
    ırzına geçilen kadınların paramparça kasık aralarını gördüler…


    Eşi bulunmaz koleksiyonlar yaptı insanoğlu, bütün zulümlerinden…
    Adına tarih dendi, karşılığı insan kanı ile ödendi…


    Üstelik bu koleksiyonu sergilemek için harcı
    insan etinden muhteşem müzeler ve saraylar bina etti…


    Her insan bir koleksiyoncu aslında…
    Hayatında en çok neyi sevmişse,
    neyi değerli paha biçilmez bulmuşsa, onun koleksiyonunu yaptı…


    Bu sebeptir kimimizin aşklar, kimimizin cinayetler, kimimizin servetler biriktirmesi…
    Ama bu dünyanın en zengin koleksiyoncuları,
    bütün canlılardan önce uyanıp, gökyüzünü arşınlayan alaycı kargalardır…


    Onlar,
    yeryüzündeki kayda değer bütün aşkların ve cinayetlerin,
    gecenin karanlığının en koyu olduğu zamanda,
    yani tan vakti yaklaştığında yaşandığını çoktan öğrenmişlerdi çünkü…


    O yüzden yüzyıl ömür yaşadı bütün alaycı kargalar…
    AHMET SAVAŞ ÖZPINAR
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 1 Temmuz 2009
  4. 1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  5. EU3

    EU3 Guest

    BELKı BıR GÜN KIZIM
    Belki bir gün kızım, belki birgün,
    yıllaröncesinden sana yazılmış bu yazıyı okuyacaksın,
    iyice eskimiş, yıpranmış ve sararmış bir kitabın sayfalarında...
    Çok daha eski bir başka kitapta,
    yine senin adın için yazılmış bir yazı daha bulacaksın...
    ıhtimaldir ki, o yazıdaki adlardan biri olacak senin adın...
    Keşke sevdiğim bütün kadınların adlarını sana verebilseydin kızım,
    sen, kimbilir üzerinde ne güzel taşırdın benim bütün aşklarımı...


    Aşk anne ve babamızdan bize geçen
    kalıtımsalbir hastalık güzel kızım...
    Bana annem ve babamdan geçti,
    sana da benden ve annen olacak
    masal gözlü kadından geçecek...
    Onu iyi taşı ve sakla kızı, çünkü
    sadece aşk katlanılırkılıyor hayatı...
    Aşkla beraber, genlerimdeki uçarılık ve
    ailikte geçecek sana kızım, bir de annenin güzelliği ve sadakati...
    Sen, bütün bunları göğsünde bir boş gibi taşıyacaksın kızım...
    Saçlarının yağmur kokusunu ve teninin tanrısal kokusunu şimdiden duyuyorum...


    Zamanı gelince, saçlarını örttüğünde ne kadar güzel
    olacaksındır kim bilir...
    Başındaki örtünle, mübarek ayetler okunurken gözyaşı dökende,
    aynı örtüyü bir kına gecesinde başından çözüp beline bağladığında
    neşe içinde raks eden de sen olacaksın kızım...


    Zamanı gelince bir adam seveceksin kızım...
    Ondan yasak ağacın meyvesini iste...
    Seni cennetten tekrar kovulmak pahasına sevemeyecek bir adamı, sakın sevme kızım...
    Geceleri senin saçlarını avuçlarına doldurmadan uyuyacak bir adamı sakın sevme kızım...
    Bir de ardında sakın kırık bir kalp bırakma kızım, bir de neden yaşamadım ki diyebileceğin her hangi bir şey...
    Sana benden geçecek tüm emanetlere iyi bak kızım, çünkü o emanetleri sende kızına bırakacaksın...


    Bir gün kızım, bir gün, seninle konuşacağımız çok şey olacak, hayata, insana, aşka ve bizi yaratana dair...
    Şimdilik bu kadar...


    Seni bekliyorum güzel kızım...
    Ahmet Savaş Özpınar
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 1 Temmuz 2009
  6. 1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  7. EU3

    EU3 Guest

    BENİM KELİMELERİM…

    Benim kelimelerim suya yazılmıştır…
    Nuh tufanı yeniden kapladığında yeryüzünü, hiçbir şey kalmayacak geriye…
    Hiç kalmayan aşklarımız, dostluklarımız, anılarımız ve merhametimiz gibi…


    Benim kelimelerim sessizliğe yazılmıştır…
    Bakmayın yorgun yüzüme, hepimizin yaşadıklarının aynısı yüz çizgilerimde saklı olanlar…
    Bin yıllık hayatlar gibi ölümsüz, bir nefes sonunda yok olacak kadar sıradan…


    Benim kelimelerim boşluğa yazılmıştır…
    Bakmayın hep aşkı anlattığıma…
    Biraz da olmayanın içinde var olanı aramaktır hayat dediğimiz yolculuğun özü…


    Benim kelimelerim geceye yazılmıştır…
    Gündüz okuduğunuzda, gün ışığında var olan her şey gibi anlamsız gelecektir…
    Kalbinizde izi kalsın istiyorsanız eğer, gece yarılarında okuyun bu kelimeleri…
    Benim yalnızlıklarım, benim sırlarım, benim korkularım ve benim aşklarım, leylin siyah boyasına yazılmıştır…
    Aramayın boşuna, gün ışığında bulamazsınız…

    Anlatacaklarım ısıtmayacak içinizi, hatta daha çok üşütecek belki de kalplerinizi…

    Tıpkı yaz ortasında üşüyen ellerine sıcak soluğunu üfleyerek ısınmaya çalışan bir tinerci çocuk gibi, siz de üşüyeceksiniz kelimelerimde…

    Bu kelimeler, hiç kimse olmak isteyen bir adamın düşleridir ve her zaman yok olana yazılmıştır…


    AHMET SAVAŞ ÖZPINAR
     
  8. 1 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  9. EU3

    EU3 Guest

    Farz edin ki bu gece son…

    Bunlar sonra yaşayacağınız geceler olsa da bu gece son…

    Hani bazen kaçıp gitmek isteriz…
    Kimsenin bilmediği, kimsenin bizi tanımadığı bir yere…
    Hatta kendimizi bile tanımayacağımızı umut ettiğimiz bir yere…

    Çünkü hepimiz geçmişimizi,
    aşklarımızı, kederlerimizi ve sırlarımızı
    bir çırpıda unutacağımız bir yer arıyoruz…yine,
    yeniden başlamak ve bu kez hata yapmamak istiyoruz…

    Oysa…
    Her yeni yer yeni bir hayat…
    Her yeni hayat yeni bir insan…
    Her yeni insan yeni bir yitiriş…
    Her yeni sandığımız, aslında eskinin yeni yüzünden başka bir şey değil…

    Farz edin ki bu gece son…
    Kelimelere, şarkılara, aşklara…
    Hafızamızın kalleş katili hatıralara…

    Fırından aldığımız ekmeğin daha eve ulaşmadan soğuması gibi…
    Dünyanın yaratılıştan bugüne giderek soğuması gibi…
    Bir zamanlar sıcacık olan evlerimizin içinin giderek soğuması gibi…bir gün bizim de bedenlerimiz soğuyacak…

    Sonra…
    Sonra hiç…
    Geride bıraktıklarımızın içi şöyle bir üşüyecek, hepsi bu…
    AHMET SAVAŞ ÖZPINAR
     
  10. 14 Temmuz 2009
    Konu Sahibi : EU3
  11. arven

    arven Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    merhaba lilyum, ahmet savaş okuyan birine rastlama ne güzel. kalemini iyi kullanan bir yazar. en sevdiğim yazılarını paylaşmıssınız. teşekkür ederim. ahmet savaş uzun zamandır ortada yok, yazılarını özledim.