Ahmet Selim Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve Eski_dxuxnya tarafından 27 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    27 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  1. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    iFTARINI MELEKLERLE BEKLEDİĞİM, ORUCUNU GÖZYAŞIYLA TUTTUĞUM RAMAZAN GELDİ.dİNLEMENİZİ TAVSİYE EDERİM BU ŞİİRİ,ÇOK BEĞENECEĞİNİZE GARANTİ VERİYORUM
    http://www.divshare.com/download/1964324-679 TIKLAYIN LÜTFEN

    DİĞER ŞİİRLERİ

    YARALARIMI ELLERİMLE DİKTİM

    Bütün yaralarımı kapattım
    Ellerimle diktim hançerinin bütün izlerini

    Gece bazen yüzüne çökerde kapkaranlık olursun ya
    Gecenin ortasından bir yol arayıp bir ışık arayıp şehre doğru gidersin ya
    Ve bazen kılıcınla değil de sözlerinle dokunursun ya kalbime
    İşte öyle bir geceydi

    Artık savaştan dönen yenilmiş bir er gibiyim
    Şimdi bana baksalar sadece hüzün görürler.
    Gecenin ortasında yapayalnız bir ağustos böceği gibiyim ışıksız
    Kendine bile mecali olmayan yaralı bir kuş gibiyim
    Hayatı bölüşmek istedin ya benimle
    İstersen ve dayanabilirsen hüznümü ve acılarımı bölüşebilirim seninle
    Ama bir ekmek gibi böldüğümde kendimi
    Dayanamayıp gidersen ardın sıra hiç türkü bekleme benden

    Yaralarımı kendim sardım yaralarımı kendim diktim ellerimle canlı canlı
    Beni acıyla imtihan edemezsin
    Gidebilirsin yüreğini alıp gidebilirsin
    Ama yüzümdeki gözlerim deki siluetini silemezsin
    Yapabileceğin şeyleri yap
    Bütün acıları ver bütün intikamını al

    Ama bil ki ben seni içimden göndermezsem hiçbir zaman gidemezsin

    Ahmet Selim

    BU BİR KÜLÜN HİKÂYESİDİR

    Yanmayı başarmış bir gönlün hikâyesi
    Yanan her gönül bir gün geri döner
    Yandığı gözlerin tam ortasına
    Bu bir külün hikâyesi
    Bazen bir sigaranın dumanında
    Bazen sevgiliye giden bir mektubun kenarında
    Yüreğin anlıyor beni, hissediyorum
    Şarkı öyle söylüyordu değil mi?
    Biraz kül biraz duman o benim işte
    Kerem misali yanan o benim işte
    Bir gecenin ucunda
    Gemilerin, sahile vardığı o ışık benim
    Bir korum, yanıyorum
    Artık bir külüm işte
    Yanmayı başaran her odun hikâyesidir,
    Her gönlün
    Bir külün hikâyesi
    Gece büyür hayatın yorgunluğu çöker insanın üstüne
    Bazı geceler sanki daha da uzar
    Varmaz sabaha
    Hep bir ateş yanar, hep bir yürek
    Hep yarım kalmış bir sevda vardır
    Sevdanın yarısı hep diğer yarısına ağlar
    Yaşanmamışlara yanar
    Azalıyorsam sebepsiz değil
    Bir külün hikâyesidir bu
    Yanmayı başarmış
    Mutlu bir gönlün hikâyesi

    Ahmet Selim
     
  2. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  3. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    a.s.Sende sağolasın canımmm,peşimizden dağınıklığımızı topluyorsun,süpürüyorsun hakkını helal et, daha önceden eklediğimi unutmuşum inan:1rolleyes:

    UMUT

    bir umuda bağlıydı pamuk ipliği hayatımız
    bir umut ki ayışığı renginde
    bir umut ki gözlerinin sabah dünyaya doğduğu gibi

    isyan isyan büyüyen gece
    susarsa sabahın kızıllığına
    bülbül kafesle dost olursa bir gün
    dudaklarımdan şarkılar değil de
    ağlar gibi bir ses dökülürse
    dökülürsek sonbaharı beklemeden
    o an artık gelmesen de olur
    çünkü ben senden
    ve seni kucaklayan dünyandan vazgeçmişimdir
    bunu böyle bilesin.

    bir umut ki üşüyen ellerime ellerinden daha yakın
    bir umut ki yün bir eldiven kadar hissiz ama dost
    bir umut ki buzla ovar gibi yakıcı

    sessizlik kelime kelime büyüdüğünde
    sessizce bir tomurcuk açar ansızın
    kaf dağından yuvarlanan küçük dağlar
    nasıl isyan ederse kudretine haksızlığın
    nasıl bağıra çağıra
    nasıl çığlık çığlığa
    toz duman olursa ırmaklara karışıp
    dünya denilen bu hengame de öyle oyalar
    öyle sağır eder yüreğini.
    dipsiz kuyulardan bağırmak
    tıkanıp ağlayamamak
    ve yeniden doğamamak kadar sancılı bir andayım şimdi
    çünkü şiir kimsenin bilmediği bir şelaledir gönlümden gönlüne akan
    eski bir tüfek gibi geri teper deler geçer sahibini
    sözlerime aç ki ağuşunu sönsün içinde ateşler
    aç ki kapılarını ardına dek
    aç ki bayraklarını
    bir serin bahar rüzgarı olayım aç ki kalbini

    bir umut ki adı konmamış
    bir umut ki umut gibi değil hüsran gibi
    bir umut ki ham bir meyve henüz daha olmamış..

    gülümün yapraklarıyla fal bakan katiller
    sarhoşsalar şimdi zaferin şerbetiyle
    tam tam sesleri duyuyorsak hala zamana inat
    ve kazanlarda çiğ et fokurduyorsa
    şeytanla halay çekenler bilsin ki
    umuda kılıç çekilmez

    çünkü umut içimde bir siperdir korkulardan arınmış
    çünkü umut bir güldür içimde
    henüz daha solmamış.

    Ahmet Selim
     
  4. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  5. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Teşekkür ederim,yorum için sağolasın

    BİZ

    Güneşi kurup yatmışsan eğer
    Zaman denen zehriyle uyandırıyor saatimin akrebi
    Bak yine bir sabah güneşi kadar dakik
    Tabiat gibi hazırım uyanmaya uykularımdan
    Müjdelerle geldim
    Güzel günlerle geldim
    En göz alıcısını desteledim duygularımdan senin için
    Yüzümün rengini sana verdiğim için
    Halimi sormaz oldum aynalara
    Bir yudum su gibi
    Hasret kaldım gülmelere
    Umudumu bıraktım ya hep sonralara
    Ruhumun yokuşları alıştı artık bu kaymalara

    Bir gölge gibi saklanıyordum ışıklardan sen gelmeden
    Yaşıyordum
    Hem yaşamadan hem ölmeden
    Işığın bir selam getirdi ya gülmeden
    Memleketimden şehrimden
    Kendimden
    Birikmiş kahkahalarımı o yüzden saldım
    Yoksa aklım başımda
    Deli değilim ben

    El feneri kadar bile olsa
    Aydınlık aydınlıktı
    Kaçtım ya o pek sevdiğim kuytularımdan
    Kendimi yaban koydum ya senin için
    Mecbursun
    Dinleyeceksin
    Dinlemelisin
    Göğsümden bir damar sızıyor bak
    Bak sular çekiliyor kuyularımdan
    Toz tutmuş hayatımı silmelisin
    Kurumadan içimdeki kaynak
    Derdimi dinlemelisin

    Bir imtihan oluyorduk
    Ve dünya oyalıyordu beni sen uyarmadan
    İçime bir el gibi deyiyordu her hüzzam şarkı
    Daralıyordu odalar
    İçim daralıyordu
    Eşyalar üstüme üstüme yürüyordu
    Ama bir taş gibi metanetini koruyordu inadım
    Bir fotoroman kadar donuktu belki hayatım
    Lakin ben çok sahici oynuyordum
    Bir sen anladın ya sahteliğimi
    Belki de o yüzden sana böyle bağlandım
    Kim bilir
    Belki

    Naftalinli dolaplar gibi eskiler kokuyordu her yer
    Ve yer yer eski zamanlar geçiyordu yanımızdan omzumuza çarparak
    “Ah ulan! “dediğimiz hayaller geçiyordu
    Bir meyhur gibi yıllar
    Gözümüzün içine baka baka içiyordu bizi
    Ve her dakika
    Biz de bir eski zaman hikâyesi oluyorduk aslında
    Zaman şanslıları seçiyordu hayat oyununda
    Zaman başkalarını seçiyordu

    Biz birbirimize küsmeye mahkûm edildik
    Benim sırtım çıplaktı
    Seninse ipek böcekleri koza örmüştü tenine
    Yine de ikimiz de ezilmedik mi
    Hani farklı dünyalardandık biz
    Fazladan bir şey kaldı mı birimize

    Akçeler belimize ağır gelse de
    Aslında hepimiz birer baldırı çıplağız
    Yanlış zamanda da gelmedik hayır
    Hayır biz yanlışız

    Düşman yüreğimizden vurmuş bizi
    İçimizden vurmuş
    Şarapneller sevgimize deymiş
    Kaşlarımıza deymiş göz bebeklerimize
    Yüreğimizin kanını
    Gözümüzün akını
    Aşk denen feri almış
    Hatıralarımızı çalmış düşman
    Eski fotoğraflarımızı çalmış
    Komamış ki bizi bize
    Omuz omuza olmayalım diye
    Onca yükü asmış omuzlarımıza
    Ve çitleri yıkıp bir domuz gibi
    Mındar edip şehrimizi koyup kaçmış

    Ben düşman diyeyim ona
    Sen de şeytan fark etmez
    Yaban koymuş ya bizi aynı diyarda
    Gülen yüzleri karartmış ya
    Aslını çalmış da hayatımızın
    Negatifini yakmış
    Kopyasını yutturmuş ya
    Daha ne istiyorsun
    Zulmü görmek için kan mı istiyorsun hala
    Damarlarındaki kanı bile çekmiş ya

    Bir zaman ne de mutluyduk biz
    Hep böyle gider sarhoşluğuyla
    İmtihanı unutmuşuz biz
    Şimdi vurmaktan sızlıyorsa dizimiz
    Bil ki yine sebep biziz
    Ve artık bırak şu şahlanma rüyasını
    Hayaller kuracak zamanda değiliz biz
    Bir merhem sürüp dizimize emeklemeliyiz
    Yürümeyi çoktan unutmuşuz biz

    Biz deyip geçme
    Biz bir zaman engin deryaydık
    Bakma sefilliğimize
    Hala vardır içimizde birkaç yorgun dalga
    Hoş şimdi gavur dilek tutup
    İçimize bozuk para atsa da
    Biz deyip geçme
    İkimizden başlar bizlik
    Seller kopup dağdan gelse de
    Gözümüzün buharındadır aslı
    Sel dediğin iki damla gözyaşıyla başladı
    Ne olur biz deyip geçme

    İmtihan mı oluyorduk
    Sen ne bilirsin “Son beş dakika” komutuyla uyanmayı
    Herkes hayatını yazmışken sayfalara
    Kapkara bir kağıda yazacak yer bulamamayı
    Sen ne bilirsin hatıraları
    Sen ne bilirsin yalnız kalmayı
    Bütün omuzlar deyecek gibiyken omzuna
    İnsanların göz kaçırmalarını

    Sen biz deyip
    Bizi bizden ayırıyorsun
    Fotoğraflarımızı yırtıyorsun
    Bilmezsin ki
    Eski resimler küserse birbirine
    Bir daha asla barışmaz
    Ok deyen yerden kan kardeşi olmuşuz
    O yüzden hala sırtımızda vardır bir eski yara
    Ve işte şu en sıkıntılı anımızda
    Ne olur biz deyip geçme

    Şimdi hatalarımı antreye asıp
    Odama umutlarla giriyorum
    Biliyorum ne edersem hep kendime ediyorum
    Pişmanım günahlarımdan
    Yorgunum hatalarımdan
    Ve sen yüzüme vurma
    Aynalar gösterin yüzümü yeniden
    İçimde fişekler patlıyor
    Ve muştular büyütüyorum senin için
    Biliyorum bir ölü gibi gidiyorum yaşamaya
    Ama bil ki şimdi
    Teklifsiz koşar adımlarla
    Seni yaşatmak için ölmeye gidiyorum...

    Ahmet Selim
     
  6. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  7. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    HALİMİ SORMA

    Diyorsun ki mektuplar yanıyor
    Mektup yanmaz adam yanar

    Halimi sorma
    Sen bilemezsin
    Bir kıtaya gölge ettikten sonra
    Bir bıçak darbesiyle yıkılan çınarın hikâyesini.
    Ah bu benim korktu mu söylemeyen,
    Sevdi mi gözlerini kaçıran,
    Ağlamak için yağmurlu havaları bekleyen yanım.
    Büyüyor kelimeler
    Sığmıyor içime
    Acıyor canım
    Bir tunç heykel gibi hayata meydan okumak
    Ayak seslerimle gök gürültüsünü bastırabilmek için
    Topuklarımı kanatırcasına koştum
    Koştum ki, çivit mavisi gecelerde
    Aynalara binlerce kez söylediğim sözleri
    Sana da söyleyecektim
    Olmadı
    Açılmadı kapılar
    Anahtarlar kilide uymadı
    Gözlerimin altındaki mor halkalardan
    Okuyabildin mi sevda yaşımı?
    Ben neden böyle hep uykusuzum,
    Neden gözlerim hep kan çanağı bilir misin?
    Sabah vakti güneş doğarken
    Sazımın tellerinde bir türkü yanar
    Bir kez de sana dinletebilmek için pusuda beklerim

    Halimi sorma
    Çünkü yok sorularının cevabı bende
    Çünkü yok yüzümün karşılığı aynalarda
    Çünkü, çünkü ben artık tedavülde değilim

    Halimi sorma
    Anlatsam da anlayamazsın
    Azap, dağdan düşen bir kartopu gibi büyür adamın içinde
    Beni mi tanımak istiyorsun
    Yüzümdeki çizgilerden anlamadıysan
    Yine de söyleyeyim
    Ben iki değirmen taşının arasına sıkışmış
    Zavallı bir buğday tanesiyim.

    Ahmet Selim
     
  8. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  9. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    GECEYİ YARARCASINA

    soluk renkleriyle konunca yanağına sonbahar
    kuşlar ufukta sessizce kaybolurdu geceyi yararcasına
    ıhlamurlar altında geçirdiğimiz yaz
    hatmi çiçeklerine karışıp burnuma konduğunda
    masal dinleyen çocuklar gibi huzur bulurdu dinmez hayallerim
    ve alev almış kalbim
    gecikmiş bir bardak çay gibi soğurdu.

    gecikmek dedim de...
    hala gelmeyecek misin?
    ve biraz dahi olsa
    beni sevmeyecek misin?

    dumanlar çıkmıyordu ya seni gönderdiğim trenden
    belki de o yüzden anlamadım sessizce gittiğini
    sonbaharı beklediğini
    kuşlara özendiğini
    ve onlara ne çok benzediğini

    benzemek dedim de...
    sanırım biz hiç benzemiyoruz birbirimize...
    ben ki asırlık çınarlar kadar sabırlı ve tutsak
    sen ki dallarına konan kuşlar kadar aceleci ve hürsün
    gün gelir yaşamak nedir sende görürsün
    kızgın bir kılıç gibi tutuşunca ellerimizde.

    Ahmet Selim
     
  10. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  11. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ADAM VE KADIN

    Adam kadına son kez baktı
    Tüm bir hayatı gözlerinin önünden bir film gibi aktı
    Adam kadına bir daha bakmadı
    Baksa biliyordu ki
    Gidemeyip orada kalacaktı
    Görünmez bir cendereyle sıktı başını
    Bakmayacaktı
    Bakmadı.
    Kör olmasına rağmen

    Söylenmeyen sözler adamın kalbini yakıyordu
    Bu sessizlik...
    Belki de en büyük hakaretti
    Adamın göğsü yanıyordu ama ağlamadı
    Yüreğinde bir kor olmasına rağmen

    Hava soğuktu...
    Dışarıda buluşmayı kadın istemişti
    Adam paltosunu kadına vermişti
    Ama kendisi hiç üşümüyordu
    Mevsim kış ve kar yağıyordu
    Ama adamın omuzları kar tutmuyordu taşıdığı yükten
    İşte böyle bir halde doğruldu oturduğu yerden
    Yürümeye başladı
    Yerlerde kar olmasına rağmen...

    Adam bu aşkı ezbere biliyordu
    Sırtı dönük olsa bile biliyordu
    Ve ilk kez
    Sırtları birbirine dönük duruyordu
    Arkasındaki kadın ağlıyordu
    “Gitmesin Allah’ım” diyordu “Gitmesin”
    Ama biliyordu ki adam da içinden
    “Başımı çevirmesin” diye dua ediyordu
    Çünkü

    O gözleri bir daha görse
    Gidemeyip orada kalacaktı
    Adamın yüreği az evvel
    Sahibine ihanet etmiş kaçıyordu
    İşte böyle bir halde doğruldu oturduğu yerden
    Adam kararını vermişti
    Yüreğinin yanına gidiyordu
    Hem yanında
    Hem yüreğinde
    Yar olmasına rağmen

    Vesselam adam da kaçıyordu
    Şu dünya dar olmasına rağmen...

    Ahmet Selim / MAYIS-1998
     
  12. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  13. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    MEKTUPLAR ELBET DÖNER AŞKA...

    Solar bahçemde güller baharı bekleyerek
    Zembereği sökülür saatlerin zaman durur
    Bir sam yeli eser bağrıma davetsiz
    Göğsüne kokunu ekleyerek

    Vazgeçilebilirlerden olabilirdin
    Üstüne basılıp geçilebilirdin
    Bir nefes misali göğsümde durmasan

    Bir gök ağlayabilir anca sen gibi titreyerek
    Düğümlenir ve yağar yağmur sicim sicim
    Ben bir taş olabilirdim istesem bir engin dağ
    Eriyebilirdim seni içime çekerek

    Aynalarımda olabilirdin
    Aksi sedamda bir ses
    Söylenmemiş şarkım olmasan

    Bir söz söylenebilir zamanını bekleyerek
    Aşk durdurur zamanı mekânı çeker ayaklarından
    Güpegündüz rüyalar görebilirsin gözbebeklerinde
    Bir nehir olup akabilirsin kirpiklerine yüklenerek

    Bir hiç olabilirdin
    Bir göç olabilirdin
    Ayaklarıma prangalar vurmasan

    Bir selam geldi senden aldım titreyerek
    Senden gelen her şey kabulüm teklifsiz
    Ne mektuptur bu zarfsız pulsuz
    İçine nasıl sığar aşk kilitleyerek

    Bir nefes olabilirdin
    Bir kandil bir ateş
    Mektuplar elbet döner aşka
    Şimdi her yerde olabilirdin
    İçimde olmasan...

    Ahmet Selim
     
  14. 29 Eylül 2007
    Konu Sahibi : Eski_dxuxnya
  15. Eski_dxuxnya

    Eski_dxuxnya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    AŞK İÇİN SÖYLENİLEN NE KADAR SÖZ VARSA YALAN

    Bu yağmur, bu şehre dökülen damla damla sızı
    Gri duvarları saran mavi karanlık
    Ağlıyorum duyuyor musun?

    Aşk için söylenilen ne kadar söz varsa yalan
    Ve sen koskocaman bir yalansın sevdiğim
    Ben sende aşkta ihaneti öğrendim
    Anladım ki kalbine giden tek damar ben değilim
    Ve insan terk edilmeyi öğreniyor bir tren garında
    Bir nokta oluncaya dek el sallıyor ardından sevdiklerinin
    Ve bir Arnavut kaldırımı gibi donup kalıyor oracıkta

    Aşk için söylenilen ne kadar söz varsa yalan
    Ve sen koskocaman bir yalansın sevdiğim
    Ben bilmezdim kirpiklerimin arasından bir ırmak geçtiğini
    Ben bilmezdim her gece göz kapaklarımı aralayıp
    Ruhuma girdiğini
    Yarım şarkıların ve yarım sigaraların beni erittiğini bilmezdim

    Aşk için söylenilen ne kadar söz varsa yalan
    Ve sen koskocaman bir yalansın sevdiğim…

    Ahmet Selim