Ahmet Taner Kışlalı Uzun Yıllar Önce Yazmıştı!

Konusu 'Mustafa Kemal Atatürk' forumundadır ve EU2 tarafından 7 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    7 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : EU2
  1. EU2

    EU2 Guest

    Ahmet Taner KISLALI...UZUN YILLAR ÖNCE YAZMISTI...BUGÜN TEKRAR OKUMAK
    İÇİN...

    'Şu sözler daha çok yeni. Prof. Justin McCarthy'ye ait:

    'Atatürk olmasaydı, Türk belki Özbekistan'da olurdu ama Trakya ve
    Anadolu'da kalmazdı. 100 yılda tüm civar büyük coğrafyadan
    sürülmüş
    ve katledilmiş Türklerin Konya Ovası'ndan sürülmeleri ve
    atılmaları
    ne kadar sürerdi sanıyorsunuz? '

    Ve Amerikalı tarihçi devam ediyor:

    '...Ne Türk ne de Türkiye kalırdı. Mustafa Kemal sadece ülkeyi
    kurtarmadı, Türk neslini de kurtardı! 'Bu sözler İstanbul'da,
    Haliç
    Rotary Kulübü'nün düzenlediği bir toplantıda edildi. Konuşmacı
    somut
    konuştu. Rakamlar verdi. Kanıtlar gösterdi. Tarihin nasıl tersyüz
    edildiğini sergiledi. Ama basın, numaracı cumhuriyetçilerden
    esirgemediği ilgiyi, bu olaydan esirgedi.

    HRİSTİYANLAR TÜRKLERİ VE MÜSLÜMANLARI KATLETTİ

    Prof. McCarthy'ye göre, Türkler Hristiyanları katletmedi. Tersine,
    Hristiyanlar Türkleri ve Müslümanları katlettiler.
    1821'de patlak veren Yunan milliyetçiliği; bulunan, yakalanan her
    Türk'ün öldürülmesine neden olmuştu. Yunan etkisiyle, Arnavutluk
    ve
    Romanya'da da ele geçen tüm Müslümanlar katledilmişlerdi.
    Bulgaristan'daki 1876 ayaklanmasında da Türkler kitle halinde yok
    edilmişlerdi. Türk köyleri yakılıp yıkılırken bir-iki kişinin
    kaçmasına izin veriyorlardı. Amaç, onların olanları diğer
    köylerde
    anlatmaları ve Türklerin kaçıp topraklarını terk etmelerinin
    sağlanmasıydı. Savaş bittiğinde 675 bin Türk sürgüne
    zorlanmış ve
    yüzde 17'si yollarda ölmüştü. Manastır'da ve Kavala'da yapılan
    katliamı, İngiliz Elçileri de raporlarında doğruluyorlardı.

    'NÜFUSUN YÜZDE 7-9'NU ERMENİLER ÖLDÜRDÜ'

    Ermeni katliamını ise Fransız kaynakları belgeliyordu.
    Prof. McCarthy'e göre, Doğu Anadolu'daki nüfusun yaklaşık yüzde
    7-9'u
    Ermenilerce öldürülmüştü.
    Amerikalı tarihçinin kanıtlara dayanarak çizdiği tablo çok
    açık.
    19'uncu yüzyılın başlarından 20'nci yüzyılın başlarına kadar,

    Balkanlardan Kafkaslar'a kadar 5 milyon 60 bin Türk öldürülmüş, 5

    milyon 381 bini de sürgün edilmiş, yerinden yurdundan olmuş.
    Peki bu vahşet ne zaman ne kadar sürmüş?

    Yanıtını Prof. McCarthy çok net veriyor:

    '...Türk bağımsızlık savaşında bir şey oldu ve plan artık
    yürümedi! ... Yunanlılar bozguna uğrayınca, kaçarken her yeri
    yaktılar, yıktılar, herkesi oldürdüler. Amerikan elçisi ve
    Amerikan
    kaynakları bu olayı doğruluyorlar... Sadece Batı'da Rumlar
    tarafından 1 milyonun üzerinde Türk öldürüldü, 1-2 milyonu da
    sürgüne
    zorlandı.'

    Ve ekliyor:

    '...Çok kötü bir yüzyıl olmuştur. Müslüman ülkesi yok
    edilmiştir.
    1800-1922 arasında Yunanlılar 950 bin göçmen, 320 bin ölü
    verdiler.
    Ermeniler 910 bin göçmen ve 580 bin ölü verdi. Oysa aynı dönemde
    5
    milyon Müslüman göç etmek zorunda kaldı, 5 milyondan fazlası da
    öldü.'
    '...Bu ibret tablosunun karşısında, kim suçlu diye sormak
    gerekiyor.
    Mustafa Kemal'in itildiği Konya Ovası'nı gözler önüne getirin.
    Bir
    yüzyılda nereden nereye gelinmiş! Ben size diyorum ki, Atatürk
    olmasaydı, Türk kalmazdı... Diyebilirdi ki, ben Selanik'e kadar
    gidiyorum. Herkes arkasından giderdi. Hayır, büyük önder
    Türklerin ne
    kadar acı çektiğini, ne bedel ödediğini biliyordu. O tam tersine
    düşmanlıkları, nefreti unutmasını ulusa telkinetti. Ve sadece
    büyük
    bir insanın söyleyebileceğ i 'Yurtta barış, dünyada
    barış' dedi.'

    MCCARTHY'NİN 'KÜRT SORUNU'NA BAKIŞI

    Prof. McCarthy, 'Kürt sorunu'na da -alışılmış Batı'dan farklı
    bir
    açıdan bakıyor. 1926'dan sonra 'Kürt liderler'in güçlerini
    korumalarına izin verilmesinin hata olduğunu söylüyor. Kürtlerin
    Türkiye'de cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, general bile
    olabildiklerini Batı'ya anlatmak gerektiğini savunuyor.
    Ve konuşmasını noktalarken şöyle diyor:

    '...Yüzyıllık tarihte Türkler hakkındaki yalanların iki kaynağı
    var.
    Misyonerler ve İngilizler. İngilizler -propaganda büroları
    aracılığı
    ile- bugün bile inanılan yalanlar yayıyorlar... Benim
    söylediklerimi
    bir Türk söylese, kimse inanmaz. İnsanlar dışarıda Türklere
    karşı
    önyargılılar.' 'Taşnaksutyun Partisi'nin kurucularından ve en
    önemli
    lideri, 1918 yılı Temmuz ayında kurulan Ermenistan Devleti'nin ilk
    Başbakan'ı, Taşnak Hükümeti'ni, 1919 yılı Ağustos ayına kadar
    13 ay
    yöneten Ovanes Kaçaznuni, 1923 yılında Taşnak Konferansı'na
    sunduğu
    raporda bakın neler söylüyor

    (Taşnak Partisi'nin Yapacağı Bir şey Yok, Kaynak Yayınları, s.29
    ve
    devamı) :
    '...Biz Türkiye'de gürültü çıkarttığımızda, bu gürültü
    sayesinde büyük
    devletlerin dikkatlerini Ermeni konusuna çekeceğimizi ve onları
    bizim
    lehimize aracı olmaya zorlayacağımızı sanıyorduk. Şimdi ise
    böyle bir
    aracılığın kaç para ettiğini artık biliyoruz ve bu tür
    denemelerin
    tekrarlanması na ihtiyaç hissetmiyoruz.
    ...1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine
    katılmadığı ve buna hazırlanmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da
    büyük
    gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri
    oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta önce Erzurum'da
    yapılan
    kongrede gönüllü birlikler konusunda alınan olumsuz karara rağmen,

    Ermeni Devrimci Taşnaksutyun Partisi (EDDP) hem bu birliklerin
    oluşturulmasına hem de bunların Türkiye'ye karşı
    gerçekleştirdikleri
    askeri operasyonlara aktif biçimde katıldı. EDDP'nin Güney Kafkasya

    birimleri ve partinin bazı önde gelenleri, gayet ciddi sonuçları da

    beraberinde getirecek olan böylesine zor ve sorumluluk gerektiren bir
    konuda partinin üst karar organı olan kongrenin iradesine karşı
    geldiler.