Aile Çocuk İletişimi ve Etkin Dinleme

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve kamelya73 tarafından 26 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    26 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : kamelya73
  1. kamelya73

    kamelya73 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    13
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Aile Çocuk İletişimi ve Etkin Dinleme



    İnsanlar anababa olunca yeni bir rol üstlenip insan olduklarını anababaların da insani kusurları duyguları kişisel sınırlılıkları olduğunu unuturlar.Duyguları ne olursa olsun onları ifade etmek için kendilerini özgür hissetmezler.Çoğu kez anababalardan şu sözü duyarız.”Ben kendimi çocuğuma adadım, onun için yaşıyorum”.Çocuklarını sevmeden hiçbir koşula bağlı olmadan hoşgörülü davranmaları kendi bencil gereksinimlerini bir tarafa bırakıp çocukları için özveride bulunmaları hepsinden öte kendi anababalarının yaptığı hataları yapmamaları gerekir diye çok zorlanırlar.
    Anababalar kendilerini çocuklarına karşı olumlu duyguları olduğu kadar olumsuz duyguları da olabilecek bir kişi olarak kabul etmelidir.
    Anababanın yapmacık kabulü: herkesin bildiği gibi çocuklar anababalarının tavırlarına karşı son derece duyarlıdırlar.Anababalar çocuklarına karşı sözsüz iletilerde gönderirler.Gerçek duygusu kızgınlık olan ebeveynin ses tonu ve mimikleriyle bunu belli etmemesi olanaksızdır.Sonuçta onaylanmadığını hisseden çocuk, o anda ebeveyni tarafından sevilmediğini anlar.
    Yapmacık kabullenmenin çok önemli bir yan etkisi de uzun gelecekte çocuk ve anababa arasındaki ilişkiye zarar vermesidir.Çocuk karışık iletiler alınca anababasının dürüstlüğü konusunda kuşkular duymaya başlar.Çocuğunuza kabul etmeyeceğiniz davranışları yaptığı zaman , kişi olarak onu kabul etmeyeceğinizi söylemede yarar vardır.Böylece çocuk gerçek duygularınızla davrandığınız için , sizi açık ve dürüst olarak algılamayı öğrenecektir.
    Sınırlar koyma ya da kısıtlamalar yerine çocukların kabul edilemez davranışlarını değiştirmede kullanılacak daha etkili yöntemler vardır.
    Bunlardan biri de “Etkin Dinleme” metodudur.”Dr. Thomas Gordon’un Etkili Anne Baba Eğitimi Programında” bu teknik ebeveynlere öğretilmiş ve çok faydalı olmuştur.
    Etkin dinleme bir dizi tavır gerektirir.Bunlar:
    · Önce çocuğun söylemek istediğini duymak istemelisiniz.Zamanınız yoksa çocuğa söyleyin
    · Duyguları ne olursa olsun gerçekten kabul edebilmelisiniz.
    · Duyguların sürekli değil geçici olduğunu anlamalısınız.Nefret sevgiye dönüşebilir., hayal kırıklığı yerini umuda bırakabilir.
    · Çocuğun ayrı bir birey olduğunu görebilmelisiniz.

    Etkin dinlemede alan önce gönderenin duygularını ve iletinin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır.Sonra bunu doğruluğunu sınamak için kendi sözcükleriyle gönderene geri iletir.Alan, bu iletide değerlendirme, öneri ve görüş bildirme, soru sorma gibi kendisinden bir şeyler göndermez.Yalnızca gönderenin iletisinden anladığını iletir.etkin dinleme çocukların duygu boşalımına yardımcı olur.Çocuklar duygularını keşfeder.Olumsuz duygular dile getirildikten sonra sihirli bir değnekle dokunulmuş gibi kaybolur.Çocuğun sözleri (özel kodu) duygularını ileten bir araçtır.Kod ileti değildir.Anababalar bu kodu çözmelidir.
    Aşağıdaki örnekte kodu olduğu gibi tekrarlamakla, anababanın önce kodu çözüp ardından çocuğun duygusunu geri bildirmesi arasındaki fark görülmektedir.
    Örnek:
    Ahmet : Bak,anne bana aldığınız sürpriz yumurtanın içinden çıkan parçalarla kendime bir oyuncak yaptım.
    1.Anne:Yumurtanın içinden çıkanlarla bir oyuncak yaptın.(KODU YİNELEME)
    2.Anne:Yaptığın oyuncakla gurur duyuyorsun.(DUYGUYU GERİ İLETME)
    Anababalar etkin dinleme metodunu uygularken papağanlaşan bir duruma düşmemelidir ve doğru yapabilmek için çok sayıda uygulama yapmak gerekebilir.
    Koşulsuz kabuller, aşırı ilgilenme, ihtiyaçların derhal giderilmesi..tüm bunlar çocuğun bağımlı bir kişilik geliştirmesine sebep olacak tutumlardır.Tanıdığım evli bir çiftin çocuklarının ilk aylarını hatırlıyorum.Anne sağlık problemlerinden dolayı ikinci bir çocuk sahibi olamayacak birisiydi:Bu durum da çocuklarıyla ilgili tutumlarını etkiliyordu.Çocuklarının 10-11. aylarıydı zannedersem; üçümüz oturmuş sohbet ederken aniden içerde uyumakta olan bebeğin ağlama sesi duyuldu ve ikisi de koşarak bebeğe bakmaya gittiler.Ama nasıl bir gidiş..Aksiyon filmlerini aratmayacak kadar hızlı, uçarcasına koştular.Bebek “ben buradayım, uyandım “mesajı vermek istiyordu tabii.yıllar sonra tekrar karşılaştığımızda çocuklarının durumunu sordum.”İlkokula başladığını, derslerinde başarılı olduğunu ancak biraz güvensiz olduğunu söylediler(Kaldırımda karşıdan karşıya tek başına geçemediğini, bakkala ekmek almaya gitmek istemediğini vs.)
    Çocuklarımızın bağımsız birer birey olarak yetişmesi, kendine güvenen, yaratıcı kişilik özelliklerine sahip insanlar olmasını istiyorsak onlara karşı tutumlarımızı gözden geçirmeliyiz.Yapmacık tavırlar yerine hissettiklerimizi çocuğa uygun bir dille iletmeli onun sorunlarını ve duygularını da anlamaya çalışmalıyız.Etkin dinleme ilkelerini de göz önünde bulundurarak çocuğun sorun çözümünün ilk basamağını başlatırız.Çocuklar genellikle bundan sonrasını kendileri getirir ve kendi çözümlerini bularak, sorunlarının üstesinden gelirler.

    İsmail KEKÜLLÜOĞLU