Ailede Ruh Sağlığı

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve nbatur55 tarafından 12 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    12 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  1. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Ailede Ruh Sağlığı

    Genelde evlilik öncesi ve evliliğin ilk yılları dönemlerinde, eşlerarası ilişkilerin temelinde yatan bilinçlilik hali, evliliğin geleceğini biçimlendirir.

    Evlilik öncesi, bireylerin ne derece birbirlerini tanıdıkları, yaşamlarını birleştirme kararını alırken bu kararda kullandıkları temel ölçütler eşinin sadece güzel, çekici ve varlıklı olması gibi özelliklerin, karar için yeterli olması gibi durumlar evliliğin geleceğini etkiler.


    Eşler arası ilişkilerde, evliliğin ilk aylarında pek sorun çıkmaz. Ama daha sonra iki ayrı kişilik olarak, eşlerin ayrı beğenileri, birbirlerine uç noktada gelen farklı davranışları, ayrı eğilimleri meydana çıkar. Eşlerin beğenilmeyen, hoşlanılmayan özellik ve davranışları, eşlerde birbirlerine karşı olan beklentilerinin boşa çıkması anlamına gelir ve düş kırıklığına neden olur. Genellikle, evliliğin ilk 3 – 5. yıllık dönemi “Kritik dönem “olarak nitelendirilir.


    Eşler, birbirlerini tanıya dursunlar, aileye yeni bir üye gelir. Eşler, artık sadece “ karı – koca “ değil aynı zamanda “ana – baba”olmuşlardır. Doğan çocuk “ ortak “ bir ürün olarak eşleri birbirine daha çok yaklaştırır. Eşlerde, çocuklarının doğmasıyla birlikte birbirlerine karşı daha olgun davranma ve sorumlu olma isteği uyanır. Bazen de doğan çocuk eşler arasındaki ilişkiyi iyice bozabilir.
    Bazı ailelerde, zamanla gerçek yaşam sorunları ortaya çıkmaya başlar, maddi durumlar, çocuğun eğitimi, akrabalarla olan ilişkiler, evin gereksinimlerinin karşılaşması, zamanı ve olanakları kullanma biçimi,sosyal yaşam, aile içi statü gibi daha bir çok konuda eşler birbirleriyle anlaşmak, uzlaşmak ve belirli “ ortak yaşam kuralları “ belirleme gereksinimi duyarlar.



    Buna karşın bazı eşler, uzlaştırıcı çözüm bulmak yerine kendi bildikleri yolda, kendi doğrultularında giderler, ya da orta yolu bulmak yerine birbirlerini kendi düşüncesine uydurmak için inat ederler. O zaman eşler arasında çatışma, bozuşma kaçınılmaz hale gelir.

    Evlilik böyle durumlarda bir “ sınama “ dönemine girer. Bu tip sorunlara sevgi ve saygıyla eğilinmez ise eşler arasındaki çatışma, bozuşma kaçınılmaz bir hal alır. Eşler evliliklerini sürdürmek istiyorlarsa, birbirlerine saygı ve hoşgörü ile yaklaşmalıdırlar. Birbirlerini anlamaya çalışmalıdırlar.