Aksaray///68

Konusu 'Bizim Eller' forumundadır ve DeveKuxsxu tarafından 19 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    19 Şubat 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  1. DeveKuxsxu

    DeveKuxsxu Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Şubat 2007
    Mesajlar:
    349
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    aslen Aksaraylıyım. doyduğum yerler farklı olsada benim için baba memleketi. keşke yine eski günlerime dönsemde köyüme gidecek zamanım olsa.aksaraylı olanlar varsa görüşelimmi.( ben şu an ankaradayım.):nazar:
     
  2. 19 Mart 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  3. EU3

    EU3 Guest

  4. 20 Mart 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  5. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
    gunaydin sevgi ...nasilsin canim ??kac senedir siz oradasiniz anlatsana biraz ...:)
    kac senedir memlekete gitmiyorsun pek ozlemissin belli :) :1hug:
     
  6. 20 Mart 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  7. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
    eeee... biraz tanitalim Aksaray imizi o zaman kizlar..!!!


    [​IMG]


    [​IMG]

    [youtube]c-z1zr1y0Zs&eurl=[/youtube]


    Aksaray'in Kisa Tarihçesi '

    MÖ. 7000-6000 yıllarında Neolitik devirde Anadolu medeniyetinin ilk izlerini gördüğümüz Konya yakınlarındaki Çatalhüyükte Hasandağı’na dolayısıyla Aksaray’a ait vesikalara rastlanmaktadır.
    Burada Hasandağı’nın lav püskürttüğünü tasvir eden bir kazıntı resme rastlanmıştır. Neolotik dönemde Aksaray ve çevresi iskan görmüştür. Kalkolitik ve eski demir devirlerinde iskan olup olmadığı bilinmemekle birlikte çevre köylerde (Böget ve Koçaş) bu döneme ait seramiklere rastlanmaktadır.

    MÖ. 3000-2000 yıllarında Anadoluda Hatti kavmi yaşanmıştır. Bu dönemde Asurlu tacirler burada ticaret yapmışlardır. Aksaray’ın ilk ve orta tunç devirlerindeki durumunu Acemhüyük ören yerlerindeki yapılan arkeolojik kazılardan ve müze müdürlüğünün satın almış olduğu eski eserlerden öğrenmekteyiz.

    Bu dönemde Asurlu tüccarlar Mezopotamya’dan gelerek şehirlerin banliyölerinde ticaret merkezi kurmaya başlamışlardır. Asurlu tüccarlar yazıyı biliyorlardı. Pişirilmiş çamur üzerine yazılmış metinler, çamurun pekiştirilmesi suretiyle yapıştırılıyordu. Hüyük, MÖ. 3000’den itibaren iskan edilmiştir. Acemhüyük’ün en parlak devirleri MÖ. 2000 yılının ilk yarısına isabet etmektedir.

    Koloni döneminin sonlarına doğru, MÖ. 1700 yıllarında Kafkaslardan gelen, küçük şehir devletleri kuran ve Anadolu’da, askeri bir devlet halinde bir kavmin varlığını görüyoruz. Hint-Avrupalı olan bu kavmin Anadolu da siyasi iktidarı ele geçirerek kurduğu devlet, eski Hitit Devletidir. Aksaray’da Hititlere ait eserler bulunmamakla beraber mağlup memleketler arasında Aksaray’ın adı geçmektedir.

    Orta Anadolu’da MÖ. 13yy. sonlarına kadar devam eden Hitit egemenliği MÖ. 12 yy. da batıdan (Trakya) gelen ve deniz kavimleri olarak bilinen kavimlerin en güçlüsüdür.

    Yanardağ küllerinin sıkışmasından oluşan tüf tabakalarının çok kolay kazılabilme özelliği nedeniyle bölgemize çok sayıda yer altı şehri ve dik yamaçlara kaya içinde yerleşme birimleri yapılmıştır. 7 yy. sonlarından itibaren Müslüman Arapların Anadolu üzerinden İstanbul’a yaptıkları sefer nedeni ile bölgeye sığınan Hıristiyanların sayısı çok artmış, Ihlara Gelveri ve Göreme gibi yerleşim birimleri oluşmuştur.

    Aksaray, 1142 tarihinde Selçuklular tarafından zapt edilmiş ve 1470 yıllarındaki Osmanlı hakimiyetine kadar İlhanlı, Danişmentli, Karamanoğulları egemenliğinde kalmıştır. 1470 yıllarında Aksaray’ı ele geçiren İshak Paşa tarafından, Fatih Sultan Mehmet’in emri ile halkın bir bölümü İstanbul’a nakledilmiştir.



    [​IMG]

    Eğri Minare Aksaray merkezinde yer almaktadır.



    Selçuklu dönemine ait olup, 1221-1236 yılları arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kırmızı tuğladan yapıldığı için Kızıl Minare olarak anılmaktadır.



    Dört köşe bir kaidenin üzerine oturtulan silindirik gövde, ince bir silme ile iki kısma bölünmüş, alt kısmı zikzak, üst kısmı mavi ve yeşil çini mozaiklerle kaplanmıştır. Minare yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olması nedeniyle 1973 yılında çelik halatlarla bağlanmıştır. Yanındaki cami, sonradan yapılmıştır





     
  8. 20 Mart 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  9. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
  10. 26 Mart 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  11. EU3

    EU3 Guest

    Merhaba Polimecim ve zeppcim, sizlerede iyi bir hafta diliyorum canlarim öpüldünnnüzz

    [​IMG]
     
  12. 6 Nisan 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  13. EU3

    EU3 Guest

    Hemsolarim sizlerle Aksaray hakkinda bir siir paylasmak istiyorum, insallah begenirsiniz..

    Aksaray, Hasan dağı eteğine yerleşmiş
    Ervah kabristanlığı, Sonumcubaba ile süslenmiş
    Kanlı Pelit Ervah’ın eşiğine çöreklenmiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali



    Asırlar geçmiş, Tarihler değişmiş
    Aksaray’da Sumuncubaba gibi görülmemiş
    Onun kadar sevilende yok denilmiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali


    Ulu cami Selçukluların inanç göstergesi
    Günümüz Müslümanlarının göz ağrısı
    Diğer camilerimizde güzel ama ikisi Aksaray’ın sesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali


    Zinciriye Medresesi geçmişte Aksaray fakültesi
    İpek yolu Aksaray’ın nefesi
    Sultanlar dahi Sultan hanında konuklama hevesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali



    Şems-i Tebriz-i Mevlana’ya kavuştu
    Aksaray’dan geçti Konya’ya koştu
    İki deniz Konya’da buluştu.
    İşte AKSARAY’ Konya ile geçmişteki hali



    Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli’nin ziyaretine gitti
    Himmet değil buğday istetti.
    İkinci gidişine nasibini kaybetti
    İşte AKSARAY’ ın Nevşehir ile geçmişteki hali



    Aksaray Kılışarslan mahallesi
    Bu isim Selçuklulara, insanların saygı ve sevgisi
    Geçmişimize sahip çıkma ifadesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali




    Azmi Milli görevini bitirmiş
    Süresini doldurmuş kenara çekilmiş
    Yeni vazife için dilekçe vermiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali



    Tarihi Paşa Hamamı Aksaray’da
    Azmi Millinin hemen yanı başında
    Bu günde işletmeye açık durumda
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali


    Aksaray’ı yeşile boyayan Uluırmak
    Görevi baraj suyu akıtmak
    Üstündeki köprüler yaya taşıt trafiğini ayarlamak
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali



    Otomarsan Akasaray’ın ekmek teknesi
    Aksarayın enbüyük fabrikası
    Şehrimizin iftihar listesineki birincisi
    Işte AKSARAY’ ın bu günkü hali





    Organize Sanayi hızla gelişmekte
    İşi olmayanlara ümit vermekte
    Avare insanlara kalben iç geçirmekte
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali



    Afra, Solmaz ,Kule, Gima, Yimpaş ticaret zincirleri
    Aksaray’ın önde gelen alışveriş merkezleri
    Halkın yararına sunulur seçenekleri
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali


    Fırınlarda pişirilen ekmekler arabalarla taşınmakta
    Mahalle , market bakkallarda satılmakta
    Halk ihtiyacını buralardan karşılamakta
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali




    Bu hazzı veren Aksaray’ı yakından tanı
    Geşmişten geleceğe uzanan iyibir anı
    Aksaray vatan dır seveceksin vatanını
    Sevmeyenin imanı zayıf, kötüdür şanı





    Şair Yazar: Cevdet AYAS

    ALTINKAYA KASABASI - AKSARAY
     
  14. 25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  15. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
    Aksaray Şiiri



    Aksaray, Hasan dağı eteğine yerleşmiş

    Ervah kabristanlığı, Sonumcubaba ile süslenmiş
    Kanlı Pelit Ervah’ın eşiğine çöreklenmiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Asırlar geçmiş, Tarihler değişmiş
    Aksaray’da Sumuncubaba gibi görülmemiş
    Onun kadar sevilende yok denilmiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Ulu cami Selçukluların inanç göstergesi
    Günümüz Müslümanlarının göz ağrısı
    Diğer camilerimizde güzel ama ikisi Aksaray’ın sesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Zinciriye Medresesi geçmişte Aksaray fakültesi
    İpek yolu Aksaray’ın nefesi
    Sultanlar dahi Sultan hanında konuklama hevesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Şems-i Tebriz-i Mevlana’ya kavuştu
    Aksaray’dan geçti Konya’ya koştu
    İki deniz Konya’da buluştu.
    İşte AKSARAY’ Konya ile geçmişteki hali
    Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli’nin ziyaretine gitti
    Himmet değil buğday istetti.
    İkinci gidişine nasibini kaybetti
    İşte AKSARAY’ ın Nevşehir ile geçmişteki hali
    Aksaray Kılışarslan mahallesi
    Bu isim Selçuklulara, insanların saygı ve sevgisi
    Geçmişimize sahip çıkma ifadesi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Azmi Milli görevini bitirmiş
    Süresini doldurmuş kenara çekilmiş
    Yeni vazife için dilekçe vermiş
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Tarihi Paşa Hamamı Aksaray’da
    Azmi Millinin hemen yanı başında
    Bu günde işletmeye açık durumda
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Aksaray’ı yeşile boyayan Uluırmak
    Görevi baraj suyu akıtmak
    Üstündeki köprüler yaya taşıt trafiğini ayarlamak
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Otomarsan Akasaray’ın ekmek teknesi
    Aksarayın enbüyük fabrikası
    Şehrimizin iftihar listesineki birincisi
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Organize Sanayi hızla gelişmekte
    İşi olmayanlara ümit vermekte
    Avare insanlara kalben iç geçirmekte
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Afra, Solmaz ,Kule, Gima, Yimpaş ticaret zincirleri
    Aksaray’ın önde gelen alışveriş merkezleri
    Halkın yararına sunulur seçenekleri
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Fırınlarda pişirilen ekmekler arabalarla taşınmakta
    Mahalle , market bakkallarda satılmakta
    Halk ihtiyacını buralardan karşılamakta
    İşte AKSARAY’ ın bu günkü hali
    Bu hazzı veren Aksaray’ı yakından tanı
    Geşmişten geleceğe uzanan iyibir anı
    Aksaray vatan dır seveceksin vatanını
    Sevmeyenin imanı zayıf, kötüdür şanı

    Şair Yazar: Cevdet AYAS



    AKSARAY'IN KAPILARI

    Aksaray'ın kapıları sürgülü
    Siyah saçı sırma ile örgülü
    Haticem de genç yaşında vergili
    Alırım Haticem koymam orada.
    Aksaray'ın kapıları çatallı
    Kırk gün oldu yardan ayrı yatalı
    Kız ben seni sevip alıp kaçalı
    Alırım aslanım koymam orada.
    Arif Delen


    AKSARAY TÜRKÜLERİ:



    Saffet Efendi, Sıra Sıra Kazanlar, Karabiber Aş Olmaz, Ceyran, Derviş Hanım Bakmazmısın Postuna, Turna, Kazım, Eşmekayanın Kavakları, Aksaray Sürmelisi, Elif Kızın Obaları, İstanbul Yolları, Osman Abim Evde mi, Tombul Bilekli Gelin, Oy Niye Yandim Niye ve Güvercinim Sütbeyaz. Bunlardan düğünlerde en çok söylenenleri şunlardır:



    KESİK ÇAYIR: (Ahmet GÜRSES)

    Kesik çayır biçilir mi, sular soğuk içilir mi?

    Bana yardan geç diyorlar, yar tatlıdır geçilir mi?

    (Burada oynayanlar bir uzun hava söylerler)

    Sabahtan uğradım ben bir güzele.

    Güzel ağlatmadı, güldürdü beni, Ay gelin, sürmelim.

    (Bundan sonra oynak bir hava söylenir)

    Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı

    Elinizden, elinizden kurtulaydım dilinizden.

    Yeşil başlı ördek olsam sular içmem gölünüzden aman.

    (tekrar uzun hava)

    Ben güzelden vefa ummazdım, aman ummazdım.

    Ak gerdan üstüne kondurdu beni. Ay gelin sürmelim.

    Kaymakam kızı, etme bu nazı, gel bize bazı bazı.




    EŞMEKAYANIN KAVAKLARI: (Ahmet GÜRSES)

    Eşmekayanın kavakları gölgeli

    Yel vurdukça denizleri dalgalı

    Bugün efelerin başı gavgalı

    Beyleri, beyleri eşmekaya beyleri

    Beyleri gördükçe a canım, şaşırıyorum dilleri

    Eşmekayadan çıktı bir buhur deve

    Ağzında dikeni yer geve geve

    Kız Allah’ın seversen, gel bizim eve

    Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri

    Eşmekaya dedikleri bir küçük avlı

    Avlının içinde kır atım bağlı

    Kurşunu yedimde ciğerim dağlı

    Beyleri, beyleri Eşmekaya beyleri

    Eşmekayanın bülbülleri ötüyor,

    İki testi almış suya gidiyor,

    Kaşı ile gözü gel gel ediyor,

    Beyleri, beyleri Eşmekayanın beyleri.






    SIRA SIRA KAZANLAR: (Ahmet GÜRSES)

    Sıra sıra kazanlar gelin, gelin,

    Kara yazı yazanlar amman,

    Kara yazı yazanlar amman,

    Cennet yüzü görmesin gelin, gelin,

    Aramızı bozanlar amman,

    Aramızı bozanlar amman,

    A benim nazlı yarim amman

    Çorbası tuzlu yarim vay, vay.

    Çık daldan kiraz deşir gelin, gelin,

    Dibinde gayfe pişir amman,

    Dibinde gayfe pişir amman,

    Her gayfeyi içtikçe gelin, gelin,

    Beni aklına düşür amman,

    A benim hacı yarim amman,

    Beni aklına düşür amman,

    Başımın tacı yarim vay, vay,

    Bir taş attım alıca gelin, gelin,

    Bir kuş vurdum delice amman,

    Yenile bir yar sevdim gelin, gelin,

    Gözleri sürmelice amman.

    Gözleri sürmelice amman.

    A benim nazlı yarim amman,

    Çorbası tuzlu yarim vay, vay.






    KALDIR DUMANINI GÖSTER YÜZÜNÜ: (Taşpınarlı Aşık Mahmut)

    Kaldır dumanını, göster yüzünü,

    Var mı koyağında kar, Hasandağı,

    Karlı, buzlu sulardan içeyim,

    Yüreğim yaralı duy, Hasandağı,

    Hasandağı diye namın duyulur,

    Eteğinde mor koyunlar yayılır,

    Gün dönünce güzellerin dağılır,

    Kanayan yaramı sar Hasandağı.

    Hoş yaratmış cemalini yaradan,

    Çatılmış kaşların hilal, karadan,

    Suyun taksim olur Helvedereden,

    Akıyor damarın göl, Hasandağı.





    SÜPÜRGESİ YONCADAN: (Ahmet GÜRSES)

    Süpürgesi yoncadan, süpürgesi yoncadan,

    Gayet beli inceden, aman gayet beli inceden,

    Ben seni sakınırım, ben seni sakınırım,

    Yerdeki karıncadan, aman yerdeki karıncadan,

    Hanım şaşır beni,

    Aşka düşürdü beni,

    Aşk adamı ağlatır,

    Dert adamı söyletir.



    ELİF KIZIN OBALARI: (Ahmet GÜRSES)
    Elif kızın obasını gezmeli

    Galem alıp kaşın, gözün yazmalı

    Annı top kekilli, burnu yazmalı

    Elif derler bir güzele yangınım

    Dinga da dinga da dinga bak

    Esme hey bad-ı sabah hey

    Bad-ı sabah eserse

    Seyranımda buradan geçerse

    Kabağıda boynuma takarım hey

    Hovardayı gözden çıkarırım aman

    Senin gibi yosmayı hey

    Haydi pazarlarda satarım hey

    Elifin mendiline mestine

    Selam verir yarenine dostuna hey

    Bende kurban olam dostuna hey

    Uyan koç Elifim tacın göründü

    Dinga da dinga da dinga bak

    Esme hey bad-ı sabah hey

    Bad-ı sabah eserse

    Seyranımda buradan geçerse

    Kabağıda boynuma takarım hey.





    AKSARAY’IN KAPILARI: (Asaf GÜVEN)

    Aksaray’ın kapıları sürgülü

    Siyah saçı sırma ile örgülü

    Haticem de genç yaşında vergili

    Alırım Haticem koymam orada.

    Aksaray’ın kapıları çatallı

    Kırk gün oldu yardan ayrı yatalı

    Kız ben seni sevip alıp kaçalı

    Alırım aslanım koymam orada.





    KAPILARI GATIRAN: (Aşık Molla)
    Kapıları gatıran

    Fatma beni batıran

    Fatma değil anası

    Beni mahpus yatıran

    Aman, aman hopla gel

    Al fistanı topla gel

    Kapıları kalındır

    Kardeşleri zalımdır

    Zalım olsa ne yapar

    Fatma benim malımdır

    Aman, aman hopla gel

    Al fistanı topla gel



    İSTANBUL YOLUNDA (Ahmet GÜRSES)


    Dalma beyim dalma çaylar derindir

    Yolunda bekleyen taze gelindir

    Size verdi ise Mevlam kerimdir

    Aman, aman, aman, aman,

    İstanbul yolunda kuş katar, katar

    Eşinden ayrılmış bir keklik öter

    Bu ayrılık bize ölümden beter

    Aman, aman, aman, aman,

    İstanbul yoluna uzak dediler

    Zülüfü gerdana tuzak dediler

    Aman, aman, aman, aman,

    İstanbul yoluna diktim gözümü

    Bir yiğit yoluna verdim özümü

    Aman, aman, aman, aman.





    OSMAN ABİM EVDEMİ: (Mehmet AKÇA)

    Damdan dama atlan yar Osmana yandım

    Püskülleri sarkan yar bir tanem

    Püskülleri sarkan yar bir tanem

    El eyledim gelmedi Omana yandım

    Horozlardan korkan yar bir danem

    Horozlardan korkan yar bir danem

    Osman abim evdemi, evdemi

    Üç odalı yerdemi, yerdemi

    Ak kadifeli yerdemi, evdemi?

    Terliğimin tepesi Osmana yandım

    Gül kokuyor nefesi, bir danem

    Gül kokuyor nefesi bir danem

    Osman abim evdemi,evdemi, üç odalı yerdemi.





    ARABAMIN DİNGİLİ: (Aşık Molla)

    Arabamın dingili

    Nenni yarim nenni

    Nerde buldun dengini

    Nenni yarim nenni

    Gidin sölen o yare

    Nenni yarim nenni

    Gamlasın yarim nenni

    Nenni yarim nenni

    Gökte uçan teyyare

    Nenni yarim nenni

    Varın söylen o yare

    Nenni yarim nenni

    Benden ona fayda yok

    Nenni yarim nenni

    Bulsun başına çare

    Nenni yarim nenni







    DUVAR ÜSTÜNDE DUVAR: (Asaf GÜVEN)

    Duvar üstüne duvar

    Aman ne var, sevdiğim ne var?

    Oturmuşta ağlıyor

    Aman asker olmadık kim var?

    Konma bülbül konma dalım boş değil

    Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil

    Yılan aklı karalı

    Aman sinem goygun yaralı

    Sorsam söylermi bana

    Aman acep aslı nereli

    Konma bülbül konma dalım boş değil

    Gülsem oynasamda göğnüm hoş değil

    Güfteleri yukarıda yazılı olanlar dışında kalan diğer Aksaray Türküleri de şunlardır:
    Kara biber,

    Şerif hanım

    Ahmet Gürses’e

    Allılar ve Tombul Bilekli Gelin Aşık Molla’ya

    Oy niye Yandım niye ve

    Güvercinim Süt Beyaz

    ise Emel Demiryürek’e aittir.

     
  16. 25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  17. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
    Aksaray’da hububatın geniş bir alana yayılmış olması ile bundan mamul yiyecekler, hayvancılığın gelişmiş olması dolayısıyla da et ve süt mamulleri, ayrıca bağ ve bahçelerden elde edilen sebze ve meyvelerle de mutfak için oldukça zengin malzemeler elde edilmektedir.





    1- YUFKA: Yılın belirli aylarında ve yer yer her gün yapıldığı da olur. Uzun süreli yapılan ekmekler için, ölçeği testi olarak bilinen çok testili hamurlar yoğrulur. Ailenin erkekleri, hamurları üzeri temiz bir bezle örtülü olduğu halde çiğnerler. Yoğrulan hamurlar beze denilen küçük parçalara ayrılır. Bunlar düzgün ekmek tahtaları üzerinde, ince, uzun oklavalarla çok ince bir şekilde açılır ve ateş üzerinde bir sacta pişirilir. Pişirme sırasında ekmeğin yanmaması için (pişirgeç) kullanılır.



    2- ŞEPE: Küçük ölçüde açılarak pişirilen yufkadır.



    3- SIKMA: Şepeden biraz büyükçe açılan ve içine tereyağı, taze çökelek veya peynir konarak meydana getirilen dürümdür.



    4- ÇÖREK: Hamurun mayalanarak, geniş kaplar içinde köy fırınlarında pişirilmesiyle yapılır.



    5- MAYALI: Yine hamurun mayalanmasıyla küçük bazılar yapılır. Bu bazılar 1-1.5 cm. kalınlığında açılarak saç üzerinde pişirilir.



    6- ERİŞTE: Yufka hamur ince uzun bir şekilde kesilerek güneşte kurutulur. Daha sonra kavrulur ve makarna yerine kullanılır.



    7- KUSKUS PİLAVI: Yumurta ile un bir kap içerisinde karıştırılır. Daha sonra saçma büyüklüğünde küçük parçalar halinde kurutulur.



    8- DOLMA MANTI: Hamur yufka gibi açılır. Baklava dilimi biçiminde büyükçe kesilir. Hazırlanan kıymalı iç içerisine konduktan sonra katlanır. Suda haşlanarak suyu süzülür. Altına sarımsaklı yoğurt, üzerine özel yapılan zer dökülür.





    9- KATIKLI AŞ: Bir çeşit yaz yemeğidir. Torbada süzülmüş yoğurt, soğuk bulgur pilavı ile karıştırılarak çorba gibi içilir.



    10- PELTE: İnce un ve pekmez belirli bir kıvama kadar kaynatılarak pişirilir. Sonra üzerine tereyağı dökülür.





    11- SOĞANLAMA: Soğan doğranır, yağ, kıyma ve salça ile ya da domatesle kavrulur.





    12- TARHANA ÇORBASI: Ekşi yoğurt, aşlık, un kaynatıldıktan sonra belirli bir kıvam alır. Bu kıvama yuvarlak ve yassı şekil verilir ve sonra

    kurutulur. Artık tarhana elde edilmiş olur. Bunu pişirmek için ise bir akşam önce ılık suda bekletilerek kabartılır. Daha sonra suyla pişirilerek üzerine nane ve yağ dökülür.





    13- SARIĞI BURMA (KATMER): İnce un, yumurta ve yoğurt iyice yoğrulur. İnce yufkalar halinde açılır ve hamur bir sini veya büyükçe bir tepsi üzerinde katmerli bir biçimde dıştan içe doğru yerleştirilir. Üzerine yağ ilave edilerek kızartılır. Soğuduktan sonra kestirme dökülür.



    14- HÖŞMERİM: Genellikle köylülerin yaylada oldukları zaman yapılır. Tereyağ eritilir, içerisine un atılarak ateş üzerinde, un tanecikler haline gelinceye



    kadar bir müddet karıştırılır ve soğumadan yenir.

    15- SAC BÖREĞİ: Şepe halinde açılan hamur, içerisine kıyma, yumurta peynir, sebze konarak ortadan ikiye katlanır. Sac üzerinde pişirildikten sonra yağlanarak yenir.



    16- BAMYA ÇORBASI: Malzemeleri: 250 gr. bamya, 200 gr. et, 1 adet soğan, 1 domates, 1 yemek kaşığı salça, 1 limon.

    Hazırlanışı: Bamya sıcak suda 15 dakika kaynatılarak, limon tuzlu su ile haşlanır. Tencere içine yağ ile bir adet soğan ve et ilave edilerek soğan kızarıncaya kadar pişirilir. Rendelenmiş domates ile bir kaşık salça ilave edilerek yemek kaynamaya bırakılır, limon ilave edilir. Hazırlanan bamya yemeğe ilave edilerek servis yapılır.



    17- YOĞURT ÇORBASI: Hazırlanışı: Yoğurt, su ile karıştırılarak içine pirinç ilave edilir, ocakta kısık ateşte belirli bir kıvama gelinceye kadar pişirilir. Ayrıca bir



    kapta tereyağı kızarıncaya kadar ısıtılır. Yağ et suyu ve kırmızı biber ilave edilir sos halinde çorba üzerine dökülür. Sıcak servis yapılır.



    18- ARABAŞI: Malzemeleri: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz.

    Hazırlanışı: 1 litre su, 3 kahve fincanı un, 100 gram tereyağı ve tuz iyice karıştırılır. Sonra ocakta kaynamaya bırakılır. Kaynayan lapa yayvan bir tepsi içine 3 cm. kalınlıkta olacak şekilde düzgünce yayılır. Baklava dilimi şeklinde kesilerek soğutulur Haşlanmış tavuk veya hindi göğsü, tereyağlı bir kahve fincanı un ile beraber kavrulur. Kaynatılmış 1 litre tavuk suyu içine yapılan sos ilave edilir. Soğutulmuş un lapası kaşıkla alınır, soslu tavuk suyuna batırılarak servis yapılır.





    19- KALBURABASTI: Hazırlanışı: 1 su bardağı sıvı yağ, margarin ve yoğurt, yeterince un karıştırılır, mayalanır. Yapılan hamur kulak memesi büyüklüğünde hazırlanır, rende ile tel süzgeçten geçirilir, üzerine rendelenmiş ceviz konularak kapatılır. Kapatılan kısım alta gelecek şekilde tepsiye dizilir, kısık ateşte veya fırında pişirilir. Yapılan tatlı için hazırlanan şerbet tatlının üzerine dökülerek servis yapılır.



    20- KAYGANA: Malzemeleri: 6 yumurta porselen kapta çırpılır. Hazırlanan un ilave edilir, tekrar çırpılır. Tavada hazırlanan yağ hafif kızarınca hazırlanan yumurta un karışımı malzeme yağ üzerine ilave edilerek kısık ateşte çevrilerek pişirilir. Servis yapılır.



    21- ÇİĞLEME: Malzemeleri: 500 gr. un, 2 bardak su, 250 gr. taze kaymak ve tuz.

    Hazırlanışı: Hazırlanan un ile su hamur haline getirilir. 15 dakika dinlenen hamur merdane ile küçük yuvarlak şeklinde açılır. Arasında bir tatlı kaşığı kaymak ilave edilip kapatılır. Teflon tavada kısık ateşte çevrilerek pişirilir. Tekrar üzerine kaymak ilave edilerek servis yapılır.


     
  18. 25 Nisan 2007
    Konu Sahibi : DeveKuxsxu
  19. Zepp

    Zepp Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    9.346
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    146
    Aksarayimizin üNLüLERi

    Abdurrahman Efendi
    Alaeddin Ali
    Aşık Murat COŞKUN
    Cemal Halveti
    Cemaleddin Muhammet
    Cemaleddini Aksaray-i
    Deli Hamid
    Fikret OTYAM
    Fuzeyl Çelebi
    Genç Osman
    Habib Efendi
    Hallac-ı Mansur
    Hoca Mesut
    Hürrem Cenali
    II. Kılıçarslan
    İsa
    Katip Mehmet Çelebi
    Kerimüddün Mahmut
    Külhani Ali Baba
    Mahmut MAKAL
    Mehmet AKÇA (Aşık Molla)
    Mehmet Efendi
    Molla Çelebi
    Mustafa Vehbi ÇORAKÇI
    Muzaffer-üd-din Melik Mahmut
    Nurullah Nuri
    Ömer Kaşif NALBANTOĞLU
    Pir Ali Sultan
    Said
    Süleyman Rukni
    Şair Yusuf Hakiki
    Şeyh Ali Efendi
    Şeyh Hamidi Veli (Somuncu Baba)
    Yaşar AKBAŞ
    Yunus Emre
    Zenbilli Ali Efendi