aldatan ,aldatılan kadın..

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve KalenderMesrepim tarafından 27 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    27 Kasım 2008
    Konu Sahibi : KalenderMesrepim
  1. KalenderMesrepim

    KalenderMesrepim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.098
    Beğenildi:
    154
    Ödül Puanları:
    153
    Nihan 48 yaşında tiyatro eğitimi almış, bir kez bile sahneye çıkmamış, üç kez evlenmiş, hâlâ güzel, hâlâ pırıltılı, gözünün kenarındaki yaşlılık çizgilerinden hüzün gizleyen bir kadın... Arnavutköy de onun evinde buluşuyoruz. Muhteşem bir İstanbul manzarası çok kibar bir ev sahibesi. Evin duvarlarında Nihan Hanım ın boy boy resimleri var. Eşi hâlâ onu çok seviyor olmalı diye düşünüyorum...

    Kolejden mezun oldum, çocukluğum boyunca bana şiddet uygulayan sevgili babamın o yıl yurt dışında çalışıyor olmasını fırsat bilerek, annemin göz yaşları arasında, konservatuar sınavlarına girdim. Bir de güzel oynamışım ki Arzu Tramvayı’nı o yıl genç bir tiyatro öğrencisiyim. Annem kahroluyor babam eve dönünce hepimizi öldürecek diye çok korkuyor.
    İlk öpüşme adresi...
    Ben çok inatçıyım, deli gibi çalışıyorum. Yıl 1977 sadece okula gidiyor olmak, memleket dertlerine kafa yormamak imkansız. Kolejli kızların da sınıf bilinci vardır, işçi haklarından, özgürlükten, yar yanağından gayri her şeyi paylaşmaktan anlarlar. Bir sürü yeşil parkalı arkadaşım var artık, deli gibi kitap okuyup devrimci tiyatro çalışıyoruz. Bir de Ankaralı bir çocuk var, ileri de doktor olacak. Cerrahpaşa Gül Apartmanı ilk öpüşmemin adresi.
    Hem korkuyorum, hem de kendimi kocaman bir kadın iibi hissediyorum. Çağdaş üzerimde, kasıklarımda ağır bir yük hissediyorum, sanki daha başka olmalıydı. Ben hiçbir filmde bu kadar acı verdiğine tanık olmamıştım. Çağdaş biraz yavaş olsa belki daha kolay olacak, onun da ilk kez seviştiği kadın benim. Ertesi gün boynumda morluklar üstelik kurbağa gibi yürüyorum.
    Aşığım ve de her geceyi birbirinden daha heyecanlı geçiyoruz. Ortak bir kavgamız var. Biraz biraz da öğreniyoruz sevişmeyi, yani yardım sever bir pozisyonda toplam 5 dakika...
    Babam dövüyor
    O korkunç gece, sokağı afişlerken gözaltına alınıyoruz. Ödüm patlıyor dizlerimin bağı çözülüyor. Masum ve de sevimli çocuklarız. Şubede işkence görmüyorum olayı öğrenip yurt dışından dönen babam, Kadıköy İskelesi’nde karşılıyor beni ve Moda ya kadar dövüyor. Ağzım burnum kan içinde. O gece herkes uyurken bavulumu toplayıp evden ayrılıyorum. Çağdaş’a gidiyorum. Devrim nikahı olmaz, babam bizi öldürmeden acilen evlenmek zorundayız.
    Çağdaş’ın annesi şaşkın, bizimkiler mutlu sade bir törenle dünya evine giriyoruz. Üstelik babam, doktor adayı damadı için Erenköy de bir ev tutuyor. Evcilik oyunu gibi. Sadece para ve parasızlık gerçek.
    Hiçbir açıklaması yok, sanırım ikimiz de korkak çocuklarız, kopuyoruz politikadan, ben önce özel İngilizce dersleri vermeye başlıyorum. Çağdaş okula gidiyor bazen, elim kolum dolu eve geliyorum. Çağdaş kanepe de çoktan sızmış. Makarna yiyoruz geceleri, ama dolu dizgin sevişiyoruz.
    Yani gözü açılmayan bir sığırcık yavrusu olduğumdan öyle sanıyorum. Babam birkaç kez damadını alıp karşısına "neden okula doğru dürüst gitmediğini, neden çalışmadığını ve zavallı kızını kül kedisi" yaptığını soruyor. Cevap alamıyor.
    1980 Haziran finalleri, kocam tüm derslerden çakmış, okuldan atılmış. Ben öğleye kadar Üsküdar Migros ta kasiyerlik yapıp, sonra öğrencilerin evlerine gidip helak oluyorum.
    12 Eylül arkadaşlarımız içerde, biz evdeyiz. Çağdaş derin bir depresyonlara giriyor.
    Büyük göğüsleri vardı
    Canımız çok yanıyor. Bir sene sonra, hiç çalışmayan kocam, hiçbir sorunumuz yokken, yani ben aptal bir taze olarak sorunları göremezken, bizim evimizde bizim yatağımızda eski kız arkadaşı ile sevişiyor.
    Odanın kapısını açıyorum ilk aklıma gelen şey "Kadının benden büyük göğüsleri olduğu" hemen boşanıyoruz. Çağdaş köşe bucak kaçıyor babamdan.
    Baba evine dul bir kadın olarak dönüş, bir aile dostumuz halime acıyıp, deniz ulaştırmacılığı yapan bir şirkete beni işe alıyor. Eve 8 den sonra gelmek yok, daha doğrusu, çalışmama bile gerek yok ama babam ikna oluyor.
    Bizim firmada bütün kızların bayıldığı bir genç var, 30 lu yaşlarında yurt dışından yeni gelmiş. İnsan canlısı, pek sıcak kanlı özellikle kadınlarla kurulan yakın ilişkilere bayılıyor.
    Bir öğle tatili beraber yemek yiyoruz, benden çok hoşlandığını söylüyor. Benim de içim kayıyor ona. Birkaç buluşmadan sonra bir öğle vakti Cihangir yokuşunu tırmanıp, Berk in evine gidiyoruz.
    Uzun uzun öpüyor
    1 saatimiz var, Berk hiç vakit kaybetmeden elini belime dolayıp beni uzun uzun öpüyor. Sanırım o öpücücükle bayılıyorum. Ayıldığım da Berk’in yatağındayız, bedenimde tüm kaslarla sarıyorum onu. Omuzlarında diş izlerim. Aaa sevişmek sadece erkeğin kadın üzerinde gidip geldiği bir eylem değilmiş. Ben çok çabuk öğreniyorum. Ertesi gün bütün bedenimle Berk in üzerindeyim. İçimden ılık ılık bir şeyler akıyor. Ben sevişmeyi seven bir kadınım, o zamanlar bunun aşk olduğunu sanıyorum. Deli gibi aşığım sevgilime. Ne kadar çapkın olduğunu bile bile, onu evlenmeye zorluyorum..
     
  2. 27 Kasım 2008
    Konu Sahibi : KalenderMesrepim
  3. KalenderMesrepim

    KalenderMesrepim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.098
    Beğenildi:
    154
    Ödül Puanları:
    153
    Bu evliliğimde para sıkıntısı yok, mutsuzluk yok, aşksızlık yok. Balayında İtalya’dayız. Sevgili kocam akşam yemeğinde, İtalyan bir dilbere asılıyor. İçim kanıyor benim, ilk kavgamız yatakta ateşli bir sevişme ile bitiyor. Berk beş yıl boyunca gözümün içine baka baka başka kadınlarla flört ediyor.
    Gece boyu bakışıyoruz
    Kavga, kıskançlık ve şehvet dolu geceler, mutlu muyum, hayır değilim. Artık daha geniş bir arkadaş çevremiz ve bol ışıklı gecelerimiz var.
    Bu arada ben de ayda bir kez iş için yurt dışına gidiyorum. Bir Fransa seyahatinde Berk i gece evden arıyorum. Berk telefonlarıma yanıt vermiyor. Onur kırıklığı kalbimi paramparça ediyor.
    Gece otelin barına gidiyorum. Türkiye’den gelen başka bir grupla karşılaşıyorum.
    Onlar Paris’e seyahate gelmişler. Yeşil gözlü bir adamla gece boyu bakışıyoruz. Berk gibi de Çağdaş gibi de bakmıyor bana. 40 yaşında bir üniversite de akademisyen çok güzel şiirler yazıyor.
    Berk’e hesap sordum
    Üç gün boyunca Paris te beraber geziyoruz. Adamın adı Yalçın, yeşil gözleri aklımdan çıkmıyor. Biliyorum ki onur kırıklığı bir kadını çapkın yapabilir. İstanbul’a dönmek beni hava alanına Yalçın bırakıyor. Uzun uzun öpüşüyoruz. İlk kez kadın olmanın ve bedenimin dışında başka meziyetlerimin olduğunu ve zekamın bir adamı etkileyebileceğini görüyorum. Berk e o gecenin hesabını soruyorum "Nerdeydin". Bin türlü yalan, sanki beni aldattığını itiraf etse, daha onurlu bir birlikteliğimiz olacak.
    İş yerindeki diğer kadınlar acıyarak yüzüme bakıyorlar. Kocam acaba bunlardan biri ile mi sevişti diye düşünüyorum. Bu arada Yalçın la buluşuyoruz. Beraber sergilere konserlere, gitmeye başladık. Yıllar önce sanatı severdim ben diye düşünüyorum. Bir tiyatro festivali çıkışı, Yalçın’ın evindeyiz. Sevgi dolu, bir sevişme. Saçlarım okşanıyor, avuçlarımın içinde Yalçın ın dudakları. Çok sevdiğim kocamı aldattım. Sevmek değişken bir duygu. Yalçın ı çok özlemeye başlıyorum. Aynı iş yerinde çalıştığımız için Berk e yalan söylemekte zorlanıyorum. Bir gece Arnavutköy de bir balıkçıya gidiyoruz. Ben de Yalçın ı arayıp, oraya çağırıyorum. Biz den önce gelmiş. Bir biçimde yanındaki masaya oturmamızı sağlıyorum. Dizlerim dizlerine değiyor, ara sıra masanın altından elini tutuyorum.
    Kocam beni aldatıyor
    Yalçın şaşırtıcı bir adam, dünya üzerinde tek kadın benmişim ve ben çok özelmişim gibi davranıyor. Berk in şirketten bir kızla girdiği ilişki herkes tarafından konuşuluyor. Kocam beni aldatıyor, üstelik de herkesin gözü önünde. Bir gece telefonum huysuz bir kedi gibi bağırıyor. Annem, yıllarca bana şiddet uygulayan babam, bir akıl hastanesinde. İçim paramparça. Birkaç ay hastanede kalıyoruz. Yıllar boyu bana bağıran babam, masum bir çocuk gibi boynunu bükmüş yatıyor. Artık kimseye hesap vermek zorunda değilim kimseden korkmuyorum. Berk Bey bir kez uğruyor hastaneye sonrasında kayıplara karışıyor. Canım yanıyor kalbim ağrıyor. Yalçın’sa hep yanımda. Önce Berk’ten sonra da işimden ayrılıyorum.
    Bir kez aldattım
    Birkaç sene Yalçın la birlikte yaşıyoruz. Aşkımız bittiği için sadece onurlu bir nedenle ilişkimizi noktalıyoruz.
    Artık 40 yaşındayım, bir aile dostumuz sayesinde benden 15 yaş büyük bir armatörle tanıştırılıyoruz. Birbirimizden hoşlanıyoruz. Adam eşinden ayrılmış iki tane de yetişkin oğlu var. Bir süre sonra da evleniyorum.
    8 senedir evliyim, hayat akıp gidiyor. Kocamı bilmek isterseniz sadece bir kez aldattım...



    alıntıdır...
     
  4. 26 Ocak 2009
    Konu Sahibi : KalenderMesrepim
  5. eceperil

    eceperil Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2008
    Mesajlar:
    44
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    peh peh peh hızlı bir yaşam:))))

    İnsanların duygularına bu kadar çabuk yenilmeleri şaşırtıyor beni:KK43:((