Alkol Ve Bilinmesi Gerekenler

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve yaren_76 tarafından 7 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    7 Nisan 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Alkol ve Madde Bağımlılıkları


    Uzmanlar, bağımlılık kavramının, insan-madde etkileşimini içeren kimyasal bağımlılıklar ve insan-insan ya da özellikle çağımızdaki hızlı ve yoğun teknolojik gelişmelere bağlı olarak insan-makine etkileşimini içeren davranışsal bağımlılıklar şeklinde yorumlanabileceğini söyledi.

    Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi ergen psikloglarından Orhan Gümüşel, hangi tür bağımlılık söz konusu olursa olsun, bireyin bir dış unsura aşırı derecede gereksinim duyduğunu belirterek, "Bağımlılığın esası bu noktaya dayanır. Bu yolla birey hem kendisine ait bir yetersizliğin, sıkıntının ya da kaygının üstünü örter hem de hoşnutsuz olduğu durumdan kısa süreli de olsa kaçma imkanına kavuşur. Buradan hareketle diyebiliriz ki insanın davranışsal veya kimyasal bir dış unsurla sürekli ve aşırı etkileşimi 'bağımlılık' olarak adlandırılabilir. Tıbbi anlamda ele alındığında ise 'bağımlılık'; biyolojik, sosyal ve davranışsal boyutları olan bir hastalıktır. Bağımlılık tedavisi olan yani düzelebilen ancak bağımlı olunan madde tekrar kullanıldığında hızlı ve şiddetli bir seyirde nükseden bir hastalıktır. Bir başka deyişle kişi bağımlı olduğu maddeyi bıraktığı yere kısa zamanda geri döner. Bağımlılığın gelişimi, maddenin kullanım süresine, kullananın kişilik özelliklerine, maddenin cinsine göre değişir ve her maddenin bağımlılık potansiyeli farklıdır" dedi.

    Bağımlılığı besleyen en önemli etkenin keyif verici bir dış unsurun varlığı olduğunun altını çizen Gümüşel, "Yani bir durumu, kişiyi ya da kimyasalı çekici kılan neden, onun bireyi kaygıdan ve gerginlikten uzaklaştırabilme gücü ve keyif verici olmasıdır. Bu durum, bağımlılık geliştirme açısından en yüksek risk grubu olan gençlerin doğal davranış dinamiklerinde daha kolay gözlenebilir. Şöyle ki, genç bir insan doğal gelişim çatışmaları ve bu çatışmalarının neden-sonuç ilişkileriyle uğraşırken genellikle en kestirme ve en zahmetsiz yolu seçer. Çatışmadan doğan gerginlik sırasında gencin keyif aldığı en küçük anlar bile çok kıymetlidir. Psikofizyolojik gelişimde sorun yaşayan gençler ise bu bağlamda savaşmak yerine rahatlıkla hoşnut olmayan durumdan kaçışı seçebilmektedirler. Zaten asıl risk de kaçışın başlamasıyla yargılama gücü zayıflayan gencin ne yöne gideceğinin belirsizleşmesidir" diye konuştu.

    Orhan Gümüşel, sözlerine şöyle devam etti:

    "Bir ilginin bağımlılığa dönüşmesi daha çok davranışsal bağımlılıklar ile alkol ya da sigara bağımlılığı için söz konusudur. Madde kullanımında süreç ilginin süreklilik kazanmasından çok kaçış sonucu bağımlılığa itilmek şeklinde gerçekleşir. Soruyu özellikle teknolojik bağımlılık çerçevesinde ele alacak olursak süreç içinde yaşanabilecek durumlar şöyle özetlenebilir: Bağımlılık yaratan unsurun bireyin dikkatini çekmesi, etkileşimin giderek artması ve yaşama yayılması (yaşamın rutini haline gelmesi). Dolayısı ile yaşam kalitesinde düşme, tolerans geliştirme, geri çekilme belirtileri (Faaliyetten ve iletişimden uzaklaşma) ile çatışma ve nüksetme. Bu genel bileşenler bir ring hattı gibi işler. Birinin başlangıcı diğerinin bitişi olabileceği gibi birinin bitişi diğerinin başlangıcı olabilir".

    Psikolog Gümüşel, madde bağımlılığında ise durumun biraz daha farklı gelişeceğini kaydederek, "Madde bağımlılığı o maddeye duyulan ihtiyaç sonucu ortaya çıkar ve kullanıcının kişiliği ile yakından ilgilidir. Bilinçli kullanıcılar kullandıkları maddenin yarattığı psikolojik ve fizyolojik etkiyi bildikleri için kullanırlar. Bilinçsiz kullanıcılar ya da madde hakkında daha az bilgiye sahip olanlar ise sorundan kaçmak ve yapay olarak sorunsuz bir yaşam alanı yaratmak amacıyla maddeye yönelirler. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki madde kullanan insanlar birbirlerinden direkt etkilenmekte, bunun temelinde de ortak sosyal problemler yatmaktadır" dedi.

    Gümüşel, bir insanı madde kullanmaya iten başka nedenleri şöyle sıraladı:

    "Örneğin maddenin eğlencenin eğlenebilmenin ayrılmaz bir enstrümanı olması, başlı başına bir eğlence paylaşımı olması, grup dinamiğine uyumluluğu göstermenin bir kriteri gibi algılanması, özenti, yasağa karşı gelebilmiş olmanın tatmini ve büyüme göstergesi olarak atıflanması. Ergenin ruh sağlığını tehdit eden bir etmen olarak bağımlılık kavramını incelerken genel olarak bağımlılık yapan maddelerin neler oldukları, nasıl sınıflandırıldıkları, yapıları ve etkilerinden bahsetmek bilgilendirme adına doğru bir adım olacaktır".
    iha
     
  2. 27 Nisan 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  3. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Rusya'da yapılan bir araştırmada alkolün, kadınların beynine erkeklerinkinden daha hızlı zarar verdiği belirtildi.

    Amerikan ''Alcoholism: Clinical and Experimental Research'' dergisinde yayımlanan haberde, daha önceki araştırmalarda, alkolün kadınların kalp ve karaciğerine erkeklerde olduğundan daha hızlı zarar verdiğinin belirlendiği hatırlatıldı. Habere göre, Rus araştırmacılar, 2 cinsiyetin alkolden nasıl etkilendiklerinin belirlenmesi için, 18-40 yaşlarındaki 24'ü kadın 78'i erkek 102 alkol bağımlısına testler yaptı. Genelde hafızayla ilgili aynı testler alkol bağımlısı olmayan 68 erkek ve kadından oluşan bir kontrol grubuna da uygulandı. Testlerin yapılmasından önce alkoliklere 3-4 hafta alkol verilmedi. Görsel hafıza, düşünme ve problem çözümleriyle ilgili testlerde erkeklerle kıyaslandığında kadınların daha az başarılı olduğu ortaya çıktı. Maryland eyaletindeki Baltimore Uluslararası Araştırma Merkezi'nden Doktor Barbara Flannery, kadın organizmasının erkek organizmasından farklı olduğunu ve kadınların vücutlarında erkeklerinkinden daha az su bulunması nedeniyle kadın organizmasında alkolün yoğunluğunun daha fazla olduğunu söyledi.


    AA
     
  4. 19 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  5. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106


    Soru 1: Biliyoruz ki alkolün olumsuz etkileri, alınan miktara ve sıklığa göre değişir. Ne kadar içki içmek “normal”dir ?

    Cevap 1: Günde 1-2 kadeh içki almanın kalp hastalığı riskini azaltabileceğine işaret eden bilimsel araştırmalar vardır. Sonuçları itibariyle alkol kullanımı geniş bir yelpaze oluşturur. Alkolü, seyrek olarak az miktarda problemsiz olarak kullanan pek çok insan olduğu gibi bu nedenle zaman zaman başı derde giren kişiler ve yelpazenin en ucunda alkolsüz yaşayamaz hale gelen insanlar vardır.

    Alkol kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı günde erkekler için 2, kadınlar için 1 içkidir. Birim olarak 1 içki, kabaca, bir kutu yada şişe biraya, bir bardak şaraba ya da 45 ml'lik bir “tek” sert içkiye (votka, viski vb) eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç bir önemi yoktur. Yani üç bira içmekle üç tek votka içmek aynı miktarda alkol alınmasını sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat gibi görmek anlamsızdır.

    Soru 2: Alkol kullanımının bir kişide problem haline geldiğini ne zaman söyleyebiliriz?

    Cevap 2: Alkolizm deyince zihinlerde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlıları canlanır ve kişiler kolayca kendilerinde “alkol problemi olmadığını” söylerler. Oysa alkol kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması bile gerekmez. Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki problemlerden birisini dahi zaman zaman yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir:

    1. İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir biçimde aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işini ya da okulu aksatır.
    2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanımı: örneğin alkol etkisinde iken araba kullanmak.
    3. Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin alkollü iken kavgaya karışıp göz altına alınma.
    4. Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da tekrarlayıcı insanlar arası sorunlar: örneğin alkol nedeniyle eşle tartışmalara girmek.

    Böyle bir kişi, içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor demektir. Bu duruma tıpta “alkol kötüye kullanımı” adı verilir.

    Soru 3: Alkol bağımlılığı nedir?

    Cevap 3: Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı koyarız:

    1. Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz.
    2. Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ‘istediği zaman bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir.
    3. İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye fark ettirmemeye çalışarak içebilir.
    4. İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terk eder.
    5. Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastrit vb), ya da psikolojik (depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder.
    6. Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir).
    7. Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar.

    Soru 4: Alkolizm bir hastalık mıdır?

    Cevap 4: Alkolizm müzmin (kronik), tekrarlayıcı bir hastalıktır. Bu hastalık ilerleyicidir, yani gittikçe kötüleşebilir. Aralarda kendiliğinden ya da herhangi bir dış etkiyle belirtileri azalsa bile zaman içinde yeniden ortaya çıkabilir. Alkolizm; şeker hastalığı, yüksek tansiyon vb diğer kronik hatalıklar gibi sürekli takibi gerektirir. Aralarda kriz durumları yaşanabilir.

    Alkoliklerde alkole karşı fiziksel bir duyarlılığın yanında bütün istenmeyen sonuçlarına rağmen sadece irade gücü ile yenilemeyen bir içme arzusu vardır. Yani bu kişiler alkole bağlı olarak yaşadıkları kötü sonuçlardan ders almazlar ve hatta başlarına gelenlerin gerçek nedeninin alkol olduğunu inkar ederek teselliyi yine alkolde ararlar

    Soru 5: Alkolizmden kurtulmak mümkün mü?

    Cevap 5: Toplum, alkol kullanımını kontrol edemeyen kişilerin ruhen zayıf hatta dengesiz olduğunu düşünür. Bir çok alkolik de kendisini böyle görür. Ancak alkolizmin bir hastalık olarak görülmesinden asıl kasıt kişinin alkol karşısında iradesini ve seçim yapma gücünü kaybetmesidir. Alkol karşısında güçsüzlüğünü kabul etme ve bu konuda yardım arama, iyiye doğru değişimin ilk adımı ve mutlak şartıdır. Milyonlarca insan bu ilk adımla başlanan yolda alkolün sosyal hayatlarına verdiği zararların üstesinden gelmişlerdir. Hasta olduğunu kabul edip iyileşmeye istekli olan kişiler tedaviden ve adsız alkolikler gibi kendine yardım (self help) gruplarından en iyi yararlanırlar. Ama tedavi için kişinin ‘alkolik’ olduğunu kabul etmesi şart değildir. Önemli olan danışma amacı ile de olsa bir uzmana başvurmasıdır. Çünkü tedavicinin görevi kişiyi, eğer varsa, tedaviye ihtiyacı olduğuna ikna etmektir. Bunun belli teknikleri vardır. Bu arada şunu da belirtmek gerekir ki bağımlılık tedavilerinin ve kendine yardım gruplarının etkinliği kesin olarak kanıtlanmıştır.

    Soru 6: Bir kişi alkolik olduğumu nasıl itiraf edebilir?

    Cevap 6: Kendisine ve çevresine karşı dürüst olarak. Bir çok alkoliğe çevresi, hatta doktorlar tarafından alkolik olmadığı, tek ihtiyaç duyduğu şeyin biraz daha irade gücü, çevre değişikliği, istirahat ve yeni hobiler olduğu söylenmiştir. Zaten alkolikler de alkol problemi olduğunu inkar etme eğiliminde olduğu için bu yorumları severek kabul eder. Ama zaman içinde artan problemler gerçeği ortaya çıkarır. Bir çok kişi alkol karşısında aciz olduğunu ve yenik düştüğünü itiraf edene kadar korkunç deneyimler yaşar, maddi ve manevi büyük kayıplara uğrarlar. İnsanlarla ilişkileri bozulur, çalışma hayatları alt üst olur, ruhsal çöküntü yaşarlar. Oysa bu kadar ağır bir bedel ödemeden, alkol içmeyi kontrol edemediğinin farkına varıp yardım arayışına girmek en iyisidir.
     
  6. 20 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  7. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    Alkolün azı,çoğu,serti,çeşiti yada bilmem neyi(kullanmadığım için diyorum)

    insan bedenine
    insan ruhuna
    aile yaşantısına
    veeee
    çevreye zararlıdır..
    Kullanan kişi hem kendi bünyesine,hem çevresindeki insanlara zarar verir..Bana göre lami cimi yok!!
    Alkol,kullanıcı tarafından aşılması çoook zor bir sorundur..
     
  8. 21 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  9. meva_78_

    meva_78_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    20
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Alkollü İçkilerin Azı Faydalı mıdır?

    1-Alkolün çok cüzî miktarları dahi (bir veya iki kadeh) vücudun reaksiyon zamanını, yani ışık ve ses ikazlarına olan cevabını %5-10 nisbetinde düşürmektedir.Daktiloda yazı yazmaktan tutun da, herhangi bir cihazı kullanmaya kadar şahıs ne miktar alkollü içki almış olursa olsun, içkiyi içtikten sonra öncekine göre çok daha fazla sayıda hatalar yapmaya başlar. Böyle bir neticenin, otomobil kullanan, saatte 1000 km. süratle giden uçağı kullanan için ne kadar önemli olduğunu düşünelim.

    2- Az da olsa içki kullananlarda karaciğer sirozundan ölüm artmaktadır. Yüksek tansiyona yol açmakta, sarhoş araba kullanmanın yol açtığı kazalara, yaralanma hadiselerine, ani ölümlere sebep olmaktadır. Göğüs ve kalın bağırsak kanserleri, az da olsa içki kullananlarda, içmeyenlere göre daha sık olarak görülmektedir.(21)

    3- 15-20 yaşları arasındaki gençlerde yapılan bir araştırmaya göre, bu yaşlardaki gençlerde, intiharlar, trafik kazalarından ölüm gibi, şiddete bağlı ölümler, çok az miktar diye tarif edilen günde birkaç bardak alkollü içki kullananlarda dahi normale göre %75 daha fazla olarak bulunmuştur.Adölesan dediğimiz, reşit olmanın yani gençliğin başlangıç yılları, içkiye alışma yönünden belki de en tehlikeli yaşlardır. Bu yaşlarda alınan birkaç kadeh içki bile bağımlılığın teşekkülüne sebep olabilmekte, bu da belirtilen menfi halleri netice verebilmektedir.(22)

    4- Amerikan Kanser Cemiyeti’nin 276.000 erkek üzerinde yapmış olduğu çalışmanın neticelerine göre, günde sadece tek kadeh içki kullanan şahıslarda ölüm nisbeti, içki kullanmayanlara göre açık bir şekilde artmıştır.(23)

    5- Avrupa’da geniş çaplı yapılan bir istatiskî çalışmanın neticelerine göre, belli nisbette içki kullanan şahısların, haftada evet haftada sadece bir kadeh fazladan içki kullanmaları, bütün nüfusta alkoliklerin sayısını %10 arttırmıştır.(24) Netice olarak koroner kalb hastalığını önleyeceğiz diye içki kullanmayı tavsiye etmek ancak içki tüccarlarının işine yarar.

    6- Her kadeh içki beyinde 2000 kadar sinir hücresinin ölümüne yol açmaktadır.

    7- Ve unutulmaması gereken önemli noktalardan biriside şudur ki, alkolün azı daha fazlasına alıştırmaktadır. Buna tıpta tolerans adı verilir. Yani vücudun sarhoşluk için daha fazlasına meyletme özelliğidir. Alkolik olan şahısların da bir zamanlar bir iki bardakla içkiye başlamış olduklarını unutmayalım.