Altın günleri kalbi vuruyor

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve DilaNaz tarafından 4 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    4 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  1. DilaNaz

    DilaNaz Körler sağırlar,birbirini ağırlar. Üye

    Katılım:
    12 Mart 2008
    Mesajlar:
    2.725
    Beğenildi:
    40
    Ödül Puanları:
    153
    :sm_confused:Altın günleri” kalbi vuruyor!


    Kurabiyeler, poğaçalar yeniyor, tarifler alınıyor, sohbetler ediliyor. İlk bakışta oldukça masum görünen, ev hanımlarının en büyük eğlencelerinden biri olan altın günleri kalp sağlığını olumsuz etkiliyor…
    04 Mart 2008 08:07
    Yazı boyutunu büyütmek için
    “Altın günleri” kalbi vuruyor!

    Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Kani Gemici, kadınların “Kabul günleri”nde hamur işi ikramlarının, kalp hastalıklarına zemin hazırladığına dikkat çekerek hanımlara önemli tavsiyelerde bulundu:

    “Hamur işi yapmayın”

    “Kötü beslenme alışkanlıkları çocukluk çağından itibaren başlıyor. Ağlayan bebeğin ağzına lokum verilmesi gibi. Özellikle metropollerde gazlı içecekler ve fast food tarzı beslenmenin çok yaygın olması, çoğunlukla annelerin ihmaliyle evden kahvaltı yapmadan okula koşan çocukların kantinlerde ‘sağlıksız’ bir şeyler atıştırması, genç nesilleri gelecekte kalp hastası olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakıyor.

    Çocuklardaki kötü beslenme alışkanlıklarında sorumluluk öncelikle annelerin. Çünkü ailenin yemek yeme alışkanlıkları çocuklar üzerinde çok etkili. Öncelikle annelerin sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye önem vermeleri ve bu bilinci çocuklarına aşılamaları için, ‘kabul günleri’nde hamur işi yapmayı bir kenara bırakmaları gerekiyor.

    “Yemek yeme alışkanlığınızı değiştirin”

    Ülkemizde ne yazık ki zayıf insanlara toplumun yaklaşımı çok kötü. Topluma göre insanların kilolu olmaları onlara bir güç, bir değer katıyor ama sağlık açısından büyük tehlikeler içeriyor. ‘Göbek’, insanlarımız için milli felaketin birincisi, onlar ‘göbek hastası.’

    Sigara da ikincisi. Öncelikle yemek yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerekiyor. “Mangal kültürü” tümüyle ortadan kalkmalı. Sonra da ekmek yeme alışkanlıkları gözden geçirilmeli. Türk insanı ‘yemek yemiş’ olmak için yemek yiyor. 3 öğün yemeğin dışında ara öğünlerle 6 öğüne kadar çıkıyor. Evet gelişme çağındaki çocukların ve gençlerin yemek yemeğe ihtiyacı var. Ama yaş ilerledikçe buna gerek kalmıyor.

    45 yaştan sonra..

    Bir taş işçisi günde üç öğün yemek yemeli. Çünkü sarf ettiği efor ile bunu yakabiliyor. Ama masa başında çalışan bir memur günde 3 öğün, hele tıka basa yerse bunu nasıl yakacak? Bu şekilde beslenenler bir süre sonra vücuttaki yağlanmanın ve aşırı kiloların etkisi ile hipertansiyon, metabolik hastalıklar ve kalp hastalıkları riski ile karşı karşıya kalacaklardır.

    Ortopedik sorunlar da cabası. 45 yaştan sonra öğün sayısının ve bir öğünde alınan gıda miktarlarının azaltılması gerekir. Mideyi doldurmamak çok önemli. Bir defada en çok üç çeşit yemek ile masadan kalkmak gerekir. Kültür olarak yemek yedirmek konusunda çok ısrarcı bir milletiz. Bizim ülkemizin yediği gıda ile bir kaç ülke doyar.

    Hamur işleri..

    Kadınların ayın belli zamanlarında bir araya gelerek yaptıkları kabul günlerindeki aşırı “pasta-börek-çörek” tüketimi de bu felaketin bir parçası. Bu kadar çok çeşit hamur işi yapmalarının sebebi de yine toplum baskısı ve aşırı ısrarcılık. 4-5 saat bu çeşit çeşit yiyecekleri yapmak için uğraşıyorlar ve birbirlerini “o daha çok yaptı, bu daha az yaptı” diye eleştiriyorlar.

    Daha çok çeşit yapabilmek için yarış halindeler. Yedikleri hamur işleri onlara kilo olarak geri dönüyor ve beraberinde kalp hastalıkları dahil olmak üzere bir çok sağlık sorunu ile karşılaşıyorlar.

    “Meyve yenilebilir”

    Ev hanımlarının birbirleriyle yiyecek yapma yarışına girmeleri için hiçbir sebep yok. Artık bu kültürü bir kenara bırakarak toplum baskısını da üzerlerinden atsınlar. Bu gün’lerde hanımlar birbirlerine lütfen meyve ikram etsinler, çay ve kahve ile birlikte biraz da çerez yesinler. Böylece hem zahmetten kurtulurlar, hem masraf azalır, hem de kendilerini zehirlememiş olurlar.

    “Sosyal aktiviteler yapın”

    Hanımlara, yiyecek yapmak için harcadıkları bunca vakti bir sanat yapmak için harcamalarını tavsiye ediyorum. Sosyal sorumluluk projelerine destek versinler, yerel yönetimlerin toplumsal etkinliklerine katılsınlar. Bir araya geldiklerinde çalabiliyorlarsa bir enstrüman eşliğinde şarkı söylesinler. Yararlı bir kitap açıp okuyabilirler. Kadınlar böyle bir geleneği başlatabilirler.

    “Kabul Günleri”ni yararlı bir sosyal faaliyet haline getirebilirler. Zamanlarını yemek yaparak ve onları tıka basa yiyerek geçireceklerine, çocuklarını geleceğe daha iyi nasıl hazırlayacaklarını düşünebilirler; eşlerini nasıl daha mutlu edeceklerini ya da onları daha iyi nasıl yönetebileceklerini konuşabilirler diye düşünüyorum.”
    :sm_confused: :sm_confused:
     
  2. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  3. Deryacik

    Deryacik ...KUAFÖR OLDUM BEN... Üye

    Katılım:
    18 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    7.811
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    146
    Hiç tarzım değil kanımca :)
     
  4. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  5. kedicik81

    kedicik81 işte yanlızlık ben buyum Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.695
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    148
    hiç katılmışlıgım yok dogruu...........
     
  6. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  7. iyi anne

    iyi anne Popüler Üye Üye

    Katılım:
    5 Şubat 2008
    Mesajlar:
    224
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    108
    Ne alltın günüm var ne kabul günüm.Bir komşum var o bana gelir ben ona giderim.Eskiden kahve içerdik.Şimdiler de ise ıhlamur,yeşil çay içer olduk...
     
  8. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  9. deniz_35

    deniz_35 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    6 Ekim 2007
    Mesajlar:
    809
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    ayy aklıma babaannecigimin altın günleri geldi
    canım benim öyle güzel şeyler yapardıki
    çeşit çeşit bir sürü
    ama elbet zararlı fazlası şimdi o kadar çeşitli degil heralde artık günler :sm_confused:
     
  10. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  11. HanimKelesimiGetir

    HanimKelesimiGetir TEK DİL TEK VATAN Pro Üye

    Katılım:
    20 Mart 2008
    Mesajlar:
    83.172
    Beğenildi:
    33.743
    Ödül Puanları:
    563
    HİÇ PARALI GÜNÜM YOK APARTMANDA DA KİMSE YOK ZATEN KİMSE GELİP GİTMİYOR YÜKSEK KOLESTROL SORUNUM VAR EVDE BİLE HAMUR İŞİ PEK YAPMIYORUM ÖNCE SAĞLIK:a015:
     
  12. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  13. keçi kxixz

    keçi kxixz güzel Üye

    Katılım:
    23 Eylül 2007
    Mesajlar:
    740
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Evet kızlar malesef kabul günleri şekil a da olduğu gibi. Bir iki saat içinde yapılanları tüketmek. Ve hazırlanan yiyeceklerde hep kalorili şeyler, ikram çok olunca yapılanı yiyemeyiz diye birde kahvaltıyla gidildiğini düşünürsek, kabul gününde kendimize ne kadar kötülük yaptığımızın farkına varırız. Benim altın günüm var. Ve tabi geleneksel, hiç kimsede kaldırmaya niyetli değil, sürüp gidiyor. Heralde içimizden biri mide fesatından zehirlenmeden, kalp kırizi geçirmeden vaz geçmeyede niyetimiz yok.:1no2:
     
  14. 5 Nisan 2008
    Konu Sahibi : DilaNaz
  15. gonca778

    gonca778 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    174
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    valla bende de yok altın yok kabul günü 3 çocukla zaten öyle şeylere ayıracak vaktim yok , gelenede yaparım ama güzel şeyler