Altın vuruşlara kurban ettiler beni.

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve realist tarafından 9 Ağustos 2007 başlatılmıştır.

    9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148

    Altın vuruşlara kurban ettiler beni.
    Ben öldüm...
    Ben sizler yataklarınızda mışıl mışıl uyuduğunuz gece annemden babamdan uzak bir evde öldüm.
    Katilim uyuşturucu oldu.
    Katilimi azmettirenler ise uyuşturucu tacirleriydi. Ben ölürken sizler hiç duymadınız.
    Annem de duymadı. Hepiniz de sabahleyin gazetelerden öğrendiniz. Üçüncü sayfalara üç beş satırlık haber oldum.
    Ölüm haberimin başlığı tüm uyuşturucudan ölenlerinkinden farksızdı.
    Gazeteci abilerim "Altın vuruş" u müsayit gördüler.
    Ben ölürken hava çok sıcaktı.
    Sizler serinlemek için belki elinizi yüzünüzü yıkayıp, duş alırken, ben ölmemek için çölde kalmış gibi bir damla su aradım.
    İçim yandı da "su ver anne" bile diyemedim.
    Sizler yataklarınızda sevdiklerinizle koyun koyuna mutlu yatarken, ben sevdiklerimi terk etmek üzereydim.
    Kimin aklına gelebilirdi ki benim öleceğim.
    Umutlarım vardı, hayallerim vardı oysa.
    Daha çok şeyler yapmayı planlıyordum.
    Ama öldüm. Sabah ezanını okuyordu hoca. 'Allahuekber' dediğini duydum.
    Ben de "Allah'ım ölmek istemiyorum" diye dua ettim.
    Yaşım 16'ydı.
    Zehirlediler beni. Binlerce genci zehirledikleri gibi öldürdüler beni.
    Biliyordum bir gün hayatın sonunun geleceğini.
    Ama 16 yaşında eroinden olmamalıydı ölümüm.
    Başka bir zamanda başka bir ölüm şekli olmalıydı. Mesela töre kurbanı olsaydım.
    Beşiktaş'ın şampiyonluk kutlamasında maganda kurşunuyla ölseydim.
    Ben öldüm. Zehiri vucuduma enjekte eden şırıngayı bile çıkaramadan öldüm.
    Ben geçen hafta öldüm.
    Gazetelerin 3. sayfalarına üç beş satırlık haber oldum.
    Sımcıcak bir temmuz gününün alaca karanlığında el salladım yaşama.
    O gece köpek havlamaları yerini horoz ötüşlerine bırakmışdı.
    Hırsızlar mesayilerini tamamlamışdı. Ben kusuyordum Acı içinde kıvranıyordum.
    Hoca sabah ezanı okuyordu. 'Allahuekber'deyişini duydum.
    Sonra 16 yaşımda ölüme uyudum. Oysa ne hayallerim ne umutlarım vardı.
    Sevecektim. Sevdiğimle evlenecektim.
    Boy boy çocuklarım olacaktı. Onları sevip okşayıp gezdirecektim.
    Ellerinden tutup okula götürecektim. Ben geçen hafta Fatih'te bir evde annemden uzak uyuşturucudan öldüm.
    Sabah ezanı okunurken. Çocuklar mışıl mışıl uyurken...
    Ölmeseydim eğer geçen hafta. Ne hayallerim ne umutlarım vardı benim.
    Ayrı olan annemle babamı barıştıracaktım.
    Yarım kalmış eğitimimi tamamlayacaktım.
    Bir kitap yazacaktım. Adını da "Altın vuruşlar can almasın" koyacaktım.
    Ben Fatih'te bir evde ölümle yaşam arasında gidip gelirken ve de annemden uzakken, caminin minaresinin dar merdivenlerini çıkan hocanın ayak seslerini hiç duymadım.
    Duyduğum son ses 'Allahuekber 'oldu.
    Ben 16 yaşında ölüm uykusuna dalarken.
    Mahallemizin Ahmet amcacı abdest alıyordu.
    Akşamdan kalan mekansız İrfan ayılmaya çalışıyordu. Sündüs teyze günün ilk ışıklarında balkonda çay içiyordu.
    Ben oyunlara bile doymadan 16 yaşında öldüm.
    "Altın vuruşları" oyun bellettiler bana.
    Sokağımızın asfaltına seksekler çizecektim.
    Kırık bir mermer parçasını karelerin çizgisi üzerine getirmeden oyunu bitirecektim.
    Saklanbaç oynayacaktım mahallemizin çocuklarıyla.
    Hep ebe ben olacaktım. İp atlayacaktım hiç yorulmadan.
    Ben geçen hafta Fatih'te annemden ayrı, bilmediğim bir evde hem de 16 yaşımda "altın vuruş" lara kurban edilmesiydim eğer.
    Aşık olacaktım.
    Deli gibi sevecektim.
    Cep telefonlarından mesaj geçme yerine sevgilime ucu yanık mektuplar yazacaktım.
    Ben daha 16 yaşında bir çiçektim. Dalımdan kopardılar beni.
    "Altın vuruş" lara kurban verdiler beni.
    Ben ölürken sabah ezanında Allahuekber dediğini duyduğum hoca öğlenleyin selamı verdi.
    Üç-beş kişi el verirken tabutuma eğıtlar yükseldi evimizden.
    Erken oldu ama yine de ağlamayın diyemedim hiç kimseye.
    Musalla taşı önünde toplananlar helal etti hakkını.
    Sonra apartopar götürdüler bir mezarlığa.
    Tonlarca toprak attılar üzerime. Bir ağaç çaktılar baş ucuma.
    Üzerinede Melis yaşı 16 diye yazdılar.
    Anne.

    Sütünü helal et.

    Bana her gün dua et.

    Sana vasiyetimdir şunu da unutma. Kızın gibi "altın vuruş" lara gençlerin kurban edilmemesi için mücade et.

    Kızın Melis...........................


    (ALINTI)
     
  2. 9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  3. Calma

    Calma Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    862
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    Allah kimseye böyle ölüm vermesin...çok acı Allah bizi,çocuklarımızı böyle pisliklerden,bunları satanlardan,gençleri kandıranlardan korusun...senağlama
     
  4. 9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  5. angelbaby

    angelbaby Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Haziran 2007
    Mesajlar:
    79
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    inanmıyorum ya tüylerim diken diken oldu gözlerim doldu valla allahım sana şükürler olsun bana byle bi hayat verdiğin için sana minnettarım
     
  6. 9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  7. marita_272

    marita_272 Guest

    bu liseli genç kızın haberini internetten okumuştum.konuyla ilgili dava hala sürüyor.ama bu yazı insanın tüylerini ürpertiyor.allah çocuklarımızı korusun
     
  8. 9 Ağustos 2007
    Konu Sahibi : realist
  9. EU2

    EU2 Guest

    Cok kötü..Allahim cocuklarimizi,genclerimizi korusun..
    Lütfen Anne ,Babalar cocuklarimiza biraz daha ilgi ve sevgi..!..