Amasya Örf ve Adetleri

Konusu 'Örf ve Adetlerimiz' forumundadır ve Elif tarafından 5 Şubat 2009 başlatılmıştır.

    5 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.595
    Beğenildi:
    5.122
    Ödül Puanları:
    438
    Düğün Adetleri
    Yörede evlenme yaşı yirmili yaş civarıdır. Genellikle tek eşliliğin tercih edildiği yörede, akrabalarla evlendirme isteği ön plandadır. Mirasın bölünmemesi amaçlandığından alınacak gelinin veya damadın aynı kültürden, tanıdık bir yerden olması da etkendir.
    Bir genç evlenme isteğini ailesine hissettirebilmek için, babasının ayakkabısının birisini ters çevirir,
    Düğün Adetleri
    Yörede evlenme yaşı yirmili yaş civarıdır. Genellikle tek eşliliğin tercih edildiği yörede, akrabalarla evlendirme isteği ön plandadır. Mirasın bölünmemesi amaçlandığından alınacak gelinin veya damadın aynı kültürden, tanıdık bir yerden olması da etkendir.
    Bir genç evlenme isteğini ailesine hissettirebilmek için, babasının ayakkabısının birisini ters çevirir, bazen de ayakkabıyı kapı eşiğine çivi ile çakar veya baba yanında iken ayakkabısını ters giyer (sağ ayakkabı sola, sol da ayakkabı sağa). Bu; ‘beni evlendirin’ anlamına gelir.
    Genç kızlar, evlenme isteklerini bazen davranışlarındaki canlılıkla, bazen de aile fertleriyle geçimsizlik olarak dışa vururlar.
    Evlenemeyen kızların kısmetlerinin bağlı olduğuna inanılır ve açılması için evliyalara gidilip dua edilir, Cuma günleri selâ vakti kilit açılır. (bahtım böyle açılsın diye).
    Evlenecek çağa gelmiş erkek için, düşünülen kızın evine gidilir. Öncelikle kızdan su istenir, bardağın ve halıların temizliğine, evin düzenine bakılır. İzlenim olumlu ve gençler de birbirini beğenmişse birkaç gün sonra dünür gidilir ve buna ‘dünür düşme’ denir.
    Erkek tarafının aile büyükleri, oğullarına almayı düşündükleri kız evine giderler. Yapılan sohbet içerisinde en yaşlı kişi konuya girer ve ‘Allah’ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz’, kız evi de ‘kısmetse olur’ derler. Ancak, kız hemen verilmez, birkaç kez gidilir.
    Kız evi, kızı vermeye niyetliyse, erkek tarafını araştırıp soruşturduktan sonra, uygun görülmüşse, gelmeleri için haber gönderir.
    Söz Kesme
    Kız evinin davetinden sonra, erkek tarafı aile büyükleri, bir araya gelerek kız evine giderler. Bu toplantıda gelin ve damada ‘söz yüzükleri’ takılır. Nişan, düğün tarihleri, kız evinin istekleri konuşulur ve karara bağlanır. Söz kesildikten sonra, gelin ve damat adayı tarafından orada bulunanların elleri öpülür, dualar okunur. Bütün işlerin tatlılıkla gitmesi için şerbet içilir veya lokum yenir.
    Eksik Görme
    Gelin adayı, annesiyle birlikte, erkek evince, alış-verişe götürülür. Takı ve eşyalar yanında, nişan kıyafeti ve düğün için gelinlik, ayrıca kız tarafının yakınlarına da hediyelik gömlek, elbiselik, çorap vs. alınır. Buna ‘eksik görme’ denir.
    Nişan
    Genellikle hafta sonları kız evinde yapılır. Nişana davet için, erkek evinden birisi çıkar ve davet ettiği her eve bir şeker veya davetiye verir. Daveti yapan kişiye ‘okuyucu’ denir.
    Kız evinde, gelenlere yemekler verilir, getirilen hediyeler, sesi gür biri tarafından bağırılarak çevreye duyurulup orta bir yerde oturan gelinin başında çevrilir (töre çevrilmesi), takılar takılır.
    Nişanlılık süresinde, dini bayram olursa kız evine kurbanlık ve hediyeler gönderilir.
    Düğün
    Erkek evinde, davul-zurna ekibi cuma gününden itibaren çalmaya başlar, düğün evinin belli olması için bayrak dikilir, düğün kahyası, yiğitbaşı tespit edilir. Gelin ve damat adayları tarafından sağdıç (gelin ve damadın düğün boyunca her işini takip eden tecrübeli bir kişi) seçilir. Gelen misafirlere yemek ikram edilir. Buna danışık yedirme denir.
    Cumartesi günü, köyde ise geniş bir mekan, şehirde ise düğün salonunda kız ve erkek tarafları bir araya gelir. Müzik eşliğinde eğlenilir, davetlilere ikramlar yapılır. Düğün, gelin ve damada takı takılması ile son bulur. Bütün masrafları erkek evi karşılar.
    Kına Gecesi
    Cumartesi akşamı kız evinde kına gecesi yapılır. Kızın annesi tarafından karılan kına, bir tepsi ortasına konulup etrafına mumlar dikilir. Bulunulan mekanın orta kısmına oturan geline kına seti giydirildikten sonra kına türküleri ve ilahilerle gelin ağlatılır. Avucuna altın konularak geline kına yakılır.
    Davul zurna eşliğinde damatla birlikte kız evine kına almaya gelinir. Karılmış olarak hazır duran kına, etrafında mumlar, çerez, havlu, mendil konulan tepsi içerisinde damadın sağdıcına satılır. Kına alındıktan sonra (köy ise kız evinden bir de tavuk alınarak) oynaya oynaya erkek evine dönülür.
    Damat Kınası
    Damada kına yakılırken; sağdıç parmağını kınaya banarak elini yukarı kaldırır, bir iki üç diye saydıktan sonra bekar gençler kınalı parmağa ulaşmaya çalışırlar. Kim önce kınayı almışsa ilk onun evleneceğine inanılır. Kalan kına damadın arkadaşlarına dağıtılır (darısı bekarların başına olsun diye).
    Kına gecesinde gelinin ve damadın yanında arkadaşları kalır, bu gecede gelinin ayakkabısının altına bekar kızların isimleri yazılır, kimin ismi silinirse onun evleneceğine inanılır.
    Gelin Alma
    Pazar günü, gelin getirmek üzere gelin arabası süslenir. Akraba, arkadaş, komşu, ve ahbaplara ait araçlardan oluşan konvoyla, gelin evine hareket edilir. Kız evince, gelen araçlara yemeni, şifon, havlu gibi hediyelik takılır.
    Gelin alıcılardan, genç kızlar bahşiş almak için kapıyı açmazlar ve gelin sandığının üstüne de otururlar. Düğün kahyasınca bahşişler verilir, kapılar açılıp gelinin çeyizi taşınır. Gelin çeyizi yüklenirken alınan "müjde yastığı" damat evine getirilip (gelin geliyor anlamındadır) evde bekleyen kaynanaya bahşiş karşılığı verilir.
    Gelinin beline, erkek kardeşi kırmızı ‘kardeş kuşağı’ nı bağlar. Gelin, yakınları ile vedalaştıktan sonra babası tarafından gelin alıcılara teslim edilip dualar okunur.
    Gelin gezdirilerek damadın evine getirilir. Kaynata, bahşiş vermeden gelin arabadan inmez. Gelin eve girmeden, damat yüksek bir yerden gelinin üzerine çerez ve bozuk para serper veya kaynana içinde bozuk para bulunan bir çömleği kırar (kötü huylardan kurtulsun, bolluk olsun diye). Gelin; kuzu postuna bastırılır (kuzu gibi olması için). Eline verilen yağı, kapı eşiğine sürer (yağ gibi eriyip evine ısınsın diye). Üzerine basıp geçmesi için ayağının altına demir leğen konulur (demir gibi sağlam olsun diye).
    Gelin içeriye girdikten sonra, kendi çeyiz sandığının üstüne kıbleye doğru oturtulur, kucağına erkek çocuk verilir. Gelin, kaynanaya, görümcelere ve orada bulunanlara şeker verir (tatlı dilli olalım diye). Çevreden gelin görmeye gelinir.
    Asker Uğurlama
    Askere gidecek gençleri; haftalar öncesi akraba, komşu ve ahbaplar sırayla yemeğe davet eder, harçlık, giyecek gibi hediyeler verirler. Gençler askere gidecekleri gün bütün yakınları tarafından davul – zurna eşliğinde halaylarla, dualarla uğurlanır.
    Sünnet Düğünü
    Sünnet düğünleri genellikle hafta sonları yapılır. Sünnet olacak çocuk hamama götürülür. Sünnet elbisesi giydirilir. Gelen davetlilerle birlikte araç konvoyu oluşturulur, sünnet olacak çocuğa ve arkadaşlarına çevre gezisi yaptırıldıktan sonra eve getirilerek sünneti yapılır. Gelen davetliler, çocuğu ziyaret ederek hediyelerini verirler. Yemekler ikram edilir, sazlı sözlü eğlenceler yapılır. Ayrıca mevlit okutarak sünnet yapanlar da vardır.
    Yöresel Halk Oyunları

    Genellikle düğünlerde, kına gecelerinde, özel gecelerde ve askere giden geçler uğurlanırken oynanmaktadır.
    Yelleme
    Bu oyun daha çok askere giden gençler tarafından oynanır. Özünde yiğitlik duygusu taşımaktadır.
    Mahir Çavuş
    Mahir Çavuş, Amasya’nın Göynücek İlçesi’nde yaşamış olan bir yiğittir. İlçenin bir köyünde yaşayan bir kıza sevdalıdır. Onların sevgisine ithaf edilen bu oyun, yöre halkı tarafından halen oynanmakta, benimsenip sevilmektedir.
    Sim Sim
    Ateş etrafında dönülerek, bir el arkada, diğeri havaya kaldırılarak davul-zurna eşliğinde oynanır. Diğer oyuncu kendini göstermeden ortada oynayan kişiye vurarak kovmak amacıyla, nara atarak hızlı bir şekilde oyuna girer ve gösterisini yapar. Burada önemli olan, oyuncunun hareketlerinin çabukluğu ve oyunundaki estetiktir. Ayrıca, anlaşan iki oyuncu karşılıklı gösteri yaparlar.
     
  2. 5 Şubat 2009
    Konu Sahibi : Elif
  3. mlkhkn

    mlkhkn Popüler Üye Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2007
    Mesajlar:
    301
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    108
    Ben amasyalıyım eşim erzurumlu biz adetleri uygulayamadık pek fazla hatta hiç uygulanmadı gibi.farklı kültür olduğu için onlarda siz uygularsanız bizde uygularız bizim adetlerimiz çok ağır demişlerdi,tatsızlıklar olmuştu..o yüzden kaldı..ne şamın şekeri ne arabın yüzü kendi yörenden huyunu suyunu kültürünü bilmediğin biri olunca adetler problem oluyor.
     
  4. 6 Şubat 2013
    Konu Sahibi : Elif
  5. daral_geldiiiii

    daral_geldiiiii Aktif Üye Üye

    Katılım:
    23 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    78
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    88
    bnde amasyalıyımmm :)
     
  6. 16 Temmuz 2014
    Konu Sahibi : Elif
  7. Nevreste

    Nevreste Guru Üye Editor

    Katılım:
    16 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    118.029
    Beğenildi:
    65.545
    Ödül Puanları:
    763
    AMASYA ŞİVESİ

    Alengirli : çarpraşık , karışık
    Amanheri : aman be , anlamında
    Ağız : Defe - Kere
    Aha : İşte ,şaşma ,hayret ve teaccüp etme
    Akbakla : kuru fasulye
    Aze : organ , vücut
    Ahana : burada
    Ağrıklı : hastalıklı
    Ağrınmak : incinmek
    Aha anağan babağan : hayret ,şaşma
    Böcük : böcek
    Badal : merdiven
    Bağraç : bakraç su kovası
    Bannak : parmak
    Bucaklık : raf ,terek
    Böğür : gövdenin yan tarafı
    Bizağal : biraz önce
    Bisokum : çok küçük
    Bidıkım : küçük lokma
    Bicimcik : çok az
    Bişibaba : yağda kızarmış hamur
    Belemek : sarmak
    Bi gayde ki : bir tutum ki , davranış ki
    Gaydeli : tutum ve davranışı farklı olan
    Bıldır : geçen sene
    Barimiye : hiç olmazsa
    Bırak heri : yapma bırak sende
    Bidane : bir tane
    Bun : sıkıntı
    Cücük : civciv
    Cırcır : fermuar
    Cimcik : eti sertçe sıkma ( eylemine verilen isim )
    Cof coflu : her hali ile fevkalade
    Çatal çorba : hamur ve mercimekli çorba
    Çıkı : bohça
    Çaynik : çaydanlık
    Çimmek : yıkanmak
    Çalkama : ayran
    Çaput : bez
    Cin arabası : bisiklet
    Çene : köşe başı(SOKAK BAŞI)
    Çerez : leblebi
    Çıt : anahtar ( Çıtlı kapılar için)
    Çıt çıt : patlamış mısır
    Çiğit : meyva çekirdeği
    Çömelmek : eğilmek
    Döşşek : yer yatağı
    Dayak : destek ,payanda
    Değer mi ? : eder mi ?
    Dıkım : lokma
    Dürme : katlama
    Dönderme : mayasız hamur kızarması
    Demin : az önce
    Deydaha : işte , orda
    Dibek : taştan havan
    Düş : rüya
    Dinelme : ayakta durma
    Dikelme : ayakta durma
    Dene : tane ( Bidene : bir tane )
    Dutak : tutaç
    Dekmük : tekme
    Denmiki : der misin
    Dombalak : takla atmak
    Dingil Dombalak: ters takla
    Dümbelek : darbuka
    Esbap : çamaşır
    Eccük : az , biraz
    Ellağam : zannederim , öyledir , zahir
    Enek : bilye , misket, bölünmüş kısım
    Ezme : marmelat
    Essah : gerçek
    Emme : ama
    Emmi : amca
    Ellehem, ellağam : galiba
    Ezücük - Etcük : az
    Ele : değilmi
    Eserük : gelgit akıllı
    Esük : eksik
    Esük etek : kimsesiz yetim kız
    Emi ? : tamam mı?
    Eşelek : meyvelerin yendikten sonraki işe yaramaz kısmı
    Evmek : acele etmek
    Eyi : iyi
    Eze : gövde , vücut
    Essah : doğru
    Ferağımak : iyileşmek
    Gubat : kaba
    Gaydeli : süslü nazlı
    Gavi : sağlam
    Göresi gelmek : özlemek
    Göresimek : görmeyi arzu etmek
    Gıdık : çene
    Gulaklı : iki saplı bakır kap
    Güğüm : su kabı
    Gasnak : elek
    Gavım : akraba , hısım
    Gı : bayanlara kullanılan bir hitap
    Gınnap : kendir ipi
    Gıyak : güzel , torpil geçme
    Gidişmek : kaşınma
    Helke : kova
    Hazitmek : sevmek
    Hüşkü : çöp
    Hüşkülük : çöplük
    Hedik : kaynatılmış buğday
    Heri : aman canım sende
    Hemi : öyle değil mi
    Hapaz : avuç dolusu
    Hele : yaptığına bak
    Helle çorbası : un çorbası
    Hüdüklenmek : huylanma , tedirgin olma
    Irgalamak : sallamak , silkelemek
    İlağen : leğen
    Irılık : aralık , boşluk
    İbik : bir şeyin kenarı
    İşleme : oya , örgü örme
    İşlik : pamuklu gömlek
    Kelem : lahana
    Keşkek : mahalli bir yemek
    Kocabaş : şeker pancarı
    Keşik : sıra
    Katık : yağsız yoğurt
    Kos kos : kızarak uzaklaşmak
    Odura : Lades
    Şilepe ;Meyva yedikten sonra elde kalan pislik
    Tuyma :Bir seyi ezberinden yapmak. -Bu garanlıgda tuymuna gidiyon valla
    Pinlik : Kümes
    Tokaç: çamaşır yıkarken kullanılan, odundan yapılan bir sey. çamaşırı tokacı üstüne vurarak yıkarsın.
    Esbap taşı: tokacla camaşır yıkarken, çamaşırın altına koyulan taş.
    Küskü: önceden ağır esalari taşımaya yarayan, genelde 2 metre uzunluğunda olan bir odun!!
    Zeklenmek: birinin taklidini yapmak, yaptığını tekrarlamak
    Ağu: Zehir
    Dangıdan: Aniden
    Galuk: Evde kalmış ve yaşı geçmiş kız
    Garamak: Kötülemek, karalamak
    Gulaklı: İki saplı bakır yemek kabı
    Kemre: Hayvan gübresi
    Makat: Sedir
    Modurdanmak: Kendi kendine söylenmek
    Öllüğün körü: Elinin körü (kızma ifadesidir)
    Öllük: Elenmiş killi toprak (kundaktaki çocukların altına ısıtılarak konurdu eskiden)
    Pahla: Fasulye
    Peşkür: Havlu
    Seğirtmek: Koşmak
    Sokranmak: Söylenmek
    Somak: Mısır koçanı
    Şallak: Çıplak
    Tumman: Pantolon, uzun paçalı külot
    Zımzık: Yumruk
    Biyol : Bir kere, Bir defa, Birkez
    yüğürt : Hızlı yürü, koş
    Ağartu: Süt Ürünleri
    Evvela : ilk önce
    Tuymuna; EzbereAfur : Ahır
    AğaImiş : Eğilmiş
    Avar : Salatalık
    Bandik : Şalvar
    Bedel : Merdiven
    Barama : İpek Böceği kozası
    Cimin : Küçük sinek
    Çağ : Çocuk
    Delme : Cepken
    Dıldıbız : Fakir
    Ebe kulağı : Salyangoz
    Ellek : İşinin ehli olan
    Eselük : Gelgit akıl
    Fağrimek : İhtiyarlamak
    Fodula : Somun Ekmek
    Gadaşım : Kardeşim
    Gındak : Bilye
    Heri : Herif, yahu, boşver
    Hörpüm : Bir yudum
    Hapaz : Avuç dolusu
    Irışgan: Nispet etmek
    İlam : Hayret
    İlistir : Süzgeçli kap
    İşgefe : Yufka ekmek
    Kekitmek : Atlamak, aldanmak
    Küflek : Hareketsiz, tembel kimse
    Mamir : İyi olmak
    Mangaş : Cımbız
    Nönnük : Çocukları korkutmak için söylenir
    Öncek : Önlük
    Ötöğön : Geçmiş gün, geçen gün,
    Öğendere : Ucu çivili uzun sopa
    Parpu : Azar
    Pehli : Patlıcan yemeği
    Pirpirim : Semizotu
    Sorutmak : Ayakta durmak
    Şilepe : Yapış yapış
    Şibermek : Şımarmak
    Şallak : Çıplak, yoksul
    Tavatır : Çok iyi
    Tağar : Ağzı geniş su küpü
    Teccal : Açık göz,zeki ve yaramaz kız çocuğu
    Topuklu : İçinden pazarlıklı
    Unutma Beni : Ekmek, pekmez ve cevizle yapılan bir tatlı
    Yağarnı : Omuz veya sırt
    Yeğnicek : Tezcanlı
    Yiti : Sert, acı
    Yüğürtmeç : Kısır hayvan
    Zartalak : İri, patavatsız
    Zarzalak : Leylak çiçeği
    Zımzık : Yumruk
    Zarilemek : İnlemek, yalvarmak
    Zeklenmek : Alaylı taklit etmek
     
  8. 16 Temmuz 2014
    Konu Sahibi : Elif
  9. Nevreste

    Nevreste Guru Üye Editor

    Katılım:
    16 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    118.029
    Beğenildi:
    65.545
    Ödül Puanları:
    763
    YÖRESEL YEMEKLERİ

    Amasya, tarihsel yaşamı nedeniyle köklü bir kültür birikimine, ekolojik yapısı itibari ile zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Bu zenginlikler mutfak kültürüne de yansımıştır.

    Her yörenin kendine özgü yemekleri vardır. Bazı yemekler ise diğer yörelerde de bilinmesine rağmen yöremizde değişiklik arz eder. İlimiz yöresel yemeklerinin başlıcaları:

    Çorbalar

    Çatal Çorba, Sakala Çarpan, Toyga Çorbası, Cilbir, Helle Çorbası, Kesme İbik Çorbası, Yarma Çorbası.

    Etli Yemekler

    Bakla Dolması, Etli Bamya, Keşkek, Ciğer Sarması, Göbek Dolması, Madımak, Mıhlama, Mumbar-İşkembe, Pastırmalı Pancar, Patlıcan Pehli, Pastırma Gağallemesi, Pirpirim, Sirkeli Ciğer ve Sulu Köfte.

    Tatlılar

    Dene Hasudası, Kuymak, Yuka tatlısı, Ayva Gallesi, Elma Tatlısı, Fırın Sütlüç, Gelin Parmağı, Gömlek Kadayıfı, Kalbur Tatlısı, Höşmerim, Peluza (Hasuda), Şeker Böreği, Unutma Beni, Vişneli Ekmek ve Zerdali Gallasi.

    Hamur İşleri

    Amasya Çöreği, Yağlı-Katmer, Kabak Kabuklu Pilav, Bişi, Cırıkta-Cızlak_Akıtma, Döndürme, Ekmek Aşı (Papara), Eli Böğründe, Haşaşlı Çörek, Haşaşlı-Cevizli Puaça, Hengel (Kıymasız Mantı, Kaypak, Mayalı, Patlıcanlı Pilav, Sini Su Böreği, Tepsi Böreği, Yakasal Böreği ve Yanuç.
     
  10. 16 Temmuz 2014
    Konu Sahibi : Elif
  11. Nevreste

    Nevreste Guru Üye Editor

    Katılım:
    16 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    118.029
    Beğenildi:
    65.545
    Ödül Puanları:
    763
    AMASYA’DA RAMAZAN ADETLERİ

    Amasya’da¸ geçmişi yaklaşık 150 yıl öncesine dayanan müzikle iftar açma geleneği ile kent sakinleri belediye bandosunun çaldığı yılın popüler parçaları eşliğinde iftar yapıyor¸ sahura kalkıyorlar.
    Zamanın Amasya Mutasarrıfı Ziya Paşa’nın 1860’lı yıllarda bir ramazan günü Amasya Kalesi’nden davul zurna çaldırmasıyla başladığı bilinen geleneği bugün belediye bandosu verdiği konserlerle sürdürüyor.
    Kente hakim en yüksek yer olan Harşena Dağı’ndaki Amasya Kalesi’nde iftardan yaklaşık bir saat önce başlayan konserlerde¸ yılın popüler şarkıları ile Amasyalıları iftara hazırlayan bando¸ konserlerini sahurda da sürdürüyor.
    Genellikle yöreye özgü türkülerin icra edildiği konserlerde¸ zaman zaman istekler doğrultusunda yılın popüler parçalarına da yer veriliyor. Bando¸ ramazan ayında seslendireceği parçaların provalarına ise ramazan öncesinde başlıyor.