Anadolu İmecesi / Ceyhun Atıf Kansu

Konusu 'Şiir' forumundadır ve berta tarafından 23 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    23 Nisan 2008
    Konu Sahibi : berta
  1. berta

    berta Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    31
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Anadolu İmecesi



    İlk buyruğum şu olacak:

    «Durgun yaşayışından halk

    Uyanmalı, birden bire kalkmalı

    Bir köprüdür bu savaş:

    Ölümle hayat arasında

    Geçemezsek yok bilin

    Evlerinizi, köylerinizi, çarşılarınızı Mutluluk, nisan ekimi, alışveriş

    Sevişmek buğday yatağı gecelerde

    Yok çalışmak ekeneklerde insanca,

    Ve bilin ulusça adınız yok.»

    İlk buyruğum şu olacak:

    «Neyiniz varsa ortaya koymak

    Ben ilkönce canımı koyuyorum

    Yaşamaya borcum

    Ve üflüyorum vatandaşlık alevini

    Zor yanan ilkönce

    Yüzyıllar söndürmüşse

    El birliğiyle yakılacak.

    Ve başlayan vatandaş savaşıdır

    Dağı delip düze çıkaracağım sizi

    Verirseniz, mallarınızdan, canlarınızdan

    Kurtarıp yurt sevgi !...»

    Veriyoruz Paşam, ben Nevşehir köylerinden

    Gelme bir çarığım, giysin beni piyade

    O giydikçe ısınır toprak, ayaklarım üşümez

    Al benim son çarığımı. .

    Ben Mucur'lu bir çorabım beni kızlar ördü

    Dut ağaçları altında, kırmızı dut yiyerek

    Kırmızıdır nakışı!

    Arasına. bahçelerden bir gül koydum

    Giysin beni topçu neferi

    Kış gelende ayakları donmasın

    Güllerine kuytu bahçelerimizin

    Aman paşam bir şey olmasın

    Çıkardın gömleğimi veriyorum

    Kılıç çalsın giyende süvariler

    Yaz sıcağında ağustos güneşinin ellerinden

    Terlerini alsın.

    Biz küçük dükkancıları kasabaların

    Tezgahlarımızda yünlü, tiftik, pamuklu

    Patiskalar gıcır gıcır ak

    Hepsi buyruğunda olacak.

    Aksaray'dan ben semerci İbrahim Kolanlar ve yem torbaları

    Bir de ışı! ışıl nallar benden

    Ben yaşlıyım... artık ata binemem:

    Donatarak şahbaz atı

    Ben olayım önde giden

    Yirmi bir yaş mızrağında

    Süvari alayının.

    Biz Niğde ovasının. buğdayları

    Biz, esintili arpa tarlası Sungurlu' da

    Biz, Havza değirmenlerinin unu

    Biz, Çankırı'nın bulguru

    Biz nohut, biz mercimek

    Bekliyoruz kara\'anaya girecek

    Yaralı ellerinde bir tahta kaşık

    Siperlerde askerler yiyecek.

    Şekerimiz bir topak, veriyoruz

    Yemeyiveririz.

    Tuzumuz bir tutam, veriyoruz,



    Tuz ekmeyiz, aşımıza.

    Bir avuç pirincimiz, veriyoruz

    Saklamış düğüne

    Davarların sütüne,

    Yaylayı katan yağ

    Çorbalarımızda az,

    Veriyoruz, veriyoruz:

    Asker çorbasız olmaz

    Zor bulduk gazımız az

    Geceleri o dağlık tepelik haritalara

    Lambasız bakılmaz.

    Veriyoruz gaz yağını.

    Ve yoksul gecelerin mumlarını

    Dikiyoruz istasyonları

    Askerler geçip gidecek trenlerde

    Demiryolları ışıksız olmaz.

    Tüfekler, filintalar, mavzerler

    Baba yadigarı tabanca

    İşte hepsi ortada

    Üst üste atıyoruz

    Bir mermidir bu toprak kavgasında

    Boşaltmayı düşünürdük

    Namlusundan çekip aldık

    Veriyoruz ordumuza.

    Biz Amasya çarşısının demircileri

    Biz Kastamonu’lu yaşlı hızarcılar

    Dökümcüler sanatı babadan öğrenmiş

    Biz çeliği düzleyenler, tesviyeci

    Kılıçlara su verenler Tanrı aşkına

    Gülle döken toplara dağ başlarında

    Biz dikenler tüfeklerin kayışını

    Bizler Geyveli üç kardeş, saraçlar

    Bizler Bursalı arabacı esnafı,

    Tekerleri mavi otla boyayanlar

    Koşu tuttu mu arabalar Orhan Gazi yollarında

    Kız seyrine dalar gibi keyfedenler.

    Biz ustalar, biz kalfalar, biz çıraklar

    Hepimiz hazırız paşam selam olsun

    Erzurum çarşısı, Kayseri çarşısı, Maraş çarşısı

    Çekiç seslerinden inler karşısı

    Başlar demiri, köseleyi eğitmeye ellerimiz

    Biz biliriz yaşamanın kadrini insanca

    Var olmayı vatanca dokumayı biliriz:

    Namuslu ellerimizle…



    Ceyhun Atuf KANSU