Anatominiz hakkında ne kadar çok şey biliyorsunuz?

Konusu 'Jinekoloji / Kadın Hastalıkları' forumundadır ve Ultraviyole tarafından 9 Ağustos 2010 başlatılmıştır.

    9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  1. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Cinsel organlarınızı yeterince tanıyor musunuz? Örneğin vajina aşırı cinsel ilişki nedeniyle esneyip, genişler mi? Bu bölgeye estetik yapılabilir mi? Bu mini rehber sayesinde daha mutlu bir cinsel hayata sahip olmanın sırlarını keşfedeceksiniz.

    Vajinanın vücudun diğer tüm organlarından daha fazla takma adı olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik öyle özel bir organ ki sadece sağlığıyla ilgilenen özel bir doktoru var. Ve tabii ki bizleri zevkin doruğuna çıkarma kapasitesine sahip.Bu noktada doğum sırasında duyduğumuz acıdan şimdilik bahsetmeyelim.

    Peki hayatınızda bu kadar özel bir yere sahip olmasına rağmen vajinayla ilgili her şeyi biliyor musunuz? Yapılan araştırmalara göre kadınların yüzde 60 gibi büyük bir oranı cinsel organları hakkında pek de fazla bilgiye sahip olmadığını itiraf ediyor.

    Başka bir araştırmanın sonuçları ise bu konuda yeterli bilgi sahibi olan, kendinden emin kadınların diğerlerine kıyasla daha fazla orgazm yaşadığını destekliyor. Sizler için, 'vajina bölgesi farkındalık seviyenizi' yükseltmenize yarayacak tam 15 maddelik bir liste hazırladık. Bu maddeler sayesinde; vajinanın fonksiyonları hakkında bilgi edinecek, daha sağlıklı bir cinsel organa ve tabii ki daha muhteşem bir cinsel hayata sahip olmanın yollarını öğreneceksiniz.

    Bilimin bu kadar gelişmesine rağmen vajinalar hakkında pek çok nokta hâlâ gizemini koruyor. G noktası meselesi uzmanları fikir ayrılığına düşürüyor. Bu noktada, vajinanın açıklamasını yapalım. Vajina; vajina girişiyle başlayan ve uç kısmında rahim ağzının yer aldığı boru şeklinde ve ortalama 10 santimetre uzunluğunda bir yapıdadır. Vajina girişinde bulunan salgı bezleri ilişki sırasında vajina girişi ve vajinanın kayganlaşmasını sağlar. İşte şimdi kendi anatominizle ilgili ana noktaları öğrenmenin vakti geldi.

    1) Vajina cinsel organınızın sadece bir bölümüdür
    Pek çoğumuz vajina sözcüğünü tüm cinsel organımızı tanımlamak için kullansak da, teknik olarak bu sadece, serviksten (rahimağzı) başlayıp, vulvaya (sağ taraftaki resimde görüldüğü gibi; iç ve dış dudaklar, klitoris ve perineden oluşan bölge) açılarak son bulan kanalın ismidir.

    2) Vajinalar hep birbirine benzer
    Evet, içte kalan kısım için bu, kesinlikle doğru. Kişiden kişiye farklılıklar gösteren bölüm ise vulvadır. Bir kelebeğin kanatlarını andıran iç dudaklar, kimilerinde güçlükle görülecek boyuttayken, kimilerinde dış dudaklardan daha uzun olabilir. Pek çok kadında bu dudaklar simetrik değil; bir taraf diğerine göre daha geniştir. Klitorisin uzunluğu ise 2,5-3 santimetre arasında değişebilir.

    3) Dış yüzeyi genellikle farklı tonlardadır
    Teninizin beyaz, esmer ya da buğday tonlarında olması, vulvanızın rengi üzerinde belirleyici bir rol oynamıyor. Çok beyaz tenli pek çok kadın; kahverengi ve morumsu vulvaya sahipken, esmer tenli bazı kadınların vulvaları çok daha açık renkli olabiliyor. Ayrıca vulvalar kendi içinde de ton farklılıklarına sahip. Örneğin dış dudaklar koyu bir tondayken, perine bölgesinin soluk pembe olması son derece normal kabul ediliyor.

    4) Duvarları birbirine dokunacak şekilde kapalıdır
    Vajina duvarları, açılmaya neden olacak (tampon girişi gibi) bir neden olmadıkça birbirine dokunacak şekilde kapalı haldedir. Vajinanın genişlemesini bir şemsiyenin ya da pilili bir eteğin açılmasına benzetebiliriz; her vajina 1,5'dan yaklaşık 5 santimetreye kadar genişleyebilir. Tabii doğum sırasında bu rakam çok daha fazla oranda artabiliyor!

    5) Cinsel ilişki nedeniyle genişlemez
    Bir önceki maddede açıklandığı gibi, vajina inanılmaz bir esneme kapasitesine sahip. İşte bu nedenle, normal standartların çok üzerinde büyüklüğe sahip bir penisi bile rahatça içine alabiliyor ve ilişkiden hemen sonra eski haline dönüyor. Ancak doğum yapan kadınların bahsettikleri "bollaşma" hissi gerçekten de söz konusu olabiliyor. Bu durumda bazı egzersizleri düzenli olarak yapmak işe yarayabiliyor. Egzersizlerin ayrıntılı açıklaması için yedinci maddeye bakabilirsiniz.

    6) Uzun süren cinsel ilişki orucu nedeniyle tekrar bir bakireye dönüşmezsiniz
    Söylentiyi duymuşsunuzdur: "Eğer çok uzun süre seks yapmazsanız vajinanız o kadar sıkı hale gelir ki, tıpkı bir bakireymiş gibi ilk ilişkide rahatsızlık hissedebilir, hatta acı duyabilirsiniz". Bu kesinlikle doğruluk payı olmayan bir bilgi. Vajinal kaslarınız biraz kasılmış bile olsa, cinsel ilişki asla ilk seferki gibi acı vermez.

    7) Düzenli egzersiz büyük yarar sağlar
    Tıpkı uzun süre ağırlık kaldırmanın kol kaslarınızı geliştireceği gibi, pelvik tabanınızı destekleyen PC (puboccoccygeus) kaslarınızı çalıştırmanız vajinanıza sıkılık kazandırabiliyor yani diğer bir deyişle onu forma sokabiliyor. Ayrıca bu kaslarınızı kullanmayı öğrenmek orgazma ulaşmanızı da kolaylaştırıyor. Bu egzersizi yapmak için klozete oturun ve idrarınızı yaparken birden bire kesip, tutun. İşte PC kaslarınızı keşfettiniz. Şimdi idrarınızı yapmadığınız bir zamanda, bu kaslarınızı sıkın ve yaklaşık 10 saniye bu şekilde tutup, bırakın. Bu hareketi günde 10 ya da 20 tekrardan oluşan iki set halinde yapın. Farkı bir ay içinde hissedeceksiniz.

    8) Her zaman bakteri doludur
    Bu doğrudur ama bunlar enfeksiyona sebep olacak kötü mikroorganizmaları kontrol altında tutan iyi huylu bakterilerdir.

    9) Kendi kendini temizler
    Temizlik için sık sık vajinal duş uygulamanıza veya içini sabunlamanıza hiç gerek yok; hatta bu temizlik o bölgedeki yararlı bakterilerin de ölmesine sebep olabilir. Vajinanız kendi salgılarıyla temizlik işini kendi kendine yapabilir (evet, o akıntının bir fonksiyonu var). Vajina duvarlarından mgelen bu salgılar su ve bakterilerden oluşur. Temizlenmesi gereken tek yer, vulva yani iç ve dış dudaklardır. Ancak bunu suyla yaparken tahrişe yol açmamalısınız.

    10) Çevresindeki tüyler tamamen gereksizdir
    Bir zamanlar yani mağaralarda yaşadığımız mdönemlerde bu tüylerin vajinayı bakterilerden korumak ve erkekleri çekecek mkokuyu tutmak gibi işlevleri olduğunu iddia etmek mümkün. Ancak bugün böyle bir işleve gerek kalmadı çünkü giysilerimiz var. Bir de erkeğiniz tüylü halinizi değil tam tersini çekici buluyor olabilir. Kadın cinsel organını tüysüz haliyle daha çekici bulduğunu itiraf eden pek çok erkek var.

    11) Kokusu regl dönemlerinde daha belirgin hale gelir
    Söz kokulardan açılmışken öncelikle şunu belirtmekte fayda var; evet, her vajina kendine has bir kokuya sahiptir. Regl döneminden önce daha asidik olan bu koku, regl sonrasında daha keskin olmaya yatkındır. Ayrıca yoğun egzersiz ve tabii cinsel ilişki sonrasında (iyi ki doğal kayganlaştırıcınız var) ter bezlerinin daha fazla çalışması nedeniyle bu koku daha da fark edilebilir hale gelebilir.

    12) Dokunmak onu iyileştirir
    Seksin bu kadar iyi hissetmenizi sağlamasının en önemli nedeni orgazm olmasanız bile, bu bölgenin uyarılmasının mutluluk hormonlarının salgılanmasına yardımcı olmasıdır. Bazı jinekologlar da, orgazm olmanın regl sancılarına iyi geldiğini iddia ediyorlar. İşte regl dönemlerinde sevgilinize yaklaşmak için çok iyi bir neden!

    13) Aşırı seks yapmak sorun yaratabilir
    Düzenli seks, kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olurken, kısa bir süre içinde çok fazla ilişki yaşamak vajinada yanma ve tahrişe, hatta idrar yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Özellikle kadının üstte olduğu pozisyonlarla klasik misyoner pozisyonu, penisin idrar yoluna temas ederek, bu bölgeye zararlı bakteri bulaştırması nedeniyle riskli kabul ediliyor. Ama hemen sevdiğiniz bu pozisyonlarla vedalaşmak zorunda kaldığınızı düşünmeyin, ilişkinin hemen sonrasında tuvalete gidip idrarınızı yapmak riski en aza indirecektir.

    14) Akıntı miktarı döneme göre değişebilir
    Yumurtlama dönemlerinde, vajinadan daha fazla miktarda (günde yaklaşık iki çay kaşığı) salgı gelir. Ancak ayın diğer dönemlerine göre bu salgı daha ince bir yapıda ve daha berrak bir renktedir. Bu normaldir. Ancak salgının koyulaşıp, kremsi bir hal alması; buna kaşıntı, yanma ve ağır kokunun eşlik etmesi acil olarak jinekoloğunuza görünme zamanının geldiğini gösterir.

    15) Hiçbir şey oraya kaçıp, kaybolamaz!
    Hayır; kesinlikle vajinanız kara delik değildir. Herhangi bir şey (örneğin bir tampon) vajinanıza ve oradan rahminize kaçıp, kaybolamaz. Bir tampon sadece ulaşabileceğinizden daha derin bir noktaya doğru kayabilir ve değiştirmeniz gerektiğinde çıkarmanız zorlaşabilir. Bu durumda yapmanız gereken dizleriniz kırık bir şekilde yere oturmanız ve çıkana kadar ıkınmanızdır. Eğer bu da işe yaramıyorsa üzülmeyin çünkü jinekoloğunuz bunu son derece acısız ve basit bir işlemle alacaktır. Tabii eğlenmek adına çeşitli besin maddelerini vajinanızdan uzak tutmanızda her zaman fayda var. Çikolata sosu ve kremayı bile! Çünkü bunlar içeriklerinde bulunan şeker nedeniyle vajina bölgesinde ciddi enfeksiyonların ortaya çıkmasına sebep olabilirler.

    ►Sorun ağrı mı?
    Henüz nedeni tam olarak belirlenememiş bu iki sorun ilişki sırasında ciddi rahatsızlık ve ağrıya yol açabiliyor.

    Vajinismus: Vajinal kasların, istem dışı olarak aşırı kasılıp, cinsel ilişkiyi hatta tampon kullanmayı ve jinekolojik muayeneyi bile imkansız hale getirmesi olarak tanımlanıyor. Tedavisi için fizyolojik ve/veya psikolojik terapi önerilse de, tüm bunlar bazı kadınları aşırı stres altına sokuyor ki, yarar sağlamak yerine durumun daha da kötüleşmesine yol açabiliyor.

    Vulva ağrısı (vulvodynıa): Bu, genellikle, vulvada aşırı hassasiyet, dokunmayı bile imkansız hale getiren acı ve ağrıyla karakterize bir durumdur. Çoğu zaman, ağır mantar enfeksiyonu gibi ciddi hastalıklar sonra sında gelişiyor.Tedavisi, ağrı ve acının hafiflemesinde önemli rol oynayan antidepresan ilaçlarla gerçekleştiriliyor.

    ►Vajinaya estetik olur mu?
    Bazı uzmanlar, vajinaya yapılan estetik girişimlerin seks sırasında alınan zevki artırdığını iddia etseler de, bu operasyonlar tıbbi açıdan nadiren zorunlu kabul ediliyor. Bu nedenle çoğu sigorta şirketinin kapsamlarına almadığı cinsel organ estetiklerinin bir riski de bölgedeki sinirleri zedeleme olasılıkları. Yine de bu operasyonların hangileri olduğu ve nasıl gerçekleştirildikleriyle ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz.

    Vajina Rejuvenasyonu (Yenilenmesi)
    Vajinalarının çok genişlediğini ve bu nedenle seksten hiçbir zevk alamadıklarını iddia eden kadınlara çare olmak üzere geliştirilen bu operasyonda hedef vajina duvarlarını daraltmaktır. Ancak, bu operasyonu geçiren kadınların mseksten daha fazla zevk aldıklarına ve daha fazla orgazm yaşadıklarına dair hiçbir bilimsel çalışma yok.

    Labyoplasti (İç ve Dış Dudak Estetiği)
    Bu operasyonla, aşırı büyük ve rahatsızlık verecek derecede asimetrik olan iç ve dış dudakların şekli değiştiriliyor, düzeltiliyor. Ama öte yandan, iç ve dış dudakların asimetrik olması uzmanlarca son derece normal kabul edilen bir durum.

    G-Noktası Kolajen Uygulaması
    Kolajen ya da diğer kozmetik dolgu maddeleriyle G-noktasının doldurularak genişletilmesi prensibine dayanan bu işlemde hedef; duyarlılığı artırmak ve mseks sırasında alınan zevki maksimuma çıkarmak. Enjeksiyonu 3-6 ay arasında tekrarlamak gerektiğini hatırlamakta fayda var ve tabii yöntemin etkinliğinin kesin olarak kanıtlanmadığını da belirtelim.

    Kızlık Zarı Tamiri
    Az sayıda kadının tekrar bekaretini kaybetme fantezisini gerçek kılmak üzere geliştirilen yöntemin düşüncesi bile rahatsız edici.

    Kaynak : Cosmopolitan
     
  2. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  3. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    CİNSEL HASTALIKLAR TUVALETTEN BULAŞABİLİR
    Cinsel hastalıkların tuvaletten bulaşabileceği düşüncesi yanlıştır. Çünkü cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların vücudun dışında uzun süre yaşaması mümkün değildir. Aynı zamanda bu enfeksiyonların tuvaletteki idrardan geçmesi mümkün değildir. Uzmanlar cinsel hastalıklar hakkında üzülmek için öpüşmekten, ilişkiye girmekten korkun derken korunmanın da önemine dikkat çekiyorlar.

    İLK CİNSEL İLİŞKİNİZDE HAMİLE KALMAZSINIZ
    Bu bir istek olabilir ama hiçbir zaman gerçek olamaz. Dr. Yen, istatistiki verilere göre ilk ilişkisinde hamile kalanlarının oranının yüzde 20 olduğunu söylüyor.

    REGLİYSENİZ HAMİLE KALMAZSINIZ
    Çok ender olsa da regliyken hamile kalma ihtimali vardır. Çünkü bazı kadınların periyodları uzun sürer ve yumurtlama süreleri de uzun olabilir. Örneğin eğer 21 günde bir regli oluyorsanız, son günlerinize yakın cinsel ilişkiye girdiğinizde hamile kalma ihtimaliniz vardır.

    ERTESİ GÜN HAPI DÜŞÜĞE NEDEN OLUYOR
    Ertesi gün hapı ilişkiden sonra kullanılabilir fakat olmuş bir hamileliğin bitmesine neden olmaz. Dr. Yen bu konuda yanlış bilgilerin özellikle gençler arasında çok yaygın olduğunu belirtiyor.

    DOĞUM KONTROL HAPI KİLO ALDIRIR
    Kadınlar bazen sadece bu nedenle doğum kontrol hapı kullanmak istemezler. Oysa yapılan araştırmalar doğum kontrol hapının kilo aldırdığını kesin olarak ortaya koymamıştır.

    CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA ERKEKLER GERİ ÇEKİLİRSE HAMİLE KALINMAZ
    Kesinlikle yanlış bir inanış olduğunu söyleyen uzmanlar bu nedenle birçok kişinin hamile kaldığını belirtiyorlar

    HAMİLEYKEN KURULAN CİNSEL İLİŞKİ BEBEĞE ZARAR VERİR
    Çiftlerin büyük bir bölümü bu yanlış yüzünden hamilelik döneminde zor günler yaşayabiliyor. Cinsel ilişki nedeniyle bebeğin düşebileceği ya da enfeksiyon kapabileceği değildir. Bir hekim tarafından aksi söylenmedikçe, gebelik sırasında ilk 6 ay cinsel birleşmenin bir sakıncası yoktur ve orgazm kasılmalarından dolayı bebek kafa travması veya beyin sarsıntısı geçirmez.

    MASTÜRBASYON ZARARLIDIR
    Mastürbasyon yapmak aksine cinsel sağlık açısından yararlıdır. Uzmanlar kişinin kendi vücudunu tanıması açısından mastürbasyonun önemli olduğunu belirtiyorlar.

    MENOPOZDA CİNSEL ARZU AZALIR
    Menopozla birlikte hormonlarda değişiklikler oluşsa da cinsellik sadece hormonlarla açıklanamayacağından, menopozla birlikte cinselliğin bittiğini söylemek mümkün değildir. Yapılan araştırmalarda 50 yaş üzerindeki kadınların yüzde 70'inden fazlasında cinsel isteğin azalmadığı görülüyor.

    ÇOK FAZLA CİNSEL İLİŞKİ KADININ VÜCUDUNU YIPRATIR
    Aslında bu yanlıştır çünkü kadın ne kadar çok cinsel ilişki yaşarsa, kalça kasları da o oranda güçlenir.

    ERKEKLER HER 7 SANİYEDE BİR SEKS DÜŞÜNÜR
    Erkeklerin sadece yüzde 23’ü sık sık seksi düşündüğünü, fantezi kurduğunu söylüyor.
     
  4. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  5. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Tüm toplumlarda olduğu gibi toplumumuzda da, çocuklar, kız ya da erkek oluşlarına göre ayrı biçimlerde yetiştirilmeleriyle başlayan büyüme sürecinde, cinsellik de dahil, bir kadının ve bir erkeğin neleri yapması neleri yapmaması gerektiğine dair kültürel değerleri, kuralları öğrenmiş olurlar. Ancak ne yazık ki öğrenilen ve benimsenen bu kurallardan pek çoğu yanlıştır.Öğrenilen ve benimsenen bu yanlış kurallar, erkeğin ya da kadının cinselliğe, cinsel ilişkiye karşı olumsuz bir bakış açısı ve tutum geliştirmesine, hatta çoğu zaman herhangi bir cinsel işlev bozukluğunun ortaya çıkmasına ve devamlılığına sebep olmaktadırlar.

    Sevişmek Cinsel Birleşme Demektir.

    Hayır. Cinsel birleşme, sevişmenin, eşlerin / partnerlerin karşılıklı keyif almalarını sağlayan yönlerinden biridir. Keyif almanın tek yolu değildir. Bu yanlış inanış, sevişmenin birleşme dışındaki, karşılıklı keyif alınabilecek diğer yönlerinin ihmal edilmesine ve cinsel ilişkide yakınlık, sıcaklık gibi duygusal yönlere daha çok gereksinim duyan kadını hayal kırıklığına uğratıp, onun cinsel ilişkiye katılımını ve zevk almasını ketleyebilmektedir.

    Kadınların Cinsel İsteği Azdır.

    Hayır. Cinsel istek sıklığı, kişinin kadın ya da erkek oluşuna göre değil; kadın ya da erkek olsun, kişilere, çiftlere / partnerlere ve onların yaşamlarının devrelerine göre değişkenlik gösterebilen ve dar bir sınır içinde normali olmayan bir durumdur. Oysa bu yanlış inanış ile büyütülen bir kadın, kendi cinselliğinden utanmakta ve cinsel ilişki sırasında kendini ketlemektedir.

    Cinsel İlişki İsteğini Erkek Belirtmelidir ya da Sevişmeyi Başlatan Kadın Ahlaksızdır.


    Hayır. Biri erkek diğeri kadın iki tarafın da istekle ve zevk alarak yaşadığı bir yaşantıyı, kadının istediğini söyleyerek başlatması, bir erkeğin başlatması kadar olağandır. Öte yandan pasif olarak eşinin / partnerinin dokunuşlarına kendini bırakan bir erkek ya da daha aktif davranan bir kadın hiç beklemedikleri kadar zevk alabilirler. Bu yanlış inanış kadını sadece eşinin / partnerinin istediği zaman, onu memnun etmek için ilişkiyi kabul etmeye kendini koşullandırmasına sebep olur.

    Erkek veya Kadın Sevişmeye Hayır Diyemez.


    Hayır. Karşılıklı tatmin edici bir cinsel ilişkinin olmazsa olmazı tarafların istekli oluşlarıdır. Erkek ya da kadın istemeden girdiği bir cinsel ilişkiden zevk alamaz ve aynı şekilde karşısındakine de zevk veremez. Bu yanlış inanış yüzünden eşlerinin / partnerlerinin cinsel ilişki taleplerini, istemedikleri halde kabul etmek durumunda hisseden kimseler bir süre sonra cinsel arzularını ve hazlarını kaybedebilirler.

    Her Erkek Her Kadına Nasıl Zevk Vereceğini Bilmelidir.

    Hayır. Cinsel haz, herkes için geçerli, değişmez kurallar çerçevesinde yaşanan bir durum değildir. Herkes için her cinsel ilişkide haz almanın yolları ve derecesi değişkenlik gösterir. Özellikle kadınlar için cinsel ilişkiden daha çok haz almak kadının da aktif olduğu bir öğrenme süreci gerektirir. Bu yanlış inanış, erkeğin sevişme biçimini ve tarzını sorgulamasına gerek kalmadığı mesajını verir. Ancak, eşinin yeterince zevk almadığını ve orgazm olmadığını öğrenen birçok erkek bu durumu çözümlenmesi gereken bir sorun olarak değil de kendi erkekliğinin, yetersizliğinin bir kanıtı olarak değerlendirebilmektedir.

    Tüm Fiziksel Yakınlaşmalar Sevişmeyle Sonlanır.

    Hayır. Fiziksel yakınlık; dokunmak, sarılmak, öpmek sadece cinsel ilişki isteğinin, sevişmenin değil aynı zamanda sevgi, şefkat ve sıcaklığın da ifadesidir. Bu yanlış inanış, eşlerin / partnerlerin birbirlerine temaslarını sınırlamakta, eşinin sadece sevgi ifadesi ile sokulduğu durumda erkek bazen ikisi de istemediği halde cinsel ilişkiye geçmek zorunda hissetmektedir.

    Sevişmede Neyin Normal Olduğuna İlişkin Belirli ve Kesin Kurallar Vardır.

    Hayır. Cinsel hayat, taraflardan herhangi birinin isteği ve rızası dışında olmamak koşulu (yani tarafların isteği ve rızası) ile, yaşayan herkesin mutlaka uyması ve/veya uymaması gereken kuralları, durulması, geçilmemesi gereken katı sınırları, çerçevesi olan bir hayat değildir. Kişiler istekleri ve rızaları doğrultusunda zaman zaman bu hayatın içine heyecan yaşamak, renk katmak, daha çok keyif almak adına bazı fantezileri, araçları, durumları sokabilirler. Bu yanlış inanış, birçok kişinin cinsel arzularını ve fantezilerini bastırmalarına ve ifade edememelerine yol açmakta, engellenmiş cinsel arzular yaşanan cinselliği ketleyici ya da alınan hazzın kalitesini düşürücü olmaktadır.

    Sevişme Sırasında Erkek Cinsel Organında Sertleşme Kaybı Olması Sevişmeyi Sonlandırır.


    Hayır. Cinsel ilişki, çevresel başka hiçbir uyaranın algılanmadığı, bilinçsizce bir yaşantı, uyarılma da (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) bir kereye mahsus yaşanan bir durum değildir. Erkeğin ya da kadının cinsel ilişki sırasında ortamdaki pek çok etkenden ya da aklından geçen bir düşünce nedeni ile dikkati dağılabilir. Dikkatin dağılması, uyarılmanın ve uyarılma belirtilerinin (ereksiyon ya da vajinal ıslanma) ortadan kalkmasına neden olabilse de kişilerin cinsel arzusu varsa sevişmeye devam edildiğinde uyarılma tekrar sağlanabilir. Bu yanlış inanış, erkeğin ereksiyon kaybını bir felaket olarak algılamasına, bu da ereksiyonun cinsel ilişki sırasında tekrar sağlanamamasına neden olabilmektedir.

    İyi Bir Sevişme Orgazmla Sonuçlanmalıdır.

    Hayır. İyi sevişme, eşlerin / partnerlerin, istekle başlayarak karşılıklı haz alabilmelerine dayanır. Bununla birlikte orgazm yaşanır ya da yaşanmaz. Orgazmın yaşanmaması o ilişkiden haz alınmadığı, tatmin olunmadığı anl..... gelmez. Bu yanlış inanış eşlerin / partnerlerin ilişkinin başından itibaren orgazmın yaşanıp yaşanmayacağına odaklanmalarına, bu da yaşanan hazzın sürdürülememesine dolayısıyla orgazmın ulaşılamaz hale gelmesine neden olabilir.

    Kadın Cinsel Birleşmeyle Orgazm Olmalıdır.

    Hayır. Cinsel ilişki cinsel birleşmeden ibaret bir yaşantı, kadının cinsel ilişkide orgazm olmasının tek yolu da cinsel birleşme değildir. Kadın cinsel ilişki sırasında cinsel birleşme dışında, klitorisin (iç dudakların yukarı doğru birleştiği noktada yer alan yapı) uyarılmasını sağlayacak, oral ...., sürtünme ya da mastürbasyon yolu ile de orgazm olabilir. Bu yanlış inanış, cinsel birleşmeyle orgazm olamayan kadının kendisini eksik hissetmesine ve arayışa girmemesine sebep olmaktadır.

    Güçlü Erkek Üst Üste Hiç Ara Vermeden Sevişebilir.

    Hayır. Erkekler, nadir olguların dışında, boşaldıktan sonra, süresi kişiden kişiye ve kişinin hangi yaş diliminde olduğuna göre çok değişen bir çözülme evresine zorunlu olarak girerler. Bu dönem sona erene kadar uygun cinsel uyaran olsa da tekrar ereksiyon sağlayabilmeleri fizyolojik olarak olası değildir. Bu yanlış inanış erkeğin, bu çözülme evresini göz önüne almadan arka arkaya sevişememesini başarısızlık ve cinsel gücünün yetersizliği olarak algılayıp kaygılanmasına, bu kaygılı hal de zamanla ereksiyon problemlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

    Sevişme Ancak Her İki Tarafın Birlikte Orgazm Olması İle Güzeldir.


    Hayır. Kadın ve erkeğin cinsel ilişkide uyarılma şekillerinin ve sürelerinin birbirinden farklı olması, çiftin henüz ahenkli bir ilişki sağlayacak deneyimde olmaması, gebelikten korunma kaygısı v.b. gibi pek çok etken eşlerin / partnerlerin aynı anda orgazm olamamasına neden olabilmektedir. Ancak bu, yukarıda belirtildiği gibi tek başına kötü bir cinsel ilişkinin göstergesi olamaz. Bu yanlış inanış, her iki tarafta da performans endişesi yaratır, bu da orgazm taklitlerine, yetersizlik duygularına yol açabilir.

    l

    Uzman Psikolog Alev Akdağ
     
  6. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  7. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Dişinin en hassas cinsel organı. Klitoris 2,5-4 cm. uzunluğunda ve 3 mm kalınlığında bir organdır. Kasık kemiklerinin birleştiği noktanın ortasında olup, küçük dudakların yukarda birleştiği kısma dek uzanır. Büyük dudaklar arasındaki yumuşak dokunun içinde yerleşiktir.

    Klitoris, küçük dudakların yukarı kısmındaki oynak bir deri kıvrımının altında olup, hafif bir çıkıntı meydana getirir ve bu çıkıntıya «başçık» adı verilir. Küçük dudakların birleştiği kısımda bir başlık biçiminde genişler. Bu başlığın altında klitorisin ucu bulunur. Bacaklar birleştirildiğinde bile klitorisin çıkıntısı birçok kadında belirgindir.

    Klitoris, oluş ve yapı açısından incelendiğinde erkeğin cinsel organına benzemektedir. Gerek penis gerekse klitoris hamileliğin üçüncü ayında henüz yeni belirginleşmeye başlayan çift cinsiyeti) embriyoda oluşmaktadırlar. Doğacak olan eğer erkekse üçüncü ayda penis meydana gelir, eğer kız ise klitoris belli belirsiz oluşur. Erkeklerde penise uzanan meni ve idrar yolları aynı çıkış noktasına sahiptirler. Kadınlarda ise gerek idrar gerekse döl yolu klitorisin dışında olup, çıkış noktaları ayrıdır.

    Bu ayrılıkların dışında klitorisin yapısı penise çok benzemektedir. Peniste olduğu gibi klitoris de süngerimsi uzun damarlardan meydana gelmektedir. Klitorisin ucu penis gibi sertleşmektedir. Penis ucunun koni biçiminde olmasına karşılık, klitorisin ucu yuvarlaktır, fakat tıpkı peniste olduğu gibi klitorisin ucuna da «başçık» denilmektedir. Penis gibi, klitoris de başçıkta kümeleşen sinir uçları bakımından yoğundur. Buradaki sinir uçlarının duyarlılığı penis ucuna oranla çok daha fazladır.

    Klitorisin penisle biçim benzerliği, küçüklüğü ve penisin yeteneklerinden yoksun oluşu, kadınların bir yerde tümüyle gelişememiş, şanssız erkekler oldukları gibi bir görüşün benimsenmesine yol açmıştır. Günümüz bilim adamlarından bile bazıları klitorisin gelişme çağının artığı gereksiz bir organ olduğunu ileri sürmüşlerdir. Klitoris yararsızlığı ve gereksizliği nedeni ileri sürülerek apandisle kıyaslanmıştır. Klitorisin güdük bir organ olarak kabul edildiği binlerce yıl önce, bu organın kesildiği görülmektedir: Doğuda ve Orta Afrika'da bugün bile aynı gelenek vardır.

    Klâsik Psikanaliz bile klitorisin değersiz bir penis olduğu savındadır. Gerçi Sigmund Freud ergenlik öncesi çocukluk devresinde, klitorisin dişi cinselliğinin gelişiminde önemli rol Oynadığını kabul etmiştir, fakat klitorisin aracılığıyla duyulan cinsel zevkin erkek karakterli olduğunu ileri sürmüştür. Freud'un öğrencisi Helene Deutsch «Kadın Psikolojisi» (1948) adlı yapıtında şöyle demektedir: «Erkek yapılı, zavallı bir artık.. Döl yolundaki gelişime ve zevke katılmaya bir türlü razı olmuyor.»

    Oysa açıklayıcı cinsel bilim bu Anti-Klitoris propagandasına karşı çıkmış ve erkeklerin ilgisini bu organa çekmiş: cinsel bakımdan soğuk kadınların birleşme öncesi klitorisleri uyarılacak olursa, orgazmın bu kadınlarda bile kolaylıkla gerçekleşebileceğini erkeklere göstermiştir.

    Katolik ahlâk kuralları bile, kadını cinsel birleşme öncesi hazırladığı ve böylece üremeyi olanaklaştırdığı için, klitorisin uyarılmasını önermektedir.

    Günümüze değin, hatta günümüzde bile cinsel kitaplar «cinsel birleşme şekilleri»! konusunu açıklarlarken,, birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasındaki direkt temasa çok değer verirler. Ayrıca kadının cinsel zevk alabilmesinin, klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin yukarda veya aşağıda oluşuna bağlı olduğunu ileri sürerler.

    Bu konuya ilişkin görüşlerin çeşitliliği büyük bir karışıklık yaratmıştır. Ancak St. Louis Üreme Biyolojisi Enstitüsü Profesörlerinden William Masters ve Virginia Johnson 11 yıllık araştırmaları sonucu bu fikir karışıklığını bir düzene koymuşlardır: Klitoris güdük kalmış bir penis olmayıp, dişinin gelişmiş bir cinsel organıdır.

    Klitoriste cinsel coşku öncesi bir sertleşme görülmez. Cinsel gerilim arttığında klitorise kan hücum eder, erkek cinsel organında ise kan hücumundan sonra büyüme görülür. Erkek cinsel organının başı deriden sıyrılarak belirir, ucu sertleşir ve üst derideki kanal, görülür ve hissedilir biçimde ortaya çıkar. Erkek cinsel organında görülen bu sertleşme ve yön değişikliği klitoriste yoktur.

    Biri döl yolunda, diğeri klitoriste olmak üzere ayrı türden iki orgazmdan söz etmek yanlıştır. Orgazma çeşitli şekilde ulaşıldığı gerçektir: Cinsel doyuruya yalnızca klitorisin erkek tarafından uyarılması ya da kendi kendini tatmin yoluyla (bazı kadınlar göğüs uçları uyarıldığında da orgazma ulaşmaktadırlar) da erişilebilir. Fakat nasıl ve ne şekilde orgazma ulaşılırsa ulaşılsın orgazm daima döl yolunda olur ve belden itibaren tüm organizmayı kapsar.

    Cinsel gerilim orgazm sonunda giderilince klitoris küçülerek kasık kemikleri arasındaki yerine çekilir ve artık uzunluğu cinsel gerilim sırasındaki uzunluğun yarısıdır.

    Klitoristeki bu değişiklik en tecrübeli erkekleri bile bazen şaşırtmaktadır. Klitorisle teması kaybettikleri zaman, bu değişikliği kadındaki cinsel gerilimin kayboluşuna yormaktadırlar. Oysa durum tamamen tersinedir. Klitorisin bu andaki duyarlılığı öylesine fazladır ki direkt bir temas zevk vermekten çok acı verir. «Cinsel El kitaplarının» yanlış propagandası bu durumda birçok erkeğin ters davranışına yol açmaktadır: Erkekler parmakla klitorisi tekrar bulmak istemektedirler. Bu boşuna manipülasyon kadını tahriş ettiği gibi. cinsel gerilimin de kaybolmasına yol açmaktadır E ger klitoris yeniden uyarılmak isteniyorsa, Masters'in önerdiği gibi, Venüs tepesinin hafifçe okşanması yeterlidir.

    Klitorisin büyüklüğü kadının cinsel duyarlığında rol oynayan bir etken değildir. Klitorisi büyük olan kadınların cinsel açıdan daha duyarlı oldukları görüşü yanlıştır. Klitorisin aşırı büyük oluşunun nedeni erkek hormonlarının fazlalığı (Androgen) olabilir ya da hormon tedavisi buna yol açmıştır. Ayrıca seneler süren Klitoris-mastürbasyonu bu büyüklüğün nedenidir: bu durumlarda Androjenin etkisiyle duyarlılık artabilir.

    Klitorisin kasık kemikleri arasındaki yerinin üstte ya da daha derinde oluşu duyarlılıkta rol oynamaz.

    Cinsel birleşme sırasında klitorisle erkek cinsel organı arasında doğrudan doğruya bir ilişki yoktur. Buna karşın klitoris yeterince uyarılmakta ve bu üç şekilde olmaktadır:

    1) Erkek cinsel organı döl yoluna girerken küçük dudakların üzerinden kaymakta ve bu da klitorisi etkilemektedir. Yine kıvrılarak çıktığından uyarı tekrarlanmaktadır. Cinsel birleşme sırasındaki ritmik hareketlerle klitorisin yeri değişmekte böylece uyarı yine sağlanmaktadır.

    2) Klitorisi meydana getiren süngerimsi doku kasık kemiğinin alt kısmında sağ ve sola açılan iki açıyı oluşturmaktadırlar. Bu açılar döl yoluyla yakın ilişkide olduklarından döl yolunun içindeki erkek cinsel organının hareketleri bu açılar aracılığıyla klitorise aktarılmaktadır.

    3) Çiftlerin yüz yüze oldukları tüm cinsel birleşme şekillerinde kadın ve erkeğin kasıkları üst üste gelmekte, bu da klitoris üzerindeki ritmik bir basınca yol açmaktadır.

    Masters tarafından yalnızca klitoris hakkında ileri sürülenler bile Van de Velde'den günümüze değin yazılmış birçok cinsel bilgi kitaplarının yeniden gözden geçirilmesi ve yeniden yazılması için yeterli bir nedendir. Klitoris gerçekten de cinsel uyarı bölgeleri içinde en duyarlı olanıdır. Fakat hiçbir zaman kadını alevlendirmek için çevrilmesi yeterli olan bir düğme olmamıştır.

    Cinsel bilgisi olmayan ya da bu konuya hazırlıksız kadınlarda klitorise dokunulması zevkten çok nefret duygusunu kamçılamaktadır.

    Cinsel uyarıma yatkın kadınlarda ise klitoris zevk duygusunu kamçılamaktadır. Masters ve Johnson'a göre, bu organ önce uyarımları toplamakta, sonra da zevke dönüştürmektedir.

    Kan hücumuyla belirginleşen klitoris, aldığı uyarımları omurilikteki cinsel merkezlere iletir. Böylece cinsel bölgedeki sinirlerde, kaslarda ve damarlarda değişiklik ve tepkilere yol açarak orgazmı hazırlar ve yalnız klitoris böylesi bir etki yapabilmek için zamanında ve yeterli oranda uyarılmalıdır.

    Masters'e göre "Klitorise doğrudan doğruya dokunulduğu zaman uyarımla, öfkeye yol açan tahriş olma arasındaki sınır belli belirsizdir."
     
  8. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  9. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Evlenen bir çiftin ilk gecede gerdeğe girmesine "zifaf" denir. Zifaf
    gecesi nasıl davranması gerektiğini bilmeyen pek çok genç erkek ve genç kız bulunduğunu
    sık sık duyuyoruz. Bu gençler zifaf gecesine bir öcü gibi bakıyor ve geceyi nasıl
    geçireceklerinin şaşkınlığı altında adeta ecel terleri döküyorlar.


    Oysa zifaf gecesi korkulması değil, sevinçle değerlendirilmesi gereken bir gecedir. İnsan, bilmediğinden korkar.
    Bilmedikleri konular hakkında yeterli bilgi edinirse korkusu kalmaz. Evlilik yaşamı boyunca o
    gecenin anıları belleklerimizden silinmeyecek güzel izler bırakabilir. Yeter ki o gece nasıl
    davranılması gerektiği konusunda bilgi sahibi olalım.
    Biz bu bölümde gençlerimizin ve
    genç kızlarımızın gereksinim duydukları bilgileri ayrıntılarıyla vermeye çalışacağız.

    Pek çok çift için bu gece, aile yaşamının en önemli günüdür. Eşler birbirlerine karşı bu ilk
    gecede cinsel düzeyde de sevecen ve anlayışlı olurlarsa, mutlu bir evlilik yaşamının temelini
    atmış olacaklardır.


    Bu olayın bazen yanlış bilgiler nedeniyle fazla büyütülmesi veya bu
    konuda bilgi sahibi olmama, erkeği ve genç kızı heyecanlandırmakta, mutluluğu tatmak
    yerine çevresinin beklentilerinin ağırlığı altında ezilmektedir. Erkek erkekliğini, kız da
    bakireliğini kanıtlamak durumundadır. Erkekte, başaramama korkusu, kızda da cinsel
    ilişkiden aşırı acı duyacağı korkusu yaygındır. Bazı kesimde cinsel bilgi edinemeyen genç
    çifte, düğün törenleri sırasında sağdıç ve yenge denen yardımcıları tarafından ayrı ayrı
    cinsel bilgiler verilir.
    Ülkemizde boşanmalar son 10 yılda iki misli artmıştır. Boşanma
    nedeni olarak ileri sürülen şiddetli geçimsizliğe sebep olan önemli nedenlerden biri de: cinsel
    uyuşmazlıklar ve cinsel sorunlardır. Yapılan araştırmalar ülkemizde cinsel sorunların bilgi
    yetersizliğinden kaynaklanmakta olduğunu vurgular niteliktedir.


    Bazı kesimde evlenen gençler, cinsellik ile ilgili en sağlıklı bilgiyi sağdıç ve yengeden almaktadır. Düğün gününe
    kadar ailesinden cinsellikle ilgili herhangi bir bilgi alamayan gence, adeta düğün töreninin bir
    parçası olarak kısa ve öz bir cinsel eğitim verilir. Evlilikte cinselliğin normal olduğu vurgulanır.
    Yöresel geleneklere göre büyüklerin evlilik ile ilgili deneyim ve bilgileri gençlere anlatılır. Bu
    bilgileri damada sağdıç, geline yenge verir. Düğün töreni başlayınca sağdıç, damat veya
    babası veya damadın yakın kan akrabası olan evli bir erkek tarafından seçilir. Sağdıcın
    mutlu bir aile kurmuş ve ailesine bağlı olmasına özen gösterilir. Yenge ise, gelin veya annesi
    veya gelinin kan akrabası olan evli bir kadın tarafından seçilir. Yengenin de mutlu bir evlilik
    yapmış ve hoşgörülü olmasına özen gösterilir. Sağdıç, düğün boyunca damada, yenge de
    geline zaman zaman evlilik, gerdek gecesi ve cinsellikle ilgili bilgiler verirler.


    Ülkemizdeki geleneğe göre, ister şehirde ister köyde olsun gerdek gecesi en büyük rolü erkek üstlenir.
    Bekaretin bozulması fazla güç gerektirmez. Bu ilk birleşme şiddetli ve zoraki bir davranış
    olmamalı, her iki eşe doyum sağlamalıdır. Gerdek gecesinin izleri bütün bir evlilik veya yaşam
    boyu unutulmayacağından, eşler yanlış davranış veya gereksiz kırıcı sözlerden
    kaçınmalıdırlar.
    Erkek eşine şefkatli ve nazik davranmalı, heyecanına sabırlı
    olmalıdır. Erkeğin saldırgan davranışı veya bekareti şiddetle bozmaya kalkması, genç kızı
    cinsel ilişkiden soğutur ve bundan sürekli kaçmasına neden olur.
    Gerdek Gecesindeki Başarının Yolu; Cinsel Bilgidir:


    Gerdek gecesi. İlk gece. Üstüne şarkılar, türküler
    söylenilmiş, romanlar yazılmış, nice gencin yıllar yılı düşlerine girmiş olan konu! Kimi çiftler
    için sanki cennete açılan bir kapı, bir murada eriş. Kimi gençler için anlatılmaz bir kabus, bir
    utanç uçurumu, bir hayal kırıklığı, bir dehşet zindanı... Gerdek...
    Bu gece hiç bir
    zaman küçümsenmemeli ve evlenen eşler ilk gece için bilgilenmeli ve dikkatle
    hazırlanmalıdır.
    Bir kadının evlilik hayatı boyunca cinsel soğukluk içinde kalması ya
    da erkeğin bir iktidarsızlık haline düşmesinde, ilk gecedeki olayların kesin bir etkisi olabilir.
    Onun için evlilik hayatının bu önemli safhasının nasıl geçirileceği ve ilk cinsel ilişkide nelere
    dikkat edilmesi gerektiği hakkındmurtaa doğru bilgilere sahip olmak gerekir.
    İlk Geceye


    Psikolojik Hazırlık:
    Bazı genç kızlar açıkça korkuyorlar ilk geceden. Ve bu korkunun
    giderek kendilerine egemen olmasından çekiniyorlar. İçlerinden bazıları var ki sırf bu yüzden
    yemeden içmeden kesilirler. Kafalarını kurcalayan sorulara karşılık bulamamanın üzüntüsü
    içinde ne yapacaklarını şaşırmış bir halleri olur. Kimisi, "Acaba eşimi mutlu edebilecek
    miyim?" diye düşünür. Kimisi ise "Çok canım yanacak mı?" diye sorar kendisine. Bunun gibi
    çeşitli sorular rahatsız eder onları. Evet, haklılar. Aslında ilk gece çok önemli. Üzerinde
    durulduğu kadar var. Ama bunun için paniğe kapılmamalı. Eğer bu konuda bilgi edinirseniz,
    bütün evlilik hayatınızın mutlu geçmesini sağlıyacak anahtarı da elinize geçirmiş
    olursunuz."


    Günümüzde genç kızlarımızı saran ilk gece korkusuna, aslında
    bilgisizlikten başka bir şey neden olmuyor.
    Bazı genç erkekler, haram olmasına rağmen ilk
    cinsel ilişkilerini evlilikten önce genelevlerinde yaşamaktadırlar. Oralarda ise, genç erkeklerin
    acemliğine saygı duyulmadan bir an önce işini bitirip parasını almak isteyen kadın tarafından
    genç erkekler hakaretlere uğramaktadırlar. Hatta bu hakaretler karşısında cinsel birleşmeyi
    bile gerçekleştiremeyen, ereksiyona (penisin sertleşmesine) geçemeyen erkekler olmaktadır.


    Tecrübe kazanmak isteyen genç, ömür boyu cinsel ilişkiden, kadından soğumakta veya
    ereksiyona geçememek gibi çeşitli sorunlarla karşılaşmaktadır. O yüzden Allah''ın nikahsız
    cinsel ilişkiyi haram kılmasının hikmetlerinden biri de bu olsa gerek...
    Genellikle genç
    kızlar, ilk cinsel ilişkiye, korkulacak bir olay gözüyle bakarlar. Kızlık zarı denen şey nasıl bir
    nesnedir? Yırtılırken ne olur? Cinsel ilişki sırasında, hele başlangıcında kendisi nasıl
    davranacaktır?
    Doğrusu şu ki bu sırada yalnız genç kız değildir benzer korkuları
    taşıyan. Erkek de çeşitli duygular içindedir. İşe nasıl başlamalı? Birdenbire mi, yavaş yavaş
    mı hareket etmeli? Başaracak mıdır?


    İşte bu durumlarda eşler birbirlerini tamamlamak
    ve birbirlerine yardım etmek zorundadırlar. Çoğu zaman, erkeklerin bu konuda büyük
    sorumluluklar taşıdığı söylenir, yazılır. Bir dereceye kadar doğru sayılabilir bu. Ama büsbütün
    de doğru değildir. Çünkü sorumlu olan yalnız erkek değil, genç kızdır da. Yani sorumlulukları
    eşit şekilde paylaşmaları... Bu yüzden genç kız, onun sıkılganlığını arttıracak, sinirlerini
    bozacak, içindeki fırtınayı şiddetlendirecek hareketlerden kaçınmalıdır. Eşe yardım etmek
    yalnız erkeğin karısına değil, kadının da erkeğine karşı görevidir.
    İlk birleşmede
    kadını en çok korkutan şey, kızlık zarıdır. Oysa ki bu son derece basit bir problemdir...


    Çoğunlukla bu zar pek hafif bir acıma duygusu vererek yırtılır. İnce ve esnek ise duyulan
    acı, belli belirsizdir. Kalın ise yırtılması biraz daha zor ve ağrılı olur... o Ama bunu gözlerde
    fazla büyütmemek gerekir. Kızlık zarının (< yırtılışı sırasında biraz kan da akar... Ancak
    bazı zar şekillerinde bu kanın akmaması da mümkündür.
    İlk gece ile ilgili güçlükler,
    yalnızca kızlık zarı ve bununla ilgili sorunlar değildir elbette. Sinirsel gerginliği ile ilgili
    güçlükler, bunlardan çok daha önemlidir.
    Zifaf gecesinde cinsel ilişki dakikaları
    yaklaştıkça hem gelin, hem de güveyin korku ve heyecandan ekseriya sinirleri gerilmeye
    başlar. Bu gerginliğin doğurduğu bazı güçlükler vardır, şimdi bunları açıklıyalım:


    Bir genç kız, böyle korku ve gerginlik içinde olduğu zaman vajinanın etrafındaki kaslar gerilir ve
    bu nedenle vajina yolu diğer zamanlardakine oranla daha dar bir hale gelir. Bundan başka,
    nasıl kalabalık bir halk önünde ilk defa nutuk vermeye çıkan bir kimsenin heyecandan ağzı
    kurursa, aynı şekilde korku ve heyecan içinde bulunan bir gelinin de vajina içi kurur ve
    kayganlaşmaz. Böyle olunca, erkeğin cinsel organının içeri girmesi güçleşir.


    Böyle durumlarda, kadın vajinasının ıslaklık ve kayganlığını, dışardan kullanılacak bir vazelin ile
    sağlamak gerekir. Bunun için de en iyi çare erkeğin organına boydan boya vazelin sürmesidir.
    Böylece penisin, vajinaya girmesi kolaylaşmış olur. Çiftler, bu gergin halleri geçirip iyice
    yatışıncaya kadar tatlı tatlı sohbet ederler ve beklerler. Heyecanları tamamen geçip ihtiraslı
    bir arzu duydukları zaman tekrar aşka başlarlarsa, o zaman vajina çevresindeki kaslar gevşer
    ve doğal şekilde salgıyla kendiliğinden kayganlaşır. Bu durumda cinsel ilişki çok daha kolay
    ve rahat olur.
    Genç kız, gerginlik ve heyecanının kolayca geçmeyeceğini tahmin
    ediyorsa, o zaman bir sıcak su banyosu yapması çok yararlı olacaktır.


    Erkeğe gelince, ilk cinsel ilişkinin heyecanı, kendisini geçici olarak başarısız bırakabilir. Günlerden ve
    saatlerden beri bu dakikayı ve bu anı beklemiş, belki son günler ve gecelere de karısıyla
    cinsel ilişkide bulunacağı bu anı düşünerek üreme organlarını ve sinir merkezlerini fazlasıyla
    yormuştur. İşte gerek bu heyecan, gerekse o yorgunluk neticesinde erkek, cinsel organının
    sertleşmediğini görebilir. Kimi erkek bu durum karşısında dehşete düşer, şeref ve itibarinin
    mahvolduğunu, karısının kendisini artık erkekten saymayacağını düşünerek delice bir
    acıya, üzüntüye kapılır. Hem kendini, hem karısını büyük bir zevkten yoksun bıraktığı için
    sınırsız bir sıkıntı duyar.


    Eğer bu durumda iken, kadını bilgisizce bir şey söyler ve
    anlayışsız davranırsa, ağır ya da alaycı bir söz söylerse, erkeğin hayatı boyunca sürüp
    gidecek bir şekilde incinmesine neden olabilir. Oysaki bu durumda olgun ve anlayışlı bir
    kadının yapacağı tek şey, kocasına oldukça iyi davranmak, gönül alıcı şeyler söylemek, işi
    şakaya vurmak ve bunun sırf, o ana özgü, geçici bir tutukluktan geldiğini ve hiç bir öneminin
    olmadığını belirterek, onun kendine tekrar güvenini kazanmasını sağlamaya çalışmaktır.
    Eğer kocasının tutukluğunun o akşam geçmeyeceğini sezerse, kendisinden hiçbir talepte
    bulunmadan, ilk cinsel birleşmelerini ertesi akşama bırakmak üzere, onu yatmaya ve rahat bir
    uyku uyumaya davet etmelidir.


    Aslında böyle bir duruma düşmeyi önlemek için eşler,
    daha zifaf odasına girer girmez cinsel ilişkiye girişmekten kaçınmalıdırlar. İkisi de bir süre
    oturup dinlenmeli, sohbet etmeli, hafif okşayış ve öpüşmelerle birbirlerine alışmalı ve
    ürkeklikleri gitmelidir. Ne zaman arzu ve ihtiraslarının adamakıllı uyandığını hissederlerse, o
    zaman yatağa girmelidirler. Eğer vücut ve sinirleri adamakıllı yorgunsa, bu yüzden içlerinde
    gerçek bir arzu duymuyorlarsa, ilk cinsel birleşmeyi ertesi akşama bırakmak en iyi yoldur.
    Ayrıca şu da hatırlanmalı ki eşlerden biri isteksiz iken yapılan cinsel ilişki hiç de zevk verici
    ve tatmin edici olamaz.
    Eşler, birbirlerine sakin olmaları konusunda telkinde bulunmalı
    ve birbirlerine moral ve güven vermeli. Birlikte karşılıklı sevgi ve anlayışla, birbirlerine
    yardımcı olacakları konusunda söz verdikten sonra önsevişmeye başlamalılar.


    Kızlık zarının çeşitleri hakkında bilgisiz bazı erkeklerin, kızlık zarının sert olduğu zannı ile normal
    cinsel birleşmede kızlık zarını yırtamayacakları korkusu ile parmakla veya başka şeyler
    sokarak kızlık zarını yırtmaya kalkıştıkları duyulmaktadır. Asla böyle şeylere gerek
    duyulmamalıdır. Penisi sertleşen her erkek bu işi rahatlıkla ve kolayca başarabilir. Aynı
    şekilde genç kızlara da kızlık zarının yırtılması esnasında çok acı çekileceği korkusu
    yerleştirilmektedir. Bu bölümde detaylıca izah edileceği gibi, gerdek gecesinde yeteri kadar
    fiziksel ve ruhsal uyarı ve ön sevişme yapılırsa, kız cinsel birleşmeye güzelce psikolojik
    olarak hazırlanırsa, aşk heyecanı esnasında hiç problemsiz ve acısız bu iş başarılabilir.
    Toplu iğnenin ucunun batması kadar veya soğan zarının yırtılması kadar kolay ve habersiz
    bile olabilir.


    Gerdekte Cinsellikten Önce Sevgi ve Aşka Önem Verilmeli:
    Kadın, seks için seks yapmaz, aşk için seks yapar, erkek ise seks için seks yapabilir.
    Sevgisiz cinsel ilişki, kadın için bir işkencedir. Oysa erkek yapısı bambaşkadır. Kimi erkek için aşk
    başka konu, cinsel ilişki başka konudur. Hiç sevmediği bir kadınla da cinsel doyum uğruna
    yatabilir. Kadının durumu ise farklıdır.
    Erkek her şeyden önce kadın vücudu ile kadın
    ruhunu iyi tanımalıdır. Kadınlar belirli bir dış etki olmadan cinsel yönden fazla uyanmazlar. Bu
    bakımdan erkek, önce ön sevişme ile ise başlamalı, eşinde az çok bir uyanış gördükten
    sonra yaklaşmalıdır. Bu sırada sözden çok nazik, şefkatli ve sevgi dolu hareketleri ile kadını
    kazanmaya çalışmalıdır. Kadınların vücuduna yaklaşmadan önce onların ruhlarına
    varabilmek çok önemlidir.


    Bir örnek verelim. Erkek, kendisine öldüresiye düşman
    olduğunu bildiği, ama cinsel yönden çekici bulduğu bir kadını imkan bulursa kollarının
    arasına alır, öper, okşar ve arzularını bu kadının üzerinden tatmin eder. Hatta yakın
    zamanlara gelinceye kadar savaş sonunda işgal edilen ülkelerin kadınları düşman askerleri
    için cinsel bir av olarak görülüyordu. Erkek öldürme tehdidi ile arzularına boyun eğen bir
    kadından bile zevk alabilir. Bu onun ruhsal yapısının tabii bir halidir. Ama kadın için böyle
    değildir. Kadın ancak beğendiği, hoşlandığı erkekle birleştiği zaman gerçek orgazma
    varabilir.


    Genç kızın ilk birleşmede orgazm''a ulaşmasını da beklememelidir. Kadınlar
    evliliklerinin ilk günlerinde cinsel yaklaşmayı genellikle bir görev duygusu içinde yaparlar.
    Erkek, eşinin soğukluğundan korkmamalıdır. Bu durum geçicidir. Kadınların çoğunluğu uzun
    bir süre sonra cinsel zevke ulaşırlar. Ancak burada dikkat edilecek bir özellik daha vardır. Bir
    çok kadın haksız yere soğuklukla itham edilirler. Soğuk kadın demek hasta kadın demektir.
    Vücutça ve ruhça sağlıklı olan bir kadının cinsel ilişkiye karşı soğuk olacağı düşünülemez.
    Erkek önce kabahatin kendisinde olup olmadığını araştırmalı ancak ondan sonradır ki,
    karısından şikayetçi olmalıdır.


    Gerdekte Damadın Heyecanı:
    Bir çok damatlar
    da gerdek gecesinde gelinler kadar heyecanlıdırlar. Bu onların deneyimsizliklerinden gelir
    belki de. Belki de sevdikleri, saydıkları, eş olarak aldıkları kadına ilk olarak bu kadar
    yaklaşmanın verdiği heyecandan ileri gelir. Büyük bir heyecan hatta utangaçlığa
    kapılabilir.
    Gerdekte Geline Düşen Görev:
    Gelin bu konuda yumuşak, yatkın,
    şefkatli ve anlayışlı davranarak damada yardımcı olmalıdır. Yoksa damat gelinin kızlık
    zarını yırtacak kudrette bir ereksiyon (penis dikliği) bile sağlayamaz. Bu da ona dayanılmaz bir
    aşağılık kompleksi verir. Başarısızlığına tanık olan yeni karısını bir daha görmek
    istemeyebilir. Ondan kaçmak isteği, yeni evliliği daha ilk geceden sarsar.


    Kızlığın Giderilmesi:
    Kızlık zarının bilimsel adı hmen''dir. Birleşme olduğu halde eşinden kan
    akmadığını gören erkek hemen onun namusundan şüphe edebilir. Çoğu kez eşini babasının
    evine yollar daha da kötüsü cinayete bile sürüklenebilir. Erkeğin kesin bir karara varmadan
    hele eşine hiçbir şekilde hiddet göstermeden durumu bir doktorla konuşması en uygun yoldur.
    Çünkü yarı bakire denilen kadınlar vardır. Bu tip kadınlarda penis, zar''ı yırtmadan vajinaya
    girebilir. Çünkü zarın şekli çok değişiktir, ortası tamamen açıktır. Bu gibi kadınlarda bir
    doktor müdahalesi olmazsa doğuma kadar bakirelikleri devam edebilir. Ayrıca vajina girişi
    geniş, zarları dar ve fazla elastik olanlarda sayısız birleşmelere rağmen kanama görülmez.

    Gerdek Gecesi Yanlışları ve Hurafeleri:
    * Cinsel deneyimsiz gençler için gerdek gecesi
    bazen çevresi tarafından stres haline getirilmektedir. Oysa gençler düğün hazırlıklarının son
    günleri zaten yorgun haldedirler, uykusuzdurlar, bilgi eksikliği nedeniyle bir takım kuruntuları,
    endişe ve korkuları olabilir.


    * İlk geceye böyle stresle giren çifte bu ilk cinsel ilişkiden
    çok fazla şey beklememesinin uygun olacağı söylenmelidir. Heyecan ve aşırı yorgunluk gibi
    haller cinsel yaşamı etkileyen olgulardır. Bu nedenle ilk gece genç kızın veya erkeğin
    ilişkiden kaçınması çok sık görünen bir durumdur. Çitf karşılıklı olarak anlayış göstermelidir.
    Sıkılganlık ve heyecanla cinsel ilişkiden kaçınan genç kızı eşi zorla ilk gece cinsel
    birleşmeye zorlamamalıdır. Aynı şekilde heyecan ve aşırı yorgunluk nedeniyle erkeğin hiçbir
    girişimde bulunamaması da olağandır. Böyle durumlarda gelin de akılcı olmalı ve esinin
    erkekliği ile ilgili gurur kırıcı davranış ve sözlerden kaçınmalıdır.

    Kanlı Çarşaf Rezaleti:
    İslamî kültürden uzak bazı bölgelerde çok kötü bir gelenek vardır. Damatla
    gelin gerdeğe girdikleri zaman dışarda kız ve erkek tarafından sonucu öğrenmek üzere
    yengeler bekletilir. Kız için de, erkek için de bundan daha çirkin bundan daha iğrenç bir şey
    düşünülemez!


    * İslamî açıdan da karı-koca arasında gizli kalması gereken ve
    başkalarına anlatılması, gösterilmesi haram olan kanlı çarşaf olayı, genç evlilerin bir ömür
    boyu çekecekleri utanç ve ızdıraplara vesile olmaktadır. Kapıda kanlı çarşaf bekleyen
    namus bekçileri (!), gençleri aceleye şevketmekte ve huzursuz etmektedirler. İleride genişçe
    izah edeceğimiz, gerdek gecesinde cinsel ilişkiden önce yapılması gereken sohbet, ön
    sevişme gibi eşleri birbirine yaklaştırıcı davranışların yapılmasına zaman
    bırakmamaktadırlar. Acelecilik ve beklenilme tedirginliği, gençleri psikolojik baskı altına
    almakta ve kolay iş zorlaşmakta ve acelecilikten dolayı başarısızlıkla
    sonuçlanabilmektedir.


    Başarı gösteremeyen erkek utançtan yerin dibine geçer... Ne yazık
    ki...
    Kedinin ciğer beklediği gibi, kapı önünde kanlı çarşaf beklemek, bekleyenin ve
    bekletenin en büyük ayıbıdır. Bir ömür boyu bu cahilliğin utancını nasıl yaşarlar?!
    Ama
    kurtuluş yoktur. Ertesi gece kapıda yine nöbetçiler bekler. Bu şekilde utanç yüzünden eşini
    öldüren ya da intihar eden erkekler görülmüştür. Diğer taraftan cinsel birleşmeye karşın
    beklenen kanı görmeyen erkek, genellikle kapıda bekleyenlerden çekinerek yalnız kendilerini
    ilgilendiren bir meseleyi aralarında halletmek imkanından yoksun bulunduğu için günahsız
    karısını kovar. Tıbbî araştırmalar yapmadan namuslu kadına iftira atan ve açıkça zina ile
    suçlayan erkek, tıbbî araştırma sonucunda gelin kız çıkarsa (İslam Hukukuna göre) iftira
    cezası olan 80 sopayı hak eder.


    Bütün bunlar göz önüne getirilecek olursa, erkeğin de
    kadının da çevrenin de ilk gece çok dikkatli ve anlayışlı olmaları gerekir.
    Gençler,
    anneler ve babalar! Sakın bu ahlaksız davranışa kalkışmayın ve izin de vermeyin.
    *
    Böyle bir baskı ve kontrol altındaki cinsel ilişkiden beklenen netice alınamayınca, gelin,
    damat ve diğer akrabalar arasında üzücü ve kırıcı olaylar ve lüzumsuz kavgalar meydana
    gelmektedir.
    Sevgili Peygamberimizin eşler arasındaki cinsel konuların açıklanmaması
    hakkındaki emirlerinden birisi de şöyledir:
    "Kıyamet günü Allah katında insanların en
    şerlilerinden biri de eşiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, aile sırrını (cinsel davranış
    özelliklerini) açığa vurandır." (Müslim, Nikah:2, Nn:1437.)


    * Diğer önemli bir konu da
    cinsel birleşmeye rağmen kızdan kan gelmemesidir. Kızlık zarı başlığı altında bu konuya
    oldukça geniş yer verdim. Burada tekrar belirtmekte fayda olduğu kanısındayım. Bazı kızlık
    zarları fazla dar değildir veya elastikidir ve kamışın rahatça girip çıkmasına rağmen yırtılma
    olmayabilir. Ender olarak bu gibi durumların görüldüğünü unutmamalıyız. Yanlış
    değerlendirme yapmamak için ve mahkemede sonuçlanan bir adli olay meydana getirmemek
    için tarafların olayı büyütmeden, bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine
    başvurarak kızlık zarı muayenesi yaptırmaları uygun olur. Bu şekilde gerçek ortaya çıkar ve
    genç kız masumsa, hayatı boyu çekeceği suçlamalardan kurtulmuş olur.


    Netice olarak;
    gerdek gecesinin mahremiyeti gelin ve damat arasında kalmalıdır. Kanlı çarşaf gibi yanlış ve
    İslam dışı örfler kaldırılmalıdır. Lüzum görülürse, gereken kontrolü damat kendisi yaptırmalı
    ve işi büyütmeden halletmelidir. Kız, sağlam ve temiz çıktığı zaman bir ömür boyu karısına
    karşı mahcup olmaması açısından erkek, işi gürültüye ve yaygaraya vermeden karşılıklı
    konuşarak birbirlerine şüphe ile bakmadan, nezaket ve saygılarını bozmadan uzman doktora
    birlikte gidip işi tatlılıkla halletmeleri daha uygundur.
    * İlk gece hakkında bir başka
    yanlış kültür de "Erkek ne kadar sert olursa, karısını ne kadar fazla korkutursa, bu korku
    ömür boyu itaati gerektirirmiş!"


    Kadın, kocasına iki şekilde saygı duyar. Birisi,
    kocasından çok korkan ve nefret eden bir kadın. Aslında kocasını hiç sevmez, zerre kadar
    da saygı duymaz. Fakat zülmünden korkusuna saygılı gibi görünür. Cahil ve kişiliksiz koca da
    birileri tarafından saygı görememenin sıkıntısını karısının saygısıyla giderir. Başkalarının
    yanında karısına bağırmanın "erkeklik" tadına varır. Tıpkı, karısına bir tek sözü
    geçmeyen bazı komutanların, askerinin kendi karşısında put gibi durduğunu yine bir vesile ile
    karısına göstermesi gibi. Cahil, kişiliksiz ve kompleksli koca da karısının kendisinden nasıl
    korktuğunu başkalarına gösterme gayretindedir.


    İlk gece bilhassa erkeğin en fazla
    nazik olması gerektiğini, sevgi kanatlarını en sonuna kadar açması gerektiğini, morallerin en
    yüksek derecede olması gerektiğini bilmeyen veya yanlış anlayan bir kısım da, ilk gecede
    erkeklik gösterisine kalkışmaktadır. Veya böyle tavsiyeler almaktadır.
    Saygı, korku ile
    kazanılmaz, sevgi ile kazanılır. Sevgi ile kazanılan saygı, insanı mutlu edenidir.
    *
    Toplumumuzda dikkat edilmeyen konulardan biri de; düğün günü gelin ile damadın
    psikolojilerine hiç dikkat edilmeden, onların üzüleceklerine dikkat edilmeden aileler arasında
    ufak tefek bazı meseleler yüzünden tartışmalar yapılmaktadır. Bundan da gelin ile damadın
    moralleri bozulmakta ve ilk gecede birbirlerine duyacakları mahcubiyet, cinsel hayatlarına etki
    etmekte ve mutluluk, mutsuzluğa dönüşmektedir. İlk gecede yaşanan bu olumsuzluk, bir ömür
    boyu sürmektedir.
    Kısacası, ilk gecede korku, üzüntü ve buna benzer şeyler çok
    yanlıştır. İnsanlık dışıdır. Genç evlileri başarısızlığa itmektedir.
    * İlk gece hurafeleri
    bitmez. Eşik altına sabun konmaktadır. İlk çocuk erkek olsun diye.


    Halbuki erkek evlat
    isteyip de kız çocuğunu istemeyenler için Allah''ın koyduğu bir tarif var: "...onlara kız
    çocuğunuz doğdu diye müjde verilince, yüzleri utançlarından simsiyah kesilir,..", "...Kızları
    olduğu için halktan utanıyor, o çocuğu yaşatsınlar mı, (diri diri) gömsünler mi diye
    düşünüyorlardı..." (Kur''an-ı Kerim, Nahl Suresi: 58,59.)


    İslamdan önceki cahiliye
    dönemindeki cahiller böyle düşünüyorlardı. Şimdiki cahiller de aynı düşüncenin tesiri altına
    girmekte ve ilk gecede eşiğe sabun koymaktadırlar. Teller bağlamaktadırlar. Halının altına
    gelinlik koymak, kadını karyolaya bağlamak (kocasına bağlı olsun diye) gibi insanlık ve
    İslam dışı bir sürü hurafeler ve zulümler...
    İslamı bilmemek, insanları böyle şaşırtıyor
    işte. Kimi kadına zulmeder, kimi kendine zulmeder. Kimi çocuğa zulmeder. Kimi de hayvana
    zulmeder...
    İlk Cinsel Birleşme Ve Sonuçları:


    İlk gece ve cinsel birleşme için
    eşler, psikolojik ve cinsel bilgiler yönünden hazırlanmalı, bilgilendirilmelidirler. "Aman aceleye
    getirme!" uyarısı, yüzde doksan dokuz kulak ardı edilecektir. Nice zamandır hayalini kurup
    dört gözle beklediğiniz bu işi gerçekleştirmek için acele etmenizden doğal bir şey olamaz. Sizi
    kaygılandıran noktaları bir an önce çözümleyip geride bırakmayı istemek de doğaldır. Kaç
    zamandır kafanızı kurcalayan "acaba"lara bir an önce çözüm bulmak için sabırsızlanmaktan
    daha doğal bir şey de olamaz. Kısacası, ağırdan almak konusundaki tüm uyarı ve kararlara
    karşın duyduğunuz kaygı, merak ve heyecan büyük bir olasılıkla sizi evliliğin ilk cinsel
    birleşmesinde aceleci olmaya itecektir.
    İnsan cinsel birleşme konusunda ne kadar çok
    şey duymuş ya da okumuş olursa olsun, bu olayda kendi vücudu, kendi benliği yer aldığı
    zaman iş tamamen değişir.


    Genç bir hemşire şöyle itirafta bulunmuş: "Evlenmeden önce
    çok şey bildiğimi sanıyordum. Anatomi, fizyoloji okumuştum okulda. Doğum odasında
    çalışmıştım. Bir sürü konuşma, tartışma da dinlemiştim. Ancak cinsel ilişkide bulunan kişi
    ben olunca durum bambaşka oldu."
    Kadının ilk cinsel birleşmeye karşı duyduğu tipik,
    yaygın tepki bir düş kırıklığıdır: "Bunca lafını duyduğum şeyin olup olacağı bu
    muymuş?"


    Kadın, ilk cinsel birleşmesinde büyük olasılıkla orgazm olmayacaktır.
    Erkeğin tipik tepkisi, çok çabuk orgazm olarak erken boşalmaktır.
    Gene tipik olarak,
    hem kadın hem de erkek büyük bir ihtimalle, kendilerinde bir eksiklik olduğuna inanarak
    suçluluk duygusuna kapılacaklardır ki bu tamamen yersizdir.


    Ne var ki

    burada bir ayrıma parmak basmak gerek: Aynı sorunlar evlilik ilerlediği halde düzelmiyor,sürüp gidiyorsa
    o zaman eşlerin cinsel yaşantısında gerçek bir aksaklık var demektir. Yürümeye yeni
    başlamış bir çocuğu ele alalım. Adımları sarsaktır, sendeler, düşer, kalkar gene sendeler,
    üzülür, gene dener. Ve sonunda yürümeyi başarır. Gelgelelim aynı çocuk üç, dört yaşında
    hala bir yaşındaki gibi "sendeliyorsa" durum değişir.


    Yeni evlenen çiftlerin çoğunluğu
    birbirlerine alışmamışlardır, alışmaları gerekir. Birbirlerinin neyi sevip sevmediklerini,
    vücutlarının ritmini öğrenmeleri gerekir. İlk birleşmede eşlerin ikisinin de güvensiz olması
    doğaldır. Bu güvensizliğin doğal olduğunu bilirseniz gerginliğiniz, korkularınız azalabilir ki bu
    da çok önemlidir. Çünkü bir kez "Eyvah, bir bozukluk var," diye korkuya kapıldınız mı
    gerçek bozuklukların baş göstereceğinden emin olabilirsiniz.


    Gerdekte genç kızın
    bakireliğinin sona erecek olması nedeniyle hem kendinin hem de eşinin kaygı duymaları ve
    gerilim içinde olmaları da olağandır. Kadının gerginliği çoğunlukla vajina girişindeki kasları
    büsbütün sıkıp büzer. Sinirlerimiz gerilince boyun, boğaz, omuz kaslarımız sıkışmaz mı? Bu
    da böyle bir sıkışmadır işte. Kimi zaman gerginliğimizi fark edebilirsek kaslarımızı kendi
    kendimize, bilinçli olarak gevşetebiliriz. Kimi zaman da kaslarımıza söz geçiremeyiz.


    "İlk
    gece"de cinsel birleşme sırasında gelinin geleneksel olarak çektiği can acısının başlıca
    nedeni vajina girişindeki kasların aşırı sıkışıp gerilmesidir. Vajinaya giriş yapmaya çalışan
    erkek cinsel organı penis, bu işi gerçekleştirebilmek için vajina girişini zorladıkça kadın can
    acısı duyacaktır. İşte bu kasları kadın bilinçli olarak, bir dereceye kadar gevşetip gevşek
    tutabilir. Başarılı bir ilk gece yaşamak isteyen kadınlar, evlenmeden önce bu kasları büzüp
    gevşeterek alıştırma yapılmalıdır. İlk birleşmenin heyecanı sırasında bu alıştırmaları
    hatırlayıp uygulayabilirlerse ilk birleşme sırasında daha az can acısı duyacaklardır.

    Kadının aşırı gerginliği önlemek için yapılabilecek olan başka bir şey de kızlık zarı
    konusundaki masalları açıklığa kavuşturmaktır.
    Bazı kadınlar: "Genç kızlığımda
    kızlık zarım duvar gibi bir zar sanır, öyle kalın, sapasağlam bir zar ki ilk gecede zavallı
    kocam bunu yırtıncaya kadar akla karayı seçecek!" zannederler.
    Bazı kadınlarda,
    "Kızlık zarım yırtılırken büyük ıstırap çekeceğim" zannındadırlar.


    Gerçekte kızlık
    zarı, vajina girişini ancak kısmen kapayan, oldukça ince bir zardır. Tümden kapalı olması
    imkansızdır, hiç değilse adet kanı oradan akacaktır. Kızlık zarı aralığı kiminde çok küçük,
    kiminde nispeten geniş olur. Kimi kızlık zarı oldukça kalın, kimisi ipinceciktir. Ne var ki kızlık
    zarı elastik bir dokuda olduğu için zardaki aralık, kas gevşetmesi ile ya da penisin
    zorlanmasıyla genişlerse, bu durum biraz kanamaya ve geçici bir ağrıya neden olur, ama
    vajinanın kendisi herhangi bir zarar görmez.


    Adet sırasında tampon kullanan genç
    kızlarda zar gevşemeye alışmıştır. Buna rağmen genç kız, ilk birleşmede çocukluktan kalan
    "iyi bir kız" olma isteği nedeniyle kendini bilinçsiz olarak gerebilir.


    Biz dönelim ilk geceye.
    Kaslarını kontrol etmeyen kadının ilk birleşme heyecanı sırasında iyice gerginleşmesi
    doğaldır. Üstelik normal olarak cinsel heyecanlanma sırasında vajinanın iç duvarlarının
    sızdırdığı kayganlaştırıcı, nemlendirici salgılar da bu gerginlik yüzünden iyice kıtlaşacaktır.
    Bu yüzden kızlık zarı, normalde olduğundan çok daha kalın ve gergin duracaktır.


    Buda erkeğin girmeyi gerçekleştirebilmek için biraz güç ve baskı kullanmasını gerektirecektir.
    Böyle bir durum eşlerin ikisi için de ürkütücü bir durumdur! Kadın saldırıya uğramış gibi
    olurken erkek üstüne düşeni başarabilmek uğruna sevdiği kadına ıstırap vermek zorunda
    kalarak dehşete kapılabilir.
    Birleşmeye biraz ara vermek, konuşmak, dinlenmek,
    birbirinizi yüreklendirmek, kimi durumlarda başarıyı kolaylaştırabilir. Biraz krem kullanmak da
    yarar sağlayabilir.


    Eşlerin ilk birleşmeler sırasında düşebilecekleri en ciddi yanılgı,
    herhangi bir nedenle soğukluğa kapılıp duygusal yönden birbirlerinden uzaklaşmalarıdır.
    Böyle bir tutum, kişinin kendi kendini ve karşısındakini suçlamasına yol açar. Gerginliği artırır
    ve yeni başarısızlıklara yol hazırlar. Böyle bir durumda kişinin kendi kabuğuna çekilmesi de
    yanlıştır. Sevgi, anlayış ve hoşgörüye her zamandan çok ihtiyaç vardır.


    Sarılmak,
    okşamak, sevmek. Tatlı, yüreklendirici, umutlandırıcı sözler fısıldamak, yapılması
    gerekenler bunlardır. Sizin kişisel olarak yapmanız gereken ilk ve başlıca şey de şunu
    hatırlamaktır. Bu ilk gece yalnızca bir başlangıçtır ve ön sözdür, asıl öykü daha sonra
    gelecektir.
     
  10. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  11. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Temelde hepimiz başka insanlarla iletişim kurmayı arzu ederiz. Olgunlaştıkça da bu his bizi yakından ve derinden sevecek bir kişiyi özleyip, aramaya iter. Almakta vermekte sevginin olmazsa olmaz bölümleridir. Biri olmadan öteki pek uzun ömürlü olmaz. Evlenmenin temel nedenlerinden bir tanesi beraberlik, birine sahip olmak ve birine ait olmak duygusu, bundan doğan yakınlık, can yoldaşlığı, istenmek, anlaşılmak, çocuk sahibi olmak, kendi düzenini kurmaktır. Bunlar vazgeçilmez duygusal öğelerdir. Yine bunlar cinselliği yalnızca fiziksel yönden değil, ruhsal yönden de tamamlar.

    Özellikle kadınlar yıllar yılı evlenmeyi ve cinsel ilişkide bulunmayı dört gözle beklerler. Daha çocukluklarından beri her türlü yaşam sorununun evlenince çözümleneceğine inanırlar, ama beraberlik güzel duyguların yanı sıra birçok sorumluluğu ve sıkıntıyı da beraberinde getirir. Evlilik kişilerin bundan sonraki yaşamlarında beraberce kullanacakları sınırlı bir kredidir. Bunu ilk günden tüketebilir veya mantık, saygı ve sevgi doğrultusunda bir ömür boyu mutlu olarak kullanabilirsiniz. Cinsellikte bu beraberliğin vazgeçilmez bir parçası ve tamamlayıcısıdır. Beraberlikte ilk cinsel ilişkinin kusursuz geçmesi gerektiğine inanmışızdır. Oysa bu inancın tam tersine ilk gece gerginlik ve korku içinde geçer. Yeni beraber olan çiftlerin ilk gecelerini birtakım olumsuz duygular içinde olduklarını ve korkularını gizlemek istemeleri de gerginlik ve baskıları daha da arttırır.

    Yetersiz cinsel eğitim;

    daha önceden bilinmeyen ama evlilik süresinde ortaya çıkan çeşitli sağlık sorunları zaten var olan ekonomik sorunlara, toplumsal baskılara ve olumsuzluklara eklenirse cinselliği yok etmeye başlar. Bu yüzden evlilik öncesi bazı hazırlıkları yapmak kişilerin bu olabilecek negatifliklerden uzaklaştırır. Bunlar nelerdir; En önemlisi her iki tarafın evlilik öncesi muayeneye gitmeleridir. Erkeğin ve kadının cinsel bir anormalliği yani sağlıklı bir cinsel yaşantıyı engelleyecek problemleri var mı, varsa ve mümkünse bunun düzeltilmesi.

    Herhangi bir bulaşıcı hastalık var mı?

    (sarılık, cinsel yolla geçen bir hastalık, aids ve bu gibi) varsa gerekli önlemleri alınıp, tedavi edilmesi. İleride sorun olabilecek herhangi bir sağlık problemi var mı. (Gizli şeker, kalp hastalığı, hormonal bozukluk gibi )

    Bebek sahibi olmayı engelleyecek bir sebep var mı?

    Erkeklerde evlenmeden önce sperm sayımı yaptırılması, kadında yumurtalıkların ve hormonal düzenin kontrol edilmesi. Gebelik esnasında sorun yaratabilecek kan uyuşmazlığı, kadında toksoplasma (çiğ etten geçip kırsal alanlarda yaygın bir enfeksiyondur) gibi gebeliğin ileri ki aylarında bebeğin ölümüne sebep verebilecek bir enfeksiyonun var olup olmadığının araştırılması gerekir.

    Kan uyuşmazlığı kan grubu ile değil kanınızda ki Rh faktörü ile ilgilidir.

    Yalnızca kadının Rh negatif, erkeğin ise Rh pozitif olduğu durumlarda oluşabilir. Kadın Rh pozitif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok. Kadın Rh negatif, erkek Rh negatif uyuşmazlık yok. Kadın Rh pozitif, erkek Rh pozitif uyuşmazlık yok. Kadın Rh negatif, erkek Rh Pozitif olursa uyşmazlık VAR. Kan uyuşmazlığının varlığının bilinmesi gebelik öncesinde veya gebeliğin başlangıcında gerekli tedbirlerin alınarak ortaya çıkabilecek rahatsız edici durumları engeller. Çiftlerin ailelerinde veya kendilerinde kalıtsal (doğumla geçen) bir hastalık veya anormallik var mı varsa bunların derecelerinin araştırılması, değerlendirilmesi eğer riziko payı varsa oluşacak gebeliklerin titizlikle takip edilmesi gerekir.

    Özellikle akraba evliliklerinde genetik danışmanın alınması

    (bunu hekiminizin tavsiye ettiği bir yerde veya hastanelerin genetik bölümlerinde yaptırabilirsiniz) Akraba evliliklerinde sakat çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir; Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır. ( teknik olarak herkesin genetik şifresindeki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısını anneden yarısını da babadan alacağı için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir. Teknik olarak her iki taraftan gelecek genetik şifre bozukluklarının aynı yerde ise çocukta o basamaktaki gen tamamen bozuk olacaktır.

    Son olarakta genç bayanlar evlilik ve cinsellikle ilğili bilgiyi veya kızlık zarı ilk gecede nasıl yırtılır? Yırtılırken çok canı yanarmı? Kızlık zarı gerçekten var mıdır? Kızlık zarı operasyonu yani kızlık zarı dikimi var mıdır? Kızlık zarından veya ilk gece kanama gelmesi şart mıdır? gibi kendilerine kabus gibi gelen soruları doğru ağızdan ve bilinçli bir şekilde duymaları gerekmektedir. Aksi taktirde ilk gece ve sonraki gece ve gündüzlerde vajinusmuz hastası olmaya aday birer bayan olabilirler. Ne yazık ki bu çok fazla istismar edilip yanlış bilği sonrasında karşılaştığımız bir durum.
     
  12. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  13. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Cinsel yaşam ve bakteriler

    Cinsel yaşam, bireyleri çeşitli bakterilerle ve diğer enfeksiyon etkenleriyle karşılaştıran bir durumdur.

    Cinsel yaşamı sürdürmek ve bakterilerle "iyi geçinmek" için öncelikle vücudumuzda bizimle beraber yaşayan bu canlı türleriyle ilgili bilgi sahibi olmalısınız. Bu yazıda vücuttaki bakterilerin genel özellikleri ve cinsel yaşamdaki etkileri hakkında bilgi verilmiştir.

    Bakteriler hakkında genel bilgiler

    Bakteriler enfeksiyon hastalıkları adını verdiğimiz bazen ölümcül olabilen hastalıklardan sorumlu olsalar da canlı yaşamın vazgeçilmez parçalarıdır. Bakteriler olmadan dünya üzerindeki yaşamın devam etmesi olanaksızdır.

    İnsan vücudunda normal şartlar altında dış ortama kapalı olan organ sistemleri "steril" ("steril" tıpta "hiç bakteri içermeyen" anlamında kullanılan bir kelimedir) olarak kabul edilir. Bu bölgeler bakterilerin üremeleri için uygun koşullar taşıyan ve bu nedenle steril olmaları çok önemli olan bölgelerdir. Kan, idrar, karın içindeki organların çoğu, göğüs kafesi içindeki yapılar (kalp ve akciğerler) ve kafatası içindeki yapılar başta olmak üzere her bölgenin kendine özgü bir savunma mekanizması vardır ve bu ortama girmeyi başarabilen az sayıdaki bakteri sağlam bir bağışıklık sistemi sayesinde ortamdan uzaklaştırılır ve steril durum devam eder.

    Bakteri florası

    Vücutta belli organlar vardır ki buralarda bakteriler sürekli olarak ve normal şartlarda bulundukları dokuyla iyi geçinerek yaşamlarını sürdürürler. Ağız ve burun boşluğundan gırtlağa kadar olan kısım, dış kulak yolu, anüsten kalınbağırsak-incebağırsak sınırına kadar olan kısım ve apendiks, vücudumuzu kaplayan tüm cildimiz ve kadınlarda dış genital kısımdan rahimağzı sınırına kadar olan kısımda sürekli olarak bakteriler yaşar. Bu bakteriler çoğu durumda dokuya bir fayda veya zarar sağlamazken, sindirim sisteminde ve vajinada önemli işlevlere katkılarda bulunurlar.

    Vücudun her anatomik bölgesinde yaşamını sürdüren bu bakteri topluluklarına flora adı verilir (flora kelime anlamı olarak belli bir bölgedeki bitkisel yaşam anlamına gelir). Ağız içi florası, vajinal flora, kalınbağırsak florası gibi.

    Florayı oluşturan bakterilerin cinsi ve "davranış biçimleri" dokudan dokuya, kişiden kişiye, aileden aileye ve daha da önemlisi ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterir. Yani örnek olarak bir kişinin ağız içinde yaşayan bakteriler tür ve işlev olarak benzeseler de kendine özgü farklı özellikler gösterirler.

    Yine aynı kişinin örnek olarak kalın bağırsağındaki floranın özellikleri ağız içindeki floraya göre oldukça farklıdır. Bu nedenle aynı bedenin bir bölgesinden başka bir bölgesine taşınan bir bakteri aynı bakteri olmasına karşın kendi yerinde zararsızken, başka bir yere geldiğinde zararlı olabilir. Bunun en tipik örneği kalınbağırsakta bulunan bakterilerin tuvalet hijyeni yetersiz kişilerde vücudun çeşitli bölgelerinde enfeksiyonlara neden olabilmesidir.

    Flora bölgesel özelliklerle yakından ilişkilidir:

    Belli bir coğrafi bölgede yaşayan insanların vücut floraları diğer bir bölgede yaşayandan tümüyle farklıdır ve bir ülkenin insanında zararsız bir şekilde yaşayan bir bakteri başka bir ülkenin insanında enfeksiyona yol açabilir. Bunun en tipik örneği de "turist ishali" adı verilen durumdur: Normal şartlarda bölge insanlarında hiçbir belirti vermeyen bir bakteri türü diğer bölgeden gelen insanlara hijyenik olmayan şartlarda hazırlanmış bir gıda yoluyla bulaştığında enfeksiyona neden olabilir. Halbuki bakteri aynıdır.

    Flora kişiler arasında da önemli farklılıklar gösterir:

    İki bireyin teması floraların bir anlamda karşılıklı değişimine yol açar. Biriyle el sıkıştığınızda karşı tarafın bakterileri size, sizin bakterileriniz de karşı tarafa geçmiş olur. Bu geçici bakteri alışverişi normal şartlarda enfeksiyona yol açmaz.

    Temas ne kadar yakınsa ve ne kadar uzun süreliyse iki kişinin floralarının birbirlerine benzeyen özellikleri de artar. Aile bireylerinin floraları ve özellikle de beraber yaşayan bir çiftin floraları hemen hemen aynıdır. Bu, normal şartlarda herhangi bir enfeksiyona yol açmazken, herhangi bir bireyin dışarıdan aldığı "yabancı" bir bakteri bu kişinin temas ettiği birey(ler)de enfeksiyona yol açabilir. Eşlerden birinin başka biriyle beraber olması sonucu "kaptığı" bakteri, virüs veya diğer mikroorganizmaların diğer eşe bulaştırılması gibi.

    *

    Temas eden iki anatomik bölge birbirinden ne kadar farklıysa sorun ortaya çıkma olasılığı o kadar yüksektir.

    *

    Her anatomik bölgenin florası farklıdır ve oral sekste olduğu gibi birbirinden tümüyle farklı iki anatomik bölge temas ettiğinde floraların değişimi enfeksiyon sorunu oluşturabilir.

    *

    Üçüncü ve en önemli belirleyici etken, temas eden kişilerin floralarında enfeksiyon yapıcı etkenlerin varolup olmamasıdır.

    Flora normalde enfeksiyon yapıcı özelliği düşük bakterilerden oluşur. Ancak bazı kişilerin florasında enfeksiyon yapıcı özellikleri güçlü mikroorganizmalar var olabilir. Bu mikroorganizmalar virüs şeklinde, bakteri şeklinde veya parazit şeklinde olabilir ve bunlar bazı belirtilere neden olabileceği gibi, kişi bu mikroorganizmaları taşıdığından tümüyle habersiz de olabilir.

    Cinsel yolla bulaşan hastalıklar adı altında toplanan hastalıklar bireyin florasında varolan ve enfeksiyon yapma özelliği güçlü mikroorganizmaların cinsel temas yoluyla diğer bir bireye aktarılmasıdır.

    Cinsel davranış şekilleri ve enfeksiyon sorunu

    Cinsel ilişkinin en sık uygulanan şekli olan "klasik cinsel ilişkide" temas eden bakteri floraları birbirine benzerdir (erkek ve kadının genital florası) ve bu nedenle bu tür ilişkide taraflardan birinde enfeksiyon oluşmasını belirleyici temel etken taraflardan birinin florasında enfeksiyona yol açabilecek bakteri ve virüslerin varolup olmamasıdır. Taraflardan birinde varolan virüsler (HPV (genital siğil), HSV (genital uçuk), HIV (AIDS), Hepatit B gibi), bakteriler (klamidya, gonore (bel soğukluğu), sifiliz (frengi) gibi), parazitler (trikomonas, uyuz gibi) karşı tarafa geçer ve karşı tarafın bağışıklık sistemi özelliklerine göre karşı tarafı taşıyıcı veya hasta yapar.

    Bu açıdan kadınlar erkeklere göre daha şanssız durumdadırlar

    Kadının hassas dengeler üzerine kurulu vajinal mukozasında belli bölgelerde gözle görülmeyen çatlaklardan, mesane girişinin genital bölgeye yakın olması gibi nedenlerle kadınlarda normal cinsel ilişkide bile karşı taraftaki enfeksiyonları çok daha kolay kaparlar. Hatta karşı tarafta hiçbir enfeksiyon bulunmasa bile normal şartlarda steril (bakteri içermeyen) olan mesane girişinin vajinaya yakın olması nedeniyle mesaneye giren bakteriler özellikle yeni evli veya menopozda olan kadınlarda sistit oluşmasına neden olabilirler.

    *

    Öpüşme

    Cinsel içerikli yakın öpüşme iki bireyin ağız floralarının değişimiyle sonuçlanır. Ağız içinde herhangi enfeksiyon yapıcı bir etken olmayan bireylerde öpüşmeye bağlı sorun oluşmaz. Ancak ağız salgılarında bulunabilen virüs ve bakteriler öpüşmeyle bulaşabilirler.

    *

    Ön Sevişme

    Ön sevişme bedensel temasın yakınlaştığı, cilt bakterilerinin değiştirildiği bir durumdur. Enfeksiyona yol açması beklenmez. Ancak aktif genital siğiller gibi virüs yoğunluğunun fazla olduğu durumlarda virüslerin karşı tarafa geçmesi söz konusu olabilir.

    *

    Oral Seks

    Oral seks iki ayrı floranın (ağız ve genital floranın) karşılaştığı bir ilişki şeklidir. Farklı floralar olduğundan enfeksiyon sorunu oluşabilir.

    *

    Anal Seks

    Anal seks tümüyle ayrı iki floranın (penis ve kalınbağırsak) karşılaştığı bir ilişki şeklidir. Erkeğin genital bölgesinin savunma sistemlerinin oldukça gelişmiş olması nedeniyle erkekte ender durumlarda enfeksiyon oluşurken, kadında oluşan sıyrıklardan erkeğin genital patojenleri geçebilir. Yine anal sekste hatalı yapılan bir uygulama anal seks sonrası vajinal seksle devam edilmesidir, bu durum kadınlarda ciddi enfeksiyonlara neden olabilir.


    ALINTIDIR(Cinselkonular)
     
  14. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  15. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Erkek Üstte
    Herkes bu klasik pozisyonda başlar; erkek üstte, kadın altta, yüz yüze. Günümüzde basında bu pozisyon, olumsuz eleştirilere maruz kalmaktadır. Belki eski moda olduğundan, belki de ataerkil olduğundan dolayı. Esasında bu pozisyon, o kadar da kötü değildir. Kuvvet almak, sevgilinizle yakın temasda olmak ve hamile kalmak isteyenler için, bu pozisyon idealdir. Kadın iki bacağını yana doğru açabilir veya bacaklarını göğsüne doğru çekebilir. Bu her iki pozisyonda erkek kadının en hassas dış cinsel organına elle manipülasyon için erişemez, ama ilk pozisyonda göğüslerine erişebilir.

    Bu pozisyonda bir kaç varyasyon söz konusudur. İlki; kadın iskemlede veya alçak bir yatağın ucunda oturur, erkek dizlerinin üzerinde penisiyle vajinaya girebilir. Seks terapistleri her ne kadar bu pozisyonun klasik poziyondan daha da zevk verici olduğunu iddia etseler de, çoğu insan bu pozisyonun yakın temas konusunda eksik kaldığını düşünmektedir.

    İkincisi; kadın karnının üstüne yatar ve erkek arkadan vajinaya girer. Çoğu kadın için bu pozisyon, G-noktasını uyarır ama penisin rahim boynuna çarpması da acı verebilir. Yüz yüze olamama dezavantajı olsa bile çoğu çiftin favori pozisyonu arasındadır.

    Kadın Üstte
    Bu pozisyon çok tavsiye edilir, çünkü seksin hızı kadının kontrolü altındadır. Bu pozisyonda bir kaç varyasyon vardır. Kadın her iki diziyle erkeğin kalçasını sarar. Penisi içine aldıktan sonra ya dizlerinin üstünde sekse devam eder ya da bacaklarını uzatarak. Ayrıca erkeğin üstünde dim dik oturarak da ilişkiye devam edebilir. Bu pozisyon erkek için de oldukça uyarıcıdır ve kadının göğüslerini okşama fırsatı verir.

    Bazen bu pozisyonda kadın erkeğe sırtını dönerek erkeğin üstünde olur. Bu pozisyon, her iki taraf için farklı duygular yaratsa da, yüz yüze olmamanın verdiği dezavantaj burada da geçerlidir.

    Otururken
    Bu pozisyon, ancak yavaş seks için uygundur. Erkek ya iskemlede oturur veya yerde bağdaş kurarak. Kadın erkeğin üstüne oturur. Yüz yüze veya sırt yüze bakarak da olabilir. Bu pozisyon birbirinizi okşamak, birbirinize sarılmak ve yakın ten teması için idealdir.

    Ayaktayken
    İlk etapta çabucak seks yapmayı anımsatır. Bu pozisyonda başarılı olabilmek zordur. Penisin vajinaya girebilmesi güç olabilir. Kadınlar genelde erkeklerden daha kısa boylu oldukları için, kadının ya merdiven basamağında ya da duvardan destek alması ile bu pozisyonda başarı elde edilebilinir.

    Bu pozisyonun başka bir varyasyonu da kadın yüzünü ya duvara veya tutunabileceği herhangi bir şeye verir, erkek de vajinaya arkadan girer. Bu pozisyon, yüz yüze olan pozisyondan çok daha kolaydır.

    Yan Yana
    Bu pozisyonların hepsi erkek üstte pozisyonu gibidir; tek fark partnerler yan yanadır. Buradaki tek zorluk, yüz yüze durumunda partnerlerden bir tanesi, bacağını partnerin üstüne atması gerekiyor. Bu da zaman zaman krampla sonuçlanabiliyor. Kadın erkeğe sırtını verdiği durumda, yavaş ve rahatlatıcı ilişki elde etmek mümkündür. Hatta bu pozisyonda uyumak bile mümkündür.

    Arkadan
    Burada kadın dizinin üstünde durup erkek arkadan penisiyle vajinaya girer. Bazı insanlar bu pozisyondan nefret eder. Nedeni ise; hem duygusallıktan yoksun, hem de "erkek egemenliğini" vurgulayan bir pozisyon olması.
     
  16. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  17. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Her defasında eşinizi bahaneler bularak uyutmaya çalışıyorsunuz. Çiftler arasında yaşanan bu sorun cinsel soğukluk olarak adlandırılıyor. Sorun çok önemli çözülemeyecek bir problem değil. Nedenleri kesin olarak bulunduğunda, çözümü çiftlere kalıyor.
    Çalışma hayatı olumsuz etkilemiş olabilir
    Çalışan bir kadınsınız ve iş ortamınızda oldukça gergin saatler yaşıyorsunuz. Eve geldiğinizde doğal olarak iş yaşamında yaşadıklarınız özel hayatınıza yansıyor. Bu nedenle seks yapmaktan vazgeçmiş olabilirsiniz. Ya da çalışmıyorsunuz, çocuklarınız var ve bütün gün evle uğraşıyorsunuz, bu monotonluk da sizin seksten soğumanıza neden olabilir. İlk önce beyninizde sizi meşgul eden kötü düşünceleri bir kenara atın, kendinizi sevdiğiniz erkeğin kollarına bırakın.
    Aynı şeyleri yapma
    Belki de partnerinizle birlikte aynı pozisyonda aynı şeyleri yapmaktan bıktınız. O zaman ilişkinize heyecanlar katın, eşinizi de buna ortak edin. Küçük oyunlar oynayın, fantezilerinizi gerçekleştirin.
    Adet dönemlerindeki duygu durumları
    Böylece seks daha eğlenceli bir hal alacak. Özellikle kadınlar adet dönemleri yaklaştıkça sinirli, asabi olurlar. Bazı günlerde hormonların etkisiyle seks istemeyebilirler. Bu doğaldır ve bunu aşmanız için spor yapmak en önemli etkendir. Bu dönemde kendinizi sekse beyin olarak hazırlayabilirsiniz. Örneğin neler yapacağınızın hayalini kurarak, partnerinizi düşünür ve rahatlarsınız.
    Doğum kontrol ilaçları da etkileyebilir
    Doğum kontrol haplarının hormonlar üzerinde yaptığı değişiklikler nedeniyle olumsuz etkilenebilirsiniz. Bu haplar vajinanın kuruluğunu artırır ve cinsel isteksizlik ortaya çıkar. Bu nedenle doktor kontrolünde kendinize uygun bir hap kullanmalısınız.
     
  18. 9 Ağustos 2010
    Konu Sahibi : Ultraviyole
  19. Ultraviyole

    Ultraviyole Aktif Üye Üye

    Katılım:
    27 Temmuz 2010
    Mesajlar:
    633
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    41
    Evli çiftler arasında baş gösteren cinsel soğukluğun en önemli nedenlerinden biri, ilişkiye gerekli özenin gösterilmemesi. Aralarında cinsel soğukluk baş gösterdi mi çiftler aralarındaki sevgi bağının da koptuğuna inanıyorlar, oysa bu büyük bir yanılgı.
    Evlilklerde cinsel çekimin azalması sevginin de yavaş yavaş bittiğinin habercisiymiş gibi gelir çiftlere. Oysa gerçek sebep fiziksel ve duygusal bir takım rahatsızlıklar olabilir. Bu nedenle öncelikle problemin ne olduğunu araştırmak ve buna göre hareket etmek gerekiyor.
    Evlilklerde çiftleri birbirinden uzaklaştıran en büyük etken ilişkiye gerekli titizliğin gösterilmemesi ve cinsel yaşama yeniliklerin kazandırılmaması. Evli çiftlerin zaman içinde ara ara ilişkilerini gözden geçirerek yeni bir boyut getirmeleri gerekir. Evlilikle noktalanan yıllar süren flörtlerde de sonuç değişmiyor. Bu çiftlerin cinsel hayatları kuvvetli bir aşk bağının ötesinde güvenli bir sevgi ve güvenilir bir sevgiliyle birlikte olmalarının verdiği şehveti taşıyor.

    Kadınlarda Cinsel Soğukluk
    Yapılan araştırma sonuçlarına göre seks, stres, yorgunluk ve baş ağrısıyla savaşıyor. Aynı zamanda bünyeyi de rahatlatıyor. Cinsel soğukluk, partnere yetişme çağında ailenin cinsellik konusunda gösterdiği tutuculuğa bağlı olabiliyor. Diğer bir neden de, gençlik çağındaki ilk deneyimde meydana gelmiş bir zorlama ya da partnerin doğru kelimeleri ve dokunuşları bulamamasından doğan ters etkilenmenin yıllar sonra bilinç altından çıkması. Bu sorun, kadının yaşadıkları incelenerek çözümlenmeli. İsteksizlik ve orgazm olamama geçmişle yüzleşmenin getirdiği bir sorun da olabiliyor.

    Ağrı ilişkiden soğutabilir
    Toplumsal baskı ve tabular, kadın cinselliği söz konusu olduğunda, kadından çok daha fazla söz sahibi olduğundan kadın kendini ilişki sırasında baskı altında hissedip ilişki sırasında kendini kasabilir. Evliliğin ilk gecesinde kadının kendini kasması ilişkiden haz almasından çok acı duymasına neden olmuş olabilir. Bu nedenle de cinselliğe bakışı farklı olacaktır.
    Bundan başka ilişkinin ilk saniyelerinde meydana gelen spazm - ağrı, ağrı - spazm kısır döngüsü cinsel hayatı kabusa dönüştürebilir.

    En önemli sebeplerden biri libido kaybı
    Libido kaybı, cinsel isteğin kaybolması anlamına gelir. Evliliklerinin ilk yıllarında mükemmel bir cinsel hayata sahip olan çiftlerin, bir zaman sonra birbirlerinden soğumalarının nedeni büyük ihtimalle libido kaybına bağlıdır.
    Libido kaybına çiftlerin psikolojik yapılarındaki değişiklik neden olabilir. Genel olarak evli çiftlerde libido kaybının nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
    &#8226; İstenmeyen gebelik korkusu
    &#8226; İlişkiye girmeyi önleyen korkular
    &#8226; Kişinin psikolojik durumundaki değişiklikler
    &#8226; Sosyal ve ekonomik nedenlere bağlı stresler
    &#8226; Travmaya neden olan tıbbi müdahale
    &#8226; Vajenin penisi içine alması sırasında ağrı olması

    Jinekolojik rahatsızlıklara dikkat!
    Eğer kadında bir takım jinekolojik rahatsızlıklar baş gösterdiyse bunlar da cinsel soğukluğa yol açabilirler. Eğer kadın doğum gibi büyük bir değişiklik yaşadıysa vücudunun yeniden eski ritmini yakalaması üç aylık bir süre isteyecektir. Bu arada kadının annelik, eşlik, evinin kadını gibi konularda aklının karışması da cinselliğe zaman ayırmasını engelleyici etkenlerden olabilir.
    Cinsel hayatı etkileyecek birkaç jinekolojik rahatsızlığın bilinmesinde fayda vardır:
    &#8226; Rahim ağzı enfeksiyonları
    &#8226; Vajinal mantar, trikomonas gibi vajen enfeksiyonları
    &#8226; Vajen akıntıları
    &#8226; Yaşa bağlı hormonal yetersizlikten kaynaklanan kuruluk
    &#8226; Ameliyat sonrası meydana gelmiş yapışıklıklar
    &#8226; İkiden fazla, zorlu normal doğumlarda mesane tabanının gevşemesine bağlı idrar kaçırma problemi. Bu tür rahatsızlığı olan kadınlar cinsel ilişki sırasında da idrar kaçırabilirler.

    Psikolojik olabilir
    Bazı durumlarda ise kadının yaşadığı bu karmaşa fiziksel bir rahatsızlıktan, vajinismustan ileri gelebilir. Vajinismus, anatomik ve ruhi hassasiyet yüzünden vajinanın şiddetli ve ağrılı büzülmesi, cinsel temas sırasında vajinanın etrafındaki kasların kasılmasıdır. Cinsel ilişki sırasında duyulan bu acı kadının seksten soğumasına neden olabilir. Tanımında belirtildiği gibi vajinismus ya da diğer adıyla vajinizm psikolojik rahatsızlıktan ileri gelebileceği gibi vajinal enfeksiyon, östrojen azlığı, deriye değin sorunlar ve rahimdeki iltihaplanma ya da yaradan da ileri gelebilir. Bu gibi durumlarda bir doktora başvurmanızda fayda var. Cinsel soğukluğun en etkili ilacının sevgi, sabır ve anlayış olduğunu çiftler unutmamalıdır.

    Erkeklerde Cinsel Soğukluk
    Toplumumuz kadına yatakta ne kadar baskı yapıyorsa erkeği de o kadar serbest bırakıyor. Performansından şüphe edilmeyen erkek de kendisine gösterilen bu güveni baskı olarak algılayabiliyor oysa. Erkeklerde de bazı fizyolojik sorunlar sıkça görülebiliyor. Cinsel fonksiyon bozuklukları ile uğraşan uzmanlar öncelikle ilk iş olarak olayın fiziksel mi, yoksa psikolojik mi olduğunu araştırıyorlar.
    Fiziksel rahatsızlıklardan ileri gelen cinsel isteksizliğin bir takım konsültasyonlarla ortadan kaldırılması mümkün. Bu fiziksel rahatsızlıklar çoğunlukla kalp - damar hastalıkları, bazı hormon veya enfeksiyon hastalıkları ile libido üzerinde olumsuz etki yapan ilaçların neden olduğu hastalıklar oluyor. Psikolojik nedenlerden bazıları ise stres, sürmenaj, kendine güven eksikliği, çift arasında yaşanan sorunlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda çiftlerin aralarındaki problemleri çözmek üzere bir evlilik uzmanının yardımını almaları gerekebilir.