Andre Breton Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve canavar tarafından 24 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    24 Nisan 2007
    Konu Sahibi : canavar
  1. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
    Özgür Birlik



    Orman ateşi saçlı karım

    Isı şimşeği düşünceli

    Kaplan ağzında susamuru bel’li karım

    En iri yıldızlar demeti ağızlı kokart ağızlı karım

    Ak toprak üzerinde ak sıçan izi dişli karım

    Amber dilli perdahlanmış cam dilli

    Kesilmiş kurban dilli karım

    Gözlerini açıp kapayan bebek dilli

    İnanılmaz taş dilli karım

    Çocuk el yazısı elif kirpikli karım

    Kırlangıç yuvası kenarı kaşlı

    Kış bahçesi tavanı şakaklı arduvaz şakaklı karım

    Cam buğusu şakaklı

    Şampanya omuzlu karım

    Buz altında kalmış yunus başlı çeşme omuzlu karım

    Kibrit bilekli

    Rastlantı parmaklı kupa beyi parmaklı karım

    Kesilmiş saman parmaklı

    Zerdeva koltuklu karım

    Saint-Jean gecesi ve kurtbağrı koltukaltlı karım

    Deniz köpüğü ve bölme kollu karım

    Değirmen ve buğday karışımı kollu

    Füze bacaklı karım

    Umutsuzluk ve saat makinesi devinimli karım

    Mürver ağacı iliği baldırlı

    Baş harf ayaklı karım

    Anahtar demeti ayaklı su içen gemi işçisi ayaklı karım

    İncili arpa boyunlu karım

    Val d ’or boğazı boyunlu



    Sel yatağının ta içinde sözleşmek boyunlu karım

    Gece göğüslü

    Deniz tepeciği göğüslü

    Yakut potası göğüslü karım

    Çiğ altında gül görüntüsü göğüslü

    Günlerin açılan yelpazesi karınlı karım

    Dev pençe karınlı

    Dikey uçan kuş sırtlı karım

    Cıva sırtlı

    Işık sırtlı karım

    Yuvalanmış dövülmüş taş ve ıslanmış tebeşir enseli

    Ve biraz önce içilen bir bardağın düşüşü enseli karım

    Tekne kalçalı

    Avize ve ok tüyü kalçalı karım

    Ak tavuskuşu tüyü sapı kalçalı

    Duyulmaz dengeli

    Kumtaşı ve amyant kabaetli karım

    Kuğu sırtı kabaetli

    Bahar kabaetli karım

    Glayöl kasıklı

    Altın damarı ornitorenk kasıklı karım

    Yıllanmış bonbon ve yosun kasıklı karım

    Ayna kasıklı

    Islak gözlü karım

    Menekşe zırh takımı ve mıknatıslı iğne karım

    Uçsuz bucaksız çayır gözlü

    Hapishanede içilecek su gözlü

    Hep balta altında kalan odun gözlü

    Su düzeyi gözlü hava toprak ve ateş düzeyli gölü karım



    (Çev.: Selahattin Hilav)







    O Taraçaların



    O taraçaların en üstlerinden biz kuşları daim büyüyen sen

    Her gece çiçekli bir dal yapan omuzlarından o kuşlar biz o canım

    Arabanın kollarına

    O kuşlarınız biz kıvılcımlardan daha parlak fışkıran bileğinden

    O iç çekişleriyiz camdan heykelin o dirsekleri üzerinde kalkıp

    doğrulan uyurken biri

    gedikler açılan o pırıl pırıl yatağında

    gedikler ki oradan mercan ormanlarda o düzlüklerde

    geyikler görünür

    Sonra çırılçıplak kadınlar ta derinlerinde bir

    Maden ocağının

    Hatırlarsın sonra sen uyanır trenden inerdin

    Şöyle bir durup bakayım demezdin o koca koca barometrimsi

    Köklerin peşindeki lokomotife şöyle bir

    O ki sızlanır durur bakir ormanlarda ölümcül kazananlardan

    Sızlanır durur o sümbül tüten bacalardan gömlek değiştiren

    Mavi yılanlardan

    O zaman biz senin önünden gidiyorduk biz o değişmelere

    Bağlı bitkiler

    Birinin her zaman suçüstü yakalayabileceği o her gece işaretler

    Yapan biz

    O hani evi yıkılırken hani birbirine karışmış bir yığın acayip şeyin

    Önünde şaşırıp kalan

    Sonra yatağını sofayı merdivenini arayan hani

    Merdiven dallanır budaklanır büyür durmadan

    Götürür değirmen taşından bir kapıya genişler nasıl bir

    Alanda birdendire

    Kuğular gibi sırtını çıkarır kanadını açar bir sahanlık yapar

    Bir yerini ısıracakmış gibi kendi üstüne kıvrılır

    Ama basamakların ayağımızın altında çekmeceler gibi birer birer

    Açılışına bayılır

    Ekmek çekmecelerin şarap sabun ayna merdiven çekmeceleri

    O bir tutamlık saçın ten çekmeceleri

    Tam bu sırada bakarsınız binlerce Vaucanson ördeği

    Tüylerini parlatır

    Sen şimdi geriye dönmeden göğüslerini yapan o malayı alıyorsun

    Biz sana gülüyoruz sen bizi uzunlarımıza tutuyorsun

    Sonra senin isteğin gibi duruyoruz işte

    Göz kapaklarımızın altında öyle kımıldamadan hiç

    Hani o yattığı neden sonra bir bakmak isteyen

    Kadın gibi hani



    (Çev.:İlhan Berk)







    Olmak



    Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Kanatsız,akşam vakti,

    Deniz kıyısında bir tarasada ,kaldırmış bir sofrada kalmak diye bir sorunu yok onun.Umutsuzluk,ortalık kararır kararmaz bir karıktan kalkıp öbürüne konan tohumlara benzeyen, o bir sürü küçük küçük olayların dönüşü değil bu .Bir taşın üstündeki köpük ya da su bardağı değil

    o.Kardan elenmiş bir gemi o , ya da düşmüş kuşlara benzetebilirsiniz,ama kanları yok gibidir.Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu .Başa takılan mücevherlerle çevrilmiş küçük bir şey o .Umutsuzluk o.Kopçası bulunmayan inci gerdanlık ,bir ipe gelmez,böyle bir şey işte umutsuzluk.Gerisini geçelim.Başlamışsak bitirmeyiz umutsuzluğu .Saat dört sularında avizeden umutsuzlanırım ben ,gece yarısına doğru da yelpazeden umudumu keserim,tutukların sigaralarından umut-suzlarım.Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Kalbi yoktur,el umutsuzluktan hep soluk soluğa kalır,umutsuzlukta kalır öyle aynalar,bize asla ölüp ölmediğini söylemezler.Beni büyüleyen umutsuzluğu gördüm ben .Yıldızların türkü söyledikleri vakti gökyüzünde uçan bu mavi sineği seviyorum ben . Şaşılacak ,o uzun dolu tanelerine benzeyen umutsuzluğu , o kibirli , o öfke küpü umutsuzluğu büyük çizgilerle tanıyorum.Her gün herkesler gibi kalkıyorum,kollarımı çiçekli bir kağıda uzatıyorum,hiçbir şeyciler hatırlamıyorum,ama hep umutsuzluğun yardımıyla o geceden koparılmış o canım ağaçları

    görüyorum.Odanın havası davul tokmakları gibi güzel .Bir zaman

    içinde ,bir zaman .Büyük çizgileriyle tanıyorum umutsuzluğu.Bana bir sırık uzatan perdenin rüzgarı gibi o .Böylesi bir umutsuzluk akla gelir mi? Yangın var!Ah yine geliyorlar...İmdat! İşte merdivenlere düştüler.Ve o gazete ilanları,o kanal boyunca ışıklı sayılar sonra.Bir kum yığını!Büyük çizgileriyle önemli değil umutsuzluk.Bir orman yapmaya giden angarya ağaçlar,bir gün daha yapmaya giden bir yıldız angaryası,ömrümü uzatan bir angarya günleri daha.



    (Çev.:İlhan Berk)







    Tiki



    Denizlere karşı seviyorum seni

    Kırmızı yumurta gibi yeşil olduğu zaman

    Bir düzlüğe götürüyorsun beni

    Ellerin bıldırcın gibi yumuşacık

    Kadının karnına dayıyorsun beni

    Sedef renkli bir zeytine dayarmış gibi

    Dengeliyorsun beni

    Yatağa yatırıyorsun

    Yaşamış olmaya bakarak

    Önce ve sonra

    Kauçuk gözkapaklarının altında



    (Çev.: Özdemir İnce)