Anlarla Atatürk'ümüz

Konusu 'Resimlerle Atatürk' forumundadır ve deep blue tarafından 24 Mart 2008 başlatılmıştır.

    24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  1. deep blue

    deep blue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2008
    Mesajlar:
    100
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    [​IMG]

    http://img66.imageshack.HAPI YUTARDI



    Atatürk Galatasaray Lisesi'nde öğrencilerden birine sordu:
    -Nil olmasaydı, Mısır ne olurdu?
    Öğrenci,çabuk yanıt vermek için boş bulunup:
    -Hapı yutardı...dedi.
    Bu yanıt Atatürk'ün hoşuna gitti.Öğrenciye on numara verdi.
    us/img66/636/ataturk187jd1.jpg

    [​IMG]

    DEVRİM BİR ANDA OLUR YA DA OLMAZ



    Atatürk yazı devrimini gerçekleştirmişti.
    Yaşlı,genç,kadın,erkek tüm yurttaşlar yeni harfleri öğrenmek için gece gündüz kurslara gidiyorlardı.
    Devrimi izleyen iki yıl içinde bir buçuk milyon vatandaş okur yazar olmuştu.
    yazı devriminin en dikkate değer yanı,Atatürk'ün bu devrimin yerleşmesinde en ufak bir ihmali bile kabul etmemiş olmasıdır.
    Örneğin bazı kimseler kendisine:
    -Paşam,ilkokulların ilk sınıflarından itibaren yeni harflerle öğretime başlayalım.
    O kuşakla birlikte ortaokulu,liseyi ve üniversiteyi izletelim,diyorlardı.
    Atatürk bu görüş ve düşüncelerin hiçbirisine yanaşmadı. -Devrim ya bir anda olur,yada hiç olmaz,dedi.
     
  2. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  3. deep blue

    deep blue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2008
    Mesajlar:
    100
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    [​IMG]

    BABASININ TARLASI Bir gün bir köylü Atatürk’ün orman çiftliği hudutları içindeki bir tarlayı, kendi tarlasıymış gibi sürüyordu. Onu gördüler. İhtar ettiler, dinletemediler. Bunun üzerine Atatürk’e söylediler. Atatürk teftişe çıktığı zaman o tarafa gitti. Yanındakiler toprağı sürmekte olan köylüyü göstererek:

    - İşte budur! dediler.

    Atatürk yavaş yavaş ona doğru yürüdü. Yaklaşınca sordu:

    - Burada ne yapıyorsun?
    Köylü gülümsüyordu. Son derece sevip saydığımız, fakat asla korkmadığımız bir insan karşısında nasıl durursak köylü de öyle duruyordu. Sakin bir sesle cevap verdi:
    - Tarlayı sürüyorum.
    - İyi ama, bu tarla senin midir?
    - Değildir.
    - Kimindir?
    - Atatürk'ündür!.

    Köylü bu cevabı vermekle suçu kabul etmiş oluyordu. Bu itibarla dava kaybolmuş demekti. Atatürk, kendi toprağına tecavüz edildiği için değil, haksızlık yapıldığı için sertlendi ve sordu:

    - İyi ama, sen başkasının toprağını ona sormadan ve izin alınmadan sürülüp ekilmeyeceğini bilmiyor musun?

    Köylü hiç telaş etmiyordu. Aynı sükunetle dedi ki:

    - Biliyorum, fakat benim bu tarlayı sürüp ekmeye hakkım vardır!

    Atatürk'ün kaşları çatıldı ve büyük bir merak ve hayretle ona sordu:

    - Bu hakkı nereden alıyorsun?
    - Çok basit... Atatürk bizim babamız değil mi? İnsan babasının tarlasını sürüp ekerse kabahat mi işlemiş olur?

    Atatürk'ün yüzünde takdir ve sevgi duygularının en coşkununu anlatan engin bir gülümseme oldu, köylünün sırtını okşadı ve;
    - Haklısın!.. diyerek uzaklaştı

    [​IMG]

    MUSTAFA KEMAL'CE BİR YANIT İstanbul'un işgal günleri; başta General Harrington olmak üzere bir kısım işgal kumandanları Pera Palas Salonu’nun bir köşesinde otururlar. Mustafa Kemal nedense dikkatlerini çeker. Kim olduğunu soruşturdular. Mustafa Kemal denir. Onlar için Mustafa Kemal Birinci Dünya Savaşı’nın en ünlü şahsiyetlerinden biridir. Yabancı dillerde Çanakkale Harpleri’nden bahseden ve daima Mustafa Kemal'in isminde düğümlenen kitaplar, yazılar, o zaman bile bir kitaplığı doldururdu.

    Kendisine haber göndererek masalarına davet ederler. Ama Mustafa Kemal'in cevabı hem nazik, hem kesindir:

    - Burada ev sahibi olan biziz. Kendileri misafirdirler. Onların bu masaya gelmeleri gerekir.
     
  4. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  5. EU2

    EU2 Guest

    Teşekkürler canım... Atatürk le ilgili anıları okumayı çok severim. Onun ne büyük bir dahi olduğunu görüp her defasında bir kez daha hayran olmak hoşuma gidiyor.
    Bir ülkenin kurtarıcısı, lideri, Atası, kurucusu ve Cumhurbaşkanı olmak ne demek. Milletini ve vatanını sınırsız sevip onun çıkarlarını herzaman üstün tutmak nasıl olur en iyi Mustafa Kemal den öğrenilir !! Bugünün devlet adamlarının çok çalışmaları lazım çoooooookkkk. Önlerinde bu kadar mükemmel bir örnek varken bunu görememek acınası bir körlüktür.
     
  6. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  7. deep blue

    deep blue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2008
    Mesajlar:
    100
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    ATAÜRKÜMÜZÜN
    İLKELERİ BENİM İLKEM!!!
    DÜŞÜNCELERİ BENİM DÜŞÜNCEM!!!
    ANLAYIŞI BENİM ANLAYIŞIM!!
    KISACA BEN ATATÜRK EVLADIYIM!!
    DEEPBLUE
    [​IMG]
     
  8. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  9. deep blue

    deep blue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2008
    Mesajlar:
    100
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
  10. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  11. deep blue

    deep blue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Şubat 2008
    Mesajlar:
    100
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
  12. 24 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  13. ngs2007

    ngs2007 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    730
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Atatürk ve Torpil...
    *Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'ta dır. Bakan ise
    Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir. Bakan, makamında çalışmaktadır.
    Kapı çalınır.
    - Bakanın gür sesi: "Giriniz!"

    ATATÜRK'ün Yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler.
    Hoşbeşten sonra Yaver, Bakan Abidin ÖZMEN'e bir zarf uzatır.
    Konuklara yer gösterir ve zarfı açar. ATATÜRK'ten gelen bir mektuptur bu:
    "Bay Abidin ÖZMEN, Milli Egitim Bakanı...."

    Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:
    "Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırıp..."

    Bu, ATATÜRK'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir.
    Bakan Abidin ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürü'nü çağırtır ve şu direktifi verir:
    "Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukları Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının 'Veli ve ödeyen hanesine ATATÜRK'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der.
    Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le ATATÜRK'e yollar.

    Mektubun içeriği şöyle: "Muhterem ATATÜRK, Yaver bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasındaTürkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaskanı ATATÜRK gibi biri bulunduğu için; bu iki çocugu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım.
    Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum..."
    ATATÜRK bu mektup üzerine, devrin Başbakanı Ismet Inönü'ye telefon ederek:
    "Bak"demiş, "Senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı" diyerek olayı anlatmış. Inönü, Bakan'ı adına özür dilemiş.
    ATATÜRK: "Yok!" demiş "Özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse..."
    ***
    Bu anı Yüksek Mimar H.Rahmi ÖZMEN'in amcası, M.E.B. Abidin ÖZMEN ve ATATÜRK arasında geçer. Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan Bakanın yeğeni H.Rahmi ÖZMEN 15.08.1985 günlü bir mektupla gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985 tarihli KOLAY ILAN adlı gazetesinde yayımlar.
    Bu kaynaktan alınmadır...
    __________________
    [​IMG]
     
  14. 25 Mart 2008
    Konu Sahibi : deep blue
  15. zeyno07

    zeyno07 Guest

    atam izindeyiz ne mutlu türküm diyeneeeeeeee.