Anne Karnında Acıların Cocuğu Olmayı Öğreniyormuşuz!

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve vicdan tarafından 6 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    6 Ocak 2008
    Konu Sahibi : vicdan
  1. vicdan

    vicdan ~ справе&#1076 Üye

    Katılım:
    20 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.101
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106

    “Yaşamsal enerji kutsal kasede”
    Ana rahminden itibaren psikolojik virüslerle çevrilen bedenimizi korumanın ve iyileştirmenin yollarını Doç. Dr. Nusret Kaya anlattı…

    Varsa -ki mutlaka vardır- psikolojik takıntılarınıza anne karnındayken aldığınız negatif kayıtlar neden olmaktadır, desem...

    Yani mutsuzluklarınızın, huzursuzluklarınızın nedeninin başta babanız olmak üzere bütün aile büyüklerinin annenize yaptığı olumsuz davranışların olduğunu söylesem...

    Bir bakıma savaşlara, teröre, kargaşaya, açlığa, kadınlara özellikle de hamile olanlara uygulanan kötü muamele ve onların cinselliğini yaşamalarına engel olunması neden olmaktadır.

    Hepsi bu değil tabii. Anne karnından çıktıktan sonra da karşılaştığımız olumsuzluklar, büyüklerin bilerek veya bilmeyerek yaptığı yanlış davranışlar da organik virüsler gibi dirençli ve hızlı yayılan psikolojik virüsler tarafından sarılmamıza ve alt-üst olmamıza neden oluyor.

    Bütün bu tezlerin sahibi rüya analizleriyle tanıdığımız psikiyatr Doç. Dr. Nusret Kaya.

    KUYRUĞU DİK TUTMAK



    Bizi alt ve üst beyinle tanıştırdınız. Şimdi de psikolojik virüslerin temizlenmesinden söz ediyorsunuz? Nedir bu PVT?

    Bir de ‘kuyruk bilimi’ var. Bütün bunları daha iyi anlamak için öncelikle Yaratıcı’nın hepimizi eşit yarattığı ‘içimizdeki ben’e bakalım. Önce anne rahmindeki bir aylık haline, sonra da gelişmiş haline. Biz doktorların ‘merkezi sinir sistemi’ dediği bu kuyruklu canlılar ‘Esas Canlı’dır. Bunu nereden anlarız? Çünkü sistem yara kabul etmez. Diyelim ki kalın kafatasınıza güvenip kask veya kemer takmadan trafik kazası yaptınız. Eğer kafanızı çarptıysanız 100 milyon beyin hücreniz çöpe gider, asla kendini yenileyemez veya kuyruk boyun hizasından koptu. Ölüm kesindir. Alt uçtan koparsa belden aşağısı felç olur ve kimse dikemez.


    Kuyruk dediğiniz, omuriliğimizin kuyruğu…

    Atalarımız bu konuda bizden daha çok şey biliyormuş. Mesela birbirlerine bir tavsiyede bulunmak istediklerinde ‘kuyruğunu dik tut!’ derler. Dışımızda kuyruğumuz yok ama içimizdeki esas evrensel canlının uzun bir kuyruğu var.


    Yani?

    Omuriliğimiz omurga kanalının 20 cm. kadar üstünde sonlanır ve bütün omurilik kanalının suyla dolu olduğunu gördüğümüzde, beyin ve kuyruğunun yani esas canlının, bir ağaç gibi kökteki suyla beslendiğini anlamaya başlarız. Yaşam enerjimizi sağlıklı kullanabilmemiz için de mutlaka doğru su kaynağını kullanmamız gerekir.

    PENİS VE VAJİNA SİNİRİ


    Nedir bu doğru su kaynağı?

    Kadın anatomisinde vajina-kutsal kâse, erkek anatomisinde ise penis-fallus’tur. Yani erkek omuriliğindeki penis sinirini, kadın da vajina sinirini diğer kök organlarının çok önünde kullanmalıdır. Kullandığımız kök bizi kadın veya erkek yapacaktır. Yoksa bu sinirler çalışmaz. Kutsal kâseyi öğrenemeyen kadın kutsal dişi olamaz, olamayınca erkeğini de fallusla barıştırması hiç mümkün olmaz. Aynı şekilde erkek de kadına kutsal kâseyi yaşatamıyorsa fallusu ile barışamayacak ve erkek olamayacaktır.


    Kadının da, erkeğin de cinselliğini yaşaması ve cinsellikten haz alması gerekiyor yani?

    Evet. Şunu da tekrarlamam gerekiyor ama... İçimizdeki evrensel canlı mutlak eşit ve benzerdir. Cinsiyetlerin ayrışması, ancak ve ancak bu sinirlerin doğru kullanımıyla mümkündür.


    Peki, doğru suyu kullanmazsak ne olur?

    Bunu yapamadığımız zaman başımıza gelen şu; yaşam ağacı kökten beslenecek ya, doğrusunu kullanmazsa kökteki diğer organları anüs ve mesaneyi kullanmaya başlar. Bu kök organları da bizi hayvani ve savaş sever yapar. Cinselliğinden habersiz doğurgan kadınlar çıkar ortaya. Aşkta aradığımızı bulamayız, devamlı fotoroman aşkları yaşarız veya arabesk yaşarız. Dedikodu yapar, kimin eli kimin cebinde onunla ilgilenir, boş boş konuşur, habire kavga ederiz.


    Doğru kökü kullanmamıza engel olan şey ne?

    Ana rahminden itibaren kaptığımız bütün psikolojik virüsler. Beynimiz alt ve üst beyinden oluşur. Tıptaki deyişle corteks yani üst beyin, taze cevizin acı diye soymaya çalıştığımız kahverengi zarı kadar inceliktedir ve bu zar 1,5-2 yaşından itibaren çalışmaya başlar. İnsan üst beyniyle okur, yazar, konuşur, dünyayı algılar, para kazanır, savaşır, tartışır, kibirlenir.

    PSİKOLOJİK VİRÜSLER


    Dolayısıyla bizi yönetenin üst beynimiz olduğunu zannederiz.

    İşte bu şartlandırma ‘psikolojik virüs’lerimizin en önemli nedenlerinden biridir. Çünkü anatomik, fizyolojik ve yapısal olarak üst beyin, kuyruklu canlının en çok %28 hücre kullanımı kapasitesindedir. Bir başka deyişle % 72 hücre kullanma kapasitesine sahip olan beyin ve kuyruğunu yok kabul etmek, savaşların, hastalıkların başlıca nedenidir diyebiliriz. Başka bir deyişle, üst beynin oluşmadığı, çalışmadığı, sislendiği ve devre dışı olduğu tüm zamanlarda, alttaki evrensel kuyruklu canlı korunmasız kalır. Çevredeki her olumsuz davranışı bilgisayar gibi ve negatif kayıt olarak kabul eder.


    Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?

    Günlük yaşamda üst beyin oluştuktan sonra öğrendiğimiz, hatırladığımız kayıtlarımız var. Bir de ana rahmindeyken yani üst beyin oluşmamışken ve 0-2 yaş arasında henüz çalışmazken ve de üst beynin sislendiği, yani yaşadığımız duygusal şoklar, alkol ve diğer uyuşturucuların neden olduğu sarhoşluk zamanları, organik ve ruhsal hastalık zamanları, hapishane, hastane gibi izolasyon zamanları, matem reaksiyonları, açlık-savaş-kıtlık gibi ağır çevre koşulları, kadını değersiz görmemize neden olan genetik geçişli kültürel virüslerin neden olduğu travma zamanlarda kaydedilen hatırlanmayan ve unutulan kayıtlarımız var. İşte bu hatırlanmayan negatif kayıtların tamamı psikolojik virüslerimizdir.

    KAYIT, HENÜZ ANA RAHMİNDEYKEN BAŞLIYOR


    Bu virüsleri anne rahmine düştüğümüz andan itibaren mi kapmaya başlıyoruz?

    Hepimiz virüslerimizi anneciklerimizin rahminde kapmaya başlıyoruz. Yeni nesillerin psikolojik virüs kapmaması için kadınlara ve de özellikle hamile kadınlara iyi davranılması, özen gösterilmesi gerekiyor.



    --------------------------------------------------------------------------------



    0-2 yaş arası kapılan virüsler


    Biraz da bebeklik döneminden söz edelim mi?

    Apışaramızı kollamaktan aciz olduğumuz bu dönem, en sert alt uç virüsleri kaptığımız bir dönemdir. Bu virüsler, tuvalet temizliği sırasında apış aramıza değen anne eli dışındaki tüm eller; bebek poposu öpmeye ve yemeye eğilimli libidosu rahimlerinde olan tüm büyükler, anüsten kullanılan ateş düşürücü fitiller, anüsten kullanılan dereceler, anüsün kulak temizleme çubukları ile temizlenmesi gibi bilgi eksikleri ve masum hatalardır.


    Babaların bebeklerin altını temizlemesinin ne zararı var?

    Bebek anne karnından çıktığı için bir tek anneyi yabancı olarak kabul etmez. Onun dışındaki herkes yabancıdır ve buralara dokunulduğunda büyük insan gibi utanır, sıkılır, kızarır. Anne yokken bebeğin tuvalet temizliği ile uğraşan kişi mutlaka eldiven kullanmalı. Bir de üst uç virüsler var: ‘yapma, etme, ben seni yerim’ diyen yüksek ve nevrotik ses tınılarının neden olduğu işitme virüsleri; çatık kaşlı gözler, asık suratlar, korku filmleri gibi görme kaynaklı virüsler; şapır şupur öpme, çimdikleme gıdıklama tarzında dokunma kaynaklı virüsler; ayakta ve beşikte sallama gibi denge ve uyku kaynaklı virüsler; ağzımıza zorla sokulan emzik, yemek kaşığı gibi tat ve ağız kaynaklı virüsler; bir an önce yürümemiz için yapılan baskı, otorite ve konuşma kaynaklı virüslerdir. Bu da demek oluyor ki, annelik veya bebek bakımı sadece bebeğin karnını doyurmak ve altını temizlemekten ibaret değildir.



    --------------------------------------------------------------------------------



    Psikolojik Virüs Tedavisi (PVT) için spor yapın


    Hepimiz bu virüsleri kaptığımıza göre tedaviden bahsedelim biraz da. İyileşmemiz mümkün mü?

    Mümkün tabii. Eğer kutsal kaseyi biliyorsanız ve yaşayabileceğiniz bir seks ortamınız varsa sıklığını artırın. Yoksa günde bir saat bisiklet hariç (erkeklerde anal, kadınlarda klitoris enerjiyi kamçıladığı için) terletici spor yapın. Rüyalarınızı hatırlıyorsanız kahvaltıdan önce yazın, kimseye anlatmayın. Koşullarınızı ve bunlara bağlı negatif duygularınızı, özellikle öfkelerinizi abartılı olarak bir kağıda yazın ve sonra kağıdı yırtıp atın. Kitabın sonunda yazdığım programı her gün uygulayın.


    Niye rüyaları kimseye anlatmayacağız?

    Çünkü olumsuz kayıtları ancak rüya dili bize anlatabilir. Rüya analizi zordur ve sembol dilini bilmek gerekir. Tıpkı atalarımızın okur-yazarın az olduğu zamanlarda ‘Rüyalarınızı suya anlatın’ dedikleri gibi ben de rüyalarınızı kendiniz için yazın diyorum.


    :1shok:

    Kaynak : AKŞAM