Anne Olmadan önce sert bir yöneticiydim. (!)

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve gozde_ tarafından 1 Şubat 2010 başlatılmıştır.

    1 Şubat 2010
    Konu Sahibi : gozde_
  1. gozde_

    gozde_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Nisan 2009
    Mesajlar:
    329
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Adıyamanlı, 10 çocuklu bir ailenin en küçüğü; matematiğe olan düşkünlüğü nedeniyle matematik öğretmenliği eğitimi almış, üzerine de Londra’da pazarlama ve marka yöneticiliği alanında master yapmış. Birçok işkadının aksine tüm bunları yaparken 20’li yaşlarında anne olan Ayşegül Güneş’le konuştuk.

    Zorlu bir eğitim alırken, bir yandan da aile şirketinde çalışmaya başlamışsınız. Sonra master ve derken daha fazla sorumluluk alarak yöneticilik. Tüm bunların üzerine anne olmaya nasıl karar verdiniz?
    Ben, hayatıma biraz hızlı başladım ama bundan oldukça mutluyum. Şu an oğlumla birçok şeyi paylaşabiliyoruz. 10 çocuk sahibi olan bir annenin en küçük çocuğuyum ve annemin yaşı ne kadar ilerlemiş olsa da bizimle olduğu her an, ne kadar mutlu ve kendini güvende hissettiğini görerek büyüdüm. Bu duyguyu yaşamak için çok fazla beklemek gereksiz geldi.

    OĞLUMU MUTLU EDERKEN MUTLUYUM
    Çocuğunuzu büyütürken ona yeterince vakit ayırabildiğinizi düşünüyor musunuz?
    Oğlumla olduğum sürelerde birbirimize birçok şey verebildiğimize inanıyorum. En önemlisi onunla konuşabiliyorum, muhteşem bir iletişimimiz var ve her ikimiz de dinlemeyi bilen insanlarız. Onun gelişimini izlemek ve bu değişimleri fark edebilmek, anneliğin en büyük heyecanı. Bazen anne gibi olmam gerekse de çoğu zaman anne-arkadaş, anne-eğlence, anne-öğretmen oluyorum. Oğlumu mutlu ederken aslında ben de çok mutlu bir anne olduğumu hissediyorum. Çünkü benim oğluma verdiklerim kadar oğlumun da bana verdiği, kazandırdığı çok şey var.

    Şimdi çocuğunuz, 6,5 yaşında tamamen size bağlı olduğu dönemler geride kaldı, rahatladınız mı yoksa okul vesaire sosyalleştiği organizasyonlarda kontrolün sizden çıktığını düşünüp daha çok endişeleniyor musunuz?
    Oğlum şu an hazırlık sınıfında, hala bana bağımlı olduğu şeyler var fakat bunların boyutu değişmeye başladı. Artık beraber çok güzel şarkılar söylüyor, ders çalışıyor, resim yapıyor, spor aktivitelerine katılıyoruz. Kontrolün çok fazla elimden çıkmasına müsaade etmek istemiyorum açıkçası. Özellikle arkadaş çevresi ve ailelerini tanımak istiyorum. Bence her anne endişelidir. Önemli olan bunu ona belli etmeden durabilmek ve özgüvenini kazanmasına müsaade etmektir.

    Modern kadının en büyük çelişkilerinden biri kariyerine ara vermek zorunda kalmamak için doğumu mümkün oldukça geciktirmek. Siz hem kariyerinizi hem anneliği planlarken nasıl bir öncelik listesi yaptınız?
    Kariyerimde tam doruk noktaya gelmeden çocuğum olsun, belli bir yaşa gelsin, kendi özgüvenini kazansın; bebek olmaktan çıksın; bu arada ben de yavaş yavaş yükselmeye başlarım düşüncesiyle anne oldum. Ayırım yapmadan her ikisini de yürütmeye devam ediyorum. Kariyer sahibi olan kadın çocuk sahibi olamaz veya zorlanır diye bir kaide yok; sadece bir süre fedakarlık gerekli.

    DİRAYETİ ÖĞRENDİM
    Annelik ve işkadınlığı birbirinden zaman ve birikim olarak çalıyor mu yoksa eksiltmek yerine birbirini besleyip büyütüyor mu?
    Her ikisi de birbirini tamamlıyor. Doğruyu söylemek gerekirse anne olmadan önce daha sert bir yöneticiydim; fakat bu duyguyu, gerçek sevgiyi, merhameti tattıkça daha yumuşak bir yönetici oldum. İşkadını olmamın anneliğime katkısı ise bana daha dirayetli olmayı öğretiyor, ayaklarımın üstünde durmam gerektiğini hatırlatıyor. Kendime ve oğluma güzel bir gelecek hazırlamalı, Türkiye’miz için çalışıp yurdumuza hayırlı bir evlat yetiştirmeliyim.

    TÖRENİN YERİNİ EĞİTİM ALMALI
    Mardin’de yaşanan katliamda aralarında çocukların da olduğu 44 kişi öldü, 70 çocuk yetim veya öksüz kaldı...
    Mardin’de yaşananlar, tamamen eğitimsizlikten kaynaklanıyor. Bu yüzyılda hala töre olarak benimsenen birtakım cahilliklere engel olunamıyorsa, bunun temelinde eğitimsizlik yatıyor. Eğitim seviyesi düşük tüm illerimize, tüm vatandaşlarımız imkanları dahilinde birtakım yardımlarda bulunmalı, devletimizin de desteğiyle eğitim çalışmalarını hızlandırmalıyız. Biz Adıyaman’a birçok yatırım yapıp orada ve çevre illerde sanayiyi kalkındırmak için çalışıyoruz. Ekonomik koşullarının düzelmesiyle içinde bulundukları o huzursuz, mutsuz ortamdan uzaklaşacaklardır. Onlara öldürmek yerine, kazanılacakları öğretmeliyiz...

    Ekonomik koşulların düzeltilmesiyle özellikle ’töre’nin ağırlığı azaltılabilir mi?
    Töre kendi ailemde tanımadığım, bilmediğim bir olay. Sebebi ne olursa olsun bir cana kıymanın anlaşılabilir hiçbir yanı yok, olamaz da. Ekonomik seviyenin düzelmesinin bu tip olayları ne kadar olumlu etkileyeceğini çok kestiremiyorum ama eğitimin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kendi adıma, içinde eğitim olan her sosyal sorumluluk çalışmasına imkanlarım ölçüsünde destek olmaya gayret ediyorum.

    GÖÇÜ ÖNLEME PROJESİ
    ’2004 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ile bir işbirliği yaptık. Kümelenme Projesi denilen belli bir işkolunun o yörede geliştirilmesi çalışmalarına Adıyaman fabrikamızla dahil olduk. Adıyaman’daki çalışma 2005 yılının en iyi kümelenme projesi seçildi. Anadolu’da sanayicilerin yapacağı bu tür yatırımlar ve entegre tesislere geçilmesi bölgedeki ekonomik sorunları çözmekte etkili olacak, göçü yavaşlatacaktır. Büyük kentlerde üretim maliyetlerinin önümüzdeki dönemde daha da yükseleceğini düşünüyorum. Dünya pazarında Çin, Mısır gibi çok ucuz üretim yapan ülkelerle rekabet edebilmek için maliyetlerini mutlaka düşürülmesi gerekiyor. Bu nedenle, Adıyaman fabrikamıza çok önem veriyorum ve hem üretim maliyetlerini rekabet edebilir noktaya getirecek hem de üretim kalitesini artıracak çalışmaları ekip arkadaşlarımın, ailemin desteğiyle yürütüyorum.’


    İki anneden mutluluk formülleri
    Annelerin mutluluğu çok önemlidir. Mükemmel anneler çoğunlukla mükemmel çocuklar yetiştiremez. Çünkü mükemmellik adına hem kendinden hem de çocuğundan aşırı beklentileri vardır.... Ama mutlu anneler mutlaka mutlu çocuklar yetiştirir!’
    Leyla Navaro’nun ’Beni Duyuyor musun?’ adlı kitabından işte böyle manidar bir alıntıyla sitelerine gelenleri selamlıyor Özlem Akdağ Pırlantı ve Fulya Kömürcü. Zira bu iki annenin kurdukları internet sitesi ’Çocukla Çocuk’ (Cocuklacocuk - Çocukla Çocuk olmaya çalışan annelerin annelik, hobi günlüğü), mutlu bir annelik deneyimi için tüm ipuçlarını da bünyesinde barındırıyor.
    Adanalı, bir kız bir erkek çocuk annesi olan kimya mühendisi Özem Akdağ Pırlantı ile Kastamonulu ve iki erkek çocuk annesi olan Fulya Kömürcü’nün yolları, birinin iş diğerinin de evlilik vesilesiyle taşındıkları Kayseri’de kesişmiş. Ve iki anne bundan iki yıl önce güçlerini internet ortamında birleştirerek Çocukla Çocuk sitesini kurmuş. ’Annelerin çocuklarıyla birlikte nitelikli zaman geçirmeleri çocukların bilişsel ve duygusal yönden gelişmesinde çok etkilidir’ diyen ikili, sitelerini ’Biz Özlem ve Fulya, kendi çocuklarımız ile geçirdiğimiz zamanları herkesle paylaşmak için kurduk’ sözleriyle özetliyor. İki anne, annelikten sağlık konularına, eğitimden oyunlara, okudukları kitaplardan mutfak maceralarına yaşayarak edindikleri tüm deneyim ve duygularını sıcak ve samimi bir dille paylaştıkları internet günlükleriyle de bunu gayet güzel başarıyorlar. Dahası Çocukla Çocuk sitesi hobi, el becerileri, çocuklarla renkli faaliyetler, el yapımı oyuncaklar gibi türlü başlıklarda sunulan yaratıcı fikirlerle de zenginleşiyor. Sitenin sadık okuyucu kitlesine ve pek çok anneden siteye gelen sıcacık teşekkür mesajlara bakılırsa Çocukla Çocuk, mutlu anneler ve mutlu çocuklar yaratmak için gerçekten de güzel bir kapı arılıyor.

    Yazan : GÜLAY ALTAN
    Kaynak : Akşam