Anne Olmak Isteyenler

Konusu 'Arşiv' forumundadır ve EU1 tarafından 20 Haziran 2007 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    ben baska bır arkadasın agzından anlatıyorum o suan hamlıe allah saglıkla kucagına almak nasıb etsın.
    "Tüp bebek işlemi sizin yumurtalarınızın kaltesini artırmaz, sadece daha fazla yumurta üretmenizi sağlar, böylece içlerinden kaliteli bir taneye rastlama ihtimali artsın. Tabii bir de tutunma konusu var ki o zaten tıbbın çözememiş olduğu birşey. O sebeple tüp bebek işleminden önce de kendinizi çok iyi hazırlamalısınız diyordu. Vücudunuzu, rahminizi, zihninizi hazırlamalısınız.
    Bu konuyla uğraşmaktan hepinizin yorgun olduğunu biliyorum. Zaman zaman kendinizi ne kadar kötü çaresiz hissettiğinizi, biraz ondan biraz bundan sürekli birşeyler denediğinizi, ama sonuç alamayınca nasıl moralinizin bozulduğunu.

    Ancak ben size en çabuk çözümü anlatamayacağım. Sadece bildiğim en garantili çözümü öğrendiğim bilgiler ışığında size ileteceğim. Bu çözüme ulaşmak 4,5 yılımı, onu anlamak 1 yılımı, uygulayıp sonuç almak ise 6 ayımı aldı. Sizin için bu süre belki daha az belki de daha uzun olabilir.

    Öncelikle süreyi kısaltmak, süre ne kadar uzun olursa olsun yumurtalarınız bitene dek uğraşma kararını ne kadar erken verdiğinize bağlı. Çelişkili bir ifade gibi görünse de değil. Başka bir şekilde açıklamaya çalışayım: Siz bu işten ne kadar sabırsız bir şekilde kurtulmaya çalışırsanız, çabalarınız o kadar yarım yamalak aceleci olacak ve işe yaramaktan uzaklaşacaktır. Çünkü her denemeyle ümitlenişinizde ya bu seferde hamile kalamazsam endişesini irlikte taşımaktasınız. Bu büyük bir yük. Herşeyden önce bu yükten kurtulmanız gerekiyor.

    Dingin, ne yaptığını bilen, başaracağına inanan, her başasısız denemeden bir şey öğrenmeye kararlı bir şekilde, adeta Edison tavrıyla bu işe yaklaşmaya başlamak zorundasınız.

    Bunu yapabilir misiniz? Kendinize sorun. Belki de ilk defa en büyük ciddiyetinizle içinize önün ve sorun: Hamile kalmak için son derece kararlı olup vazgeçmemeye karar vererek, ama aynı zamanda da hiçbir zaman hamile kalamayabilecek olmanız ihtimalini de tevekkülle kucaklayabilir misiniz?

    Aslında şöyle bir düşünürseniz, size asıl stres veren şeyin duygusal baskılar olduğunu anlarsınz. Çünkü çocuğunuz yok diye hayatınızda gerçek anlamda günlük olarak bir zarar yaşamıyorsunuz. Ya çocuk yaparsın ya da...diye bir tehdit altında değilsiniz. Çocuğunuz yok diye hapse girme tehlikeniz söz konusu değil. Yani hamile kalamamanın hayatınızı kötü yaptığına karar vermiş olan sizsiniz. Bu sadece sizin gerçeğe ait bir algılamanız, bir yorumunuz. Herkes ne derse desin. Hayatı yaşayan sizsiniz.

    Şu an hamile değilsiniz ve sizin gerçeğiniz bu. Yakın zamana dek benim olduğu gibi. Bunu olgunlukla kabul edip hayatınızın şükredebileceğiniz bir çok güsel yönünü ön plana çıkartmalısınız. Çocuk sahbi olmak sizin için hayatınızın en büyük projesi. Ama sizi şöyle düşünmeye davet ediyorum: Benim hayatım şu an kötü değil. Çocuk sahibi olamazsam daha kötüye gimeyecek. Sadece çocuğum olursa daha iyiye gidecek. Bunun için elimden geleni yapacağım. Ama elimden gelen herşeyi yaptıktan sonra Allah bana yine evlat sahbi olmayı takdir etmediyse, o zaman da ya br evlat edineceğim ya da çocuksuz hayatın tadını çıkartacağım.

    Bunu yapabilir misiniz? Bence yapabilirsiniz ve yapmalısınız da.

    Korkularınızdan arındığınız anda, bu yükten kurtulup kendinizi yeniden sevmeye başladığınız anda mucizeler, bilgiler, fırsatlar, harika insanlar önünüze serilmeye başlıyor.

    Bunu yapablir misiniz? Bence yapabilirsiniz ve yapmalısınız da. Çünkü başka zaten şansınız yok.

    İşte gerçek sebepleri ben internet vasıtasıyla Dr.Randine Lewis'in The Infertility Cure (Kısırlık Tedavisi) adlı kitabında buldum. Bence siz de bunu yapmalısınız. Deli gibi sonu gelmez tüpbebekler yapmadan önce sebebinizi öğrenmeli teşhisinizi koymalısınız.

    İngilizce bilmiyor musunuz? Sorun değil. Çocuk sahibi olmayı ne kadar istediğinize bağlı. Demek ki ingilizce bilen birinden yardım istemek zorundasınız. Hani hiçbir şeyin sizi yolunuzdan döndürmeyeceğine karar vermiştiniz ya (umarım veridiniz). O zaman ingilizce bilmemenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Odaklanın, çözümü bulun ve uygulayın.

    Dr.Randine kendisi de bizim gibi zorlukları yaşayıp Geleneksel Çin Tıbbı ile bunu aşmış bir kişi. Sonra eğitim alıp uzmanlaşıyor ve diğer kadınlara yardım etmeye başlıyor. Keşfettiği şey şu: Anatomik bozukluğu olmayan herkes hamile kalıp sağlıklı çocuklara sahip olabilir. Hamile kalamayanlar kısır değildir, sadece dengeleri bozulmuştur. İşte bu cümle benim için dönüm noktasıydı. Geri dönüşü olmayan bir iyileşme sürecinin başlaması bununla oldu.

    Sonra anlatıyor, kadın vücudunun ne kadar hassas olduğunu, en ufak bir hormonal dengesizlikte adet düzeninin bozulduğunu, kötü beslenmenin stresin etkilerini vb vb. Talihsizlik, batı tıbbının bu dengesizlikleri tespit edememesinde. Halledilebilecek bir işlev bozukluğu işte bu şekilde çözümsüz bir hastalığa dönüştürülmüş durumda.

    Dolasısıyla ben küçük not defterime şunu yazdım: Ben infertil değilim, sadece dengem bozulmuş. Vücudum doğurgan olmayı yeniden hatırlayacak. Bunu başaracağım ve herkese göstereceğim.

    (Kısır kelimesini özellike kullanmıyorum, çünkü benim için özellikle negatf anlam taşıyor. İnfertil daha belirsiz, ne demek istendiğini anlatıyor ama zihnime negatif çağrışımlar yapmıyor.)

    Bu cümleyi sürekli okudum, benim hedefimdi bu. Ona odaklandım. Onu pekiştirecek, zenginleştirecek başka ifadeler aradım. Mesela: Sadece tek bir tane sağlıklı yumurtaya ihtiyacım var. Sadece bir tane. O da tek bir adet sağlıklı spermle buluşacak. Ondan işim bitti. Harka bir çocuğum olacak ve bir daha bunu yapmam gerekmeyecek. Eğer mucizeye ihtiyacım varsa, bu direk olarak Allah'tan gelecek.

    Kısacası bu işi başaracağıma kesin olarak, hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde kendimi inandırmam gerekiyordu. Bakın ben inançlı bir insanım, kapalı falan değilim. Bazılarınız benimle tanıştı. Ama Kur'an benim için en önemli kaynaklardan biri oldu. Örneğin, Ali İmran suresi, 47.ayette diyor ki: "...İşte Allah dilediğini böyle yaratır. O birşeyin olmasını dilrse, ona "OL" der, o da hemen oluverir." İte ben Allah'ın OL dediği anda hazır olmalıydım.

    İnşirah suresi, 5-6: "Bir güçlükle beraber muhakkak bir kolaylık vardır.Gerçekten bir güçlükle beraber bir kolaylık vardır." Dikkat edin, bir güçlükten sonra kolaylık vardır demiyor, beraber diyor. Demek ki benim henüz göremediğim birşeyler var.

    Son örnek, Lokman suresi, 20: "Görmüyor musunuz ki, Allah göklerde ve yerde ne varsa hepsini sizin emrinize vermiştir. Açık ve gizli olarak bütün nimetlerini üzerinize yağdırmıştır." İşte ben o gizli nimetleri yani bu işi çözecek bilgileri araştırıp bulmaya talip oldum arkadaşlar.

    Bir tane de Edison'an örnek vereyim. Beni çok motive eder. Edison elektriği bulmadan önce bir rivayete göre 999, bir rivayete göre de 9999 deneme yapmış. Ve her denemeden sonra dermiş ki, ampulü yakamamanın bir yolunu daha elemiş olduk. Ne harika bir bakış açısı değil mi? Zaten Edison tamamen hayal dünyasında yaşarmış. Sadece elektrik değil, başka birçok icatları da böyle yapmış.

    Evet, işte bence halletmeniz gereken ilk konu zihinlerini temizlemek, endişelerden, şüphelerden, korkulardan arındımak. Temiz akıllı bir şekilde çözüme odaklanmak.

    Size sabır değil, sebat tavsiye ediyorum.

    Ne demiş Atatürk: "Zafer, zafer benimdir diyebilenindir."

    bugunluk bu kadar canlar yarın yıne devam ederım daha cok sey var paylsılacak...
    stresı hafife almayın. Stres, 1 numarlı doğurganlık öldürücü. O sebeple zaten benim Dr.Randine'in kitabından öğrendiğim iyileşme programının 5 başlığından biri gevşeme, stresten uzaklaşma. Zihni temizledikten sonra hemen o geliyor. Çin tıbbına göre stresin vücudumuza ve üreme sistemimize yaptığı sey su: Herhangi bir sebeple, infertilite sorunumuz dışında bir sebeple strese girince (ör.borçlar, işyeri sorunları, akraba anlaşmazlıkları vb.), ve uzun süre de stres durumu devam ettiğinde, vücuttaki kan dolaşımı dengesini yitirip kan beyne hücum etmeye başlıyor. Gerginlikten en çok etkilenen rahim ve rahme kan gitmemeye başlayına soğumaya başlıyor. Bazılarımızın ayaklarının sürekli üşümesi ve karnının sürekli soğuk olması bundan (ben de öyleydinm). O zaman da yani stres olunca vücut diyor ki; hmm şimdi alarm durumundayız, bir bebek için huzurlu, sağlıklı ortam oluşturamayız. Hop, fsh (folikül yani yumurta taslağı harekete geçirme hormonu) fırlıyor, çünkü rahim ve yumurtalıklar soğudu, üretim uyarılarına cevap veremiyor. Hani kışın çok soğukta araba motorları çalışmada zorlanır ya. Biraz onun gibi. Neyse, teşbihte hata olmazmış. Bunu tıp nasıl ölçebilir? Tabii ki ölçemiyor. Zaten bu ayki üretilen yumurta 150 gün önceki uyarı ile hazırlanmaya başlıyormuş. Yani hemen bu ay fsh uyarısı gitti, sıradaki yumurta hemen regl bitiminden 15 gün olgunlaşmaya başladı değil.

    İlginç bilgiler değil mi? Ben Dr.Randine'in yalancısıyım. Ama bana çok mantıklı geliyor. Peki ne olması lazım? Nasıl iyileşir? Bir kere embryonun tutunması için rahmin son derece rahat, gevşemiş, ideal sıcaklığına ulaşmış, bir bebeğe 9 ay boyunca yuvalık yapmay hazır hale gelmesi lazım. Zaten tüp bebeğin embryo kaliteli olsa da tutmaması bundan işte. Onun için kitaptaki başlıca öneriler şöyle: Özellikle ovulasyon dönemlerinde akşam yatarken karnınıza termofor koymak. Haftada en azından üç defa yürüyüş yaparak kan dolaşımını harekete geçirmek. Ayakları sabah-akşam sıcak suya batırıp çıkarıp şoklamak. Bir de femoral masaj diye bir masaj var.( DİKKAT ÖNEMLİ: Yukarıda bahsettiğim FEMORAL MASAJI yapmamanız gereken durumlar var: Hamile olma ihtimaliniz varsa yani ovulasyon dönemi bittikten sonra veya tüp bebekte transfer işleminden sonra YAPMAMANIZ gerekir. Yani hamile olduğunuzdan şüpheleniyorsanız yapmayacaksınız. Yine yüksek tansiyonunuz varsa, kalp hastalığınız, dolaşım bozukluklarınız varsa, ya da geçmişte felç geçirdiyseniz veya retinanızda yırtılma gibi bir sorun olduysa bu tekniği uygulamayın)Yine sabah akşam kasıklardan rahme giden iki ana kan damarı var, onları 30-45 sn.boyunca elinizle bastırıp gelen kanı bloke etmek ve bırakmak, kanın elinizin arkasında birikip sonra boca olmasını sağlamak. Bunu her iki tarafa üçer kez dönüşümlü olarak uyguluyorsun. Çok basit ve zararsız. Kısacası üreme sistemini ısıtıyorsunuz, kan dolaşımının gerektiği şekilde üreme sistemine de geri dönmesini sağlıyorsunuz.

    Tabii kan dolaşımı dengesinin bozulmasının bir sebebi de kötü beslenme. Ama alışkanlığınız yoksa acılen bol su içmeye başlamanızı öneririm. Harika bir temizleyici ve tıkanıklık açıcı.
    işte böyle kızlar senağlama:1hug:a.s.:1hug::teytey::sm_cool::icecream:
     
  2. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  3. EU1

    EU1 Guest

    umarım yararlın olur demi
     
  4. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  5. mehay

    mehay CANIM OGLUM Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    15.992
    Beğenildi:
    26
    Ödül Puanları:
    198
    canim benim insallah rabbim en kisa zamanda hepimizin kucaklarini doldurur
     
  6. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  7. EU1

    EU1 Guest

    Amin Kiz Inşallah Amin
     
  8. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  9. mehay

    mehay CANIM OGLUM Üye

    Katılım:
    21 Nisan 2007
    Mesajlar:
    15.992
    Beğenildi:
    26
    Ödül Puanları:
    198
    valla bana oyle geliyorki senin cok az kaldi kucaginin dolmasina :)) icime boyle doguyor neden bilmem!!
     
  10. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  11. EU1

    EU1 Guest

    Hay Allah Allah Mi Söyletiyor Acaba
     
  12. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  13. _ASLI_

    _ASLI_ Aktif Üye Üye

    Katılım:
    5 Haziran 2007
    Mesajlar:
    597
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    birde arkadaşlar bazen bazı şeyler insanını içine doğar. ama sız kendinizden emin olmadığınız için içinize doğan durumun üzerinde çok durmazsınız, unutur gidersiniz daha sonra ve ancak içinize doğan durum gerçekleştiğinde hııım bu benim içime doğmuştu dersiniz. Bende hissediyorum ki İnşallah rabbim bana da er yada geç bir çocuk verecek hatta birden fazla:) arkadaş çok güzel yazmış bencede ilk önce inanmak gerekiyor. şartlar ne kadar kötü olursa olsun. ben bu hafta godaphene kullandım. adetimin 12. günü dr gittiğimde dr. yumurtlama olmamış dedi. önümüzdek ay dozu artırıp, tekrar deneyeceğiz dedi. moralim çok bozuldu. ama şimdi adetimin 14. 16. 18. ve 20. günlerinde eşimle birlikkte olmaya karar verdik. yumurta oluşmamış ama bugünler arasında oluşmayacağı anlamına gelmiyor. olasalık çok düşükte olsa ben anne olmak için elimden gelen herşeyi yapacağım ve inanınyorum ki burada birgün hamileyim yazılı kocaman süslü bir başlık açıp bunu sizinle paylaşacağım inşallah. hepiniz sevgiyle kalın.
     
  14. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  15. EU1

    EU1 Guest

    Amin Inşallah Canim I
    Nşallah
     
  16. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  17. ezgican

    ezgican Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    81
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    mrh arkadaslar.anlıyorumki hepimiz aynı dertten muzdaribiz.ama biliyormusunuz sırf kafamıza taktığımız için,sırf kendimizi strese soktuğumuz için bebişlerimize kavusamıyoruz.tabiki herseyin zamanı var yüce rabbim hepimize nasip edicek bebişlerimizi.ama inanın istemek ve ümidi yitirmemek en önemlisi gecenlerde internette dolanırken çörek otu ve bal mucizesini okudum.yaşca büyük bir iki kişiyede bunun doğruluğunu sordum ve onayladılar.1 kg çörek otunu güzelce un halıne getiriyoruz.1 kilo bal ile karıştırıp sabah ve aksam ac karnına 1 tatlı kaşığı içiyormusuz.tabiki eşinizle beraber.çörek otu kısırlık ve cinsiyet hormonlarını düzene sokup sakınleşmenize yardımcı oluyormus denemekten bişey cıkmaz diye düşünüyorum sonucta zararlı bişey değil ilaç değil.peygamber efendimiz bile çörek otu için ölümden baska her hastalığın devası demiş bu bitki için.bence deneyin kızlar tadıda cok güzel.sonucta içtiğimiz ilaçlarda bitkilerden yapılmıyormu.polikistik olarak bizim derdimiz hormon dengesizliği değilmi.buyrun size bu dengesizliği düzeltebilecek mucize karışım.istersenız arastırın internetten ama faydasını göreceğiz inşallah denemeye değer ne dersiniz?
     
  18. 20 Haziran 2007
    Konu Sahibi : EU1
  19. Tuxgxba & Mxuxrsel

    Tuxgxba & Mxuxrsel Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2007
    Mesajlar:
    122
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    canım yaa inşallah o gün gelir ve bizde o yazıyı görünce seni teker teker tebrik ederiz.Burda sıkıntılarımız paylaşıyoruz Ben inanıyorum Allahın izniyle hepimiz sevinçelirimizi güzel haberlerimizide paylaşacaz.benimde hep içime öyle doğuyor sanki ilk denemede olacak gibi bide nedense bahsederken hep çoğul çıkıyo ağzımdan annemde seni Allah söyletiyo ikizinmi olacak yoksa diyoo:) Hayırlısı bakalım zaman bize ne gösterecek Umarım güzel şeyler olur hepimiz için Sevgiler..
     
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.