Anne olmak zor alan anne olmaksa daha felakat....

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve daylight tarafından 3 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  1. daylight

    daylight Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    2.435
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Kimin basına gelmis bilmiyorum ama çok etkileyici...
    Mart ayi gelmisti ama kizim hala okumaya gecmemisti. Odevlerini
    yapmamak icin bir suru bahane buluyordu. Elimden geldigince
    ilgileniyor, calisma sevki kazanmasi icin cabaliyordum. Ancak hicbir
    gelisme yoktu. Adeta inatla okuma-yazma ogrenmemeye calisiyor
    gibiydi. Ogretmenligin kazandirdigi butun deneyimlerimi kullaniyor,
    hicbirinin ise yaramadigini gordukce panigim artiyordun
    Kizimdan bir yas kucuk oglum ve henuz yedi aylik bebegimden
    calabildigim her dakikayi kizima ayiriyor, ancak ogretmeniyle her
    konustugumda buyuk bir dus kirikligi ile eve donuyordum. 'Kizim
    acaba
    geri zekali mi' diye dusundugum oluyor, bu dusunceler yuzunden
    beynimin zonklamasini gecirmek icin iki, uc tane agri kesici almak
    zorunda kaliyordum.
    O soguk mart aksaminda, sonmeye yuz tutmus sobanin yaninda, kizima
    heceleri sokturebilmek icin ugrasirken, onun ilgisizligi kalan son
    sabrimi da tuketti. Aylarin birikimiyle kizi mi omuzlarindan tutup,
    silktim ve minicik yanagina hatirladikca utandigim' bir tokat attim.
    Yanagi kipkirmizi oldu. Saskin ama kizgin bakti. Aglamamak icin
    minik
    dudaklarini surekli bukuyor, bakislari kalbimin otelerine dogru ok
    gibi ilerliyordu.
    Sessizligi bozan ben oldum.
    "Neden? Nazlihan neden? Nicin okumayi ogrenmek icin gayret
    gostermiyorsun? Sen aptal degilsin. Neden kendine aptalmissin gibi
    davranilmasina izin veriyorsun?"
    Bir an durdu, sonra sesinin butun yirticiligi ve kiniyle, "Cunku ben
    okumak istemiyorum" diye haykirdi. Kulaklarima inanamiyordum.
    Yuksek
    tahsil yapip, iyi bir gelecegi olacagini dusledim biricik kizim,
    benim, ben ogretmen Emine Ozgenc'in kizi "Okumak istemiyorum" diye
    bagiriyordu.
    Hayal kirikligi ve saskinlik icerisinde "Neden?" diye sorabildim.
    "Cunku ben senin gibi okuyup, ogretmen olup, cocuklarimi evde yalniz
    birakip ise gitmeyecegim, Calismayacagim, Ben sadece anne olacagim."
    Kizim konusmuyor, adeta beni tokatliyordu. Basim donuyor, gozum
    karariyor, bu sozlerin gercekten kizima mi ait oldugunu anlamaya
    calisiyordum. Evet bu sozleri bana yedi yasindaki kizim
    soyluyordu. "Insan simdi bayilmaz da ne zaman bayilir" di ye
    dusundum. Sanki, birden, gozlerimin onunde bir sinema perdesi
    acildi
    ve aci bir film oynamaya basladi. Yozgat'in Nohutlu Tepesi'nde, o her
    cikisimda hic bitmeyecegini dusundugum yokusun basindaki bir turlu
    isitamadigim evi hatirladim.
    12 Eylul sonrasi, esimin (bircok insana yapildigi gibi) hic
    anlayamadigim bir tarzda ve sebepsizce tutuklanip cezaevine
    goturulusu. Aylarca tutuklu oldugu halde mahkemenin bir turlu
    baslamayisi. Yillarca suren ve benim, esimin neden tutuklandigini
    beraat ettikten sonra bile anlamadigim mahkemeler. Bakamadigim icin
    dokuz aylik oglumu Samsun'a, anneme birakmam. Bakici ve anaokulu
    masraflarini karsilayamadigim icin, iki yasindaki kizimi her gun
    calistigim liseye goturusum. Yavrumun ogretmenler odasinda
    koltuklarda uyuyusu. Uykusunun en derin yerinde calan teneffus
    ziliyle yavrumun firlayip koltuklara oturusu. Sonra mudurun beni
    cagirip, "Bak Emine Hanim, biliyorum zor durumdasin ama seni goren
    herkes cocugunu okula getirmeye basladi. Burasi cocuk yuvasi degil
    ki. Bir daha kizini okula getirme" deyisi. O gunden sonra iki bucuk
    yasindaki kizimi o koskoca, o sopsoguk evde, yalniz basina birakip,
    donene kadar kizimi korumasi icin Allah'a yalvarislarim. Acikir ve
    susar diye etrafa biraktigim su bardaklari ve yiyecekler. Her aksam
    eve dondugumde yavrumu bir kosede battaniyenin altinda buzusmus bulusum.
    "Yavrum, iyi misin? Korktun mu?" diye sorunca, "Korktum, agladim,
    agladim, yoruldum, sustum, sonra yine agladim" diyerek boynuma
    sarilisi. Bir film seridi gibi geciyordu gozlerimin onunden. Bir
    turlu filmin sonu gelmiyordu.
    Nisan sonlarina dogru bir ogle paydosunda eve gelmis ve zili calmak
    zorunda kalmistim.
    O sabah telasla cikarken anahtari evde unutmustum. Ama cok dert
    etmemistim. Nasilsa kizim evdeydi. Kapiyi acardi. Ama acmadi.
    Acmadigi gibi sesinin butun gucuyle "Anne" diyerek agliyordu. "Kizim,
    ben annenim, ac kapiyi" dedikce o "Hayir sen annem degilsin. Sen
    kurtsun. Beni yiyeceksin" diye feryat ediyordu. Ne soyledimse
    inandiramadim. Dinledigi bir masaldan etkilenmisti besbelli.
    Yavrum,
    minik yavrum korkuyor ve agliyordu. Yarim saat ugrasmis, ikna
    edememistim.
    Yapacagim tek sey vardi. Bir sekilde iceri girmek. Ama nasil?
    Kapiyi
    kiracak gucum yoktu. Nohutlu Tepesi'nde cilingir ne gezerdi. Icerde
    yavrum feryat figan agliyordu. Neden sonra alt kata inmeyi dusundum.
    Kapiyi acan komsuma bir yandan olaylari anlatiyor, bir yandan
    balkona
    dogru kosuyordum. Bir sandalye bulup balkona yerlestirdim ve ust
    kattaki evimin balkonuna ulastim. Ben, 153 santimlik ufak tefek
    kadin, bir sandalye yardimiyla nasil olup uc metrelik tirmanisi
    gerceklestirerek, ucuncu kattaki evimin balkonuna ulastim. Hala
    anlamis degilim. Sanki gorunmeyen bir el beni yukari cekti.
    Balkonun
    kapisi pek saglam olmadigindan, kilidi kolayca acip iceri kostum.
    Kizim kapinin dibine oturmus, basini bacaklarinin arasina
    sikistirmis
    agliyordu. Sarildim, sarildim, sarildim... Goz yaslarim onunkiyle
    karisti. Koynuma buzuldu. Sadece "Annem, annecigim, kurt beni
    yiyecekti" diyebiliyordu. O gun ogleden sonraki ilk dersimi
    kacirdim.
    Mudurun ikazina ragmen kizimi sinifima goturdum. Once mudur
    muavini,
    sonra mudur tarafindan azarlandim ama hic cevap vermedim. Sadece
    goz
    pinarlarimda iki damla yas belirdi. Ve o yaslar mudurun birden susup
    ozur dilemesine sebep oldu.
    Evet bu aci film bitecek gibi degil. Kizimin sesiyle irkildim.
    "Ben okumayacagim. Anne olacagim diye feryat ediyordu. Feryat
    etmiyor
    sanki beni tokatliyordu. Ona iyi bir anne olamadigimi ve bundan
    duydugu rahatsizligi bu sozlerle haykiriyordu yuzume. Hayatimin
    hicbir aninda boylesine bir aci yasamamistim. Hicbir soz yuregimi ve
    bellegimi boylesine hirpalamamisti.
    Kizimin kestane rengi saclarini oksadim. Tokadimla kizaran yanagini
    optum. Basini gogsume bastirdim. Onun hafizasinda yer eden butun
    acilari silmek istiyordum. En dogru, en egitici sozleri
    bulmaliydim.
    Ama nasil?.. Bu allak bullak beyinle nasil?
    Oglece ne kadar kaldik bilemiyorum. Bir ara konusacak gucu
    bulabildim.
    "Kizim, her okuyan kadin calismak zorunda degildir. Sen iyi bir anne
    olmak istiyorsun. Ben de iyi bir anne olmani istiyorum. Ancak,
    okursan, bilgili olursan, iyi bir anne olabilirsin. Calismak zorunda
    degilsin ki. Sen de evde cocuklarina bakar, onlara okuma yazma
    ogretirsin" diye devam eden bircok cumle siraladim pes pese. Kizim
    ikna olmus gorunuyordu. Ertesi gun okuldan geldiginde onu masanin
    basinda Cin Ali kitabini okurken buldum. Kizim, okuyup yazmayi
    aylar once ogrenmis fakat israrla herkesten saklamisti.
    Ogretmeni saskindi. "Nasil olur da bir cocuk, bir gunde bu kadar
    ilerleme kaydedebilir?" diye soruyordu. Bu sorunun cevabi oyle uzun
    ve anlasilmasi oyle guctu ki... O an susmak, en guzel cevapti cunku
    bu sorunun cevabini ancak ben ve Nazlihan anlayabilirdik.
    Simdi kizim, Gazi Universitesi'nde isletme okuyor. Anadilini cok
    iyi
    okuyup, yazdigi gibi iyi derecede Ingilizce de biliyor. En onemlisi
    bir kadinin hangi sartlarda olursa olsun calismasi ve ekonomik
    ozgurlugunu elde etmesi gerektigine inaniyor. En guzeli de her
    firsatta "Canim annem diye sarilip yanaklarimdan opuyor. Ben de
    onun,
    daha once "o utandigim tokatla" kizart tigim yanagindan opmeye ozen
    gosteriyorum.
     
  2. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  3. BarbunyaPilaki

    BarbunyaPilaki Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    827
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    Çalışan anne olmak gerçekten zor benzer bir durumu bende yaşıyorum. Kızım üç yaşında büyüyünce ne olacaksın dediğimde öğretmen olacağım anne ama çalışmıyacağım diyor bana gerçekten insanın içi acıyor.
     
  4. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  5. zeko

    zeko umut €tm€k h€rş€yd1r..... Üye

    Katılım:
    18 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.089
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    ayyy ne güzeldi ağlamamak için kendimi zor tuttum...paylaşımın için teşekkürler...
     
  6. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  7. Selenais

    Selenais Kelepceliyim ben sana Üye

    Katılım:
    24 Kasım 2006
    Mesajlar:
    1.299
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    148
    Calisan anne olmak zor olabilir, ama gerekli bu zamanda, cocuk anlayamaz bunu, hep yanibasinda ister tabiki annecigini, ama gun gelir sukreder anneside calistigi icin,bir meslegi bir geliri oldugu icin.. hersey cocuklarimiz icin, iyi gecinebilmek icin degilmi zaten? Keyfinden calismiyorki kimse..
     
  8. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  9. melekberke

    melekberke Serseri aşığım..... Üye

    Katılım:
    15 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    1.347
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    Süperdi daylight. Gerçekten çocuklarımız için çalışıyoruz. Ama onları ihmal edebiliyoruz. Çok acı birşey. Ben uzunca bir süredir oğlum eve geldikten sonra acil bişey çıkmadıkça sadece onunla ilgilenmeye çalışıyorum. Çünkü geçen zaman geri gelmiyor.Ve onların dünyaları öyle hassas ki...
     
  10. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  11. çiçek64

    çiçek64 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    13 Haziran 2008
    Mesajlar:
    808
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    yazı çok güzeldi teşekkürler. gerçekten çok ama çok zor özellikle çocuklar 2 yaşından sonra artık farkediyorlar, anlıyorlar ve hiç istemiyorlar annelerinin gitmesini, bir arkadaşımın 2 yaşında oğlu var ve işten döndüğünde uzun süre kendisine konuşmuyor, bakmıyor, annesinin dokunmasını istemiyor ve saldırgan davranışlar sergiliyor ve arkadaşım çok üzülüyor ve işi bıraksammı diyede bu aralar çok düşünüyor. mutlaka büyüdüğünde anlayacaktır ama işte küçükken zor hem anneye hem bebeğe.
     
  12. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  13. EU3

    EU3 Guest

    cok güzel bir paylasım
    ve coğu insan bunu yasıyor

    halamında böyle bir hayatı vardı
    kızı 3 yasında ve hasta evde tekbasına bırakıp işine gitmiş
    cünkü mecbur calısmaya baska caresi yok
    allaha dualar ederek etrafa yiyecek su bırakarak gitmiş işine
    ve aradan 20 sene gecti kendisi emekli oldı kızıda üniversite öğrencisi
    zorluklar cekliyor ama mutlu ve güzel günler de geliyor a.s.
     
  14. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  15. derin55

    derin55 şükürrrr yarabbiimm!!! Üye

    Katılım:
    9 Ekim 2008
    Mesajlar:
    8.247
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    a.steşekkürler a.s.gözlerim yaşararak okudum senağlamabende aynı duygularla çalışmak istemedim :1no2:şimdi bir kızım var ve ona bakmayı her anını paylaşmayı istiyorum:ecrin_bebek: şu anda çalışmak istemiyorum daha sonra Allah izin verirse düşünüyorum çalışmayı...
     
  16. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  17. HeartLess

    HeartLess HUZUR MELEĞİMSİN SEN.. Pro Üye

    Katılım:
    20 Ekim 2007
    Mesajlar:
    12.846
    Beğenildi:
    29
    Ödül Puanları:
    198
    gerçekten ders alınacak gerçek bir hikaye...
    okurken gözlerim doldu...
    anne olmak çok ama çok fedakarlık gerektiriryor...
    dışarıdaki insanlara gösterdiğimiz sabrın yarısını bile gösteremiyoruz bazen,
    sonra üzülüp,ağlıyoruz...
    ne olur çocuklarımıza hangi durumda olursak olalım,el kaldırmayalım...
    bende bir anneyim,benim de kızgınlıklarım oluyor,sinirleniyorum ama
    daha birkez elim kalkmamıştır kızıma,kalkamazda zaten...
    hiç tasvip etmediğim bir durumdur...
    çalışan anne olduğum için zaten birçok şeye özlem doluyum,
    en başta da kızımla vakit geçirmeye...
    ama içim şu anlamda rahat,kızıma hamileyken işimden istifa ettim,ve
    doğumdan sonra kızım 3 yaşına gelene kadar çalışmadım,hep onunlaydım,her anında yanındaydım...
    inanın istifa ettiğime bile hiç ama hiç üzülmedim...
    ama hayat şartları zorluyor,bir yerde çalışmak zorundayız...amaaa
    o dengeyi kurmamız lazım...çocuklarımız herşeyden önemli olmalı...
    sevmeliyiz,sevdiğimizi,bizim için önemli olduklarını,
    ve iyiki bizim çocuklarımız oldukları için,onlarla gurur duyduğumuzu
    her seferinde onlara hissettimemiz lazım...
    kızım geçen yıl öğlenciydi...birgün izinliydim,sabah kalktım kızıma kahvaltı hazırladım,
    üstünü giydirdim,saçlarını bağladım ve öperek okula gönderdim.
    öğlen yemeğe geldiğinde yemeği sıcak ve hazırdı,yemeğini yedi,sırtı terlemiş,üstünü değiştirdim,
    tekrar hazırladım ve okula gönderdim...okula giderken bana "" Anne ,keşke ev hanımı olsaydın,
    baksana yemeğim hazır,sen evdesin,ne kadar güzel olurdu deyince,onu öptüm okula gönderdim ama
    o günden beri,ki kızım 11 yaşında onun ezikliğini hissediyorum...
    anlattım neden çalışmam gerektiğini,inanın beni anladı ama kalbine anlatamadı ve hala istiyor evde olmamı...
    çalışan annenin en büyük sıkıntısı,çocuklarıyla geçiremediği o güzel zamanların
    geri gelmeyişini bilmektir,inanın...keşke çok çok iyi olsaydı herkesin maddi durumu da,anneler evde olsaydı...biraz uzun oldu ama inanın bu duygularımın sadece giriş kısmı olabilir...
    sevgiler...
     
  18. 3 Aralık 2008
    Konu Sahibi : daylight
  19. GxoxkyxuxzxuxndeDans

    GxoxkyxuxzxuxndeDans GÖZLERİMDE GECE OLDU Üye

    Katılım:
    3 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.055
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Okurken gözlerim doldu biz çalışan annelerde vardırya hep böyle suçluluk duygusu bir an kendi evladım geldi aklıma bebekken bırakıp gitmek bir nebze daha kolay ama şimdi oğlum 4 yaşına geldi hergün çalışmamı sorguluyor her sabah anne bugün tatıl deyilmi deyişi yokmu benı bitiriyor bazen her şeyi bırakıp sorgusuz sualsiz çocuğum annesi olmak istiyorum 24 saat ama malesef olmuyor