anne sütü ve emzirme

Konusu 'Doğum ve Sonrası...' forumundadır ve kiyymet tarafından 10 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    10 Nisan 2009
    Konu Sahibi : kiyymet
  1. kiyymet

    kiyymet Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    75
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    arkadaşlar biraz uzun ama yararlı bir yazı

    Anne Sütü ve Emzirme
    Dr. Nazım İNTEPE

    Anne sütü bütün zamanlarda önemini korumakla birlikte, günümüzdeki araştırmalar sonucunda değerini bir daha göstermiştir. İlmi ve merhameti sonsuz Yüce Yaratıcımız, her yarattığının rızkını en uygun şekilde verdiği gibi, insan yavrusunun rızkını da doğar doğmaz, anne sütü olarak vermektedir.

    Sütü gönderen Yüce Yaratıcımız; bebeğin burnunu sütün hususî kokusunu alacak vasıfta yaratmış, yanağına dokunulduğunda, dokunan nesneyi ağzı ile arayıp, yakalama ve emme refleksi vermiştir. Bu yüzden bebek doğduğunda, ağız burun ve diğer temizlikleri yapıldıktan sonra sakinleşince -ilk 30 dakikada- anne göğsüne tutulursa hemen süt emebilmektedir.
    İlk gelen süte kolostrum denir. Halk arasında "ağız" da denen kolostrum, yoğun açık kahverengi bir süttür. Akyuvarlar ve koruyucu proteinler olan antikorlar, vitamin ve minareller bakımından zengin, besleyici özellikleri yüksek bir besindir. Bebeğin ilk besininin kolostrum olması, onu ileride birçok mide ve bağırsak hastalığından koruyacaktır.
    Anne sütünün özellikleri

    Anne sütü, nötre yakın hafif tatlıdır ve kendine has bir kokusu vardır. Bebek, gözü kapalı da olsa, anne sütünün bu özel kokusundan dolayı meme başını kolayca bulur. Anne sütü; vitamin, mineral, protein, yağ, karbonhidrat nispetleri bakımından bebeğin ihtiyaçlarını tamamen karşılayacak terkiptedir. Meselâ, kalsiyum-fosfor oranı ve diğer mineraller (demir, çinko vs.) en uygun miktardadır. Bu yüzden kemik gelişimi geriliği ve kansızlık ilk altı ayda görülmez.

    Anne sütünde, beynin yapı taşlarından olan Lesitin diğer gıdalara oranla sütte fazla olduğu için, beyin gelişimi, anne sütü emen bebeklerde daha sağlıklıdır. Ayrıca fenilalanin oranının diğer sütlere göre düşük olduğunun anlaşılmasıyla, anne sütü emen bebeklerin daha zeki oldukları ispatlanmıştır.

    Anne sütü sterildir, kirlenme ihtimali olmadan bebeğe ulaşır. Pratiktir; hazırlama, taşıma, ısıtma ve koruma meselesi yoktur. Ayrıca bedavadır. İhtiva ettiği immunglobulinler ve enzimler, sayısız bakteri ve virüsün sebep olduğu, başta ishal olmak üzere birçok hastalıktan bebeği korur. Anne sütünün terkibi, bebeğin doğumuna, aylık gelişimine, hattâ gün içindeki öğünlerine göre en uygun olacak şekilde şefkati sonsuz Rabbimiz tarafından ayarlanmaktadır.

    Bebeğin anne sütü emmesi, fizyolojik ihtiyaçlarını karşıladığı gibi hissî ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Bebek anne karnında iken annenin kalp seslerini duyarak gelişir. Emme esnasında annesinin göğsüne yaslandığında aynı kalp seslerini duyar. Bu durum bebeğin kendisini daha mutlu ve huzurlu hissetmesini sağlar. Doğduğu andan itibaren bu şekilde kendini sağlam bir sinede hisseden bebek, psikolojik yönden de sağlıklı yetişir.
    Anne açısından baktığımızda bebek ne kadar rahat ise, anne de o kadar kendini mutlu hissedecektir. Bebeğini emzirememiş anneler, çoğu defa bir suçluluk hisseder. Bebeğini emzirme, annenin bebeği kabullenmesi ve onunla hissî bağ kurması zâviyesinden de mühimdir. Bu bağı kuramayan annelerin bebekleri huzursuzdur ve sürekli ağlar.
    Emzirmenin anneye yönelik birçok faydası vardır. Bunlardan ilki, bebeğin ilk dakikalarda anne göğsünü emmesi; oksitosin hormonu salgısına sebep olur, doğum sonrası kanamalarını büyük ölçüde azaltır ve rahmin hızla toparlanmasını sağlar.
    Bebeği emzirmenin bir faydası da yumurtalık ve meme kanseri riskini azaltmasıdır. Bebeği olmayan, bebeğini emzirmemiş veya az emzirmiş kadınlarda meme ve yumurtalık kanseri görülme ihtimali hayli yüksektir.

    Gebelik süresince kalça ve sırtta oluşan yağlar, süt oluşumunda kullanılmak için depolanan enerji verici maddelerdir. Anne bebeğini ne kadar çok ve uzun süre emzirirse, o yağlar eriyecek; böylece anne doğum öncesi formuna dönecektir.

    Bebeğin sadece anne sütü ile beslenmesi en az altı ay -% 90'ın üzerinde- hâmilelikten korunma sağlar. Doğum kontrol hapları, süt yapımını azalttığı ve B6 vitamininin yetersizliğine sebep olduğu için kullanılmamalıdır.

    Anne sütü, emzirdikçe çoğalır. Emme ile beyindeki hormon salgılayan merkez devamlı uyarılır ve süt oluşumunu sağlayan prolaktin salgılanır. Böylece tam bir talep-arz durumu oluşur. Bebek emmede isteksizlik gösterse -yahut az emse- de sabırla emzirmeye devam edilmelidir. Bebek ne kadar sık ve çok emerse, o kadar çok süt üretilir.
    Tıbben gerekmedikçe, su vermekten, kaşıkla veya biberonla beslemekten kaçınmalıdır. Bunlar süt salgılamayı azaltır. Israrlı emmeme, yahut emememe bir rahatsızlığın işaretidir. Anne sütündeki niteliği bilinmeyen bir madde, yeni doğan bebeklerdeki sarılığı uzatabilir. Bu durumda 2-3 gün sağmak şartı ile emzirme kesilebilir; ancak emzirmeye devam etmenin de bir sakıncası olmadığı ispatlanmıştır.

    Başarılı bir emzirme sağlamak için, annelere gebeliğinden itibaren, sütünün eşsiz özellikleri olduğu, yetmemesi gibi bir durumun olmadığı, bebeğinin bu büyük nimetten mahrum bırakılmaması gerektiği anlatılmalıdır.

    Emzirme tekniklerinin bütün annelere öğretilmesi çok önemlidir.

    Unutulmamalıdır ki, basit birkaç teknik, bebeğin beslenmesinde önemli faydalar sağlar. Emzirmede karşılaşılan sıkıntıların çoğu, bu kaidelere uymamaktan kaynaklanmaktadır.
    Anne, emzirmeden önce ellerini sabunla yıkamalı ve meme başlarını ılık su ile temizlemelidir. Anne huzurlu ve sakin olmalı, rahat ve sırtını dayamış olarak (öne eğilmiş pozisyonda değil) oturmalıdır. Bebeği bir kolu ile başını yüz yüze bakar pozisyonda, hafif yukarı dik tutmalıdır. Mümkün olduğunca bebekle annenin çok temas etmesi sağlanmalıdır. Anne serbest eli ile de göğsünü tutarak meme uçlarını bebeğin yanağına dokundurup, hem kokusu ile bebeğin iştahını uyandırmalı, hem de arama ve emme refleksini harekete geçirmelidir. Meme başının etrafındaki kahverengi sahayla birlikte çocuğun ağzının içine sokmalıdır. Göğüs yukarıdan sıvazlanarak sıkılmalıdır. Sadece meme başını sıkmanın faydası yoktur.
    Emzirirken bebeğin burnunun, göğüs içine gömülmemesine, tıkalı olmamasına dikkat edilmelidir. Burun tıkanıklığı varsa serum damlatılıp 10 dakika sonra emzirilmelidir.
    Bebek memeden ayrılırken birden çekilmemelidir, yoksa meme başı hasara uğrar. Anne küçük parmağını bebeğin ağzına sokarak yapışıklığını giderdikten sonra rahatça meme başını dışarı çıkarabilir. Emzirme bitince, bebeğin yüzü anneye bakar şekilde, annenin omuzuna yaslanarak dik tutulmalı, sırtına masaj yapılarak yuttuğu gazlar çıkartılmalıdır.

    Emzirme sıklığı ve süresi

    Emzirme vaktini belirlemede tabii olan bebek istedikçe emzirmektir.
    Emzirme sıklığı 1-4 saat arasında değişir, süreyi anne veya doktor değil, bebek belirler. Bebek bir memedeki sütün % 90'ını ilk 5 dakika içinde emer. Bu yüzden bir meme ile en az beş dakika emzirilmelidir. Uzun süre aynı memeyi emzirme verimliliği düşüreceğinden iki göğsü de emzirmeye titizlik gösterilmelidir.

    Emzirme süresine gelince, geleneğimizde annelerin bebeklerini iki yıl emzirmesi bir âdettir. Bu uygulamada "Emzirmeyi tamamlamak isteyen (baba) için anneler çocuklarını tam iki yıl emzirirler..." (Bakara, 233) fermanı tesirli olmuştur. Zaman ihtiyarladıkça gençleşen Kur'ân'ın, asrımıza bakan mucizelerinden olan bu uygulama, tıbbî açıdan isabetlidir ve tavsiye edilmektedir. Çünkü vücudun mikroplara karşı savunmasını sağlayan immünglobulinler, bebeklerde ancak iki yaşını doldurduktan sonra yeterli seviyede üretilebilmektedir. Bu yaşa kadar vücudun ihtiyacı olan bu bağışıklık proteinleri hazır olarak anne sütü ile bebeğe verilir. Bu sebeple emzirme iki yaşına kadar sürdürülmelidir.

    Anne sütünün saklanması

    Çalışan anneler, sütünü temiz bir kaba sağarak, buzdolabında 24 saat saklayabilir. Oda sıcaklığında ise, 6-8 saat bekletilebilir. Bu süt kaynatılmamalıdır. Kaynatma anne sütünün hastalık koruyucu özelliklerini yok eder. Bunun yerine oda sıcaklığında bekletilip ılıklaşınca verilmelidir. Hafif soğuk verilmesinin zararı yoktur.

    Annenin beslenmesi

    Emziren anneler, bebeklerine ilk üç ayda günde 350-600 ml, 3-9 ay arasında ise ortalama günde 600-1200 ml süt verirler. Bu da annelerin her gün ilâve olarak verdiği sütü karşılayabilecek kadar beslenmesinin gereğini gösterir. Süt veren anne günde 500 kalori enerji kaybeder.

    Günde alınacak ilave 500 gr süt veya yoğurt, ihtiyacın bir kısmını karşılar. Bazı annelerde süt, kilo alımına sebep olabilir, bu durumda yoğurt tavsiye edilir. Alınan yoğurtla hem sıvı, hem kalori, hem de kalsiyum ihtiyacı giderilmiş olur. Özellikle A, B ve C vitaminleri annenin yiyecekleri ile yakın münasebet halindedir. Taze meyve, sebze ve etle dengeli beslenme bu ihtiyaçları karşılar.

    Açık verem, aktif sarılık, sıtma, akıl hastalığı, kanser ve hipertiroide karşı ilâç kullanma durumlarında, anne sütü verilmemelidir. Sezaryenle doğum yapanlar normal doğum yapanlar gibi, kendilerine gelince hemen emzirmeye başlamalıdır.
    Bazı anneler, sütünün yetmediğini zanneder. Bu durum geçici olarak meydana gelebilir. Böyle durumlarda ek besinlere ve mamalara hemen geçilmesi önerilmemektedir. Çünkü ek besinlere başlanırsa süt emme daha da azalır. Anneler kendi beslenmelerini artırarak emzirmede ısrar etmelidir.

    Anne sütünün olmadığı hallerde bebekler, anne sütüne yakınlaştırılmış formül mamalarla beslenmelidir. İnek sütü de kullanılabilir; ancak inek sütünün bileşimi anne sütünden çok farklıdır. Bebeğin böbreklerine yük olabilir. Bu yüzden birinci ayda inek sütü birebir sulandırılıp 10 dakika kaynatıldıktan sonra verilebilir. İkinci ay, iki ölçek inek sütü, bir ölçek su şeklinde hazırlanır. Üçüncü ayda böbreklerin süzme kapasitesi geliştiği için, inek sütü sulandırılmadan verilebilir. Mümkün olduğunca ilk üç dört ay inek sütünden kaçınmalıdır. Bunun yerine nispeten terkibi uygun mamalar tercih edilmelidir.
    Çeşitli sebeplerle yavrularını emzirmekten kaçınan annelerin onlara ne büyük bir kötülük yaptıklarını, ancak sütün yapısını inceleyince anlayabiliyoruz. Bu sebeple Allah'ın Sonsuz Rahmet Hazinesi'nden ihsan ettiği bu nimetten yavrularımızı mahrum etmeyelim.